Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mercedes-Benz Türk’ten DHL Supply Chain Türkiye’ye 3 Adet Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatı Haber

Mercedes-Benz Türk’ten DHL Supply Chain Türkiye’ye 3 Adet Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatı

Mercedes-Benz Türk, dünyanın lider lojistik firması DHL Group bünyesinde faaliyet gösteren DHL Supply Chain Türkiye’ye 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici teslim etti. Filoya katılan yeni araçlar, şirketin farklı lojistik operasyonlarında fabrika ve depolar arasında gerçekleştirilen taşımalarda görev alacak. DHL Supply Chain Türkiye, teslim aldığı yeni araçlarla birlikte düşük karbon emisyonlu taşımacılık hedefleri doğrultusunda batarya elektrikli ağır ticari araçların operasyonel kullanımını genişletmeyi amaçlıyor. Gelişmiş elektrikli güç aktarma sistemleri, 600 kWh kullanılabilir kapasiteye sahip uzun ömürlü LFP batarya teknolojisi ve uzun menzil performansıyla dikkat çeken Mercedes-Benz eActros 600 çekiciler, özellikle yoğun operasyonların yürütüldüğü lojistik hatlarda yüksek verimlilik ve sessiz sürüş avantajı sunuyor. Baştan sona elektrikli olarak tasarlanan “doğuştan elektrikli” çekici modeli Mercedes-Benz eActros 600, tam yüklü koşullarda 500 kilometreye varan* menziliyle şehirler arası ağır yük taşımacılığında yüksek verimlilik sunan bir alternatif olarak öne çıkarken, gelişmiş güvenlik ve konfor donanımlarıyla sürücü güvenliğini ve konforunu da ön planda tutuyor. Elektrikli Dönüşüm Hız Kazanıyor Teslimat töreninde değerlendirmelerde bulundan Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, DHL Supply Chain Türkiye’ye gerçekleştirilen 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 teslimatının markayla olan iş birliklerini daha da ileriye taşıyacağına inandıklarını belirterek, yeni araçlarının DHL Supply Chain Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi. Mercedes-Benz Türk Kamyon Ürün ve Pazar Yönetimi Grup Müdürü Serra Yeşilyurt ise teslimata ilişkin yaptığı açıklamada, “DHL Supply Chain Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz bu teslimat, ağır ticari araçlarda elektrikli dönüşümün lojistik sektöründe giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Mercedes-Benz Türk olarak geliştirdiğimiz yeni nesil batarya elektrikli araçlarımızla müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor; süreç boyunca sunduğumuz operasyon analizi ve mobilite danışmanlığı gibi bütüncül çözümlerle elektrikli taşımacılığa geçişlerini desteklemeyi amaçlıyoruz. DHL Supply Chain Türkiye ile başlattığımız bu iş birliğinin önümüzdeki dönemde yeni projelerle daha da gelişmesini temenni ediyorum.” dedi. Operasyonlarımız Daha Verimli Hale Geliyor DHL Supply Chain Türkiye İş Birimi & Nakliye Direktörü Utku Uysal ise konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “DHL Group 2030 Stratejisi kapsamında "Tercih Edilen Yeşil Lojistik" olmak önceliğimiz. DHL Supply Chain Türkiye olarak 2030 yılına kadar filomuzun çoğunluğunu elektrikli araçlarla güçlendirme hedefimiz var. Bu bağlamda 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekiciyi bünyemize kazandırmaktan ve böylece Çevresel, Sosyal ve Yönetim ilkelerimiz doğrultusunda sürdürülebilir bir gelecek için attığımız adımları somutlaştırmaktan mutluluk duyuyoruz. Düşük karbon emisyonlu taşımacılık hedefimize emin adımlarla ilerlerken Mercedes-Benz Türk ile başlattığımız bu iş birliğinin önümüzdeki dönemde farklı projelerle daha da güçlenmesini temenni ediyoruz.”

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten eActros 600 ile Elektrikli Tır Hamlesi Haber

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten eActros 600 ile Elektrikli Tır Hamlesi

DHL Supply Chain Türkiye ve Nestlé Türkiye’nin hayata geçirdiği elektrikli tır projesi kapsamında devreye alınan 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici, Nestlé Türkiye’nin fabrika ile ana deposu arasındaki taşımacılık faaliyetlerinde aktif kullanılacak. Bu adım, tedarik zincirinde düşük karbonlu taşımacılık modeline geçişi hızlandırırken, lojistik süreçlerinde daha verimli bir operasyon yapısının oluşturulmasına katkı sağlayacak. Proje, DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye, ve Mercedes-Benz Türk’ün ortak vizyonu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda hayata geçirildi. İlham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüm Konuyla ilgili bilgi veren DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Buket Cox, “Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, DHL’in sorumlu ve entegre tedarik zinciri yaklaşımı ile Nestlé’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçimlerinin merkezine alan vizyonunun güçlü bir kesişim noktasını temsil ediyor. DHL Group’un 2030 Stratejisi kapsamında ‘Tercih Edilen Yeşil Lojistik’ olma isteğimizle, büyüyen sürdürülebilir filomuzu yeni nesil lojistik ihtiyaçlarına uygun ve yenilikçi araçlarla güçlendirerek hem operasyonel verimliliğimizi artırmayı hem de çevresel etkimizi en aza indirmeyi hedefliyoruz. Bununla birlikte, Çevresel, Sosyal ve Yönetim ilkelerimiz doğrultusunda sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerle sınırlı görmeyip; toplumsal faktörler ve güçlü kurumsal yönetim anlayışıyla birlikte ele alıyor, daha yaşanabilir bir gelecek için somut adımlar atmaya devam ediyoruz. Vizyonumuzu paylaşan Nestlé Türkiye ile iş birliğimizden büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu değer birlikteliğinin, sürdürülebilir lojistik alanında ilham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüme katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Tedarik zincirinde sürdürülebilir ve entegre dönüşüm Nestlé’nin tedarik zinciri yaklaşımının sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve uçtan uca operasyonel mükemmeliyet odağında şekillendiğini belirten Nestlé Türkiye Tedarik Zinciri Genel Müdürü Mehmet Ali Keleş, “Çalışmalarımızın merkezinde, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken, gelecek nesillerin yaşam kaynaklarını koruma sorumluluğu yer alıyor. Operasyonlarımızda verimlilik ile sürdürülebilirliği birbirini tamamlayan iki temel öncelik olarak ele alıyoruz. DHL Supply Chain Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu proje sayesinde süreçlerimizi daha etkin hale getirirken, lojistik operasyonlarımızın dönüşümüne de katkı sağlıyoruz. Nestlé Türkiye’ye özel olarak tahsis edilen elektrikli tırlar, planlama, operasyonel süreklilik ve esneklik açısından önemli avantajlar sunarken, düşük karbon emisyonlu taşımacılık modeline geçişimizde de stratejik bir rol üstleniyor. İş ortaklarımızla aynı vizyonu paylaşmaktan ve çevresel sürdürülebilirlik alanındaki etkimizi birlikte büyütmekten memnuniyet duyuyoruz,” dedi. Elektrikli taşımacılığa bütüncül çözümler Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt ise “Mercedes-Benz Türk olarak elektrifikasyonun artık yalnızca geleceğe yönelik bir vizyon değil, lojistik sektöründe somut bir dönüşüm alanı olduğuna inanıyoruz. Geliştirdiğimiz yeni nesil batarya elektrikli araçlarımızla müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor; süreç boyunca sunduğumuz operasyon analizi ve mobilite danışmanlığı gibi bütüncül çözümlerle elektrikli taşımacılığa geçişlerini destekliyoruz. Bu kapsamda pazara sunduğumuz Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz de bu vizyonun en önemli temsilcisi. Uzun menzil, yenilikçi batarya teknolojisi ve gelişmiş güvenlik destek sistemleriyle donatılan “doğuştan elektrikli” Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz, yenilikçi teknolojileri bir arada sunuyor. DHL Supply Chain Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici teslimatının, markalarımız arasındaki iş birliğini önümüzdeki dönemde yeni projelerle daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz,” dedi.

