Hava Durumu

#Maliyet

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Maliyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Online Satışlar ile “Coğrafi Sınırlar” Ortadan Kalktı Haber

Online Satışlar ile “Coğrafi Sınırlar” Ortadan Kalktı

MUHASEBECİLİKTEN GENEL MÜDÜRLÜĞE UZANAN YOLCULUK Afyon'un Sultandağ ilçesinde doğdum. Yirmi yıldır karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün içindeyim. Bu alana girişim tam anlamıyla bir tesadüfün armağanı. Paşa Dayı olarak tanıdığımız değerli büyüğümüzle yollarımız kesişti ve Lüks Aksel'e muhasebeci olarak adım attım. Yıllar içinde her kademede çalıştım, her sürecin içinde bulundum ve o birikimin sonunda genel müdürlük koltuğuna oturdum. Bugün itibarıyla filomuzda 25 otobüs bulunuyor; bunların 12'si bize ait, 13'ü kiralık. Akşehir ve Konya merkezli kalkışlarla yaklaşık 35 ila 50 ile sefer düzenliyoruz.İstanbul, Ankara, Antalya ve Bursa başta olmak üzere Trakya'ya, Karadeniz'e uzanan geniş bir sefer ağımız var. Konya'dan kalkan bazı hatlarımız 15-16 saati buluyor; yani kaptanlarımız bazen iki günlük yolculuklara çıkıyor. Tüm bu operasyonun arkasında 750-800 kişilik bir ekip duruyor:acente çalışanlarından kaptanlara, yazıhane personelinden idari kadromuza kadar geniş bir aileyiz. BU YAŞIMA KADAR GÖRDÜĞÜM “EN KÖTÜ RAMAZANLARDAN” BİRİNİ ATLATTIK 2026 yılı, Ramazan ayıyla birlikte ağır bir sınavla başladı. Bu yaşımda tanıklık ettiğim en zorlu Ramazanlardan birini geride bıraktık. Normalde 20 ila 30 sefer düzenlediğimiz günlerde kendimizi 10-15 seferle sınırlı bulduk. İstanbul'a günde altı sefer çıkarırken üçe indirmek zorunda kaldık. Yolcu talebinin bu denli daralması, tüm planlamalarımızı ve bütçe hesaplarımızı altüst etti. Yılın sekiz ayını zararla kapatıyoruz; ancak geri kalan dört ayda da durum pek iç açıcı değil. 2025, gelir olarak güzel göründü ama ay sonunda masrafları çıkardığınızda elinizde kalan para ne bir otobüsü yenilemek ne de işletmeyi büyütmek için yeterliydi. Kazandığımızı sanıyoruz, oysa sadece ayakta kalmak için koşuyoruz. ENFLASYONUN GÖLGESİNDE SOLUK ALACAK YER KALMADI Muhasebe kökenli biri olarak rakamların diliyle konuşuyorum: bu tablo sürdürülebilir değil. Bir dönem kış aylarının darboğazında devletin sunduğu yüzde bir faizli kredilerle nefes alıyorduk. Beş, on milyonluk kredi çekiyor, zor günleri atlatıyor, dönem açıldığında geri ödüyorduk.Şimdi yüzde elli faizle kredi çeken bir işletmeci, o parayı nasıl geri ödeyecek? Bankalar zaten artık bu sektöre kapılarını büyük ölçüde kapattı. Fiyat artışları da elimizi bağlıyor. Garaj çıkışı masrafları, yakıt, köprü ve otoyol ücretleri, personel maliyetleri... Tüm bu kalemler yukarı tırmanırken bilet fiyatlarına aynı hızda zam yapamıyoruz. Üretim daraldıkça, alım gücü eriyor; alım gücü eriyince yolcu azalıyor. Bu kısır döngüden çıkmanın yolu, sektörü ilgilendiren mali düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesinden geçiyor. En acil beklentimiz şu: KDV oranının %20’den %8’eindirilmesi. Önceki dönemde yüzde sekizde olan bu oran, sektöre ciddi bir rahatlama sağlıyordu. Bunun yanı sıra gider gösterimi konusundaki engeller kaldırılmalı. İşçi sigortası, ücret ödemeleri gibi kalemler stopaj bazında gider olarak yansıtılamıyor. Bu hem vergi adaletsizliği hem de işletmecileri kayıt dışına iten bir mekanizma. 