Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor Haber

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor

TEMSA; düzenlediği Tedarikçi Buluşması’nda kalite, yeni projeler, risk yönetimi, rekabetçilik, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve iş birliği başlıkları altında şekillenen yol haritasını iş ortaklarıyla paylaştı. Tedarik zinciri alanında güçlü ekosistem ve ortak değer yaratma unsurlarının ön plana çıktığı etkinlikte, TEMSA’nın gelecek dönem stratejisi de detaylı şekilde ele alındı. Buluşmada, TEMSA CEO’su Evren Güzel’in yanı sıra Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tunçbilek, Ar-Ge ve Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Caner Sevginer ile Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür gerçekleştirdikleri sunumlarla şirketin operasyonel yapısı, teknoloji vizyonu ve tedarik zinciri stratejisine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. “Rekabet artık tedarik zincirleri arasında yaşanıyor” Günümüzde rekabet koşullarının artık marka ve ürünlerin ötesine geçtiğini belirten TEMSA CEO’su Evren Güzel, etkinlikte yaptığı konuşmada: “Rekabet artık yalnızca markalar ve ürünler arasında yaşanmıyor; güçlü ve entegre tedarik zincirlerinin birbirleriyle olan rekabeti ve ekosistemler arasında şekilleniyor. Müşterilerimizin ortak beklentisi güvenli, kaliteli ve rekabetçi çözümler sunmamız. Küresel rekabette güçlü tedarik zincirine sahip olmayan firmaların başarılı olacağına olasılık vermiyoruz. Bu anlamda TEMSA’nın en güçlü yönlerinden biri, uçtan uca tedarik zinciri yönetimine sahip olması. Bugün TEMSA, döviz bazında çift haneli büyüme kaydeden, Avrupa ve Türkiye’de kendi tarihinin en yüksek otobüs satış adetlerine ulaşan, ciro ve ihracatta rekorlar kıran bir marka konumunda. Bu başarı; kurduğumuz stratejik iş ortaklıkları, güçlü iş birlikleri ve global ekosistemimiz sayesinde mümkün oldu. Gelecek hedefimiz ise; esnek ve çeşitli bir ürün portföyü, kıtalar arasında güçlü ayak izi ile TEMSA’yı küresel ölçekte 1 milyar dolarlık ciroya sahip ‘Tercih Edilen Mobilite Markası’ haline getirmek” ifadelerini kullandı. “Hedefimiz zirve ve zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız” 2025 yılını başarılı sonuçlarla tamamladıklarını vurgulayan Evren Güzel, TEMSA tarihinin en güçlü satış ve üretim performansına ulaştıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılı gibi zorlu koşulların yaşandığı bir dönemde, konsolide ciromuzu geçtiğimiz yıla göre döviz bazında yüzde 10 artırarak 554 milyon dolar seviyesine taşıdık. Türkiye’de büyümemizi sürdürürken, Avrupa’daki öncelikli pazarlarımızda yeni satış rekorlarına imza attık. Bir önceki yıla göre döviz bazında yüzde 7’lik artışla ihracatımızı 316 milyon dolara ulaştırdık. Zorlu faaliyet ortamına rağmen tüm bunları müşteriyi odağa alan küresel büyüme stratejimiz, operasyonel mükemmeliyet anlayışımız ve kurduğumuz stratejik iş birlikleri ile başardık. Bu başarı hikayesinde bizimle yol alan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yıl ve devamında da hızlı büyümemizi sürdürmeye odaklandık. Hedefimiz zirve diyoruz ve bu zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız.” Yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor Yurt içinde 20 şehirde 270, yurt dışında ise 24 ülkede 150 tedarikçisi bulunan TEMSA’nın, yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor. Asya’dan Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada güçlü bir tedarikçi ekosistemini yöneten TEMSA; özellikle yapay zekâ ve dijitalleşme yatırımlarıyla tedarik zincirinde sürdürülebilirlik, maliyet optimizasyonu ve risk yönetimini odağına alarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. Tedarikçi performansında da iyileşme sağlayan TEMSA, 2024 yılında 77,15 olan ortalama performans skorunu 2025 yılında 81,15’e yükseltti. TEMSA, tüm projelerde tedarikçilerini tasarım ve planlama aşamasından itibaren sürece dahil ediyor. Bu yaklaşım, maliyet ve lojistik yönetiminde rekabet avantajı sağlarken, krizlere hazırlıklı bir ekosistem oluşturarak sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları ise veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirirken, sürdürülebilirlik ve yeşil tedarik kriterleri, uzun vadeli değer yaratmayı destekliyor. Kalite ve sürdürülebilirlikte “yeşil satınalma” anlayışı TEMSA, sürdürülebilirlik alanında elde ettiği global başarılarla da tedarik zinciri alanında öncü bir konumda yer alıyor. Şirketlerin çevre, işçi ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarikalanlarındaki performansını değerlendiren uluslararası EcoVadis platformunun 2025 değerlendirmesinde 78 puanla dünya genelinde en iyi yüzde 6’lık dilimde yer alan TEMSA'nın, Sürdürülebilir Tedarik Puanı ise geçtiğimiz yıllara kıyasla %92,5 yükseldi. CDP (Carbon Disclosure Project) değerlendirmelerinde hem İklim Değişikliği hem de Su Güvenliği alanlarında A Listesi’ne girerek küresel liderler arasında konumlandı. Aynı zamanda CDP tarafından gerçekleştirilen Tedarikçi İlişkileri Değerlendirmesinde, üst üste üçüncü kez A Listesi’nde yer alarak global liderler arasındaki konumunu korumaya devam etti. Önümüzdeki dönemde de TEMSA, tedarikçi seçiminde kalite ve çevresel sürdürülebilirlik kriterlerini öne çıkaran “yeşil satınalma” yaklaşımıyla faaliyetlerine devam edecek.

