Hava Durumu

#Lojistik

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koluman Tarsus ile Mercedes-Benz Türk Bayi ve Yetkili Servis Ağında Yeni Adım Haber

Koluman Tarsus ile Mercedes-Benz Türk Bayi ve Yetkili Servis Ağında Yeni Adım

Mercedes-Benz Türk, müşteri deneyimini daha da güçlendirmeye yönelik bayi ve yetkili servis ağı yapılanma stratejisi doğrultusunda yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda Koluman Tarsus bayisi, Mercedes-Benz Türk ağır ticari araç müşterilerine özel olarak yeniden yapılandırılarak hizmete açıldı. Daha önce farklı lokasyonlarda veya farklı ürün grupları ile birlikte aynı tesiste sunulan satış ve satış sonrası hizmetler, yeni yatırımla birlikte tek çatı altında buluşarak yalnızca Mercedes-Benz Türk kamyon ve otobüs müşterilerine odaklanan entegre bir yapıya dönüştürüldü. Ağır ticari araç müşterilerine özel yeni tesis Yeni havalimanı kavşağında, Adana, Tarsus ve Mersin arasındaki yoğun trafik akışının merkezinde yer alan Koluman Tarsus tesisi, stratejik konumuyla da ön plana çıkıyor. Mercedes-Benz Türk ağır ticari araç müşterileri için erişim kolaylığı sağlayan tesis, aynı zamanda markanın bölgedeki görünürlüğünü de güçlendiriyor. Yaklaşık 8 ayda tamamlanan tesis, yalnızca fiziksel bir dönüşümü değil, aynı zamanda Mercedes-Benz Türk’ün müşteri odaklı hizmet anlayışının yeni bir yansımasını temsil ediyor. Mercedes-Benz Türk ağır ticari araç müşterilerine özel olarak yeniden yapılandırılan Koluman Tarsus tesisinin çalışma alanı yaklaşık 600 metrekare artırılırken, genişleyen atölye altyapısı ve artırılan operasyon kapasitesiyle daha yüksek hizmet verimliliği sağlanıyor. 4 kanallı ve 4 kanalsız çalışma alanı içeren ve aynı anda 24 adet araca hizmet verebilecek mekanik atölyesiyle operasyonel kapasitesi daha da güçlendirilen ve Mercedes-Benz Türk’ün yeni kamyon kurumsal kimlik görünümüne uygun olarak yenilenen tesiste, daha önce ortak kullanılan operasyon alanları tamamen ayrıştırılarak Mercedes-Benz Türk’e özel hale getirildi. Böylece servis süreçleri daha etkin yönetilirken uzmanlaşmış hizmet yapısı daha da güçlendirildi. Mercedes-Benz Türk Bayi Ağı ve İş Geliştirme Direktörü Can Balaban konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Mercedes-Benz Türk olarak bayi ağımızla birlikte 9.000’i aşkın kişiye istihdam sağlıyor; satıştan satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerde daha uzmanlaşmış, daha hızlı ve daha verimli bir hizmet yapısı oluşturmak amacıyla yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Koluman Tarsus’ta hayata geçirilen bu yatırım, ağır ticari araç müşterilerimizin ihtiyaçlarına özel olarak tasarlanmış entegre bir hizmet modelini temsil ediyor. Satış ve satış sonrası hizmetlerin tek çatı altında buluştuğu bu yeni yapı ile bölgedeki lojistik ve taşımacılık ekosistemine değer katarak daha da etkin ve daha da bütüncül bir deneyim sunmayı hedefliyoruz.” Mercedes-Benz Türk 2. El Otobüs ve Kamyon Satış Direktörü Didem Özensel ise açılış ile ilgili: ”Türkiye’nin yedi bölgesinde sadece otobüs ve kamyon müşterilerimize hizmet veren bayi ve yetkili servislerimizde çok güçlü bir yeniden yapılanma süreci içerisindeyiz. Bugün de Koluman Tarsus bayimizi yerinde ziyaret ettik. Genişleyen atölye altyapısı ve artırılan operasyon kapasitesiyle daha yüksek hizmet verimliliği sağlanan tesisimizde müşterilerimize üst düzey hizmet sağlamaya devam edeceğiz. Yeni tesisimizin hayırlı olmasını dilerim.” dedi. Koluman Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Ticari Araçlar Direktörü Ali Türkay Saltık ise şöyle konuştu: “Yenice lokasyonunda konumlanan Koluman Tarsus bayimiz ticaretin merkezi olarak ifade edilen stratejik bir konumda hizmet veriyor. Yeni tesisimizde atölyemizi yüzde 56 oranında büyüttük. Bugün derinliği ve kapasitesi daha yüksek bir atölyede müşterilerimize hizmet veriyoruz. Tesisimizin servis altyapısı güçlendirilerek günlük 50 araca kadar hizmet verebilecek kapasiteye ulaşıldı. Yeni tesisimizde servisten, satışa, kaportadan, yedek parçaya kadar tüm alanlarda sunduğumuz hizmeti tek çatı altında birleştirdik. Böylelikle 28 kişilik uzman kadromuzla müşterilerimize uçtan uca tek noktada daha da hızlı daha da pratik hizmet sunuyoruz. Modern altyapısı, güçlü operasyon kapasitesi ve stratejik konumuyla Koluman Tarsus’un, bölgedeki ağır ticari araç müşterilerimiz için önemli bir hizmet merkezi olacağına inanıyoruz.”

Lojistik Sektörü; Ticaretin, Üretimin, İhracatın Ve Büyümenin Stratejik Taşıyıcısı Oldu Haber

Lojistik Sektörü; Ticaretin, Üretimin, İhracatın Ve Büyümenin Stratejik Taşıyıcısı Oldu

Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, küresel e-ticaretin önemli buluşma noktalarından olan Worldef İstanbul 2026 Fuarı’nda sektörün geleceğine ilişkin vizyonunu paylaştı. İstanbul Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen fuarın ikinci gününde düzenlenen “Lojistiğin Yeni Hikâyesi” başlıklı panelde konuşan Tarkan Türkel, lojistik sektöründeki dönüşüm dinamiklerini değerlendirdi. Worldef Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Orxan Isayev’in moderatörlüğünde gerçekleşen panele katılan Türkel, lojistiği sadece bir taşıma faaliyeti olarak görmediklerinin altını çizerek, “Lojistik; üretimin, ticaretin, sanayinin, ihracatın ve tedarik zincirinin sürdürülebilir şekilde işlemesini sağlayan stratejik bir alan. Bu nedenle hedefimiz müşterilerimize sadece taşıma hizmeti vermek değil, onların operasyonel verimliliğine, maliyet yönetimine ve büyüme hedeflerine katkı sağlayan güvenilir bir iş ortağı olmak. Sürat Lojistik olarak odağımız; esnek, ölçeklenebilir, teknolojiyle desteklenen ve müşteri ihtiyacına göre şekillenen lojistik çözümler geliştirmek. Bugün sektörde fark yaratmanın yolu sadece araç kapasitesinden değil, doğru planlama, güçlü tedarikçi yönetimi, hızlı aksiyon alma kabiliyeti ve güvenilir operasyon yapısından geçiyor” değerlendirmesinde bulundu. ŞİRKETLERİN REKABET GÜCÜNÜ DOĞRUDAN ETKİLİYOR Lojistiğin şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik alanlardan biri olduğuna da dikkat çekerek, ürünlerin doğru zamanda, doğru maliyetle ve güvenli şekilde teslim edilmesinin kritik önem taşıdığını ifade eden Türkel sözlerine şöyle devam etti: “Lojistik süreçlerinde yaşanan aksaklıklar operasyonların yanı sıra, müşteri memnuniyetini, satış performansını ve marka algısını da etkiliyor. Lojistik artık işletmelerin arka plandaki destek fonksiyonundan da öte büyüme stratejilerinin önemli bir parçası. Özellikle maliyetlerin arttığı, tedarik zincirlerinde kırılganlıkların yaşandığı ve hız beklentisinin yükseldiği bir dönemde lojistik yönetimi çok daha kritik hale geldi. Şirketler lojistik iş ortaklarından yalnızca araç temini değil, planlama, optimizasyon, esneklik, görünürlük ve sürdürülebilir çözümler bekliyor. Sürat Lojistik olarak biz de bu noktada müşterilerimizin operasyonlarını daha verimli hale getirecek çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü iyi yönetilen lojistik, şirketlere hız, maliyet avantajı ve güven kazandırıyor.” “HER ŞİRKETİN LOJİSTİK İHTİYACI BİRBİRİNDEN FARKLI” Her sektörün, her şirketin hatta aynı sektördeki farklı işletmelerin dahi lojistik ihtiyacının birbirinden farklı olduğunu anlatan Türkel “Bizim yaklaşımımızda her müşteriye aynı kalıbı sunmak yok. Bizim için lojistikte asıl değer, müşterinin ihtiyacını doğru okuyup ona uygun çözümü sunabilmek. Standart taşıma hizmeti vermek yerine, müşterinin operasyonuna dokunan ve ona verimlilik sağlayan bir yapı kurmayı önemsiyoruz” dedi. Panelde teknolojinin sektöre etkilerine de değinen Türkel, yapay zekânın lojistik alanında önemli bir dönüşüm fırsatı sunduğunu söyledi. Özellikle rota optimizasyonu, talep tahmini, kapasite planlaması, araç doluluk oranlarının artırılması ve operasyonel risklerin önceden tespit edilmesi gibi alanlarda yapay zekâ kullanımının hızla yaygınlaşacağını belirten Türkel, teknolojinin saha deneyimiyle birleştiğinde gerçek değer ürettiğini vurguladı. Türkel, “Sürat Lojistik olarak dijitalleşmeyi ve veriye dayalı yönetimi operasyonel kabiliyetimizin tamamlayıcı unsurları olarak görüyoruz. Hedefimiz teknolojiyi bir söylem olarak değil, sahada sonuç üreten bir araç olarak kullanmak” diye konuştu. “TÜRKİYE LOJİSTİK ÜS OLMA POTANSİYELİNE SAHİP” Moderatör Orxan Isayev’in “Türkiye’nin lojistik sektörü açısından güçlü bir konuma sahip olduğu sıkça vurgulanıyor. Sizce Türkiye bu potansiyeli nasıl daha güçlü bir avantaja dönüştürebilir?” sorusuna ise Tarkan Türkel şu yanıtı verdi: “Türkiye, lojistik açısından çok güçlü bir coğrafi avantaja sahip. Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına yakınlığıyla üretim, ticaret ve transit taşımacılık açısından önemli bir merkez olma potansiyeli taşıyor. Ancak bu potansiyelin gerçek bir avantaja dönüşmesi için yalnızca coğrafi konum yeterli değil. Altyapının güçlenmesi, demiryolu ve denizyolu entegrasyonunun artması, intermodal taşımacılığın gelişmesi, dijital sistemlerin yaygınlaşması ve sektörün nitelikli insan kaynağıyla desteklenmesi gerekiyor. Türkiye’nin lojistik üs olma hedefinde özel sektörün de çok önemli bir rolü var. Sürat Lojistik olarak biz de kendimizi bu dönüşümün aktif bir oyuncusu olarak görüyoruz. Genç bir şirketiz ama güçlü bir vizyonla ilerliyoruz. Tedarikçi ağımızı, operasyonel kapasitemizi, dijitalleşme kabiliyetimizi ve müşteri odaklı çözüm yaklaşımımızı sürekli geliştiriyoruz.”

Ticari Araç Üstyapı Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı Yine Murat Arslan Oldu Haber

Ticari Araç Üstyapı Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı Yine Murat Arslan Oldu

