Hava Durumu

#Turizm

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2026’da Ertelenen Talep 2027’de Karşımıza Çıkacak Haber

2026’da Ertelenen Talep 2027’de Karşımıza Çıkacak

OTOMOTİVE GEÇİŞİM BİR GAZETE İLANIYLA BAŞLADI 1971 yılında İstanbul’da doğdum. Doğma büyüme İstanbulluyum, aslen Erzincan Kemaliyeliyim. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunuyum. İş hayatına 1995 yılında Ülker’de bilgisayar satışı yaparak başladım. Satışçılıkla ilk ciddi temasım da burada oldu. 1995-1997 yılları arasında Ülker’de çalıştım. Ardından bir gazetede Temsa’nın bölge satış sorumlusu aradığını gördüm. O dönemde otomotiv sektörüne geçmek istiyordum; otobüslere karşı da özel bir ilgim vardı. Yolda yeni bir otobüs gördüğümde mutlaka incelerdim. Temsa’daki görüşmelere giderken yaşadığım bir anıyı hâlâ gülümseyerek hatırlıyorum. İstanbul Seyahat’in bulunduğu bölgede aracımı bırakmıştım; aşağıdan Temsa’yı görüyordum ama otogar konusunda o kadar acemiydim ki otomobille oraya nasıl gideceğimi bilemedim. Sonunda arabayı İstanbul Seyahat’te bırakıp merdivenlerden yürüyerek Temsa’ya gittim. 1997-2003 yılları arasında Temsa’da görev yaptım. 2003 yılında ise kariyerime Otokar’da devam ettim. Bölge yöneticisi olarak başladığım Otokar’daki yolculuğum; şeflik, müdürlük ve son olarak satış direktörlüğü görevleriyle devam etti. 2022 yılının Aralık ayında da emekli oldum. İLK SATTIĞIM OTOBÜSÜ HÂLÂ UNUTMADIM İlk sattığım araç hala aklımdadır. 1997 yılında, 1998 model olarak bir Prenses sattım. Balıkesir’de Hüseyin ağabey vardı; ilk aracımı ona sattım. O yıllarda model değişimleri bugünkü gibi yılbaşında gerçekleşmiyordu. Yeni model yılı, ağustos ayıyla birlikte İzmir Fuarı döneminde başlardı. Bu nedenle 1997’de 1998 model araç satışı o dönemin normal uygulamalarından biriydi. Temsa’daki yolculuğum 2003 yılına kadar devam etti. EMEKLİLİK SADECE 15 GÜN SÜRDÜ İş hayatından kopmak kolay değil. Emekli olduktan yaklaşık 15 gün sonra MKC Otomotiv ve Enke Otomotiv’de Genel Müdür olarak yeniden göreve başladım. Ben gelmeden önce de her iki şirketin başarılı bir geçmişi vardı. MKC Otomotiv, Otokar tarafında; Enke Otomotiv ise Isuzu tarafında güçlü bayilik süreçlerine sahipti. Benim amacım var olan başarıyı devam ettirmek ve yıllar içinde edindiğim saha, satış ve yönetim tecrübesiyle bu yapıya katkı sağlamaktı. Bunu yalnızca ticari başarı olarak görmüyorum. Çalışma arkadaşlarıma tecrübelerimi aktarmaya da önem veriyorum. Burada gerçekten bir aile ortamımız var. Amir-çalışan ilişkisinden ziyade, aynı hedefe doğru birlikte hareket eden bir ekip anlayışıyla çalışıyoruz. SATIŞTA BAŞARININ SIRRI MÜŞTERİYE YAKIN OLMAK Bence satışta başarının sırrı çok basit: Müşteriye yakın olmak. Müşterinin ihtiyacını anlayabilmek ve kendinizi onun yerine koyabilmek gerekiyor. Bizim açımızdan bir araç satışı ticari bir işlem olabilir; fakat müşteri için o araç çok daha büyük bir yatırım. O parayı nasıl kazandığını, hangi şartlarda çalıştığını ve hangi zorluklarla yatırım yaptığını anlamanız gerekiyor. Kendinizi müşterinin yerine koyduğunuzda ona daha doğru çözümler sunabiliyorsunuz. Satışçılığın özünde de bu var: Müşteriye tek bir seçenek dayatmak yerine alternatif üretebilmek. Vade seçenekleri, takas imkânları ve finansman alternatifleriyle müşterinin ihtiyacına uygun çözümü bulmaya çalışıyoruz. TAKASSIZ SATIŞ NEREDEYSE YOK İkinci el tarafında gerçekten ciddi bir operasyon yürütüyoruz. Bünyemizde yaklaşık 800 araçlık bir ikinci el portföyü bulunuyor. Bunun önemli bir bölümü sıfır araç satışları sırasında aldığımız takaslardan oluşuyor. Bizim için “takassız satış” neredeyse yok. Müşteri ne getiriyorsa değerlendirmeye çalışıyoruz. Bazen bir sıfır araç karşılığında üç aracı birden takasa aldığımız dahi oluyor. Buradaki temel yaklaşım, müşterinin elindeki aracı satışın önünde engel hâline getirmemek ve mümkün olduğunca çözüm üretmek. İKİNCİ ELDE ARACI OLDUĞU GİBİ SATMIYORUZ Takasla aldığımız araçları olduğu gibi yeni müşteriye sunmuyoruz. Boya, koltuk ve mekanik aksam başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm işlemleri kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Gerekli bakımları ve yenilemeleri tamamladıktan sonra aracı daha düzgün, güven veren ve kullanıma hazır bir seviyeye getiriyoruz. Bunun da müşteri memnuniyetini ciddi ölçüde artırdığını görüyoruz. İkinci el aslında sürekli devam eden bir döngü. Bir araç satılıyor, karşılığında başka bir takas geliyor. O araç yeni bir müşteriye gidiyor, onun da başka bir takası oluşuyor. Bu zincir düşük kilometreli araçlardan daha yaşlı araçlara kadar devam ediyor. İkinci el operasyonu bu nedenle yalnızca stok yönetimi değil, sürekli hareket eden bir ticaret ve müşteri ilişkisi sistemi. 