
GIDADAN OTOBÜSÇÜLÜĞE GİDEN BİR YOL 1976 yılında Van'ın Güveçli köyünde doğdum. On iki, on üç yaşıma kadar Van'da büyüdüm; ardından İstanbul'a geldim. Evliyim, dört çocuk babasıyım. İstanbul'da büyük bir gıda firmasında yöneticilik yaptım ama otobüsçülük hiç yabancı olmadı bana; ailemizde bireysel otobüsçülük zaten vardı, abim de o dönem bu işi yapıyordu.
2007 yılında gıda sektöründen ayrılarak yolcu taşımacılığına geçtim. Önce bir Van firmasında bireysel otobüsçülük yaptım, ardından ulusal bir markaya geçtim ve orada da aynı şekilde devam ettim. Bu süreçte Van Tur adıyla faaliyet gösteren firmaya önce yatırımcı olarak dahil oldum. Bir süre sonra ortaklık sona erdi; kısa bir süre önce ise firmayı komple satın aldım. Satın alır almaz Van Tur ismini Özlem Van Turizm olarak değiştirdik. Yeni ismimizle, yeni bir anlayışla yola çıktık.
BU YOLLARIN ARABASI MERCEDES-BENZ TOURISMO Filomuzda 18 adet Mercedes-Benz araç var. Şirketi devraldıktan hemen sonra yatırım çalışmalarımıza başladık ve ilk etapta 3 adet Mercedes-Benz Tourismo sipariş verdik; teslimatlarını gerçekleştirdik. Amacımız, filomuzun tamamını kademeli olarak Tourismo'ya dönüştürmek. Mercedes-Benz dışında başka bir marka almak aklımızın köşesinden bile geçmiyor.
Neden Tourismo? Çünkü bizim güzergâhlarımız uzun ve zorlu. Van'dan çıkan bir araç bazen 20 saati aşan yolculuklar yapıyor. Bu mesafelerde araçtan beklentimiz çok yüksek: düşük yakıt tüketimi, bakım kolaylığı, düşük işletme maliyeti ve her şeyden önemlisi yolcu konforu. Tourismo, bu kriterlerin tamamını karşılıyor. Yolcularımız uzun yolculuklarda kendilerini iyi hissetmeli; bunu sağlayacak araç bizim için Tourismo.
KARGO YÜZÜNDEN VALİZLERE ZARAR VERMEK KABUL EDİLEBİLİR BİR TABLO DEĞİL Bu bölgede otobüsçülüğü farklı yapmak için yola çıktık. Misyonumuz net: Van halkına gerçekten yakışır, kaliteli ve onurlu bir seyahat hizmeti sunmak. Otobüslerimiz yolcu taşımak için var; kargo taşımacılığına araçlarımızı açmak gibi bir politikamız asla olmayacak.
Bagaj meselesine bakışım da bu ilkeden besleniyor. Yolcumuz zaten uzun bir yolculuğa çıkıyor; varış saatini, aktarmasını, gideceği yeri hesaplıyor. Her terminalde personelin yolcu bagajı yerine kargo paketleriyle uğraşması, bu süreyi gereksiz uzatıyor. Bagaj ücreti için pazarlık yapılması, valiz üstüne valiz istiflenip çantalara zarar verilmesi kabul edilebilir bir tablo değil.
Ben her zaman kendimi yolcunun yerine koyarım. Empati bu işin temelidir; hizmet sektöründeyseniz empati kurmak zorundasınız. Gözünüzün önünde valiziniz arka sıralar arasına sıkıştırılsa ve yanınıza birkaç lira için kargo doldurulsa ne hissederdiniz? Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir muameleyi başkasına yapamazsınız. Şirketimizde öncelik her zaman yolcunun kendi bagajıdır. Acil durumlarda küçük bir emanete yardımcı olabiliriz ama bu hiçbir zaman sürekli bir kargo ticaretine dönüşmeyecek. Fahiş bagaj ücretlerine de karşıyım. Yolcu biletini almış, yanında bir parça fazla eşya getirmiş; o yolcudan orantısız paralar talep ediliyor. Bu yolcuyu üzmektir. Kimsenin buna hakkı yok. Makul bir ücret talep edilebilir ama bu, yolcuyu cezalandırmaya dönüşmemeli.
DOĞRU PLANLANMIŞ 2 SEFER, ZARARLI 10 SEFERDEN İYİDİR Rekabet her zaman iyidir; hizmette kaliteyi yükseltir, yolcuya seçenek sunar ama rekabet uğruna zararına sefer üstüne sefer koymak, sektörü çökerten bir anlayıştır. Zararına 10 sefer yapmaktansa, iyi planlanmış, adam gibi işleyen 2 sefer çok daha değerlidir. Bunu sürdürebildiğimiz sürece bu şekilde devam edeceğiz. Eğer sürdüremeyeceksek, işi ehline bırakıp çekilmek en dürüst karar olur.
Şu an İzmir, Bursa, İstanbul ve Malatya hatlarımız aktif. Ankara'ya sefer açmayı şimdilik düşünmüyoruz ancak ciddi talepler geliyor, onları değerlendiriyoruz. Hat açmak kolaydır ama biz hız yerine sağlamlığı tercih ediyoruz. Bölge yatırımcıları ve acentelerle titiz bir değerlendirme sürecinden geçerek, doğru adımlarla ilerlemeyi esas alıyoruz. 500 kişilik bir aileyiz; her bir çalışanımız şirketimizin görünen yüzüdür ve hepsine içtenlikle teşekkür ediyorum.
VAN BİLETİ 3.500 LİRA OLMALI İKEN REKABET 2.000'E İNDİRİYOR Akaryakıt fiyatları ve artan işletme giderleri, maliyetlerimizi ciddi ölçüde zorluyor. Gerçekçi bir hesap yapıldığında Van biletinin bugünkü koşullarda en az 3.500 lira olması gerekiyor ama rekabet baskısıyla biletler 2.000 liraya kesiliyor. Bu fiyatla zarar etmeyen firma yok; herkes gün sonunda hesabına eksi yazıyor.
Bu tablo daha ne kadar sürdürülebilir, belli değil. Zarar büyüdükçe hizmet kalitesi düşüyor; düşük kaliteli hizmet yolcuyu mağdur ediyor. Araç bakımlarını zamanında yaptırmayan firmalar yüzünden yolcular saatler boyunca yolda mahsur kalabiliyor. Biz fırsatçılık yapmak için bu işe girmedik; ama gerçekçi fiyatlandırmanın da savunuculuğunu yapmak zorundayız. Olmayacak düşük fiyatlarla bilet kesmek yalnızca kendi firmamıza zarar verir ve zarar büyüdükçe hizmet kalitesi kaçınılmaz olarak erir.
KÜÇÜK ÖLÇEKLİ FİRMALAR DESTEKLENMELİ Online satış komisyonları, işletme yükümüzü ağırlaştıran önemli bir kalem. Büyük ölçekli firmalar yüksek yolcu kapasiteleri sayesinde bu maliyeti toplam içinde eritebiliyor ancak bizim gibi büyüme sürecindeki küçük ölçekli firmalar için komisyon yükü çok daha belirleyici.
Küçük firmalar desteklenirse önünü daha net görür, yatırımlarına hız verir, hizmet kalitesini artırabilir. Büyüklerin yanında küçüklerin de ayakta kalabilmesi, sektörün çeşitliliği ve rekabeti açısından şarttır. Bu desteğin sağlanması hem yolcular hem de sektörün uzun vadeli sağlığı için doğru bir adım olacaktır.