Hava Durumu

#Avrupa

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay Oldu Haber

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay Oldu

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) çatısı altında örgütlenen Avrupa otobüs üreticileri, MAN Truck & Bus’ın Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay’ı ACEA’nın yeni Otobüs Bölüm Başkanı olarak atadı. Görev süresi bir yıl olan Oktay; otobüs pazarında elektrifikasyon dönüşümünün hız kazandığı ve “Avrupa’dan Satın Al” (Buy European) yaklaşımı gibi yeni düzenlemelerin sektörün geleceğini doğrudan etkilediği kritik bir dönemde bu önemli sorumluluğu üstlenecek. Barbaros Oktay, görev süresi boyunca Avrupa’daki otobüs üreticileri ile Brüksel’deki politika yapıcılar arasındaki ilişkilerde sektörün sesi olacak. “Sürdürülebilir ulaşım hedefleri için destek şart” Atama sonrası değerlendirmelerde bulunan Barbaros Oktay, şunları söyledi: “Şehir içi otobüs taşımacılığı, Avrupa otomotiv endüstrisinin karbondan arındırma konusunda en ileri seviyedeki segmentidir. Aynı zamanda otobüsler, milyonlarca Avrupalının günlük yaşamında vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle yasa koyucuların yeni düzenlemeleri şekillendirirken; Portekiz’den Polonya’ya, İsveç’ten Sicilya’ya kadar toplumların ihtiyaç duyduğu sosyal ve sürdürülebilir ulaşımı, Avrupa otobüs üreticilerinin rekabet gücünü zayıflatmadan desteklemeleri büyük önem taşımaktadır. Sektörümüzün rekabetçiliğini ve inovasyon kapasitesini güçlendirecek daha fazla siyasi desteğe ihtiyaç duyulmaktadır.” Sanayi hızlandırıcı yasası, sanayi değer yaratımını şekillendiriyor Avrupa Komisyonu tarafından yakın zamanda sunulan Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın merkezinde “Avrupa’dan Satın Al” düzenlemeleri yer alıyor. Planlara göre; değer zincirinde yüksek oranda Avrupa ürünü bulunduran üreticilerin, Avrupa’da otobüs satışı yapabilmesine yalnızca kamu ihaleleri yoluyla izin verilmesi öngörülüyor. Hâlen devam eden yasama sürecinde önemli değişiklikler yapılması bekleniyor. Barbaros Oktay konuya ilişkin olarak şunları ifade etti: “Avrupalı otobüs üreticileri, prensipte ‘Avrupa’dan Satın Al’ yaklaşımını olumlu karşılamaktadır. Ancak önerilen planların ciddi bir bürokratik yük oluşturma riski bulunmaktadır. Biz ise kaynaklarımızı; müşterilerimize daha fazla fayda sağlayan, ulaşımı daha sürdürülebilir ve verimli hâle getiren ürünlerin geliştirilmesine yönlendirmeyi tercih etmekteyiz.” Otobüs sektöründe büyümenin motoru olarak elektrikli araçlar Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana MAN Truck & Bus’ta Otobüs Bölümü Başkanı olarak bu dönüşümü aktif şekilde yönetiyor. Bu süre zarfında şirket, otobüs iş kolundaki pazar konumunu önemli ölçüde güçlendirdi ve 2025 mali yılında 7.000’in üzerinde otobüs satışı gerçekleştirerek pandemi öncesi seviyelere yeniden ulaştı. Özellikle elektrikli mobilite alanı güçlü bir performans sergiledi. Elektrikli şehir içi otobüs satışları yüzde 118’in üzerinde artış göstererek 1.300 adedi aştı ve rekor seviyeye ulaştı. Oktay, “Otobüs sektörü, Avrupa ticari araç endüstrisinin sıfır emisyonlu güç aktarma sistemlerine geçişte en dinamik segmentlerinden biridir. Şehir içi otobüsler, otomotiv endüstrisinde elektrifikasyonun öncü alanlarından birini oluşturmaktadır,” değerlendirmesinde bulundu. Elektrikli ulaşım, şehirlerarası seyahat alanında da giderek önem kazanıyor. 2026 yılının sonunda piyasaya sunulması planlanan MAN Lion’s Coach E ile birlikte, Avrupalı bir üretici tarafından geliştirilen tamamen elektrikli bir otobüs, ilk kez uzun mesafeli yolculuk ve turizm uygulamalarında kullanıma hazır hâle gelecek. Geçtiğimiz sonbaharda Brüksel’de gerçekleştirilen fuar lansmanı, tüm kullanım alanlarında elektrikli otobüs uygulamalarına geçiş sürecinde önemli bir kilometre taşı oldu. Şarj altyapısının hedeflenen şekilde genişletilmesi çağrısı Olumlu piyasa eğilimlerine rağmen, altyapı eksiklikleri önemli bir zorluk olmaya devam ediyor. Şehir içi segmentte elektrifikasyon ilerlemiş olsa da şehirlerarası otobüsler için şarj altyapısı konusunda ciddi bir gelişmeye ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle otobüs sektörü; ulaşım merkezleri, şehirlerarası otobüs terminalleri, turistik bölgeler ve ana güzergâhlar başta olmak üzere, Avrupa genelinde yüksek performanslı bir şarj ağının kurulması için siyasi destek bekliyor. Barbaros Oktay konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Şehirlerarası otobüsler için kapsamlı ve yüksek performanslı bir şarj altyapısı olmadan, uzun mesafeli taşımacılıkta elektrikli mobilite potansiyelinin tamamı hayata geçirilemez. Önümüzdeki yıllarda alınacak politika kararları, dönüşümün ne kadar hızlı ve başarılı bir şekilde gerçekleşeceğini belirleyecektir.” Ankara'daki MAN üretim hattından Avrupa liderliğine 1979 yılında doğan Barbaros Oktay, lise eğitimini Ankara’da tamamladıktan sonra 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 2010-2012 yılları arasında Bilkent Üniversitesi İşletme ve Yönetim (MBA) yüksek lisans programını tamamladı. Kariyerine 2004 yılında MAN Türkiye A.Ş.’de üretim mühendisi olarak başlayan Oktay; şirket bünyesinde sırasıyla Üretim Mühendisi, Üretim Mühendisi Grup Lideri, Üretim Müdürü ve Satın Alma & Tedarikçi Geliştirme Bölüm Sorumlusu olarak görev yaptı. 2013 yılında iç rotasyon kapsamında Almanya’daki MAN merkezine Otobüs Satın Alma Grup Başkanı olarak atanan Oktay, 2016 yılında MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs Bölüm Başkanlığı görevini üstlendi. 2021 yılında ise MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs, Ürün ve Proje Yönetimi Başkanlığı görevine getirildi. Bu göreviyle birlikte dünyanın en büyük ticari araç üreticilerinden TRATON Group’ta Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Otobüs Çözümleri Başkanlığı görevini de yürüttü. Nisan 2022 itibarıyla MAN Türkiye A.Ş. İcra Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana ise MAN Truck & Bus’ın global Otobüs Bölümü Başkanı olarak görev yapıyor.

