Hava Durumu

#Otogar

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Otogar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otogar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Online Satışlar ile “Coğrafi Sınırlar” Ortadan Kalktı Haber

Online Satışlar ile “Coğrafi Sınırlar” Ortadan Kalktı

MUHASEBECİLİKTEN GENEL MÜDÜRLÜĞE UZANAN YOLCULUK Afyon'un Sultandağ ilçesinde doğdum. Yirmi yıldır karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün içindeyim. Bu alana girişim tam anlamıyla bir tesadüfün armağanı. Paşa Dayı olarak tanıdığımız değerli büyüğümüzle yollarımız kesişti ve Lüks Aksel'e muhasebeci olarak adım attım. Yıllar içinde her kademede çalıştım, her sürecin içinde bulundum ve o birikimin sonunda genel müdürlük koltuğuna oturdum. Bugün itibarıyla filomuzda 25 otobüs bulunuyor; bunların 12'si bize ait, 13'ü kiralık. Akşehir ve Konya merkezli kalkışlarla yaklaşık 35 ila 50 ile sefer düzenliyoruz.İstanbul, Ankara, Antalya ve Bursa başta olmak üzere Trakya'ya, Karadeniz'e uzanan geniş bir sefer ağımız var. Konya'dan kalkan bazı hatlarımız 15-16 saati buluyor; yani kaptanlarımız bazen iki günlük yolculuklara çıkıyor. Tüm bu operasyonun arkasında 750-800 kişilik bir ekip duruyor:acente çalışanlarından kaptanlara, yazıhane personelinden idari kadromuza kadar geniş bir aileyiz. BU YAŞIMA KADAR GÖRDÜĞÜM “EN KÖTÜ RAMAZANLARDAN” BİRİNİ ATLATTIK 2026 yılı, Ramazan ayıyla birlikte ağır bir sınavla başladı. Bu yaşımda tanıklık ettiğim en zorlu Ramazanlardan birini geride bıraktık. Normalde 20 ila 30 sefer düzenlediğimiz günlerde kendimizi 10-15 seferle sınırlı bulduk. İstanbul'a günde altı sefer çıkarırken üçe indirmek zorunda kaldık. Yolcu talebinin bu denli daralması, tüm planlamalarımızı ve bütçe hesaplarımızı altüst etti. Yılın sekiz ayını zararla kapatıyoruz; ancak geri kalan dört ayda da durum pek iç açıcı değil. 2025, gelir olarak güzel göründü ama ay sonunda masrafları çıkardığınızda elinizde kalan para ne bir otobüsü yenilemek ne de işletmeyi büyütmek için yeterliydi. Kazandığımızı sanıyoruz, oysa sadece ayakta kalmak için koşuyoruz. ENFLASYONUN GÖLGESİNDE SOLUK ALACAK YER KALMADI Muhasebe kökenli biri olarak rakamların diliyle konuşuyorum: bu tablo sürdürülebilir değil. Bir dönem kış aylarının darboğazında devletin sunduğu yüzde bir faizli kredilerle nefes alıyorduk. Beş, on milyonluk kredi çekiyor, zor günleri atlatıyor, dönem açıldığında geri ödüyorduk.Şimdi yüzde elli faizle kredi çeken bir işletmeci, o parayı nasıl geri ödeyecek? Bankalar zaten artık bu sektöre kapılarını büyük ölçüde kapattı. Fiyat artışları da elimizi bağlıyor. Garaj çıkışı masrafları, yakıt, köprü ve otoyol ücretleri, personel maliyetleri... Tüm bu kalemler yukarı tırmanırken bilet fiyatlarına aynı hızda zam yapamıyoruz. Üretim daraldıkça, alım gücü eriyor; alım gücü eriyince yolcu azalıyor. Bu kısır döngüden çıkmanın yolu, sektörü ilgilendiren mali düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesinden geçiyor. En acil beklentimiz şu: KDV oranının %20’den %8’eindirilmesi. Önceki dönemde yüzde sekizde olan bu oran, sektöre ciddi bir rahatlama sağlıyordu. Bunun yanı sıra gider gösterimi konusundaki engeller kaldırılmalı. İşçi sigortası, ücret ödemeleri gibi kalemler stopaj bazında gider olarak yansıtılamıyor. Bu hem vergi adaletsizliği hem de işletmecileri kayıt dışına iten bir mekanizma. 2020 MODELDEN DÜŞÜK OTOBÜSÜ FİLOMUZA DAHİL ETMEYİZ Araç filosunda belirli bir marka bağımlılığımız yok ancak 2020 model altında hiçbir otobüs çalıştırmıyoruz. Bu hem yolcu konforu hem de bakım maliyetleri açısından aldığımız net bir karar. Yeni model almak ise bugünün koşullarında hayal gibi görünüyor. Sıfır araç fiyatları, enflasyonla birlikte erişilemez rakamlara ulaştı. Bunun için stratejimizi bir üst modele geçiş olarak belirledik;doğrudan sıfır almak yerine güncel ve güvenilir araçlarla filomuzu tazeliyoruz. Bakım ve onarımda ise yüzde seksenin üzerinde yetkili servisle çalışıyoruz. Özel servis anlaşmalarımız var. Dışarıdan fatura alarak iş yaptırmak hem vergisel hem de maliyet açısından dezavantaj yaratıyor; bu yüzden mümkün olduğunca kayıtlı ve güvenilir kanalları tercih ediyoruz. ALT TARAFTAN YETİŞEN PERSONELYOK Sektörümüzün en kronik yarası haline gelen sorun şu an için nitelikli personel eksikliği. Kaptan adayları yetişmiyor. Belge alma süreci hem maddi hem de sınav açısından giderek zorlaşıyor. Psikoteknik belgesi, CRC belgesi, ehliyet sınıfları... Bunların hepsini bir araya getirip sürücü yetiştirmek, bugün için büyük bir emek ve maliyet istiyor. Sistem dijitalleştiği için belgesiz sürücü zaten otomatik olarak devre dışı kalıyor; bu olumlu bir gelişme ama sorun yalnızca denetim değil, arz meselesi. Genç nesil bu mesleği tercih etmiyor. Sınava giriyor ama geçemiyor ya da maddi imkân bulamadığı için süreçten vazgeçiyor. Sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından bu tablo gerçekten ciddi bir tehdit. KİRALAR, CEZALAR VE KÖPRÜ GEÇİŞLERİ DERKEN HERKES KENDİ BAŞININ ÇARESİNE BAKIYOR Otogar kiralarının piyasaya göre normalleştiğini söylesek de gerçekte hâlâ ağır bir yük oluşturduğunu düşünüyorum. Köprü ve otoyol geçiş ücretleri, idari cezalar, akaryakıt maliyetleri... Bunların toplamı, özellikle kâr marjlarının daraldığı dönemlerde işletmecileri ciddi biçimde eziyor. Peki firmalar bir araya gelip bu sorunları ortak bir sesle dile getiremiyor mu? Hayır, ne yazık ki getiremiyor. Herkes kendi bacağından asılı olduğu için ortak bir platform oluşturulamıyor. Bu en büyük eksikliğimiz. Kamuoyuna ve ilgili kurumlara ulaşacak, birleşik ve güçlü bir ses olmadan bu sorunların çözümü de gecikmeli kalıyor. ONLİNE KANALLAR İLE SATILAN BİLET ORANI %80 Satışlarımızın artık yüzde seksenini online kanallar oluşturuyor. Bu dönüşümün en büyük kazanımı, coğrafi sınırları ortadan kaldırması. Normalde Trakya'dan yolcu almam neredeyse imkânsızken Keşan'dan, Kırklareli'nden, Malkara ve Tekirdağ'dan artık yolcu alabiliyor ve bu kişileri Konya kalkışlı hatlarımıza bağlayabiliyoruz. Yolcular saatleri ve fiyatları karşılaştırıyor, uygun gördüklerinde tereddütsüz bilet alıyor. F1 yazıhaneleri konusunda ise durum biraz daha karmaşık. D1 garaj açmak artık çoğu işletmeci için mümkün olmadığından F1 ile çalışmak zorunlu hale geliyor ancak F1 kanalından gelen fatura ve KDV yükümlülükleri ayrı bir yük oluşturuyor. Yazıhane sayısındaki daralma kaçınılmaz görünüyor ama tamamen ortadan kalkmayacak. Var olan ağ üzerinden çalışmaya devam etmek dışında pratik bir seçenek yok. DİBE VURDUK; BUNDAN SONRA AYNI KALACAĞIZ Küçülecek miyiz diye soruyorlar. Hayır, küçüleceğimiz kadar küçüldük zaten. Bu saatten sonra tutunmak, var olanı korumak ve istikrarı sürdürmek en gerçekçi hedef.Büyümekten söz etmek için önce nefes alabilecek bir ortama ihtiyacımız var. Yirmi yıldır bu sektördeyim. İyi dönemleri de gördüm, çok zor dönemleri de ama bu kadar fazla değişkenin aynı anda üstümüze yığıldığı bir dönemi ilk kez yaşıyorum: yüksek faiz, erişilemeyen kredi, artan maliyetler, düşen talep, personel kıtlığı ve sektörün sesi olmak için eksik örgütlenme. Bu sorunların tamamı birbirini besliyor ve çözüm için bütüncül bir yaklaşım şart. Umudumuzu yitirmedik. Bu sektör Türkiye'nin omurgasıdır; milyonlarca insanı birbirine bağlar ama bu omurganın dik durabilmesi için devletin, bankaların ve sektör temsilcilerinin aynı masada buluşması gerekiyor. Biz buradayız; yeter ki bize de soluk alacak alan açılsın.

