Hava Durumu

#Tedarik Zinciri

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akca Lojistik, Ege Bölgesi’ndeki Güçlü Büyümesini LOGISTECH Fuarı’na Taşıyacak Haber

Akca Lojistik, Ege Bölgesi’ndeki Güçlü Büyümesini LOGISTECH Fuarı’na Taşıyacak

İş ortaklarına 2007’den bu yana yenilikçi ve kişiselleştirilmiş çözümler sunan Akca Lojistik, sektör paydaşlarını bir araya getiren Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı LOGISTECH’te yerini alacak. 7-9 Ekim tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek fuarda Akca Lojistik, lojistik ve tedarik zinciri yönetimindeki çözümlerinin yanı sıra soğuk zincir depolama ve taşımacılığı alanındaki hizmetlerini de sektör temsilcileriyle paylaşacak. Şirket, sektör temsilcileriyle yapılacak görüşmelerde önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri ve yatırım planları hakkında da bilgi verecek. Ege’de hizmet kapsamını genişletiyor Türkiye genelinde farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik kişiselleştirilmiş lojistik çözümleri sunan Akca Lojistik, Ege Bölgesi’ndeki faaliyetlerini de yeni iş birlikleriyle genişletiyor. 2026 yılında farklı sektörlerden yeni firmaları müşteri portföyüne dahil eden şirket, artan operasyon hacmiyle birlikte bölgedeki sefer sayısını bir önceki yıla göre yaklaşık iki katına çıkardı. Ege Bölgesi’nde ağırlıklı olarak enerji ve gıda sektörlerine hizmet veren Akca Lojistik, beyaz eşya, tarım ve kimya gibi farklı alanlarda da operasyonlar yürütüyor. Şirket, bölgedeki büyümeye paralel olarak depolama ve operasyon kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Erkam Akça: “Ege Bölgesi’nde yeni iş birlikleriyle büyüyoruz” Akca Lojistik Genel Müdür Yardımcısı Erkam Akça, Ege Bölgesi’ndeki büyümeye ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Ege Bölgesi, farklı sektörlerin lojistik ihtiyaçlarının kesiştiği, dinamik bir operasyon alanı. Buradaki büyümemizi, operasyon hacmimiz kadar, müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına daha kapsamlı çözüm sunma kapasitemizin gelişmesi olarak değerlendiriyoruz. Depolama ve taşımacılıkta sektöre özel çözümlerle hizmet yapımızı güçlendirerek müşterilerimizin operasyonlarına daha fazla değer katıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Ege Bölgesi’nde yeni iş birlikleriyle büyürken, hizmet kalitemizi ve operasyonel yetkinliklerimizi de aynı ölçüde ileri taşımaya odaklanacağız. 2027 yılı için farklı sektörlerde yeni operasyonlar için görüşmelerimizi sürdürürken, yeni müşteri kazanımlarıyla operasyon hacmimizi büyütmeyi ve buna paralel bölgedeki istihdamımızı artırmayı hedefliyoruz.”

