Hava Durumu

#Yatırım

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı Haber

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı

Türk otomotiv sanayiinin öncü kuruluşu Tofaş, Koç Holding ve Stellantis ortaklığının yeni dönemini simgeleyen stratejik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2025'te Stellantis ile imzalanan anlaşma kapsamında hayata geçirilen K9 projesi, 26 Ekim 2026, Pazartesi günü Tofaş Fabrikası'nda düzenlenen törenle seri üretim aşamasına geçti. Tören, Türk otomotiv sanayiinin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunu tahkim eden tarihi bir adıma sahne oldu. Tofaş'ta yeni dönemin simgesi, Fiat Dobló oldu K9 projesinin üretime başlangıç töreninin en anlamlı anlarından birini, Fiat Dobló'nun yeniden Tofaş üretim bandından inmesi oluşturdu. İlk kez 2000 yılında Bursa'da üretilmeye başlanan ve 2023 yılına kadar Tofaş'ta üretimi devam eden Fiat Dobló, Türk otomotiv sanayiinde olduğu kadar ticari araç pazarında önemli bir başarı elde etti. Türkiye'de 26 yılda 600 bin adedin üzerinde satışa ulaşan model, farklı nesilleri ve gövde seçenekleriyle ticari hayatın en tanınan araçlarından biri haline geldi. Üç yıllık aranın ardından yeniden Bursa'da üretilecek Dobló'nun K9 projesi kapsamında banttan inen ilk araç olması, Tofaş'ın üretim mirasını geleceğe taşıyan simgesel bir başlangıç olarak öne çıktı. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. K9 projesinin devreye girmesi ve mevcut K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasiteyle üretime devam etmesiyle Tofaş'ın yıllık bitmiş araç üretim hacminin 230-250 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor. K9 kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin adet aracın üretilmesi hedefleniyor. Böylece Tofaş, Stellantis'in bölgesel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendirirken, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki iddiasını da ileri taşıyacak. Dört farklı markayı kapsayan K9 projesiyle Tofaş, hafif ticari araç üretimindeki çok markalı yapısını daha da güçlendirecek. Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri, ticari taşımacılığa yönelik kargo ve yolcu taşımacılığına uygun kombi versiyonlarıyla üretilecek. Çoklu enerji platformuna uygun üretim altyapısı ise ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a ilave üretim esnekliği sağlayacak. K9 projesiyle yaklaşık 1.000 kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik hedefi K9 projesi, üretim kapasitesinin yanı sıra istihdam, yerlilik ve mühendislik alanlarında da önemli katkılar sağlayacak. Proje kapsamında Tofaş Fabrikası’nda yaklaşık 1.000 kişilik istihdam öngörülürken, 100’e yakın yerli tedarikçi firma üretim sürecine dahil edildi. Projede yüzde 50 mertebesinde yerlilik oranı hedefleniyor. Tofaş Ar-Ge Merkezi’nin mühendislik ve teknik geliştirme süreçlerinde görev aldığı projede, 300’ün üzerinde mühendis ve teknik personel çalıştı. Araçların performans, dayanıklılık, güvenlik ve kalite gerekliliklerine yönelik doğrulama ve onay testleri de Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütüldü. K9’un Tofaş’ın sürdürülebilir büyümesine katkısının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’da hafif ticari araç üretimindeki liderlik iddiasını desteklemesi bekleniyor. Türkiye iç pazarındaki toplam satışlarda yerli üretim araçların payı yaklaşık yüzde 35 seviyesindeyken, K9 projesinin bu oranı yaklaşık 10 puan artırması öngörülüyor. Proje kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık toplamda 660 bin adet araç üretilmesi hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: “Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tören esnasında yaptığı konuşmasında “2002’den bu yana Avrupa ekonomisinin yılda sadece %1,4 büyürken, Türkiye’nin büyümesinin %5,3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Otomotiv sektörünün Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Kacır “2000’lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye’de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor. Avrupa’nın yapması gereken inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir” diye konuştu. 300 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır sözlerine “Küresel rakipleriyle yarışta olan Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum. K9 Projesi'nin Bursa'mızın ve ülkemizin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sunmasını; yeni yatırımlara, başarılara ve iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum” diyerek son verdi. AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise törendeki konuşmasında “Avrupa'nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, sanayi hızlandırma yasası ve Made in EU yaklaşımıyla net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu. Bakan Varank, “Böyle bir dönemde yeni bir modelin Bursa’da üretilmesinin kararının alınması, aslında bu ülkeye bu ülkenin insanına üretim kabiliyetine duyulan güvenin ve aynı zamanda karşılıklı kazan kazan anlayışının somut bir göstergesidir” dedi. Ömer Koç: “Son 5 yılda Tofaş'a 1 milyar dolar yatırım yaptık” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Topluluğu'nun 100'üncü yaşında Tofaş'ın yeni bir stratejik yatırımı hayata geçirmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Tofaş'ın Türkiye otomotiv sanayiindeki öncü rolüne ve Koç Holding ile Stellantis arasındaki güçlü ortaklığa dikkat çeken Ömer Koç, “Otomotiv sektöründeki kurallar tüm dünyada ve bilhassa önemli bir parçası olduğumuz Avrupa'da yeniden yazılırken, ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim” dedi. Son 5 yılda Tofaş'a yapılan yatırımın 1 milyar dolar mertebesine ulaştığını kaydeden Koç, “Memnuniyetle ve gururla belirtmek isterim ki, bu yatırımın yarısı Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz, Stellantis'in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezleri arasındadır” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl K0 projesinin başarıyla devreye alındığını hatırlatan Koç, 300 milyon dolar yatırımla hayata geçen K9 projesiyle yıllık 100 bin adet üretim hedeflendiğini dile getirdi. Koç, “Bu yeni modelin Citroen, FIAT, Opel ve Peugeot markalarımız için üretilecek olmasını Tofaş’ın sürdürülebilir büyüme yolculuğu açısından çok kıymetli bir adım olarak görüyoruz” dedi. Koç, otomotivde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek, böyle bir dönemde K9 modelinin Türk otomotiv sanayiinin Avrupa’daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Koç, “Tofaş'ın yetkinliklerini ve kapasitesini âzâmî şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cârî dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu. Ömer Koç, Made in EU politikasıyla Avrupa’nın 30 senelik Gümrük Birliği ilişkisini hiçe sayma basiretsizliğine düşebileceğine işaret ederek” “Bilhassa otomotiv sektörümüzde büyük emeklerle tesis edilmiş olan üretim ve mühendislik kapasitesinin muhafaza edilebilmesi için mütekabiliyet çerçevesinde bazı adımların atılması kaçınılmaz olabilir” dedi. Koç, iç pazarın büyümesine yatırımların cazibesini artıracak uygun mekanizmalarla katkı sağlanmasının şart olduğuna dikkat çekti. Samir Cherfan: “K9, Tofaş’ın Stellantis üretim ağındaki stratejik konumunu güçlendiriyor” K9 projesinin Tofaş ve Stellantis için önemine vurgu yapan Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan konuşmasında “Koç Topluluğu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Bursa’da yeni bir projeyi hayata geçirmenin ve bu dönüm noktasını birlikte kutlamanın, Stellantis açısından büyük bir ayrıcalık olduğuna değinerek başladı. Cherfan; 