Hava Durumu

#İhracat

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı Haber

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı

TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen 8. Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi, ağır ticari araç, treyler, lojistik ve yan sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen zirvede; sektörün dönüşüm süreci, bağlantılı araç teknolojileri, sürdürülebilirlik hedefleri ve geleceğin lojistik modelleri kapsamlı şekilde ele alındı. TAİD (Ağır Ticari Araçlar Derneği) Başkanı Burak Hoşgören zirvenin açılış konuşmasında, ağır ticari araçların veri üreten, öğrenen ve lojistik süreçlerin tamamına değer katan bağlantılı sistemlere dönüşerek sektörün geleceğini şekillendirdiğini vurguladı; “Artık taşımacılık dünyasında yalnızca araçlardan, motorlardan, treylerlerden ya da filolardan bahsetmiyoruz. Birbirine bağlı, veri üreten, öğrenen ve karar süreçlerini etkileyen büyük bir teknolojik ekosistemden söz ediyoruz. Araçlarımız, sadece birer taşıma aracı değil; dijitalleşen, bağlantılı ve akıllı bir ekosistemin aktif üyeleri haline geliyor.” Burak Hoşgören, ağır ticari araç sektöründeki dönüşümün merkezinde otonom sürüş teknolojileri ile bağlantılı araç sistemlerinin yer aldığını belirtti. Ağır ticari araç dünyasında elde edilen her verimlilik artışının yalnızca araç performansını değil, tüm lojistik zincirinin hızını, güvenliğini ve maliyet yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Hoşgören; “Uzun yıllar otonomiyi geleceğin konusu olarak değerlendirdik. Ancak bugün çok net görüyoruz ki otonomi artık uzak bir gelecek senaryosu değil; bugünün ve yakın geleceğin en kritik ihtiyaçlarından biri. Bununla birlikte, bağlantılı araç teknolojileri ve büyük veri yönetimi sayesinde sektörümüzde adeta yeni bir dönem başladı. Bugün filolarımızdaki araçlardan elde ettiğimiz veriler sayesinde, arızaları gerçekleşmeden öngörebiliyor, uzaktan müdahale edebiliyor ve operasyonel kesintileri minimuma indirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde otonom araç mevzuatları, akıllı yol altyapıları, veri güvenliği, bağlantılı araç standartları ve yeni nesil lojistik modelleri sektörümüzün ortak gündeminde yer alacak. Rekabetin kuralları değişiyor. Geleceği; teknolojiyi doğru okuyan, veriyi doğru kullanan, birlikte hareket edebilen ve dönüşüme bugünden hazır olanlar şekillendirecek. Bu nedenle sektörün tüm paydaşlarının hem insan hem de teknoloji yatırımlarına odaklanması büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu. Bu yıl sekizincisi düzenlenen zirvede TAİD tarafından gerçekleştirilen “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” başlıklı panelde ise sektörün elektrifikasyon, bağlantılı araç teknolojileri, otonom sürüş, sürdürülebilirlik ve yeni regülasyonların sektöre etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Artan maliyetler, altyapı eksiklikleri ve uyumlanması gereken yeni regülasyonlar sektörün öncelikli gündem maddeleri olarak öne çıktı. TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer konuşmacı olarak yer aldı. Panelde sektörün dönüşüm sürecindeki temel başlıklar ile taşımacılık ekosisteminin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri değerlendirildi. "Lojistiğin ve ihracatın omurgası karayolu taşımacılığı" Panelin açılışında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de dikkat çeken Kerem Taş, otomotiv ihracatının 2025 yılında %12 artışla 41,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlattı. Taş, “Lojistik pazarı küresel ölçekte 11,5 trilyon doları aşarak toplam ticaret hacminin üçte birini oluşturur hale geldi. Türkiye’de ise 100 milyar doların üzerine çıkan bu pazarın %58’lik kısmı, ihracatımızda da olduğu gibi karayolları ile gerçekleştiriliyor. Sektör küresel ticaretin omurgası konumunda ancak yüksek karbon emisyonu ve enerji tüketimi gibi sürdürülebilirlik zorluklarıyla da karşı karşıya” ifadelerini kullandı. “Dönüşümün merkezinde bağlantılı araçlar yer alıyor” Ağır ticari araçlardaki teknolojik dönüşümü değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya, ağır ticari araç sektöründe aynı anda elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojilerinin geliştirildiğine dikkat çekti. Kızılkaya, “Bu üç teknolojiyi aynı anda hayata geçirmek kolay değil, bir önceliklendirme gerektiriyor. Şu an Avrupa ve Türkiye dahil tüm dünyada üreticiler önceliği 'bağlantılı araçlara vermiş durumda” diye belirtti. Kızılkaya, araçların birbiriyle haberleştiği ve verilerin anlık işlendiği yeni dönemin hız kazandığını söyledi. Otonom sürüş uygulamalarının ise maden ve liman gibi kontrollü alanlarda test edilmeye devam ettiğini aktardı. "Artık sadece mekanik değil, yaşayan araçlar üretiyoruz" Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer ise değişen ekosistemin tasarım ve mühendislik süreçlerinde yarattığı devrime değindi. Araçların artık sadece mekanik bir ürün olmaktan çıktığını belirten Biçer, veri, yazılım ve enerji yönetiminin araç tasarımının merkezine yerleştiğini ifade etti; “Enerjiyi, veriyi ve yazılımı birlikte konumlandırdığımız sistemler geliştiriyoruz. İçten yanmalı motorlara göre dizayn edilen şaselerde artık bataryaları nereye konumlandıracağımızı, ölçek ekonomisinden sapmadan modüler sistemleri nasıl kuracağımızı planlıyoruz. Araçlar teslim edildiğinde işimiz bitmiyor; veri üreten, uzaktan teşhis ve öngörücü bakım ile güncellenen 'yaşayan ürünler' tasarlıyoruz. Öte yandan artık müşteri taleplerinden ziyade regülasyonlar tasarımı şekillendiriyor.” Avrupa’nın sıfır emisyon hedefinde altyapı vurgusu TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken ise Avrupa’nın sıfır emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için altyapı ve teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şarj altyapısındaki eksiklikler, ülkeler arası uyumsuz regülasyonlar ve araç boyut-kütle standartlarına ilişkin belirsizliklerin sektörün önündeki temel engeller olduğunu ifade eden Türken, dönüşümün ancak ortak altyapı, teşvik ve regülasyon politikalarıyla mümkün olacağını söyledi; “Avrupa, teknoloji ve mühendislik anlamında hazır. Sıfır emisyon araçları kullananlar yakıt tasarrufundan ve operasyonel verimlilikten memnun. Ancak Avrupa'da ülkeler arası bu dönüşümü sağlayacak altyapı, teşvik ve uyumluluk eksik. Şarj istasyonları yetersiz, teşvikler belirsiz. Kütle ve boyutlar konusundaki direktifler, örneğin Almanya gibi altyapısı 40 tonun üzerine izin vermeyen ülkelerin itirazları nedeniyle hala sonuçlanamadı. Treyler tarafında hafiflik ve aerodinamik tasarımlarla ciddi bir dönüşüm var ancak araçları ülkeler arası geçiremediğinizde ve ortak bir tabanınız olmadığında sorun yaşıyorsunuz. Bu dönüşüm; altyapı, teşvik ve regülasyonların koordinasyonuyla mümkün olacaktır.” “Türk sanayisinin ikinci başarı hikâyesi lojistik koridorlarıyla yazılacak" TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala ise Türk ağır vasıta ve treyler sektörünün yıllardır sanayi tutkusu ve devlet destekleriyle büyüdüğünü belirtti. Semih Pala,"Türkiye kalkınacaksa bunun yolu belliydi: Türk çeliğini alıp bir çekiciye, bir treylere dönüştürme sanatı.Bu mükemmel çelik, aynı zamanda çelikten bir irade gerektiriyordu. 60'ların, 70'lerin, 80'lerin ustalarından aldığımız bu sanayi tutkusu, işimizin en büyük motivasyon kaynağı oldu." şeklinde dile getirdi. Üretimdeki bu tutkunun, ihracat pazarlarında devletin sunduğu imkanlarla desteklendiğinin altını çizen Pala, büyükelçiliklerin ve ticari ataşelerin sektörün yurt dışı açılımlarında kritik bir rol oynadığını belirtti: "Yeni pazarlar araştırırken ticari ataşelerimiz ve büyükelçiliklerimiz en büyük destekçimiz oldu. Bununla birlikte Eximbank'ın sunduğu programlar, bu yeni pazarlardaki başarımızı hızlandırdı. O köklü sanayi tutkusu ile devletin bu programlı desteği birleştiğinde, Türk çeliğini katma değerli bir yatırım malı haline getirip tüm dünyaya sunabildik. Bu başarı öykümüzün birinci perdesiydi; lojistik koridorlarıyla şekillenecek ikinci perde ise henüz yeni başlıyor." “Yeni dönemde insan kaynağı dönüşecek” Kıvanç Kızılkaya, otonom teknolojilerle birlikte sektördeki insan kaynağının yaşayacağı dönüşüme dikkat çekti. Otonom teknolojilerin sürücüsüz bir taşımacılık anlamına gelmediğini belirten Kızılkaya; "Nakliye sektörü sürücüsüz kalmayacak, sürücü profili değişecek. Sadece aracı kullanan sürücüler yerine; tüm ekosistemi, elektrifikasyon süreçlerini ve veriyi uçtan uca yönetebilen, yeni nesil teknolojilere adapte olmuş bir insan kaynağı ortaya çıkacak. Nakliye sektörünü bu yeni jenerasyon için daha cazip hale getirmeliyiz." ifadelerini kullandı. "Mekanik dönem bitti, çevik Ar-Ge ve yazılım dönemi başladı" Sektördeki baş döndürücü teknolojik hızın Ar-Ge departmanlarını da kabuk değiştirmeye zorladığını vurgulayan Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer, geleneksel metotların artık yetersiz kaldığını belirtti. Avrupalı ve Uzak Doğulu rakiplerle rekabet edebilmek için "hızlı yanılıp, hızlı öğrenen" (fail fast, learn fast) çevik Ar-Ge yapılarına ihtiyaç duyulduğuna değinen Biçer, şunları kaydetti: "Artık sadece şasiyi veya üstyapıyı tasarlayan ayrı gruplar yerine; yazılımı, veriyi ve siber güvenliği birlikte düşünen ortak çalışma gruplarına ihtiyacımız var. Araçlar sahada sürekli veri üretiyor. Bu nedenle Ar-Ge kadrolarımızda yazılım mühendislerinin ve veri bilimcilerinin sayısı artmak zorunda. İnovasyonu yakalamak için Ar-Ge’yi kapalı ortamlardan çıkarıp sahaya indirmeli ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle ekosistemi genişletmeliyiz." Başarı öyküsünün ikinci perdesi: demiryolları ve lojistik koridorlar Türk sanayicisinin tutkusu ve devletin stratejik destekleriyle otomotiv ile treyler sektöründe büyük bir başarı hikayesi yazıldığını hatırlatan TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala, bu başarının "ikinci perdesinin" lojistik altyapıdaki devrimle yazılacağını belirtti. Türkiye'deki Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısının 400'e ulaştığına dikkat çeken Pala, "Artık OSB'lerin demiryollarıyla limanlara bağlanması devletimizin resmi programına girmiş durumda. Tren yolu bağlantıları arttıkça lojistik küçülmeyecek, tam aksine zenginleşecek. Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projeler, Türkiye'nin kombine taşımacılık kapasitesini en üst seviyeye çıkaracak. Geçmişteki tutkumuzu koruyarak bu koridor mantığını iyi yönettiğimizde hem yerel üretimi hem de lojistik hacmimizi çarpan etkisiyle büyüteceğiz" şeklinde konuştu. “Sınırda karbon düzenlemeleri sektörü yeniden şekillendirecek” Avrupa Birliği standartlarının ve sürdürülebilirlik regülasyonlarının sektöre etkilerini değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Türkiye'nin bu küresel dönüşümün dışında kalamayacağının altını çizdi. Yakın gelecekte uygulanacak "Sınırda Karbon Vergisi"ne dikkat çeken Türken, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Dijitalleşme, otonom teknolojiler ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak sadece teknolojik bir mesele değildir. Emisyonların düşürülmesi, verimlilik ve güvenlik adına 'çekici' ve 'treylerin' uyumlu bir şekilde, bir bütün olarak hareket etmesi gerekiyor. Bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmeyecek; ortak vizyon, koordinasyon ve geniş paydaş katılımıyla Türkiye, bu ekosistemin merkezinde yer alacaktır."

