Trafik kazaları sonucu hükmedilecek tazminat oranları kusur oranlarına göre belirlenir. Trafik kazalarında kusurun belirlenmesinde ise birçok faktör etkili olur.
Bunlardan en önemlisi kazaya karışanların durumlarıdır. Örneğin, dikkatsizlik veya tedbirsizlik, acemi sürücülük ya da kanun ve yönetmeliklerde belirlenmiş sürüş kurallarına uymama.
Dikkatsizlik, sürücünün tamamen duyarsızlığından oluşabileceği gibi, yorgunluk ya da yasadışı madde kullanımından da kaynaklanabilir. Ancak duyarsızlıktan ya da yorgunluktan kaynaklanıyor olması kusur oranında bir fark yaratmayacaktır. Dikkatsiz davranmış sürücü kusurlu kabul edilecektir.
Tedbirsizlik ise, sürücülerin ya da işletenin kaza olmasına sebep olacak hususları ortadan kaldırmadığı durumlara verilen isimdir. Yani bu noktada bir ihmal söz konusudur. Aracın trafiğe çıkacak durumda olmadığı halde, trafiğe çıkartılması buna bir örnektir.
Acemi sürücülük yine kusuru belirleyen etkenlerden biridir. Örneğin SRC belgesi olmayan bir kaptan çalıştırmak bu kusurun oluşmasına sebep olacaktır.
Yönetmeliklerde veya kanunlarda belirlenmiş trafik kurallarına uymamak da kusur belirleyen diğer bir faktördür. Yaya geçidi olan bir noktada yayaya yol vermemek, bu sebeple yaşanacak bir kazada sürücünün kusurlu olmasına sebebiyet verecektir.
Sürücülerden kaynaklanan kusurun sebepleri bunlardır ve tazminat veya ceza davalarında bu etmenlere bakılarak kusur belirlenir. Ancak karşı tarafın kusuru da kusur oranı belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Mağdurun kusuru ve/veya üçüncü kişilerin kusuru iki taraflı kusur oranını belirlemekte kullanılır. 8/8 oran üzerinden hesaplanan bu kusur oranı belirleyici unsurdur.
Kusur oranlarının belirlenmesi genelde kaza esnasında bir memur ya da taraflar arasında hazırlanan tutanak ile belirlenir. Bu noktada önemli olan, bu tutanağın bir bilirkişi raporu niteliğinde olmadığıdır. Bunun anlamı, bu tutanağa her zaman itiraz edilebileceği ve mahkemeden bilirkişi görüşüne başvurulmasının talep edilebileceğidir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Lerzan Bayram
Av. Lerzan Bayram: Trafik Kazalarında Kusur
Trafik kazaları sonucu hükmedilecek tazminat oranları kusur oranlarına göre belirlenir. Trafik kazalarında kusurun belirlenmesinde ise birçok faktör etkili olur.
Bunlardan en önemlisi kazaya karışanların durumlarıdır. Örneğin, dikkatsizlik veya tedbirsizlik, acemi sürücülük ya da kanun ve yönetmeliklerde belirlenmiş sürüş kurallarına uymama.
Dikkatsizlik, sürücünün tamamen duyarsızlığından oluşabileceği gibi, yorgunluk ya da yasadışı madde kullanımından da kaynaklanabilir. Ancak duyarsızlıktan ya da yorgunluktan kaynaklanıyor olması kusur oranında bir fark yaratmayacaktır. Dikkatsiz davranmış sürücü kusurlu kabul edilecektir.
Tedbirsizlik ise, sürücülerin ya da işletenin kaza olmasına sebep olacak hususları ortadan kaldırmadığı durumlara verilen isimdir. Yani bu noktada bir ihmal söz konusudur. Aracın trafiğe çıkacak durumda olmadığı halde, trafiğe çıkartılması buna bir örnektir.
Acemi sürücülük yine kusuru belirleyen etkenlerden biridir. Örneğin SRC belgesi olmayan bir kaptan çalıştırmak bu kusurun oluşmasına sebep olacaktır.
Yönetmeliklerde veya kanunlarda belirlenmiş trafik kurallarına uymamak da kusur belirleyen diğer bir faktördür. Yaya geçidi olan bir noktada yayaya yol vermemek, bu sebeple yaşanacak bir kazada sürücünün kusurlu olmasına sebebiyet verecektir.
Sürücülerden kaynaklanan kusurun sebepleri bunlardır ve tazminat veya ceza davalarında bu etmenlere bakılarak kusur belirlenir. Ancak karşı tarafın kusuru da kusur oranı belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Mağdurun kusuru ve/veya üçüncü kişilerin kusuru iki taraflı kusur oranını belirlemekte kullanılır. 8/8 oran üzerinden hesaplanan bu kusur oranı belirleyici unsurdur.
Kusur oranlarının belirlenmesi genelde kaza esnasında bir memur ya da taraflar arasında hazırlanan tutanak ile belirlenir. Bu noktada önemli olan, bu tutanağın bir bilirkişi raporu niteliğinde olmadığıdır. Bunun anlamı, bu tutanağa her zaman itiraz edilebileceği ve mahkemeden bilirkişi görüşüne başvurulmasının talep edilebileceğidir.
https://lbhukuk.com/blog/