Hava Durumu

#Bursa

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Bursa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koçaslanlar’dan Bursa’ya Yeni Yatırım Haber

Koçaslanlar’dan Bursa’ya Yeni Yatırım

İKİNCİ BAYİ FAALİYETE GEÇTİ 2006 yılından bu yana İnegöl’de, Türkiye’nin en çok tercih edilen otomobil markası Renault ve sektörde önemli bir yere sahip Dacia’nın yetkili satış ve servis hizmetini başarıyla sürdüren Koçaslanlar Motorlu Araçlar, yeni yatırım ile kente değer katıyor. Renault, Dacia, renew markalarını tek çatı altında buluşturan Koçaslanlar Motorlu Araçlar, yeni showroomunda müşterilerini ağırlamaya başladı. YENİ ÜRÜN MODELLERİ SERGİLENECEK Renault ve Dacia’nın yeni tasarım anlayışıyla yaklaşık 10 bin metrekarelik alanda inşa edilen showroomda, Renault ve Dacia’nın yeni ürün gamı otomobil severlere sunulacak. Renault’nun küresel perakende dönüşüm vizyonuyla, teknoloji ve estetiği bir araya getiren yeni showroomunda ayrıcalıklı bir müşteri deneyimi sunuluyor. FİLO KİRALAMA, SİGORTA, İKİNCİ EL Koçaslanlar Holding bünyesinde faaliyet gösteren Koçaslanlar Motorlu Araçlar, 2026 yılına yatırımla başlarken, yetkili satış ve servisin yanı sıra ikinci el satış, filo kiralama, sigorta ile satışı yapılan araçlara yönelik yedek parça ve aksesuar satış hizmetlerini de sağlıyor. ÇITAYI DAHA DA YÜKSELTİYOR 20 yıldır, İnegöl’de yüksek müşteri memnuniyeti ile hizmet veren Bursa merkezli şirket, geniş yelpazede sunduğu finansman avantajları ile dikkat çekiyor. Koçaslanlar Motorlu Araçlar Genel Müdürü Didem Aras, yüksek standartlara sahip hizmet anlayışıyla hizmet verdiklerinin altını çizerken, Kestel bayisi ile çıtayı daha da yükselteceklerini vurguladı. ÖNCELİK MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Aras, ‘’Renault ve Dacia markalarının yeni ürün gamını İnegöl’ün ardından bu yıl Kestel’de açılan yeni showroomumuzda da kullanıcı ile buluşturacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu zamana kadar merkezimize hep müşterilerimizi koyduk. Temsil ettiğimiz markaların satış ve satış sonrası hizmet kalitesini sürekli yukarı taşıdık. Bize yön veren müşterilerimiz ve onların beklentileriydi. Birbirimizi iyi anladık ve bunu sürdürmeye devam edeceğiz. ‘’ ifadelerini kullandı. SİGORTA HİZMETİ DE VAR Renault ve Dacia markalarının satış, servis ve yedek parça hizmetlerinin yanı sıra renew markası ile ikinci el araç satışı gerçekleştirmekte olduklarını belirten Didem Aras, 30’a yakın acente ile kasko ve sigorta hizmetlerini de misafirlerine sunduklarını sözlerine ekledi.

Türkiye’nin Araç Arıza Haritası Belli Oldu Haber

Türkiye’nin Araç Arıza Haritası Belli Oldu

Arıza vakalarının yüzde 25’i üç büyük ilde Verilere göre, Türkiye genelinde araç arızasından kaynaklı toplam 150 binin üzerinde yol yardım hizmeti verildi. Arıza vakalarının en yoğun olduğu şehir İstanbul oldu. İstanbul’da gerçekleşen 36 bin 663 arıza vakası, tek başına toplam vakaların yaklaşık dörtte birini oluşturdu. İstanbul’u sırasıyla Ankara (16.545), İzmir (10.576), Antalya (7.361) ve Bursa (6.016) izledi. Bu tablo, araç sayısının ve günlük kullanım yoğunluğunun yüksek olduğu büyükşehirlerde arıza riskinin de paralel biçimde arttığını ortaya koyuyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Tur Assist CEO’su Timur Selçuk Turan, şehir bazlı yoğunluğun yalnızca araç sayısıyla açıklanmayacağını vurgulayarak şunları söyledi: “Büyükşehirlerde araçlar hem daha uzun süre trafikte kalıyor hem de dur-kalk yoğunluğu nedeniyle mekanik ve elektriksel aksamlar daha hızlı yıpranıyor. Özellikle İstanbul gibi metropollerde bu durum, arıza istatistiklerine doğrudan yansıyor.” En büyük pay motor ve elektrik arızalarında Arıza türlerine bakıldığında, motor arızaları açık ara ilk sırada yer aldı. Toplam vakaların yüzde 42,9’u motor kaynaklı sorunlardan oluştu. Bu oran, motor bakımının ihmal edilmesinin ya da araçların yaş ortalamasının yükselmesinin ciddi bir risk faktörü olmaya devam ettiğini gösteriyor. Motor arızalarını yüzde 29,7 ile elektrik sistemi arızaları izledi. Modern araçlarda artan elektronik donanım, konfor ve güvenliği artırırken; elektrik ve sensör kaynaklı problemlerin de daha sık görülmesine neden oluyor. Diğer dikkat çeken arıza türleri ise şu şekilde sıralandı: • Akü arızaları: %9,5 • Yürüyen aksam ve süspansiyon: %6,5 • Aktarma/şanzıman: %4,1 • Fren sistemi: %1,4 Bu dağılım, özellikle akü ve elektrik sistemlerinin mevsim geçişlerinde ve yoğun kullanımda sürücüler için kritik bir zayıf halka olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Akü ve elektrik sorunları mevsimsel riskler taşıyor Diğer yandan Turan, akü ve elektrik arızalarına özel bir parantez açarak “Akü ve elektrik sistemleri, özellikle ani sıcaklık değişimlerinden çok hızlı etkileniyor. Sürücüler çoğu zaman araç çalışana kadar bir sorun olmadığını düşünüyor ancak zayıflayan aküler, yolda kalmanın en yaygın nedenlerinden biri. Basit bir kontrolle önlenebilecek arızalar, ciddi zaman ve maliyet kaybına yol açabiliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye araç parkının yaşlanması arızaları tetikliyor Uzmanlara göre, Türkiye’de araç parkının yaş ortalamasının yüksek olması, motor ve yürüyen aksam arızalarının bu kadar ön planda olmasının temel nedenlerinden biri. Periyodik bakım aralıklarının uzatılması, düşük kaliteli yedek parça kullanımı ve yetkisiz servis müdahaleleri de arıza oranlarını artıran faktörler arasında yer alıyor. Tur Assist verileri, düzenli bakım yaptırılan araçlarda arıza kaynaklı yol yardım ihtiyacının belirgin şekilde düştüğünü gösteriyor. Bu durum hem bireysel sürücüler hem de filo yöneticileri için önleyici bakımın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Yol yardım hizmetleri güvenli sürüşün ayrılmaz parçası Artan araç sayısı ve karmaşıklaşan otomotiv teknolojileriyle birlikte, yol yardım hizmetleri artık yalnızca “acil durum” değil, güvenli ve kesintisiz mobilitenin ayrılmaz bir parçası olarak konumlanıyor. 30 yıldır yol yardım ve asistans hizmeti verdiklerini aktaran Turan, önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri şu sözlerle özetledi: “Veri odaklı analizler sayesinde, hangi bölgede hangi arızaların öne çıktığını net biçimde görebiliyoruz. Bu da hem sürücülere önleyici bakım konusunda rehberlik etmemizi hem de yol yardım operasyonlarımızı daha hızlı ve etkin şekilde planlamamızı sağlıyor.” Bakımsızlığın maliyeti arızada katlanarak artıyor Açıklanan veriler, sürücüler için net bir mesaj içeriyor: düzenli bakım, doğru servis tercihi ve basit kontroller; yolda kalma riskini ciddi ölçüde azaltıyor. Türkiye’nin araç arıza haritası hem bireysel kullanıcılar hem de sektör paydaşları için güçlü bir yol gösterici niteliği taşıyor.