MAN Truck & Bus’tan  Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım Haber

MAN Truck & Bus’tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım

MAN Truck & Bus SE, Avrupa genelindeki satış ve servis ekosistemini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir yatırım çalışması açıkladı. 2030 yılına kadar tamamlanacak 300 milyon Euro’luk bu program; yeni merkezlerin inşasından mevcut lokasyonların teknolojik modernizasyonuna, bölgesel erişilebilirliğin optimize edilmesinden servis kalitesinin daha da yükseltilmesi ve ağın elektrikli mobiliteye tam uyumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor. Yıl başında duyurulan “MAN2030+” programıyla maliyet verimliliğini artıran MAN, elde edilen kaynakla da büyüme ve inovasyon alanlarında daha güçlü yatırımlar gerçekleştiriyor. Avrupa genelinde yaklaşık 1.200 lokasyonda 7.000 kişilik dev bir ekiple hizmet veren MAN, müşterilerine 7 günü 24 saat kesintisiz destek sunuyor. Ayrıca 2.000’den fazla servis merkezi ve iş ortağı, MAN Mobile24 arıza ve mobilite hizmeti aracılığıyla da müşterileri için operasyonel devamlılık sağlıyor. MAN’dan, Türkiye’deki servis ağına 8 milyon Euro’luk yatırım MAN’ın Türkiye’deki servis ve satış ağı ise bu stratejik yatırım programının önemli bir parçasını oluşturuyor. MAN’ın halihazırda Türkiye genelindeki 33 adet servis ve satış noktasında yaklaşık 1000 çalışan görev yapıyor. MAN, Avrupa’daki yatırım atağı kapsamında Türkiye’de yaklaşık 8 milyon Euro tutarında servis yatırımı yapmayı planlıyor. Bu yatırımla Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni servis noktalarının devreye alınması hedefleniyor. Friedrich Baumann: “Güçlü marka, güçlü servis ağı gerektirir” MAN Satış ve Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Friedrich Baumann, şirketin yeni servis yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi: “Güçlü bir marka, güçlü bir hizmet ağına ihtiyaç duyar. Biz buna sahibiz ve şimdi bunu daha da ileri taşıyoruz. Satış ekiplerimizin yanı sıra servislerimiz de müşterilerimiz için markamızın en önemli temsilcileridir. Bu ağı daha da genişletmek için önümüzdeki yıllarda bu alana yoğun yatırım yapacağız. Ürün, hizmet ve kaliteyi bir araya getiren yaklaşımımız, yeni rakiplerin ortaya çıktığı bir dönemde bizi daha da farklılaştıracak. Amacımız, sürdürülebilir bir oyuncu olarak konumumuzu daha da güçlendirmek.” “Hedefimiz Avrupa’da 30 dakikada servise erişim” Baumann sözlerini şöyle sürdürdü: “Ticari araç sektörü, binek otomobil pazarına kıyasla çok daha karmaşık ve hizmet yoğun bir yapıya sahiptir. Araçların günlük kullanılabilirliği müşterilerimizin iş sürekliliği açısından kritik önemde olduğundan müşterilerimize yakın olmak ve birinci sınıf hizmet sunmak büyük önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde müşterilerin servis noktalarına ulaşmak için katetmesi gereken mesafeleri daha da kısaltacağız. Hedefimiz Avrupa’da, müşterilerimizin yaklaşık yüzde 80’inin en yakın MAN servis noktasına 30 dakikadan daha kısa sürede ulaşabilmesini sağlamak. 2030 yılına kadar da Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya ve Türkiye gibi pazarlarda bu erişim seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz. Lojistik gereksinimlerinin yüksek olduğu bölgelerde yeni servis üsleri oluşturmak da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ülkelerde yılda ortalama yedi yeni şube devreye alıyoruz.” Yatırımın üçte biri e-mobilite ve dijitalleşmeye Geleceğin taşımacılık teknolojilerine hazırlanan MAN, satış ve servis noktalarını sürdürülebilir mobiliteye uyumlu hale getirmek için kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. 2026 yılına kadar mevcut satış ve servis noktalarının üçte ikisinin e-mobiliteye hazır hale getirilmesi amaçlanıyor. Toplam yatırımın yaklaşık 100 milyon Euro’luk bölümü, doğrudan e-mobilite ve dijital dönüşüm çalışmalarına ayrılıyor. Bu kapsamda Avrupa genelinde satış temsilcilerinden yüksek gerilim teknisyenlerine kadar yaklaşık 8.000 çalışan, e-mobilite alanında kapsamlı eğitim programlarından geçiriliyor. Bu çerçevede Almanya, İspanya, Belçika, Avusturya ve İtalya’da faaliyet gösteren batarya onarım merkezlerinin 2030 yılına kadar tüm Avrupa pazarlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor. Ayrıca enerji şirketi E.ON ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Avrupa genelinde 125’i Almanya’da olmak üzere toplam 170 lokasyonda 400’e kadar halka açık şarj noktasının kurulması da bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor. Bununla birlikte sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda servis noktalarının altyapısını dönüştürmeyi sürdüren MAN, özellikle fotovoltaik enerji sistemleri, LED aydınlatma çözümleri ve modern ısıtma sistemleriyle enerji verimliliğinin artırıyor. Aynı zamanda servis süreçlerinin dijitalleşmesini de hızlandıran MAN, iPad tabanlı sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalarla daha yüksek verimlilik ve şeffaflık sunuyor.

