Hava Durumu

#Yakıt Fiyatları

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Yakıt Fiyatları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yakıt Fiyatları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Krizde Bekleyen Değil, Yatırım Yapan Kazanır Haber

Krizde Bekleyen Değil, Yatırım Yapan Kazanır

FİLOMUZUN EN ESKİ OTOBÜSÜ 2025 MODEL Malatya Zafer Turizm olarak hedefimiz Malatya halkına en iyiyi, en konforluyu ve en yeniyi sunmak. Filomuzda şu an 34 adet Travego bulunuyor. 20'si 2026 model, geri kalanı 2025 model. 2024 model dahi yok aramızda. Bu bir tercih değil, bir ilke. Araçlarımızı sürekli güncel tutmak, yolcularımıza sunduğumuz hizmetin temel güvencesi. 2025 modellerimizi de gelecek yıl yenileyeceğiz; bu döngü bizim için standart hâline geldi. Bu yıl 20 yeni araç alarak 500 milyon TL'nin üzerinde bir yatırım gerçekleştirdik. Bu rakam, otobüs sektöründe ciddi bir maliyet baskısının yaşandığı bir dönemde atılmış cesur bir adım ama biz yatırımdan geri durmadık; çünkü kaliteli filo olmadan doğru hizmet veremezsiniz, doğru hizmet vermeden de kalıcı olamazsınız. MALATYA'DA SEYAHAT STANDARTLARINI YÜKSELTİYORUZ Malatya'nın coğrafi konumu bu işi ayrıca zorlaştırıyor: doğuyu batıya, güneyi kuzeye bağlayan kritik bir kavşak noktasındayız. Bu kavşaktaki talep dalgalanmaları, kayısı sezonu, mevsimsel göç hareketleri ve iklim etkileri hepsi aynı anda işletmeyi şekillendiriyor. Bu karmaşıklıkla başa çıkmak için hem güçlü bir filosu hem de çevik bir yönetim anlayışı şart. İkisine de sahibiz. Zorlu bir dönemden geçiyoruz, evet ama yatırımlardan geri çekilmiyoruz. Malatya'da standartı biz belirledik; bunu korumak ve yükseltmek için buradayız. URFA'DAN ZONGULDAK'A UZANAN YENİ HATLARLA SEFER AĞIMIZI GENİŞLETİYORUZ Her yıl birkaç yeni sefer ekleyerek büyümeye devam ediyoruz. Bu yıl açtığımız en önemli hat Zonguldak güzergâhı oldu. Urfa'dan hareketle Malatya, Sivas, Tokat, Amasya ve Kastamonu üzerinden Zonguldak'a uzanan bu hat, bölgede daha önce olmayan bir bağlantıyı kurdu. Bir diğer yeni hattımız ise yine Urfa kalkışlı: Malatya, Erzincan ve Trabzon güzergâhında sabah ve akşam seferleriyle çalışıyor. Bunların yanı sıra Ortaca hattımız da bu sezon devreye girdi. Türkiye'nin batısına açılmak bizim için stratejik bir adım. Ege'ye, Akdeniz'e, Karadeniz'e uzanan seferlerimizle artık Türkiye'nin her köşesiyle bağlantı kuruyoruz. Hat sayısını artırdıkça araç sayımız da