Hava Durumu

#Turizm Taşımacılığı

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Turizm Taşımacılığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm Taşımacılığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Böyle Bir Uygulama Ne Doğru Ne De Adil Bu Fahiş Fiyatın Bahanesi Olamaz Haber

Böyle Bir Uygulama Ne Doğru Ne De Adil Bu Fahiş Fiyatın Bahanesi Olamaz

ŞOFÖR ARZ-TALEP DENGESİ CİDDİ ŞEKİLDE BOZULDU İstanbul Büyükşehir Belediyesi geçmişten beri şoför kart sahiplerinin eğitimi konusunda çeşitli projeler yürütüyor ve bu süreçte sivil toplum kuruluşlarıyla sürekli iletişim halinde oluyor ancak bu konuda yediğimiz gol eğitimden değil, eğitimin bedelle birlikte dayatılmasından kaynaklandı. Açıkçası golü bu noktada yedik diyebilirim. Sektör olarak özellikle pandemiden bu yana şoför arz–talep dengesinin ciddi şekilde bozulduğu bir dönemden geçiyoruz. İstihdam zorluğu var, kalifiye personel bulmak giderek zorlaşıyor. Bu sadece turizm taşımacılığı için değil; lojistik, şehir içi ulaşım, personel servisleri ve şehirlerarası taşımacılık dahil olmak üzere tüm ticari yolcu ve eşya taşıma sektörlerinin ortak sorunu. 15 BİN LİRA VEREREK BİZE BAŞVURAN KİŞİ, İŞE DEVAM EDECEK Mİ BİLMİYORUM! Bu kadar temel bir problem varken belediye, kalifiye şoför ihtiyacı konusunda bambaşka bir yol izlemeyi tercih etti. Şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız: Önce birini bulacaksınız, şoför olmaya ikna edeceksiniz. Sonra diyeceksiniz ki “Git 15 bin lira ver, beş günlük bir eğitime gir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi seni şoför olarak bir görsün, kabul etsin. Yoksa biz seni kabul etmeyiz.” İstanbul’da ticari bir araç kullanmak istiyorsanız cebinizdeki SRC belgelerinin neredeyse hiçbir anlamı kalmıyor. Hatta T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından verilen ve uluslararası geçerliliği olan SRC 5 belgesi bile kabul edilmiyor. Belediyenin verdiği eğitime gireceksiniz ve bunun için 15 bin lira ödeyeceksiniz. İBB açısından konu bu kadar net. Sonra bu mesleği deneyeceksiniz. Beğenirseniz devam edeceksiniz, beğenmezseniz “nasip” diyeceksiniz ama o 15 bin lira yanmış olacak. “15 bin liran yanacak kardeşim, başlar mısın çalışmaya?” denilen bir noktaya geliyoruz. Açıkçası bu işin içinden çıkmak çok zor. Mevcut durumda, 15 bin lira ödeyen bir şoför doğal olarak benden iş garantisi talep ediyor ancak henüz birlikte çalışmadığım, sahadaki performansını görmediğim bir kişi için böyle bir garanti vermem mümkün değil. İş garantisi beklentisi devreye girdiğinde konu farklı bir çerçeveye taşınmış oluyor. Kaptanlarımızın eğitimli olması, belli konularda belli bir bilgi seviyesine sahip olması gerektiği konusunda hemfikiriz ancak verilecek eğitimin içeriğini bilmiyoruz. Hangi konuları kapsıyor ne kadar sektörle ilgili ne kadar fayda sağlayacak; bunların hiçbirini bilmiyoruz. BAKANLIK TARAFINDAN YETKİLİ ARAÇLARIN YETMEDİĞİ NOKTADA BELEDİYE YETKİLENDİRME YAPABİLİR Yıllardır T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan tarifesiz taşımacılık yetki belgesi alarak faaliyet gösteriyoruz. Belediyeye geldiğimizde ise “Ben sana güzergâh izin belgesi veririm” deniyor. Bu yetkinin dayanağı 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve diğer belediye mevzuatları. Aslında burada konunun biraz daha sadeleştirilmesi gerekiyor. Personel servis taşımacılığında mantık çok net. Firma diyor ki: “Ben şu firmanın personelini, şu güzergâhta, şu saatlerde taşıyacağım.” Belediye bunu değerlendiriyor, trafik yoğunluğuna etkisine bakıyor ve ona göre izin veriyor. Buraya kadar her şey anlaşılır ancak turizm taşımacılığı böyle değil. Ben bir turizm taşımacısıyım. Yurt içinde de çalışıyorum, yurt dışında da. Aracım bugün