Bu İşin Geleceği Artık Kalmadı Haber

Bu İşin Geleceği Artık Kalmadı

İNSANLAR ARTIK ESKİSİ GİBİ SEYAHAT EDEMİYOR Niğde doğumluyum. Bu sektöre çok küçük yaşlarda girdim. 14–15 yaşlarındayken Ankara Otogarı’nda işe başladım. Ankara garajında yaklaşık sekiz sene çalıştım, ardından askere gittim. Askerlikten sonra Bursa’ya geldim. Niğde, Ankara, Bursa üçgeninde büyüdük diyebilirim. Bursa’ya gelmemin sebebi burada köylülerimizin, çevremizin olmasıydı. Ayrıca iş imkânı da burada olduğu için Bursa’da yazıhane alarak bu işe devam ettik. Maşallah 32–33 senedir de Bursa’dayım, bu sektörün içindeyim. İnan ailesi olarak Türkiye genelinde yaklaşık 110–120 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bu da ciddi bir katma değer demek ancak sektör genelinde işler hiç iyi gitmiyor. Son yıllar savaşlarla başladı, savaşlarla devam etti. Ekonomi kötü, enflasyon yüksek. Fiyat uygulamaları artık vatandaşı da zorluyor. İnsanlar haklı olarak seyahat edemiyor. UÇAKLA NASIL REKABET EDELİM… Eskiden işler iyiydi. Bu kadar araba yoktu, herkesin elinde araç yoktu. İş vardı. Şimdi filomuzda 16 tane aracımız var. Araçlarımız tek model değil, farklı modeller var. 2015 modelden başlayıp 2025 modele kadar uzanan bir filomuz var. Marka olarak ağırlığımız Mercedes-Benz otobüslerinde. Yaklaşık yüzde 90’ı Mercedes. Bunun sebebi de net: ustası var, parçası var, bakımı daha kolay ve daha uygun. Otobüsle uçak arasındaki fiyat makası bazı dönemlerde çok açılıyor. İşin yoğun olduğu zaman uçak beş kat pahalı oluyor, işin olmadığı zaman kafa kafaya geliyor. Bizim uçakla rekabet etme şansımız yok çünkü Saatlerce gittiğim yere uçak bir saatte ulaşıyor. NE DERNEKLER NE DE FEDERASYONLAR YETERİNCE GÜÇLÜ DEĞİL Sektörün ciddi bir sahipsizliği var. Dernekler, federasyonlar yeterince güçlü değil. Firma sahiplerinin bir araya gelmesi gerekiyor ama artık herkes son aşamaya gelmiş durumda. Şu an birçok firma bitme noktasında. Kimse bu şartlarda uzun süre ayakta kalamaz. Rekabet de bitti artık. Kimsenin ne fiyat kıracak gücü kaldı ne de havaya para atacak hali. Şu anda Ankara, İstanbul, Mersin, Bursa, Çanakkale ve Bandırma hatlarında çalışıyoruz. Batı Anadolu ağırlıklı bir çalışma düzenimiz var. Doluluk oranları ise artık eski anlamını yitirdi. Eskiden yaz sezonunda Mersin ve Niğde yolcusu çok olurdu. Şimdi araba başına 15–20 direkt yolcu bile bulmak zorlaştı. Direkt yolcu neredeyse kalmadı. ÖNÜMÜZÜ GÖREMEDİĞİMİZ BİR ORTAMDA YATIRIM YAPMAK MANTIKLI DEĞİL Otobüs yatırımı konusunda şu an çok temkinliyiz. Yeni araç almayı düşünmüyoruz çünkü sektörün nereye gittiğini göremiyoruz. Önümüzü göremediğimiz bir yerde yatırım yapmak istemiyoruz. Elimizdekiyle ayakta kalmaya çalışıyoruz. 2024 biraz daha iyiydi ama 2025 daha da kötü geçti. İş beklemediğimiz bir dönemde yeni yatırım yapmak bize mantıklı gelmiyor. Bugün bilet fiyatları hâlâ çok düşük. Milyonluk araçlar, yüksek otogar ücretleri, personel maliyetleri var ama bilet fiyatı artmıyor. Uçak yazın 8–9 bin liraya çıkıyor, biz aynı fiyata satamıyoruz. Rekabet etme gücümüz yok. Sezon dediğimiz şey de artık 45 günü geçmiyor. TÜM MALİYETLER BİZİM SIRTIMIZDA Personel maliyetleri çok ağır. Bir personelin toplam maliyeti neredeyse 60 bin lirayı buluyor. Üstelik personel bulmak da çok zor. Çalışanların hacizleri, cezaları, kaptanların yolda yaptığı ihlaller, hepsi dönüp dolaşıp bize yansıyor. Bunlarla uğraşmak için neredeyse iki personel sadece evrak ve ceza takibi yapıyor. Bu da ayrı bir maliyet. Otogar çıkış ücretleri, kiralar ve ortak giderler sürekli artıyor. Bursa çıkışı 975 lirayken 1.250 liraya çıktı. Otogarların verdiği hizmetle aldıkları paralar arasında ciddi bir dengesizlik var. Bu yük tamamen esnafın sırtına biniyor. YOLCUYA CEVAP VEREN, SORUNLARA ÇÖZÜM ÜRETEN YAZIHANEDİR! Yazıhane işletmeciliği tarafında da durum iç açıcı değil. Bugün hiçbir yazıhane gerçekten para kazanamıyor. İnsanlar yıllardır bu işi yaptığı için bırakamıyor. Başka bir iş yapma şansı da yok. Benim yaşım 59–60. Bundan sonra ne iş yapabilirim? Zaten bu yüzden çocuklarıma bu işi yaptırmak istemiyorum. Bu mesleğin geleceği kalmadı. Bu sektörün ayakta kalması için tek çözüm var: Yazıhaneci, firma sahibi ve internet bilet sistemi birlikte düşünülmeli. Yazıhanesiz olmaz, firması olmadan da olmaz. Herkesin pastadan adil bir pay alması gerekiyor. Yazıhaneci sadece bilet satan kişi değildir. Kaza olduğunda, arıza olduğunda, yolcu mağdur olduğunda sahada olan yazıhanecidir. Yolcuya cevap veren, çözüm üreten yine yazıhanedir. BU İŞİN NEREYE GİDECEĞİNİ KESTİREMİYORUM Bayramların kışa gelmesi biraz nefes aldırabilir. Ocak, şubat, mart bizim en zor dönemimiz. Bu dönemlerde birkaç gün bile hareket olması bizi rahatlatır. Üniversitelerin çoğalması da yolcu dağılımını bozdu. Eskiden birkaç okul için dolu otobüsler kalkardı, şimdi herkes dağılmış durumda. Açık konuşayım, ben seneye ne olacağını bilmiyorum. Nereye gideceğimizi bilmiyoruz. Ama bu şartlarla bu işin uzun süre devam etmesi çok zor.

