Hava Durumu

#Şoför

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Şoför haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şoför haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kâmil Koç’un Operasyon Gücü, Ufkunuzu Genişletiyor Haber

Kâmil Koç’un Operasyon Gücü, Ufkunuzu Genişletiyor

BİRİKİMİMİ, YATIRIMA ÇEVİRMEK İÇİN DOĞRU BİR ADIM ATTIM Karadeniz Ereğli doğumluyum. Uzun yıllar Ereğli’de yaşadım. Üniversite eğitimimle birlikte İstanbul’a geçtim. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Yaklaşık 25 yıldır doktorum. Mesleğim benim için sadece bir iş değil; disiplin, emek ve sorumluluk demek. Şirket tarafına gelirsek; Otobüsçülük bende bir heves değil, aslında bir aidiyet oldu çünkü ailemde bu iş var. Babam otobüsçüydü, kardeşlerim otobüsçüydü. Ben de bu bilgi birikimini değerlendirerek bu alana yatırım yapmak istedim. Yatırım dediğiniz şey sadece parayla ilgili değil; takip etmek, doğru planlamak, riski yönetmek, devamlılığı sağlamak… Ben de bu bakışla bu sektöre girdim. Kardeşlerim yanımda, benimle birlikteler; her zaman destek oluyorlar. Yani ben sahada yalnız değilim ama kararlarımı, hedefimi ve çizgimi her zaman net tutarım. KÂMİL KOÇ İLE KİMYAMIZ TUTTU VE GÜÇLÜ BİR BİRLİKTELİK KURDUK Otobüsçülükte geçmişimiz var. Daha önce de bireysel otobüs yatırımcılığı yaptık. Bize saha tecrübesi kazandıran, işi içeriden öğreten süreçlerdi. Sonrasında şartlar ve hedefler aynı noktada buluşunca Kâmil Koç’la güçlü bir birliktelik kurduk. Bugün geldiğimiz noktada Zonguldak ve Düzce’de işletmeci olarak sorumluluk alıyoruz. Bu da benim için önemli çünkü bir kadın olarak “işletmecilik” tarafını üstlenmek, sadece yatırım yapmak değil; sistemi kurmak, düzeni oturtmak, kaliteyi korumak demek. Kâmil Koç’la yol arkadaşlığımızın başlaması aslında bir süreç sonucu gerçekleşti diyebilirim. Birkaç kez görüşmenin ardından durumu 7-8 ay enine boyuna düşündük. Bu süreçte kafamızda olgunlaşan fikirlerle yeniden görüşmelere başladık ve 2 ay içinde değerlendirmelerimizi tamamlayıp, önce 1–2 aracı sisteme yazdık, çalışmaya başladık. Sonra baktık ki kimyamız tutuyor. Kâmil Koç zaten Türkiye’nin en büyük firması; bunu anlatmaya gerek bile yok. Hem sektörün içindeki bir paydaş olarak gördüklerimiz hem de geçmişte kısa süreli de olsa Kamil Koç ile yaptığımız birliktelik neticesinde daha güçlü şekilde yeniden başlamanın doğru olacağına inandık. İlk etapta 10 araçla başladık; Ereğli–Zonguldak projesi olarak yola çıktık. PLANSIZ DEĞİL, SAĞLAM ADIMLARLA İLERLİYORUZ Bu birliktelik çok hızlı büyüdü çünkü iki tarafta da enerji vardı. Biz Kâmil Koç’tan memnunuz, Kâmil Koç da bizden memnun. Bu kadar net. Daha sonra Kamil Koç yetkilileriyle birlikte Düzce projesini de yürüttük ve Düzce bölgesini de aldık. Şu an Düzce yazıhanesi, Ereğli yazıhanesi aktif. Bu ay sonunda açacağımız yeni yazıhanelerle de operasyonumuzu daha da büyüteceğiz. Araç sayımızı 16’ya çıkardık, 4 araç daha geliyor. 20 araçla Zonguldak hattından çıkan sıraların tamamını yapacak güce geliyoruz. Ben bu büyümeyi “gümbür gümbür” diye tarif ederim; çünkü plansız değil, sağlam adımlarla ilerliyoruz. 