Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mercedes-Benz Türkiye’den Tarihi Rekor Haber

Mercedes-Benz Türkiye’den Tarihi Rekor

Sattığı her 5 araçtan biri elektrikli olan Mercedes-Benz, otomotivdeki dönüşümün öncü markalarından biri olmaya devam etti. Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Şükrü Bekdikhan: “Önümüzdeki 2 yıl Mercedes-Benz tarihinin en zengin ürün lansman dönemi olacak. Globalde sunacağımız 40’a yakın yeni araçla premium segmentte en fazla modele sahip marka olacağız.” Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar İcra Kurulu Üyesi Tufan Akdeniz: “2025’te Online Store üzerinden rezervasyon süreci başlatılan hafif ticari araç satışlarımızı 2 katına çıkardık ve ikinci el araç satışlarımızla Mercedes-Benz dünyasında büyük başarı elde ettik. 2026’da eSprinter’i Türk mühendisliği ile minibüse dönüştürüp sertifikalandırarak satışını gerçekleştirecek ilk pazar olacağız.” Mercedes-Benz Otomotiv Otomobil Grubu Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam: “Mercedes-Benz olarak otomobil tarafında, 2025 yılında Türkiye'de toplam otomobil satışı ve sıfır, ikinci el, elektrikli ve üst segment araç satışlarında tüm zamanların en yüksek satış rakamlarına ulaştık. 2025’te en çok sattığımız model C-Serisi olurken, en çok satan elektrikli aracımız EQB ve tamamen yeni CLA'nın Türkiye’de satışına başlayarak elektrifikasyon yolculuğumuzu daha da güçlendirdik.” Her yıl satışını artıran Mercedes-Benz, bu yıl da bir önceki yıla göre satışlarını yaklaşık yüzde 10 artırarak 2025’te 43 bin 224 adet araç satışı gerçekleştirdi. 2025’te sektördeki otomobil satışları yüzde 10,62 artarken Mercedes-Benz yüzde 11 ile sektörün üzerinde büyüyerek 33 bin 374 adet otomobil satışı gerçekleştirdi. 2025, Mercedes-Benz’in Türkiye’de en çok otomobil satışı gerçekleştirdiği yıl oldu. Aynı zamanda 9 bin 850 adet hafif ticari araç satışı ile de 2024’e benzer bir satış rakamı elde edildi. Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan: “Otomotiv sektörünün, yüksek faizler ve azalan kredi imkanları sebebiyle 2025’e başlarken yeni bir rekor yılı beklentisi yoktu. Ancak yıl içindeki birçok farklı gelişmeyle beraber artan rekabetle fiyatların nispeten baskılanması müşterilerin satın alma kararlarında daha hızlı hareket etmelerine sebep oldu. Böylece sektör, 1 milyon 368 bin 400 adet satışla 4’üncü yılda da büyümeye devam etti. Rekor kıran sektörde, satışlarımız bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 11 artarak 33 bin 374’e ulaştı. 2025, 32 bin 666 adetle rekor kırdığımız 2016’nın da üstüne çıkarak Türkiye’de en yüksek satış rakamına ulaştığımız yıl oldu. Ulaştığımız bu sonuçta premium segmentte sunduğumuz güven, yenilikçi ve çeşitli ürün portföyümüz, geniş satış sonrası hizmet yelpazemiz ve tüketicilerin ekonomideki dalgalanmalara ve yapılan yeni vergi düzenlemelerine rağmen premium araçlara olan talebinin devam etmesi etkili oldu.” Mercedes-Benz için lansmanlar ve rekorlar dönemi 2026 yılının otomobilin icadının 140’ıncı yılı olacağını belirten Bekdikhan bu kilometre taşının otomobilin mucidi marka olarak Mercedes-Benz için son derece özel olduğunun altını çizerek “Yepyeni modellerle dolu olacak 2026 yılının Mercedes-Benz için bir diğer önemi ise bir rekorun başlangıcına işaret etmesi. Önümüzdeki 2 yıl içinde globalde 40'a yakın model sunarak premium segmentte en fazla modele sahip marka olacağız.” dedi. 2026’nın Mercedes-Benz için lansmanlar yılı olacağını belirten Bekdikhan, Ocak ayı itibarıyla satışa çıkan içten yanmalı CLA’nın ardından ikinci çeyrekte tamamen elektrikli yeni GLB ve GLC’yi Türkiye pazarına sunacaklarını söyledi ve “GLB’nin benzinli modeli de ikinci yarı yılda satışa çıkacak. Bu modellerimizi merakla beklenen tamamen elektrikli Mercedes-AMG GT 4-Kapı Coupé ve 2027’de Mercedes-AMG GT SUV takip edecek. Tamamen elektrikli C-Serisi üçüncü çeyrekte, elektrikli GLA ise dördüncü çeyrekte Türkiye’de olacak. Bu arada yeni modellerimizin yanı sıra makyajlı benzinli S-Serisi ve Mercedes-Maybach S-Serisi ikinci çeyrekte, EQS üçüncü çeyrekte ve içten yanmalı motorlu C-Serisi ise yılın sonunda Türkiye’de olacak.” dedi. Yeni satış modelinin başarısı dünyaya örnek oluyor Dijitalleşmeyi merkeze alan satış modeliyle fiziksel alanlarda premium bir deneyimi öngören acentelik yapısının yanı sıra dijital alanlarda Mercedes-Benz Online Store ile yenilikçi bir müşteri yolculuğu yaklaşımı getirdiklerini söyleyen Şükrü Bekdikhan, “Türkiye, bu dönüşümün pilot ülkelerinden biri. Dünya genelinde yeni satış modelini devreye alan ilk pazarlardan biriyiz. 2025'te Online Store üzerinden rezervasyon süreci başlatılarak yaptığımız satışlar geçtiğimiz yıla göre yüzde 18’in üzerinde artarak 4 bin 731 adede ulaştı. Toplam satışlarımızın içindeki payı da yüzde 14,2’ye çıktı. Bu da sektörün ve müşterilerimizin bu modeli ne kadar çok benimsediğini gösteriyor” diyerek dijital satış modelinin premium segmentteki müşteri odaklı dönüşümün güçlü bir örneği olduğunu vurguladı. 2025’te en çok satan içten yanmalı C-Serisi, en çok satan elektrikli EQB Premium otomotiv segmentinin giderek daha fazla elektrifikasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik konularına odaklandığını söyleyen Mercedes-Benz Otomobil Grubu Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam, elde ettikleri bu başarıda özellikle öne çıkan modeller olduğunun altını çizerek “Türkiye’de en çok satan modelimiz C-Serisi olurken, EQB de en çok satan elektrikli aracımız oldu. Özellikle Ekim ayında lansmanını gerçekleştirdiğimiz tamamen elektrikli CLA, elektrikli araçlardaki birçok yeniliğin öncüsü olarak büyük ilgi gördü. İçten yanmalı versiyonunun gelmesiyle birlikte ilginin daha da artmasını bekliyoruz. 