Bursa’da 100 Yolcunun 85’i Bileti İnternetten Alıyor Haber

Bursa’da 100 Yolcunun 85’i Bileti İnternetten Alıyor

TERMİNALCİLİĞİN İÇİNDEN GELİYORUZ Öncelikle bu röportajı bana sunduğunuz için teşekkür ederim. 1984 Ağrı doğumluyum. Uludağ Üniversitesi Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Bölümü mezunuyum. Ailede üçüncü nesilim. Dedem, babam ve ben… Yani anlayacağınız hem alaylı hem de mektepli şekilde terminalciliğin içinden geliyoruz. Önceden Ağrı Terminali’nde yazıhanemiz vardı. 2011 yılından beri de Bursa Otogarı’ndayız. Aslında 2002 yılında firma işletmecisi olarak sektöre girdik. O dönem Ağrı Dağı, daha sonra Erdiş İttihat olarak faaliyet gösterdik. 2011’den itibaren önce 2 numaralı yazıhaneyi, ardından da 3 numaralı yazıhaneyi aldık. Allah nasip etti, hâlâ devam ediyoruz. Ailece yaklaşık 60–70 yıldır terminallerin içindeyiz. Terminalle ilgili hemen hemen her işi yaptık. Kısacası terminalle ilgili ne iş varsa tecrübe ettik. Bu sene yazıhane işletmeciliğinde sekizinci yılım. Yazıhanenin tüm işleyişini, operasyonunu biz yürütüyoruz. BALTUR’UN TÜM OPERASYONLARINI KESİNTİSİZ SÜRDÜRÜYORUZ Aynı zamanda Baltur’da da ortaklığımız var. Baltur süreci 2017 yılında başladı. O dönem D2 belgesiyle Bandırma hattında çalışıyorduk. Daha sonra firmayı devraldık. İlk başta terminale giremiyorduk ama yaptığımız çalışmalarla Bursa Otogarı’na girmeyi başardık. O süreçte daha önce açılmış bir A1 belgesi davası vardı. Dava sonuçlandıktan sonra A1 belgeleri iade edildi ve biz de A1 belgemizi aldık. A1 belgesini aldıktan sonra A1T kapsamında 8+1 otomobil ruhsatlı araçlarla Erdek–İzmit hattında çalışmaya başladık. Bu da firmayı büyütmemizin önünü açtı. Bursa Otogarı’nda 3 numaralı yazıhane bizim. Burada Kale Seyahat, Ağrı Dağı, Star Diyarbakır ve Baltur’un işletmeciliğini yapıyoruz. Baltur bizim yerel firmamız. Şirket içerisinde hisselerimiz var, iki aracımız var ve Baltur’un tüm operasyonunu bizzat ben yürütüyorum. TÜM FİRMALARIMIZIN BURSA’DAKİ BAŞARISI BİZİ MUTLU EDİYOR Kale Seyahat’in Bursa’daki gelişimi gerçekten dikkat çekici. Biz Kale’yi devraldığımızda 3–4 servis vardı. Firma el değiştirmişti, Ali Rıza Bey yeni devralmıştı. Zamanla hem kendisinin hem de ekiplerin katkısıyla servis sayısı ciddi şekilde arttı. Bugün geldiğimiz noktada 35–40 servise yakın bir operasyon var. İzmir, İstanbul, Ankara ve sahil hatları aktif şekilde çalışıyor. İlk günküyle kıyasladığımızda ciddi bir ilerleme söz konusu. Baltur tarafında da benzer bir büyüme yaşandı. Ortak olduğumuzda beş aracımız vardı, sadece İzmit–Erdek hattında çalışıyorduk. Bugün 15 araçla yaklaşık 35 servis yapıyoruz. Allah’a şükür ciddi bir noktaya geldik. Ağrı firması bizim için demirbaştır. Yaklaşık 30 yıldır Bursa garajında Ağrı firmasını işletiyoruz. Bursa garajına girişimiz de zaten Ağrı firması sayesinde oldu. Ağrılı olmamızın, çevremizin, tanınırlığımızın bunda etkisi büyük. Bursa’ya gelen Ağrı yolcusunun büyük kısmı bizi tercih eder. Star Diyarbakır ise yaklaşık beş yıldır işlettiğimiz, düzenli, temiz ve sorunsuz bir firma. Karşılıklı memnuniyet var. YAZIHANECİLİKLERDE BÜYÜK PARALAR KAZANILMIYOR Maliyet tarafına geldiğimizde işin rengi biraz değişiyor. Yazıhanede biz de fiilen çalışıyoruz. Bunun dışında 4–5 personelimiz var. Açık konuşayım, burada çok büyük paralar kazanılmıyor. Zaten şartlar da buna izin vermiyor. İnternet bilet satış oranı Bursa’da yüzde 85’lere çıktı. Yani 100 yolcunun 85’i internetten bilet alıyor. Biz bankoda daha çok yönlendirme işi yapıyoruz. Asıl kanayan yaramız da burada başlıyor. Yazıhaneciler olarak bir araya gelip internet bilet konusunda firma sahipleriyle ortak bir çözüm üretemedik. Oysa bu pastadan firmaya da yeter, yazıhaneye de yeter. Ama paylaşımı adil şekilde yapamıyoruz. BİLET FİYATLARI HARİÇ HER ŞEY ARTIYOR Geçen sene asgari ücret 22 bin liraydı, bugün 27 bin lira. Bir personelin bize toplam maliyeti sigortasıyla birlikte 40 bin liraya yaklaşıyor. Kira yüzde 35 arttı. Buna rağmen bilet fiyatlarına zam yapamıyoruz. İstanbul bileti hâlâ 400 lira. Geçen sene de 400 liraydı. Mazota, personele, kiraya zam var ama bilete yok. Açıkçası firmaların bu fiyatlarla nasıl ayakta kaldığını ben de çözemiyorum. Şu an yazıhanede yedi kişiyiz ve 7/24 çalışıyoruz çünkü firmalar bize güvenmiş, operasyonlarını bize emanet etmiş. Bu iş bizim için ekmek meselesi olduğu kadar namus meselesi de. Nasıl namusumuza sahip çıkıyorsak, bu işe de öyle sahip çıkıyoruz. ESNAF BİR ARAYA GELEMEDİKÇE BU SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ Esnafın bir araya gelememesi sektörün en büyük sıkıntılarından biri. Ne federasyonlar yeterince destek oluyor ne de bizler kurumsal bir yapı altında toplanabiliyoruz. Herkes “ben” diyor. Oysa bu iş “biz” demeden çözülmez. Bugün internet bilet oranı yüzde 85’e gelmiş durumda. Yüzde 100’e çıktığında yazıhanelerin büyük kısmı işlevsiz hale gelecek. Personel azaltmak zorunda kalacağız. Bu da ciddi bir istihdam kaybı demek. İnternet bilet yolcuya kolaylık sağlıyor ama sahadaki kaosu, gecikmeleri, iptalleri yine biz topluyoruz. Yolcu gelip bizden çözüm istiyor ama yetki bizde değil. Bizim istediğimiz çok net: İnternet bileti de yazıhaneyi de kapsayan adil bir sistem. Eskiden dış yazıhaneler vardı, komisyon paylaşımı vardı. Kimse bütün pastayı istemiyor ama eşit paylaşım olmazsa bu sistem yürümez. BALTUR FİLOSUNU YENİLEMEK İÇİN ÇALIŞMALARIMIZI PLANLADIK Baltur tarafında araç yatırımları planlı şekilde ilerliyor. Filodaki araçlarımızın tamamı 2023 model. Belgelerimiz 2030’a kadar geçerli. 2027’den sonra yeni araç yatırımlarına başlamayı planlıyoruz. Şu an filomuzda 17 adet 8+1 otomobil ruhsatlı araç var. Bursa–İzmit ve Bursa–Erdek hatlarında aktif çalışıyoruz. Baltur’un merkezi Erdek. Bandırma’da da ilk 50 firma arasındayız. İzmit–Erdek hattının avantajı net. Gidiş-dönüş toplam sekiz saat sürüyor. Şoför çıkıyor, işini yapıyor, evine dönüyor. Otoban kullanmıyoruz çünkü maliyeti çok yüksek. Zaten sekiz yolcu taşıyoruz. İki yolcunun parasını otobana verirsek bize bir şey kalmıyor. Otoban bazı firmalar için avantajlı olabilir ama bizim modelimize uymuyor.