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti Haber

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti

Sektörün en büyük buluşması, 8 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Crowne Plaza Asia Kurtköy’de 600’e yakın katılımla gerçekleşti. Ağır vasıta, treyler, tedarik ve lojistik sektörlerinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında toplayan organizasyonda; dijitalleşme, otonom teknolojiler, regülasyonlar ve değişen taşımacılık ekosistemi tüm yönleriyle ele alındı. Zirve’ye TREDER Başkanı Seyit Arslan'ın yanı sıra; TAİD Başkanı Burak Hoşgören, TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, AND Başkanı Salih Kodaman, LojiDer Başkanı Dr. Kayıhan Özdemir Turan, UND Başkanı Şerafettin Aras, UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin ve Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen katılarak birer açılış konuşması gerçekleştirdi. Başkan Arslan: “Türk treyler sektörü rekabetin merkezinde olacak güce sahiptir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan TREDER Başkanı Seyit Arslan, Türk treyler sektörünün artık yalnızca üretim gücüyle değil; teknoloji, kalite, marka değeri ve mühendislik kapasitesiyle küresel ölçekte söz sahibi olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük treyler pazarı haline geldiğine dikkat çeken Arslan, Türk üreticilerinin dünya liginde güçlü bir konuma ulaştığını belirterek, “Artık mesele sadece treyler üretmek değil; dünyanın taşıma sistemlerine yön veren bir ülke olmaktır.” dedi. Sektörün geleceğinin dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve akıllı üretim teknolojileriyle şekillendiğini vurgulayan Arslan; hafiflik, yakıt verimliliği, karbon ayak izi, bağlantılı araç sistemleri ve elektrikli çekicilerle uyumlu treyler mimarilerinin yeni dönemin temel başlıkları olduğunu ifade etti. Rekabetin artık yalnızca fiyat odaklı olmadığını kaydeden Arslan, “Rekabet; akıl, mühendislik, marka, servis ve itibar rekabetidir.” diyerek sektörün teknolojiye yatırım yaparak küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini söyledi. Konuşmasında genç kuşaklara da seslenen Arslan, yapay zekâ, veri analitiği ve dijital ikiz teknolojilerinin üretim süreçlerini dönüştürdüğünü belirterek geleceğin liderlerinin bu dönüşüme yön veren şirketler olacağını dile getirdi. Burak Hoşgören: “Zirve stratejik bir yapıya dönüştü” Ağır Ticari Araçlar Derneği (TAİD) Başkanı Burak Hoşgören, taşımacılık dünyasının artık sadece araçlardan ve filolardan ibaret olmadığını, araçların artık akıllı sistemlere dönüştüğünü söyledi. TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen zirvenin, sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Hoşgören, etkinliğin yalnızca bir sektör organizasyonu değil; ağır ticari araç, treyler, lojistik, yan sanayi ve kamu temsilcilerini ortak bir platformda buluşturan stratejik bir yapı olduğunu ifade etti. Yakup Birinci: “Rekabet artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanıyor” Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Yakup Birinci, rekabetin artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşandığını ifade ederek sektör dernekleri, iş dünyası ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve ihracat başarısıyla Avrupa’nın en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Salih Kodaman: “Dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız” Ağır Nakliyeciler Derneği (AND) Başkanı Salih Kodaman, “Ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bizler, bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız. Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyimi doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda çok daha güçlü bir konuma ulaşmamızı mümkün kılacaktır. Bu noktada iş birliği kültürü, sektörümüzün en büyük gücüdür. Derneklerimiz ve paydaşlarımız arasındaki koordinasyon, yalnızca bugünün sorunlarını çözmekle kalmayacak, aynı zamanda geleceğin standartlarını da belirleyecektir.” dedi. Kayıhan Özdemir Turan: “Türkiye, Avrupa’nın ikinci büyük treyler tedarikçisi konumunda” Lojistik Hizmet Sağlayıcılar Derneği Başkanı (LojiDer) Dr. Kayıhan Özdemir Turan, Türk treyler sektörünün üretim kapasitesi, mühendislik gücü ve ihracat performansıyla Avrupa’nın en güçlü üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Şerafettin Aras: “Bir ülkenin üretim gücü, lojistik gücü kadar değerlidir” UND Başkanı Şerafettin Aras, ağır ticari araç ve treyler sektörünün artık yalnızca araç ve ekipman meselesi olmadığını, Türkiye’nin üretim, lojistik, ihracat ve küresel rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı stratejik bir alan haline geldiğini söyledi. Aras, ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorunda olduklarını vurguladı. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyiminin doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda ülkeyi çok daha güçlü bir konuma taşıyacağını belirtti. Çetin Nuhoğlu: “Sektörün geleceği güçlü sivil toplum ve ortak akılla şekillenir” UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve Tırsan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının ve sektör paydaşlarının birlikte hareket etmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Zirvenin yıllar içinde sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Nuhoğlu; ağır ticari araç, treyler, lojistik ve tedarik sanayisinin aynı platformda bir araya gelmesinin sektör adına güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Selçuk Öztürk: “Konya’da fuar, sektör için çok iyi bir başlangıç olacaktır” Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, batıdaki ekonomik yığılmanın Orta Anadolu’ya yayılması gerektiğini ifade ederek, “TREDER ve TAİD’i Konya’da kendi fuarlarını yapmaya davet ediyorum. Çok güzel bir fuarımız var. En kısa zamanda kendi sektörlerinin fuarlarını Konya’da yaparak çok önemli bir başlangıç yapacaklardır.” dedi. Mahmut Sami Şahin: “Treylerler artık sadece yük taşımıyor” Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin, sektörün yalnızca büyümekle kalmayıp köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekerek treylerlerin artık sadece yük taşıyan mekanik araçlar değil; veri ve enerji yöneten, akıllı sistemlerle donatılmış stratejik unsurlar haline geldiğini belirtti. Şahin, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa'nın ikincisi değil, birincisi olmaya çok yakın olduğumuzu düşünüyorum. Standart varsa güven vardır; güven varsa kalite, sürdürülebilirlik ve rekabet vardır. Biz biliyoruz ki standartları belirleyenler, geleceği belirler. Biz, standartlara uyan değil, 'standartları belirleyen' bir ülke olma hedefiyle sektörümüzle beraber hareket ediyoruz. Bir Konyalı olarak, Konya'da buluşma ve standartları birlikte belirleme davetine katılıyorum.” Kürşad Tüzmen: Gümrük Birliği yeniden ele alınmalı Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerinde yeni bir döneme ihtiyaç duyulduğunu belirterek Gümrük Birliği’nin günümüz şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sektör temsilcilerine Avrupa Birliği kurumlarıyla daha yakın temas kurulması çağrısında bulunan Tüzmen, Brüksel’de yalnızca üst düzey görüşmelerin değil, teknik ve bürokratik temasların da büyük önem taşıdığını ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından konuşmacılara ve TREDER eski Başkanları Murat Tokatlı ve Kaan Saltık’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi veridi. Ayrıca TREDER Eski Başkanı Yalçın Şentürk’e Onursal Başkan plaketi takdim edidi. ZİRVE KAPSAMINDA 3 AYRI PANEL GERÇEKLEŞTİRİLDİ Dijitalleşme ve otonom sistemler masaya yatırıldı Zirvenin ilk paneli, TREDER Başkan Yardımcısı Cengiz Adak'ın moderatörlüğünde "Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler" başlığıyla gerçekleşti. TTR Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, Saf Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar, İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya ve BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz'un katıldığı oturumda; akıllı üretim sistemleri, veri yönetimi ve yeni nesil teknolojiler ele alındı. TTR Baktaç Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, 23 yıllık bireysel tecrübesi ve firmasının 45 yıllık geçmişiyle değişime nasıl öncülük ettiklerini anlattı. 