Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

IVECO BUS CROSSWAY Low Entry ELEC,  ‘Uluslararası Sürdürülebilirlik Ödülü 2026’nın Sahibi Oldu Haber

IVECO BUS CROSSWAY Low Entry ELEC, ‘Uluslararası Sürdürülebilirlik Ödülü 2026’nın Sahibi Oldu

IVECO BUS, daha önce 2021 yılında CROSSWAY ve CROSSWAY Low Entry Natural Power, 2024 yılında ise E-WAY H2 modelleriyle aynı ödüle layık görülmüştü. 2013 yılından bu yana iki yılda bir verilen “Uluslararası Sürdürülebilirlik Ödülü”; ekonomik performans, sosyal sorumluluk ve çevresel sürdürülebilirliği başarıyla bir araya getiren şirketleri ödüllendiriyor. Ödül, Bus2Bus Fuarı öncesinde Berlin’de düzenlenen törende, IVECO Deutschland AG- IVECO BUS İşletme Direktörü Yves Nax’a takdim edildi. Şehirler Arası ve Şehir İçi Kullanım İçin Emisyonsuz Çözüm CROSSWAY Low Entry ELEC, 12 ve 13 metrelik versiyonlarıyla hem şehir içi (Sınıf I) hem de şehirler arası (Sınıf II) kullanım ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Alçak girişli ön tasarımı sayesinde yolcu akışını kolaylaştıran araç, oturan ve ayakta yolcu dengesinin önemli olduğu hatlar için optimize edilmiş bir yapı sunuyor. 230 kW gücündeki merkezi elektrik motoru ve 485 kWh kapasiteye kadar ulaşabilen yüksek enerji yoğunluklu NMC bataryalarıyla donatılan model, yaklaşık 400 kilometreye varan menzil sağlıyor. Sessiz ve tamamen emisyonsuz yapısıyla sera gazı salımlarını, hava kirleticilerini ve gürültü seviyesini önemli ölçüde azaltan CROSSWAY Low Entry ELEC, hem yolcular hem de şehir sakinleri için yaşam kalitesine katkıda bulunuyor. Araç, Bus2Bus fuarında Salon 27, 260 numaralı IVECO BUS standında sergileniyor. Elektrifikasyon Sürecinde Kapsamlı Çözüm Ortaklığı IVECO BUS, yalnızca araç üreticisi olmanın ötesine geçerek; yerel yönetimler ve toplu taşıma operatörleri için elektrifikasyon süreçlerinde kapsamlı çözümler sunan bir iş ortağı olarak konumlanıyor. CROSSWAY Low Entry ELEC, bu yaklaşımın somut bir örneğini oluşturuyor. Model, operatörlerin operasyonel, ekonomik ve sürdürülebilirlik hedeflerine uygun olarak geliştirilen “Energy Mobility Solutions” kapsamındaki uzmanlıkla destekleniyor. Araç ayrıca, IVECO’nun tüm modellerinde sunduğu IVECO ON bağlantılı hizmetlerle donatılıyor. Bu sistem sayesinde gerçek zamanlı izleme, operasyonel optimizasyon ve filo verimliliğinde sürekli iyileştirme mümkün hale geliyor. IVECO BUS Avrupa Ticari Operasyonlar Başkanı Giorgio Zino konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “CROSSWAY Low Entry ELEC ile elektromobilite alanındaki uzmanlığımızı bir kez daha tescilleyen bu ödülü almaktan büyük gurur duyuyoruz. IVECO BUS olarak, yüzde 100 elektrikli mobilite çözümleri ve entegre hizmetlerden oluşan kapsamlı ekosistemimizle, toplu taşıma paydaşlarının enerji dönüşümünü somut ve sürdürülebilir biçimde gerçekleştirmelerine destek oluyoruz.”