100 YILI DEVİRMİŞ KAÇ TANE FİRMA VAR Kİ! Kâmil Koç benim için ne ifade ediyor diye sorarsanız… Kâmil Koç 100. yılında gerçekten bir çınar. Cumhuriyetten sonra 100 yılı devirmiş ya da 100 yılı görmüş firma sayısı iki elin parmaklarını geçmez diye düşünüyorum. Kâmil Koç, rahmetli Kâmil Koç’tan bu yana Türkiye’de iz bırakmış, adını altın harflerle yazdırmış bir marka. Bayrak el değiştirdi ama hala ilk günkü gibi çok güçlü bir şekilde taşınıyor. FlixBus gibi küresel bir güçle birlikte bu bayrağın zirvede kalmaya devam edeceğine inanıyorum. Ben Kâmil Koç’a “bir yuva” gibi bakıyorum. Ailemi, çocuklarımı emanet edebileceğim; bir yerden bir yere giderken kendimi emanet edebileceğim bir yapı. Aynı zamanda değişik şehirlerin lezzetini, tadını görerek izlediğimiz bir yol arkadaşımız… Bu cümleyi özellikle seviyorum çünkü biz bu işte sadece araç çalıştırmıyoruz; insanları, hayatları, hikâyeleri taşıyoruz. OPERASYONUN HER NOKTASINA “KADIN ELİ” DEĞMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM Yazıhane tarafında da ben olaya biraz “kadın gözüyle” bakıyorum. Bizim yazıhanelerimizde önceliğimiz temizlik ve güler yüz. Bunlar her yerde söylenir ama ben bunu “politikamız” olarak görüyorum; esnetilemez, suistimal edilemez. Ayrıca bu bakış açısı doğrultusunda kadın çalışan istihdam etmeye de özellikle özen gösteriyoruz. Bilet satış görevlilerinde, yazıhane tarafında kısacası işimizin her noktasında kadın eli olsun istiyorum. Bu bölgede farklı bir tarz yaratmak hedefimiz. Bunun dışında araç sayımızla ve güzergâhlarımızla da sahada fark yaratıyoruz. Kadın çalışan ağırlığı konusunda da net bir hedefim var. Bu açıdan da Kamil Koç’un hedefleri ile ciddi bir uyum yakalıyoruz. Çünkü Kamil Koç sektörde kadın istihdamını desteklemek başta olmak üzere yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile yolcu deneyimine bakış açısı ile hemen hemen her noktada kadınları desteklemeyi görev edinmiş bir şirket. Özellikle erkek egemen olan kara yolu yolcu taşımacılığı sektöründe bu konuda da liderliği göğüsleyen bir şirket ile birlikte çalışmak benim için çok önemli. Biz de Kamil Koç’tan aldığımız ilhamla kadın hostes istihdamımızı arttırdık. Şu an dört hostesimiz kadın. Bir kadın otobüs şoförümüz var, ikincisi de yolda geliyor. Ben minimum beş kadın şoför olmasını istiyorum. Hostes kadromuzun da en az yüzde 50’sinin kadın olmasını hedefliyorum çünkü kadın eli bazı yerlerde hizmetin tonunu değiştiriyor; daha düzenli, daha nazik, daha özenli bir yaklaşım geliyor. ÖDEMELERDE “BİR KURUŞ” BİLE SAPMIYOR Ödeme tarafında şunu çok net söyleyebilirim: Kâmil Koç’ta ödeme problemi diye bir şey asla söz konusu değildir. Zaten Kâmil Koç bu konuda çok farklı bir firma. Kuruş sapmayan, 0.01’i bile hakkaniyetle hesap eden bir sistem var. Taahhüt edilen günlerde ödemelerimiz düzenli şekilde gelir. Biz de zaten bu düzen sayesinde kaliteli hizmet verebiliyoruz. Sonuçta para kazanmalıyız ki kaliteyi sürdürebilelim. Kalite bir gün olur, iki gün olur; asıl mesele bunu sürekli hale getirmek. Kâmil Koç’un sistemi bunu mümkün