2026’YA İYİ BAŞLADIK, SONRA PAZAR TEMKİNLİLEŞTİ 2026 yılına iyi başladık. Özellikle ilk çeyrek oldukça hareketliydi. Sattığımız sıfır araçların önemli bir bölümü de ilk çeyrekte aldığımız bağlantılardan geldi ancak daha sonra bölgedeki gelişmeler, petrol fiyatlarındaki yükseliş, beklenen faiz indirimlerinin gerçekleşmemesi ve finansman maliyetlerinin yüksek kalması müşterilerin daha temkinli davranmasına neden oldu. Turizmin de beklentilerin altında kalması yatırımların ertelenmesinde etkili oldu. Biz buradan doğrudan Antalya’ya araç satmıyor olabiliriz; fakat müşterimiz o aracı Antalya’da çalıştırıyor. Antalya’daki iş iyi gitmiyorsa o müşteri yeni araç yatırımını erteliyor. Dolayısıyla ticari araç pazarı, aracın çalıştığı sektörlerin ve bölgelerin performansından da doğrudan etkileniyor. Bugün daha çok yenileme pazarına hizmet ediyoruz. MİDİBÜS PAZARI BÜYÜMÜYOR, PANELVAN TİPİ ARAÇLAR ÖNE ÇIKIYOR Midibüs pazarının büyüdüğü görüşüne çok katılmıyorum; hatta bir miktar küçülüyor. Buna karşılık panelvan tipi araçların pazarı genişliyor. Sprinter ve Crafter gibi 19-20 kişilik araçlar hem personel taşımacılığında hem transfer hem de turizm tarafında giderek daha fazla tercih ediliyor. Bu dönüşümü takasa gelen araçlarımızda da açık biçimde görüyoruz. Bir midibüs sattığımızda karşılığında çoğu zaman panelvan tipi araçlar takasa geliyor. Bu da pazarın hangi yöne hareket ettiğini sahada gösteren önemli işaretlerden biri. Bu eğilimin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini düşünüyorum. 2027’DE ERTELENEN TALEBİN ETKİLERİNİ GÖRECEĞİZ 2026 yılında gerçekleşmeyen talebin bir bölümünün 2027’ye sarkacağını düşünüyorum. Her yıl belli bir pazar ve yatırım ihtiyacı var. O yıl gerçekleşmeyen yatırım bir sonraki yıla öteleniyor; o yıl da gerçekleşmezse sonraki döneme taşınıyor. Bir anlamda kar topu gibi biriken bir talep oluşuyor. Bence 2026’da ötelenen yatırımların önemli bir bölümü 2027’de yeniden karşımıza çıkacak. Eğer kamu yatırımları da artarsa pazarın daha iyi bir seviyeye gelebileceğini düşünüyorum ancak bunun olmazsa olmazlarından biri finansman maliyetlerinin aşağı gelmesi. FİNANSMAN MALİYETİ SATIŞIN ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ KONULARDAN BİRİ Bizim müşterimiz çoğunlukla finansman ihtiyacıyla yola çıkıyor. Bu nedenle buraya geldiğimde yapmak istediğim ilk çalışmalardan biri, özellikle ikinci el araçlarda müşterinin finansmana erişimini kolaylaştırmaktı. İkinci el araçlarımız için kredi kampanyaları düzenlemeye başladık. Anlaşmalı olduğumuz bankalarla müşterilerimize daha avantajlı finansman seçenekleri sunmaya çalışıyoruz. Şu anda Kuveyt Türk ve DenizBank ile bu çalışmaları yürütüyoruz. Bugün finansman maliyeti satışın önündeki en önemli konulardan biri. Müşteriye uygun finansman alternatifi sunduğunuzda satın alma kararını da kolaylaştırabiliyorsunuz. Bu nedenle araç, takas ve finansmanı birbirinden ayrı değil, aynı çözüm paketinin parçaları olarak görüyoruz. BİREYSEL TAŞIMACILIK UZUN VADEDE AZALABİLİR Büyük filolar yatırımlarını büyüterek devam ediyor. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken kesim bireysel taşımacılar. Bunların önemli bir bölümü bizim ikinci el müşterimiz. Yıllardır bu işi yapan, bazen babasından kalan araçla mesleği sürdüren insanlar var. Hayatlarını bu işten kazanıyorlar. Bu müşteriler araçlarını mümkün olduğunca uzun süre kullanmaya çalışıyor. Eğer borçlanarak kendilerini yenileyebiliyorlarsa yeniliyorlar; bazen de daha eski bir araca geçerek faaliyetlerini sürdürüyorlar. Ancak uzun vadede bireysel taşımacılığın azalacağını düşünüyorum. Şehir içi taşımacılıkta bireysel otobüsçülük nasıl azaldıysa, bizim sektörde de benzer bir dönüşüm yaşanabilir çünkü işi yapmak giderek zorlaşıyor; araçlar pahalı, yatırımlar büyüyor ve bireysel yatırımcının bu yükü taşıma gücü azalıyor. SIFIR İLE İKİNCİ EL ARASINDAKİ MAKAS ARAÇ YENİLEMEYİ ZORLAŞTIRIYOR Eskiden ikinci el araçların değer kaybı daha öngörülebilirdi. Bir yaşındaki araç belirli bir oranda değer kaybeder, sonraki yıllarda bu düşüş belli bir düzen içinde devam ederdi. Bugün ise sıfır araç fiyatları ile ikinci el araç fiyatları arasındaki makas ciddi biçimde açılmış durumda. Eskiden iki-üç yaşındaki bir aracı verip üzerine belirli bir fark koyarak sıfır araca geçmek mümkünken, bugün müşterinin karşılaması gereken fark çok daha yüksek. Bu durum araç yenilemeyi zorlaştırıyor. Dolayısıyla sektörün önündeki önemli başlıklardan biri; sıfır araç fiyatları, ikinci el değerleri ve finansman maliyetleri arasındaki dengenin yeniden kurulması. İŞİN TEMELİNDE İNSAN VAR, Yıllardır otomotiv ve satış sektörünün içinde olan biri olarak başarının temelinde insan olduğuna inanıyorum. Müşteriyi anlamak, onun yerine kendinizi koyabilmek ve ihtiyacına uygun çözümü sunmak gerekiyor. Ürün elbette önemli; fakat güven, insan ilişkileri ve müşteriye yakın olmak en az ürün kadar belirleyici. Doğru çözüm sunduğunuz ve satış sonrasında da müşterinin yanında olduğunuzda uzun yıllara yayılan bir iş ilişkisi oluşuyor. Biz de bugün MKC Otomotiv ve Enke Otomotiv’de bu anlayışla çalışıyor; yalnızca araç satmayı değil, takastan finansmana kadar çözüm üreten ve uzun vadeli güven sağlayan bir yapı olmayı hedefliyoruz.

