Hava Durumu

#Yatırım

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Daimler Truck AG’nin Avrupa’daki  İlk Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon  Fabrikası’nda Devreye Alındı Haber

Daimler Truck AG’nin Avrupa’daki İlk Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon Fabrikası’nda Devreye Alındı

Mercedes-Benz Türk, sürdürülebilir, dayanıklı ve geleceğe hazır bir veri merkezi mimarisine geçiş hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği Container Data Center projesiyle IT altyapısında yeni bir dönemi başlatıyor. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisindeki ilk Konteyner Veri Merkezi olma özelliği taşıyan yatırım, Türkiye’nin Daimler Truck küresel IT yapılanması içindeki stratejik konumunu somut bir şekilde ortaya koyuyor. Dayanıklı, Modüler ve Geleceğe Yön Veren IT Altyapısı Yaklaşık 200 kişilik IT ekibiyle dünya genelindeki operasyonlara teknolojik çözümleri sunmayı sürdüren Mercedes-Benz Türk, bu yeni altyapı yatırımıyla bilgi teknolojileri alanındaki yetkinliğini daha da ileri taşıyor. Aynı zamanda Türkiye’den gerçekleştirilen IT hizmet ihracatını güçlendirerek küresel ölçekte katma değer üretmeye devam ediyor. Deprem ve diğer fiziksel risklerden bağımsız, modüler ve yüksek enerji verimliliğine sahip olarak tasarlanan veri merkezi, İstanbul ve Aksaray arasında yaklaşık 700 kilometrelik coğrafi yedeklilik sağlayarak kritik iş uygulamalarının kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir şekilde çalışmasını güvence altına alıyor. Modüler ve ölçeklenebilir mimarisi sayesinde hızlı devreye alınabilir bir yapı sunan merkez, şirketin dijital dönüşüm yolculuğunda daha sade, daha dayanıklı ve daha esnek bir IT altyapısına geçişini destekliyor. Bu yatırım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin büyüme ve teknoloji gereksinimlerine de cevap verecek şekilde konumlandırıldı. Açılış törenine Daimler Truck Bilgi Teknolojileri Altyapı Direktörü Kilian Köhnlein, Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez ve Aksaray Kamyon Fabrikası Direktörü Pedro Afonso katıldı. “Her Sürecin Merkezinde IT var, Türkiye de Daimler Truck Küresel IT Yapılanmasında Stratejik Önemde” Yeni yatırımın şirket için stratejik önemine dikkat çeken Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez şunları söyledi: “Bilgi teknolojileri, Mercedes-Benz Türk’te üretimden tedarik zincirine, satıştan satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerin temelini oluşturuyor. Şirketimizdeki hemen her operasyon, güçlü ve entegre bir IT altyapısı üzerine inşa edilmiş durumda. Aksaray Kamyon Fabrikamızda devreye aldığımız Container Data Center yatırımı, yalnızca teknik bir altyapı hamlesi değil; iş sürekliliğimizi, veri güvenliğimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı uzun vadeli bir perspektifle güçlendiren stratejik bir adım. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisinde hayata geçirilen ilk örnek olması, Türkiye’deki IT organizasyonumuzun küresel ölçekte üstlendiği rolün açık bir göstergesi. IT Yetkinlik Merkezimiz, İstanbul ve Aksaray’da görev yapan yaklaşık 200 kişilik uzman kadrosuyla Daimler Truck ve Buses’ın dünya genelindeki operasyonlarına hizmet sunmaya ve Türkiye’den değer üretmeye devam ediyor. Önümüzdeki dönemde mobilite, veri analitiği ve akıllı üretim teknolojileri odağında yatırımlarımızı sürdürerek Daimler Truck’ın küresel IT ağındaki stratejik rolümüzü daha da büyütmeyi hedefliyoruz.”

