Hava Durumu

#Finansman

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Finansman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sektör Bu Kadar Büyük Sermayeyle Kendini Hiç Bu Kadar Yalnız Hissetmedi Haber

Sektör Bu Kadar Büyük Sermayeyle Kendini Hiç Bu Kadar Yalnız Hissetmedi

TRAKYA GARAJI’NDAN BUGÜNE OTOBÜSÇÜLÜĞÜN İÇİNDEYİM 1964 yılında Bafra’da doğdum. Yedi yaşında İstanbul’a geldik. Çocukluğumdan itibaren Trakya Garajı’nın içindeydim ve o günden bugüne otobüsçülük sektörünün içindeyim. Bizim ailede taşımacılık daha da eskiye dayanıyor. Dedelerim ormandan Karadeniz’in çeşitli bölgelerine ağaç taşıyarak ticarete başlamışlar. Daha sonra babamlar ve dedelerim otobüsçülüğe yöneliyor. 1969 yılında şehirlerarası bir firma kuruyorlar; 1970’te ayrılarak başka bir firma oluşturuyor ve 1982 yılına kadar bu şekilde devam ediyorlar. 1982’ye gelindiğinde ise Samsun-Bafra’daki firmaların önemli bölümü bir araya geliyor. Babam, aile büyüklerimiz ve bölgedeki sektör temsilcileriyle birlikte Bafra Seyahat’i kuruyorlar. Dolayısıyla benim açımdan otobüsçülük yalnızca bir meslek değil, çocukluktan itibaren içinde büyüdüğüm bir hayat biçimi. 2000’DEN BU YANA TOFED YÖNETİMİNDEYİM Sektörün yalnızca işletme tarafında değil, mesleki örgütlenme tarafında da uzun yıllardır görev alıyorum. 2000 yılından bu yana Türkiye Otobüsçüler Federasyonu’nda yönetim kurulu üyesiyim. Bu süreçte sektörün değişimini, büyümesini ve aynı zamanda giderek ağırlaşan sorunlarını çok yakından görme fırsatım oldu. Yaklaşık 16 aydır da Öz Gülaras Turizm’in İstanbul işletmeciliğini yürütüyorum. Çok köklü ve işini ciddi yapan bir yapının içinde çalışıyoruz. İşletmecilik tarafında sahadaki sorunları birebir yaşamamız, sektör adına konuşurken meseleleri sadece dışarıdan değil operasyonun içinden değerlendirmemizi sağlıyor. İSTANBUL’DAN HER GÜN İKİ ADIYAMAN SEFERİ YAPIYORUZ İstanbul’dan her gün iki seferimiz var. Biri 11.30’da, diğeri ise 16.30’da hareket ediyor. İstanbul çıkışlı seferlerimiz Adıyaman’a gidiyor; Adıyaman kalkışlı seferlerimiz ise yaklaşık 10-12 farklı lokasyona hizmet veriyor. Öz Gülaras Turizm tamamen özmal araçlarla çalışan bir firma. Firma sahibimiz Recep Dinç de araç yatırımı konusunda son derece titiz. Filomuzdaki araçların tamamı yüksek model. Mercedes-Benz dışında araç tercih etmiyor. Bu yaklaşım hem yolcu konforu hem de filonun standartlarını korumak açısından önemli. SEZONU FENA GEÇİRMEDİK, PİYASA BİRKAÇ HAFTADA OTURUR İstanbul tarafında sezonu kötü geçirmedik; işlerimiz de genel olarak iyi. Okulların açılmasıyla birlikte özellikle üniversitelerin yerleşme, gidiş-geliş hareketliliği nedeniyle doğal olarak kısa süreli bir geçiş dönemi yaşanıyor. 10-15 gün içerisinde piyasanın tekrar kendi düzenine oturacağını düşünüyorum. Her yıl sektör içinde benzer kaygılar konuşuluyor. Geçen kış da “Bu kışı çıkaramayız” deniyordu, bu yıl da birçok işletmeci benzer şeyler söylüyor. Bunun temel nedeni yalnızca yolcu sayısı değil; maliyetlerin geldiği seviye ve işletmelerin üzerinde biriken yük. Adıyaman hattında doğrudan rekabet ettiğimiz dört firma var. Herkes kendi ölçüsünde çalışıyor. Biz de bu yapı içerisinde iyi bir konumdayız. Yüksek modelli özmal araçlarımız ve düzenli operasyonumuz önemli avantaj sağlıyor. MASRAFLAR OTOBÜSÇÜNÜN YÜRÜMESİNİ ZORLAŞTIRIYOR Otobüsçünün temel sorunlarını artık sektörün içinde olan herkes biliyor. Akaryakıt, sigorta ve sürekli yükselen işletme giderleri bugün otobüsçünün hareket alanını ciddi biçimde daraltıyor. Araç yatırımı çok yüksek, günlük operasyon maliyeti yüksek ve her kalemde yeni bir yük oluşuyor. Bu nedenle işletmecilikte yalnızca yolcu bulmak veya sefer yapmak yeterli değil. Finansmanı, personeli, cezaları, sigortayı ve güzergâh maliyetlerini birlikte yönetmek gerekiyor. Büyük sermaye bağladığınız bir işte kârlılığı korumak her geçen gün daha zor hâle geliyor. SORUNLARIMIZI HER İLDEN DOĞRUDAN KARAR MEKANİZMALARINA TAŞIMALIYIZ Ekim ayı itibarıyla seçim süreci başlıyor. TOFED bünyesinde de gerekli çalışmalarımıza başladık; gruplarımızı oluşturuyor ve özellikle İstanbul Ticaret Odası ile komite seçimlerine güçlü biçimde hazırlanıyoruz. Benim düşüncem çok net: Otobüsçüler ticaret odalarında bugün olduğundan daha fazla temsil edilmeli çünkü bu sektör çok yüksek sermayeyle çalışıyor. Bir otobüsün bedelinin 20 milyon liranın üzerine çıktığı bir dönemde, 20-25 özmal araçla faaliyet gösteren bir firmanın yaptığı yatırımın büyüklüğü ortada. Bu nedenle yalnızca İstanbul’da değil, bütün illerde firma sahiplerinin ticaret odalarında, komitelerde ve mümkünse yönetim kademelerinde daha aktif olması gerektiğini düşünüyorum. Sektörün sorunlarını yerelden başlayarak karar mekanizmalarına taşıyabilirsek çok daha etkili sonuç alabiliriz. Bizim sektörün en önemli ihtiyaçlarından biri güçlü temsil. Her ilde sektörün gerçek sorunlarını yaşayan firma sahipleri ticaret odalarında görev alırsa, sorunlarımızı doğrudan ilgili yapılara taşıma imkânımız olur. Bugün otobüsçünün konuştuğu konular birbirinden bağımsız değil. Akaryakıt, sigorta, köprü maliyetleri, personel, cezalar ve finansman aynı işletmenin üzerinde aynı anda baskı oluşturuyor. Bu meseleleri ancak güçlü ve koordineli bir temsil yapısıyla daha görünür hâle getirebiliriz. ANLIK SİGORTA GİRİŞLERİ BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ Akaryakıtı bir kenara bıraktığımızda, sahada bizi en fazla zorlayan konulardan biri anlık sigorta girişleri. Otobüs işletmeciliğinde personel değişimi veya acil görevlendirmeler olabiliyor. Bu nedenle sigorta süreçlerinin operasyonun hızına uygun şekilde işlemesi sektör açısından büyük önem taşıyor. Bir diğer ciddi problem ise trafik cezalarının yalnızca sürücüye değil, firmalara da yansıtılması. Sürücünün yaptığı ihlalin sonucunda şirketin de doğrudan mali yükle karşı karşıya kalması işletmeleri zorlayan başlıklardan biri. ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ, CEZALAR VE PERSONEL SIKINTISI AYNI ANDA BASKI OLUŞTURUYOR Üçüncü köprünün şehirlerarası otobüs işletmelerine getirdiği ilave maliyetler de hâlâ önemli bir sorun. Güzergâhın uzaması, yakıt ve geçiş maliyetleri işletmenin gider hanesine doğrudan yansıyor. Bunun yanında personel konusunda ciddi bir açık var. Sorun yalnızca şoför bulmak değil; muavin, yazıhane ve banko personeli dâhil sektörün hemen her kademesinde nitelikli eleman bulmak zorlaştı. Kalifiye personelin azalması, operasyon kalitesini ve sürdürülebilirliği doğrudan etkiliyor. TRAFİK AYRI, JANDARMA AYRI, ULAŞTIRMA AYRI CEZA YAZIYOR Sektörün denetlenmesine elbette karşı değiliz. Disiplin olsun, kurallar uygulansın; zaten bunu biz de istiyoruz. Fakat bugün işletmeci kendisini birden fazla kurumun aynı anda uyguladığı yaptırımlar arasında sıkışmış hissediyor. Trafik ayrı ceza yazıyor, jandarma ayrı ceza yazıyor, ulaştırma ayrı ceza yazıyor. Aynı işletmenin üzerinde farklı kanallardan sürekli mali yük oluşuyor. Biz “sektörü disipline alın” derken, üç farklı koldan ceza baskısıyla karşılaşmayı kastetmiyoruz. Uzun yıllardır bu sektörün içindeyim. Araç bedellerinin, işletme sermayesinin ve günlük giderlerin bu kadar yükseldiği başka bir dönemi hatırlamıyorum. Sektörün bu kadar büyük sermayeyle çalışıp kendisini aynı zamanda bu kadar yetersiz ve baskı altında hissettiği bir dönem de görmedim. OTOBÜSÇÜLÜĞÜN GELECEĞİ İÇİN ORTAK HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ Bugün çözüm için önce sektörün kendi içinde ortak hareket etmesi gerekiyor. Firma sahipleri, işletmeciler, federasyonlar ve ticaret odalarındaki temsilciler aynı sorunları aynı dille anlatabilirse çok daha güçlü bir yapı ortaya çıkar. Bizim beklentimiz ayrıcalık değil; yüksek yatırım yapan, istihdam oluşturan ve Türkiye’nin dört bir yanında kesintisiz ulaşım sağlayan sektörün gerçek şartlarının karar mekanizmalarında doğru anlaşılması. Akaryakıttan sigortaya, köprü maliyetlerinden personele kadar yaşadığımız sorunların çözümü için güçlü temsil ve ortak irade şart. Yıllardır bu sektörün içindeyim ve şuna inanıyorum: Otobüsçülük zor dönemleri her zaman aşmayı bildi. Bundan sonra da aşacaktır. Ancak bugünün koşullarında bunu tek tek firmaların çabasıyla değil, birlikte hareket ederek ve sektörün sesini doğru yerde güçlü biçimde duyurarak yapmak zorundayız.