2020 MODELDEN DÜŞÜK OTOBÜSÜ FİLOMUZA DAHİL ETMEYİZ Araç filosunda belirli bir marka bağımlılığımız yok ancak 2020 model altında hiçbir otobüs çalıştırmıyoruz. Bu hem yolcu konforu hem de bakım maliyetleri açısından aldığımız net bir karar. Yeni model almak ise bugünün koşullarında hayal gibi görünüyor. Sıfır araç fiyatları, enflasyonla birlikte erişilemez rakamlara ulaştı. Bunun için stratejimizi bir üst modele geçiş olarak belirledik;doğrudan sıfır almak yerine güncel ve güvenilir araçlarla filomuzu tazeliyoruz. Bakım ve onarımda ise yüzde seksenin üzerinde yetkili servisle çalışıyoruz. Özel servis anlaşmalarımız var. Dışarıdan fatura alarak iş yaptırmak hem vergisel hem de maliyet açısından dezavantaj yaratıyor; bu yüzden mümkün olduğunca kayıtlı ve güvenilir kanalları tercih ediyoruz. ALT TARAFTAN YETİŞEN PERSONELYOK Sektörümüzün en kronik yarası haline gelen sorun şu an için nitelikli personel eksikliği. Kaptan adayları yetişmiyor. Belge alma süreci hem maddi hem de sınav açısından giderek zorlaşıyor. Psikoteknik belgesi, CRC belgesi, ehliyet sınıfları... Bunların hepsini bir araya getirip sürücü yetiştirmek, bugün için büyük bir emek ve maliyet istiyor. Sistem dijitalleştiği için belgesiz sürücü zaten otomatik olarak devre dışı kalıyor; bu olumlu bir gelişme ama sorun yalnızca denetim değil, arz meselesi. Genç nesil bu mesleği tercih etmiyor. Sınava giriyor ama geçemiyor ya da maddi imkân bulamadığı için süreçten vazgeçiyor. Sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından bu tablo gerçekten ciddi bir tehdit. KİRALAR, CEZALAR VE KÖPRÜ GEÇİŞLERİ DERKEN HERKES KENDİ BAŞININ ÇARESİNE BAKIYOR Otogar kiralarının piyasaya göre normalleştiğini söylesek de gerçekte hâlâ ağır bir yük oluşturduğunu düşünüyorum. Köprü ve otoyol geçiş ücretleri, idari cezalar, akaryakıt maliyetleri... Bunların toplamı, özellikle kâr marjlarının daraldığı dönemlerde işletmecileri ciddi biçimde eziyor. Peki firmalar bir araya gelip bu sorunları ortak bir sesle dile getiremiyor mu? Hayır, ne yazık ki getiremiyor. Herkes kendi bacağından asılı olduğu için ortak bir platform oluşturulamıyor. Bu en büyük eksikliğimiz. Kamuoyuna ve ilgili kurumlara ulaşacak, birleşik ve güçlü bir ses olmadan bu sorunların çözümü de gecikmeli kalıyor. ONLİNE KANALLAR İLE SATILAN BİLET ORANI %80 Satışlarımızın artık yüzde seksenini online kanallar oluşturuyor. Bu dönüşümün en büyük kazanımı, coğrafi sınırları ortadan kaldırması. Normalde Trakya'dan yolcu almam neredeyse imkânsızken Keşan'dan, Kırklareli'nden, Malkara ve Tekirdağ'dan artık yolcu alabiliyor ve bu kişileri Konya kalkışlı hatlarımıza bağlayabiliyoruz. Yolcular saatleri ve fiyatları karşılaştırıyor, uygun gördüklerinde tereddütsüz bilet alıyor. F1 yazıhaneleri konusunda ise durum biraz daha karmaşık. D1 garaj açmak artık çoğu işletmeci için mümkün olmadığından F1 ile çalışmak zorunlu hale geliyor ancak F1 kanalından gelen fatura ve KDV yükümlülükleri ayrı bir yük oluşturuyor. Yazıhane sayısındaki daralma kaçınılmaz görünüyor ama tamamen