Kâmil Koç ile Yürüdüm, Hiç Yalnız Hissetmedim Haber

Kâmil Koç ile Yürüdüm, Hiç Yalnız Hissetmedim

ARKAMDA GÜÇLÜ BİR MARKA OLDUĞUNU BİLİYORDUM On sekiz yaşında bu iş hayatına atıldığımda çevremdeki herkes karşıydı. Abim bile "Otogar erkeklerin egemen olduğu bir sektör, on beş-yirmi günde o işi bırakırsın" dedi. Ben de ona tek bir şey sordum: "Onların yaptığı işi ben neden yapamıyorum?" İşte o soruyla başladı her şey. Ama şunu açıkça söyleyeyim; bu yolda yalnız değildim. Arkamda Kâmil Koç gibi köklü ve güvenilir bir marka olduğunu bilmek, ilk günden itibaren bana büyük bir güç verdi.Kâmil Koç'un adını taşımak, müşteri gözünde zaten bir güvence sunuyordu. Ben de o güvenceyi her gün hizmetimle pekiştirdim. KÂMİL KOÇ'UN STANDARTLARI BENİ HEP TAŞIDI İlk zamanlar otobüsçüler bankoya geldiğinde beni görünce şaşırıyorlardı. "Burada senden başka kimse yok mu?"diyorlardı. Onlara şunu söylüyordum: "Ben varım. Sizin faturanızı da ben keseceğim, yolcularınızı da ben bindireceğim." Zamanla gördüler ki ben sadece bir acente değil, Kâmil Koç'un bu bölgedeki yüzüyüm. Şirketin sunduğu eğitimler, sistemler ve operasyonel destek sayesinde işimi en doğru şekilde öğrendim. Kâmil Koç'un iş yapış biçimi bana bir çerçeve sundu; o çerçeve içinde kendimi geliştirdim, müşteriye doğru yaklaştım ve sektörde saygın bir yer edindim. YOLCULARIM KÂMİL KOÇ'A, BEN DE KÂMİL KOÇ'A GÜVENIYORUM Yolcularım nereye giderlerse gitsinler, dönüşte arayıp "Bedriye Hanım, biletimizi sen keser misin?" derler. Bu, yirmi iki yıl içinde oluşan karşılıklı bir güvendir. Ama bu güvenin temelinde yalnızca benim çabam değil, Kâmil Koç'un müşteriye verdiği söz de yatıyor. İzmir'den Köyceğiz'e bilet kestiğim bir yolcum, otobüsten inince yanıma geldi. Şoför muavini ona şunu söylemiş: "Köyceğiz Otogarı'ndaki Bedriye Hanım'la iyi geçinin." Bu güvenhem benim emeklerimden hem de Kâmil Koç'un yıllar içinde inşa ettiği kurumsal itibardan besleniyor. İkisi bir araya gelince ortada gerçek bir marka elçisi çıkıyor. HER ZORLU GÜNDE ŞİRKETİM YANIBAȘIMDAYDI Bu yolda yalnızca mesleki zorluklarla değil, çok ağır kayıplarla da sınavdan geçtim. 2004'te bu işe başladım; tam on beş gün sonra babam vefat etti. Altı yıl sonra annem, 2021'de de eşimi kaybettim. Bu dönemlerde işim beni ayakta tuttu. Kendime hep şunu söyledim: "Sevdiğin bir işin ve seni koruyan güçlü bir şirketin var." Kâmil Koç sadece bir iş ortağı değil; kurumsal yapısı, sahadaki desteği ve aile ruhunu koruyan kültürüyle zor günlerde de yanımda hissettirdi kendini. Bu beraberlik benim için çok kıymetliydi. KÂMİL KOÇ, KALİTEYİ HER AYRINTIYA TAŞIYOR Kadının bilemeyeceği, anlayamayacağı bir iş yoktur diyorum. Köyceğiz'de bir otobüs arızalandığında arabama atlayıp sanayiye kadar giderim, motor kaputuna kafamı sokup sorarım: "Hortum mu patladı, elektrik mi arıza verdi?" Kaptanlar "Sen bunu nereden biliyorsun?" diye şaşırıyorlar. Ama iş buysa her parçasını öğrenmek benim sorumluluğumdur. Kâmil Koç da tam bu anlayışla çalışıyor; filosunu sürekli yeniliyor, kaptanlarını eğitiyor, konfordan güvenliğe her ayrıntıyı titizlikle ele alıyor. Ben de acentemde aynı titizliği yansıtmaya çalışıyorum çünkü taşıdığım isim bunu gerektiriyor. DOĞRU MARKAYDI, DOĞRU KARARDI Çalışmak isteyen, kendi işini kurmak isteyen herkese şunu söylüyorum: Güvendiğiniz, sizi destekleyen, sizinle birlikte büyüyen bir marka seçin. Ben on sekiz yaşında Kâmil Koç'la başladım, şu an kırkımdayım. Yirmi iki yıl boyunca bu markanın gücünü her gün arkamda hissettim. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında kadın işletmeciler, kadın kaptanlar var; hepsi bu sektörde hak ettikleri yeri alıyorlar. Kâmil Koç bu dönüşümün hem tanığı hem de taşıyıcısı. Ben de o büyük ailenin gururlu bir parçasıyım.

