Hava Durumu

#Yapay Zeka

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli Haber

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli

HER GEÇEN GÜN “KURUMSAL DEĞERİ” ARTIRACAK ADIMLAR ATIYORUZ Ben Mehmet Batı. Kâmil Koç’ta Satın Alma ve Ticari Satış Grup Müdürü olarak son beş yıldır görev yapıyorum. Eğitimimi State University of New York’ta Üretim Mühendisliği alanında tamamladım. Bu eğitim, bana analitik düşünme yeteneği kazandırırken süreçleri sistematik şekilde yönetme becerimi de geliştirdi. Kariyerim 12 yıllık satın alma tecrübem ve 8 yıllık fabrika üretim deneyimimin birleşimiyle şekillendi. Bu deneyimler, satın alma ve ticari satış süreçlerine mühendislik bakış açısıyla yaklaşmayı ve stratejik kararlar alırken teknik temelleri göz önünde bulundurmayı öğretti. Bugünkü görevimde amacım yalnızca şirketin ihtiyaçlarını karşılamak değil; stratejik kararlarla kurumsal değer yaratmak ve iş ortaklarımıza sürdürülebilir avantajlar sağlamak. Ayrıca seyahat etmek büyük bir tutkum. Şimdiye kadar yaklaşık 50 ülkeyi ziyaret ettim. Bu yolculuklar bana farklı kültürleri tanıma, küresel bir bakış açısı kazanma ve esnek düşünme yetisi kazandırdı. KÂMİL KOÇ’UN İLANINA BAŞVURDUM VE YENİ BİR MACERA BAŞLADI Kâmil Koç ile yollarımız 2020 yılında kesişti. O dönem otomotiv sektöründe çalışıyordum ancak Kâmil Koç’un ilanını görünce ilgimi çekti. Farklı işler yapmayı seven biri olduğum için, seyahat sektörünün dinamik ortamı bana cazip geldi. Başvuru sürecinin ardından iki taraf için de şartlar olumlu olunca. Seyahat etmeyi de seven biri olarak teklifi kabul ettim. 2020’nin pandemi döneminde, sektörümüz için oldukça zorlu bir süreçte işe başladım. CFO’muz Ömer Faik Bey’e bağlı olarak başladığım görevime bugün hâlâ aynı motivasyonla devam ediyorum. SATIN ALMA VE TİCARİ ŞATIŞ BİRBİRİNİ BESLEYEN İKİ GÜÇLÜ KAS GİBİDİR Satın alma ve ticari satış ayrı düşünülemez iki parçadır. Satın alma tarafında sağlam bir strateji kurmadığınızda ticari satışta sürdürülebilir başarı elde etmek oldukça zorlaşır. Bizim önceliğimiz; kurumsallık, dijitalleşme ve şeffaflık temelleri üzerine kurulu bir satın alma ekosistemi oluşturmak. Artık “en uygun fiyatı bulmak” anlayışının çok ötesindeyiz. Veri temelli, ölçülebilir ve sürdürülebilir süreçlerle tedarikçilerimizle uzun vadeli iş ortaklıkları kuruyoruz. Ticari satışta ise özmal otobüslerimizde kullandığımız ürünlerde elde ettiğimiz avantajları sözleşmeli iş ortaklarımıza da yansıtıyoruz. Böylece tüm ortaklarımızın Kamil Koç maliyet avantajı elde etmelerine imkan tanıyoruz. Kısacası, satın alma gücümüzü sadece şirket içinde değil, tüm iş ekosistemimizde katma değere dönüştürüyoruz. İTİBARI GÜÇLENDİREN EN ÖNEMLİ YATIRIM, ŞEFFAFLIKTIR Tedarikçileri birer “iş ortağı” olarak görüyoruz. Bir satın alma süreci, iki tarafın da kazandığı bir ortaklık olmalı. Bizim önceliğimiz karşılıklı güven, açık iletişim ve sürdürülebilir değer yaratmak. Bu anlayış, özellikle pandemi gibi kriz dönemlerinde ya da küresel tedarik zinciri sıkıntılarında dayanıklılığımızı