Yolcu Sayılarımız Her Ay Düzenli Bir Şekilde Artıyor Haber

Yolcu Sayılarımız Her Ay Düzenli Bir Şekilde Artıyor

DEDEMİZDEN BİZE, BİZDEN DE ÇOÇUKLARIMIZA… Bursa Orhangazi’nin Narlıca beldesinde doğdum. Bursalıyım. Bu sektörde üçüncü kuşağım. Dördüncü kuşak olarak çocuklarım da şu an işin içinde, sahada çalışıyorlar. Dedelerimiz zamanında başlayan bu işi, dededen babaya, babadan bize, bizden de çocuklara taşımış durumdayız. Biz bu işe arabacılık olarak başladık. Ben de lise bittikten sonra sektöre muavinlik yaparak girdim. Muavinlikten şoförlüğe, şoförlükten yazıhane işletmeciliğine geçtik. Kademe kademe, adım adım geldik. Narlıca bizim eskiden kooperatifimizdi. Kooperatif hâlâ aktif ama ticari faaliyet yürütmüyor. 2025 yılının 15 Ocak’ında Narlıca’yı şirket bünyesinde yeniden faaliyete geçirdik. Tescilimizi aldık, belgelerimizi tamamladık ve kendimize yeni bir yol çizdik. SEFER SAYILARIMIZI ARTIRARAK YATIRIMLARIMIZLA HİZMET AĞIMIZI GENİŞLETECEĞİZ İlk etapta Bursa–Sakarya ekspres seferleriyle başladık. Sabah 7’den akşam 21’e kadar her saat karşılıklı sefer yapıyoruz. Şu anda 35 aracımız var. Yatırımlarımız da devam ediyor. Mart ayında iki adet Travego, yine iki adet sıfır Tourismo teslim alacağız. Haziran ayında dört araç daha geliyor. 2026 için sekiz araçlık yatırım planımız var. Hem filoyu yeniliyoruz hem de firmayı büyütüyoruz. Hâlihazırda Sakarya’ya saat başı sefer yapıyoruz. Bolu–Ankara hattımız var. Zonguldak’a başladık. Çanakkale–Zonguldak hattında ilk etapta üç servisle başlıyoruz. Bartın’ı da planlıyoruz. İnegöl’den kalkışlı araçlarımız var. Ankara’dan günde sekiz servisimiz bulunuyor. Yaz aylarında Ayvalık, Küçükkuyu, Çeşme, Didim, Bodrum ve Marmaris hatlarını da devreye almayı planlıyoruz. KÖPRÜ MALİYETLERİ YÜKSEK AMA ZAMAN KAZANIYORUZ Şu an filomuzda bireyselci yok. Çok talep var ama baştan işi sıkı tutmak istiyoruz. Kısa mesafelerde bile araçlarımız üç ikramla gidiyor. Yolcularımız zamandan kazanıyor. Güzergâh olarak Bursa–Gebze–İzmit–Sakarya hattını kullanıyoruz. Köprü geçişleri nedeniyle maliyet yüksek ama zaman ciddi şekilde kısalıyor. Yolcumuz rahat etsin diye bu maliyetin altına girdik. Alt yoldan talep olduğu için Zonguldak ve Bolu tarafına giden araçlarımızı alt yoldan yönlendireceğiz. Saat başı olan seferler ekspres, uzun mesafe olanlar alt yoldan gidecek şekilde planladık. Yeni güzergâhla eski yol arasında yaklaşık bir saat fark var. Alt yoldan 3–3,5 saatte gidilen yolculuklar bizim ekspreslerde 2 saatte tamamlanıyor. BU MALİYETLER KARŞISINDA REKABETLE KİMSE KAZANAMAZ Maliyetler çok ciddi şekilde arttı. Personel maliyetleri, kiralar, sigortalar, lastikler, akaryakıt… Her şeye zam geldi ama bilet fiyatlarına aynı oranda zam yapamıyoruz. En büyük gider kalemimiz akaryakıt, otoban ve köprü geçişleri ile garaj çıkış ücretleri. Bursa otogarından çıkan bir araç geceden kalmışsa minimum 1.300 lira ödüyor. Transit araçlar bile ciddi bedeller ödüyor. Bugün bir otobüs 24–25 milyon lira bandında. Bu araçların sigortası, personeli, bakımı derken yatırımın karşılığı eskisi gibi alınamıyor. Firmalar zararına taşımaya devam ederse bu işin sonu kapatmaya gider. Rekabetle kazananı bugüne kadar görmedik. ZAMANI SATIN ALMAK MÜMKÜN DEĞİL Nartur Narlıca olarak ciddi bir istihdam sağlıyoruz. Sadece Bursa bölgesinde şoför, host, yazıhane dahil 120–230 kişi arasında bir istihdam var. Bu insanların hepsi evine ekmek götürüyor. Bu yüzden bugün zararına da olsa ayakta kalmaya çalışıyoruz. Firmayı kurarken gördüğümüz eksiklik şuydu: Yolcular zaman kaybından şikâyetçiydi. Biz de maliyeti göze alarak üst yoldan, durmadan giden, ekspres bir konsept oluşturduk. Zaman satın alınamıyor. İnsanlar rahat etsin, dinlenerek gitsin istedik. ARAÇ İÇİ İKRAM KONUSUNDA İDDİALIYIZ Araçlarımızda ikram konusunda çok iddialıyız. Sıcak–soğuk içecekler, kahve çeşitleri, çaylar, ikramlar sürekli veriliyor. Yolcu aç biniyor, tok iniyor. Hatta bunu özellikle söyleyen yolcularımız oluyor. İstediği kadar alabiliyor, bir sınır koymuyoruz. Yolcu geri dönüşleri çok olumlu. Sosyal medya ve mail üzerinden gelen tüm geri dönüşleri takip ediyor, hepsine cevap veriyoruz. Bir kere bizi tercih eden yolcunun devamı geliyor. ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTEN UMUTLUYUZ AMA… Filomuzda Man ve Mercedes ağırlıklı çalışıyoruz. Sakarya hattında 2024 model ve üzeri araçlarımız var. 2026 yılı zor bir yıl olacak gibi görünüyor. Maliyetler yüksek, piyasada fiyat dengesizliği var. Kimisi 600 liraya bilet kesiyor, kimisi 1.000 liraya. Bu sürdürülebilir değil. Devletin bazı konularda taşımacıya destek vermesi gerekiyor. Yolcu sayılarında ise her ay artışımız var. Yeni hatlar ve yeni şehirlerle bu artış daha da devam edecek. Önümüzde 15 tatil var, umutluyuz. Ramazan’a kadar biraz durgunluk olur ama Ramazan Bayramı ile birlikte sezon açılır. Bayramların kışa gelmesi de bizim sektör için biraz nefes aldırıyor. İnşallah önümüzdeki dönem daha dengeli, daha sürdürülebilir bir tablo olur.