Ortak Şehir İçi Servis Sistemimiz, Sektörümüz İçin Adeta Bir Can Suyudur Haber

Ortak Şehir İçi Servis Sistemimiz, Sektörümüz İçin Adeta Bir Can Suyudur

OTOGAR HAYATINA 1998 YILINDA BAŞLADIM 1982 yılında Erzurum’da doğdum. Otogar hayatına 1998 yılında Büyük İstanbul Otogarı’nda 59–60 numaralı yazıhanede çalışarak başladım. 2008 yılında merhum Süleyman Hamurcu ve oğlu Rahmi Hamurcu tarafından kurulan Süha Turizm’in faaliyete geçmesiyle birlikte firmanın işletmeciliğini üstlendim. Yaklaşık 17 yıldır bu görevi yürütüyorum. Zaman içerisinde özellikle servis hizmetlerinde firmaların büyük zorluklar yaşadığını fark ettim. Her firmanın kendi servis ağını kurmasının sürdürülebilir bir model olmadığını gördüm. Bu ihtiyacı öngörerek 2015 yılında servis aracı yatırımı yaptım ve otogarda firmalara ücretsiz servis hizmeti sunmaya başladım. Daha sonra kardeşlerimle birlikte farklı firmaların da işletmeciliğini üstlendik. Eskilerin güzel bir sözü vardır: “Kötü ev sahibi kiracıyı mal sahibi yapar.” Biz de zaman içinde yaşadığımız bazı tecrübelerden sonra artık kiracı değil mal sahibi olma yolunu tercih ettik ve yatırımlarımızı bu doğrultuda büyüttük. SEKTÖRDE BU KADAR FARKLI OTOBÜS FİRMASINI TEK ÇATI ALTINDA BULUŞTURAN TEK SERVİS TAŞIMACISIYIZ Uzun yıllardır Esenler Otogarı’nda yazıhane işletmeciliği yapıyorum. Bunun yanında bir süredir şehirlerarası firmaların servis taşımacılığı işlerini de yürütüyorum. Bugün geldiğimiz noktada İstanbul’da ve hatta Türkiye genelinde bu kadar firmayı aynı çatı altında toplayarak şehir içi servis hizmeti sunan tek taşıma firması konumundayız. Esenler Otogarı’nda aktif olarak çalıştırdığımız 5 adet yazıhanemiz bulunuyor. Bu yazıhanelerde 11 farklı firmanın komisyonculuğunu yapıyoruz. Bunun dışında Alibeyköy Cep Otogarı’nda 3 yazıhanemiz hizmet veriyor. Ayrıca Anadolu Yakası’nda da 2 adet terminalimiz bulunuyor. Bugün itibarıyla bu terminallerde çalışan 38 adet servis aracımız var. Bunların 12 tanesi 27’lik diye tabir edilen midibüs, geri kalan araçlarımız ise minibüslerden oluşuyor. Minibüslerimizin tamamı Ford Transit, midibüslerimiz ise Otokar Sultan marka araçlardan oluşuyor. ÇALIŞANLARIMIZIN HAKLARINI HER ZAMAN TESLİM ETTİK Uğur Taşımacılık olarak en hassas olduğumuz konulardan biri çalışanlarımızın haklarıdır. Sigortasız hiçbir personel çalıştırmıyoruz. Tüm çalışanlarımızın sigorta girişleri yapılmadan işbaşı yapmalarına izin vermiyoruz. Bugün 78 kişilik bir kadroyla İstanbul’da hem yazıhane işletmeciliği hem de servis faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Şirketlerimizin kurulduğu günden bu yana 1 lira dahi vergi veya SGK borcumuz bulunmamaktadır. Güçlü sermaye yapımızla ülkemize katma değer sağlayarak ve istihdama öncelik vererek yolumuza devam ediyoruz. ORTAK SERVİS SİSTEMİYLE FİRMALARIN MALİYETİNİ YÜZDE 90’A YAKIN DÜŞÜRDÜK Şehirlerarası taşımacılık yapan firmaların en büyük maliyet kalemlerinden birinin şehir içi servis hizmetleri olduğunu sektörde herkes bilir. Birçok firma bu servisler nedeniyle ciddi zarar ediyor. Ulusal ölçekte çok büyük sefer ağı olan birkaç firma doğal olarak kendi servislerini kullanabiliyor ancak diğer firmalar için bu model sürdürülebilir olmaktan çıkmış durumda. Bu nedenle firmalar hızla servislerini birleştirme yoluna gidiyor. Biz de burada devreye giriyoruz. Tüm ekiplerimizle birlikte 7 gün 24 saat çalışarak yazıhanelerimizde biletleme hizmeti veriyor ve şehir içi yolcuların taşınmasını organize ediyoruz. Eskiden her firma kendi servisini kullanıyordu. Aynı güzergâha giden yolcular için 20 farklı firmanın 20 ayrı servisi yola çıkıyordu ama bu araçların yolcu kapasitesini topladığınızda aslında 5 aracın taşıyacağı kadar yolcu çıkıyordu. Yani 15 araç boş boş trafikte dolaşıyordu. Bu durum hem firmalara ciddi maliyet getiriyordu hem de yakıt tüketimi nedeniyle çevreyi kirletiyor, aynı zamanda trafik yoğunluğunu artırıyordu. Bizim geliştirdiğimiz ortak servis sistemi sayesinde bugün yaklaşık 40 firmaya kendi araçlarımızla ortak servis hizmeti