Hava Durumu

#Satın Alma

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Satın Alma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Satın Alma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli Haber

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli

HER GEÇEN GÜN “KURUMSAL DEĞERİ” ARTIRACAK ADIMLAR ATIYORUZ Ben Mehmet Batı. Kâmil Koç’ta Satın Alma ve Ticari Satış Grup Müdürü olarak son beş yıldır görev yapıyorum. Eğitimimi State University of New York’ta Üretim Mühendisliği alanında tamamladım. Bu eğitim, bana analitik düşünme yeteneği kazandırırken süreçleri sistematik şekilde yönetme becerimi de geliştirdi. Kariyerim 12 yıllık satın alma tecrübem ve 8 yıllık fabrika üretim deneyimimin birleşimiyle şekillendi. Bu deneyimler, satın alma ve ticari satış süreçlerine mühendislik bakış açısıyla yaklaşmayı ve stratejik kararlar alırken teknik temelleri göz önünde bulundurmayı öğretti. Bugünkü görevimde amacım yalnızca şirketin ihtiyaçlarını karşılamak değil; stratejik kararlarla kurumsal değer yaratmak ve iş ortaklarımıza sürdürülebilir avantajlar sağlamak. Ayrıca seyahat etmek büyük bir tutkum. Şimdiye kadar yaklaşık 50 ülkeyi ziyaret ettim. Bu yolculuklar bana farklı kültürleri tanıma, küresel bir bakış açısı kazanma ve esnek düşünme yetisi kazandırdı. KÂMİL KOÇ’UN İLANINA BAŞVURDUM VE YENİ BİR MACERA BAŞLADI Kâmil Koç ile yollarımız 2020 yılında kesişti. O dönem otomotiv sektöründe çalışıyordum ancak Kâmil Koç’un ilanını görünce ilgimi çekti. Farklı işler yapmayı seven biri olduğum için, seyahat sektörünün dinamik ortamı bana cazip geldi. Başvuru sürecinin ardından iki taraf için de şartlar olumlu olunca. Seyahat etmeyi de seven biri olarak teklifi kabul ettim. 2020’nin pandemi döneminde, sektörümüz için oldukça zorlu bir süreçte işe başladım. CFO’muz Ömer Faik Bey’e bağlı olarak başladığım görevime bugün hâlâ aynı motivasyonla devam ediyorum. SATIN ALMA VE TİCARİ ŞATIŞ BİRBİRİNİ BESLEYEN İKİ GÜÇLÜ KAS GİBİDİR Satın alma ve ticari satış ayrı düşünülemez iki parçadır. Satın alma tarafında sağlam bir strateji kurmadığınızda ticari satışta sürdürülebilir başarı elde etmek oldukça zorlaşır. Bizim önceliğimiz; kurumsallık, dijitalleşme ve şeffaflık temelleri üzerine kurulu bir satın alma ekosistemi oluşturmak. Artık “en uygun fiyatı bulmak” anlayışının çok ötesindeyiz. Veri temelli, ölçülebilir ve sürdürülebilir süreçlerle tedarikçilerimizle uzun vadeli iş ortaklıkları kuruyoruz. Ticari satışta ise özmal otobüslerimizde kullandığımız ürünlerde elde ettiğimiz avantajları sözleşmeli iş ortaklarımıza da yansıtıyoruz. Böylece tüm ortaklarımızın Kamil Koç maliyet avantajı elde etmelerine imkan tanıyoruz. Kısacası, satın alma gücümüzü sadece şirket içinde değil, tüm iş ekosistemimizde katma değere dönüştürüyoruz. İTİBARI GÜÇLENDİREN EN ÖNEMLİ YATIRIM, ŞEFFAFLIKTIR Tedarikçileri birer “iş ortağı” olarak görüyoruz. Bir satın alma süreci, iki tarafın da kazandığı bir ortaklık olmalı. Bizim önceliğimiz karşılıklı güven, açık iletişim ve sürdürülebilir değer yaratmak. Bu anlayış, özellikle pandemi gibi kriz dönemlerinde ya da küresel tedarik zinciri sıkıntılarında dayanıklılığımızı büyük ölçüde artırdı. Kazandır–kazan felsefesine yürekten inanıyorum. Kurumsallığın temelinde güven vardır; güvenin temelinde ise şeffaflık. Satın alma süreçlerinde şeffaf olmanın yalnızca etik bir gereklilik değil, aynı zamanda kurumsal itibarı güçlendiren bir yatırım olduğuna inanıyorum. Tedarikçiler, çalışanlar ve hatta müşteriler, süreçlerin adil ve açık