Yalçın Şahin: Unutmayalım; Hepimiz Aynı Geminin İçindeyiz
Yazının Giriş Tarihi: 05.11.2021 08:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.11.2021 08:52
Bu haftaki yazıma başlamadan önce, Cumhuriyetimizin 98. yılını kutluyor; bu uğurda canlarını feda eden şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum... Bugün yaşananlara bakmadan önce, kısaca 2018 yılında yaşananları bir hatırlayalım. Türkiye’nin en zorlu yıllarından birisi olan 2018’de, yıl başı itibariyle dolar kuru 3.70 TL idi... Nisan ayında bir yükselme trendi baş gösterdi; bu artış Ağustos 2018’de zirve yaptı ve dolar yüzde yüz artışla 7 Türk Lirası’nın üzerine çıktı. Uzun bir süre ekonominin iyi gittiği ülkemizde, bu döviz artışı şok etkisi yarattı. Döviz arttıkça, dövizle satılan ürünlere erişim zor ve imkansız hale geldi. Örneğin otobüs; 1 milyon TL civarındaki otobüsün fiyatı 2 milyon lirayı aştı. Tabii buna bozulan ekonomi nedeniyle seyahat arzının düşüşünü de eklediğinizde, kimse sıfır otobüs yatırımı yapamaz hale geldi. 2018, böylelikle özellikle otobüs pazarının tarihine en sıkıntılı yıl olarak geçti. 2018 yılının bir de çok olumlu bir yansıması oldu... Sıfır otobüs yatırımı yapamayan işletmeciler, elindeki otobüsün değerini daha fazla anladı ve “sıfır almak yerine, elimdekini yenileyerek daha uzun zaman kullanayım” gibi doğru bir mantık ile tanıştı. Şimdi de dövizde ciddi bir yükseliş söz konusu. Yine 2018’i yaşar mıyız; bilinmez ama olasılık dışı da değil. Gelelim bugüne... Biliyorsunuz Merkez Bankası, geçtiğimiz günlerde beklentilerin dışında faiz oranlarında indirime gitti. Bu indirimin süreceğini öngörüyor ve yıl sonuna kadar insanların nefes alması adına faizlerin 12-14 puanlara ineceğini düşünüyorum. Bu indirimler, haliyle döviz kurlarını artıracak ve bu tabloyu göz önüne aldığımızda yıl sonu euronun 13, doların ise 11Türk Lirası’na dayanacağını öngörüyorum. Tablo net; yatırımcıların da bu öngörüye göre hesabını yapmaları gerekiyor. Koşullar, içerisinde hizmet verdiğimiz otomotiv sektörü için biraz daha zorlu. Otomotiv sektöründe üretim azaldı. Bunun en önemli nedenlerinden birisi parça arzındaki yetersizlik. Yeterli miktarda parça bulamadığınızda, haliyle de üretim azalıyor. Bunun bir sonucu olarak sıfır araç pazarına baktığınızda üretilen otobüs ve kamyon miktarı talebi karşılayamaz seviyelerde. Arzdaki bu düşüş, 2018 yılındaki gibi araç fiyatlarını yükseltiyor. Koşullar bu şekilde devam ettikçe, sıfır araç fiyatları da yükselmeye devam edecektir. Benim öngörüm, ikinci elin bu süreçte altın çağ yaşayacağı yönünde... İşletmeciler, yapılacak işe göre yaş aralığını odağa alacaktır. Yıpranmamış, yetkili servis bakımlı ve düşük kilometreli araçlar, yollarına kesintisiz olarak devam edecektir. Avrupa’da olduğu gibi araçlarımızın tamir ve bakımını yetkili servislerde yaparsak, bu ekmek teknelerimizi 10 yıl daha fazla kullanabiliriz. Bakınız, fiyatlar yükseliyor; ancak gelirler o derece artmıyor. Dolayısıyla bir otobüs artık eskisi gibi kendini iki yılda amorti edebilecek bir ürün değil. Ancak yedi yılda kendini temize çıkarabiliyor. Önümüzdeki beş yıl, yeninin çok kıymetli olacağı, bakımlı ikinci el araçların ise altın değerinde olacağını öngörmekteyim. Sektörün yakın bir iş ortağı ve dostu olarak bu köşemde naçizane bir takım öneri ve uyarılarda bulunuyorum. Çünkü şunu biliyorum ki, siz varsanız bizler varız, siz ne kadar iyiseniz bizler de o kadar iyiyiz. Sık yaptığım uyarımı yinelemek istiyorum; koşullar çok kötü ve acımasız. Dolayısıyla ayakta kalabilmek adına teraziyi iyi oluşturmak lazım. Üreticisi servisini, servis otobüsçüyü, otobüsçü tamamını yaşatabilmelidir. Birbirimizi yaşatmaz isek, zincirin halkalarında kopmalar devam edecektir. Otobüsçü bilet fiyatlandırmasını doğru yaparsa, üreticisi doğru satış politikasıyla fiyatlandırma oluşturursa, yetkili servisine kolaylıklar sağlarsa, bu iş merdiven altından çıkar ve bu araçların tamamı servisi tercih eder. Otobüsçü hak ettiği parayı kazanamadığından ötürü, servisleri tercih edemiyor. Burada herkesin suçu var. Rekabet edildiği için insanlar ne ileri ne geri ilerlemekte. Servislerin pahalılık algısı tamamıyla yanlış bir yaklaşımdır. Servisler çok para kazanmıyor. Burada merdiven altı servislerin tamamını bu potaya almak istemiyorum. Yetkisi bulunmayıp işinde oldukça başarılı ustalarımız da mevcut. Bu insanların hakkını yememeliyim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yalçın Şahin
