
Öncelikle firma sahipleri ve profesyonel yöneticileri bir araya gelmek için kimseden icazet almak zorunda değildir. Birlik olalım, birlikte olalım bölmeyelim diyerek “yalan” beyanlarda bulunmak ise en kibar ifadesi ile “hadsizlik” ‘tir.
Yıllardır aynı şeyleri yaparak farklı sonuç elde etmeye çalışan TOFED yapısının bizlere fayda sağlamadığını hep ifade ettik. Zaten bu sebeple çıktığımız yolda, dile getirdiğimiz hep “Canı Yananların Bir Araya” gelmesi gerektiği idi.
TOFED yönetimine yazılmak ne demektir? Bir firma bu yönetime adı yazılınca orada “TEMSİL” edilmekte midir? Yoksa orada yıllardır değişmeyen isimler zaten bütün işleyişi yürütürken “yalandan” firmaların adlarına veya temsilcilerine yer vermek midir “yazılmak”?
Metro Turizm de ülkemizin önde gelen firmalarından bir tanesidir. Ne yazık ki, firma sahibi Sayın Galip Öztürk Türkiye’de olmadığından dolayı firmayı temsil için Hatay toplantısı organizatörü Sayın Ayhan Kara Metro Turizm’den temsilen bir ismi davet etmiş ancak katılım bildirilmesine rağmen kimse Hatay’a gelmemiştir.
Biz Hatay toplantısında hem fikir idik. TOFED ile görüşmeye giden temsil heyeti, ki sayıyı biz sınırlı tuttuk, orada Varan Turizm sahibi Sayın Kemal Soğancı’nın ifadesi ile “Avukatların Barosuna Otobüsçü Başkan olamıyor da Otobüsçülere niye Avukat Başkan oluyor?” diye sordu. Bu soruya tabi ki bir cevap alamadık. Tıpkı daha toplantının başında TOFED Genel Sekreterlik görevini bırakıyorum diyen Sayın Mevlüt İlgin’in neden hala o göreve devam ettiği sorusuna cevap alamadığımız gibi?
Ben TOFED’in 50 kişilik yönetim Kurulunun tamamı firma sahiplerinden oluşsun demedim. Daha önce de orada Ankara Dernek Başkanı olduğum dönemde Genel Başkan Yardımcısı olduğum için o yapıyı çok iyi biliyorum. Ben TOFED’in Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Sekreteri Firma Sahibi olsun dedim. Sayın İlgin konuları hem saptırmış hem de kendi görevi ile ilgili kısma hiç girmemiş yazısında.
TOFED’in Genel Merkezi Ankara’da olmalı evet. Sektörün kalbi İstanbul’da ama tüm Bakanlıklar ve önemli birçok kamu kuruluşu Ankara’da! TOFED, İstanbul Derneği gibi hareket eden bir yapı. Zaten kendisine bağlı 100 civarı dernek var ancak orada varsa yoksa İstanbul’un sorunları var. Örneğin Ankara AŞTİ’nin taşınmaması konusunda TOFED’ten destek alamadığımız gibi, TOFED’in o zaman ki yayın organı da bu konuyu görmemişti manşetten!
Yetki belgesi sahipleri TOFED veya bağlı derneklere üye olabilirler. Ancak onlara üye olmaları onların haklarının yeteri kadar savunulduğu ve kamu nezdinde temsil edildiğini ne yazık ki göstermiyor. Hepimiz Pandemi’yi yaşadık ve hala yaşıyoruz. Bu dönemde o kadar belge sahibinin kaçı yanında TOFED gibi devasa bir organizasyonu hissetti? Kaç yetki belgesi sahibinin derdi ile dertlendi TOFED?
TOFED bünyesindeki mevcut isimlerin hiçbiri ile benim bir husumetim yok. Zaten İstanbul’da mevcut TOFED yönetimine sizleri Danışma Kurulu’nda görevlendirelim ve maaşlarınızı almaya devam edin diyerek sistemin dışına itmek istemediğimizi Sayın İrem Bayram ifade etti. Ancak bu yine kabul edilmedi.
Biz ne Hatay toplantısında ne heyet olarak TOFED ile olan toplantımızda herhangi bir şekilde Genel Başkan Yardımcılığı gibi işlevsiz ve kâğıt üstünde kalan bir göreve talip olmadık. Sayın İlgin’in yazısında belirttiği olay “eğer” doğru ise bunu talep edenler kimler açıklasın. Çünkü yola “temsil edilmiyoruz” diye çıkan bizler için böyle bir gündem asla olmadı.
TOFED Genel Kuruluna büyük bir katılım olması da ayrıca sevindirici. 3 gün otel konaklaması hatta bazısına ulaşımın bile ücretsiz sağlandığı bu genel kurula yoğun ilgi olmuş, ne güzel. Demek ki Hatay ve Ankara toplantılarının varlığı bile yetmiş buraya yüksek katılım stresi yaşatmaya. Ancak katılımın bunca teşvik olmasına rağmen nicelik olarak olması yani katılanların katkı sunamaması üzücü.
TOFED’in içinde görev alan, MYK veya GİK listesinde yer alan isimlerin Ankara toplantısına katılmak için kimseden izin almayacağını herkes bilir. Ancak Sayın İlgin böyle bir yazı yazarak bu isimleri hem kışkırtıyor hem de ayrıştırıyor. Ankara toplantısının ev sahibi olarak bu toplantıya ne gelenlere ne de gelemeyenlere karşı herhangi bir kırgınlık veya dargınlığımız yok. Zaten hep anlattığımız ve hep yeni şeyler söylemek lazım dediğimiz husus da bu “DAYATMACI” zihniyetlere karşı vereceğimiz mücadelemizdir. Her bir sektör mensubu her zaman dilediği yerde olma hürriyetine sahiptir. Kimse kimseyi o veya bu şekilde “baskılayamaz”!
Yine aynı dayatmacı zihniyet hala bize, bizim bünyemizdeki falanca derneğe üye olun diyebiliyor. Bizler çok şükür kendi kendine karar alabilen, örneğin ben artık görev almayacağım dediğinde bunun arkasında durabilen insanlarız. Kimse kusura bakmasın ama CANI YANANLAR olarak CANI TATLI olanlarla yan yana durmayacağız.
Ankara toplantısına bizim davet ettiğimiz firma sayısı 70 ve katılım sağlayan firma sayısı da 60. Bu gelen firmalar kendi ceplerinden yol parası, yemek parası, konaklama parası vererek geldiler bu toplantıya. “BEDAVA” bal baldan tatlıdır malum ancak firma sahipleri de artık kabuk değiştiriyor. Hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi bedava olmadığını anlıyor hepsi. Çünkü bir ürün/hizmet size bedava olarak sunuluyorsa asıl ürün/hizmet sizsinizdir.
“Roma, ne bir günde kuruldu, ne de bir günde yıkıldı" deyişi ile yola çıktık biz. Bütün firma sahiplerini davet edeceğimiz günler de gelecek. Ancak biz ilk adımı daha az sayıda firma sahibi ile yaptık. Davet ederken de sadece firma sahiplerinin veya profesyonel yöneticilerini davet ettik. Yazıhanesi bile olmayan Dernek Başkanları ile toplantı yapmanın da faydasız olduğuna inanıyoruz.
Yazımı Mevlana’nın sözleri ile bitiriyorum.
Her gün bir yerden göçmek ne iyi.
Her gün bir yere konmak ne güzel.
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti, cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.