yürütüldüğünü gördüklerinde markaya duyulan güven de artar. DİJİTALLEŞME, KARAR ALMA BİÇİMLERİMİZİ KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ Dijitalleşme bizim için sadece yeni yazılımlar kullanmak değil; karar alma biçimimizi yeniden tanımlamak anlamına geliyor. Artık yapay zekâ destekli analizlerle talep tahminleri yapabiliyor, tedarikçi performanslarını objektif verilerle ölçebiliyoruz. Bu sayede operasyonel iş yükü azalırken ekiplerimiz stratejik çalışmalara daha fazla zaman ayırabiliyor. Yani kısaca dijitalleşme bizim için yalnızca “verimlilik” değil, aynı zamanda “görünürlük” ve “şeffaflık” demek. BİREYSEL YATIRIMCILARIMIZA HER ALANDA “MALİYET DESTEĞİ” SAĞLIYORUZ Bireysel yatırımcılarımıza ciddi bir maliyet desteği sağlıyoruz çünkü ikram, mazot gibi sabit giderler artık büyük gider kalemleri hâline geldi. Yatırımcılarımız, piyasa fiyatlarına göre genellikle %20 ila %30 oranında daha düşükten alım yapma fırsatına sahipler. Bunun dışında yatırımcılarımıza ödeme kolaylıkları da sunuyoruz. Hak edişlerden kesinti yaparak işlemleri kolaylaştırıyoruz çünkü araçlarımız sürekli seferde olduğu için hak ediş süreci de devam ediyor. Ayrıca kredi kartı ile ödeme imkânı sağlıyoruz, isteyen yatırımcımıza taksit seçeneği de sunabiliyoruz. Kâmil Koç’un kendi yaptığı finans anlaşmaları üzerinden elde ettiği tüm indirim avantajlarından sözleşmeli yatırımcılarımız da yararlanabiliyor. Örneğin, şu anda ağırlıklı olarak kullandığımız lastikleri piyasadan çok daha uygun fiyatlarla temin edebiliyorlar. Bizim indirimlerimizden faydalanarak bu avantajı doğrudan bizden sağlamış oluyorlar. Bazı ikram noktalarımızda 7/24 lastik stokumuz bulunuyor. Şoför, sırası geldiğinde gece yarısı bile lastik değişimi yapabiliyor. Böylece hem zaman hem de para kaybı yaşamadan yeniden seferine devam edebiliyor. HER İŞLEM KAPTANIN CEBİNDEN DEĞİL, SİSTEMİN GÜVENCESİNDEN GEÇİYOR Ayrıca sözleşmeli otobüsçülerimiz için önemli bir avantajımız daha var: Şoföre herhangi bir kredi kartı verilmez, dolayısıyla harcama kontrolü tamamen araç sahibi üzerinden yürütülür. Bu da olası suistimalleri tamamen ortadan kaldırıyor. Bu sayede hem kaptanlarımızı hem de araç sahibini koruyoruz. Tüm işlemler yalnızca bizim sistemimize kayıtlı sözleşmeli otobüs sahipleri için “ERP” sistemi üzerinden yürütülüyor. ERP sisteminde plaka tanımlıysa ilgili ürün veya hizmetin çıkışı otomatik yapılabiliyor. Kaptan, herhangi bir ödeme yapmadan sadece imzası ve ruhsatıyla birlikte geliyor, ürününü teslim alıyor. Aynı uygulama ikram ürünlerinde de geçerli. Örneğin, kaptan 10.000 TL’lik ikram ürünü almak istediğinde, bu sistem üzerinden doğrudan temin edilir. Bizim kurduğumuz bu sistemimiz sayesinde bir suiistimal değildir. Ayrıca sözleşmeli otobüs sahibi, dilediği an sistemden otobüsünün hangi tarihte, nerede, ne kadar ikram ürünü aldığını birkaç dakikada görebilir. Biz bu süreçte ikram maliyetlerini de kayıt altında tutuyoruz: Ne kadar ürün alınmış ne kadar dağıtılmış, yolcu memnuniyeti sağlanmış mı, hepsi raporlanıyor. Üst yönetime düzenli olarak iletilen bu raporlar, bölge müdürleri aracılığıyla otobüsçülerle paylaşılır. Örneğin, hiç ikram almayan bir işletmeciye “Yolcuna ikram dağıtmıyor musun?” diye sorulur ya da fazla alım varsa kaptan uyarılır çünkü maalesef sektörde farklı amaçlarla kullanılan ikram ürünleri de olabiliyor. TÜM SÜREÇLER DAKİKALAR İÇİNDE SİSTEMİMİZE YANSIYOR VE ANINDA RAPORLANABİLİYOR Bir otobüsün aldığı her şeyi biz iki saat içinde hangi bölgeden, kimin üzerinden, kaç liraya ve hangi