2000–2023 yılları arasında Bursa’da üretilen ve Türkiye’de 600 binden fazla müşterinin tercihi olan Doblo’nun, Tofaş ile FIAT adını dünyaya taşıdığını aktardı. Doblò, Fiorino ve Egea’nın Tofaş Fabrikası’nın en önemli başarı hikâyelerinden olduğunun altını çizen Samir Cherfan, ayrıca üç yıl sonra Doblò’nun evine dönmesinin, Tofaş için önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini vurguladı. Samir Cherfan “K9 projesi kapsamında Fiat Doblò, Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner olmak üzere dört markanın beş modeli için yıllık 100 bin araçlık üretim kapasitesi planlanıyor. Çoklu enerji seçeneklerini destekleyen ve elektrikli hafif ticari araç üretimine hazır olan bu platform, Türkiye’nin bölgesel üretimdeki rolünü daha da güçlendiriyor. Bu projenin temelinde, Koç Topluluğu ile yarım asrı aşan güçlü ortaklığımız, eylül 2025’te imzaladığımız stratejik anlaşmayla daha da güçlendi. Stellantis’in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini; Koç’un liderliği ve Tofaş’ın üretim ve mühendislik yetkinlikleriyle bir araya getiren bu ortaklık vesilesiyle Tofaş, bugün Stellantis’in dünya çapındaki en önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda” diye konuştu. Doblò’nun güçlü mirası üzerine inşa edilen K9 projesinin, Stellantis’in Orta Doğu ve Afrika bölgesine yönelik FaSTLane 2030 stratejisinin de somut bir adımı olduğunu sözlerine ekleyen Cherfan “Bu strateji kapsamında, çift haneli faaliyet kâr marjımızı koruyarak gelirlerimizi yüzde 40 artırmayı ve yerel, bölgesel ve Asya kaynaklı tedarikin payını yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede, bölge için üretim yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verirken rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırıyoruz. K9 projesi, yıllık 100 bin araçlık planlanan üretim kapasitesiyle Tofaş’ın bu stratejideki rolünü pekiştiriyor ve bölge pazarlarına rekabetçi koşullarda hizmet sunma kabiliyetimizi güçlendiriyor” diyerek sözlerine son verdi. Cengiz Eroldu: “K9 ve K0 ile yıllık üretimimiz 250 bin adede ulaşacak” Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu ise törende yaptığı konuşmada, Tofaş'ın 60 yıla yaklaşan üretim geçmişinde Türk otomotiv sanayiine yön veren birçok projeye imza attığını belirterek, K9 projesinin şirketin yeni büyüme dönemindeki en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Cengiz Eroldu, Tempra ile Avrupa pazarlarına gerçekleştirilen ilk seri otomobil ihracatından Dobló'nun hafif ticari araç pazarındaki başarısına, Egea'nın üst üste 10 yıl Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili olmasına kadar uzanan üretim geçmişinin yeni projelere güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Stellantis ile Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşma kapsamında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek K9 modellerinin seri üretime başlamasından ötürü büyük gurur duyduklarını belirten Eroldu, Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'ya dönüşünün de Tofaş için özel bir anlam taşıdığını söyledi. Eroldu, 2000-2023 yılları arasında Tofaş'ta üretilen ve uzun yıllar Türkiye hafif ticari araç pazarının en çok tercih edilen modellerinden biri olan Dobló'nun K9 projesiyle yeniden üretim programına alınmasının şirketin köklü üretim mirasını devam ettirdiğini vurguladı. K9 projesinin üretim ve ihracat hedeflerini açıklayan Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, “300 milyon ABD Dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz K9 projesinde, yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesini hayata geçiriyoruz. Üretilecek K9 modelinin yaklaşık yüzde 20'sini ihraç edeceğiz” dedi. Yeni projenin Tofaş'ın toplam üretim hacmine sağlayacağı katkıya dikkat çeken Eroldu, K9'un devreye girmesi ve mevcut K0 üretiminin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasitesiyle devam etmesiyle birlikte Tofaş Fabrikası'nın yıllık bitmiş araç (CBU) üretim hacminin 250 bin adet seviyelerine ulaşacağını belirtti. K9 projesinin yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla değil, Türkiye'nin otomotiv sanayiindeki rekabet gücüne sağlayacağı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eroldu, “Projenin Tofaş'a kazandırdıkları tabii ki rakamlarla sınırlı değil. Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasının yanı sıra, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını da destekleyecek olması bizim için ayrı bir gurur vesilesi” dedi. Tofaş’ın Ar-Ge gücü 600’ü aşkın çalışanla büyüyor K9 projesinin Tofaş'ın üretim altyapısının yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanındaki birikimini de yansıttığını belirten Cengiz Eroldu, şirketin yaklaşık 20 yıldır cirosunun yüzde 3'ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığını söyledi. Stellantis'in önde gelen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki Tofaş Ar-Ge Merkezi'nin 600'ün üzerinde çalışanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Eroldu, patent başvuru sayısının da 300'e yaklaştığını ifade etti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç geliştirme ile üretim yetkinliklerini bir arada bulunduran Tofaş'ın, üniversiteler ve tedarikçilerle yürüttüğü iş birlikleriyle güçlü bir mühendislik ekosistemi oluşturduğuna dikkat çeken Cengiz Eroldu, K9 projesinin bu ekosistemin daha da geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Özellikle yüksek teknoloji içeren araç bileşenlerinin yerlileştirilmesinin ve yan sanayiinin ihracat potansiyelinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Cengiz Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunun bu tür yeni projelerle daha da ileri taşınacağını ifade etti. Çoklu enerji platformuna uygun K9 üretim altyapısının elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a üretim esnekliği sağlayacağını belirten Eroldu, yeni modellerle birlikte fabrikanın gelecekteki üretim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek bir yapıya kavuşacağını söyledi. Tofaş'ın ulaştığı başarının arkasında çalışanların, mühendislerin, tedarikçilerin ve iş ortaklarının emeği bulunduğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, K9 projesinin hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm ekiplere teşekkür etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Eroldu, Tofaş'ın ülkeye ve tüm paydaşlarına değer yaratacak yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini belirtti. Tofaş'ta yeni dönem, yerli üretim ve ihracatla güçlenecek Türkiye otomotiv sanayiinin gelişiminde yaklaşık 60 yıldır önemli bir rol üstlenen Tofaş, K0 projesinin ardından devreye aldığı K9 yatırımıyla çok markalı üretim yapısını daha da güçlendiriyor. Koç Holding ve Stellantis'in ortak üretim ve mühendislik kabiliyetlerini bir araya getiren yeni dönem, Bursa'daki üretim merkezinin hem Türkiye hem de uluslararası pazarlar açısından stratejik önemini artırıyor. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin yıllık 100 bin araçlık kapasitesi, yaklaşık yüzde 20'lik ihracat hedefi ve yaklaşık 100 bin adetlik K0 üretimiyle birlikte yıllık bitmiş araç üretim hacminin 250 bin adet seviyesine ulaşması, Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme yolculuğundaki yeni dönemin temelini oluşturuyor. Bir dönem Türkiye'den farklı pazarlara ihraç edilen ve 26 yılda 600 binden fazla kullanıcıyla buluşan Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'da üretilmesi ise Tofaş'ın geçmişten geleceğe uzanan üretim başarısının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası, 40 Yılda Küresel Bir Üretim Üssüne Dönüştü Haber

Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası, 40 Yılda Küresel Bir Üretim Üssüne Dönüştü

Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası, geride bıraktığı 40 yılda üretim kapasitesi, teknoloji altyapısı ve mühendislik yetkinlikleriyle Daimler Truck AG’nin küresel ağındaki önemli merkezlerden biri haline geldi. Yaklaşık 700 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren fabrika, 2 bine yakın kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. 40 Yıldır Büyüyen Üretim ve İhracat Gücü Mercedes-Benz Türk, Aksaray Kamyon Fabrikası'nda kuruluşundan bu yana bugünkü değeriyle 2 milyar avro tutarında yatırım gerçekleştirdi. Fabrika, üretime başladığı ilk yıl 85 kamyon üretirken bugün 100 bin kamyonu yaklaşık dört yılda üretebilecek kapasiteye ulaştı. Kurulduğu tarihten bugüne 415 bini aşkın kamyon üreten fabrika, Türkiye'nin ağır ticari araç ihracatındaki başarısına da önemli katkı sağladı. Bugüne kadar 135 binden fazla kamyon dünyanın farklı ülkelerine ihraç edildi. Bugün Türkiye’de üretilen ve Türkiye’den ihraç edilen her 10 kamyondan 7’si Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası’nda üretiliyor. Daimler Truck AG’nin Küresel Ağında Stratejik Rol Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası, üretim gücünün yanı sıra sahip olduğu mühendislik ve teknoloji yetkinlikleriyle de Daimler Truck AG’nin küresel organizasyonunda önemli sorumluluklar üstleniyor. 2018 yılında 8,4 milyon avroluk yatırımla faaliyete geçen Aksaray AR-GE Merkezi, Daimler Truck AG bünyesinde kamyonlar için yol testi onayı veren tek merkez olma özelliğini taşıyor. Merkez, 2023 yılından bu yana elektrikli araçların uzun yol test onay süreçlerini de yürütüyor. Böylece Aksaray'da geliştirilen bilgi birikimi ve mühendislik gücü, Daimler Truck AG’nin geleceğin taşımacılığına yönelik çalışmalarına doğrudan katkı sunuyor. Aksaray'ın Sanayi Ekosistemine Katkı Sağlıyor Yaklaşık 2 bin kişiye doğrudan istihdam sağlayan Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası, yarattığı ekonomik değer, tedarik zinciri etkisi ve yan sanayisiyle bölgenin en önemli sanayi kuruluşları arasında yer alıyor. Fabrika, bölgesel kalkınmaya katkı sunmanın yanı sıra fırsat eşitliğini destekleyen uygulamalarla üretimde kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Heiko Selzam konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Aksaray Kamyon Fabrikamızın 40. yılını kutlamaktan büyük gurur duyuyoruz. 1986 yılında üretime başlayan fabrikamız, bugün ulaştığı üretim kapasitesi, mühendislik yetkinlikleri ve ihracat performansıyla yalnızca Mercedes-Benz Türk için değil, Türkiye ağır ticari araç sanayisi için de önemli bir değer oluşturuyor. Daimler Truck AG bünyesinde bu yıl, 130 yıllık kamyon tarihini kutlarken, kamyonun mucidi markanın köklü mirasının 40 yılına Aksaray'da ürettiğimiz kamyon ve çekicilerle katkı sağlamış olmak bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiğimiz bugünkü değeriyle 2 milyar avroya ulaşan yatırımlarla Aksaray'da dünya standartlarında bir üretim ve teknoloji üssü oluşturduk. Bugüne kadar 415 bini aşkın kamyon üretmiş, 135 binden fazla kamyonu 70'i aşkın ülkeye ihraç etmiş olmamız, fabrikamızın ulaştığı seviyeyi ve uluslararası rekabet gücünü ortaya koyuyor. Bu gelişimin en somut göstergelerinden biri de üretim kapasitemizdeki dönüşüm. Kuruluşunun 22. yılında 100 bininci kamyonunu üreten Aksaray Kamyon Fabrikamız, bugün aynı üretim adedine yaklaşık dört yılda ulaşabilecek bir kapasiteye sahip. Ancak bu başarının arkasında yalnızca üretim rakamları değil; Aksaray'da üretilen her kamyonda imzası bulunan çalışma arkadaşlarımızın özverisi, uzmanlığı ve işlerine olan güçlü bağlılığı yer alıyor. 40 yılda Aksaray'da oluşturduğumuz güçlü üretim, mühendislik ve ihracat altyapısını geleceğin teknolojileri doğrultusunda geliştirmeye devam edeceğiz. Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yenilikçi üretim anlayışımızla fabrikamızın Daimler Truck AG üretim ağı içindeki stratejik rolünü daha da güçlendirirken, Türkiye'den dünyanın farklı pazarlarına değer yaratmayı sürdüreceğiz. Bugün ulaştığımız başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, iş ortaklarımıza ve müşterilerimize teşekkür ediyorum." Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası Direktörü ve İcra Kurulu Üyesi Pedro Machado Afonso ise, “40 yıllık tarihi boyunca her yeni yatırımla, her yeni teknolojiyle ve her yeni başarıyla sürekli gelişen Aksaray Kamyon Fabrikamız, bugün Daimler Truck AG'nin küresel üretim ağındaki önemli merkezlerden biri konumunda bulunuyor. Türkiye'de üretilen ve Türkiye'den ihraç edilen her 10 kamyondan 7'sinin Aksaray'da üretiliyor olması, yalnızca üretim kapasitemizin değil, yıllar içinde oluşturduğumuz kalite anlayışının, mühendislik yetkinliklerimizin ve güçlü insan kaynağımızın da bir göstergesi. Bu başarının arkasında, her gün aynı sorumluluk bilinciyle çalışan ekiplerimizin emeği ve uzmanlığı yer alıyor. Üretim hatlarımızdan çıkan her kamyon ve çekici, çalışma arkadaşlarımızın bilgi birikimini, titizliğini ve kalite anlayışını yansıtıyor. Aksaray Kamyon Fabrikamızın 40 yıllık başarı hikâyesini anlamlı kılan da bu ortak emek ve birikimdir. Üretimde ulaştığımız her kilometre taşında, hayata geçirdiğimiz her yatırımla ve bantlarımızdan inen her kamyonda çalışma arkadaşlarımızın imzası bulunuyor. Bu güçlü birikimle, üretim teknolojilerimizi ve mühendislik yetkinliklerimizi geliştirmeye devam ederek Aksaray'ı Daimler Truck AG küresel üretim ağının önemli merkezlerinden biri olarak geleceğe taşımayı sürdüreceğiz." dedi.

Anadolu Isuzu “Samauto Tedarikçi Günü”nde Türk ve Özbek İş Dünyasını Semerkant’ta Bir Araya Getirdi Haber

Anadolu Isuzu “Samauto Tedarikçi Günü”nde Türk ve Özbek İş Dünyasını Semerkant’ta Bir Araya Getirdi

Anadolu Isuzu, Orta Asya'daki büyüme stratejisi doğrultusunda Özbekistan'daki yatırımı SamAuto ile bölgesel üretim ve tedarik ağını geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Semerkant'taki SamAuto fabrikasında, uluslararası Tedarikçi Günü iş buluşması düzenlendi. Özbekistan ve Türkiye'deki şirketler arasındaki sanayi iş birliğinin geliştirilmesi ve üretimde yerlileşmenin artırılmasının ele alındığı etkinlikte, iki ülkeden kamu kurumları, sanayi kuruluşları ve iş dünyasını temsilen 150’den fazla katılımcı bir araya geldi. Etkinliğe; Anadolu Grubu Otomotiv Grubu Başkanı Bora Koçak, Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, Özbekistan Devlet Varlıkları Yönetim Ajansı Direktörü Sohibjon Murodov, Yatırım Sanayi İş Birliği ve Kamu Alımları Ajansı Başkan Yardımcısı Ilhomjon Pardayev ve SamAuto Genel Müdürü Neşet Fatih Vural katıldı. Hedef yerlilik oranını yüzde 30’un üzerine çıkarmak Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, etkinlikte yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “SamAuto’nun gelişim sürecindeki temel hedeflerimizden biri, otobüs, kamyon ve pikap üretiminde yerlilik oranını yüzde 30’un üzerine çıkarmak. Bu hedefe ulaşmak için yerel tedarikçilerle iş birliğimizi genişletmek ve yeni üretim fırsatları yaratmak büyük önem taşıyor. Gerçekleştirdiğimiz bu buluşma, yerel üreticiler ile uluslararası şirketler arasında doğrudan iletişim kurulmasına olanak sağlarken, üretim ihtiyaçlarının daha net tanımlanmasına ve uzun vadeli iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik önemli bir zemin hazırlıyor.” SamAuto’nun üretim faaliyetleri ve yerlileşme fırsatları tanıtıldı Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen sunumda, SamAuto’nun üretim kabiliyetleri, Özbekistan otomotiv sektöründeki gelişmeler, yerlileşme açısından öncelikli alanlar ve potansiyel tedarikçilere sunulan fırsatlar hakkında bilgi verildi. SamAuto’nun üretim tesisi, 127 bin 93 metrekaresi kapalı üretim alanları ve diğer binalardan olmak üzere toplam 175 bin metrekarelik bir alana yayılıyor. Şirket, otobüs, kamyon ve pikap segmentlerinde 60’tan fazla modelin yanı sıra 35’in üzerinde farklı tipte özel amaçlı araç üst yapısı sunuyor. SamAuto’nun uluslararası üretim ve tedarik zincirlerindeki rolü artırılacak Stratejik hedeflerden biri de SamAuto’yu Orta Asya için önemli bir üretim ve tedarik merkezi haline getirmek. Bu yaklaşım doğrultusunda bölgesel sanayi iş birliğinin geliştirilmesi, yerel tedarikçilerle ortaklıkların güçlendirilmesi ve şirketin uluslararası üretim ve tedarik zincirlerindeki rolünün artırılması amaçlanıyor. Halihazırda 9 ülkeye ihracat gerçekleştiren SamAuto, Afrika ve Orta Doğu ülkelerine açılarak ihracat pazarlarını genişletmeyi planlıyor.

