Sezon bitti ancak sezonun bitmesine rağmen piyasadaki araç canlılığı göze çarpıyor. Tüm dünyayı iki yılı aşkın süredir etkisi altına alan pandemi süreci yüzünden üretim kısmında hemen hemen her sektör temposunu kaybetti. Çarkın dönmeye başladığı yılın ilk yarısı itibariyle ulaşılabilirlik, fırsatçıların elinde kaldı. Öte yandan toparlanma sürecinde, tedarik zincirinde yaşanan olumsuzluklar gitgide artmaya devam etti. Parça sorunları yaşandı, yaşanıyor. Dolayısıyla elde edilen bütüne karşılık arz, talebi karşılayamıyor. Tüm bunların sonucu olarak da otomotiv sektöründe ve sektörümüzde gözle görülür bir daralma bizleri karşıladı. Sayısal ifadelerle de bu durumu ifade etmem gerekirse, üretim kısmında istem dışı olarak %70 oranında bir daralma söz konusu. Pazarda bulunan bütünün, %30’luk kısmı ise fırsatçıların elinde bulunduğu için, piyasa fiyatlarından %10, %20 civarında daha yüksek fiyatlarla satışlar yapılmaya başlandı.
Sektörümüz günden güne darboğaza doğru sürükleniyor. Evet ciddi bir kriz içerisinde olduğumuz doğru. Öncelikle, bunu kabullenmeliyiz. Bu kriz ilk kriz değil, sonuncu da olmayacak. Daha öncesinde aştığımız krizler gibi şimdi de doğru planlamaları yapıp, üstesinden gelmeliyiz. Böylesi dönemlerde kimileri ‘ah, vah!’ edip dövünür (yani aslında kendi sonunu bekler), kimileri ‘bu krizi daha az hasarla nasıl atlatırım’a odaklanır, kimileri ise ’bu krizi nasıl fırsata çeviririm’in hesaplarını yapar. Bugünkü döviz kurunu ve faiz oranlarını dikkate alırsak birkaç ay önce otobüs yatırımı yapanların ne kadar büyük kazançlar elde ettiği aşikâr. İşte öngörü sahibi olanlar, yarının planını yapanlar, krizin en derin anında bile fırsatları kollayıp, koşulları kendi lehlerine çevirebiliyorlar.
Bugüne baktığımızda ise paydaşlarımız, yatırım yapmaya tereddüt ile yaklaşıyorlar. Bu tereddüt sonucunda alınan yanlış yatırım kararları da yine paydaşlarımızın kendi cebine zarar veriyor. Benim sektörümüze tavsiyem, sabırlı olunmasından yanadır. Kimse panikle alım-satım yapmasın. Geçmiş dönemlerdeki köşe yazılarımda da belirttiğim gibi, “ikinci el kıymetli olacak”. Gelinen noktaya baktığımızda da bu öngörümde ziyadesiyle haklı çıktım. Evet sıfır otobüs satışlarında kısmi bir hareketlilik oldu; ancak öte yandan pazarda da özellikle bu yıl ciddi bir daralma yaşandı.
Yıl içerisinde ve özellikle son aylarda etkisini ciddi anlamda gösteren döviz kurundaki aşırı artış bir gün mutlaka yerini düşüşe bırakacaktır. Yeni araç yatırımı yapan sektör dostlarımız, bu dönemi sabır ile takip etmelidir. Döviz kurları, hedefinin %70’ine ulaşmış bir durumda diyebiliriz. Bundan sonraki dönemde %10’luk bir artış daha olacak ancak daha ötesi yaşanmayacaktır. Yılbaşı itibariyle de düşüş trendi hakim olacaktır. Bu noktada akılcı planlamaların önemi bir kez daha ön plana çıkıyor. Daha önce de uyardığım gibi; gereksiz yatırım yapılmamalıdır, filoya ilave araçlar eklenmemelidir. Gün artık o gün değil, battığımızda ‘nasılsa tekrar ayağa kalkarız’ zihniyetinin terk edilmesi gerekiyor. Artık insanlar, yapacakları yatırım üzerinden para kazanmayı hedeflemeyi bırakmalıdır. Çünkü bu yanlış düşünce yapısı aslında işlerin daha da zora girmesine sebep oluyor. Her alım-satımda artan fiyatlar, ihtiyaç doğrultusunda yine yatırımcıya vuruyor, vuracak! İhtiyaç olması durumunda yatırım yapılması, hem yatırımcı adına, hem de sektör adına en doğru karardır. Yaz sezonunda yapılmayan satışlar, şu anda piyasada görülmekte. İkinci elde suni bir satış stratejisi mevcut. Bu durum herkese zarar verir. Bu haftaki yazımı Konfüçyüs’ün deyimi ile tamamlamak istiyorum. ‘Başarı hazırlığa bağlıdır ve hazırlık olmadan başarısızlıkların ortaya çıkması kesindir.’