2025’in son çeyreğinde dijital platformlardan bize ulaşan taleplerin yüzde 50’den fazlası CLA ile ilgiliydi. Bu da 2026 boyunca tamamen yeni CLA’ya olan ilginin yüksek olacağını gösteriyor. Üst segment araç satışlarımız da 2024 ile karşılaştırdığımızda yüzde 2,8 artarak tüm satışlar içinde yüzde 5,6 pay elde etti. Bu segmentte de G-Serisi, elektrikli versiyonu da dahil en çok satan modelimiz oldu.” Dedi. 2026’da Türkiye'de gerçekleşecek Mercedes-Benz otomobil satışları içinde elektrikli araçların payını daha da artırmayı hedeflediklerini ekledi. 2026’da satışlarda ikinci el pazarı etkili olacak Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan, 2026 yılında kredi koşullarındaki değişimlerin ve kurlara bağlı fiyat değişikliklerinin pazarın gelişiminde baskı yaratacak etkenler olmasına karşın gerek markalar arasındaki rekabet yarışının gerekse de ikinci el pazarının dijitalleşmesi, profesyonelleşmesi ve şeffaflaşmasının fırsatlar sunduğunu belirtti. 2026 yılında da geçen yıla yakın bir pazar büyüklüğü beklediklerini söyleyen Bekdikhan, “Premium segmentte büyümenin özellikle elektrikli araçlar ve SUV modelleri üzerinden devam edeceğini öngörüyoruz. Dijitalleşme ve bağlantılı hizmetler gibi başlıklar, müşterilerin marka ve model tercihlerinde belirleyici olmaya devam edecek.” dedi ve Mercedes-Benz’in geliştirdiği yeniliklerle her yıl sektörün standartlarını yukarıya çekerek farklılık yarattığını belirtti. Hafif ticari araç sektörü her yıl büyümeye devam ediyor Türkiye’de otomobil sektörü büyürken hafif ticari araç sektörünün de son iki yılda 250 binin üstünde satış gerçekleştirerek rekor kırmaya devam ettiğini söyleyen Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar İcra Kurulu Üyesi Tufan Akdeniz, 2025’te hafif ticari araç pazarının yaklaşık yüzde 10 büyüyerek 283 bin 904’e ulaştığını belirtti ve “2025'in ilk altı ayında geçen yıllarda yaşanan "ertelenmiş talep" etkisi sayesinde pazar güçlü bir seyir izledi. Ancak, yılın ikinci yarısı için belirsizlikler olacağını farkındaydık. Yaz aylarında gerçekleşen ÖTV düzenlemesi durgun giden hafif ticari araç pazarının hareketlenmesini sağladı. Bunun en büyük nedeni yapılan düzenlemeden hafif ticari araçların çok fazla etkilenmemesiydi. Böylece gerek ticari işletmeler gerekse de geniş hacimli araç arayışında olanlar hafif ticari araçlara yöneldiler.” dedi. Yıl başında çizdikleri stratejinin sonuçlarını en iyi şekilde alarak satış hedeflerine ulaştıkları, toplam satışların yüzde 63’ünü Sprinter’in, yüzde 37’sini ise Vito’nun oluşturduğu bilgisini veren Akdeniz, “2025’te hem elektrikli hem de makyajlanmış araçlarımız pazardaydı. Ticari işletmelere sunduğumuz araçları çeşitlendirerek farklı sektörlere farklı çözümler sunduk. Özellikle 2025’in son aylarında Sprinter Kamyonet’i ve Vito Mixto’yu da tekrar pazara çıkartarak, sektörün Mercedes-Benz’den beklentisini karşıladık. Mercedes-Benz Finansal Hizmetler tarafından sunulan kampanyalar ile müşteri talebini artırarak ikinci el satışlarda Mercedes-Benz dünyasında ikinci sırada yer aldık ve 2025’te şimdiye kadarki en yüksek satış adedine ulaştık.” dedi. Online rezervasyon ile süreci başlatılan satışlarda 2024’te toplam satışların yüzde 4’üne ulaşarak dünya birincisi olduklarını, 2025’te de yüzde 12,5 ile satışlarını iki katına çıkararak oldukça başarılı bir yılı geride bıraktıklarını vurgulayan Tufan Akdeniz, “Online Store’da sunduğumuz özel konfigürasyonlar sadece filo ve üstyapı müşterilerimizin değil, bireysel müşterilerimizin de ilgisini çekiyor. Böylece kendilerine en uygun hafif ticari aracı kolayca seçip rezerve edebiliyorlar. Yeni satış modelimiz ile müşterilerimizin bize olan güveni daha da arttı. Özellikle fiyat hassasiyeti olan sektörler, aradıkları araçları Türkiye’nin her noktasında aynı fiyata bulabiliyorlar. Online rezervasyon ile süreci başlatılan satışlarımızın yarıya yakını filo ve üstyapı satışıyken yarısı da perakende satışlardan oluşuyor.” dedi ve Online Store’un müşterilerin ilgi odağı haline geldiğini belirtti. Müşteri odaklı bakış açılarının en güçlü özelliklerinden biri olduğunu belirten Akdeniz, “Birçok üstyapı çözümüyle müşteri ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğimiz Sprinter ile en fazla minibüs koltuk varyantlı ürün gamına sahip markayız. Sprinter bu yıl Türkiye’de 30. yılını kutluyor. 2024’te pazara sunduğumuz Sprinter’in elektrikli varyantı eSprinter ise 2026 yılında minibüs dönüşümü ile müşteri ihtiyaçlarımıza esnek çözümler getirecek. Türkiye olarak dünya pazarında sertifikalandırılmış eSprinter minibüs dönüşümünü gerçekleştiren ilk pazar olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi. Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçların, 2026’da ‘Taşımacılığın 130. Yılı’na girerken binek otomobillerde olduğu gibi hafif ticari araçlarda da elektrikli bir dönüşüm yaşadığını belirten Akdeniz, “Yeni üretilen araçlar doğuştan tamamen elektrikli bir mimaride ve altyapıya sahip olmaya başladı. Bu dönüşümün hafif ticari araçlara yansıyacak yeniliği ise 2026’dan itibaren modüler, esnek ve ölçeklenebilir VAN.EA elektrikli mimarisi olacak. Bu mimari, özel kullanıma yönelik geniş hacimli üst düzey deneyim sunan modeller VLE ve VLS ile premium segmentte konumlanan hafif ticari araçlar arasında net bir ayrım yapılmasını sağlayacak. Biz de VLE’yi yılın son çeyreğinde Türkiye yollarında görmeyi planlıyoruz.” diyerek bu araçlar ile hafif ticari araç segmentinin standartlarını baştan belirleyeceklerini vurguladı.

