Hava Durumu

#Altyapı

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tadano, Marubeni Dağıtım ve Servis Güvencesiyle Türkiye’de! Haber

Tadano, Marubeni Dağıtım ve Servis Güvencesiyle Türkiye’de!

Dünyanın önde gelen markalarının ürün ve hizmetlerini iş ortakları ile buluşturan Marubeni Dağıtım ve Servis, vinç sektörünün lider markalarından Tadano’nun Türkiye distribütörlüğünü üstleniyor. 22 Mayıs 2026 Cuma günü Sheraton Grand İstanbul Ataşehir’de gerçekleştirilen basın lansmanı ile duyurulan yeni iş birliğine, Marubeni Dağıtım ve Servis Yönetim Kurulu Başkanı Yusuke Yamada, Tadano LTD Executive Officer’ı Takashi Fukui ile Marubeni Dağıtım ve Servis İş ve Maden Makinaları COO’su Burçak Birand katıldı. Yeni bir dönemin kapıları aralanıyor Marubeni Dağıtım ve Servis ile Tadano arasındaki distribütörlük anlaşması ile, inşaat, enerji, altyapı ve sanayi sektörlerinde yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. 1948 yılından günümüze ileri Japon teknolojisiyle vinç sektörüne yön veren Tadano, yol tipi mobil vinçlerden personel yükseltici platformlara, kamyon üstü katlanır bomlu vinçlerden arazi tipi mobil vinçlere kadar geniş ürün gamıyla Marubeni Dağıtım ve Servis çatısı altında Türkiye pazarına güçlü bir dönüş yapıyor. Marubeni Dağıtım ve Servis’in yaygın yetkili servis ağı sayesinde Tadano, Türkiye’deki iş ortaklarına sadece ürün değil, uçtan uca çözümler sunacak. Yusuke Yamada: Birlikte daha yüksek hedeflere ulaşacağız. Basın lansmanında konuşma yapan Marubeni Dağıtım ve Servis Yönetim Kurulu Başkanı Yusuke Yamada, “Tadano ile sadece bir distribütörlük anlaşmasına imza atmıyor, iki köklü Japon markasının Türkiye’deki stratejik buluşmasını gerçekleştiriyoruz. Şirketimizin dünya geneline yayılan güven anlayışını, her yeni distribütörlüğümüzle, Türkiye pazarında güçlendirmeye devam ediyoruz. Türkiye, dinamik yapısı ve büyük ölçekli projeleriyle her zaman öncelikli pazarlarımızdan biri oldu, olmaya da devam ediyor. Bu yolculukta bize duyulan güven için teşekkür ediyor, birlikte daha yüksek hedeflere ulaşacağımıza inanıyoruz” dedi. Takashi Fukui: En zorlu projelerde güvenilir iş ortağı olmaya devam edeceğiz. Basın lansmanına özel olarak Türkiye’ye gelen Tadano Executive Officer’ı Takashi Fukui, “Marubeni Dağıtım ve Servis gibi güçlü ve deneyimli bir iş ortağıyla Türkiye pazarına yeniden dönmek bizim için bilinçli ve stratejik bir karar. 