
Devir kötü... Kimini göre ‘otur oturduğun yere’, kimine göre ise ‘fırsat kapına gelmiş ne duruyorsun’ diyor. Ekonominin aklı ‘yatırım’ı işaret ediyor. Best Van Tur’un yenilikçi, vizyon sahibi cesur sahipleri de ‘yatırımın tam zamanı’ diyenlerden... Pandemi süreci devam ederken, geleceğe dair belirsizlik sürerken, firma önemli bir otobüs yatırımı yaptı. Mercedes-Benz markasından şaşmayan Best Van Tur, 10 adet ‘Yıldız’ otobüs aldı. Otobüslerin 5 adedi, teslim edildi. Bunlardan birisi yine çok ‘özel’di. Değerli taşlara önem veren ve bugüne kadar ‘Siyah İnci’, ‘Gümüş Ay’ ve ‘Altın Yıldız’ı ‘Değerli Taşlar koleksiyonu’na eklemişti.
Koleksiyona, son olarak 13 metrelik, 2+1 koltuk donanımıma sahip, özel yapım ‘Yakut’u da kattı. Henüz nihai bir isim konulmayan yakut renkli bu özel otobüs, geçen hafta basın mensuplarıyla tanıştırıldı. Best Van Tur, Florya Ziya Şark Sofrası’nda bir tanıtım etkinliği düzenledi. Koluman Gaziantep Otobüs Satış Müdürü Fevzi Kaplan ve Koluman İstanbul Otobüs Satış Müdürü Şafak Şimşek'in de hazır bulunduğu etkinliğe, sektör basını yoğun ilgi gösterdi. Yemek sonrası basın mensuplarının sorunlarını cevaplayan Best Van Tur Genel Müdürü İrem Bayram, bu yatırım ve sektörün durumuyla ilgili önemli mesajlar verdi. İşte Genç Lider İrem Bayram’ın açıklamaları:
Filomuz hep değerli ve genç kalacak
Biz değerli taşları çok seviyoruz ve onlardan ilham alarak otobüslerimizi renklendiriyoruz. Bugün yine değerli taşlardan biriyle beraberiz. İlk başta ‘Siyah İnci’yle başladık, ‘Gümüş Ay’ onu takip etti. Ardından ‘Altın Yıldız’ ve şimdi de bir ’Yakut’ katıldı ailemize. Mercedes-Benz Türk bayi Koluman üzerinden yatırımını gerçekleştirdiğimiz ‘Yakut’ renkli 13 metrelik 2+1 Travego 16 otobüsümüzün adına tam olarak karar veremesek de, sizlerden gelen güzel isim fikirleri var ve gelecek olan yeni öneriler doğrultusunda bu güzel, konforlu ve rahat otobüsümüze layık bir isim bulacağız. Stratejimiz gereği hep genç kalan filomuzun Yakut renkli yeni üyesini, yollarla buluşturmadan önce siz değerli basın mensuplarına tanıtmak ve fikirlerinizi almak istedik.
Best Van geleceğe yatırım yapar
Ben işletme kökenliyim. Evet bu süreçte yatırım yapmak çok riskli, ama finansçılar hep derler ki ‘riskli olan şey çok kazandırır’. Bu paralelde bir başka ifade daha vardır; ‘kriz döneminde yatırım kazandırır’... Biz de bu dönemin riskini, daha büyük kazanca çevirebileceğimize inanıyoruz. Evet; bu dönemde yatırım yapmak birçok yönden daha zordu ve sıkıntılıydı ama biz biliyoruz ki Türkiye’de 85 milyona yaklaşan bir nüfus var. Öte taraftan bizim bir gerçeğimiz var; biz seyahat etmeyi seven bir toplumuz. Bu seyahat alışkanlıklarına belki çok zorunlu nedenlerden dolayı ara verebiliriz, ortadan kaldırmamız mümkün değil. Evet, pandemi nedeniyle evlerimizde kalıp bir soluk aldık ama bunun devamında ben inanıyorum, (Türkiye’yi tanıdığımı düşünüyorum) bu seyahat alışkanlığımız daha da artarak devam edecek ve ivme kazanacaktır. Bu yüzden de yatırım yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Her işte inişler çıkışlar olabilir. Bizim projeksiyonumuz bir yıllık olsaydı yatırım yapmazdık. Best Van Tur’un projeksiyonu 10-20 yıl sonra da görmek istediğimiz Türkiye’ye hizmet etmektir ve biz bundan hareketle yatırım yapmamız gerektiğini inanıyoruz.
2020’de 10 otobüslük yatırım
Biz, 2020 planlarımız çerçevesinde 10 otobüslük bir yatırım yapacağız. ‘Yakut’ ile birlikte 5 otobüslük ilk partiyi teslim aldık. Kalan 5 otobüsümüzü de bayram öncesi veya hemen sonrasında filomuza katacağız. Aslında bizim talebimiz toplu almaktı ama bu dönemde fabrikanın daha yavaş çalışmasından dolayı parça parça almak durumunda kaldık.
Biz, bu yatırımda da Mercedes-Benz markasına sadık kaldık. Bunun nedenleri; otobüslerin kalitesi, yakıt ekonomisi, uzun yol dayanıklılığı, yaygın servis ağı ve ikinci el değeri. Tabii bu arada Mercedes-Benz Türk ve bayii Koluman’ın da bu satışta bizlere gösterdiği desteğin rolü büyük.