Marubeni Dağıtım ve Servis’in Hendek Operasyon Merkezi Açıldı Haber

Marubeni Dağıtım ve Servis’in Hendek Operasyon Merkezi Açıldı

Dünyanın önde gelen Japonya merkezli ticaret ve yatırım şirketlerinden Marubeni Corporation’ın iştiraki Marubeni Dağıtım ve Servis, Sakarya’nın Kargalıhanbaba Organize Sanayi Bölgesi’nde hayata geçirdiği Hendek Operasyon Merkezi’nin resmi açılışını çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirdi. Komatsu, Volvo Trucks, Bomag, Crown, Dieci ve Tadano gibi global markaların distribütörlüğünü yürüten Marubeni Dağıtım ve Servis, yeni operasyon merkeziyle iş ortaklarına daha hızlı, daha etkin ve kesintisiz hizmet sunmayı hedefliyor. 40.000 metrekarelik yatırım Toplam 40.000 metrekare alana yayılan Hendek Operasyon Merkezi, 20.000 metrekare kapalı kullanım alanına sahip. İş makineleri ve ticari araçlara yönelik yedek parça depoları, PDI alanları, kova ve ataşman üretim tesisleri, ikinci el satış ve kiralama operasyonları, bakım ve yenileme merkezi, yetkili servis, eğitim salonları ile açık ve kapalı gümrüksüz stok alanları tek çatı altında toplandı. Merkez, Marubeni Dağıtım ve Servis’in operasyonel süreçlerini daha verimli ve entegre bir yapıda yürütmesine olanak sağlamak üzere hayata geçildi. Tüm çalışanların bir araya geldiği açılış 2025 yılında planlama ve yapım çalışmalarına başlanan Marubeni Dağıtım ve Servis Hendek Operasyon Merkezi, 2026 yılında faaliyetlerine başladı. Tesisin resmi açılışı ise Eylül 2026'da çalışanların geniş katılımıyla düzenlenen etkinlikle gerçekleştirildi. Açılış kapsamında düzenlenen tanıtım turlarında merkezin modern altyapısı, operasyonel süreçleri ve çalışma alanları tanıtılırken, farklı departmanların faaliyetleri ve merkezin şirket operasyonlarındaki stratejik rolü yöneticiler tarafından paylaşıldı. Fidan dikimi ile geleceğe yatırım Açılış programı kapsamında çalışanların katılımıyla gerçekleştirilen fidan dikim etkinliği de günün anlamlı anlarından biri oldu. Hendek Operasyon Merkezi’nin hayata geçirilmesini yalnızca operasyonel bir yatırım olarak değil, aynı zamanda geleceğe yönelik bir sorumluluk olarak değerlendiren Marubeni Dağıtım ve Servis, etkinlikte dikilen fidanlarla sürdürülebilirlik vizyonuna da dikkat çekti. Çalışanların birlikte toprakla buluşturduğu fidanlar, şirketin çevreye duyarlı yaklaşımının ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefinin sembolü olarak yerini aldı.

Mercedes-Benz Türk, Bayi ve Yetkili Servis Ağı Yeniden Yapılanmasına Koluman Aksaray ile Devam Ediyor Haber

Mercedes-Benz Türk, Bayi ve Yetkili Servis Ağı Yeniden Yapılanmasına Koluman Aksaray ile Devam Ediyor

Mercedes-Benz Türk, müşteri deneyimini ve hizmet kalitesini daha da geliştirmeye yönelik bayi ve yetkili servis ağı yeniden yapılanma çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Koluman Aksaray’da yaklaşık altı ay süren çalışmalar tamamlanarak, kamyon müşterilerinin ihtiyaç duydukları hizmetlere daha hızlı ve kolay ulaşabilecekleri, daha çevik bir yapı hayata geçirildi. Stratejik konumu güçlü servis kapasitesiyle buluşuyor; E90 karayolu üzerinde bulunan Koluman Aksaray, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerini birbirine bağlayan stratejik konumuyla hem bölgesel hem de transit ağır ticari araç trafiğinde önemli bir hizmet noktası olarak faaliyet gösteriyor. Tesisin Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası’na yakınlığı ise teknik ve operasyonel süreçlerde hızlı iletişim ve koordinasyon imkânı sağlıyor. Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Heiko Selzam, bayi ve yetkili servis ağındaki yeniden yapılanma çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde, “Mercedes-Benz Türk olarak başarımızın en önemli unsurlarından biri, Türkiye’nin dört bir yanında müşterilerimizin yanında olan güçlü bayi ve yetkili servis ağımız. Bu güçlü yapıyı geleceğe taşımak, müşterilerimize sunduğumuz hizmet kalitesini daha da ileriye götürmek ve erişilebilirliğimizi artırmak için yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bayi ve yetkili servis ağımızda gerçekleştirdiğimiz her yatırım, müşterilerimize daha da yakın olma ve birlikte yarattığımız değeri daha da büyütme hedefimizin önemli bir parçasını oluşturuyor. Koluman Aksaray’daki yeniden yapılanmayı da bu yaklaşımımızın önemli bir adımı olarak görüyoruz. Aksaray bir Mercedes-Benz Türk şehri. Şirket olarak şehre olan hem ekonomik hem sosyal katkımızı bayi ağımızla pekiştirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Yenilenen tesisimizin Aksaray’a ve kamyon müşterilerimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Mercedes-Benz Türk Bayi Ağı ve İş Geliştirme Direktörü Can Balaban: “Müşterilerimize daha hızlı, daha çevik, daha sürdürülebilir hizmet sunma vizyonu ile yola çıktığımız yeniden yapılanma sürecimize hız kesmeden devam ediyoruz. Bu kapsamda faaliyete aldığımız Koluman Aksaray, geniş bayi ve yetkili servis ağımıza eklenen önemli bir yatırım. Tesis, 8 servis kanalı sayesinde aynı anda 24 araca hizmet verebiliyor. 60 kişilik uzman personeliyle hizmet veren Koluman Aksaray’ın teknik kadrosunun yaklaşık yüzde 60’ı, Mercedes-Benz Türk’ün mesleki eğitime ve nitelikli istihdama katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü “EML’miz Geleceğin Yıldızı” projesi kapsamında yetişen çalışanlardan oluşuyor. Nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine yönelik yatırımlarımızın bayi ve yetkili servis ağımızda somut karşılık bulması bizler için ayrı bir gurur kaynağı. Yetkin, işinde uzman personeli ile kamyon müşterilerine hizmet veren yeni tesisimizin hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Koluman Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Pazarlama ve Satış Direktörü Ali Türkay Saltık ise yeniden yapılanan Koluman Aksaray’ın bölgedeki önemine dikkat çekerek, “Aksaray, Türkiye’nin kuzey-güney ve doğu-batı akslarının kesişiminde, lojistik açıdan oldukça stratejik bir noktada bulunuyor. Koluman Motorlu Araçlar olarak kendi tesislerimizi İpekyolu olarak adlandırıyoruz. Koluman Gaziantep, Koluman Tarsus, Koluman Ankara, Koluman Aksaray, Koluman İstanbul tesislerimizle Türkiye’de geniş bir hizmet ağımız var. Koluman Aksaray da İpekyolu olarak adlandırdığımız hizmet ağımıza eklenen en yeni halkamız. Tesisimiz, 15.540 metrekare açık ve 8.714 metrekare kapalı alanıyla geniş bir hizmet kapasitesine sahip. Bunun yanında 1.500 metrekarelik mekanik atölye alanımızda güçlü servis altyapımızla kamyon müşterilerimize hizmet veriyoruz. Aksaray’ın Koluman Motorlu Araçlar ailesine katılmasıyla gerçekleştirdiğimiz bu yatırım ile ağır ticari araç müşterilerine hizmet vermekten büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