Mazot Ateşi Taşımacılık Sektörünü Alarma Geçirdi Haber

Mazot Ateşi Taşımacılık Sektörünü Alarma Geçirdi

HÜRMÜZ BOĞAZI VE MAZOT FİYATLARI SAHADAKİ BELİRSİZLİK FIRTINASININ ETKİSİNİ ARTIRIYOR Bugün sahada yaşanan tabloyu tek bir cümleyle özetlemek gerekirse gerçekten bir “belirsizlik fırtınası” içindeyiz. Küresel ölçekte herhangi bir risk ortaya çıktığında bunun etkisini ilk hissettiğimiz yer doğrudan pompa fiyatları oluyor. Jeopolitik gerilimler arttığı anda akaryakıt fiyatları da anında tepki veriyor. Şu anki tabloya baktığımızda maalesef yön aşağı değil, yukarı. Kısa vadede ciddi bir gevşeme olacağına da pek ihtimal vermiyorum. Orta Doğu’daki gerilim uzun süredir devam ediyor ve görünen o ki İran, İsrail ve ABD hattındaki bu kriz kısa sürede sona erecek gibi durmuyor. Eğer Brent petrol fiyatı 150–200 dolar bandına doğru tırmanırsa açık konuşmak gerekirse dünya ekonomisinin bunu kaldırması çok zor olur. Böyle bir senaryo sadece bizim ülkemizi değil, tüm dünyayı etkiler çünkü bugün hayatımızdaki neredeyse her şey lojistikle taşınıyor. Dolayısıyla petrol fiyatındaki sert yükseliş sadece yakıtı değil, zincirleme bir şekilde tüm ürünlerin maliyetini artırır. Eğer biz bu maliyetleri yüksek fiyatlarla almak zorunda kalırsak enflasyon da buna paralel şekilde hızla yükselir. Yani mesele sadece taşımacılık sektörü değil; bu doğrudan ekonominin tamamını etkileyen bir domino etkisi yaratır. TÜRKİYE KRİZLERİ AVRUPA’YA GÖRE DAHA SERT HİSSEDİYOR Türkiye’nin bu tür krizleri Avrupa’ya kıyasla daha sert hissetmesinin çok net bir nedeni var. Biz yalnızca petrol fiyatındaki artıştan etkilenmiyoruz, aynı zamanda döviz kuru da sürekli hareket halinde. Yani sektör olarak iki ayrı maliyet baskısı altında kalıyoruz. Bir tarafta petrol fiyatı yükseliyor, diğer tarafta döviz kuru yerinde durmuyor. Bu durum işletmelerin maliyetlerini katlayarak artırıyor. Avrupa’daki birçok ülkede enerji maliyeti artıyor olabilir ama para birimleri daha stabil olduğu için bu etki daha sınırlı kalıyor. Türkiye’de ise enerji maliyeti artarken aynı anda kur farkı da eklenince ortaya çok daha ağır bir tablo çıkıyor. Enerjide dışa bağımlı bir ülke olmamız da bu kırılganlığı doğal olarak artırıyor. Dolayısıyla küresel ölçekte yaşanan her enerji krizi Türkiye’de çok daha güçlü bir şekilde hissediliyor. VATANDAŞ SEYAHATİ AZALTTI, DOLULUK ORANLARINI YAKALAMAK ZORLAŞTI Vatandaşın alım gücündeki düşüşü biz sahada çok net görüyoruz. Eskiden bayram, tatil ya da özel gün beklemeden dolan otobüsler artık eski doluluk oranlarına ulaşmakta zorlanıyor. Bugün firmalar seferlerini doldurabilmek için ciddi bir çaba sarf etmek zorunda kalıyor. İnsanlar artık zorunlu olmadıkça seyahat etmiyor. Ekonomik şartlar ağırlaştıkça insanlar harcamalarını kısmaya başlıyor ve bu da doğrudan ulaşım sektörüne yansıyor. Sonuç olarak satış hacmimizde belirgin bir gerileme var. Yolcu sayısı azaldığında ise seferlerin maliyeti daha da ağırlaşıyor. Bu da sektörün üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. “ARAÇLAR ZARAR EDİYOR” SÖZÜ ABARTI DEĞİL, GERÇEK Bugün sektörde sıkça duyduğumuz “araçlar zarar ediyor” ifadesi kesinlikle bir abartı değil, yaşadığımız gerçeğin ta kendisi. Dışarıdan bakıldığında cirolar artıyor gibi görünebilir çünkü bilet fiyatları yükseliyor ancak