Brisa 2025’te Verimlilik Odağını Korudu,  Yüksek Katma Değerli Segmentte Büyümesini Sürdürdü Haber

Brisa 2025’te Verimlilik Odağını Korudu, Yüksek Katma Değerli Segmentte Büyümesini Sürdürdü

Brisa, 1 Ocak 2025- 31 Aralık 2025 dönemine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin cirosu 41,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Verimlilik artışının yanı sıra uygulanan disiplinli maliyet ve gider yönetimi etkisiyle 2025 yılında 5,4 milyar TL seviyesinde FAVÖK elde edilirken, FAVÖK marjı ise %13,2 seviyesinde gerçekleşti. Yılın ikinci yarısında hayata geçirilen operasyonel ve finansal iyileştirme adımları sayesinde, regülasyon değişikliklerinin yarattığı olumsuz etkiye rağmen ikinci yarı net kârla tamamlandı. Ancak ilk yarıdaki zararın etkisiyle, yıl geneli sonuçları bu performansa paralel bir seviyede gerçekleşti. Özellikle son çeyrekte görülen güçlü nakit yaratımı ve gelecek odaklı, kontrollü sabit kıymet yatırım harcamalarının etkisiyle 5,6 milyar TL seviyesinde serbest nakit akış yaratıldı. Uygulanan çevik finansman aksiyonlarının da etkisiyle borçluluk seviyesi azaltılarak, 2025 yılı 0,8x seviyesinde Net Borç/FAVÖK oranıyla kapatıldı. Brisa CEO’su Vecih Yılmaz, 2025 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2025 yılı, lastik sektöründe pazar ve müşteri beklentilerinin dönüştüğü, küresel ve yerel ekonomik koşulların talep üzerinde dalgalanmalar yarattığı bir yıl oldu. Bu süreçte stratejik odağımızı koruyarak teknoloji yatırımlarımıza ve yüksek katma değerli ürün segmentine odaklandık. Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarımızla hem operasyonel verimliliğimizi destekledik hem de uzun vadeli rekabetçiliğimizi güçlendirdik. Brisa’nın güçlü temelleri ve stratejik öncelikleri doğrultusunda finansal disiplin ve operasyonel verimlilik yaklaşımımızı sürdürüyoruz. 2026 yılında daha dengeli talep koşullarında attığımız stratejik adımların katkısını daha net görmeyi bekliyoruz.” Premium segment odağıyla büyüme 2025 yılı boyunca Ar-Ge yatırımlarını sürdüren Brisa, 68 yeni ürünü pazara sundu. Yüksek jantlı ve elektrikli-hibrit araçlara uyumlu ürünlerle premium segmentte pazar payı artışı sağladı. Aksaray fabrikasında devreye alınan yeni üretim teknolojileri ve kalite sertifikasyonlarıyla iki üretim tesisi de küresel OEM standartlarıyla uyumlu hale gelerek yüksek katma değerli üretim altyapısı desteklendi. Brisa, uluslararası pazarlarda Lassa markasıyla büyümesini sürdürürken Türkiye lastik sektöründeki ihracat liderliği konumunu korudu. Ayrıca uzun vadeli büyüme hedefleri doğrultusunda perakende yatırımlarıyla küresel varlığını güçlendirdi. Hizmet ağında genişleme Brisa, entegre mobilite çözümlerinde büyümeyi sürdürdü. Arvento markasıyla aktif cihaz sayısı 840 binin üzerine çıkarken, 242 bin araçlık filo parkına dijital takip ve lastik yönetimi hizmeti sunuldu. Türkiye genelinde 157 noktaya ulaşan hızlı bakım servis ağı ile müşterilere sunulan hizmet kapsamı genişletildi. Önümüzdeki dönemde de stratejik hedefler doğrultusunda müşteri deneyimine odaklanan çözümlerin yaygınlaştırılması, özellikle filo müşterilerinin toplam satın alma ve operasyon maliyetlerini optimize etmeye odaklanan veri temelli çözümler üzerinden iş birliklerinin artırılması hedefleniyor.

Kıta Logistics’ten Yeşil Lojistik ve Dijital Dönüşümde Güçlü Hamle: 600 Milyon TL’lik Stratejik Yatırım Haber

Kıta Logistics’ten Yeşil Lojistik ve Dijital Dönüşümde Güçlü Hamle: 600 Milyon TL’lik Stratejik Yatırım