2026’da Ertelenen Talep 2027’de Karşımıza Çıkacak Haber

2026’da Ertelenen Talep 2027’de Karşımıza Çıkacak

OTOMOTİVE GEÇİŞİM BİR GAZETE İLANIYLA BAŞLADI 1971 yılında İstanbul’da doğdum. Doğma büyüme İstanbulluyum, aslen Erzincan Kemaliyeliyim. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunuyum. İş hayatına 1995 yılında Ülker’de bilgisayar satışı yaparak başladım. Satışçılıkla ilk ciddi temasım da burada oldu. 1995-1997 yılları arasında Ülker’de çalıştım. Ardından bir gazetede Temsa’nın bölge satış sorumlusu aradığını gördüm. O dönemde otomotiv sektörüne geçmek istiyordum; otobüslere karşı da özel bir ilgim vardı. Yolda yeni bir otobüs gördüğümde mutlaka incelerdim. Temsa’daki görüşmelere giderken yaşadığım bir anıyı hâlâ gülümseyerek hatırlıyorum. İstanbul Seyahat’in bulunduğu bölgede aracımı bırakmıştım; aşağıdan Temsa’yı görüyordum ama otogar konusunda o kadar acemiydim ki otomobille oraya nasıl gideceğimi bilemedim. Sonunda arabayı İstanbul Seyahat’te bırakıp merdivenlerden yürüyerek Temsa’ya gittim. 1997-2003 yılları arasında Temsa’da görev yaptım. 2003 yılında ise kariyerime Otokar’da devam ettim. Bölge yöneticisi olarak başladığım Otokar’daki yolculuğum; şeflik, müdürlük ve son olarak satış direktörlüğü görevleriyle devam etti. 2022 yılının Aralık ayında da emekli oldum. İLK SATTIĞIM OTOBÜSÜ HÂLÂ UNUTMADIM İlk sattığım araç hala aklımdadır. 1997 yılında, 1998 model olarak bir Prenses sattım. Balıkesir’de Hüseyin ağabey vardı; ilk aracımı ona sattım. O yıllarda model değişimleri bugünkü gibi yılbaşında gerçekleşmiyordu. Yeni model yılı, ağustos ayıyla birlikte İzmir Fuarı döneminde başlardı. Bu nedenle 1997’de 1998 model araç satışı o dönemin normal uygulamalarından biriydi. Temsa’daki yolculuğum 2003 yılına kadar devam etti. EMEKLİLİK SADECE 15 GÜN SÜRDÜ İş hayatından kopmak kolay değil. Emekli olduktan yaklaşık 15 gün sonra MKC Otomotiv ve Enke Otomotiv’de Genel Müdür olarak yeniden göreve başladım. Ben gelmeden önce de her iki şirketin başarılı bir geçmişi vardı. MKC Otomotiv, Otokar tarafında; Enke Otomotiv ise Isuzu tarafında güçlü bayilik süreçlerine sahipti. Benim amacım var olan başarıyı devam ettirmek ve yıllar içinde edindiğim saha, satış ve yönetim tecrübesiyle bu yapıya katkı sağlamaktı. Bunu yalnızca ticari başarı olarak görmüyorum. Çalışma arkadaşlarıma tecrübelerimi aktarmaya da önem veriyorum. Burada gerçekten bir aile ortamımız var. Amir-çalışan ilişkisinden ziyade, aynı hedefe doğru birlikte hareket eden bir ekip anlayışıyla çalışıyoruz. SATIŞTA BAŞARININ SIRRI MÜŞTERİYE YAKIN OLMAK Bence satışta başarının sırrı çok basit: Müşteriye yakın olmak. Müşterinin ihtiyacını anlayabilmek ve kendinizi onun yerine koyabilmek gerekiyor. Bizim açımızdan bir araç satışı ticari bir işlem olabilir; fakat müşteri için o araç çok daha büyük bir yatırım. O parayı nasıl kazandığını, hangi şartlarda çalıştığını ve hangi zorluklarla yatırım yaptığını anlamanız gerekiyor. Kendinizi müşterinin yerine koyduğunuzda ona daha doğru çözümler sunabiliyorsunuz. Satışçılığın özünde de bu var: Müşteriye tek bir seçenek dayatmak yerine alternatif üretebilmek. Vade seçenekleri, takas imkânları ve finansman alternatifleriyle müşterinin ihtiyacına uygun çözümü bulmaya çalışıyoruz. TAKASSIZ SATIŞ NEREDEYSE YOK İkinci el tarafında gerçekten ciddi bir operasyon yürütüyoruz. Bünyemizde yaklaşık 800 araçlık bir ikinci el portföyü bulunuyor. Bunun önemli bir bölümü sıfır araç satışları sırasında aldığımız takaslardan oluşuyor. Bizim için “takassız satış” neredeyse yok. Müşteri ne getiriyorsa değerlendirmeye çalışıyoruz. Bazen bir sıfır araç karşılığında üç aracı birden takasa aldığımız dahi oluyor. Buradaki temel yaklaşım, müşterinin elindeki aracı satışın önünde engel hâline getirmemek ve mümkün olduğunca çözüm üretmek. İKİNCİ ELDE ARACI OLDUĞU GİBİ SATMIYORUZ Takasla aldığımız araçları olduğu gibi yeni müşteriye sunmuyoruz. Boya, koltuk ve mekanik aksam başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm işlemleri kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Gerekli bakımları ve yenilemeleri tamamladıktan sonra aracı daha düzgün, güven veren ve kullanıma hazır bir seviyeye getiriyoruz. Bunun da müşteri memnuniyetini ciddi ölçüde artırdığını görüyoruz. İkinci el aslında sürekli devam eden bir döngü. Bir araç satılıyor, karşılığında başka bir takas geliyor. O araç yeni bir müşteriye gidiyor, onun da başka bir takası oluşuyor. Bu zincir düşük kilometreli araçlardan daha yaşlı araçlara kadar devam ediyor. İkinci el operasyonu bu nedenle yalnızca stok yönetimi değil, sürekli hareket eden bir ticaret ve müşteri ilişkisi sistemi. 2026’YA İYİ BAŞLADIK, SONRA PAZAR TEMKİNLİLEŞTİ 2026 yılına iyi başladık. Özellikle ilk çeyrek oldukça hareketliydi. Sattığımız sıfır araçların önemli bir bölümü de ilk çeyrekte aldığımız bağlantılardan geldi ancak daha sonra bölgedeki gelişmeler, petrol fiyatlarındaki yükseliş, beklenen faiz indirimlerinin gerçekleşmemesi ve finansman maliyetlerinin yüksek kalması müşterilerin daha temkinli davranmasına neden oldu. Turizmin de beklentilerin altında kalması yatırımların ertelenmesinde etkili oldu. Biz buradan doğrudan Antalya’ya araç satmıyor olabiliriz; fakat müşterimiz o aracı Antalya’da çalıştırıyor. Antalya’daki iş iyi gitmiyorsa o müşteri yeni araç yatırımını erteliyor. Dolayısıyla ticari araç pazarı, aracın çalıştığı sektörlerin ve bölgelerin performansından da doğrudan etkileniyor. Bugün daha çok yenileme pazarına hizmet ediyoruz. MİDİBÜS PAZARI BÜYÜMÜYOR, PANELVAN TİPİ ARAÇLAR ÖNE ÇIKIYOR Midibüs pazarının büyüdüğü görüşüne çok katılmıyorum; hatta bir miktar küçülüyor. Buna karşılık panelvan tipi araçların pazarı genişliyor. Sprinter ve Crafter gibi 19-20 kişilik araçlar hem personel taşımacılığında hem transfer hem de turizm tarafında giderek daha fazla tercih ediliyor. Bu dönüşümü takasa gelen araçlarımızda da açık biçimde görüyoruz. Bir midibüs sattığımızda karşılığında çoğu zaman panelvan tipi araçlar takasa geliyor. Bu da pazarın hangi yöne hareket ettiğini sahada gösteren önemli işaretlerden biri. Bu eğilimin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini düşünüyorum. 2027’DE ERTELENEN TALEBİN ETKİLERİNİ GÖRECEĞİZ 2026 yılında gerçekleşmeyen talebin bir bölümünün 2027’ye sarkacağını düşünüyorum. Her yıl belli bir pazar ve yatırım ihtiyacı var. O yıl gerçekleşmeyen yatırım bir sonraki yıla öteleniyor; o yıl da gerçekleşmezse sonraki döneme taşınıyor. Bir anlamda kar topu gibi biriken bir talep oluşuyor. Bence 2026’da ötelenen yatırımların önemli bir bölümü 2027’de yeniden karşımıza çıkacak. Eğer kamu yatırımları da artarsa pazarın daha iyi bir seviyeye gelebileceğini düşünüyorum ancak bunun olmazsa olmazlarından biri finansman maliyetlerinin aşağı gelmesi. FİNANSMAN MALİYETİ SATIŞIN ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ KONULARDAN BİRİ Bizim müşterimiz çoğunlukla finansman ihtiyacıyla yola çıkıyor. Bu nedenle buraya geldiğimde yapmak istediğim ilk çalışmalardan biri, özellikle ikinci el araçlarda müşterinin finansmana erişimini kolaylaştırmaktı. İkinci el araçlarımız için kredi kampanyaları düzenlemeye başladık. Anlaşmalı olduğumuz bankalarla müşterilerimize daha avantajlı finansman seçenekleri sunmaya çalışıyoruz. Şu anda Kuveyt Türk ve DenizBank ile bu çalışmaları yürütüyoruz. Bugün finansman maliyeti satışın önündeki en önemli konulardan biri. Müşteriye uygun finansman alternatifi sunduğunuzda satın alma kararını da kolaylaştırabiliyorsunuz. Bu nedenle araç, takas ve finansmanı birbirinden ayrı değil, aynı çözüm paketinin parçaları olarak görüyoruz. BİREYSEL TAŞIMACILIK UZUN VADEDE AZALABİLİR Büyük filolar yatırımlarını büyüterek devam ediyor. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken kesim bireysel taşımacılar. Bunların önemli bir bölümü bizim ikinci el müşterimiz. Yıllardır bu işi yapan, bazen babasından kalan araçla mesleği sürdüren insanlar var. Hayatlarını bu işten kazanıyorlar. Bu müşteriler araçlarını mümkün olduğunca uzun süre kullanmaya çalışıyor. Eğer borçlanarak kendilerini yenileyebiliyorlarsa yeniliyorlar; bazen de daha eski bir araca geçerek faaliyetlerini sürdürüyorlar. Ancak uzun vadede bireysel taşımacılığın azalacağını düşünüyorum. Şehir içi taşımacılıkta bireysel otobüsçülük nasıl azaldıysa, bizim sektörde de benzer bir dönüşüm yaşanabilir çünkü işi yapmak giderek zorlaşıyor; araçlar pahalı, yatırımlar büyüyor ve bireysel yatırımcının bu yükü taşıma gücü azalıyor. SIFIR İLE İKİNCİ EL ARASINDAKİ MAKAS ARAÇ YENİLEMEYİ ZORLAŞTIRIYOR Eskiden ikinci el araçların değer kaybı daha öngörülebilirdi. Bir yaşındaki araç belirli bir oranda değer kaybeder, sonraki yıllarda bu düşüş belli bir düzen içinde devam ederdi. Bugün ise sıfır araç fiyatları ile ikinci el araç fiyatları arasındaki makas ciddi biçimde açılmış durumda. Eskiden iki-üç yaşındaki bir aracı verip üzerine belirli bir fark koyarak sıfır araca geçmek mümkünken, bugün müşterinin karşılaması gereken fark çok daha yüksek. Bu durum araç yenilemeyi zorlaştırıyor. Dolayısıyla sektörün önündeki önemli başlıklardan biri; sıfır araç fiyatları, ikinci el değerleri ve finansman maliyetleri arasındaki dengenin yeniden kurulması. İŞİN TEMELİNDE İNSAN VAR, Yıllardır otomotiv ve satış sektörünün içinde olan biri olarak başarının temelinde insan olduğuna inanıyorum. Müşteriyi anlamak, onun yerine kendinizi koyabilmek ve ihtiyacına uygun çözümü sunmak gerekiyor. Ürün elbette önemli; fakat güven, insan ilişkileri ve müşteriye yakın olmak en az ürün kadar belirleyici. Doğru çözüm sunduğunuz ve satış sonrasında da müşterinin yanında olduğunuzda uzun yıllara yayılan bir iş ilişkisi oluşuyor. Biz de bugün MKC Otomotiv ve Enke Otomotiv’de bu anlayışla çalışıyor; yalnızca araç satmayı değil, takastan finansmana kadar çözüm üreten ve uzun vadeli güven sağlayan bir yapı olmayı hedefliyoruz.