Anadolu Isuzu “Entegre Rapor”unu Yayımladı Haber

Anadolu Isuzu “Entegre Rapor”unu Yayımladı

“Yarınlara Dönüşüyoruz” kurumsal stratejisinin rehberliğinde, sürdürülebilir büyüme ile çevre ve toplum üzerindeki pozitif etkisini artırmayı önceliklendiren Anadolu Isuzu, ikinci “Entegre Rapor”unu yayımladı. Raporda, Anadolu Isuzu’nun finansal performansının yanı sıra şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarındaki çalışmaları, iş modeli, stratejik öncelikleri ve paydaşlarına sunduğu değer kapsamlı bir şekilde ele alındı. Anadolu Isuzu, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu ikinci entegre raporda; finansal kaynakların etkin kullanımı alanındaki çalışmalarını, Ar-Ge ve inovasyon kabiliyetini, üretim gücünü, insan kaynağına yaptığı yatırımları, çevresel etkilerini yönetme yaklaşımını, tedarik zinciri uygulamalarını ve kurumsal yönetişim anlayışıyla uzun vadeli değer yaratma vizyonunu kapsamlı biçimde ortaya koydu. Uzun vadeli büyümeyi bütüncül bir anlayışla ele alıyor Anadolu Isuzu, uzun vadeli büyümeyi teknolojiye yatırım yapan, üretim yetkinliklerini geliştiren, insan kaynağını güçlendiren ve çevresel etkisini azaltan bütüncül bir anlayışla ele alıyor. Sürdürülebilirliği ürün geliştirmeden üretime, tedarik zincirinden insan kaynakları uygulamalarına kadar tüm iş süreçlerinin merkezine yerleştiren Anadolu Isuzu; Çayırova'daki üretim tesislerinde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları, sera gazı emisyonlarının azaltılması, su yönetimi, döngüsel ekonomi ve atık yönetimi, çevre dostu ürün geliştirme, etik ve sorumlu tedarik zinciri, dijital dönüşüm ve Endüstri 4.0 uygulamaları ile fırsat eşitliği ve çeşitlilik gibi alanlarda çalışmalarını sürdürüyor.

Akaryakıt Maliyetlerindeki Dalgalanma Navlun Fiyatları Üzerindeki Baskıyı Artırıyor Haber

Akaryakıt Maliyetlerindeki Dalgalanma Navlun Fiyatları Üzerindeki Baskıyı Artırıyor

