Hava Durumu

#Kaptanlar

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Kaptanlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaptanlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kâmil Koç ile Yürüdüm, Hiç Yalnız Hissetmedim Haber

Kâmil Koç ile Yürüdüm, Hiç Yalnız Hissetmedim

ARKAMDA GÜÇLÜ BİR MARKA OLDUĞUNU BİLİYORDUM On sekiz yaşında bu iş hayatına atıldığımda çevremdeki herkes karşıydı. Abim bile "Otogar erkeklerin egemen olduğu bir sektör, on beş-yirmi günde o işi bırakırsın" dedi. Ben de ona tek bir şey sordum: "Onların yaptığı işi ben neden yapamıyorum?" İşte o soruyla başladı her şey. Ama şunu açıkça söyleyeyim; bu yolda yalnız değildim. Arkamda Kâmil Koç gibi köklü ve güvenilir bir marka olduğunu bilmek, ilk günden itibaren bana büyük bir güç verdi.Kâmil Koç'un adını taşımak, müşteri gözünde zaten bir güvence sunuyordu. Ben de o güvenceyi her gün hizmetimle pekiştirdim. KÂMİL KOÇ'UN STANDARTLARI BENİ HEP TAŞIDI İlk zamanlar otobüsçüler bankoya geldiğinde beni görünce şaşırıyorlardı. "Burada senden başka kimse yok mu?"diyorlardı. Onlara şunu söylüyordum: "Ben varım. Sizin faturanızı da ben keseceğim, yolcularınızı da ben bindireceğim." Zamanla gördüler ki ben sadece bir acente değil, Kâmil Koç'un bu bölgedeki yüzüyüm. Şirketin sunduğu eğitimler, sistemler ve operasyonel destek sayesinde işimi en doğru şekilde öğrendim. Kâmil Koç'un iş yapış biçimi bana bir çerçeve sundu; o çerçeve içinde kendimi geliştirdim, müşteriye doğru yaklaştım ve sektörde saygın bir yer edindim. YOLCULARIM KÂMİL KOÇ'A, BEN DE KÂMİL KOÇ'A GÜVENIYORUM Yolcularım nereye giderlerse gitsinler, dönüşte arayıp "Bedriye Hanım, biletimizi sen keser misin?" derler. Bu, yirmi iki yıl içinde oluşan karşılıklı bir güvendir. Ama bu güvenin temelinde yalnızca benim çabam değil, Kâmil Koç'un müşteriye verdiği söz de yatıyor. İzmir'den Köyceğiz'e bilet kestiğim bir yolcum, otobüsten inince yanıma geldi. Şoför muavini ona şunu söylemiş: "Köyceğiz Otogarı'ndaki Bedriye Hanım'la iyi geçinin." Bu güvenhem benim emeklerimden hem de Kâmil Koç'un yıllar içinde inşa ettiği kurumsal itibardan besleniyor. İkisi bir araya gelince ortada gerçek bir marka elçisi çıkıyor. HER ZORLU GÜNDE ŞİRKETİM YANIBAȘIMDAYDI Bu yolda yalnızca mesleki zorluklarla değil, çok ağır kayıplarla da sınavdan geçtim. 2004'te bu işe başladım; tam on beş gün sonra babam vefat etti. Altı yıl sonra annem, 2021'de de eşimi kaybettim. Bu dönemlerde işim beni ayakta tuttu. Kendime hep şunu söyledim: "Sevdiğin bir işin ve seni koruyan güçlü bir şirketin var." Kâmil Koç sadece bir iş ortağı değil; kurumsal yapısı, sahadaki desteği ve aile ruhunu koruyan kültürüyle zor günlerde de yanımda hissettirdi kendini. Bu beraberlik benim için çok kıymetliydi. KÂMİL KOÇ, KALİTEYİ HER AYRINTIYA TAŞIYOR Kadının bilemeyeceği, anlayamayacağı bir iş yoktur diyorum. Köyceğiz'de bir otobüs arızalandığında arabama atlayıp sanayiye kadar giderim, motor kaputuna kafamı sokup sorarım: "Hortum mu patladı, elektrik mi arıza verdi?" Kaptanlar "Sen bunu nereden biliyorsun?" diye şaşırıyorlar. Ama iş buysa her parçasını öğrenmek benim sorumluluğumdur. Kâmil Koç da tam bu anlayışla çalışıyor; filosunu sürekli yeniliyor, kaptanlarını eğitiyor, konfordan güvenliğe her ayrıntıyı titizlikle ele alıyor. Ben de acentemde aynı titizliği yansıtmaya çalışıyorum çünkü taşıdığım isim bunu gerektiriyor. DOĞRU MARKAYDI, DOĞRU KARARDI Çalışmak isteyen, kendi işini kurmak isteyen herkese şunu söylüyorum: Güvendiğiniz, sizi destekleyen, sizinle birlikte büyüyen bir marka seçin. Ben on sekiz yaşında Kâmil Koç'la başladım, şu an kırkımdayım. Yirmi iki yıl boyunca bu markanın gücünü her gün arkamda hissettim. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında kadın işletmeciler, kadın kaptanlar var; hepsi bu sektörde hak ettikleri yeri alıyorlar. Kâmil Koç bu dönüşümün hem tanığı hem de taşıyıcısı. Ben de o büyük ailenin gururlu bir parçasıyım.