Ticari Araç Üstyapı Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (TÜSTED), Bursa’da gerçekleştirilen genel kurulu ile sektördeki temsil gücünü perçinledi. TÜSTED Genel Kurulu’na İSTAB Başkanı Aziz Baş, Başkan Vekili Bülent Doğmuş, Başkan Yardımcısı Ahmet Akgenç, Genel Sekreter Esat Yıldırım, Yönetim Kurulu Üyesi Vahit Kaya, Alber Turizm şirket ortakları Berkant Durukan, Erdem Bayrak ’da katıldı. Sektör paydaşlarının yoğun katılım gösterdiği kurulda, TÜSTED Başkanı Murat Arslan, sektörün yaşadığı zorlu süreçlerden ancak "ortak irade" ile çıkılabileceğinin altını çizdi. "Rekabetten Önce İş Birliği Gerekiyor" Başkan Murat Arslan, yaptığı konuşmada özellikle NVR (Tip Onayı) sürecinde yaşanan üretim duruşlarına ve maliyet artışlarına dikkat çekerek şunları söyledi: "Onlarca yıllık emekle büyütülmüş firmalar, ilk kez gelecek kaygısını bu kadar güçlü hissetti. O günlerin bize öğrettiği en önemli gerçek şuydu: Rekabetten önce iş birliği gerekiyor. Tek başına mücadele dönemi geride kaldı. TÜSTED, bu ihtiyacın bir sonucu olarak doğdu." Sektörün Türkiye ekonomisi için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Arslan, bakanlıklar ve ilgili kamu otoriteleriyle kurulan yapıcı diyaloğun meyvelerini vermeye başladığını ifade etti. "Dünya Standartlarında Bir Hikâye Yazıyorsunuz" Genel Kurulda konuşan BTSO Başkanı İbrahim Burkay, sektörün yazdığı başarı hikayesini takdirle karşıladıklarını belirterek iş birliği çağrısında bulundu. Konuşmasında TÜSTED üyelerinin Türkiye ekonomisine sunduğu katma değere vurgu yapan İbrahim Burkay şunları ifade etti: "Birçok şirketinizi ziyaret ettim ve gördüm ki; siz gerçekten üst yapıda bir hikâye yazıyorsunuz. Bu hikâye tüm dünya tarafından takdir ediliyor. Türkiye’yi bu alanda ön tarafa çıkartarak büyük bir başarıya imza atıyorsunuz." Dünyadaki ekonomik zorluklara değinen Burkay, "Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır" diyerek, sektörün aynı çatı altında toplanmasının sorunların çözümünde anahtar rol oynayacağını belirtti. Başkan Burkay, sektör temsilcilerine BTSO bünyesindeki teknolojik imkanları kullanma çağrısı yaptı: AR-GE ve İnovasyon: Firmaların özellikle kompozit malzemeler ve ileri teknoloji alanındaki AR-GE çalışmaları için BTSO merkezlerini birer üs olarak kullanmaları tavsiye edildi. Baran Çelik: "Türkiye’nin Şampiyon Sektörünün Temsilcilerisiniz" Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Koordinatör Başkanı Baran Çelik, otomotiv sektörünün Türkiye ihracatındaki sarsılmaz liderliğine dikkat çekerek TÜSTED üyelerine seslendi: "Türkiye’nin son 20 yılının 18’inde şampiyon olmuş, ihracatın lider sektörünün temsilcilerisiniz. Otomotiv endüstrisi, 273 milyar dolarlık toplam ülke ihracatının yaklaşık 35,5 milyar dolarını tek başına gerçekleştiriyor. Bu başarının içinde minibüs ve ticari araç üst yapı grubunun 4 milyar dolara yaklaşan payı hayati önem taşıyor. Birçok bağımsız sektörden daha fazla ihracat yapan bu dev yapının Bursa merkezli bir dernekle güç birliği yapması gurur verici." "Açık İletişim Kurum Kültürümüzdür" TSE Bursa Bölge Koordinatörü Burak Turna, ulaşım sistemleri ve lojistik sektörü temsilcilerinin bir araya geldiği organizasyonda katılımcılara hitap etti. Konuşmasında kurumsal şeffaflık ve iş birliği mesajları veren Turna, Bursa’daki bu buluşmanın sektörün geleceği açısından kıymetli olduğunu belirtti. TSE’nin hizmet anlayışında diyaloğun önemine dikkat çeken Burak Turna, "Kurum olarak en büyük önceliğimiz, paydaşlarımızla olabildiğince açık ve net bir iletişim kurmak. Bugün burada, Bursa’da böylesine geniş katılımlı bir organizasyonda yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. Belediye Başkanımızın da katılımıyla güçlenen bu birliktelik, ortak hedeflerimize ulaşmada büyük önem taşıyor," dedi. Sektörel Sorumluluk ve İş Birliği Vurgusu İletişim kanallarını her zaman açık tutacaklarını ifade eden Turna, konuşmasına şöyle devam etti: "Bugünden itibaren sektör temsilcilerimizle olan bağlarımızı en güçlü ve nitelikli şekilde korumaya devam edeceğiz. Sektörün sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz ve her türlü görüş alışverişine açık olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Bu büyük ailenin bir araya gelmesi, ortak başarımız için itici bir güç olacaktır." "Ekonomiye Katkı Sağlamaya Hazırız" Süreçlerin yürütülmesinde tüm meslek gruplarının ve paydaşların desteğinin kritik olduğunu hatırlatan Turna, "Elimizden gelen tüm desteği sizlere sunmaya gayret ediyoruz. Temel amacımız, yürütülen tüm çalışmaların ülke ekonomisine katma değer sağlamasıdır. Bu vesileyle organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyor, başarılarımızın devamını diliyorum," diyerek sözlerini noktaladı. Aziz Baş: “Üst yapı noktasında yaşadığımız sorunların TÜSTED Yönetimiyle Çözüleceğine İnanıyoruz” İstanbul Taşımacılar Birliği Derneği Başkanı Aziz Baş ve yönetim kurulu üyeleri, TÜSTED Genel Kurulu’na katılım sağladı. Seçimlerin ardından konuşma yapan Aziz Baş, yeni yönetime başarı dileklerini iletti. TÜSTED Başkanlığı’na seçilen Murat Arslan ve yönetim kurulunu tebrik eden Baş, sektörün önemli sorunlarının çözümü konusunda yeni yönetime güvendiklerini ifade etti. Aziz Baş, özellikle kamera ve panik butonu zorunluluğu konusunda Bakanlık nezdinde yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Hafif ticari araç segmentinde üst yapıya yönelik zorunlulukların sektörü zorladığını ifade eden Baş, özellikle okul taşıtı revizyonlarında son dönemde ciddi sıkıntılar yaşandığını kaydetti. Aziz Baş, “Birçok kez Bakanlık nezdinde sorunların çözümüne yönelik görüşmelerde bulunduk. Ama sizlerin bu yükü omuzlarımızdan alacağınıza ve Sayın Başkan Murat Arslan liderliğinde çözüme kavuşacağına inanıyoruz. Tüm yönetim kurulumuz adına davetiniz için teşekkür ediyoruz. Yolunuz açık olsun” ifadelerini kullandı. TÜSTED’in Yeni Yönetim Kadrosu Şekillendi Genel kurulun ardından derneğin yeni yönetim ve denetim kurulları da resmiyet kazandı. Sektörün tecrübeli isimlerinden oluşan yeni liste şu şekilde: Yönetim Kurulu (Asil): Murat Arslan, Savaş Keskin, Bahtiyar Yenizağra, Bayram Taşocak, Yusuf Can Aydın, Serhat Akpınarlı, İlker Yıldırım. Yönetim Kurulu (Yedek): Eşref Kurtuluş, Rasim Gür, Gürcan Gültekin, İlhami Bozkuş, Sacit Köken, Mehmet Meydan, Mustafa İmir, Osman Çelik. Denetim Kurulu (Asil): Mesut Erduman, Mustafa Bayrak, Ali Acar. Denetim Kurulu (Yedek): Uğur Sönmezyuva, Meryem Canbaz, Kenan Mutlu. Hedef: Daha Görünür Bir Sektör 70 üye firmaya ulaşan TÜSTED, önümüzdeki dönemde mevzuat süreçlerinde daha aktif rol almayı, teknik çalışma grupları kurmayı ve sektörün ihracat kapasitesini uluslararası arenada daha görünür kılmayı hedefliyor. TÜSTED Genel Kurul’da seçimlerin ardından İSTAB Başkanı Aziz Baş, Başkan Vekili Bülent Doğmuş, Başkan Yardımcısı Ahmet Akgenç, Genel Sekreter Esat Yıldırım, Yönetim Kurulu Üyesi Vahit Kaya, Alber Turizm şirket ortakları Berkant Durukan, Erdem Bayrak, TÜSTED Başkanı Murat Arslan, Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Can Aydın ve Yüksel Dizayn Yönetim Kurulu Üyesi Talat Aydın ile biraraya geldi.