İstanbul’un herhangi bir noktasında trafikte olabilir, iki gün sonra bir hafta boyunca İstanbul’un dışına çıkabilir. Hatta İstanbul’la hiç ilgisi olmayan bir firma olarak aldığım bir grupla on gün boyunca İstanbul’da da bulunabilirim. Bu durumu klasik bir güzergâh mantığıyla ölçmek mümkün değil. Ben tarifeye bağlı olmaksızın grup taşımacılığı yapıyorum ve bunu T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın UETDS sistemine bildiriyorum. UETDS’ye bildirim yaparken hangi belediye sınırından hangi belediye sınırına taşıma yaptığım zaten açıkça görülüyor. Tüm veriler sistemde mevcut. Bence olması gereken şu: İl içi taşımada, bakanlık tarafından yetkilendirilmiş araçların yetmediği noktada belediye kendi yetkisi kapsamında, bakanlık tarafından yetkilendirilmemiş araçlara büyükşehir sınırları içinde taşıma yetkisi verebilir ama bu, mevcut yetkili araçları yok sayarak yapılmamalı. BELEDİYELERİN KAYGILARINI ANLIYORUZ ANCAK UYGULAMALAR, GERÇEKLERLE BAĞDAŞMIYOR Bizim yaptığımız iş “turizm taşımacılığı” diye adlandırılıyor ama aslında bu tarifesiz taşımacılıktır. Turist de taşıyoruz, vatandaş da taşıyoruz, çalışan da taşıyoruz ancak bunu personel servisi gibi sabit saatlerde, iki nokta arasında yapmıyoruz. Bu nedenle il içi–il dışı ayrımı çok daha farklı bir yerde duruyor. Belediyenin kaygıları olduğunu biliyorum. 9+1 araçlarla, tahditli taksilere alternatif korsan taşımacılığın önüne geçmek istiyor olabilir. Bu kendi açısından anlaşılabilir ancak bu kapsamın içine 16 kişilik minibüsleri, 27, 46, 54 kişilik otobüsleri soktuğunuzda işler tamamen karışıyor. 46 kişilik korsan taksi olmaz. Böyle bir şey mantıkla da gerçekle de bağdaşmaz. Belediyenin artık bu kangren haline gelmiş sorunu çözmek için STK’larla gerçek anlamda bir araya gelmesi gerekiyor. Belediyenin kendi kaygılarıyla, ulusal bir belgenin kullanım alanı daraltılamaz. Bu işin aynı zamanda ciddi bir gelir kapısına dönüştüğünü de görüyoruz. TUİDER OLARAK BU SÜRDÜRÜLEMEZ UYGULAMALARA KARŞI HIZLI BİR ŞEKİLDE AKSİYON ALIYORUZ Yaklaşık son bir yıl içinde “sosyal etkinlik belgesi” olmadığı gerekçesiyle bir aracımız bağlandı. Oysa aracımızda turizm yol kâğıdı ve güzergâh izin belgesi vardı. Sosyal etkinlik belgesinin çıkış amacına baktığımızda bu belgenin personel servis araçlarının turizm yol kâğıdı alamadığı dönemde fabrika çalışanlarının piknik, düğün gibi etkinliklerinde kullanılabilmesi için oluşturulduğunu görüyoruz. Bugün gelinen noktada ise bu belge, turizm yol kâğıdı olan araçlardan da ayrıca isteniyor. Üstelik her iki belgenin bedeli de 10 bin liraya çıkarıldı. Yani bir minibüs hem turizm yol kâğıdı hem sosyal etkinlik belgesi almak zorunda kalıyor. Bu da araç başına 20 bin lira demek. Yirmi araçta 400 bin lira. Bunun başka bir açıklaması yok; bu tamamen ticarete dönmüş bir yapı. Bu noktada TUİDER olarak hızlıca harekete geçtik. Yönetimdeki arkadaşlarımızla bir araya geldik, gerekli hazırlıkları yaptık. Yönetim kurulumuzda kurucu üye olan avukat arkadaşımız Canberk Demirgezer süreci hemen başlattı. Dernek adına yürütmenin durdurulması ve kararın iptali için davamızı açtık. Öncelikli hedefimiz yürütmenin durdurulması ve bu konuda başarılı olacağımıza inanıyorum ancak gelinen noktada artık T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın da yetkilendirdiği firmalara kanun ve yönetmelik nezdinde açık bir şekilde sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bu konu TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi’nde de konuşuldu, İstanbul Ticaret Odası 23. Komite’de de gündeme geldi. Açık söyleyeyim; bu uygulamayı kabul etmek mümkün değil. Ne hoş ne doğru ne de adil. Fiyatların bu derece fahiş olmasının hiçbir bahanesi, hiçbir mantıklı açıklaması yok.