2026’da Ertelenen Talep 2027’de Karşımıza Çıkacak Haber

2026’da Ertelenen Talep 2027’de Karşımıza Çıkacak

OTOMOTİVE GEÇİŞİM BİR GAZETE İLANIYLA BAŞLADI 1971 yılında İstanbul’da doğdum. Doğma büyüme İstanbulluyum, aslen Erzincan Kemaliyeliyim. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunuyum. İş hayatına 1995 yılında Ülker’de bilgisayar satışı yaparak başladım. Satışçılıkla ilk ciddi temasım da burada oldu. 1995-1997 yılları arasında Ülker’de çalıştım. Ardından bir gazetede Temsa’nın bölge satış sorumlusu aradığını gördüm. O dönemde otomotiv sektörüne geçmek istiyordum; otobüslere karşı da özel bir ilgim vardı. Yolda yeni bir otobüs gördüğümde mutlaka incelerdim. Temsa’daki görüşmelere giderken yaşadığım bir anıyı hâlâ gülümseyerek hatırlıyorum. İstanbul Seyahat’in bulunduğu bölgede aracımı bırakmıştım; aşağıdan Temsa’yı görüyordum ama otogar konusunda o kadar acemiydim ki otomobille oraya nasıl gideceğimi bilemedim. Sonunda arabayı İstanbul Seyahat’te bırakıp merdivenlerden yürüyerek Temsa’ya gittim. 1997-2003 yılları arasında Temsa’da görev yaptım. 2003 yılında ise kariyerime Otokar’da devam ettim. Bölge yöneticisi olarak başladığım Otokar’daki yolculuğum; şeflik, müdürlük ve son olarak satış direktörlüğü görevleriyle devam etti. 2022 yılının Aralık ayında da emekli oldum. İLK SATTIĞIM OTOBÜSÜ HÂLÂ UNUTMADIM İlk sattığım araç hala aklımdadır. 1997 yılında, 1998 model olarak bir Prenses sattım. Balıkesir’de Hüseyin ağabey vardı; ilk aracımı ona sattım. O yıllarda model değişimleri bugünkü gibi yılbaşında gerçekleşmiyordu. Yeni model yılı, ağustos ayıyla birlikte İzmir Fuarı döneminde başlardı. Bu nedenle 1997’de 1998 model araç satışı o dönemin normal uygulamalarından biriydi. Temsa’daki yolculuğum 2003 yılına kadar devam etti. EMEKLİLİK SADECE 15 GÜN SÜRDÜ İş hayatından kopmak kolay değil. Emekli olduktan yaklaşık 15 gün sonra MKC Otomotiv ve Enke Otomotiv’de Genel Müdür olarak yeniden göreve başladım. Ben gelmeden önce de her iki şirketin başarılı bir geçmişi vardı. MKC Otomotiv, Otokar tarafında; Enke Otomotiv ise Isuzu tarafında güçlü bayilik süreçlerine sahipti. Benim amacım var olan başarıyı devam ettirmek ve yıllar içinde edindiğim saha, satış ve yönetim tecrübesiyle bu yapıya katkı sağlamaktı. Bunu yalnızca ticari başarı olarak görmüyorum. Çalışma arkadaşlarıma tecrübelerimi aktarmaya da önem veriyorum. Burada gerçekten bir aile ortamımız var. Amir-çalışan ilişkisinden ziyade, aynı hedefe doğru birlikte hareket eden bir ekip anlayışıyla çalışıyoruz. SATIŞTA BAŞARININ SIRRI MÜŞTERİYE YAKIN OLMAK Bence satışta başarının sırrı çok basit: Müşteriye yakın olmak. Müşterinin ihtiyacını anlayabilmek ve kendinizi onun yerine koyabilmek gerekiyor. Bizim açımızdan bir araç satışı ticari bir işlem olabilir; fakat müşteri için o araç çok daha büyük bir yatırım. O parayı nasıl kazandığını, hangi şartlarda çalıştığını ve hangi zorluklarla yatırım yaptığını anlamanız gerekiyor. Kendinizi müşterinin yerine koyduğunuzda ona daha doğru çözümler sunabiliyorsunuz. Satışçılığın özünde de bu var: Müşteriye tek bir seçenek dayatmak yerine alternatif üretebilmek. Vade seçenekleri, takas imkânları ve finansman alternatifleriyle müşterinin ihtiyacına uygun çözümü bulmaya çalışıyoruz. TAKASSIZ SATIŞ NEREDEYSE YOK İkinci el tarafında gerçekten ciddi bir operasyon yürütüyoruz. Bünyemizde yaklaşık 800 araçlık bir ikinci el portföyü bulunuyor. Bunun önemli bir bölümü sıfır araç satışları sırasında aldığımız takaslardan oluşuyor. Bizim için “takassız satış” neredeyse yok. Müşteri ne getiriyorsa değerlendirmeye çalışıyoruz. Bazen bir sıfır araç karşılığında üç aracı birden takasa aldığımız dahi oluyor. Buradaki temel yaklaşım, müşterinin elindeki aracı satışın önünde engel hâline getirmemek ve mümkün olduğunca çözüm üretmek. İKİNCİ ELDE ARACI OLDUĞU GİBİ SATMIYORUZ Takasla aldığımız araçları olduğu gibi yeni müşteriye sunmuyoruz. Boya, koltuk ve mekanik aksam başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm işlemleri kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Gerekli bakımları ve yenilemeleri tamamladıktan sonra aracı daha düzgün, güven veren ve kullanıma hazır bir seviyeye getiriyoruz. Bunun da müşteri memnuniyetini ciddi ölçüde artırdığını görüyoruz. İkinci el aslında sürekli devam eden bir döngü. Bir araç satılıyor, karşılığında başka bir takas geliyor. O araç yeni bir müşteriye gidiyor, onun da başka bir takası oluşuyor. Bu zincir düşük kilometreli araçlardan daha yaşlı araçlara kadar devam ediyor. İkinci el operasyonu bu nedenle yalnızca stok yönetimi değil, sürekli hareket eden bir ticaret ve müşteri ilişkisi sistemi. 