Anadolu Isuzu, BUS2BUS 2026’da Yeni Nesil Novociti Volt’u Tanıttı Haber

Anadolu Isuzu, BUS2BUS 2026’da Yeni Nesil Novociti Volt’u Tanıttı

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, 15–16 Nisan 2026 tarihlerinde Berlin’de düzenlenen BUS2BUS Fuarı’nda, “Geleceğin Mobilitesi” vizyonu doğrultusunda geliştirdiği Novociti Volt 2. Nesil modelini sergiledi. İki yılda bir gerçekleştirilen ve otobüs endüstrisinin önemli buluşmaları arasında yer alan BUS2BUS’ta Anadolu Isuzu, %100 elektrikli Novociti Volt platformunun geliştirilmiş versiyonu olan bu modeliyle çevreci ulaşım çözümlerini uluslararası platforma taşıdı. Yeni nesil Novociti Volt sürdürülebilirlik, verimlilik ve konforu bir arada sunuyor Çevre dostu ulaşım çözümlerine odaklanan Anadolu Isuzu, elektrikli araç alanındaki yetkinliğini yeni nesil ürünlerle güçlendirmeyi sürdürüyor. Avrupa’da özellikle yerel yönetimlerin yoğun ilgi gösterdiği Novociti Volt platformu üzerine geliştirilen yeni nesil Novociti Volt, şehir içi ulaşımda sürdürülebilirlik, verimlilik ve konforu bir arada sunuyor. Dar şehir sokakları ve orta yoğunluklu hatlar için optimize edilen model, artırılmış yolcu konforu, geliştirilmiş enerji verimliliği ve güçlü şarj altyapısıyla öne çıkıyor. Yeni nesil Novociti Volt, 211 kWh ve 268 kWh kapasiteli batarya seçenekleriyle şehir içi ulaşımda sessiz ve verimli bir sürüş deneyimi yaşatıyor. Bu bataryalar tek şarjla 400 km'ye kadar menzil sağlarken, 270 kW güç ve 2500 Nm tork üreten motoru besleyerek yüksek performans sunuyor. Geleceğin ulaşımı BUS2BUS’ta ele alındı BUS2BUS, Messe Berlin ve Almanya’da yaklaşık 3.000 özel otobüs işletmecisini temsil eden Alman Otobüs ve Otobüs İşletmecileri Birliği (BDO) tarafından düzenleniyor. 19 ülkeden 140’tan fazla şirketin katılımıyla gerçekleştirilen BUS2BUS 2026’da şehir içi ve şehirler arası ulaşımın geleceğine dair yenilikçi yaklaşımlar paylaşıldı. Otobüs üreticileri ve tedarikçilerin en yeni ürün ve teknolojilerini sergilediği fuarda, bu yıl özellikle dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeni nesil mobilite çözümleri öne çıktı.