2023 yılında başlattıkları yatırımlarla üretimde standart kaliteyi ve maksimum hızı yakaladıklarını belirterek, “Biz sadece üretim yapan değil, ürettiğini yöneten bir firmayız.” dedi. SAF-Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Almanya’dan sonra grubun ikinci büyük üretim üssünün Türkiye olduğunu vurguladı. Ağır vasıta ve treyler endüstrilerinin sadece mekanik sistemlerden ibaret olmadığını hatırlatan Azizoğlu, geleceği şekillendiren dört temel başlığı şöyle sıraladı: Elektrifikasyon, Dijitalleşme, Otonom Sürüş ve Güvenlik. Trafik güvenliği ve denetimlerin önemine de dikkat çeken Azizoğlu, 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısının 3.425 olduğunu ve bu kazaların yaklaşık yüzde 20-25'inin ağır vasıta kaynaklı olduğunu ifade ederek, “Standartlar kadar denetimlerin de sıkılaştırılması hayati önem taşıyor.” dedi. Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar ise Stellantis ile önemli bir iş birliği gerçekleştirdiklerini belirterek aylık 500 araç olan üretim kapasitelerini Haziran ayında 1.200 adede çıkaracaklarını müjdeledi. 2027 yılı için 5 bin adetlik iddialı bir üretim hedefi koyduklarını kaydeden Sayar, fabrikalarında tam otomatik robot hatlarını devreye aldıklarını ifade etti. Son iki yılda Avrupa pazarında önemli ilerleme kaydettiklerini vurgulayan Sayar, bir Türk markası olarak ithal marka pazarının yüzde 50’sini almayı başardıklarını söyledi. Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, şirket olarak lastik çözümlerini yaşam döngüleri boyunca titizlikle takip ettiklerini söyledi. Sektöre katma değerli çözümler geliştirdiklerini belirten Aydın, ProServices hizmetiyle her altı lastikte bir lastik tasarrufu sağladıklarını ifade etti. "Türkiye Avrupa'nın Treyler Merkezi Olma Yolunda İlerliyor" Yeni oyuncuların katılımı sonucunda Türkiye treyler sektörü, her geçen yıl daha stratejik ve daha önemli bir hale geldiğini belirten İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya, “Türkiye'nin her geçen yıl dünyanın önemli treyler merkezlerinden biri haline gelmesi. Bilhassa Avrupa'nın treyler merkezi olma yolunda önemli adımlar atıyoruz.” dedi. Perahya açıklamalarına şöyle devam etti: “2023 yılında ülkemizde 55 binden fazla treyler üretimi gerçekleşti. 2024 yılında yaklaşık %20-25 aralığında bir düşüşle 45 bin civarında treyler üretimi gerçekleşti. 2025 yılında ise hepimizin bildiği makro nedenlerden ve ülkemizdeki ekonomik gelişmelerden dolayı yaklaşık 32 bin adet üretim yapıldı. Açıkçası bu rakamın, Türkiye treyler üretiminde dip seviyeye yakın bir rakam olduğuna inanıyoruz. Nitekim 2021 yılında, pandeminin de etkisiyle yaşadığımız hızlı büyümeden önceki yıllarda yaklaşık 25-30 bin treyler üretimi bandındaydık. Dolayısıyla, 32 bin adet olarak gerçekleşen 2025 yılı üretiminin üzerine çıkarak 2026 yılını büyümeyle kapatacağımızı öngörüyoruz. Biz nisan sonu itibarıyla fren sistemi satışlarına baktığımızda, bir önceki seneye göre adetsel bazda yaklaşık %12 büyüme görüyoruz. Bu büyümenin devam edip sene sonuna kadar 2026 yılındaki treyler üretiminin 40 bin adetlere yaklaşacağını öngörüyoruz.” BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz, yürüyen aksamdaki dijital dönüşümün filolara sağladığı somut katkılara dikkat çekti. Yeni teknolojiler sayesinde filolara öngörücü bakım (predictive maintenance) ve bağlantılı lojistik imkânı sağlandığını ifade eden Twilling-Birkholz, şunları kaydetti: “Paylaşılan verilere göre, geleneksel filolar operasyonel süreçlerde daha düşük verimlilikte kalırken, BPW iC Plus serisi gibi akıllı sistemlerle donatılmış filoların operasyonel verimliliği yüzde 95 seviyelerine kadar ulaşıyor. Otonom teknolojilere doğru hızla ilerleyen sektörde BPW, sadece mekanik bir üretici olmanın ötesine geçerek treyleri tedarik zincirinin iletişim kuran ve kendi kendini denetleyen proaktif bir bileşeni haline getiriyor. Pazar veri istiyor, BPW bunu sağlıyor.”. Cengiz Adak: "Treyler artık pasif bir yük değil, lojistiği tayin eden akıllı bir aktör" Zirvede gerçekleştirilen ve sektörün teknolojik dönüşümüne ışık tutan panelin kapanış değerlendirmesini yapan Cengiz Adak, masadaki her bir donanım bileşeninin kendi başına birer teknoloji üssüne dönüştüğüne dikkat çekerek treyler sektörünün "yeni yolculuğunun" artık sadece bir donanım hikâyesi olmaktan çıkıp kapsamlı bir entegrasyon sınavına dönüştüğünü vurguladı. Ekonomi ve teknoloji rüzgârı Öğle arasının ardından sahne alan Ekonomist Ali Ağaoğlu, küresel ve yerel ekonomik gelişmeleri lojistik ve üretim sektörü özelinde değerlendirerek katılımcılara önemli projeksiyonlar sundu. Öğleden sonraki özel oturumda ise Teknoloji Yazarı ve Trend Avcısı M. Serdar Kuzuloğlu; geleceğin teknolojileri, yapay zekâ ve trendlerin sektörel yansımalarına dair ufuk açıcı bir sunum gerçekleştirdi. Regülasyonlar ve yeni taşıma ekosistemi Günün ikinci panelinde, OSD Genel Sekreteri Özlem Güçlüer'in moderatörlüğünde "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" tartışıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor ve TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper'in katıldığı panelde, kamu otoritesinin sektörel düzenlemeleri değerlendirildi. Ayrıca TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, "Daha Genç Treylerle, Daha Güçlü Bir Türkiye Dünya Yollarında..." başlıklı sunumuyla araç parkının gençleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye’de 284 bin çekici, 327 bin yarı römork var Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme (UHDGM) Genel Müdür Yardımcısı Y. Giray Yüksel, "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" konulu sunumuyla lojistik ekosisteminin güncel haritasını ve küresel koridorlardaki son durumu paylaştı: “Türkiye lojistik ekosisteminin toplam hacmi 1.579.326 ticari taşıta ulaşmış durumda. Bu güçlü filonun yüzde 57,5’lik kısmını çekici, kamyon ve treyler gruplarından oluşan ağır vasıta ve özel taşıtlar oluştururken, yüzde 42,5’lik dilimini hafif ticari araçlar (kamyonet) oluşturuyor. Uzun yol taşımacılığının yükünü çeken taşıtların dağılımına bakıldığında; sektörde 284 bin 691 adet çekici ve 327 bin 61 adet yarı römork bulunduğu görülüyor.” "AB ve BM, Türkiye'ye sormadan regülasyon çıkaramıyor" TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper Tehlikeli Madde Taşımacılığı (ADR) konusunun mesleki hayatının en büyük gurur kaynağı olduğunu belirterek, kamu-sanayi iş birliğinin en güzel örneğini sergilediklerini söyledi. Türkiye'nin bu alanda tarih yazdığını vurgulayan Alper, başarının sırrını "Muhteşem Üçlü" olarak tanımladığı yapıya bağladı: Sektörün arkasında dağ gibi duran TREDER, Kuralları tavizsiz uygulayan Rafineri Dolum Tesisleri, Bugün 53 merkezde muayene yapan devasa TSE altyapısı. Türkiye'nin ADR konusunda geldiği noktanın küresel çapta olduğunu belirten Alper, "Avrupa Birliği'nden veya Birleşmiş Milletler'den (BM) şu an herhangi bir regülasyonun, TSE'nin ve Ulaştırma Bakanlığı'nın olumlu ya da olumsuz görüşü olmadan çıkma olasılığı yok. BM toplantılarında çok aktifiz ve masada söz sahibiyiz" dedi. Eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" lazım TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, sektörün geleceği için regülasyon, güvenlik, kalite ve sürdürülebilir dönüşüm başlıklarının kritik önemde olduğunu söyledi. Erköy, treyler sektöründe yaşanan teknolojik dönüşümün hızına ve yaklaşan Avrupa Birliği regülasyonlarına dikkat çekti. "Güvenle Yollarda, Güvenli Yollarda..." temasıyla sektöre seslenen Erköy, eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" çağrısında bulundu. Zirvenin son paneli olan "Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek" ise TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş'ın moderatörlüğünde yapıldı. TAİD YK Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer'in katılımıyla ekosistemin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri ele alındı. Tüm gün süren, yoğun ve verimli geçen programın ardından; ana sponsor olarak BPW, İntermobil, Nevpa, Prometeon, Saf-Holland ve Versus-Omega’ya, gümüş sponsor olarak Axalta, Baktaç, Continental, Forlight, Globaltech Makina, Knorr-Bremse, LID Technologies, Matrix, Mobilite, Primogenito, Sanel, Saykal, Seyir Mobil’e, bronz sponsor olarak ise Aspöck, Atik, Cloos, Echelon, FY Endüstri, Gümaş Jost, Reksan, Özkoç ve Sertel’e plaket takdim edildi.