Türkiye, Kâmil Koç İle Kilometre Ve  İş Hacminde Flix’in En Yoğun Pazarı Oldu Haber

Türkiye, Kâmil Koç İle Kilometre Ve İş Hacminde Flix’in En Yoğun Pazarı Oldu

Türkiye’nin lider seyahat firması Kâmil Koç’un global iş ortağı Flix, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanındaki performansını detaylandıran dördüncü yıllık raporunu yayımladı. Dünyanın önde gelen seyahat teknolojisi şirketi Flix’in hazırladığı rapor, Türkiye operasyonlarının küresel sürdürülebilirlik hedeflerine sağladığı önemli katkıyı da verilerle ortaya koydu. Türkiye, 222 milyon km ve 4,28 milyar yolcu-km ile ilk sırada yer aldı Raporda göre; Kâmil Koç tarafından yürütülen Türkiye operasyonu, 40 ülkeyi kapsayan küresel Flix ağındaki en kritik pazarlardan biri olarak öne çıktı. Yıllık bazda 222 milyon kilometre ve 4,28 milyar yolcu/kilometrelik ulaşım hacmiyle Türkiye, Flix’in küresel ölçekte en yüksek yolcu hareketliliğinin gerçekleştiği ülkelerden biri oldu. Türkiye’deki yolcuların Kâmil Koç’u tercih etmesi sayesinde yaklaşık 149 bin tonun üzerinde CO2 salımı da engellenerek, sürdürülebilir geleceğe önemli bir katkı sağlandı. Küresel ölçekte 1,5 milyon ton CO2 tasarrufu Flix, 2025 yılı itibarıyla dünya genelinde 40’tan fazla ülkede 8.700’den fazla varış noktasına ulaşarak mobiliteyi herkes için erişilebilir hale getirmeye devam etti. Raporun öne çıkan küresel verilerine göre, yolcuların bireysel araçlar yerine Flix’i tercih etmesi sayesinde dünya genelinde toplam 1,5 milyon tonun üzerinde CO2 salımı engellendi. “100 yıllık tecrübe ile sürdürülebilir gelecek için çalışıyoruz” Kâmil Koç Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Direktörü Jan Özlem Sarıgül Işık, raporun sürdürülebilirlik yolculuğundaki ilerlemelerini net bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye, Flix’in küresel stratejisinin merkezinde yer alan; dinamizmi ve yüksek potansiyeliyle fark yaratan büyük ve önemli bir pazar. 100 yıldır insanımızın yol arkadaşı olan Kâmil Koç olarak, Türkiye’nin dört bir yanını birbirine bağlarken bu güçlü mirası sürdürülebilir bir gelecekle buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. ESG hedeflerimizi, iş modelimizin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Elde ettiğimiz bu sonuçları da sürdürülebilirlik yolculuğumuzdaki kararlılığımızın somut bir göstergesi olarak görüyoruz. Flix’in hazırladığı bu rapor, hem operasyonel gücümüzü hem de sağladığımız karbon tasarrufunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu başarıyı, bu topraklardan doğmuş bir marka olarak ülkemizin doğasına ve gelecek nesillere duyduğumuz sorumluluğun bir yansıması olarak değerlendiriyoruz. 100 yıldır olduğu gibi, bundan sonra da herkes için erişilebilir, konforlu ve çevre dostu bir seyahat deneyimi sunmaya devam edeceğiz.”

