Hava Durumu

#Bursa

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Bursa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı Haber

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı

Türk otomotiv sanayiinin öncü kuruluşu Tofaş, Koç Holding ve Stellantis ortaklığının yeni dönemini simgeleyen stratejik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2025'te Stellantis ile imzalanan anlaşma kapsamında hayata geçirilen K9 projesi, 26 Ekim 2026, Pazartesi günü Tofaş Fabrikası'nda düzenlenen törenle seri üretim aşamasına geçti. Tören, Türk otomotiv sanayiinin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunu tahkim eden tarihi bir adıma sahne oldu. Tofaş'ta yeni dönemin simgesi, Fiat Dobló oldu K9 projesinin üretime başlangıç töreninin en anlamlı anlarından birini, Fiat Dobló'nun yeniden Tofaş üretim bandından inmesi oluşturdu. İlk kez 2000 yılında Bursa'da üretilmeye başlanan ve 2023 yılına kadar Tofaş'ta üretimi devam eden Fiat Dobló, Türk otomotiv sanayiinde olduğu kadar ticari araç pazarında önemli bir başarı elde etti. Türkiye'de 26 yılda 600 bin adedin üzerinde satışa ulaşan model, farklı nesilleri ve gövde seçenekleriyle ticari hayatın en tanınan araçlarından biri haline geldi. Üç yıllık aranın ardından yeniden Bursa'da üretilecek Dobló'nun K9 projesi kapsamında banttan inen ilk araç olması, Tofaş'ın üretim mirasını geleceğe taşıyan simgesel bir başlangıç olarak öne çıktı. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. K9 projesinin devreye girmesi ve mevcut K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasiteyle üretime devam etmesiyle Tofaş'ın yıllık bitmiş araç üretim hacminin 230-250 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor. K9 kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin adet aracın üretilmesi hedefleniyor. Böylece Tofaş, Stellantis'in bölgesel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendirirken, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki iddiasını da ileri taşıyacak. Dört farklı markayı kapsayan K9 projesiyle Tofaş, hafif ticari araç üretimindeki çok markalı yapısını daha da güçlendirecek. Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri, ticari taşımacılığa yönelik kargo ve yolcu taşımacılığına uygun kombi versiyonlarıyla üretilecek. Çoklu enerji platformuna uygun üretim altyapısı ise ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a ilave üretim esnekliği sağlayacak. K9 projesiyle yaklaşık 1.000 kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik hedefi K9 projesi, üretim kapasitesinin yanı sıra istihdam, yerlilik ve mühendislik alanlarında da önemli katkılar sağlayacak. Proje kapsamında Tofaş Fabrikası’nda yaklaşık 1.000 kişilik istihdam öngörülürken, 100’e yakın yerli tedarikçi firma üretim sürecine dahil edildi. Projede yüzde 50 mertebesinde yerlilik oranı hedefleniyor. Tofaş Ar-Ge Merkezi’nin mühendislik ve teknik geliştirme süreçlerinde görev aldığı projede, 300’ün üzerinde mühendis ve teknik personel çalıştı. Araçların performans, dayanıklılık, güvenlik ve kalite gerekliliklerine yönelik doğrulama ve onay testleri de Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütüldü. K9’un Tofaş’ın sürdürülebilir büyümesine katkısının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’da hafif ticari araç üretimindeki liderlik iddiasını desteklemesi bekleniyor. Türkiye iç pazarındaki toplam satışlarda yerli üretim araçların payı yaklaşık yüzde 35 seviyesindeyken, K9 projesinin bu oranı yaklaşık 10 puan artırması öngörülüyor. Proje kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık toplamda 660 bin adet araç üretilmesi hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: “Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tören esnasında yaptığı konuşmasında “2002’den bu yana Avrupa ekonomisinin yılda sadece %1,4 büyürken, Türkiye’nin büyümesinin %5,3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Otomotiv sektörünün Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Kacır “2000’lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye’de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor. Avrupa’nın yapması gereken inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir” diye konuştu. 300 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır sözlerine “Küresel rakipleriyle yarışta olan Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum. K9 Projesi'nin Bursa'mızın ve ülkemizin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sunmasını; yeni yatırımlara, başarılara ve iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum” diyerek son verdi. AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise törendeki konuşmasında “Avrupa'nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, sanayi hızlandırma yasası ve Made in EU yaklaşımıyla net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu. Bakan Varank, “Böyle bir dönemde yeni bir modelin Bursa’da üretilmesinin kararının alınması, aslında bu ülkeye bu ülkenin insanına üretim kabiliyetine duyulan güvenin ve aynı zamanda karşılıklı kazan kazan anlayışının somut bir göstergesidir” dedi. Ömer Koç: “Son 5 yılda Tofaş'a 1 milyar dolar yatırım yaptık” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Topluluğu'nun 100'üncü yaşında Tofaş'ın yeni bir stratejik yatırımı hayata geçirmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Tofaş'ın Türkiye otomotiv sanayiindeki öncü rolüne ve Koç Holding ile Stellantis arasındaki güçlü ortaklığa dikkat çeken Ömer Koç, “Otomotiv sektöründeki kurallar tüm dünyada ve bilhassa önemli bir parçası olduğumuz Avrupa'da yeniden yazılırken, ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim” dedi. Son 5 yılda Tofaş'a yapılan yatırımın 1 milyar dolar mertebesine ulaştığını kaydeden Koç, “Memnuniyetle ve gururla belirtmek isterim ki, bu yatırımın yarısı Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz, Stellantis'in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezleri arasındadır” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl K0 projesinin başarıyla devreye alındığını hatırlatan Koç, 300 milyon dolar yatırımla hayata geçen K9 projesiyle yıllık 100 bin adet üretim hedeflendiğini dile getirdi. Koç, “Bu yeni modelin Citroen, FIAT, Opel ve Peugeot markalarımız için üretilecek olmasını Tofaş’ın sürdürülebilir büyüme yolculuğu açısından çok kıymetli bir adım olarak görüyoruz” dedi. Koç, otomotivde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek, böyle bir dönemde K9 modelinin Türk otomotiv sanayiinin Avrupa’daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Koç, “Tofaş'ın yetkinliklerini ve kapasitesini âzâmî şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cârî dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu. Ömer Koç, Made in EU politikasıyla Avrupa’nın 30 senelik Gümrük Birliği ilişkisini hiçe sayma basiretsizliğine düşebileceğine işaret ederek” “Bilhassa otomotiv sektörümüzde büyük emeklerle tesis edilmiş olan üretim ve mühendislik kapasitesinin muhafaza edilebilmesi için mütekabiliyet çerçevesinde bazı adımların atılması kaçınılmaz olabilir” dedi. Koç, iç pazarın büyümesine yatırımların cazibesini artıracak uygun mekanizmalarla katkı sağlanmasının şart olduğuna dikkat çekti. Samir Cherfan: “K9, Tofaş’ın Stellantis üretim ağındaki stratejik konumunu güçlendiriyor” K9 projesinin Tofaş ve Stellantis için önemine vurgu yapan Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan konuşmasında “Koç Topluluğu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Bursa’da yeni bir projeyi hayata geçirmenin ve bu dönüm noktasını birlikte kutlamanın, Stellantis açısından büyük bir ayrıcalık olduğuna değinerek