Ağır Ticari Araç Pazarı, 2026’nın İlk Çeyreğini Kontrollü Bir Daralma ile Kapattı Haber

Ağır Ticari Araç Pazarı, 2026’nın İlk Çeyreğini Kontrollü Bir Daralma ile Kapattı

Ağır Ticari Araçlar Derneği (TAİD) tarafından açıklanan Mart ayı verileri, pazar genelinde bir yavaşlama eğilimi görülse de daralmanın kontrollü seviyelerde kaldığını gösteriyor. 2026 yılı ilk çeyrekte toplam ağır ticari araç pazarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre %12 oranında azalarak 6.967 adet olarak gerçekleşti. Segment bazında incelendiğinde; çekici satışları 3.177 adet, 16 ton ve üstü kamyon satışları 2.804 adet ve 16 ton altı kamyon satışları ise 986 adet şeklinde kaydedildi. Mart ayı özelinde değerlendirildiğinde ise toplam 2.965 araç satışı gerçekleştirildi. Dönemsel daralmaya rağmen sektör, uzun vadeli perspektifte dengeli bir seviyede seyretti. 16 ton ve üstü kamyon ile çekici segmentleri kapsamında ağır ticari araç pazarı, son 10 yıllık Mart ayı ortalamalarına göre %5 oranında artış gösterdi. Bu dönemde kamyon segmenti %20 büyüme kaydederken, çekici segmenti ise %5 oranında geriledi. Semi-treyler pazarı da benzer bir eğilim sergileyerek, 2026 yılı Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %8 oranında daraldı ve toplam 2.348 adede ulaştı. İlk çeyrekteki sonuçlar, küresel dinamiklerin doğal bir yansıması Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan TAİD Yönetim Kurulu Başkanı Burak Hoşgören, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler, ekonomik dalgalanmalar ve finansmana erişim koşullarının sektör üzerinde belirleyici olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “2026 yılının ilk çeyreğinde pazarda gözlenen daralma, yalnızca Türkiye’ye özgü değil; küresel ticaret akışları ve ekonomik görünümle doğrudan bağlantılı bir sürecin yansıması. Buna karşın, uzun dönem ortalamalarına baktığımızda sektörümüzün temel dinamiklerinin güçlü kaldığını görüyoruz. Özellikle kamyon segmentinde gözlenen performans, iç pazarın ihtiyaçlarına yönelik sürdürülebilir bir talebin devam ettiğine işaret ediyor.” Hoşgören sözlerine şöyle devam etti: “Taşımacılık, lojistik ve altyapı yatırımları gibi alanlar, ağır ticari araçların hizmet sunduğu sektörler. Bu alanlarda sürdürülen faaliyetler, sektörümüz için orta ve uzun vadede olumlu bir zemin oluşturmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde daha dengeli, planlı ve ihtiyaca yönelik filo yatırımlarının öne çıkmasını bekliyoruz.” Ekonominin taşıyıcı gücü: Ağır ticari araç sektörü TAİD olarak sektörün; üretim, ihracat ve lojistik faaliyetlerin temel taşı olmaya devam ettiğini vurgulayan Hoşgören, ağır ticari araçların ekonomik aktivitenin en önemli göstergelerinden biri olduğunun altını çizdi; “Mevcut tabloyu geçici dalgalanmalar çerçevesinde değerlendiriyoruz. Sektörümüz, geçmişte olduğu gibi bugün de değişen koşullara hızla adapte olabilen güçlü bir yapıya sahip. Kamu, özel sektör ve tüm paydaşlarımızla birlikte, sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek adımların önümüzdeki dönemde daha belirgin şekilde etkisini göstereceğine inanıyoruz.”

Kıta Logistics’ten Entegre Yatırım Hamlesi: Yurtiçi Konteyner Taşımacılığında Süreklilik, Karbon Yönetiminde Dijitalleşme Haber

Kıta Logistics’ten Entegre Yatırım Hamlesi: Yurtiçi Konteyner Taşımacılığında Süreklilik, Karbon Yönetiminde Dijitalleşme

Kıta Logistics, artan Deniz Taşımacılığı hacmine paralel olarak ihracat konteynerlerinin yüklenmesi ve limana sevki ile ithalat konteynerlerinin liman sonrası nihai adreslerine ulaştırılması süreçlerini daha entegre bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda ilk etapta 7 çekici ve 10 dorse ile devreye alınan yapı, operasyonel esnekliği artırırken müşterilere daha öngörülebilir bir hizmet sunulmasını amaçlıyor. Devreye alınan bu yeni yatırım ile birlikte şirket; teminatlı taşımada T1 yazımı ve teminat kullanımı, sigortalı taşıma, uluslararası deniz taşımacılığına entegre sistem takibi ve araç takip sistemleri gibi kritik süreçleri daha kontrollü bir şekilde yönetebilir hale geliyor. Özellikle yoğun dönemlerde yaşanan tedarik belirsizliklerinin azaltılması ve operasyonel sürekliliğin sağlanması hedefleniyor. Yatırımın ikinci fazında ise filonun 20 çekici ve 25 konteyner dorseye çıkarılması planlanıyor. Bu genişleme ile birlikte İstanbul’un her iki yakasında liman–firma hattındaki taşımaların daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıyla yönetilmesi amaçlanıyor. Kıta Logistics Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Eldener, söz konusu yatırımın mevcut küresel konjonktüre yanıt niteliği taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Lojistik sektörü bugün; savaşlar, bölgesel gerilimler ve ekonomik dalgalanmalarla birlikte daha kırılgan ve öngörülmesi zor bir yapıya evriliyor. Bu ortamda müşterilerimizin en çok ihtiyaç duyduğu şey; süreklilik ve güven. Biz bu yatırımı, iş ortaklarımızın operasyonlarını kesintisiz sürdürebilmesine katkı sağlayacak bir altyapı olarak görüyoruz. Özmal yapımızı güçlendirirken amacımız; mevcut iş birliklerimizi tamamlayan, onları destekleyen ve tedarik zincirinin bütününde daha dengeli bir yapı oluşturan bir model kurmak.” Kıta Logistics Antrepolar ve Yurtiçi Lojistik Genel Müdürü Bilal Yurttaş ise yatırımın operasyonel etkisine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Yurt içi konteyner taşımacılığında dönemsel olarak yaşanan sıkışıklıklar, sahada hız ve planlama açısından önemli etkiler yaratabiliyor. Bu yatırımla birlikte liman, depo ve taşıma süreçlerini daha uyumlu hale getirerek operasyonel akışı daha sağlıklı yönetebiliyoruz. Bu da iş ortaklarımız açısından daha öngörülebilir, daha planlanabilir ve sürdürülebilir bir operasyon anlamına geliyor.” Kıta Logistics, operasyonel yatırımlarının yanı sıra sürdürülebilirlik alanında da dijitalleşme odaklı dönüşümünü sürdürüyor. Şirket, karbon ayak izi ve sera gazı (GHG) emisyonlarının ölçüm ve raporlanmasını dijital bir altyapıya taşıyarak bu alanda önemli bir adım attı. İzmir Teknopark merkezli yerli teknoloji firması Carbon Emit ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında karbon verileri artık sürekli, izlenebilir ve detaylı bir şekilde yönetilebiliyor. Bu dönüşümle birlikte manuel süreçlere kıyasla %50 oranında zaman tasarrufu sağlanması hedeflenirken, veri doğruluğunda 30 iyileşme ve izlenebilirlikte %50’nin üzerinde artış elde edilmesi öngörülüyor. Bu yapı sayesinde Kıta Logistics, karbon yönetimini yalnızca bir raporlama süreci olarak değil; operasyonel şeffaflık, verimlilik ve stratejik karar alma süreçlerinin bir parçası olarak konumlandırıyor. Aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi regülasyonlara uyum konusunda daha güçlü bir altyapı oluşturuyor. Bu tamamlayıcı yatırımlar şirketin müşterilerine; daha entegre, dengeli ve sürdürülebilir bir lojistik deneyimi sunma hedefini destekliyor. Söz konusu iş birliğine ilişkin Carbonemit’in kurucusu ve sahibi Musa Can Minaz ise şunları söyledi: “Lojistik sektörü, karbon yönetiminin en kritik olduğu alanlardan biri. Kıta Logistics ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, emisyon verilerinin manuel ve dağınık yapılardan çıkarılarak anlık, izlenebilir ve karar destek sağlayan bir yapıya dönüşmesini sağlıyoruz. Bu dönüşüm yalnızca raporlama süreçlerini hızlandırmakla kalmıyor; aynı zamanda şirketlerin operasyonel verimliliğini artırırken sürdürülebilirlik performansını da güçlendiriyor. Kıta Logistics’in bu alandaki proaktif yaklaşımını, sektör için önemli bir referans olarak görüyoruz.”