ortadan kalkmayacak. Var olan ağ üzerinden çalışmaya devam etmek dışında pratik bir seçenek yok. DİBE VURDUK; BUNDAN SONRA AYNI KALACAĞIZ Küçülecek miyiz diye soruyorlar. Hayır, küçüleceğimiz kadar küçüldük zaten. Bu saatten sonra tutunmak, var olanı korumak ve istikrarı sürdürmek en gerçekçi hedef.Büyümekten söz etmek için önce nefes alabilecek bir ortama ihtiyacımız var. Yirmi yıldır bu sektördeyim. İyi dönemleri de gördüm, çok zor dönemleri de ama bu kadar fazla değişkenin aynı anda üstümüze yığıldığı bir dönemi ilk kez yaşıyorum: yüksek faiz, erişilemeyen kredi, artan maliyetler, düşen talep, personel kıtlığı ve sektörün sesi olmak için eksik örgütlenme. Bu sorunların tamamı birbirini besliyor ve çözüm için bütüncül bir yaklaşım şart. Umudumuzu yitirmedik. Bu sektör Türkiye'nin omurgasıdır; milyonlarca insanı birbirine bağlar ama bu omurganın dik durabilmesi için devletin, bankaların ve sektör temsilcilerinin aynı masada buluşması gerekiyor. Biz buradayız; yeter ki bize de soluk alacak alan açılsın.

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor Haber

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor

TEMSA; düzenlediği Tedarikçi Buluşması’nda kalite, yeni projeler, risk yönetimi, rekabetçilik, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve iş birliği başlıkları altında şekillenen yol haritasını iş ortaklarıyla paylaştı. Tedarik zinciri alanında güçlü ekosistem ve ortak değer yaratma unsurlarının ön plana çıktığı etkinlikte, TEMSA’nın gelecek dönem stratejisi de detaylı şekilde ele alındı. Buluşmada, TEMSA CEO’su Evren Güzel’in yanı sıra Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tunçbilek, Ar-Ge ve Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Caner Sevginer ile Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür gerçekleştirdikleri sunumlarla şirketin operasyonel yapısı, teknoloji vizyonu ve tedarik zinciri stratejisine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. “Rekabet artık tedarik zincirleri arasında yaşanıyor” Günümüzde rekabet koşullarının artık marka ve ürünlerin ötesine geçtiğini belirten TEMSA CEO’su Evren Güzel, etkinlikte yaptığı konuşmada: “Rekabet artık yalnızca markalar ve ürünler arasında yaşanmıyor; güçlü ve entegre tedarik zincirlerinin birbirleriyle olan rekabeti ve ekosistemler arasında şekilleniyor. Müşterilerimizin ortak beklentisi güvenli, kaliteli ve rekabetçi çözümler sunmamız. Küresel rekabette güçlü tedarik zincirine sahip olmayan firmaların başarılı olacağına olasılık vermiyoruz. Bu anlamda TEMSA’nın en güçlü yönlerinden biri, uçtan uca tedarik zinciri yönetimine sahip olması. Bugün TEMSA, döviz bazında çift haneli büyüme kaydeden, Avrupa ve Türkiye’de kendi tarihinin en yüksek otobüs satış adetlerine ulaşan, ciro ve ihracatta rekorlar kıran bir marka konumunda. Bu başarı; kurduğumuz stratejik iş ortaklıkları, güçlü iş birlikleri ve global ekosistemimiz sayesinde mümkün oldu. Gelecek hedefimiz ise; esnek ve çeşitli bir ürün portföyü, kıtalar arasında güçlü ayak izi ile TEMSA’yı küresel ölçekte 1 milyar dolarlık ciroya sahip ‘Tercih Edilen Mobilite Markası’ haline getirmek” ifadelerini kullandı. “Hedefimiz zirve