Hava Durumu

#Şehirlerarası Taşımacılık

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Şehirlerarası Taşımacılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şehirlerarası Taşımacılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’deki Taşımacılık Standartlarını Ukrayna’ya Taşıdık Haber

Türkiye’deki Taşımacılık Standartlarını Ukrayna’ya Taşıdık

İŞ DİSİPLİNİNİ KÜÇÜK YAŞLARDA ÖĞRENDİM 1973 yılında, Elazığ’da 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda doğdum. Çocukluk, ilkokul, ortaokul ve lise yıllarım Elazığ’da geçti. Üniversite eğitimime ise Malatya’da devam ettim. Küçük yaşlardan itibaren dedemin, ardından babamın işlettiği bakkalda çalışarak büyüdüm. O küçük dükkân benim ilk okulumdu; ticareti, müşteriyi, iş disiplinini orada öğrendim. Bugün geriye baktığımda, o yılların bana kazandırdığı ticari sezginin hayatımın en güçlü temeli olduğunu görüyorum. 1992 YILINDA UKRAYNA’YA MERHABA DEDİK 1992’de akrabalarımız Ukrayna’ya gitmişti. Biz de aslında turist olarak, “bir görelim” diyerek yola çıktık ama Ukrayna o dönem yeni bağımsızlığını kazanmış, henüz düzeni oturmamış, fırsatlarla dolu bir ülkedeydi. Bavul ticareti çok yaygındı; Ukraynalılar Türkiye’ye, özellikle Laleli’ye gelip alışveriş yapıyor, döndüklerinde pazar yerlerinde satıyorlardı. Mağazacılık kültürü tam gelişmemişti; çoğu dükkâna içeri girmek bile birkaç kapıdan geçmeyi gerektiriyordu. Biz de oraya gittiğimizde bu ticari akışın tam ortasında bulduk kendimizi. Yolcu taşımacılığı yaparak başladık. Fakat zamanla gümrük düzenlemeleri oturunca bavul ticareti zayıfladı ve bu iş modeli kendiliğinden sona erdi. Bu durum bizi yeni arayışlara itti. “Türkiye’de yıllardır yapılan şehirlerarası taşımacılık neden Ukrayna’da yapılmasın?” diye düşündük. Hem çevremiz vardı hem de Ukrayna’da bu alan bakirdi. Böylece şirketimizi 24 Aralık 1997’de kurduk. UKRAYNA İLE TÜRKİYE’DEKİ TAŞIMACILIK MODELİ ÇOK FARKLIYDI Ukrayna’daki sistem Türkiye’den çok farklıydı. Hatlar tamamen ihale ile veriliyordu. Güzergâh, kalkış saati, iniş saati hatta şehir içindeki duraklar bile devlet tarafından belirleniyordu. Çok uzun izin süreçleri, bürokrasi ve yoğun bir mücadele gerekiyordu ama biz adım adım ilerledik ve 14 Ocak 1999’da ilk ihalemizi kazandık. Ertesi gün, 15 Ocak’ta dondurucu bir kışa rağmen sadece bir yolcuyla ilk seferimizi başlattık. Benim için çok önemli bir başlangıçtı. “Bu enerjiyle hemen başlamalıyım” demiştim; o motivasyon gerçekten her şeyin önünü açtı. BİLET SİSTEMİNDEKİ ZORLUKLAR, YOLCUYA ULAŞMAMIZI ENGELLEDİ Saymakla bitmeyecek kadar engellerle karşılaştık. En büyük sorun bilet sistemi ve yolcuya ulaşmaktı. Otogarda kasiyerler isterse bilet satıyor, istemezse satmıyordu. Sizin yatırımlarınızın kaderi aslında bir kasiyerin inisiyatifine kalıyordu. Biz zaman zaman kendi araçlarımız için gidip kasadan bilet satın almak zorunda bile kaldık, çünkü koltuklarımızı garanti etmemiz gerekiyordu. Yolcu