1948 yılından bu yana vinç sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Arazi tipi vinçlerden kamyon üstü ve paletli vinçlere uzanan ürün gamımız, mühendislik gücümüzün bir göstergesi. Türkiye, hem kendi potansiyeli hem de çevre ülkelere açılan stratejik konumuyla Tadano için çok önemli bir pazar. Marubeni Dağıtım ve Servis’in gücü, bu vizyonu Türkiye genelinde hayata geçirmemize katkı sağlayacak; en zorlu projelerde güvenilir iş ortağı olmaya devam edeceğiz” dedi. Burçak Birand: Türkiye’nin yükselen projelerini uçtan uca destekleyen ekosistemi her geçen gün daha da güçlendireceğiz. Basın toplantısında yeni distribütörlükleri ile ilgili sunum yapan Marubeni Dağıtım ve Servis İş ve Maden Makinaları COO’su Burçak Birand: “Vinç sektöründe dünyanın önde gelen markalarından Tadano ile Türkiye’deki dev projelerin ihtiyaç duyduğu güven ve kesintisiz çalışma disiplinini yeniden tanımlıyoruz. İnşaat, enerji, altyapı ve sanayi sektörleri, hata payının olmadığı, zamanla yarışılan alanlar. Marubeni Dağıtım ve Servis olarak, bu zorlu sahaların dilini ve beklentilerini çok iyi biliyoruz. Projeleri sadece ürünle değil, sürdürülebilir bir değer zinciri ile desteklemeyi hedefliyoruz. Stratejik yapılanmamızı sürekli geliştiriyor, güçlendiriyoruz. İş ortaklarımızın operasyonel süreçlerindeki 'öncelikli çözüm ortağı' konumumuzu pekiştiriyoruz” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Tadano’nun geniş ürün yelpazesindeki yol tipi mobil vinçler, kamyon üstü katlanır bomlu vinçler, arazi tipi mobil vinçler, kafes bomlu ve teleskopik bomlu paletli vinçler ile personel yükseltici platformlar gibi segmentlere odaklanmayı planlıyoruz. İlk aşamada mobil vinç ve paletli vinç gibi modellerle, sektörün en fazla ihtiyaç duyduğu seçenekleri ülkemize kazandırmak amacındayız. Söz konusu modellerimiz, mobil vinçlerde 500 tona, paletli vinçlerde ise 3.200 tona varan taşıma kapasitelerine sahipler. Tadano ürünleri, beklentilerin ötesinde erişilebilirlik ve yükseltme olanakları sayesinde ileri düzeydeki projelere kusursuz karşılık verebilecek düzeydeler. Türkiye’nin yükselen projelerini uçtan uca destekleyen bu ekosistemi her geçen gün daha da güçlendireceğiz. Bizim için başarı, iş ortaklarımızın sahadaki operasyonel gücünün ve yetkinliğinin artmasıdır”.

