Hava Durumu

#Otobüs Sektörü

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Otobüs Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otobüs Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sosyal Medya, Yolcu İle Firma Arasındaki Dijital Bağdır Haber

Sosyal Medya, Yolcu İle Firma Arasındaki Dijital Bağdır

OTOBÜS MERAKIM 2006’DA OTOGARLARDA BAŞLADI 1993 yılında Denizli’de doğdum. Çocukluğumun ilk 14 yılını Denizli’nin Çivril ilçesinde geçirdim. Daha sonra lise eğitimim için ailemle birlikte İzmir’e taşındık. Üniversite eğitimimi ise Ankara’da, Atılım Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümünde, İngilizce hazırlık dâhil dört yılda tamamladım. Mezuniyetimin ardından iki yıl boyunca ağır nakliye sektöründe çalıştım. Bugün 33 yaşındayım ve dört yıldır evliyim. Otobüslere ilgim ise çok daha eskiye, çocukluk yıllarıma dayanıyor. Ailemizde doğrudan otobüs işletmeciliği yapan kimse yoktu; ancak zamanla bu merakın aslında ailede farklı biçimlerde bulunduğunu gördüm. Babamın özellikle Setra ve Varan’a büyük ilgisi vardı. Yine dayımın da O303’lere olan ilgisini - kuşak ve iç döşemesine bakarak modelini bilecek kadar - yıllar sonra kendisinin söylemesiyle öğrendim. Dolayısıyla ailemizde somut anlamda bir otobüsçü bulunmasa da otobüse ve taşımacılığa yönelik güçlü bir merak vardı. Sektörde sıkça kullanılan ifadeyle, bu “otobüs hastalığı” bende çocukluktan itibaren oldukça ileri bir seviyedeydi. O DÖNEM SOSYAL MEDYA YOKTU, BİZ KENDİ ARŞİVİMİZİ OLUŞTURUYORDUK Otobüs merakım zamanla hobi fotoğrafçılığına dönüştü. Bugünkü kadar yaygın bir sosyal medya ortamı yoktu; Facebook’la dahi 2008 yılında, yaklaşık 15 yaşındayken tanıştık. O yıllarda otobüsleri yalnızca seyahatler sırasında görebiliyorduk. Biz de fotoğraf makinemizi alıp otobüslerin fotoğraflarını çekmeye ve kendimize bir arşiv oluşturmaya başladık. Bu nedenle 2006 yılından beri otogarlardayım. Otogarlarda geçirdiğimiz zaman arttıkça yalnızca araçları değil, sektörün insanlarını, firmalarını ve kültürünü de tanımaya başladık. Bugün kıymetli ağabeylerimiz olarak gördüğümüz birçok sektör temsilcisiyle ilk kez o yıllarda tanıştık. Bu saha deneyimi, ilerleyen yıllarda firmaların kültürünü ve yolcu profilini anlamamız açısından en büyük avantajlarımızdan biri oldu. HOBİMİZİ VE MESLEKİ BİRİKİMİMİZİ AYNI GİRİŞİMDE BİRLEŞTİRDİK Lojistik benim eğitimini aldığım ve profesyonel olarak çalıştığım alandı; otobüs ise yıllardır taşıdığım en güçlü hobimdi. Lise ve üniversite yıllarından itibaren reklamcılık, tasarım ve dijital iletişim çalışmalarını da yakından takip ediyordum. Askerlik sonrasında yurt dışında bulunduğum bir eğitim döneminde kendimi ve yapmak istediğim işi yeniden değerlendirme fırsatı buldum. Tasarım konusunda el yatkınlığım, reklamcılığa ilgim ve otobüs sektörüne yönelik birikimim vardı. “Bildiğimiz ve sevdiğimiz bu alanları neden tek bir işte birleştirmeyelim?” diye düşündük. Böylece hobimizle girişimimizi bir araya getirdik ve Ağustos 2019’da Zemberenk Medya’yı kurduk. 2026 itibarıyla yedinci faaliyet yılımızdayız. Zemberenk ismini bulmamız dahi yaklaşık 36 gün sürdü. Farklı, akılda kalıcı ve merak uyandıran bir isim olmasını istiyorduk. İsim; “zehir zemberek” ifadesinin güçlü çağrışımıyla, saatin çalışmasını sağlayan zemberek mekanizmasının sistemli yapısından esinlenerek ortaya çıktı. İlk duyulduğunda insanlarda merak uyandırdı; zaman içinde de marka ile özdeşleşen, dile yerleşen bir isim hâline geldi. PANDEMİDEN ÖNCE SOSYAL MEDYANIN NEDEN GEREKLİ OLDUĞUNU ANLATIYORDUK Zemberenk Medya’nın kuruluşundan sonraki ilk dönem oldukça sancılı geçti. 