büyük ölçüde artırdı. Kazandır–kazan felsefesine yürekten inanıyorum. Kurumsallığın temelinde güven vardır; güvenin temelinde ise şeffaflık. Satın alma süreçlerinde şeffaf olmanın yalnızca etik bir gereklilik değil, aynı zamanda kurumsal itibarı güçlendiren bir yatırım olduğuna inanıyorum. Tedarikçiler, çalışanlar ve hatta müşteriler, süreçlerin adil ve açık yürütüldüğünü gördüklerinde markaya duyulan güven de artar. DİJİTALLEŞME, KARAR ALMA BİÇİMLERİMİZİ KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ Dijitalleşme bizim için sadece yeni yazılımlar kullanmak değil; karar alma biçimimizi yeniden tanımlamak anlamına geliyor. Artık yapay zekâ destekli analizlerle talep tahminleri yapabiliyor, tedarikçi performanslarını objektif verilerle ölçebiliyoruz. Bu sayede operasyonel iş yükü azalırken ekiplerimiz stratejik çalışmalara daha fazla zaman ayırabiliyor. Yani kısaca dijitalleşme bizim için yalnızca “verimlilik” değil, aynı zamanda “görünürlük” ve “şeffaflık” demek. BİREYSEL YATIRIMCILARIMIZA HER ALANDA “MALİYET DESTEĞİ” SAĞLIYORUZ Bireysel yatırımcılarımıza ciddi bir maliyet desteği sağlıyoruz çünkü ikram, mazot gibi sabit giderler artık büyük gider kalemleri hâline geldi. Yatırımcılarımız, piyasa fiyatlarına göre genellikle %20 ila %30 oranında daha düşükten alım yapma fırsatına sahipler. Bunun dışında yatırımcılarımıza ödeme kolaylıkları da sunuyoruz. Hak edişlerden kesinti yaparak işlemleri kolaylaştırıyoruz çünkü araçlarımız sürekli seferde olduğu için hak ediş süreci de devam ediyor. Ayrıca kredi kartı ile ödeme imkânı sağlıyoruz, isteyen yatırımcımıza taksit seçeneği de sunabiliyoruz. Kâmil Koç’un kendi yaptığı finans anlaşmaları üzerinden elde ettiği tüm indirim avantajlarından sözleşmeli yatırımcılarımız da yararlanabiliyor. Örneğin, şu anda ağırlıklı olarak kullandığımız lastikleri piyasadan çok daha uygun fiyatlarla temin edebiliyorlar. Bizim indirimlerimizden faydalanarak bu avantajı doğrudan bizden sağlamış oluyorlar. Bazı ikram noktalarımızda 7/24 lastik stokumuz bulunuyor. Şoför, sırası geldiğinde gece yarısı bile lastik değişimi yapabiliyor. Böylece hem zaman hem de para kaybı yaşamadan yeniden seferine devam edebiliyor. HER İŞLEM KAPTANIN CEBİNDEN DEĞİL, SİSTEMİN GÜVENCESİNDEN GEÇİYOR Ayrıca sözleşmeli otobüsçülerimiz için önemli bir avantajımız daha var: Şoföre herhangi bir kredi kartı verilmez, dolayısıyla harcama kontrolü tamamen araç sahibi üzerinden yürütülür. Bu da olası suistimalleri tamamen ortadan kaldırıyor. Bu sayede hem kaptanlarımızı hem de araç sahibini koruyoruz. Tüm işlemler yalnızca bizim sistemimize kayıtlı sözleşmeli otobüs sahipleri için “ERP” sistemi üzerinden yürütülüyor. ERP sisteminde plaka tanımlıysa ilgili ürün veya hizmetin çıkışı otomatik yapılabiliyor. Kaptan, herhangi bir ödeme yapmadan sadece imzası ve ruhsatıyla birlikte geliyor, ürününü teslim alıyor. Aynı uygulama ikram ürünlerinde de geçerli. Örneğin, kaptan 10.000 TL’lik ikram ürünü almak istediğinde, bu sistem üzerinden doğrudan temin edilir. Bizim