plakaya işlem yapıldığını gösterebiliyoruz. Bu sistem özmal araçlarımızda da SMS projesiyle destekleniyor. Kaptan ikram aldığı anda araç sahibine otomatik SMS gidiyor: “Şu kadar ikram aldınız.” Böylece başkası gidip aynı ürünü alamıyor. İkram noktalarındaki çalışanlarımız da bu konuda eğitimli. Her akşam bölge baş şoförlerine bilgi raporu gidiyor: “Bugün bölgenizde şu kadar otobüs, şu kadar ikram aldı.” Ay sonunda ise bu veriler Excel tablolarıyla karşılaştırılıyor. Böylece tam bir otokontrol mekanizması oluşturulmuş oluyor. HEDEFİMİZ, İNSAN HATASINDAN ARINDIRILMIŞ OTOKONTROL SİSTEMLERİ KURMAK Biz dijitalleşmeye ve otomasyona çok büyük önem veriyoruz çünkü kurum kültürünü korumanın ve sürdürülebilirliğin temelinde bu var. Bugün biz varız, ama yarın başka biri gelecek. Yeni gelen, beş yıl önce neler yapıldığını sistemden görebilmeli. Hedefimiz, kişiye bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmak. Ben otomotiv sektöründe çalıştığım dönemde bir gün aile günü kapsamında babamı fabrikaya götürmüştüm. Babam esnaftır, üretim sistemlerine çok hâkim değildir. Fabrikayı gezerken şaşkına döndü: “Ben hâlâ arabaların çekiçle, tokmakla yapıldığını sanıyordum.” dedi. Gövde atölyesinde insan yoktu, her şeyi 500 robot yapıyordu. Bunu görünce bana, “Ben bu markayı almayı düşünmüyordum ama bundan sonra alırım.” dedi. Sonrasında biz yönetime öneri verdik: “Bu üretim gücünü insanlara gösterin, çünkü hâlâ çekiçle kapı takıldığını zannediyorlar.” dedik. Bunun üzerine fabrika dışarıdan gelen ziyaretçilere golf arabalarıyla turlar düzenlemeye başladı. Bu sayede satışlar da arttı. Bizim hedefimiz de benzer: Her şey insan kontrolünde ama insan hatasından arındırılmış, dijital otokontrol sistemleri kurmak. SATIN ALMADAKİ YENİ TRENDLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ Günümüzde satın alma dünyasında üç temel trend ön plana çıkıyor. İlk olarak dijital dönüşüm ve otomasyon, karar süreçlerinde yapay zekâ ve büyük veri analitiğinin kullanımını kaçınılmaz hale getirdi. Artık veriye dayalı, hızlı ve hatasız karar verme süreçleri kurumlar için standart bir gereklilik haline geldi. İkinci olarak sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda stratejik bir öncelik olarak görülüyor. Karbon ayak izini azaltmak, yerel tedarikçileri desteklemek ve sosyal sorumluluk bilincini güçlendirmek, markaların tercih edilirliğini doğrudan etkiliyor. Üçüncü olarak ise tedarikçi ilişkilerinde stratejik iş ortaklığı kavramı öne çıkıyor. Artık satın almada temel soru “Kim daha ucuz?” değil; “Kimle birlikte daha uzun vadeli değer yaratabiliriz?” haline geldi. Dolayısıyla satın alma, yalnızca maliyet azaltma süreci olmaktan çıkıp kurumsal değeri, itibarı ve inovasyonu yöneten stratejik bir alan haline dönüştü. BENİM İÇİN BAŞARI, STRATEJİK VİZYONA KATKI SAĞLAYACAK DOĞRU KARARLARI VERMEKTİR Bu alandaki genç arkadaşlarımıza en büyük tavsiyem, kendinizi sadece satın alma süreçleriyle sınırlamayın. Finansı, pazarlamayı, teknolojiyi ve insan yönetimini mutlaka anlamaya çalışın. Geleceğin satın alma profesyonelleri; analitik düşünen, dijital araçlara hâkim ama aynı zamanda insan ilişkilerinde güçlü olan liderler olacak ve ne olursa olsun: merak etmeyi asla bırakmayın. Kâmil Koç’ta biz, kurumsallığı bir kültür olarak yaşıyoruz. Dijitalleşme, şeffaflık ve sürdürülebilirlik bizim sadece iş yapış biçimimiz değil; geleceğe bırakmak istediğimiz miras. Benim için başarı, en uygun fiyatı almak değil; şirketin stratejik vizyonuna katkı sağlayacak doğru kararları verebilmektir.