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor Haber

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor

TEMSA; düzenlediği Tedarikçi Buluşması’nda kalite, yeni projeler, risk yönetimi, rekabetçilik, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve iş birliği başlıkları altında şekillenen yol haritasını iş ortaklarıyla paylaştı. Tedarik zinciri alanında güçlü ekosistem ve ortak değer yaratma unsurlarının ön plana çıktığı etkinlikte, TEMSA’nın gelecek dönem stratejisi de detaylı şekilde ele alındı. Buluşmada, TEMSA CEO’su Evren Güzel’in yanı sıra Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tunçbilek, Ar-Ge ve Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Caner Sevginer ile Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür gerçekleştirdikleri sunumlarla şirketin operasyonel yapısı, teknoloji vizyonu ve tedarik zinciri stratejisine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. “Rekabet artık tedarik zincirleri arasında yaşanıyor” Günümüzde rekabet koşullarının artık marka ve ürünlerin ötesine geçtiğini belirten TEMSA CEO’su Evren Güzel, etkinlikte yaptığı konuşmada: “Rekabet artık yalnızca markalar ve ürünler arasında yaşanmıyor; güçlü ve entegre tedarik zincirlerinin birbirleriyle olan rekabeti ve ekosistemler arasında şekilleniyor. Müşterilerimizin ortak beklentisi güvenli, kaliteli ve rekabetçi çözümler sunmamız. Küresel rekabette güçlü tedarik zincirine sahip olmayan firmaların başarılı olacağına olasılık vermiyoruz. Bu anlamda TEMSA’nın en güçlü yönlerinden biri, uçtan uca tedarik zinciri yönetimine sahip olması. Bugün TEMSA, döviz bazında çift haneli büyüme kaydeden, Avrupa ve Türkiye’de kendi tarihinin en yüksek otobüs satış adetlerine ulaşan, ciro ve ihracatta rekorlar kıran bir marka konumunda. Bu başarı; kurduğumuz stratejik iş ortaklıkları, güçlü iş birlikleri ve global ekosistemimiz sayesinde mümkün oldu. Gelecek hedefimiz ise; esnek ve çeşitli bir ürün portföyü, kıtalar arasında güçlü ayak izi ile TEMSA’yı küresel ölçekte 1 milyar dolarlık ciroya sahip ‘Tercih Edilen Mobilite Markası’ haline getirmek” ifadelerini kullandı. “Hedefimiz zirve ve zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız” 2025 yılını başarılı sonuçlarla tamamladıklarını vurgulayan Evren Güzel, TEMSA tarihinin en güçlü satış ve üretim performansına ulaştıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılı gibi zorlu koşulların yaşandığı bir dönemde, konsolide ciromuzu geçtiğimiz yıla göre döviz bazında yüzde 10 artırarak 554 milyon dolar seviyesine taşıdık. Türkiye’de büyümemizi sürdürürken, Avrupa’daki öncelikli pazarlarımızda yeni satış rekorlarına imza attık. Bir önceki yıla göre döviz bazında yüzde 7’lik artışla ihracatımızı 316 milyon dolara ulaştırdık. Zorlu faaliyet ortamına rağmen tüm bunları müşteriyi odağa alan küresel büyüme stratejimiz, operasyonel mükemmeliyet anlayışımız ve kurduğumuz stratejik iş birlikleri ile başardık. Bu başarı hikayesinde bizimle yol alan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yıl ve devamında da hızlı büyümemizi sürdürmeye odaklandık. Hedefimiz zirve diyoruz ve bu zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız.” Yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor Yurt içinde 20 şehirde 270, yurt dışında ise 24 ülkede 150 tedarikçisi bulunan TEMSA’nın, yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor. Asya’dan Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada güçlü bir tedarikçi ekosistemini yöneten TEMSA; özellikle yapay zekâ ve dijitalleşme yatırımlarıyla tedarik zincirinde sürdürülebilirlik, maliyet optimizasyonu ve risk yönetimini odağına alarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. Tedarikçi performansında da iyileşme sağlayan TEMSA, 2024 yılında 77,15 olan ortalama performans skorunu 2025 yılında 81,15’e yükseltti. TEMSA, tüm projelerde tedarikçilerini tasarım ve planlama aşamasından itibaren sürece dahil ediyor. Bu yaklaşım, maliyet ve lojistik yönetiminde rekabet avantajı sağlarken, krizlere hazırlıklı bir ekosistem oluşturarak sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları ise veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirirken, sürdürülebilirlik ve yeşil tedarik kriterleri, uzun vadeli değer yaratmayı destekliyor. Kalite ve sürdürülebilirlikte “yeşil satınalma” anlayışı TEMSA, sürdürülebilirlik alanında elde ettiği global başarılarla da tedarik zinciri alanında öncü bir konumda yer alıyor. Şirketlerin çevre, işçi ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarikalanlarındaki performansını değerlendiren uluslararası EcoVadis platformunun 2025 değerlendirmesinde 78 puanla dünya genelinde en iyi yüzde 6’lık dilimde yer alan TEMSA'nın, Sürdürülebilir Tedarik Puanı ise geçtiğimiz yıllara kıyasla %92,5 yükseldi. CDP (Carbon Disclosure Project) değerlendirmelerinde hem İklim Değişikliği hem de Su Güvenliği alanlarında A Listesi’ne girerek küresel liderler arasında konumlandı. Aynı zamanda CDP tarafından gerçekleştirilen Tedarikçi İlişkileri Değerlendirmesinde, üst üste üçüncü kez A Listesi’nde yer alarak global liderler arasındaki konumunu korumaya devam etti. Önümüzdeki dönemde de TEMSA, tedarikçi seçiminde kalite ve çevresel sürdürülebilirlik kriterlerini öne çıkaran “yeşil satınalma” yaklaşımıyla faaliyetlerine devam edecek.

MAN Truck & Bus’tan  Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım Haber