Yalçın Şahin: Unutmayalım; Hepimiz Aynı Geminin İçindeyiz
Bu haftaki yazıma başlamadan önce, Cumhuriyetimizin 98. yılını kutluyor; bu uğurda canlarını feda eden şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum... Bugün yaşananlara bakmadan önce, kısaca 2018 yılında yaşananları bir hatırlayalım. Türkiye’nin en zorlu yıllarından birisi olan 2018’de, yıl başı itibariyle dolar kuru 3.70 TL idi... Nisan ayında bir yükselme trendi baş gösterdi; bu artış Ağustos 2018’de zirve yaptı ve dolar yüzde yüz artışla 7 Türk Lirası’nın üzerine çıktı. Uzun bir süre ekonominin iyi gittiği ülkemizde, bu döviz artışı şok etkisi yarattı. Döviz arttıkça, dövizle satılan ürünlere erişim zor ve imkansız hale geldi. Örneğin otobüs; 1 milyon TL civarındaki otobüsün fiyatı 2 milyon lirayı aştı. Tabii buna bozulan ekonomi nedeniyle seyahat arzının düşüşünü de eklediğinizde, kimse sıfır otobüs yatırımı yapamaz hale geldi. 2018, böylelikle özellikle otobüs pazarının tarihine en sıkıntılı yıl olarak geçti. 2018 yılının bir de çok olumlu bir yansıması oldu... Sıfır otobüs yatırımı yapamayan işletmeciler, elindeki otobüsün değerini daha fazla anladı ve “sıfır almak yerine, elimdekini yenileyerek daha uzun zaman kullanayım” gibi doğru bir mantık ile tanıştı. Şimdi de dövizde ciddi bir yükseliş söz konusu. Yine 2018’i yaşar mıyız; bilinmez ama olasılık dışı da değil. Gelelim bugüne... Biliyorsunuz Merkez Bankası, geçtiğimiz günlerde beklentilerin dışında faiz oranlarında indirime gitti. Bu indirimin süreceğini öngörüyor ve yıl sonuna kadar insanların nefes alması adına faizlerin 12-14 puanlara ineceğini düşünüyorum. Bu indirimler, haliyle döviz kurlarını artıracak ve bu tabloyu göz önüne aldığımızda yıl sonu euronun 13, doların ise 11Türk Lirası’na dayanacağını öngörüyorum. Tablo net; yatırımcıların da bu öngörüye göre hesabını yapmaları gerekiyor. Koşullar, içerisinde hizmet verdiğimiz otomotiv sektörü için biraz daha zorlu. Otomotiv sektöründe üretim azaldı. Bunun en önemli nedenlerinden birisi parça arzındaki yetersizlik. Yeterli miktarda parça bulamadığınızda, haliyle de üretim azalıyor. Bunun bir sonucu olarak sıfır araç pazarına baktığınızda üretilen otobüs ve kamyon miktarı talebi karşılayamaz seviyelerde. Arzdaki bu düşüş, 2018 yılındaki gibi araç fiyatlarını yükseltiyor. Koşullar bu şekilde devam ettikçe, sıfır araç fiyatları da yükselmeye devam edecektir. Benim öngörüm, ikinci elin bu süreçte altın çağ yaşayacağı yönünde... İşletmeciler, yapılacak işe göre yaş aralığını odağa alacaktır. Yıpranmamış, yetkili servis bakımlı ve düşük kilometreli araçlar, yollarına kesintisiz olarak devam edecektir. Avrupa’da olduğu gibi araçlarımızın tamir ve bakımını yetkili servislerde yaparsak, bu ekmek teknelerimizi 10 yıl daha fazla kullanabiliriz. Bakınız, fiyatlar yükseliyor; ancak gelirler o derece artmıyor. Dolayısıyla bir otobüs artık eskisi gibi kendini iki yılda amorti edebilecek bir ürün değil. Ancak yedi yılda kendini temize çıkarabiliyor. Önümüzdeki beş yıl, yeninin çok kıymetli olacağı, bakımlı ikinci el araçların ise altın değerinde olacağını öngörmekteyim. Sektörün yakın bir iş ortağı ve dostu olarak bu köşemde naçizane bir takım öneri ve uyarılarda bulunuyorum. Çünkü şunu biliyorum ki, siz varsanız bizler varız, siz ne kadar iyiseniz bizler de o kadar iyiyiz. Sık yaptığım uyarımı yinelemek istiyorum; koşullar çok kötü ve acımasız. Dolayısıyla ayakta kalabilmek adına teraziyi iyi oluşturmak lazım. Üreticisi servisini, servis otobüsçüyü, otobüsçü tamamını yaşatabilmelidir. Birbirimizi yaşatmaz isek, zincirin halkalarında kopmalar devam edecektir. Otobüsçü bilet fiyatlandırmasını doğru yaparsa, üreticisi doğru satış politikasıyla fiyatlandırma oluşturursa, yetkili servisine kolaylıklar sağlarsa, bu iş merdiven altından çıkar ve bu araçların tamamı servisi tercih eder. Otobüsçü hak ettiği parayı kazanamadığından ötürü, servisleri tercih edemiyor. Burada herkesin suçu var. Rekabet edildiği için insanlar ne ileri ne geri ilerlemekte. Servislerin pahalılık algısı tamamıyla yanlış bir yaklaşımdır. Servisler çok para kazanmıyor. Burada merdiven altı servislerin tamamını bu potaya almak istemiyorum. Yetkisi bulunmayıp işinde oldukça başarılı ustalarımız da mevcut. Bu insanların hakkını yememeliyim.