kurduğumuz bu sistemimiz sayesinde bir suiistimal değildir. Ayrıca sözleşmeli otobüs sahibi, dilediği an sistemden otobüsünün hangi tarihte, nerede, ne kadar ikram ürünü aldığını birkaç dakikada görebilir. Biz bu süreçte ikram maliyetlerini de kayıt altında tutuyoruz: Ne kadar ürün alınmış ne kadar dağıtılmış, yolcu memnuniyeti sağlanmış mı, hepsi raporlanıyor. Üst yönetime düzenli olarak iletilen bu raporlar, bölge müdürleri aracılığıyla otobüsçülerle paylaşılır. Örneğin, hiç ikram almayan bir işletmeciye “Yolcuna ikram dağıtmıyor musun?” diye sorulur ya da fazla alım varsa kaptan uyarılır çünkü maalesef sektörde farklı amaçlarla kullanılan ikram ürünleri de olabiliyor. TÜM SÜREÇLER DAKİKALAR İÇİNDE SİSTEMİMİZE YANSIYOR VE ANINDA RAPORLANABİLİYOR Bir otobüsün aldığı her şeyi biz iki saat içinde hangi bölgeden, kimin üzerinden, kaç liraya ve hangi plakaya işlem yapıldığını gösterebiliyoruz. Bu sistem özmal araçlarımızda da SMS projesiyle destekleniyor. Kaptan ikram aldığı anda araç sahibine otomatik SMS gidiyor: “Şu kadar ikram aldınız.” Böylece başkası gidip aynı ürünü alamıyor. İkram noktalarındaki çalışanlarımız da bu konuda eğitimli. Her akşam bölge baş şoförlerine bilgi raporu gidiyor: “Bugün bölgenizde şu kadar otobüs, şu kadar ikram aldı.” Ay sonunda ise bu veriler Excel tablolarıyla karşılaştırılıyor. Böylece tam bir otokontrol mekanizması oluşturulmuş oluyor. HEDEFİMİZ, İNSAN HATASINDAN ARINDIRILMIŞ OTOKONTROL SİSTEMLERİ KURMAK Biz dijitalleşmeye ve otomasyona çok büyük önem veriyoruz çünkü kurum kültürünü korumanın ve sürdürülebilirliğin temelinde bu var. Bugün biz varız, ama yarın başka biri gelecek. Yeni gelen, beş yıl önce neler yapıldığını sistemden görebilmeli. Hedefimiz, kişiye bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmak. Ben otomotiv sektöründe çalıştığım dönemde bir gün aile günü kapsamında babamı fabrikaya götürmüştüm. Babam esnaftır, üretim sistemlerine çok hâkim değildir. Fabrikayı gezerken şaşkına döndü: “Ben hâlâ arabaların çekiçle, tokmakla yapıldığını sanıyordum.” dedi. Gövde atölyesinde insan yoktu, her şeyi 500 robot yapıyordu. Bunu görünce bana, “Ben bu markayı almayı düşünmüyordum ama bundan sonra alırım.” dedi. Sonrasında biz yönetime öneri verdik: “Bu üretim gücünü insanlara gösterin, çünkü hâlâ çekiçle kapı takıldığını zannediyorlar.” dedik. Bunun üzerine fabrika dışarıdan gelen ziyaretçilere golf arabalarıyla turlar düzenlemeye başladı. Bu sayede satışlar da arttı. Bizim hedefimiz de benzer: Her şey insan kontrolünde ama insan hatasından arındırılmış, dijital otokontrol sistemleri kurmak. SATIN ALMADAKİ YENİ TRENDLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ Günümüzde satın alma dünyasında üç temel trend ön plana çıkıyor. İlk olarak dijital dönüşüm ve otomasyon, karar süreçlerinde yapay zekâ ve büyük veri analitiğinin kullanımını kaçınılmaz hale getirdi. Artık veriye dayalı, hızlı ve hatasız karar verme süreçleri kurumlar için standart bir gereklilik haline geldi. İkinci olarak sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda stratejik bir öncelik olarak görülüyor. Karbon ayak izini azaltmak, yerel tedarikçileri desteklemek ve sosyal sorumluluk bilincini güçlendirmek, markaların tercih edilirliğini doğrudan etkiliyor. Üçüncü olarak ise tedarikçi ilişkilerinde stratejik iş ortaklığı kavramı öne çıkıyor. Artık satın almada temel soru “Kim daha ucuz?” değil; “Kimle birlikte daha uzun vadeli değer yaratabiliriz?” haline geldi. Dolayısıyla satın alma, yalnızca maliyet azaltma süreci olmaktan çıkıp kurumsal değeri, itibarı ve inovasyonu yöneten stratejik bir alan haline dönüştü. BENİM İÇİN BAŞARI, STRATEJİK VİZYONA KATKI SAĞLAYACAK DOĞRU KARARLARI VERMEKTİR Bu alandaki genç arkadaşlarımıza en büyük tavsiyem, kendinizi sadece satın alma süreçleriyle sınırlamayın. Finansı, pazarlamayı, teknolojiyi ve insan yönetimini mutlaka anlamaya çalışın. Geleceğin satın alma profesyonelleri; analitik düşünen, dijital araçlara hâkim ama aynı zamanda insan ilişkilerinde güçlü olan liderler olacak ve ne olursa olsun: merak etmeyi asla bırakmayın. Kâmil Koç’ta biz, kurumsallığı bir kültür olarak yaşıyoruz. Dijitalleşme, şeffaflık ve sürdürülebilirlik bizim sadece iş yapış biçimimiz değil; geleceğe bırakmak istediğimiz miras. Benim için başarı, en uygun fiyatı almak değil; şirketin stratejik vizyonuna katkı sağlayacak doğru kararları verebilmektir.

Shell Türkiye, 16. Yol Emniyeti Konferansı’nda Dijital Dönüşüm ve Artan Riskler Öne Çıktı Haber

Shell Türkiye, 16. Yol Emniyeti Konferansı’nda Dijital Dönüşüm ve Artan Riskler Öne Çıktı

Yol emniyeti kültürünün öncüsü olan Shell Türkiye, paydaşları, iş ortakları ve çalışanlarıyla 16. Yol Emniyeti Konferansı’nda bir araya geldi. “Yol Emniyetinde Dijital Dönüşüm ve Artan Riskler” odağında gerçekleştirilen konferansta dijital dönüşümün yol güvenliğine etkileri, trafikte artan motosiklet kullanımı ve Shell’in Hedef Sıfır vizyonu kapsamında 2025 verileri gündeme geldi. Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, konuşmasında 16 yıllık kararlı yolculuğun önemine değinerek şunları söyledi: “16 yıl boyunca Yol Emniyeti Konferansı’nı aralıksız sürdürmek, Shell’in yol emniyeti vizyonunu ve bu alandaki kararlılığını ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl dünyada yaklaşık 1,19 milyon insan trafik kazalarında hayatını kaybediyor. Türkiye’de 2025 yılının ilk yarısında Türkiye'de kaza yerinde hayatını kaybedenlerin sayısı 1.125 olarak açıklandı. Her bir rakamın, bir hayatı temsil ettiğinden hareketle tüm faaliyetlerimizi hiçbir güvenlik ihlali ve kazaya sebep vermeden gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Shell Türkiye olarak faaliyetlerimizde ilk önceliğimiz her zaman emniyet oldu ve bu anlayışla 16 yıldır aralıksız düzenlediğimiz Yol Emniyeti Konferansı ile bu kültürü güçlendiriyoruz.” Ahmet Erdem sözlerini şöyle sürdürdü: “Shell Türkiye olarak 2025’te 500’den fazla profesyonel sürücü ile 55 milyon km yol kat ettik. Aldığımız tedbirler ve sürücülerimizin aldığı eğitimlerle kurallara uyum