İstanbul Turizminde Sezon Ciddi Derecede Sıkıştı Haber

İstanbul Turizminde Sezon Ciddi Derecede Sıkıştı

İSTANBUL TURİZMİ YENİ BİR DÖNEME GİRDİ Son dönemlerde İstanbul’da sezonun değiştiğini çok net bir şekilde hissediyoruz. Artık İstanbul ve çevresinde yaz sezonunun yerini bahar dönemleri almaya başladı. Özellikle Ramazan sonrası iki bayram arası ve sonbaharda, okulların açılmasıyla birlikte kasım ayına kadar oldukça yoğun bir tempo yaşanıyor. Buna karşın yaz periyodunda Ortadoğu turizmindeki daralma ve bu yaz yaşanan İsrail–İran, Rusya–Ukrayna savaşlarının olumsuz etkilerini açıkça gördük. Bu nedenle İstanbul, yaz aylarında ciddi anlamda boş bir dönem yaşadı. Benzer tabloyu Türkiye’nin birçok bölgesinde görmek mümkün. İstanbul özelinde ise sezon ciddi şekilde sıkıştı; tabiri caizse eylül, ekim ve kasım ayları aşırı yoğun geçti. Bu dönemde hizmet kalitesini zaman zaman ikinci plana bırakıp araç yetiştirmeye çalıştık. Diğer dönemlerde ise araçlar yatıyor. Bu durum turizm taşımacılığı açısından sevindirici bir tablo değil çünkü İstanbullu turizmciler olarak biz, sezonun 9–10 ay sürmesine alışığız. Sezonun 5–6 aya düşmesi ve bu sürenin çok yoğun geçmesi ilk bakışta olumlu gibi görünse de uzun vadede bizi zorlayan bir durum. Aralık ayında da Noel dönemi dışında ciddi bir yoğunluk öngörmüyoruz. Belki yarıyıl tatil döneminde kısa süreli bir hareketlenme olabilir. Benim mevcut fotoğrafa bakarak öngörüm, Ramazan ayına kadar turizmin belli bir stabilitede devam edeceği yönünde. Ramazan Bayramı ile birlikte yine iki bayram arasında İstanbul ve çevresinde yoğunluk yaşanacağını düşünüyorum. Özellikle bahar aylarında kruvaziyer gemilerinin kesintisiz gelmesi, kongre ve toplantı organizasyonlarının yapılması, yurt dışına yönelik ciddi otobüs talepleri, tur organizasyonları ve Anadolu turlarında hem Latin Amerika hem de Uzak Doğu gruplarının artmasıyla sektör ciddi bir iş hacmi yakaladı ancak burada maliyetleri de göz ardı edemeyiz. Her talebin olumlu olduğunu söylemek mümkün değil. Bazı taleplerde fiyatlar son derece rekabetçi seviyelere indi. Bu nedenle Anadolu turlarında her zaman istediğimiz kârlılığı yakalayamadık. Bazı noktalarda şehir içi operasyonlar daha avantajlı hale geldi. 2025 yılını genel olarak bu çerçevede değerlendirebiliriz. 2026’NIN 2025’İ ARATACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM 2026 yılına geldiğimizde ise 2025’ten bir tık daha iyi bir yıl olacağını düşünüyorum. İsrail hattındaki savaşın kısmen sona ermesi, kuzeyde Ukrayna–Rusya savaşının daha sakin bir sürece girmesiyle 2026’nın sektör açısından daha rahat geçeceğine inanıyorum. Bizim için en önemli konu turistin gelmesi. Turizmin gelişimi yurt dışından turist gelmesiyle başlar. Burada da hem bize hem de sektörün diğer paydaşlarına önemli görevler düşüyor çünkü dışarıdan bakıldığında Türkiye, ne yazık ki alternatif destinasyonlara göre hâlâ pahalı algılanıyor. Bu algıyı fuarlar ve organizasyonlarla kırmamız gerekiyor. Rakiplerimiz güçlü: Mısır, Azerbaycan, Balkan ülkeleri ve Yunanistan bu anlamda Türkiye’yi zorluyor. Biz de bu rekabet ortamında ülkemize daha fazla turist getirmek için çaba gösteriyoruz. Taşımacılar olarak da acentelere ve otelcilere elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz. FİLO YENİLEMEK İSTEYENLER İÇİN ÖZEL FIRSATLAR SUNULMALI Pandemi sonrası süreçte bizim ana odağımız filo yenileme oldu. İlk etapta küçük araçlar, yani 9+1 ve 15+1 segmentindeki araçlarımızı hızlı bir şekilde yeniledik. Bu süreç hem artan araç sayısıyla hem de kalifiye sürücü bulma zorluğuyla paralel ilerledi. Bu nedenle otobüs segmentine kadar olan tüm araçlarımızı yeniledik. 