Çobantur Logistics, Yerli ERP İle CIS Bölgesinde Rekabeti Şekillendiriyor Haber

Çobantur Logistics, Yerli ERP İle CIS Bölgesinde Rekabeti Şekillendiriyor

Türkiye’nin coğrafi konumu bir ticaret koridoru haline gelme konusunda önemli avantaj sunarken, yeni vergi düzenlemesi ile bu alanda uluslararası rekabetçi bir “transit ticaret merkezi”nin oluşturulması amaçlanıyor. Kısa süre önce Cumhurbaşkanlığınca kamuoyuna duyurulan paket kapsamında İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren şirketlerin transit ticaretten elde ettiği kazançlar için kurumlar vergisi indiriminin yüzde 50’den yüzde 100’e çıkarılması planlanıyor. Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle Avrupa’dan Türkiye’ye ve Türkiye’den Orta Doğu ülkelerine parsiyel (LTL) ve komple (FTL) taşımacılık yapan Çobantur Logistics, kurduğu kesintisiz iletişim ağı ile süreçleri anlık olarak yönetiyor. Transit ticaret operasyonlarında bilgi akışını hızlandırarak zaman ve maliyet kaybını minimize eden şirket, çok ülkeli operasyonları tek merkezden koordine ederek müşterilerine rekabet avantajı sağlıyor. “Tedarik zincirindeki kopma ve maliyetler belirsizlik yaratıyor” Son dönemde dünya genelinde yaşanan gelişmelerin birçok sektör üzerinde baskı yarattığını ifade eden Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Taşımacılık işini motorlu taşıtlar kullanarak icra ediyoruz. Bu taşıtların tüm ihtiyaçları petrol ürünlerine bağımlı. Savaş nedeniyle artan petrol fiyatları veya burada sürecek dengesizlikler hem maliyetlerimizi etkiliyor hem de belirsizlik yaratıyor. Taşıtlarda kullandığımız yakıt; yağ, lastik ve birçok yan ürünün maliyetini artırıyor. Bu durumda da uzun vadeli hizmet fiyatlandırması mümkün olmuyor. Tüm bu gelişmelerin hizmet ürettiğimiz üretim sektörünü de etkileyeceğini görüyoruz. Tedarik zincirindeki kopma ve maliyetler belirsizlik yaratıyor. Bu durumda üreticiler üretimi daraltıyor ve bu durum bize talepte daralma olarak yansıyor.” dedi. Dijital altyapıyla yükün rotasından gümrükleme süreçlerine kadar her adımını optimize ediyor Sektördeki maliyet baskısı ve belirsizlikleri sadece operasyonel kaslarla değil, dijital yetkinlikle aştıklarını vurgulayan Çobanoğlu, şunları söyledi: “2026 yılı için odak noktamıza aldığımız yerli ERP entegrasyonu, özellikle CIS (Bağımsız Devletler Topluluğu) bölgesindeki zorlu operasyonlarımızı standardize etmemizi sağlıyor. Bu dijital altyapı sayesinde, yükün rotasından gümrükleme süreçlerine kadar her adımı gerçek zamanlı verilerle optimize ederek operasyonel maliyetlerimizde ciddi bir avantaj yakalıyoruz. Yarım asra yaklaşan tecrübemizi; İtalya, Romanya ve İspanya’daki ofislerimizin yanı sıra teknoloji yatırımlarıyla destekleyerek geleceğin lojistik ekosistemini inşa ediyoruz. Amacımız sadece bir noktadan diğerine ürün taşımak değil; yerli yazılım gücümüzle küresel rekabette Türkiye’yi ve markamızı bir teknoloji üssü olarak konumlandırmak. Bu vizyon, transit ticaretin yeni kurallarıyla birleştiğinde müşterilerimize sunduğumuz hız ve karlılığı en üst seviyeye taşıyor.” “Çok ülkeli operasyonları tek merkezden koordine ederek müşterilerimize gerçek bir rekabet avantajı sağlıyoruz” Transit ticaretten elde edilen kazançlar için getirilecek kurumlar vergisi indiriminin sektör adına mutluluk verici olduğunu söyleyen Çobanoğlu, konuya ilişkin “Transit ticaret, fiziksel akıştan çok operasyonel akışın yönetilmesini ifade ediyor. Ürün Türkiye’ye girmeden el değiştirirken; doğru zamanlama, doğru yönlendirme ve doğru bilgi akışı ile rekabet avantajını öne çıkarıyor. Çobantur Logistics olarak tam da bu noktada fark yaratıyoruz. Avrupa, Türkiye ve Orta Doğu arasında kurduğumuz kesintisiz iletişim ağı ile süreçleri anlık yönetiyoruz Transit ticaret operasyonlarında bilgi akışını hızlandırarak zaman ve maliyet kaybını minimize ediyoruz. Çok ülkeli operasyonları tek merkezden koordine ederek müşterilerimize gerçek bir rekabet avantajı sağlıyoruz. Yeni vergi düzenlemesi, doğru operasyonla birleştiğinde daha düşük maliyet, daha hızlı ticaret akışı ve daha yüksek kârlılık anlamına geliyor. Biz bu süreci sadece takip etmiyoruz; altyapımız, iletişim gücümüz ve operasyonel refleksimizle aktif olarak yönetiyoruz. Çünkü bugün lojistikte değer yaratan şey ürünü taşımak değil, ticareti doğru yönetmek.” ifadelerini kullandı.