2026’YA İYİ BAŞLADIK, SONRA PAZAR TEMKİNLİLEŞTİ 2026 yılına iyi başladık. Özellikle ilk çeyrek oldukça hareketliydi. Sattığımız sıfır araçların önemli bir bölümü de ilk çeyrekte aldığımız bağlantılardan geldi ancak daha sonra bölgedeki gelişmeler, petrol fiyatlarındaki yükseliş, beklenen faiz indirimlerinin gerçekleşmemesi ve finansman maliyetlerinin yüksek kalması müşterilerin daha temkinli davranmasına neden oldu. Turizmin de beklentilerin altında kalması yatırımların ertelenmesinde etkili oldu. Biz buradan doğrudan Antalya’ya araç satmıyor olabiliriz; fakat müşterimiz o aracı Antalya’da çalıştırıyor. Antalya’daki iş iyi gitmiyorsa o müşteri yeni araç yatırımını erteliyor. Dolayısıyla ticari araç pazarı, aracın çalıştığı sektörlerin ve bölgelerin performansından da doğrudan etkileniyor. Bugün daha çok yenileme pazarına hizmet ediyoruz. MİDİBÜS PAZARI BÜYÜMÜYOR, PANELVAN TİPİ ARAÇLAR ÖNE ÇIKIYOR Midibüs pazarının büyüdüğü görüşüne çok katılmıyorum; hatta bir miktar küçülüyor. Buna karşılık panelvan tipi araçların pazarı genişliyor. Sprinter ve Crafter gibi 19-20 kişilik araçlar hem personel taşımacılığında hem transfer hem de turizm tarafında giderek daha fazla tercih ediliyor. Bu dönüşümü takasa gelen araçlarımızda da açık biçimde görüyoruz. Bir midibüs sattığımızda karşılığında çoğu zaman panelvan tipi araçlar takasa geliyor. Bu da pazarın hangi yöne hareket ettiğini sahada gösteren önemli işaretlerden biri. Bu eğilimin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini düşünüyorum. 2027’DE ERTELENEN TALEBİN ETKİLERİNİ GÖRECEĞİZ 2026 yılında gerçekleşmeyen talebin bir bölümünün 2027’ye sarkacağını düşünüyorum. Her yıl belli bir pazar ve yatırım ihtiyacı var. O yıl gerçekleşmeyen yatırım bir sonraki yıla öteleniyor; o yıl da gerçekleşmezse sonraki döneme taşınıyor. Bir anlamda kar topu gibi biriken bir talep oluşuyor. Bence 2026’da ötelenen yatırımların önemli bir bölümü 2027’de yeniden karşımıza çıkacak. Eğer kamu yatırımları da artarsa pazarın daha iyi bir seviyeye gelebileceğini düşünüyorum ancak bunun olmazsa olmazlarından biri finansman maliyetlerinin aşağı gelmesi. FİNANSMAN MALİYETİ SATIŞIN ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ KONULARDAN BİRİ Bizim müşterimiz çoğunlukla finansman ihtiyacıyla yola çıkıyor. Bu nedenle buraya geldiğimde yapmak istediğim ilk çalışmalardan biri, özellikle ikinci el araçlarda müşterinin finansmana erişimini kolaylaştırmaktı. İkinci el araçlarımız için kredi kampanyaları düzenlemeye başladık. Anlaşmalı olduğumuz bankalarla müşterilerimize daha avantajlı finansman seçenekleri sunmaya çalışıyoruz. Şu anda Kuveyt Türk ve DenizBank ile bu çalışmaları yürütüyoruz. Bugün finansman maliyeti satışın önündeki en önemli konulardan biri. Müşteriye uygun finansman alternatifi sunduğunuzda satın alma kararını da kolaylaştırabiliyorsunuz. Bu nedenle araç, takas ve finansmanı birbirinden ayrı değil, aynı çözüm paketinin parçaları olarak görüyoruz. BİREYSEL TAŞIMACILIK UZUN VADEDE AZALABİLİR Büyük filolar yatırımlarını büyüterek devam ediyor. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken kesim bireysel taşımacılar. Bunların önemli bir bölümü bizim ikinci el müşterimiz. Yıllardır bu işi yapan, bazen babasından kalan araçla mesleği sürdüren insanlar var. Hayatlarını bu işten kazanıyorlar. Bu müşteriler araçlarını mümkün olduğunca uzun süre kullanmaya çalışıyor. Eğer borçlanarak kendilerini yenileyebiliyorlarsa yeniliyorlar; bazen de daha eski bir araca geçerek faaliyetlerini sürdürüyorlar. Ancak uzun vadede bireysel taşımacılığın azalacağını düşünüyorum. Şehir içi taşımacılıkta bireysel otobüsçülük nasıl azaldıysa, bizim sektörde de benzer bir dönüşüm yaşanabilir çünkü işi yapmak giderek zorlaşıyor; araçlar pahalı, yatırımlar büyüyor ve bireysel yatırımcının bu yükü taşıma gücü azalıyor. SIFIR İLE İKİNCİ EL ARASINDAKİ MAKAS ARAÇ YENİLEMEYİ ZORLAŞTIRIYOR Eskiden ikinci el araçların değer kaybı daha öngörülebilirdi. Bir yaşındaki araç belirli bir oranda değer kaybeder, sonraki yıllarda bu düşüş belli bir düzen içinde devam ederdi. Bugün ise sıfır araç fiyatları ile ikinci el araç fiyatları arasındaki makas ciddi biçimde açılmış durumda. Eskiden iki-üç yaşındaki bir aracı verip üzerine belirli bir fark koyarak sıfır araca geçmek mümkünken, bugün müşterinin karşılaması gereken fark çok daha yüksek. Bu durum araç yenilemeyi zorlaştırıyor. Dolayısıyla sektörün önündeki önemli başlıklardan biri; sıfır araç fiyatları, ikinci el değerleri ve finansman maliyetleri arasındaki dengenin yeniden kurulması. İŞİN TEMELİNDE İNSAN VAR, Yıllardır otomotiv ve satış sektörünün içinde olan biri olarak başarının temelinde insan olduğuna inanıyorum. Müşteriyi anlamak, onun yerine kendinizi koyabilmek ve ihtiyacına uygun çözümü sunmak gerekiyor. Ürün elbette önemli; fakat güven, insan ilişkileri ve müşteriye yakın olmak en az ürün kadar belirleyici. Doğru çözüm sunduğunuz ve satış sonrasında da müşterinin yanında olduğunuzda uzun yıllara yayılan bir iş ilişkisi oluşuyor. Biz de bugün MKC Otomotiv ve Enke Otomotiv’de bu anlayışla çalışıyor; yalnızca araç satmayı değil, takastan finansmana kadar çözüm üreten ve uzun vadeli güven sağlayan bir yapı olmayı hedefliyoruz.