ve zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız” 2025 yılını başarılı sonuçlarla tamamladıklarını vurgulayan Evren Güzel, TEMSA tarihinin en güçlü satış ve üretim performansına ulaştıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılı gibi zorlu koşulların yaşandığı bir dönemde, konsolide ciromuzu geçtiğimiz yıla göre döviz bazında yüzde 10 artırarak 554 milyon dolar seviyesine taşıdık. Türkiye’de büyümemizi sürdürürken, Avrupa’daki öncelikli pazarlarımızda yeni satış rekorlarına imza attık. Bir önceki yıla göre döviz bazında yüzde 7’lik artışla ihracatımızı 316 milyon dolara ulaştırdık. Zorlu faaliyet ortamına rağmen tüm bunları müşteriyi odağa alan küresel büyüme stratejimiz, operasyonel mükemmeliyet anlayışımız ve kurduğumuz stratejik iş birlikleri ile başardık. Bu başarı hikayesinde bizimle yol alan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yıl ve devamında da hızlı büyümemizi sürdürmeye odaklandık. Hedefimiz zirve diyoruz ve bu zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız.” Yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor Yurt içinde 20 şehirde 270, yurt dışında ise 24 ülkede 150 tedarikçisi bulunan TEMSA’nın, yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor. Asya’dan Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada güçlü bir tedarikçi ekosistemini yöneten TEMSA; özellikle yapay zekâ ve dijitalleşme yatırımlarıyla tedarik zincirinde sürdürülebilirlik, maliyet optimizasyonu ve risk yönetimini odağına alarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. Tedarikçi performansında da iyileşme sağlayan TEMSA, 2024 yılında 77,15 olan ortalama performans skorunu 2025 yılında 81,15’e yükseltti. TEMSA, tüm projelerde tedarikçilerini tasarım ve planlama aşamasından itibaren sürece dahil ediyor. Bu yaklaşım, maliyet ve lojistik yönetiminde rekabet avantajı sağlarken, krizlere hazırlıklı bir ekosistem oluşturarak sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları ise veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirirken, sürdürülebilirlik ve yeşil tedarik kriterleri, uzun vadeli değer yaratmayı destekliyor. Kalite ve sürdürülebilirlikte “yeşil satınalma” anlayışı TEMSA, sürdürülebilirlik alanında elde ettiği global başarılarla da tedarik zinciri alanında öncü bir konumda yer alıyor. Şirketlerin çevre, işçi ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarikalanlarındaki performansını değerlendiren uluslararası EcoVadis platformunun 2025 değerlendirmesinde 78 puanla dünya genelinde en iyi yüzde 6’lık dilimde yer alan TEMSA'nın, Sürdürülebilir Tedarik Puanı ise geçtiğimiz yıllara kıyasla %92,5 yükseldi. CDP (Carbon Disclosure Project) değerlendirmelerinde hem İklim Değişikliği hem de Su Güvenliği alanlarında A Listesi’ne girerek küresel liderler arasında konumlandı. Aynı zamanda CDP tarafından gerçekleştirilen Tedarikçi İlişkileri Değerlendirmesinde, üst üste üçüncü kez A Listesi’nde yer alarak global liderler arasındaki konumunu korumaya devam etti. Önümüzdeki dönemde de TEMSA, tedarikçi seçiminde kalite ve çevresel sürdürülebilirlik kriterlerini öne çıkaran “yeşil satınalma” yaklaşımıyla faaliyetlerine devam edecek.