başladı. Cherfan; 2000–2023 yılları arasında Bursa’da üretilen ve Türkiye’de 600 binden fazla müşterinin tercihi olan Doblo’nun, Tofaş ile FIAT adını dünyaya taşıdığını aktardı. Doblò, Fiorino ve Egea’nın Tofaş Fabrikası’nın en önemli başarı hikâyelerinden olduğunun altını çizen Samir Cherfan, ayrıca üç yıl sonra Doblò’nun evine dönmesinin, Tofaş için önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini vurguladı. Samir Cherfan “K9 projesi kapsamında Fiat Doblò, Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner olmak üzere dört markanın beş modeli için yıllık 100 bin araçlık üretim kapasitesi planlanıyor. Çoklu enerji seçeneklerini destekleyen ve elektrikli hafif ticari araç üretimine hazır olan bu platform, Türkiye’nin bölgesel üretimdeki rolünü daha da güçlendiriyor. Bu projenin temelinde, Koç Topluluğu ile yarım asrı aşan güçlü ortaklığımız, eylül 2025’te imzaladığımız stratejik anlaşmayla daha da güçlendi. Stellantis’in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini; Koç’un liderliği ve Tofaş’ın üretim ve mühendislik yetkinlikleriyle bir araya getiren bu ortaklık vesilesiyle Tofaş, bugün Stellantis’in dünya çapındaki en önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda” diye konuştu. Doblò’nun güçlü mirası üzerine inşa edilen K9 projesinin, Stellantis’in Orta Doğu ve Afrika bölgesine yönelik FaSTLane 2030 stratejisinin de somut bir adımı olduğunu sözlerine ekleyen Cherfan “Bu strateji kapsamında, çift haneli faaliyet kâr marjımızı koruyarak gelirlerimizi yüzde 40 artırmayı ve yerel, bölgesel ve Asya kaynaklı tedarikin payını yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede, bölge için üretim yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verirken rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırıyoruz. K9 projesi, yıllık 100 bin araçlık planlanan üretim kapasitesiyle Tofaş’ın bu stratejideki rolünü pekiştiriyor ve bölge pazarlarına rekabetçi koşullarda hizmet sunma kabiliyetimizi güçlendiriyor” diyerek sözlerine son verdi. Cengiz Eroldu: “K9 ve K0 ile yıllık üretimimiz 250 bin adede ulaşacak” Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu ise törende yaptığı konuşmada, Tofaş'ın 60 yıla yaklaşan üretim geçmişinde Türk otomotiv sanayiine yön veren birçok projeye imza attığını belirterek, K9 projesinin şirketin yeni büyüme dönemindeki en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Cengiz Eroldu, Tempra ile Avrupa pazarlarına gerçekleştirilen ilk seri otomobil ihracatından Dobló'nun hafif ticari araç pazarındaki başarısına, Egea'nın üst üste 10 yıl Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili olmasına kadar uzanan üretim geçmişinin yeni projelere güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Stellantis ile Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşma kapsamında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek K9 modellerinin seri üretime başlamasından ötürü büyük gurur duyduklarını belirten Eroldu, Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'ya dönüşünün de Tofaş için özel bir anlam taşıdığını söyledi. Eroldu, 2000-2023 yılları arasında Tofaş'ta üretilen ve uzun yıllar Türkiye hafif ticari araç pazarının en çok tercih edilen modellerinden biri olan Dobló'nun K9 projesiyle yeniden üretim programına alınmasının şirketin köklü üretim mirasını devam ettirdiğini vurguladı. K9 projesinin üretim ve ihracat hedeflerini açıklayan Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, “300 milyon ABD Dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz K9 projesinde, yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesini hayata geçiriyoruz. Üretilecek K9 modelinin yaklaşık yüzde 20'sini ihraç edeceğiz” dedi. Yeni projenin Tofaş'ın toplam üretim hacmine sağlayacağı katkıya dikkat çeken Eroldu, K9'un devreye girmesi ve mevcut K0 üretiminin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasitesiyle devam etmesiyle birlikte Tofaş Fabrikası'nın yıllık bitmiş araç (CBU) üretim hacminin 250 bin adet seviyelerine ulaşacağını belirtti. K9 projesinin yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla değil, Türkiye'nin otomotiv sanayiindeki rekabet gücüne sağlayacağı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eroldu, “Projenin Tofaş'a kazandırdıkları tabii ki rakamlarla sınırlı değil. Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasının yanı sıra, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını da destekleyecek olması bizim için ayrı bir gurur vesilesi” dedi. Tofaş’ın Ar-Ge gücü 600’ü aşkın çalışanla büyüyor K9 projesinin Tofaş'ın üretim altyapısının yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanındaki birikimini de yansıttığını belirten Cengiz Eroldu, şirketin yaklaşık 20 yıldır cirosunun yüzde 3'ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığını söyledi. Stellantis'in önde gelen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki Tofaş Ar-Ge Merkezi'nin 600'ün üzerinde çalışanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Eroldu, patent başvuru sayısının da 300'e yaklaştığını ifade etti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç geliştirme ile üretim yetkinliklerini bir arada bulunduran Tofaş'ın, üniversiteler ve tedarikçilerle yürüttüğü iş birlikleriyle güçlü bir mühendislik ekosistemi oluşturduğuna dikkat çeken Cengiz Eroldu, K9 projesinin bu ekosistemin daha da geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Özellikle yüksek teknoloji içeren araç bileşenlerinin yerlileştirilmesinin ve yan sanayiinin ihracat potansiyelinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Cengiz Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunun bu tür yeni projelerle daha da ileri taşınacağını ifade etti. Çoklu enerji platformuna uygun K9 üretim altyapısının elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a üretim esnekliği sağlayacağını belirten Eroldu, yeni modellerle birlikte fabrikanın gelecekteki üretim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek bir yapıya kavuşacağını söyledi. Tofaş'ın ulaştığı başarının arkasında çalışanların, mühendislerin, tedarikçilerin ve iş ortaklarının emeği bulunduğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, K9 projesinin hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm ekiplere teşekkür etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Eroldu, Tofaş'ın ülkeye ve tüm paydaşlarına değer yaratacak yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini belirtti. Tofaş'ta yeni dönem, yerli üretim ve ihracatla güçlenecek Türkiye otomotiv sanayiinin gelişiminde yaklaşık 60 yıldır önemli bir rol üstlenen Tofaş, K0 projesinin ardından devreye aldığı K9 yatırımıyla çok markalı üretim yapısını daha da güçlendiriyor. Koç Holding ve Stellantis'in ortak üretim ve mühendislik kabiliyetlerini bir araya getiren yeni dönem, Bursa'daki üretim merkezinin hem Türkiye hem de uluslararası pazarlar açısından stratejik önemini artırıyor. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin yıllık 100 bin araçlık kapasitesi, yaklaşık yüzde 20'lik ihracat hedefi ve yaklaşık 100 bin adetlik K0 üretimiyle birlikte yıllık bitmiş araç üretim hacminin 250 bin adet seviyesine ulaşması, Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme yolculuğundaki yeni dönemin temelini oluşturuyor. Bir dönem Türkiye'den farklı pazarlara ihraç edilen ve 26 yılda 600 binden fazla kullanıcıyla buluşan Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'da üretilmesi ise Tofaş'ın geçmişten geleceğe uzanan üretim başarısının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Renault Trucks Fest Üçüncü Kez Türkiye Yollarında: Aile Büyüyor, Deneyim Genişliyor Haber