bulmak da kolay değildi. Ukrayna tren kültürü çok güçlü olduğu için insanlar otobüse mesafeliydi. Bir dönem çözüm olarak tren garına gidip otobüsü orada beklettik. İnsanlar otobüsün lüks oluşuna şaşırıyor, “Bu araç gerçekten bu şehre mi gidiyor?” diye soruyordu çünkü o zaman Ukrayna’daki araçların büyük kısmı eskiydi. Türkiye’deki standartları Ukrayna’ya taşıdık: Hostes, kravat-gömlekli personel, ikram, düzenli bakım, temizlik, kaliteli filo… Ancak bu da başlı başına bir mücadeleydi. Yolcu ikramı almıyordu; ücretli sandıkları için geri çeviriyorlarmış. Biz de ikramın bilet fiyatına dahil olduğunu anlatıp hizmeti görünür kıldık. SİSTEMİN İŞLEYİŞİNİ GÖSTERMEK İÇİN UKRAYNA’DAN TÜRKİYE’YE HEYET GETİRDİK Bilet satış sisteminin yanlış olduğunu anlatmak için çok uğraştık. Türkiye’de nasıl çalıştığını göstermek için Ukrayna’dan heyet getirdim. TOFED ile toplantılar yaptık. Sonunda bazı hatlarımızda kapasiteyi ikiye böldüler; yarısını otogar satıyor, yarısını biz satıyorduk. Bir diğer zorluk, araçların gittiği şehirde 12–15 saat yatmak zorunda oluşuydu. Biz “Merkezimiz Kiev, bakım altyapımız burada; araç geri dönmeli” dedik. Başta kabul etmediler ancak teknik nedenleri ve güvenlik gerekliliklerini anlatınca izin verildi. Bu Ukrayna’da bir ilkti ve ülke taşımacılığına da kalite standartları getirdi. OTOBÜSLERİMİZİN BAGAJI YETMEDİ, KARGO TAŞIMACILIĞINA BAŞLADIK Yolcular paket, zarf, eşya göndermeye başladı. Otobüslerin bagajı yetmedi, yoğunluk arttı. Bu işi düzenleyip listelemeye başladık. Ardından kamyon satın alıp resmi kargo taşımacılığına geçtik. Ülkede kargoculuğu yaygınlaştıran firmalardan biri olduk. Bir süre sonra operasyonlarımızın %70’i kargo, %30’u yolcu taşımacılığı haline geldi. 2015 yılında Türk Hava Yolları’nın Ukrayna kargo acenteliğini aldık ve hâlâ bu görevi sürdürüyoruz. FİYAT TARİFEMİZİ KENDİMİZ BELİRLEMEYE BAŞLADIK Bilet fiyatlarını ilk yıllarda tamamen bakanlık belirliyordu. Sağladığımız kaliteli hizmet nedeniyle bu fiyatların yatırım maliyetleriyle örtüşmediğini anlattık. Ekonomi Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı nezdinde yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda özel izinle kendi kilometre bazlı fiyat tarifemizi belirleme hakkı aldık. Bu, sektörde önemli bir dönüm noktasıydı. SAVAŞIN BAŞLAMASIYLA ASIL KIRILMA NOKTASINI YAŞADIK 2014’teki Maidan olaylarında çok ağır bir darbe aldık. Donetsk’te kendi binamız vardı; bugün hâlâ erişemiyoruz. O bölgelerdeki tüm ofislerimizi kapatmak zorunda kaldık. 1250 çalışanımız vardı; bu süreçle birlikte ciddi şekilde küçülmek zorunda kaldık. 