Akaryakıt, döviz kuru, finansman, bakım, lastik ve amortisman giderlerindeki artış, taşımacılık sektörünün maliyet yapısı üzerindeki baskıyı artırıyor. Buna karşılık yoğun fiyat rekabeti, önceden imzalanan taşıma sözleşmeleri ve müşterilerin maliyet hassasiyeti, yükselen giderlerin navlun fiyatlarına aynı hızda yansıtılmasını zorlaştırıyor. Maliyetler ile taşıma fiyatları arasındaki makasın sıkışması, sektörde iş hacmi korunurken şirketlerin kar marjlarının daralmasına yol açıyor. akliyeciler Derneği (UND) tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye sınır kapılarındaki akaryakıt fiyat artışı Mart 2026 itibarıyla yüzde 110 bandına ulaştı. Yine aynı verilere göre, uluslararası taşımacılıkta kullanılan bazı Ro-Ro hatlarındaki Yakıt Ayarlama Faktörü (BAF) bedelleri mart-mayıs döneminde yaklaşık yüzde 150 yükseldi.Akaryakıt maliyetlerinde kısa sürede yaşanan bu artışlar, özellikle önceden fiyatlandırılmış uluslararası taşıma sözleşmelerinin yönetimini zorlaştırırken taşımacılık şirketlerinin yanı sıra ihracat zinciri üzerinde de ilave baskı oluşturuyor. “Düşük marjlarla iş hacmini korumak sürdürülebilir değil” Sektörde maliyetlerin yükselmesine karşın taşıma fiyatlarının aynı hızda güncellenemediğine dikkat çeken Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, fiyat rekabetinin yalnızca şirketlerin karlılığını değil, hizmet kalitesinin ve operasyonel kapasitenin sürdürülebilirliğini de etkileyebileceğini belirtti. Akça, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Akaryakıt ve döviz kuru hareketleri başta olmak üzere finansman, bakım, lastik ve diğer operasyonel giderlerdeki değişimler, nakliye operasyonlarının planlanmasını ve fiyatlandırılmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Ancak yoğun rekabet nedeniyle maliyet artışlarının taşıma fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamadığı dönemlerde şirketlerin marjları daralıyor. Müşteri ve iş hacmini korumak amacıyla sürekli düşük marjlarla çalışmak, uzun vadede sürdürülebilir bir model oluşturmuyor. Bu nedenle sektörde başarıyı yalnızca ciro veya taşınan yük miktarıyla değilsağlıklı karlılık, hizmet kalitesi ve operasyonel sürdürülebilirlikle birlikte değerlendirmek gerekiyor.” Maliyetlerdeki öngörülemezliğin bütçe ve fiyatlama süreçlerini zorlaştırdığını belirten Akça, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilen fiyatlandırma modellerinin önem kazandığını ifade etti. Akça, müşterilerle yapılan sözleşmelerde akaryakıt, kur ve diğer temel maliyet kalemlerindeki olağandışı değişimleri dikkate alan, şeffaf ve karşılıklı olarak öngörülebilir mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Taşımacılıktaki maliyet baskısı ihracat zincirini de etkiliyor Taşımacılık maliyetlerinde yaşanan artışlar, yalnızca lojistik şirketlerinin finansal yapısını ilgilendirmiyor. Navlun maliyetlerinin yükselmesi; üreticilerin, ihracatçıların ve perakende şirketlerinin tedarik zinciri giderlerini de artırıyor. Maliyet artışlarının tamamen taşımacılık şirketleri tarafından üstlenilmesi lojistik hizmetlerinin sürdürülebilirliğini zorlarken, navlun fiyatlarına doğrudan yansıtılması ise ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücü üzerinde baskı