Renault Trucks Fest Üçüncü Kez Türkiye Yollarında: Aile Büyüyor, Deneyim Genişliyor

Renault Trucks’ın taşımacılık profesyonelleriyle şehir şehir buluştuğu Renault Trucks FEST, üçüncü yılında genişleyen araç segmentleri ve yenilenen etkinlikleriyle Türkiye turuna devam ediyor. İlk kez 2024’te düzenlenen ve gelenekselleşen FEST, bu yıl da Renault Trucks dünyasını taşımacılık profesyonelleri, sürücüler ve filo yöneticileriyle bir araya getiriyor. 29 Eylül’de İstanbul Hadımköy’de başlayan Renault Trucks FEST, İzmit, İzmir, Antalya ve Konya etaplarını tamamladı. Her durakta Renault Trucks’ın teknoloji, güvenlik, konfor ve verimlilik odaklı çözümlerini farklı deneyimlerle buluşturan etkinlik, interaktif oyunları ve festival atmosferiyle de katılımcılara keyifli anlar yaşatıyor. Renault Trucks FEST’in ailesi Master Red EDITION ile büyüyor Renault Trucks FEST’in üçüncü yılında en önemli yeniliklerden biri, Renault Trucks Türkiye’nin ürün gamına bu yıl katılan Master Red EDITION oluyor. Böylece 16 ton ve üzeri araç gamında Renault Trucks T, T High, C, K ve D serilerinin yanı sıra hafif ticari araç segmentinde de Master Red EDITION da FEST yolculuğuna katılıyor. Renault Trucks’ın hafif ticari araç segmentindeki yeni temsilcisi, FEST boyunca yalnızca ürün özellikleriyle değil, bu özellikleri eğlenceli bir deneyime dönüştüren aktivitelerle de öne çıkıyor. Renault Trucks Türkiye, Master Red EDITION ile ağır ticari araç alanındaki uzmanlığını hafif ticari araç segmentine de taşıyarak profesyonel müşterilerine sunduğu çözüm alanını genişletiyor. Şasi kabin ve panelvan versiyonlarıyla farklı ticari kullanım ihtiyaçlarına yanıt veren Master Red EDITION; lojistikten dağıtıma, belediye hizmetlerinden saha operasyonlarına kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyor. Master Red EDITION’ın Renault Trucks FEST’e katılmasıyla ziyaretçiler, Renault Trucks’ın farklı operasyonların ihtiyaçlarına yönelik sunduğu çözümleri aynı etkinlik çatısı altında deneyimleyebiliyor. Ağır ticari araçlardan hafif ticari araçlara uzanan geniş ürün ailesi, Renault Trucks’ın profesyonel taşımacılığın farklı ihtiyaçlarına yönelik yaklaşımını FEST boyunca Türkiye’nin farklı şehirlerine taşıyor. Özellikle Master Red EDITION’ın geniş yükleme hacmine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen koli yükleme aktivitesi, en fazla ilgi gören etkinliklerden biri oluyor. Katılımcılar, kolileri aracın yükleme alanına yerleştirmeye yönelik oyunla Master Red EDITION’ın sunduğu kullanım alanını eğlenceli ve etkileşimli bir şekilde keşfetme fırsatı buluyor. Renault Trucks dünyası, Türkiye turunda deneyim ve eğlenceyle buluşuyor Farklı etkinlikler ve sürprizlerle renklenen FEST, sadece araç özelliklerinin paylaşıldığı değil, katılımcıların bu özellikleri deneyimin bir parçası olarak keşfettiği bir buluşma olarak yoluna devam ediyor. Tamamlanan beş şehirde taşımacılık profesyonelleri, sürücüler ve filo yöneticileri; Renault Trucks ve yetkili bayi ekipleriyle bir araya gelirken, farklı taşımacılık ihtiyaçlarına yönelik sunulan çözümleri de yakından deneyimledi. 10 şehirde Renault Trucks FEST Renault Trucks FEST, Mersin, Adana, Diyarbakır, Ankara ve Bursa’da taşımacılık profesyonelleriyle buluşmaya devam edecek. FEST’in üçüncü Türkiye turu, 23 Ekim’de Bursa’da sona erecek. Toplam 10 ili kapsayan organizasyon boyunca Renault Trucks, yetkili satış ve servis bayileriyle birlikte müşterileri ve sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek hem genişleyen ürün ailesini hem de Renault Trucks dünyasının sunduğu deneyimleri paylaşmayı sürdürecek.

Bursa’da Taşımacılık Sektörü Cezalarla Boğuşuyor: “Denetim Var, Çözüm Yok” Haber

Bursa’da Taşımacılık Sektörü Cezalarla Boğuşuyor: “Denetim Var, Çözüm Yok”