Ekmek Artık Aslanın Ağzında Değil Midesinde Haber

Ekmek Artık Aslanın Ağzında Değil Midesinde

PAZAR TEZGÂHINDAN OTOBÜS DİREKSİYONUNA UZANAN BİR HİKÂYE 1978 yılında Rize’de doğdum. Biz aslen Rizeliyiz. Babam memurdu; valilikte, istatistik alanında çalışıyordu. O yıllarda memur maaşıyla özellikle İstanbul gibi bir şehirde bir ailenin geçimini sağlamak kolay değildi. Babam memuriyeti bıraktıktan sonra ben de okul hayatına ara verip iş hayatına atıldım. Liseyi dışarıdan tamamladım ve ticarete gıda işiyle başladım. Pazarcılık yaptık; Üsküdar’da belediyenin katlı otoparkının altında ilk şarküterimizi açtık. Daha sonra yine gıda sektöründe devam ettim. Marmara Üniversitesi bünyesinde kantinler işlettim; bugün de bunlardan biri faaliyetini sürdürüyor. Kafe işletmeciliği yaptığımız dönemler de oldu. Çevremde “Kantinci” lakabıyla anılmamın sebebi de bu yıllardır ancak gönlümde her zaman otomobil ve otobüs merakı vardı. Ailemde babadan ya da dededen gelen bir otobüsçülük geçmişi yoktu; bu tamamen benim ilgim ve merakımdı. 1997’DE İLK OTOBÜSÜMÜ ALARAK SEKTÖRE ADIM ATTIM Otobüsçülük hikâyem 1997 yılında ilk otobüsümü almamla başladı. O dönemlerde V8’lerin Bursa’ya götürülüp kasa yenileme hikâyeleri çok konuşulurdu. Bizim ana işimiz gıda ve kantincilikti. “Yazın otobüsçülük yapar, hem de merakımızı gideririz; kışın kantin işiyle devam ederiz” düşüncesiyle bu işe girdik. Bir bakıma iki işi birbirini tamamlayan bir düzen içinde yürütmeye başladık. 1997’de aldığımız otobüsle turizm taşımacılığı yaptım. Piyasanın çok iyi olduğu dönemlerde bireysel otobüsçülük de yaptım. Uzun yıllar direksiyona çıktım. Zamanla şunu gördüm: Otobüsün direksiyonuna çıkmak bir taraftan kazandırırken başka taraftan daha fazlasını götürebiliyor; hem zaman hem de maliyet açısından ciddi yükü var. Bugün de ihtiyaç olduğunda ya da gerçekten gezmek istediğimde direksiyona çıkıyorum. REKABET DAHA ÖNCE HİÇ OLMADIĞI BİR SEVİYEYE ÇIKTI Şu anda bünyemizde 6 otobüs bulunuyor; bunların 5’i Mercedes-Benz, 1’i Neoplan. Mercedes-Benz’e ayrı bir sevgimiz var. Benim için bu yolların üzerine değer katan araçlardan biri Mercedes-Benz’dir; “Yıldız her yerde yıldız” diyorum. Fakat sektörün bugünkü koşulları geçmişten çok farklı. Yenikapı’ya gittiğinizde bekleyen otobüslerin durumunu görüyorsunuz; bir o kadar aracın da İstanbul’un farklı sokaklarında beklediğini düşünün. Bu kadar araca yetecek iş hacmi artık yok. Eskiden otobüsçüler arasında işi paylaşmak, birbirine iş paslamak daha yaygındı. Bugün rekabet çok daha sert. Ekmek artık aslanın ağzında değil, midesinde; işe ulaşmak gerçekten çok zorlaştı. YERLİ PİYASANIN YANINA AVRUPA’YI DA EKLEDİK Yurt dışı turlarını daha önce de dönem dönem yapıyordum ancak son iki yıldır Avrupa operasyonlarına daha fazla ağırlık verdik. Hem yerli piyasada hem yurt dışında çalışıyor, imkân oldukça otobüslerimizi Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarına göndermeye gayret ediyoruz. Bu işin tek başına yapılabilecek bir iş olmadığını; güçlü bir ekip gerektirdiğini her gün yeniden görüyoruz. 6 OTOBÜS DEMEK, YEDEKLERİYLE BİRLİKTE 15 VİZELİ KAPTAN DEMEK Bugün 6 otobüsünüz varsa en az 12 şoföre ihtiyacınız var. İki-üç yedek kaptanı da hesaba kattığınızda yaklaşık 15 vizeli şoförden söz ediyoruz. Asıl sıkıntılardan biri, özellikle uzun yol ve Avrupa tecrübesi bulunan vizeli kaptan bulmak. Her ehliyeti olan sürücüyü doğrudan Avrupa hattına veremezsiniz. Şoför ihtiyacını çoğunlukla yıllardır tanıdığımız çevreden, tavsiye ve referansla çözmeye çalışıyoruz. Son dönemde yeşil pasaport sahibi şoför sayısı arttı. Çok tercih etmesem de ihtiyaç olduğunda referansını aldığımız isimlerle çalışıyoruz. Sürücülük kabiliyeti iyi olup güzergâh tecrübesi eksik olan arkadaşlarımızı da deneyimli kaptanların yanında yedekçi olarak görevlendiriyoruz. Örneğin kişi Bulgaristan ve Yunanistan’a gitmiş olabilir ama İtalya güzergâhını bilmiyorsa, önce bilen bir kaptanın yanında tecrübe kazanmasını sağlıyoruz. AVRUPA’DA EN KÜÇÜK HATA BİLE BÜYÜK MALİYETE DÖNÜŞEBİLİYOR Avrupa operasyonlarında çok daha seçici olmak zorundasınız çünkü yaptırımlar ve maliyetler Türkiye’ye göre oldukça ağır. En küçük cezanın dahi 3-5 bin avrolardan başlayabildiği bir ortamdan söz ediyoruz. Allah korusun bir kaza ya da ciddi bir arıza olduğunda mesele çok daha büyüyor. Araçlarımızın bakımına önem verdiğimiz için şimdiye kadar büyük arıza problemleri yaşamadık ancak bu sezon küçük kazalar, sürtmeler gibi hadiseler oldu. Bunların bile Avrupa’da çözümü ciddi bir organizasyon ve maliyet gerektiriyor. Bu nedenle hem araç hem de kaptan seçiminde işi baştan sıkı tutmak zorundasınız. TÜRKİYE’DE KALAN SON V8’LERDEN BİRİNİ FABRİKA AYARINDA YENİLİYORUZ Otobüs merakı benim için yalnızca ticaret değil. Şirketimizde 1996 çıkışlı özel seri bir V8 