buna paralel biçimde yükseliyor; büyüme planımız bu dengeli yapı üzerine kurulu. KAYISILARI DON VURDU, FATURASINI YİNE BİZ ÖDEDİK 2026'nın ilk yarısı Malatya için gerçek anlamda zor geçti. Ramazan ve Kurban Bayramı düşündüğümüz kadar hareketli olmadı. Bunun en temel nedeni don felaketi. Bu yıl kayısı tutmadı; bahçeler büyük zarar gördü. Malatya'da kayısı sezonu yalnızca bir tarım döngüsü değil; işçi hareketinin, gurbetçi dönüşlerinin, ticari hareketliliğin tamamını kapsayan bir ekonomik motor. Kayısı olmayınca o motor çalışmıyor. Yolcu sayısında yüzde ellinin üzerinde bir düşüş yaşadık. Bayramlar kısa geçti, tatil yoğunluğu beklentinin çok altında kaldı. Bu tablo bölgeye özgü değil; Türkiye genelinde otobüs sektörü benzer bir daralmayla karşı karşıya ama Malatya gibi mevsimsel ekonomiye sahip şehirlerde bu etki çok daha derin hissediliyor. UÇAĞIN GİTMEDİĞİ YERDE İŞ VAR; GERİSİ ZORLU Bu sektörün giderek daraldığını açıkça söylememiz gerekiyor. Hava yolu ulaşımının her geçen yıl daha da yaygınlaşması, otobüs talebini ciddi ölçüde eritiyor. Uçağın gitmediği yerlerde iş var; onun dışında rekabet giderek zorlaşıyor. Ankara-İstanbul gibi güçlü hatlar bile artık eskisi gibi çalışmıyor. Bu güzergâhta genellikle bir taraf doluyken diğer taraf boş kalıyor. Boş araçla sefer yapmak ise ciddi bir maliyet kalemi. Buna ek olarak enflasyon, artan yakıt fiyatları, yüksek faiz ve köprü-otoyol geçiş ücretleri işletmeleri her gün yeni bir baskıyla karşı karşıya bırakıyor. Maliyet artışlarını bilet fiyatlarına yansıtmak ise rekabet ortamında çoğu zaman mümkün olmuyor. Bu dengesizlik uzun vadede sürdürülemez; sektörün bütünsel bir değerlendirmeye ve devlet desteğine ihtiyacı var. FARKLI SEKTÖRLERE AÇILARAK YATIRIMLARIMIZI ÇEŞİTLENDİRİYORUZ, Otobüs sektörünün daralma eğilimini görerek yatırımlarımızı çeşitlendirmeye başladık. Bu yıl bünyemize bir akaryakıt istasyonu kattık. Bu hem filomuzun yakıt maliyetlerini düşürmek hem de faaliyet alanımızı genişletmek açısından stratejik bir adım. Kendi araçlarımızın yakıt ihtiyacını kendi istasyonumuzdan karşılamak, maliyet yönetimi açısından somut bir avantaj sağlıyor. Sağlık sektöründe de yatırımlarımız devam ediyor. İnşaat alanında ise projelerimiz var. Otobüsçülük bizim köküz, ama köke bağlı kalırken farklı dallara yayılmak zorundasınız. Tek bir sektöre mahkûm olmak, o sektördeki her krizde sarsılmak anlamına geliyor. Biz bu riski dağıtıyoruz.