kılıyor. GÜNDE 20’Yİ AŞKIN SEFER DÜZENLİYORUZ Sefer tarafında da oldukça hareketliyiz. Zonguldak’tan Antalya var, karşılıklı gidip geliyor. Zonguldak–Marmaris, Zonguldak–Fethiye var. Zonguldak’tan yedi tane İstanbul seferimiz var. Zonguldak–Bodrum, Zonguldak–Kayseri, Zonguldak–Hatay var. Ereğli’den Ankara seferlerimiz var. Günde ortalama 23, bazen 24 sefer çıkışı yapıyoruz. Bu yoğunluk, doğru yönetilmezse zorlar; doğru yönetilirse büyütür. Biz de doğru yönetmeye çalışıyoruz. BÖLGE MÜDÜRLERİMİZLE KESİNTİSİZ İRTİBAT HALİNDEYİZ Yönetim kademesiyle iletişime gelince… Kâmil Koç’un en güzel taraflarından biri bu. Samimiyet ve ilgi gerçekten yüksek. İstanbul Bölge Müdürümüzle günde üç kere konuştuğumuz olur. Ankara’yla haftada bir mutlaka görüşürüz. 15 günde bir farklı vesilelerle bir araya geliriz. Biz aramasak onlar arar. Bazen o kadar arıyorlar ki “Acaba eksik bir şey mi yaptık?” diye kendimizi kontrol ediyoruz ama mesele eksik aramak değil; işi nasıl geliştirebiliriz diye sürekli istişare etmek. Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul… Dört bölgeyle çalışıyoruz ve dördünden de güçlü bir enerji alıyoruz. Saatlerimiz, sefer sayılarımız bu yönlendirmelerle artıyor, güncelleniyor. Bu elektriği başka hiçbir yerde yok. Bence bu, Kâmil Koç’un ülkenin her noktasına ulaşan yapısıyla doğru orantılı. “BU SEKTÖRDEN KAÇIN” DİYENLER İNSANLARI YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR Ben “Bu sektörden kaçın” denmesine çok karşıyım. İnsanlar bence yanlış yönlendiriliyor. Bu sektör yaz-kış dengesi olan bir sektör. Bir doktor olarak bunu çok net görüyorum. Mesleğimde de devamlılık önemlidir: hastaya ilgi gösterirsen seni daha sık tercih ederler böylece daha çok hastanın şifa bulmasına vesile olabilirsin. Burada da yolcuya ilgi gösterirsen seni tercih ederler böylece daha çok insanın yol arkadaşı olabilirsin. Devamlılık buradan gelir. Bir bölgede iki sefer açıp bir araçla gidip gelerek yolcuyu mutlu edemezsiniz. Yolcu geldiğinde maksimum iki saatte bir gideceği şehre araç bulmalı. Kâmil Koç’ta bu sistemi görebiliyorsunuz. Bir de Kâmil Koç’ta ufkunuz geniş. Şu an gitmediğimiz bölgeler var ama araç sayımız arttıkça Kâmil Koç’la yeni yollara açılabilirsiniz. Bugün Çorum’a da gitmek isterseniz gidebilirsiniz, Mardin’e de. Bunu birçok firmada yapamazsınız. Yerel firmalarla çalıştığınızda ufkunuz daha sınırlı olur. Kâmil Koç’un en büyük avantajı; her yola, her bölgeye, her çeşit yolcuya ulaşabileceğiniz bir sistem sunması. KÂMİL KOÇ OLARAK TERCİH EDİLEN BİR FİRMAYIZ Şoförlerimiz, hostlarımız, hosteslerimiz, bilet satış görevlilerimiz … Eğer yolcuya kaliteli hizmet sunarsak, yolcu mutlu olursa bizi tercih eder. Biz Kâmil Koç olarak her zaman yolcunun ilk tercihiyiz. Bu devamlılığı korumak da bizim elimizde. Sadece “bagaj taşımak” gibi düşünmemek lazım. Bu sektör lastikçisinden akaryakıtçısına, ikramcısından şoförüne kadar büyük bir ekosistem. Maliyetler arttı, doğru ama kaliteli hizmet verdiğiniz sürece bu sektör bitmez. Sektörün lideri olan Kâmil Koç ve Kâmil Koç gibi düşünen firmalar her zaman var olmaya devam eder.

Hiçbir Yol, Bir Kadının Azminden Daha Uzun Değildir Haber

Hiçbir Yol, Bir Kadının Azminden Daha Uzun Değildir

BU İŞ SADECE BİLET SATMAKTAN İBARET DEĞİL Şehirlerarası otobüs işletmeciliği dışarıdan bakıldığında yalnızca bilet satışından ibaret gibi görünebilir. Oysa işin mutfağı çok daha kapsamlı ve detaylıdır. Benim için bu iş, büyük bir operasyonu yönetmek anlamına geliyor. Bugün Kâmil Koç’un Kozlu, Karadeniz Ereğli, Zonguldak ve Düzce yazıhanelerinde yürüttüğümüz operasyonun içinde; araçların teknik takibinden sefer planlamalarına, personel yönetiminden finansal süreçlere kadar çok geniş bir sorumluluk alanı bulunuyor. Şunu özellikle vurgulamak isterim: Bu sektör yalnızca bilet satıp yolcu taşımak değildir; strateji, disiplin ve planlama gerektiren ciddi bir yönetim işidir. Her gün onlarca insanın güvenli bir şekilde seyahat etmesinden sorumlusunuz ve bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmek zorundasınız. KADIN TİTİZLİĞİ İLE OPERASYONEL DETAYLAR DAHA SAĞLIKLI YÖNETİLİR İnsanlar otobüsleri sadece yollarda görüyor ama işin arka planında çok büyük bir organizasyon var. Bir otobüsün sefere çıkabilmesi için onlarca detayın kusursuz şekilde işlemesi gerekiyor. Benim için işletmecilik; şoförlerimizin dinlenme saatlerinden araçlarımızın en küçük teknik detayına kadar her süreci yakından takip etmek demektir. Yolcunun bindiği andan indiği ana kadar yaşadığı deneyimin her aşamasında bizim imzamız vardır. Otobüsümüzün tekerinden, yolcunun ikramına kadar her şey bizim sorumluluğumuzdadır. Bir kadın titizliğiyle yaklaştığınızda bu detayların çok daha sağlıklı yönetildiğini düşünüyorum. Disiplinli ve sistemli çalıştığınızda hata payı da ciddi şekilde azalıyor. BAŞTA ‘KADIN BU İŞİ YAPABİLİR Mİ?’ DİYE BAKIYORLARDI; ŞİMDİ SAYGIYLA YAKLAŞIYORLAR Sektöre ilk adım attığım dönemlerde açıkçası bazı önyargılarla karşılaştım. Terminal ortamında bir kadın yöneticiyi görmek birçok kişi için şaşırtıcıydı. “Acaba bu işin altından kalkabilir mi?” bakışlarını oldukça sık hissettiğimi söyleyebilirim ancak zaman içinde disiplinli çalışmanın ve doğru bir sistem kurmanın ne kadar önemli olduğunu herkes gördü. İşinizi ciddiyetle yaptığınızda o önyargılar yerini saygıya bırakıyor. Bugün geldiğimiz noktada ekip arkadaşlarımız, sektör temsilcileri ve yolcularımız bu düzenin farkında. Artık kadın olduğum için değil, iyi bir işletmeci olduğum için takdir görüyorum. BİR KADIN ELİ DEĞDİĞİNDE KALİTEYİ HERKES HİSSEDİYOR Yolcularımızdan aldığımız geri dönüşler benim için çok kıymetli. Birçok yolcu özellikle şunu söylüyor: “Bir kadın eli değdiği belli oluyor.” Otobüsün temizliğinden personelin üslubuna, hizmet kalitesinden yolcu memnuniyetine kadar birçok noktada kadın bakış açısının fark yarattığını düşünüyorum. Kadınlar detaylara daha fazla önem veriyor ve bu da hizmet kalitesine doğrudan yansıyor. ASIL HEDEFİMİZ BÖLGEDEKİ ULAŞIM STANDARTLARINI YÜKSELTMEK Sektörde var olmanın yalnızca araç sahibi olmakla sınırlı olmadığını düşünüyorum. Bizim hedefimiz her zaman daha iyisini yapmak ve bölgedeki ulaşım standartlarını yükseltmek oldu. Bu nedenle teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor, filomuzu sürekli yeniliyor ve yolcu güvenliğini en üst seviyede tutacak yatırımlar yapıyoruz. Ben kendimi sadece bir otobüs sahibi olarak değil, sektöre yatırım yapan bir işletmeci olarak görüyorum. OPERASYONUN HER NOKTASINA “KADIN ELİ” DEĞMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM Yazıhane tarafında da ben olaya biraz “kadın gözüyle” bakıyorum. Bizim yazıhanelerimizde önceliğimiz temizlik ve güler yüz. Bunlar her yerde söylenir ama ben bunu “politikamız” olarak görüyorum; esnetilemez, suistimal edilemez. Ayrıca bu bakış açısı doğrultusunda kadın çalışan istihdam etmeye de özellikle özen gösteriyoruz. Bilet satış görevlilerinde, yazıhane tarafında kısacası işimizin her noktasında kadın eli olsun istiyorum. Bu bölgede farklı bir tarz yaratmak hedefimiz. Bunun dışında araç sayımızla ve