Yeni yatırım kapsamında devreye alınan antrepo ve depolarda sürdürülebilirlik odağı yalnızca bir yaklaşım değil, operasyonel tasarımın temel unsuru haline getirildi. Yenilenebilir enerji sistemleriyle desteklenen tesislerde çatı üstü güneş panelleri aracılığıyla enerji üretimi sağlanırken, enerji tasarruflu aydınlatma altyapıları, depo içi geri dönüşüm uygulamaları ve çevre dostu ambalaj çözümleri entegre bir yapı içinde kurgulandı. Lityum iyon forklift teknolojisine geçişle birlikte hem enerji verimliliği hem de iş güvenliği standartları yükseltildi. Bu teknolojideki Forklift sayısı 24’e çıktı. Süreç optimizasyonu çalışmalarıyla kaynak kullanımı daha verimli hale getirilirken, elektrik ve yangın güvenliği alanında kurulan akıllı sistemler operasyonel sürekliliği güçlendiren kritik bir rol üstlendi. Sürdürülebilir taşımacılık hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen filo gençleştirme yatırımı da dönüşümün önemli ayaklarından biri oldu. Bu kapsamda 31 adet yeni nesil Ford Trucks Gen 2 araç filoya katıldı. Araçların tamamının Euro 6 emisyon standardında olması sayesinde yakıt tüketimi ve karbon salımında kayda değer iyileşmeler hedeflenirken, operasyonel verimlilik ve çevresel performans birlikte ele alındı. Kıta Logistics, karbon ayak izi yönetiminde de yeni bir aşamaya geçti. Karbon ayak izi hesaplamalarının artık şirketin kendi iç kaynaklarıyla gerçekleştirilebilmesi sayesinde süreçler hız kazanırken, karar mekanizmaları daha güçlü veri setleriyle beslenmeye başladı. Bu yetkinlik, karbon azaltım stratejilerinin daha etkin planlanmasına ve sürdürülebilirlik performansının ölçülebilir biçimde yönetilmesine olanak sağlıyor. Şirket, ISO 14064-1 Kurumsal Karbon Ayak İzi Hesaplama Belgesi için denetim öncesi hazırlık çalışmalarını da eş zamanlı olarak sürdürüyor. Marka; Kara yolu özmal ve Deniz yolu ile taşınan tüm yüklerindeki emisyon miktarını müşterileriyle paylaşabiliyor. Hava yolu ile ilgili ölçümleri ise yapmak ve paylaşmak üzere gereken hazırlıkları planlıyor. Dijital dönüşüm programı kapsamında satış, pazarlama ve satın alma süreçleri akıllı otomasyon sistemleriyle yeniden yapılandırıldı. Devreye alınan dijital altyapı sayesinde fiyatlandırma kapasitesinde %60’ın üzerinde artış sağlanırken, teklif hacmi %20 oranında büyüdü. Operasyonel iletişim süreçlerinde gerçekleştirilen otomasyon çalışmalarıyla müşteri yük konum takibine ilişkin yaklaşık 4.000 e-mail süreci sistem tarafından yönetilir hale geldi. Bu dönüşüm, ekiplerin yüzlerce saatlik zaman kazanımı elde etmesini sağlarken, söz konusu kaynak doğrudan satış geliştirme ve fiyatlandırma faaliyetlerine yönlendirildi. Şirketin dijitalleşme vizyonu, operasyonların tek platform üzerinden yönetildiği, sistemlerin birbiriyle entegre çalıştığı ve karar süreçlerinin veri odaklı ilerlediği bir yapı üzerine inşa ediliyor. Bu yaklaşım; manuel iş yükünün azaltılmasıyla operasyonel mükemmelliğin güçlendirilmesini, Tmaxx platformunun müşteri, acente ve ERP sistemleriyle entegre edilerek kesintisiz veri akışının sağlanmasını ve performans metrikleri ile KPI’ların sistem üzerinden anlık izlenmesini kapsayan bütüncül bir dönüşüm stratejisini temsil ediyor. Kurumsal altyapı dönüşümü çerçevesinde Finans ve Mali işler süreçlerinde SAP sistemine geçiş tamamlanırken, insan kaynakları süreçlerinde SAP SuccessFactors platformunun devreye alınması planlanıyor. Bu adımlarla birlikte hem kurumsal verimlilik hem de çalışan deneyimi odağında daha entegre ve ölçülebilir bir yapı hedefleniyor. Yönetimden Mesajlar Emre Eldener – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı “Lojistik sektörü dünyada artık yalnızca hız ve maliyet odağında değil; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri temelli yönetim ekseninde yeniden tanımlanıyor. Kıta Logistics olarak yaptığımız yatırımları bir teknoloji modernizasyonu ya da çevresel sorumluluk projesi olarak değil, şirketimizin geleceğe uyum stratejisinin temel yapı taşları olarak görüyoruz. Bugün Avrupa parsiyel kara yolu yüklerimizde yapay zekayı kullanarak rota ve yük optimizasyonu gerçekleştirebiliyoruz. Yeşil lojistik uygulamalarımızla çevresel etkimizi azaltırken, dijital dönüşüm adımlarımızla müşterilerimize daha şeffaf, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir hizmet modeli sunuyoruz. Bu dönüşüm, aynı zamanda rekabet gücümüzü kalıcı biçimde güçlendiren stratejik bir kaldıraç niteliği taşıyor.” Bilal Yurttaş – Depo ve Antrepolar Genel Müdürü “Depo ve antrepo yatırımlarımızda sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve operasyonel mükemmelliği birbirinden ayrı başlıklar olarak değil, tek bir entegre yapı olarak ele aldık. Yenilenebilir enerji kullanımı, lityum iyon teknolojisiyle çalışan ekipmanlar, akıllı güvenlik sistemleri ve optimize edilmiş süreçler sayesinde hem çevresel performansımızı hem de hizmet kalitemizi yukarı taşıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada tesislerimiz yalnızca fiziksel depolama alanları değil; teknolojiyle güçlendirilmiş, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı lojistik merkezleri haline gelmiş durumda.”