2019’da firmalara önce sosyal medyanın ne olduğunu, ardından da neden gerekli olduğunu anlatıyorduk. İnsanlar sosyal medyanın önemini bugünkü kadar net görmüyordu. Biz işe Lüks Artvin ile başladık; ardından Beydağı Turizm ile çalışmaya başladık ancak elimizde örnek çalışmalar bulunmasına rağmen ilk bir iki yılın önemli bir kısmı farkındalık oluşturarak geçti. Pandemi bu açıdan önemli bir kırılma noktası oldu. İnsanların internet ve sosyal medya kullanımındaki artış herkes tarafından görülünce dijital iletişimin gerekliliği daha açık biçimde anlaşıldı. Sonraki dönemde Topçam, Düzce Güven, Balıkesir Uludağ, Çankırı Özlem, Vangölü, Adıyaman Gülaras ve Yıltur gibi firmalar portföyümüze katıldı. Daha önce biz firmalara gidip yaptığımız işi anlatırken, bugün firmalar örneklerle bize geliyor ve “Bunu kendi markamıza nasıl uyarlayabiliriz?” diye soruyor. Elbette bu süreçte rekabet de arttı. İlk yıllarda otobüs sektörüne hizmet vermeyi tercih eden ajans sayısı oldukça sınırlıydı. Bugün daha fazla oyuncu var. Bu nedenle sürekli yeni fikirler üretmeye, sunduğumuz hizmeti geliştirmeye ve her firma için farklı bir değer oluşturmaya çalışıyoruz. HER FİRMAYA AYNI ŞABLONU UYGULAMAK EN BÜYÜK HATA Bugün yaklaşık 10 firmayla aktif olarak çalışıyoruz. Bu firmaların her birinin bölgesi, geçmişi, yolcu profili, kurumsal rengi ve iletişim dili birbirinden farklı. Bu nedenle “Bir şablon hazırlayalım ve bütün firmalarda aynısını kullanalım” anlayışımız kesinlikle yok. Böyle bir yaklaşım, markaların kimliğini ortadan kaldırır. Bir firmayla çalışmaya başladığımızda doğrudan firma sahipleriyle veya onların yönlendirdiği yöneticilerle iletişim kuruyoruz. Yaklaşık iki ila iki buçuk aylık süreçte hem çalışma düzenimiz oturuyor hem de biz firmayı bütün yönleriyle tanımaya başlıyoruz. Bu dönemde sosyal medya hesaplarından gelen yorumları, mesajları ve yolcunun içeriklere verdiği etkileşimi analiz ediyoruz. Böylece kullandığımız tasarım dilinin, rengin ve içerik türünün doğru olup olmadığını görüyoruz. Örneğin güncel bir sosyal medya akımını bir firmaya uyarladığımızda bazı yolcular “Bu kadar köklü bir firmaya böyle bir içerik yakışıyor mu?” diyebiliyor. Bu geri dönüş, o firmanın kitlesinin söz konusu iletişim biçimine hazır olmadığını gösterebiliyor. Başka bir firmada ise aynı yaklaşım, “Yılların firması teknolojiye ve güncel akımlara ayak uyduruyor” şeklinde olumlu karşılık bulabiliyor. Dolayısıyla içerik üretirken yalnızca trendi değil, firmanın kültürünü ve yolcu kitlesinin beklentisini de okumak gerekiyor. İÇERİK ÜRETİMİNİN SIRRI FARKLI DENİZLERE YELKEN AÇMAK Bu işin en zor tarafı sürdürülebilir biçimde özgün içerik üretmek. Bazen saatlerce düşündüğümüz, buna rağmen kalem oynatamadığımız dönemler oluyor. Her gün aynı sektöre bakarak yeni fikir üretmek mümkün değil. Bu nedenle farklı sektörleri, farklı iletişim biçimlerini ve dünyadaki yaratıcı çalışmaları takip ediyoruz. Ben bunu “farklı denizlere yelken açmak” şeklinde ifade ediyorum. İlham çoğu zaman insanın alıştığı alanın dışına çıktığında geliyor. Elbette içeriklerin yayımlanmadan önce bir onay süreci var. Hazırladığımız çalışmaları firmayla değerlendiriyoruz. Bazen fikrin arkasında durup, bu içeriğin markaya yeni bir erişim ve etkileşim sağlayacağını anlatarak ısrar ediyoruz. Bazı durumlarda ise son söz doğal olarak firma yönetiminin oluyor. “Ferman padişahındır” diyerek onların yaklaşımına göre düzenleme yaptığımız da oluyor. Önemli olan ajansın yaratıcılığıyla firmanın kurumsal hassasiyetleri arasında doğru dengeyi kurmak. Yayımlanan çalışmalarımızın içerik ve fikir boyutunda