Akaryakıt Maliyetlerindeki Dalgalanma Navlun Fiyatları Üzerindeki Baskıyı Artırıyor Haber

Akaryakıt Maliyetlerindeki Dalgalanma Navlun Fiyatları Üzerindeki Baskıyı Artırıyor

Akaryakıt, döviz kuru, finansman, bakım, lastik ve amortisman giderlerindeki artış, taşımacılık sektörünün maliyet yapısı üzerindeki baskıyı artırıyor. Buna karşılık yoğun fiyat rekabeti, önceden imzalanan taşıma sözleşmeleri ve müşterilerin maliyet hassasiyeti, yükselen giderlerin navlun fiyatlarına aynı hızda yansıtılmasını zorlaştırıyor. Maliyetler ile taşıma fiyatları arasındaki makasın sıkışması, sektörde iş hacmi korunurken şirketlerin kar marjlarının daralmasına yol açıyor. akliyeciler Derneği (UND) tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye sınır kapılarındaki akaryakıt fiyat artışı Mart 2026 itibarıyla yüzde 110 bandına ulaştı. Yine aynı verilere göre, uluslararası taşımacılıkta kullanılan bazı Ro-Ro hatlarındaki Yakıt Ayarlama Faktörü (BAF) bedelleri mart-mayıs döneminde yaklaşık yüzde 150 yükseldi.Akaryakıt maliyetlerinde kısa sürede yaşanan bu artışlar, özellikle önceden fiyatlandırılmış uluslararası taşıma sözleşmelerinin yönetimini zorlaştırırken taşımacılık şirketlerinin yanı sıra ihracat zinciri üzerinde de ilave baskı oluşturuyor. “Düşük marjlarla iş hacmini korumak sürdürülebilir değil” Sektörde maliyetlerin yükselmesine karşın taşıma fiyatlarının aynı hızda güncellenemediğine dikkat çeken Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, fiyat rekabetinin yalnızca şirketlerin karlılığını değil, hizmet kalitesinin ve operasyonel kapasitenin sürdürülebilirliğini de etkileyebileceğini belirtti. Akça, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Akaryakıt ve döviz kuru hareketleri başta olmak üzere finansman, bakım, lastik ve diğer operasyonel giderlerdeki değişimler, nakliye operasyonlarının planlanmasını ve fiyatlandırılmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Ancak yoğun rekabet nedeniyle maliyet artışlarının taşıma fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamadığı dönemlerde şirketlerin marjları daralıyor. Müşteri ve iş hacmini korumak amacıyla sürekli düşük marjlarla çalışmak, uzun vadede sürdürülebilir bir model oluşturmuyor. Bu nedenle sektörde başarıyı yalnızca ciro veya taşınan yük miktarıyla değilsağlıklı karlılık, hizmet kalitesi ve operasyonel sürdürülebilirlikle birlikte değerlendirmek gerekiyor.” Maliyetlerdeki öngörülemezliğin bütçe ve fiyatlama süreçlerini zorlaştırdığını belirten Akça, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilen fiyatlandırma modellerinin önem kazandığını ifade etti. Akça, müşterilerle yapılan sözleşmelerde akaryakıt, kur ve diğer temel maliyet kalemlerindeki olağandışı değişimleri dikkate alan, şeffaf ve karşılıklı olarak öngörülebilir mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Taşımacılıktaki maliyet baskısı ihracat zincirini de etkiliyor Taşımacılık maliyetlerinde yaşanan artışlar, yalnızca lojistik şirketlerinin finansal yapısını ilgilendirmiyor. Navlun maliyetlerinin yükselmesi; üreticilerin, ihracatçıların ve perakende şirketlerinin tedarik zinciri giderlerini de artırıyor. Maliyet artışlarının tamamen taşımacılık şirketleri tarafından üstlenilmesi lojistik hizmetlerinin sürdürülebilirliğini zorlarken, navlun fiyatlarına doğrudan yansıtılması ise ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücü üzerinde baskı yaratabiliyor. Bu nedenle maliyet artışlarının tedarik zincirindeki taraflardan yalnızca birinin üzerinde bırakılmaması gerektiğine dikkat çeken Enes Akça, şöyle konuştu: “Lojistik, üretim ile pazar arasındaki stratejik bağlantıyı oluşturuyor. Taşıma operasyonlarının sürdürülebilirliği zayıfladığında bunun etkisi yalnızca lojistik şirketleriyle sınırlı kalmıyor; üretimden ihracata kadar bütün zincire yayılıyor. Bu nedenle maliyet ve risklerin üretici, müşteri ve lojistik hizmet sağlayıcı arasında şeffaf, ölçülebilir ve tarafların kontrol alanlarıyla uyumlu şekilde paylaşılması gerekiyor.” Verimlilik ve dijital planlama belirleyici olacak Artan maliyetler karşısında operasyonel verimliliğin şirketler açısından en önemli rekabet unsurlarından biri haline geldiğini söyleyen Akça, doğru kapasite kullanımı, rota planlaması, gerçek zamanlı raporlama ve ölçülebilir performans göstergelerinin kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sağladığını ifade etti. Akca Lojistik’te operasyonların belirlenen performans göstergeleri üzerinden düzenli olarak takip edildiğini, maliyet analizlerinin güncellediğini ve süreç iyileştirme çalışmalarına odaklandığını belirten Akça; teknolojiden süreçleri daha görünür ve yönetilebilir hale getirmek amacıyla istifade ettiklerini söyledi. WMS (Depo Yönetim Sistemi) - TMS (Nakliye Yönetim Sistemi) çözümlerinden eş zamanlıveri akışlarına, stok yönetiminden sistem entegrasyonlarınakadar kullanılan uygulamaların sahadaki kayıpların daha erken tespit edilmesine ve süreçlerin sürekli iyileştirilmesine katkı sağladığını ifade etti. Akça, “Teknoloji tek başına bütün maliyet sorunlarını çözmüyor elbette ancak veriyle desteklenen planlama, mevcut kaynakların çok daha verimli kullanılmasını sağlıyor. İzlenebilirlik ve anlık veri akışıyla beklemeleri, kapasite kayıplarını ve operasyonel sapmaları daha erken tespit edebiliyoruz. Böylece yalnızca maliyetleri kontrol etmekle kalmıyor, müşterilere daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir hizmet sunabiliyoruz.” diye konuştu. Sürücü açığı kapasite kullanımını zorlaştırıyor Sektörde maliyet baskısına eşlik eden diğer önemli sorunun deneyimli sürücü ve nitelikli operasyon personeli ihtiyacı olduğunu belirten Akça, insan kaynağına erişimde yaşanan güçlüğün mevcut filoların etkin kullanımını sınırlayabildiğini kaydetti. Deneyimli çalışanların sektörde tutulması kadar yeni sürücülerin yetiştirilmesinin de önem taşıdığını ifade eden Akça, dijitalleşen lojistik operasyonlarının sürücülerin yanı sıra veri analitiği, mühendislik, yazılım ve operasyon yönetimi gibi farklı alanlarda yetkin profesyonellere ihtiyaç duyduğunu söyledi. Akça sözlerini şöyle tamamladı: “Maliyetlerin yükseldiği, fiyat baskısının devam ettiği ve nitelikli insan kaynağına erişimin zorlaştığı bir ortamda rekabet yalnızca en düşük fiyatı sunmak üzerinden şekillenemez. Önümüzdeki dönemde finansal dayanıklılığını koruyan, risklerini doğru yöneten, operasyonlarını ölçülebilir hale getiren ve teknolojiyi ihtiyaçları doğrultusunda kullanan şirketler daha güçlü bir konuma gelecek. Lojistik sektörünün sürdürülebilirliği için fiyat, hizmet kalitesi ve sağlıklı karlılık arasında dengeli bir yapı kurulması gerekiyor.”