Kâmil Koç'ta Yolcu Deneyimi : 100 Yıllık Bir Güven Kültürü Haber

Kâmil Koç'ta Yolcu Deneyimi : 100 Yıllık Bir Güven Kültürü

İlk Göz Ağrım Kâmil Koç Kasım 1994’te, Ankara'da doğdum.1999 yılında Bursa'ya taşındık. İlkokul, ortaokul ve üniversite eğitimimin tamamı Bursa'da geçti. Bursa'ya taşınma sebebimiz tayindi. Ailem memur olduğu için Ankara'dan Bursa'ya geldik. 1999 yılından beri Bursa'dayız ve tüm eğitim hayatım burada geçti. Daha önce farklı bir sektörde veya firmada çalışmadım. İlk iş yerim Kamil Koç oldu, ilk göz ağrım.2012 yılında Kâmil Koç'a girdim. Dedem de eski otobüsçüydü. Küçükken dedemin evine gittiğimde, evinin önünde hep bir Kâmil Koç otobüsü olurdu. Dedem de şehirler arası taşımacılık yapıyordu, Kâmil Koç'un sözleşmeli iş ortağıydı o zamanlar. Üniversite eğitimim sırasında Kamil Koç’ta çalışmaya başladım. O zaman da yolcu ilişkileri departmanında çalışıyordum. Sonrasında süreçlere hâkim oldukça yavaş yavaş yönetici pozisyonuna geçtim. Üniversitede farklı bir bölümde eğitim aldım ama o günün şartları beni yolcu ilişkileri departmanına yönlendirdi. Daha sonra gizli müşteri bölümüne geçtim. 1,5-2 yıl boyunca Kâmil Koç'ta gizli müşteri takım liderliği yaptım. Sonrasında raporlama yöneticisi, yolcu ilişkileri yöneticisi ve müdürü oldum. Şu an yolcu ilişkileri süreçlerinden sorumluyum. Artık Süreci Farklı Yönetiyoruz Benim başladığım Yolcu ilişkileri departmanında da temelde şu an yaptığımız işin aynısını yapıyorduk ancak süreç çok daha manueldi. Dijital imkanlar bu kadar geniş olmadığı için müşteri deneyiminin kalitesini kendi maaşlı personellerimizin yaptığı gizli yolculuklar aracılığıyla ölçüyordu. Türkiye'nin her yerine çalışma arkadaşlarımızın seyahat etmelerini sağlayarak mümkün olan en fazla veriyi toplamaya çalışıyorduk. O dönemde dijital imkanlar bu kadar geniş olmadığı için yolcularımızdan bu kadar hızlı ve fazla geri bildirim alamadığımız için bu yolla bir oto kontrol mekanizması geliştirmiştik. Fakat artık bu tip bir iş modeline ihtiyaç yok. Süreci dijital olarak çok daha hızlı ve tutarlı şekilde yönetebiliyoruz. O zamanlar maliyetliydi, yavaştı ve toplayabileceğimiz veri kısıtlıydı. Artık aylık 40 binden fazla müşteri geribildirimi topluyor ve analiz ediyoruz. Pandemiyle birlikte bu departmanı kapattık, buradaki yüksek bilgi birikimine sahip arkadaşlarımızı sahadan ofise çektik ve süreci yepyeni bir bakış açısıyla yeniden ele aldık. Şikayetleri Yolcudan Önce Tespit Ediyoruz Öncelikle yenilenen teknoloji ve toplayabildiğimiz büyük veri sayesinde artık oluşabilecek olumsuzlukları önceden tespit edip önlem alabiliyoruz. Sektördeki en kurumsal firmayız, yolcu deneyimini en iyi seviyeye getirmek için çeşitli departmanlarda uzman personeller ile destek hizmetler veriyoruz: kalite kontrol, operasyon merkezi, trafik kontrol, çağrı merkezi… Bunlara ek olarak yolcu ile birebir çalışan host ve hostes arkadaşlarımız da çok kapsamlı bir oryantasyon sürecinden geçerek işe başlıyorlar. Bu sürecin sonunda da her biri ile anlık iletişim kurarak yolculuktan önce ve yolculuk sırasında oluşabilecek olumsuz durumlara müdahale ediyor, başarılı performanslarını da takdir ediyoruz. Tabi siz ne kadar önlem alsanız da yolculuk dinamik bir süreç. Her an her şey olabiliyor. Bizim bu konudaki tavrımız hiçbir olumsuzluğun ikincisini yaşatmamak üzerine. Amacımız tabi ki tüm olumsuzlukları sıfırlamak. Ancak olurda yolcumuz bir olumsuzluk yaşarsa personelimiz bunu hemen tespit edip düzeltilmesi için gerekli adımları atar. Böylece aynı sorun tekrar yaşanmaz. Dijitalleşmeye Uyum Sağladık Yukarıda da bahsettiğim gibi süreçlerimizi ciddi oranda dijitalleştirdik fakat bu geçiş ne kadar büyük olsa da sancılı olmadı. Pandemi, tüm sektörlerde dijitalleşmeyi hızlandırdı. Biz de bu trende global ortağımız Flix'in teknolojik yapısından faydalanarak hemen uyum sağladık. Flix ile birlikte dijital hizmetlerimizi global standartlarında üzerine taşıdık. Örnek vermek gerekirse driver app, filo takip, rötar takip, kalite kontrol, yolcu geri bildirim analizi, iç süreçlerdeki geliştirmeler ilk aklıma gelenler. Dijitale geçişte kontrol mekanizmaları da değişti. Artık insana bağlı kontrol yok, her şeyi yazılım üzerinden takip ediyoruz. Yolcu bildirimlerini tüm platformlardan topluyoruz. Topladığımı geri bildirimler bizim için en önemli veri kaynağıydı ancak sınırlıydı. Şimdi ulaşılabilirliği artırdık, kanalları genişlettik: WhatsApp, online forum vb. platformlar, sosyal medya, çağrı merkezi, e-posta. Bu genişlikte veriyi oraya birilerini göndererek toplayamazsınız. Şimdi Kamil Koç otobüsünün olduğu her yerden bildirim alabiliyoruz. Milyonlarca yolcu taşıdığımız için, anlık ulaşılabilirlik sayesinde olumlu/olumsuz her şeyi aktarıyorlar. Yukarıda da dediğim gibi biz de bunları dikkate alıp her an gelişiyoruz. Yolcu Her Zaman Haklıdır Yolcunun beklentisi, A noktasından B noktasına güvenli, taahhüt edildiği şekilde ve zamanda, rahatça ulaşmaktır. Kamil Koç’ta olaya bütüncül yaklaşarak yolcunun seyahat etmeye karar verdiği andan gideceği yere ulaştığı ana kadar tüm süreçlerimizi yolcu memnuniyetine göre düzenleriz. Yolcu ne söylerse haklıdır, çünkü subjektiftir. Somut verilerle yolcunun söylediği birbirini tutmuyor mu bunun bir önemi yok yolcu ne diyorsa %100 doğrudur. Örneğin yolcu güzergahta 3 ikram bekliyorken bizim standardımız o güzergahta 2 ikram yapılmasıysa ve buna göre ikram yapılmışsa anında 3. bir ikram daha yaparız. Biz yolcuyla birebir temas noktasındayız. 