‘Karayolu’na haksızlık yapılıyor
Gelelim pandemi döneminde işlerimizin durumuna... Biliyorsunuz dünyayı etkisi altına alan bir Covid-19 salgını söz konusu. Kişi olarak, kurum olarak herkes kendi önlemini alıyor. Biz otobüs firmaları da üzerimize düşeni fazlasıyla yapıyor, yapmaya da devam edeceğiz. Ancak süreci yönetecek olan, sağlığı koruyacak olan yönetenlerdir. Bunu sağlıkçıların konuşması gerekiyor ama, özellikle yolcu taşımacılığı noktasında çok mantıklı ve çok adaletli davranılmadığını düşünüyorum. Mesela; şehir içi toplu ulaşım araçlarına tüm koltukların yanı sıra 3’te 2 oranında ayakta yolcu alınabiliyor. Keza uçaklarda da her hangi bir kısıtlama söz konusu değil. Peki neden şehirlerarası otobüslere kısıtlama getiriliyor? Burada ne yapılmaya çalışıldığını bilmiyorum ama bizim bir şey yapamadığımızı biliyorum. Bakanlık karayolunu daha mı küçültmeye çalışıyor acaba...
Bilinmeli ki; karayolu yolcu taşımacılığı her şeye rağmen bu ülkenin yükünü taşıyor. Şu anda hala karayoluyla şehirler arası yolculuğun oranı yüzde 86... Herkes zannediyor ki insanlar uçakla seyahat ediyor; ama şu anda Türkiye’de her 100 kişiden 86’sı hala karayoluyla seyahat ediyor. Bu çok yüksek bir rakam. Bakanlığın bu oranı biraz düşürüp, ‘hava’ya kaydırmak istediklerini de biliyoruz. Bu noktada tabii ki sektör olarak bizim de zaaflarımız söz konusu. Daha güçlü, temsil kabiliyeti daha yüksek STK’larımız olsa, kendimizi çok daha iyi ifade edebilirdik.
Genelge yerli firmaları vuruyor
Biliyorsunuz; 1 Temmuz itibariyle pek çok ülkeye yeniden karayoluyla yolcu taşımacılığı hizmetimiz başladı. Korona tehlikesi nedeniyle İran’a seferlerimiz başlamadı. Irak seferlerimiz başladı ama, orada da sıkıntı yaşıyoruz. Türkiye’deki vaka sayılarının 1000’in altına inmemesinden kaynaklı olarak karşı taraflardan bir engel var. Irak bundan dolayı sınır kapılarını Türkiye’ye açmak istemiyor. Bu süreçler devam ediyor, biz de bekliyoruz. Tüm bu sıkıntılar devam ederken, İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelge, geleceğe dair umutlarımızı zayıflattı. Yabancı plakalı araçlar yüzde 100 doluluk oranıyla gümrüklerden geçebilecekken, genelge bize yüzde 50 kısıtlaması getiriliyor.
Bu genelge, zaten sıkıntıda olan biz uluslararası taşımacılara darbe niteliğinde. Bununla ilgili mücadelemizi sürdürüyoruz. TOBB?Sektör Meclisi, bakanlığa bir yazı yazdı. Yanı sıra ticaret odaları üzerinden bakanlığı yazılar gönderiyoruz.
Uygulamanın haksızlık olduğunu, bize döviz kaybettirebileceğini ifade ediyoruz. Kapı açılmadı ama sorunları açıldı, onu söyleyebilirim. Çalışmaya başlamadık ama sorunlarıyla mücadele etmeye başladık. Umarım kapılar açılmadan önce bu sorunu çözmüş oluruz. Biz bu yollara bu kadar emek verdik, yabancı plakalı bu emeklerimizi kaybettirmeyelim
Bu sektör artık STK’sız olmaz ama...
Gelinen süreçte sektörün STK’sız olmayacağını görüyoruz. Ama artık (otobüsçü jargonuyla); aynası, lastiği olmayan kişiler tarafından ilerletilen bir STK değil de, gerçekten otobüsü olan, bunun vergisini ödeyen, akaryakıt zammı gelince onun acısını çeken, kapandığında “Ben otobüsü ne yapacağım” diyen kişiler tarafından yönetilecek bir STK’nın gelişmesi gerektiğine inanıyorum. Ben, bu konuda her türlü sorumluluğu almaya hazırım. Bunun, bir ekip işi olduğuna inanıyorum. Tüm bölgelerin kendi içerisinde hâkim olduğu, oranın doğasını, yolcusunu, kurallarını bilen sektör mensuplarıyla bizim de görüşmelerimiz oluyor. Böyle bir girişim olursa seve seve ancak dediğim gibi öncü olmaktan çok ekip olmaya inanıyorum ve öyle bir operasyonun içinde olmak istiyorum.
STK’larda benim gözlemlediğim birkaç tane sorun var; birincisi gerçekten işini düzgün yapan kişiler STK’lara katılmak istemiyor. Amacına ulaşmayınca adlarının orada geçmemesini istiyorlar. Bir sıkıntı daha var; herkesin STK’da geçirecek o kadar vakti olmayabilir ya da orada geçirmek istemeyebilir. Şu anki mevcut STK’lardan da çok kıymetli, işini çok güzel yapan insanlar var. Onların bilgisi ve tecrübesi çok önemli. Benim görüşüm bizim tüm bölgeleri temsil eden, farklılıklarını bilen, sahaya hâkim olan kişilerin bir araya gelmesiyle bir ekip olarak çıkmak. Öncülük altında değil aslında.