güzergâhlarımızla da sahada fark yaratıyoruz. Kadın çalışan ağırlığı konusunda da net bir hedefim var. Bu açıdan da Kamil Koç’un hedefleri ile ciddi bir uyum yakalıyoruz. Çünkü Kamil Koç sektörde kadın istihdamını desteklemek başta olmak üzere yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile yolcu deneyimine bakış açısı ile hemen hemen her noktada kadınları desteklemeyi görev edinmiş bir şirket. Özellikle erkek egemen olan kara yolu yolcu taşımacılığı sektöründe bu konuda da liderliği göğüsleyen bir şirket ile birlikte çalışmak benim için çok önemli. Biz de Kamil Koç’tan aldığımız ilhamla kadın hostes istihdamımızı arttırdık. Şu an dört hostesimiz kadın. Bir kadın otobüs şoförümüz var, ikincisi de yolda geliyor. Ben minimum beş kadın şoför olmasını istiyorum. Hostes kadromuzun da en az yüzde 50’sinin kadın olmasını hedefliyorum çünkü kadın eli bazı yerlerde hizmetin tonunu değiştiriyor; daha düzenli, daha nazik, daha özenli bir yaklaşım geliyor. KADINLAR HAYATIN HER ALANINDA OLMALI 8 Mart Dünya Kadınlar Günü benim için yalnızca bir kutlama günü değil; aynı zamanda dayanışmanın ve farkındalığın günü. Kadınların ekonomik özgürlüğü ve karar mekanizmalarında daha fazla yer alması toplum için çok önemli. Kadınlar detaycıdır, sabırlıdır ve aynı anda birçok süreci yönetebilir. Bu özellikler işletmecilikte büyük bir avantaj sağlar. Kadınlar sadece mutfakta ya da ofiste değil; terminalde de şantiyede de yönetim masasında da var olmalı çünkü biz karar mekanizmalarında olduğumuz sürece dünyanın daha düzenli ve dengeli bir yer olacağına inanıyorum. Şunu özellikle söylemek isterim: Direksiyonun başında olun ya da masanın arkasında… Önemli olan rotanızı kendinizin çizmesidir. Ve ben her zaman şuna inanırım: Hiçbir yol, bir kadının azminden daha uzun değildir. Tüm emekçi kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Teknoloji Çağında Adalet Arayışı: Kuralı Sürücü İhlal Ediyor, Cezayı Neden Firma Ödüyor? Haber

Teknoloji Çağında Adalet Arayışı: Kuralı Sürücü İhlal Ediyor, Cezayı Neden Firma Ödüyor?

Av. Ercan HASANBAŞOĞLU TOFED Hukuk Müşaviri: Öncelikle şunu açıkça belirtmek isterim ki; direksiyon başındaki kaptanlarımızın çok büyük bir çoğunluğu, meslek etiğine, trafik kurallarına ve yolcu güvenliğine sıkı sıkıya bağlıdır. Gece gündüz demeden direksiyon sallayan, ekmeğini dürüstçe kazanan bu emektar kaptanlarımızı tenzih ediyor, onlara şükranlarımızı sunuyoruz. Bu yazıda dile getirdiğimiz sorunlar, işini hakkıyla yapan kaptanlarımızla ilgili değil; her meslek grubunda olabileceği gibi, bizim sektörümüzde de maalesef var olan, kasıtlı şekilde suç işleyen, kuralları şahsi menfaati için hiçe sayan bir azınlıkla ilgilidir. Amacımız kimseyi incitmek değil, "suçu işleyen ile bedelini ödeyen" arasındaki adaletsizliği gidermektir. Şahsi Hilenin Faturası İşletmeye Kesilemez Mevzuatımızda yer alan bazı hükümler, "Suç ve Cezaların Şahsiliği" evrensel hukuk ilkesini zedelemekte ve firmalarımızı, işte bu azınlıktaki şoförlerin tamamen şahsi inisiyatifleriyle işledikleri kusurlar yüzünden ağır yaptırımlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Firmalar olarak, kendi denetim alanımızdaki her türlü ihmalin cezasını kabul ediyoruz. Ancak İstanbul’daki komuta merkezinden, o an Anadolu’nun ücra bir köşesinde seyir halinde olan bir şoförün anlık refleksini veya şahsi kararını engellememiz fiilen imkansızdır. Bunun en somut örneği takograf ihlalleridir. Bir firma aracı kurallara uygun sefere gönderdikten sonra, şoförün yolda denetimden kaçmak veya mesaisini doldurmamış gibi görünmek için kendi kartını çıkarıp araç sürmesi veya başkasına ait kartı kullanması, tamamen o kişinin şahsi kastıyla işlediği bir suçtur. Ancak Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 35. maddesi; şoförün bu şahsi hilesi nedeniyle, ihlale konu aracın kayıtlı olduğu firmaya "her bir ihlal için 75 uyarma" cezası verilmesini emretmektedir. Yönetmeliğe göre 500 uyarma puanına ulaşan bir firmanın faaliyeti geçici