Ortak Şehir İçi Servis Sistemimiz, Sektörümüz İçin Adeta Bir Can Suyudur Haber

Ortak Şehir İçi Servis Sistemimiz, Sektörümüz İçin Adeta Bir Can Suyudur

OTOGAR HAYATINA 1998 YILINDA BAŞLADIM 1982 yılında Erzurum’da doğdum. Otogar hayatına 1998 yılında Büyük İstanbul Otogarı’nda 59–60 numaralı yazıhanede çalışarak başladım. 2008 yılında merhum Süleyman Hamurcu ve oğlu Rahmi Hamurcu tarafından kurulan Süha Turizm’in faaliyete geçmesiyle birlikte firmanın işletmeciliğini üstlendim. Yaklaşık 17 yıldır bu görevi yürütüyorum. Zaman içerisinde özellikle servis hizmetlerinde firmaların büyük zorluklar yaşadığını fark ettim. Her firmanın kendi servis ağını kurmasının sürdürülebilir bir model olmadığını gördüm. Bu ihtiyacı öngörerek 2015 yılında servis aracı yatırımı yaptım ve otogarda firmalara ücretsiz servis hizmeti sunmaya başladım. Daha sonra kardeşlerimle birlikte farklı firmaların da işletmeciliğini üstlendik. Eskilerin güzel bir sözü vardır: “Kötü ev sahibi kiracıyı mal sahibi yapar.” Biz de zaman içinde yaşadığımız bazı tecrübelerden sonra artık kiracı değil mal sahibi olma yolunu tercih ettik ve yatırımlarımızı bu doğrultuda büyüttük. SEKTÖRDE BU KADAR FARKLI OTOBÜS FİRMASINI TEK ÇATI ALTINDA BULUŞTURAN TEK SERVİS TAŞIMACISIYIZ Uzun yıllardır Esenler Otogarı’nda yazıhane işletmeciliği yapıyorum. Bunun yanında bir süredir şehirlerarası firmaların servis taşımacılığı işlerini de yürütüyorum. Bugün geldiğimiz noktada İstanbul’da ve hatta Türkiye genelinde bu kadar firmayı aynı çatı altında toplayarak şehir içi servis hizmeti sunan tek taşıma firması konumundayız. Esenler Otogarı’nda aktif olarak çalıştırdığımız 5 adet yazıhanemiz bulunuyor. Bu yazıhanelerde 11 farklı firmanın komisyonculuğunu yapıyoruz. Bunun dışında Alibeyköy Cep Otogarı’nda 3 yazıhanemiz hizmet veriyor. Ayrıca Anadolu Yakası’nda da 2 adet terminalimiz bulunuyor. Bugün itibarıyla bu terminallerde çalışan 38 adet servis aracımız var. Bunların 12 tanesi 27’lik diye tabir edilen midibüs, geri kalan araçlarımız ise minibüslerden oluşuyor. Minibüslerimizin tamamı Ford Transit, midibüslerimiz ise Otokar Sultan marka araçlardan oluşuyor. ÇALIŞANLARIMIZIN HAKLARINI HER ZAMAN TESLİM ETTİK Uğur Taşımacılık olarak en hassas olduğumuz konulardan biri çalışanlarımızın haklarıdır. Sigortasız hiçbir personel çalıştırmıyoruz. Tüm çalışanlarımızın sigorta girişleri yapılmadan işbaşı yapmalarına izin vermiyoruz. Bugün 78 kişilik bir kadroyla İstanbul’da hem yazıhane işletmeciliği hem de servis faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Şirketlerimizin kurulduğu günden bu yana 1 lira dahi vergi veya SGK borcumuz bulunmamaktadır. Güçlü sermaye yapımızla ülkemize katma değer sağlayarak ve istihdama öncelik vererek yolumuza devam ediyoruz. ORTAK SERVİS SİSTEMİYLE FİRMALARIN MALİYETİNİ YÜZDE 90’A YAKIN DÜŞÜRDÜK Şehirlerarası taşımacılık yapan firmaların en büyük maliyet kalemlerinden birinin şehir içi servis hizmetleri olduğunu sektörde herkes bilir. Birçok firma bu servisler nedeniyle ciddi zarar ediyor. Ulusal ölçekte çok büyük sefer ağı olan birkaç firma doğal olarak kendi servislerini kullanabiliyor ancak diğer firmalar için bu model sürdürülebilir olmaktan çıkmış durumda. Bu nedenle firmalar hızla servislerini birleştirme