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı Haber

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı

TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen 8. Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi, ağır ticari araç, treyler, lojistik ve yan sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen zirvede; sektörün dönüşüm süreci, bağlantılı araç teknolojileri, sürdürülebilirlik hedefleri ve geleceğin lojistik modelleri kapsamlı şekilde ele alındı. TAİD (Ağır Ticari Araçlar Derneği) Başkanı Burak Hoşgören zirvenin açılış konuşmasında, ağır ticari araçların veri üreten, öğrenen ve lojistik süreçlerin tamamına değer katan bağlantılı sistemlere dönüşerek sektörün geleceğini şekillendirdiğini vurguladı; “Artık taşımacılık dünyasında yalnızca araçlardan, motorlardan, treylerlerden ya da filolardan bahsetmiyoruz. Birbirine bağlı, veri üreten, öğrenen ve karar süreçlerini etkileyen büyük bir teknolojik ekosistemden söz ediyoruz. Araçlarımız, sadece birer taşıma aracı değil; dijitalleşen, bağlantılı ve akıllı bir ekosistemin aktif üyeleri haline geliyor.” Burak Hoşgören, ağır ticari araç sektöründeki dönüşümün merkezinde otonom sürüş teknolojileri ile bağlantılı araç sistemlerinin yer aldığını belirtti. Ağır ticari araç dünyasında elde edilen her verimlilik artışının yalnızca araç performansını değil, tüm lojistik zincirinin hızını, güvenliğini ve maliyet yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Hoşgören; “Uzun yıllar otonomiyi geleceğin konusu olarak değerlendirdik. Ancak bugün çok net görüyoruz ki otonomi artık uzak bir gelecek senaryosu değil; bugünün ve yakın geleceğin en kritik ihtiyaçlarından biri. Bununla birlikte, bağlantılı araç teknolojileri ve büyük veri yönetimi sayesinde sektörümüzde adeta yeni bir dönem başladı. Bugün filolarımızdaki araçlardan elde ettiğimiz veriler sayesinde, arızaları gerçekleşmeden öngörebiliyor, uzaktan müdahale edebiliyor ve operasyonel kesintileri minimuma indirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde otonom araç mevzuatları, akıllı yol altyapıları, veri güvenliği, bağlantılı araç standartları ve yeni nesil lojistik modelleri sektörümüzün ortak gündeminde yer alacak. Rekabetin kuralları değişiyor. Geleceği; teknolojiyi doğru okuyan, veriyi doğru kullanan, birlikte hareket edebilen ve dönüşüme bugünden hazır olanlar şekillendirecek. Bu nedenle sektörün tüm paydaşlarının hem insan hem de teknoloji yatırımlarına odaklanması büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu. Bu yıl sekizincisi düzenlenen zirvede TAİD tarafından gerçekleştirilen “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” başlıklı panelde ise sektörün elektrifikasyon, bağlantılı araç teknolojileri, otonom sürüş, sürdürülebilirlik ve yeni regülasyonların sektöre etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Artan maliyetler, altyapı eksiklikleri ve uyumlanması gereken yeni regülasyonlar sektörün öncelikli gündem maddeleri olarak öne çıktı. TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer konuşmacı olarak yer aldı. Panelde sektörün dönüşüm sürecindeki temel başlıklar ile taşımacılık ekosisteminin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri değerlendirildi. "Lojistiğin ve ihracatın omurgası karayolu taşımacılığı" Panelin açılışında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de dikkat çeken Kerem Taş, otomotiv ihracatının 2025 yılında %12 artışla 41,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlattı. Taş, “Lojistik pazarı küresel ölçekte 11,5 trilyon doları aşarak toplam ticaret hacminin üçte birini oluşturur hale geldi. Türkiye’de ise 100 milyar doların üzerine çıkan bu pazarın %58’lik kısmı, ihracatımızda da olduğu gibi karayolları ile gerçekleştiriliyor. Sektör küresel ticaretin