Gelecek Yola Çıktı: Aras Kargo Çok Yönlü Dönüşümüyle Türkiye'nin Büyümesini Taşıyacak Altyapıyı Kuruyor Haber

Gelecek Yola Çıktı: Aras Kargo Çok Yönlü Dönüşümüyle Türkiye'nin Büyümesini Taşıyacak Altyapıyı Kuruyor

Ekonominin görünmeyen omurgası olan lojistik sektöründe Aras Kargo; 28 transfer merkezi, 800'ü aşkın şube, 6.000'e yakın Aras Burası esnaf noktası ve 14.000 kişilik ekibiyle her gün 1 milyondan fazla adrese ulaşıyor. Değişen müşteri beklentileri ve Türkiye'nin genç, dijital nüfusunun büyüttüğü e-ticaretin potansiyeli, lojistik altyapının önemini artırıyor. Aras Kargo bu fırsatı büyümeye çevirmek için yapısını, teknolojisini, operasyonunu ve kültürünü aynı anda yeniden tasarladığı dört temel dönüşüm alanı belirledi: Kültürel Dönüşüm; insan ve toplumsal cinsiyet dengesi odağında. Ticari Dönüşüm; Müşteri memnuniyeti ve uluslararası büyüme odağında. Operasyonel Dönüşüm; kapasite artışı, verimlilik ve yeşil lojistik odağında. Dijital Dönüşüm; Aras Digital liderliğinde, teknoloji, verimlilik ve inovasyon odağında. Aras Kargo için bu yolculuk, 45 yıllık hikayesini geleceğe göre yeniden kurgulamakla başladı. Şirket kurumsal marka kimliğini yenilerken 'Müşteri bugün kargodan ne bekliyor?' sorusuna odaklandı. 'Yolun geçtiği her yerde olma' vizyonu; Yeni Nesil Şubelerden, 7/24 kargo otomatlarına, Anadolu’yu 120 ülkeye bağlayan uluslararası lojistik ağından, 6 ülkeye ihraç edilen yazılım teknolojilerine kadar somut çıktılara dönüştü. Yolun Geçtiği Her Yerde, Müşterinin Yanında Aras Kargo’nun yeni kurumsal kimliği, 45 yıllık deneyimini geleceğe taşıyan “Yol” hikâyesinden ilham alıyor. Yenilenen marka kimliği, şirketin Türkiye sınırlarını aşan yeni dönemini de temsil ediyor. Uluslararası operasyonlarını Aras Global çatısı altında birleştiren şirket, yeni kimliğini Gürcistan ve Özbekistan’da hayata geçirirken, Azerbaycan’daki dönüşümü 2027 yılında tamamlamayı planlıyor. Değişen müşteri beklentileri doğrultusunda Aras Kargo, hizmetlerini müşterinin hayatına ve programına uyarlayan uçtan uca bir deneyim yaklaşımı geliştiriyor. Yeni Nesil Şube konseptiyle müşteri ve çalışan deneyimini yeniden tasarlayan şirket, müşteri alanlarını operasyonel süreçlerden ayrıştırarak daha kolay, hızlı ve insan odaklı bir şube deneyimi sunuyor. Türkiye genelinde yaygınlaşan yeni nesil şubelerin dönüşümünün 2027 sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Bu dönüşümün teknoloji ayağında ise Aras Burası 7/24 bulunuyor. Türkiye’nin ilk ve tek gece-gündüz hizmet veren kargo otomatı ile müşteriler, şube çalışma saatlerinden bağımsız olarak günün her saati iade işlemlerini gerçekleştirebiliyor. İstanbul Suadiye’de başlayan uygulama, bugün Türkiye genelinde 20 noktaya ulaşmış durumda. Kargo otomatlarından yapılan gönderilerde sunulan yüzde 40 indirim de müşterilere doğrudan ekonomik değer sağlıyor. Dönüşümün Omurgası: Saniyede 100'den Fazla Paket Taşıyan Altyapı Aras Kargo’nun esnek ve çok kanallı müşteri deneyiminin arkasında saniyelerle yarışan güçlü bir operasyonel altyapı bulunuyor. Son beş yılda transfer merkezi yatırımlarını hızlandıran şirket, saatte 365 bin, saniyede yaklaşık 100 kargo işleme kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük kargo işleme ağlarından birini işletiyor. Bu altyapı, özellikle e-ticaretin yoğun dönemlerinde değişken talebe hızla yanıt vererek Aras Kargo’yu e-ticaret şirketlerinin en çok tercih ettiği lojistik iş ortağı konumuna taşıyor. 2025 yılında, Hadımköy Transfer Merkezi, 8,3 milyon Euro yatırım ve ileri teknoloji otomasyonla yenilenerek günlük 600 binin üzerinde kargo işleme kapasitesine ulaştı. Gaziantep’te 15.200 m²’lik yeni transfer merkezi ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki operasyonel gücü artırdı. Ankara Transfer Merkezi’nde ise kapasite 6 katın üzerinde artırıldı. 2026’da İstanbul Fenertepe başta olmak üzere Afyonkarahisar, Denizli, Diyarbakır, Düzce ve Kayseri’de sorter ve transfer merkezi yatırımları hayata geçiriliyor. Ayrıca Doğrudan Dağıtım Merkezi modeliyle transfer merkezleri ile alıcı arasındaki ara adım ortadan kaldırılarak aynı gün teslimat kapasitesi artırılıyor. Büyüme ve Sürdürülebilirliği Birlikte İleri Taşıyor Aras Kargo, büyüme ve sürdürülebilirliği birlikte ilerletiyor. Türkiye’nin ilk ve en büyük elektrikli dağıtım filosuna sahip şirket, Yeşil İlçe programıyla 10 ilçede tamamen elektrikli teslimat gerçekleştiriyor; bu sayının 2026 sonunda 13’e çıkarılması hedefleniyor. Aras Kargo çatısı altında yer alan dört ülkede yenilenebilir enerji sertifikalarıyla 109.500 ton karbon emisyonunu ve 16,8 milyon kWh elektrik kaynaklı emisyonu dengelerken, yılda 1 milyon kilogramdan fazla atığı geri dönüştürüyor. Aras Rotalama Platformu ile rota optimizasyonu sağlayarak gereksiz kilometreyi, yakıt tüketimini ve emisyonları azaltan Aras Kargo, 5 bini aşkın araç ve kuryeden oluşan filosunu da sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda dönüştürüyor. Aras Dijital: Dönüşümün Teknolojik Gücü Bu operasyonel gücün arkasında şirketin kendi geliştirdiği teknoloji bulunuyor. Aras Kargo’nun ilk iştiraki Aras Digital, Türk mühendislerinin geliştirdiği teknolojileri Avusturya Postanesi şirketlerine ihraç eden bir teknoloji üssüne dönüştü. Yapay zekâ destekli Aras Rotalama Platformu ile rota, yakıt ve karbon optimizasyonu sağlanırken, yeni nesil taşıma yönetim sistemi NESY altı ülkede planlamadan operasyona, müşteri yönetiminden kargo takibine kadar tüm süreçleri tek platformda buluşturuyor. 2026 teknoloji mimarisini oluşturan Aras DigiCore ise yapay zekâ, otomasyon, bulut, siber güvenlik, sensör ve veri teknolojilerini tek çatı altında birleştiriyor. Aras Dijital, bugün Avusturya Postanesi bünyesindeki Avrupa şirketleri için teknoloji üreten ve altı ülkede operasyonlarını bu teknolojiyle yöneten bir yapıya ulaştı. Anadolu’dan Dünyaya: Aras Global ile İhracat Kolaylaşıyor Dönüşümün etkisi Türkiye sınırlarında bitmiyor. Aras Kargo’nun %100 iştiraki Aras Global, Türkiye’yi dünyaya bağlayan bir köprü olarak Kafkasya ve Orta Asya’da entegre lojistik ağı işletiyor. Azerbaycan’da satın aldığı Starex markasıyla ülke genelinde, Gürcistan’da günde 10 bin gönderiyi yöneten operasyonuyla ve Özbekistan’da teknoloji destekli şehirler arası teslimat hizmetleriyle bölgedeki varlığını güçlendiriyor. Bugün yaklaşık 4 bin KOBİ, Aras Global’in dijital platformu üzerinden 120’den fazla ülkeye ihracat yapabiliyor. Kars’taki bir üretici, platform üzerinden aldığı kodla en yakın Aras şubesinden gönderisini teslim ederek, Ankara’ya gönderir gibi dünyanın herhangi bir noktasına ihracat yapabiliyor. Aras Global’in hedefi, Türkiye’nin üretim gücünü dünya pazarlarına taşıyarak çevre pazarlara bağlayan tercih edilen bölgesel lojistik partneri olmak. Dönüşümün merkezinde insan: İçeriden Başlayan Değişim Tüm teknolojik ve operasyonel dönüşümün merkezinde insan var. İnsan Kaynakları fonksiyonunu "İnsan ve Kültür" olarak yeniden yapılandıran Aras Kargo, çalışanlarıyla birlikte şekillendirdiği “Biz Araslarız” kültür programıyla yeni değerlerini Anlam, Eylem ve Neşe olarak belirledi. Geçtiğimiz ay şirket içinde lansmanı yapılan program ve değerler ilk kez kamuoyuyla paylaşılırken; doğum günü izni, geliştirilmiş babalık izni, Kırmızı Kahramanlar Kol Kola programı, cinsiyetsiz sözlük ve “Herkes herkese ulaşabilir” liderlik ilkesi gibi somut adımlar hayata geçirildi. Bu yaklaşımın güçlü yansımalarından biri Aras Kadın Voleybol Takımı. 2023’te kurulan takım, ilk sezonunda Sultanlar Ligi’ne yükselerek İzmir’in 17 yıllık Sultanlar Ligi hasretini sona erdirdi. Son sezonu ise 6. sırada tamamlayarak Avrupa kupalarında Türkiye’yi temsil etme hakkı kazanan takım, sporu yalnızca sportif başarı değil, kadınların gücünü destekleyen ve toplumsal bağları güçlendiren bir platform olarak konumlandırıyor. Sezon boyunca İzmir İtfaiyesi çalışanları, AFAD ekipleri ve genç kızlar maçlarda ağırlanırken, sporun birleştirici gücü sahadan topluma taşındı. Aras Kargo, Anlam’ı değer yaratmak, Eylem’i sahada olmak, Neşe’yi ise birlikte başarmak olarak somutlaştırdığı bu yolculukta, İzmir’in enerjisini, kadınların gücünü ve Türkiye'nin voleybol tutkusunu zirveye taşımaya devam ediyor. “Önümüzdeki üç yılda 100 milyon euro daha yatırım yaparak Türkiye'nin büyümesini taşıyacak altyapıyı kuruyoruz” Dönüşümün vizyonunu ve büyüme hedeflerini değerlendiren Aras Kargo CEO'su Barbara Hagen şunları söyledi: “Türkiye’ye ve büyüme potansiyeline güçlü bir şekilde inanıyoruz. Aras Kargo olarak bugün yalnızca kargo taşımıyor, Türkiye’nin ticaretinin ve e-ticaret ekosisteminin büyümesini mümkün kılan altyapıyı inşa ediyoruz. İnsan, teknoloji, operasyon ve sürdürülebilirlik odağında yürüttüğümüz çok boyutlu dönüşümle; yerel pazar liderliğimizi Avusturya Postanesi’nin uluslararası gücüyle birleştirirken, geliştirdiğimiz teknoloji ve operasyonel uzmanlığı Avrupa’ya da taşıyoruz. Son yıllarda 100 milyon Euro’nun üzerinde yatırım gerçekleştirdik, önümüzdeki üç yılda 100 milyon Euro daha yatırım yapacağız. Her yatırımımızı yalnızca bugünün kapasitesini artıran bir adım değil, Türkiye’nin gelecekteki büyümesini taşıyacak bir altyapı yatırımı olarak görüyoruz. Hedefimiz net: Teknolojiyle hızlanan, insanıyla güçlenen ve attığı her adımla daha sürdürülebilir bir Aras Kargo inşa etmek.”