100 yıldır tüm Türkiye’yi iyi günde kötü günde gideceği yere ulaştırıyoruz. Bu söylerken kolay ama düşünün; düğüne giden, çocuğunun torununun doğumuna giden, ilk kez üniversiteye giden, ya da cenazeye giden… Biz 100 yıldır tüm bu duygulara ortağız. Ve duygusal tarafı bu kadar çeşitli ve yoğun olan bir sektörde tabi ki yolcu %100 haklıdır. Onlar talep eder biz karşılarız… Tabi ki aksaklıklar olabilir olacak da ama Kamil Koç olarak biz 100 yıldır hizmetimizin arkasındayız. Yolcumuz da bunu takdir ediyor ve bizi tercih ediyor. Gelen Tüm Geri Bildirimleri İnceliyoruz Kamil Koç Müşteri İlişkileri Departmanı’nda bizim tüm süreçlerimiz hazır: Hangi durumda kim ne yapacak hepsi en ince ayrıntısına kadar belirlenmiş durumda. Bizde hiçbir talep boş geçilmez. Bununla ilgili bir süreç kurgumuz varsa anında işletmeye başlarız, diyelim ki öyle bir durumla ilk kez karşılaştık onu da öğrenerek hemen olası süreçlerimize dahil ederiz. Yolcu başvurarak bize talebini ilettiği ilk anda işleme başlarız. Genelde işlemin başlamasından itibaren maksimum 15 dakikada ilgili talebi karşılamış oluruz. Kategoriye göre zaman zaman tabi ki değişiklik gösteriyor ancak ortalama talep karşılama süremiz 10-15 dakika. Peki bu nasıl mümkün oluyor? 30 kişilik ekibimizle yolcularımıza 24 saat hizmet veriyoruz, otogarlardaki ofislerimizde yolcularımızla yüz yüze görüşme imkânımız oluyor. Bazı vakalarda bu şekilde yerinde müdahale etme şansımız da oluyor. Tüm bu geri bildirimlerin ışığında kendini sürekli geliştiren bir ekibiz. Bu sinerji de her şeye hazırlıklı olmamızı sağlıyor. Personellerimiz Adaptasyon Sorunu Yaşamıyor Personellerimiz işe başlama önce şirket içinde ve dışında yaptığımız eğitimleri alıyorlar. Buna ek olarak çok kapsamlı bir oryantasyon sürecine tabi oluyorlar. Yaklaşık 2-3 aylık bu süreçler tamamlandıktan sonra tamamen hazır olduklarına işe başlıyorlar. Biz de bu süreçte işlerini her zaman kolaylaştırıyoruz: Zaten yukarıda da söylediğim gibi bizim tüm süreçlerimiz hazır. İstanbul, Adana veya başka yerde olsa bile, onaylı dokümanlar, senaryolar ve bu senaryolar gerçekleştiğinde alınacak aksiyonlar aynı. Sadece heyecan ve ifade kısmını zamana bırakıyoruz. Büyün bunlar, Flix'in dijital alt yapısı ve kendi senaryo hazırlığımız sayesinde. Herkes neyle karşılaşacağını bilir, böylece adaptasyon sorunu olmaz. Yolcuların Bilinç Düzeyi Artmış Durumda Yolcularımız çoğu zaman kanalları düzgün kullanıyorlar. Halkın bilinç ve teknoloji kullanım seviyesi sürekli daha iyiye gidiyor. Süreçlerimiz 70 yaşındaki amca/teyze için de, 15 yaşındaki genç için de uygun. Her kesim için ulaşılabiliriz. Bu, geri bildirimleri artırıyor; olumlu yönleri geliştirip olumsuzları azaltıyoruz, yolcu deneyimini iyileştiriyoruz. Tek Amacımız Yolcunun Memnuniyetini Sağlamak Bölgeler, diğer departmanlar ve iş ortaklarıyla sürekli iletişimdeyiz. Geri bildirim iyileştirmesinde onlara da ihtiyaç duyuyoruz: kabin hizmetleri, kalite kontrol, otobüs işletenler, bilet satış, bölge müdürleri. Her gün iç içeyiz. Olumsuzluğu ikinciye yaşatmamak, mağduriyeti gidermek için şirketimizin tüm imkanlarını istediğimiz ölçekte kullanabiliyoruz. Bu da başta CEO ve İcra Kurulu’muz olmak üzere tüm yöneticilerimizin aynı vizyon ve bakış açısını paylaşmasıyla oluyor. Her biri her zaman arkamızdalar. Bu tip bir hizmet anlayışı ve süreç takibi ancak Kamil Koç ölçeğinde şirketlerde sağlanabilir. Ekibimiz hem çok büyük hem de çok tecrübeli. Yıllardır birlikte çalışma kültürünün getirdiği sinerji ile yol arkadaşlarımıza başka hiçbir yerde bulamayacakları bu iletişim ve ulaşılabilirlik imkanını sağlıyoruz. Bu birlikte çalıştığımız partnerlerimiz için de çok büyük bir avantaj. Bizim için sözleşmeli ya da değil üzerinde Kamil Koç logosu olan tüm araçlar ve bu araçlarda seyahat eden her yolcu birbirine eşittir. Bu yaklaşım sayesinde partnerlerimizin de içi her zaman çok rahat ediyor. Şeffaf Bilgilendirme Sistemi Yolcuda Güven Yaratıyor Eskiden yolcular sadece zamanında gitmek istiyordu. Şimdi bilgilendirilmek, sürece dahil olmak, şeffaflık istiyor. Biliyorsunuz aracımız trafikte kalabiliyor, yol durumuna göre birkaç dakikalık gecikmeler olabiliyor. Bu gibi durumlarda hemen yolcumuzu sms ile bilgilendiriyoruz. Sms’teki linkten araçlarının konumunu anlık olarak takip edebiliyorlar. Olası bir uzun gecikmede ise çok daha önceden bilgilendiriyoruz ve canlı konum gönderiyoruz ki yolcumuzun vaktini çalmayalım. Bu yaklaşım sayesinde yolcumuzun da mağduriyetini en aza indirmiş oluyoruz. Yolcumuz kendini değerli hissediyor. Kamil Koç’ta yolcu, yol arkadaşı demek. 100 yıldır bu yaklaşımla kültürümüzün en temel yapıtaşlarından misafirperverlikle tüm Türkiye’ye yol arkadaşlığı yapıyor, onları araçlarımızda ağırlıyoruz. Buna paralel olarak arkadaşlarımızı bekletmiyor, gecikirsek de haber verip bilgilendiriyoruz. Her türlü aksaklıkta aynı sosyal hayatta arkadaşlık ilişkilerimizde olduğu gibi çözümler sunuyoruz, olası mağduriyetlerini en aza indiriyoruz. Onlarla iletişim kurarak şeffaf bir şekilde bizimle birlikte konuya hâkim olmalarını sağlıyoruz. İşte bu yüzden 100 yıldır onlar da bize güveniyorlar. Teveccüh gösteriyorlar. Nitekim bugün Kamil Koç Türkiye’nin 100 yaşına ulaşmış nadir şirketlerinden biri, çok kıymetli bir değeri ve karayolu seyahati dendiğinde akla ilk gelen markası. Tüm yol arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