artarken, ihlal sayılarında da düşüş sağladık. Hız ihlalleri ve telefon kullanımı gibi riskli davranışları ise araç içi teknolojiler ve düzenli eğitimlerle yakından takip ederek minimize etmeyi amaçladık. Hedef Sıfır - Sıfır Kaza, Sıfır Yaralanma vizyonumuz her kararımızın merkezinde. Yol emniyeti sadece operasyonel bir hedef değil, toplum için bir sorumluluk. Bu bilinçle, eğitim programlarımız ve farkındalık projelerimizle, her yaştan insana ulaşmaya devam ediyoruz.” Shell & Turcas CEO’su Emre Turanlı ise konuşmasında şu mesajları verdi: “Türkiye çapındaki 1200 istasyonumuzda yoğun olarak hem araç hem de yaya trafiği mevcut. Hem taşımacılık hem de istasyon alanlarımızda yol emniyeti her zaman önceliklendirdiğimiz bir konu. Örneğin operasyonel araçlarda kullandığımız yapay zeka tabanlı Yorgunluk ve Dikkat Dağınıklığı Algılama Sistemi ile sürücülerin dikkatini artırarak kazaları önlemeyi hedefliyoruz. Bu teknoloji, yüz tanıma teknolojisi üzerinden yorgunluk belirtilerini ve hatalı sürücü davranışlarını tespit ediyor ve sürücüyü uyararak kazaların önlenmesine önemli bir katkı sağlıyor. Hedef Sıfır vizyonumuzla kendi operasyonlarımızın yanı sıra iş ortaklarımız ve paydaşlarımız nezdinde de yol emniyeti bilincini artırmaya yönelik çalışmalarımıza devam edeceğiz.” Yol emniyetinde dijital dönüşüm Konferansta paylaşılan 2025 verileri, Shell Türkiye’in operasyonel büyüklüğünü ve yol güvenliği disiplinini gözler önüne serdi. Shell Türkiye, 500’den fazla profesyonel sürücü ve 348 şirket aracı kullanıcısı ile yılda toplam 55 milyon kilometre yol kat ederek devasa bir operasyona imza atıyor. Sürücülerin kurallara uyumu artarken, ihlal sayılarında da düşüş gözlendi. Hız ihlalleri ve telefon kullanımı gibi riskli davranışlar, araç içi teknolojiler ve düzenli eğitimlerle yakından takip edilerek minimize ediliyor. Sektördeki risklere odaklanan panellerle devam eden konferansta uzmanlar, gelişmiş dijital izleme ve raporlama sistemlerinin kazaları önlemedeki rolünü tartıştı. Ayrıca son yıllarda trafikte sayısı hızla artan motosikletlerin yarattığı yeni güvenlik dinamikleri ve çözüm önerileri de ele alındı. Shell Türkiye, 16 yıldır düzenlediği konferansın yanı sıra sektörel ve sosyal yatırım faaliyetleriyle yol emniyeti bilincinin artması için aralıksız olarak faaliyetler yürütüyor. Çalışanlar ve ikmal operasyonlarını gerçekleştiren sürücülerin psikolojik ve fiziksel iyiliğini güçlendirmek amacıyla özel eğitim programları düzenliyor. Operasyonlarında dijital sistemler kullanarak hız aşımı, sürüş saatleri gibi verileri sürücülerin davranışlarını iyileştirmek için takip ediyor. Ayrıca Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliğinde yürüttüğü “Trafik Ateşböceği Öğrenim Birimi” programıyla ilkokul çağındaki çocuklarda trafik bilincini artırmaya devam ediyor ve düzenlenen etkinliklerle çocukların “güvenli yaya elçileri” olmaları sağlanıyor. Shell Türkiye, bu girişimiyle her yıl 1.500 öğrenci ile onların ebeveynlerine ulaşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.