Mercedes-Benz Türk 2025’te 1,6 Milyar Avroluk İhracat Gerçekleştirdi Haber

Mercedes-Benz Türk 2025’te 1,6 Milyar Avroluk İhracat Gerçekleştirdi

Türkiye’de 58 yılı geride bırakan Mercedes-Benz Türk, üretim, ihracat ve mühendislik faaliyetleriyle ağır ticari araçsektöründeki lider konumunu sürdürmeye devam ediyor. Daimler Buses ağı içindeki en büyük entegre otobüs üretim tesislerinden biri olan Hoşdere Otobüs Fabrikası ve Daimler Truck AG’nin önemli üretim merkezlerinden Aksaray Kamyon Fabrikası ile faaliyet gösteren şirket, Türkiye ekonomisine sağladığı katkıyı her geçen yıl artırıyor. Mercedes-Benz Türk, Türkiye’den ihraç edilen her 10 kamyondan 7’sine ve her 5 otobüsten 2’sine imza atarken; üretimden ihracata, AR-GE’den satış sonrası hizmetlere uzanan geniş faaliyet alanıyla global Daimler Truck ve Daimler Buses ağında stratejik bir rol üstleniyor. Şirket, AR-GE, bilgi teknolojileri ve satın alma başta olmak üzere 29 farklı iş alanında global ağa hizmet ihracatıgerçekleştiriyor. Bu kapsamda beyaz yaka çalışanlarının yaklaşık yüzde 46’sı global hizmet kapsamlarında görev alıyor. Kuruluşundan bu yana Türkiye’de bugünkü değerle 4,5 milyar Avro yatırım gerçekleştiren Mercedes-Benz Türk, 2025 yılında da yatırımlarını sürdürdü. Şirket, bayi ağı yeniden yapılanmasıkapsamında Türkiye’nin yedi bölgesinde bayi ve yetkili servisleriyle birlikte 4 milyar TL’yi aşkın yatırım gerçekleştirdi. Süer Sülün: “Mercedes-Benz Türk global ağda stratejik bir rol üstleniyor” Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün, şirketin 2025 yılı performansını değerlendirirken şunlarısöyledi: “Mercedes-Benz Türk bugün yalnızca güçlü üretim hacmiyle öne çıkan bir sanayi kuruluşu değil; aynı zamanda Daimler Truck ve Daimler Buses için önemli bir mühendislik ve hizmet merkezi konumunda. 2025 yılında otobüs ihracatından yaklaşık 759 milyon Avro, kamyon ihracatından 676 milyon Avro, AR-GE ve diğer alanlardaki hizmet ihracatından ise 113 milyon Avro’nun üzerinde gelir elde ettik. Böylece toplamda 1,6 milyar Avro ihracat geliri ile yılı tamamladık. Global ağdaki sorumluluk alanlarımızın genişlemesi, Türkiye’nin uluslararası değer zincirindeki rolünüde güçlendirmeye devam ediyor.” Türkiye ağır ticari araç pazarında güçlü performans 2025 yılında daralan kamyon pazarına rağmen satışperformansını koruyan Mercedes-Benz Türk, söz konusu yılda da en çok kamyon ve çekici satışına imza atan marka oldu. Şirket, şehirler arası ve şehir içi otobüs segmentlerinde de güçlüperformans sergiledi. Mercedes-Benz Türk bu sonuçlarla şehirler arası otobüs pazarındaki liderliğini sürdürdü. “Tek Noktada Tam Hizmet” yaklaşımıyla ikinci el faaliyetlerini TruckStore ve BusStore markaları altında yürüten şirket, 2025 yılında da ikinci el operasyonlarıyla müşterilerinin operasyonel verimliliğine katkı sağlamaya devam etti. Bayi ve servis ağında yatırım hamlesi 27 bayi ve 45 servis lokasyonuyla Türkiye’nin yedi bölgesinde hizmet veren Mercedes-Benz Türk, bayi ve yetkili servis ağındaki yeniden yapılanma sürecini sürdürüyor. Bu kapsamda 2025 yılında Dilovası, Nakkaş, Şanlıurfa, Kayseri ve Konya’daki tesislerin açılışları gerçekleştirildi. Şirket, müşteri deneyimini güçlendirmeyi hedefleyen bu dönüşüm sürecini 2026 yılında tamamlamayı planlıyor. Üretimde önemli kilometre taşları 2025 yılında 30. kuruluş yılını kutlayan Hoşdere Otobüs Fabrikası, 4.460 adetlik üretimle tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaştı. Fabrika aynı yıl 3.855 otobüs ihraç ederek, ihracata başladığı günden bu yana 76 bini aşkın otobüsü dünya pazarlarına gönderdi. Üretilen otobüslerin yüzde 86’sı ihraç edilirken, Hoşdere Fabrikası Daimler Buses’ın dünyadaki en büyük entegre üretim tesislerinden biri olmayı sürdürüyor. Mercedes-Benz Türk, Daimler Buses ve Otokar arasında imzalanan anlaşma kapsamında Mercedes-Benz Conecto şehir içi otobüsleri 2026 yılından itibaren Sakarya’da üretilecek. Bu iş birliği Türkiye’deki üretim ekosistemine katkı sağlamayıhedefliyor. 2025 yılında Aksaray Kamyon Fabrikası 18.943 adet üretim gerçekleştirdi. Aynı yıl 7.107 kamyon ihracatı gerçekleştiren fabrika, ihracata başladığı günden bu yana toplam 130 bin kamyon ihracatına ulaştı. Satış sonrası hizmetlerde güçlü altyapı Mercedes-Benz Türk, satış sonrası hizmetler alanında da yatırımlarını sürdürüyor. Şirket bünyesinde bulunan 34.500 metrekarelik yedek parça dağıtım merkezi, Türkiye otomotiv sektörünün en büyük lojistik merkezlerinden biri olarak hizmet veriyor. Şirket ayrıca Omniplus On ve Fleetboard gibi dijital çözümlerle müşterilerinin operasyonel süreçlerini desteklemeye devam ediyor. Sosyal fayda çalışmaları devam ediyor Mercedes-Benz Türk, “Türkiye’nin #DaimaYanında, birlikte #Daimaİleri” mottosuyla eğitim, kültür-sanat, spor ve çevre alanlarında sosyal fayda projelerini sürdürüyor. 2025 yılında Çukurova Üniversitesi iş birliğiyle 2.500 metrekarelik yeni bir hizmet binası ve 24 odalı konuk evi inşa edilmesi için hazırlıklara başlandı. Bunun yanında deprem bölgesine odaklanan Sanatçı Destek Programı kapsamında desteklenen sanatçıların eserleri ilk kez bir sergiyle sanatseverlerle buluştu.

Treyler Sektörü Konya’da Buluştu Haber

Treyler Sektörü Konya’da Buluştu

Türk treyler sektörünün tek temsilcisi olan TREDER, sektör çalışmalarına Konya’da gerçekleştirdiği kritik ziyaretlerle devam etti. TREDER Başkanı Seyit Arslan, TREDER üyeleri Ahmet Toprakkale, Mehmet Baypınar, Kazım Öğünmez ve Genel Sekreter Göktan Güçlü’den oluşan heyet; ilk olarak Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen ve Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Özen ile görüştü. Görüşmede TREDER’in "Karayolu Güvenliği Açısından Ekonomik Ömrünü Tamamlamış Treylerlerin Piyasadan Çekilmesi" projesi hakkında bilgi veren heyet, aynı zamanda pazarın sağlıklı işlemesi için yapılabilecek çalışmaları gündeme getirdi. 8. Ağır Vasıta Treyler Zirvesi ile ilgili bilgi de alan Başkan Büyükeğen, treyler sektörünü desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, sektöre olan katkılarından ötürü TREDER Başkanı Seyit Arslan’a plaket takdim etti. TREDER’in ikinci durağı ise Konya Ticaret Odası oldu. Burada Başkan Selçuk Öztürk ve Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Erkuş’u ziyaret eden TREDER heyeti, sektör hakkında bilgi verdi. Başkan Öztürk, Konya’da başarılı fuarlar yapıldığına işaret ederek, treyler alanında yapılacak uluslararası bir fuarın da başarılı olacağını dile getirdi. Hidromas Fabrikası’nda İftar Yapıldı TREDER üyeleri ve sektör temsilcileri Hidromas fabrikasındaki iftar yemeğine katıldı. Hidromas CEO’su Erhan Başoğlu, paylaşılan sofraların sektördeki dayanışmayı güçlendirdiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bu akşamki beraberliğimizin; iş birliğimizi ve dostluğumuzu daha da pekiştirmesini temenni ediyorum. Hidromas olarak sektörümüze değer katmaya ve bundan sonraki yıllarda da bu sofralarda sizlerle aynı heyecanı paylaşmaya devam etmek istiyoruz." TREDER Başkanı Seyit Arslan ise Hidromas ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda Türkiye treyler sektörünün küresel gücüne vurgu yaptı. Hidromas ailesine misafirperverlikleri için teşekkür eden Arslan, sektörün ulaştığı noktada yerli üretimin kritik rol oynadığını belirterek şunları söyledi: "Türkiye treyler sektörü; bugün 70’ten fazla ülkeye ihracat yapan, Avrupa’nın en büyük ikinci üreticisi konumundadır. Bu büyük başarı tesadüf değildir; şu an içinde bulunduğumuz bu fabrika ve benzeri tesislerin, yani sizlerin emeğinin eseridir." Programın sonunda TREDER Başkanı Seyit Arslan, sektöre verdiği katkılardan dolayı Galipoğlu Hidromas Yönetim Kurulu Başkanı Cüneyt Arda’ya teşekkür plaketi takdim etti.