Mercedes-Benz Türk’ün Kamyon Odaklı İlk Bayisi Heska Ankara Faaliyetlerine Daha da Güçlü Devam Ediyor Haber

Mercedes-Benz Türk’ün Kamyon Odaklı İlk Bayisi Heska Ankara Faaliyetlerine Daha da Güçlü Devam Ediyor

Mercedes-Benz Türk, müşteri deneyimini daha da güçlendirmeye yönelik bayi ve yetkili servis ağı yeniden yapılanması kapsamında yatırımlarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Heska Ankara, 2021 yılı itibarıyla küresel olarak tamamen yasal bağımsızlığını alan “Daimler Truck AG’nin global yapılanmasının ardından Türkiye'de kamyon müşterilerine özel olarak yetkilendirilen ilk bayi olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Kamyon müşterilerine odaklanan yapısının yanı sıra otobüs bayi ve yetkili servis hizmetlerini de bünyesine katan tesis, ağır ticari araç müşterilerine satış ve satış sonrası hizmetleri tek çatı altında sunuyor. Satış, satış sonrası hizmetler, orijinal yedek parça ve finansal çözümleri aynı çatı altında buluşturan tesis, gelişmiş teknik altyapısı ve planlı servis süreçleriyle araçların bakım ve onarım işlemlerini yüksek kalite standartlarında gerçekleştiriyor. Heska Ankara, uzun yol taşımacılığında görev alan şoförler için hazırlanan dinlenme alanı ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla servis deneyimini daha konforlu hale getirirken, bünyesinde yetiştirdiği stajyer teknisyenlerle sektörün nitelikli iş gücüne katkı sağlamayı da sürdürüyor. Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün; ”2021 yılında yaşadığımız şirketler ayrılığı sonrası tüm faaliyetlerimizde kamyon ve otobüs odaklı hizmet anlayışını benimsedik ve bu anlayışı uygulamaya devam ediyoruz. Kamyon ve otobüs müşterilerine odaklı hizmet anlayışıyla başlattığımız bayi ve yetkili servis ağımızdaki yeniden yapılanma sürecinde, bugüne kadar Adana, Düzce, İstanbul, Şanlıurfa, Konya, Kayseri, Erzurum lokasyonlarımızda yatırımlarımızı hayata geçirdik. Türkiye’nin dört bölgesinde uçtan uca bayi ve yetkili servis ağımızdaki yeniden yapılanma sürecine son sürat devam ediyoruz. Heska Ankara tesisimizi de 2021 yılında açtık. Bu tesis Türkiye'de kamyon müşterilerine özel olarak yetkilendirilen ilk bayimiz. Tesis günlük 30’a yakın araca servis hizmeti sunabiliyor. Doğru noktada doğru hizmet ile ağır ticari araç müşterisine hizmet sunduğunuzda müşterilerimiz de bunu ödüllendiriyor. Biz de müşterilerimizin duyduğu güvenden son derece memnunuz. Bayi ve yetkili servis ağımızdaki yeniden yapılanma sürecimiz kapsamında yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi. Mercedes-Benz Türk Bayi Ağı ve İş Geliştirme Direktörü Can Balaban konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Mercedes-Benz Türk olarak bayi ağımızla birlikte müşterilerimize her noktada aynı yüksek hizmet standartlarını sunmayı hedefliyoruz. Bayi ve yetkili servis ağımızı bu anlayış doğrultusunda güçlendirmeye devam ederken, yaklaşık 13 ay süren yoğun çalışmaların ardından faaliyete geçen Heska Ankara toplam 9.500 metrekare alan üzerine kurulu ve 3.000 metrekare kapalı alana sahip. Yaklaşık 80 kişilik uzman kadrosu, 30 kişilik teknisyen ile bölgedeki müşterilerimize hizmet veriyor. Bu yatırımın, bölgedeki müşterilerimize daha hızlı, daha verimli ve daha bütüncül bir hizmet deneyimi sağlayacağına inanıyoruz." Heska Motorlu Araçlar Yönetim Kurulu Üyesi İlyas Toloğ ise şöyle konuştu: "Heska Ankara olarak hedefimiz yalnızca araç satışı gerçekleştiren bir bayi olmak değil, müşterilerimizin tüm operasyonel ihtiyaçlarında güven duyduğu uzun vadeli bir çözüm ortağı olmak. Mercedes-Benz Türk standartlarında hayata geçirdiğimiz tesisimizde satış, satış sonrası hizmetler, orijinal yedek parça ve finansal çözümleri tek çatı altında sunuyoruz. Bizim en büyük misyonumuz yüksek müşteri memnuniyeti. Bizim için bu yaklaşımın temelinde güven yer alıyor. Müşterilerimizin bize duyduğu güvenle istikrarlı büyümemizi sürdürmeye devam ediyoruz." Heska Motorlu Araçlar Satış Sonrası Hizmetler Direktörü Renas Toloğ da: "Heska Ankara'nın başarısının temelinde çalışanlarımızın mutluluğu ve gelişimi yer alıyor. Çünkü inanıyoruz ki mutlu çalışan, mutlu müşteri demek. Bugün uzman ekibimizle Mercedes-Benz Türk standartlarında hizmet sunarken, stajyer ve çırak programlarımızla sektörün geleceğine yatırım yapmayı da sürdürüyoruz. Özellikle ağır ticari araç tarafındaki teknik uzmanlık ve operasyonel odaklılığımız bizi hizmet verdiğimiz bölgede farklılaştıran konuların başında geliyor. Teknik eğitim programlarımız ile yeni nesil teknik ekiplerin yetişmesine yatırım yapıyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap veren tesislerimiz ile Mercedes-Benz Türk standartlarında hizmet sunmaya devam edeceğiz. " dedi.