omurgası konumunda ancak yüksek karbon emisyonu ve enerji tüketimi gibi sürdürülebilirlik zorluklarıyla da karşı karşıya” ifadelerini kullandı. “Dönüşümün merkezinde bağlantılı araçlar yer alıyor” Ağır ticari araçlardaki teknolojik dönüşümü değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya, ağır ticari araç sektöründe aynı anda elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojilerinin geliştirildiğine dikkat çekti. Kızılkaya, “Bu üç teknolojiyi aynı anda hayata geçirmek kolay değil, bir önceliklendirme gerektiriyor. Şu an Avrupa ve Türkiye dahil tüm dünyada üreticiler önceliği 'bağlantılı araçlara vermiş durumda” diye belirtti. Kızılkaya, araçların birbiriyle haberleştiği ve verilerin anlık işlendiği yeni dönemin hız kazandığını söyledi. Otonom sürüş uygulamalarının ise maden ve liman gibi kontrollü alanlarda test edilmeye devam ettiğini aktardı. "Artık sadece mekanik değil, yaşayan araçlar üretiyoruz" Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer ise değişen ekosistemin tasarım ve mühendislik süreçlerinde yarattığı devrime değindi. Araçların artık sadece mekanik bir ürün olmaktan çıktığını belirten Biçer, veri, yazılım ve enerji yönetiminin araç tasarımının merkezine yerleştiğini ifade etti; “Enerjiyi, veriyi ve yazılımı birlikte konumlandırdığımız sistemler geliştiriyoruz. İçten yanmalı motorlara göre dizayn edilen şaselerde artık bataryaları nereye konumlandıracağımızı, ölçek ekonomisinden sapmadan modüler sistemleri nasıl kuracağımızı planlıyoruz. Araçlar teslim edildiğinde işimiz bitmiyor; veri üreten, uzaktan teşhis ve öngörücü bakım ile güncellenen 'yaşayan ürünler' tasarlıyoruz. Öte yandan artık müşteri taleplerinden ziyade regülasyonlar tasarımı şekillendiriyor.” Avrupa’nın sıfır emisyon hedefinde altyapı vurgusu TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken ise Avrupa’nın sıfır emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için altyapı ve teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şarj altyapısındaki eksiklikler, ülkeler arası uyumsuz regülasyonlar ve araç boyut-kütle standartlarına ilişkin belirsizliklerin sektörün önündeki temel engeller olduğunu ifade eden Türken, dönüşümün ancak ortak altyapı, teşvik ve regülasyon politikalarıyla mümkün olacağını söyledi; “Avrupa, teknoloji ve mühendislik anlamında hazır. Sıfır emisyon araçları kullananlar yakıt tasarrufundan ve operasyonel verimlilikten memnun. Ancak Avrupa'da ülkeler arası bu dönüşümü sağlayacak altyapı, teşvik ve uyumluluk eksik. Şarj istasyonları yetersiz, teşvikler belirsiz. Kütle ve boyutlar konusundaki direktifler, örneğin Almanya gibi altyapısı 40 tonun üzerine izin vermeyen ülkelerin itirazları nedeniyle hala sonuçlanamadı. Treyler tarafında hafiflik ve aerodinamik tasarımlarla ciddi bir dönüşüm var ancak araçları ülkeler arası geçiremediğinizde ve ortak bir tabanınız olmadığında sorun yaşıyorsunuz. Bu dönüşüm; altyapı, teşvik ve regülasyonların koordinasyonuyla mümkün olacaktır.” “Türk sanayisinin ikinci başarı hikâyesi lojistik koridorlarıyla yazılacak" TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala ise Türk ağır vasıta ve treyler sektörünün yıllardır sanayi tutkusu ve devlet destekleriyle büyüdüğünü belirtti. Semih Pala,"Türkiye kalkınacaksa bunun yolu belliydi: Türk çeliğini alıp bir çekiciye, bir treylere dönüştürme sanatı.Bu mükemmel çelik, aynı zamanda çelikten bir irade gerektiriyordu. 