bulunuyor. Normal seri üretimin 1992’de sona erdiği biliniyor; ancak 1996 yılında yurt dışından gelen özel sipariş üzerine 10 araç daha üretildiğini biliyoruz. Bunların beşi yurt dışına gönderildi, beşi Türkiye’de kaldı. Benim aracım, bugün Türkiye’de yaşadığı bilinen son üç örnekten biri. Ruhsat çıkışı da 01.01.1996. Araç şu anda Bursa’da restorasyonun son aşamasında. Bunu para kazanmak için yaptığımız bir çalışma olarak görmüyorum. Zaten restorasyona harcadığımız maliyeti görseniz “Ne gereği var?” dersiniz ama bu biraz sevda işi. İşe başladığımız yılların otomobili olduğu için benim açımdan ayrı bir anlam taşıyor. Yıllarca yatmış bir araçtı. Yapmışken olabildiğince orijinal ve fabrika çıkışına yakın hâle getirmek istedim. O dönemin koltuk kumaşını yeniden diktirdik, boyasından diğer detaylarına kadar mümkün olduğunca özgün hâlini korumaya çalışıyoruz. İlk etapta Kapadokya turu, ardından da Yunanistan turu planlıyoruz. Acenteler de aracı bekliyor. Eski apoletli gömleklerimizi giyip dönemin atmosferini yeniden yaşatmak istiyoruz. Tam anlamıyla nostaljik bir proje olacak. BUGÜN 20-30 OTOBÜSLÜK BİR FİLOYU YÖNETMEK ÇOK BÜYÜK SORUMLULUK Otobüsçülüğü artık tek işim olarak görmüyorum çünkü bugün bir otobüse yaklaşık 22 milyon lira verip 20-30 araçlık bir filo kurduğunuzda yalnızca araç yatırımı yapmış olmuyorsunuz; şoförü, acentesi, operasyonu ve her gün değişen sorunlarıyla çok büyük bir yapıyı yönetmek zorunda kalıyorsunuz. Bu ölçekte bir işi doğru yönetmek gerçekten çok zor. Ben bir işi yapıyorsam en iyisini yapmaya çalışırım. Yapabileceğime inanıyorsam girerim. Çalıştırdığım ya da sattığım araçla ilgili insanların şikâyet etmesini istemem. Kendi ismimin ve markamın zedelenmesini istemem. Bu nedenle işi elimizden geldiğince doğru yapmaya, bu sektörden doğru ticaretle ekmek yemeye çalışıyoruz. KENDİMİN KULLANMAYACAĞI ARACI NE ALIRIM NE SATARIM Otobüs işletmeciliğinin yanında araç alım-satımı da yapıyoruz. İnsanlar artık bir araç alacak ya da satacak olduklarında bizi arıyor; “Şunu alır mısın, bunu verir misin?” diye danışıyorlar. Bizi Okutur Otomotiv yapan şeyin temelinde de bu güven var. Eski araçları da seviyorum ancak araç alırken nokta atışı seçim yapmaya çalışırım. Önce benim o aracı sevmem gerekir. Bir aracı aldığımızda hemen satışa çıkarmıyoruz. Önce eksiklerini gideriyor, emek veriyor ve olması gereken seviyeye getiriyoruz. Piyasada “Nasıl olsa satacağım, neden masraf edeyim?” anlayışı olabiliyor. Biz bu mantıkla hareket etmiyoruz. Sosyal medyanın sağladığı imkânla yaptığımız işleri de şeffaf biçimde göstermeye çalışıyoruz: “Bu aracı böyle aldık, şu işlemleri yaptık ve bu hâle getirdik” diyoruz. Bu şeffaflık zamanla güven ve tavsiye oluşturuyor. Siz bizden araç alıp memnun kaldığınızda bir arkadaşınıza söylüyorsunuz; böylece aile büyüyor. Tüm ticaretlerimizde temel prensibimiz çok net: Kendimizin kullanmayacağı aracı ne alırız ne satarız. Otobüs konusunda bu hassasiyetim daha da yüksek. Çalıştırıp gönül rahatlığıyla sefere gönderemeyeceğim bir otobüsü başkasına satmak vicdanıma sığmaz. Bu yüzden bazen araçlara piyasanın gerektirdiğinden daha fazla masraf yapıyoruz. Her zaman o masrafı doğrudan geri alamayabilirsiniz ama müşteri daha sonra “Okutur’dan araba aldım, beni üzmedi” dediğinde bence karşılığını almış oluyorsunuz. Belki üç kuruş fazla vermiştir ama hakkını aldığını biliyordur. Düşük kilometreli, geçmişini bildiğimiz ve tanıdığımız araçları tercih etmemizin sebebi de bu. ŞOFÖRLÜK SADECE YIL SAYISI DEĞİL, KENDİNİ GELİŞTİRME MESELESİ Bu sektör insana kendini sürekli geliştirmesi gerektiğini öğretiyor. Bir insan 80 yaşına gelmiş, yıllardır şoförlük yapmış olabilir ama yıllardır sadece aynı güzergâhta çalışıyorsa ona bir turizm otobüsü verip Uludağ’a ya da Kartalkaya’ya çıkmasını bekleyemezsiniz. Belki hayatında hiç zincir takmamıştır. Bu onu kötü şoför yapmaz; yaptığı işin niteliği farklıdır. Aynı şekilde 18-20 yaşındaki genç bir arkadaş da doğru eğitim ve doğru mentorlukla yılların tecrübesinden çok şey öğrenebilir. Mesele yalnızca yaş ya da kaç yıldır direksiyon başında olduğunuz değil; öğrenmeye açık olmak ve kendinizi geliştirmektir. HERKES YAZAR MUSTAFA OKUTUR “Herkes Yazar Mustafa Okutur” sözü de zamanla markamızla özdeşleşti. Düzceli bir arkadaşımız, burayı dekore ettiğimiz dönemde bize bir hediye göndermişti. Kargoyu açtığımızda üzerinde “Herkes Yazar Mustafa Okutur” yazan güzel bir neon tabela gördük. Çok hoşumuza gitti ve kısa sürede Okutur Otomotiv’e de tam oturdu. O günden beri “Herkes Yazar Mustafa Okutur” diyoruz. Bizim için mesele yalnızca bir araç satmak ya da bir otobüsü sefere göndermek değil. Nereden geldiğimizi unutmadan, yaptığımız işi doğru yaparak, insanlarda güven bırakarak ve bu aileyi büyüterek yolumuza devam etmek istiyoruz.