Sektör temsilcileri ise denetimlerin gerekli olduğunu kabul etmekle birlikte, uygulamaların sahadaki çalışma şartları ve taşımacılığın gerçekleri dikkate alınmadan yürütüldüğünü, bunun da firmalar açısından ciddi ekonomik ve idari sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor. Özellikle Bursa’da faaliyet gösteren bazı taşımacılık firmaları, yapılan kontroller sonucunda çok sayıda tutanak ve cezai işlemle karşı karşıya kaldıklarını dile getirirken, “İğneden ipliğe her konu denetim gerekçesi haline geliyor” şeklinde tepki gösteriyor. BİR SEFERİN DAKİKASI, BİR FİRMANIN GELECEĞİNİ ETKİLEYEBİLİYOR Şehirlerarası taşımacılıkta otogar giriş-çıkış saatlerinden sefer planlamasına, takograf kayıtlarından bilet tarifelerine kadar birçok farklı mevzuat başlığı bulunuyor. Ancak sektör temsilcilerine göre, kâğıt üzerinde basit görünen bazı zamanlama ve uygulama farklılıkları sahada yüksek tutarlı yaptırımlara dönüşebiliyor. Özellikle otogar giriş ve çıkışlarında yaşanan trafik yoğunluğu, terminal içerisindeki beklemeler, yolcu işlemleri ve seferlerin karayolu üzerindeki değişken şartları dikkate alındığında, planlanan saat ile gerçekleşen saat arasındaki küçük farklılıkların dahi firmalar açısından ciddi sonuçlar doğurabildiği belirtiliyor. TAKOGRAF DENETİMLERİ DE SEKTÖRÜN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ Otobüs işletmeciliğinde sürücülerin çalışma, dinlenme ve araç kullanma süreleri takograf sistemi üzerinden takip ediliyor. Ancak sektörün itirazı, mevzuata uygunluk denetiminin yapılmasına değil; uygulamanın ölçüsüne ve sahadaki koşulların ne kadar dikkate alındığına yönelik. Firmalar, bir taraftan artan maliyetlerle, diğer taraftan personel ve kaptan sıkıntısıyla mücadele ederken, peş peşe uygulanan cezaların işletmelerin üzerindeki ekonomik yükü daha da artırdığını ifade ediyor. CEZA PUANLARI BAŞKA BİR RİSKİ BERABERİNDE GETİRİYOR Sorunun yalnızca şirketlerin ödediği para cezalarından ibaret olmadığına da dikkat çekiliyor. Denetimler sonucunda sürücüler açısından oluşan ceza puanları, zaten ciddi bir kaptan ve nitelikli sürücü sorunu yaşayan sektörde yeni bir risk oluşturuyor. Tecrübeli kaptanların çeşitli yaptırımlar nedeniyle çalışma imkanlarının etkilenmesi, firmaların mevcut personel açığını daha da ağırlaştırabilecek bir sonuç olarak değerlendiriliyor. Öte yandan firmalar açısından da art arda uygulanan yaptırımların, yetki belgeleri ve taşımacılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği bakımından önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. SEKTÖRÜN BEKLENTİSİ: CEZA DEĞİL, HAKKANİYETLİ DENETİM Taşımacılık sektörünün temsilcileri, denetimlerin tamamen kaldırılmasını değil, denetimlerin adil, ölçülü ve sektörün çalışma koşullarını dikkate alan bir anlayışla yapılmasını istiyor. Özellikle Bursa’da son dönemde yoğunlaştığı ifade edilen kontrollerin ardından sektör içerisinde şu soru gündeme geliyor: Amaç taşımacılık sektöründe mevzuata uyumu sağlamak mı, yoksa uygulanan yaptırımlar üzerinden firmaları giderek daha ağır bir mali ve idari yükün altına sokmak mı? Firmalar, her bir ihlalin ayrı ayrı değerlendirilmesi, kasıt ile teknik veya operasyonel aksaklıkların birbirinden ayrılması ve itiraz süreçlerinin etkin şekilde işletilmesi gerektiğini savunuyor. Çünkü bugün yüksek miktarlı cezalarla karşı karşıya kalan bir firma, yarın sefer sayısını azaltmak, personel kaybetmek veya faaliyetini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Bunun sonucunda ortaya çıkacak tablo ise yalnızca taşımacılık şirketlerini değil, otobüs kaptanından terminal çalışanına, bilet satış personelinden yolcuya kadar sektörün tamamını etkileyebilir. Sektörün beklentisi açık: Denetim olsun, ancak denetim; taşımacılığı sürdürülemez hale getiren bir ceza mekanizmasına değil, kurallara uyumu sağlayan adil ve öngörülebilir bir sisteme dönüşsün.

Renault Boreal Direksiyonu Geleceğe Kırdı: Kestel ve İnegöl’de "Hayallerini Büyüt" Yolculuğu! Haber

Renault Boreal Direksiyonu Geleceğe Kırdı: Kestel ve İnegöl’de "Hayallerini Büyüt" Yolculuğu!

Proje kapsamında eş zamanlı olarak harekete geçen ekipler, Kestel’den aldıkları öğrenciyi Atatürk İlkokulu’na, İnegöl’den aldıkları diğer öğrenciyi ise Cumhuriyet İlkokulu’na yeni Renault Boreal’in konforu ve güvenliğiyle ulaştırdılar. Yolculuk boyunca çocukların ilk gün heyecanını paylaşan ekipler, onların eğitim hayatı boyunca kuracağı büyük hayallere ortak oldu. Okul çantası, kırtasiye malzemeleri ve ilk yıl ihtiyaçlarından oluşan "Hayallerini Büyüt Eğitim Seti" de okul kapısında öğrencilere takdim edildi. Projenin toplumsal etki misyonunu ve eğitimin dönüştürücü gücünü vurgulayan Koçaslanlar Motorlu Araçlar Genel Müdürü Didem Aras, gerçekleştirdikleri bu anlamlı yolculuk hakkında şunları söyledi: "Eğitim, bir çocuğun hayallerini büyütmesinin en güçlü ve en güvenli yoludur. Biz bugün 'Boreal ile Okula İlk Adım' derken, Kestel ve İnegöl’deki iki çocuğumuzu sadece okul heyecanına ortak olmayı değil; onların geleceğe dair umutlarını, potansiyellerini ve cesaretlerini de güvenle taşımayı hedefledik. Renault Boreal’in 'Hayallerini Büyüt' felsefesi bizim için sadece bir slogan değil, topluma dokunduğumuz her noktada rehberimiz olan bir vizyondur. Bursa’nın caddelerinde attığımız bu adımlar, inanıyoruz ki çocuklarımızın ileride yazacağı büyük başarı hikayelerinin ilk kilometresi olacak. Bu anlamlı projede yol arkadaşımız olan Renault Boreal’e ve sahada bu hikayeyi gerçeğe dönüştüren tüm ekibime yürekten teşekkür ederim." Renault Boreal’in yenilikçi teknolojisi ve göz alıcı tasarımı, Bursa’nın iki farklı noktasında gerçekleşen bu anlamlı yolculuklarda sadece bir aracın konforunu değil, çocukların geleceğe attığı ilk ve en büyük adımı simgeledi. Proje ile çocukların hayallerinin sınır tanımaması gerektiğine yönelik toplumsal farkındalık mesajı verilirken, çocukların mutluluğu tüm ekibe duygusal anlar yaşattı.