MAN Truck & Bus’tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım

MAN Truck & Bus SE, Avrupa genelindeki satış ve servis ekosistemini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir yatırım çalışması açıkladı. 2030 yılına kadar tamamlanacak 300 milyon Euro’luk bu program; yeni merkezlerin inşasından mevcut lokasyonların teknolojik modernizasyonuna, bölgesel erişilebilirliğin optimize edilmesinden servis kalitesinin daha da yükseltilmesi ve ağın elektrikli mobiliteye tam uyumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor. Yıl başında duyurulan “MAN2030+” programıyla maliyet verimliliğini artıran MAN, elde edilen kaynakla da büyüme ve inovasyon alanlarında daha güçlü yatırımlar gerçekleştiriyor. Avrupa genelinde yaklaşık 1.200 lokasyonda 7.000 kişilik dev bir ekiple hizmet veren MAN, müşterilerine 7 günü 24 saat kesintisiz destek sunuyor. Ayrıca 2.000’den fazla servis merkezi ve iş ortağı, MAN Mobile24 arıza ve mobilite hizmeti aracılığıyla da müşterileri için operasyonel devamlılık sağlıyor. MAN’dan, Türkiye’deki servis ağına 8 milyon Euro’luk yatırım MAN’ın Türkiye’deki servis ve satış ağı ise bu stratejik yatırım programının önemli bir parçasını oluşturuyor. MAN’ın halihazırda Türkiye genelindeki 33 adet servis ve satış noktasında yaklaşık 1000 çalışan görev yapıyor. MAN, Avrupa’daki yatırım atağı kapsamında Türkiye’de yaklaşık 8 milyon Euro tutarında servis yatırımı yapmayı planlıyor. Bu yatırımla Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni servis noktalarının devreye alınması hedefleniyor. Friedrich Baumann: “Güçlü marka, güçlü servis ağı gerektirir” MAN Satış ve Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Friedrich Baumann, şirketin yeni servis yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi: “Güçlü bir marka, güçlü bir hizmet ağına ihtiyaç duyar. Biz buna sahibiz ve şimdi bunu daha da ileri taşıyoruz. Satış ekiplerimizin yanı sıra servislerimiz de müşterilerimiz için markamızın en önemli temsilcileridir. Bu ağı daha da genişletmek için önümüzdeki yıllarda bu alana yoğun yatırım yapacağız. Ürün, hizmet ve kaliteyi bir araya getiren yaklaşımımız, yeni rakiplerin ortaya çıktığı bir dönemde bizi daha da farklılaştıracak. Amacımız, sürdürülebilir bir oyuncu olarak konumumuzu daha da güçlendirmek.” “Hedefimiz Avrupa’da 30 dakikada servise erişim” Baumann sözlerini şöyle sürdürdü: “Ticari araç sektörü, binek otomobil pazarına kıyasla çok daha karmaşık ve hizmet yoğun bir yapıya sahiptir. Araçların günlük kullanılabilirliği müşterilerimizin iş sürekliliği açısından kritik önemde olduğundan müşterilerimize yakın olmak ve birinci sınıf hizmet sunmak büyük önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde müşterilerin servis noktalarına ulaşmak için katetmesi gereken mesafeleri daha da kısaltacağız. Hedefimiz Avrupa’da, müşterilerimizin yaklaşık yüzde 80’inin en yakın MAN servis noktasına 30 dakikadan daha kısa sürede ulaşabilmesini sağlamak. 2030 yılına kadar da Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya ve Türkiye gibi pazarlarda bu erişim seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz. Lojistik gereksinimlerinin yüksek olduğu bölgelerde yeni servis üsleri oluşturmak da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ülkelerde yılda ortalama yedi yeni şube devreye alıyoruz.” Yatırımın üçte biri e-mobilite ve dijitalleşmeye Geleceğin taşımacılık teknolojilerine hazırlanan MAN, satış ve servis noktalarını sürdürülebilir mobiliteye uyumlu hale getirmek için kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. 2026 yılına kadar mevcut satış ve servis noktalarının üçte ikisinin e-mobiliteye hazır hale getirilmesi amaçlanıyor. Toplam yatırımın yaklaşık 100 milyon Euro’luk bölümü, doğrudan e-mobilite ve dijital dönüşüm çalışmalarına ayrılıyor. Bu kapsamda Avrupa genelinde satış temsilcilerinden yüksek gerilim teknisyenlerine kadar yaklaşık 8.000 çalışan, e-mobilite alanında kapsamlı eğitim programlarından geçiriliyor. Bu çerçevede Almanya, İspanya, Belçika, Avusturya ve İtalya’da faaliyet gösteren batarya onarım merkezlerinin 2030 yılına kadar tüm Avrupa pazarlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor. Ayrıca enerji şirketi E.ON ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Avrupa genelinde 125’i Almanya’da olmak üzere toplam 170 lokasyonda 400’e kadar halka açık şarj noktasının kurulması da bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor. Bununla birlikte sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda servis noktalarının altyapısını dönüştürmeyi sürdüren MAN, özellikle fotovoltaik enerji sistemleri, LED aydınlatma çözümleri ve modern ısıtma sistemleriyle enerji verimliliğinin artırıyor. Aynı zamanda servis süreçlerinin dijitalleşmesini de hızlandıran MAN, iPad tabanlı sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalarla daha yüksek verimlilik ve şeffaflık sunuyor.

Brisa 2025’te Verimlilik Odağını Korudu,  Yüksek Katma Değerli Segmentte Büyümesini Sürdürdü Haber

Brisa 2025’te Verimlilik Odağını Korudu, Yüksek Katma Değerli Segmentte Büyümesini Sürdürdü