MAN Truck & Bus’tan Türkiye’de Dev Adım:  Ankara Fabrikası’nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı Haber

MAN Truck & Bus’tan Türkiye’de Dev Adım: Ankara Fabrikası’nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı

MAN Truck & Bus, sürdürülebilir ulaşım vizyonu doğrultusunda Türkiye’deki üretim tesisinde elektrikli mobiliteye geçişte önemli bir aşamayı tamamladı. Eylül ayı başında ilk MAN Lion’s City E’nin banttan indirilmesiyle başlatılan sürecin ardından, tüm test ve hazırlıklar başarıyla tamamlanarak seri üretime geçildi. MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin bataryalı elektrikli otobüs üretiminde en önemli yetkinlik merkezlerinden biri konumuna taşındı. Barbaros Oktay: "Müşteri taleplerine daha esnek ve hızlı yanıt vereceğiz" MAN Truck & Bus Otobüs Birimi Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’da elektrikli otobüs üretiminin başlamasıyla birlikte sıfır emisyon yolunda çok önemli bir adım attıklarını belirterek şunları söyledi: “Ankara’da başlattığımız yeniden yapılanma, MAN’ın sürdürülebilir geleceğe doğru dönüşüm sürecinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Burada attığımız adımlar ve yaptığımız yatırımlarla, uzun vadede yüksek adetlerde ve üstün kalitede emisyonsuz mobilite çözümleri sunmanın temelini attık. Bugün de bu çalışmaların bir sonucu olarak Ankara’da elektrikli otobüs üretimine başlamamız, MAN’ın e-mobilite yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır. Bu yatırımla birlikte otobüs üretim ağımızı güçlendiriyor, emisyonsuz şehir içi ulaşım çözümlerine yönelik artan küresel talebi daha etkin şekilde karşılayabiliyoruz. Elektrikli otobüs üretimin Türkiye lokasyonunu da kapsayacak şekilde genişletilmesi, müşteri taleplerine daha esnek yanıt vermemizi ve teslimat sürelerini optimize etmemizi sağlayacak.” Mehmet Şermet: “Ankara, MAN’ın önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi” MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise MAN’ın küresel üretim ağında Ankara’nın stratejik öneminin arttığına dikkat çekerek şunları kaydetti: “MAN için Türkiye her zaman ayrı bir yere sahip oldu. MAN’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olan fabrikamızda, bugün de yeni bir ilki hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Tamamen elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi. Çalışanlarımızın üstün yetkinliği ve son iki yılda altyapı ile ekipmana yaptığımız ciddi yatırımlar sayesinde bu dönüşümü başarıyla gerçekleştirdik. Tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsleri aynı bantta üretebilen esnek yapımızla, geleceğin teknolojisini Ankara’dan dünyaya ihraç edeceğiz.” Gelecekte “Lion’s Coach E” de Ankara’da Üretilecek Sıfır emisyonlu ulaşım çözümlerine yönelik önemli yatırımlar yapan MAN’ın şehir içi otobüslerinin yarısından fazlası halihazırda elektrikli olarak üretim bandından iniyor. Bu artan talebi karşılamak amacıyla Ankara’daki üretim altyapısı ve çalışanlar, son aylarda e-mobilitenin gerekliliklerine uygun şekilde hazırlandı ve tesis kademeli olarak dönüştürüldü. MAN Lion’s City E’nin yanı sıra, gelecekte elektrikli şehirlerarası otobüsler ile seyahat sektörü için geliştirilen yeni MAN Lion’s Coach E’nin de Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor. Ankara, MAN’ın e-Mobilite Dönüşümünde Kilit Rol Üstleniyor Elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E, 2020 yılında seri üretime başlayan Polonya’daki Starachowice Fabrikası’nın ardından artık Ankara’da da üretiliyor. Her iki tesiste de tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsler aynı üretim hattında esnek bir şekilde imal edilebiliyor. Güvenilirlik, menzil ve sürdürülebilirlik özellikleriyle öne çıkan MAN Lion’s City E; 10 metrelik kompakt versiyonlardan, yüksek yolcu kapasiteli 18 metrelik körüklü modellere ve şehirlerarası kullanım için geliştirilen Low-Entry (Alçak Girişli) varyantlara kadar uzanan geniş bir ürün gamı sunuyor. Ayrıca Lion’s Chassis E ile Avrupa dışındaki pazarlara da çözüm sağlanıyor. Bu entegrasyonun başarısı için son yıllarda önemli yatırımlar yapıldığını vurgulayan Barbaros Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da tıpkı Starachowice gibi MAN otobüs işinin e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol üstlenmesidir” dedi. Avrupa’da sattığı şehir otobüslerinin yarısı elektrikli modellerden oluştu 2019 yılındaki lansmanından bu yana güçlü bir başarı hikâyesine dönüşen MAN Lion’s City E, bugün Avrupa yollarında performansını kanıtlamış durumda. Şu anda Avrupa genelinde 3.000’in üzerinde MAN eBus aktif olarak hizmet veriyor. 2025 yılında 1300’den fazla elektrikli otobüs satışı gerçekleştiren MAN’ın, Avrupa'da sattığı şehir otobüslerinin %50'si elektrikli modellerden oluştu.