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı Haber

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı

TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen 8. Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi, ağır ticari araç, treyler, lojistik ve yan sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen zirvede; sektörün dönüşüm süreci, bağlantılı araç teknolojileri, sürdürülebilirlik hedefleri ve geleceğin lojistik modelleri kapsamlı şekilde ele alındı. TAİD (Ağır Ticari Araçlar Derneği) Başkanı Burak Hoşgören zirvenin açılış konuşmasında, ağır ticari araçların veri üreten, öğrenen ve lojistik süreçlerin tamamına değer katan bağlantılı sistemlere dönüşerek sektörün geleceğini şekillendirdiğini vurguladı; “Artık taşımacılık dünyasında yalnızca araçlardan, motorlardan, treylerlerden ya da filolardan bahsetmiyoruz. Birbirine bağlı, veri üreten, öğrenen ve karar süreçlerini etkileyen büyük bir teknolojik ekosistemden söz ediyoruz. Araçlarımız, sadece birer taşıma aracı değil; dijitalleşen, bağlantılı ve akıllı bir ekosistemin aktif üyeleri haline geliyor.” Burak Hoşgören, ağır ticari araç sektöründeki dönüşümün merkezinde otonom sürüş teknolojileri ile bağlantılı araç sistemlerinin yer aldığını belirtti. Ağır ticari araç dünyasında elde edilen her verimlilik artışının yalnızca araç performansını değil, tüm lojistik zincirinin hızını, güvenliğini ve maliyet yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Hoşgören; “Uzun yıllar otonomiyi geleceğin konusu olarak değerlendirdik. Ancak bugün çok net görüyoruz ki otonomi artık uzak bir gelecek senaryosu değil; bugünün ve yakın geleceğin en kritik ihtiyaçlarından biri. Bununla birlikte, bağlantılı araç teknolojileri ve büyük veri yönetimi sayesinde sektörümüzde adeta yeni bir dönem başladı. Bugün filolarımızdaki araçlardan elde ettiğimiz veriler sayesinde, arızaları gerçekleşmeden öngörebiliyor, uzaktan müdahale edebiliyor ve operasyonel kesintileri minimuma indirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde otonom araç mevzuatları, akıllı yol altyapıları, veri güvenliği, bağlantılı araç standartları ve yeni nesil lojistik modelleri sektörümüzün ortak gündeminde yer alacak. Rekabetin kuralları değişiyor. Geleceği; teknolojiyi doğru okuyan, veriyi doğru kullanan, birlikte hareket edebilen ve dönüşüme bugünden hazır olanlar şekillendirecek. Bu nedenle sektörün tüm paydaşlarının hem insan hem de teknoloji yatırımlarına odaklanması büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu. Bu yıl sekizincisi düzenlenen zirvede TAİD tarafından gerçekleştirilen “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” başlıklı panelde ise sektörün elektrifikasyon, bağlantılı araç teknolojileri, otonom sürüş, sürdürülebilirlik ve yeni regülasyonların sektöre etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Artan maliyetler, altyapı eksiklikleri ve uyumlanması gereken yeni regülasyonlar sektörün öncelikli gündem maddeleri olarak öne çıktı. TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer konuşmacı olarak yer aldı. Panelde sektörün dönüşüm sürecindeki temel başlıklar ile taşımacılık ekosisteminin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri değerlendirildi. "Lojistiğin ve ihracatın omurgası karayolu taşımacılığı" Panelin açılışında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de dikkat çeken Kerem Taş, otomotiv ihracatının 2025 yılında %12 artışla 41,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlattı. Taş, “Lojistik pazarı küresel ölçekte 11,5 trilyon doları aşarak toplam ticaret hacminin üçte birini oluşturur hale geldi. Türkiye’de ise 100 milyar doların üzerine çıkan bu pazarın %58’lik kısmı, ihracatımızda da olduğu gibi karayolları ile gerçekleştiriliyor. Sektör küresel ticaretin omurgası konumunda ancak yüksek karbon emisyonu ve enerji tüketimi gibi sürdürülebilirlik zorluklarıyla da karşı karşıya” ifadelerini kullandı. “Dönüşümün merkezinde bağlantılı araçlar yer alıyor” Ağır ticari araçlardaki teknolojik dönüşümü değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya, ağır ticari araç sektöründe aynı anda elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojilerinin geliştirildiğine dikkat çekti. Kızılkaya, “Bu üç teknolojiyi aynı anda hayata geçirmek kolay değil, bir önceliklendirme gerektiriyor. Şu an Avrupa ve Türkiye dahil tüm dünyada üreticiler önceliği 'bağlantılı araçlara vermiş durumda” diye belirtti. Kızılkaya, araçların birbiriyle haberleştiği ve verilerin anlık işlendiği yeni dönemin hız kazandığını söyledi. Otonom sürüş uygulamalarının ise maden ve liman gibi kontrollü alanlarda test edilmeye devam ettiğini aktardı. "Artık sadece mekanik değil, yaşayan araçlar üretiyoruz" Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer ise değişen ekosistemin tasarım ve mühendislik süreçlerinde yarattığı devrime değindi. Araçların artık sadece mekanik bir ürün olmaktan çıktığını belirten Biçer, veri, yazılım ve enerji yönetiminin araç tasarımının merkezine yerleştiğini ifade etti; “Enerjiyi, veriyi ve yazılımı birlikte konumlandırdığımız sistemler geliştiriyoruz. İçten yanmalı motorlara göre dizayn edilen şaselerde artık bataryaları nereye konumlandıracağımızı, ölçek ekonomisinden sapmadan modüler sistemleri nasıl kuracağımızı planlıyoruz. Araçlar teslim edildiğinde işimiz bitmiyor; veri üreten, uzaktan teşhis ve öngörücü bakım ile güncellenen 'yaşayan ürünler' tasarlıyoruz. Öte yandan artık müşteri taleplerinden ziyade regülasyonlar tasarımı şekillendiriyor.” Avrupa’nın sıfır emisyon hedefinde altyapı vurgusu TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken ise Avrupa’nın sıfır emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için altyapı ve teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şarj altyapısındaki eksiklikler, ülkeler arası uyumsuz regülasyonlar ve araç boyut-kütle standartlarına ilişkin belirsizliklerin sektörün önündeki temel engeller olduğunu ifade eden Türken, dönüşümün ancak ortak altyapı, teşvik ve regülasyon politikalarıyla mümkün olacağını söyledi; “Avrupa, teknoloji ve mühendislik anlamında hazır. Sıfır emisyon araçları kullananlar yakıt tasarrufundan ve operasyonel verimlilikten memnun. Ancak Avrupa'da ülkeler arası bu dönüşümü sağlayacak altyapı, teşvik ve uyumluluk eksik. Şarj istasyonları yetersiz, teşvikler belirsiz. Kütle ve boyutlar konusundaki direktifler, örneğin Almanya gibi altyapısı 40 tonun üzerine izin vermeyen ülkelerin itirazları nedeniyle hala sonuçlanamadı. Treyler tarafında hafiflik ve aerodinamik tasarımlarla ciddi bir dönüşüm var ancak araçları ülkeler arası geçiremediğinizde ve ortak bir tabanınız olmadığında sorun yaşıyorsunuz. Bu dönüşüm; altyapı, teşvik ve regülasyonların koordinasyonuyla mümkün olacaktır.” “Türk sanayisinin ikinci başarı hikâyesi lojistik koridorlarıyla yazılacak" TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala ise Türk ağır vasıta ve treyler sektörünün yıllardır sanayi tutkusu ve devlet destekleriyle büyüdüğünü belirtti. Semih Pala,"Türkiye kalkınacaksa bunun yolu belliydi: Türk çeliğini alıp bir çekiciye, bir treylere dönüştürme sanatı.Bu mükemmel çelik, aynı zamanda çelikten bir irade gerektiriyordu. 60'ların, 70'lerin, 80'lerin ustalarından aldığımız bu sanayi tutkusu, işimizin en büyük motivasyon kaynağı oldu." şeklinde dile getirdi. Üretimdeki bu tutkunun, ihracat pazarlarında devletin sunduğu imkanlarla desteklendiğinin altını çizen Pala, büyükelçiliklerin ve ticari ataşelerin sektörün yurt dışı açılımlarında kritik bir rol oynadığını belirtti: "Yeni pazarlar araştırırken ticari ataşelerimiz ve büyükelçiliklerimiz en büyük destekçimiz oldu. Bununla birlikte Eximbank'ın sunduğu programlar, bu yeni pazarlardaki başarımızı hızlandırdı. O köklü sanayi tutkusu ile devletin bu programlı desteği birleştiğinde, Türk çeliğini katma değerli bir yatırım malı haline getirip tüm dünyaya sunabildik. Bu başarı öykümüzün birinci perdesiydi; lojistik koridorlarıyla şekillenecek ikinci perde ise henüz yeni başlıyor." “Yeni dönemde insan kaynağı dönüşecek” Kıvanç Kızılkaya, otonom teknolojilerle birlikte sektördeki insan kaynağının yaşayacağı dönüşüme dikkat çekti. Otonom teknolojilerin sürücüsüz bir taşımacılık anlamına gelmediğini belirten Kızılkaya; "Nakliye sektörü sürücüsüz kalmayacak, sürücü profili değişecek. Sadece aracı kullanan sürücüler yerine; tüm ekosistemi, elektrifikasyon süreçlerini ve veriyi uçtan uca yönetebilen, yeni nesil teknolojilere adapte olmuş bir insan kaynağı ortaya çıkacak. Nakliye sektörünü bu yeni jenerasyon için daha cazip hale getirmeliyiz." ifadelerini kullandı. "Mekanik dönem bitti, çevik Ar-Ge ve yazılım dönemi başladı" Sektördeki baş döndürücü teknolojik hızın Ar-Ge departmanlarını da kabuk değiştirmeye zorladığını vurgulayan Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer, geleneksel metotların artık yetersiz kaldığını belirtti. Avrupalı ve Uzak Doğulu rakiplerle rekabet edebilmek için "hızlı yanılıp, hızlı öğrenen" (fail fast, learn fast) çevik Ar-Ge yapılarına ihtiyaç duyulduğuna değinen Biçer, şunları kaydetti: "Artık sadece şasiyi veya üstyapıyı tasarlayan ayrı gruplar yerine; yazılımı, veriyi ve siber güvenliği birlikte düşünen ortak çalışma gruplarına ihtiyacımız var. Araçlar sahada sürekli veri üretiyor. Bu nedenle Ar-Ge kadrolarımızda yazılım mühendislerinin ve veri bilimcilerinin sayısı artmak zorunda. İnovasyonu yakalamak için Ar-Ge’yi kapalı ortamlardan çıkarıp sahaya indirmeli ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle ekosistemi genişletmeliyiz." Başarı öyküsünün ikinci perdesi: demiryolları ve lojistik koridorlar Türk sanayicisinin tutkusu ve devletin stratejik destekleriyle otomotiv ile treyler sektöründe büyük bir başarı hikayesi yazıldığını hatırlatan TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala, bu başarının "ikinci perdesinin" lojistik altyapıdaki devrimle yazılacağını belirtti. Türkiye'deki Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısının 400'e ulaştığına dikkat çeken Pala, "Artık OSB'lerin demiryollarıyla limanlara bağlanması devletimizin resmi programına girmiş durumda. Tren yolu bağlantıları arttıkça lojistik küçülmeyecek, tam aksine zenginleşecek. Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projeler, Türkiye'nin kombine taşımacılık kapasitesini en üst seviyeye çıkaracak. Geçmişteki tutkumuzu koruyarak bu koridor mantığını iyi yönettiğimizde hem yerel üretimi hem de lojistik hacmimizi çarpan etkisiyle büyüteceğiz" şeklinde konuştu. “Sınırda karbon düzenlemeleri sektörü yeniden şekillendirecek” Avrupa Birliği standartlarının ve sürdürülebilirlik regülasyonlarının sektöre etkilerini değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Türkiye'nin bu küresel dönüşümün dışında kalamayacağının altını çizdi. Yakın gelecekte uygulanacak "Sınırda Karbon Vergisi"ne dikkat çeken Türken, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Dijitalleşme, otonom teknolojiler ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak sadece teknolojik bir mesele değildir. Emisyonların düşürülmesi, verimlilik ve güvenlik adına 'çekici' ve 'treylerin' uyumlu bir şekilde, bir bütün olarak hareket etmesi gerekiyor. Bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmeyecek; ortak vizyon, koordinasyon ve geniş paydaş katılımıyla Türkiye, bu ekosistemin merkezinde yer alacaktır."