yoluna gidiyor. Biz de burada devreye giriyoruz. Tüm ekiplerimizle birlikte 7 gün 24 saat çalışarak yazıhanelerimizde biletleme hizmeti veriyor ve şehir içi yolcuların taşınmasını organize ediyoruz. Eskiden her firma kendi servisini kullanıyordu. Aynı güzergâha giden yolcular için 20 farklı firmanın 20 ayrı servisi yola çıkıyordu ama bu araçların yolcu kapasitesini topladığınızda aslında 5 aracın taşıyacağı kadar yolcu çıkıyordu. Yani 15 araç boş boş trafikte dolaşıyordu. Bu durum hem firmalara ciddi maliyet getiriyordu hem de yakıt tüketimi nedeniyle çevreyi kirletiyor, aynı zamanda trafik yoğunluğunu artırıyordu. Bizim geliştirdiğimiz ortak servis sistemi sayesinde bugün yaklaşık 40 firmaya kendi araçlarımızla ortak servis hizmeti veriyoruz. Bu sayede firmaların servis maliyetlerini %90’a yakın düşürmüş durumdayız. Bu oran gerçekten çok ciddi bir tasarruftur. Yıllık maliyet hesaplandığında firmalar için adeta can suyu niteliğinde bir destek anlamına geliyor. Eskiden 40 otobüsü olan firmanın da servisi vardı, 3 otobüsü olan firmanın da servisi vardı. Şimdi ise ortak servis sistemiyle hem maliyetler düşüyor hem de kaynaklar çok daha verimli kullanılıyor. SERVİS ÜCRETLERİNİ MİNİMUM SEVİYEDE TUTARAK SEKTÖRE DESTEK OLUYORUZ Bugün İstanbul’da bir servis aracının aylık maliyeti ortalama 275 bin liradan aşağı değildir. Yakıtı, personeli, bakımı, sigortası derken ciddi bir maliyet ortaya çıkıyor. Buna rağmen biz servis ücretlerini mümkün olan en düşük seviyede tutmaya çalışıyoruz çünkü amacımız sadece ticaret yapmak değil, aynı zamanda bu sektöre destek olmak. Firmalar zaten çok zor şartlarda ayakta kalmaya çalışıyor. Bu nedenle biz de elimizden geldiğince sektöre katkı sağlamak adına fiyatlarımızı piyasa şartlarının oldukça altında tutuyoruz ve firmalarımıza sorunsuz hizmet vermeye devam ediyoruz. EFE TUR İSTANBUL İŞLETMECİLİĞİNİ BÜNYEMİZE KATTIK Yakın zamanda Efe Tur yönetimi ile yaptığımız görüşmeler sonucunda Esenler, Alibeyköy ve Dudullu işletmelerini bünyemize kattık. Bu süreçte ciddi bir yatırım yaptık. Efe Tur yazıhanesini büyüterek diğer firmalarımızı da bu yapının içine dahil ettik. Yazıhane ve peron kullanımını daha pratik ve daha verimli hale getirdik. Operasyonlarımızın yönetimi açısından da bu bizim için oldukça iyi bir lokasyon oldu. Efe Tur’u bünyemize katmamızla birlikte bugün günlük ortalama 60 otobüs seferinin organizasyonunu düzenli bir şekilde yürütüyoruz. ANADOLU YAKASI’NDA OTOGAR SORUNU ARTIK KANGREN HALİNE GELDİ Bugün sektörün en büyük sorunlarından biri Anadolu Yakası’nda gerçek bir otogarın olmamasıdır. Anadolu Yakası’nda terminaller dağınık şekilde faaliyet gösteriyor ve bu sorun yıllardır çözülemiyor. Ne yazık ki devlet yeterince destek olmuyor, belediyeler yeterince destek olmuyor, sektör kuruluşları da bu konuda yetersiz kalıyor. Bugün firmaların Anadolu Yakası’nda terminallere ödediği kira bedelleriyle aslında çoktan modern bir otogar yapılabilirdi. Orada çok ciddi maliyetler ödeniyor ama kalıcı bir çözüm üretilemiyor. Sultanbeyli Otogarı’nın kaldırılıp Paşaköy gişeleri yakınlarında yeni bir otogar yapılacağı açıklandı ancak oradaki esnaf arkadaşlarla konuştuğumuzda yeni otogarın şehir merkezine oldukça uzak olacağı ve servis konusunda ciddi sıkıntılar yaşanacağı