Mercedes-Benz Türk, BusStore Avrupa Ağı’nı İstanbul’da Ağırladı Haber

Mercedes-Benz Türk, BusStore Avrupa Ağı’nı İstanbul’da Ağırladı

Mercedes-Benz Türk, ikinci el otobüs faaliyetlerini yürüttüğü BusStore markası Avrupa ağının yıllık buluşmasına İstanbul’da ev sahipliği yaptı. BusStore Yıllık Toplantısı kapsamında Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen ekipler, Mercedes-Benz Türk Genel Müdürlük ve Pazarlama Merkezi’nde bir araya gelerek ikinci el otobüs pazarının mevcut durumunu, gelecekteki dönüşümü ve büyüme alanlarını değerlendirdi. Her yıl farklı bir BusStore lokasyonunun ev sahipliğinde düzenlenen ve Avrupa ağının tamamını kapsayan bu yıllık toplantı, Türkiye’de ilk kez gerçekleştirildi. Avrupa genelindeki BusStore operasyonlarının koordinasyonunu güçlendirmeyi amaçlayan bu buluşmadan elde edilen çıktılar farklı ülkelerdeki ekipler arasında bilgi paylaşımını artırırken, BusStore’un hem lokal hem de global stratejik gelişimine katkı sağladı. “BusStore Avrupa ağını ilk kez Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk” Mercedes- Benz Türk 2. El Kamyon ve Otobüs Satış Direktörü Didem Daphne Özensel BusStore Avrupa Yıllık Toplantısı’nın Türkiye’de gerçekleştirilmesinin şirket açısından önemli bir buluşma olduğunu belirterek konuyla ilgili şunları söyledi: “BusStore Avrupa Yıllık Toplantısı’nı bu yıl Türkiye’de, Mercedes-Benz Türk ev sahipliğinde gerçekleştirmekten büyük memnuniyet duyduk. 11 ülkeden 35 katılımcının yer aldığı bu önemli buluşma, ikinci el otobüs faaliyetlerimizi tek çatı altında yürüttüğümüz BusStore ağının güçlü iş birliği kültürünü ve uluslararası yapısını bir kez daha ortaya koydu. Bu toplantı ile Avrupa’nın farklı pazarlarından gelen ekiplerle bir araya gelerek mevcut durumu, gelecek stratejilerimizi kapsamlı şekilde değerlendirme fırsatı bulduk. İkinci el araçlarda Türkiye genelinde güvenilir çözüm ortağı olmaya ve müşterilerimizin operasyonel verimliliğine katkı sağlamaya devam edeceğiz.”

Ankara'dan Elektrikli Aslanlar: MAN,  Ankara’daki Fabrikasında Ebus Üretimine Başladı Haber

Ankara'dan Elektrikli Aslanlar: MAN, Ankara’daki Fabrikasında Ebus Üretimine Başladı

MAN Truck & Bus, otobüs iş kolundaki dönüşümü kararlılıkla sürdürüyor. MAN bu kapsamda, Ankara fabrikasında tamamen elektrikli MAN Lion’s City E şehir otobüsünün seri üretimine başladı. İlk e-otobüsler Ankara’daki montaj hattından çıkmaya başlarken, bu gelişme şirket için sıfır emisyonlu ve sürdürülebilir mobilitiye geçişte önemli bir adımı temsil ediyor. Polonya’nın Starachowice tesisinde 2020’den bu yana başarıyla sürdürülen üretimin ardından, elektrikli aslanlar artık Ankara’da da üretim hattından çıkmaya başladı. MAN, Güney Afrika’daki Olifantsfontein üretim tesisinde ise yerel pazara özel geliştirdiği Lion’s Explorer E’yi de üretmeye devam ediyor. Bu üç üretim üssüyle giderek artan sıfır emisyonlu otobüs talebine yanıt veren MAN, aynı zamanda küresel üretim ve e-mobilite ağının bir parçası olarak Ankara’daki üretim kapasitesini de güçlendiriyor. “Ankara, gelecekteki e-mobilite stratejimizde kilit bir rol oynayacak” MAN Truck & Bus Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’daki e-otobüs üretiminin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Ankara’da elektrikliotobüs üretimine başlayarak, elektromobilite yolunda önemli bir kilometre taşını geride bırakıyoruz. Bu adımla hem üretim kapasitemizi genişletiyor, hem de küresel otobüs ağımızı güçlendirerek artan müşteri taleplerini daha hızlı ve esnek bir şekilde karşılayabiliyoruz. Ankara, gelecekteki e-mobilite stratejimizde kilit bir rol oynayacak.” MAN Truck & Bus, yıllık yaklaşık 14,1 milyar avro (2025) ciroya sahip, Avrupa’nın önde gelen ticari araç üreticilerinden ve ulaşım çözümleri sağlayıcılarından biridir. Şirketin ürün portföyünde dizel ve sıfır emisyonlu tahrik sistemlerine sahip kamyonlar, otobüsler ve yolcu otobüsleri, kamyonetler, dizel ve gaz motorları ile yolcu ve yük taşımacılığına ilişkin hizmetler yer almaktadır. MAN Truck & Bus, TRATON GROUP bünyesindeki bir şirkettir ve dünya çapında yaklaşık 32.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. MAN, üretim ağını elektrikli döneme taşıyor Ankara fabrikasının dönüştürülmesi, MAN’ın sürdürülebilir ulaşım çözümleri odağında yürüttüğü kapsamlı dönüşüm stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. 2020 yılında MAN Lion’s City E’nin piyasaya sunulmasıyla birlikte Polonya’daki Starachowice tesisi, elektrikli araçların büyük ölçekli üretimi için tam donanımlı hale gelen ilk MAN fabrikası olmuştu. Güney Afrika’daki Olifantsfontein tesisinde ise iki yıldır Lion’s Explorer E üretimi sürdürülüyor. MAN, tamamen elektrikli araç üretimini yalnızca otobüslerle sınırlı tutmayarak kamyon segmentinde de genişletiyor. Tamamen elektrikli ağır hizmet tipi MAN eTGS ve eTGX kamyonlarının seri üretimi 2025 yılında Münih fabrikasında başlarken, Krakow’daki üretim ekibi de ilk elektrikli kamyonların seri üretimi için hazırlıklarını sürdürüyor. Hafif hizmet tipi MAN eTGL modelinin seri üretiminin de önümüzdeki aylarda aynı tesiste başlaması planlanıyor. MAN ayrıca, Mayıs ayında Milano’da düzenlenecek Transpotec fuarında tamamen elektrikli ürün portföyünü tamamlayacak bir başka elektrikli modelini tanıtmayı hedefliyor. Bu modelinde de ilerleyen dönemde Krakow’da üretilmesi öngörülüyor. Nürnberg fabrikası ise MAN’ın kendi batarya üretimine başlamasıyla birlikte, yalnızca motor üretimi yapan bir tesis olmaktan çıkarak, son teknoloji dizel motorlar ve alternatif tahrik sistemleri için bir geliştirme ve üretim merkezine dönüştürülmüş durumda. E-stratejisinin kilit bileşeni olarak Ankara Son yıllarda, Ankara'daki üretim tesisinde gerçekleştirilen yatırımlarla altyapı modernize edilirken, üretim süreçleri de optimize edildi ve çalışanlar elektrikli mobilitenin gereksinimlerine uygun şekilde eğitildi. Barbaros Oktay, dönüşüm yolculukları kapsamında attıkları bu adımlar ve yaptıkları bu yatırımlar sayesinde, uzun vadede yüksek hacimli ve yüksek kaliteli sıfır emisyonlu mobilite çözümleri sunabilecek güçlü bir altyapı oluşturduklarını vurguluyor. Önümüzdeki dönemde Ankara fabrikasında Lion’s City E’nin yanı sıra elektrikli şehirlerarası otobüsler ve Türkiye’deki turizm taşımacılığına yönelik geliştirilen yeni Lion’s Coach E modelinin de de burada üretilmesi planlanıyor. Ankara’nın öneminin altını çizen Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da Starachowice gibi MAN’ın otobüsteki e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol oynaması” diye konuşuyor. MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise fabrikanın esnek üretim yapısına dikkat çekerek, şunları söylüyor: “Ankara, MAN’ın e-mobilite merkezlerinden biri haline geliyor. Esnek üretim yapımız sayesinde, aynı üretim hattında hem çeşitli elektrikli otobüs modellerini hem de geleneksel motorlu otobüsleri üretebiliyoruz. Bu da farklı pazar gereksinimlerine verimli bir şekilde yanıt vermemizi sağlıyor.”

