Hava Durumu

#Fiyat Politikası

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Fiyat Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiyat Politikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Otobüsçünün Hesabı Yolda Tutmuyor Haber

Otobüsçünün Hesabı Yolda Tutmuyor

25 MİLYONA OTOBÜS ALIP 35 MİLYON ÖDEMEK İŞLETMELERİ ZORLUYOR Otobüsçülüğün sürdürülebilir olmaktan çıktığına inanan işletmecilerden biriyim. Bunu içim sızlayarak söylüyorum çünkü bu sektöre yıllarımı verdim. Bugün sıfır bir otobüse 25 milyon liranın üzerinde para verip bunu 35 milyona geri ödemek otobüsçünün belini ciddi oranda büküyor. Yüksek faizin bu denli kronikleştiği bir dönemde sektöre yeni yatırım yapmak, finansal açıdan son derece ağır bir risk taşıyor. Yolcu var, evet ama bilet fiyatları hiçbir zaman olması gereken seviyeye ulaşamadı. Yıllar boyunca piyasa koşullarının çok çok altında seyreden fiyat politikası sürdü; bugün de aynı tablo devam ediyor. Fiyatı makul bir düzeye çekmeye çalıştığımız anda yolcu kesiliyor. Bu kıskaçtan çıkmanın yolu yok gibi görünüyor. Hem maliyetlerimizi karşılayacak fiyatı koyamıyor hem de düşük fiyatla zarar etmeye devam ediyoruz. UÇAKLA YARIŞMAK ZAMAN VE FİYAT AÇISINDAN NEREDEYSE İMKÂNSIZ Hava yolu ile rekabet etmek artık neredeyse imkânsız bir hâl aldı. Geçtiğimiz günlerde büyük bir hava yolu şirketi milyarlarca lira zarar açıkladı. Maliyetler onları da zorluyor ama hâlâ bizden çok daha ucuza taşımaya devam ediyorlar. Vatandaşa hak vermemek mümkün değil: İstanbul'a 12 saati aşan bir otobüs yolculuğu mu, yoksa 1,5-2 saatlik bir uçuş mu? Cevap çok net. Üstelik biz bu yolculuklar boyunca onlarca ilin otogarına girip çıkıyoruz, yolcu alıyor, yolcu bırakıyoruz. Dur-kalk, bekleme, sefer uzaması... Zamanla yarışta kaybeden her zaman biz oluyoruz. Uçak kalktığı yerden iniş noktasına durmaksızın gidiyor. Biz ise yolun her durağında zaman harcıyoruz. Bu yapısal dezavantajın üstesinden gelmek, bilet fiyatlarını makul tutarak mümkün değil. BİZİM CEBİMİZDEN VATANDAŞA PARA DAĞITIYORLAR Kamu tarafındaki tablo ise çok daha ağır. Her yaptırım, her ceza, her dayatma otobüs sektörünün sırtına yükleniyor. En somut örnek: "Aile Yılı" kapsamında indirim uygulamasına ilişkin genelge yayımlandı. İndirimi yapan biz; karşılığında teşvik alan yine biz olacaktık ama teşvik hiç gelmedi. Birileri sürekli bizim cebimizden vatandaşa para dağıtıyor. Bu bir haksızlıktır, hatta açıkça söylemek gerekirse bir soygundan farksızdır. Hız cezaları meselesi ise ayrı bir dert. Araç 90 km hız sınırında giderken aniden karşısına 60 km'lik bir tabela çıkıyor. Bu bir otobüs; 20 tonluk bir araç 90'dan anında 60'a inemez. Yavaşlama mesafesi fizik yasalarıyla belirlenir; ani fren bir otobüste hem tehlikelidir hem de teknik olarak