Renault Trucks Master Red Edition, Konya’da İlk Kullanıcısı ile Buluştu Haber

Renault Trucks Master Red Edition, Konya’da İlk Kullanıcısı ile Buluştu

Renault Trucks Türkiye'nin hafif ticari araç segmentindeki yeni modeli Master Red EDITION, Konya'daki ilk kullanıcısı ile buluştu. Renault Trucks yetkili bayisi Buyruk Otomotiv tarafından Yayla Lojistik'e teslim edilen 15 m³ hacimli Renault Trucks Master Red EDITION Panelvan L3H3, beyaz eşya ve kargo lojistiğinde kullanılmak üzere filoya katılırken; sürüş konforu, geniş yükleme hacmi, düşük toplam sahip olma maliyeti ve avantajlı finansman çözümleriyle yatırım kararında öne çıktı. Teslimat törenine Yayla Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Halil Yayla ve Genel Müdürü Mevlüt Yayla ile Buyruk Otomotiv Satış Müdürü Osman Şar katıldı. Konya ve bölgesinde lojistik hizmetleri sunan Yayla Lojistik, özellikle beyaz eşya taşımacılığı ve kargo dağıtımında uzmanlaşmış yapısıyla bölgenin önemli lojistik şirketleri arasında yer alıyor. Türkiye'nin önde gelen e-ticaret şirketlerinden birinin Konya dağıtım operasyonunu da yürüten şirket, panelvan, kamyonet ve kamyonlardan oluşan filosuyla geniş bir coğrafyada hizmet veriyor. Yeni Master Red EDITION ise Yayla Lojistik'in ağırlıklı olarak beyaz eşya dağıtım operasyonlarında kullanılacak. Araç, günlük ortalama 25 teslimat noktasına ulaşırken 300 ila 400 kilometre arasında yol kat edecek. Şirketin Konya'nın tüm ilçe ve köylerini kapsayan operasyonlarında ise bazı güzergâhlarda günlük 450 ila 600 kilometreye varan dağıtımlar gerçekleştiriliyor. “Operasyonlarımızın her kilometresi verimlilik gerektiriyor" Teslimat sırasında değerlendirmelerde bulunan Yayla Lojistik Genel Müdürü Mevlüt Yayla, Master Red EDITION'ı tercih etmelerinde operasyonel ihtiyaçların, toplam sahip olma maliyetinin ve satış sonrası desteğin yanı sıra sürücü konforunun da önemli rol oynadığını belirterek şunları söyledi: "Türkiye'nin yüzölçümü bakımından en büyük ili olan Konya'da, araçlarımız neredeyse tüm ilçe ve köylere hizmet veriyor. Günlük araç başına 300-400 kilometrelik dağıtımların yanı sıra 600 kilometreye ulaşan rotalarımız da bulunuyor. Bu nedenle sürücülerimizin gün boyu konforlu bir araç kullanması bizim için büyük önem taşıyor. Master Red EDITION'ın yoğun dağıtım operasyonlarında sunduğu sürüş konforu, dengeli süspansiyon yapısı ve geniş servis ağı tercihimizde etkili oldu." Mevlüt Yayla, aracın 15 metreküplük yükleme hacminin de beyaz eşya taşımacılığı açısından önemli avantaj sağladığını belirterek şöyle devam etti: "Faaliyetlerimizin büyük bölümünü beyaz eşya lojistiği oluşturuyor. Özellikle buzdolabı gibi yüksek hacimli ürünlerin taşınmasında 15 metreküplük yükleme hacmi ve yüksek tavan yapısı operasyonlarımız için önemli avantaj sağlıyor. Yakıt ekonomisi konusunda da olumlu geri bildirimler aldık. Aracın operasyonel verimliliğimize önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz." "Filomuzu beş yılda üç kat büyütmeyi hedefliyoruz" İkinci kuşak aile şirketi olarak faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Yayla Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Halil Yayla, büyüme hedeflerine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Bölgedeki operasyonlarımızı büyütmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki beş yıl içerisinde araç filomuzu yaklaşık üç katına çıkarmayı hedefliyoruz. Operasyonlarımız doğrultusunda yüksek verimlilik sunan, sürücü memnuniyetini artıran ve işletme maliyetlerimize katkı sağlayan araç yatırımlarına devam edeceğiz." Yayla Lojistik’e teslim edilen Renault Trucks Master Red EDITION Panelvan L3H3, 170 bg güç ve 380 Nm tork üreten Euro 6 dizel motoruyla performans ve yakıt ekonomisini bir araya getiriyor. 15 m³ yükleme hacmi, düz yükleme zemini, geniş sürgülü yan kapısı ve yüksek tavan yapısıyla özellikle yüksek hacimli ürünlerin taşındığı yoğun dağıtım operasyonlarında kullanım kolaylığı sağlıyor. Azaltılmış dönüş çapı ise şehir merkezlerinde ve dar teslimat noktalarında aracın manevra kabiliyetini artırıyor. Ayrıca Renault Trucks Master Red EDITION, uzun mesafeli ve çok duraklı dağıtım operasyonlarında sürücü konforunu destekleyen birçok donanımı standart olarak sunuyor. Sürücüye dönük kokpit tasarımı, 10,1 inç multimedya ekranı, kablosuz şarj ünitesi, kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto bağlantısı, otomatik klima ve geniş saklama alanları günlük kullanımı kolaylaştırıyor. Modelde aktif acil fren sistemi, sürücü yorgunluk algılama sistemi, hız sabitleyici ve hız sınırlayıcı, arka park sensörleri, şerit takip asistanı ve trafik işareti tanıma sistemi gibi yeni nesil gelişmiş sürüş destek sistemleri de standart olarak sunuluyor. Renault Trucks’a özgü tasarım detaylarıyla ayrışan Master Red EDITION; kırmızı çerçeveli ön panjuru, yan Red EDITION logoları, yan ve arka kare amblemleri ile kırmızı emniyet kemerleri sayesinde kendine özgü bir karakter ortaya koyuyor. Yayla Lojistik’e teslim edilen Renault Trucks Master Red EDITION, şirketin kurumsal kimliğine ve araca uygun özel giydirme tasarımı ile hizmet vermeye başlıyor. Renault Trucks Finansal Hizmetler kampanyasıyla yatırım Yayla Lojistik, Master Red EDITION yatırımını Renault Trucks Finansal Hizmetler'in lansmana özel sunduğu finansman kampanyasından yararlanarak gerçekleştirdi. Avantajlı finansman koşulları ve hızlı kredi değerlendirme süreci sayesinde yatırım kısa sürede hayata geçirilirken, aracın düşük toplam sahip olma maliyeti de tercih nedenleri arasında yer aldı. Halil Yayla, yatırım kararına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Araç seçiminde ürün kadar finansman koşulları da önemli bir kriter oluyor. Renault Trucks Finansal Hizmetler'in sunduğu kampanya sayesinde yatırımımızı avantajlı koşullarla gerçekleştirdik. Sürecin hızlı ve kolay ilerlemesi kararımızı destekleyen önemli unsurlardan biri oldu. Bunun yanında uzun bakım aralıkları ve düşük işletme maliyeti de tercihimizde etkili oldu." Toplam sahip olma maliyetini düşüren çözümler Renault Trucks Master Red EDITION modellerinde bakım periyotları, 30.000 kilometre olarak planlanıyor. Daha uzun bakım aralıkları sayesinde servis ziyaretleri azaltılırken, araçların operasyon dışında kaldığı süre de minimum seviyeye indiriliyor. Böylece işletmeler, operasyonel sürekliliklerini daha verimli şekilde sürdürebilirken toplam sahip olma maliyetinde de önemli avantaj elde ediyor. Ayrıca Renault Trucks Master Red EDITION modelleri, 3 yıl veya 160.000 kilometre üretici garantisiyle satışa sunuluyor. Garanti süresi boyunca üretim kaynaklı oluşabilecek arızalarda parça ve işçilik desteği sunularak işletmeler için öngörülebilir işletme maliyetleri sağlanıyor. Doğru araç, doğru operasyon Buyruk Otomotiv Satış Müdürü Osman Şar, hafif ticari araç yatırımlarında artık yalnızca aracın değil, sunduğu toplam çözümün de önem kazandığını belirterek; "Profesyonel kullanıcılar için yatırım kararında yükleme kapasitesi kadar toplam sahip olma maliyeti, satış sonrası hizmetler ve operasyonel süreklilik de belirleyici oluyor. Renault Trucks Master Red EDITION ile müşterilerimiz; 3 yıl veya 160 bin kilometre üretici garantisi, 30 bin kilometrelik bakım periyotları, yaygın servis ağı ve ağır ticari araç alanındaki uzmanlığımızdan da yararlanıyor. Biz de Buyruk Otomotiv olarak müşterilerimizin ihtiyaçlarına en uygun çözümü sunarken, satış sonrasında da operasyonlarının kesintisiz devam etmesi için destek vermeyi sürdürüyoruz. Master Red EDITION'ın Konya'daki ilk teslimatını Yayla Lojistik gibi bölgenin güçlü lojistik firmalarından birine gerçekleştirmekten mutluluk duyuyoruz" şeklinde açıkladı.

Tofaş Satış Sonrasında Geleceğin Müşteri Deneyimini İnşa Ediyor! Haber

Tofaş Satış Sonrasında Geleceğin Müşteri Deneyimini İnşa Ediyor!

