
Yüksek faiz, sektörde yatırım yapılmasının önünde en büyük engellerden biri olur iken, aynı zamanda da sektörün satışlarının %60 ve üzeri maalesef kredi/banka kartı vs. gibi araçlar ile olduğundan maliyet tarafını sürekli etkilemektedir. Ayrıca, ekonomide faiz ile ilgili olan politikaların yanlış belirlenmesi veya hatalı kararlar verilmesi de sektörün yanlış bir yola girmesine sebep oluyor. Örneğin, düşük faiz ortamı oluştuğunda kredi maliyetlerinin ucuzlamasıyla bu seferde, otobüs talebi normalinden fazla olduğu için otobüs fiyatları artmaya başlıyor ve gerçek otobüs işletme sahipleri araç bulamıyor veya bir araca gerçek değerinden daha fazla bir maliyet ödemek zorunda kalıyor. O yüzden de faizin piyasa koşullarında serbestçe belirlenmesi ve dengesini bulabilmesi her sektörde olduğu gibi otobüs işletmeciliği için de hayati bir durum anlamına geliyor.
Enflasyon, yani üretici ve tüketicinin fiyat artışlarının adı olan bu kelime, maalesef otobüsçü için sadece maliyet artışı anlamına geliyor, otobüs işletme sahipleri, bilet fiyatlarının belirlenmesi konusunda genelde yılda bir kez sezon başlamasına kısa bir süre kala fiyatlarına zam olarak yansıtıyor. Ama akaryakıttan tutalım da ikramımızdan, bakım maliyetimize, araç yatırımımızdan, sigorta giderlerimize kadar tüm gider kalemlerimiz, anlık olarak zam uygulamakta. Fiyatlar her geçen gün daha da artmakta. Otobüs işletme sahipleri, bilet fiyatlarını her gün arttırmaya çalışsa bu zamlara yetişmek mümkün olmuyor. Ayrıca, bir şekilde nasıl oluyorsa, bu fiyat artışları gibi durumlar otobüs işletmeciliğinin sezonun sonuna tesadüf ediyor ve talebin azalmasıyla da otobüs işletmeleri bir şekilde fiyat artışına gidemeyerek uzunca bir süre bu işletmeyi zarar etme pahasına sürdürüyor. Tam sezon başladı denildiğinde, talep var diye fiyatlara birazcık artış yapıldığında, Ulaştırma Bakanlığı tarafından sektöre tavan fiyat uygulaması adı altında, serbest piyasa koşullarını hiçe sayıcı uygulamalar yapılıyor. Maalesef, enflasyon yine otobüs işletme sahiplerini vuruyor.
Döviz yada yabancı para maalesef ülkemizin kaderini belirleyen en büyük etkenlerden birisi. Döviz artışı sağlandığında, nasıl oluyorsa enflasyon artmaya başlıyor. Enflasyon artışı, faizin artmasını tetikliyor ve bu ilerleyiş, kısır bir döngü şeklinde birbirlerini tetikliyor. Doğal olarak bu tetikleme sonucu otobüs işletme sahipleri, yine bu durumdan en büyük zararı gören oluyor. Çünkü araç fiyatları sebebi hikmeti bilinmediği bir şekilde dövize bağlı. Nedense, araçlarımız %60 üzerinde yerli olmasına rağmen! Bu da otomatik olarak işletme maliyetlerinin tamamını arttırdığı için sektörün kısa ve uzun vadede sürekli olarak geriye gitmesine sebep oluyor. 2011 yılında şehirlerarası otobüs pazarı, yıllık 1500 adedin üzerinde iken bugün, bu pazar bunun üçte bir civarında yani 500 adetleri zar zor gösteriyor. Kısacası döviz artışı otobüsçülüğü bitirme noktasına kadar getiriyor.
Sonuç olarak faiz, enflasyon ve döviz kıskacında olan otobüs işletme sahiplerinin her konuda zarar ettiği aşikardır. Bu zarar, maalesef sadece otobüs işletme sahiplerinin de değildir. Çünkü, bu durumlar, yolcularımıza kaliteli hizmet sunamamaya, devletimize daha fazla vergi ödeyememeye tutunda işsizliğe ve yatırım yapamamaya yol açmaktadır. Ülkemizi yönetenlerden bizlere ışık olmaları beklenirken maalesef yollarımız kararmaktadır. Otobüslerimizin görüş açısı çok düşmüştür, bir an önce bu sisli havanın bitmesi için dua etmekten başka çaremiz olduğunuda düşünememekteyim. Ülkemizin gerçek problemi maalesef DÖVİZ KURU’dur. Buna DUR YOLCU! demek gerekiyor.