Bu sayıdaki köşe yazıma başlamadan önce tüm sektörümüzün geçmiş Kurban Bayramı’nı kutluyorum. Bayramın bitişiyle birlikte otobüsçü sezonu yarılamış oldu. Bakıldığında Kurban Bayramı ve sezonun ilk yarısı beklenildiği kadar çok verimli geçmedi ancak çok kötü geçti de diyemeyiz. Sektörün kabuk tutmayan yarasına az da olsa bir merhem oldu. Kurban Bayramı’nın bitişiyle birlikte sektör sezonun ikinci yarısına başladı, sezonun sonuna doğru ilerliyor. 1-2 ay sonra kış aylarına gireceğiz ve asıl gidişatı o kritik dönem belirleyecek. Sektörün durumu kış döneminin nasıl geçeceğine bağlı. Şahsi görüşüm, Dünya genelinde pandemi ve savaş gibi etmenlerle karşı karşıya kalınmaz ise kış aylarında otobüsçü için işlerin iyi olacağı yönünde. Eğer kış turizminde de doğru adımlar atılırsa bu sene 10. veya 11. aya kadar şehirler arasında işlerin yoğun geçeceğini söyleyebilirim. Öte yandan değinmek istediğim bir diğer konu da yatırımlar. Ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik durum otobüsçüye neredeyse yatırım fırsatı tanımıyor. Faiz oranları çok ciddi bir seviyeye yükseldi. Yatırım kararı alan bir firmanın adımlarını doğru atması lazım ki sürdürülebilirliğini sağlayabilsin. Bana göre bu faiz oranları ile bir firma yatırım kararı alacaksa dışarıdan ek bir geliri olmaması durumunda araçların ücretinin %50-60’lık bir kısmını peşinat olarak vermeli. Yoksa firmanın bu faiz oranları ve maliyetlerin etkisi ile aldığı aracı yürütme, araçtan para kazanabilme ihtimali yok. Durağan ekonomi dönemine geçiyoruz. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi her şey ederinden fazla değerlendi. Konut fiyatları aldı başını gitti. Sıfır otobüs fiyatları 6 milyonu aştı. Hafif ticari araç sektöründe de durumlar aynı. Piyasalarda bir “köpük” hâkim. Tüm dünya ülkelerinde enflasyon yüzdesinin arttığı aşikâr. Avrupa’nın enflasyon ortalaması %8-9 civarlarında ancak ülkemizde bu artış ve artışın etkisi olması gerekenin çok üzerinde. Kısa bir örnekle size açıklayayım. Üretim maliyeti 220.000 € olan bir otobüsün Avrupa’daki enflasyonun etkisiyle maliyeti 240.000 €’ya kadar yükseldi. Bu artış ülkemizdeki kurun seviyesinden dolayı çarpan etkisiyle kendini daha da çok hissettirdi. Ancak tüm hesaplamaları yaptıktan sonra sıfır otobüslerin satış fiyatlarına baktığımız zaman %10-15 seviyesinde bir ilave yani “köpük” ile karşılaşıyoruz. Bu durum ikinci el piyasasını da etkiliyor. Fiyatlar şişiyor ancak buna rağmen sektörü yatırıma iten durumlardan biri de bu satış fiyatlarındaki fahiş artış. %30-40 oranındaki faize rağmen yatırımcılar bir sonraki ay gelecek satıcı zamlarından kaçmak için yeni araç almaya devam ediyor. Bir diğer etmen ise ülkemizdeki %100’ü aşan enflasyon. Kimi yatırımcılar da bu enflasyonun, ödeyeceği faiz miktarını geçeceğini hesaplayıp araç takviyesi yapıyor. Ancak bu durum da riskli. Durağan ekonomi dönemi tam anlamıyla başladığında yatırımcılar yaptıkları bu hamlelerinde yanıldığını fark edecek ve bunun sonucunda çok yüksek oranda batmalarla karşılaşacağız. Tabiri caizse şu anda sektörümüz büyük bir “kumar” oynuyor. Zamlar yapılmamaya başlandığında, faiz oranları düştüğünde yakın zamanda araç alanlar çok büyük zarara uğrayacak. İçerisinde bulunduğumuz Ağustos ayı koşullarını değerlendirdiğimde sektörümüze naçizane tavsiyem “düz” devam etmeleridir. Daralmak veya genişlemek için hamleler yapılmamalı, bekleme evresine geçilmelidir. İçerisinde bulunduğumuz dönem zorunlu haller haricinde yatırım yapmaya hiç uygun değil. Herkes elindeki malına sahip çıkmalı çünkü bu dönemde alınacak hiçbir riskin telafisi olmayacak. Sezonun kalan kısmında sektörümüze bereketli, bol kazançlar diliyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yalçın Şahin
Yalçın Şahin: Durağan Ekonomi Dönemine Geçilecek!