Türkiye'nin öncü ve lider mobilite şirketlerinden Tofaş, otomotiv sektöründe yaşanan elektrifikasyon, dijitalleşme ve bağlantılı araç dönüşümünü müşteri deneyimi odağında yeniden şekillendiriyor. Satış öncesinden satış sonrasına, finansmandan sigortaya, ikinci elden bağlantılı araç hizmetlerine kadar uzanan müşteri yolculuğunu uçtan uca yöneten Tofaş, güçlü satış sonrası organizasyonu, yaygın servis ağı, dijital çözümleri ve yeni nesil hizmet modelleriyle müşterilerine araç sahipliği sürecinin her aşamasında kesintisiz destek sunuyor. Türkiye'nin en güçlü satış sonrası organizasyonu! Yaklaşık 7 milyon araç parkı ve kusursuz müşteri memnuniyeti ile kullanıcılarına hizmet veren Tofaş; 130’u elektrikli araçlara da hizmet veren 369 yetkili servis noktası, 38 bölgesel ve 2 merkezi yedek parça deposu, 8 bini aşkın servis çalışanı, 2 bin araçlık ikame araç filosu ve yılda yaklaşık 600 bin müşteri temasını yöneten Müşteri İlgi Merkezi ile Türkiye'nin en kapsamlı satış sonrası organizasyonlarından birini sürdürüyor. Otomotiv sektörünün çok büyük bir dönüşüm içerisinde olduğunu söyleyen Tofaş Satış Sonrası ve Yedek Parça Direktörü Hüseyin Şahin, “Elektrifikasyondan dijitalleşmeye, bağlantılı araçlardan yeni mobilite çözümlerine kadar sektörümüzde çok önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Buna paralel olarak müşteri beklentileri de dönüşüyor. Ancak değişmeyen tek konu müşteri deneyiminin önemi. Biz de Tofaş olarak satış öncesinden satış sonrasına kadar müşterimizin tüm yolculuğunu uçtan uca ele alıyor, yatırımlarımızı ve organizasyonumuzu bu anlayış doğrultusunda geliştiriyoruz” dedi. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç parkının hızla büyümeye devam ettiğini vurgulayan Hüseyin Şahin, şöyle devam etti: “Bu büyüme, satış sonrası hizmetlerin öneminin her geçen gün arttığı anlamını taşıyor. Bugün Türkiye'de toplam araç parkı 24 milyon adede ulaşırken, araçların yaklaşık yüzde 41'ini 16 yaş ve üzerindeki araçlar oluşturuyor. 20 yaşın üzerindeki araç sayısı ise 7,6 milyonu aşmış durumda. Yaklaşık 9 milyar Euro büyüklüğe ulaşan satış sonrası pazarı, otomotiv sektörünün en stratejik alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Biz de Tofaş olarak araç parkında FIAT, Alfa Romeo, Jeep, Maserati, Peugeot, Citroën, Opel ve DS Automobiles markalarıyla birlikte yaklaşık 7 milyon büyüklüğe sahibiz. Bu dev parka hizmet verebilmek için Türkiye genelindeki 369 yetkili servis noktası, 8 bini aşkın servis çalışanı ve yüzde 98 seviyesindeki servis kapsama oranıyla müşterilerimize kesintisiz satış sonrası hizmet sunuyoruz. Bursa ve İzmir'deki ana dağıtım merkezlerimizin yanı sıra Türkiye'nin yedi bölgesine yayılmış 38 bölgesel yedek parça deposundan oluşan güçlü lojistik ağımız sayesinde günlük 151 farklı noktaya sevkiyat gerçekleştiriyor, aylık yaklaşık 2 milyon parçayı servis ağıyla buluşturuyoruz. Böylece bir yandan müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu yedek parçalara en kısa sürede ulaşması sağlanırken diğer taraftan da satış sonrası hizmetlerde hız ve süreklilik de desteklenmiş oluyor.” Müşteri yolculuğu uçtan uca yönetiliyor! Tofaş, müşteri deneyimini yalnızca araç satın alma veya servis ziyareti olarak değerlendirmiyor. Müşterinin araç satın alma fikrinin oluştuğu ilk andan başlayarak araştırma, finansman, sigorta, teslimat, kullanım, bakım, onarım, ikinci el değerleme ve yeniden araç tercihine kadar uzanan tüm süreçleri tek bir müşteri yolculuğu olarak ele alıyor. Bu kapsamda müşteriler hem fiziksel hem de dijital kanallar üzerinden ihtiyaç duydukları hizmetlere kolaylıkla ulaşabiliyor. Araçlarını showroom'da incelemek isteyen müşteriler fiziksel deneyimi tercih ederken, dijital kanalları kullanmak isteyen müşteriler de teklif alma, bilgi edinme ve birçok işlemi online olarak gerçekleştirebiliyor. Müşteriler diledikleri noktada fiziksel ve dijital deneyimler arasında kesintisiz geçiş yapabiliyor. Tofaş’ın “Müşteri 360” yaklaşımı sayesinde ise müşterilerin bayi, servis ve diğer temas noktalarındaki deneyimleri bütünsel olarak değerlendiriliyor. Böylece müşterilerin ihtiyaçları daha hızlı analiz edilirken, kişiselleştirilmiş çözümler sunulabiliyor. Koç Stellantis Finansman, Koç Stellantis Sigorta gibi iştirakler ve Uzatılmış Garanti, Full Servis, Acil Yol Yardım Ekstra Paketi, Marka Kasko ve CareMagic gibi ürün ve hizmetler de müşterilerin araç sahipliği maliyetlerini daha öngörülebilir hale getirirken, araçların performansını ve ikinci el değerini korumaya katkı sağlıyor. Peugeot, Opel, Citroen ve DS Automobiles markalarının da Tofaş çatısı altında birleşmesi ile birlikte müşterilerine olan sorumluluklarının daha da arttığını belirten Hüseyin Şahin, Tofaş’ın 58 yıllık endüstriyel, AR-GE, ürün ve hizmet tecrübesini tüm markalara yaygınlaştırmak için yoğun bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirtti. Elektrikli araçlara güçlü altyapı! Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte satış sonrası hizmetlerde de yeni uzmanlık alanları oluşuyor. Tofaş, yaklaşık altı yıldır sürdürdüğü yatırımlarla elektrikli araçlara yönelik servis altyapısını sürekli güçlendiriyor. Bugün itibarıyla Tofaş bünyesindeki 319 yetkili servis elektrikli araçların periyodik bakım ve onarım hizmetlerini verebilir seviyeye ve 211 servis de batarya değişimi ve yüksek voltaj sistemlerini kapsayan ileri seviye onarım yetkinliğine sahip olmak için yatırımlarını tamamlamış durumda. Elektrikli araç servis standartlarını belirleyen TSE K646 kapsamında ise 130 yetkili servis gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamladı. Tofaş, elektrikli araç kullanıcılarına yalnızca bakım ve onarım hizmeti sunmakla kalmıyor; şarj çözümleri, ev tipi şarj ünitesi veya mobil şarj hizmetleri ile farklı mobilite çözümlerini kapsayan özel hizmet paketleriyle de müşterilerinin elektrikli araç kullanım deneyimini destekliyor. Müşteri İlgi Merkezi çözüm odaklı yaklaşımıyla dikkat çekiyor! Tofaş'ın müşteri deneyimi stratejisinin merkezinde Bursa'da faaliyet gösteren Müşteri İlgi Merkezi yer alıyor. Yaklaşık 180 kişilik uzman ekip tarafından yönetilen merkez, yılda yaklaşık 600 bin müşteri temasını yönetirken; satış öncesinden satış sonrasına, sigortadan yedek parçaya, ikinci el hizmetlerinden bağlantılı araç teknolojilerine kadar uzanan geniş bir ekosisteme destek veriyor. Müşteri İlgi Merkezi'nin klasik çağrı merkezi anlayışının ötesinde bir yaklaşımla yapılandırıldığını belirten Hüseyin Şahin, "Müşterilerimize bu kadar önem verirken ve müşteri deneyimini işimizin merkezine koyarken, yalnızca talepleri kayıt altına alan bir çağrı merkezi anlayışıyla ilerlemek istemedik. Bu nedenle 2016 yılında yaklaşımımızı tamamen değiştirerek çözüm odaklı çalışan Müşteri İlgi Merkezi yapısını oluşturduk. Bugün hedefimiz, müşterilerimizin ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede karşılamak, anlık çözüm üretemediğimiz durumlarda ise süreci yakından takip ederek en hızlı şekilde geri dönüş sağlamak. Müşteri İlgi Merkezimiz sadece destek veren değil, aynı zamanda müşterilerimizi ürün ve hizmetlerimizle buluşturan önemli bir temas noktası olarak faaliyet gösteriyor." dedi. Mobiliteyi kesintisiz hale getiren hizmetler! Tofaş, satış sonrası hizmetlerde müşterilerin günlük yaşamının kesintiye uğramamasını öncelikleri arasında görüyor. Özellikle garanti kapsamındaki araç onarımlarında aynı gün teslim edilemeyen araçlar için müşterilerine ikame araç desteği sunan şirket, bugün bayileri aracılığıyla yaklaşık 2 bin araçlık ikame araç filosunu yönetiyor. Yol yardım hizmetlerinden mobilite çözümlerine kadar uzanan destekler sayesinde müşterilerin araçları serviste bulunduğu süre boyunca günlük yaşamlarına kesintisiz devam edebilmesi hedefleniyor. Eurorepar Car Service hız kesmiyor! Tofaş'ın bağımsız satış sonrası pazarındaki markası Eurorepar Car Service ise marka ve model ayrımı gözetmeden tüm otomobil ve hafif ticari araç kullanıcılarına hizmet sunmaya devam ediyor. Türkiye'de yaklaşık 22,7 milyon araçlık parka hitap eden yapı, son yıllarda ulaştığı servis ağı, müşteri sayısı ve büyüme performansıyla dikkat çekiyor. 2021 yılında 85 servis noktasıyla faaliyet gösteren Eurorepar Car Service, bugün 72 şehirde 380 servis noktasıyla hizmet veriyor. Aynı dönemde yıllık servis girişleri 70 binden 250 bine yükselirken, Euro bazında cirosu da son dört yılda sekiz kat büyüdü. Eurorepar Car Service'in Türkiye'deki büyümesini değerlendiren Hüseyin Şahin, “Türkiye'de araç parkı büyüyor ve yaşlanıyor. Bu durum bağımsız satış sonrası pazarı için de önemli fırsatlar oluşturuyor. Eurorepar Car Service'i, marka, modeli ya da yaşı ne olursa olsun tüm araç sahiplerine kaliteli ve güvenilir hizmet sunan güçlü bir servis ağı olarak konumlandırıyoruz. Son dört yılda hem servis ağımızı hem de müşteri sayımızı önemli ölçüde artırdık. Bugün Avrupa'nın en güçlü Eurorepar Car Service organizasyonlarından birine sahibiz. Hedefimiz, yıl sonuna kadar 80 şehirde 450'nin üzerinde servis noktasına ulaşarak daha fazla müşteriyi Eurorepar Car Service kalite ve güvencesiyle buluşturmak.” diye konuştu.