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yalçın Şahin
Yalçın Şahin: Yıl Sonuna Doğru
Sezon bitti ancak sezonun bitmesine rağmen piyasadaki araç canlılığı göze çarpıyor. Tüm dünyayı iki yılı aşkın süredir etkisi altına alan pandemi süreci yüzünden üretim kısmında hemen hemen her sektör temposunu kaybetti. Çarkın dönmeye başladığı yılın ilk yarısı itibariyle ulaşılabilirlik, fırsatçıların elinde kaldı. Öte yandan toparlanma sürecinde, tedarik zincirinde yaşanan olumsuzluklar gitgide artmaya devam etti. Parça sorunları yaşandı, yaşanıyor. Dolayısıyla elde edilen bütüne karşılık arz, talebi karşılayamıyor. Tüm bunların sonucu olarak da otomotiv sektöründe ve sektörümüzde gözle görülür bir daralma bizleri karşıladı. Sayısal ifadelerle de bu durumu ifade etmem gerekirse, üretim kısmında istem dışı olarak %70 oranında bir daralma söz konusu. Pazarda bulunan bütünün, %30’luk kısmı ise fırsatçıların elinde bulunduğu için, piyasa fiyatlarından %10, %20 civarında daha yüksek fiyatlarla satışlar yapılmaya başlandı.
Sektörümüz günden güne darboğaza doğru sürükleniyor. Evet ciddi bir kriz içerisinde olduğumuz doğru. Öncelikle, bunu kabullenmeliyiz. Bu kriz ilk kriz değil, sonuncu da olmayacak. Daha öncesinde aştığımız krizler gibi şimdi de doğru planlamaları yapıp, üstesinden gelmeliyiz. Böylesi dönemlerde kimileri ‘ah, vah!’ edip dövünür (yani aslında kendi sonunu bekler), kimileri ‘bu krizi daha az hasarla nasıl atlatırım’a odaklanır, kimileri ise ’bu krizi nasıl fırsata çeviririm’in hesaplarını yapar. Bugünkü döviz kurunu ve faiz oranlarını dikkate alırsak birkaç ay önce otobüs yatırımı yapanların ne kadar büyük kazançlar elde ettiği aşikâr. İşte öngörü sahibi olanlar, yarının planını yapanlar, krizin en derin anında bile fırsatları kollayıp, koşulları kendi lehlerine çevirebiliyorlar.
Bugüne baktığımızda ise paydaşlarımız, yatırım yapmaya tereddüt ile yaklaşıyorlar. Bu tereddüt sonucunda alınan yanlış yatırım kararları da yine paydaşlarımızın kendi cebine zarar veriyor. Benim sektörümüze tavsiyem, sabırlı olunmasından yanadır. Kimse panikle alım-satım yapmasın. Geçmiş dönemlerdeki köşe yazılarımda da belirttiğim gibi, “ikinci el kıymetli olacak”. Gelinen noktaya baktığımızda da bu öngörümde ziyadesiyle haklı çıktım. Evet sıfır otobüs satışlarında kısmi bir hareketlilik oldu; ancak öte yandan pazarda da özellikle bu yıl ciddi bir daralma yaşandı.
Yıl içerisinde ve özellikle son aylarda etkisini ciddi anlamda gösteren döviz kurundaki aşırı artış bir gün mutlaka yerini düşüşe bırakacaktır. Yeni araç yatırımı yapan sektör dostlarımız, bu dönemi sabır ile takip etmelidir. Döviz kurları, hedefinin %70’ine ulaşmış bir durumda diyebiliriz. Bundan sonraki dönemde %10’luk bir artış daha olacak ancak daha ötesi yaşanmayacaktır. Yılbaşı itibariyle de düşüş trendi hakim olacaktır. Bu noktada akılcı planlamaların önemi bir kez daha ön plana çıkıyor. Daha önce de uyardığım gibi; gereksiz yatırım yapılmamalıdır, filoya ilave araçlar eklenmemelidir. Gün artık o gün değil, battığımızda ‘nasılsa tekrar ayağa kalkarız’ zihniyetinin terk edilmesi gerekiyor. Artık insanlar, yapacakları yatırım üzerinden para kazanmayı hedeflemeyi bırakmalıdır. Çünkü bu yanlış düşünce yapısı aslında işlerin daha da zora girmesine sebep oluyor. Her alım-satımda artan fiyatlar, ihtiyaç doğrultusunda yine yatırımcıya vuruyor, vuracak! İhtiyaç olması durumunda yatırım yapılması, hem yatırımcı adına, hem de sektör adına en doğru karardır. Yaz sezonunda yapılmayan satışlar, şu anda piyasada görülmekte. İkinci elde suni bir satış stratejisi mevcut. Bu durum herkese zarar verir. Bu haftaki yazımı Konfüçyüs’ün deyimi ile tamamlamak istiyorum. ‘Başarı hazırlığa bağlıdır ve hazırlık olmadan başarısızlıkların ortaya çıkması kesindir.’