İmperial Group Enerji,  Operasyonel Gücünü 10 MAN Çekiciyle Büyüttü Haber

İmperial Group Enerji, Operasyonel Gücünü 10 MAN Çekiciyle Büyüttü

Ağır ticari araç sektörünün küresel markası MAN, üstün nitelikli araçlarıyla farklı sektörlerdeki öncü firmaların ilk tercihi olmaya devam ediyor. MAN’ı tercih eden son firma ise başta Doğu Anadolu Bölgesi olmak üzere yenilenebilir enerji sektörünün güçlü oyuncularından İmperial Group Enerji oldu. Şirket, lojistik ve saha operasyonlarındaki kapasitesini artırmak amacıyla yeni araç yatırımında yine MAN’ı seçti. İmperial Group Enerji, MAN Metinler Bayii üzerinden satın aldığı 10 adet MAN TGX 18.540 LL_SA_ Professional çekiciyi törenle teslim aldı. Teslimat törenine İmperial Group Enerji'den Filo Müdürü İbrahim Ayaz ve Satın Alma Müdürü Yasin Koç; MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş.'den Bölge Satış Koordinatörü Nurettin Aktemur ve MAN Metinler Bayii Satış Müdürü Engin Altuntaş katıldı. Törende ayrıca, 2 adet yeni çift çeker MAN TGX 33.580 çekici siparişi veren İmperial Group Enerji, gelecek ise yıl filosuna 100 adet kamyon ve çekici daha eklemeyi planlıyor. “MAN, geleceğin enerjisini inşa etmemizde bize önemli bir güç katıyor” İmperial Group Enerji Filo Müdürü İbrahim Ayaz, yeni MAN TGX çekicilerle operasyonel kapasitelerini daha da güçlendirdiklerini belirterek şunları söyledi: “İmperial Group Enerji olarak, kuruluşumuzdan bu yana sürdürülebilir ve yüksek verimlilik sunan enerji projeleri geliştirme hedefiyle çalışıyoruz. Bu vizyonu sahada destekleyen en kritik unsur ise güçlü mühendislik altyapımızı, yüksek performans ve güvenilirlik sağlayan araçlarla bütünleştirmek. Bu noktada MAN araçları, bizim için güçlü ve güvenilir bir çözüm ortağı olarak öne çıkıyor. MAN’ın üstün teknolojisi ve dayanıklı araçları, ‘geleceğin enerjisini inşa etme’ yolculuğumuza önemli bir katkı sunuyor. Bugün filomuza kattığımız yeni MAN çekiciler de artan proje hacmimizi daha etkin, hızlı ve operasyonel olarak daha güçlü bir şekilde cevap vermemizi sağlayacak.” “MAN çekiciler, ağır hizmet performanslarıyla önemli avantajlar sağlıyor” MAN Bölge Satış Koordinatörü Nurettin Aktemur ise MAN çekicilerin üstün nitelikleriyle şirketlere önemli avantajlar sunduğunu belirterek şöyle konuştu: “MAN markası, sadece üstün nitelikli araçlarıyla değil, aynı zamanda satış sonrası sunduğu hizmet kalitesiyle de ülkemizin lider şirketlerinin tercihi oluyor. İmperial Group Enerji gibi yenilenebilir enerji sektörünün öncü şirketlerinden biri tarafından güvenilir çözüm ortağı olarak görülmek, markamızın sunduğu güven ve kalitenin en güçlü göstergesidir. MAN TGX çekicilerimiz özellikle yüksek beygir gücü ve yakıt verimliliği ile ağır projelerde şirketlere büyük katkı sağlıyor.” “Yeni araçlarımızın operasyonlara güç katacağına inanıyoruz” MAN Metinler Bayii Satış Müdürü Engin Altuntaş ise şunları kaydetti: “MAN’ın yüksek hizmet kalitesi ve güçlü servis ağı sayesinde İç Anadolu’da müşterilerimize 7/24 hem satış hem de servis hizmeti sunuyoruz. Bugün de İmperial Group Enerji gibi, yenilenebilir enerji sektörünün güçlü oyuncularından birine yeni bir teslimat gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Yeni araçlarımızın operasyonlarına önemli bir güç katacağına inanıyor, kendilerine hayırlı olmasını diliyoruz.”

