Hava Durumu

#Güzergâh Kullanım İzin Belgesi

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Güzergâh Kullanım İzin Belgesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güzergâh Kullanım İzin Belgesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bu Ücret Hizmet Bedeli Değil, Açıkça Ek Vergi! Haber

Bu Ücret Hizmet Bedeli Değil, Açıkça Ek Vergi!

BU ORAN NE ENFLASYONLA NE HUKUKLA AÇIKLANABİLİR İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2026 yılı için turizm servis taşımacılığında zorunlu olan Güzergâh Kullanım İzin Belgesi ücretini 614 TL’den 10.000 TL’ye çıkarması, sektör açısından ciddi bir deprem etkisi yarattı. Bu artış oranı yüzde 1528’i aşıyor ve bu haliyle ne ekonomik gerçeklerle ne de hukukla açıklanabilir durumda. Geçmiş yıllara baktığımızda ücret artışlarının makul ve öngörülebilir seviyelerde olduğunu görüyoruz. 2023’te 240 TL olan ücret, 2024’te 384 TL’ye, 2025’te ise 614 TL’ye yükseldi. Bu artışlar, enflasyon ve genel ekonomik koşullarla uyumluydu ancak 2026 yılı için belirlenen 10.000 TL’lik bedel, idare hukukunun belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini açıkça ortadan kaldırıyor. Bu artış yalnızca yüksek değil, aynı zamanda hukuken dayanaksız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kendi çıkardığı Servis Araçları Yönergesi son derece açık. Ücret tarifelerinin yıllık TEFE–TÜFE ortalamasına göre belirlenmesi gerekiyor. Son üç yılda yaklaşık yüzde 60 seviyelerinde olan artışların ardından bir anda yüzde 1500’ü aşan bir zam yapılması, bu kuralın bilinçli şekilde yok sayıldığını gösteriyor. Nitekim İBB Ulaşım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile yaptığımız görüşmelerde de bu oran belirlenirken hangi kriterlerin esas alındığını sorduk ancak ortada somut bir veri, bir maliyet hesabı ya da objektif bir gerekçe sunulamadı. Bakanlığın D2 belgesine ilişkin ücretleri örnek gösterildi. Tek başına bu cevap bile alınan kararın hukuki dayanağının ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyuyor. İDARENİN YETKİSİ VAR AMA KEYFİLİK SERBESTİSİ YOK Elbette idarenin ücret belirleme yetkisi vardır ancak bu yetki sınırsız değildir. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu, İBB’nin kendi yönergesi ve idare hukukunun yerleşik ilkeleri çok nettir: Ölçülülük, orantılılık ve kamu yararı. Bugün gelinen noktada bu ücret artık bir hizmet bedeli olmaktan çıkmış, açıkça cezalandırıcı bir nitelik kazanmıştır. İdarenin takdir yetkisi keyfiliğe dönüşemez. Bu konuda dayandığımız en önemli hukuki referanslardan biri Danıştay 8. Dairesi’nin 2022 tarihli kararıdır. Danıştay bu kararında çok açık bir şekilde, hizmetin maliyetiyle ilgisi olmayan, aşırı ve caydırıcı ücretlerin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu ifade etmektedir. Bizim durumumuzda ise ortada ne bir maliyet analizi ne bir hizmet gideri hesabı ne de bu artışı haklı çıkaracak somut bir gerekçe vardır. Yüzde 1528’lik artışın dayandığı tek bir objektif veri bulunmamaktadır. MALİYETİ AŞAN ÜCRET HUKUKA AYKIRIDIR Bu artışın sektöre etkisi son derece ağır olacaktır. Bu ücret, D2 belgesinden farklı olarak araç başına ve her yıl alınmaktadır. Otuz araçlı bir işletme için yıllık yaklaşık 300 bin TL, elli araçlı bir işletme için 500 bin TL, yüz araçlık bir filo için ise 1 milyon TL gibi bir maliyet ortaya çıkmaktadır. Üstelik bu sadece bir yıllık izin bedelidir. Bu rakamlar artık sıradan bir gider kalemi değil, işletmelerin varlığını doğrudan tehdit eden bir yük haline gelmiştir. KAMU YARARI YERİNE BELEDİYEYE KAYNAK YARATMA ARAYIŞI VAR İdari işlemlerin temel amacı kamu yararıdır ancak burada görünen şey, kamu hizmeti sunumu değil, belediyeye gelir yaratma arayışıdır. Bu düzeyde bir bedel turizm taşımacılığını aksatır, maliyetleri artırır ve bu maliyetler doğrudan seyahat acentelerine ve yolcuya yansır. Sonuç olarak Türk turizminin uluslararası rekabet gücü ciddi şekilde zarar görür. Burada kamu yararından ziyade mali tahakküm söz konusudur. Açmayı planladığımız davadan öncelikli beklentimiz yürütmenin durdurulmasıdır çünkü bu karar uygulanmaya devam ettiği sürece birçok firma fahiş bedelleri ödemek zorunda kalacak, nakit akışları bozulacak ve taşımacılık ücretlerinde kaçınılmaz artışlar yaşanacaktır. Yürütmenin durdurulmaması halinde bu ücretleri ödeyen firmalar iade almak için uzun ve maliyetli yargı süreçlerine girmek zorunda kalacak, bu da hem firmalar için ek yük hem de yargı sistemi için gereksiz bir iş yükü yaratacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.