bugüne kadar ciddi bir olumsuz geri dönüşle karşılaşmamamızın temelinde de bu ortak değerlendirme süreci bulunuyor. PROFESYONELLİK İLK PAYLAŞIMDAN İTİBAREN FARK EDİLİR Profesyonel biçimde yönetilmeyen bir sosyal medya hesabını devraldığımızda değişim ilk paylaşımdan itibaren görülür. Tasarım dili, kurumsallık, içerik bütünlüğü ve profilin genel görünümü anında farklılaşır. Çünkü sosyal medya hesabı artık firmanın dijital vitrini hâline gelmiştir. Yolcu hesaba girdiği anda karşısına çıkan ilk görüntü, firma hakkındaki ilk kanaatini doğrudan etkiler. Takipçi ve etkileşim artışı ise firmadan firmaya değişir. Bölgesinde sevilen, benimsenen ve güçlü bir marka değeri bulunan firmalarda işimiz daha kolaydır. Böyle bir hesabın bin kişilik organik takipçi kitlesi, doğru yönetimle altı ay içinde 2 bin 500 veya 3 bin seviyelerine ulaşabilir. Ancak yöresinde sevilmeyen, yolcunun yalnızca zorunluluktan tercih ettiği bir firmada ne kadar iyi içerik üretirsek üretelim aynı sonucu almak mümkün olmayabilir. Bu noktada firmanın da inisiyatif alması gerekir. Sosyal medya yönetimi tek başına bütün hedefleri gerçekleştirecek sihirli bir araç değildir. Sponsorlu içerik, dijital reklam ve influencer iş birlikleri için bütçe ayıran firmalarda büyüme ivmesi daha hızlı yakalanır. Buna rağmen “Bin takipçili hesabı şu kadar sürede 10 bin takipçiye çıkarırız” şeklinde kesin bir süre ve sonuç taahhüdü vermeyi doğru bulmuyorum. Dijital mecralar bu kadar mekanik ilerlemiyor. SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ BİLET SATIŞINI DOĞRUDAN ARTIRAN BİR SİSTEM DEĞİLDİR Otobüs sektöründe sosyal medya konusunda doğru bilinen en büyük yanlışlardan biri, profesyonel hesap yönetiminin doğrudan bilet satışını artıracağı beklentisidir. Firmalardan zaman zaman “Sizinle çalışırsak bilet satışlarımız artacak mı?” sorusunu alıyoruz. Grafik tasarım ve organik sosyal medya yönetimi, tek başına bilet satışını artıran bir sistem değildir. Biz firmanın dijital görünümünü kurumsallaştırır, profesyonel bir vitrin oluşturur ve yolcuyla iletişimini güçlendiririz. Güzergâhları, seferleri, hizmetleri, kampanyaları ve firmanın avantajlarını anlatan satış destekleyici içerikler de üretiriz ancak bunlar doğrudan satış performansı garantisi anlamına gelmez. Daha önce bazı firmalara “Bilet satışlarınızı yüzde 15-20 artıracağız” şeklinde taahhütler verildiğini duyduk. Böyle bir vaadin gerçekçi ve samimi olduğunu düşünmüyorum. Bilet satışını dijital kanallardan artırmak isteyen bir firmanın hızlı ve kullanıcı dostu bir web sitesine, güçlü bir SEO altyapısına, işleyen bir online bilet satış sistemine, rekabetçi avantajlara ve bunları destekleyecek ayrı bir reklam bütçesine ihtiyacı vardır. Sosyal medya bu yapının duyuru ve iletişim mekanizmasıdır. Firmanın sunduğu avantajları doğru kitleye taşır; güven, bilinirlik ve tercih edilme ihtimalini destekler. Fakat bütün satış sorumluluğunu tek başına sosyal medyaya yüklemek doğru değildir. SOSYAL MEDYA, FİRMA İLE YOLCU ARASINDAKİ DOĞRUDAN İLETİŞİM KÖPRÜSÜDÜR Sosyal medya yönetimi yalnızca tasarım hazırlayıp gönderi yayımlamaktan ibaret değil. Hesapların mesaj ve yorum bölümlerinde yolcular, doğrudan sonuç almak istedikleri sorular soruyor. Gecenin üçünde bagajının kaybolduğunu bildiren, belirli bir durakta otobüsün gelmediğini söyleyen veya sefer hakkında bilgi isteyen yolcular olabiliyor. Bu sorulara doğru ve hızlı cevap verilebilmesi için firmanın kendi bünyesinden bir personelle entegre çalışmamız gerekiyor. Biz firmalara en başta şunu söylüyoruz: Dijitalde görünen yüzünüzü oluşturabiliriz; ancak operasyonel bilgiye