Hayallerimizi Kâmil Koç ile Gerçekleştirdik Haber

Hayallerimizi Kâmil Koç ile Gerçekleştirdik

MERDİVENLERİ TEK TEK ÇIKARAK BU NOKTAYA GELDİM 1982 yılında Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde doğdum. Çocukluğumdan itibaren karayolu taşımacılık sektörünün içindeyim. Bu iş bizim için sadece bir meslek değil; baba mesleği, dede mesleği. Eskiden kendi firmamız vardı. İlkokulu bitirdiğim dönemlerden itibaren yaz tatillerinde otogarda bilet keserek işe başladım. Sonra yazıhanede çalıştım, muavinlik yaptım. Bugün işletmeciliğini yaptığım işi gerçekten en dipten, en tabandan başlayarak öğrendim. Merdivenleri tek tek çıkarak bu noktaya geldim. Şu anda Kütahya’da Kâmil Koç işletmeciliğini yürütüyorum. KÜTAHYA’DA UZUN YILLARDIR HİZMET VERİYORUZ İlk şirket ismimiz Tavşanlı Tur’du. Sonra büyüyerek Kütahya Lider adını aldık. Uzun yıllar boyunca Kütahya Lider markasıyla İstanbul, Ankara, Antalya gibi şehirlere seferler düzenledik. Ancak zamanla sektörde yaşanan sıkıntılar, maliyetler ve rekabet bizi küçülmeye zorladı. O süreçte yerel firma olarak elimizden geleni yaptık fakat bazı noktalarda büyük bir markanın gücüne ihtiyaç olduğunu fark ettik. KÂMİL KOÇ’A KATILAN İLK İLÇE İŞLETMECİSİYİZ Kâmil Koç ile aslında bağlantımız yıllardır vardı. Tavşanlı’dan Bursa’ya çok sık sefer yaptığımız için Bursa Bölge Müdürü Aydın Tokatlı ile tanışma fırsatımız oldu. Kendisiyle zaman zaman istişare ederdik. O dönem bize özgüven kazandıran, cesaret veren de odur. Kendi öz malımız olan otobüsleri ve yazıhaneleri Kâmil Koç markasıyla buluşturmaya karar verdik. Kütahya Astur’dan ayrıldık ve Kâmil Koç çatısı altında Hisarcık, Emet, Tavşanlı ve Kütahya’daki tüm yazıhanelerde hizmet vermeye başladık. 2017 yılında Kâmil Koç’a ilk katılan ilçe işletmecisi biz olduk. İlçe yazıhaneleri bize aitti, şehir merkezindeki işletmeciliği ise Kâmil Koç yürütüyordu. Pandemi döneminde Kütahya yazıhanesinin işletmesi de bize devredildi. O günden bu yana tek çatı altında ilerliyoruz. KÂMİL KOÇ’UN KURUMSAL ALTYAPISINI KULLANMAK BİZİM İŞLERİMİZİ KOLAYLAŞTIRIYOR Kurumsal bir yapının altyapısını kullanmak çok büyük konfor. Yerel firma ile çalışırken yaşadığımız en büyük sıkıntılardan biri servis ağının zayıflığıydı. İstanbul’a giden yolcu, “Oğlum şu semte servisiniz yokmuş, kızım gelmek zorunda kaldı” diye şikâyet ederdi. Kurumsal yapı sayesinde bu sorunlar tamamen ortadan kalktı. Ayrıca İnternet sitesi düzgün çalışıyor, yolcu online işlemlerini sorunsuz yapıyor. Çağrı merkezi güçlü, yolcu sorununu direkt çözüyor. Servis ağı çok geniş, özellikle İstanbul’da en dip noktalara bile ulaşabiliyor. Sefer sayıları arttı, artık istediğimiz saatleri ekleyebiliyoruz. Yerel firmanın asla yapamayacağı şeyleri bugün Kâmil Koç çatısında rahatlıkla yapabiliyoruz. HAYALLERİMİZİ KÂMİL KOÇ İLE GERÇEKLEŞTİRDİK Çocukken hep düşünürdüm: “Bizim ilçeden neden sadece Ankara ve İstanbul’a araba kalkıyor? Hiç mi başka şehre direkt sefer olmayacak?” Kâmil Koç’la bu hayali gerçekleştirdik. Bugün Tavşanlı’dan çıkan bir otobüs Van’a kadar gidiyor. 24–25 saatlik direkt sefer yaptık. Bartın’a, Amasra’ya, Rize’ye, Trabzon’a, Samsun’a direkt araç gönderiyoruz. Hatta Tavşanlı’dan Sivas’a bile çalıştık. Van seferi başladığında Van’daki işletmeci bize, “Sizin ilçeden Van’a ne yolcusu çıkar?” diye sormuştu. Sonradan öğrendik ki Tavşanlı’da tamamen Vanlıların yaşadığı bir mahalle varmış. Bu yolcu potansiyelinin farkına ancak çalışınca vardık. Amasra’ya ilk seferleri düzenlediğimizde oranın turistik potansiyelini bizzat gördük. İnsanlar tatil için gerçekten gidiyormuş; yıllardır fark etmemişiz. BURADA ÇALIŞMAK “DENEYİP GÖREBİLME CESARETİ” SAĞLIYOR Kâmil Koç ile çalışmamızın en büyük avantajı: “Deneyip görebilme cesareti.” Ulusal marka olunca “Bu sefer tutar mı, tutmaz mı?” kaygısı olmuyor. Projeyi aklında kuruyorsun, birkaç gün içinde hayata geçirebiliyorsun. Bartın’a ilk seferi yaptığımızda yıllardır o hatta çalışıyormuşuz gibi tuttu. Teknoloji çağında her şey dijital artık. Yolcu telefonundan bilet alıyor, çağrı merkezi her sorunu çözüyor, lastik, akü, ikram gibi giderlerde toplu alım avantajı var. Örneğin, piyasada 1000 TL olan bir lastiği biz Kâmil Koç’un alım gücü sayesinde 850 TL’ye alıyoruz. Aynı marka, aynı ürün. Bu bile tek başına büyük avantaj. İkram maliyetleri bireysel alımda iki katına çıkar ama biz firmadan çok uygun fiyata alıyoruz. Bu yüzden yolcuya gönül rahatlığıyla daha fazla ikram verebiliyoruz. ÖDEMELERİMİZ, AYIN 16’SINA BİLE KALMAZ Paramız hiçbir ay 16’sına kalmaz. Ödemeler her ayın 15’inde, öğleden sonra tıkır tıkır hesabımıza yatar. Bu düzen sayesinde biz de tedarikçilerimize rahatlıkla söz verebiliyoruz. Diğer işletmeci arkadaşlarımız “1 hafta paramızı alamıyoruz, kartla mazot çekiyoruz” gibi sorunlar yaşarken biz bunlarla hiç uğraşmıyoruz. GÜNÜN HER SAATİ İLETİŞİM KURABİLİYORUZ Yönetimle iletişimimiz inanılmaz güçlü. Host biriminden teknik ekibe, çağrı merkezinden bölge müdürüne kadar herkesle istediğimiz saatte iletişim kurabiliyoruz. En üst yönetici Çağatay Kepek’i bile gece 23.00’te arasak telefonumuzu açar. Bölge müdürleriyle günde üç kez konuştuğumuz olur. Güney Marmara Bölge Müdürlüğü bizim için çok kritik. Yeni projelerde 10–15 kez görüşüp saat saat seferleri birlikte planlıyoruz. İş gerçekten birlikte yönetiliyor. BÖLGEMİZDEKİ YOLCU SİRKÜLASYONU ÇOK YÜKSEK Yazın günlük 120–130, kışın ise 90–100 araç geçiyor buradan. Direkt olarak Kütahya’dan İstanbul, Ankara, Eskişehir, Rize, Trabzon, Samsun, İzmir, Bartın, Amasra gibi birçok ile sefer yapıyoruz. Kütahya bir öğrenci ve asker şehri olduğu için 9 ay boyunca yoğun bir yolcu sirkülasyonu var. Plakalarımızın 43 olması güzel bir avantaj. 43 plakalı araçla, Kütahyalı personelle seyahat ediyor. Özellikle küçük ilçelerde bu çok önemli. İnsanlar çocuğunu, annesini tanıdığı güvendiği birine emanet etmek istiyor. Kamil Koç logosu ile tanıdık işletmeci bir araya geldiğinde güven de tam anlamıyla sağlanmış oluyor. OPERASYON YÖNETİMİ NOKTASINDA HIZLI AKSİYON ALABİLİYORUZ. Buradaki en önemli avantajlardan biri de operasyonun çok iyi yönetilmesi. En alt seviyeden en üst seviyeye kadar herkes işin hızlı ve doğru yürümesinin önemini biliyor. Saat planlaması, yolcu profili, aktarma noktaları, hepsi istişareyle belirleniyor. Bugün gece 03.00’te Kütahya’dan İzmir’e ekspres sefer yapıyoruz ve inanılmaz talep görüyor. Çünkü yolcu şunu diyor: “Niye 2 saat daha fazla yolda kalayım? Gecenin ikisinde binip daha erken varırım.” Yolcu artık bilinçli, beklentisi yüksek. Biz de hem hizmet kalitemiz hem kurumsal altyapı hem de doğru planlamayla bu beklentiye tam karşılık veriyoruz.