Orta Asya’nın Ticari Araç Devi SamAuto, Anadolu Isuzu’nun Oldu Haber

Orta Asya’nın Ticari Araç Devi SamAuto, Anadolu Isuzu’nun Oldu

Türkiye’nin köklü ticari araç markası Anadolu Isuzu, Özbekistan’da Japon Isuzu ve Itochu ortaklığıyla uzun yıllardır faaliyet gösteren SamAuto’nun %75,2’lik satın alımına ilişkin hisse devir sözleşmesini imzaladı. Şirket, hisselerinin devralınması karşılığında 80 milyon ABD doları tutarında baz satış bedeli ödemesi öngörülüyor. 42 yıllık üretim deneyimi, güçlü Ar-Ge yetkinlikleri ve geniş ürün gamı ile ticari araç sektöründe öne çıkan Anadolu Isuzu, bu stratejik yatırım sayesinde faaliyetlerini genişletmeyi, bölgesel rekabet gücünü artırmayı ve S amAuto’yu bölgenin entegre üretim merkezi konumuna taşımayı hedefliyor. “Türkiye’nin mühendislik ve sanayi yetkinliğini dünyada daha da güçlü ve gururlu bir şekilde temsil edeceğiz” Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, satın alma süreci ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “SamAuto’nun çoğunluk hisselerinin satın alınmasına yönelik bu yatırım, Anadolu Isuzu’nun global büyüme yolculuğunda stratejik bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Anadolu Grubu’nun otomotiv sektöründeki ilk yurt dışı üretim adımı olan bu girişimle, yalnızca üretim kapasitemizi artırmakla kalmıyor; teknoloji, dijitalleşme ve ürün geliştirme alanlarındaki yetkinliklerimizi bölgesel bir güç merkeziyle buluşturuyoruz. Anadolu Grubu’nun Vizyon 2035 stratejisi kapsamındaki bölgesel liderlik hedefimiz doğrultusunda, Orta Asya’yı kapsayan geniş bir coğrafyada modern ulaşım ç özümlerini daha erişilebilir kılmayı ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir üretim ve inovasyon ağı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu yatırım, Türkiye’nin mühendislik ve sanayi gücünü dünyada daha da güçlü ve gururlu bir şekilde temsil etmemizi sağlayacak.” Anadolu Isuzu üretim gücüyle geniş bir coğrafyada etki yaratacak Ar-Ge merkezinde geliştirilen ve kendi üretim tesislerinde üretilen yenilikçi ürünlerini 45’i aşkın ülkeye ihraç eden Anadolu Isuzu, ihracat coğrafyasını her geçen gün güçlü adımlarla daha da genişleterek uluslararası büyüme yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyor. Anadolu Isuzu, bu yatırımıyla geniş bir coğrafyada faaliyet göstererek stratejik bir entegre üretim merkezi haline gelme yolunda ilerliyor. Bu satın alma ile birlikte SamAuto tesislerinde üretilen bazı modellerin Anadolu Isuzu’nun ürün gamına eklenmesi ve Anadolu Isuzu’nun bazı modellerinin Sam Auto fabrikasında da üretilmesi planlanıyor. SamAuto'nun ticari araç üretim yetkinliği, Anadolu Isuzu'nun deneyimiyle güçlenecek 1999 yılından bu yana Özbekistan’ın Semerkant kentindeki üretim tesisinde faaliyet gösteren ve genel merkezi Taşkent’te bulunan SamAuto; otobüs, kamyon, pick-up ve özel amaçlı araçlar dahil olmak üzere geniş bir ticari araç ürün gamı sunuyor. 2007 yılından bu yana Japon Isuzu ve Itochu ortaklığıyla faaliyet gösteren şirket, Orta Asya’da ticari araç üretimi alanında öncü firmalar arasında yer alıyor. SamAuto’nun üretim yetkinliği ve Orta Asya’daki yaygın satış,satış sonrası hizmet alt yapısı; Anadolu Isuzu’nun gelişmiş mühendislik gücü, 40 yılı aşkın deneyimi ve Anadolu Grubu’nun değerleriyle birleşerek güçlü bir sinerji yaratacaktır.