ulaşabilmek için arka planda mutlaka firma içinden bir muhatabımız olmalı. Yorumlarda veya X gibi anlık iletişimin öne çıktığı mecralarda daha esprili ve sıcak cevaplar verilmesi gereken durumlar da yaşanıyor. Bunları da her firmanın kültürüne, kurumsal kimliğine ve yolcu kitlesine göre yönetiyoruz. Sosyal medya, günümüzde yolcunun firma ile birebir temas kurduğu en önemli kanallardan biri hâline geldi. KRİZDE VERİLEN TEK BİR YANLIŞ CEVAP BÜTÜN SÜRECİ TERSİNE ÇEVİREBİLİR Kaza, afet, olumsuz haber veya firmanın itibarını etkileyebilecek bir gelişme yaşandığında sosyal medya yönetimi çok daha hassas bir boyut kazanıyor. Böyle zamanlarda hızlı davranmak kadar doğru davranmak da önemli. Herhangi bir gönderi yayımlamadan önce sakin kalmak, firmayla birlikte bütün ihtimalleri değerlendirmek ve kullanılacak her kelimeyi dikkatle seçmek gerekiyor. Hizmet verdiğimiz Lüks Artvin, 2023 yılının başında Türkiye genelinde pozitif olarak gündeme yayıldı ve 10 gün boyunca bütün süreci biz yönettik. Böyle bir noktada verilecek yanlış bir cevap, kullanılacak hatalı bir ifade veya dikkatsiz bir mesaj, bütün süreci tersine çevirebilir. Bu nedenle hem krizleri hem de trend olan markalarımızın süreçlerini ince eleyip sık dokuyarak yönetiyoruz. Ekibimizde bu alana odaklanan, firmalara itibar yönetimi ve iletişim danışmanlığı sağlayan çalışma arkadaşlarımız da bulunuyor. GRAFİK TASARIMDAN WEB SİTESİNE KADAR BÜTÜN DİJİTAL İHTİYAÇLARI TEK ÇATIDA SUNUYORUZ Grafik tasarım, sosyal medya yöneticiliği, topluluk ve yorum yönetimi, içerik üretimi, dijital reklam ve itibar yönetimi aslında birbirinden farklı uzmanlık alanlarıdır. Biz bu hizmetleri tek çatı altında, birbirini tamamlayacak biçimde sunuyoruz. Bunun yanında fotoğraf ve video çekimleri, kurumsal kimlik çalışmaları, baskıya hazır tasarımlar ve web sitesi hizmetleri de veriyoruz. Araç teslimatlarında ve özel projelerde fotoğraf-video çekimleri gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz yıl Ali Osman Ulusoy ile yaptığımız bir çalışma kapsamında Samsun’dan başlayarak Karadeniz sahil hattı üzerinden Zonguldak’a kadar ilerledik; ardından Bursa ve Çanakkale üzerinden İzmir, Çeşme ve Bodrum’a kadar uzanan geniş bir rotada çekimler yaptık. Farklı sektörlerde de çekim çalışmalarımız bulunuyor. Fotoğraf ve video benim aynı zamanda hobim olduğu için fırsat buldukça özellikle teslimat çekimlerine bizzat katılmayı tercih ediyorum. Hâli hazırda iki otobüs firması için hazırladığımız web sitelerinin çalışmalarını tamamladık; yayıma alınma süreçleri kaldı. Balıkesir Uludağ ile 2021 yılında çalışmaya başladık. Firma, sonraki yıl Türkiye genelindeki yazıhanelerini yenilerken kullanılan tasarım ve giydirme çalışmalarının tamamını biz hazırladık. Böylece dijitalde oluşturduğumuz kurumsal çizgiyi fiziksel alanlara da taşıdık. Araçların dış giydirme ve kuşak tasarımları ise düzenli olarak sunduğumuz temel hizmetlerden biri değil. Bu alan farklı programlar ve ayrı bir uzmanlık gerektiriyor ancak kıramadığımız, uzun süredir birlikte çalıştığımız firmalar için özel çalışmalar yaptığımız oluyor. Çankırı Özlem’in bazı araç kuşaklarını bu kapsamda hazırladık. Buna rağmen araç tasarımını genel hizmet paketimizin merkezine koymayı düşünmüyoruz. ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILDA OTOBÜSÇÜLÜĞÜN DİJİTAL YAPISI BÜYÜK ÖLÇÜDE DEĞİŞECEK Otobüs sektörü bir süredir dijital dönüşümün içinde ve önümüzdeki 10 yılda bu alanda çok daha büyük değişiklikler yaşanacağını düşünüyorum. Şehir içindeki geleneksel yazıhanelerin sayısı giderek azalıyor. Bilet satın alma, firma araştırma, hizmetleri karşılaştırma ve yolculuk öncesi iletişim süreçleri giderek dijital kanallara taşınıyor. Sektörü fark etmeksizin bütün işletmelerin sosyal medya, web sitesi ve dijital reklam alanlarında bu dönüşüme ayak uydurması gerekiyor. Bir yolcu hiç bilmediği bir şehirden başka bir şehre seyahat edeceğinde, tanımadığı firma hakkında çoğu zaman ilk olarak sosyal medya hesabına bakıyor. “Bu firma nereye gidiyor, nasıl bir hizmet veriyor, güvenilir mi, araçlarda internet, priz veya ikram var mı?” gibi sorularının cevabını dijital kanallarda arıyor. Nitekim yönettiğimiz hesaplara gelen mesajların önemli bir bölümü de bu konularla ilgili. Bu nedenle yolcunun firmayla ilk görüşmesi artık çoğu zaman yazıhanede veya bilet satın alma aşamasında değil, sosyal medya hesabında gerçekleşiyor. Biz sosyal medya üzerinden bu ilk tanışmayı yönetiyor; sonrasında ürettiğimiz içerikler ve duyurduğumuz kampanyalarla yolcu ile marka arasındaki bağı devam ettiriyoruz. Temel hedefimiz, yolcunun firmayı yalnızca bir seferlik tercih etmesi değil, markaya karşı aidiyet duygusu geliştirmesidir. KENDİMİZİ AJANS DEĞİL, BUTİK DİJİTAL PARTNER OLARAK GÖRÜYORUZ Zemberenk Medya olarak firmalara her hafta “Bu hafta ne paylaşmak istiyorsunuz?” diye soran bir yapıda çalışmıyoruz. İçeriği üretiyor, tasarımı hazırlıyor, fikri geliştiriyor ve gerekli durumlarda stratejiyi de biz oluşturuyoruz. Firmanın yapmak istediği şeyi yolcuya doğru biçimde aktarabilmek için dijital bir köprü görevi üstleniyoruz. Bu nedenle kendimizi yalnızca hizmet veren bir ajans değil, firmanın “butik dijital partneri” olarak konumlandırıyoruz. Çalıştığımız firmalarla klasik müşteri-ajans ilişkisinin ötesinde bir yol arkadaşlığı kuruyoruz. İyi dönemlerinde de zor dönemlerinde de yanlarında oluyor, gerektiğinde danışmanlık sağlıyor ve dijitalde karşılaştıkları sorunlara birlikte çözüm arıyoruz. Bir anlamda kader ortaklığı yapıyoruz. Çünkü çalıştığımız firmaları gerçekten sahipleniyoruz. Yolda kendi aracımla seyahat ederken müşterimiz olan bir firmanın otobüsünü gördüğümde aracın nereye gittiğine, nasıl göründüğüne ve operasyonun nasıl ilerlediğine dikkat ediyorum. Yeni katılan firmalar dışında bugün birlikte çalıştığımız markaların önemli bir kısmıyla ortalama üç buçuk- dört yıldır yol yürüyoruz. Kurulduğumuz günden beri bizimle çalışan firmalar da var. Uzun süreli iş birlikleri sayesinde firmaların bütün dijital süreçleri bize emanet ediliyor. Biz de onların yolcuyla kurduğu ilişkiden dijital dünyada bıraktığı dijital izlere kadar her alanı mümkün olan en iyi şekilde yönetmeye çalışıyoruz.

Krizde Bekleyen Değil, Yatırım Yapan Kazanır Haber

Krizde Bekleyen Değil, Yatırım Yapan Kazanır

FİLOMUZUN EN ESKİ OTOBÜSÜ 2025 MODEL Malatya Zafer Turizm olarak hedefimiz Malatya halkına en iyiyi, en konforluyu ve en yeniyi sunmak. Filomuzda şu an 34 adet Travego bulunuyor. 20'si 2026 model, geri kalanı 2025 model. 2024 model dahi yok aramızda. Bu bir tercih değil, bir ilke. Araçlarımızı sürekli güncel tutmak, yolcularımıza sunduğumuz hizmetin temel güvencesi. 2025 modellerimizi de gelecek yıl yenileyeceğiz; bu döngü bizim için standart hâline geldi. Bu yıl 20 yeni araç alarak 500 milyon TL'nin üzerinde bir yatırım gerçekleştirdik. Bu rakam, otobüs sektöründe ciddi bir maliyet baskısının yaşandığı bir dönemde atılmış cesur bir adım ama biz yatırımdan geri durmadık; çünkü kaliteli filo olmadan doğru hizmet veremezsiniz, doğru hizmet vermeden de kalıcı olamazsınız. MALATYA'DA SEYAHAT STANDARTLARINI YÜKSELTİYORUZ Malatya'nın coğrafi konumu bu işi ayrıca zorlaştırıyor: doğuyu batıya, güneyi kuzeye bağlayan