Mercedes-Benz Türk’ün ToolStore Projesine  ‘Yılın Sürdürülebilirlik Ödülü’ Haber

Mercedes-Benz Türk’ün ToolStore Projesine ‘Yılın Sürdürülebilirlik Ödülü’

1967 yılından bu yana Türkiye’de üretim, mühendislik ve ihracat faaliyetlerinin yanı sıra sosyal fayda projelerine de yön veren Mercedes-Benz Türk, Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin (ODMD) düzenlediği "ODMD Satış ve İletişim Ödülleri" 2025 Gladyatörleri’nden ödülle döndü. Markaların satış ve iletişim başarılarını ödüllendirmek amacıyla bu yıl 16’ncısı düzenlenen gecede ToolStore yılın sürdürülebilirlik projesi seçildi. Proje, Mercedes-Benz Türk’ün çevresel sorumluluk, sürdürülebilirlik ve yenilikçi iş modelleri geliştirme vizyonunun güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Şirket içi girişimcilik platformu Koza Merkezi bünyesinde hayata geçirilen ve kullanım ömrünü tamamlamış ekipman ile malzemelerin yeniden ekonomiye kazandırılmasını amaçlayan ToolStore projesi ile üretim tesisleri ve kampüslerde artık ihtiyaç duyulmayan; dikiş makinelerinden forkliftlere, temizlik ekipmanlarından çeşitli teknik malzemelere kadar birçok ürün hurdaya ayrılmak yerine uygun fiyatlarla satışa sunuluyor. Bu sayede hem atık oluşumu azaltılıyor hem de kaynakların yeniden kullanımıyla döngüsel ekonomiye somut katkı sağlanıyor. “Yaklaşık 20.000 adet ekipman satışı ile döngüsel ekonomiye katkı sağladık” Koza Merkezi Kurucusu Didem Daphne Özensel, ödül ile ilgili olarak yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Yenilikçi ve sürdürülebilir fikirlerin gerçekleşmesine ev sahipliği yapan Koza Merkezimizin çatısı altında ortaya çıkan ToolStore projemizin ödüle layık görülmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Toolstore üzerinden satış faaliyetlerimizi 2019 yılından beri sürdürüyoruz. Bu girişimimizle bugüne kadar yaklaşık 20.000 adet ekipman satışı ile döngüsel ekonomiye katkı sağladık. Bu da yaklaşık 2500 ton malzemenin döngüsel ekonomiye kazandırılması demek. Bu projemiz sayesinde bu malzemelerin yeniden üretilme süreci gerekmediği için, üretim aşamasında ortaya çıkan CO2 emisyonu, su tüketimi ve enerji tüketimi de önlenmiş oldu. Mercedes-Benz Türk olarak çevresel sorumluluğu iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam ediyoruz.”

Prometeon Türkiye Ve ANT Lojistik 700 Araçlık Filosu İçin  Stratejik İş Birliğine İmza Attı Haber

Prometeon Türkiye Ve ANT Lojistik 700 Araçlık Filosu İçin Stratejik İş Birliğine İmza Attı

Anlaşma kapsamında Prometeon Türkiye; ANT Lojistik’e filo lastik yönetimi ve maliyet optimizasyonu danışmanlığı sunarken filoda kullanılan lastikler öncelikli olarak Prometeon’un 02 Serisi ürün grubundan oluşacak.” Prometeon ayrıca yurt içi ve yurt dışı 7/24 yol yardım hizmeti ProTime ile Ant Lojistik filosunun her daim yanında olacak. Lastiğe ikinci ömrü kazandıran Prometec markalı kaplama hizmeti de anlaşma içeriğinde yer alıyor. Bu hizmet yapısı sayesinde filodaki lastiklerin performansının artırılması, kullanım ömrünün uzatılması ve yakıt sarfiyatı başta olmak üzere operasyonel maliyetlerin kontrol altında tutulması amaçlanıyor. Dijital ve ölçülebilir filo yönetimi İş birliği kapsamında lastik yönetimine ilişkin tüm operasyonel süreçler bulut tabanlı sistemler üzerinden tek merkezde yönetilecek. Elde edilen veriler doğrultusunda otomatik ve periyodik verimlilik raporları oluşturularak Ant Lojistik’in filo yönetimine şeffaf ve ölçülebilir bir yapı kazandırılacak. Ayrıca performans sürekliliğini sağlamak amacıyla Prometeon tarafından Ant Lojistik sahasında servis ve ön düzen makinesi kurulumu yapıldı. Prometeon Türkiye Rusya & CIS Ticari Direktörü Uğur Aydın iş birliği hakkında şunları söyledi; “ANT Lojistik ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, Prometeon Türkiye olarak filo müşterilerimize sunduğumuz 360 derece lastik yönetimi hizmetimizin güçlü bir örneğini oluşturuyor. 700 araçlık filonun lastik yönetimini Pro Services çözüm ailemiz kapsamında; servis, saha hizmetleri ve dijital takip süreçleriyle tek bir yapı altında uçtan uca yönetmeyi hedefliyoruz. Bulut tabanlı sistemler üzerinden yürütülen bu yapı sayesinde operasyonel verimliliğin artırılmasını, lastik performansının sürekliliğini ve maliyetlerin daha etkin yönetilmesini amaçlıyoruz. Operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve ölçülebilir performans odağımızla ANT filosuna değer katmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.” ANT Lojistik Genel Müdür Yardımcısı Ceren Eker Güven ise; “Prometeon Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği, operasyonel verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerimizi destekleyen önemli bir adım niteliğinde. Dijital ve ölçülebilir bir lastik yönetim sistemiyle filomuzun performansını artırmayı ve uzun vadeli katma değer yaratmayı amaçlıyoruz” dedi. İmza törenine Prometeon Türkiye Rusya & CIS Ticari Direktörü Uğur Aydın, Prometeon Türkiye Pazarlama Müdürü Ömer Tunaz, Prometeon Türkiye Marmara Bölge Satış Müdürü Orhan Oğuz Akengin ve Prometeon Türkiye Filo Müdürü Recep Uçan katılırken; ANT Lojistik’i Genel Müdür Yardımcısı Ceren Eker Güven, Filo Bakım & Onarım Müdürü Yavuz Sarı ve Servis Müdür Yardımcısı Erdal Çarkçı temsil etti.