veriyoruz. Bu sayede firmaların servis maliyetlerini %90’a yakın düşürmüş durumdayız. Bu oran gerçekten çok ciddi bir tasarruftur. Yıllık maliyet hesaplandığında firmalar için adeta can suyu niteliğinde bir destek anlamına geliyor. Eskiden 40 otobüsü olan firmanın da servisi vardı, 3 otobüsü olan firmanın da servisi vardı. Şimdi ise ortak servis sistemiyle hem maliyetler düşüyor hem de kaynaklar çok daha verimli kullanılıyor. SERVİS ÜCRETLERİNİ MİNİMUM SEVİYEDE TUTARAK SEKTÖRE DESTEK OLUYORUZ Bugün İstanbul’da bir servis aracının aylık maliyeti ortalama 275 bin liradan aşağı değildir. Yakıtı, personeli, bakımı, sigortası derken ciddi bir maliyet ortaya çıkıyor. Buna rağmen biz servis ücretlerini mümkün olan en düşük seviyede tutmaya çalışıyoruz çünkü amacımız sadece ticaret yapmak değil, aynı zamanda bu sektöre destek olmak. Firmalar zaten çok zor şartlarda ayakta kalmaya çalışıyor. Bu nedenle biz de elimizden geldiğince sektöre katkı sağlamak adına fiyatlarımızı piyasa şartlarının oldukça altında tutuyoruz ve firmalarımıza sorunsuz hizmet vermeye devam ediyoruz. EFE TUR İSTANBUL İŞLETMECİLİĞİNİ BÜNYEMİZE KATTIK Yakın zamanda Efe Tur yönetimi ile yaptığımız görüşmeler sonucunda Esenler, Alibeyköy ve Dudullu işletmelerini bünyemize kattık. Bu süreçte ciddi bir yatırım yaptık. Efe Tur yazıhanesini büyüterek diğer firmalarımızı da bu yapının içine dahil ettik. Yazıhane ve peron kullanımını daha pratik ve daha verimli hale getirdik. Operasyonlarımızın yönetimi açısından da bu bizim için oldukça iyi bir lokasyon oldu. Efe Tur’u bünyemize katmamızla birlikte bugün günlük ortalama 60 otobüs seferinin organizasyonunu düzenli bir şekilde yürütüyoruz. ANADOLU YAKASI’NDA OTOGAR SORUNU ARTIK KANGREN HALİNE GELDİ Bugün sektörün en büyük sorunlarından biri Anadolu Yakası’nda gerçek bir otogarın olmamasıdır. Anadolu Yakası’nda terminaller dağınık şekilde faaliyet gösteriyor ve bu sorun yıllardır çözülemiyor. Ne yazık ki devlet yeterince destek olmuyor, belediyeler yeterince destek olmuyor, sektör kuruluşları da bu konuda yetersiz kalıyor. Bugün firmaların Anadolu Yakası’nda terminallere ödediği kira bedelleriyle aslında çoktan modern bir otogar yapılabilirdi. Orada çok ciddi maliyetler ödeniyor ama kalıcı bir çözüm üretilemiyor. Sultanbeyli Otogarı’nın kaldırılıp Paşaköy gişeleri yakınlarında yeni bir otogar yapılacağı açıklandı ancak oradaki esnaf arkadaşlarla konuştuğumuzda yeni otogarın şehir merkezine oldukça uzak olacağı ve servis konusunda ciddi sıkıntılar yaşanacağı ifade ediliyor. Açık konuşmak gerekirse, o bölgede bir otogar yapılsa bile yolcuların bu noktayı ne kadar tercih edeceği konusunda ciddi soru işaretleri var. TEK BAŞINA YAZIHANECİLİK DÖNEMİ ARTIK BİTMİŞTİR Bugün sektörde açıkça söylemek gerekiyor ki tek başına yazıhanecilik dönemi artık bitmiştir. Bir yazıhanede genellikle 3 ya da 4 firma birlikte çalışıyor. Her firmanın ayrı işletmecisi, ayrı personeli var. Bu yapı artık sürdürülebilir olmaktan çoktan çıktı. Eğer bir yazıhanedeki 3 firma bir araya gelip ortak bilet kesemiyorsa ve servis organizasyonunu birlikte yönetemiyorsa, o işletmelerin ayakta kalması artık çok zor. Bugün otogarlarda ayakta kalmanın başka bir yolu kalmadı. Eğer herkes rakiplik anlayışını ve birbirini çekememe durumunu bir kenara bırakmazsa, çok kısa bir süre içinde iflasların yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Burada yapılması gereken en doğru şey şudur: Aynı yazıhanede çalışan işletmeciler birleşmeli ve maliyetlerini ortak yönetmelidir. Biz bugün 40 firmanın servis organizasyonunu ve 10’dan fazla firmanın işletmeciliğini tek çatı altında nasıl topladıysak, yazıhaneci arkadaşlarımızın da artık ciddi şekilde oturup düşünmeleri gerekiyor. Bugün yazıhaneci dostlarımız arasında araçlarını sigorta yaptıramayan işletmeler olduğunu görüyoruz. Durum gerçekten çok ciddi bir noktaya geldi. Ben buradan tüm meslektaşlarıma açık bir çağrı yapıyorum: Birleşmenin yollarını bulun. Bu maliyetlerle tek başına ayakta kalma şansı artık yok.