olarak durdurulmaktadır. Yani sadece 7 şoförün firmadan gizli yapacağı bu şahsi sahtecilik, yüzlerce çalışanı olan köklü bir firmanın kapısına kilit vurulmasına neden olabilir. Benzer şekilde 2918 Sayılı Trafik Kanunu’nun 31/1-b maddesi gereği, şoför yolda takografı kapattığında ceza sadece ona değil, tescil plakasına (firmaya) da kesilmektedir. Suçu işleyen şahıs, bedeli ödeyen sermaye olmaktadır. Geç Gelen Ceza Adalet Değildir: FSM Köprüsü Çıkmazı Sektörümüzün bir diğer kanayan yarası ise köprü ve otoyol ihlallerindeki sistemsel gecikmelerdir. Örneğin; otobüslerin geçişinin yasak olduğu Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsü gibi noktalarda, bazı şoförler zaman kazanmak için firmadan habersiz inisiyatif alarak ihlalli geçiş yapmaktadır. Ancak Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) teknolojik altyapısı, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün trafik cezaları gibi "ivedi tebligat" sistemine sahip değildir. Bu kaçak geçişlerin cezaları firmalarımıza yaklaşık bir yıl sonra tebliğ edilmektedir. Sektördeki şoför sirkülasyonu göz önüne alındığında, bir yıl sonra gelen cezada o şoförü bulmak ve cezayı rücu ettirmek (ödettirmek) fiilen imkansız hale gelmektedir. Bu durum sadece firmanın kasasından haksız para çıkmasına neden olmakla kalmamakta, aynı zamanda "cezaların caydırıcılığı" ilkesini de yok etmektedir. Bedelini ödemediği sürece şoför aynı ihlali yapmaya devam etmektedir. Bu nedenle; KGM altyapısının ihlalleri anlık bildirecek seviyeye getirilmesi ve firmaya kesilen cezaların yanı sıra, şoförün denetimdeki konumunu güçlendirmek için sürücüye de (ehliyetine veya SRC belgesine) ağır ceza puanı işlenmesi şarttır. Firmalarımız "İnsan Kaçakçısı" Değil, Mağdurdur! Sektörümüzün belini büken bir diğer hayati mesele ise 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki uygulamalardır. Burada kanun koyucunun "Örgütlü Suç" ile "Şahsi Menfaat" ayrımını net yapması gerekmektedir. Eğer bir firma kurumsal bir organizasyonla kaçakçılık yapıyorsa en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Ancak; kurumsal yapısı düzgün olan bir firmanın şoförü; Yol kenarından firmadan habersiz, şahsi menfaat (rüşvet/elden ücret) karşılığında otobüse kaçak göçmen alıyorsa, aracın gizli bir yerine firmadan habersiz kaçak eşya saklıyorsa, Burada firmanın "kaçakçı" muamelesi görmesi, milyonluk otobüslerine el konulması (müsadere) veya kişi başı on binlerce lira idari para cezası ödemesi hukuken izah edilemez. Şoförün cebine giren haksız kazancın cezası, firmanın kasasından veya mülkiyet hakkından çıkmamalıdır. Teknolojik Çözüm: U-ETDS ve Takograf Entegrasyonu Bu sorunların çözümü, şoför sıkıntısı çektiğimiz bu dönemde cezaları firmaya kesmek değil, caydırıcılığı artırmaktır. Çözüm, devletimizin elindeki teknolojik imkanlarda mevcuttur. Biz firmalar olarak, Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 40. maddesi uyarınca, sefere çıkacak şoförün tüm bilgilerini U-ETDS sistemine bakanlık nezdinde bildirmekteyiz. Önerimiz nettir: Dijital takograflardaki anlık şoför verileri ile firmaların U-ETDS’ye bildirdiği sefer görevlisi bilgileri online ve entegre şekilde kontrol edilmelidir. Sistem, direksiyondaki kişinin bildirilen kişi olmadığını veya kural ihlali (mola/sürüş süresi) yapıldığını tespit ettiğinde; cezayı "plakaya/firmaya" değil, doğrudan o an direksiyonda olan sürücüye kesmelidir. Sonuç ve Talep Can ve mal güvenliği; cezayı "ödeyebilene" (firmaya) değil, "ihlali yapana" (sürücüye) kesmekle sağlanır. Mevcut sistemde şoförün hatasını firma ödediği sürece, şoförler üzerinde bir caydırıcılık oluşmamaktadır. Trafik güvenliğinin sağlanması ve sektörün sürdürülebilirliği için; mevzuatımız "Suç ve Cezaların Şahsiliği" ilkesi ekseninde revize edilmeli; Firmaların 'kusursuz sorumlu' sayıldığı değil, teknolojinin 'gerçek faili' tespit ettiği adil bir sisteme geçilmelidir. "Firmalarımız, personelinin gizli ve şahsi suçlarının kurbanı edilmemelidir.