Mazot Ateşi Taşımacılık Sektörünü Alarma Geçirdi Haber

Mazot Ateşi Taşımacılık Sektörünü Alarma Geçirdi

HÜRMÜZ BOĞAZI VE MAZOT FİYATLARI SAHADAKİ BELİRSİZLİK FIRTINASININ ETKİSİNİ ARTIRIYOR Bugün sahada yaşanan tabloyu tek bir cümleyle özetlemek gerekirse gerçekten bir “belirsizlik fırtınası” içindeyiz. Küresel ölçekte herhangi bir risk ortaya çıktığında bunun etkisini ilk hissettiğimiz yer doğrudan pompa fiyatları oluyor. Jeopolitik gerilimler arttığı anda akaryakıt fiyatları da anında tepki veriyor. Şu anki tabloya baktığımızda maalesef yön aşağı değil, yukarı. Kısa vadede ciddi bir gevşeme olacağına da pek ihtimal vermiyorum. Orta Doğu’daki gerilim uzun süredir devam ediyor ve görünen o ki İran, İsrail ve ABD hattındaki bu kriz kısa sürede sona erecek gibi durmuyor. Eğer Brent petrol fiyatı 150–200 dolar bandına doğru tırmanırsa açık konuşmak gerekirse dünya ekonomisinin bunu kaldırması çok zor olur. Böyle bir senaryo sadece bizim ülkemizi değil, tüm dünyayı etkiler çünkü bugün hayatımızdaki neredeyse her şey lojistikle taşınıyor. Dolayısıyla petrol fiyatındaki sert yükseliş sadece yakıtı değil, zincirleme bir şekilde tüm ürünlerin maliyetini artırır. Eğer biz bu maliyetleri yüksek fiyatlarla almak zorunda kalırsak enflasyon da buna paralel şekilde hızla yükselir. Yani mesele sadece taşımacılık sektörü değil; bu doğrudan ekonominin tamamını etkileyen bir domino etkisi yaratır. TÜRKİYE KRİZLERİ AVRUPA’YA GÖRE DAHA SERT HİSSEDİYOR Türkiye’nin bu tür krizleri Avrupa’ya kıyasla daha sert hissetmesinin çok net bir nedeni var. Biz yalnızca petrol fiyatındaki artıştan etkilenmiyoruz, aynı zamanda döviz kuru da sürekli hareket halinde. Yani sektör olarak iki ayrı maliyet baskısı altında kalıyoruz. Bir tarafta petrol fiyatı yükseliyor, diğer tarafta döviz kuru yerinde durmuyor. Bu durum işletmelerin maliyetlerini katlayarak artırıyor. Avrupa’daki birçok ülkede enerji maliyeti artıyor olabilir ama para birimleri daha stabil olduğu için bu etki daha sınırlı kalıyor. Türkiye’de ise enerji maliyeti artarken aynı anda kur farkı da eklenince ortaya çok daha ağır bir tablo çıkıyor. Enerjide dışa bağımlı bir ülke olmamız da bu kırılganlığı doğal olarak artırıyor. Dolayısıyla küresel ölçekte yaşanan her enerji krizi Türkiye’de çok daha güçlü bir şekilde hissediliyor. VATANDAŞ SEYAHATİ AZALTTI, DOLULUK ORANLARINI YAKALAMAK ZORLAŞTI Vatandaşın alım gücündeki düşüşü biz sahada çok net görüyoruz. Eskiden bayram, tatil ya da özel gün beklemeden dolan otobüsler artık eski doluluk oranlarına ulaşmakta zorlanıyor. Bugün firmalar seferlerini doldurabilmek için ciddi bir çaba sarf etmek zorunda kalıyor. İnsanlar artık zorunlu olmadıkça seyahat etmiyor. Ekonomik şartlar ağırlaştıkça insanlar harcamalarını kısmaya başlıyor ve bu da doğrudan ulaşım sektörüne yansıyor. Sonuç olarak satış hacmimizde belirgin bir gerileme var. Yolcu sayısı azaldığında ise seferlerin maliyeti daha da ağırlaşıyor. Bu da sektörün üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. “ARAÇLAR ZARAR EDİYOR” SÖZÜ ABARTI DEĞİL, GERÇEK Bugün sektörde sıkça duyduğumuz “araçlar zarar ediyor” ifadesi kesinlikle bir abartı değil, yaşadığımız gerçeğin ta kendisi. Dışarıdan bakıldığında cirolar artıyor gibi görünebilir çünkü bilet fiyatları yükseliyor ancak