Mercedes-Benz Türk’ten DHL Supply Chain Türkiye’ye 3 Adet Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatı Haber

Mercedes-Benz Türk’ten DHL Supply Chain Türkiye’ye 3 Adet Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatı

Mercedes-Benz Türk, dünyanın lider lojistik firması DHL Group bünyesinde faaliyet gösteren DHL Supply Chain Türkiye’ye 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici teslim etti. Filoya katılan yeni araçlar, şirketin farklı lojistik operasyonlarında fabrika ve depolar arasında gerçekleştirilen taşımalarda görev alacak. DHL Supply Chain Türkiye, teslim aldığı yeni araçlarla birlikte düşük karbon emisyonlu taşımacılık hedefleri doğrultusunda batarya elektrikli ağır ticari araçların operasyonel kullanımını genişletmeyi amaçlıyor. Gelişmiş elektrikli güç aktarma sistemleri, 600 kWh kullanılabilir kapasiteye sahip uzun ömürlü LFP batarya teknolojisi ve uzun menzil performansıyla dikkat çeken Mercedes-Benz eActros 600 çekiciler, özellikle yoğun operasyonların yürütüldüğü lojistik hatlarda yüksek verimlilik ve sessiz sürüş avantajı sunuyor. Baştan sona elektrikli olarak tasarlanan “doğuştan elektrikli” çekici modeli Mercedes-Benz eActros 600, tam yüklü koşullarda 500 kilometreye varan* menziliyle şehirler arası ağır yük taşımacılığında yüksek verimlilik sunan bir alternatif olarak öne çıkarken, gelişmiş güvenlik ve konfor donanımlarıyla sürücü güvenliğini ve konforunu da ön planda tutuyor. Elektrikli Dönüşüm Hız Kazanıyor Teslimat töreninde değerlendirmelerde bulundan Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, DHL Supply Chain Türkiye’ye gerçekleştirilen 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 teslimatının markayla olan iş birliklerini daha da ileriye taşıyacağına inandıklarını belirterek, yeni araçlarının DHL Supply Chain Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi. Mercedes-Benz Türk Kamyon Ürün ve Pazar Yönetimi Grup Müdürü Serra Yeşilyurt ise teslimata ilişkin yaptığı açıklamada, “DHL Supply Chain Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz bu teslimat, ağır ticari araçlarda elektrikli dönüşümün lojistik sektöründe giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Mercedes-Benz Türk olarak geliştirdiğimiz yeni nesil batarya elektrikli araçlarımızla müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor; süreç boyunca sunduğumuz operasyon analizi ve mobilite danışmanlığı gibi bütüncül çözümlerle elektrikli taşımacılığa geçişlerini desteklemeyi amaçlıyoruz. DHL Supply Chain Türkiye ile başlattığımız bu iş birliğinin önümüzdeki dönemde yeni projelerle daha da gelişmesini temenni ediyorum.” dedi. Operasyonlarımız Daha Verimli Hale Geliyor DHL Supply Chain Türkiye İş Birimi & Nakliye Direktörü Utku Uysal ise konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “DHL Group 2030 Stratejisi kapsamında "Tercih Edilen Yeşil Lojistik" olmak önceliğimiz. DHL Supply Chain Türkiye olarak 2030 yılına kadar filomuzun çoğunluğunu elektrikli araçlarla güçlendirme hedefimiz var. Bu bağlamda 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekiciyi bünyemize kazandırmaktan ve böylece Çevresel, Sosyal ve Yönetim ilkelerimiz doğrultusunda sürdürülebilir bir gelecek için attığımız adımları somutlaştırmaktan mutluluk duyuyoruz. Düşük karbon emisyonlu taşımacılık hedefimize emin adımlarla ilerlerken Mercedes-Benz Türk ile başlattığımız bu iş birliğinin önümüzdeki dönemde farklı projelerle daha da güçlenmesini temenni ediyoruz.”

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten eActros 600 ile Elektrikli Tır Hamlesi Haber

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten eActros 600 ile Elektrikli Tır Hamlesi