Ankara’daki Yolculuğumuzu İstanbul’a da Taşıyacağız Haber

Ankara’daki Yolculuğumuzu İstanbul’a da Taşıyacağız

HAYATIM 1980 YILINDA SANAYİDE KAROSERCİLİĞİ ÖĞRENMEKLE BAŞLADI 1967 yılında Ankara'nın Çamlıdere ilçesinde doğdum. Evliyim, iki çocuk babasıyım. Hayatım 1980 yılında sanayide karosercilik ile başladı. 1982'de Bursa'ya geçtim; dönemin ünlü ustası Fevzi Usta'nın yanında altı yıl boyunca gece gündüz çalıştım. O yıllar hem mesleğimi hem de bu işe bakışımı şekillendirdi. 1987'de askere gittim. Döndükten sonra Ankara'ya yerleştim ve 1990'a kadar karoserciliğe devam ettim. Ardından mavi bir Ford minibüs alarak taşımacılık işine girdim; Ankara'nın servis taşımacılığı yapan firmalarında bireysel arabacılık yaptım. 1993 yılında Çalıkıran Turizm'i kurdum. Şirketi anonim şirket yapana kadar durmadan çalıştım; zamanla turizm taşımacılığının yanına servis taşımacılığını da ekledik. OTOBÜSÇÜLÜK BİZDE BABA MESLEĞİ; İLK ÇIKAN V6'LARLA YOLA ÇIKTIK Otobüsçülük bizde baba mesleği. Babam Gazanfer Bilge Turizm bünyesinde bireysel otobüsçülük yapardı. İlk çıkan V6, ardından V8 araçlarla yıllarca taşımacılık yaptık. 2004 yılında 403 alarak peron taşımacılığına devam ettik. 2011'de acentemizi açarak turizm işine profesyonel olarak adım attık. Uzun yıllar kardeşlerimle birlikte hem turizm hem de servis taşımacılığını birlikte yürüttük. 2026 yılının başında şirketten ayrılarak Çalıkıran Seyahat ve Call Tur şirketlerini kurdum. Bu iki yapıyla yeni bir dönem başlattım; birikimimi, sektördeki ismimi ve kurumsal anlayışımı daha odaklı bir çerçevede hayata geçiriyorum. HİZMET KALİTESİ VE GÜVENLİKTE ASLA TAVİZ VERMİYORUZ Artık araç vermekle yetinmiyoruz; kendi turlarımızı kendimiz düzenliyoruz. Karadeniz, Güneydoğu, Ege günübirlik turları, butik organizasyonlar, Batum konaklamalı programlar, Balkan ve Avrupa turları portföyümüzde yer alıyor. Bunların yanı sıra uçak bileti satışı yapıyoruz; İtalya ve Dubai başta olmak üzere çeşitli yurt dışı turlar için anlaşmalarımız mevcut. Hizmet kalitesinde taviz vermiyoruz. Turlarımızda gittiğimiz bölgenin 5 yıldızlı otellerini tercih ediyoruz; 5 yıldız yoksa 4 yıldızdan aşağıya inmiyoruz çünkü Abdullah Çalıkıran olarak sektörde tanınan, güvenilen bir isim var ortada. Bu ismi hizmet kalitesiyle taşımak mecburiyetindeyiz; bu hem bir tercih hem de bir sorumluluk. ANKARA ARTIK BİZE DAR GELİYOR; İSTANBUL'DA CİDDİ POTANSİYEL GÖRÜYORUM Şu an 100'e yakın araçlık bir filoya sahibiz. Bu yıl içinde Mercedes-Benz Sprinter, Vito ve Tourismo; Temsa MD9; Isuzu Kendo ve MAN olmak üzere çeşitli markalardan araç alımlarımız gerçekleşti. Filomuz ciddi ölçüde hem yenilendi hem de büyüdü. 65 kişilik ekibimizle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. İki oğlum şirket yönetiminde aktif rol üstlendi; bu bana hem moral hem de güç veriyor. Ankara'da 22 otobüsle çalışıyoruz ama Ankara artık bize dar gelmeye başladı. İstanbul'da ciddi bir potansiyel görüyorum ve bu potansiyeli değerlendirmek için Ataköy'de ofis açmayı planlıyoruz. Bunun yanı sıra 20 ila 30 araçlık bir binek araç filosuyla Rent A Car sektörüne de giriyoruz. Yakın zamanda büyük bir markanın bayiliğini bünyemize katıyoruz. Çalıkıran Seyahat büyümeye devam edecek. İŞLERİN AZ OLMASI FİYATLARIN CİDDİ ORANDA KIRILMASINA SEBEP OLUYOR Bu sezonu iyi göremiyorum; açık konuşmak gerekiyor. Her geçen yıl bir öncekinin altında kalıyoruz. Çalıştığımız acentelere bu sezon öncesine kadar 300 araç verirken, şu an 150 bile vermekte güçlük çekiyoruz. Sektörde yaklaşık yüzde elli oranında bir daralma var. Bu daralmanın ardında küresel dinamikler yatıyor. Devam eden savaşlar, ekonomik belirsizlik, altın fiyatlarındaki yükseliş... Bunların tamamı insanların seyahat kararlarını doğrudan etkiliyor. İnsanlar gezmeyi ertelerken, sektörümüz ağır bir yük taşıyor. Biz köklü ve mali yapısı sağlam bir firma olduğumuz için çarkı döndürmeye devam edebiliyoruz ama küçük bireysel işletmeciler için tablo çok daha ağır. Bireysel otobüsçüler şu an iş bulamadığı için fiyat kırmak zorunda kalıyor. Depodan mazot bitmeden gitmesi gereken iş 20-25 liraya karşılık, 15-20 liraya kabul ediliyor. Bu fiyat kırımı bir süre sonra bizim gibi kurumsal firmaları da etkisi altına alıyor. Piyasadaki bu kısır döngü kırılmadan, sektörün gerçek anlamda toparlanması mümkün değil. Bireysel işletmecinin ayakta kalması, bütün sektörün sağlığı açısından zorunludur.