Ticari Araç Üst Yapı Sektörü TÜSTED Çatısı Altında Birleşti Haber

Ticari Araç Üst Yapı Sektörü TÜSTED Çatısı Altında Birleşti

Bursa merkezli kurulan Ticari Araç Üst Yapı Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (TÜSTED) faaliyete geçti. Kurulan dernek ile ticari araçlar üst yapı sektöründe faaliyet gösteren üretici ve tedarikçilerin tek çatı altında buluşturulduğu bildirildi. TÜSTED Yönetim Kurulu Başkanı Murat Arslan tarafından yapılan değerlendirmelerde, sektördeki dağınık yapının geride bırakılması gerektiği vurgulanarak, ticari araç üst yapı sektörünün hem Türkiye’de hem de uluslararası platformlarda güçlü ve ortak bir sesle temsil edileceği ifade edildi. Bursa’nın otomotiv ve yan sanayideki üretim gücünün bu alanda da önemli bir potansiyel barındırdığına dikkat çekilirken, Türkiye’de sektörün gelişimine öncülük edilmesinin amaçlandığı kaydedildi. Hedefin yalnızca üyeler arası dayanışmayı artırmak değil; sektörü kamu kurumları, özel sektör platformları ve uluslararası ağlar nezdinde en üst düzeyde temsil etmek olduğu aktarıldı. Üretici ve tedarikçilerin aynı çatı altında buluşmasının ortak sorunların daha güçlü şekilde dile getirilmesini sağlayacağı belirtilirken; özellikle mevzuat, standartlar, ihracat süreçleri ve finansmana erişim konularında çözüm odaklı bir yaklaşım izleneceğinin altı çizildi. Bilgi ve Dokümantasyon Merkezi Kurulacak Üyelerin rekabet gücünü artırmak amacıyla sektöre yönelik bir bilgi ve dokümantasyon merkezi oluşturulacağı, bilgiye erişimin günümüzde üretim kapasitesi kadar kritik olduğu vurgulandı. Ayrıca TÜSTED’in kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak projeler geliştirmesinin planlandığı, sektörün sorunlarının somut verilerle ilgili makamlara iletileceği ve dağınık yapı yerine kurumsal bir temsil anlayışının benimsendiği bildirildi. Uluslararası faaliyetlere de ağırlık verileceği, derneğin yurt dışındaki kuruluşlarla iş birliği geliştirerek üyelerin küresel sektörel ağlara erişim imkanını artıracağı belirtildi. Merkezi Bursa’da bulunan derneğin Türkiye genelindeki tüm üretici ve tedarikçilere açık olduğu hatırlatılarak; şeffaf ve katılımcı bir yapının kurulmasının hedeflendiği aktarıldı. Bursa'dan doğan girişimin kısa sürede Türkiye çapında referans alınan bir sektör örgütüne dönüştürülmesinin amaçlandığı ifade edilirken; halihazırda Antep, Ankara, Kırklareli, Balıkesir, İstanbul ve Denizli gibi illerden katılımların sağlandığı bilgisi paylaşıldı. Yurt dışına araç üretimi yapan firmalar ile bu alandaki ana sanayilerin dernek bünyesinde bulunmasının yapıya güç kattığı belirtildi. Grl Otomotiv’den Murat Arslan’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlendiği derneğin yönetim kurulunda; Güleryüz Karoseri’den Savaş Keskin, Anlaş Kalıp’tan Bahtiyar Yenizağra, Tekaydınlar’dan Bayram Taşocak, Yüksel Dizayn’dan Yusuf Can Aydın, Arobus’tan Serhat Akpınarlı ve İLES Otomotiv’den İlker Yıldırım’ın yer aldığı duyuruldu.

Brisa 2025’te Verimlilik Odağını Korudu,  Yüksek Katma Değerli Segmentte Büyümesini Sürdürdü Haber

Brisa 2025’te Verimlilik Odağını Korudu, Yüksek Katma Değerli Segmentte Büyümesini Sürdürdü

Brisa, 1 Ocak 2025- 31 Aralık 2025 dönemine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin cirosu 41,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Verimlilik artışının yanı sıra uygulanan disiplinli maliyet ve gider yönetimi etkisiyle 2025 yılında 5,4 milyar TL seviyesinde FAVÖK elde edilirken, FAVÖK marjı ise %13,2 seviyesinde gerçekleşti. Yılın ikinci yarısında hayata geçirilen operasyonel ve finansal iyileştirme adımları sayesinde, regülasyon değişikliklerinin yarattığı olumsuz etkiye rağmen ikinci yarı net kârla tamamlandı. Ancak ilk yarıdaki zararın etkisiyle, yıl geneli sonuçları bu performansa paralel bir seviyede gerçekleşti. Özellikle son çeyrekte görülen güçlü nakit yaratımı ve gelecek odaklı, kontrollü sabit kıymet yatırım harcamalarının etkisiyle 5,6 milyar TL seviyesinde serbest nakit akış yaratıldı. Uygulanan çevik finansman aksiyonlarının da etkisiyle borçluluk seviyesi azaltılarak, 2025 yılı 0,8x seviyesinde Net Borç/FAVÖK oranıyla kapatıldı. Brisa CEO’su Vecih Yılmaz, 2025 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2025 yılı, lastik sektöründe pazar ve müşteri beklentilerinin dönüştüğü, küresel ve yerel ekonomik koşulların talep üzerinde dalgalanmalar yarattığı bir yıl oldu. Bu süreçte stratejik odağımızı koruyarak teknoloji yatırımlarımıza ve yüksek katma değerli ürün segmentine odaklandık. Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarımızla hem operasyonel verimliliğimizi destekledik hem de uzun vadeli rekabetçiliğimizi güçlendirdik. Brisa’nın güçlü temelleri ve stratejik öncelikleri doğrultusunda finansal disiplin ve operasyonel verimlilik yaklaşımımızı sürdürüyoruz. 2026 yılında daha dengeli talep koşullarında attığımız stratejik adımların katkısını daha net görmeyi bekliyoruz.” Premium segment odağıyla büyüme 2025 yılı boyunca Ar-Ge yatırımlarını sürdüren Brisa, 68 yeni ürünü pazara sundu. Yüksek jantlı ve elektrikli-hibrit araçlara uyumlu ürünlerle premium segmentte pazar payı artışı sağladı. Aksaray fabrikasında devreye alınan yeni üretim teknolojileri ve kalite sertifikasyonlarıyla iki üretim tesisi de küresel OEM standartlarıyla uyumlu hale gelerek yüksek katma değerli üretim altyapısı desteklendi. Brisa, uluslararası pazarlarda Lassa markasıyla büyümesini sürdürürken Türkiye lastik sektöründeki ihracat liderliği konumunu korudu. Ayrıca uzun vadeli büyüme hedefleri doğrultusunda perakende yatırımlarıyla küresel varlığını güçlendirdi. Hizmet ağında genişleme Brisa, entegre mobilite çözümlerinde büyümeyi sürdürdü. Arvento markasıyla aktif cihaz sayısı 840 binin üzerine çıkarken, 242 bin araçlık filo parkına dijital takip ve lastik yönetimi hizmeti sunuldu. Türkiye genelinde 157 noktaya ulaşan hızlı bakım servis ağı ile müşterilere sunulan hizmet kapsamı genişletildi. Önümüzdeki dönemde de stratejik hedefler doğrultusunda müşteri deneyimine odaklanan çözümlerin yaygınlaştırılması, özellikle filo müşterilerinin toplam satın alma ve operasyon maliyetlerini optimize etmeye odaklanan veri temelli çözümler üzerinden iş birliklerinin artırılması hedefleniyor.