2022'de savaşın başlaması ise daha da büyük bir kırılma oldu… Savaş başladığında Ukrayna’daydım. Kimse gerçekten Rusya’nın böyle bir saldırı yapacağına inanmıyordu. İlk tahliyeleri biz gerçekleştirdik; Türk vatandaşlarını güvenli şekilde Türkiye’ye taşıdık. Seferberlik ilan edilince devlet araçlarımıza el koydu. Merkez ofisimiz polis merkezinin yanındaydı; güvenlik nedeniyle yollar kapatılınca tüm server ve altyapımız durdu. Kargo operasyonumuz mecburen kapandı ama bir çıkış yolu bulduk: Türkiye–Ukrayna arası yolcu taşımacılığına başladık. Yol 27–30 saat sürüyor. Sınırlarda bekleme olmazsa konforlu bir yolculuk oluyor; bekleme olursa süre uzuyor tabii. Bugün yaklaşık 150 personelle çalışmalarımız devam ediyor. Savaşın yoğun olduğu bölgelerde hatlarımız azalmış olsa da Ukrayna içinde hâlâ yaklaşık 20 hatta sefer yapıyoruz. DEVLET NİŞANI ALMAK BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR GURUR Ben kendimi Ukrayna’da Türklerin, Türkiye’de ise Ukraynalıların fahri elçisi gibi görüyorum. Yıllardır iki ülke arasında köprü olan bir iş yapıyoruz. Savaş öncesi, savaş dönemi ve sonrasındaki katkılarımız nedeniyle Ukrayna Cumhurbaşkanı Sayın Volodimir Zelenski tarafından devlet nişanına layık görülmek bizim için büyük bir onur oldu. 29 Ekim’de büyükelçimiz kutlamalarda bunu dile getirerek bizi onurlandırdı. İstanbul’daki Ukrayna Fahri Konsolosu da aynı şekilde. Bu destekler bizim için çok kıymetli. TÜRKİYE’DE FİRMALARIMIZIN KENDİ İÇİNDE BİRLİK OLUŞTURMASI LAZIM! Taşımacılık sektörü hem Türkiye’de hem Ukrayna’da çok zor bir dönemden geçiyor. Türkiye’de maliyetler hızla yükseliyor. Firmaların kendi içinde birlik oluşturması gerekiyor. Aynı yöne 10 araç gitmesindense, 5 aracın dolu gidip kazanması daha mantıklıdır. Havayollarında olduğu gibi akılcı fiyat politikaları uygulanabilir ancak sektörün büyük kısmı günü kurtarmaya odaklı olunca sürdürülebilirlik zorlaşıyor. Biz ise umudumuzu kaybetmeden çalışıyoruz. Savaşın 2026’da sona ereceğine inanıyor ve buna göre hazırlıklarımızı sürdürüyoruz.

Özlem Cizre Nuh’a 5 Adet Mercedes-Benz Travego ve Tourismo Haber

Özlem Cizre Nuh’a 5 Adet Mercedes-Benz Travego ve Tourismo

Mercedes-Benz Türk, şehirlerarası yolcu taşımacılığında güçlü iş ortaklarıyla iş birliklerini büyütmeye devam ediyor. Bu kapsamda, bölgenin köklü taşımacılık firmalarından Özlem Cizre Nuh’a 3 adet Mercedes-Benz Travego 16 2+1 ve 2 adet Mercedes-Benz Tourismo 16 2+1 model otobüs teslim edildi. Hoşdere Otobüs Fabrikası’nda üretilen yeni araçlarla birlikte firmanın Mercedes-Benz marka otobüs sayısı 39’a ulaştı. Teslimat töreni, Mercedes-Benz Türk, Özlem Cizre Nuh ve Koluman Gaziantep yöneticilerinin katılımıyla Mercedes-Benz Türk Pazarlama Merkezi’nde gerçekleştirildi. Özlem Cizre Nuh Firma Sahibi Abdurrahim Nur törende yaptığı konuşmada: “1992 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde başlattığımız şehirlerarası taşımacılık yolculuğumuzda, her zaman güvenli, konforlu ve kaliteli hizmet sunmayı ilke edindik. Bugün teslim aldığımız araçlarla birlikte filomuzdaki Mercedes-Benz marka araç sayısı 39 adede ulaştı. Bu tercih, hem satış sonrası hizmetlerdeki memnuniyetimizin hem de araçların uzun ömürlü kullanım avantajlarının bir sonucudur. Süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyor, yeni