Sertel Grup Lojistik, Araç Filosunu 153 Adet Mercedes-Benz Actros ve Atego ile Genişletti Haber

Sertel Grup Lojistik, Araç Filosunu 153 Adet Mercedes-Benz Actros ve Atego ile Genişletti

30 yılı aşkın süredir yurt içi ve uluslararası nakliye sektörlerinde müşterilerine hizmet sunan Sertel Grup Lojistik, Mercedes-Benz kamyonlarını tercih etmeyi sürdürüyor. 500’ün üzerinde araçtan oluşan filosunun büyük bölümünü Mercedes-Benz kamyonların oluşturduğu şirket, son yatırımıyla araç parkını daha da güçlendirdi. Bu teslimat, Sertel Grup Lojistik’in araç filosunun güçlendirilmesinin yanı sıra operasyonel süreklilik, verimlilik ve hizmet kapasitesinin artırılması bakımından da önem taşıyor. Sertel Grup Lojistik’e araçları, Mercedes-Benz Türk bayileri Has Otomotiv ve Koluman Motorlu Araçlar ev sahipliğinde düzenlenen törenle teslim edildi. Teslimat töreni, Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün, Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, 2. El Kamyon ve Otobüs Satış Direktörü Didem Daphne Özensel, Satış Sonrası Hizmetler Direktörü Tolga Bilgisu, Kamyon Filo Satış Grup Müdürü Çağdaş Özen, İletişim Müdürü Miray Demirel, Mercedes-Benz Kamyon Finansman Kamyon Satış ve Pazarlama Müdürü Onur Sağdıç, Sertel Grup Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Sert, Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Sert, Koluman Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Saltık, Koluman Motorlu Araçlar İstanbul Kamyon Satış Grup Müdürü Aytekin Yeşil, Has Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Latif Karaali, Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Karaali, Yönetim Kurulu Üyesi Reşat Karaali, Yönetim Kurulu Üyesi İrem Karaali, Has Otomotiv Genel Müdürü Turan Dik, Has Otomotiv İzmir Kamyon Satış Müdürü Okan Gül ve Has Otomotiv İstanbul Kamyon Satış Müdürü Erdem Bahadır’ın katılımıyla Adile Sultan Sarayı’nda gerçekleştirildi. Farklı taşımacılık ihtiyaçlarına güçlü çözüm Teslim edilen araçlar; yurtiçi ve uluslararası nakliye operasyonlarının yanı sıra soğuk zincir taşımacılığı, tenteli paletli yük taşımacılığı ve silobas yem-maden taşımacılığı gibi farklı alanlarda kullanılacak. Bu sayede Sertel Grup Lojistik, farklı operasyon alanlarında operasyonel kapasitesini ve hizmet esnekliğini daha da artırmayı hedefliyor. Gerçekleştirilen yatırım, şirketin filo yapısını güçlendirirken hizmet kalitesinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesine de katkı sağlayacak. Operasyonel verimlilik ve güçlü hizmet altyapısı Sertel Grup Lojistik’e teslimatı gerçekleştirilen Mercedes-Benz Actros ve Atego modelleri; yüksek güvenlik donanımları, yakıt verimliliği ve dayanıklılığı ile öne çıkarken, güçlü ikinci el değerleriyle de uzun vadeli avantajlar sunuyor. Araçların sunduğu toplam sahip olma maliyeti avantajı, farklı taşıma operasyonlarında faaliyet gösteren firmalar için önemli bir tercih nedeni oluşturuyor. Mercedes-Benz Türk’ün yaygın servis ağı, hızlı yedek parça tedariği ve güçlü satış sonrası hizmet yapısı, müşterilerin operasyonel sürekliliğine doğrudan katkı sağlıyor. Mercedes-Benz Kamyon Finansman tarafından sunulan finansman desteğiyle hayata geçirilen bu yatırım, operasyonel ihtiyaçların yanı sıra finansman açısından da müşteriye özel çözümlerle desteklendi. Gerçekleştirilen teslimatın yalnızca yüksek adetli bir filo yatırımı olmadığını vurgulayan Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, “Sertel Grup Lojistik’e gerçekleştirdiğimiz bu teslimat, müşterimizin operasyonel ihtiyaçlarını doğru analiz ederek en uygun çözümleri sunma yaklaşımımızın önemli bir göstergesi. Farklı operasyon alanlarında yürütülen yoğun faaliyetler, araçların performansını, dayanıklılığını ve verimliliğini daha da kritik hale getiriyor. Bu doğrultuda teslim ettiğimiz 153 adet Mercedes-Benz Actros ve Atego’nun, sahip olduğu özelliklerle Sertel Grup Lojistik’in operasyonlarına değer katacağına inanıyoruz. Sertel Grup Lojistik ile 15 yılı aşkın süredir devam eden iş ortaklığımızın önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesini diliyorum.” dedi. Koluman Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Saltık yaptığı açıklamada: “Koluman Motorlu Araçlar olarak, müşterilerimizin ihtiyaçlarına özel çözümler sunmayı ve onların operasyonel verimliliğine katkı sağlamayı önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bu doğrultuda Sertel Grup Lojistik’in operasyon yapısına en uygun araçların belirlenmesi ve teslimat sürecinin sorunsuz şekilde tamamlanması için tüm ekiplerimizle yoğun bir çalışma yürüttük. Bu teslimatın, sürdürülebilir iş birliklerimizin önemli bir yansıması olduğuna inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de sektörün önde gelen firmalarından olan Sertel Grup Lojistik ile olan iş ortaklığımızın güçlenerek devam etmesini diliyoruz ” dedi. Has Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Latif Karaali ise: “Has Otomotiv olarak, müşterilerimizin ihtiyaçlarını en doğru şekilde analiz ederek, onlara operasyonlarına en uygun araç ve hizmet çözümlerini sunmayı önceliklendiriyoruz. Sertel Grup Lojistik’in farklı taşımacılık alanlarında yürüttüğü geniş kapsamlı operasyonlara uygun araç konfigürasyonlarının belirlenmesi ve sürecin en verimli şekilde ilerlemesi adına tüm ekiplerimizle titizlikle çalıştık. Gerçekleştirilen bu teslimat, bizim için yalnızca bir satış değil; aynı zamanda uzun vadeli iş ortaklığının ve karşılıklı güvenin güçlü bir göstergesi. Sektörün köklü firmalarından Sertel Grup Lojistik ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizin önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesini temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı. Sertel Grup Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Sert ise: “30 yılı aşkın süredir yurt içi ve uluslararası nakliye alanlarında müşterilerimize kaliteli ve güvenilir hizmet sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Teslim aldığımız 153 yeni Mercedes-Benz araç ile şirketimiz adına önemli bir yatırımı daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. 500 aracın üzerindeki filomuzun tamamına yakını Mercedes-Benz marka araçlardan oluşuyor. Bu yatırımla operasyonel gücümüzü artırmayı, hizmet kalitemizi daha ileriye taşımayı ve müşterilerimize sunduğumuz değeri büyütmeyi hedefliyoruz. Yüksek ikinci el değeri, yaygın servis ağı ve esnek finansman çözümleri nedeniyle Mercedes-Benz Türk ile çalışmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Yeni araçlarımızın şirketimize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Made in Türkiye İmzalı Yeni Opel Vivaro Kamyonet Satışa Sunuldu! Haber