ERTLog’tan Dev Filo Yatırımı : İlk 7 Renault Trucks Teslim Alındı Haber

ERTLog’tan Dev Filo Yatırımı : İlk 7 Renault Trucks Teslim Alındı

1995 yılından bu yana kamu kurumları ve özel sektöre ürün tedariki ve lojistik hizmetleri sunan ERTLog, yeni yatırımıyla operasyonel kapasitesini, hizmet hızını ve taşımacılık gücünü daha da artırmayı hedefliyor. Teslimat töreninde açıklamalarda bulunan ERTLog Yönetim Üyesi Berk Ertuş, gerçekleştirilen yatırımın yalnızca filo büyümesi değil, aynı zamanda sürdürülebilir operasyonel gelişimin önemli bir parçası olduğunu belirtti. Ertuş açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Yeni nesil Renault Trucks filomuzla operasyonel gücümüzü, verimliliğimizi ve hizmet kapasitemizi bir üst seviyeye taşıyoruz. Lojistik sektöründe hız, güven ve sürdürülebilirlik artık en önemli rekabet unsurları arasında yer alıyor. Biz de ERTLog olarak yatırımlarımızı bu vizyon doğrultusunda sürdürüyoruz.” Karayolu taşımacılığının lojistik sektöründeki kritik rolüne dikkat çeken Ertuş, Renault Trucks T520 ve C520 6x4 çekicilerin özellikle ağır yük operasyonlarında sunduğu dayanıklılık, yakıt ekonomisi ve yüksek performans özellikleriyle filoya önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Filoya dahil edilen araçlarda bulunan OptiFleet filo yönetim sistemi sayesinde araçların anlık olarak takip edilebildiğini belirten Ertuş, bu teknolojinin operasyonel verimlilik, maliyet kontrolü ve sürüş güvenliği açısından önemli avantajlar sunduğunu söyledi. ERTLog’un büyüme stratejisinde insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarının birlikte ilerlediğini vurgulayan Berk Ertuş, süreç boyunca sunduğu destek ve çözüm odaklı yaklaşım nedeniyle Koçaslanlar Renault Trucks Satış Temsilcisi Semih Görkem Tunçer’e teşekkür etti. Yeni nesil Renault Trucks T520 ve C520 6x4 çekiciler; yüksek dayanıklılık, düşük yakıt tüketimi ve güçlü operasyonel performans özellikleriyle ERTLog’un sektördeki rekabet gücünü daha da artırmayı hedefliyor. ERTLog’un 20 araçlık yatırım planının kalan bölümünü de önümüzdeki dönemde filosuna katması planlanıyor.

1 Milyon km’lik Performans Yeni Yatırımı Getirdi: İstanbul Lojistik’e 20 Adet Renault Trucks T480 Çekici Haber

1 Milyon km’lik Performans Yeni Yatırımı Getirdi: İstanbul Lojistik’e 20 Adet Renault Trucks T480 Çekici

2004 yılında uluslararası taşımacılık alanında faaliyetlerine başlayan İstanbul Lojistik, 20 yılı aşkın süredir Renault Trucks ile iş birliğini sürdürüyor. Yeni teslim aldığı 20 adet T480 çekici ile Avrupa operasyonlarını güçlendiren şirketin, daha önce filosuna kattığı Renault Trucks araçları 1 milyon kilometreye ulaşan performans sergiliyor. Yeni araçların teslimatı; İstanbul Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Tasar, Renault Trucks Türkiye Satış Direktörü Yusuf Adıgüzel, Renault Trucks Türkiye Filo Müşterilerinden Sorumlu Ülke Müdürü Cihan Kayan, Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Lokman Koçaslan, Koçaslanlar Otomotiv Genel Müdürü Mesut Süzer ve Filo Satış Direktörü Ahmet Sezer’in katılımlarıyla gerçekleştirildi. Türkiye ile Avrupa arasında güçlü bir lojistik ağına sahip olan İstanbul Lojistik; Almanya, Belçika ve Hollanda başta olmak üzere geniş bir coğrafyada karayolu taşımacılığı hizmeti sunuyor. Şirket, yüzde 90 oranında parsiyel taşımacılık operasyonlarıyla bilişim, kimya ve tekstil başta olmak üzere farklı sektörlerin lojistiğini üstleniyor. İstanbul Halkalı ve Erenköy’deki antrepolarının yanı sıra Almanya’daki depoları ile depolama, toplama ve dağıtım süreçlerini kapsayan entegre çözümler sunuyor. İstanbul Lojistik, 2026 yılında Dilovası’nda hizmete almayı planladığı yeni deposuyla operasyonel kapasitesini daha da artırmayı hedefliyor. Toplamda 82 araçlık bir filoya sahip olan İstanbul Lojistik, yeni yatırımıyla birlikte Renault Trucks araçlarının filodaki ağırlığını artırırken, uzun yıllara dayanan marka deneyimini T480 modellerle güncelliyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan İstanbul Lojistik Genel Müdürü Cihan Tasar; “Operasyonlarımızda verimlilik ve sürdürülebilirlik, önceliklerimizin başında geliyor. Renault Trucks araçlarının uzun hizmet ömrü, yüksek performansı, düşük bakım maliyetleri ve sürücülerimizden aldığımız olumlu geri bildirimler, bu yatırımı gerçekleştirmemizde etkili oldu. Büyüme stratejimizde cirodan ziyade parsiyel taşımalarımızın hacmini artırmaya odaklanıyoruz. Bu doğrultuda tercih ettiğimiz Renault Trucks çekiciler, beklentilerimizi tam anlamıyla karşılıyor.” Renault Trucks Türkiye Satış Direktörü Yusuf Adıgüzel, teslimata ilişkin değerlendirmesinde; “Bugün lojistikte fark yaratan yalnızca araç değil; o aracın sunduğu toplam performans. İstanbul Lojistik ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizin en güçlü tarafı da bu sürdürülebilir performans. T480 çekicilerimizle müşterilerimize sadece bir araç değil; daha düşük maliyet, daha yüksek operasyonel verimlilik ve kesintisiz hizmet sunuyoruz. 1 milyon kilometreyi aşan kullanım deneyimi, bu güvenin sahadaki karşılığı. Bu teslimatın, İstanbul Lojistik’in Avrupa’daki rekabet gücünü daha da ileri taşıyacağına inanıyoruz” diye belirtti. Renault Trucks araçlarının 1 milyon kilometreye varan performansla sorunsuz şekilde kullanılabilmesi, İstanbul Lojistik’in yatırım kararlarında önemli bir kriter olarak öne çıkarken, Avrupa genelinde yaygın servis ağı ve kapsamlı satış sonrası hizmetleri de operasyonel sürekliliği destekliyor. İstanbul Lojistik’in araçlarını Renault Trucks Excellence Bakım Sözleşmesi ile tercih ettiklerini dile getiren Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Lokman Koçaslan şu şekilde belirtti; “İstanbul Lojistik, Excellence bakım sözleşmesi ile toplam sahip olma maliyetini optimize ediyor. Bu paket kapsamında Renault Trucks’ın diğer satış sonrası bakım sözleşmelerinde olduğu gibi Kişiselleştirilmiş Bakım Programı ile filoya özel bakım programı belirliyoruz. Onarım kısmında kullanıcıdan kaynaklanmayan parçaların değişimini yapıyoruz. Bu sözleşmeyi özel kılan nokta ise aşınma parçalarının da sözleşme kapsamında yer alması oluyor. Doğası gereği aşınan fren balatası, fren diski, debriyaj baskısı gibi parçaların da değişimi paket kapsamda yapılıyor. Ayrıca Excellence sözleşmesi, uluslararası ölçekte geçerli olduğundan müşterimiz, herhangi bir durumda bulunduğu ülkedeki yetkili Renault Trucks servislerinden kesintisiz hizmet alabiliyor.”