Sultanbeyli Otogarı’nda Peron Krizi: Belediye Başkanı Ali Tombaş’tan Yeni Otogar Müjdesi! Haber

Sultanbeyli Otogarı’nda Peron Krizi: Belediye Başkanı Ali Tombaş’tan Yeni Otogar Müjdesi!

Sultanbeyli Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde son aylarda kelimenin tam anlamıyla bir "yer kapma" ve "ulaşım" sorunu yaşanıyor. Otogar içerisindeki peron alanının bir kısmının özel mülkiyet olduğu ve arazi sahibinin belediyeden inşaat ruhsatı alarak çalışmalara başladığı öğrenildi. İndirme peronlarının büyük bir kısmının inşaat alanı içinde kalması, otobüslerin giriş-çıkışlarını zor hale getirirken, hem esnafı hem de yolcuları mağdur etti. Peronlar Kapandı, Giriş-Çıkışlar Çileye Döndü Otogarın en işlek noktalarından biri olan indirme alanının inşaat bariyerleriyle kapatılması, şehirlerarası otobüslerin manevra alanını daralttı. Peronlara yanaşmakta güçlük çeken şoförler zor durumda kalıyor. Otogar esnafı, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını ve her geçen gün maddi kaybın arttığını belirterek duruma tepki gösterdi. Esnaf ve Belediye Başkanı Ali TOMBAŞ Bir Araya Geldi Yaşanan kriz üzerine Sultanbeyli Otogar Derneği yöneticileri ve otogar esnafı, çözüm için Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali TOMBAŞ ile bir görüşme gerçekleştirdi. Mevcut terminalin fiziksel olarak yetersiz kaldığını ve mülkiyet sorunu nedeniyle zor durumda olduklarını belirterek, acil yeni yer talebinde bulundu. Yeni Durak: Paşaköy Gişeleri Yakınında 10 Dönümlük Tesis Ve Galericiler Sitesi Esnafın taleplerini dinleyen ve sorunun çözümü için düğmeye basan Başkan Ali TOMBAŞ, Sultanbeyli’ye yakışacak modern bir otogar projesinin müjdesini verdi. Başkan TOMBAŞ, görüşmede şu detayları paylaştı: Konum: Yeni otogar ve galericiler sitesi, stratejik bir nokta olan Paşaköy Gişeleri yakınlarında inşa edilecek. Kapasite: Yaklaşık 10 dönüm arazi üzerine kurulacak olan tesis, geniş peron alanları ve modern bekleme salonlarına sahip olacak. Teslim Tarihi: İnşaat çalışmalarına hızla başlanacağı ve projenin 2026 yılı içerisinde tamamlanarak esnafa teslim edileceği belirtildi. "Geçici Zorluk, Kalıcı Çözüm" Esnaf ise Paşaköy projesinin hayata geçmesiyle birlikte Sultanbeyli’nin otogar sorununda yeni bir sayfa açılacağını ve bölgedeki trafik yükünün azalacağını öngörüyor.

İşini Severek Yapıyorsan  En Doğru Tercih: Kâmil Koç! Haber

İşini Severek Yapıyorsan En Doğru Tercih: Kâmil Koç!