yaratabiliyor. Bu nedenle maliyet artışlarının tedarik zincirindeki taraflardan yalnızca birinin üzerinde bırakılmaması gerektiğine dikkat çeken Enes Akça, şöyle konuştu: “Lojistik, üretim ile pazar arasındaki stratejik bağlantıyı oluşturuyor. Taşıma operasyonlarının sürdürülebilirliği zayıfladığında bunun etkisi yalnızca lojistik şirketleriyle sınırlı kalmıyor; üretimden ihracata kadar bütün zincire yayılıyor. Bu nedenle maliyet ve risklerin üretici, müşteri ve lojistik hizmet sağlayıcı arasında şeffaf, ölçülebilir ve tarafların kontrol alanlarıyla uyumlu şekilde paylaşılması gerekiyor.” Verimlilik ve dijital planlama belirleyici olacak Artan maliyetler karşısında operasyonel verimliliğin şirketler açısından en önemli rekabet unsurlarından biri haline geldiğini söyleyen Akça, doğru kapasite kullanımı, rota planlaması, gerçek zamanlı raporlama ve ölçülebilir performans göstergelerinin kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sağladığını ifade etti. Akca Lojistik’te operasyonların belirlenen performans göstergeleri üzerinden düzenli olarak takip edildiğini, maliyet analizlerinin güncellediğini ve süreç iyileştirme çalışmalarına odaklandığını belirten Akça; teknolojiden süreçleri daha görünür ve yönetilebilir hale getirmek amacıyla istifade ettiklerini söyledi. WMS (Depo Yönetim Sistemi) - TMS (Nakliye Yönetim Sistemi) çözümlerinden eş zamanlıveri akışlarına, stok yönetiminden sistem entegrasyonlarınakadar kullanılan uygulamaların sahadaki kayıpların daha erken tespit edilmesine ve süreçlerin sürekli iyileştirilmesine katkı sağladığını ifade etti. Akça, “Teknoloji tek başına bütün maliyet sorunlarını çözmüyor elbette ancak veriyle desteklenen planlama, mevcut kaynakların çok daha verimli kullanılmasını sağlıyor. İzlenebilirlik ve anlık veri akışıyla beklemeleri, kapasite kayıplarını ve operasyonel sapmaları daha erken tespit edebiliyoruz. Böylece yalnızca maliyetleri kontrol etmekle kalmıyor, müşterilere daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir hizmet sunabiliyoruz.” diye konuştu. Sürücü açığı kapasite kullanımını zorlaştırıyor Sektörde maliyet baskısına eşlik eden diğer önemli sorunun deneyimli sürücü ve nitelikli operasyon personeli ihtiyacı olduğunu belirten Akça, insan kaynağına erişimde yaşanan güçlüğün mevcut filoların etkin kullanımını sınırlayabildiğini kaydetti. Deneyimli çalışanların sektörde tutulması kadar yeni sürücülerin yetiştirilmesinin de önem taşıdığını ifade eden Akça, dijitalleşen lojistik operasyonlarının sürücülerin yanı sıra veri analitiği, mühendislik, yazılım ve operasyon yönetimi gibi farklı alanlarda yetkin profesyonellere ihtiyaç duyduğunu söyledi. Akça sözlerini şöyle tamamladı: “Maliyetlerin yükseldiği, fiyat baskısının devam ettiği ve nitelikli insan kaynağına erişimin zorlaştığı bir ortamda rekabet yalnızca en düşük fiyatı sunmak üzerinden şekillenemez. Önümüzdeki dönemde finansal dayanıklılığını koruyan, risklerini doğru yöneten, operasyonlarını ölçülebilir hale getiren ve teknolojiyi ihtiyaçları doğrultusunda kullanan şirketler daha güçlü bir konuma gelecek. Lojistik sektörünün sürdürülebilirliği için fiyat, hizmet kalitesi ve sağlıklı karlılık arasında dengeli bir yapı kurulması gerekiyor.”