Büyük İstanbul Otogarı’nda Hırsızlıklar Çığ Gibi Büyüyor Haber

Büyük İstanbul Otogarı’nda Hırsızlıklar Çığ Gibi Büyüyor

Film şirketlerinin karavanları, otoparkları doldurmuş durumda. Esnafa ise “Arabanı nereye bulursan bırak” deniyor. Durum öyle bir noktaya geldi ki artık sadece binek araçlar değil, otobüsler için de park edecek yer kalmadı ancak otogarın en büyük sıkıntısı park yeri değil: Hırsızlıklar. OTOBÜSLER SOYULUYOR, KAPTANLAR İSYANDA Kaptanlar araçlarını park ettikten sonra geri döndüklerinde otobüslerinin soyulduğunu görüyor. Gün geçmiyor ki bir otobüs hırsızlığı yaşanmasın. Kimi zaman otobüslerin bagajları açılıyor, kimi zaman araç içindeki değerli eşyalar çalınıyor. Üstelik tüm bu olaylar koskoca otogarın ortasında herkesin gözü önünde gerçekleşiyor. Sektör temsilcileri isyan ediyor: “Otobüsümüzü nereye park etsek güvende değil. Bu koskoca otogarda güvenlik kalmamış.” GÜVENLİK SADECE YÖNETİM KATINA En büyük sorun ise güvenlik zaafı. Otogarda yeterli sayıda güvenlik görevlisi bulunmuyor. Güpegündüz kavgalar çıkıyor, insanlar birbirine giriyor, trafik saatlerce kilitleniyor ama ortada tek bir güvenlik görevlisi bile yok. Olan birkaç güvenlik görevlisi ise yalnızca İBB yönetim katını korumakla meşgul. Esnafın, şoförlerin ve yolcuların yaşadığı sorunlara müdahale etmek gibi bir görev üstlenmiyorlar. Maaşlarını alıp köşelerinde oturuyorlar. OTOGAR “GEÇEN HANI”NA DÖNMÜŞ DURUMDA Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük ulaşım merkezi olan Büyük İstanbul Otogarı, bugün “geçen hanı”na dönmüş durumda. Güvenlik yok, düzen yok, otopark yok. İBB yönetimi otogarı gelir kapısı olarak görürken, esnaf da kaptan da yolcu da sahipsiz bırakılıyor. Şimdi herkesin sorduğu tek bir soru var: Bu kadar büyük bir tesis, neden sahipsiz bırakılıyor? Otobüs hırsızlıklarının önüne kim geçecek? Esnafın ve yolcuların güvenliğini kim sağlayacak? Cevaplar belirsiz, ama yaşanan gerçek ortada: Otogar gün geçtikçe daha güvensiz, daha karanlık, daha başıboş bir hale geliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.