imkânsızdır. Kameralara göre ceza kesen bu sistem, otobüs gerçeğini görmezden geliyor. Cezaların adil ve sektörün özellikleri dikkate alınarak düzenlenmesi şarttır. SİGORTA SÜREÇLERİ ARTIK BİR KÂBUS HALİNİ ALDI Sektörümüzün en acı yaralarından biri sigorta ve kasko süreçleri. Otobüsü aldığımız anda milyon liralar ödeyerek sigortasını ve kaskosunu yaptırıyoruz. Poliçe ödemeleri dakika gecikmeden kartımızdan çekiliyor ama kaza ya da arıza anında o şirketten kimseyi bulamazsınız. Bizzat yaşadığımız bir örnek: sadece 2 saatlik bir onarım gerektiren bir arıza nedeniyle otobüsümüz serviste 45 gün mahsur kaldı. Gerekli belgeler birinden diğerine aktarıldı; merkez inceledi, onay beklendi, servisle yazışmalar yapıldı; ekspertiz için günlerce beklendi. Her aşamada yeni bir engel çıktı. Sorduğumuzda herkes birbirini suçladı; kurumsal, net bir yanıt alamadık. 45 gün boyunca taşınamayan yolcunun kaybını kim karşılıyor? Kimse. Bu süreç boyunca sorumluluk üstlenen tek bir sigorta yetkilisi çıkmadı karşımıza. O zaman bu primleri neden ödüyoruz? Sigorta sektörünün otobüsçülere yönelik bu hantal ve sorumsuz yapısına dur diyecek bir otoriteye ihtiyaç var. Şu an bu otorite ne yazık ki mevcut değil. BU REKABET ORTAMI KİMSEYE KAZANDIRMIYOR Sektörden tek bir ricam var: fiyat rekabetinden vazgeçelim. Bu rekabet kimseye kazandırmıyor. Her geçen gün zararımız büyüyor; yol uzadıkça fiyatlar düşüyor. Bu mantığın sonunda hepimizi bekleyen tablo, toplu bir çöküş. Sevgili patronlar: lütfen bu kısır döngüyü sürdürmeyelim. Rekabetimiz hizmet kalitesinde, araç konforunda, güvenlikte olsun; fiyatı dibe çekerek yolcu kapma yarışında değil. Sektörü temsil ettiğini iddia eden STK'ları da bu konuya el atmaya davet ediyorum. Bugüne kadar gerçek anlamda sonuç üreten, somut karar alan bir STK girişimi görmedik. Masalarda yemek yenip fotoğraf çektirmekten öteye geçemeyen yapılar, sektörün derdi için gerçek bir çözüm üretemiyor. Kim çalıştı, kim oturdu; herkes bunu çok iyi biliyor. Çalışan STK'larımızı tenzih ediyorum, onlara güveniyorum ve teşekkür ediyorum. YOLUMUZA YENİLİKLERLE DEVAM EDECEĞİZ Tüm bu zorluklara rağmen bırakmıyoruz. Bu sene sonunda kısmet olursa filomuzda araç yenileme çalışmasına başlıyoruz. Eskiyen araçları yenileyerek yolumuza devam edeceğiz çünkü bu işi bırakmak, yıllarımızı ve birikimimizi teslim etmek demek. Buna hazır değiliz. Sektör bu kadar sorunla boğuşurken hâlâ ayakta durabilmek, küçük bir başarı değil ama bu direncin ödüllendirilmesi, en azından önündeki engellerin temizlenmesi gerekiyor. Fiyat politikası, kamu yaptırımları, sigorta süreci ve faiz yükü... Bu dört temel sorunun çözüme kavuştuğu bir ortamda otobüsçülük yeniden karlı, sürdürülebilir ve geleceğe umutla bakılan bir sektör hâline gelebilir. Bu umudu taşımaya devam ediyoruz.