işletme giderleri çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Lastik fiyatları, bakım maliyetleri, personel giderleri, sigorta bedelleri ve diğer operasyonel giderler sürekli yükseliyor. Bu nedenle günün sonunda kasaya giren para artsa bile işletmenin gerçek kârı eriyor. Hatta çoğu zaman kâr yerine borçla karşı karşıya kalıyoruz. Bugün sektörün ana hedefi artık kâr etmek değil, ayakta kalabilmek. BİR OTOBÜSÜN MALİYETİNİN %50–60’INI YAKIT OLUŞTURUYOR Bugün bir otobüs işletmesinin en büyük gider kalemi tartışmasız yakıt. Ortalama bir hesap yaptığınızda bir otobüsün toplam işletme maliyetinin yaklaşık %50–60’ını doğrudan yakıt gideri oluşturuyor. Lastik, bakım, sigorta, personel gibi diğer tüm giderleri toplasanız bile çoğu zaman bir depo mazotun yarattığı maliyet kadar etkili olamıyor. Bu yüzden akaryakıt fiyatındaki her artış doğrudan sektörün belini büküyor. Yakıt fiyatları yükseldiğinde işletme maliyetleri bir anda sıçrıyor ve bu maliyetleri yönetmek giderek zorlaşıyor. MALİYET ARTIŞININ YARISINI BİLE BİLET FİYATINA YANSITAMIYORUZ Sektörde yaşanan en büyük sorunlardan biri de maliyet artışlarının bilet fiyatlarına aynı oranda yansıtılamaması. Eğer maliyetlerimiz 10 birim artıyorsa biz bunun ancak 4–5 birimini bilet fiyatına yansıtabiliyoruz çünkü yolcunun ödeme gücü belli bir noktadan sonra bunu kaldırmıyor. Fiyatları bir anda çok yükselttiğinizde yolcu sayısı daha da düşüyor. Dolayısıyla aradaki farkı çoğu zaman işletmeler kendi cebinden karşılamak zorunda kalıyor. Bu makas ne kadar açılırsa sektörün sürdürülebilirliği de o kadar zorlaşıyor. Açık konuşmak gerekirse bugün birçok firma için tekerin dönmesi bile başlı başına bir mücadele haline gelmiş durumda. TİCARİ AKARYAKITTA VERGİ DESTEĞİ ŞART Sektörün bu zorlu süreci atlatabilmesi için devlet desteği kaçınılmaz görünüyor. Özellikle ticari taşımacılık yapan işletmeler için akaryakıt üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi büyük önem taşıyor. En acil ve etkili çözüm, ticari akaryakıtta ÖTV indirimi ya da KDV iadesi gibi bir destek mekanizmasının hayata geçirilmesi olacaktır. Toplu taşıma ve lojistik sektörü üzerindeki vergi yükü hafifletilmeden fiyatların dengelenmesi ve sektörün rahatlaması maalesef mümkün görünmüyor. YENİ ARAÇ YATIRIMI BUGÜN TAM ANLAMIYLA BİR KUMAR Bugünün şartlarında yeni araç yatırımı yapmak gerçekten büyük bir risk taşıyor. Faiz oranları çok yüksek, araç fiyatları astronomik seviyelere çıkmış durumda ve yatırımın geri dönüş süresi giderek uzuyor. Bu nedenle birçok firma şu anda yeni araç almak yerine mevcut filosunu korumaya çalışıyor. Açık konuşmak gerekirse şu an yatırım yapmak yerine frene basmak ve mevcut yapıyı korumak çok daha mantıklı bir strateji gibi görünüyor. ÖNÜMÜZDEKİ 6 AY DAHA ZORLU GEÇEBİLİR Önümüzdeki döneme dair tabloyu gerçekçi bir şekilde değerlendirmek gerekirse sektör açısından çok kolay bir süreç bizi beklemiyor. Turizm sezonu belirli ölçüde bir hareketlilik sağlayabilir ve sektöre bir nebze nefes aldırabilir. Ancak maliyet artışları aynı hızla devam ederse bu geçici bir rahatlama olur. Bu nedenle önümüzdeki 6 ayda sektörün tamamen toparlanmasını beklemek pek gerçekçi değil. Daha çok maliyetleri kontrol etmeye çalışacağımız, kemerleri sıkmaya devam edeceğimiz bir dönem bizi bekliyor.