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti Haber

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti

Sektörün en büyük buluşması, 8 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Crowne Plaza Asia Kurtköy’de 600’e yakın katılımla gerçekleşti. Ağır vasıta, treyler, tedarik ve lojistik sektörlerinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında toplayan organizasyonda; dijitalleşme, otonom teknolojiler, regülasyonlar ve değişen taşımacılık ekosistemi tüm yönleriyle ele alındı. Zirve’ye TREDER Başkanı Seyit Arslan'ın yanı sıra; TAİD Başkanı Burak Hoşgören, TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, AND Başkanı Salih Kodaman, LojiDer Başkanı Dr. Kayıhan Özdemir Turan, UND Başkanı Şerafettin Aras, UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin ve Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen katılarak birer açılış konuşması gerçekleştirdi. Başkan Arslan: “Türk treyler sektörü rekabetin merkezinde olacak güce sahiptir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan TREDER Başkanı Seyit Arslan, Türk treyler sektörünün artık yalnızca üretim gücüyle değil; teknoloji, kalite, marka değeri ve mühendislik kapasitesiyle küresel ölçekte söz sahibi olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük treyler pazarı haline geldiğine dikkat çeken Arslan, Türk üreticilerinin dünya liginde güçlü bir konuma ulaştığını belirterek, “Artık mesele sadece treyler üretmek değil; dünyanın taşıma sistemlerine yön veren bir ülke olmaktır.” dedi. Sektörün geleceğinin dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve akıllı üretim teknolojileriyle şekillendiğini vurgulayan Arslan; hafiflik, yakıt verimliliği, karbon ayak izi, bağlantılı araç sistemleri ve elektrikli çekicilerle uyumlu treyler mimarilerinin yeni dönemin temel başlıkları olduğunu ifade etti. Rekabetin artık yalnızca fiyat odaklı olmadığını kaydeden Arslan, “Rekabet; akıl, mühendislik, marka, servis ve itibar rekabetidir.” diyerek sektörün teknolojiye yatırım yaparak küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini söyledi. Konuşmasında genç kuşaklara da seslenen Arslan, yapay zekâ, veri analitiği ve dijital ikiz teknolojilerinin üretim süreçlerini dönüştürdüğünü belirterek geleceğin liderlerinin bu dönüşüme yön veren şirketler olacağını dile getirdi. Burak Hoşgören: “Zirve stratejik bir yapıya dönüştü” Ağır Ticari Araçlar Derneği (TAİD) Başkanı Burak Hoşgören, taşımacılık dünyasının artık sadece araçlardan ve filolardan ibaret olmadığını, araçların artık akıllı sistemlere dönüştüğünü söyledi. TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen zirvenin, sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Hoşgören, etkinliğin yalnızca bir sektör organizasyonu değil; ağır ticari araç, treyler, lojistik, yan sanayi ve kamu temsilcilerini ortak bir platformda buluşturan stratejik bir yapı olduğunu ifade etti. Yakup Birinci: “Rekabet artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanıyor” Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Yakup Birinci, rekabetin artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşandığını ifade ederek sektör dernekleri, iş dünyası ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve ihracat başarısıyla Avrupa’nın en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Salih Kodaman: “Dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız” Ağır Nakliyeciler Derneği (AND) Başkanı Salih Kodaman, “Ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bizler, bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız. Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyimi doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda çok daha güçlü bir konuma ulaşmamızı mümkün kılacaktır. Bu noktada iş birliği kültürü, sektörümüzün en büyük gücüdür. Derneklerimiz ve paydaşlarımız arasındaki koordinasyon, yalnızca bugünün sorunlarını çözmekle kalmayacak, aynı zamanda geleceğin standartlarını da belirleyecektir.” dedi. Kayıhan Özdemir Turan: “Türkiye, Avrupa’nın ikinci büyük treyler tedarikçisi konumunda” Lojistik Hizmet Sağlayıcılar Derneği Başkanı (LojiDer) Dr. Kayıhan Özdemir Turan, Türk treyler sektörünün üretim kapasitesi, mühendislik gücü ve ihracat performansıyla Avrupa’nın en güçlü üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Şerafettin Aras: “Bir ülkenin üretim gücü, lojistik gücü kadar değerlidir” UND Başkanı Şerafettin Aras, ağır ticari araç ve treyler sektörünün artık yalnızca araç ve ekipman meselesi olmadığını, Türkiye’nin üretim, lojistik, ihracat ve küresel rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı stratejik bir alan haline geldiğini söyledi. Aras, ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorunda olduklarını vurguladı. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyiminin doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda ülkeyi çok daha güçlü bir konuma taşıyacağını belirtti. Çetin Nuhoğlu: “Sektörün geleceği güçlü sivil toplum ve ortak akılla şekillenir” UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve Tırsan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının ve sektör paydaşlarının birlikte hareket etmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Zirvenin yıllar içinde sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Nuhoğlu; ağır ticari araç, treyler, lojistik ve tedarik sanayisinin aynı platformda bir araya gelmesinin sektör adına güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Selçuk Öztürk: “Konya’da fuar, sektör için çok iyi bir başlangıç olacaktır” Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, batıdaki ekonomik yığılmanın Orta Anadolu’ya yayılması gerektiğini ifade ederek, “TREDER ve TAİD’i Konya’da kendi fuarlarını yapmaya davet ediyorum. Çok güzel bir fuarımız var. En kısa zamanda kendi sektörlerinin fuarlarını Konya’da yaparak çok önemli bir başlangıç yapacaklardır.” dedi. Mahmut Sami Şahin: “Treylerler artık sadece yük taşımıyor” Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin, sektörün yalnızca büyümekle kalmayıp köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekerek treylerlerin artık sadece yük taşıyan mekanik araçlar değil; veri ve enerji yöneten, akıllı sistemlerle donatılmış stratejik unsurlar haline geldiğini belirtti. Şahin, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa'nın ikincisi değil, birincisi olmaya çok yakın olduğumuzu düşünüyorum. Standart varsa güven vardır; güven varsa kalite, sürdürülebilirlik ve rekabet vardır. Biz biliyoruz ki standartları belirleyenler, geleceği belirler. Biz, standartlara uyan değil, 'standartları belirleyen' bir ülke olma hedefiyle sektörümüzle beraber hareket ediyoruz. Bir Konyalı olarak, Konya'da buluşma ve standartları birlikte belirleme davetine katılıyorum.” Kürşad Tüzmen: Gümrük Birliği yeniden ele alınmalı Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerinde yeni bir döneme ihtiyaç duyulduğunu belirterek Gümrük Birliği’nin günümüz şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sektör temsilcilerine Avrupa Birliği kurumlarıyla daha yakın temas kurulması çağrısında bulunan Tüzmen, Brüksel’de yalnızca üst düzey görüşmelerin değil, teknik ve bürokratik temasların da büyük önem taşıdığını ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından konuşmacılara ve TREDER eski Başkanları Murat Tokatlı ve Kaan Saltık’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi veridi. Ayrıca TREDER Eski Başkanı Yalçın Şentürk’e Onursal Başkan plaketi takdim edidi. ZİRVE KAPSAMINDA 3 AYRI PANEL GERÇEKLEŞTİRİLDİ Dijitalleşme ve otonom sistemler masaya yatırıldı Zirvenin ilk paneli, TREDER Başkan Yardımcısı Cengiz Adak'ın moderatörlüğünde "Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler" başlığıyla gerçekleşti. TTR Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, Saf Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar, İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya ve BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz'un katıldığı oturumda; akıllı üretim sistemleri, veri yönetimi ve yeni nesil teknolojiler ele alındı. TTR Baktaç Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, 23 yıllık bireysel tecrübesi ve firmasının 45 yıllık geçmişiyle değişime nasıl öncülük ettiklerini anlattı. 