Mazot Ateşi Taşımacılık Sektörünü Alarma Geçirdi Haber

Mazot Ateşi Taşımacılık Sektörünü Alarma Geçirdi

HÜRMÜZ BOĞAZI VE MAZOT FİYATLARI SAHADAKİ BELİRSİZLİK FIRTINASININ ETKİSİNİ ARTIRIYOR Bugün sahada yaşanan tabloyu tek bir cümleyle özetlemek gerekirse gerçekten bir “belirsizlik fırtınası” içindeyiz. Küresel ölçekte herhangi bir risk ortaya çıktığında bunun etkisini ilk hissettiğimiz yer doğrudan pompa fiyatları oluyor. Jeopolitik gerilimler arttığı anda akaryakıt fiyatları da anında tepki veriyor. Şu anki tabloya baktığımızda maalesef yön aşağı değil, yukarı. Kısa vadede ciddi bir gevşeme olacağına da pek ihtimal vermiyorum. Orta Doğu’daki gerilim uzun süredir devam ediyor ve görünen o ki İran, İsrail ve ABD hattındaki bu kriz kısa sürede sona erecek gibi durmuyor. Eğer Brent petrol fiyatı 150–200 dolar bandına doğru tırmanırsa açık konuşmak gerekirse dünya ekonomisinin bunu kaldırması çok zor olur. Böyle bir senaryo sadece bizim ülkemizi değil, tüm dünyayı etkiler çünkü bugün hayatımızdaki neredeyse her şey lojistikle taşınıyor. Dolayısıyla petrol fiyatındaki sert yükseliş sadece yakıtı değil, zincirleme bir şekilde tüm ürünlerin maliyetini artırır. Eğer biz bu maliyetleri yüksek fiyatlarla almak zorunda kalırsak enflasyon da buna paralel şekilde hızla yükselir. Yani mesele sadece taşımacılık sektörü değil; bu doğrudan ekonominin tamamını etkileyen bir domino etkisi yaratır. TÜRKİYE KRİZLERİ AVRUPA’YA GÖRE DAHA SERT HİSSEDİYOR Türkiye’nin bu tür krizleri Avrupa’ya kıyasla daha sert hissetmesinin çok net bir nedeni var. Biz yalnızca petrol fiyatındaki artıştan etkilenmiyoruz, aynı zamanda döviz kuru da sürekli hareket halinde. Yani sektör olarak iki ayrı maliyet baskısı altında kalıyoruz. Bir tarafta petrol fiyatı yükseliyor, diğer tarafta döviz kuru yerinde durmuyor. Bu durum işletmelerin maliyetlerini katlayarak artırıyor. Avrupa’daki birçok ülkede enerji maliyeti artıyor olabilir ama para birimleri daha stabil olduğu için bu etki daha sınırlı kalıyor. Türkiye’de ise enerji maliyeti artarken aynı anda kur farkı da eklenince ortaya çok daha ağır bir tablo çıkıyor. Enerjide dışa bağımlı bir ülke olmamız da bu kırılganlığı doğal olarak artırıyor. Dolayısıyla küresel ölçekte yaşanan her enerji krizi Türkiye’de çok daha güçlü bir şekilde hissediliyor. VATANDAŞ SEYAHATİ AZALTTI, DOLULUK ORANLARINI YAKALAMAK ZORLAŞTI Vatandaşın alım gücündeki düşüşü biz sahada çok net görüyoruz. Eskiden bayram, tatil ya da özel gün beklemeden dolan otobüsler artık eski doluluk oranlarına ulaşmakta zorlanıyor. Bugün firmalar seferlerini doldurabilmek için ciddi bir çaba sarf etmek zorunda kalıyor. İnsanlar artık zorunlu olmadıkça seyahat etmiyor. Ekonomik şartlar ağırlaştıkça insanlar harcamalarını kısmaya başlıyor ve bu da doğrudan ulaşım sektörüne yansıyor. Sonuç olarak satış hacmimizde belirgin bir gerileme var. Yolcu sayısı azaldığında ise seferlerin maliyeti daha da ağırlaşıyor. Bu da sektörün üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. “ARAÇLAR ZARAR EDİYOR” SÖZÜ ABARTI DEĞİL, GERÇEK Bugün sektörde sıkça duyduğumuz “araçlar zarar ediyor” ifadesi kesinlikle bir abartı değil, yaşadığımız gerçeğin ta kendisi. Dışarıdan bakıldığında cirolar artıyor gibi görünebilir çünkü bilet fiyatları yükseliyor ancak işletme giderleri çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Lastik fiyatları, bakım maliyetleri, personel giderleri, sigorta bedelleri ve diğer operasyonel giderler sürekli yükseliyor. Bu nedenle günün sonunda kasaya giren para artsa bile işletmenin gerçek kârı eriyor. Hatta çoğu zaman kâr yerine borçla karşı karşıya kalıyoruz. Bugün sektörün ana hedefi artık kâr etmek değil, ayakta kalabilmek. BİR OTOBÜSÜN MALİYETİNİN %50–60’INI YAKIT OLUŞTURUYOR Bugün bir otobüs işletmesinin en büyük gider kalemi tartışmasız yakıt. Ortalama bir hesap yaptığınızda bir otobüsün toplam işletme maliyetinin yaklaşık %50–60’ını doğrudan yakıt gideri oluşturuyor. Lastik, bakım, sigorta, personel gibi diğer tüm giderleri toplasanız bile çoğu zaman bir depo mazotun yarattığı maliyet kadar etkili olamıyor. Bu yüzden akaryakıt fiyatındaki her artış doğrudan sektörün belini büküyor. Yakıt fiyatları yükseldiğinde işletme maliyetleri bir anda sıçrıyor ve bu maliyetleri yönetmek giderek zorlaşıyor. MALİYET ARTIŞININ YARISINI BİLE BİLET FİYATINA YANSITAMIYORUZ Sektörde yaşanan en büyük sorunlardan biri de maliyet artışlarının bilet fiyatlarına aynı oranda yansıtılamaması. Eğer maliyetlerimiz 10 birim artıyorsa biz bunun ancak 4–5 birimini bilet fiyatına yansıtabiliyoruz çünkü yolcunun ödeme gücü belli bir noktadan sonra bunu kaldırmıyor. Fiyatları bir anda çok yükselttiğinizde yolcu sayısı daha da düşüyor. Dolayısıyla aradaki farkı çoğu zaman işletmeler kendi cebinden karşılamak zorunda kalıyor. Bu makas ne kadar açılırsa sektörün sürdürülebilirliği de o kadar zorlaşıyor. Açık konuşmak gerekirse bugün birçok firma için tekerin dönmesi bile başlı başına bir mücadele haline gelmiş durumda. TİCARİ AKARYAKITTA VERGİ DESTEĞİ ŞART Sektörün bu zorlu süreci atlatabilmesi için devlet desteği kaçınılmaz görünüyor. Özellikle ticari taşımacılık yapan işletmeler için akaryakıt üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi büyük önem taşıyor. En acil ve etkili çözüm, ticari akaryakıtta ÖTV indirimi ya da KDV iadesi gibi bir destek mekanizmasının hayata geçirilmesi olacaktır. Toplu taşıma ve lojistik sektörü üzerindeki vergi yükü hafifletilmeden fiyatların dengelenmesi ve sektörün rahatlaması maalesef mümkün görünmüyor. YENİ ARAÇ YATIRIMI BUGÜN TAM ANLAMIYLA BİR KUMAR Bugünün şartlarında yeni araç yatırımı yapmak gerçekten büyük bir risk taşıyor. Faiz oranları çok yüksek, araç fiyatları astronomik seviyelere çıkmış durumda ve yatırımın geri dönüş süresi giderek uzuyor. Bu nedenle birçok firma şu anda yeni araç almak yerine mevcut filosunu korumaya çalışıyor. Açık konuşmak gerekirse şu an yatırım yapmak yerine frene basmak ve mevcut yapıyı korumak çok daha mantıklı bir strateji gibi görünüyor. ÖNÜMÜZDEKİ 6 AY DAHA ZORLU GEÇEBİLİR Önümüzdeki döneme dair tabloyu gerçekçi bir şekilde değerlendirmek gerekirse sektör açısından çok kolay bir süreç bizi beklemiyor. Turizm sezonu belirli ölçüde bir hareketlilik sağlayabilir ve sektöre bir nebze nefes aldırabilir. Ancak maliyet artışları aynı hızla devam ederse bu geçici bir rahatlama olur. Bu nedenle önümüzdeki 6 ayda sektörün tamamen toparlanmasını beklemek pek gerçekçi değil. Daha çok maliyetleri kontrol etmeye çalışacağımız, kemerleri sıkmaya devam edeceğimiz bir dönem bizi bekliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.