Krizde Bekleyen Değil, Yatırım Yapan Kazanır Haber

Krizde Bekleyen Değil, Yatırım Yapan Kazanır

FİLOMUZUN EN ESKİ OTOBÜSÜ 2025 MODEL Malatya Zafer Turizm olarak hedefimiz Malatya halkına en iyiyi, en konforluyu ve en yeniyi sunmak. Filomuzda şu an 34 adet Travego bulunuyor. 20'si 2026 model, geri kalanı 2025 model. 2024 model dahi yok aramızda. Bu bir tercih değil, bir ilke. Araçlarımızı sürekli güncel tutmak, yolcularımıza sunduğumuz hizmetin temel güvencesi. 2025 modellerimizi de gelecek yıl yenileyeceğiz; bu döngü bizim için standart hâline geldi. Bu yıl 20 yeni araç alarak 500 milyon TL'nin üzerinde bir yatırım gerçekleştirdik. Bu rakam, otobüs sektöründe ciddi bir maliyet baskısının yaşandığı bir dönemde atılmış cesur bir adım ama biz yatırımdan geri durmadık; çünkü kaliteli filo olmadan doğru hizmet veremezsiniz, doğru hizmet vermeden de kalıcı olamazsınız. MALATYA'DA SEYAHAT STANDARTLARINI YÜKSELTİYORUZ Malatya'nın coğrafi konumu bu işi ayrıca zorlaştırıyor: doğuyu batıya, güneyi kuzeye bağlayan kritik bir kavşak noktasındayız. Bu kavşaktaki talep dalgalanmaları, kayısı sezonu, mevsimsel göç hareketleri ve iklim etkileri hepsi aynı anda işletmeyi şekillendiriyor. Bu karmaşıklıkla başa çıkmak için hem güçlü bir filosu hem de çevik bir yönetim anlayışı şart. İkisine de sahibiz. Zorlu bir dönemden geçiyoruz, evet ama yatırımlardan geri çekilmiyoruz. Malatya'da standartı biz belirledik; bunu korumak ve yükseltmek için buradayız. URFA'DAN ZONGULDAK'A UZANAN YENİ HATLARLA SEFER AĞIMIZI GENİŞLETİYORUZ Her yıl birkaç yeni sefer ekleyerek büyümeye devam ediyoruz. Bu yıl açtığımız en önemli hat Zonguldak güzergâhı oldu. Urfa'dan hareketle Malatya, Sivas, Tokat, Amasya ve Kastamonu üzerinden Zonguldak'a uzanan bu hat, bölgede daha önce olmayan bir bağlantıyı kurdu. Bir diğer yeni hattımız ise yine Urfa kalkışlı: Malatya, Erzincan ve Trabzon güzergâhında sabah ve akşam seferleriyle çalışıyor. Bunların yanı sıra Ortaca hattımız da bu sezon devreye girdi. Türkiye'nin batısına açılmak bizim için stratejik bir adım. Ege'ye, Akdeniz'e, Karadeniz'e uzanan seferlerimizle artık Türkiye'nin her köşesiyle bağlantı kuruyoruz. Hat sayısını artırdıkça araç sayımız da buna paralel biçimde yükseliyor; büyüme planımız bu dengeli yapı üzerine kurulu. KAYISILARI DON VURDU, FATURASINI YİNE BİZ ÖDEDİK 2026'nın ilk yarısı Malatya için gerçek anlamda zor geçti. Ramazan ve Kurban Bayramı düşündüğümüz kadar hareketli olmadı. Bunun en temel nedeni don felaketi. Bu yıl kayısı tutmadı; bahçeler büyük zarar gördü. Malatya'da kayısı sezonu yalnızca bir tarım döngüsü değil; işçi hareketinin, gurbetçi dönüşlerinin, ticari hareketliliğin tamamını kapsayan bir ekonomik motor. Kayısı olmayınca o motor çalışmıyor. Yolcu sayısında yüzde ellinin üzerinde bir düşüş yaşadık. Bayramlar kısa geçti, tatil yoğunluğu beklentinin çok altında kaldı. Bu tablo bölgeye özgü değil; Türkiye genelinde otobüs sektörü benzer bir daralmayla karşı karşıya ama Malatya gibi mevsimsel ekonomiye sahip şehirlerde bu etki çok daha derin hissediliyor. UÇAĞIN GİTMEDİĞİ YERDE İŞ VAR; GERİSİ ZORLU Bu sektörün giderek daraldığını açıkça söylememiz gerekiyor. Hava yolu ulaşımının her geçen yıl daha da yaygınlaşması, otobüs talebini ciddi ölçüde eritiyor. Uçağın gitmediği yerlerde iş var; onun dışında rekabet giderek zorlaşıyor. Ankara-İstanbul gibi güçlü hatlar bile artık eskisi gibi çalışmıyor. Bu güzergâhta genellikle bir taraf doluyken diğer taraf boş kalıyor. Boş araçla sefer yapmak ise ciddi bir maliyet kalemi. Buna ek olarak enflasyon, artan yakıt fiyatları, yüksek faiz ve köprü-otoyol geçiş ücretleri işletmeleri her gün yeni bir baskıyla karşı karşıya bırakıyor. Maliyet artışlarını bilet fiyatlarına yansıtmak ise rekabet ortamında çoğu zaman mümkün olmuyor. Bu dengesizlik uzun vadede sürdürülemez; sektörün bütünsel bir değerlendirmeye ve devlet desteğine ihtiyacı var. FARKLI SEKTÖRLERE AÇILARAK YATIRIMLARIMIZI ÇEŞİTLENDİRİYORUZ, Otobüs sektörünün daralma eğilimini görerek yatırımlarımızı çeşitlendirmeye başladık. Bu yıl bünyemize bir akaryakıt istasyonu kattık. Bu hem filomuzun yakıt maliyetlerini düşürmek hem de faaliyet alanımızı genişletmek açısından stratejik bir adım. Kendi araçlarımızın yakıt ihtiyacını kendi istasyonumuzdan karşılamak, maliyet yönetimi açısından somut bir avantaj sağlıyor. Sağlık sektöründe de yatırımlarımız devam ediyor. İnşaat alanında ise projelerimiz var. Otobüsçülük bizim köküz, ama köke bağlı kalırken farklı dallara yayılmak zorundasınız. Tek bir sektöre mahkûm olmak, o sektördeki her krizde sarsılmak anlamına geliyor. Biz bu riski dağıtıyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.