Otokar, 17. Kez Üst Üste Türkiye Otobüs Pazarının Lideri Oldu Haber

Otokar, 17. Kez Üst Üste Türkiye Otobüs Pazarının Lideri Oldu

Türkiye'de 60 yılı aşkın süredir otomotiv sektörünün öncü ismi olan Otokar, 2025 yılında Türkiye otobüs pazarında 17. kez liderliği elde ederken Avrupa'da otonom teknoloji ve stratejik üretim iş birlikleriyle küresel konumunu güçlendirdi. 6 metreden 21 metreye uzanan geniş ürün gamı, alternatif yakıt teknolojileri ve güçlü Ar-Ge altyapısıyla şirket, sürdürülebilir ulaşım dönüşümünde öncü rol üstlenmeye devam etti. KÜRESEL ÜRETİM GÜCÜNDE STRATEJİK ORTAKLIK Otokar, 2025 yılında Avrupa'nın önde gelen otobüs üreticilerinden Daimler Buses ile stratejik bir üretim anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Mercedes-Benz Conecto model otobüsleri Otokar'ın Sakarya fabrikasında üretilmeye başlayacak. Bu iş birliğiyle Otokar, kendisinin de aralarında olduğu Avrupa'nın en büyük beş otobüs üreticisinden ikisine daha üretim yapar hale gelerek küresel otomotiv değer zincirindeki konumunu pekiştirdi. AVRUPA’DAKİ AÇILIMINI SÜRDÜRÜYOR Sakarya'dan 60'tan fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Türk mühendisliğini dünyaya taşıyan Otokar, 2025 yılında küresel ayak izini genişletmeye devam etti. Fransa, İtalya ve Almanya gibi ana pazarlarındaki konumunu korurken, İsveç'e gerçekleştirdiği ilk ihracat ve Jersey Adası'nda hizmete giren sağdan direksiyonlu otobüsleriyle yeni pazarlarda yerini aldı. Busworld Ödülleri kapsamında e-Territo modeliyle "Ekoloji Ödülü"nü kazanan şirket, çevre dostu ulaşım çözümlerindeki yetkinliğini uluslararası otoriteler nezdinde tescilledi. Otokar, İtalya'da hizmete başlayan 60'a yakın alternatif yakıtlı otobüsü ve Fransa'da e-Territo'nun ilk satışıyla düşük ve sıfır emisyonlu araçlardaki başarılı performansını sürdürdü. OTONOM TEKNOLOJİDE TÜRK MÜHENDİSLİĞİ İMZASI Otonom sürüş yetkinliklerini bir üst seviyeye taşıyan Otokar, tamamen kendi mühendislik ve yazılım kaynaklarıyla geliştirdiği Otonom e-Centro ile Avrupa'da bir ilki gerçekleştirdi. Macaristan'da TÜV Rheinland tarafından 30 gün boyunca 148 farklı senaryoda 600'ün üzerinde teste tabi tutulan araç, bu kapsamlı süreci başarıyla tamamlayan ilk Türk otonom aracı unvanını kazandı. Test başarısının ardından İspanya'nın Madrid şehrindeki Mercamadrid akıllı kentsel alanında yolcu taşımaya başlayan Otonom e-Centro, Otokar'ın gelecek nesil mobilite çözümlerindeki iddialı konumunu simgeliyor. “MÜHENDİSLİK BİRİKİMİMİZİ KÜRESEL BAŞARIYA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ” Şirketin 2025 yılı performansıyla ilgili değerlendirmede bulunan Otokar Ticari Araçlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kerem Erman; “17 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz liderlik, müşterilerimizin Otokar'a duyduğu güvenin en somut göstergesi. Uzun yıllardır lider oluşumuz bize her zaman daha iyisini yapma yönünde sorumluluk yüklüyor ve motive ediyor. Türkiye otobüs pazarının büyüme sergilediği 2025 yılında, toplu taşımadaki artan ihtiyaç sebebiyle özellikle belediye/halk otobüsü segmentinde büyüme gerçekleşti. Otokar olarak biz de bu alanda önemli teslimatlara imza atmamızın yanı sıra turizm ve servis alanında da Sultan aracımızla uzun süredir devam eden satış başarımızı pekiştirdik” dedi. Daimler Buses ile gerçekleştirilen stratejik üretim iş birliğine değinen Erman: "Otokar’ın da aralarında olduğu Avrupa'nın en büyük otobüs üreticilerinden ikisine daha üretim yapacak olmamız, mühendislik yetkinliğimizin ve üretim kalitemizin dünya çapında takdir gördüğünü gösteriyor" açıklamasını yaptı. Otonom teknoloji ve sürdürülebilirlik yatırımlarını da değerlendiren Kerem Erman şunları söyledi: "Otonom e-Centro projemiz, Türk mühendisliğinin teknoloji ihracatında ulaştığı noktayı kanıtlıyor. TÜV Rheinland tarafından test edilen ilk Türk otonom aracı olması ve ardından İspanya’da toplu taşımada kullanılmaya başlaması bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu araç sadece bir otobüs değil; yazılım ve otonom teknolojilerde Türkiye'nin küresel sahneye çıkışının sembolü. 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefiyle ilerleyen Koç Holding Karbon Dönüşüm Programı’nın aktif bir parçası olarak elektrikli ve alternatif yakıtlı araç portföyümüzü genişletmeye devam ediyoruz. e-Territo ile kazandığımız Busworld Ekoloji Ödülü bu alandaki kararlılığımızın bir yansıması. 2026 yılında Avrupa'daki varlığımızı yeni nesil elektrikli araç ailesiyle genişleterek sürdürülebilir mobilite alanındaki öncü rolümüzü güçlendireceğiz." TİCARİ ARAÇLARDA DİĞER GELİŞMELER Ar-Ge ve mühendislik gücüyle geçen yıl ürün çeşitliliğini artıran Otokar, hafif kamyon pazarında 7-15 ton segmentinde adet bazında satışlarını 2024 yılına oranla yüzde 21 artırdı. Kendi satış ağıyla Avrupa'ya resmi olarak ihracat yapabilen tek hafif kamyon üreticisi olan şirket, yurt dışındaki distribütörleriyle ihracat faaliyetlerine devam etti. Pick-up pazarına ise 2024'ün son çeyreğinde Foton Tunland modeliyle giriş yapan Otokar, 2025 yılında bu segmentte başarılı bir performans sergiledi. Hibrit motor seçeneği, yüksek konfor seviyesi ve gelişmiş teknolojik donanımıyla öne çıkan Foton Tunland V9'un satışlarıyla ürün gamını genişleten şirket, yıl sonunda 4x2 versiyonunu da ürün ailesine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.