Hava Durumu

#Otogar

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Otogar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otogar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sultanbeyli Otogarı’nda Peron Krizi: Belediye Başkanı Ali Tombaş’tan Yeni Otogar Müjdesi! Haber

Sultanbeyli Otogarı’nda Peron Krizi: Belediye Başkanı Ali Tombaş’tan Yeni Otogar Müjdesi!

Sultanbeyli Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde son aylarda kelimenin tam anlamıyla bir "yer kapma" ve "ulaşım" sorunu yaşanıyor. Otogar içerisindeki peron alanının bir kısmının özel mülkiyet olduğu ve arazi sahibinin belediyeden inşaat ruhsatı alarak çalışmalara başladığı öğrenildi. İndirme peronlarının büyük bir kısmının inşaat alanı içinde kalması, otobüslerin giriş-çıkışlarını zor hale getirirken, hem esnafı hem de yolcuları mağdur etti. Peronlar Kapandı, Giriş-Çıkışlar Çileye Döndü Otogarın en işlek noktalarından biri olan indirme alanının inşaat bariyerleriyle kapatılması, şehirlerarası otobüslerin manevra alanını daralttı. Peronlara yanaşmakta güçlük çeken şoförler zor durumda kalıyor. Otogar esnafı, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını ve her geçen gün maddi kaybın arttığını belirterek duruma tepki gösterdi. Esnaf ve Belediye Başkanı Ali TOMBAŞ Bir Araya Geldi Yaşanan kriz üzerine Sultanbeyli Otogar Derneği yöneticileri ve otogar esnafı, çözüm için Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali TOMBAŞ ile bir görüşme gerçekleştirdi. Mevcut terminalin fiziksel olarak yetersiz kaldığını ve mülkiyet sorunu nedeniyle zor durumda olduklarını belirterek, acil yeni yer talebinde bulundu. Yeni Durak: Paşaköy Gişeleri Yakınında 10 Dönümlük Tesis Ve Galericiler Sitesi Esnafın taleplerini dinleyen ve sorunun çözümü için düğmeye basan Başkan Ali TOMBAŞ, Sultanbeyli’ye yakışacak modern bir otogar projesinin müjdesini verdi. Başkan TOMBAŞ, görüşmede şu detayları paylaştı: Konum: Yeni otogar ve galericiler sitesi, stratejik bir nokta olan Paşaköy Gişeleri yakınlarında inşa edilecek. Kapasite: Yaklaşık 10 dönüm arazi üzerine kurulacak olan tesis, geniş peron alanları ve modern bekleme salonlarına sahip olacak. Teslim Tarihi: İnşaat çalışmalarına hızla başlanacağı ve projenin 2026 yılı içerisinde tamamlanarak esnafa teslim edileceği belirtildi. "Geçici Zorluk, Kalıcı Çözüm" Esnaf ise Paşaköy projesinin hayata geçmesiyle birlikte Sultanbeyli’nin otogar sorununda yeni bir sayfa açılacağını ve bölgedeki trafik yükünün azalacağını öngörüyor.

İşini Severek Yapıyorsan  En Doğru Tercih: Kâmil Koç! Haber

İşini Severek Yapıyorsan En Doğru Tercih: Kâmil Koç!