Brisa, 1 Ocak 2025- 31 Aralık 2025 dönemine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin cirosu 41,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Verimlilik artışının yanı sıra uygulanan disiplinli maliyet ve gider yönetimi etkisiyle 2025 yılında 5,4 milyar TL seviyesinde FAVÖK elde edilirken, FAVÖK marjı ise %13,2 seviyesinde gerçekleşti. Yılın ikinci yarısında hayata geçirilen operasyonel ve finansal iyileştirme adımları sayesinde, regülasyon değişikliklerinin yarattığı olumsuz etkiye rağmen ikinci yarı net kârla tamamlandı. Ancak ilk yarıdaki zararın etkisiyle, yıl geneli sonuçları bu performansa paralel bir seviyede gerçekleşti. Özellikle son çeyrekte görülen güçlü nakit yaratımı ve gelecek odaklı, kontrollü sabit kıymet yatırım harcamalarının etkisiyle 5,6 milyar TL seviyesinde serbest nakit akış yaratıldı. Uygulanan çevik finansman aksiyonlarının da etkisiyle borçluluk seviyesi azaltılarak, 2025 yılı 0,8x seviyesinde Net Borç/FAVÖK oranıyla kapatıldı. Brisa CEO’su Vecih Yılmaz, 2025 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2025 yılı, lastik sektöründe pazar ve müşteri beklentilerinin dönüştüğü, küresel ve yerel ekonomik koşulların talep üzerinde dalgalanmalar yarattığı bir yıl oldu. Bu süreçte stratejik odağımızı koruyarak teknoloji yatırımlarımıza ve yüksek katma değerli ürün segmentine odaklandık. Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarımızla hem operasyonel verimliliğimizi destekledik hem de uzun vadeli rekabetçiliğimizi güçlendirdik. Brisa’nın güçlü temelleri ve stratejik öncelikleri doğrultusunda finansal disiplin ve operasyonel verimlilik yaklaşımımızı sürdürüyoruz. 2026 yılında daha dengeli talep koşullarında attığımız stratejik adımların katkısını daha net görmeyi bekliyoruz.” Premium segment odağıyla büyüme 2025 yılı boyunca Ar-Ge yatırımlarını sürdüren Brisa, 68 yeni ürünü pazara sundu. Yüksek jantlı ve elektrikli-hibrit araçlara uyumlu ürünlerle premium segmentte pazar payı artışı sağladı. Aksaray fabrikasında devreye alınan yeni üretim teknolojileri ve kalite sertifikasyonlarıyla iki üretim tesisi de küresel OEM standartlarıyla uyumlu hale gelerek yüksek katma değerli üretim altyapısı desteklendi. Brisa, uluslararası pazarlarda Lassa markasıyla büyümesini sürdürürken Türkiye lastik sektöründeki ihracat liderliği konumunu korudu. Ayrıca uzun vadeli büyüme hedefleri doğrultusunda perakende yatırımlarıyla küresel varlığını güçlendirdi. Hizmet ağında genişleme Brisa, entegre mobilite çözümlerinde büyümeyi sürdürdü. Arvento markasıyla aktif cihaz sayısı 840 binin üzerine çıkarken, 242 bin araçlık filo parkına dijital takip ve lastik yönetimi hizmeti sunuldu. Türkiye genelinde 157 noktaya ulaşan hızlı bakım servis ağı ile müşterilere sunulan hizmet kapsamı genişletildi. Önümüzdeki dönemde de stratejik hedefler doğrultusunda müşteri deneyimine odaklanan çözümlerin yaygınlaştırılması, özellikle filo müşterilerinin toplam satın alma ve operasyon maliyetlerini optimize etmeye odaklanan veri temelli çözümler üzerinden iş birliklerinin artırılması hedefleniyor.

Kıta Logistics’ten Yeşil Lojistik ve Dijital Dönüşümde Güçlü Hamle: 600 Milyon TL’lik Stratejik Yatırım Haber

Kıta Logistics’ten Yeşil Lojistik ve Dijital Dönüşümde Güçlü Hamle: 600 Milyon TL’lik Stratejik Yatırım

