Cumhuriyet teorik olarak ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi olarak tanımlamak mümkündür. Elbette burada “milli egemenlik” ve“milli irade” terimleri cumhuriyet kavramının en önemli yapıtaşlarıdır. Tarihte ise “cumhuriyet” yönetim biçimin oluşması belli aşamalarla günümüze kadar gelmiştir. Cumhuriyet rejimi, ilk defa 1789Fransız İhtilali'nin bir sonucu olarak; l792'de Fransa'da, krallık rejimi yerine uygulanmaya başlanmıştı. Önemli bir tarihsel basamak olan ihtilal sonucunda yayınlanan bildirgede insanların eşit doğduğunu ve eşit yaşamaları gerektiğini, insanların zulme karşı direnme hakkı olduğunu, her türlü egemenlik esasının millete dayalı olduğunu ve mutlak egemenliğin bir kişi ya da grubun elinde bulunamayacağını, devleti idare edenlerin esas olarak millete karşı sorumlu olduğunu, hiç kimsenin dini ve sosyal inançları yüzünden kınanamayacağını söylüyordu. Bu kavramlar ise başta Avrupa olmak üzere birçok geniş kitlelere hızlıca yayılmaya başladı. Bu gerçekten tarih penceresinde önemli bir adım sayılmaktadır.
Fransız İhtilali'nin tüm dünyaya yaydığı, hürriyet, özgürlük, milliyetçilik fikirleri zamanla Osmanlı İmparatorluğu'na da ulaşmıştı. İlk defa 19 yüzyılın ilk çeyreğinde filizlenen bu fikirler, Ziya Paşa, Ali Suavi, Namık Kemal gibi Genç Osmanlılarda özgürlük, hürriyet, milli egemenlik ve parlamento kavramlarının oluşmasına sebep olmuştu. Osmanlı tarihinde Meşrutiyetin ilanı ve Meclisin kurulması cumhuriyet sözcüğü ifade edilmese de ilk demokratikleşme çabaları idi. Ancak bu büyük değişim zorlu Milli Mücadele sonrası ülkemizi kuran ve kuruluşta Demokratik Cumhuriyeti temel edinen Gazi Mustafa Kemal Paşa sayesinde olmuştur. Elbette bu kazanım Türk halkı için de kolay olmamıştı. Türk milleti ve Türk vatanı büyük kederler ve elemler geçirmiş, önce "Ya istiklal, ya ölüm" mücadelesi vermişti. Askerlerimizin kanı ile kazanılmış vatanın her bir toprağı bizim için önemlidir. Bugün 97. Yılını kutladığımız cumhuriyetimizin, daha nice yıllar yaşaması için çalışmamız bizim ana felsefemiz olmalıdır. Zaten bunun bilincinde olan halkımız da milli iradeye olabilecek her türlü darbeye dik durmayı bilmektedir. Bunu en güzel mücadelesine daha 4 yıl öncesinde şahit olduk. Halkımız kazanımlarına canı ile sahip çıkmaktadır.
Esasında buraya kadar cumhuriyetle ilgili teorik bilgi vermemin amacı, bugün çok doğal olarak düşündüğümüz bazı kavramların hem dünyada hem de özellikle ülkemizde kolay kazanılmadığını göstermektir. Bugün yaptığımız ticarette, turizm ve alışverişte bile hiç fark etmeden demokratik cumhuriyetin nimetlerinden faydalanmaktayız. Bir anlamda yaşamımızın ve ticaretimizin güvencesini cumhuriyet değerlerinin oluşturduğu milli anayasa ve onun kuralları sağlamaktadır. Toplumsal kardeşliğimizin, seçme ve seçilme hakkımızın temeli de budur. Salgın hastalığı yaşadığımız ve özellikle İstanbul özelinde artışın olduğu bugünlerde ne yazık ki pandemiyi ister istemez unutamıyoruz. Ancak şunu da aklımızdan çıkarmayalım. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yıllarındaki o zor dönemlerinde bile birçok salgın hastalıkla mücadele etmiştir. Özellikle Balkan, 1. Dünya ve Kurtuluş Savaşlarından çıkan Anadolu halkında verem, sıtma ve çiçek gibi birçok hastalık yaygın bir şekilde can almaktaydı. Ülke milli mücadeleden yabancı ülkelerle savaşarak ve cumhuriyeti kurarak alnının akıyla çıkmıştı. Ancak bir önemli mücadelede sağlık alanında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile başlamıştı. Savaşta canını koruyan halk, hastalıkla ölüm tehlikesi yaşayabilirdi. Daha sonrasında Genç Cumhuriyet mücadelesini bu alana çevirdi. Sağlık ve sosyal yardım bakanlıkları bu alanda büyük başarılar gösterdi. Eldeki olanakların imkansızlığına rağmen açılan sağlık kurumları ve topyekun mücadele ile başarı sağlandı. Elbette burada cumhuriyet ve vatanseverlik ruhunun önemi de büyüktür. Yine bu ruhla pandemi ile mücadele ettiğimiz bugünlerde milli aşılarımız, milli tedavi yöntemlerimiz ve üstün vatansever sağlık personelimizle aynı ruhla başarılı olacağımıza inancımız sonsuzdur. Moralimizi bozmadan bugünleri aşacağımıza inanıyoruz.