araçlarımızın şirketimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Koluman Gaziantep Otobüs Satış Koordinatörü Fevzi Kaplan da: “Koluman Gaziantep olarak Mercedes-Benz Türk ile birlikte yıllardır sektöre kalite, güven ve sürdürülebilirlik değerlerini taşıyan teslimatlara imza atıyoruz. Özlem Cizre Nuh, bölgenin en köklü firmalarından biri olarak yolcu güvenliği ve konforunu ön planda tutuyor. Bugün teslim edilen 3 adet Mercedes-Benz Travego ve 2 adet Mercedes-Benz Tourismo otobüsün, bu güçlü hizmet anlayışını daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Mercedes-Benz marka araçların sunduğu dayanıklılık, düşük işletme maliyetleri ve yüksek ikinci el değeri, firmaların uzun vadeli yatırımlarında kritik rol oynuyor. İş birliğimizin daha uzun yıllar sürmesini diliyorum” dedi. Mercedes-Benz Türk Otobüs Filo Satış Grup Müdürü Burak Batumlu ise törende yaptığı konuşmada: “Bugün burada, Özlem Cizre Nuh ile olan iş birliğimizi yeni bir teslimatla taçlandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 3 adet Mercedes-Benz Travego 16 2+1 ve 2 adet Mercedes-Benz Tourismo 16 2+1 model otobüsümüzün teslimatı, iki marka arasındaki güvenin ve ortak hedeflerimizin önemli bir göstergesi oldu. Özlem Cizre Nuh ile uzun yıllardır güvene dayanan güçlü iş birliğimiz, yıllar içerisinde istikrarlı şekilde büyüyerek bugün 39 Mercedes-Benz marka otobüslük bir filoya ulaştı. Mercedes-Benz Travego ve Tourismo modellerimiz; yüksek güvenlik donanımları, yakıt verimliliği, yüksek ikinci el değeri ve yolcu konforuyla şehirlerarası taşımacılığın en güçlü temsilcileri arasında yer alıyor. Uzun kilometreli hatlarda sağladıkları dayanıklılık ise müşterilerimizin operasyonel verimliliğine doğrudan katkı sağlıyor. Yeni araçlarımızın hayırlı olmasını diliyor, Özlem Cizre Nuh’a bize duydukları güven için teşekkür ediyorum” dedi.

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti Haber

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti

GEÇMİŞTEN GELEN TECRÜBEMİZLE YOLA DEVAM EDİYORUZ İsmim Ali Öz. 1980 Isparta doğumluyum. Ailem 1985 yılından bu yana taşımacılık sektörünün içinde yer alıyor. Şirketimizi o yıllarda kuran babam, sektöre üç ortaklı bir yapıyla ve bir adet Mercedes 302 otobüsle adım attı. Zamanla ortaklık yapısı küçüldü, faaliyet alanlarımız ise genişledi. Ben de ikinci nesil olarak bu işe dahil oldum. Şirketimiz başlangıçta Isparta–Eğirdir hattında yolcu taşımacılığı yaparak büyüdü. Hâlâ aynı güzergahta hizmet veren hatlı araçlarımız bulunuyor. Ardından personel taşımacılığı ve turizm taşımacılığı alanlarına yöneldik. 