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten eActros 600 ile Elektrikli Tır Hamlesi Haber

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten eActros 600 ile Elektrikli Tır Hamlesi

DHL Supply Chain Türkiye ve Nestlé Türkiye’nin hayata geçirdiği elektrikli tır projesi kapsamında devreye alınan 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici, Nestlé Türkiye’nin fabrika ile ana deposu arasındaki taşımacılık faaliyetlerinde aktif kullanılacak. Bu adım, tedarik zincirinde düşük karbonlu taşımacılık modeline geçişi hızlandırırken, lojistik süreçlerinde daha verimli bir operasyon yapısının oluşturulmasına katkı sağlayacak. Proje, DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye, ve Mercedes-Benz Türk’ün ortak vizyonu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda hayata geçirildi. İlham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüm Konuyla ilgili bilgi veren DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Buket Cox, “Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, DHL’in sorumlu ve entegre tedarik zinciri yaklaşımı ile Nestlé’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçimlerinin merkezine alan vizyonunun güçlü bir kesişim noktasını temsil ediyor. DHL Group’un 2030 Stratejisi kapsamında ‘Tercih Edilen Yeşil Lojistik’ olma isteğimizle, büyüyen sürdürülebilir filomuzu yeni nesil lojistik ihtiyaçlarına uygun ve yenilikçi araçlarla güçlendirerek hem operasyonel verimliliğimizi artırmayı hem de çevresel etkimizi en aza indirmeyi hedefliyoruz. Bununla birlikte, Çevresel, Sosyal ve Yönetim ilkelerimiz doğrultusunda sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerle sınırlı görmeyip; toplumsal faktörler ve güçlü kurumsal yönetim anlayışıyla birlikte ele alıyor, daha yaşanabilir bir gelecek için somut adımlar atmaya devam ediyoruz. Vizyonumuzu paylaşan Nestlé Türkiye ile iş birliğimizden büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu değer birlikteliğinin, sürdürülebilir lojistik alanında ilham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüme katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Tedarik zincirinde sürdürülebilir ve entegre dönüşüm Nestlé’nin tedarik zinciri yaklaşımının sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve uçtan uca operasyonel mükemmeliyet odağında şekillendiğini belirten Nestlé Türkiye Tedarik Zinciri Genel Müdürü Mehmet Ali Keleş, “Çalışmalarımızın merkezinde, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken, gelecek nesillerin yaşam kaynaklarını koruma sorumluluğu yer alıyor. Operasyonlarımızda verimlilik ile sürdürülebilirliği birbirini tamamlayan iki temel öncelik olarak ele alıyoruz. DHL Supply Chain Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu proje sayesinde süreçlerimizi daha etkin hale getirirken, lojistik operasyonlarımızın dönüşümüne de katkı sağlıyoruz. Nestlé Türkiye’ye özel olarak tahsis edilen elektrikli tırlar, planlama, operasyonel süreklilik ve esneklik açısından önemli avantajlar sunarken, düşük karbon emisyonlu taşımacılık modeline geçişimizde de stratejik bir rol üstleniyor. İş ortaklarımızla aynı vizyonu paylaşmaktan ve çevresel sürdürülebilirlik alanındaki etkimizi birlikte büyütmekten memnuniyet duyuyoruz,” dedi. Elektrikli taşımacılığa bütüncül çözümler Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt ise “Mercedes-Benz Türk olarak elektrifikasyonun artık yalnızca geleceğe yönelik bir vizyon değil, lojistik sektöründe somut bir dönüşüm alanı olduğuna inanıyoruz. Geliştirdiğimiz yeni nesil batarya elektrikli araçlarımızla müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor; süreç boyunca sunduğumuz operasyon analizi ve mobilite danışmanlığı gibi bütüncül çözümlerle elektrikli taşımacılığa geçişlerini destekliyoruz. Bu kapsamda pazara sunduğumuz Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz de bu vizyonun en önemli temsilcisi. Uzun menzil, yenilikçi batarya teknolojisi ve gelişmiş güvenlik destek sistemleriyle donatılan “doğuştan elektrikli” Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz, yenilikçi teknolojileri bir arada sunuyor. DHL Supply Chain Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici teslimatının, markalarımız arasındaki iş birliğini önümüzdeki dönemde yeni projelerle daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz,” dedi.