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor Haber

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor

TEMSA; düzenlediği Tedarikçi Buluşması’nda kalite, yeni projeler, risk yönetimi, rekabetçilik, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve iş birliği başlıkları altında şekillenen yol haritasını iş ortaklarıyla paylaştı. Tedarik zinciri alanında güçlü ekosistem ve ortak değer yaratma unsurlarının ön plana çıktığı etkinlikte, TEMSA’nın gelecek dönem stratejisi de detaylı şekilde ele alındı. Buluşmada, TEMSA CEO’su Evren Güzel’in yanı sıra Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tunçbilek, Ar-Ge ve Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Caner Sevginer ile Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür gerçekleştirdikleri sunumlarla şirketin operasyonel yapısı, teknoloji vizyonu ve tedarik zinciri stratejisine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. “Rekabet artık tedarik zincirleri arasında yaşanıyor” Günümüzde rekabet koşullarının artık marka ve ürünlerin ötesine geçtiğini belirten TEMSA CEO’su Evren Güzel, etkinlikte yaptığı konuşmada: “Rekabet artık yalnızca markalar ve ürünler arasında yaşanmıyor; güçlü ve entegre tedarik zincirlerinin birbirleriyle olan rekabeti ve ekosistemler arasında şekilleniyor. Müşterilerimizin ortak beklentisi güvenli, kaliteli ve rekabetçi çözümler sunmamız. Küresel rekabette güçlü tedarik zincirine sahip olmayan firmaların başarılı olacağına olasılık vermiyoruz. Bu anlamda TEMSA’nın en güçlü yönlerinden biri, uçtan uca tedarik zinciri yönetimine sahip olması. Bugün TEMSA, döviz bazında çift haneli büyüme kaydeden, Avrupa ve Türkiye’de kendi tarihinin en yüksek otobüs satış adetlerine ulaşan, ciro ve ihracatta rekorlar kıran bir marka konumunda. Bu başarı; kurduğumuz stratejik iş ortaklıkları, güçlü iş birlikleri ve global ekosistemimiz sayesinde mümkün oldu. Gelecek hedefimiz ise; esnek ve çeşitli bir ürün portföyü, kıtalar arasında güçlü ayak izi ile TEMSA’yı küresel ölçekte 1 milyar dolarlık ciroya sahip ‘Tercih Edilen Mobilite Markası’ haline getirmek” ifadelerini kullandı. “Hedefimiz zirve ve zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız” 2025 yılını başarılı sonuçlarla tamamladıklarını vurgulayan Evren Güzel, TEMSA tarihinin en güçlü satış ve üretim performansına ulaştıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılı gibi zorlu koşulların yaşandığı bir dönemde, konsolide ciromuzu geçtiğimiz yıla göre döviz bazında yüzde 10 artırarak 554 milyon dolar seviyesine taşıdık. Türkiye’de büyümemizi sürdürürken, Avrupa’daki öncelikli pazarlarımızda yeni satış rekorlarına imza attık. Bir önceki yıla göre döviz bazında yüzde 7’lik artışla ihracatımızı 316 milyon dolara ulaştırdık. Zorlu faaliyet ortamına rağmen tüm bunları müşteriyi odağa alan küresel büyüme stratejimiz, operasyonel mükemmeliyet anlayışımız ve kurduğumuz stratejik iş birlikleri ile başardık. Bu başarı hikayesinde bizimle yol alan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yıl ve devamında da hızlı büyümemizi sürdürmeye odaklandık. Hedefimiz zirve diyoruz ve bu zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız.” Yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor Yurt içinde 20 şehirde 270, yurt dışında ise 24 ülkede 150 tedarikçisi bulunan TEMSA’nın, yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor. Asya’dan Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada güçlü bir tedarikçi ekosistemini yöneten TEMSA; özellikle yapay zekâ ve dijitalleşme yatırımlarıyla tedarik zincirinde sürdürülebilirlik, maliyet optimizasyonu ve risk yönetimini odağına alarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. Tedarikçi performansında da iyileşme sağlayan TEMSA, 2024 yılında 77,15 olan ortalama performans skorunu 2025 yılında 81,15’e yükseltti. TEMSA, tüm projelerde tedarikçilerini tasarım ve planlama aşamasından itibaren sürece dahil ediyor. Bu yaklaşım, maliyet ve lojistik yönetiminde rekabet avantajı sağlarken, krizlere hazırlıklı bir ekosistem oluşturarak sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları ise veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirirken, sürdürülebilirlik ve yeşil tedarik kriterleri, uzun vadeli değer yaratmayı destekliyor. Kalite ve sürdürülebilirlikte “yeşil satınalma” anlayışı TEMSA, sürdürülebilirlik alanında elde ettiği global başarılarla da tedarik zinciri alanında öncü bir konumda yer alıyor. Şirketlerin çevre, işçi ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarikalanlarındaki performansını değerlendiren uluslararası EcoVadis platformunun 2025 değerlendirmesinde 78 puanla dünya genelinde en iyi yüzde 6’lık dilimde yer alan TEMSA'nın, Sürdürülebilir Tedarik Puanı ise geçtiğimiz yıllara kıyasla %92,5 yükseldi. CDP (Carbon Disclosure Project) değerlendirmelerinde hem İklim Değişikliği hem de Su Güvenliği alanlarında A Listesi’ne girerek küresel liderler arasında konumlandı. Aynı zamanda CDP tarafından gerçekleştirilen Tedarikçi İlişkileri Değerlendirmesinde, üst üste üçüncü kez A Listesi’nde yer alarak global liderler arasındaki konumunu korumaya devam etti. Önümüzdeki dönemde de TEMSA, tedarikçi seçiminde kalite ve çevresel sürdürülebilirlik kriterlerini öne çıkaran “yeşil satınalma” yaklaşımıyla faaliyetlerine devam edecek.

MAN Truck & Bus’tan  Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım Haber