Tek Araçla Sefer Yapan Firmalar Bölgenin Fiyat Dengesini Bozuyor Haber

Tek Araçla Sefer Yapan Firmalar Bölgenin Fiyat Dengesini Bozuyor

BURSA’DAN ÇANAKKALE'YE UZANAN 40 YILLIK BİR YOLCULUK BU 1962 yılında Bursa'da doğdum. Anne tarafından gelen köklü bir otobüsçülük geleneği var ailemizde; Bursa'da bu camiada tanınan, sayılan bir isimdi ailemiz. İlk öğrenimimi Bursa'da tamamladım; orta ikiye kadar özel bir kolejde okudum. Orta ikiden sonra ata mesleğini seçtim ve 1979 yılının sonunda Bursa otogarına adım attım. O günden bu yana otogar camiasının içindeyim. Bursa'da Kâmil Koç'un gece katipliğiyle başladım. O yıllar benim için hem bir okul hem de bir aile oldu. Kâmil Koç ailesi o dönem genç bir kadro olarak bize sahip çıktı; biz de şirkete katkı sunmaya çalıştık. Birlikte büyüdük, birlikte olgunlaştık. Bu karşılıklı alışverişin bugünkü kimliğimi şekillendirdiğini düşünüyorum. Son yirmi bir yıldır Çanakkale Truva Turizm'deyim. 2020 yılında şirketin ortaklık yapısı yeniden düzenlendi ve sektörden herkesin yakından tanıdığı Uzun ailesi yönetimi devraldı. Bu yeni dönemde taze bir ekip ruhuyla firmaya yeni bir soluk kazandırdık. Pandemi hemen ardımızdan geldi; o süreci yapılanmaya ve iç düzeni güçlendirmeye ayırdık. Pandemi bitince güncel seferlerimizi ve denetimlerimizi heyecanla yeniden devreye soktuk. BİZİMLE BİRLİKTE YOL ALMAK İSTEYEN YATIRIMCILARA KAPIMIZ AÇIK Truva Turizm kırk yıldır Antalya, Bodrum ve Marmaris seferlerinde güçlü bir marka olageldi. Bir dönem yapılanma sürecinde bu hatlara ara verdik ancak şimdi aynı güçle geri döndük. Bölgesel bir kimlikten yarı ulusal bir marka olmaya doğru bilinçli bir dönüşüm yaşıyoruz. Bu doğrultuda yeni yatırımcıları bünyemize katmaya ve hat ağımızı genişletmeye başladık. Ana güzergâhlarımız şunlar: İstanbul, Çanakkale, İzmir, Kırklareli, Bodrum, Marmaris, Antalya, Kapaklı, Çerkezköy. Bunların yanı sıra İstanbul üzerinden Çeşme, Manisa, Biga, Çan, Bayramiç, Geyikli, Bozcaada ve Gökçeada'ya çalışan tek firmayız. Bu zengin hat ağının üzerine yeni güzergâhlar eklemek için model standardına uygun araç sahibi yatırımcılarla iş birliği yapmaya açığız. İstanbul-Bursa-İzmir ekseninden Çeşme, Bodrum ve Marmaris'e uzanan hatlar için kapımız sonuna kadar açık. Çanakkale'den Saray, Çerkezköy, Vize, Çan ve Biga'dan bireysel katılımlar oldu. Ayrıca Çanakkale'nin en köklü firmalarından Tenedos Turizm ile kapsamlı bir iş birliğine girdik. Uçak tur organizasyonu ve yurt içi-dışı turlarla tanınan Tenedos, yolcu taşımacılığına da adım atmak istedi ve bizimle yola çıktı. Bu ortaklıkla yeni hatlar açarak büyümeye devam ediyoruz. Bünyemize araç katarken belirli bir model sınırı uyguluyoruz. Mercedes-Benz grubunda 2018 model ve üstü, Temsa ile MAN-Neoplan grubunda 2021 model ve üstü araçları kabul ediyoruz. Bu standart, yolcularımıza sunduğumuz hizmet kalitesinin güvencesidir. Eski araçla ucuz hizmet değil, modern araçla kaliteli seyahat anlayışıyla hareket ediyoruz. 2026 KÖTÜ BAŞLADI AMA SON DÖNEM BİZİM İÇİN İYİ GEÇTİ 2026 yılının başı zor geçti; bunu açıkça söylemek gerekiyor. Ülkedeki ekonomik sıkıntı herkese yansıdı, bize de yansıdı. İnsanlar seyahati erteliyor; para kazanamıyorsa kimse canı sıkıldı diye Edirne'ye ciğere ya da Bursa'ya kebaba gitmiyor. Ya hastası var ya cenazeye gidecek ya da tatile çıkacak. Mecburiyet yoksa hareket yok. Üç dört kişilik aileler binek araçla gidiyorlar; bu da yolcu sayılarımızı doğrudan etkiliyor. Buna karşın Truva Turizm olarak şikâyetçi değiliz. Kısa hatlarımızı düzenli işleterek uzun hatlarımızda fiyat dengesini koruyarak Ramazan’ı geçirdik. Bayramdan sonra yürüdük, 19 Mayıs süreci iyi geçti. 15 Mayıs'tan Haziran başına ve Kurban Bayramı'nı da içine alacak şekilde sefer planlarımızı yaptık; gayet memnunuz. 26 Haziran'da yaz tatili başlıyor; verimli bir sezon bekliyoruz. BÖLGEYE YENİ GİREN FİRMALAR, FİYAT POLİTİKASINDA DENGESİZLİK YARATIYOR Fiyat politikasında fırsatçılık yapmıyoruz. Yaz geldi ya da bayram yaklaştı diye tavan fiyat uygulamak gibi bir yaklaşımımız yok. Adil ve dengeli bir fiyat skalasıyla hareket ediyoruz ama bu tutarlılığı sürdürmek bazen ciddi bir baskı altında kalmanızı gerektiriyor. Bölgeye yeni giren firmalar ya da bir iki araçla hat açan küçük işletmeciler, ana firmaların güzergâhlarındaki saat aralıklarına çok düşük fiyatlarla giriyor. Tek bir araç, onlarca yıllık bir markanın fiyat yapısını sarsabilecek düzeye geliyor. Zaman zaman onlara paralel fiyat uygulamak zorunda kalıyoruz; bu bizim tercihimiz değil, piyasanın dayatması. Keşke herkes kendi hattında adil bir fiyat skalasında çalışsa. Haksız rekabet hem sektöre hem de yolcuya zarar veriyor. AKARYAKIT FİYATLARININ DÜŞMESİ HERKESİ RAHATLATACAK Küresel gelişmelerin akaryakıt fiyatlarına yansıması elbette önemli ancak biz bu dalgalanmayı görece yönetilebilir buluyoruz. Fiyat tarifelerimizi üç ila dört ayda bir güncelleyebiliyoruz. Bakanlıktan tarife alırken yüzde otuzluk bir marjı koruyarak alıyoruz. Bu hem alt hem de üst sınırda belirli bir esneklik tanıyor. Örneğin İstanbul-Çanakkale hattında 1.300 liraya tarife almış olabiliriz ama pratikte 1.100 lira uygulayabiliriz. Koşullar gerektirdiğinde tavan fiyata çıkabilir, kısa sürede yeni bir fiyatlandırmaya gidebiliriz. Asıl beklentimiz ülkedeki sosyoekonomik tablonun düzelmesi. Yakıt fiyatları gerçekten düşse, biletlerimizi ucuzlatırız; insanlar tatile, memlekete rahatça gidebilir. Bu, yalnızca sektörün değil toplumun da ihtiyacı. YOLCULARIN TELEFONLARIYLA BAĞLANABİLDİĞİ ÖZEL BİR YAYIN SİSTEMİ KURDUK Araç içi ikram ve eğlence anlayışımız sektörden farklılaşıyor. Televizyonları ve koltuk arkası ekranları söktük. Bu ekranlar hem araçların elektrik sistemine ciddi yük bindiriyor hem de bakım açısından güvenilir bulmadığımız donanımlar. Onların yerine Wi-Fi üzerinden yolcuların kendi telefonlarıyla bağlanabildiği şifreli, özel bir yayın sistemi kurduk. Yolcularımızın büyük çoğunluğu uygulamayı telefona yükledi. Bir araçtan diğerine geçtiklerinde aynı şifre ve uygulama üzerinden kaldıkları yerden devam edebiliyorlar. Bu sistem hem teknik açıdan çok daha sağlam hem de yolcuda bir aidiyet duygusu yaratıyor. "Truva Turizm'in Wi-Fi'si var, uygulaması var" diyorlar; bu farkındalık markaya bağlılığı güçlendiriyor. Truva Turizm'de mutluluk dolu koltuklarda seyahat edin diyoruz. İnsanlar çoğunlukla bir zorunluluk nedeniyle yola çıkıyor; biz o yolculuğu ikramlarımız ve araç içi sunumlarımızla onlar için anlamlı ve rahat bir deneyime dönüştürmeye çalışıyoruz. Yolcu varış noktasına ulaştığında iyi hissetmeli; bu en basit ama en önemli hedefimiz.