2026 yılında da otobüs filomuzu yenilemeyi planlıyoruz. Bana göre şu an asıl öncelik, araç sayısını artırmaktan ziyade, araç yenilemeye odaklanmak olmalı. Daha önce de ifade ettiğim gibi, bu noktada üreticilere ve satış yapan bayilere önemli görevler düşüyor. Filolarda hâlâ yaşlı araçlar var. Bu araçların alınıp tekrar ticarete kazandırılmasını sağlayacak mekanizmaların oluşturulması gerekiyor. Kurumsal firmaların da bu sürece dahil olması, bizim gibi taşıma firmalarının elini ciddi şekilde güçlendirir. Üreticilerden hem finansman hem de ikinci el araçları değerlendirebilecek hızlı çözümler bekliyoruz. TÜRSAB VE TURİZMCİLER AYNI MASA ETRAFINDA DAHA FAZLA BULUŞMALI Yaklaşık 2018 yılından bu yana TÜRSAB bünyesinde görev alıyorum. Daha önce başkan yardımcılığı yaptım, bu dönemde ise Karayolu İhtisas Başkanlığı görevini üstlendim. Görevi devraldıktan sonra ilk hedefimiz sektör paydaşlarını bir araya getirmek oldu. Her ne kadar İstanbul merkezli çalışıyor olsak da ihtisas başkanlıkları tüm Türkiye’ye hitap ediyor. Bu nedenle İstanbul dışındaki acenteleri ve bölge temsil kurullarını yerinde ziyaret etmeye başladık. Mersin, Denizli, Konya, Antalya, İzmir, Van, Trabzon gibi birçok şehirde sektör temsilcileriyle bir araya geldik. Bu ziyaretlerde her bölgenin kendine özgü sorunları olduğunu net bir şekilde gördük. Bölgesel sorunları derleyerek yönetimimize ve başkanımıza sunduk. Bu süreçte Ulaştırma Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Karayolları Bölge Müdürlüğü, emniyet birimleri, rehberler odası ve il turizm müdürlükleriyle sürekli iletişim halinde olduk. Güncel konular hızla değişiyor. Son dönemde en önemli gündem maddelerimizden biri, İstanbul’da turizm yol belgesi ücretinin 614 TL’den 10.000 TL’ye çıkarılması oldu. Bu ciddi bir maliyet artışı ve tüm sektör paydaşlarını zorlayacak bir konu. PROFESYONEL AKADEMİK EĞİTİMLERİMİZİ ARALIKSIZ SÜRDÜRECEĞİZ İhtisas başkanlığı olarak ilk projelerimizden biri de sürücü eğitimleriydi. İstanbul’da, TÜRSAB tarafından seçilen profesyonel eğitmenlerle iki ayrı eğitim düzenledik. Her iki eğitim de yaklaşık dokuz saat sürdü ve tamamen dolu geçti. Normalde bu tür eğitimlerde katılımın sonuna kadar devam etmesi zordur ancak biz her iki eğitimde de başladığımız sayıyla bitirdik. Sezonun yoğunluğundan dolayı bir süre ara vermek zorunda kaldık ancak önümüzdeki dönemde bu eğitimleri artırmayı planlıyoruz. İSTİHDAMA HAZIR KADIN SÜRÜCÜ ADAYLARIMIZ VAR İstihdam başlığında ise özellikle kadın sürücüler konusu bizim için çok önemli. Sektörde âtıl durumda olan ciddi bir kadın sürücü potansiyeli var. Bu doğrultuda 20 kişilik bir kadın sürücü sınıfı oluşturduk. Eğitimlerini tamamlayan sürücülerimizin SRC ve psikoteknik belgeleri hazır. İsteyen her firmada çalışabilecek durumdalar. Türkkan Turizm olarak bu eğitimden mezun olan ilk iki kadın sürücüyü bünyemizde istihdam ettik. Hâlihazırda istihdama hazır başka sürücü adaylarımız da var. İhtiyacı olan firmalar bizimle iletişime geçebilir. KAPTAN OKULLARINA DESTEK VERMELİYİZ Pandemi sonrası dönemde yaşanan sürücü açığı nedeniyle kaptan okullarıyla da iş birliği yapıyoruz. Sinop, Karabük, Afyon ve Kütahya’daki ilgili fakültelerle temas halindeyiz. Özellikle Karabük’teki eğitim altyapısı bizi çok etkiledi. Öğrenciler, aracın motorundan şanzımanına, elektronik aksamına kadar her detayı bilen, teknik altyapısı güçlü sürücüler olarak yetiştiriliyor. Bu gençleri turizm taşımacılığına kazandırmak için çalışmalarımız sürüyor. Bu yazdan itibaren hem staj hem de istihdam süreçlerinde bu okullardan mezun olan ya da mezun adaylarını sektöre dahil etmeyi hedefliyoruz. SEKTÖR YARARINA İŞ YAPACAK HER STK İLE BİR ARAYA GELMEYE HAZIRIZ TUİDER de sektörümüz için önemli bir yapı. Kurulduğu günden bu yana istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Bundan sonraki hedefimiz, TUİDER ve TÜRSAB’ın daha etkileşimli ve koordineli çalışması. Biz de bu süreçte üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya hazırız. Bunun dışında yeni kurulan sivil toplum kuruluşlarıyla da temas halindeyiz. TURSED gibi yeni oluşumların özellikle küçük araçlar ve sürücüler açısından önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Sektörün ilerlemesinin yolu, tüm STK’ların ve paydaşların iletişim halinde olmasından geçiyor. Bizim kapımız herkese açık. Sektöre fayda sağlayacak her türlü çalışmaya destek vermeye hazırız.