OTOGARIN SUYUNU İÇTİN Mİ BIRAKAMAZSIN Ben Orhan Şahin. Aslen Muş Malazgirtliyim ama Denizli’de doğup büyüdüm. 1982 doğumluyum. Evliyim, iki çocuğum var. 2010 yılından beri Kâmil Koç’ta yöneticilik yapıyorum. Aslında benim hikâyem Kâmil Koç’la 2008–2009 yıllarında, Denizli yazıhanesinde çalışmaya başlamamla başlıyor. Otobüsçülük bizim aile mesleğimiz. Babam ve amcam bu sektörün içindeydi. Yaklaşık 40–45 yıldır ailemiz Denizli Otogarı’nda faaliyet gösteriyor. Hâlâ Denizli Otogarı’nda 7–8 işletmemiz devam ediyor. Biz yazıhanecilikten gelmeyiz ama otogarın içinden geldik, o kültürle büyüdük. Ben ilkokuldan liseye kadar her yaz otogara gelirdim. Yardım ederdim, çalışırdım. O zaman büyükler derdi ki “Otogarın suyunu içtin mi bırakamazsın.” Gerçekten de öyle oldu. O dönem çok iyi bir basketbolcuydum. Spor hayatımın bir parçasıydı ama otogar da diğer parçasıydı. İnsanlara yardım etmeyi seviyordum. Hizmet sektörünü seviyordum. Otobüsçülük hoşuma gidiyordu. İnsanları bir yerden bir yere götürmek, onların hayatındaki en önemli anlara eşlik etmek… Üniversiteden dönen bir evladın mutluluğu da var, askere giden bir gencin hüznü de var. Hepsini bir arada yaşıyorsunuz. Bir de işin otomotiv tarafını hep sevdim. KÂMİL KOÇ BİR OKUL GİBİDİR Kâmil Koç’la tanışmamız acentelik süreciyle oldu. Acenteliğini yapıyorduk. İşimizi düzgün yaptık. Dürüst olduk. Kâmil Koç’un ahlakını, hizmet anlayışını benimsedik. Bizi sevdiler. 2010 yılının sonlarında süreç başladı, 2011’in ilk aylarında Denizli Otogarı’nda özmal yapıya geçerek birlikte çalışmaya devam ettik. O günden bugüne hâlâ buradayım. Denizli Otogar yöneticisi olarak başladım. Sonra otogar müdürü oldum. Ardından İzmir Otogar müdürlüğü geldi. Denizli devam ederken İzmir’i de üstlendim. Sonra bölge otogar müdürü, ardından bölge müdür yardımcısı ve bugün Ege Bölge Müdürü olarak görev yapıyorum. Kâmil Koç bir okuldur. Dürüst olursan, işini seversen, işi yaşarsan seni bir yerden alır başka bir yere taşır. Kamil Koç’ta eskiden beri liyakate çok önem verilir. Ekibe katılacak her bir personel özenle seçilir, ekibe dahil olan da içerideki ortamı, kendisine verilen değeri görünce bir daha ayrılmak istemez. Bu yapı geçmişten bu güne hiç değişmedi. Hala aynı gelenek sürüyor. O yüzden diyorum ki; işini düzgün yaparsan, Kâmil Koç seni emekli eder. EGE BÖLGESİ KÂMİL KOÇ’UN GÖZBEBEĞİDİR Şu anda Ege Bölgesi’nde 6 il ve 33 ilçe bana bağlı. Denizli ve İzmir özmal yapımız var. Denizli’de ve İzmir’de ekiplerimiz var. Bunun dışında host yönetimi, yer hizmetleri, yolcu ilişkileri, ikram birimi, kalite kontrol, özmal filo yapısı ve kaptan kadroları var. Her birimin ayrı yöneticisi var ama Ege’de hep birlikte tek hedef için çalışıyoruz: “Yol Arkadaşlarımızı” güvenli, kaliteli ve konforlu şekilde istedikleri yere ulaştırmak. Ege Bölgesi coğrafi olarak çok güçlü bir bölge. İstanbul’dan, Bursa’dan, Karadeniz’den gelen herkes İzmir üzerinden sahillere