kritik bir kavşak noktasındayız. Bu kavşaktaki talep dalgalanmaları, kayısı sezonu, mevsimsel göç hareketleri ve iklim etkileri hepsi aynı anda işletmeyi şekillendiriyor. Bu karmaşıklıkla başa çıkmak için hem güçlü bir filosu hem de çevik bir yönetim anlayışı şart. İkisine de sahibiz. Zorlu bir dönemden geçiyoruz, evet ama yatırımlardan geri çekilmiyoruz. Malatya'da standartı biz belirledik; bunu korumak ve yükseltmek için buradayız. URFA'DAN ZONGULDAK'A UZANAN YENİ HATLARLA SEFER AĞIMIZI GENİŞLETİYORUZ Her yıl birkaç yeni sefer ekleyerek büyümeye devam ediyoruz. Bu yıl açtığımız en önemli hat Zonguldak güzergâhı oldu. Urfa'dan hareketle Malatya, Sivas, Tokat, Amasya ve Kastamonu üzerinden Zonguldak'a uzanan bu hat, bölgede daha önce olmayan bir bağlantıyı kurdu. Bir diğer yeni hattımız ise yine Urfa kalkışlı: Malatya, Erzincan ve Trabzon güzergâhında sabah ve akşam seferleriyle çalışıyor. Bunların yanı sıra Ortaca hattımız da bu sezon devreye girdi. Türkiye'nin batısına açılmak bizim için stratejik bir adım. Ege'ye, Akdeniz'e, Karadeniz'e uzanan seferlerimizle artık Türkiye'nin her köşesiyle bağlantı kuruyoruz. Hat sayısını artırdıkça araç sayımız da buna paralel biçimde yükseliyor; büyüme planımız bu dengeli yapı üzerine kurulu. KAYISILARI DON VURDU, FATURASINI YİNE BİZ ÖDEDİK 2026'nın ilk yarısı Malatya için gerçek anlamda zor geçti. Ramazan ve Kurban Bayramı düşündüğümüz kadar hareketli olmadı. Bunun en temel nedeni don felaketi. Bu yıl kayısı tutmadı; bahçeler büyük zarar gördü. Malatya'da kayısı sezonu yalnızca bir tarım döngüsü değil; işçi hareketinin, gurbetçi dönüşlerinin, ticari hareketliliğin tamamını kapsayan bir ekonomik motor. Kayısı olmayınca o motor çalışmıyor. Yolcu sayısında yüzde ellinin üzerinde bir düşüş yaşadık. Bayramlar kısa geçti, tatil yoğunluğu beklentinin çok altında kaldı. Bu tablo bölgeye özgü değil; Türkiye genelinde otobüs sektörü benzer bir daralmayla karşı karşıya ama Malatya gibi mevsimsel ekonomiye sahip şehirlerde bu etki çok daha derin hissediliyor. UÇAĞIN GİTMEDİĞİ YERDE İŞ VAR; GERİSİ ZORLU Bu sektörün giderek daraldığını açıkça söylememiz gerekiyor. Hava yolu ulaşımının her geçen yıl daha da yaygınlaşması, otobüs talebini ciddi ölçüde eritiyor. Uçağın gitmediği yerlerde iş var; onun dışında rekabet giderek zorlaşıyor. Ankara-İstanbul gibi güçlü hatlar bile artık eskisi gibi çalışmıyor. Bu güzergâhta genellikle bir taraf doluyken diğer taraf boş kalıyor. Boş araçla sefer yapmak ise ciddi bir maliyet kalemi. Buna ek olarak enflasyon, artan yakıt fiyatları, yüksek faiz ve köprü-otoyol geçiş ücretleri işletmeleri her gün yeni bir baskıyla karşı karşıya bırakıyor. Maliyet artışlarını bilet fiyatlarına yansıtmak ise rekabet ortamında çoğu zaman mümkün olmuyor. Bu dengesizlik uzun vadede sürdürülemez; sektörün bütünsel bir değerlendirmeye ve devlet desteğine ihtiyacı var. FARKLI SEKTÖRLERE AÇILARAK YATIRIMLARIMIZI ÇEŞİTLENDİRİYORUZ, Otobüs sektörünün daralma eğilimini görerek yatırımlarımızı çeşitlendirmeye başladık. Bu yıl bünyemize bir akaryakıt istasyonu kattık. Bu hem filomuzun yakıt maliyetlerini düşürmek hem de faaliyet alanımızı genişletmek açısından stratejik bir adım. Kendi araçlarımızın yakıt ihtiyacını kendi istasyonumuzdan karşılamak, maliyet yönetimi açısından somut bir avantaj sağlıyor. Sağlık sektöründe de yatırımlarımız devam ediyor. İnşaat alanında ise projelerimiz var. Otobüsçülük bizim köküz, ama köke bağlı kalırken farklı dallara yayılmak zorundasınız. Tek bir sektöre mahkûm olmak, o sektördeki her krizde sarsılmak anlamına geliyor. Biz bu riski dağıtıyoruz.