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor Haber

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor

TEMSA; düzenlediği Tedarikçi Buluşması’nda kalite, yeni projeler, risk yönetimi, rekabetçilik, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve iş birliği başlıkları altında şekillenen yol haritasını iş ortaklarıyla paylaştı. Tedarik zinciri alanında güçlü ekosistem ve ortak değer yaratma unsurlarının ön plana çıktığı etkinlikte, TEMSA’nın gelecek dönem stratejisi de detaylı şekilde ele alındı. Buluşmada, TEMSA CEO’su Evren Güzel’in yanı sıra Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tunçbilek, Ar-Ge ve Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Caner Sevginer ile Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür gerçekleştirdikleri sunumlarla şirketin operasyonel yapısı, teknoloji vizyonu ve tedarik zinciri stratejisine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. “Rekabet artık tedarik zincirleri arasında yaşanıyor” Günümüzde rekabet koşullarının artık marka ve ürünlerin ötesine geçtiğini belirten TEMSA CEO’su Evren Güzel, etkinlikte yaptığı konuşmada: “Rekabet artık yalnızca markalar ve ürünler arasında yaşanmıyor; güçlü ve entegre tedarik zincirlerinin birbirleriyle olan rekabeti ve ekosistemler arasında şekilleniyor. Müşterilerimizin ortak beklentisi güvenli, kaliteli ve rekabetçi çözümler sunmamız. Küresel rekabette güçlü tedarik zincirine sahip olmayan firmaların başarılı olacağına olasılık vermiyoruz. Bu anlamda TEMSA’nın en güçlü yönlerinden biri, uçtan uca tedarik zinciri yönetimine sahip olması. Bugün TEMSA, döviz bazında çift haneli büyüme kaydeden, Avrupa ve Türkiye’de kendi tarihinin en yüksek otobüs satış adetlerine ulaşan, ciro ve ihracatta rekorlar kıran bir marka konumunda. Bu başarı; kurduğumuz stratejik iş ortaklıkları, güçlü iş birlikleri ve global ekosistemimiz sayesinde mümkün oldu. Gelecek hedefimiz ise; esnek ve çeşitli bir ürün portföyü, kıtalar arasında güçlü ayak izi ile TEMSA’yı küresel ölçekte 1 milyar dolarlık ciroya sahip ‘Tercih Edilen Mobilite Markası’ haline getirmek” ifadelerini kullandı. “Hedefimiz zirve ve zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız” 2025 yılını başarılı sonuçlarla tamamladıklarını vurgulayan Evren Güzel, TEMSA tarihinin en güçlü satış ve üretim performansına ulaştıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılı gibi zorlu koşulların yaşandığı bir dönemde, konsolide ciromuzu geçtiğimiz yıla göre döviz bazında yüzde 10 artırarak 554 milyon dolar seviyesine taşıdık. Türkiye’de büyümemizi sürdürürken, Avrupa’daki öncelikli pazarlarımızda yeni satış rekorlarına imza attık. Bir önceki yıla göre döviz bazında yüzde 7’lik artışla ihracatımızı 316 milyon dolara ulaştırdık. Zorlu faaliyet ortamına rağmen tüm bunları müşteriyi odağa alan küresel büyüme stratejimiz, operasyonel mükemmeliyet anlayışımız ve kurduğumuz stratejik iş birlikleri ile başardık. Bu başarı hikayesinde bizimle yol alan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yıl ve devamında da hızlı büyümemizi sürdürmeye odaklandık. Hedefimiz zirve diyoruz ve bu zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız.” Yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor Yurt içinde 20 şehirde 270, yurt dışında ise 24 ülkede 150 tedarikçisi bulunan TEMSA’nın, yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor. Asya’dan Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada güçlü bir tedarikçi ekosistemini yöneten TEMSA; özellikle yapay zekâ ve dijitalleşme yatırımlarıyla tedarik zincirinde sürdürülebilirlik, maliyet optimizasyonu ve risk yönetimini odağına alarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. Tedarikçi performansında da iyileşme sağlayan TEMSA, 2024 yılında 77,15 olan ortalama performans skorunu 2025 yılında 81,15’e yükseltti. TEMSA, tüm projelerde tedarikçilerini tasarım ve planlama aşamasından itibaren sürece dahil ediyor. Bu yaklaşım, maliyet ve lojistik yönetiminde rekabet avantajı sağlarken, krizlere hazırlıklı bir ekosistem oluşturarak sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları ise veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirirken, sürdürülebilirlik ve yeşil tedarik kriterleri, uzun vadeli değer yaratmayı destekliyor. Kalite ve sürdürülebilirlikte “yeşil satınalma” anlayışı TEMSA, sürdürülebilirlik alanında elde ettiği global başarılarla da tedarik zinciri alanında öncü bir konumda yer alıyor. Şirketlerin çevre, işçi ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarikalanlarındaki performansını değerlendiren uluslararası EcoVadis platformunun 2025 değerlendirmesinde 78 puanla dünya genelinde en iyi yüzde 6’lık dilimde yer alan TEMSA'nın, Sürdürülebilir Tedarik Puanı ise geçtiğimiz yıllara kıyasla %92,5 yükseldi. CDP (Carbon Disclosure Project) değerlendirmelerinde hem İklim Değişikliği hem de Su Güvenliği alanlarında A Listesi’ne girerek küresel liderler arasında konumlandı. Aynı zamanda CDP tarafından gerçekleştirilen Tedarikçi İlişkileri Değerlendirmesinde, üst üste üçüncü kez A Listesi’nde yer alarak global liderler arasındaki konumunu korumaya devam etti. Önümüzdeki dönemde de TEMSA, tedarikçi seçiminde kalite ve çevresel sürdürülebilirlik kriterlerini öne çıkaran “yeşil satınalma” yaklaşımıyla faaliyetlerine devam edecek.