işletme giderleri çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Lastik fiyatları, bakım maliyetleri, personel giderleri, sigorta bedelleri ve diğer operasyonel giderler sürekli yükseliyor. Bu nedenle günün sonunda kasaya giren para artsa bile işletmenin gerçek kârı eriyor. Hatta çoğu zaman kâr yerine borçla karşı karşıya kalıyoruz. Bugün sektörün ana hedefi artık kâr etmek değil, ayakta kalabilmek. BİR OTOBÜSÜN MALİYETİNİN %50–60’INI YAKIT OLUŞTURUYOR Bugün bir otobüs işletmesinin en büyük gider kalemi tartışmasız yakıt. Ortalama bir hesap yaptığınızda bir otobüsün toplam işletme maliyetinin yaklaşık %50–60’ını doğrudan yakıt gideri oluşturuyor. Lastik, bakım, sigorta, personel gibi diğer tüm giderleri toplasanız bile çoğu zaman bir depo mazotun yarattığı maliyet kadar etkili olamıyor. Bu yüzden akaryakıt fiyatındaki her artış doğrudan sektörün belini büküyor. Yakıt fiyatları yükseldiğinde işletme maliyetleri bir anda sıçrıyor ve bu maliyetleri yönetmek giderek zorlaşıyor. MALİYET ARTIŞININ YARISINI BİLE BİLET FİYATINA YANSITAMIYORUZ Sektörde yaşanan en büyük sorunlardan biri de maliyet artışlarının bilet fiyatlarına aynı oranda yansıtılamaması. Eğer maliyetlerimiz 10 birim artıyorsa biz bunun ancak 4–5 birimini bilet fiyatına yansıtabiliyoruz çünkü yolcunun ödeme gücü belli bir noktadan sonra bunu kaldırmıyor. Fiyatları bir anda çok yükselttiğinizde yolcu sayısı daha da düşüyor. Dolayısıyla aradaki farkı çoğu zaman işletmeler kendi cebinden karşılamak zorunda kalıyor. Bu makas ne kadar açılırsa sektörün sürdürülebilirliği de o kadar zorlaşıyor. Açık konuşmak gerekirse bugün birçok firma için tekerin dönmesi bile başlı başına bir mücadele haline gelmiş durumda. TİCARİ AKARYAKITTA VERGİ DESTEĞİ ŞART Sektörün bu zorlu süreci atlatabilmesi için devlet desteği kaçınılmaz görünüyor. Özellikle ticari taşımacılık yapan işletmeler için akaryakıt üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi büyük önem taşıyor. En acil ve etkili çözüm, ticari akaryakıtta ÖTV indirimi ya da KDV iadesi gibi bir destek mekanizmasının hayata geçirilmesi olacaktır. Toplu taşıma ve lojistik sektörü üzerindeki vergi yükü hafifletilmeden fiyatların dengelenmesi ve sektörün rahatlaması maalesef mümkün görünmüyor. YENİ ARAÇ YATIRIMI BUGÜN TAM ANLAMIYLA BİR KUMAR Bugünün şartlarında yeni araç yatırımı yapmak gerçekten büyük bir risk taşıyor. Faiz oranları çok yüksek, araç fiyatları astronomik seviyelere çıkmış durumda ve yatırımın geri dönüş süresi giderek uzuyor. Bu nedenle birçok firma şu anda yeni araç almak yerine mevcut filosunu korumaya çalışıyor. Açık konuşmak gerekirse şu an yatırım yapmak yerine frene basmak ve mevcut yapıyı korumak çok daha mantıklı bir strateji gibi görünüyor. ÖNÜMÜZDEKİ 6 AY DAHA ZORLU GEÇEBİLİR Önümüzdeki döneme dair tabloyu gerçekçi bir şekilde değerlendirmek gerekirse sektör açısından çok kolay bir süreç bizi beklemiyor. Turizm sezonu belirli ölçüde bir hareketlilik sağlayabilir ve sektöre bir nebze nefes aldırabilir. Ancak maliyet artışları aynı hızla devam ederse bu geçici bir rahatlama olur. Bu nedenle önümüzdeki 6 ayda sektörün tamamen toparlanmasını beklemek pek gerçekçi değil. Daha çok maliyetleri kontrol etmeye çalışacağımız, kemerleri sıkmaya devam edeceğimiz bir dönem bizi bekliyor.