DHL Supply Chain Türkiye ve Nestlé Türkiye’nin hayata geçirdiği elektrikli tır projesi kapsamında devreye alınan 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici, Nestlé Türkiye’nin fabrika ile ana deposu arasındaki taşımacılık faaliyetlerinde aktif kullanılacak. Bu adım, tedarik zincirinde düşük karbonlu taşımacılık modeline geçişi hızlandırırken, lojistik süreçlerinde daha verimli bir operasyon yapısının oluşturulmasına katkı sağlayacak. Proje, DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye, ve Mercedes-Benz Türk’ün ortak vizyonu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda hayata geçirildi. İlham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüm Konuyla ilgili bilgi veren DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Buket Cox, “Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, DHL’in sorumlu ve entegre tedarik zinciri yaklaşımı ile Nestlé’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçimlerinin merkezine alan vizyonunun güçlü bir kesişim noktasını temsil ediyor. DHL Group’un 2030 Stratejisi kapsamında ‘Tercih Edilen Yeşil Lojistik’ olma isteğimizle, büyüyen sürdürülebilir filomuzu yeni nesil lojistik ihtiyaçlarına uygun ve yenilikçi araçlarla güçlendirerek hem operasyonel verimliliğimizi artırmayı hem de çevresel etkimizi en aza indirmeyi hedefliyoruz. Bununla birlikte, Çevresel, Sosyal ve Yönetim ilkelerimiz doğrultusunda sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerle sınırlı görmeyip; toplumsal faktörler ve güçlü kurumsal yönetim anlayışıyla birlikte ele alıyor, daha yaşanabilir bir gelecek için somut adımlar atmaya devam ediyoruz. Vizyonumuzu paylaşan Nestlé Türkiye ile iş birliğimizden büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu değer birlikteliğinin, sürdürülebilir lojistik alanında ilham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüme katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Tedarik zincirinde sürdürülebilir ve entegre dönüşüm Nestlé’nin tedarik zinciri yaklaşımının sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve uçtan uca operasyonel mükemmeliyet odağında şekillendiğini belirten Nestlé Türkiye Tedarik Zinciri Genel Müdürü Mehmet Ali Keleş, “Çalışmalarımızın merkezinde, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken, gelecek nesillerin yaşam kaynaklarını koruma sorumluluğu yer alıyor. Operasyonlarımızda verimlilik ile sürdürülebilirliği birbirini tamamlayan iki temel öncelik olarak ele alıyoruz. DHL Supply Chain Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu proje sayesinde süreçlerimizi daha etkin hale getirirken, lojistik operasyonlarımızın dönüşümüne de katkı sağlıyoruz. Nestlé Türkiye’ye özel olarak tahsis edilen elektrikli tırlar, planlama, operasyonel süreklilik ve esneklik açısından önemli avantajlar sunarken, düşük karbon emisyonlu taşımacılık modeline geçişimizde de stratejik bir rol üstleniyor. İş ortaklarımızla aynı vizyonu paylaşmaktan ve çevresel sürdürülebilirlik alanındaki etkimizi birlikte büyütmekten memnuniyet duyuyoruz,” dedi. Elektrikli taşımacılığa bütüncül çözümler Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt ise “Mercedes-Benz Türk olarak elektrifikasyonun artık yalnızca geleceğe yönelik bir vizyon değil, lojistik sektöründe somut bir dönüşüm alanı olduğuna inanıyoruz. Geliştirdiğimiz yeni nesil batarya elektrikli araçlarımızla müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor; süreç boyunca sunduğumuz operasyon analizi ve mobilite danışmanlığı gibi bütüncül çözümlerle elektrikli taşımacılığa geçişlerini destekliyoruz. Bu kapsamda pazara sunduğumuz Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz de bu vizyonun en önemli temsilcisi. Uzun menzil, yenilikçi batarya teknolojisi ve gelişmiş güvenlik destek sistemleriyle donatılan “doğuştan elektrikli” Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz, yenilikçi teknolojileri bir arada sunuyor. DHL Supply Chain Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici teslimatının, markalarımız arasındaki iş birliğini önümüzdeki dönemde yeni projelerle daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz,” dedi.

Bayram Öncesi Lojistikte Yoğun Dönem: Kapasiteler Sınırları Zorluyor Haber

Bayram Öncesi Lojistikte Yoğun Dönem: Kapasiteler Sınırları Zorluyor

Kurban Bayramı öncesinde artan tüketim ve online sipariş hacmi, lojistik sektöründe operasyonel yoğunluğu önemli ölçüde artırıyor. Özellikle gıda, e-ticaret ve perakende sektörlerinde yaşanan talep artışı; depolama, sevkiyat ve dağıtım süreçlerinde güçlü planlama ve teknolojik altyapının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Akca Lojistik, bayram dönemlerinde artan operasyonel yükü geniş depolama kapasitesi, uçtan uca lojistik çözümleri ve güçlü teknolojik altyapısıyla yönetirken; mikro dağıtım ve etkin depo yönetimi uygulamalarıyla iş ortaklarının ihtiyaçlarına hızlı şekilde yanıt veriyor. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, Kurban Bayramı öncesinde yaşanan yoğunluğa ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bayram dönemleri özellikle gıda, e-ticaret ve perakende sektörlerinde operasyonel yoğunluğun en yüksek seviyelere ulaştığı dönemler arasında yer alıyor. Kurban Bayramı 2024-2025 kıyaslamasında sipariş hacimlerimizde yaklaşık yüzde 25 oranında artış yaşandı. Özellikle bayram öncesindeki son 3-4 gün teslimat yoğunluğunun maksimum seviyeye ulaştığını görüyoruz. Son 48 saat ise sevkiyat operasyonlarının zirve yaptığı dönem oluyor. Bayramın son haftasında kapasitemizde yaklaşık yüzde 25 artış yaşanıyor Bu süreçte kapasite kullanım oranlarımız sınırları zorluyor. Bayramın son haftasında ise genel operasyonel kapasitemizde yaklaşık yüzde 25 artış yaşanıyor. Henüz yaz sezonunun tam olarak başlamamış olması ve okulların açık olması nedeniyle en yoğun operasyon bölgemiz yine Marmara Bölgesi oldu. Özellikle gıda lojistiğinde dikkat çekici bir hareketlilik söz konusu. Geçen yılın aynı dönemine göre gıda sevkiyatlarımızda yaklaşık yüzde 10, süt perakendesinde ise yüzde 15 civarında artış yaşandı. Bu yoğun dönemlerde lojistik süreçlerin kesintisiz, hızlı ve kontrollü şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor. Akca Lojistik olarak güçlü altyapımız, yaygın operasyon ağımız ve deneyimli ekiplerimizle iş ortaklarımızın ihtiyaçlarına hızlı ve etkin çözümler sunmaya devam ediyoruz.”