Yeni yatırım kapsamında devreye alınan antrepo ve depolarda sürdürülebilirlik odağı yalnızca bir yaklaşım değil, operasyonel tasarımın temel unsuru haline getirildi. Yenilenebilir enerji sistemleriyle desteklenen tesislerde çatı üstü güneş panelleri aracılığıyla enerji üretimi sağlanırken, enerji tasarruflu aydınlatma altyapıları, depo içi geri dönüşüm uygulamaları ve çevre dostu ambalaj çözümleri entegre bir yapı içinde kurgulandı. Lityum iyon forklift teknolojisine geçişle birlikte hem enerji verimliliği hem de iş güvenliği standartları yükseltildi. Bu teknolojideki Forklift sayısı 24’e çıktı. Süreç optimizasyonu çalışmalarıyla kaynak kullanımı daha verimli hale getirilirken, elektrik ve yangın güvenliği alanında kurulan akıllı sistemler operasyonel sürekliliği güçlendiren kritik bir rol üstlendi. Sürdürülebilir taşımacılık hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen filo gençleştirme yatırımı da dönüşümün önemli ayaklarından biri oldu. Bu kapsamda 31 adet yeni nesil Ford Trucks Gen 2 araç filoya katıldı. Araçların tamamının Euro 6 emisyon standardında olması sayesinde yakıt tüketimi ve karbon salımında kayda değer iyileşmeler hedeflenirken, operasyonel verimlilik ve çevresel performans birlikte ele alındı. Kıta Logistics, karbon ayak izi yönetiminde de yeni bir aşamaya geçti. Karbon ayak izi hesaplamalarının artık şirketin kendi iç kaynaklarıyla gerçekleştirilebilmesi sayesinde süreçler hız kazanırken, karar mekanizmaları daha güçlü veri setleriyle beslenmeye başladı. Bu yetkinlik, karbon azaltım stratejilerinin daha etkin planlanmasına ve sürdürülebilirlik performansının ölçülebilir biçimde yönetilmesine olanak sağlıyor. Şirket, ISO 14064-1 Kurumsal Karbon Ayak İzi Hesaplama Belgesi için denetim öncesi hazırlık çalışmalarını da eş zamanlı olarak sürdürüyor. Marka; Kara yolu özmal ve Deniz yolu ile taşınan tüm yüklerindeki emisyon miktarını müşterileriyle paylaşabiliyor. Hava yolu ile ilgili ölçümleri ise yapmak ve paylaşmak üzere gereken hazırlıkları planlıyor. Dijital dönüşüm programı kapsamında satış, pazarlama ve satın alma süreçleri akıllı otomasyon sistemleriyle yeniden yapılandırıldı. Devreye alınan dijital altyapı sayesinde fiyatlandırma kapasitesinde %60’ın üzerinde artış sağlanırken, teklif hacmi %20 oranında büyüdü. Operasyonel iletişim süreçlerinde gerçekleştirilen otomasyon çalışmalarıyla müşteri yük konum takibine ilişkin yaklaşık 4.000 e-mail süreci sistem tarafından yönetilir hale geldi. Bu dönüşüm, ekiplerin yüzlerce saatlik zaman kazanımı elde etmesini sağlarken, söz konusu kaynak doğrudan satış geliştirme ve fiyatlandırma faaliyetlerine yönlendirildi. Şirketin dijitalleşme vizyonu, operasyonların tek platform üzerinden yönetildiği, sistemlerin birbiriyle entegre çalıştığı ve karar süreçlerinin veri odaklı ilerlediği bir yapı üzerine inşa ediliyor. Bu yaklaşım; manuel iş yükünün azaltılmasıyla operasyonel mükemmelliğin güçlendirilmesini, Tmaxx platformunun müşteri, acente ve ERP sistemleriyle entegre edilerek kesintisiz veri akışının sağlanmasını ve performans metrikleri ile KPI’ların sistem üzerinden anlık izlenmesini kapsayan bütüncül bir dönüşüm stratejisini temsil ediyor. Kurumsal altyapı dönüşümü çerçevesinde Finans ve Mali işler süreçlerinde SAP sistemine geçiş tamamlanırken, insan kaynakları süreçlerinde SAP SuccessFactors platformunun devreye alınması planlanıyor. Bu adımlarla birlikte hem kurumsal verimlilik hem de çalışan deneyimi odağında daha entegre ve ölçülebilir bir yapı hedefleniyor. Yönetimden Mesajlar Emre Eldener – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı “Lojistik sektörü dünyada artık yalnızca hız ve maliyet odağında değil; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri temelli yönetim ekseninde yeniden tanımlanıyor. Kıta Logistics olarak yaptığımız yatırımları bir teknoloji modernizasyonu ya da çevresel sorumluluk projesi olarak değil, şirketimizin geleceğe uyum stratejisinin temel yapı taşları olarak görüyoruz. Bugün Avrupa parsiyel kara yolu yüklerimizde yapay zekayı kullanarak rota ve yük optimizasyonu gerçekleştirebiliyoruz. Yeşil lojistik uygulamalarımızla çevresel etkimizi azaltırken, dijital dönüşüm adımlarımızla müşterilerimize daha şeffaf, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir hizmet modeli sunuyoruz. Bu dönüşüm, aynı zamanda rekabet gücümüzü kalıcı biçimde güçlendiren stratejik bir kaldıraç niteliği taşıyor.” Bilal Yurttaş – Depo ve Antrepolar Genel Müdürü “Depo ve antrepo yatırımlarımızda sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve operasyonel mükemmelliği birbirinden ayrı başlıklar olarak değil, tek bir entegre yapı olarak ele aldık. Yenilenebilir enerji kullanımı, lityum iyon teknolojisiyle çalışan ekipmanlar, akıllı güvenlik sistemleri ve optimize edilmiş süreçler sayesinde hem çevresel performansımızı hem de hizmet kalitemizi yukarı taşıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada tesislerimiz yalnızca fiziksel depolama alanları değil; teknolojiyle güçlendirilmiş, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı lojistik merkezleri haline gelmiş durumda.”