akıyor. Bodrum, Marmaris, Çeşme, Alaçatı, Kuşadası… Hepsi İzmir için geçiş noktası. İzmir artık sektörde adeta Afyon gibi bir merkez konumuna geldi. O yüzden Ege Bölgesi Kâmil Koç için her zaman ilk sıralardadır. Yıllardır bu bölgeye yatırım yapılır, kaliteli acentelerle çalışılır, güçlü araç yapısı ve personel kalitesi korunur. EGE’DE KEMİKLEŞMİŞ BİR YOLCU KİTLEMİZ VAR Ege Bölgesi’nde Kâmil Koç’un çok güçlü bir marka algısı var. İzmir’de, Aydın’da, Manisa’da, Denizli’de kemikleşmiş bir yolcu kitlesi bulunuyor. Üç ana yolcu grubumuz var. Yetişkin yolcumuz var; Mart ayında gelir, Haziran’daki seyahatini planlar. Oturur, çayını içer, koltuk seçimini yapar. Güneşi hangi taraftan görmek istediğini bile hesaplar. Öğrenci ve turizm yolcumuz var. Yazın sahillere yoğun akış olur. Kışın öğrenci ağırlığı artar. Ekonomik şartlar tabi ki sektörümüzü de etkiledi ama sadık yolcumuz hâlâ bizimle. Yol arkadaşlarımız şunu bilir: Ne olursa olsun Kâmil Koç verdiği hizmetin arkasında durur. Herhangi bir Kamil Koç otobüsünün herhangi bir koltuğuna oturduğu andan itibaren yüz yıllık tecrübenin güvenini hisseder. Yolculuğa karar verdiği andan itibaren Kamil Koç’un yüzlerce kalifiye personeli sadece onun güvenliği ve konforu için çalışır… İşte bu güven duygusu Kamil Koç’un en kıymetli hazinesidir. 100 YILLIK TECRÜBE İLE OPERASYONLARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Bugün Türkiye’de yüzlerce firma var ama büyük bir kısmı Kâmil Koç’la çalışmak istiyor çünkü Kâmil Koç’un işi sadece yolcuyu taşımak değil. Arka planda raporlama, planlama, muhasebe, hukuk, insan kaynakları, yolcu ilişkileri, pazarlama, bilgi teknolojileri gibi departmanlardan oluşan çok güçlü bir yapı var. Üstelik bu yapı dünyanın her yerinde karayolu yolcu taşımacılığı dendiğinde akla ilk gelen şirket olan Flix’in global vizyonuna sahip. Biz 100 yıldır yollardayız ama asla sabit, yeniliklere kapalı bir şirket değiliz. Yüz yıldır sürekli üstüne koyarak edindiğimiz tecrübemizi Global otağımız Flix ile birleştirmemiz bunun en güzel göstergesi. İşte bu sayede Türkiye’nin Kamil Koç’u olabildik. Ege Bölgesi’nde de organik birleşmelerimiz oldu. İş ortaklarımızla aile ortamı kurarak çalışıyoruz. Şeffafız. Global ortağımız Flix de dahil olmak üzere dünyanın her yerinde yöneticilerimiz, bizler ve iş ortaklarımız… Hepimiz aynı değerleri, aynı vizyonu paylaşıyoruz. Bireysel otobüsçülerle sürekli iletişim halindeyiz. Sektörün iniş çıkışlarını birlikte değerlendiriyoruz. Zor dönemlerde iş ortaklarımızın olası zararlarını nasıl en aza indiririz, daha yoğun dönemleri nasıl daha verimli geçiririz, hep birlikte planlıyoruz. Bu yüzden Kâmil Koç her zaman büyümeye, yol arkadaşlarına en güvenli, konforlu ve kaliteli hizmeti sunmaya devam ediyor. Her zaman söylediğimiz gibi biz sadece insanları a noktasından b noktasına taşımıyoruz. 100 yıllık tecrübemizle güven inşa ediyor, global vizyonumuzla yol arkadaşlarımızın hikayelerine ortak oluyoruz.

