
Geçtiğimiz hafta tüm medyaya bomba gibi bir haber düştü.Türkiye’nin karayolu taşımacılığının en büyük şirketinde, Metro Turizm’de hepimizi utandıran vahim bir olay yaşandı.Kendini bilmez bir personel, bir kadın yolcuya TCK 102.md’sinde tanımlanan ‘Cinsel Saldırı’ suçunu oluşturan bir harekette bulundu. Sosyal medyanın gücü ile bu münferit olay adeta gündemi değiştirdi. Biz ulaşım basınının beklentisi, medya ve yetkililerin bu elim olayla ilgilenmesi, tartışmanın bu boyutta kalması idi. Zira bu vak’a daha ziyade sektörün kanayan bir yarasını da gözler önüne seriyordu: eğitimsizlik ve kontrol zafiyeti. Hizmet sektöründe, turizm kolunda hizmet veren bir personel,üzerindeki gömleğin Türkiye’nin en büyük karayolu yolcu taşımacısına ait olduğunu göz ardı edip böyle bir harekete kalkışabiliyordu. Orta zekalı ve orta kültüre sahip bir vatandaşın duyunca bile utanacağı bu fiili gerçekleştirmekten onu alıkoyan bir şey gerçekten yok muydu?
Muavinlik, kabin memurluğu ne derseniz… Bu meslek eğitimsiz/sosyalleşememiş gençlere bırakılacak kadar basit bir meslek mi gerçekten? Plazalarda, şirket merkezlerinde ne kadar diplomanız olsa da, en seçkin hobilere de sahip olsanız firmanızı temsilen yolcuyla birebir kontak kuran bu insanlar değil midir? Tekstil sektöründe vitrine daima en iyi ürünler en iyi çalışanlar çıkarken, milyon euroların birer imzayla elden ele geçtiği bu büyük sektörü niçin ‘kendini bilmezlere’ emanet ediyoruz, edeceğiz?
Metro Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Çiğdem Öztürk evvela sosyal medyada ardından ise ulusal basına verdiği demeçlerde bu olaya ve personele sahip çıkmayarak ‘gerçekten’ vicdanlı bir kadın ve vizyon sahibi bir yönetici olduğunu kanıtladı. Haklı bir şekilde olayın Metro Turizm’e mal edilmemesi gerektiğini vurgularken, erkek egemen sektörde Metro Akademi vasıtasıyla bu ve benzeri olayların önüne geçmek için her türlü çabayı sarf edeceğini belirtti. Peki, tüm sektörün yüzüne gerçekleri tokat gibi çarpan bu olaydan ders çıkartılacak mı? Sayın Çiğdem Hanım başta olmak üzere sektör yöneticileri bu hususun takipçisi olarak personel eğitimleri yapacaklar mı? Birtakım testler uygulayacaklar mı? Araçlarını kamera sistemleriyle donatıp personellerine ‘bu firma senin elinde değil’ mesajını verebilecek mi? Hep birlikte göreceğiz.
Temennimiz şudur ki, bu münferit vak’a Metro Turizm’e mal edilmesin, olaydan çıkartılması gereken ders çıkartılabilsin. Karayolu yolcu taşımacılığı sektörü dün olduğu gibi bugün de ‘baba’ kaptan ve kabin memurlarının sürdürdüğü bir meslek haline gelsin, vatandaşlarımız müsterih bir şekilde seyahat etsin, bu sektöre yatırılan milyonlarca euro böyle vak’alarla anılıyor olmasın.
Mertkan Yavuz