MAN Truck & Bus’tan Türkiye’de Dev Adım:  Ankara Fabrikası’nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı Haber

MAN Truck & Bus’tan Türkiye’de Dev Adım: Ankara Fabrikası’nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı

MAN Truck & Bus, sürdürülebilir ulaşım vizyonu doğrultusunda Türkiye’deki üretim tesisinde elektrikli mobiliteye geçişte önemli bir aşamayı tamamladı. Eylül ayı başında ilk MAN Lion’s City E’nin banttan indirilmesiyle başlatılan sürecin ardından, tüm test ve hazırlıklar başarıyla tamamlanarak seri üretime geçildi. MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin bataryalı elektrikli otobüs üretiminde en önemli yetkinlik merkezlerinden biri konumuna taşındı. Barbaros Oktay: "Müşteri taleplerine daha esnek ve hızlı yanıt vereceğiz" MAN Truck & Bus Otobüs Birimi Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’da elektrikli otobüs üretiminin başlamasıyla birlikte sıfır emisyon yolunda çok önemli bir adım attıklarını belirterek şunları söyledi: “Ankara’da başlattığımız yeniden yapılanma, MAN’ın sürdürülebilir geleceğe doğru dönüşüm sürecinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Burada attığımız adımlar ve yaptığımız yatırımlarla, uzun vadede yüksek adetlerde ve üstün kalitede emisyonsuz mobilite çözümleri sunmanın temelini attık. Bugün de bu çalışmaların bir sonucu olarak Ankara’da elektrikli otobüs üretimine başlamamız, MAN’ın e-mobilite yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır. Bu yatırımla birlikte otobüs üretim ağımızı güçlendiriyor, emisyonsuz şehir içi ulaşım çözümlerine yönelik artan küresel talebi daha etkin şekilde karşılayabiliyoruz. Elektrikli otobüs üretimin Türkiye lokasyonunu da kapsayacak şekilde genişletilmesi, müşteri taleplerine daha esnek yanıt vermemizi ve teslimat sürelerini optimize etmemizi sağlayacak.” Mehmet Şermet: “Ankara, MAN’ın önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi” MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise MAN’ın küresel üretim ağında Ankara’nın stratejik öneminin arttığına dikkat çekerek şunları kaydetti: “MAN için Türkiye her zaman ayrı bir yere sahip oldu. MAN’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olan fabrikamızda, bugün de yeni bir ilki hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Tamamen elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi. Çalışanlarımızın üstün yetkinliği ve son iki yılda altyapı ile ekipmana yaptığımız ciddi yatırımlar sayesinde bu dönüşümü başarıyla gerçekleştirdik. Tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsleri aynı bantta üretebilen esnek yapımızla, geleceğin teknolojisini Ankara’dan dünyaya ihraç edeceğiz.” Gelecekte “Lion’s Coach E” de Ankara’da Üretilecek Sıfır emisyonlu ulaşım çözümlerine yönelik önemli yatırımlar yapan MAN’ın şehir içi otobüslerinin yarısından fazlası halihazırda elektrikli olarak üretim bandından iniyor. Bu artan talebi karşılamak amacıyla Ankara’daki üretim altyapısı ve çalışanlar, son aylarda e-mobilitenin gerekliliklerine uygun şekilde hazırlandı ve tesis kademeli olarak dönüştürüldü. MAN Lion’s City E’nin yanı sıra, gelecekte elektrikli şehirlerarası otobüsler ile seyahat sektörü için geliştirilen yeni MAN Lion’s Coach E’nin de Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor. Ankara, MAN’ın e-Mobilite Dönüşümünde Kilit Rol Üstleniyor Elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E, 2020 yılında seri üretime başlayan Polonya’daki Starachowice Fabrikası’nın ardından artık Ankara’da da üretiliyor. Her iki tesiste de tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsler aynı üretim hattında esnek bir şekilde imal edilebiliyor. Güvenilirlik, menzil ve sürdürülebilirlik özellikleriyle öne çıkan MAN Lion’s City E; 10 metrelik kompakt versiyonlardan, yüksek yolcu kapasiteli 18 metrelik körüklü modellere ve şehirlerarası kullanım için geliştirilen Low-Entry (Alçak Girişli) varyantlara kadar uzanan geniş bir ürün gamı sunuyor. Ayrıca Lion’s Chassis E ile Avrupa dışındaki pazarlara da çözüm sağlanıyor. Bu entegrasyonun başarısı için son yıllarda önemli yatırımlar yapıldığını vurgulayan Barbaros Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da tıpkı Starachowice gibi MAN otobüs işinin e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol üstlenmesidir” dedi. Avrupa’da sattığı şehir otobüslerinin yarısı elektrikli modellerden oluştu 2019 yılındaki lansmanından bu yana güçlü bir başarı hikâyesine dönüşen MAN Lion’s City E, bugün Avrupa yollarında performansını kanıtlamış durumda. Şu anda Avrupa genelinde 3.000’in üzerinde MAN eBus aktif olarak hizmet veriyor. 2025 yılında 1300’den fazla elektrikli otobüs satışı gerçekleştiren MAN’ın, Avrupa'da sattığı şehir otobüslerinin %50'si elektrikli modellerden oluştu.