2023 yılında başlattıkları yatırımlarla üretimde standart kaliteyi ve maksimum hızı yakaladıklarını belirterek, “Biz sadece üretim yapan değil, ürettiğini yöneten bir firmayız.” dedi. SAF-Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Almanya’dan sonra grubun ikinci büyük üretim üssünün Türkiye olduğunu vurguladı. Ağır vasıta ve treyler endüstrilerinin sadece mekanik sistemlerden ibaret olmadığını hatırlatan Azizoğlu, geleceği şekillendiren dört temel başlığı şöyle sıraladı: Elektrifikasyon, Dijitalleşme, Otonom Sürüş ve Güvenlik. Trafik güvenliği ve denetimlerin önemine de dikkat çeken Azizoğlu, 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısının 3.425 olduğunu ve bu kazaların yaklaşık yüzde 20-25'inin ağır vasıta kaynaklı olduğunu ifade ederek, “Standartlar kadar denetimlerin de sıkılaştırılması hayati önem taşıyor.” dedi. Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar ise Stellantis ile önemli bir iş birliği gerçekleştirdiklerini belirterek aylık 500 araç olan üretim kapasitelerini Haziran ayında 1.200 adede çıkaracaklarını müjdeledi. 2027 yılı için 5 bin adetlik iddialı bir üretim hedefi koyduklarını kaydeden Sayar, fabrikalarında tam otomatik robot hatlarını devreye aldıklarını ifade etti. Son iki yılda Avrupa pazarında önemli ilerleme kaydettiklerini vurgulayan Sayar, bir Türk markası olarak ithal marka pazarının yüzde 50’sini almayı başardıklarını söyledi. Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, şirket olarak lastik çözümlerini yaşam döngüleri boyunca titizlikle takip ettiklerini söyledi. Sektöre katma değerli çözümler geliştirdiklerini belirten Aydın, ProServices hizmetiyle her altı lastikte bir lastik tasarrufu sağladıklarını ifade etti. "Türkiye Avrupa'nın Treyler Merkezi Olma Yolunda İlerliyor" Yeni oyuncuların katılımı sonucunda Türkiye treyler sektörü, her geçen yıl daha stratejik ve daha önemli bir hale geldiğini belirten İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya, “Türkiye'nin her geçen yıl dünyanın önemli treyler merkezlerinden biri haline gelmesi. Bilhassa Avrupa'nın treyler merkezi olma yolunda önemli adımlar atıyoruz.” dedi. Perahya açıklamalarına şöyle devam etti: “2023 yılında ülkemizde 55 binden fazla treyler üretimi gerçekleşti. 2024 yılında yaklaşık %20-25 aralığında bir düşüşle 45 bin civarında treyler üretimi gerçekleşti. 2025 yılında ise hepimizin bildiği makro nedenlerden ve ülkemizdeki ekonomik gelişmelerden dolayı yaklaşık 32 bin adet üretim yapıldı. Açıkçası bu rakamın, Türkiye treyler üretiminde dip seviyeye yakın bir rakam olduğuna inanıyoruz. Nitekim 2021 yılında, pandeminin de etkisiyle yaşadığımız hızlı büyümeden önceki yıllarda yaklaşık 25-30 bin treyler üretimi bandındaydık. Dolayısıyla, 32 bin adet olarak gerçekleşen 2025 yılı üretiminin üzerine çıkarak 2026 yılını büyümeyle kapatacağımızı öngörüyoruz. Biz nisan sonu itibarıyla fren sistemi satışlarına baktığımızda, bir önceki seneye göre adetsel bazda yaklaşık %12 büyüme görüyoruz. Bu büyümenin devam edip sene sonuna kadar 2026 yılındaki treyler üretiminin 40 bin adetlere yaklaşacağını öngörüyoruz.” BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz, yürüyen aksamdaki dijital dönüşümün filolara sağladığı somut katkılara dikkat çekti. Yeni teknolojiler sayesinde filolara öngörücü bakım (predictive maintenance) ve bağlantılı lojistik imkânı sağlandığını ifade eden Twilling-Birkholz, şunları kaydetti: “Paylaşılan verilere göre, geleneksel filolar operasyonel süreçlerde daha düşük verimlilikte kalırken, BPW iC Plus serisi gibi akıllı sistemlerle donatılmış filoların operasyonel verimliliği yüzde 95 seviyelerine kadar ulaşıyor. Otonom teknolojilere doğru hızla ilerleyen sektörde BPW, sadece mekanik bir üretici olmanın ötesine geçerek treyleri tedarik zincirinin iletişim kuran ve kendi kendini denetleyen proaktif bir bileşeni haline getiriyor. Pazar veri istiyor, BPW bunu sağlıyor.”. Cengiz Adak: "Treyler artık pasif bir yük değil, lojistiği tayin eden akıllı bir aktör" Zirvede gerçekleştirilen ve sektörün teknolojik dönüşümüne ışık tutan panelin kapanış değerlendirmesini yapan Cengiz Adak, masadaki her bir donanım bileşeninin kendi başına birer teknoloji üssüne dönüştüğüne dikkat çekerek treyler sektörünün "yeni yolculuğunun" artık sadece bir donanım hikâyesi olmaktan çıkıp kapsamlı bir entegrasyon sınavına dönüştüğünü vurguladı. Ekonomi ve teknoloji rüzgârı Öğle arasının ardından sahne alan Ekonomist Ali Ağaoğlu, küresel ve yerel ekonomik gelişmeleri lojistik ve üretim sektörü özelinde değerlendirerek katılımcılara önemli projeksiyonlar sundu. Öğleden sonraki özel oturumda ise Teknoloji Yazarı ve Trend Avcısı M. Serdar Kuzuloğlu; geleceğin teknolojileri, yapay zekâ ve trendlerin sektörel yansımalarına dair ufuk açıcı bir sunum gerçekleştirdi. Regülasyonlar ve yeni taşıma ekosistemi Günün ikinci panelinde, OSD Genel Sekreteri Özlem Güçlüer'in moderatörlüğünde "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" tartışıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor ve TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper'in katıldığı panelde, kamu otoritesinin sektörel düzenlemeleri değerlendirildi. Ayrıca TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, "Daha Genç Treylerle, Daha Güçlü Bir Türkiye Dünya Yollarında..." başlıklı sunumuyla araç parkının gençleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye’de 284 bin çekici, 327 bin yarı römork var Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme (UHDGM) Genel Müdür Yardımcısı Y. Giray Yüksel, "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" konulu sunumuyla lojistik ekosisteminin güncel haritasını ve küresel koridorlardaki son durumu paylaştı: “Türkiye lojistik ekosisteminin toplam hacmi 1.579.326 ticari taşıta ulaşmış durumda. Bu güçlü filonun yüzde 57,5’lik kısmını çekici, kamyon ve treyler gruplarından oluşan ağır vasıta ve özel taşıtlar oluştururken, yüzde 42,5’lik dilimini hafif ticari araçlar (kamyonet) oluşturuyor. Uzun yol taşımacılığının yükünü çeken taşıtların dağılımına bakıldığında; sektörde 284 bin 691 adet çekici ve 327 bin 61 adet yarı römork bulunduğu görülüyor.” "AB ve BM, Türkiye'ye sormadan regülasyon çıkaramıyor" TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper Tehlikeli Madde Taşımacılığı (ADR) konusunun mesleki hayatının en büyük gurur kaynağı olduğunu belirterek, kamu-sanayi iş birliğinin en güzel örneğini sergilediklerini söyledi. Türkiye'nin bu alanda tarih yazdığını vurgulayan Alper, başarının sırrını "Muhteşem Üçlü" olarak tanımladığı yapıya bağladı: Sektörün arkasında dağ gibi duran TREDER, Kuralları tavizsiz uygulayan Rafineri Dolum Tesisleri, Bugün 53 merkezde muayene yapan devasa TSE altyapısı. Türkiye'nin ADR konusunda geldiği noktanın küresel çapta olduğunu belirten Alper, "Avrupa Birliği'nden veya Birleşmiş Milletler'den (BM) şu an herhangi bir regülasyonun, TSE'nin ve Ulaştırma Bakanlığı'nın olumlu ya da olumsuz görüşü olmadan çıkma olasılığı yok. BM toplantılarında çok aktifiz ve masada söz sahibiyiz" dedi. Eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" lazım TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, sektörün geleceği için regülasyon, güvenlik, kalite ve sürdürülebilir dönüşüm başlıklarının kritik önemde olduğunu söyledi. Erköy, treyler sektöründe yaşanan teknolojik dönüşümün hızına ve yaklaşan Avrupa Birliği regülasyonlarına dikkat çekti. "Güvenle Yollarda, Güvenli Yollarda..." temasıyla sektöre seslenen Erköy, eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" çağrısında bulundu. Zirvenin son paneli olan "Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek" ise TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş'ın moderatörlüğünde yapıldı. TAİD YK Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer'in katılımıyla ekosistemin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri ele alındı. Tüm gün süren, yoğun ve verimli geçen programın ardından; ana sponsor olarak BPW, İntermobil, Nevpa, Prometeon, Saf-Holland ve Versus-Omega’ya, gümüş sponsor olarak Axalta, Baktaç, Continental, Forlight, Globaltech Makina, Knorr-Bremse, LID Technologies, Matrix, Mobilite, Primogenito, Sanel, Saykal, Seyir Mobil’e, bronz sponsor olarak ise Aspöck, Atik, Cloos, Echelon, FY Endüstri, Gümaş Jost, Reksan, Özkoç ve Sertel’e plaket takdim edildi.