OTOGARIN SUYUNU İÇTİN Mİ BIRAKAMAZSIN Ben Orhan Şahin. Aslen Muş Malazgirtliyim ama Denizli’de doğup büyüdüm. 1982 doğumluyum. Evliyim, iki çocuğum var. 2010 yılından beri Kâmil Koç’ta yöneticilik yapıyorum. Aslında benim hikâyem Kâmil Koç’la 2008–2009 yıllarında, Denizli yazıhanesinde çalışmaya başlamamla başlıyor. Otobüsçülük bizim aile mesleğimiz. Babam ve amcam bu sektörün içindeydi. Yaklaşık 40–45 yıldır ailemiz Denizli Otogarı’nda faaliyet gösteriyor. Hâlâ Denizli Otogarı’nda 7–8 işletmemiz devam ediyor. Biz yazıhanecilikten gelmeyiz ama otogarın içinden geldik, o kültürle büyüdük. Ben ilkokuldan liseye kadar her yaz otogara gelirdim. Yardım ederdim, çalışırdım. O zaman büyükler derdi ki “Otogarın suyunu içtin mi bırakamazsın.” Gerçekten de öyle oldu. O dönem çok iyi bir basketbolcuydum. Spor hayatımın bir parçasıydı ama otogar da diğer parçasıydı. İnsanlara yardım etmeyi seviyordum. Hizmet sektörünü seviyordum. Otobüsçülük hoşuma gidiyordu. İnsanları bir yerden bir yere götürmek, onların hayatındaki en önemli anlara eşlik etmek… Üniversiteden dönen bir evladın mutluluğu da var, askere giden bir gencin hüznü de var. Hepsini bir arada yaşıyorsunuz. Bir de işin otomotiv tarafını hep sevdim. KÂMİL KOÇ BİR OKUL GİBİDİR Kâmil Koç’la tanışmamız acentelik süreciyle oldu. Acenteliğini yapıyorduk. İşimizi düzgün yaptık. Dürüst olduk. Kâmil Koç’un ahlakını, hizmet anlayışını benimsedik. Bizi sevdiler. 2010 yılının sonlarında süreç başladı, 2011’in ilk aylarında Denizli Otogarı’nda özmal yapıya geçerek birlikte çalışmaya devam ettik. O günden bugüne hâlâ buradayım. Denizli Otogar yöneticisi olarak başladım. Sonra otogar müdürü oldum. Ardından İzmir Otogar müdürlüğü geldi. Denizli devam ederken İzmir’i de üstlendim. Sonra bölge otogar müdürü, ardından bölge müdür yardımcısı ve bugün Ege Bölge Müdürü olarak görev yapıyorum. Kâmil Koç bir okuldur. Dürüst olursan, işini seversen, işi yaşarsan seni bir yerden alır başka bir yere taşır. Kamil Koç’ta eskiden beri liyakate çok önem verilir. Ekibe katılacak her bir personel özenle seçilir, ekibe dahil olan da içerideki ortamı, kendisine verilen değeri görünce bir daha ayrılmak istemez. Bu yapı geçmişten bu güne hiç değişmedi. Hala aynı gelenek sürüyor. O yüzden diyorum ki; işini düzgün yaparsan, Kâmil Koç seni emekli eder. EGE BÖLGESİ KÂMİL KOÇ’UN GÖZBEBEĞİDİR Şu anda Ege Bölgesi’nde 6 il ve 33 ilçe bana bağlı. Denizli ve İzmir özmal yapımız var. Denizli’de ve İzmir’de ekiplerimiz var. Bunun dışında host yönetimi, yer hizmetleri, yolcu ilişkileri, ikram birimi, kalite kontrol, özmal filo yapısı ve kaptan kadroları var. Her birimin ayrı yöneticisi var ama Ege’de hep birlikte tek hedef için çalışıyoruz: “Yol Arkadaşlarımızı” güvenli, kaliteli ve konforlu şekilde istedikleri yere ulaştırmak. Ege Bölgesi coğrafi olarak çok güçlü bir bölge. İstanbul’dan, Bursa’dan, Karadeniz’den gelen herkes İzmir üzerinden sahillere akıyor. Bodrum, Marmaris, Çeşme, Alaçatı, Kuşadası… Hepsi İzmir için geçiş noktası. İzmir artık sektörde adeta Afyon gibi bir merkez konumuna geldi. O yüzden Ege Bölgesi Kâmil Koç için her zaman ilk sıralardadır. Yıllardır bu bölgeye yatırım yapılır, kaliteli acentelerle çalışılır, güçlü araç yapısı ve personel kalitesi korunur. EGE’DE KEMİKLEŞMİŞ BİR YOLCU KİTLEMİZ VAR Ege Bölgesi’nde Kâmil Koç’un çok güçlü bir marka algısı var. İzmir’de, Aydın’da, Manisa’da, Denizli’de kemikleşmiş bir yolcu kitlesi bulunuyor. Üç ana yolcu grubumuz var. Yetişkin yolcumuz var; Mart ayında gelir, Haziran’daki seyahatini planlar. Oturur, çayını içer, koltuk seçimini yapar. Güneşi hangi taraftan görmek istediğini bile hesaplar. Öğrenci ve turizm yolcumuz var. Yazın sahillere yoğun akış olur. Kışın öğrenci ağırlığı artar. Ekonomik şartlar tabi ki sektörümüzü de etkiledi ama sadık yolcumuz hâlâ bizimle. Yol arkadaşlarımız şunu bilir: Ne olursa olsun Kâmil Koç verdiği hizmetin arkasında durur. Herhangi bir Kamil Koç otobüsünün herhangi bir koltuğuna oturduğu andan itibaren yüz yıllık tecrübenin güvenini hisseder. Yolculuğa karar verdiği andan itibaren Kamil Koç’un yüzlerce kalifiye personeli sadece onun güvenliği ve konforu için çalışır… İşte bu güven duygusu Kamil Koç’un en kıymetli hazinesidir. 100 YILLIK TECRÜBE İLE OPERASYONLARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Bugün Türkiye’de yüzlerce firma var ama büyük bir kısmı Kâmil Koç’la çalışmak istiyor çünkü Kâmil Koç’un işi sadece yolcuyu taşımak değil. Arka planda raporlama, planlama, muhasebe, hukuk, insan kaynakları, yolcu ilişkileri, pazarlama, bilgi teknolojileri gibi departmanlardan oluşan çok güçlü bir yapı var. Üstelik bu yapı dünyanın her yerinde karayolu yolcu taşımacılığı dendiğinde akla ilk gelen şirket olan Flix’in global vizyonuna sahip. Biz 100 yıldır yollardayız ama asla sabit, yeniliklere kapalı bir şirket değiliz. Yüz yıldır sürekli üstüne koyarak edindiğimiz tecrübemizi Global otağımız Flix ile birleştirmemiz bunun en güzel göstergesi. İşte bu sayede Türkiye’nin Kamil Koç’u olabildik. Ege Bölgesi’nde de organik birleşmelerimiz oldu. İş ortaklarımızla aile ortamı kurarak çalışıyoruz. Şeffafız. Global ortağımız Flix de dahil olmak üzere dünyanın her yerinde yöneticilerimiz, bizler ve iş ortaklarımız… Hepimiz aynı değerleri, aynı vizyonu paylaşıyoruz. Bireysel otobüsçülerle sürekli iletişim halindeyiz. Sektörün iniş çıkışlarını birlikte değerlendiriyoruz. Zor dönemlerde iş ortaklarımızın olası zararlarını nasıl en aza indiririz, daha yoğun dönemleri nasıl daha verimli geçiririz, hep birlikte planlıyoruz. Bu yüzden Kâmil Koç her zaman büyümeye, yol arkadaşlarına en güvenli, konforlu ve kaliteli hizmeti sunmaya devam ediyor. Her zaman söylediğimiz gibi biz sadece insanları a noktasından b noktasına taşımıyoruz. 100 yıllık tecrübemizle güven inşa ediyor, global vizyonumuzla yol arkadaşlarımızın hikayelerine ortak oluyoruz.