Volkan Transport, Uluslararası Operasyonlarını Renault Trucks T480 Yatırımıyla Güçlendirdi Haber

Volkan Transport, Uluslararası Operasyonlarını Renault Trucks T480 Yatırımıyla Güçlendirdi

Bursa merkezli olarak faaliyet gösteren Volkan Transport, Macaristan’daki yapılanmasıyla birlikte Avrupa genelinde entegre bir operasyon yürütüyor. 2017 yılında Macaristan’da başlayan yolculuğunu, 2020 yılında Türkiye’ye taşıyan Volkan Transport, bugün başta Doğu Avrupa olmak üzere tüm Avrupa’da lojistik faaliyetlerini sürdürüyor. Şirket, daha önce Macaristan’da teslim aldığı Renault Trucks çekicilerinden memnuniyeti doğrultusunda Türkiye’deki çekici yatırımlarına da Renault Trucks T480 ile devam ediyor. Volkan Transport, uluslararası taşımacılıkta özellikle Doğu Avrupa hattında güçlü yapısıyla ağırlıklı olarak Macaristan, Çekya, Polonya ve Slovakya hattında operasyonlar gerçekleştiriyor. Sözleşmeli müşterilerle yürüttüğü çalışmalarıyla istikrarlı bir büyüme sergileyen Volkan Transport’un yük portföyünün yaklaşık yüzde 95’ini ise otomotiv sanayi ürünleri oluşturuyor. “Macaristan’daki deneyimimiz Türkiye yatırımında belirleyici oldu.” Yeni araçlar Koçaslanlar Otomotiv Orhanlı Plaza Şube Müdürü İsmail Alkan tarafından teslim edilirken Volkan Transport Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Muhtaroğlu, filo yatırımlarıyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “İlk Renault Trucks aracımızı Macaristan’da filomuza dahil ettik ve performansından oldukça memnun kaldık. Bu deneyim, Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz yeni yatırımda da aynı araçları tercih etmemizde belirleyici oldu. Özellikle yakıt tüketimi, toplam sahip olma maliyeti ve operasyonel verimlilik açısından Renault Trucks bizim için güçlü bir çözüm sunuyor.” Şirketin daha önce Macaristan filosunda kullandığı Renault Trucks araçlar, düzenli bakım süreçleri sayesinde 850 bin ila 900 bin kilometre yol katetti. Araçların bu kadar yüksek kilometrelerdeki yüksek performansı, markaya olan güveni pekiştiren önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yakıt verimliliği tercih sebebi oldu Volkan Transport’un yeni yatırımı kapsamında tercih ettiği Renault Trucks T480 modeli, özellikle uzun yol taşımacılığında sunduğu yakıt verimliliği ile öne çıkıyor. Araç seçiminde en kritik kriterin yakıt tasarrufu olduğuna dikkat çeken Muhtaroğlu, bu modelin sunduğu avantajların karar sürecinde belirleyici olduğunu ifade ediyor. Zorlu piyasa koşullarına rağmen yatırım devam ediyor Küresel gelişmeler ve artan maliyet baskıları lojistik sektörünü doğrudan etkilemeye devam ederken Volkan Transport, bu koşullara rağmen yatırımlarını sürdürüyor. Özellikle yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar sektör genelinde maliyet yönetimini daha kritik hale getirirken, şirket verimlilik odaklı filo yatırımlarıyla bu süreci yönetmeyi hedefliyor. 25 yılı aşkın sektör deneyimi 2001 yılından bu yana lojistik sektöründe aktif olarak görev alan şirket yönetimi, operasyonel bilgi birikimi ve saha deneyimini büyüme stratejisinin merkezine konumlandırıyor. Bu birikim, Volkan Transport’un uluslararası taşımacılıkta güvenilir ve sürdürülebilir bir iş ortağı olmasını destekliyor.

Mercedes-Benz Türk’ün Bayi ve Yetkili Servis Ağı Yeniden Yapılanma Sürecindeki Yeni Yatırımı Gelecek Erzurum Haber

Mercedes-Benz Türk’ün Bayi ve Yetkili Servis Ağı Yeniden Yapılanma Sürecindeki Yeni Yatırımı Gelecek Erzurum