Asıl Mesele Otobüsü Almak Değil, Verimli Bir Şekilde Yürütebilmek Haber

Asıl Mesele Otobüsü Almak Değil, Verimli Bir Şekilde Yürütebilmek

AİLE GEÇMİŞİMİZ, 50 YILI AŞKIN ULAŞIM TECRÜBESİNE SAHİP 1990 Isparta doğumluyum. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. İkinci kuşak olarak bu işi sürdürüyoruz. Merkezi Isparta’da bulunan Isparta Petrol Turizm, 1994 yılında babam İbrahim Baştok tarafından kuruldu. Aslında sektördeki geçmişimiz bunun çok daha öncesine dayanıyor. Babam ve amcam yaklaşık 20 yıl boyunca farklı firmalarda otobüs şoförlüğü yaptıktan sonra kendi şirketlerini kurarak bu işi kurumsal şekilde devam ettirdiler. Dolayısıyla bizim aile geçmişimiz 50–60 yılı aşan bir ulaşım tecrübesine sahip. Bugün Isparta Petrol Turizm, Isparta merkezli olarak başta Ankara, İstanbul, Antalya ve Gaziantep olmak üzere Türkiye’nin birçok iline sefer düzenliyor. 51 adet büyük otobüsten oluşan filomuzla hizmet vermeye devam ediyoruz. YOLCU POTANSİYELİ DÖNEMSEL OLARAK DEĞİŞKENLİK GÖSTERİYOR 2025 yılına umutla girmiştik ancak sektör genelinde beklenen düzeyde bir hareketlilik yakalanamadı. Sadece şehirlerarası taşımacılık değil, turizm taşımacılığı da bu durumdan memnun değil. Özellikle kış döneminde maliyet baskıları daha fazla hissedilmeye başlandı. Yine de önümüzdeki yaz sezonuyla birlikte bir toparlanma sürecine girileceğini düşünüyorum. Filomuzda toplamda 120’ye yakın büyük otobüs bulunuyor ve aktif olarak sefer yapıyor. En yoğun faaliyet gösterdiğimiz hat, kısa mesafe taşımacılığın güçlü olduğu Isparta–Antalya hattı. Bunun yanı sıra Ankara, İstanbul ve İzmir hatlarımız düzenli olarak devam ediyor. En uzun hattımız ise Diyarbakır seferleri. Bölgelere göre yolcu potansiyeli dönemsel olarak değişiyor. Bazen doğu hatları daha hareketliyken bazen batı ön plana çıkıyor. Özellikle asker sevk dönemleri hâlâ ciddi bir sirkülasyon yaratıyor. Bedelli askerlik uygulamasının yaygınlaşmasıyla birlikte Manisa, Isparta ve Urla gibi bölgelerde her ay düzenli bir hareketlilik oluşuyor. YATIRIM VE SEFER PLANLARIMIZI TALEBE GÖRE REVİZE EDİYORUZ Filomuzu yenileme çalışmalarımız son dönemde hız kazandı. MAN yatırımlarımız devam ediyor ve toplamda 20 araçlık bir siparişimiz bulunuyor. Araç seçimlerimiz karışık olacak ancak ağırlıklı olarak 2+1 koltuk düzenine sahip Lion’s Coach modelleri tercih edeceğiz. Bunun dışında Mercedes tarafında da önemli bir yatırımı geride bıraktık. Tourismo ve Travego karışık olmak üzere toplam 25 adet Mercedes otobüs aldık. Bagaj kapasitesi ihtiyacına göre model tercihlerimiz değişiyor; Doğu ve Karadeniz hatlarında bagaj talebi yüksek olduğundan Travego’yu, diğer hatlarda ise daha verimli olduğu için Tourismo’yu kullanıyoruz. 