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti Haber

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti

GEÇMİŞTEN GELEN TECRÜBEMİZLE YOLA DEVAM EDİYORUZ İsmim Ali Öz. 1980 Isparta doğumluyum. Ailem 1985 yılından bu yana taşımacılık sektörünün içinde yer alıyor. Şirketimizi o yıllarda kuran babam, sektöre üç ortaklı bir yapıyla ve bir adet Mercedes 302 otobüsle adım attı. Zamanla ortaklık yapısı küçüldü, faaliyet alanlarımız ise genişledi. Ben de ikinci nesil olarak bu işe dahil oldum. Şirketimiz başlangıçta Isparta–Eğirdir hattında yolcu taşımacılığı yaparak büyüdü. Hâlâ aynı güzergahta hizmet veren hatlı araçlarımız bulunuyor. Ardından personel taşımacılığı ve turizm taşımacılığı alanlarına yöneldik. 2025 yılında ise yeni bir adım atarak seyahat acentemizi kurduk ve şu anda aktif olarak acente faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca otogarda iki adet yazıhanemiz bulunuyor ve çeşitli firmaların yazıhane işletmeciliğini de üstleniyoruz. Kısacası, aile geleneğini sürdürüyor; turizm ve taşımacılık alanlarında yatırımlarımıza devam ediyoruz. TAŞIMACILIĞIN HER ALANINDA FAALİYET GÖSTERİYORUZ Seba Turizm olarak bünyemizde iki de yan şirketimiz bulunuyor ve toplamda yaklaşık 70 öz mal araçlık bir filoya sahibiz. Şehirlerarası taşımacılık için D1 belgemiz, turizm taşımacılığı için D2 belgemiz ve kısa mesafeli taşımacılık için D4 belgemiz mevcut. Yani karayolu yolcu taşımacılığı için gerekli tüm belgelere sahibiz. Ayrıca 2022 yılında aldığımız TÜRSAB belgemizle turizm faaliyetlerimizi daha da genişlettik. 2025 yılında Seba Gül Tur adıyla Isparta’da seyahat acentemizi açtık. Tur satışları, otel satışları ve benzeri tüm organizasyonları yürüten ayrı bir birim oluşturduk. Böylece hem taşımacılık hem de turizm faaliyetlerimizi entegre şekilde sürdürüyoruz. İNSANLARIN SEYAHAT ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞTİ ARTIK 2024 yılı sektör açısından biraz daha hareketliydi; ancak 2025, ekonomik koşullar nedeniyle daha zor bir yıl oldu. Bilet fiyatlarının artmasıyla birlikte insanlar artık daha az seyahat ediyor veya yolculuklarını kişisel araçlarıyla yapmayı tercih ediyor. Örneğin, Isparta–İstanbul hattında bilet fiyatımız 1.180 TL. Bir aile ya da arkadaş grubu 3 kişi seyahat ettiğinde git-gel toplam maliyet 7.000 TL’ye kadar çıkabiliyor. Oysa aynı yolculuğu kendi araçlarıyla yaklaşık 5.000 TL’ye gerçekleştirebiliyorlar. Üstelik istedikleri zaman durup daha esnek bir yolculuk yapabiliyorlar. Bu durum da otobüs yolculuğuna olan talebi etkiliyor. TURİZM BU SENE YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRDÜ Turizm tarafı bu yıl oldukça iyi geçti. Araçlarımız sezon boyunca yoğun şekilde Antalya’da çalıştı. Hâlâ turizmde aktif olarak çalışan araçlarımız mevcut ve bu yıl rakamsal açıdan da memnun ediciydi. Geçen yıla göre şoför bulma konusunda da ciddi bir problem yaşamadık. Filo yapımız ağırlıklı olarak midibüs ve minibüslerden oluşuyor. Büyük otobüs sayımız daha sınırlı. Yaklaşık 70–75 araçlık filomuzun yaklaşık %80’ini midibüs ve minibüs grubu, %20’sini ise büyük otobüsler oluşturuyor. Bu da turizm taşımacılığı odağımızın güçlü olduğunu gösteriyor. 2025 yılında filomuzu genişletmeye devam ettik ve toplamda 10 adet sıfır araç yatırımı yaptık. Bu yatırımların bir kısmı Temsa ve Isuzu gibi markalardan minibüs ve midibüs şeklinde gerçekleşti. Böylece araç parkımızı güncel tutmayı sürdürdük. 2026 yılı için ise elbette yatırım planlarımız var; ancak her yıl yeni araç yatırımına gitmek günümüz koşullarında şirketleri zorlayan bir süreç. Yine de yenilikten ve filomuzu genç tutmaktan vazgeçmeyeceğiz. KOLTUK ARKASI EKRANLARIN KALKMASI SEKTÖR İÇİN DOĞRU BİR HAMLE Şehirlerarası hatlarda da faaliyet gösteriyoruz. Özellikle Isparta–İzmir hattında seferlerimiz var. Araçlarımızda artık Digitürk sistemleri aktif olarak kullanılıyor. Teknolojiye ayak uydurmak zorundayız; yolcuların beklentileri bu yönde gelişiyor. Eskiden otobüslere televizyon taktırdığımız dönemleri hatırlıyorum. O zamanlar 8.000 dolara yakın maliyetlerle bu sistemleri kurduruyorduk ancak günümüzde bu televizyonlar hem teknolojik olarak çok hızlı eskidi hem de maliyetleri fazlaydı. Ayrıca sonradan yapılan elektrik tesisatı düzenlemeleri, araçlarda ciddi yangın riskleri oluşturuyordu. Her tarafın kesilip biçilmesi bizi güvenlik açısından da zorluyordu. Dolayısıyla televizyonların kaldırılması ve Digitürk gibi merkezi sistemlerin devreye alınması bence çok doğru bir adım oldu. Hem işletmeci için ciddi bir maliyet avantajı sağlıyor hem de araç güvenliği artıyor. Biz de bu dönüşüme hızlı uyum sağlayan firmalardan biriyiz ve Isparta Petrol Turizm ile birlikte tüm araçlarımızda bu sistemi kullanıyoruz. OTOGARIN TAŞINMASI, YAZIHANE GELİRLERİMİZİ ETKİLEDİ Bilet satış ve yazıhane tarafında artık kâr elde etmek oldukça zorlaştı çünkü satışların büyük bölümü internet üzerinden yapılıyor. Bu nedenle yazıhanelerin gelirleri düşerken personel giderleri yüksek kalmaya devam ediyor. Şu anda Isparta Otogarı’nda iki yazıhanemiz bulunuyor ve şehirdeki en iyi firmaların bilet satışlarını biz yürütüyoruz. Uludağ, Tokat Yıldızı, Siirt Petrol, Adıyaman, Jet Turizm gibi sektörde güçlü firmalarla çalışıyoruz. Toplamda yaklaşık 12 firmaya hizmet veriyoruz. Ancak tüm bu operasyonlar masrafları zor karşılıyor; çoğu zaman başa baş sonuçlar elde ediyoruz. Eskiden yaz sezonunda biraz pay kalırdı, bugün o da neredeyse yok. Yazıhane işletmeciliği, eski cazibesini kaybetti diyebilirim. Otogarın taşınması da bu süreci etkileyen önemli faktörlerden biri oldu. Önceki otogar şehir merkezine daha yakın olduğu için özellikle öğrencilerin yoğunluğu sayesinde banko satışlarımız daha yüksekti. Yeni otogar şehir dışında kaldığı için yolcular biletlerini internetten alma eğiliminde. Bu da yazıhane trafiğini azalttı. Bu süreçte Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’in desteğini gördük. Kimseyi mağdur etmeden otogarı belediyenin şirketine devretti ve tüm işletmelere yer tahsisi sağladı. Biz de belediyenin şirketine kiracı olarak sorunsuz bir şekilde geçiş yaptık. Bu nedenle kendisine teşekkür ediyoruz. HIZ KESMEDEN TEMKİNLİ BİR ŞEKİLDE YATIRIMLARIMIZI GERÇEKLEŞTİRİYORUZ Yatırım konusunda ağırlıklı olarak öz sermaye ile ilerliyoruz. Kredi kullanımını mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışıyoruz. Daha çok eski araçlarımızı yenileme stratejisiyle hareket ediyoruz. Eğer cazip bir kredi kampanyası olursa, düşük faizli ve kısa vadeli kredileri değerlendirebiliyoruz. Örneğin geçtiğimiz dönemde 12 ay vadeli, 1.50–1.90–2.59 gibi faiz oranları sunulan bazı kampanyalardan yararlandık ancak günümüzde tamamen kredi çekerek araç almak ve bu yatırımı sağlıklı şekilde döndürmek neredeyse imkânsız. Öz sermayeniz olacak ki elinizdeki aracı verip üzerine ek yaparak yenileyebilesiniz. Biz de bu mantıkla, kontrollü ve sürdürülebilir bir yatırım politikası izliyoruz.