Bu sayıdaki köşe yazıma başlamadan önce tüm sektörümüzün geçmiş Kurban Bayramı’nı kutluyorum. Bayramın bitişiyle birlikte otobüsçü sezonu yarılamış oldu. Bakıldığında Kurban Bayramı ve sezonun ilk yarısı beklenildiği kadar çok verimli geçmedi ancak çok kötü geçti de diyemeyiz. Sektörün kabuk tutmayan yarasına az da olsa bir merhem oldu. Kurban Bayramı’nın bitişiyle birlikte sektör sezonun ikinci yarısına başladı, sezonun sonuna doğru ilerliyor. 1-2 ay sonra kış aylarına gireceğiz ve asıl gidişatı o kritik dönem belirleyecek. Sektörün durumu kış döneminin nasıl geçeceğine bağlı. Şahsi görüşüm, Dünya genelinde pandemi ve savaş gibi etmenlerle karşı karşıya kalınmaz ise kış aylarında otobüsçü için işlerin iyi olacağı yönünde. Eğer kış turizminde de doğru adımlar atılırsa bu sene 10. veya 11. aya kadar şehirler arasında işlerin yoğun geçeceğini söyleyebilirim. Öte yandan değinmek istediğim bir diğer konu da yatırımlar. Ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik durum otobüsçüye neredeyse yatırım fırsatı tanımıyor. Faiz oranları çok ciddi bir seviyeye yükseldi. Yatırım kararı alan bir firmanın adımlarını doğru atması lazım ki sürdürülebilirliğini sağlayabilsin. Bana göre bu faiz oranları ile bir firma yatırım kararı alacaksa dışarıdan ek bir geliri olmaması durumunda araçların ücretinin %50-60’lık bir kısmını peşinat olarak vermeli. Yoksa firmanın bu faiz oranları ve maliyetlerin etkisi ile aldığı aracı yürütme, araçtan para kazanabilme ihtimali yok. Durağan ekonomi dönemine geçiyoruz. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi her şey ederinden fazla değerlendi. Konut fiyatları aldı başını gitti. Sıfır otobüs fiyatları 6 milyonu aştı. Hafif ticari araç sektöründe de durumlar aynı. Piyasalarda bir “köpük” hâkim. Tüm dünya ülkelerinde enflasyon yüzdesinin arttığı aşikâr. Avrupa’nın enflasyon ortalaması %8-9 civarlarında ancak ülkemizde bu artış ve artışın etkisi olması gerekenin çok üzerinde. Kısa bir örnekle size açıklayayım. Üretim maliyeti 220.000 € olan bir otobüsün Avrupa’daki enflasyonun etkisiyle maliyeti 240.000 €’ya kadar yükseldi. Bu artış ülkemizdeki kurun seviyesinden dolayı çarpan etkisiyle kendini daha da çok hissettirdi. Ancak tüm hesaplamaları yaptıktan sonra sıfır otobüslerin satış fiyatlarına baktığımız zaman %10-15 seviyesinde bir ilave yani “köpük” ile karşılaşıyoruz. Bu durum ikinci el piyasasını da etkiliyor. Fiyatlar şişiyor ancak buna rağmen sektörü yatırıma iten durumlardan biri de bu satış fiyatlarındaki fahiş artış. %30-40 oranındaki faize rağmen yatırımcılar bir sonraki ay gelecek satıcı zamlarından kaçmak için yeni araç almaya devam ediyor. Bir diğer etmen ise ülkemizdeki %100’ü aşan enflasyon. Kimi yatırımcılar da bu enflasyonun, ödeyeceği faiz miktarını geçeceğini hesaplayıp araç takviyesi yapıyor. Ancak bu durum da riskli. Durağan ekonomi dönemi tam anlamıyla başladığında yatırımcılar yaptıkları bu hamlelerinde yanıldığını fark edecek ve bunun sonucunda çok yüksek oranda batmalarla karşılaşacağız. Tabiri caizse şu anda sektörümüz büyük bir “kumar” oynuyor. Zamlar yapılmamaya başlandığında, faiz oranları düştüğünde yakın zamanda araç alanlar çok büyük zarara uğrayacak. İçerisinde bulunduğumuz Ağustos ayı koşullarını değerlendirdiğimde sektörümüze naçizane tavsiyem “düz” devam etmeleridir. Daralmak veya genişlemek için hamleler yapılmamalı, bekleme evresine geçilmelidir. İçerisinde bulunduğumuz dönem zorunlu haller haricinde yatırım yapmaya hiç uygun değil. Herkes elindeki malına sahip çıkmalı çünkü bu dönemde alınacak hiçbir riskin telafisi olmayacak. Sezonun kalan kısmında sektörümüze bereketli, bol kazançlar diliyorum.