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay Oldu Haber

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay Oldu

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) çatısı altında örgütlenen Avrupa otobüs üreticileri, MAN Truck & Bus’ın Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay’ı ACEA’nın yeni Otobüs Bölüm Başkanı olarak atadı. Görev süresi bir yıl olan Oktay; otobüs pazarında elektrifikasyon dönüşümünün hız kazandığı ve “Avrupa’dan Satın Al” (Buy European) yaklaşımı gibi yeni düzenlemelerin sektörün geleceğini doğrudan etkilediği kritik bir dönemde bu önemli sorumluluğu üstlenecek. Barbaros Oktay, görev süresi boyunca Avrupa’daki otobüs üreticileri ile Brüksel’deki politika yapıcılar arasındaki ilişkilerde sektörün sesi olacak. “Sürdürülebilir ulaşım hedefleri için destek şart” Atama sonrası değerlendirmelerde bulunan Barbaros Oktay, şunları söyledi: “Şehir içi otobüs taşımacılığı, Avrupa otomotiv endüstrisinin karbondan arındırma konusunda en ileri seviyedeki segmentidir. Aynı zamanda otobüsler, milyonlarca Avrupalının günlük yaşamında vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle yasa koyucuların yeni düzenlemeleri şekillendirirken; Portekiz’den Polonya’ya, İsveç’ten Sicilya’ya kadar toplumların ihtiyaç duyduğu sosyal ve sürdürülebilir ulaşımı, Avrupa otobüs üreticilerinin rekabet gücünü zayıflatmadan desteklemeleri büyük önem taşımaktadır. Sektörümüzün rekabetçiliğini ve inovasyon kapasitesini güçlendirecek daha fazla siyasi desteğe ihtiyaç duyulmaktadır.” Sanayi hızlandırıcı yasası, sanayi değer yaratımını şekillendiriyor Avrupa Komisyonu tarafından yakın zamanda sunulan Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın merkezinde “Avrupa’dan Satın Al” düzenlemeleri yer alıyor. Planlara göre; değer zincirinde yüksek oranda Avrupa ürünü bulunduran üreticilerin, Avrupa’da otobüs satışı yapabilmesine yalnızca kamu ihaleleri yoluyla izin verilmesi öngörülüyor. Hâlen devam eden yasama sürecinde önemli değişiklikler yapılması bekleniyor. Barbaros Oktay konuya ilişkin olarak şunları ifade etti: “Avrupalı otobüs üreticileri, prensipte ‘Avrupa’dan Satın Al’ yaklaşımını olumlu karşılamaktadır. Ancak önerilen planların ciddi bir bürokratik yük oluşturma riski bulunmaktadır. Biz ise kaynaklarımızı; müşterilerimize daha fazla fayda sağlayan, ulaşımı daha sürdürülebilir ve verimli hâle getiren ürünlerin geliştirilmesine yönlendirmeyi tercih etmekteyiz.” Otobüs sektöründe büyümenin motoru olarak elektrikli araçlar Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana MAN Truck & Bus’ta Otobüs Bölümü Başkanı olarak bu dönüşümü aktif şekilde yönetiyor. Bu süre zarfında şirket, otobüs iş kolundaki pazar konumunu önemli ölçüde güçlendirdi ve 2025 mali yılında 7.000’in üzerinde otobüs satışı gerçekleştirerek pandemi öncesi seviyelere yeniden ulaştı. Özellikle elektrikli mobilite alanı güçlü bir performans sergiledi. Elektrikli şehir içi otobüs satışları yüzde 118’in üzerinde artış göstererek 1.300 adedi aştı ve rekor seviyeye ulaştı. Oktay, “Otobüs sektörü, Avrupa ticari araç endüstrisinin sıfır emisyonlu güç aktarma sistemlerine geçişte en dinamik segmentlerinden biridir. Şehir içi otobüsler, otomotiv endüstrisinde elektrifikasyonun öncü alanlarından birini oluşturmaktadır,” değerlendirmesinde bulundu. Elektrikli ulaşım, şehirlerarası seyahat alanında da giderek önem kazanıyor. 