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli Haber

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli

HER GEÇEN GÜN “KURUMSAL DEĞERİ” ARTIRACAK ADIMLAR ATIYORUZ Ben Mehmet Batı. Kâmil Koç’ta Satın Alma ve Ticari Satış Grup Müdürü olarak son beş yıldır görev yapıyorum. Eğitimimi State University of New York’ta Üretim Mühendisliği alanında tamamladım. Bu eğitim, bana analitik düşünme yeteneği kazandırırken süreçleri sistematik şekilde yönetme becerimi de geliştirdi. Kariyerim 12 yıllık satın alma tecrübem ve 8 yıllık fabrika üretim deneyimimin birleşimiyle şekillendi. Bu deneyimler, satın alma ve ticari satış süreçlerine mühendislik bakış açısıyla yaklaşmayı ve stratejik kararlar alırken teknik temelleri göz önünde bulundurmayı öğretti. Bugünkü görevimde amacım yalnızca şirketin ihtiyaçlarını karşılamak değil; stratejik kararlarla kurumsal değer yaratmak ve iş ortaklarımıza sürdürülebilir avantajlar sağlamak. Ayrıca seyahat etmek büyük bir tutkum. Şimdiye kadar yaklaşık 50 ülkeyi ziyaret ettim. Bu yolculuklar bana farklı kültürleri tanıma, küresel bir bakış açısı kazanma ve esnek düşünme yetisi kazandırdı. KÂMİL KOÇ’UN İLANINA BAŞVURDUM VE YENİ BİR MACERA BAŞLADI Kâmil Koç ile yollarımız 2020 yılında kesişti. O dönem otomotiv sektöründe çalışıyordum ancak Kâmil Koç’un ilanını görünce ilgimi çekti. Farklı işler yapmayı seven biri olduğum için, seyahat sektörünün dinamik ortamı bana cazip geldi. Başvuru sürecinin ardından iki taraf için de şartlar olumlu olunca. Seyahat etmeyi de seven biri olarak teklifi kabul ettim. 2020’nin pandemi döneminde, sektörümüz için oldukça zorlu bir süreçte işe başladım. CFO’muz Ömer Faik Bey’e bağlı olarak başladığım görevime bugün hâlâ aynı motivasyonla devam ediyorum. SATIN ALMA VE TİCARİ ŞATIŞ BİRBİRİNİ BESLEYEN İKİ GÜÇLÜ KAS GİBİDİR Satın alma ve ticari satış ayrı düşünülemez iki parçadır. Satın alma tarafında sağlam bir strateji kurmadığınızda ticari satışta sürdürülebilir başarı elde etmek oldukça zorlaşır. Bizim önceliğimiz; kurumsallık, dijitalleşme ve şeffaflık temelleri üzerine kurulu bir satın alma ekosistemi oluşturmak. Artık “en uygun fiyatı bulmak” anlayışının çok ötesindeyiz. Veri temelli, ölçülebilir ve sürdürülebilir süreçlerle tedarikçilerimizle uzun vadeli iş ortaklıkları kuruyoruz. Ticari satışta ise özmal otobüslerimizde kullandığımız ürünlerde elde ettiğimiz avantajları sözleşmeli iş ortaklarımıza da yansıtıyoruz. Böylece tüm ortaklarımızın Kamil Koç maliyet avantajı elde etmelerine imkan tanıyoruz. Kısacası, satın alma gücümüzü sadece şirket içinde değil, tüm iş ekosistemimizde katma değere dönüştürüyoruz. İTİBARI GÜÇLENDİREN EN ÖNEMLİ YATIRIM, ŞEFFAFLIKTIR Tedarikçileri birer “iş ortağı” olarak görüyoruz. Bir satın alma süreci, iki tarafın da kazandığı bir ortaklık olmalı. Bizim önceliğimiz karşılıklı güven, açık iletişim ve sürdürülebilir değer yaratmak. Bu anlayış, özellikle pandemi gibi kriz dönemlerinde ya da küresel tedarik zinciri sıkıntılarında dayanıklılığımızı büyük ölçüde artırdı. Kazandır–kazan felsefesine yürekten inanıyorum. Kurumsallığın temelinde güven vardır; güvenin temelinde ise şeffaflık. Satın alma süreçlerinde şeffaf olmanın yalnızca etik bir gereklilik değil, aynı zamanda kurumsal itibarı güçlendiren bir yatırım olduğuna inanıyorum. Tedarikçiler, çalışanlar ve hatta müşteriler, süreçlerin adil ve açık yürütüldüğünü gördüklerinde markaya duyulan güven de artar. DİJİTALLEŞME, KARAR ALMA BİÇİMLERİMİZİ KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ Dijitalleşme bizim için sadece yeni yazılımlar kullanmak değil; karar alma biçimimizi yeniden tanımlamak anlamına geliyor. Artık yapay zekâ destekli analizlerle talep tahminleri yapabiliyor, tedarikçi performanslarını objektif verilerle ölçebiliyoruz. Bu sayede operasyonel iş yükü azalırken ekiplerimiz stratejik çalışmalara daha fazla zaman ayırabiliyor. Yani kısaca dijitalleşme bizim için yalnızca “verimlilik” değil, aynı zamanda “görünürlük” ve “şeffaflık” demek. BİREYSEL YATIRIMCILARIMIZA HER ALANDA “MALİYET DESTEĞİ” SAĞLIYORUZ Bireysel yatırımcılarımıza ciddi bir maliyet desteği sağlıyoruz çünkü ikram, mazot gibi sabit giderler artık büyük gider kalemleri hâline geldi. Yatırımcılarımız, piyasa fiyatlarına göre genellikle %20 ila %30 oranında daha düşükten alım yapma fırsatına sahipler. Bunun dışında yatırımcılarımıza ödeme kolaylıkları da sunuyoruz. Hak edişlerden kesinti yaparak işlemleri kolaylaştırıyoruz çünkü araçlarımız sürekli seferde olduğu için hak ediş süreci de devam ediyor. Ayrıca kredi kartı ile ödeme imkânı sağlıyoruz, isteyen yatırımcımıza taksit seçeneği de sunabiliyoruz. Kâmil Koç’un kendi yaptığı finans anlaşmaları üzerinden elde ettiği tüm indirim avantajlarından sözleşmeli yatırımcılarımız da yararlanabiliyor. Örneğin, şu anda ağırlıklı olarak kullandığımız lastikleri piyasadan çok daha uygun fiyatlarla temin edebiliyorlar. Bizim indirimlerimizden faydalanarak bu avantajı doğrudan bizden sağlamış oluyorlar. Bazı ikram noktalarımızda 7/24 lastik stokumuz bulunuyor. Şoför, sırası geldiğinde gece yarısı bile lastik değişimi yapabiliyor. Böylece hem zaman hem de para kaybı yaşamadan yeniden seferine devam edebiliyor. HER İŞLEM KAPTANIN