Mercedes-Benz Türk’ün Karbon Emisyonunu Azaltan Projesine Ödül Haber

Mercedes-Benz Türk’ün Karbon Emisyonunu Azaltan Projesine Ödül

Mercedes-Benz Türk’ün otobüs geliştirme ekibi, Daimler Truck AG’nin düzenlediği “2026 Green Mover Award” yarışmasında, otobüs üretim sürecinde petrol bazlı yapıştırıcıları ortadan kaldırarak karbon emisyonlarını azaltan tekstil bazlı tavan kaplaması uygulaması ile ‘Yeşil Ürünler’ kategorisinde ödüle layık görüldü. Mercedes-Benz Türk Ar-Ge Merkezi Yeni Nesil Otobüs Projeleri Karoser ve Dış Tasarım Geliştirme Grup Müdürü Mustafa Çolak, Birim Müdürü Erdal Sezer ile proje mühendisleri Berkay Balcı, Vadi Erdem, Ümit Arman, ödüllerini 28 Ocak tarihinde Stuttgart’ta gerçekleştirilen törenle aldılar. İklim ve çevre sorumluluğunu operasyonel ve ticari hedeflerle birleştirerek çalışanlar tarafından geliştirilen projeleri ödüllendiren Green Mover Award yarışmasında bu yıl 107 proje yarıştı. Araç tavanlarında daha az karbon salımı sağlayan yeni nesil tekstil kaplama Ödül alan uygulama, 2024 yılından itibaren Mercedes-Benz eCitaro elektrikli otobüslerde kullanılmaya başlandı. Geliştirme çalışmaları kapsamında, daha önce alüminyumdan üretilen tavan kaplaması, özel bir tekstil bazlı malzemeyle değiştirildi. Bu değişiklikle eCitaro otobüsleri için kaynak verimliliği yüksek, yeni bir tavan kaplama konsepti geliştirildi. Bu dönüşüm sayesinde tavan kaplaması daha hafif bir yapıya kavuşurken, araç ağırlığının azalması, yakıt tüketimi ve enerji verimliliği açısından önemli kazanımlar sağlıyor. Yıllık 250 ton karbondioksit eşdeğeri emisyon azaltımı sağlayan bu uygulama, aynı zamanda üretim sürecinde sağladığı 72 bin metreküp su tasarrufu ve 6 milyon megajul (MJ) daha düşük enerji tüketimi ile sürdürülebilir üretim hedeflerini destekliyor. Yapıştırıcı işleminin ortadan kaldırılması ile üretilebilirlik sürecini daha da iyileştirirken, işlem karmaşıklığını azaltıyor ve geri dönüştürülebilirliği artırıyor. Proje, sürdürülebilirliği ve verimliliği artırarak, yüksek performans standartlarını korurken yeşil mobiliteyi ve çevre korumasını destekliyor. Türkiye’den dünyaya mühendislik çözümleri Mercedes-Benz eCitaro’nun Ar-Ge çalışmalarını yürüten Mercedes-Benz Türk Ar-Ge Merkezi, mevcut güncellemeler ve geliştirme faaliyetlerini de gerçekleştirmeye devam ediyor. Almanya’da üretimi devam eden Mercedes-Benz eCitaro’nun iç donanım, karoseri, dış kaplamalar, elektrik altyapısı, diagnoz sistemleri, yol testleri ve donanımsal dayanıklılık testleri gibi kapsamları Mercedes-Benz Türk İstanbul Ar-Ge Merkezi sorumluluğunda yürütülüyor. Proje kapsamındaki geliştirmeler de Mercedes-Benz Türk ekiplerinin yol testleri, dayanıklılık ve Hydropuls testleri de dahil olmak üzere kapsamlı Ar-Ge faaliyetlerinden sonra uygulandı. Mercedes-Benz Türk Ar-Ge Merkezi, sahip olduğu yetkinlik ve global sorumluluklarıyla sürdürülebilirlik vizyonuna Türkiye’den dünyaya sağladığı mühendislik çözümleri ile katkı sağlamaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.