İkonik Iveco Bus Crossway 20 Yaşında:  Yolcu Taşımacılığı Hizmetiyle Geçen Yirmi Yıl Haber

İkonik Iveco Bus Crossway 20 Yaşında: Yolcu Taşımacılığı Hizmetiyle Geçen Yirmi Yıl

IVECO BUS, bu yıl öne çıkan modeli CROSSWAY'in yirminci yıl dönümünü kutluyor. İlk kez Litomyšl'de ön gösterimi yapılan ve Haziran 2006'da Çek Cumhuriyeti'ndeki AUTOTEC fuarında resmi olarak tanıtılan bu şehirlerarası araç, Avrupa ve ötesinde yolcu taşımacılığının referans noktası oldu. Bugüne kadar üretilen 70.000'den fazla adetle CROSSWAY, üreticinin en büyük başarısı konumunda: Bugün Avrupa'da satılan her iki şehirlerarası otobüsten biri CROSSWAY imzasını taşıyor. Bir Liderlik ve İnovasyon Öyküsü Yıllar içinde CROSSWAY; güvenilirlik, performans, çok yönlülük, konfor ve optimize edilmiş toplam sahip olma maliyeti (TCO) konularında bir ekol haline geldi. Kamu ve özel operatörlerin, yolcuların ve sürücülerin beklentilerini karşılarken, giderek katılaşan sürdürülebilirlik gereksinimlerine sürekli uyum sağlayarak toplu taşımanın evriminde kilit bir rol oynadı. IVECO BUS'ın ana üretim merkezi olan ve 2025 yılında 130 yıllık köklü geçmişini kutlayan, Avrupa'nın en büyük otobüs üretim tesislerinden biri olan Vysoké Mýto'da üretilen CROSSWAY araçları, köklü bir uzmanlık ve mükemmellik geçmişinin ürünüdür. Iveco Group Otobüs İş Birimi Başkanı Claudio Passerini konuya ilişkin şunları söyledi: "CROSSWAY'in 20. yılını kutlarken, IVECO BUS'ın her zamankinden daha sürdürülebilir mobiliteye olan bağlılığını simgeleyen bir modele saygı duruşunda bulunuyoruz. Bu uluslararası başarı, ekiplerimizin uzmanlığıyla birleşen ve müşterilerimizin ihtiyaçlarını sürekli dinlememizin bir sonucudur. CROSSWAY, sektördeki değişimleri öngörme ve yarının değişen şartlarına uygun çözümler sunma yeteneğimizin gerçek bir sembolüdür. 20 yıldır CROSSWAY, coğrafyaları ve insanları birbirine yakınlaştırdı. Bugün, katettiğimiz yolu ve önümüzdeki geleceği kutluyoruz." Verimlilik İçin Tasarlandı, Uzun Ömür İçin Üretildi Kısa mesafeli tarifeli seferler, personel taşımacılığı ve okul servisi için tasarlanan CROSSWAY; erişilebilirlik ve koltuk kapasitesi arasında optimum denge gerektiren banliyö veya şehirlerarası görevler için ideal olan alçak ön tabanlı "Low Entry" (Alçak Girişli) versiyonunu da portföyünde sunmaktadır. İnsan odaklı mobilite yaklaşımını sürdürülebilir bir stratejiyle birleştiren araç, uzun vadeli performans ve optimize edilmiş toplam sahip olma maliyeti sunmak üzere tasarlanmıştır. Teknolojik İlerlemenin Merkezinde Sürekli Gelişen, Sürdürülebilir Bir Ürün Gamı Çevresel performans konusunda öncü olan CROSSWAY, kendi segmentinde Euro IV standardını öngören ilk araç olmuş ve enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla 2006'daki lansmanından bu yana gelişmeye devam etmiştir. Ürün yelpazesi, 2007'de Low Entry konseptinin tanıtılması ve ardından 2017'de 14,50 metrelik üç akslı Low Entry versiyonunun eklenmesiyle istikrarlı bir şekilde genişleyerek çok çeşitli operasyonel gereksinimlere yanıt vermiştir. Bugün beş farklı versiyon (Low Entry, Pop, Line, HV ve Pro), birden fazla uzunluk ve geniş yelpazeye sahip güç aktarma organları seçenekleri ileile sunulan CROSSWAY serisi, işletmecilere benzersiz bir alternatifler bütünü sunmaktadır: 2017'den beri doğal gaz, 2022'den beri hibrit, 2024'ten beri B100 ve 2023-2024 yıllarında piyasaya sürülen %100 bataryalı elektrikli versiyonlar. Enerji çözümlerindeki bu çeşitlilik, IVECO BUS'ın teknolojik tarafsızlık stratejisini mükemmel bir şekilde yansıtarak, her bölgenin ve operatörün kendi operasyonel ve karbonsuzlaştırma hedeflerine en uygun çözümü seçmesine olanak tanır. Özgün Tasarım Lansmanından bu yana CROSSWAY'in özgün ve dinamik kişiliği, kalitesini ve güvenilirliğini yansıtmıştır. İç mekanı; geniş cam yüzeylerle desteklenen ferah, aydınlık ve konforlu bir yolcu bölümü sunar. Her detayın titizlikle düşünüldüğü araçta, geniş baş üstü bagaj rafları ve zemin altı bagaj bölmeleri ile pratiklik ve estetik bir araya getirilmiştir Uluslararası Başarı ve Prestijli Ödülle Güvenilirliği ve modüler yapısı sayesinde CROSSWAY, Avrupa genelinde şehirlerarası taşımacılıkta bir standart haline gelmiştir. En zorlu iklim koşullarına ve pazar beklentilerine yanıt verecek şekilde tasarlanan model; bugün Afrika, Asya ve Orta Doğu dahil olmak üzere dünya çapında 45'ten fazla ülkede faaliyet göstermektedir. KAzakistan’ın Kuzey Kutup Dairesi'nde yer alan Alta'dan, Umman Yarımadası'ndan Senegal'in Dakar şehrine kadar, CROSSWAY, uluslararası operatörler tarafından dayanıklılığı ve performansı ile takdir görmektedir. CROSSWAY serisi, doğal gazlı ve elektrikli versiyonlarıyla beş kez (2018, 2020, 2023, 2024 ve 2026) prestijli "Sustainable Bus of the Year" (Yılın Sürdürülebilir Otobüsü) ünvanı dahil olmak üzere çok sayıda ödüle layık görülmüştür. Bu başarılar, "Uluslararası Otobüs ve Şehirlerarası Otobüs Ödülü 2017", "Uluslararası Sürdürülebilirlik Ödülü 2021" ve "TOP Sorumlu Şirket 2025" gibi ödüllerle taçlandırılmıştır. Son olarak, Berlin'de düzenlenen törende CROSSWAY Low Entry ELEC, 12 metrelik elektrikli otobüs kategorisinde **"Uluslararası Busplaner Sürdürülebilirlik Ödülü 2026"**yı kazanmıştır. CROSSWAY: İnsanları ve Toplulukları Birleştiriyor Yirmi yıldır CROSSWAY, nesiller boyu bu aracı tasarlayan, üreten ve sürekli geliştiren insanların hikayesini anlatmaktadır. Aynı zamanda milyonlarca yolcunun ilk okul yolculuklarını, eğitime erişimini ve günlük yaşam anılarını taşımaktadır. Bölgeleri, insanları ve fırsatları birbirine bağlayan CROSSWAY, yeni ufuklar açmaya devam etmektedir. CROSSWAY'in yirminci yıl dönümü, IVECO BUS'ı harekete geçiren inovasyon ruhunu mükemmel bir şekilde örneklemekte ve yolcu taşımacılığı endüstrisinin temel taşı olarak konumunu güçlendirmektedir. Gerçek bir referans modeli olan bu araç, endüstri standartlarını şekillendirmiş ve daha sürdürülebilir bir mobiliteyi desteklerken uluslararası operatörlerin beklentilerini karşılamayı sürdürmektedir. Bir Başarı Hikayesinin Kilometre Taşları - 2006: Yeni şehirlerarası otobüs CROSSWAY’in öngösterimi üç farklı uzunlukta (10.6 m, 12 m and 12.8 m) Litomyšl'de yapıldı ve ardından Brno, Çek Cumhuriyeti'ndeki AUTOTEC fuarında resmi olarak tanıtıldı. - 2007: Alçak tabanlı ön bölüme sahip Low Entry versiyonu 12 m ve 12.8 m olarak Helsinki'de UITP Kongresinde tanıtıldı. - 2011: 10.8 m uzunluğundaki CROSSWAY Low entry Kortrijk, Belçika’daki Busworld fuarında tanıtıldı. - 2013: Ürün gamı yeniden tasarlanarak yeni IVECO BUS marka kimliğini aldı/üstlendi. - 2017: 14,50 metrelik üç akslı model ve Doğal Gazlı (Natural Power) versiyon tanıtıldı. Seri, ilk uluslararası başarılarını elde etti: CROSSWAY Low Entry, IBC – International Bus & Coach Competition ödülünü alırken, Low Entry Natural Power modeli “2018 Yılının Sürdürülebilir Otobüsü” unvanını kazandı. Üretim, Fransa’da Bouches‑du‑Rhône Bölgesel Ulaşım İdaresi’ne (Régie Départementale des Transports des Bouches du Rhône – RDT 13) teslim edilen 30.000’inci CROSSWAY ile önemli bir dönüm noktasına ulaştı. - 2018: CROSSWAY Natural Power, 12 m ve 13 m uzunluk seçenekleriyle sunularak zaten zengin olan ürün gamını daha da genişletti. - 2019: CROSSWAY Natural Power, “2020 Yılının Sürdürülebilir Otobüsü” ödülüne layık görüldü. 40.000’inci CROSSWAY, Çek Cumhuriyeti’nde ARRIVA Česká republika’ya teslim edildi. - 2021: 50.000’inci CROSSWAY, Avusturya’da ÖBB Postbus’a teslim edilir. CROSSWAY ve CROSSWAY Low Entry Natural Power, uluslararası “Busplaner Sustainability Award 2021” ödülünü kazandı. - 2022: CROSSWAY Low Entry modellerinde hibrit teknoloji sunulmaya başlandı. CROSSWAY Low Entry Hybrid CNG, “2023 Yılının Sürdürülebilir Otobüsü” unvanına layık görüldü. - 2023: CROSSWAY Low Entry tamamen elektrikli hale gelir. Fransa’nın Meudon kentinde düzenlenen “Feel the BLUE pulse” etkinliğinde tanıtılan model, 12 ve 13 metre versiyonlarıyla sunulur. Seri, 60.000 adetlik üretimle tarihi bir kilometre taşına ulaşır. Bu ivme devam ederken, Belçika’nın Brüksel kentinde düzenlenen Busworld fuarında, yeni marka kimliğini yansıtan ve ADAS (Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri) entegre eden yeni bir ön tasarım tanıtıldı. - 2024: Mevcut %100 elektrikli Low Entry versiyonunun yanı sıra CROSSWAY ELEC ürün gamına katıldı. Şehirlerarası ulaşımın karbonsuzlaştırılması amacıyla geliştirilen bu yeni çözüm, Fransa’nın Lyon kentinde düzenlenen Autocar Expo fuarında Avrupa prömiyerini yaptı. - 2025: Ödüllerle dolu bir yıl: CROSSWAY ELEC, “2026 Yılının Sürdürülebilir Otobüsü” unvanına layık görülürken, CROSSWAY Low Entry ELEC “Busplaner Innovation Award 2025” ödülünü kazandı. IVECO BUS, Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenen “TOP RESPONSIBLE COMPANY 2025” ödüllerinde iki elektrikli şehirlerarası modeliyle de takdir edildi. - 2026: CROSSWAY Low Entry ELEC, Berlin’de “International Busplaner Sustainability Award 2026” ödülünü (12 metrelik elektrikli otobüs kategorisi) kazanır.