Turizm Taşımacılar Federasyonu 2. Olağan Genel Kurulu Tamamlandı Haber

Turizm Taşımacılar Federasyonu 2. Olağan Genel Kurulu Tamamlandı

Genel Kurul sonrası açıklama yapan Necati Bilge, “Bu güne kadar verdiğimiz çaba ve uğraşın tek amacı mesleğimize değer katmak, sektörümüzün bilinir ve değer görür hale gelmesi için çalışmak olmuştur. Bundan sonraki süreçte de meslektaşlarımıza hizmet ve bu sektörü iyi yerlere getirmek için tüm çaba ve gayretimizle kararlılıkla ilerleyeceğiz” dedi. Bilge, yeni yönetime ve üyelere hayırlı olsun temennisinde bulunarak, genel kurula katılan, katılamayan ancak desteklerini esirgemeyen herkese yönetim kurulu ve üyeler adına teşekkür etti. Yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Genel Başkan Necati Bilge (Eskişehir) Başkan Yardımcıları Aziz Ayhan (Şırnak) Galip Saraç (Isparta) Adem Çatalkaya (Muğla Marmaris) Mehmet Özgan (Eskişehir) Genel Sekreter Orhan Koptur (Eskişehir) Genel Sekreter Yardımcısı ve Başkan Vekili H. İbrahim Baydar (Eskişehir) Eğitim Birimi ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Dr. Zekeriya Bingöl (Muğla) Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Burak Bilge (Eskişehir) Mali İşler Daire Başkanı Mehmet Özgan (Eskişehir) Yönetim Kurulu Asil Üyeleri Burhan Duman (Isparta), M. Ramazan Ak (Eskişehir), Tarkan Duman (Isparta), Salih Sönmez (Kütahya), Ertuğrul Çalı (Kütahya), Sabit Ayhan (Şırnak), Abdülkadir Ayhan (Şırnak), Hüseyin Yılmaz (Eskişehir), Cengiz Yavuz (Eskişehir), Uğur Özdenk (Muğla Bodrum), İbrahim Demirkala (Eskişehir) Denetim Kurulu Yılmaz Yıldız (Kütahya), Rüştü Ayten (Aksaray), İsa Aslan (Isparta), M. Şükrü Gözüoğlu (Mersin) Federasyon yönetimi, turizm taşımacılığı sektörünün sorunlarına çözüm üretmek ve mesleğin itibarını yükseltmek için çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğini belirtti.​​​​​​​

Biz Sadece Ticaret Yapmıyoruz, Güven Satıyoruz Haber

Biz Sadece Ticaret Yapmıyoruz, Güven Satıyoruz

YAPILAN YATIRIMIN KARŞILIĞINI ALMAK ZORLAŞTI 2025 yılı aslında zorlu bir dönemdi ancak bizim açımızdan verimli geçtiğini söyleyebilirim. DCT Motorlu Araçlar olarak hem servis hem turizm hem de şehirler arası taşımacılık alanlarında faaliyet gösteriyoruz. Üç farklı taşıma kolunda aktif olmamız yılı genel anlamda olumlu kapatmamızı sağladı. Biz işimizin başından hiç ayrılmayan, 7/24 çalışan bir ekibiz. Bu yüzden “çok kötü geçti” diyemem; fakat “çok iyi geçti” demek de doğru olmaz çünkü özellikle yüksek faiz oranları sektörde en büyük sorun haline geldi. Faiz yükü bugün hem şirketler hem bireysel işletmeciler hem de araç sahipleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Sabit maliyetlerin üzerine eklenen bu yük, artık finansal açıdan en çok korkulan unsur haline geldi. Gelir tarafına baktığımızda, şehirler arası taşımacılıkta da turizmde de kimse tam anlamıyla umduğunu bulamadı. Evet, araçlar sürekli yoldaydı, yoğunluk fazlaydı ama yapılan yatırımların karşılığı tam anlamıyla alınamadı. BİREYSEL ARABACILIK YERİNİ GRUP ARABACILIĞINA BIRAKTI Son dönemde kiralık araç sistemine yönelenlerin sayısı belirgin şekilde arttı. Bunun temel nedeni bireysel arabacılığın giderek zorlaşması. Artık piyasada daha çok “grup arabacı” veya “filo arabacı” dediğimiz yapıların öne çıktığını görüyoruz çünkü koşullar her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor. Bu yıl, son üç yıldır görmediğimiz bir tabloyla karşılaştık: sıfır araç sayısı artarken ikinci el piyasası aynı oranda yükselmedi. Bu durum birçok işletmecide ciddi bir KDV ve fatura ihtiyacı doğurdu. Bireysel işletmeciler araçlarını yenileyemez hale gelirken şirketler mecburen yenilemeye yöneldi. Sanayi, bakım ve yedek parça maliyetlerindeki artış da sıfır araca yönelimi hızlandırdı. Eskiden ikinci el bir aracı plaka taktığınız anda değeri düşerdi; son üç yıldır tam tersi bir tablo vardı, sıfır araç alıp üzerine fiyat eklenebiliyordu ancak şu anda faizlerin yüksekliği nedeniyle ikinci el araçlar eskisi kadar değer kazanmıyor. Bu da piyasada belirgin bir dengesizlik yaratıyorama tüm bu zorluklara rağmen herkes bir şekilde işini çevirdi, tabir yerindeyse herkesin çorbası kaynadı. BİZ SADECE TİCARET YAPMIYORUZ, GÜVEN SATIYORUZ! Biz DCT olarak her aracı alıp satmıyoruz. Hem bireysel işletmecilere hem de kurumsal firmalara hizmet verdiğimiz için prensibimiz daima temiz, bakımlı ve düzgün araçlarla çalışmak. Eksikleri olan bir araç aldığımızda bile lastiğinden koltuğuna, kasasından camına kadar her detayını elden geçiriyoruz. Amacımız, müşteriye eksiksiz ve güvenilir bir araç teslim etmek. Bunun için ekibimiz gece gündüz çalışıyor. “Biz sadece ticaret yapmıyoruz, güven satıyoruz.” TUİDER, BU SEKTÖRE CİDDİ KATKILAR SAĞLAYACAK TUİDER’in tüzel üyesiyim ve bu oluşumun turizm taşımacılığı sektörüne ciddi katkılar sağlayacağınainanıyorum. Yönetim kurulu başkanımızdan tüm üyelere kadar herkes büyük bir özveriyle çalışıyor. Amacımız sektörün güçlenmesi ve taşımacıların, firmaların emeklerinin karşılığını alabilmesi çünkü bugün bir otobüs yatırımı gerçekten büyük bir sermaye gerektiriyor. TUİDER, piyasada bir denge oluşturmak ve taşımacıları korumak adına önemli adımlar atıyor. Elbette hiçbir şey bir anda olmuyor; sonuçta sıfırdan değil, sektörün duayenleri tarafından kurulan bir dernekten bahsediyoruz. Ben, önümüzdeki dönemde TUİDER’in hem sektörel hem de sosyal projelerle çok daha fazla ses getireceğine inanıyorum. 2026’NIN DAHA HAREKETLİ GEÇECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM 2025’in son çeyreğinde sektörde bir hareketlilik başladı ve 2026’da bunun artarak devam edeceğini düşünüyorum. Şu anda TEMSA, Mercedes ve MAN gibi sektörün üç büyük markasıyla yaptığımız görüşmelerde firmaların ikinci çeyrek siparişlerini tamamlayıp üçüncü çeyreğe geçtiklerini görüyoruz. Bu da aslında 2026 yılının olumlu geçeceğine dair güçlü bir sinyal veriyor. Ben önümüzdeki yıl için umutluyum. Sektör zorluklara alışkın bir yapıya sahip; önemli olan bu süreçte doğru planlama ve sağlam duruş sergileyebilmek.