100 Yıllık Yol Arkadaşlığı Geleneğiyle Türkiye’nin İlk Tercihi Yine Kâmil Koç Oldu Haber

100 Yıllık Yol Arkadaşlığı Geleneğiyle Türkiye’nin İlk Tercihi Yine Kâmil Koç Oldu

Türkiye’nin en fazla tercih edilen seyahat markalarından biri olan Kâmil Koç, 100 yıllık yol arkadaşlığı geleneğiyle 2026 yılında da tatil seyahatlerinin ilk tercihi olmaya devam etti. Özellikle yolcu hareketliliğinin en yoğun olduğu bayram dönemlerinde 795 araçlık dev filosuyla kesintisiz hizmet veren firma, Türkiye'nin dört bir yanına bayram sevincini ve tatil coşkusunu taşıdı. Kâmil Koç’un paylaştığı verilere göre; Ramazan Bayramı’nda yaklaşık 7 milyon 300 bin kilometre yol kat eden dev filo, Kurban Bayramı döneminde bu performansını daha da artırarak yaklaşık 7 milyon 586 bin kilometreye ulaştırdı. Bayramlarda İstanbul yine seyahatin merkezi oldu Her iki bayram tatilinde de İstanbul, Türkiye'nin en önemli seyahat merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. İstanbul çıkışlı seferlerde Ankara, Bursa ve İzmir en yoğun talep gören destinasyonlar arasında yer aldı. Bu süreçte tatil bölgelerinin yanı sıra özellikle Anadolu şehirlerine yönelik aile ziyareti odaklı yolculuklarda da önemli bir hareketlilik yaşandı. Ramazan Bayramı’nda en çok İstanbul-Ankara hattı tercih edildi Ramazan Bayramı’nın okulların ikinci ara tatiliyle birleştiği 14–22 Mart tarihleri arasında, İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerden Anadolu’ya önemli bir yoğunluk yaşandı. Ramazan Bayramı’nda İstanbul kalkışlı seferlerde en yoğun talep İstanbul–Ankara hattında gerçekleşti. Bu hattı sırasıyla Bursa ve İzmir illerine yapılan seferler takip etti. Anadolu'da ise Ankara–Bursa, Bursa–Eskişehir, Ankara–Kayseri ve Ankara–Adana hatları bayram hareketliliğinin öne çıkan rotaları arasında yer aldı. Kurban Bayramı’nın gözde rotası ise Ankara–İstanbul oldu 22-31 Mayıs tarihleri arasını kapsayan Kurban Bayramı döneminde ise Kâmil Koç, toplam 449 bin 25 yolcuya hizmet verdi. Bu dönemde; gidiş-dönüş toplam yolcu sayısı bakımından en yoğun talep gören güzergâh, 10 bin 386 yolcu ile Ankara – İstanbul hattı oldu. Bu hattı 9 bin 905 yolcuyla Bursa – İstanbul ve 8 bin 724 yolcuyla İstanbul – İzmir rotaları takip etti. Kurban Bayramı'nda İstanbul çıkışlı hatlarda en çok yolcu taşınan destinasyon ise 5 bin 471 yolcuyla İstanbul-Ankara olurken, bu hattı 4 bin 836 yolcuyla İstanbul-Bursa ve 4 bin 696 yolcuyla İstanbul-İzmir izledi. Ankara merkezli seyahatlerde de bu dönemde önemli bir yoğunluk gözlendi. Ankara-Bursa hattında 5 bin 48, Ankara-İzmir hattında 4 bin 960, Ankara-Kayseri hattında 4 bin 304 yolcu taşındı. “100 yıldır bayram yolculuklarının değişmez adresiyiz” Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş. İcra Kurulu Üyesi ve Operasyon Direktörü Mehmet Türkyılmaz, bayram dönemlerine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Tatiller, insanların sevdikleriyle bir araya gelmek için yollara çıktığı, eğlenme, rahatlama ülkemizin doğal güzelliklerini keşfetme zamanlarıdır. Dünyanın geri kalanından farklı olarak en kıymetli değerlerimizden olan bayramlarla birleştiğinde ise paylaşma ve birlik duygularının en güçlü şekilde hissedildiği bizim için yılın en kıymetli zamanlarına dönüşürler. Biz de 100 yıldır sevdiklerine kavuşmak için ya da sadece biraz rahatlayıp dinlenmek için çıkılan tüm yolculukların vazgeçilmez adresi olmuş bir firma olarak, Kâmil Koç çatısı altında tam bir asrı geride bırakmanın ve bu özel dönemlerde yine ilk tercih olmanın gururunu yaşıyoruz. Nesiller boyu süregelen bu sarsılmaz güveni, ‘100 Yıldır Yol Arkadaşınız’ ilkesiyle perçinliyoruz. Peş peşe güçlü performanslar sergilediğimiz bu dönemlerde, güçlü araç filomuz ve deneyimli ekiplerimizle Türkiye’nin dört bir yanına bayram sevincini ve tatil coşkusunu taşıdık. Milyonlarca yol arkadaşımızın en güzel duygularına ortak olduğumuz bu asırlık hikâyeyi, global iş ortağımız Flix’in dijital altyapısıyla harmanlayarak hizmet kalitemizi her geçen gün daha da yukarı taşıyoruz. Geçmişten aldığımız güç ve yol arkadaşlarımızdan gördüğümüz destekle, yeni yüzyılımızda da milyonlarca insanı sevdiklerine ulaştırmayı sürdüreceğiz. Bu yoğun dönemlerde markamızı tercih eden tüm yol arkadaşlarımıza; yollarda, terminallerde ve perde arkasında büyük bir özveriyle görev yapan tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Yeni yüzyılımızda da aynı heyecanla yol arkadaşlığı yapmaya devam edeceğiz."

Ticari Araç Üstyapı Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı Yine Murat Arslan Oldu Haber

Ticari Araç Üstyapı Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı Yine Murat Arslan Oldu