CEBİNDEN DEĞİL, SİSTEMİN GÜVENCESİNDEN GEÇİYOR Ayrıca sözleşmeli otobüsçülerimiz için önemli bir avantajımız daha var: Şoföre herhangi bir kredi kartı verilmez, dolayısıyla harcama kontrolü tamamen araç sahibi üzerinden yürütülür. Bu da olası suistimalleri tamamen ortadan kaldırıyor. Bu sayede hem kaptanlarımızı hem de araç sahibini koruyoruz. Tüm işlemler yalnızca bizim sistemimize kayıtlı sözleşmeli otobüs sahipleri için “ERP” sistemi üzerinden yürütülüyor. ERP sisteminde plaka tanımlıysa ilgili ürün veya hizmetin çıkışı otomatik yapılabiliyor. Kaptan, herhangi bir ödeme yapmadan sadece imzası ve ruhsatıyla birlikte geliyor, ürününü teslim alıyor. Aynı uygulama ikram ürünlerinde de geçerli. Örneğin, kaptan 10.000 TL’lik ikram ürünü almak istediğinde, bu sistem üzerinden doğrudan temin edilir. Bizim kurduğumuz bu sistemimiz sayesinde bir suiistimal değildir. Ayrıca sözleşmeli otobüs sahibi, dilediği an sistemden otobüsünün hangi tarihte, nerede, ne kadar ikram ürünü aldığını birkaç dakikada görebilir. Biz bu süreçte ikram maliyetlerini de kayıt altında tutuyoruz: Ne kadar ürün alınmış ne kadar dağıtılmış, yolcu memnuniyeti sağlanmış mı, hepsi raporlanıyor. Üst yönetime düzenli olarak iletilen bu raporlar, bölge müdürleri aracılığıyla otobüsçülerle paylaşılır. Örneğin, hiç ikram almayan bir işletmeciye “Yolcuna ikram dağıtmıyor musun?” diye sorulur ya da fazla alım varsa kaptan uyarılır çünkü maalesef sektörde farklı amaçlarla kullanılan ikram ürünleri de olabiliyor. TÜM SÜREÇLER DAKİKALAR İÇİNDE SİSTEMİMİZE YANSIYOR VE ANINDA RAPORLANABİLİYOR Bir otobüsün aldığı her şeyi biz iki saat içinde hangi bölgeden, kimin üzerinden, kaç liraya ve hangi plakaya işlem yapıldığını gösterebiliyoruz. Bu sistem özmal araçlarımızda da SMS projesiyle destekleniyor. Kaptan ikram aldığı anda araç sahibine otomatik SMS gidiyor: “Şu kadar ikram aldınız.” Böylece başkası gidip aynı ürünü alamıyor. İkram noktalarındaki çalışanlarımız da bu konuda eğitimli. Her akşam bölge baş şoförlerine bilgi raporu gidiyor: “Bugün bölgenizde şu kadar otobüs, şu kadar ikram aldı.” Ay sonunda ise bu veriler Excel tablolarıyla karşılaştırılıyor. Böylece tam bir otokontrol mekanizması oluşturulmuş oluyor. HEDEFİMİZ, İNSAN HATASINDAN ARINDIRILMIŞ OTOKONTROL SİSTEMLERİ KURMAK Biz dijitalleşmeye ve otomasyona çok büyük önem veriyoruz çünkü kurum kültürünü korumanın ve sürdürülebilirliğin temelinde bu var. Bugün biz varız, ama yarın başka biri gelecek. Yeni gelen, beş yıl önce neler yapıldığını sistemden görebilmeli. Hedefimiz, kişiye bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmak. Ben otomotiv sektöründe çalıştığım dönemde bir gün aile günü kapsamında babamı fabrikaya götürmüştüm. Babam esnaftır, üretim sistemlerine çok hâkim değildir. Fabrikayı gezerken şaşkına döndü: “Ben hâlâ arabaların çekiçle, tokmakla yapıldığını sanıyordum.” dedi. Gövde atölyesinde insan yoktu, her şeyi 500 robot yapıyordu. Bunu görünce bana, “Ben bu markayı almayı düşünmüyordum ama bundan sonra alırım.” dedi. Sonrasında biz yönetime öneri verdik: “Bu üretim gücünü insanlara gösterin, çünkü hâlâ çekiçle kapı takıldığını zannediyorlar.” dedik. Bunun üzerine fabrika dışarıdan gelen ziyaretçilere golf arabalarıyla turlar düzenlemeye başladı. Bu sayede satışlar da arttı. Bizim hedefimiz de benzer: Her şey insan kontrolünde ama insan hatasından arındırılmış, dijital otokontrol sistemleri kurmak. SATIN ALMADAKİ YENİ TRENDLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ Günümüzde satın alma dünyasında üç temel trend ön plana çıkıyor. İlk olarak dijital dönüşüm ve otomasyon, karar süreçlerinde yapay zekâ ve büyük veri analitiğinin kullanımını kaçınılmaz hale getirdi. Artık veriye dayalı, hızlı ve hatasız karar verme süreçleri kurumlar için standart bir gereklilik haline geldi. İkinci olarak sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda stratejik bir öncelik olarak görülüyor. Karbon ayak izini azaltmak, yerel tedarikçileri desteklemek ve sosyal sorumluluk bilincini güçlendirmek, markaların tercih edilirliğini doğrudan etkiliyor. Üçüncü olarak ise tedarikçi ilişkilerinde stratejik iş ortaklığı kavramı öne çıkıyor. Artık satın almada temel soru “Kim daha ucuz?” değil; “Kimle birlikte daha uzun vadeli değer yaratabiliriz?” haline geldi. Dolayısıyla satın alma, yalnızca maliyet azaltma süreci olmaktan çıkıp kurumsal değeri, itibarı ve inovasyonu yöneten stratejik bir alan haline dönüştü. BENİM İÇİN BAŞARI, STRATEJİK VİZYONA KATKI SAĞLAYACAK DOĞRU KARARLARI VERMEKTİR Bu alandaki genç arkadaşlarımıza en büyük tavsiyem, kendinizi sadece satın alma süreçleriyle sınırlamayın. Finansı, pazarlamayı, teknolojiyi ve insan yönetimini mutlaka anlamaya çalışın. Geleceğin satın alma profesyonelleri; analitik düşünen, dijital araçlara hâkim ama aynı zamanda insan ilişkilerinde güçlü olan liderler olacak ve ne olursa olsun: merak etmeyi asla bırakmayın. Kâmil Koç’ta biz, kurumsallığı bir kültür olarak yaşıyoruz. Dijitalleşme, şeffaflık ve sürdürülebilirlik bizim sadece iş yapış biçimimiz değil; geleceğe bırakmak istediğimiz miras. Benim için başarı, en uygun fiyatı almak değil; şirketin stratejik vizyonuna katkı sağlayacak doğru kararları verebilmektir.

“Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek” Haber

“Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek”

Lojistik sektörü, 2026 yılında “veri, yapay zeka, otomasyon” ile “sürdürülebilirlik ve intermodal” olarak ifade edilen iki ana trend üzerinde şekillenecek görünüyor. Her iki alanda da şimdiden “sahada” olan Sürat Lojistik, 2026 ve sonrası için güçlü hedefleri ile yoluna devam ediyor. 2025 yılı içinde yatırımlarını depolama ve dağıtım altyapısı, dijitalleşme ve otomasyon, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında yoğunlaştırdıklarını ifade eden Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, “Bugün geldiğimiz noktada; ciro ve hacim bazında Türk menşeli lojistik firmalar içinde ilk 10’da olduğumuzu ön görüyoruz. Hedef tarafında iki çıpamız var; 5 yıl içinde yerli firmalar arasında ilk 5, global oyuncuların da olduğu ölçekte ilk 10’a girmek” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Sürat Lojistik olarak 2026 yılı sonu için hedefimiz ise operasyonel kapasite artışı, dijitalleşme ve otomasyon, Avrupa’da doğrudan yapılanma, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik diye sıralayabilirim. Yatırım tarafında dijital ve otomasyon yatırımları 2026 sermaye planımızda en büyük paya sahip olacak. Yıl içinde Avrupa’da doğrudan yapılanma için adımlar atmayı da planlıyoruz. İlk odağımız Doğu Avrupa ve özellikle Polonya-Romanya hattı. Polonya’yı Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyoruz; Romanya ise Türk şirketlerinin güçlü karşılık bulduğu bir pazar. Ancak aceleci değiliz, önce ticaretimizin o pazarlarda konsolide şekilde büyümesini istiyoruz. Baktığımızda 2026’da iki ana trendin olacağını görüyoruz. İlki; veri, yapay zekâ, otomasyon. Bu tahmin, rota, kapasite, fiyatlama kararlarının algoritmalarla güçlenmesi demek. İkincisi ise sürdürülebilirlik ve intermodal. Yani karbonu ölçen, azaltan, raporlayan, modlar arası entegre çalışan ağlar öne çıkacak. Biz bu iki eksende hazır olmaktan öte, zaten sahada uygulayan taraftayız.” OPERASYONEL KABİLİYETİMİZİ GENİŞLETİRKEN AYNI ANDA DİJİTAL OMURGAYI KURDUK 2025 yılında sektörde hız kadar öngörülebilirlik ve maliyet yönetimi sınavının öne çıktığını yakıt, işçilik ve kapasite maliyetlerinin şirketleri daha verimli çalışmaya ittiğini belirten Türkel, bu ortamda farkı, veriyi doğru kullanan, ağı doğru kuran ve sürdürülebilirliği işin merkezine koyan oyuncuların yarattığına işaret etti. Türkel, “Biz de tam bu nedenle 2025’te odağımızı veriyle yönetilen operasyon, intermodal ve uçtan uca görünürlük ekseninde büyüttük” değerlendirmesinde bulundu. Sürat Lojistik için 2025’in ölçeği büyütürken sistem kurma yılı olduğunu kaydeden Türkel, “Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda dijital omurgayı kurduk; yani işi sadece büyütmedik, yönetilebilir hale getirdik” diyerek şunları söyledi: “Türkiye’de 81 ile yaygın hizmet yapımızı güçlendirdik, depolama ve dağıtım yatırımlarımızı hızlandırdık; talebe göre yeni depo alanları için de çalışıyoruz. Operasyon tarafında ayrıca; dökme yük operasyonları, soğuk zincir, intermodal ve Avrupa ekspres hatları gibi çok modlu yapıyı daha entegre çalıştırdık. 2025’in ilk yarısında tonaj bazında iki katın üzerinde büyüme kaydettik; bu ivmenin arkasında kadro, operasyon disiplini ve dijitalleşme var. Ayrıca yılın ilk altı ayında iş hacmi ve ciroda da geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde büyüme gerçekleştirdik.” SİSTEM; TRAFİK, HAVA DURUMU VE HAT YOĞUNLUĞUNA GÖRE KENDİNİ GÜNCELLİYOR Müşteri deneyiminde en büyük farkı görünürlük ve dinamik planlamada yarattıklarını belirten Tarkan Türkel, rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğünü tek platformdan yönettiklerini, bu sayede hem hız kazandıklarını hem de hata oranlarını düşürüp teslimat sürelerini kısalttıklarını kaydetti. Sürat Lojistik’i bugün bulunduğu noktaya taşıyan en büyük gücü, “doğru kadro, operasyonel disiplin ve dijitalleşme” olarak özetleyen Türkel, “Biz şirketin temel yapı taşlarını yani sistemler, süreçler ve ekibi sıfırdan kurduk. Hiyerarşiden çok sorumluluğa dayalı, hızlı karar alan bir kültür inşa ettik. Dijitalleşme ve otomasyon sahada karşılığı çok somut oldu. “Hangi gün, hangi bölgede, ne kadar taşıma olacak” gibi kararları algoritmalar önden hesaplıyor; biz de kapasiteyi, rotayı, yakıtı buna göre yönetiyoruz. Özetle: sezgiyle değil, sayılarla hareket ediyoruz; sistem trafik, hava durumu, hat yoğunluğu gibi etkenlere göre kendini güncelliyor” ifadesini kullandı.