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti Haber

Yazıhane İşletmeciliği Artık Eski Cazibesini Kaybetti

GEÇMİŞTEN GELEN TECRÜBEMİZLE YOLA DEVAM EDİYORUZ İsmim Ali Öz. 1980 Isparta doğumluyum. Ailem 1985 yılından bu yana taşımacılık sektörünün içinde yer alıyor. Şirketimizi o yıllarda kuran babam, sektöre üç ortaklı bir yapıyla ve bir adet Mercedes 302 otobüsle adım attı. Zamanla ortaklık yapısı küçüldü, faaliyet alanlarımız ise genişledi. Ben de ikinci nesil olarak bu işe dahil oldum. Şirketimiz başlangıçta Isparta–Eğirdir hattında yolcu taşımacılığı yaparak büyüdü. Hâlâ aynı güzergahta hizmet veren hatlı araçlarımız bulunuyor. Ardından personel taşımacılığı ve turizm taşımacılığı alanlarına yöneldik. 2025 yılında ise yeni bir adım atarak seyahat acentemizi kurduk ve şu anda aktif olarak acente faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca otogarda iki adet yazıhanemiz bulunuyor ve çeşitli firmaların yazıhane işletmeciliğini de üstleniyoruz. Kısacası, aile geleneğini sürdürüyor; turizm ve taşımacılık alanlarında yatırımlarımıza devam ediyoruz. TAŞIMACILIĞIN HER ALANINDA FAALİYET GÖSTERİYORUZ Seba Turizm olarak bünyemizde iki de yan şirketimiz bulunuyor ve toplamda yaklaşık 70 öz mal araçlık bir filoya sahibiz. Şehirlerarası taşımacılık için D1 belgemiz, turizm taşımacılığı için D2 belgemiz ve kısa mesafeli taşımacılık için D4 belgemiz mevcut. Yani karayolu yolcu taşımacılığı için gerekli tüm belgelere sahibiz. Ayrıca 2022 yılında aldığımız TÜRSAB belgemizle turizm faaliyetlerimizi daha da genişlettik. 2025 yılında Seba Gül Tur adıyla Isparta’da seyahat acentemizi açtık. Tur satışları, otel satışları ve benzeri tüm organizasyonları yürüten ayrı bir birim oluşturduk. Böylece hem taşımacılık hem de turizm faaliyetlerimizi entegre şekilde sürdürüyoruz. İNSANLARIN SEYAHAT ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞTİ ARTIK 2024 yılı sektör açısından biraz daha hareketliydi; ancak 2025, ekonomik koşullar nedeniyle daha zor bir yıl oldu. Bilet fiyatlarının artmasıyla birlikte insanlar artık daha az seyahat ediyor veya yolculuklarını kişisel araçlarıyla yapmayı tercih ediyor. Örneğin, Isparta–İstanbul hattında bilet fiyatımız 1.180 TL. Bir aile ya da arkadaş grubu 3 kişi seyahat ettiğinde git-gel toplam maliyet 7.000 TL’ye kadar çıkabiliyor. Oysa aynı yolculuğu kendi araçlarıyla yaklaşık 5.000 TL’ye gerçekleştirebiliyorlar. Üstelik istedikleri zaman durup daha esnek bir yolculuk yapabiliyorlar. Bu durum da otobüs yolculuğuna olan talebi etkiliyor. TURİZM BU SENE YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRDÜ Turizm tarafı bu yıl oldukça iyi geçti. Araçlarımız sezon boyunca yoğun şekilde Antalya’da çalıştı. Hâlâ turizmde aktif olarak çalışan araçlarımız mevcut ve bu yıl rakamsal açıdan da memnun ediciydi. Geçen yıla göre şoför bulma konusunda da ciddi bir problem yaşamadık. Filo yapımız ağırlıklı olarak midibüs ve minibüslerden oluşuyor. Büyük otobüs sayımız daha sınırlı. Yaklaşık 70–75 araçlık filomuzun yaklaşık %80’ini midibüs ve minibüs grubu, %20’sini ise büyük otobüsler oluşturuyor. Bu da turizm taşımacılığı odağımızın güçlü olduğunu gösteriyor. 2025 yılında filomuzu genişletmeye devam ettik ve toplamda 10 adet sıfır araç yatırımı yaptık. Bu yatırımların bir kısmı Temsa ve Isuzu gibi markalardan minibüs ve midibüs şeklinde gerçekleşti. Böylece araç parkımızı güncel tutmayı sürdürdük. 2026 yılı için ise elbette yatırım planlarımız var; ancak her yıl yeni araç yatırımına gitmek günümüz koşullarında şirketleri zorlayan bir süreç. Yine de yenilikten ve filomuzu genç tutmaktan vazgeçmeyeceğiz. KOLTUK ARKASI EKRANLARIN KALKMASI SEKTÖR İÇİN DOĞRU BİR HAMLE Şehirlerarası hatlarda da faaliyet gösteriyoruz. Özellikle Isparta–İzmir hattında seferlerimiz var. Araçlarımızda artık Digitürk sistemleri aktif olarak kullanılıyor. Teknolojiye ayak uydurmak zorundayız; yolcuların beklentileri bu yönde gelişiyor. Eskiden otobüslere televizyon taktırdığımız dönemleri hatırlıyorum. O zamanlar 8.000 dolara yakın maliyetlerle bu sistemleri kurduruyorduk ancak günümüzde bu televizyonlar hem teknolojik olarak çok hızlı eskidi hem de maliyetleri fazlaydı. Ayrıca sonradan yapılan elektrik tesisatı düzenlemeleri, araçlarda ciddi yangın riskleri oluşturuyordu. Her tarafın kesilip biçilmesi bizi güvenlik açısından da zorluyordu. Dolayısıyla televizyonların kaldırılması ve Digitürk gibi merkezi sistemlerin devreye alınması bence çok doğru bir adım oldu. Hem işletmeci için ciddi bir maliyet avantajı sağlıyor hem de araç güvenliği artıyor. Biz de bu dönüşüme hızlı uyum sağlayan firmalardan biriyiz ve Isparta Petrol Turizm ile birlikte tüm araçlarımızda bu sistemi kullanıyoruz. OTOGARIN TAŞINMASI, YAZIHANE GELİRLERİMİZİ ETKİLEDİ Bilet satış ve yazıhane tarafında artık kâr elde etmek oldukça zorlaştı çünkü satışların büyük bölümü internet üzerinden yapılıyor. Bu nedenle yazıhanelerin gelirleri düşerken personel giderleri yüksek kalmaya devam ediyor. Şu anda Isparta Otogarı’nda iki yazıhanemiz bulunuyor ve şehirdeki en iyi firmaların bilet satışlarını biz yürütüyoruz. Uludağ, Tokat Yıldızı, Siirt Petrol, Adıyaman, Jet Turizm gibi sektörde güçlü firmalarla çalışıyoruz. Toplamda yaklaşık 12 firmaya hizmet veriyoruz. Ancak tüm bu operasyonlar masrafları zor karşılıyor; çoğu zaman başa baş sonuçlar elde ediyoruz. Eskiden yaz sezonunda biraz pay kalırdı, bugün o da neredeyse yok. Yazıhane işletmeciliği, eski cazibesini kaybetti diyebilirim. Otogarın taşınması da bu süreci etkileyen önemli faktörlerden biri oldu. Önceki otogar şehir merkezine daha yakın olduğu için özellikle öğrencilerin yoğunluğu sayesinde banko satışlarımız daha yüksekti. Yeni otogar şehir dışında kaldığı için yolcular biletlerini internetten alma eğiliminde. Bu da yazıhane trafiğini azalttı. Bu süreçte Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’in desteğini gördük. Kimseyi mağdur etmeden otogarı belediyenin şirketine devretti ve tüm işletmelere yer tahsisi sağladı. Biz de belediyenin şirketine kiracı olarak sorunsuz bir şekilde geçiş yaptık. Bu nedenle kendisine teşekkür ediyoruz. HIZ KESMEDEN TEMKİNLİ BİR ŞEKİLDE YATIRIMLARIMIZI GERÇEKLEŞTİRİYORUZ Yatırım konusunda ağırlıklı olarak öz sermaye ile ilerliyoruz. Kredi kullanımını mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışıyoruz. Daha çok eski araçlarımızı yenileme stratejisiyle hareket ediyoruz. Eğer cazip bir kredi kampanyası olursa, düşük faizli ve kısa vadeli kredileri değerlendirebiliyoruz. Örneğin geçtiğimiz dönemde 12 ay vadeli, 1.50–1.90–2.59 gibi faiz oranları sunulan bazı kampanyalardan yararlandık ancak günümüzde tamamen kredi çekerek araç almak ve bu yatırımı sağlıklı şekilde döndürmek neredeyse imkânsız. Öz sermayeniz olacak ki elinizdeki aracı verip üzerine ek yaparak yenileyebilesiniz. Biz de bu mantıkla, kontrollü ve sürdürülebilir bir yatırım politikası izliyoruz.