Büyük İstanbul Otogarı’nda Hırsızlıklar Çığ Gibi Büyüyor Haber

Büyük İstanbul Otogarı’nda Hırsızlıklar Çığ Gibi Büyüyor

Film şirketlerinin karavanları, otoparkları doldurmuş durumda. Esnafa ise “Arabanı nereye bulursan bırak” deniyor. Durum öyle bir noktaya geldi ki artık sadece binek araçlar değil, otobüsler için de park edecek yer kalmadı ancak otogarın en büyük sıkıntısı park yeri değil: Hırsızlıklar. OTOBÜSLER SOYULUYOR, KAPTANLAR İSYANDA Kaptanlar araçlarını park ettikten sonra geri döndüklerinde otobüslerinin soyulduğunu görüyor. Gün geçmiyor ki bir otobüs hırsızlığı yaşanmasın. Kimi zaman otobüslerin bagajları açılıyor, kimi zaman araç içindeki değerli eşyalar çalınıyor. Üstelik tüm bu olaylar koskoca otogarın ortasında herkesin gözü önünde gerçekleşiyor. Sektör temsilcileri isyan ediyor: “Otobüsümüzü nereye park etsek güvende değil. Bu koskoca otogarda güvenlik kalmamış.” GÜVENLİK SADECE YÖNETİM KATINA En büyük sorun ise güvenlik zaafı. Otogarda yeterli sayıda güvenlik görevlisi bulunmuyor. Güpegündüz kavgalar çıkıyor, insanlar birbirine giriyor, trafik saatlerce kilitleniyor ama ortada tek bir güvenlik görevlisi bile yok. Olan birkaç güvenlik görevlisi ise yalnızca İBB yönetim katını korumakla meşgul. Esnafın, şoförlerin ve yolcuların yaşadığı sorunlara müdahale etmek gibi bir görev üstlenmiyorlar. Maaşlarını alıp köşelerinde oturuyorlar. OTOGAR “GEÇEN HANI”NA DÖNMÜŞ DURUMDA Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük ulaşım merkezi olan Büyük İstanbul Otogarı, bugün “geçen hanı”na dönmüş durumda. Güvenlik yok, düzen yok, otopark yok. İBB yönetimi otogarı gelir kapısı olarak görürken, esnaf da kaptan da yolcu da sahipsiz bırakılıyor. Şimdi herkesin sorduğu tek bir soru var: Bu kadar büyük bir tesis, neden sahipsiz bırakılıyor? Otobüs hırsızlıklarının önüne kim geçecek? Esnafın ve yolcuların güvenliğini kim sağlayacak? Cevaplar belirsiz, ama yaşanan gerçek ortada: Otogar gün geçtikçe daha güvensiz, daha karanlık, daha başıboş bir hale geliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.