Ankara’daki Yolculuğumuzu İstanbul’a da Taşıyacağız Haber

Ankara’daki Yolculuğumuzu İstanbul’a da Taşıyacağız

HAYATIM 1980 YILINDA SANAYİDE KAROSERCİLİĞİ ÖĞRENMEKLE BAŞLADI 1967 yılında Ankara'nın Çamlıdere ilçesinde doğdum. Evliyim, iki çocuk babasıyım. Hayatım 1980 yılında sanayide karosercilik ile başladı. 1982'de Bursa'ya geçtim; dönemin ünlü ustası Fevzi Usta'nın yanında altı yıl boyunca gece gündüz çalıştım. O yıllar hem mesleğimi hem de bu işe bakışımı şekillendirdi. 1987'de askere gittim. Döndükten sonra Ankara'ya yerleştim ve 1990'a kadar karoserciliğe devam ettim. Ardından mavi bir Ford minibüs alarak taşımacılık işine girdim; Ankara'nın servis taşımacılığı yapan firmalarında bireysel arabacılık yaptım. 1993 yılında Çalıkıran Turizm'i kurdum. Şirketi anonim şirket yapana kadar durmadan çalıştım; zamanla turizm taşımacılığının yanına servis taşımacılığını da ekledik. OTOBÜSÇÜLÜK BİZDE BABA MESLEĞİ; İLK ÇIKAN V6'LARLA YOLA ÇIKTIK Otobüsçülük bizde baba mesleği. Babam Gazanfer Bilge Turizm bünyesinde bireysel otobüsçülük yapardı. İlk çıkan V6, ardından V8 araçlarla yıllarca taşımacılık yaptık. 2004 yılında 403 alarak peron taşımacılığına devam ettik. 2011'de acentemizi açarak turizm işine profesyonel olarak adım attık. Uzun yıllar kardeşlerimle birlikte hem turizm hem de servis taşımacılığını birlikte yürüttük. 2026 yılının başında şirketten ayrılarak Çalıkıran Seyahat ve Call Tur şirketlerini kurdum. Bu iki yapıyla yeni bir dönem başlattım; birikimimi, sektördeki ismimi ve kurumsal anlayışımı daha odaklı bir çerçevede hayata geçiriyorum. HİZMET KALİTESİ VE GÜVENLİKTE ASLA TAVİZ VERMİYORUZ Artık araç vermekle yetinmiyoruz; kendi turlarımızı kendimiz düzenliyoruz. Karadeniz, Güneydoğu, Ege günübirlik turları, butik organizasyonlar, Batum konaklamalı programlar, Balkan ve Avrupa turları portföyümüzde yer alıyor. Bunların yanı sıra uçak bileti satışı yapıyoruz; İtalya ve Dubai başta olmak üzere çeşitli yurt dışı turlar için anlaşmalarımız mevcut. Hizmet kalitesinde taviz vermiyoruz. Turlarımızda gittiğimiz bölgenin 5 yıldızlı otellerini tercih ediyoruz; 5 yıldız yoksa 4 yıldızdan aşağıya inmiyoruz çünkü Abdullah Çalıkıran olarak sektörde tanınan, güvenilen bir isim var ortada. Bu ismi hizmet kalitesiyle taşımak mecburiyetindeyiz; bu hem bir tercih hem de bir sorumluluk. ANKARA ARTIK BİZE DAR GELİYOR; İSTANBUL'DA CİDDİ POTANSİYEL GÖRÜYORUM Şu an 100'e yakın araçlık bir filoya sahibiz. Bu yıl içinde Mercedes-Benz Sprinter, Vito ve Tourismo; Temsa MD9; Isuzu Kendo ve MAN olmak üzere çeşitli markalardan araç alımlarımız gerçekleşti. Filomuz ciddi ölçüde hem yenilendi hem de büyüdü. 65 kişilik ekibimizle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. İki oğlum şirket yönetiminde aktif rol üstlendi; bu bana hem moral hem de güç veriyor. Ankara'da 22 otobüsle çalışıyoruz ama Ankara artık bize dar gelmeye başladı. İstanbul'da ciddi bir potansiyel görüyorum ve bu potansiyeli değerlendirmek için Ataköy'de ofis açmayı planlıyoruz. Bunun yanı sıra 20 ila 30 araçlık bir binek araç filosuyla Rent A Car sektörüne de giriyoruz. Yakın zamanda büyük bir markanın bayiliğini bünyemize katıyoruz. Çalıkıran Seyahat büyümeye devam edecek. İŞLERİN AZ OLMASI FİYATLARIN CİDDİ ORANDA KIRILMASINA SEBEP OLUYOR Bu sezonu iyi göremiyorum; açık konuşmak gerekiyor. Her geçen yıl bir öncekinin altında kalıyoruz. Çalıştığımız acentelere bu sezon öncesine kadar 300 araç verirken, şu an 150 bile vermekte güçlük çekiyoruz. Sektörde yaklaşık yüzde elli oranında bir daralma var. Bu daralmanın ardında küresel dinamikler yatıyor. Devam eden savaşlar, ekonomik belirsizlik, altın fiyatlarındaki yükseliş... Bunların tamamı insanların seyahat kararlarını doğrudan etkiliyor. İnsanlar gezmeyi ertelerken, sektörümüz ağır bir yük taşıyor. Biz köklü ve mali yapısı sağlam bir firma olduğumuz için çarkı döndürmeye devam edebiliyoruz ama küçük bireysel işletmeciler için tablo çok daha ağır. Bireysel otobüsçüler şu an iş bulamadığı için fiyat kırmak zorunda kalıyor. Depodan mazot bitmeden gitmesi gereken iş 20-25 liraya karşılık, 15-20 liraya kabul ediliyor. Bu fiyat kırımı bir süre sonra bizim gibi kurumsal firmaları da etkisi altına alıyor. Piyasadaki bu kısır döngü kırılmadan, sektörün gerçek anlamda toparlanması mümkün değil. Bireysel işletmecinin ayakta kalması, bütün sektörün sağlığı açısından zorunludur.

Ali Osman Ulusoy, Forbes Türkiye'nin En İyi İşverenleri Araştırmasında Ulaşım Sektörünün Zirvesinde Haber

Ali Osman Ulusoy, Forbes Türkiye'nin En İyi İşverenleri Araştırmasında Ulaşım Sektörünün Zirvesinde

Yaklaşık 10 bin çalışanın katıldığı gizli anket çalışmasıyla hazırlanan araştırmada, Türkiye genelinde 250 ve üzeri çalışanı bulunan şirketler değerlendirildi. Çalışan memnuniyeti, kurum kültürü, işveren itibarı ve çalışanların şirketlerini tavsiye etme eğilimleri gibi kriterlerin esas alındığı araştırmada Ali Osman Ulusoy, ulaşım sektörünün en yüksek puan alan şirketi olarak öne çıktı. Ulaşım Sektöründe Birincilik 1937 yılından bu yana karayolu yolcu taşımacılığı alanında faaliyet gösteren Ali Osman Ulusoy, sahip olduğu köklü geçmişi, hizmet kalitesi ve çalışan odaklı yönetim anlayışıyla sektörün öncü markaları arasında yer alıyor. Forbes Türkiye ve Statista tarafından hazırlanan araştırmada elde edilen birincilik, şirketin işveren markası alanındaki başarısını da ortaya koydu. Genel Sıralamada İlk 30'da Araştırma kapsamında farklı sektörlerden yüzlerce şirket değerlendirilirken, Ali Osman Ulusoy genel sıralamada 29. sırada yer alarak Türkiye'nin önde gelen işverenleri arasındaki konumunu güçlendirdi. Şehirlerarası yolcu taşımacılığının yanı sıra turizm, otomotiv, akaryakıt, lastik, sigorta ve lojistik alanlarında da faaliyet gösteren Ali Osman Ulusoy Şirketler Grubu, çalışan deneyimini geliştirmeye yönelik uygulamaları ve kurumsal gelişime verdiği önemle büyümesini sürdürüyor. Elde edilen sonuçlar, şirketin yalnızca operasyonel başarılarıyla değil, çalışan memnuniyeti ve kurumsal kültür alanındaki çalışmalarıyla da sektöründe örnek gösterilen markalar arasında yer aldığını ortaya koyuyor.