Asıl Mesele Otobüsü Almak Değil, Verimli Bir Şekilde Yürütebilmek Haber

Asıl Mesele Otobüsü Almak Değil, Verimli Bir Şekilde Yürütebilmek

AİLE GEÇMİŞİMİZ, 50 YILI AŞKIN ULAŞIM TECRÜBESİNE SAHİP 1990 Isparta doğumluyum. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. İkinci kuşak olarak bu işi sürdürüyoruz. Merkezi Isparta’da bulunan Isparta Petrol Turizm, 1994 yılında babam İbrahim Baştok tarafından kuruldu. Aslında sektördeki geçmişimiz bunun çok daha öncesine dayanıyor. Babam ve amcam yaklaşık 20 yıl boyunca farklı firmalarda otobüs şoförlüğü yaptıktan sonra kendi şirketlerini kurarak bu işi kurumsal şekilde devam ettirdiler. Dolayısıyla bizim aile geçmişimiz 50–60 yılı aşan bir ulaşım tecrübesine sahip. Bugün Isparta Petrol Turizm, Isparta merkezli olarak başta Ankara, İstanbul, Antalya ve Gaziantep olmak üzere Türkiye’nin birçok iline sefer düzenliyor. 51 adet büyük otobüsten oluşan filomuzla hizmet vermeye devam ediyoruz. YOLCU POTANSİYELİ DÖNEMSEL OLARAK DEĞİŞKENLİK GÖSTERİYOR 2025 yılına umutla girmiştik ancak sektör genelinde beklenen düzeyde bir hareketlilik yakalanamadı. Sadece şehirlerarası taşımacılık değil, turizm taşımacılığı da bu durumdan memnun değil. Özellikle kış döneminde maliyet baskıları daha fazla hissedilmeye başlandı. Yine de önümüzdeki yaz sezonuyla birlikte bir toparlanma sürecine girileceğini düşünüyorum. Filomuzda toplamda 120’ye yakın büyük otobüs bulunuyor ve aktif olarak sefer yapıyor. En yoğun faaliyet gösterdiğimiz hat, kısa mesafe taşımacılığın güçlü olduğu Isparta–Antalya hattı. Bunun yanı sıra Ankara, İstanbul ve İzmir hatlarımız düzenli olarak devam ediyor. En uzun hattımız ise Diyarbakır seferleri. Bölgelere göre yolcu potansiyeli dönemsel olarak değişiyor. Bazen doğu hatları daha hareketliyken bazen batı ön plana çıkıyor. Özellikle asker sevk dönemleri hâlâ ciddi bir sirkülasyon yaratıyor. Bedelli askerlik uygulamasının yaygınlaşmasıyla birlikte Manisa, Isparta ve Urla gibi bölgelerde her ay düzenli bir hareketlilik oluşuyor. YATIRIM VE SEFER PLANLARIMIZI TALEBE GÖRE REVİZE EDİYORUZ Filomuzu yenileme çalışmalarımız son dönemde hız kazandı. MAN yatırımlarımız devam ediyor ve toplamda 20 araçlık bir siparişimiz bulunuyor. Araç seçimlerimiz karışık olacak ancak ağırlıklı olarak 2+1 koltuk düzenine sahip Lion’s Coach modelleri tercih edeceğiz. Bunun dışında Mercedes tarafında da önemli bir yatırımı geride bıraktık. Tourismo ve Travego karışık olmak üzere toplam 25 adet Mercedes otobüs aldık. Bagaj kapasitesi ihtiyacına göre model tercihlerimiz değişiyor; Doğu ve Karadeniz hatlarında bagaj talebi yüksek olduğundan Travego’yu, diğer hatlarda ise daha verimli olduğu için Tourismo’yu kullanıyoruz. 2025 teslimatları peyderpey geliyor. Hatta şu an Isparta’daki otoparkımızda teslim alınmış yaklaşık 15 adet sıfır araç çalıştırılmayı bekliyor ancak piyasadaki durgunluk nedeniyle araçları hemen sefere çıkaramıyoruz. Personel konusunda ise tablo dönemsel olarak değişiyor. Bu yıl iş yoğunluğunun düşük olması nedeniyle ciddi bir kaptan sıkıntısı yaşamadık fakat tüm araçlarımızı sahaya sürdüğümüz dönemlerde nitelikli personel bulmak zorlaşıyor. Şoför bulmak mümkün ama tecrübeli ve kurallara hâkim, temsil kabiliyeti yüksek şoför bulmak gerçekten zorlaşıyor. Bugün Isparta Petrol Turizm, acenteler ve tüm taşeron yapılarla birlikte 1000’in üzerinde kişiye istihdam sağlıyor. Bu da aileleriyle birlikte bakıldığında şehrimize çok ciddi bir ekonomik katma değer oluşturuyor. BİLET FİYATLARI OLMASI GEREKEN SEVİYENİN ÇOK ALTINDA! 2026 yılına dair beklentilerim temkinli ama olumlu. Yazın zaten bir şekilde iş oluyor, sektör nefes alıyor ancak Ramazan ayının kış dönemine denk geldiği zamanlar bizim için en zor süreçtir. Hem kışın etkisi hem de Ramazan nedeniyle yolcu talebi ciddi şekilde düşer. Bu dönemde firmaların aşırı sefer açarak zarar etmemesi gerekiyor. Ben kendi adıma, kış aylarında seferleri azaltarak çalışıyorum. Böylece araçlar boş gitmiyor, kapasite verimli kullanılıyor ama maalesef fiyatlar hâlâ olması gereken seviyenin oldukça altında. Şu anda bile iki yıl önceki fiyatlarla çalışıyoruz. Ama iki yıl önceki mazot fiyatları nerede, bugün nerede? Maliyetler katlandı ama bilet fiyatları aynı kaldı. Bazı şehirlerde durum daha iyi. Özellikle Kayseri, Maraş ve Konya gibi büyük otogarlarda işletmeciler bir araya gelerek ortak fiyat politikası oluşturdu. Bu bölgelerde fiyatlar dengeli ve tatmin edici seviyede. Ayrıca doğu bölgelerinde de fiyatlar nispeten daha iyi durumda ancak genel olarak Türkiye’nin büyük bölümünde hâlâ istenen seviyeye ulaşabilmiş değiliz. “DİGİTÜRK” SİSTEMİ TEKNİK VE MALİ AÇIDAN DAHA AVANTAJLI Digitürk ve diğer teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeye devam ediyoruz. Yolcunun otobüste daha hızlı, daha konforlu ve daha eğlenceli vakit geçirmesini istiyoruz. Eskiden koltuk arkası televizyonlar yaygındı ve o dönemde işe yarıyordu; ancak artık hem bu sistemler eski teknoloji sayılıyor hem de kurulum ve bakım maliyetleri çok yükseldi. Bugün bir koltuk arkası TV döşetmenin maliyeti 300–600 bin TL civarına kolayca dayanabiliyor. Öte yandan yolcuların elinde artık yüksek özellikli akıllı telefonlar var. Bu yüzden çözümümüz Digitürk’ü telefonlara taşıyan QR-kod tabanlı bir sistem oldu. Yolcu QR kodu okutarak kendi telefonundan yayınlara ve içeriklere erişiyor. Bu yaklaşım hem işletmeci için daha az maliyetli hem de yolcu açısından daha kullanışlı. Fiziksel cihaz bağlamaya gerek kalmıyor; internet üzerinden hizmet veriliyor. Paket tercihlerini hat yoğunluğuna göre ayarlıyoruz. Örneğin bazı hatlarda futbol ve canlı yayın içeren paketleri, kısa mesafe hatlarda ise daha hafif içerikleri tercih ettik ancak Digitürk’ü sadece futboldan ibaret görmek yanlış olur; film, dizi, belgesel ve çocuk eğlencesi gibi zengin bir içerik kütüphanesi mevcut. Futbol haftada birkaç gün izlenirken film ve dizi içerikleri yolculuk boyunca sürekli talep görüyor. Genel kanaatim şu: Digitürk ve QR-kod ile telefon temelli yayın sistemi hem yolcu memnuniyetini artırıyor hem de işletme maliyetlerini kontrol altında tutuyor. Bu yüzden teknik ve ekonomik açıdan tavsiye ederim.