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı Haber

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı

TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen 8. Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi, ağır ticari araç, treyler, lojistik ve yan sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen zirvede; sektörün dönüşüm süreci, bağlantılı araç teknolojileri, sürdürülebilirlik hedefleri ve geleceğin lojistik modelleri kapsamlı şekilde ele alındı. TAİD (Ağır Ticari Araçlar Derneği) Başkanı Burak Hoşgören zirvenin açılış konuşmasında, ağır ticari araçların veri üreten, öğrenen ve lojistik süreçlerin tamamına değer katan bağlantılı sistemlere dönüşerek sektörün geleceğini şekillendirdiğini vurguladı; “Artık taşımacılık dünyasında yalnızca araçlardan, motorlardan, treylerlerden ya da filolardan bahsetmiyoruz. Birbirine bağlı, veri üreten, öğrenen ve karar süreçlerini etkileyen büyük bir teknolojik ekosistemden söz ediyoruz. Araçlarımız, sadece birer taşıma aracı değil; dijitalleşen, bağlantılı ve akıllı bir ekosistemin aktif üyeleri haline geliyor.” Burak Hoşgören, ağır ticari araç sektöründeki dönüşümün merkezinde otonom sürüş teknolojileri ile bağlantılı araç sistemlerinin yer aldığını belirtti. Ağır ticari araç dünyasında elde edilen her verimlilik artışının yalnızca araç performansını değil, tüm lojistik zincirinin hızını, güvenliğini ve maliyet yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Hoşgören; “Uzun yıllar otonomiyi geleceğin konusu olarak değerlendirdik. Ancak bugün çok net görüyoruz ki otonomi artık uzak bir gelecek senaryosu değil; bugünün ve yakın geleceğin en kritik ihtiyaçlarından biri. Bununla birlikte, bağlantılı araç teknolojileri ve büyük veri yönetimi sayesinde sektörümüzde adeta yeni bir dönem başladı. Bugün filolarımızdaki araçlardan elde ettiğimiz veriler sayesinde, arızaları gerçekleşmeden öngörebiliyor, uzaktan müdahale edebiliyor ve operasyonel kesintileri minimuma indirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde otonom araç mevzuatları, akıllı yol altyapıları, veri güvenliği, bağlantılı araç standartları ve yeni nesil lojistik modelleri sektörümüzün ortak gündeminde yer alacak. Rekabetin kuralları değişiyor. Geleceği; teknolojiyi doğru okuyan, veriyi doğru kullanan, birlikte hareket edebilen ve dönüşüme bugünden hazır olanlar şekillendirecek. Bu nedenle sektörün tüm paydaşlarının hem insan hem de teknoloji yatırımlarına odaklanması büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu. Bu yıl sekizincisi düzenlenen zirvede TAİD tarafından gerçekleştirilen “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” başlıklı panelde ise sektörün elektrifikasyon, bağlantılı araç teknolojileri, otonom sürüş, sürdürülebilirlik ve yeni regülasyonların sektöre etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Artan maliyetler, altyapı eksiklikleri ve uyumlanması gereken yeni regülasyonlar sektörün öncelikli gündem maddeleri olarak öne çıktı. TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer konuşmacı olarak yer aldı. Panelde sektörün dönüşüm sürecindeki temel başlıklar ile taşımacılık ekosisteminin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri değerlendirildi. "Lojistiğin ve ihracatın omurgası karayolu taşımacılığı" Panelin açılışında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de dikkat çeken Kerem Taş, otomotiv ihracatının 2025 yılında %12 artışla 41,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlattı. Taş, “Lojistik pazarı küresel ölçekte 11,5 trilyon doları aşarak toplam ticaret hacminin üçte birini oluşturur hale geldi. Türkiye’de ise 100 milyar doların üzerine çıkan bu pazarın %58’lik kısmı, ihracatımızda da olduğu gibi karayolları ile gerçekleştiriliyor. Sektör küresel ticaretin omurgası konumunda ancak yüksek karbon emisyonu ve enerji tüketimi gibi sürdürülebilirlik zorluklarıyla da karşı karşıya” ifadelerini kullandı. “Dönüşümün merkezinde bağlantılı araçlar yer alıyor” Ağır ticari araçlardaki teknolojik dönüşümü değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya, ağır ticari araç sektöründe aynı anda elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojilerinin geliştirildiğine dikkat çekti. Kızılkaya, “Bu üç teknolojiyi aynı anda hayata geçirmek kolay değil, bir önceliklendirme gerektiriyor. Şu an Avrupa ve Türkiye dahil tüm dünyada üreticiler önceliği 'bağlantılı araçlara vermiş durumda” diye belirtti. Kızılkaya, araçların birbiriyle haberleştiği ve verilerin anlık işlendiği yeni dönemin hız kazandığını söyledi. Otonom sürüş uygulamalarının ise maden ve liman gibi kontrollü alanlarda test edilmeye devam ettiğini aktardı. "Artık sadece mekanik değil, yaşayan araçlar üretiyoruz" Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer ise değişen ekosistemin tasarım ve mühendislik süreçlerinde yarattığı devrime değindi. Araçların artık sadece mekanik bir ürün olmaktan çıktığını belirten Biçer, veri, yazılım ve enerji yönetiminin araç tasarımının merkezine yerleştiğini ifade etti; “Enerjiyi, veriyi ve yazılımı birlikte konumlandırdığımız sistemler geliştiriyoruz. İçten yanmalı motorlara göre dizayn edilen şaselerde artık bataryaları nereye konumlandıracağımızı, ölçek ekonomisinden sapmadan modüler sistemleri nasıl kuracağımızı planlıyoruz. Araçlar teslim edildiğinde işimiz bitmiyor; veri üreten, uzaktan teşhis ve öngörücü bakım ile güncellenen 'yaşayan ürünler' tasarlıyoruz. Öte yandan artık müşteri taleplerinden ziyade regülasyonlar tasarımı şekillendiriyor.” Avrupa’nın sıfır emisyon hedefinde altyapı vurgusu TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken ise Avrupa’nın sıfır emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için altyapı ve teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şarj altyapısındaki eksiklikler, ülkeler arası uyumsuz regülasyonlar ve araç boyut-kütle standartlarına ilişkin belirsizliklerin sektörün önündeki temel engeller olduğunu ifade eden Türken, dönüşümün ancak ortak altyapı, teşvik ve regülasyon politikalarıyla mümkün olacağını söyledi; “Avrupa, teknoloji ve mühendislik anlamında hazır. Sıfır emisyon araçları kullananlar yakıt tasarrufundan ve operasyonel verimlilikten memnun. Ancak Avrupa'da ülkeler arası bu dönüşümü sağlayacak altyapı, teşvik ve uyumluluk eksik. Şarj istasyonları yetersiz, teşvikler belirsiz. Kütle ve boyutlar konusundaki direktifler, örneğin Almanya gibi altyapısı 40 tonun üzerine izin vermeyen ülkelerin itirazları nedeniyle hala sonuçlanamadı. Treyler tarafında hafiflik ve aerodinamik tasarımlarla ciddi bir dönüşüm var ancak araçları ülkeler arası geçiremediğinizde ve ortak bir tabanınız olmadığında sorun yaşıyorsunuz. Bu dönüşüm; altyapı, teşvik ve regülasyonların koordinasyonuyla mümkün olacaktır.” “Türk sanayisinin ikinci başarı hikâyesi lojistik koridorlarıyla yazılacak" TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala ise Türk ağır vasıta ve treyler sektörünün yıllardır sanayi tutkusu ve devlet destekleriyle büyüdüğünü belirtti. Semih Pala,"Türkiye kalkınacaksa bunun yolu belliydi: Türk çeliğini alıp bir çekiciye, bir treylere dönüştürme sanatı.Bu mükemmel çelik, aynı zamanda çelikten bir irade gerektiriyordu. 60'ların, 70'lerin, 80'lerin ustalarından aldığımız bu sanayi tutkusu, işimizin en büyük motivasyon kaynağı oldu." şeklinde dile getirdi. Üretimdeki bu tutkunun, ihracat pazarlarında devletin sunduğu imkanlarla desteklendiğinin altını çizen Pala, büyükelçiliklerin ve ticari ataşelerin sektörün yurt dışı açılımlarında kritik bir rol oynadığını belirtti: "Yeni pazarlar araştırırken ticari ataşelerimiz ve büyükelçiliklerimiz en büyük destekçimiz oldu. Bununla birlikte Eximbank'ın sunduğu programlar, bu yeni pazarlardaki başarımızı hızlandırdı. O köklü sanayi tutkusu ile devletin bu programlı desteği birleştiğinde, Türk çeliğini katma değerli bir yatırım malı haline getirip tüm dünyaya sunabildik. Bu başarı öykümüzün birinci perdesiydi; lojistik koridorlarıyla şekillenecek ikinci perde ise henüz yeni başlıyor." “Yeni dönemde insan kaynağı dönüşecek” Kıvanç Kızılkaya, otonom teknolojilerle birlikte sektördeki insan kaynağının yaşayacağı dönüşüme dikkat çekti. Otonom teknolojilerin sürücüsüz bir taşımacılık anlamına gelmediğini belirten Kızılkaya; "Nakliye sektörü sürücüsüz kalmayacak, sürücü profili değişecek. Sadece aracı kullanan sürücüler yerine; tüm ekosistemi, elektrifikasyon süreçlerini ve veriyi uçtan uca yönetebilen, yeni nesil teknolojilere adapte olmuş bir insan kaynağı ortaya çıkacak. Nakliye sektörünü bu yeni jenerasyon için daha cazip hale getirmeliyiz." ifadelerini kullandı. "Mekanik dönem bitti, çevik Ar-Ge ve yazılım dönemi başladı" Sektördeki baş döndürücü teknolojik hızın Ar-Ge departmanlarını da kabuk değiştirmeye zorladığını vurgulayan Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer, geleneksel metotların artık yetersiz kaldığını belirtti. Avrupalı ve Uzak Doğulu rakiplerle rekabet edebilmek için "hızlı yanılıp, hızlı öğrenen" (fail fast, learn fast) çevik Ar-Ge yapılarına ihtiyaç duyulduğuna değinen Biçer, şunları kaydetti: "Artık sadece şasiyi veya üstyapıyı tasarlayan ayrı gruplar yerine; yazılımı, veriyi ve siber güvenliği birlikte düşünen ortak çalışma gruplarına ihtiyacımız var. Araçlar sahada sürekli veri üretiyor. Bu nedenle Ar-Ge kadrolarımızda yazılım mühendislerinin ve veri bilimcilerinin sayısı artmak zorunda. İnovasyonu yakalamak için Ar-Ge’yi kapalı ortamlardan çıkarıp sahaya indirmeli ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle ekosistemi genişletmeliyiz." Başarı öyküsünün ikinci perdesi: demiryolları ve lojistik koridorlar Türk sanayicisinin tutkusu ve devletin stratejik destekleriyle otomotiv ile treyler sektöründe büyük bir başarı hikayesi yazıldığını hatırlatan TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala, bu başarının "ikinci perdesinin" lojistik altyapıdaki devrimle yazılacağını belirtti. Türkiye'deki Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısının 400'e ulaştığına dikkat çeken Pala, "Artık OSB'lerin demiryollarıyla limanlara bağlanması devletimizin resmi programına girmiş durumda. Tren yolu bağlantıları arttıkça lojistik küçülmeyecek, tam aksine zenginleşecek. Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projeler, Türkiye'nin kombine taşımacılık kapasitesini en üst seviyeye çıkaracak. Geçmişteki tutkumuzu koruyarak bu koridor mantığını iyi yönettiğimizde hem yerel üretimi hem de lojistik hacmimizi çarpan etkisiyle büyüteceğiz" şeklinde konuştu. “Sınırda karbon düzenlemeleri sektörü yeniden şekillendirecek” Avrupa Birliği standartlarının ve sürdürülebilirlik regülasyonlarının sektöre etkilerini değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Türkiye'nin bu küresel dönüşümün dışında kalamayacağının altını çizdi. Yakın gelecekte uygulanacak "Sınırda Karbon Vergisi"ne dikkat çeken Türken, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Dijitalleşme, otonom teknolojiler ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak sadece teknolojik bir mesele değildir. Emisyonların düşürülmesi, verimlilik ve güvenlik adına 'çekici' ve 'treylerin' uyumlu bir şekilde, bir bütün olarak hareket etmesi gerekiyor. Bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmeyecek; ortak vizyon, koordinasyon ve geniş paydaş katılımıyla Türkiye, bu ekosistemin merkezinde yer alacaktır."