2025 yılında ise yeni bir adım atarak seyahat acentemizi kurduk ve şu anda aktif olarak acente faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca otogarda iki adet yazıhanemiz bulunuyor ve çeşitli firmaların yazıhane işletmeciliğini de üstleniyoruz. Kısacası, aile geleneğini sürdürüyor; turizm ve taşımacılık alanlarında yatırımlarımıza devam ediyoruz. TAŞIMACILIĞIN HER ALANINDA FAALİYET GÖSTERİYORUZ Seba Turizm olarak bünyemizde iki de yan şirketimiz bulunuyor ve toplamda yaklaşık 70 öz mal araçlık bir filoya sahibiz. Şehirlerarası taşımacılık için D1 belgemiz, turizm taşımacılığı için D2 belgemiz ve kısa mesafeli taşımacılık için D4 belgemiz mevcut. Yani karayolu yolcu taşımacılığı için gerekli tüm belgelere sahibiz. Ayrıca 2022 yılında aldığımız TÜRSAB belgemizle turizm faaliyetlerimizi daha da genişlettik. 2025 yılında Seba Gül Tur adıyla Isparta’da seyahat acentemizi açtık. Tur satışları, otel satışları ve benzeri tüm organizasyonları yürüten ayrı bir birim oluşturduk. Böylece hem taşımacılık hem de turizm faaliyetlerimizi entegre şekilde sürdürüyoruz. İNSANLARIN SEYAHAT ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞTİ ARTIK 2024 yılı sektör açısından biraz daha hareketliydi; ancak 2025, ekonomik koşullar nedeniyle daha zor bir yıl oldu. Bilet fiyatlarının artmasıyla birlikte insanlar artık daha az seyahat ediyor veya yolculuklarını kişisel araçlarıyla yapmayı tercih ediyor. Örneğin, Isparta–İstanbul hattında bilet fiyatımız 1.180 TL. Bir aile ya da arkadaş grubu 3 kişi seyahat ettiğinde git-gel toplam maliyet 7.000 TL’ye kadar çıkabiliyor. Oysa aynı yolculuğu kendi araçlarıyla yaklaşık 5.000 TL’ye gerçekleştirebiliyorlar. Üstelik istedikleri zaman durup daha esnek bir yolculuk yapabiliyorlar. Bu durum da otobüs yolculuğuna olan talebi etkiliyor. TURİZM BU SENE YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRDÜ Turizm tarafı bu yıl oldukça iyi geçti. Araçlarımız sezon boyunca yoğun şekilde Antalya’da çalıştı. Hâlâ turizmde aktif olarak çalışan araçlarımız mevcut ve bu yıl rakamsal açıdan da memnun ediciydi. Geçen yıla göre şoför bulma konusunda da ciddi bir problem yaşamadık. Filo yapımız ağırlıklı olarak midibüs ve minibüslerden oluşuyor. Büyük otobüs sayımız daha sınırlı. Yaklaşık 70–75 araçlık filomuzun yaklaşık %80’ini midibüs ve minibüs grubu, %20’sini ise büyük otobüsler oluşturuyor. Bu da turizm taşımacılığı odağımızın güçlü olduğunu gösteriyor. 2025 yılında filomuzu genişletmeye devam ettik ve toplamda 10 adet sıfır araç yatırımı yaptık. Bu yatırımların bir kısmı Temsa ve Isuzu gibi markalardan minibüs ve midibüs şeklinde gerçekleşti. Böylece araç parkımızı güncel tutmayı sürdürdük. 2026 yılı için ise elbette yatırım planlarımız var; ancak her yıl yeni araç yatırımına gitmek günümüz koşullarında şirketleri zorlayan bir süreç. Yine de yenilikten ve filomuzu genç tutmaktan vazgeçmeyeceğiz. KOLTUK ARKASI EKRANLARIN KALKMASI SEKTÖR İÇİN DOĞRU BİR HAMLE Şehirlerarası hatlarda da faaliyet gösteriyoruz. Özellikle Isparta–İzmir hattında seferlerimiz var. Araçlarımızda artık Digitürk sistemleri aktif olarak kullanılıyor. Teknolojiye ayak uydurmak zorundayız; yolcuların beklentileri bu yönde gelişiyor. Eskiden otobüslere televizyon taktırdığımız dönemleri hatırlıyorum. O