60'ların, 70'lerin, 80'lerin ustalarından aldığımız bu sanayi tutkusu, işimizin en büyük motivasyon kaynağı oldu." şeklinde dile getirdi. Üretimdeki bu tutkunun, ihracat pazarlarında devletin sunduğu imkanlarla desteklendiğinin altını çizen Pala, büyükelçiliklerin ve ticari ataşelerin sektörün yurt dışı açılımlarında kritik bir rol oynadığını belirtti: "Yeni pazarlar araştırırken ticari ataşelerimiz ve büyükelçiliklerimiz en büyük destekçimiz oldu. Bununla birlikte Eximbank'ın sunduğu programlar, bu yeni pazarlardaki başarımızı hızlandırdı. O köklü sanayi tutkusu ile devletin bu programlı desteği birleştiğinde, Türk çeliğini katma değerli bir yatırım malı haline getirip tüm dünyaya sunabildik. Bu başarı öykümüzün birinci perdesiydi; lojistik koridorlarıyla şekillenecek ikinci perde ise henüz yeni başlıyor." “Yeni dönemde insan kaynağı dönüşecek” Kıvanç Kızılkaya, otonom teknolojilerle birlikte sektördeki insan kaynağının yaşayacağı dönüşüme dikkat çekti. Otonom teknolojilerin sürücüsüz bir taşımacılık anlamına gelmediğini belirten Kızılkaya; "Nakliye sektörü sürücüsüz kalmayacak, sürücü profili değişecek. Sadece aracı kullanan sürücüler yerine; tüm ekosistemi, elektrifikasyon süreçlerini ve veriyi uçtan uca yönetebilen, yeni nesil teknolojilere adapte olmuş bir insan kaynağı ortaya çıkacak. Nakliye sektörünü bu yeni jenerasyon için daha cazip hale getirmeliyiz." ifadelerini kullandı. "Mekanik dönem bitti, çevik Ar-Ge ve yazılım dönemi başladı" Sektördeki baş döndürücü teknolojik hızın Ar-Ge departmanlarını da kabuk değiştirmeye zorladığını vurgulayan Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer, geleneksel metotların artık yetersiz kaldığını belirtti. Avrupalı ve Uzak Doğulu rakiplerle rekabet edebilmek için "hızlı yanılıp, hızlı öğrenen" (fail fast, learn fast) çevik Ar-Ge yapılarına ihtiyaç duyulduğuna değinen Biçer, şunları kaydetti: "Artık sadece şasiyi veya üstyapıyı tasarlayan ayrı gruplar yerine; yazılımı, veriyi ve siber güvenliği birlikte düşünen ortak çalışma gruplarına ihtiyacımız var. Araçlar sahada sürekli veri üretiyor. Bu nedenle Ar-Ge kadrolarımızda yazılım mühendislerinin ve veri bilimcilerinin sayısı artmak zorunda. İnovasyonu yakalamak için Ar-Ge’yi kapalı ortamlardan çıkarıp sahaya indirmeli ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle ekosistemi genişletmeliyiz." Başarı öyküsünün ikinci perdesi: demiryolları ve lojistik koridorlar Türk sanayicisinin tutkusu ve devletin stratejik destekleriyle otomotiv ile treyler sektöründe büyük bir başarı hikayesi yazıldığını hatırlatan TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala, bu başarının "ikinci perdesinin" lojistik altyapıdaki devrimle yazılacağını belirtti. Türkiye'deki Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısının 400'e ulaştığına dikkat çeken Pala, "Artık OSB'lerin demiryollarıyla limanlara bağlanması devletimizin resmi programına girmiş durumda. Tren yolu bağlantıları arttıkça lojistik küçülmeyecek, tam aksine zenginleşecek. Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projeler, Türkiye'nin kombine taşımacılık kapasitesini en üst seviyeye çıkaracak. Geçmişteki tutkumuzu koruyarak bu koridor mantığını iyi yönettiğimizde hem yerel üretimi hem de lojistik hacmimizi çarpan etkisiyle büyüteceğiz" şeklinde konuştu. “Sınırda karbon düzenlemeleri sektörü yeniden şekillendirecek” Avrupa Birliği standartlarının ve sürdürülebilirlik regülasyonlarının sektöre etkilerini değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Türkiye'nin bu küresel dönüşümün dışında kalamayacağının altını çizdi. Yakın gelecekte uygulanacak "Sınırda Karbon Vergisi"ne dikkat çeken Türken, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Dijitalleşme, otonom teknolojiler ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak sadece teknolojik bir mesele değildir. Emisyonların düşürülmesi, verimlilik ve güvenlik adına 'çekici' ve 'treylerin' uyumlu bir şekilde, bir bütün olarak hareket etmesi gerekiyor. Bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmeyecek; ortak vizyon, koordinasyon ve geniş paydaş katılımıyla Türkiye, bu ekosistemin merkezinde yer alacaktır."