Mercedes-Benz Türk’ün Karbon Emisyonunu Azaltan Projesine Ödül Haber

Mercedes-Benz Türk’ün Karbon Emisyonunu Azaltan Projesine Ödül

Mercedes-Benz Türk’ün otobüs geliştirme ekibi, Daimler Truck AG’nin düzenlediği “2026 Green Mover Award” yarışmasında, otobüs üretim sürecinde petrol bazlı yapıştırıcıları ortadan kaldırarak karbon emisyonlarını azaltan tekstil bazlı tavan kaplaması uygulaması ile ‘Yeşil Ürünler’ kategorisinde ödüle layık görüldü. Mercedes-Benz Türk Ar-Ge Merkezi Yeni Nesil Otobüs Projeleri Karoser ve Dış Tasarım Geliştirme Grup Müdürü Mustafa Çolak, Birim Müdürü Erdal Sezer ile proje mühendisleri Berkay Balcı, Vadi Erdem, Ümit Arman, ödüllerini 28 Ocak tarihinde Stuttgart’ta gerçekleştirilen törenle aldılar. İklim ve çevre sorumluluğunu operasyonel ve ticari hedeflerle birleştirerek çalışanlar tarafından geliştirilen projeleri ödüllendiren Green Mover Award yarışmasında bu yıl 107 proje yarıştı. Araç tavanlarında daha az karbon salımı sağlayan yeni nesil tekstil kaplama Ödül alan uygulama, 2024 yılından itibaren Mercedes-Benz eCitaro elektrikli otobüslerde kullanılmaya başlandı. Geliştirme çalışmaları kapsamında, daha önce alüminyumdan üretilen tavan kaplaması, özel bir tekstil bazlı malzemeyle değiştirildi. Bu değişiklikle eCitaro otobüsleri için kaynak verimliliği yüksek, yeni bir tavan kaplama konsepti geliştirildi. Bu dönüşüm sayesinde tavan kaplaması daha hafif bir yapıya kavuşurken, araç ağırlığının azalması, yakıt tüketimi ve enerji verimliliği açısından önemli kazanımlar sağlıyor. Yıllık 250 ton karbondioksit eşdeğeri emisyon azaltımı sağlayan bu uygulama, aynı zamanda üretim sürecinde sağladığı 72 bin metreküp su tasarrufu ve 6 milyon megajul (MJ) daha düşük enerji tüketimi ile sürdürülebilir üretim hedeflerini destekliyor. Yapıştırıcı işleminin ortadan kaldırılması ile üretilebilirlik sürecini daha da iyileştirirken, işlem karmaşıklığını azaltıyor ve geri dönüştürülebilirliği artırıyor. Proje, sürdürülebilirliği ve verimliliği artırarak, yüksek performans standartlarını korurken yeşil mobiliteyi ve çevre korumasını destekliyor. Türkiye’den dünyaya mühendislik çözümleri Mercedes-Benz eCitaro’nun Ar-Ge çalışmalarını yürüten Mercedes-Benz Türk Ar-Ge Merkezi, mevcut güncellemeler ve geliştirme faaliyetlerini de gerçekleştirmeye devam ediyor. Almanya’da üretimi devam eden Mercedes-Benz eCitaro’nun iç donanım, karoseri, dış kaplamalar, elektrik altyapısı, diagnoz sistemleri, yol testleri ve donanımsal dayanıklılık testleri gibi kapsamları Mercedes-Benz Türk İstanbul Ar-Ge Merkezi sorumluluğunda yürütülüyor. Proje kapsamındaki geliştirmeler de Mercedes-Benz Türk ekiplerinin yol testleri, dayanıklılık ve Hydropuls testleri de dahil olmak üzere kapsamlı Ar-Ge faaliyetlerinden sonra uygulandı. Mercedes-Benz Türk Ar-Ge Merkezi, sahip olduğu yetkinlik ve global sorumluluklarıyla sürdürülebilirlik vizyonuna Türkiye’den dünyaya sağladığı mühendislik çözümleri ile katkı sağlamaya devam ediyor.