Cumhuriyetimizin 97. Yılını kutladığımız şu günlerde, sağlıklı ve daha nice yıllara ulaşmasını diliyorum. Vatanımız, özgürlüğümüz ve sağlığımız yerinde oldukça ticaretimizi de yaparız turizmi de. Sektörümüzün güzel sağlıklı günlere en kısa sürede kavuşacağına da inancımız tam. Yeni yazılarda görüşmek üzere
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Cem Türkkan
Cumhuriyet ülkemiz için en büyük kazanım
Cumhuriyet teorik olarak ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi olarak tanımlamak mümkündür. Elbette burada “milli egemenlik” ve“milli irade” terimleri cumhuriyet kavramının en önemli yapıtaşlarıdır. Tarihte ise “cumhuriyet” yönetim biçimin oluşması belli aşamalarla günümüze kadar gelmiştir. Cumhuriyet rejimi, ilk defa 1789Fransız İhtilali'nin bir sonucu olarak; l792'de Fransa'da, krallık rejimi yerine uygulanmaya başlanmıştı. Önemli bir tarihsel basamak olan ihtilal sonucunda yayınlanan bildirgede insanların eşit doğduğunu ve eşit yaşamaları gerektiğini, insanların zulme karşı direnme hakkı olduğunu, her türlü egemenlik esasının millete dayalı olduğunu ve mutlak egemenliğin bir kişi ya da grubun elinde bulunamayacağını, devleti idare edenlerin esas olarak millete karşı sorumlu olduğunu, hiç kimsenin dini ve sosyal inançları yüzünden kınanamayacağını söylüyordu. Bu kavramlar ise başta Avrupa olmak üzere birçok geniş kitlelere hızlıca yayılmaya başladı. Bu gerçekten tarih penceresinde önemli bir adım sayılmaktadır.
Fransız İhtilali'nin tüm dünyaya yaydığı, hürriyet, özgürlük, milliyetçilik fikirleri zamanla Osmanlı İmparatorluğu'na da ulaşmıştı. İlk defa 19 yüzyılın ilk çeyreğinde filizlenen bu fikirler, Ziya Paşa, Ali Suavi, Namık Kemal gibi Genç Osmanlılarda özgürlük, hürriyet, milli egemenlik ve parlamento kavramlarının oluşmasına sebep olmuştu. Osmanlı tarihinde Meşrutiyetin ilanı ve Meclisin kurulması cumhuriyet sözcüğü ifade edilmese de ilk demokratikleşme çabaları idi. Ancak bu büyük değişim zorlu Milli Mücadele sonrası ülkemizi kuran ve kuruluşta Demokratik Cumhuriyeti temel edinen Gazi Mustafa Kemal Paşa sayesinde olmuştur. Elbette bu kazanım Türk halkı için de kolay olmamıştı. Türk milleti ve Türk vatanı büyük kederler ve elemler geçirmiş, önce "Ya istiklal, ya ölüm" mücadelesi vermişti. Askerlerimizin kanı ile kazanılmış vatanın her bir toprağı bizim için önemlidir. Bugün 97. Yılını kutladığımız cumhuriyetimizin, daha nice yıllar yaşaması için çalışmamız bizim ana felsefemiz olmalıdır. Zaten bunun bilincinde olan halkımız da milli iradeye olabilecek her türlü darbeye dik durmayı bilmektedir. Bunu en güzel mücadelesine daha 4 yıl öncesinde şahit olduk. Halkımız kazanımlarına canı ile sahip çıkmaktadır.
Esasında buraya kadar cumhuriyetle ilgili teorik bilgi vermemin amacı, bugün çok doğal olarak düşündüğümüz bazı kavramların hem dünyada hem de özellikle ülkemizde kolay kazanılmadığını göstermektir. Bugün yaptığımız ticarette, turizm ve alışverişte bile hiç fark etmeden demokratik cumhuriyetin nimetlerinden faydalanmaktayız. Bir anlamda yaşamımızın ve ticaretimizin güvencesini cumhuriyet değerlerinin oluşturduğu milli anayasa ve onun kuralları sağlamaktadır. Toplumsal kardeşliğimizin, seçme ve seçilme hakkımızın temeli de budur.
Salgın hastalığı yaşadığımız ve özellikle İstanbul özelinde artışın olduğu bugünlerde ne yazık ki pandemiyi ister istemez unutamıyoruz. Ancak şunu da aklımızdan çıkarmayalım. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yıllarındaki o zor dönemlerinde bile birçok salgın hastalıkla mücadele etmiştir. Özellikle Balkan, 1. Dünya ve Kurtuluş Savaşlarından çıkan Anadolu halkında verem, sıtma ve çiçek gibi birçok hastalık yaygın bir şekilde can almaktaydı. Ülke milli mücadeleden yabancı ülkelerle savaşarak ve cumhuriyeti kurarak alnının akıyla çıkmıştı. Ancak bir önemli mücadelede sağlık alanında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile başlamıştı. Savaşta canını koruyan halk, hastalıkla ölüm tehlikesi yaşayabilirdi. Daha sonrasında Genç Cumhuriyet mücadelesini bu alana çevirdi. Sağlık ve sosyal yardım bakanlıkları bu alanda büyük başarılar gösterdi. Eldeki olanakların imkansızlığına rağmen açılan sağlık kurumları ve topyekun mücadele ile başarı sağlandı. Elbette burada cumhuriyet ve vatanseverlik ruhunun önemi de büyüktür. Yine bu ruhla pandemi ile mücadele ettiğimiz bugünlerde milli aşılarımız, milli tedavi yöntemlerimiz ve üstün vatansever sağlık personelimizle aynı ruhla başarılı olacağımıza inancımız sonsuzdur. Moralimizi bozmadan bugünleri aşacağımıza inanıyoruz.
Cumhuriyetimizin 97. Yılını kutladığımız şu günlerde, sağlıklı ve daha nice yıllara ulaşmasını diliyorum. Vatanımız, özgürlüğümüz ve sağlığımız yerinde oldukça ticaretimizi de yaparız turizmi de. Sektörümüzün güzel sağlıklı günlere en kısa sürede kavuşacağına da inancımız tam. Yeni yazılarda görüşmek üzere