YDS Group’un Filo Yenileme Tercihi Yine MAN Oldu Haber

YDS Group’un Filo Yenileme Tercihi Yine MAN Oldu

Türkiye’nin askeri ve güvenlik alanında teknik bot, ayakkabı, tekstil, balistik gözlük ve çadır gibi ürünleri dünya standartlarında üreten YDS Group (Yakupoğlu A.Ş.), MAN ile uzun yıllardır süregelen iş birliğini yeni araç yatırımıyla daha da güçlendirdi. Kalite odaklı yaklaşımını yalnızca üretim süreçlerinde değil, çalışanlarının günlük yaşam kalitesi, iş güvenliği ve konforunda da ön planda tutan şirket, personel servis filosunu yenilerken tercihini bir kez daha MAN’dan yana yaptı. Şirket bu kapsamda, mevcut filosunda uzun yıllardır sorunsuz şekilde kullandığı MAN araçlarını, sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı filo yönetimi yaklaşımı 5 adet MAN Lion’s Intercity R61 otobüsle yeniledi. Yeni araçlar özel bir törenle teslim edildi. MAN Lion’s Intercity R61’ler güvenlik, konfor ve verimliliği bir arada sunuyor 59 yolcu kapasiteli MAN Lion’s Intercity R61 otobüsler, 330 beygir gücündeki MAN D15 dizel motoru ile yüksek performans sunuyor. Modern ve ergonomik iç tasarımı, gelişmiş güvenlik donanımları ve düşük yakıt tüketimiyle öne çıkan araçlar, işletme maliyetlerini azaltırken personel taşımacılığında memnuniyet, verimlilik ve sürdürülebilirliği en üst seviyeye taşıyor. “2026 yılında da yatırımlarımız devam edecek” Teslimat töreninde konuşan Yakupoğlu A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Yakupoğlu, yeni servis aracı yatırımında yine MAN’ı tercih ettiklerini belirterek, şunları söyledi: “Şirket olarak, çalışan memnuniyetine özel önem veriyoruz. Bu memnuniyeti daha da ileri taşıma adına filomuzda uzun yıllardır bulunan ve büyük bir memnuniyetle kullandığımız MAN araçlarımızı yine MAN marka Lion’s Intercity model araçlar ile yenileme yönünde stratejik bir karar aldık. Bu karar neticesinde ise ilk 5 aracımızı teslim aldık. Mevcut araç filomuzu daha modern, daha güvenli ve daha verimli hale getirme yönündeki çalışmalarımız 2026 yılında da aynı kararlılık ile devam edecek.” “Araçlarımız Yakupoğlu’nun hizmet kalitesini daha da ileri taşıyacak” MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. Kamu Satış Müdürü Taylan Aslanoğlu ise MAN araçlarının işletmeler için “güvenilir bir yol arkadaşı” olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: “YDS Group ile geçmişi uzun yıllara dayanan köklü iş birliğimizi, yeni Lion’s Intercity R61 otobüslerimizle bir adım ileriye taşımaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Araçlarımızın sunduğu yüksek güvenlik standartları, üst düzey konfor ve operasyonel verimlilikle Yakupoğlu’nun hizmet kalitesini daha da ileriye taşıyacağına ve şirketin operasyonel gücüne değer katacağına inanıyoruz. Bu teslimatın her iki taraf için de hayırlı olmasını diliyoruz.”

Horoz Lojistik, 2025’i Üç Prestijli Ödülle Kapattı Haber

Horoz Lojistik, 2025’i Üç Prestijli Ödülle Kapattı

30 Aralık 2025, İstanbul- Türkiye’nin köklü lojistik şirketlerinden Horoz Lojistik, 2025 yılının Kasım ve Aralık aylarında katıldığı üç ayrı prestijli platformda aldığı ödül ve takdirlerle e-ticaret lojistiği, dijitalleşme ve liderlik alanlarında ortaya koyduğu güçlü performansı somut başarılarla taçlandırdı. Devlet destekli organizasyonlardan ulusal zirvelere uzanan bu ödüller, Horoz Lojistik’in yalnızca operasyonel gücünü değil; stratejik vizyonunu ve sektöre sunduğu yüksek katma değeri de açık biçimde ortaya koydu. Türkiye E-Ticaret Haftası’nda Çifte Takdir Horoz Lojistik, 21–22 Kasım 2025 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Türkiye E-Ticaret Haftası 2025 etkinliğinde yer aldı. Etkinlikte Horoz Lojistik Yurtiçi Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, “Platform Ekonomisinden Deneyim Ekonomisine” başlıklı panelde konuşmacı olarak sahne aldı. Panel oturumu sırasında Horoz Lojistik adına verilen ödül, İlker Özkocacık tarafından sahnede teslim alındı. Ödül; T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, ETİD Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çevikoğlu ve Küresel İlişkiler Başkanı Ozan Acar tarafından takdim edildi. Bu ödül, Horoz Lojistik’in e-ticaret ekosistemine sunduğu katkıların devlet ve sektör nezdinde ortak biçimde tescillenmesi niteliğini taşıdı. Aynı etkinlik kapsamında Özkocacık, panelde sunduğu katkılar dolayısıyla ikinci kez sahneye davet edilerek takdir plaketi ile onurlandırıldı. Böylece Horoz Lojistik, tek bir organizasyon kapsamında iki ayrı resmi takdir alarak dikkat çekti. Dijitalleşmede Altın Ödül Horoz Lojistik’in dijital depo çözümü E-Depo, 9 Aralık 2025 tarihinde Pazarlama Türkiye organizasyonuyla düzenlenen E-Ticaret Zirvesi 2025 kapsamında “Yılın E-Depo Markası – Altın Ödül”e layık görüldü. Bu ödül, Horoz Lojistik’in dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmeliyet odağında geliştirdiği çözümlerin sektör tarafından en üst seviyede takdir edildiğini ortaya koydu. Liderlik Platformunda Üst Düzey Temsil Horoz Lojistik, 10 Aralık 2025 tarihinde çevrim içi olarak gerçekleştirilen Leadership Network Summit’te de üst düzey liderlik temsiliyle yer aldı. Leadership Network ve Eduplus organizasyonuyla düzenlenen zirvede Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gürkan Gürbüz, konuşmacı olarak sahne alarak dönüşen iş dünyası, liderlik yaklaşımları ve gelecek stratejilerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Üç Ödül, Güçlü Bir Kapanış Horoz Lojistik’in 2025 yılının son iki ayında elde ettiği üç ödül ve resmi takdir, şirketin e-ticaret lojistiği, dijitalleşme ve kurumsal yönetim alanlarında izlediği stratejinin sahadaki güçlü karşılığı olarak öne çıktı. Yılın son döneminde art arda gelen bu başarılar, Horoz Lojistik’in sektördeki öncü rolünü pekiştirirken, şirketin gelecek dönem hedeflerine de güçlü bir zemin oluşturdu.

Anadolu Isuzu, CDP’nin İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında Bir Kez Daha “A” ile Derecelendirildi Haber

Anadolu Isuzu, CDP’nin İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında Bir Kez Daha “A” ile Derecelendirildi

Sürdürülebilirliği ürün ve hizmetlerinin her aşamasına ve iş süreçlerine entegre eden Anadolu Isuzu, CDP’nin 2025 değerlendirmelerinde her iki programda da üst üste ikinci kez “A” notu alma başarısı gösterdi. CDP A Listesi’nde yer alması, şirketin çevresel şeffaflık açısından değerlendirilen küresel şirketler arasında ilk %4’lük dilimde bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu başarı, Anadolu Isuzu’nun çevresel sorumluluğu kurumsal yaklaşımının temel unsurlarından biri haline getirdiğini ve doğa-pozitif bir gelecek hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlediğini gösteriyor. İklim kriziyle mücadelede somut adımlar atıyor CDP İklim Değişikliği Programı kapsamında Anadolu Isuzu, iklimle bağlantılı risk ve fırsatları kurumsal yönetim yapısı anlayışına yansıtan, veri temelli ve uzun vadeli bir yaklaşım izliyor. Şirket, sera gazı emisyonlarını GHG Protokolü ve ISO 14064 standartlarıyla uyumlu şekilde hesaplayarak üçüncü taraf bağımsız kuruluşlarca doğrulatıyor ve emisyon azaltım performansını düzenli olarak izliyor. Yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü güneş enerjisinden karşılıyor. Anadolu Isuzu, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde ortaya çıkan düzenleyici, teknolojik ve piyasa kaynaklı geçiş risklerini sistematik biçimde değerlendiriyor ve yönetiyor. Suyun sürdürülebilir yönetimi için bütüncül yaklaşım CDP Su Güvenliği Programı kapsamında Anadolu Isuzu, iklim değişikliğine bağlı fiziksel su risklerini ve bu risklerden doğan fırsatları kurumsal risk yönetimi süreçlerine entegre eden bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Şirket, su stresi, suya erişimde azalma gibi fiziksel risklerin operasyonlar üzerindeki olası etkilerini değerlendirirken, su kullanımını ve etkilerini ISO 14046 Su Ayak İzi standardına uygun olarak analiz ediyor. Bu kapsamda Anadolu Isuzu, su verimliliğini artırmaya ve suya bağlı operasyonel dayanıklılığı güçlendirmeye yönelik uygulamalarıyla hem risklerini azaltıyor hem de kaynak verimliliği ve iş sürekliliği açısından fırsatlar yaratıyor. Bu yaklaşım, şirketin su güvenliği alanındaki dayanıklılığını artırırken sürdürülebilirlik hedeflerine