Tek Araçla Sefer Yapan Firmalar Bölgenin Fiyat Dengesini Bozuyor Haber

Tek Araçla Sefer Yapan Firmalar Bölgenin Fiyat Dengesini Bozuyor

BURSA’DAN ÇANAKKALE'YE UZANAN 40 YILLIK BİR YOLCULUK BU 1962 yılında Bursa'da doğdum. Anne tarafından gelen köklü bir otobüsçülük geleneği var ailemizde; Bursa'da bu camiada tanınan, sayılan bir isimdi ailemiz. İlk öğrenimimi Bursa'da tamamladım; orta ikiye kadar özel bir kolejde okudum. Orta ikiden sonra ata mesleğini seçtim ve 1979 yılının sonunda Bursa otogarına adım attım. O günden bu yana otogar camiasının içindeyim. Bursa'da Kâmil Koç'un gece katipliğiyle başladım. O yıllar benim için hem bir okul hem de bir aile oldu. Kâmil Koç ailesi o dönem genç bir kadro olarak bize sahip çıktı; biz de şirkete katkı sunmaya çalıştık. Birlikte büyüdük, birlikte olgunlaştık. Bu karşılıklı alışverişin bugünkü kimliğimi şekillendirdiğini düşünüyorum. Son yirmi bir yıldır Çanakkale Truva Turizm'deyim. 2020 yılında şirketin ortaklık yapısı yeniden düzenlendi ve sektörden herkesin yakından tanıdığı Uzun ailesi yönetimi devraldı. Bu yeni dönemde taze bir ekip ruhuyla firmaya yeni bir soluk kazandırdık. Pandemi hemen ardımızdan geldi; o süreci yapılanmaya ve iç düzeni güçlendirmeye ayırdık. Pandemi bitince güncel seferlerimizi ve denetimlerimizi heyecanla yeniden devreye soktuk. BİZİMLE BİRLİKTE YOL ALMAK İSTEYEN YATIRIMCILARA KAPIMIZ AÇIK Truva Turizm kırk yıldır Antalya, Bodrum ve Marmaris seferlerinde güçlü bir marka olageldi. Bir dönem yapılanma sürecinde bu hatlara ara verdik ancak şimdi aynı güçle geri döndük. Bölgesel bir kimlikten yarı ulusal bir marka olmaya doğru bilinçli bir dönüşüm yaşıyoruz. Bu doğrultuda yeni yatırımcıları bünyemize katmaya ve hat ağımızı genişletmeye başladık. Ana güzergâhlarımız şunlar: İstanbul, Çanakkale, İzmir, Kırklareli, Bodrum, Marmaris, Antalya, Kapaklı, Çerkezköy. Bunların yanı sıra İstanbul üzerinden Çeşme, Manisa, Biga, Çan, Bayramiç, Geyikli, Bozcaada ve Gökçeada'ya çalışan tek firmayız. Bu zengin hat ağının üzerine yeni güzergâhlar eklemek için model standardına uygun araç sahibi yatırımcılarla iş birliği yapmaya açığız. İstanbul-Bursa-İzmir ekseninden Çeşme, Bodrum ve Marmaris'e uzanan hatlar için kapımız sonuna kadar açık. Çanakkale'den Saray, Çerkezköy, Vize, Çan ve Biga'dan bireysel katılımlar oldu. Ayrıca Çanakkale'nin en köklü firmalarından Tenedos Turizm ile kapsamlı bir iş birliğine girdik. Uçak tur organizasyonu ve yurt içi-dışı turlarla tanınan Tenedos, yolcu taşımacılığına da adım atmak istedi ve bizimle yola çıktı. Bu ortaklıkla yeni hatlar açarak büyümeye devam ediyoruz. Bünyemize araç katarken belirli bir model sınırı uyguluyoruz. Mercedes-Benz grubunda 2018 model ve üstü, Temsa ile MAN-Neoplan grubunda 2021 model ve üstü araçları kabul ediyoruz. Bu standart, yolcularımıza sunduğumuz hizmet kalitesinin güvencesidir. Eski araçla ucuz hizmet değil, modern araçla kaliteli seyahat anlayışıyla hareket ediyoruz. 2026 KÖTÜ BAŞLADI AMA SON DÖNEM BİZİM İÇİN İYİ GEÇTİ 2026 yılının başı zor geçti; bunu açıkça söylemek gerekiyor. Ülkedeki ekonomik sıkıntı herkese yansıdı, bize de yansıdı. İnsanlar seyahati erteliyor; para kazanamıyorsa kimse canı sıkıldı diye Edirne'ye ciğere ya da Bursa'ya kebaba gitmiyor. Ya hastası var ya cenazeye gidecek ya da tatile çıkacak. Mecburiyet yoksa hareket yok. Üç dört kişilik aileler binek araçla gidiyorlar; bu da yolcu sayılarımızı doğrudan etkiliyor. Buna karşın Truva Turizm olarak şikâyetçi değiliz. Kısa hatlarımızı düzenli işleterek uzun hatlarımızda fiyat dengesini koruyarak Ramazan’ı geçirdik. Bayramdan sonra yürüdük, 19 Mayıs süreci iyi geçti. 15 Mayıs'tan Haziran başına ve Kurban Bayramı'nı da içine alacak şekilde sefer planlarımızı yaptık; gayet memnunuz. 26 Haziran'da yaz tatili başlıyor; verimli bir sezon bekliyoruz. BÖLGEYE YENİ GİREN FİRMALAR, FİYAT POLİTİKASINDA DENGESİZLİK YARATIYOR Fiyat politikasında fırsatçılık yapmıyoruz. Yaz geldi ya da bayram yaklaştı diye tavan fiyat uygulamak gibi bir yaklaşımımız yok. Adil ve dengeli bir fiyat skalasıyla hareket ediyoruz ama bu tutarlılığı sürdürmek bazen ciddi bir baskı altında kalmanızı gerektiriyor. Bölgeye yeni giren firmalar ya da bir iki araçla hat açan küçük işletmeciler, ana firmaların güzergâhlarındaki saat aralıklarına çok düşük fiyatlarla giriyor. Tek bir araç, onlarca yıllık bir markanın fiyat yapısını sarsabilecek düzeye geliyor. Zaman zaman onlara paralel fiyat uygulamak zorunda kalıyoruz; bu bizim tercihimiz değil, piyasanın dayatması. Keşke herkes kendi hattında adil bir fiyat skalasında çalışsa. Haksız rekabet hem sektöre hem de yolcuya zarar veriyor. AKARYAKIT FİYATLARININ DÜŞMESİ HERKESİ RAHATLATACAK Küresel gelişmelerin akaryakıt fiyatlarına yansıması elbette önemli ancak biz bu dalgalanmayı görece yönetilebilir buluyoruz. Fiyat tarifelerimizi üç ila dört ayda bir güncelleyebiliyoruz. Bakanlıktan tarife alırken yüzde otuzluk bir marjı koruyarak alıyoruz. Bu hem alt hem de üst sınırda belirli bir esneklik tanıyor. Örneğin İstanbul-Çanakkale hattında 1.300 liraya tarife almış olabiliriz ama pratikte 1.100 lira uygulayabiliriz. Koşullar gerektirdiğinde tavan fiyata çıkabilir, kısa sürede yeni bir fiyatlandırmaya gidebiliriz. Asıl beklentimiz ülkedeki sosyoekonomik tablonun düzelmesi. Yakıt fiyatları gerçekten düşse, biletlerimizi ucuzlatırız; insanlar tatile, memlekete rahatça gidebilir. Bu, yalnızca sektörün değil toplumun da ihtiyacı. YOLCULARIN TELEFONLARIYLA BAĞLANABİLDİĞİ ÖZEL BİR YAYIN SİSTEMİ KURDUK Araç içi ikram ve eğlence anlayışımız sektörden farklılaşıyor. Televizyonları ve koltuk arkası ekranları söktük. Bu ekranlar hem araçların elektrik sistemine ciddi yük bindiriyor hem de bakım açısından güvenilir bulmadığımız donanımlar. Onların yerine Wi-Fi üzerinden yolcuların kendi telefonlarıyla bağlanabildiği şifreli, özel bir yayın sistemi kurduk. Yolcularımızın büyük çoğunluğu uygulamayı telefona yükledi. Bir araçtan diğerine geçtiklerinde aynı şifre ve uygulama üzerinden kaldıkları yerden devam edebiliyorlar. Bu sistem hem teknik açıdan çok daha sağlam hem de yolcuda bir aidiyet duygusu yaratıyor. "Truva Turizm'in Wi-Fi'si var, uygulaması var" diyorlar; bu farkındalık markaya bağlılığı güçlendiriyor. Truva Turizm'de mutluluk dolu koltuklarda seyahat edin diyoruz. İnsanlar çoğunlukla bir zorunluluk nedeniyle yola çıkıyor; biz o yolculuğu ikramlarımız ve araç içi sunumlarımızla onlar için anlamlı ve rahat bir deneyime dönüştürmeye çalışıyoruz. Yolcu varış noktasına ulaştığında iyi hissetmeli; bu en basit ama en önemli hedefimiz.

Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar, İSTAB Üyeleri İle Mercedes-Benz’in Onaylı Minibüs İmalatçısı Olan Arobus’a Ziyaret Gerçekleştirdi Haber

Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar, İSTAB Üyeleri İle Mercedes-Benz’in Onaylı Minibüs İmalatçısı Olan Arobus’a Ziyaret Gerçekleştirdi

Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar ve İSTAB (İstanbul Taşımacılar Birliği Derneği) üyesi Türkiye’nin en büyük turizm ve lojistik firmalarının 20 üst düzey yöneticisi Arobus’un Tuzla’daki üretim tesislerini ziyaret etti. Mercedes-Benz’in onaylı üstyapı ve dönüşüm imalatçısı olan Arobus fabrikasında bu yıl Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar’ın 2025’teki satışlarının yüzde 63’ünü oluşturan Sprinter’in 50 bininci minibüs dönüşümü gerçekleştirildi. Tüm minibüs dönüşüm süreçlerinin Almanya’nın koyduğu standartlar çerçevesinde gerçekleştiğini ve bu şekilde Mercedes kalitesinin üstyapı dönüşümünde de sağlandığını belirten Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar Pazarlama Müdürü Gökhan Yegin, Türk mühendislerinin çalışmaları ile eSprinter Minibüs dönüşümünün de Mercedes dünyasında ilk defa Türkiye’de gerçekleştiğini ifade etti. Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar Satış Müdürü Serdar Yaprak ise “2025’te 100 bininci satışını gerçekleştiren Sprinter, Türkiye’de 30 yıldır modern hafif ticari araç segmentine ismini verdi ve birçok üstyapı çözümü sayesinde en fazla minibüs koltuk varyantlı ürün gamına sahip marka olduk” dedi. Arobus’ta 50 bininci Sprinter dönüşümü gerçekleştirildi Arobus’un eSprinter ve Sprinter dönüşümünde en önemli iş ortaklarından biri olduğunu da vurgulayan Yaprak, “Ticari araçların üstyapı çözümleri konusunda Türkiye’nin liderlerinden biri olan Arobus ile 2007 yılından bu yana iş birliği yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde bu tesisteki 50 bininci Sprinter dönüşümünü gerçekleştirdik.” dedi. Koçak: “Sektör, iş birlikleriyle güçleniyor” İSTAB üyelerinin bu marka iş birlikleriyle sektörlerinde güçlenerek rekabette öne çıktığını söyleyen İSTAB Koordinatörü Derya Koçak, “Mercedes-Benz araçların Arobus tarafından sektöre uygun bir şekilde dönüştürülmesi sektörümüzün sorunlarına farklı çözümler üretirken üyelerimizin de yeni fırsatlar yaratmalarına yardımcı oluyor. Ayrıca bu tür ziyaretler üyelerimizin sektördeki yenilikleri ve üretim süreçlerini daha iyi anlayabilmelerine de imkân veriyor.” diyerek üyelerinin araçlarından en iyi şekilde faydalanmalarının da yolunu açtığını söyledi.

TEMSA, Busworld Türkiye’de Her Rotaya Uygun Çözümlerini Sektörle Buluşturdu Haber

TEMSA, Busworld Türkiye’de Her Rotaya Uygun Çözümlerini Sektörle Buluşturdu

Otübüs sektörünün en büyük ve en prestijli fuarları arasında yer alan Busworld Türkiye; önde gelen üreticileri, tedarikçileri ve profesyonelleri 17-19 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da bir araya getirdi. Farklı kullanım alanlarına ve müşteri ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği araçlarıyla sektördeki güçlü büyümesini sürdüren TEMSA, fuarda şehir içi ile şehirler arası ulaşım, turizm ve kısa mesafe taşımacılık segmentlerindeki çözümlerini ziyaretçilerin beğenisine sundu. “Sektörün dönüşümüne odaklanıyoruz” TEMSA CEO'su Evren Güzel, fuarla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Busworld Türkiye’yi, sektörümüzün geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak görüyoruz. Bu yıl fuarda, farklı müşteri ihtiyaçlarına cevap veren araçlarımızla yer alırken, aynı zamanda mühendislik kapasitemizi, teknolojik yetkinliğimizi ve sürdürülebilirlik vizyonumuzu da paylaştık. Bugün şehir içi ulaşımdan turizme kadar her rotada farklı müşteri beklentileri bulunuyor. Mobilite ekosistemi de bu doğrultuda önemli bir dönüşümden geçiyor. Biz de her ürünümüzde farklı segmentlerin gereksinimlerini dikkate alarak mühendislik kabiliyetlerimizi sahaya yansıtmaya devam ediyoruz. Araçlarımızı geliştirirken yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, sektörün dönüşümüne de odaklanıyoruz. Fuarda sergilediğimiz Avenue Neo 9e sıfır emisyonlu yapısıyla geleceğin ulaşım ihtiyaçlarına tam anlamıyla yanıt veriyor. Prestij, yıllardır midibüs segmentinde edindiği güçlü konumunu yeni nesil özelliklerle ileri taşırken, Maraton uzun yolculuklarda sunduğu konfor ve üst düzey performansı bir arada sağlıyor. ‘Tercih Edilen Mobilite Markası’ olma vizyonumuz doğrultusunda sektöre yön veren çözümler üretmeye ve Türkiye'de geliştirdiğimiz araçlarımızı dünyanın farklı coğrafyalarına ihraç etmeye devam edeceğiz." Busworld Europe’da tanıtılan Avenue Neo 9e, Busworld Türkiye’de de ilgi odağı oldu TEMSA, 9 metrelik şehir içi otobüsü Avenue Neo 9e’yi, 2025 yılında Belçika’da düzenlenen Busworld Europe’da tanıtarak müşterileriyle buluşturmuştu. Bu yıl Busworld Türkiye’de de ilgi odağı olan Avenue Neo 9e, 10,5 metrelik bir otobüsün sunduğu her şeyi sağlayabilen; ancak küçük platformların sunamadığı sağlamlık ve dayanıklılığı koruyan bir yapıya sahip. 75 yolcu kapasitesi ve 600 kilometreye varan menziliyle, şehir içi ulaşımın yanı sıra büyükşehir kapsamındaki uzak ilçelere kadar çözüm sunmasıyla dikkat çekiyor. Araç, 300 kW DC bağlantıyla yüzde 100 şarja 75 dakikada ulaşabiliyor. Kısa mesafe taşımacılığın ikonik modeli: Prestij TEMSA’nın Busworld Türkiye’de sergilediği Prestij, yenilenen kimliğiyle kısa mesafe taşımacılığının en güçlü modelleri arasında yer almaya devam ediyor. Bugün Avrupa pazarlarında da kullanıcılarıyla buluşan Prestij, 3 yıl/sınırsız kilometre garantisi sunarak müşteri memnuniyetini daha da ileri taşıyor. Yenilenen dijital sürücü bilgilendirme ekranı ve modern kokpit tasarımıyla teknolojik deneyimi güçlendiren Prestij, 29 farklı dil seçeneği sayesinde uluslararası operasyonlarda sürücülere önemli bir kullanım kolaylığı sunuyor. TEMSA’nın uzun yol taşımacılığı segmentindeki amiral gemisi Maraton ise geniş, ergonomik iç hacmi ve yüksek yolcu kapasitesiyle yolculuklarda üst düzey seyahat deneyimi vadediyor. Akıllı mobilite anlayışıyla geliştirilen sistemleri sayesinde sürüş boyunca daha yüksek kontrol ve farkındalık sunan Maraton, uzun yol operasyonlarında verimlilik ve güveni bir arada sağlıyor.