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti Haber

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti

GEÇMİŞTEN GELEN TECRÜBEMİZLE YOLA DEVAM EDİYORUZ İsmim Ali Öz. 1980 Isparta doğumluyum. Ailem 1985 yılından bu yana taşımacılık sektörünün içinde yer alıyor. Şirketimizi o yıllarda kuran babam, sektöre üç ortaklı bir yapıyla ve bir adet Mercedes 302 otobüsle adım attı. Zamanla ortaklık yapısı küçüldü, faaliyet alanlarımız ise genişledi. Ben de ikinci nesil olarak bu işe dahil oldum. Şirketimiz başlangıçta Isparta–Eğirdir hattında yolcu taşımacılığı yaparak büyüdü. Hâlâ aynı güzergahta hizmet veren hatlı araçlarımız bulunuyor. Ardından personel taşımacılığı ve turizm taşımacılığı alanlarına yöneldik. 2025 yılında ise yeni bir adım atarak seyahat acentemizi kurduk ve şu anda aktif olarak acente faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca otogarda iki adet yazıhanemiz bulunuyor ve çeşitli firmaların yazıhane işletmeciliğini de üstleniyoruz. Kısacası, aile geleneğini sürdürüyor; turizm ve taşımacılık alanlarında yatırımlarımıza devam ediyoruz. TAŞIMACILIĞIN HER ALANINDA FAALİYET GÖSTERİYORUZ Seba Turizm olarak bünyemizde iki de yan şirketimiz bulunuyor ve toplamda yaklaşık 70 öz mal araçlık bir filoya sahibiz. Şehirlerarası taşımacılık için D1 belgemiz, turizm taşımacılığı için D2 belgemiz ve kısa mesafeli taşımacılık için D4 belgemiz mevcut. Yani karayolu yolcu taşımacılığı için gerekli tüm belgelere sahibiz. Ayrıca 2022 yılında aldığımız TÜRSAB belgemizle turizm faaliyetlerimizi daha da genişlettik. 2025 yılında Seba Gül Tur adıyla Isparta’da seyahat acentemizi açtık. Tur satışları, otel satışları ve benzeri tüm organizasyonları yürüten ayrı bir birim oluşturduk. Böylece hem taşımacılık hem de turizm faaliyetlerimizi entegre şekilde sürdürüyoruz. İNSANLARIN SEYAHAT ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞTİ ARTIK 2024 yılı sektör açısından biraz daha hareketliydi; ancak 2025, ekonomik koşullar nedeniyle daha zor bir yıl oldu. Bilet fiyatlarının artmasıyla birlikte insanlar artık daha az seyahat ediyor veya yolculuklarını kişisel araçlarıyla yapmayı tercih ediyor. Örneğin, Isparta–İstanbul hattında bilet fiyatımız 1.180 TL. Bir aile ya da arkadaş grubu 3 kişi seyahat ettiğinde git-gel toplam maliyet 7.000 TL’ye kadar çıkabiliyor. Oysa aynı yolculuğu kendi araçlarıyla yaklaşık 5.000 TL’ye gerçekleştirebiliyorlar. Üstelik istedikleri zaman durup daha esnek bir yolculuk yapabiliyorlar. Bu durum da otobüs yolculuğuna olan talebi etkiliyor. TURİZM BU SENE YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRDÜ Turizm tarafı bu yıl oldukça iyi geçti. Araçlarımız sezon boyunca yoğun şekilde Antalya’da çalıştı. Hâlâ turizmde aktif olarak çalışan araçlarımız mevcut ve bu yıl rakamsal açıdan da memnun ediciydi. Geçen yıla göre şoför bulma konusunda da ciddi bir problem yaşamadık. Filo yapımız ağırlıklı olarak midibüs ve minibüslerden oluşuyor. Büyük otobüs sayımız daha sınırlı. Yaklaşık 70–75 araçlık filomuzun yaklaşık %80’ini midibüs ve minibüs grubu, %20’sini ise büyük otobüsler oluşturuyor. Bu da turizm taşımacılığı odağımızın güçlü olduğunu gösteriyor. 2025 yılında filomuzu genişletmeye devam ettik ve toplamda 10 adet sıfır araç yatırımı yaptık. Bu yatırımların bir kısmı Temsa ve Isuzu gibi markalardan minibüs ve midibüs şeklinde gerçekleşti. Böylece araç parkımızı güncel tutmayı sürdürdük. 