Ticari Araç Üstyapı Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (TÜSTED), Bursa’da gerçekleştirilen genel kurulu ile sektördeki temsil gücünü perçinledi. TÜSTED Genel Kurulu’na İSTAB Başkanı Aziz Baş, Başkan Vekili Bülent Doğmuş, Başkan Yardımcısı Ahmet Akgenç, Genel Sekreter Esat Yıldırım, Yönetim Kurulu Üyesi Vahit Kaya, Alber Turizm şirket ortakları Berkant Durukan, Erdem Bayrak ’da katıldı. Sektör paydaşlarının yoğun katılım gösterdiği kurulda, TÜSTED Başkanı Murat Arslan, sektörün yaşadığı zorlu süreçlerden ancak "ortak irade" ile çıkılabileceğinin altını çizdi. "Rekabetten Önce İş Birliği Gerekiyor" Başkan Murat Arslan, yaptığı konuşmada özellikle NVR (Tip Onayı) sürecinde yaşanan üretim duruşlarına ve maliyet artışlarına dikkat çekerek şunları söyledi: "Onlarca yıllık emekle büyütülmüş firmalar, ilk kez gelecek kaygısını bu kadar güçlü hissetti. O günlerin bize öğrettiği en önemli gerçek şuydu: Rekabetten önce iş birliği gerekiyor. Tek başına mücadele dönemi geride kaldı. TÜSTED, bu ihtiyacın bir sonucu olarak doğdu." Sektörün Türkiye ekonomisi için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Arslan, bakanlıklar ve ilgili kamu otoriteleriyle kurulan yapıcı diyaloğun meyvelerini vermeye başladığını ifade etti. "Dünya Standartlarında Bir Hikâye Yazıyorsunuz" Genel Kurulda konuşan BTSO Başkanı İbrahim Burkay, sektörün yazdığı başarı hikayesini takdirle karşıladıklarını belirterek iş birliği çağrısında bulundu. Konuşmasında TÜSTED üyelerinin Türkiye ekonomisine sunduğu katma değere vurgu yapan İbrahim Burkay şunları ifade etti: "Birçok şirketinizi ziyaret ettim ve gördüm ki; siz gerçekten üst yapıda bir hikâye yazıyorsunuz. Bu hikâye tüm dünya tarafından takdir ediliyor. Türkiye’yi bu alanda ön tarafa çıkartarak büyük bir başarıya imza atıyorsunuz." Dünyadaki ekonomik zorluklara değinen Burkay, "Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır" diyerek, sektörün aynı çatı altında toplanmasının sorunların çözümünde anahtar rol oynayacağını belirtti. Başkan Burkay, sektör temsilcilerine BTSO bünyesindeki teknolojik imkanları kullanma çağrısı yaptı: AR-GE ve İnovasyon: Firmaların özellikle kompozit malzemeler ve ileri teknoloji alanındaki AR-GE çalışmaları için BTSO merkezlerini birer üs olarak kullanmaları tavsiye edildi. Baran Çelik: "Türkiye’nin Şampiyon Sektörünün Temsilcilerisiniz" Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Koordinatör Başkanı Baran Çelik, otomotiv sektörünün Türkiye ihracatındaki sarsılmaz liderliğine dikkat çekerek TÜSTED üyelerine seslendi: "Türkiye’nin son 20 yılının 18’inde şampiyon olmuş, ihracatın lider sektörünün temsilcilerisiniz. Otomotiv endüstrisi, 273 milyar dolarlık toplam ülke ihracatının yaklaşık 35,5 milyar dolarını tek başına gerçekleştiriyor. Bu başarının içinde minibüs ve ticari araç üst yapı grubunun 4 milyar dolara yaklaşan payı hayati önem taşıyor. Birçok bağımsız sektörden daha fazla ihracat yapan bu dev yapının Bursa merkezli bir dernekle güç birliği yapması gurur verici." "Açık İletişim Kurum Kültürümüzdür" TSE Bursa Bölge Koordinatörü Burak Turna, ulaşım sistemleri ve lojistik sektörü temsilcilerinin bir araya geldiği organizasyonda katılımcılara hitap etti. Konuşmasında kurumsal şeffaflık ve iş birliği mesajları veren Turna, Bursa’daki bu buluşmanın sektörün geleceği açısından kıymetli olduğunu belirtti. TSE’nin hizmet anlayışında diyaloğun önemine dikkat çeken Burak Turna, "Kurum olarak en büyük önceliğimiz, paydaşlarımızla olabildiğince açık ve net bir iletişim kurmak. Bugün burada, Bursa’da böylesine geniş katılımlı bir organizasyonda yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. Belediye Başkanımızın da katılımıyla güçlenen bu birliktelik, ortak hedeflerimize ulaşmada büyük önem taşıyor," dedi. Sektörel Sorumluluk ve İş Birliği Vurgusu İletişim kanallarını her zaman açık tutacaklarını ifade eden Turna, konuşmasına şöyle devam etti: "Bugünden itibaren sektör temsilcilerimizle olan bağlarımızı en güçlü ve nitelikli şekilde korumaya devam edeceğiz. Sektörün sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz ve her türlü görüş alışverişine açık olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Bu büyük ailenin bir araya gelmesi, ortak başarımız için itici bir güç olacaktır." "Ekonomiye Katkı Sağlamaya Hazırız" Süreçlerin yürütülmesinde tüm meslek gruplarının ve paydaşların desteğinin kritik olduğunu hatırlatan Turna, "Elimizden gelen tüm desteği sizlere sunmaya gayret ediyoruz. Temel amacımız, yürütülen tüm çalışmaların ülke ekonomisine katma değer sağlamasıdır. Bu vesileyle organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyor, başarılarımızın devamını diliyorum," diyerek sözlerini noktaladı. Aziz Baş: “Üst yapı noktasında yaşadığımız sorunların TÜSTED Yönetimiyle Çözüleceğine İnanıyoruz” İstanbul Taşımacılar Birliği Derneği Başkanı Aziz Baş ve yönetim kurulu üyeleri, TÜSTED Genel Kurulu’na katılım sağladı. Seçimlerin ardından konuşma yapan Aziz Baş, yeni yönetime başarı dileklerini iletti. TÜSTED Başkanlığı’na seçilen Murat Arslan ve yönetim kurulunu tebrik eden Baş, sektörün önemli sorunlarının çözümü konusunda yeni yönetime güvendiklerini ifade etti. Aziz Baş, özellikle kamera ve panik butonu zorunluluğu konusunda Bakanlık nezdinde yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Hafif ticari araç segmentinde üst yapıya yönelik zorunlulukların sektörü zorladığını ifade eden Baş, özellikle okul taşıtı revizyonlarında son dönemde ciddi sıkıntılar yaşandığını kaydetti. Aziz Baş, “Birçok kez Bakanlık nezdinde sorunların çözümüne yönelik görüşmelerde bulunduk. Ama sizlerin bu yükü omuzlarımızdan alacağınıza ve Sayın Başkan Murat Arslan liderliğinde çözüme kavuşacağına inanıyoruz. Tüm yönetim kurulumuz adına davetiniz için teşekkür ediyoruz. Yolunuz açık olsun” ifadelerini kullandı. TÜSTED’in Yeni Yönetim Kadrosu Şekillendi Genel kurulun ardından derneğin yeni yönetim ve denetim kurulları da resmiyet kazandı. Sektörün tecrübeli isimlerinden oluşan yeni liste şu şekilde: Yönetim Kurulu (Asil): Murat Arslan, Savaş Keskin, Bahtiyar Yenizağra, Bayram Taşocak, Yusuf Can Aydın, Serhat Akpınarlı, İlker Yıldırım. Yönetim Kurulu (Yedek): Eşref Kurtuluş, Rasim Gür, Gürcan Gültekin, İlhami Bozkuş, Sacit Köken, Mehmet Meydan, Mustafa İmir, Osman Çelik. Denetim Kurulu (Asil): Mesut Erduman, Mustafa Bayrak, Ali Acar. Denetim Kurulu (Yedek): Uğur Sönmezyuva, Meryem Canbaz, Kenan Mutlu. Hedef: Daha Görünür Bir Sektör 70 üye firmaya ulaşan TÜSTED, önümüzdeki dönemde mevzuat süreçlerinde daha aktif rol almayı, teknik çalışma grupları kurmayı ve sektörün ihracat kapasitesini uluslararası arenada daha görünür kılmayı hedefliyor. TÜSTED Genel Kurul’da seçimlerin ardından İSTAB Başkanı Aziz Baş, Başkan Vekili Bülent Doğmuş, Başkan Yardımcısı Ahmet Akgenç, Genel Sekreter Esat Yıldırım, Yönetim Kurulu Üyesi Vahit Kaya, Alber Turizm şirket ortakları Berkant Durukan, Erdem Bayrak, TÜSTED Başkanı Murat Arslan, Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Can Aydın ve Yüksel Dizayn Yönetim Kurulu Üyesi Talat Aydın ile biraraya geldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.