CEVA Logistics, Türkiye'deki büyüme potansiyelini güçlendirerek Borusan Lojistik'i satın aldı Haber

CEVA Logistics, Türkiye'deki büyüme potansiyelini güçlendirerek Borusan Lojistik'i satın aldı

Özel bir şirket olan Borusan Holding, Borusan Tedarik hisselerinin %69,47'sini satarken, geri kalan %30,53'lük kısım halka açık Borusan Yatırım'a aitti. Satın alma anlaşması ilk olarak 26 Nisan 2025 tarihinde kamuya açıklanmıştı. CEVA, Borusan Lojistik'in lojistik faaliyetlerinin yanı sıra, yurtdışındaki iştirakleri ve Türkiye'deki iştirakler eTA ve Bukoli'yi de yönetecektir. Daha önceden Borusan Lojistik markası altında faaliyet gösteren Borusan Liman faaliyetleri ise Borusan Holding'de kalıyor. Satın alma sürecinin tamamlanmasıyla CEVA, Türkiye iç pazarında en büyük 3PL (üçüncü taraf lojistik hizmetleri) şirketi olma konumunu daha da sağlamlaştırmak için Borusan Lojistik'in entegrasyon ve marka dönüşüm sürecini başlatacaktır. Kontrat lojistiği alanında CEVA, şu anda ülkede yaklaşık 1.190.000 metrekare depo alanını yönetmektedir. Karayolu taşımacılığı açısından, bu birleşme yılda yaklaşık 1 milyon adet yurt içi FTL (tam yük) taşımacılığı anlamına gelirken, Borusan Lojistik'in LTL (parsiyel yük) faaliyetleri, Avrupa bağlantıları da dahil olmak üzere CEVA'nın mevcut ağını daha da güçlendirecektir. CEVA, Borusan Lojistik'in faaliyetleri sayesinde hem bitmiş araç lojistiği alanında hem de havayolu ve denizyolu taşımacılığında lider bir konuma sahip olacaktır. CEVA Logistics CEO'su Mathieu Friedberg konuyla ilgili olarak şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisi ve yurtiçi lojistik pazarı dinamik bir yapıya sahip. Ülkenin Hindistan, Orta Doğu ve Avrupa Koridoru kıyısındaki stratejik konumu ile birlikte değerlendirildiğinde, bu büyüme yeni ölçek ve kapsamdaki lojistik çözümlerimiz için çok yönlü bir fırsatlar yelpazesi sunuyor. Birleşen faaliyetlerimiz sayesinde Türkiye, CEVA'nın brüt gelir açısından üçüncü en büyük ülkesi konumuna geldi.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.