2026 yılı için ise elbette yatırım planlarımız var; ancak her yıl yeni araç yatırımına gitmek günümüz koşullarında şirketleri zorlayan bir süreç. Yine de yenilikten ve filomuzu genç tutmaktan vazgeçmeyeceğiz. KOLTUK ARKASI EKRANLARIN KALKMASI SEKTÖR İÇİN DOĞRU BİR HAMLE Şehirlerarası hatlarda da faaliyet gösteriyoruz. Özellikle Isparta–İzmir hattında seferlerimiz var. Araçlarımızda artık Digitürk sistemleri aktif olarak kullanılıyor. Teknolojiye ayak uydurmak zorundayız; yolcuların beklentileri bu yönde gelişiyor. Eskiden otobüslere televizyon taktırdığımız dönemleri hatırlıyorum. O zamanlar 8.000 dolara yakın maliyetlerle bu sistemleri kurduruyorduk ancak günümüzde bu televizyonlar hem teknolojik olarak çok hızlı eskidi hem de maliyetleri fazlaydı. Ayrıca sonradan yapılan elektrik tesisatı düzenlemeleri, araçlarda ciddi yangın riskleri oluşturuyordu. Her tarafın kesilip biçilmesi bizi güvenlik açısından da zorluyordu. Dolayısıyla televizyonların kaldırılması ve Digitürk gibi merkezi sistemlerin devreye alınması bence çok doğru bir adım oldu. Hem işletmeci için ciddi bir maliyet avantajı sağlıyor hem de araç güvenliği artıyor. Biz de bu dönüşüme hızlı uyum sağlayan firmalardan biriyiz ve Isparta Petrol Turizm ile birlikte tüm araçlarımızda bu sistemi kullanıyoruz. OTOGARIN TAŞINMASI, YAZIHANE GELİRLERİMİZİ ETKİLEDİ Bilet satış ve yazıhane tarafında artık kâr elde etmek oldukça zorlaştı çünkü satışların büyük bölümü internet üzerinden yapılıyor. Bu nedenle yazıhanelerin gelirleri düşerken personel giderleri yüksek kalmaya devam ediyor. Şu anda Isparta Otogarı’nda iki yazıhanemiz bulunuyor ve şehirdeki en iyi firmaların bilet satışlarını biz yürütüyoruz. Uludağ, Tokat Yıldızı, Siirt Petrol, Adıyaman, Jet Turizm gibi sektörde güçlü firmalarla çalışıyoruz. Toplamda yaklaşık 12 firmaya hizmet veriyoruz. Ancak tüm bu operasyonlar masrafları zor karşılıyor; çoğu zaman başa baş sonuçlar elde ediyoruz. Eskiden yaz sezonunda biraz pay kalırdı, bugün o da neredeyse yok. Yazıhane işletmeciliği, eski cazibesini kaybetti diyebilirim. Otogarın taşınması da bu süreci etkileyen önemli faktörlerden biri oldu. Önceki otogar şehir merkezine daha yakın olduğu için özellikle öğrencilerin yoğunluğu sayesinde banko satışlarımız daha yüksekti. Yeni otogar şehir dışında kaldığı için yolcular biletlerini internetten alma eğiliminde. Bu da yazıhane trafiğini azalttı. Bu süreçte Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’in desteğini gördük. Kimseyi mağdur etmeden otogarı belediyenin şirketine devretti ve tüm işletmelere yer tahsisi sağladı. Biz de belediyenin şirketine kiracı olarak sorunsuz bir şekilde geçiş yaptık. Bu nedenle kendisine teşekkür ediyoruz. HIZ KESMEDEN TEMKİNLİ BİR ŞEKİLDE YATIRIMLARIMIZI GERÇEKLEŞTİRİYORUZ Yatırım konusunda ağırlıklı olarak öz sermaye ile ilerliyoruz. Kredi kullanımını mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışıyoruz. Daha çok eski araçlarımızı yenileme stratejisiyle hareket ediyoruz. Eğer cazip bir kredi kampanyası olursa, düşük faizli ve kısa vadeli kredileri değerlendirebiliyoruz. Örneğin geçtiğimiz dönemde 12 ay vadeli, 1.50–1.90–2.59 gibi faiz oranları sunulan bazı kampanyalardan yararlandık ancak günümüzde tamamen kredi çekerek araç almak ve bu yatırımı sağlıklı şekilde döndürmek neredeyse imkânsız. Öz sermayeniz olacak ki elinizdeki aracı verip üzerine ek yaparak yenileyebilesiniz. Biz de bu mantıkla, kontrollü ve sürdürülebilir bir yatırım politikası izliyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.