zamanlar 8.000 dolara yakın maliyetlerle bu sistemleri kurduruyorduk ancak günümüzde bu televizyonlar hem teknolojik olarak çok hızlı eskidi hem de maliyetleri fazlaydı. Ayrıca sonradan yapılan elektrik tesisatı düzenlemeleri, araçlarda ciddi yangın riskleri oluşturuyordu. Her tarafın kesilip biçilmesi bizi güvenlik açısından da zorluyordu. Dolayısıyla televizyonların kaldırılması ve Digitürk gibi merkezi sistemlerin devreye alınması bence çok doğru bir adım oldu. Hem işletmeci için ciddi bir maliyet avantajı sağlıyor hem de araç güvenliği artıyor. Biz de bu dönüşüme hızlı uyum sağlayan firmalardan biriyiz ve Isparta Petrol Turizm ile birlikte tüm araçlarımızda bu sistemi kullanıyoruz. OTOGARIN TAŞINMASI, YAZIHANE GELİRLERİMİZİ ETKİLEDİ Bilet satış ve yazıhane tarafında artık kâr elde etmek oldukça zorlaştı çünkü satışların büyük bölümü internet üzerinden yapılıyor. Bu nedenle yazıhanelerin gelirleri düşerken personel giderleri yüksek kalmaya devam ediyor. Şu anda Isparta Otogarı’nda iki yazıhanemiz bulunuyor ve şehirdeki en iyi firmaların bilet satışlarını biz yürütüyoruz. Uludağ, Tokat Yıldızı, Siirt Petrol, Adıyaman, Jet Turizm gibi sektörde güçlü firmalarla çalışıyoruz. Toplamda yaklaşık 12 firmaya hizmet veriyoruz. Ancak tüm bu operasyonlar masrafları zor karşılıyor; çoğu zaman başa baş sonuçlar elde ediyoruz. Eskiden yaz sezonunda biraz pay kalırdı, bugün o da neredeyse yok. Yazıhane işletmeciliği, eski cazibesini kaybetti diyebilirim. Otogarın taşınması da bu süreci etkileyen önemli faktörlerden biri oldu. Önceki otogar şehir merkezine daha yakın olduğu için özellikle öğrencilerin yoğunluğu sayesinde banko satışlarımız daha yüksekti. Yeni otogar şehir dışında kaldığı için yolcular biletlerini internetten alma eğiliminde. Bu da yazıhane trafiğini azalttı. Bu süreçte Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’in desteğini gördük. Kimseyi mağdur etmeden otogarı belediyenin şirketine devretti ve tüm işletmelere yer tahsisi sağladı. Biz de belediyenin şirketine kiracı olarak sorunsuz bir şekilde geçiş yaptık. Bu nedenle kendisine teşekkür ediyoruz. HIZ KESMEDEN TEMKİNLİ BİR ŞEKİLDE YATIRIMLARIMIZI GERÇEKLEŞTİRİYORUZ Yatırım konusunda ağırlıklı olarak öz sermaye ile ilerliyoruz. Kredi kullanımını mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışıyoruz. Daha çok eski araçlarımızı yenileme stratejisiyle hareket ediyoruz. Eğer cazip bir kredi kampanyası olursa, düşük faizli ve kısa vadeli kredileri değerlendirebiliyoruz. Örneğin geçtiğimiz dönemde 12 ay vadeli, 1.50–1.90–2.59 gibi faiz oranları sunulan bazı kampanyalardan yararlandık ancak günümüzde tamamen kredi çekerek araç almak ve bu yatırımı sağlıklı şekilde döndürmek neredeyse imkânsız. Öz sermayeniz olacak ki elinizdeki aracı verip üzerine ek yaparak yenileyebilesiniz. Biz de bu mantıkla, kontrollü ve sürdürülebilir bir yatırım politikası izliyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.