Mercedes-Benz Türk’ün bayi ve yetkili servisi Gelecek Otomotiv, Erzurum’da hayata geçirdiği yeni tesis yatırımıyla bölgedeki satış ve satış sonrası hizmet altyapısını daha da güçlendirdi. 10.200 metrekare arsa üzerine kurulu 3.000 metrekare kapalı alana sahip yeni tesis, 800 metrekare büyüklüğündeki atölye alanında günlük 30 araca hizmet verme kapasitesine sahip. Mercedes-Benz Türk’ün güncel kurumsal kimlik ve operasyonel standartlarına uygun olarak tasarlanan tesis, bölgedeki ağır ticari araç müşterilerine daha da hızlı ve verimli hizmet sunmayı hedefliyor. Bölgesel Taşımacılıkta Stratejik Konum Erzurum Kuzey Çevre Yolu üzerinde konumlanan yeni tesis; Erzincan, Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı ve Van illerine uzanan ulaşım aksı üzerinde ve sınır kapısı güzergâhında bulunması sayesinde taşımacılık faaliyetleri açısından stratejik bir konumda yer alıyor. Hizmet Ağımızı Her Noktada Daha da Güçlendiriyoruz Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün, yeni tesisin açılışına ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Mercedes-Benz Türk olarak müşterilerimize sunduğumuz satış ve satış sonrası hizmetlerin kalitesini daima ileri taşımaya büyük önem veriyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında güçlü ve sürdürülebilir bir hizmet ağı ile faaliyetlerimizi sürdürmek markamızın en temel önceliklerinden biri. Bayi ve yetkili servislerimizin yeniden yapılanma sürecimizde gerçekleştirdiği yatırımlar da bu vizyonun önemli bir parçasını oluşturuyor. Gelecek Otomotiv 2004 yılında Diyarbakır’da başlattığı bayi ve yetkili servis faaliyetlerine 2008 yılında Erzurum’u da ekledi. 18 yıldır bayi ve yetkili servis ağımızda yer alan Gelecek Erzurum, bugün hayata geçirdiği yeni tesisteki modern servis altyapısı ve operasyonel kapasitesiyle faaliyetlerini daha da güçlendiriyor. 15’i teknisyenden oluşan yaklaşık 70 kişilik uzman ekibi ile yeni tesisimiz bölgedeki kullanıcılarımıza daha da hızlı daha da verimli hizmet sağlayacak. Ağır ticari araç müşterilerimiz için bakım ve servis süreçlerinin hızlı, güvenilir ve kesintisiz yürütülmesi büyük önem taşıyor. Yeni tesisimiz de Türkiye’nin doğu-batı lojistik koridorlarının kesişiminde konumlanan Erzurum’un bölgesel taşımacılık rolünü destekleyen önemli bir yatırım niteliği taşıyor. ”dedi. Bölge Taşımacılık Açısından Potansiyele Sahip Gelecek Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Beşir Acar yeni yatırımın bölge için önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Gelecek Otomotiv olarak 22 senedir Mercedes-Benz Türk bayi ve yetkili servis ağında müşterilerimize hizmet veriyoruz. Faaliyetlerimizi her geçen yıl istikrarlı biçimde büyüttük ve hizmet kapsamımızı genişlettik. Gelecek Otomotiv olarak Erzurum ve Diyarbakır’da yer alan bayi ve yetkili servislerimiz ile yaklaşık 130 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bugün, Mercedes-Benz Türk standartlarına uygun altyapısı, geniş servis kapasitesi ve modern teknolojik donanımıyla tasarlanan tesisimizi açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yeni tesisimizin müşterilerimize çok daha hızlı ve etkin hizmet sunacağına inanıyoruz. Ağır ticari araç müşterilerimizin ihtiyaçlarını dikkate alarak oluşturduğumuz sürücü dinlenme ve konaklama alanları ise uzun yol taşımacılığı yapan müşterilerimizin servis süreçlerini daha konforlu hale getirecek önemli bir yenilik niteliğinde. Yeni tesisimizin hem müşterilerimize hem de Erzurum ve çevresindeki ticari faaliyetlere önemli katkılar sunacağına inanıyoruz.”