ifade ediliyor. Açık konuşmak gerekirse, o bölgede bir otogar yapılsa bile yolcuların bu noktayı ne kadar tercih edeceği konusunda ciddi soru işaretleri var. TEK BAŞINA YAZIHANECİLİK DÖNEMİ ARTIK BİTMİŞTİR Bugün sektörde açıkça söylemek gerekiyor ki tek başına yazıhanecilik dönemi artık bitmiştir. Bir yazıhanede genellikle 3 ya da 4 firma birlikte çalışıyor. Her firmanın ayrı işletmecisi, ayrı personeli var. Bu yapı artık sürdürülebilir olmaktan çoktan çıktı. Eğer bir yazıhanedeki 3 firma bir araya gelip ortak bilet kesemiyorsa ve servis organizasyonunu birlikte yönetemiyorsa, o işletmelerin ayakta kalması artık çok zor. Bugün otogarlarda ayakta kalmanın başka bir yolu kalmadı. Eğer herkes rakiplik anlayışını ve birbirini çekememe durumunu bir kenara bırakmazsa, çok kısa bir süre içinde iflasların yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Burada yapılması gereken en doğru şey şudur: Aynı yazıhanede çalışan işletmeciler birleşmeli ve maliyetlerini ortak yönetmelidir. Biz bugün 40 firmanın servis organizasyonunu ve 10’dan fazla firmanın işletmeciliğini tek çatı altında nasıl topladıysak, yazıhaneci arkadaşlarımızın da artık ciddi şekilde oturup düşünmeleri gerekiyor. Bugün yazıhaneci dostlarımız arasında araçlarını sigorta yaptıramayan işletmeler olduğunu görüyoruz. Durum gerçekten çok ciddi bir noktaya geldi. Ben buradan tüm meslektaşlarıma açık bir çağrı yapıyorum: Birleşmenin yollarını bulun. Bu maliyetlerle tek başına ayakta kalma şansı artık yok.

Yolcu Sayılarımız Her Ay Düzenli Bir Şekilde Artıyor Haber

Yolcu Sayılarımız Her Ay Düzenli Bir Şekilde Artıyor

DEDEMİZDEN BİZE, BİZDEN DE ÇOÇUKLARIMIZA… Bursa Orhangazi’nin Narlıca beldesinde doğdum. Bursalıyım. Bu sektörde üçüncü kuşağım. Dördüncü kuşak olarak çocuklarım da şu an işin içinde, sahada çalışıyorlar. Dedelerimiz zamanında başlayan bu işi, dededen babaya, babadan bize, bizden de çocuklara taşımış durumdayız. Biz bu işe arabacılık olarak başladık. Ben de lise bittikten sonra sektöre muavinlik yaparak girdim. Muavinlikten şoförlüğe, şoförlükten yazıhane işletmeciliğine geçtik. Kademe kademe, adım adım geldik. Narlıca bizim eskiden kooperatifimizdi. Kooperatif hâlâ aktif ama ticari faaliyet yürütmüyor. 2025 yılının 15 Ocak’ında Narlıca’yı şirket bünyesinde yeniden faaliyete geçirdik. Tescilimizi aldık, belgelerimizi tamamladık ve kendimize yeni bir yol çizdik. SEFER SAYILARIMIZI ARTIRARAK YATIRIMLARIMIZLA HİZMET AĞIMIZI GENİŞLETECEĞİZ İlk etapta Bursa–Sakarya ekspres seferleriyle başladık. Sabah 7’den akşam 21’e kadar her saat karşılıklı sefer yapıyoruz. Şu anda 35 aracımız var. Yatırımlarımız da devam ediyor. Mart ayında iki adet Travego, yine iki adet sıfır Tourismo teslim alacağız. Haziran ayında dört araç daha geliyor. 2026 için sekiz araçlık yatırım planımız var. Hem filoyu yeniliyoruz hem de firmayı büyütüyoruz. Hâlihazırda Sakarya’ya saat başı sefer yapıyoruz. Bolu–Ankara hattımız var. Zonguldak’a başladık. Çanakkale–Zonguldak hattında ilk etapta üç servisle başlıyoruz. Bartın’ı da planlıyoruz. İnegöl’den kalkışlı araçlarımız var. Ankara’dan günde sekiz servisimiz bulunuyor. Yaz aylarında Ayvalık, Küçükkuyu, Çeşme, Didim, Bodrum ve Marmaris hatlarını da devreye almayı planlıyoruz. KÖPRÜ MALİYETLERİ YÜKSEK AMA ZAMAN KAZANIYORUZ Şu an filomuzda bireyselci yok. Çok talep var ama baştan işi sıkı tutmak istiyoruz. Kısa mesafelerde bile araçlarımız üç ikramla gidiyor. Yolcularımız zamandan kazanıyor. Güzergâh olarak Bursa–Gebze–İzmit–Sakarya hattını kullanıyoruz. Köprü geçişleri nedeniyle maliyet yüksek ama zaman ciddi şekilde kısalıyor. Yolcumuz rahat etsin diye bu maliyetin altına girdik. Alt yoldan talep olduğu için Zonguldak ve Bolu tarafına giden araçlarımızı alt yoldan yönlendireceğiz. Saat başı olan seferler ekspres, uzun mesafe olanlar alt yoldan gidecek şekilde planladık. Yeni güzergâhla eski yol arasında yaklaşık bir saat fark var. Alt yoldan 3–3,5 saatte gidilen yolculuklar bizim ekspreslerde 2 saatte tamamlanıyor. BU MALİYETLER KARŞISINDA REKABETLE KİMSE KAZANAMAZ Maliyetler çok ciddi şekilde arttı. Personel maliyetleri, kiralar, sigortalar, lastikler, akaryakıt… Her şeye zam geldi ama bilet fiyatlarına aynı oranda zam yapamıyoruz. En büyük gider kalemimiz akaryakıt, otoban ve köprü geçişleri ile garaj çıkış ücretleri. Bursa otogarından çıkan bir araç geceden kalmışsa minimum 1.300 lira ödüyor. Transit araçlar bile ciddi bedeller ödüyor. Bugün bir otobüs 24–25 milyon lira bandında. Bu araçların sigortası, personeli, bakımı derken yatırımın karşılığı eskisi gibi alınamıyor. Firmalar zararına taşımaya devam ederse bu işin sonu kapatmaya gider. Rekabetle kazananı bugüne kadar görmedik. ZAMANI SATIN ALMAK MÜMKÜN DEĞİL Nartur Narlıca olarak ciddi bir istihdam sağlıyoruz. Sadece Bursa bölgesinde şoför, host, yazıhane dahil 120–230 kişi arasında bir istihdam var. Bu insanların hepsi evine ekmek götürüyor. Bu yüzden bugün zararına da olsa ayakta kalmaya çalışıyoruz. Firmayı kurarken gördüğümüz eksiklik şuydu: Yolcular zaman kaybından şikâyetçiydi. Biz de maliyeti göze alarak üst yoldan, durmadan giden, ekspres bir konsept oluşturduk. Zaman satın alınamıyor. İnsanlar rahat etsin, dinlenerek gitsin istedik. ARAÇ İÇİ İKRAM KONUSUNDA İDDİALIYIZ Araçlarımızda ikram konusunda çok iddialıyız. Sıcak–soğuk içecekler, kahve çeşitleri, çaylar, ikramlar sürekli veriliyor. Yolcu aç biniyor, tok iniyor. Hatta bunu özellikle söyleyen yolcularımız oluyor. İstediği kadar alabiliyor, bir sınır koymuyoruz. Yolcu geri dönüşleri çok olumlu. Sosyal medya ve mail üzerinden gelen tüm geri dönüşleri takip ediyor, hepsine cevap veriyoruz. Bir kere bizi tercih eden yolcunun devamı geliyor. ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTEN UMUTLUYUZ AMA… Filomuzda Man ve Mercedes ağırlıklı çalışıyoruz. Sakarya hattında 2024 model ve üzeri araçlarımız var. 2026 yılı zor bir yıl olacak gibi görünüyor. Maliyetler yüksek, piyasada fiyat dengesizliği var. Kimisi 600 liraya bilet kesiyor, kimisi 1.000 liraya. Bu sürdürülebilir değil. Devletin bazı konularda taşımacıya destek vermesi gerekiyor. Yolcu sayılarında ise her ay artışımız var. Yeni hatlar ve yeni şehirlerle bu artış daha da devam edecek. Önümüzde 15 tatil var, umutluyuz. Ramazan’a kadar biraz durgunluk olur ama Ramazan Bayramı ile birlikte sezon açılır. Bayramların kışa gelmesi de bizim sektör için biraz nefes aldırıyor. İnşallah önümüzdeki dönem daha dengeli, daha sürdürülebilir bir tablo olur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.