Mercedes-Benz Türk’te 40 Yıla Yaklaşan Adanmışlık, Türk Sanayisine Kalıcı Katkı: Türk Otomotiv Sanayisinin Duayen İsimlerinden Süer Sülün Emekliliğe Hazırlanıyor Haber

Mercedes-Benz Türk’te 40 Yıla Yaklaşan Adanmışlık, Türk Sanayisine Kalıcı Katkı: Türk Otomotiv Sanayisinin Duayen İsimlerinden Süer Sülün Emekliliğe Hazırlanıyor

Süer Sülün; ardında güçlü bir organizasyon, sürdürülebilir bir başarı hikâyesi ve ilham veren bir liderlik vizyonu bırakırken, Mercedes-Benz Türk güçlü bir mirasla yeni dönemine hazırlanıyor. Finans’tan Zirveye Uzanan Yolculuk Süer Sülün kariyerine 1988 yılında Hazine, Nakit Yönetimi ve Banka İlişkileri alanında başladı. Kısa sürede Finans ve Kontrol, Muhasebe ve Vergi fonksiyonlarında artan sorumluluklar üstlenerek Mercedes-Benz Türk Finans & Muhasebe, Vergi ve Sigorta Yönetimi’nden sorumlu üst düzey görevler yürüttü. 2002 yılında Hafif Ticari Araçlar Pazarlama & Satış ve Bayi Yönetimi sorumluluğunu üstlenmesi, kariyerinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Müşteri odaklı yaklaşımı ve saha gücüne dayalı büyüme stratejileri, onu satış ve pazarlama alanında güçlü bir lider olarak konumlandırdı. 19 Yıl Satış & Pazarlama Direktörlüğü ve İcra Kurulu Üyeliği, 10 Yıl İcra Kurulu Başkanlığı Sülün, 2007–2014 yılları arasında Mercedes-Benz Türk Kamyon, Otobüs, Otomobil ve Hafif Ticari Araçlarda tüm iş birimleri için Satış & Pazarlama Direktörü olarak görev yaptı. Bu 7 yıllık dönemde, Mercedes-Benz Türk’ün sektördeki lider konumuna ve başarısına yön verirken aynı zamanda İcra Kurulu Üyeliği görevini sürdürdü. 2007 yılında başladığı İcra Kurulu Üyeliği’ni, CEO’luk görevi süresince de sürdürerek toplam 19 yıl boyunca İcra Kurulu Üyesi olarak şirket yönetiminde aktif rol aldı. Sülün, 2016 yılında Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı & CEO’su olarak atandı. 2016–2026 yılları arasında ise 10 yıl boyunca İcra Kurulu Başkanı olarak şirketin en üst düzey yöneticiliğini yürüttü. Stratejik Güç, Küresel Etki Süer Sülün yüksek çalışma disiplini ve güçlü liderliği ile Mercedes-Benz Türk’ün Türkiye’deki ağır ticari araç pazar liderliğini tartışmasız hale getirirken, aynı zamanda Daimler Truck AG ve Daimler Buses ağında önemli bir üretim üssü olma konumunu güçlendirdi. Bununla birlikte Sülün, bugün Mercedes-Benz Türk’ün Türkiye’nin en güçlü otomotiv bayi ve yetkili servis ağlarından birine sahip olmasında belirleyici bir rol üstlendi. Güçlü Bir Miras Kırk yıla yaklaşan kariyeri boyunca attığı her adım, yalnızca Mercedes-Benz Türk’ün değil, Türkiye otomotiv sanayisinin gelişimine katkı sağlayan Süer Sülün, ardında güçlü bir organizasyon, sürdürülebilir bir başarı hikâyesi ve ilham veren bir liderlik mirası bırakıyor. Süer Sülün’ün emeklilik sürecinin 31.07.2026 itibarıyla tamamlanması planlanırken, Mercedes-Benz Türk yeni İcra Kurulu Başkanı dönemine sağlam bir miras ve güçlü bir organizasyonel altyapı ile hazırlanıyor. Planlanan liderlik geçiş süreci titizlikle yürütülmekte olup, ilgili görevi devralacak yeni İcra Kurulu Başkanı’na ilişkin bilgilendirme önümüzdeki dönemde ayrıca kamuoyu ile paylaşılacaktır.

MAN Truck & Bus’tan Türkiye’de Dev Adım:  Ankara Fabrikası’nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı Haber

MAN Truck & Bus’tan Türkiye’de Dev Adım: Ankara Fabrikası’nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı

MAN Truck & Bus, sürdürülebilir ulaşım vizyonu doğrultusunda Türkiye’deki üretim tesisinde elektrikli mobiliteye geçişte önemli bir aşamayı tamamladı. Eylül ayı başında ilk MAN Lion’s City E’nin banttan indirilmesiyle başlatılan sürecin ardından, tüm test ve hazırlıklar başarıyla tamamlanarak seri üretime geçildi. MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin bataryalı elektrikli otobüs üretiminde en önemli yetkinlik merkezlerinden biri konumuna taşındı. Barbaros Oktay: "Müşteri taleplerine daha esnek ve hızlı yanıt vereceğiz" MAN Truck & Bus Otobüs Birimi Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’da elektrikli otobüs üretiminin başlamasıyla birlikte sıfır emisyon yolunda çok önemli bir adım attıklarını belirterek şunları söyledi: “Ankara’da başlattığımız yeniden yapılanma, MAN’ın sürdürülebilir geleceğe doğru dönüşüm sürecinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Burada attığımız adımlar ve yaptığımız yatırımlarla, uzun vadede yüksek adetlerde ve üstün kalitede emisyonsuz mobilite çözümleri sunmanın temelini attık. Bugün de bu çalışmaların bir sonucu olarak Ankara’da elektrikli otobüs üretimine başlamamız, MAN’ın e-mobilite yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır. Bu yatırımla birlikte otobüs üretim ağımızı güçlendiriyor, emisyonsuz şehir içi ulaşım çözümlerine yönelik artan küresel talebi daha etkin şekilde karşılayabiliyoruz. Elektrikli otobüs üretimin Türkiye lokasyonunu da kapsayacak şekilde genişletilmesi, müşteri taleplerine daha esnek yanıt vermemizi ve teslimat sürelerini optimize etmemizi sağlayacak.” Mehmet Şermet: “Ankara, MAN’ın önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi” MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise MAN’ın küresel üretim ağında Ankara’nın stratejik öneminin arttığına dikkat çekerek şunları kaydetti: “MAN için Türkiye her zaman ayrı bir yere sahip oldu. MAN’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olan fabrikamızda, bugün de yeni bir ilki hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Tamamen elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi. Çalışanlarımızın üstün yetkinliği ve son iki yılda altyapı ile ekipmana yaptığımız ciddi yatırımlar sayesinde bu dönüşümü başarıyla gerçekleştirdik. Tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsleri aynı bantta üretebilen esnek yapımızla, geleceğin teknolojisini Ankara’dan dünyaya ihraç edeceğiz.” Gelecekte “Lion’s Coach E” de Ankara’da Üretilecek Sıfır emisyonlu ulaşım çözümlerine yönelik önemli yatırımlar yapan MAN’ın şehir içi otobüslerinin yarısından fazlası halihazırda elektrikli olarak üretim bandından iniyor. Bu artan talebi karşılamak amacıyla Ankara’daki üretim altyapısı ve çalışanlar, son aylarda e-mobilitenin gerekliliklerine uygun şekilde hazırlandı ve tesis kademeli olarak dönüştürüldü. MAN Lion’s City E’nin yanı sıra, gelecekte elektrikli şehirlerarası otobüsler ile seyahat sektörü için geliştirilen yeni MAN Lion’s Coach E’nin de Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor. Ankara, MAN’ın e-Mobilite Dönüşümünde Kilit Rol Üstleniyor Elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E, 2020 yılında seri üretime başlayan Polonya’daki Starachowice Fabrikası’nın ardından artık Ankara’da da üretiliyor. Her iki tesiste de tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsler aynı üretim hattında esnek bir şekilde imal edilebiliyor. Güvenilirlik, menzil ve sürdürülebilirlik özellikleriyle öne çıkan MAN Lion’s City E; 10 metrelik kompakt versiyonlardan, yüksek yolcu kapasiteli 18 metrelik körüklü modellere ve şehirlerarası kullanım için geliştirilen Low-Entry (Alçak Girişli) varyantlara kadar uzanan geniş bir ürün gamı sunuyor. Ayrıca Lion’s Chassis E ile Avrupa dışındaki pazarlara da çözüm sağlanıyor. Bu entegrasyonun başarısı için son yıllarda önemli yatırımlar yapıldığını vurgulayan Barbaros Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da tıpkı Starachowice gibi MAN otobüs işinin e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol üstlenmesidir” dedi. Avrupa’da sattığı şehir otobüslerinin yarısı elektrikli modellerden oluştu 2019 yılındaki lansmanından bu yana güçlü bir başarı hikâyesine dönüşen MAN Lion’s City E, bugün Avrupa yollarında performansını kanıtlamış durumda. Şu anda Avrupa genelinde 3.000’in üzerinde MAN eBus aktif olarak hizmet veriyor. 2025 yılında 1300’den fazla elektrikli otobüs satışı gerçekleştiren MAN’ın, Avrupa'da sattığı şehir otobüslerinin %50'si elektrikli modellerden oluştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.