Otokar, Küresel Büyüme Vizyonunu  Tedarikçileriyle Paylaştı Haber

Otokar, Küresel Büyüme Vizyonunu Tedarikçileriyle Paylaştı

Türkiye’nin öncü otomotiv ve savunma sanayii şirketi Otokar, iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirmek ve küresel büyüme yolculuğundaki önceliklerini paylaşmak üzere Sapanca Elite World Otel’de “Tedarikçi Geliştirme Günü” düzenledi. Otokar Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Onur Vural’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe, şirketin 350’yi aşkın iş ortağı katıldı. Tüm gün süren toplantıda, Otokar’ın son yıllarda genişleyen küresel üretim ayak izi, artan kapasitesi ve büyümenin tedarik zinciri üzerindeki etkileri ele alındı. Tedarikçi Geliştirme, Tedarik Zinciri Yönetimi, Planlama, Tesis Lojistik ve Kalite ekiplerinin yöneticilerinin de yer aldığı oturumlarda; şeffaflık, operasyonel verimlilik ve sürdürülebilir gelişim başlıkları çerçevesinde mevcut iş birlikleri değerlendirildi. Gün sonunda, Otokar’ın kalite standartlarına, maliyet optimizasyonu ve teslimat beklentilerine yüksek uyum sağlayan, süreç iyileştirmeleriyle fark yaratan tedarikçiler için ödül töreni düzenlendi. “AVRUPA’NIN DEVLERİ İÇİN ÜRETİM YAPIYORUZ” Otokar’ın son yıllarda endüstriyel kabiliyetlerinde önemli bir sıçrama yaşandığını ifade eden Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Onur Vural, şirketin sadece kendi markasıyla değil, aynı zamanda stratejik üretim anlaşmalarıyla da küresel ölçekte önemli bir üretim üssüne dönüştüğünü vurguladı. Son birkaç yılda müşteri portföyünü genişleterek üretim adetlerini önemli ölçüde artırdıklarını belirten Vural, "Otokar olarak araçlarımızla 5 kıtada, 75’ten fazla ülkede faaliyet gösteriyoruz. Uluslararası iş birliklerimiz sayesinde Avrupa pazarının en büyük 5 otobüs üreticisinden 3’üne üretim yapan, mühendislik ve üretim yetkinliğiyle referans gösterilen bir tesis konumuna ulaştık. Bu tablo, yalnızca Otokar’ın değil; kalite ve hız beklentilerimize aynı kararlılıkla yanıt veren güçlü tedarikçi ağımızın da ortak başarısıdır” dedi. “İŞ ORTAKLARIMIZLA GELECEĞE GÜVENLE İLERLİYORUZ” Küresel rekabet ortamında tedarik zinciri yönetiminin belirleyici bir rol üstlendiğine dikkat çeken Vural, Otokar’ın iş birliklerini uzun vadeli bir perspektifle ele aldığını ifade etti. “Büyüme yolculuğumuzda tedarikçilerimizi yalnızca birer paydaş değil, sürecin doğal bir parçası olarak görüyoruz” diyen Onur Vural, şunları kaydetti: “İş birliği, sürekli iyileştirme ve stratejik uyum temelinde şekillendirdiğimiz bu yapı, değişken koşullara birlikte yanıt verebilmemizi sağlıyor. Sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda şeffaflığı, verimliliği ve karşılıklı değer üretimini merkeze alan bir yaklaşım benimsiyoruz. Güven temelli bu ekosistemin, Otokar’ı ve iş ortaklarımızı küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşıyacağına inanıyoruz.” TEDARİKÇİLER BAŞARILARIYLA ÖDÜLLENDİRİLDİ Etkinlik sonunda Otokar’ın kalite, teslimat, performans ve maliyet iyileştirme hedeflerine en yüksek uyumu gösteren iş ortakları ödüllendirildi. Yılın Stratejik İş Ortağı kategorisinde Altın Ödülü Sazcılar ve Şener Mekanik elde etti. Yılın Kalite kategorisinde Altın Ödül Şener Mekanik'in olurken, Gümüş Ödül Sege’nin, Bronz Ödül ise Maxion’un oldu. Yılın Performans İyileşme kategorisinde Altın Ödül Metot Otomotiv'e, Gümüş Ödül Özkan Hidrolik'e, Bronz Ödül ise Tekom'a verildi. Yılın Maliyet İyileştirme kategorisinde Altın Ödülü KNS Otomotiv, Gümüş Ödülü C.V.T, Bronz Ödülü ise Sütrak aldı. Yılın Teslimat Uyum kategorisinde Altın Ödülün sahibi Ada Cam, Gümüş Ödülün ise Cemka oldu. Törende ayrıca YKG Metal, ARISAN, Hızlanlar Otomotiv ve Olimpia Oto Cam'a ise Takdir Belgesi takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.