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti Haber

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti

GEÇMİŞTEN GELEN TECRÜBEMİZLE YOLA DEVAM EDİYORUZ İsmim Ali Öz. 1980 Isparta doğumluyum. Ailem 1985 yılından bu yana taşımacılık sektörünün içinde yer alıyor. Şirketimizi o yıllarda kuran babam, sektöre üç ortaklı bir yapıyla ve bir adet Mercedes 302 otobüsle adım attı. Zamanla ortaklık yapısı küçüldü, faaliyet alanlarımız ise genişledi. Ben de ikinci nesil olarak bu işe dahil oldum. Şirketimiz başlangıçta Isparta–Eğirdir hattında yolcu taşımacılığı yaparak büyüdü. Hâlâ aynı güzergahta hizmet veren hatlı araçlarımız bulunuyor. Ardından personel taşımacılığı ve turizm taşımacılığı alanlarına yöneldik. 2025 yılında ise yeni bir adım atarak seyahat acentemizi kurduk ve şu anda aktif olarak acente faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca otogarda iki adet yazıhanemiz bulunuyor ve çeşitli firmaların yazıhane işletmeciliğini de üstleniyoruz. Kısacası, aile geleneğini sürdürüyor; turizm ve taşımacılık alanlarında yatırımlarımıza devam ediyoruz. TAŞIMACILIĞIN HER ALANINDA FAALİYET GÖSTERİYORUZ Seba Turizm olarak bünyemizde iki de yan şirketimiz bulunuyor ve toplamda yaklaşık 70 öz mal araçlık bir filoya sahibiz. Şehirlerarası taşımacılık için D1 belgemiz, turizm taşımacılığı için D2 belgemiz ve kısa mesafeli taşımacılık için D4 belgemiz mevcut. Yani karayolu yolcu taşımacılığı için gerekli tüm belgelere sahibiz. Ayrıca 2022 yılında aldığımız TÜRSAB belgemizle turizm faaliyetlerimizi daha da genişlettik. 2025 yılında Seba Gül Tur adıyla Isparta’da seyahat acentemizi açtık. Tur satışları, otel satışları ve benzeri tüm organizasyonları yürüten ayrı bir birim oluşturduk. Böylece hem taşımacılık hem de turizm faaliyetlerimizi entegre şekilde sürdürüyoruz. İNSANLARIN SEYAHAT ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞTİ ARTIK 2024 yılı sektör açısından biraz daha hareketliydi; ancak 2025, ekonomik koşullar nedeniyle daha zor bir yıl oldu. Bilet fiyatlarının artmasıyla birlikte insanlar artık daha az seyahat ediyor veya yolculuklarını kişisel araçlarıyla yapmayı tercih ediyor. Örneğin, Isparta–İstanbul hattında bilet fiyatımız 1.180 TL. Bir aile ya da arkadaş grubu 3 kişi seyahat ettiğinde git-gel toplam maliyet 7.000 TL’ye kadar çıkabiliyor. Oysa aynı yolculuğu kendi araçlarıyla yaklaşık 5.000 TL’ye gerçekleştirebiliyorlar. Üstelik istedikleri zaman durup daha esnek bir yolculuk yapabiliyorlar. Bu durum da otobüs yolculuğuna olan talebi etkiliyor. TURİZM BU SENE YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRDÜ Turizm tarafı bu yıl oldukça iyi geçti. Araçlarımız sezon boyunca yoğun şekilde Antalya’da çalıştı. Hâlâ turizmde aktif olarak çalışan araçlarımız mevcut ve bu yıl rakamsal açıdan da memnun ediciydi. Geçen yıla göre şoför bulma konusunda da ciddi bir problem yaşamadık. Filo yapımız ağırlıklı olarak midibüs ve minibüslerden oluşuyor. Büyük otobüs sayımız daha sınırlı. Yaklaşık 70–75 araçlık filomuzun yaklaşık %80’ini midibüs ve minibüs grubu, %20’sini ise büyük otobüsler oluşturuyor. Bu da turizm taşımacılığı odağımızın güçlü olduğunu gösteriyor. 2025 yılında filomuzu genişletmeye devam ettik ve toplamda 10 adet sıfır araç yatırımı yaptık. Bu yatırımların bir kısmı Temsa ve Isuzu gibi markalardan minibüs ve midibüs şeklinde gerçekleşti. Böylece araç parkımızı güncel tutmayı sürdürdük. 