MAN Truck & Bus’tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım

MAN Truck & Bus SE, Avrupa genelindeki satış ve servis ekosistemini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir yatırım çalışması açıkladı. 2030 yılına kadar tamamlanacak 300 milyon Euro’luk bu program; yeni merkezlerin inşasından mevcut lokasyonların teknolojik modernizasyonuna, bölgesel erişilebilirliğin optimize edilmesinden servis kalitesinin daha da yükseltilmesi ve ağın elektrikli mobiliteye tam uyumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor. Yıl başında duyurulan “MAN2030+” programıyla maliyet verimliliğini artıran MAN, elde edilen kaynakla da büyüme ve inovasyon alanlarında daha güçlü yatırımlar gerçekleştiriyor. Avrupa genelinde yaklaşık 1.200 lokasyonda 7.000 kişilik dev bir ekiple hizmet veren MAN, müşterilerine 7 günü 24 saat kesintisiz destek sunuyor. Ayrıca 2.000’den fazla servis merkezi ve iş ortağı, MAN Mobile24 arıza ve mobilite hizmeti aracılığıyla da müşterileri için operasyonel devamlılık sağlıyor. MAN’dan, Türkiye’deki servis ağına 8 milyon Euro’luk yatırım MAN’ın Türkiye’deki servis ve satış ağı ise bu stratejik yatırım programının önemli bir parçasını oluşturuyor. MAN’ın halihazırda Türkiye genelindeki 33 adet servis ve satış noktasında yaklaşık 1000 çalışan görev yapıyor. MAN, Avrupa’daki yatırım atağı kapsamında Türkiye’de yaklaşık 8 milyon Euro tutarında servis yatırımı yapmayı planlıyor. Bu yatırımla Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni servis noktalarının devreye alınması hedefleniyor. Friedrich Baumann: “Güçlü marka, güçlü servis ağı gerektirir” MAN Satış ve Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Friedrich Baumann, şirketin yeni servis yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi: “Güçlü bir marka, güçlü bir hizmet ağına ihtiyaç duyar. Biz buna sahibiz ve şimdi bunu daha da ileri taşıyoruz. Satış ekiplerimizin yanı sıra servislerimiz de müşterilerimiz için markamızın en önemli temsilcileridir. Bu ağı daha da genişletmek için önümüzdeki yıllarda bu alana yoğun yatırım yapacağız. Ürün, hizmet ve kaliteyi bir araya getiren yaklaşımımız, yeni rakiplerin ortaya çıktığı bir dönemde bizi daha da farklılaştıracak. Amacımız, sürdürülebilir bir oyuncu olarak konumumuzu daha da güçlendirmek.” “Hedefimiz Avrupa’da 30 dakikada servise erişim” Baumann sözlerini şöyle sürdürdü: “Ticari araç sektörü, binek otomobil pazarına kıyasla çok daha karmaşık ve hizmet yoğun bir yapıya sahiptir. Araçların günlük kullanılabilirliği müşterilerimizin iş sürekliliği açısından kritik önemde olduğundan müşterilerimize yakın olmak ve birinci sınıf hizmet sunmak büyük önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde müşterilerin servis noktalarına ulaşmak için katetmesi gereken mesafeleri daha da kısaltacağız. Hedefimiz Avrupa’da, müşterilerimizin yaklaşık yüzde 80’inin en yakın MAN servis noktasına 30 dakikadan daha kısa sürede ulaşabilmesini sağlamak. 2030 yılına kadar da Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya ve Türkiye gibi pazarlarda bu erişim seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz. Lojistik gereksinimlerinin yüksek olduğu bölgelerde yeni servis üsleri oluşturmak da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ülkelerde yılda ortalama yedi yeni şube devreye alıyoruz.” Yatırımın üçte biri e-mobilite ve dijitalleşmeye Geleceğin taşımacılık teknolojilerine hazırlanan MAN, satış ve servis noktalarını sürdürülebilir mobiliteye uyumlu hale getirmek için kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. 2026 yılına kadar mevcut satış ve servis noktalarının üçte ikisinin e-mobiliteye hazır hale getirilmesi amaçlanıyor. Toplam yatırımın yaklaşık 100 milyon Euro’luk bölümü, doğrudan e-mobilite ve dijital dönüşüm çalışmalarına ayrılıyor. Bu kapsamda Avrupa genelinde satış temsilcilerinden yüksek gerilim teknisyenlerine kadar yaklaşık 8.000 çalışan, e-mobilite alanında kapsamlı eğitim programlarından geçiriliyor. Bu çerçevede Almanya, İspanya, Belçika, Avusturya ve İtalya’da faaliyet gösteren batarya onarım merkezlerinin 2030 yılına kadar tüm Avrupa pazarlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor. Ayrıca enerji şirketi E.ON ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Avrupa genelinde 125’i Almanya’da olmak üzere toplam 170 lokasyonda 400’e kadar halka açık şarj noktasının kurulması da bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor. Bununla birlikte sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda servis noktalarının altyapısını dönüştürmeyi sürdüren MAN, özellikle fotovoltaik enerji sistemleri, LED aydınlatma çözümleri ve modern ısıtma sistemleriyle enerji verimliliğinin artırıyor. Aynı zamanda servis süreçlerinin dijitalleşmesini de hızlandıran MAN, iPad tabanlı sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalarla daha yüksek verimlilik ve şeffaflık sunuyor.

Anadolu Isuzu Türkiye Midibüs İhracatında 22. Kez Lider Haber

Anadolu Isuzu Türkiye Midibüs İhracatında 22. Kez Lider

Anadolu Isuzu, uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda AB ülkeleri ve stratejik öneme sahip diğer bölgelerde yıl boyunca hayata geçirdiği etkin pazarlama ve satış faaliyetleriyle, marka gücünü pekiştirerek bir önceki yıla kıyasla satış adetlerinde %20’lik önemli bir artış kaydetti. Anadolu Isuzu, midibüs segmentindeki liderliğini sürdürerek ihracattaki başarısını taçlandırdı. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre marka, Türkiye midibüs ihracatında 22’nci kez liderliğe ulaşarak şampiyonluğunu yeniden teyit etti. Avrupa Pazarında Doğrudan Etkileşim ve Deneyim Fırsatları Anadolu Isuzu, 2025 yılı boyunca Avrupa’daki mevcut ve potansiyel müşterileriyle doğrudan etkileşimi güçlendirmek amacıyla kapsamlı demo turları, uluslararası fuarlar ve çeşitli sektör etkinlikleri gerçekleştirdi. Ayrıca güçlü işbirlikleri ve geniş distribütör ağı sayesinde markanın ürünleri ve hizmetleri, Avrupa pazarında etkili ve sürdürülebilir bir şekilde tanıtıldı. Farklı ülkelerde düzenlenen demo turlarında katılımcılar, Anadolu Isuzu’nun yenilikçi ve yüksek standartlara sahip araçlarını gerçek kullanım koşullarında birebir deneyimleme fırsatı buldu. Bu etkinlikler sayesinde kalite, konfor ve ileri teknoloji unsurları doğrudan gözlemlenirken, marka ile müşteriler arasında güçlü ve sürdürülebilir bir bağ oluştu. Böylece Anadolu Isuzu’nun Avrupa pazarlarındaki bilinirliği, güven algısı ve marka değeri daha da pekiştirildi. “Geniş bir coğrafyada, pazarların ihtiyaçlarına uygun ürün ve çözümler sunuyoruz” Anadolu Isuzu, 42 yıllık köklü geçmişinden gelen tecrübeyle, bugün 40’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Orta Asya’da aktif bir oyuncu olarak konumlanan Anadolu Isuzu, Özbekistan’ın köklü ticari araç üreticilerinden SamAuto’yu satın alarak uluslararası pazarlardaki iddiasını büyüttü.