ERTLog’tan Dev Filo Yatırımı : İlk 7 Renault Trucks Teslim Alındı Haber

ERTLog’tan Dev Filo Yatırımı : İlk 7 Renault Trucks Teslim Alındı

1995 yılından bu yana kamu kurumları ve özel sektöre ürün tedariki ve lojistik hizmetleri sunan ERTLog, yeni yatırımıyla operasyonel kapasitesini, hizmet hızını ve taşımacılık gücünü daha da artırmayı hedefliyor. Teslimat töreninde açıklamalarda bulunan ERTLog Yönetim Üyesi Berk Ertuş, gerçekleştirilen yatırımın yalnızca filo büyümesi değil, aynı zamanda sürdürülebilir operasyonel gelişimin önemli bir parçası olduğunu belirtti. Ertuş açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Yeni nesil Renault Trucks filomuzla operasyonel gücümüzü, verimliliğimizi ve hizmet kapasitemizi bir üst seviyeye taşıyoruz. Lojistik sektöründe hız, güven ve sürdürülebilirlik artık en önemli rekabet unsurları arasında yer alıyor. Biz de ERTLog olarak yatırımlarımızı bu vizyon doğrultusunda sürdürüyoruz.” Karayolu taşımacılığının lojistik sektöründeki kritik rolüne dikkat çeken Ertuş, Renault Trucks T520 ve C520 6x4 çekicilerin özellikle ağır yük operasyonlarında sunduğu dayanıklılık, yakıt ekonomisi ve yüksek performans özellikleriyle filoya önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Filoya dahil edilen araçlarda bulunan OptiFleet filo yönetim sistemi sayesinde araçların anlık olarak takip edilebildiğini belirten Ertuş, bu teknolojinin operasyonel verimlilik, maliyet kontrolü ve sürüş güvenliği açısından önemli avantajlar sunduğunu söyledi. ERTLog’un büyüme stratejisinde insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarının birlikte ilerlediğini vurgulayan Berk Ertuş, süreç boyunca sunduğu destek ve çözüm odaklı yaklaşım nedeniyle Koçaslanlar Renault Trucks Satış Temsilcisi Semih Görkem Tunçer’e teşekkür etti. Yeni nesil Renault Trucks T520 ve C520 6x4 çekiciler; yüksek dayanıklılık, düşük yakıt tüketimi ve güçlü operasyonel performans özellikleriyle ERTLog’un sektördeki rekabet gücünü daha da artırmayı hedefliyor. ERTLog’un 20 araçlık yatırım planının kalan bölümünü de önümüzdeki dönemde filosuna katması planlanıyor.

1 Milyon km’lik Performans Yeni Yatırımı Getirdi: İstanbul Lojistik’e 20 Adet Renault Trucks T480 Çekici Haber

1 Milyon km’lik Performans Yeni Yatırımı Getirdi: İstanbul Lojistik’e 20 Adet Renault Trucks T480 Çekici

2004 yılında uluslararası taşımacılık alanında faaliyetlerine başlayan İstanbul Lojistik, 20 yılı aşkın süredir Renault Trucks ile iş birliğini sürdürüyor. Yeni teslim aldığı 20 adet T480 çekici ile Avrupa operasyonlarını güçlendiren şirketin, daha önce filosuna kattığı Renault Trucks araçları 1 milyon kilometreye ulaşan performans sergiliyor. Yeni araçların teslimatı; İstanbul Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Tasar, Renault Trucks Türkiye Satış Direktörü Yusuf Adıgüzel, Renault Trucks Türkiye Filo Müşterilerinden Sorumlu Ülke Müdürü Cihan Kayan, Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Lokman Koçaslan, Koçaslanlar Otomotiv Genel Müdürü Mesut Süzer ve Filo Satış Direktörü Ahmet Sezer’in katılımlarıyla gerçekleştirildi. Türkiye ile Avrupa arasında güçlü bir lojistik ağına sahip olan İstanbul Lojistik; Almanya, Belçika ve Hollanda başta olmak üzere geniş bir coğrafyada karayolu taşımacılığı hizmeti sunuyor. Şirket, yüzde 90 oranında parsiyel taşımacılık operasyonlarıyla bilişim, kimya ve tekstil başta olmak üzere farklı sektörlerin lojistiğini üstleniyor. İstanbul Halkalı ve Erenköy’deki antrepolarının yanı sıra Almanya’daki depoları ile depolama, toplama ve dağıtım süreçlerini kapsayan entegre çözümler sunuyor. İstanbul Lojistik, 2026 yılında Dilovası’nda hizmete almayı planladığı yeni deposuyla operasyonel kapasitesini daha da artırmayı hedefliyor. Toplamda 82 araçlık bir filoya sahip olan İstanbul Lojistik, yeni yatırımıyla birlikte Renault Trucks araçlarının filodaki ağırlığını artırırken, uzun yıllara dayanan marka deneyimini T480 modellerle güncelliyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan İstanbul Lojistik Genel Müdürü Cihan Tasar; “Operasyonlarımızda verimlilik ve sürdürülebilirlik, önceliklerimizin başında geliyor. Renault Trucks araçlarının uzun hizmet ömrü, yüksek performansı, düşük bakım maliyetleri ve sürücülerimizden aldığımız olumlu geri bildirimler, bu yatırımı gerçekleştirmemizde etkili oldu. Büyüme stratejimizde cirodan ziyade parsiyel taşımalarımızın hacmini artırmaya odaklanıyoruz. Bu doğrultuda tercih ettiğimiz Renault Trucks çekiciler, beklentilerimizi tam anlamıyla karşılıyor.” Renault Trucks Türkiye Satış Direktörü Yusuf Adıgüzel, teslimata ilişkin değerlendirmesinde; “Bugün lojistikte fark yaratan yalnızca araç değil; o aracın sunduğu toplam performans. İstanbul Lojistik ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizin en güçlü tarafı da bu sürdürülebilir performans. T480 çekicilerimizle müşterilerimize sadece bir araç değil; daha düşük maliyet, daha yüksek operasyonel verimlilik ve kesintisiz hizmet sunuyoruz. 1 milyon kilometreyi aşan kullanım deneyimi, bu güvenin sahadaki karşılığı. Bu teslimatın, İstanbul Lojistik’in Avrupa’daki rekabet gücünü daha da ileri taşıyacağına inanıyoruz” diye belirtti. Renault Trucks araçlarının 1 milyon kilometreye varan performansla sorunsuz şekilde kullanılabilmesi, İstanbul Lojistik’in yatırım kararlarında önemli bir kriter olarak öne çıkarken, Avrupa genelinde yaygın servis ağı ve kapsamlı satış sonrası hizmetleri de operasyonel sürekliliği destekliyor. İstanbul Lojistik’in araçlarını Renault Trucks Excellence Bakım Sözleşmesi ile tercih ettiklerini dile getiren Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Lokman Koçaslan şu şekilde belirtti; “İstanbul Lojistik, Excellence bakım sözleşmesi ile toplam sahip olma maliyetini optimize ediyor. Bu paket kapsamında Renault Trucks’ın diğer satış sonrası bakım sözleşmelerinde olduğu gibi Kişiselleştirilmiş Bakım Programı ile filoya özel bakım programı belirliyoruz. Onarım kısmında kullanıcıdan kaynaklanmayan parçaların değişimini yapıyoruz. Bu sözleşmeyi özel kılan nokta ise aşınma parçalarının da sözleşme kapsamında yer alması oluyor. Doğası gereği aşınan fren balatası, fren diski, debriyaj baskısı gibi parçaların da değişimi paket kapsamda yapılıyor. Ayrıca Excellence sözleşmesi, uluslararası ölçekte geçerli olduğundan müşterimiz, herhangi bir durumda bulunduğu ülkedeki yetkili Renault Trucks servislerinden kesintisiz hizmet alabiliyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.