Mercedes-Benz Otobüsleri Bizimle Aynı Dili Konuşuyor Haber

Mercedes-Benz Otobüsleri Bizimle Aynı Dili Konuşuyor

REKLAMCILIKTAN FİRMA SAHİPLİĞİNE UZANAN YOLCULUK 1982 doğumluyum. 1995'ten beri bu sektörün içindeyim. Henüz on üç yaşındaydım ne babamda ne dedemde otobüs işiyle ilgili kimse vardı. Reklam ve yazı işleriyle başladım; otobüslerin üzerine yazı yazarak tanıdım bu dünyayı. O günden bu yana otogardayım; neredeyse otuz yıldır bu sektörün içinde soluk alıyorum. 2010 yılında kendi yazıhanemi açtım. 2014'te ilk otobüsümü satın aldım ve o günden itibaren her adımı bizzat atarak büyüdüm. Bir dönem yurt dışına sefer yapan bir firmada bizzat otobüse çıktım, Almanya hatlarında çalıştım. Sürücü koltuğunda edindiğim o deneyim, ilerleyen süreçte ne arayacağımı ve ne eksik olduğunu çok net görmemi sağladı. KALİTELİ İŞ YAPAN YOKTU; BİZ YAPTIK Bireysel otobüsçülük yaptığımız yıllarda yurt dışı hatlarında seyahat eden yolcuların şikâyetlerini çok net duyuyorduk. Sorunları görüyorduk, dile getiriyorduk ama bünyesinde bulunduğumuz firmalar değişime yanaşmıyordu. Bir noktada şunu fark ettik: bu alanda kaliteli iş yapan ciddi bir firma yoktu ve bu eksiklik büyük bir fırsat penceresi açıyordu. Sektörün yakından tanıdığı isim Ümit Ece ile bir araya geldik ve Eskicioğlu Turizm'i hayata geçirdik. Eskicioğlu; Almanya başta olmak üzere Avrupa'da onlarca yıl faaliyet göstermiş, bu coğrafyada derin izler bırakmış köklü bir markadır. Marka tescili bizde olduğu için bu güçlü ismi ve birikimi taşıyan bir çatı altında faaliyetlerimize başladık. Gerekli araç yatırımlarımız zaten hazırdı; finansal olarak da yeterince güçlü bir konumdaydık. Bu nedenle yalnızca kendi araçlarımızla çalışıyoruz; kiralık ya da ortak araç kullanımına gitmedik. MÜNİH'TEN PARİS'E, BÜKREŞ'E UZANAN GENİŞ BİR SEFER AĞIMIZ VAR Şu an İstanbul çıkışlı olarak Münih, Lindau, Memmingen, Dortmund, Hollanda, Fransa ve Paris hatlarına düzenli seferler düzenliyoruz. Bu hatların tamamını, özenle seçilmiş altı adet Mercedes-Benz otobüsle işletiyoruz. Sezon ilerledikçe ve yatırım planlamalarımızı tamamladıkça İstanbul'dan Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan hatlarını da açacağız. Bu genişlemenin en dikkat çekici ayağı Romanya-Bükreş ekspres seferleri olacak. Bu hatla yolcularımıza hem hız hem de konfor sunmayı hedefliyoruz; ekspres sefer takvimi, aktarmasız ve zaman kazandıran bir yolculuk deneyimi sağlayacak. Yeni hatlarımız için ayrıca araç yatırımlarımız da söz konusu. APR OTOMOTİV OLARAK SATTIKTAN SONRA DA ARAÇLARIMIZIN ARKASINDAYIZ Turizm faaliyetlerimizin yanı sıra APR Otomotiv çatısı altında ikinci el otobüs alım satımı da yapıyoruz ama bunu sıradan bir galeri anlayışıyla değil, bambaşka bir sorumluluk bilinciyle yürütüyoruz. Aldığımız her aracı, sanki kendi filomuzda çalıştıracakmışız gibi ele alıyoruz. Müşteriye "al, git" demiyoruz; önce o aracın içimize sinmesini bekliyoruz. Teknik durumu, görünümü, geçmişi... Her şeyi titizlikle inceliyor, gerekli bakımları yapıyor ve ancak ondan sonra satışa koyuyoruz. APR Otomotiv'den araç alan ve sonradan şikâyetiyle geri dönen bir müşteri duymadık. Bu konuda söz veriyoruz ve bu sözü tutuyoruz. MERCEDES-BENZ BİZİM İÇİN ALIŞKANLIK DEĞİL, KARARLI BİR DURUŞ Kurulduğumuz ilk günden bu yana tek bir marka var hayatımızda: Mercedes-Benz. 2005 model de olsa fark etmez; önemli olan Mercedes olması çünkü bu marka bizimle aynı dili konuşuyor. Bakımı kolay, servisi yaygın, ikinci el değeri yüksek, yedek parçası her an erişilebilir. Bir sorun çıktığında çözüm üretmek için saatler harcamak zorunda kalmıyoruz. Bu tercih bir alışkanlık değil, bilinçli ve kararlı bir duruş. Mercedes-Benz dışında bir aracı ne APR Otomotiv galerimize alıyoruz ne de Eskicioğlu filosunda çalıştırıyoruz. Bu tutarlılık hem müşterilerimize hem de çalışma arkadaşlarımıza verdiğimiz bir güvencedir. Biz Mercedes’ciyiz ve bundan gurur duyuyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.