Made in Türkiye İmzalı Yeni Opel Vivaro Kamyonet Satışa Sunuldu!

Opel, elektrifikasyon çağında geliştirdiği yeni nesil modellerle otomotiv sektöründeki öncü rolünü sürdürürken, yalnızca binek araçlarda değil hafif ticari segmentte de iddiasını güçlendirmeye devam ediyor. Markanın Türkiye’de Tofaş tarafından üretilen yeni hafif ticari modeli Vivaro Kamyonet, dayanıklı yapısı, fonksiyonel yükleme çözümleri ve zengin standart donanımıyla farklı iş kollarının ihtiyaçlarına pratik ve verimli çözümler sunuyor. Tüm opsiyonlar lansman hediyesi! Opel’in hızla genişleyen hafif ticari araç ürün gamının en yeni üyesi Vivaro Kamyonet, 1 milyon 715 bin TL’lik anahtar teslim fiyatıyla dikkat çekiyor. Lansmana özel olarak cazip finansman ve donanım avantajlarıyla birlikte sunulan yeni araç, 750.000 TL için 12 ay 0 faiz veya 1.300.000 TL için 12 ay yüzde 1,66 faiz kredi seçenekleriyle sunuyor. Kredi kullanmak istemeyen müşteriler için ise 80.000 TL nakit alım indirimi uygulanıyor. Ayrıca lansman dönemine özel olarak tüm opsiyonlar ücretsiz olacak sunuluyor. Yeni Vivaro Kamyonet ile hafif ticari araç pazarına yeni bir çözüm sunduklarını söyleyen Opel Marka Direktörü Yiğit Yantaç, “Türkiye’de Tofaş tarafından üretilen yeni modelimiz ile marka olarak çok önemsediğimiz hafif ticari araç pazarındaki varlığımızı güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Sağlam şasi yapısı ve optimize edilmiş kasa ölçüleriyle dikkat çeken yeni Vivaro Kamyonet, şehir içi ve şehirler arası kullanımda yüksek verimlilik sağlarken, kullanıcı dostu özellikleriyle günlük iş operasyonlarını da kolaylaştırıyor” dedi. Fonksiyonel tasarım ve güçlü altyapı! Vivaro Kamyonet, yaklaşık 1.200 kilogram taşıma kapasitesi ve yaklaşık 2.754 mm yükleme alanı uzunluğu ile geniş ve verimli bir taşıma hacmi sunuyor. Araçta kullanılan çelik konstrüksiyon kasa, alüminyum kasa kanatları ve plywood kaplama, dayanıklılığı üst seviyeye taşıyarak zorlu iş koşullarına uygun bir yapı ortaya koyuyor. Modelde tabanda 8 adet yükleme kancası, kasa altında 220 litre bagaj alanı ve entegre iç dikiz aynalı camlı ara bölme gibi detaylar da kullanım kolaylığını artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. 2+1 oturma düzenine sahip Vivaro Kamyonet, hem yük taşıma hem de operasyonel mobiliteyi bir arada sunarak; inşaat, lojistik, hizmet ve saha operasyonları gibi farklı sektörler için ideal bir çözüm olarak konumlanıyor. Dayanıklı yapısı, geniş yükleme kapasitesi ve zengin standart donanımıyla Vivaro Kamyonet, Opel’in ticari araçlardaki “iş ortağı” yaklaşımını bir adım ileri taşıyor. Zengin güvenlik donanımı standart! Yeni Opel Vivaro Kamyonet, güvenlik tarafında segmentinde güçlü bir standart donanım listesiyle geliyor: Elektronik Stabilite Programı (ESP), Anti Blokaj Fren Sistemi (ABS), Elektronik Fren Gücü Dağılımı (EBD), Yokuşta Kalkış Desteği (HSA), Şerit takip sistemi, trafik işareti tespit sistemi, sürücü yorgunluk tespit sistemi (kamera ile), çarpışma uyarısı ve acil durum fren sistemi (AEBS) ve lastik basınç izleme sistemi. Bu donanımlar sayesinde araç, hem sürüş güvenliğini hem de operasyonel güvenilirliği üst seviyeye taşıyor. Vivaro Kamyonet, iş odaklı yapısını destekleyen konfor ve teknoloji özellikleriyle de öne çıkıyor. Araçta sunulan halojen farlar ve gündüz farları, uzun far asistanı, hız sabitleyici, yükseklik ve derinlik ayarlı direksiyon, 6 yönlü sürücü koltuğu, otomatik ön camlar, klima, yağmur ve far sensörü, ısıtmalı ve katlanır yan aynalar, geri görüş kamerası, 5’’ siyah-beyaz dokunmatik radyo, dijital gösterge paneli ile Bluetooth ve 4 hoparlör gibi özellikler, sürüş sırasında temel bağlantı ve kullanım ihtiyaçlarını karşılıyor.

Vtr Turizm Filosunu Volkswagen Crafter ile Güçlendirdi Haber

Vtr Turizm Filosunu Volkswagen Crafter ile Güçlendirdi

Volkswagen Ticari Araç, taşımacılık ve turizm sektörünün öncü firmalarıyla iş birliklerini sürdürmeye devam ediyor. Bu kapsamda VTR Turizm, araç filosunu Volkswagen Crafter modelleriyle genişletti. Volkswagen Doğuş Finans (vdf) iş birliğiyle sunulan avantajlı finansman koşullarından yararlanan şirket, düzenlenen törenle 10 adet Volkswagen Crafter Servis modelini teslim aldı. VTR Turizm’in Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Şahin ve Genel Müdürü Oğuz Çoban’ın katıldığı teslimat töreninde, Volkswagen Yetkili Satıcısı Başaran Otomotiv’in Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cumhur Tekin ve Satış Müdürü Deniz Kocaoğlu ile Volkswagen Ticari Araç Filo Satış Yöneticisi Onurcan Tosun hazır bulundu. Törenin ardından, Volkswagen Ticari Araç adına, iş birliğini temsilen Oğuzhan Şahin’e bir plaket sunuldu. VTR Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Şahin, sektörde kalitesi, güvenliği, konforu ve ekonomisiyle iddiasını koruyan Volkswagen Crafter’ı turizm taşımacılığına uygun geniş bagaj hacmi, yüksek teknolojisi, düşük yakıt tüketimi, konforu ve yüksek ikinci el değeri gibi özellikleri nedeniyle tercih ettiklerini belirtti. Araç parklarında kalite standartlarını Volkswagen odağında yükseltmeyi hedeflediklerini belirten Şahin, filoları dahilindeki Volkswagen Ticari Araç sayısını artırmaya yönelik çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.