2026 yılı için ise elbette yatırım planlarımız var; ancak her yıl yeni araç yatırımına gitmek günümüz koşullarında şirketleri zorlayan bir süreç. Yine de yenilikten ve filomuzu genç tutmaktan vazgeçmeyeceğiz. KOLTUK ARKASI EKRANLARIN KALKMASI SEKTÖR İÇİN DOĞRU BİR HAMLE Şehirlerarası hatlarda da faaliyet gösteriyoruz. Özellikle Isparta–İzmir hattında seferlerimiz var. Araçlarımızda artık Digitürk sistemleri aktif olarak kullanılıyor. Teknolojiye ayak uydurmak zorundayız; yolcuların beklentileri bu yönde gelişiyor. Eskiden otobüslere televizyon taktırdığımız dönemleri hatırlıyorum. O zamanlar 8.000 dolara yakın maliyetlerle bu sistemleri kurduruyorduk ancak günümüzde bu televizyonlar hem teknolojik olarak çok hızlı eskidi hem de maliyetleri fazlaydı. Ayrıca sonradan yapılan elektrik tesisatı düzenlemeleri, araçlarda ciddi yangın riskleri oluşturuyordu. Her tarafın kesilip biçilmesi bizi güvenlik açısından da zorluyordu. Dolayısıyla televizyonların kaldırılması ve Digitürk gibi merkezi sistemlerin devreye alınması bence çok doğru bir adım oldu. Hem işletmeci için ciddi bir maliyet avantajı sağlıyor hem de araç güvenliği artıyor. Biz de bu dönüşüme hızlı uyum sağlayan firmalardan biriyiz ve Isparta Petrol Turizm ile birlikte tüm araçlarımızda bu sistemi kullanıyoruz. OTOGARIN TAŞINMASI, YAZIHANE GELİRLERİMİZİ ETKİLEDİ Bilet satış ve yazıhane tarafında artık kâr elde etmek oldukça zorlaştı çünkü satışların büyük bölümü internet üzerinden yapılıyor. Bu nedenle yazıhanelerin gelirleri düşerken personel giderleri yüksek kalmaya devam ediyor. Şu anda Isparta Otogarı’nda iki yazıhanemiz bulunuyor ve şehirdeki en iyi firmaların bilet satışlarını biz yürütüyoruz. Uludağ, Tokat Yıldızı, Siirt Petrol, Adıyaman, Jet Turizm gibi sektörde güçlü firmalarla çalışıyoruz. Toplamda yaklaşık 12 firmaya hizmet veriyoruz. Ancak tüm bu operasyonlar masrafları zor karşılıyor; çoğu zaman başa baş sonuçlar elde ediyoruz. Eskiden yaz sezonunda biraz pay kalırdı, bugün o da neredeyse yok. Yazıhane işletmeciliği, eski cazibesini kaybetti diyebilirim. Otogarın taşınması da bu süreci etkileyen önemli faktörlerden biri oldu. Önceki otogar şehir merkezine daha yakın olduğu için özellikle öğrencilerin yoğunluğu sayesinde banko satışlarımız daha yüksekti. Yeni otogar şehir dışında kaldığı için yolcular biletlerini internetten alma eğiliminde. Bu da yazıhane trafiğini azalttı. Bu süreçte Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’in desteğini gördük. Kimseyi mağdur etmeden otogarı belediyenin şirketine devretti ve tüm işletmelere yer tahsisi sağladı. Biz de belediyenin şirketine kiracı olarak sorunsuz bir şekilde geçiş yaptık. Bu nedenle kendisine teşekkür ediyoruz. HIZ KESMEDEN TEMKİNLİ BİR ŞEKİLDE YATIRIMLARIMIZI GERÇEKLEŞTİRİYORUZ Yatırım konusunda ağırlıklı olarak öz sermaye ile ilerliyoruz. Kredi kullanımını mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışıyoruz. Daha çok eski araçlarımızı yenileme stratejisiyle hareket ediyoruz. Eğer cazip bir kredi kampanyası olursa, düşük faizli ve kısa vadeli kredileri değerlendirebiliyoruz. Örneğin geçtiğimiz dönemde 12 ay vadeli, 1.50–1.90–2.59 gibi faiz oranları sunulan bazı kampanyalardan yararlandık ancak günümüzde tamamen kredi çekerek araç almak ve bu yatırımı sağlıklı şekilde döndürmek neredeyse imkânsız. Öz sermayeniz olacak ki elinizdeki aracı verip üzerine ek yaparak yenileyebilesiniz. Biz de bu mantıkla, kontrollü ve sürdürülebilir bir yatırım politikası izliyoruz.