Scania, İthal Çekici Pazarında 2025 Yılında da Lider Haber

Scania, İthal Çekici Pazarında 2025 Yılında da Lider

İthal çekici segmentinde liderliğimizi sürdürüyoruz. Scania Satış Müdürü Bayazıt Canbulat, 2025 yılı performansını ve 2026 hedeflerini şöyle değerlendirdi, “2025 yılı, bizim için başarılı geçti. Toplam 2 bin 613 adetlik satış ve yüzde 8,1 pazar payı ile genel pazarda 4. sırada yer alırken, ithal çekici segmentinde liderliğimizi sürdürdük. Bu başarıda ürünlerimizin düşük yakıt tüketimi, güçlü ikinci el değeri ve yüksek performansı kadar, müşterilerimize sunduğumuz bütüncül çözümler de belirleyici oldu” dedi. Canbulat "2026 yılında 16 ton ve üzeri pazarın 30.000 adet ve üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Biz de Scania olarak ithal çekici segmentindeki liderliğimizi korumayı ve toplam pazardaki konumumuzu daha yukarı taşımayı hedefliyoruz. Uygun finansman çözümleri, yaygın servis ağımız ve dijital altyapımızla müşterilerimizin operasyonel verimliliğini artırmaya devam edeceğiz” şeklinde açıkladı. Canbulat ayrıca, Dynamic modellerin daha zengin donanım seviyeleri ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle müşterilerle buluşmaya başladığını ifade etti. Tüm Scania çekicilerin bakım hediyeli olarak müşterilere sunulduğunu aktaran Canbulat, müşterilerimizin tercihlerinde satış sonrası hizmetler ve yedek parça süreçlerindeki yüksek memnuniyet seviyesinin çok etkili olduğunu aktardı. “Bakım kontratları marka bağlılığını güçlendiriyor” Servis ve Bakım Kontratları Müdürü Suna Türk Tuzcuoğlu “2025 yılı satış sonrası hizmetler alanında büyüme odaklı ve oldukça verimli geçti. 13.102 araç aktif bakım kontratı kapsamında yer alırken, Scania araç parkının yüzde 73’ü bakım anlaşmalı olarak hizmet aldı. 5 bin 200 adet bakım kontratı hayata geçirdik ve bir önceki yıla göre yenilenen kontratlarda yüzde 41’lik artış yakaladık. Bu büyümede özellikle kontrat süresi sona yaklaşan araçlara sunduğumuz ilave anlaşma imkânı bu büyümede önemli rol oynadı” dedi. Türk Tuzcuoğlu temel önceliklerinin müşterilerine kesintisiz hizmet sağlamak ve operasyonel sürekliliği güvence altına almak olduğunun altını çizdi. Sıfır araçlarla birlikte sunulan Plus bakım paketleri ve uzatılmış garanti seçenekleri, ilk günden itibaren kapsamlı güvence sağlarken; tüm araçlara 1 ile 4 yıl arası esnek bakım anlaşmaları ile operasyonel ihtiyaçlara çözüm sunuyor. Düzenli bakım ve yetkili servis geçmişi, Scania’nın güçlü ikinci el değerini destekleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Scania Bakım kontratları öngörülebilir maliyet yapısı, uzman teknisyen desteği ve orijinal parça güvencesinin müşterilere risk almadan operasyonlarının sürekliliğini güvence altına alma imkânını sunmaktadır. Servis Ağı Genişliyor Scania Satış Sonrası Hizmetler Müdürü Onur Yereşer ise, 2025’in operasyonel yatırımların karşılığının alındığı bir yıl olduğunu belirterek şunları söyledi “Müşteri memnuniyeti sonuçlarımız bizi tatmin eden seviyelerde gerçekleşti. Servis gelirlerimiz ve araç girişlerimiz üst üste dördüncü yılda da artış gösterdi. 2025 yılında servislerimize 20.000’in üzerinde müşterimiz giriş yaptı. Bu müşterilerimize 80.000 adede yakın iş emri açıldı. Tüm Türkiye çapında yetkili servislerimizin kapasite kullanım oranları yüzde 80 seviyesine yaklaştı. Kocaeli Mertrucks ve Denizli Evci yetkili servislerinin faaliyete geçmesinin ardından bugün 20 yetkili servis noktası ile hizmet veriyoruz. 2026 yılında servis ağımızı daha da genişletmeyi planlıyoruz.” Yereşer, Scania yetkili servislerinin tüm regülasyonlara uyumlu ve yüksek kalite standartlarında hizmet sunacak şekilde yapılandırılmış, stratejik olarak konumlandırılmış merkezler olduğunu vurguladı. Ayrıca global ölçekteki bir araştırma firması tarafından gerçekleştirilen ağır ticari araç raporlarına göre de servis kalitesini tescillediğini belirtti. Ürün Portföyünde Stratejik Genişleme Scania Pazarlama Müdürü Ozan Akbal, 2025 yılında Doğuş Otomotiv’in çatısı altında bulunan bütün ağır ticari araç markalarıyla birlikte müşterilerinin tüm ihtiyaçlarına cevap verdiklerini belirterek, 2026 yılında da çoklu marka yapısıyla müşterilerine uçtan uca çözüm sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Akbal, kamyon segmentinde ürün portföyünü genişleterek pazar payını artırmayı planladıklarını da ifade ederek “İnşaat segmentinde hazır beton, damper ve mobil vinç uygulamalarına yönelik, müşteri ve pazar beklentilerini karşılayan eksiksiz ve iddialı bir standart ürün portföyü oluşturduk. Özellikle inşaat, yol ve kamu kamyonlarındaki yeni ürün gamımızla müşteri beklentilerine fazlasıyla cevap vereceğiz. Orta vadede kamyon satışlarımızın toplam satışlar içindeki payını yüzde 20 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. Ozan Akbal, Scania sürdürülebilirlik vizyonunu ise şu sözlerle özetledi; “Sürdürülebilir taşımacılığı yalnızca ürün geliştirme perspektifiyle değil, yetkili satıcı ve servis yapılanmamızdan eğitim yatırımlarımıza kadar bütünsel olarak ele alıyoruz. Teknik insan kaynağını güçlendirmek amacıyla eğitim yatırımlarımız sürüyor. Konya’nın ardından 2025 yılında Bolu’da ikinci Scania Eğitim Sınıfı faaliyete geçti. 2025 yılında müşteri eğitimlerini de odağımıza alarak 127 farklı müşteriden yaklaşık 900 sürücüye Ekonomik ve Güvenli Sürüş Eğitimleri verildi. Program kapsamında araç verileri analiz edilerek sürüş alışkanlıklarının iyileştirilmesi, yakıt tasarrufu ve trafik güvenliğinin artırılması hedeflendi. Eğitim programlarımızı 2026 yılında daha da yaygınlaştırmayı arzuluyoruz” dedi. Scania, 2026 yılında güçlü ürün portföyü, sürdürülebilirlik yatırımları, dijital çözümleri ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla hem çekici hem de kamyon segmentinde büyümesini sürdürmeyi hedefliyor.