Çobantur Logistics, 2025 Yılında Kapasitesini Ve Cirosunu Yüzde 20 Büyüttü Haber

Çobantur Logistics, 2025 Yılında Kapasitesini Ve Cirosunu Yüzde 20 Büyüttü

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından Çobantur Logistics; sürdürülebilir, güvenilir ve uzun vadeli değer üretme odaklı anlayışıyla 2025 yılında da büyüme hedeflerini gerçekleştirdi. Uzun yıllara dayanan tecrübesi, dijitalleşme yatırımları ve Avrupa merkezli güçlü yapılanması sayesinde müşterilerine sadece taşıma değil, uçtan uca entegre lojistik çözümler de sunan şirket, Türkiye-Avrupa hattındaki servis sürekliliğini koruyarak 2025’i yüzde 20 kapasite ve ciro büyümesi ile tamamladı. 2026’daki odağını “dijital şeffaflık ve operasyon verimliliği” ile “entegre hizmet derinliği” üzerine kurgulayan Çobantur Logistics, bu kapsamda yurt dışı yapılanmasında yeni bir dönemi başlatacak. “Türkiye–Avrupa hattında servis sürekliliğimizi koruduk” Küresel talep daralması ve maliyet baskılarının yoğun hissedildiği 2025’in lojistik sektörü açısından zorlu geçtiğini fakat doğru planlama ile büyümelerini sürdürdüklerini ifade eden Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Yaşanan sıkıntılara rağmen ana koridorlarımız olan Türkiye–Avrupa hattında servis sürekliliğimizi koruduk; İtalya ve Almanya merkezli akışlarda güçlü konumumuzu sürdürdük. Bu sayede 2025’te bir önceki yıla oranla yüzde 20 kapasite ve ciro büyümesi ile operasyonlarımızı yönettik. Avrupa’da özellikle İtalya, Almanya, Hollanda, İsviçre, Belçika, Avusturya, Fransa, Slovenya ve İspanya koridorlarında yoğun hizmet verirken; Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan, Irak, Suriye gibi pazarlarda da müşterilerimize çözüm sunduk. Yurt içi ve yurt dışı lokasyonlarımızda yaklaşık 60 bin metrekare gümrüklü/gümrüksüz depolama alanlarında ADR (tehlikeli madde) depolama yetkinliğimizle entegre hizmet kapasitemizi güçlendirdik.” dedi. Dijital çalışmalarıyla müşterilerine “şeffaflık” sunuyor Çobantur Logistics’in 2025’te fark yarattığı alanların başında dijitalleşme ve şeffaflık geldiğini vurgulayan Çobanoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Şirket olarak tüm operasyon süreçlerimizi destekleyen uygulamalarımızı in-house yazılım ekibimizle geliştiriyor; müşteri/tedarikçi sistemleriyle veri entegrasyonları, iş zekâsı ve robotik süreç otomasyonu üzerinden verimliliği artırıyoruz. Ayrıca müşterilerimizin sevkiyatlarını anlık izleyebildiği web tabanlı Müşteri Portalı altyapımızı olgunlaştırdık; portalı sadece konum takibi değil yük evraklarının da uçtan uca takibi için kurguladık. Bu sistemi sadece kendimiz için değil şeffaf lojistik adı altında tüm müşterilerimize açtık. Böylelikle yaptığımız tüm operasyonlar için müşterilerimizin de bizimle aynı anda bilgilere ulaşabilmesini mümkün kıldık. Dijital gümrük süreçlerinde ise yıllardır öncü bir yaklaşımımız var; yeni dönemde devreye alınan Digital UBAK gibi uygulamalara hazırlıklarımızı tamamladık.” İtalya, Romanya ve İspanya’da ek yatırımlar devreye alacak Lojistik sektöründe yaşanan yüksek maliyet baskısı, sürücü/insan kaynağı açığı, vize süreçlerinin operasyon sürelerine etkisi ile sınır kapılarında altyapı ve geçiş sorunlarına rağmen 2026 yılında büyüme hedeflerinde kararlı olduklarını söyleyen Çobanoğlu, “Bu yılki önceliklerimizin başında yurt dışında holding merkezinin kurulması ve grup şirketlerimizin bu yapı altında konsolide edilmesi geliyor. Bunun yanında Almanya’da yeni bir satın alma ile operasyonel yapılanmamızı da güçlendirmek istiyoruz. Avrupa’da aktif olduğumuz İtalya, Romanya ve İspanya gibi ülkelerde de ek yatırımlarımızı devreye alacağız. Özellikle İspanya başta olmak üzere yeni pazarlarda büyüme stratejilerimizi ilerletmek de yine gündemimizin ana başlıklarından biri. Yatırımlarımızı planlarken temel hedefimiz; operasyon kalitesini yükseltirken, müşteri memnuniyetini üst seviyede tutmak ve kârlılığı sürdürülebilir şekilde artırmak.” ifadelerini kullandı. Büyümeyi kapasite yönetimi, depolama kabiliyeti ve teknoloji yatırımları ile başaracak “Pazarın daralma risklerine rağmen yeni yapılanma adımlarımız ve güçlendirdiğimiz hizmet modelimizle 2026 yılında yüzde 20’nin üzerinde büyüme planladık.” diyen Çobanoğlu, diğer hedeflere dair şunları söyledi: “Hedeflediğimiz büyümeyi ana koridorlarda kapasite yönetimi, entegre depolama kabiliyetimiz, teknoloji yatırımlarımız ve seçili pazarlarda genişleme stratejimiz sayesinde başaracağız. Şirket olarak yabancı plakalı araç ve yabancı şoför yatırımlarımıza da kararlılıkla devam ediyoruz. Öte yandan fırsat tarafında; Yeşil Mutabakat ve karbon odaklı regülasyonların düşük emisyonlu çözümlere talebi artırması, dijital gümrük ve takip sistemlerinin verimlilik avantajı yaratması ve pazardaki konsolidasyonla birlikte güvenilir, entegre servis sağlayıcılara yönelik önemli fırsatlar sunuyor. Bu kapsamda da geçtiğimiz yıl tüm öz mal çekicimizi yenileyerek Euro 6 olarak değiştirerek yeşil lojistiğe duyarlı hale getirdik. Önümüzdeki dönemde de çevresel sorumluluk, operasyonel mükemmeliyet ve müşteri memnuniyetini temel önceliklerimiz olarak görmeye; sektörümüzde güvenilir bir çözüm ortağı olma konumumuzu daha da güçlendirmeye kararlıyız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.