2025 teslimatları peyderpey geliyor. Hatta şu an Isparta’daki otoparkımızda teslim alınmış yaklaşık 15 adet sıfır araç çalıştırılmayı bekliyor ancak piyasadaki durgunluk nedeniyle araçları hemen sefere çıkaramıyoruz. Personel konusunda ise tablo dönemsel olarak değişiyor. Bu yıl iş yoğunluğunun düşük olması nedeniyle ciddi bir kaptan sıkıntısı yaşamadık fakat tüm araçlarımızı sahaya sürdüğümüz dönemlerde nitelikli personel bulmak zorlaşıyor. Şoför bulmak mümkün ama tecrübeli ve kurallara hâkim, temsil kabiliyeti yüksek şoför bulmak gerçekten zorlaşıyor. Bugün Isparta Petrol Turizm, acenteler ve tüm taşeron yapılarla birlikte 1000’in üzerinde kişiye istihdam sağlıyor. Bu da aileleriyle birlikte bakıldığında şehrimize çok ciddi bir ekonomik katma değer oluşturuyor. BİLET FİYATLARI OLMASI GEREKEN SEVİYENİN ÇOK ALTINDA! 2026 yılına dair beklentilerim temkinli ama olumlu. Yazın zaten bir şekilde iş oluyor, sektör nefes alıyor ancak Ramazan ayının kış dönemine denk geldiği zamanlar bizim için en zor süreçtir. Hem kışın etkisi hem de Ramazan nedeniyle yolcu talebi ciddi şekilde düşer. Bu dönemde firmaların aşırı sefer açarak zarar etmemesi gerekiyor. Ben kendi adıma, kış aylarında seferleri azaltarak çalışıyorum. Böylece araçlar boş gitmiyor, kapasite verimli kullanılıyor ama maalesef fiyatlar hâlâ olması gereken seviyenin oldukça altında. Şu anda bile iki yıl önceki fiyatlarla çalışıyoruz. Ama iki yıl önceki mazot fiyatları nerede, bugün nerede? Maliyetler katlandı ama bilet fiyatları aynı kaldı. Bazı şehirlerde durum daha iyi. Özellikle Kayseri, Maraş ve Konya gibi büyük otogarlarda işletmeciler bir araya gelerek ortak fiyat politikası oluşturdu. Bu bölgelerde fiyatlar dengeli ve tatmin edici seviyede. Ayrıca doğu bölgelerinde de fiyatlar nispeten daha iyi durumda ancak genel olarak Türkiye’nin büyük bölümünde hâlâ istenen seviyeye ulaşabilmiş değiliz. “DİGİTÜRK” SİSTEMİ TEKNİK VE MALİ AÇIDAN DAHA AVANTAJLI Digitürk ve diğer teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeye devam ediyoruz. Yolcunun otobüste daha hızlı, daha konforlu ve daha eğlenceli vakit geçirmesini istiyoruz. Eskiden koltuk arkası televizyonlar yaygındı ve o dönemde işe yarıyordu; ancak artık hem bu sistemler eski teknoloji sayılıyor hem de kurulum ve bakım maliyetleri çok yükseldi. Bugün bir koltuk arkası TV döşetmenin maliyeti 300–600 bin TL civarına kolayca dayanabiliyor. Öte yandan yolcuların elinde artık yüksek özellikli akıllı telefonlar var. Bu yüzden çözümümüz Digitürk’ü telefonlara taşıyan QR-kod tabanlı bir sistem oldu. Yolcu QR kodu okutarak kendi telefonundan yayınlara ve içeriklere erişiyor. Bu yaklaşım hem işletmeci için daha az maliyetli hem de yolcu açısından daha kullanışlı. Fiziksel cihaz bağlamaya gerek kalmıyor; internet üzerinden hizmet veriliyor. Paket tercihlerini hat yoğunluğuna göre ayarlıyoruz. Örneğin bazı hatlarda futbol ve canlı yayın içeren paketleri, kısa mesafe hatlarda ise daha hafif içerikleri tercih ettik ancak Digitürk’ü sadece futboldan ibaret görmek yanlış olur; film, dizi, belgesel ve çocuk eğlencesi gibi zengin bir içerik kütüphanesi mevcut. Futbol haftada birkaç gün izlenirken film ve dizi içerikleri yolculuk boyunca sürekli talep görüyor. Genel kanaatim şu: Digitürk ve QR-kod ile telefon temelli yayın sistemi hem yolcu memnuniyetini artırıyor hem de işletme maliyetlerini kontrol altında tutuyor. Bu yüzden teknik ve ekonomik açıdan tavsiye ederim.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.