Ford Otosan ve Tohum Otizm Vakfı’ndan Otomotivde Bir İlk: Nöroçeşitli Bireyler İçin Destekli İstihdam Programı Haber

Ford Otosan ve Tohum Otizm Vakfı’ndan Otomotivde Bir İlk: Nöroçeşitli Bireyler İçin Destekli İstihdam Programı

Türkiye otomotiv sanayinin lider şirketi Ford Otosan, kapsayıcı istihdam alanında sektöre örnek olacak yeni bir toplumsal yatırım adımı atıyor. Tohum Otizm Vakfı ile birlikte yürütülen Destekli İstihdam Programı, otizmli bireyler başta olmak üzere nöroçeşitli bireylerin çalışma hayatına katılımını desteklemek amacıyla hayata geçirildi. Proje, nöroçeşitlilik odaklı istihdam modeliyle Türkiye’de ve otomotiv sektöründe ilk olma özelliğini taşıyor. Toplumsal Kapsayıcılıkta Öncülük Devam Ediyor Sürdürülebilirlik yaklaşımının merkezine toplumsal faydayı ve kapsayıcı çalışma kültürünü yerleştiren Ford Otosan, özel gereksinimli bireylere istihdam imkânı sunarken aynı zamanda nitelikli iş gücünün gelişimine de katkı sağlıyor. Programın ilk istihdam dönemine ilişkin imza töreni, Ford Otosan’ın Kocaeli Fabrikası’nda bulunan Vehbi Koç Vakfı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Törene Ford Otosan Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Lideri Burçak Türkeri, Ford Otosan İnsan Kaynakları ve Dönüşüm Lideri Osman Özdemir, Tohum Otizm Vakfı Başkanı Aylin Sezgin, Tohum Otizim Vakfı İstihdam ve Kariyer Direktörü Elif Karabulut, Tohum Otizm Vakfı Kurumsal İletişim ve Kaynak Geliştirme Direktörü Nihan Güney ve İŞKUR Gölcük Şube Müdürü Vekili İş ve Meslek Danışmanı Ersin İngeç ve İŞKUR İş ve Meslek Danışmanı Nida Elitaş İngeç katıldı. “Ford Otosan olarak, nöroçeşitliliğe dayalı bu istihdam modelini ölçeklendirerek iş dünyasında kalıcı bir dönüşüm başlatmayı hedefliyoruz.” Ford Otosan Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Lideri Burçak Türkeri, proje hakkında şunları söyledi: “Ford Otosan’ın sürdürülebilirlik yaklaşımı, insana ve topluma değer yaratmayı önceliklendiriyor, toplumsal yatırımlarımızda kapsayıcılığı ve eşit fırsatları odağımıza alıyoruz. Tohum Otizm Vakfı ile hayata geçirdiğimiz bu program, otomotiv sektöründe nöroçeşitli bireylerin nitelikli istihdamına yönelik ilk adım olma niteliği taşıyor. Amacımız, bu modeli ölçeklendirerek sektörümüzde ve iş dünyasında kalıcı bir dönüşüm başlatmak.” Tohum Otizm Vakfı Başkanı Aylin Sezgin ise, “Ford Otosan ile yürüttüğümüz bu çalışma, nöroçeşitli bireylerin çalışma hayatına katılımı konusunda ülkemizde örnek oluşturan bir uygulamadır. Destekli İstihdam Modeli, otizmli bireylerin güçlü yönlerine uygun görevlere yerleşmesini sağlarken; iş yerlerinde kapsayıcı süreçlerin gelişmesine de önemli katkı sunuyor. Projenin İŞKUR’un Destekli İstihdam Programı kapsamında sağlanan hibelerle desteklenmesi, hem işverenler için teşvik edici bir mekanizma oluşturuyor hem de farklı sektörlere uygulanabilecek sürdürülebilir bir model yaratıyor. Bu yaklaşımın, uzun vadede hem bireyler hem de iş dünyası için değer yaratan, kapsayıcı istihdamın yaygınlaşmasına öncülük eden bir örnek olacağına inanıyoruz.” dedi. Destekli İstihdam Projesi İşkur tarafından başlatılan Destekli İstihdam Projesi, ülkemizde serebral palsi, otizm, down sendromunun yanı sıra zihinsel ve duygusal engelli bireylerin iş hayatına katılımını desteklemeyi hedefliyor. Proje kapsamında engelli bireylerin çalışabileceği iş yerlerinin sayısının artırılması, bu işletmelerin sürdürülebilir şekilde desteklenmesi ve istihdamın kalıcı hale getirilmesi amaçlanıyor. Ford Otosan, bu iş birliğiyle sadece üretim ve teknoloji alanında değil, toplumsal kapsayıcılıkta da sektöründe öncü olmayı sürdürüyor. Şirket, nöroçeşitliliğe dayalı istihdam modelini yaygınlaştırarak iş dünyasında katılımı ve sosyal dayanışmayı destekleyen bir kültürü güçlendirmeyi hedefliyor. Ford Otosan, Tohum Otizm Vakfı ile Haziran 2025 itibarıyla başvuruya açılan projede ilk adımı attı. Projede görev alacak iş koçları, eğitimlerini Tohum Otizm Vakfı Okulu’nda başarıyla tamamladı. Projenin ilk aşamasında Ford Otosan’ın Gölcük, Yeniköy, Eskişehir Fabrikaları ve Sancaktepe Ar-GE Merkezi’nde toplam altı engelli iş koçu ve 18 nöroçeşitli birey istihdam edilecek. Proje kapsamında işe başlayan bireylerin uyum ve gelişim süreçleri proje kapsamında görev alan iş koçları tarafından desteklenecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.