Büyük İstanbul Otogarı’nda Hırsızlıklar Çığ Gibi Büyüyor Haber

Büyük İstanbul Otogarı’nda Hırsızlıklar Çığ Gibi Büyüyor

Film şirketlerinin karavanları, otoparkları doldurmuş durumda. Esnafa ise “Arabanı nereye bulursan bırak” deniyor. Durum öyle bir noktaya geldi ki artık sadece binek araçlar değil, otobüsler için de park edecek yer kalmadı ancak otogarın en büyük sıkıntısı park yeri değil: Hırsızlıklar. OTOBÜSLER SOYULUYOR, KAPTANLAR İSYANDA Kaptanlar araçlarını park ettikten sonra geri döndüklerinde otobüslerinin soyulduğunu görüyor. Gün geçmiyor ki bir otobüs hırsızlığı yaşanmasın. Kimi zaman otobüslerin bagajları açılıyor, kimi zaman araç içindeki değerli eşyalar çalınıyor. Üstelik tüm bu olaylar koskoca otogarın ortasında herkesin gözü önünde gerçekleşiyor. Sektör temsilcileri isyan ediyor: “Otobüsümüzü nereye park etsek güvende değil. Bu koskoca otogarda güvenlik kalmamış.” GÜVENLİK SADECE YÖNETİM KATINA En büyük sorun ise güvenlik zaafı. Otogarda yeterli sayıda güvenlik görevlisi bulunmuyor. Güpegündüz kavgalar çıkıyor, insanlar birbirine giriyor, trafik saatlerce kilitleniyor ama ortada tek bir güvenlik görevlisi bile yok. Olan birkaç güvenlik görevlisi ise yalnızca İBB yönetim katını korumakla meşgul. Esnafın, şoförlerin ve yolcuların yaşadığı sorunlara müdahale etmek gibi bir görev üstlenmiyorlar. Maaşlarını alıp köşelerinde oturuyorlar. OTOGAR “GEÇEN HANI”NA DÖNMÜŞ DURUMDA Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük ulaşım merkezi olan Büyük İstanbul Otogarı, bugün “geçen hanı”na dönmüş durumda. Güvenlik yok, düzen yok, otopark yok. İBB yönetimi otogarı gelir kapısı olarak görürken, esnaf da kaptan da yolcu da sahipsiz bırakılıyor. Şimdi herkesin sorduğu tek bir soru var: Bu kadar büyük bir tesis, neden sahipsiz bırakılıyor? Otobüs hırsızlıklarının önüne kim geçecek? Esnafın ve yolcuların güvenliğini kim sağlayacak? Cevaplar belirsiz, ama yaşanan gerçek ortada: Otogar gün geçtikçe daha güvensiz, daha karanlık, daha başıboş bir hale geliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.