2026 yılının sonunda piyasaya sunulması planlanan MAN Lion’s Coach E ile birlikte, Avrupalı bir üretici tarafından geliştirilen tamamen elektrikli bir otobüs, ilk kez uzun mesafeli yolculuk ve turizm uygulamalarında kullanıma hazır hâle gelecek. Geçtiğimiz sonbaharda Brüksel’de gerçekleştirilen fuar lansmanı, tüm kullanım alanlarında elektrikli otobüs uygulamalarına geçiş sürecinde önemli bir kilometre taşı oldu. Şarj altyapısının hedeflenen şekilde genişletilmesi çağrısı Olumlu piyasa eğilimlerine rağmen, altyapı eksiklikleri önemli bir zorluk olmaya devam ediyor. Şehir içi segmentte elektrifikasyon ilerlemiş olsa da şehirlerarası otobüsler için şarj altyapısı konusunda ciddi bir gelişmeye ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle otobüs sektörü; ulaşım merkezleri, şehirlerarası otobüs terminalleri, turistik bölgeler ve ana güzergâhlar başta olmak üzere, Avrupa genelinde yüksek performanslı bir şarj ağının kurulması için siyasi destek bekliyor. Barbaros Oktay konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Şehirlerarası otobüsler için kapsamlı ve yüksek performanslı bir şarj altyapısı olmadan, uzun mesafeli taşımacılıkta elektrikli mobilite potansiyelinin tamamı hayata geçirilemez. Önümüzdeki yıllarda alınacak politika kararları, dönüşümün ne kadar hızlı ve başarılı bir şekilde gerçekleşeceğini belirleyecektir.” Ankara'daki MAN üretim hattından Avrupa liderliğine 1979 yılında doğan Barbaros Oktay, lise eğitimini Ankara’da tamamladıktan sonra 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 2010-2012 yılları arasında Bilkent Üniversitesi İşletme ve Yönetim (MBA) yüksek lisans programını tamamladı. Kariyerine 2004 yılında MAN Türkiye A.Ş.’de üretim mühendisi olarak başlayan Oktay; şirket bünyesinde sırasıyla Üretim Mühendisi, Üretim Mühendisi Grup Lideri, Üretim Müdürü ve Satın Alma & Tedarikçi Geliştirme Bölüm Sorumlusu olarak görev yaptı. 2013 yılında iç rotasyon kapsamında Almanya’daki MAN merkezine Otobüs Satın Alma Grup Başkanı olarak atanan Oktay, 2016 yılında MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs Bölüm Başkanlığı görevini üstlendi. 2021 yılında ise MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs, Ürün ve Proje Yönetimi Başkanlığı görevine getirildi. Bu göreviyle birlikte dünyanın en büyük ticari araç üreticilerinden TRATON Group’ta Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Otobüs Çözümleri Başkanlığı görevini de yürüttü. Nisan 2022 itibarıyla MAN Türkiye A.Ş. İcra Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana ise MAN Truck & Bus’ın global Otobüs Bölümü Başkanı olarak görev yapıyor.

Otobüsler İçin 3. Köprü Zorunluluğu Kaldırılmalı Haber

Otobüsler İçin 3. Köprü Zorunluluğu Kaldırılmalı

3. KÖPRÜ BEKLENTİYİ KARŞILAMADI Kuzey Marmara Otoyolu açıldığında kamuoyuna “ulaşım rahatlayacak, mesafeler kısalacak” denildi. Vatandaş için gerçekten kolaylık sağlayan bu yeni yollar, otobüs sektörü için tam tersine büyük maliyet ve zaman kaybı anlamına geldi. Eskiden otobüsler, 2. Köprü güzergâhını kullanarak yalnızca yarım saat içinde Anadolu Yakası’ndaki terminallere ulaşabiliyordu. Şimdi ise 3. Köprü mecburiyeti yüzünden bu süre 1,5 saate kadar çıkıyor. Yolcular için de durum aynı: Şehrin en kuzeyine gidip oradan Anadolu Yakası’na inmek, adeta işkenceye dönüşmüş durumda. OTOBÜSLER KAMYON VE TIRLARLA AYNI KEFEYE KOYULMAMALI Otobüslerin ağır tonajlı kamyon ve tırlardan farklı olduğunu artık herkesin kabul etmesi gerekiyor. Kamyonlar 60-80 km hızla ilerlerken otobüsler kapısını kapattıktan sonra 100 km hızla güvenle yol alabiliyor. Arkalarında dorse bulunmadığı için manevra kabiliyetleri de çok daha yüksek. Yani trafiğe yük olmuyorlar aksine yolculuğu daha hızlı ve verimli şekilde tamamlayabiliyorlar. Üstelik pandemi sonrası düşen yolcu sayıları nedeniyle eskisi kadar çok sayıda otobüs de sefere çıkmıyor. Bu yüzden otobüslerin 2. Köprüyü kullanmasının trafiğe kayda değer bir olumsuz etkisi de olmayacak. YOLCULAR DA ESNAF DA RAHATLAYACAK Otobüsçülük, ülke ekonomisine katma değer sağlayan milyonlarca vatandaşı güvenle şehirden şehre ulaştıran bir sektör. Bu sektörün önünü açmak yerine zorunlu köprü uygulamalarıyla maliyetini artırmak büyük bir haksızlık. Otobüslerin 2. köprüden geçişine izin verilirse yolculuk süreleri ciddi oranda kısalacak, yakıt ve otoyol maliyetleri düşecek, esnafın yükü azalacak, sektör biraz olsun nefes alacak. Artık şu soruyu sormanın vakti geldi: Neden?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.