Kıta Logistics’ten Entegre Yatırım Hamlesi: Yurtiçi Konteyner Taşımacılığında Süreklilik, Karbon Yönetiminde Dijitalleşme Haber

Kıta Logistics’ten Entegre Yatırım Hamlesi: Yurtiçi Konteyner Taşımacılığında Süreklilik, Karbon Yönetiminde Dijitalleşme

Kıta Logistics, artan Deniz Taşımacılığı hacmine paralel olarak ihracat konteynerlerinin yüklenmesi ve limana sevki ile ithalat konteynerlerinin liman sonrası nihai adreslerine ulaştırılması süreçlerini daha entegre bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda ilk etapta 7 çekici ve 10 dorse ile devreye alınan yapı, operasyonel esnekliği artırırken müşterilere daha öngörülebilir bir hizmet sunulmasını amaçlıyor. Devreye alınan bu yeni yatırım ile birlikte şirket; teminatlı taşımada T1 yazımı ve teminat kullanımı, sigortalı taşıma, uluslararası deniz taşımacılığına entegre sistem takibi ve araç takip sistemleri gibi kritik süreçleri daha kontrollü bir şekilde yönetebilir hale geliyor. Özellikle yoğun dönemlerde yaşanan tedarik belirsizliklerinin azaltılması ve operasyonel sürekliliğin sağlanması hedefleniyor. Yatırımın ikinci fazında ise filonun 20 çekici ve 25 konteyner dorseye çıkarılması planlanıyor. Bu genişleme ile birlikte İstanbul’un her iki yakasında liman–firma hattındaki taşımaların daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıyla yönetilmesi amaçlanıyor. Kıta Logistics Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Eldener, söz konusu yatırımın mevcut küresel konjonktüre yanıt niteliği taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Lojistik sektörü bugün; savaşlar, bölgesel gerilimler ve ekonomik dalgalanmalarla birlikte daha kırılgan ve öngörülmesi zor bir yapıya evriliyor. Bu ortamda müşterilerimizin en çok ihtiyaç duyduğu şey; süreklilik ve güven. Biz bu yatırımı, iş ortaklarımızın operasyonlarını kesintisiz sürdürebilmesine katkı sağlayacak bir altyapı olarak görüyoruz. Özmal yapımızı güçlendirirken amacımız; mevcut iş birliklerimizi tamamlayan, onları destekleyen ve tedarik zincirinin bütününde daha dengeli bir yapı oluşturan bir model kurmak.” Kıta Logistics Antrepolar ve Yurtiçi Lojistik Genel Müdürü Bilal Yurttaş ise yatırımın operasyonel etkisine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Yurt içi konteyner taşımacılığında dönemsel olarak yaşanan sıkışıklıklar, sahada hız ve planlama açısından önemli etkiler yaratabiliyor. Bu yatırımla birlikte liman, depo ve taşıma süreçlerini daha uyumlu hale getirerek operasyonel akışı daha sağlıklı yönetebiliyoruz. Bu da iş ortaklarımız açısından daha öngörülebilir, daha planlanabilir ve sürdürülebilir bir operasyon anlamına geliyor.” Kıta Logistics, operasyonel yatırımlarının yanı sıra sürdürülebilirlik alanında da dijitalleşme odaklı dönüşümünü sürdürüyor. Şirket, karbon ayak izi ve sera gazı (GHG) emisyonlarının ölçüm ve raporlanmasını dijital bir altyapıya taşıyarak bu alanda önemli bir adım attı. İzmir Teknopark merkezli yerli teknoloji firması Carbon Emit ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında karbon verileri artık sürekli, izlenebilir ve detaylı bir şekilde yönetilebiliyor. Bu dönüşümle birlikte manuel süreçlere kıyasla %50 oranında zaman tasarrufu sağlanması hedeflenirken, veri doğruluğunda 30 iyileşme ve izlenebilirlikte %50’nin üzerinde artış elde edilmesi öngörülüyor. Bu yapı sayesinde Kıta Logistics, karbon yönetimini yalnızca bir raporlama süreci olarak değil; operasyonel şeffaflık, verimlilik ve stratejik karar alma süreçlerinin bir parçası olarak konumlandırıyor. Aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi regülasyonlara uyum konusunda daha güçlü bir altyapı oluşturuyor. Bu tamamlayıcı yatırımlar şirketin müşterilerine; daha entegre, dengeli ve sürdürülebilir bir lojistik deneyimi sunma hedefini destekliyor. Söz konusu iş birliğine ilişkin Carbonemit’in kurucusu ve sahibi Musa Can Minaz ise şunları söyledi: “Lojistik sektörü, karbon yönetiminin en kritik olduğu alanlardan biri. Kıta Logistics ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, emisyon verilerinin manuel ve dağınık yapılardan çıkarılarak anlık, izlenebilir ve karar destek sağlayan bir yapıya dönüşmesini sağlıyoruz. Bu dönüşüm yalnızca raporlama süreçlerini hızlandırmakla kalmıyor; aynı zamanda şirketlerin operasyonel verimliliğini artırırken sürdürülebilirlik performansını da güçlendiriyor. Kıta Logistics’in bu alandaki proaktif yaklaşımını, sektör için önemli bir referans olarak görüyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.