Akran Grup, Filosunu Yeniden Renault Trucks T480 İle Gençleştiriyor Haber

Akran Grup, Filosunu Yeniden Renault Trucks T480 İle Gençleştiriyor

Lojistiğin her alanında hizmet sunan Akran Grup, filosunu 50 adet Renault Trucks T480 çekici ile genişletti. Son olarak 2022 ve 2023 yıllarında Renault Trucks yatırımlarından elde edilen yüksek operasyonel performans nedeniyle yapılan yeni alımların teslimat töreni Bursa’da gerçekleştirildi. Yeni araçlar Akran Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Korkmaz, Yönetim Kurulu Üyesi Efe Korkmaz ve İcra Kurulu Başkanı Ahmet Uğur’a, Renault Trucks Türkiye Başkanı Sebastian Delepine, Renault Trucks Türkiye Satış Direktörü Yusuf Adıgüzel, Koçaslanlar Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Koçaslan ile Koçaslanlar Otomotiv Genel Müdürü Mesut Süzer tarafından teslim edildi. 2000 yılında Bursa’da kurulan Akran Grup, bugün uluslararası ve yurt içi taşımacılıktan liman hizmetlerine, konteyner taşımadan depolama, denizcilik ve gümrük işlemlerine kadar geniş bir alanda faaliyet gösteriyor. Bursa, İstanbul, İzmir ve İzmit merkezli yapılanmalarıyla hizmet veren şirket, 320 adet çekicinin bulunduğu genç filosu ile dikkat çekiyor. Filosunun yaklaşık üçte biri Renault Trucks çekicilerden oluşan Akran Grup, sektörde örnek gösterilen entegre lojistik modeli ile ayrışıyor. Avrupa karayolu taşımacılığında da kısa zamanda önemli bir hacme ulaşan Akran, Türkiye’nin birçok lider markasına sunduğu çok yönlü lojistik hizmetleriyle tercih edilen bir çözüm ortağı hâline gelmiş durumda. Türkiye’nin önde gelen entegre lojistik yapılarından biri Akran Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Korkmaz, törendeki açıklamasında sektörün rekabet koşullarına dikkat çekti; “Lojistik alanında antrepo hizmetleri dışında tüm hizmetleri sunabiliyoruz. Konteyner taşıma ve depolamadan, ülkeler arası deniz aşırı işlemlerin yapması gibi çok geniş hizmet skalamız müşterilerimiz için tercih sebebi oluyor. Bu kadar geniş bir hizmet yelpazesinde müşterilerimizin birçok talebine yanıt verebildiğimiz için rekabet gücümüzü arttırıyoruz. Karayolu taşımacılığı alanında da kaliteli hizmetin temel unsurlarının doğru ekipman, genç filo, uzman kadro ve iyi yönetilen süreçler olduğuna inanıyoruz. Sahada bunu karşılayabildiğimiz için büyüyoruz. Renault Trucks ile iş birliğimiz uzun yıllardır sürüyor ve aldığımız sonuçlar, beklentimizi en ideal şekilde karşılıyor.” Korkmaz, 2025’te yaklaşık %20 oranında cirosal bir büyümeye ulaştıklarını, 2026 hedeflerinin ise yeni yatırımlarla daha ileri taşındığını da ekliyor. Sebastian Delepine’den iş birliğine dair değerlendirme Renault Trucks Türkiye Başkanı Sebastian Delepine, teslimatın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Akran Grup ile uzun yıllara dayanan güçlü bir iş birliğimiz bulunuyor. Filolarını yeniden Renault Trucks ile büyütmeleri, araçlarımızın sunduğu performans, verimlilik ve toplam sahip olma maliyetindeki avantajların somut bir göstergesi. Akran Grup’un operasyonlarına değer katmaktan ve gelişen faaliyetlerinde güvenilir bir çözüm ortağı olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bundan sonrasında da iş birliğimizi daha güçlendirerek devam ettirmeyi hedefliyoruz.” Stratejik tercih: Renault Trucks T480 Akran Grup ve Renault Trucks iş birliğinin temeli 2010’lu yıllara dayanıyor. Yeni teslimatla birlikte grup filosunun yaklaşık üçte biri Renault Trucks modellerinden oluşuyor. Akran Grup’un tercih ettiği Renault Trucks T480 çekiciler, yakıt verimliliği, gelişmiş sürüş teknolojileri, uzun yol operasyonlarına uygun dayanıklı yapısı ve sürücü konforunu artıran kabin özellikleriyle filolara önemli avantajlar sağlayan bir model olarak öne çıkıyor.

Koçaslanlar Otomotiv, Logitrans Fuarı’nda Sektörün İlgi Odağı Oldu Haber

Koçaslanlar Otomotiv, Logitrans Fuarı’nda Sektörün İlgi Odağı Oldu

19–21 Kasım tarihlerinde İstanbul Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen fuar, Avrasya’nın lider firmalarını bir araya getirirken; Koçaslanlar Otomotiv de geniş ürün gamı, güçlü satış sonrası hizmet ağı ve yenilikçi çözümleriyle ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekti. 1998’den bu yana Bursa, İstanbul, Kocaeli ve Edirne’de faaliyetlerini sürdüren Koçaslanlar Otomotiv; Renault Trucks ve Otokar markalarının sıfır ve ikinci el araç satışının yanı sıra kapsamlı yedek parça tedariği, hızlı servis uygulamaları ve yüksek standartlara sahip satış sonrası hizmetleriyle müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutuyor. Servis noktalarının yaygınlığı ve teknik ekiplerin uzmanlığı sayesinde şirket, bölgenin en güvenilir hizmet sağlayıcıları arasında konumlanıyor. Fuarda sergilenen Renault Trucks T520 ve T480 modelleri, yüksek çekiş gücü, düşük yakıt tüketimi ve uzun ömürlü tasarım özellikleriyle ağır ticari araç segmentinin öne çıkan ürünleri oldu. Otokar markası ise hafif ve orta segment Atlas kamyonları ile yüksek dayanıklılık ve performans sunan Tunland Pick-up modelleriyle ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekti. Sektör temsilcileri bu araçların teknik özelliklerini ve filo yönetimine sağladığı avantajları yakından inceleme imkânı buldu. Koçaslanlar Otomotiv, fuarda ayrıca yerli üretim PACKS kapaklı damper çözümünü tanıtarak ürünün sunduğu verimlilik, dayanım ve operasyonel avantajlar hakkında detaylı bilgi paylaştı. Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Koçaslan, fuar katılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Logitrans Fuarı, lojistik ekosisteminin en prestijli buluşmalarından biri. Koçaslanlar Otomotiv olarak Renault Trucks ve Otokar markalarıyla müşterilerimize yalnızca araç değil; güvenilir hizmet, dayanıklılık ve yüksek operasyonel verimlilik sunuyoruz. Kurduğumuz güçlü satış sonrası hizmet ağı, müşterilerimizin operasyonlarını kesintisiz sürdürebilmeleri için en önemli güvencelerden biri. Otokar Foton Tunland, sunduğu kalite, fiyat avantajı ve yenilikçi özellikleriyle taşımacılık profesyonellerinin öncelikli tercihlerinden oluyor. Atlas serimiz ise ağır yük taşımacılığında yüksek performansıyla beklentileri karşılıyor. Renault Trucks’ın üstün mühendisliği ve düşük işletme maliyetleri sunan araçları da fuarda büyük ilgi gördü. Tüm markalarımızla sektörün gelişimine katkı sağlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.