Mercedes-Benz Türk, İlk Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatını Medcem Çimento’ya Gerçekleştirdi Haber

Mercedes-Benz Türk, İlk Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatını Medcem Çimento’ya Gerçekleştirdi

Mercedes-Benz Türk, ağır ticari araç sektöründe önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Şirket, uzun yol taşımacılığı için “Şarjı Tam, Geleceğe Hazır” vizyonuyla geliştirilen batarya elektrikli çekici modeli Mercedes-Benz eActros 600’ün Türkiye’deki ilk teslimatını Medcem Çimento’ya gerçekleştirdi. Teslimat töreni, Medcem Çimento’nun Mersin Silifke’de bulunan üretim tesisinde düzenlendi. Teslim edilen Mercedes-Benz eActros 600, Medcem Çimento Fabrikası’ndan Medcem Port Limanı’na uzanan hatta kullanılacak ve buradan gerçekleştirilen ihracat operasyonlarında görev alacak. Avrupa’nın en büyük çimento fabrikası olan Medcem Çimento Fabrikası’nın operasyonlarında kullanılacak olan araç, sanayide elektrikli taşımacılığın uygulanabilirliğini somut şekilde ortaya koyacak. Mercedes-Benz eActros 600, Türkiye’de satışı gerçekleşen ilk uzun menzilli elektrikli çekici olma özelliğini taşıyor. Bu yönüyle Medcem Çimento’ya teslimatı gerçekleşen araç, sanayi ve ihracat odaklı lojistik operasyonlarda elektrikli taşımacılığın yaygınlaşması açısından önemli bir referans niteliği oluşturuyor. Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, teslimatla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Mercedes-Benz eActros 600 ile uzun yol taşımacılığında elektrikli dönüşüm için yeni bir sayfa açıyoruz. Türkiye’deki ilk Mercedes-Benz eActros 600 teslimatımızı, ihracat operasyonlarıyla öne çıkan büyük ölçekli bir sanayi kuruluşu olan Medcem Çimento’ya gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Doğuştan elektrikli mimarisi, uzun menzili ve dayanıklı batarya teknolojisiyle Mercedes-Benz eActros 600, sadece çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda operasyonel verimlilik açısından da güçlü bir alternatif sunuyor. Bu teslimatın, sanayide elektrikli taşımacılığın yaygınlaşması açısından önemli bir referans olacağına inanıyoruz.” Medcem Çimento Grubu CEO’su Mehmet Ali Ceylan ise iş birliğiyle ilgili olarak: “Medcem Çimento olarak sürdürülebilirlik, verimlilik ve dijitalleşme odağımız doğrultusunda lojistik operasyonlarımızda çevreci çözümlere yönelmeye büyük önem veriyoruz. Mercedes-Benz eActros 600’ü, Silifke’deki üretim tesisimiz ile liman arasındaki taşımacılık hattında aktif olarak kullanarak elektrikli taşımacılığın operasyonel performansını sahada yakından gözlemleyeceğiz. Bugün teslim aldığımız Mercedes-Benz eActros 600, önümüzdeki dönemde filomuzu elektrikli araçlarla genişletmeye yönelik planlarımız açısından önemli bir başlangıç niteliği taşıyor. Mercedes-Benz Türk ile iş birliğimizin önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam edeceğine inanıyoruz.” dedi. Uzun yol taşımacılığı için doğuştan elektrikli çözüm Mercedes-Benz eActros 600, baştan sona elektrikli olarak tasarlanan “doğuştan elektrikli” bir çekici olarak öne çıkıyor. Elektrik motorlu aks (eAxle) teknolojisi sayesinde gücünü doğrudan tekerleklere ileten araç, uzun yol taşımacılığı için yüksek verimlilik sunuyor. Tam yüklü koşullarda 500 kilometreye varan* menziliyle şehirler arası ağır yük taşımacılığına uygun olan eActros 600, 600 kWh kapasiteli LFP bataryalarıyla 10 yıl veya 1,2 milyon kilometreye kadar batarya ömrü sağlıyor. Müşteri Odaklı, Veriye Dayalı Satış Süreci Bu satış sürecinin en önemli unsurlarından biri, Mercedes-Benz Türk’ün müşteri odaklı ve veriye dayalı satış yaklaşımı oldu. İlk temas anından itibaren Medcem Çimento’nun operasyonunda kullanılacak rota, yük profili, hava koşulları ve topoğrafik veriler detaylı şekilde analiz edilerek simülasyon araçları üzerinden değerlendirildi. Bu şeffaf analiz süreci sayesinde araç ile sağlanacak operasyonel verimlilik önceden ortaya kondu ve elektrikli taşımacılığa geçiş konusunda güvene dayalı bir karar süreci oluşturuldu. Mercedes-Benz Türk ile Medcem Çimento arasında gerçekleştirilen ilk doğrudan iş birliği olma özelliğini taşıyan teslimat aynı zamanda elektrikli ağır ticari araçların sanayi ve ihracat odaklı operasyonlardaki potansiyelini ortaya koyan önemli bir başlangıç niteliği taşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.