Turizm Taşımacıları Federasyonundan Devlet Bahçeli’ye Önemli Ziyaret Haber

Turizm Taşımacıları Federasyonundan Devlet Bahçeli’ye Önemli Ziyaret

2021 yılında hazırlıkları tamamlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan ve 2023’te alt komisyonda kabul edilen ancak yasama dönemi bitimiyle kadük olan teklif, 2025 yılı Ekim ayında MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal’ın imzasıyla yeniden Meclis alt komisyonuna sunuldu. Bu kez yalnızca “TUR plakaları” ve “D2 Yetki Belgesi” konusunu değil, aynı zamanda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan “Türkiye Karayolu ve Turizm Taşımacılığı Mesleki Birliği”nin yasal zemine kavuşmasını da içeren daha kapsamlı bir teklif hazırlanmış durumda. Bahçeli’den Güçlü Destek Turizm Taşımacılar Federasyonu Genel Başkanı Necati Bilge, Muğla Turizm Taşımacılar Derneği Başkanı Adem Çatalkaya ve beraberindeki heyet, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret ederek sektörel talepleri ve yeni düzenlemeyi paylaştı. Ziyarette, turizm taşımacılığı sektörünün karşılaştığı uzun süredir devam eden belirsizlik, yetki karmaşası ve kayıt dışı faaliyetler konuları masaya yatırıldı. Bilge, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Sayın Devlet Bahçeli’nin konuya gösterdiği ilgi ve desteği bizlere moral verdi. Turizm taşımacılığı artık kaderine terk edilmeyecek. Bu düzenleme, sektörün geleceğini yeniden şekillendirecek.” Bilge ayrıca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın da konuya olumlu yaklaştığını belirterek, bu yasanın yalnızca plaka düzenlemesi değil, mesleki temsil ve denetim açısından da devrim niteliğinde olduğunu vurguladı. Teklifin Üç Temel Ayağı: D2 Belgesi, TUR Plaka, Mesleki Birlik Yeniden Meclis gündemine taşınan teklif, üç temel başlıkta toplanıyor: 1.​D2 Yetki Belgesi Düzenlemesi:Turizm taşımacılığı yapan işletmelerin belirsiz statülerine netlik kazandırarak faaliyet alanlarını tanımlıyor. 2.​“TUR” Serili Plaka Sistemi:Sektör araçlarının tanınabilir, kayıtlı ve denetlenebilir hale gelmesini sağlayacak özel plaka serisi getiriyor. Bu sayede kayıt dışı taşımacılık ve haksız rekabet sona erecek. 3.​Türkiye Karayolu ve Turizm Taşımacılığı Mesleki Birliği’nin Kurulması: Bu düzenleme, Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde kurulacak yeni bir mesleki birlik ile sektörün kendi içinde örgütlenmesini ve karar mekanizmalarına doğrudan katılımını öngörüyor. Mesleki birlik, hem sektördeki standartların yükseltilmesi hem de bakanlığın eksik kaldığı alanlarda destekleyici bir rol üstlenecek. Necati Bilge bu noktaya özellikle vurgu yaparak şu sözleri dile getirdi: “Bu kanun sadece D2 ve TUR plaka düzenlemesi değil; aynı zamanda Türkiye Karayolu ve Turizm Taşımacılığı Mesleki Birliği’nin kurulmasını da içeriyor. Bu birlik kurulduğunda Ulaştırma Bakanlığı’nın eksik kaldığı yerlerde mesleki olarak destek verecek, denge unsuru olacak. Bu da sektörün kurumsallaşması adına tarihi bir adım.” Bahçeli’den “Hayırlı Olsun” Mesajı Ziyaretin son derece sıcak bir atmosferde geçtiği belirtilirken, Devlet Bahçeli’nin heyeti dikkatle dinlediği, önerilere destek verdiği ve konuya “sonuna kadar arkasında olacağını” ifade ettiği öğrenildi. Bahçeli, görüşme sonunda “Bu düzenleme hem sektör hem ülke ekonomisi için hayırlı olsun.” sözleriyle desteğini dile getirdi. Bu açıklama, uzun süredir belirsizlik içinde olan turizm taşımacılığı sektöründe umutları yeniden yeşertti. Sektörün Umudu: Kurumsal Bir Yapılanma Turizm taşımacılığı sektörü, Türkiye’nin turizm gelirleri içinde önemli bir paya sahip olmasına rağmen yıllardır net bir mevzuat çerçevesine sahip değildi. Yeni kanun teklifi, hem yasal denetim hem de kurumsal temsil açısından sektöre güven kazandıracak. Mesleki birlik yapısının kurulmasıyla, hem sürücüler hem işletmeciler hem de yerel taşımacılar ortak bir çatı altında buluşacak. Uzmanlara göre bu düzenleme, turizm taşımacılığında kaliteyi artıracak, iş güvenliği standartlarını güçlendirecek ve yabancı turistlerin ulaşım deneyimini uluslararası düzeye taşıyacak. Sonuç: Turizm Taşımacılığında Yeni Dönem Başlıyor “TUR Plaka” ve “D2 Belgesi” düzenlemesi ile birlikte, “Türkiye Karayolu ve Turizm Taşımacılığı Mesleki Birliği”nin kurulması, sektörün yıllardır beklediği yapısal dönüşümü başlatıyor. Artık turizm taşımacılığı yalnızca bir hizmet alanı değil; kurumsal, kayıtlı, denetlenebilir bir meslek dalı haline geliyor. Necati Bilge’nin ifadesiyle: “Bu kez sadece bir yasa değil, bir vizyon konuşuluyor. Turizm taşımacılığında güçlü, saygın ve sürdürülebilir bir Türkiye hedefindeyiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.