Ortak Şehir İçi Servis Sistemimiz, Sektörümüz İçin Adeta Bir Can Suyudur Haber

Ortak Şehir İçi Servis Sistemimiz, Sektörümüz İçin Adeta Bir Can Suyudur

OTOGAR HAYATINA 1998 YILINDA BAŞLADIM 1982 yılında Erzurum’da doğdum. Otogar hayatına 1998 yılında Büyük İstanbul Otogarı’nda 59–60 numaralı yazıhanede çalışarak başladım. 2008 yılında merhum Süleyman Hamurcu ve oğlu Rahmi Hamurcu tarafından kurulan Süha Turizm’in faaliyete geçmesiyle birlikte firmanın işletmeciliğini üstlendim. Yaklaşık 17 yıldır bu görevi yürütüyorum. Zaman içerisinde özellikle servis hizmetlerinde firmaların büyük zorluklar yaşadığını fark ettim. Her firmanın kendi servis ağını kurmasının sürdürülebilir bir model olmadığını gördüm. Bu ihtiyacı öngörerek 2015 yılında servis aracı yatırımı yaptım ve otogarda firmalara ücretsiz servis hizmeti sunmaya başladım. Daha sonra kardeşlerimle birlikte farklı firmaların da işletmeciliğini üstlendik. Eskilerin güzel bir sözü vardır: “Kötü ev sahibi kiracıyı mal sahibi yapar.” Biz de zaman içinde yaşadığımız bazı tecrübelerden sonra artık kiracı değil mal sahibi olma yolunu tercih ettik ve yatırımlarımızı bu doğrultuda büyüttük. SEKTÖRDE BU KADAR FARKLI OTOBÜS FİRMASINI TEK ÇATI ALTINDA BULUŞTURAN TEK SERVİS TAŞIMACISIYIZ Uzun yıllardır Esenler Otogarı’nda yazıhane işletmeciliği yapıyorum. Bunun yanında bir süredir şehirlerarası firmaların servis taşımacılığı işlerini de yürütüyorum. Bugün geldiğimiz noktada İstanbul’da ve hatta Türkiye genelinde bu kadar firmayı aynı çatı altında toplayarak şehir içi servis hizmeti sunan tek taşıma firması konumundayız. Esenler Otogarı’nda aktif olarak çalıştırdığımız 5 adet yazıhanemiz bulunuyor. Bu yazıhanelerde 11 farklı firmanın komisyonculuğunu yapıyoruz. Bunun dışında Alibeyköy Cep Otogarı’nda 3 yazıhanemiz hizmet veriyor. Ayrıca Anadolu Yakası’nda da 2 adet terminalimiz bulunuyor. Bugün itibarıyla bu terminallerde çalışan 38 adet servis aracımız var. Bunların 12 tanesi 27’lik diye tabir edilen midibüs, geri kalan araçlarımız ise minibüslerden oluşuyor. Minibüslerimizin tamamı Ford Transit, midibüslerimiz ise Otokar Sultan marka araçlardan oluşuyor. ÇALIŞANLARIMIZIN HAKLARINI HER ZAMAN TESLİM ETTİK Uğur Taşımacılık olarak en hassas olduğumuz konulardan biri çalışanlarımızın haklarıdır. Sigortasız hiçbir personel çalıştırmıyoruz. Tüm çalışanlarımızın sigorta girişleri yapılmadan işbaşı yapmalarına izin vermiyoruz. Bugün 78 kişilik bir kadroyla İstanbul’da hem yazıhane işletmeciliği hem de servis faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Şirketlerimizin kurulduğu günden bu yana 1 lira dahi vergi veya SGK borcumuz bulunmamaktadır. Güçlü sermaye yapımızla ülkemize katma değer sağlayarak ve istihdama öncelik vererek yolumuza devam ediyoruz. ORTAK SERVİS SİSTEMİYLE FİRMALARIN MALİYETİNİ YÜZDE 90’A YAKIN DÜŞÜRDÜK Şehirlerarası taşımacılık yapan firmaların en büyük maliyet kalemlerinden birinin şehir içi servis hizmetleri olduğunu sektörde herkes bilir. Birçok firma bu servisler nedeniyle ciddi zarar ediyor. Ulusal ölçekte çok büyük sefer ağı olan birkaç firma doğal olarak kendi servislerini kullanabiliyor ancak diğer firmalar için bu model sürdürülebilir olmaktan çıkmış durumda. Bu nedenle firmalar hızla servislerini birleştirme yoluna gidiyor. Biz de burada devreye giriyoruz. Tüm ekiplerimizle birlikte 7 gün 24 saat çalışarak yazıhanelerimizde biletleme hizmeti veriyor ve şehir içi yolcuların taşınmasını organize ediyoruz. Eskiden her firma kendi servisini kullanıyordu. Aynı güzergâha giden yolcular için 20 farklı firmanın 20 ayrı servisi yola çıkıyordu ama bu araçların yolcu kapasitesini topladığınızda aslında 5 aracın taşıyacağı kadar yolcu çıkıyordu. Yani 15 araç boş boş trafikte dolaşıyordu. Bu durum hem firmalara ciddi maliyet getiriyordu hem de yakıt tüketimi nedeniyle çevreyi kirletiyor, aynı zamanda trafik yoğunluğunu artırıyordu. Bizim geliştirdiğimiz ortak servis sistemi sayesinde bugün yaklaşık 40 firmaya kendi araçlarımızla ortak servis hizmeti veriyoruz. Bu sayede firmaların servis maliyetlerini %90’a yakın düşürmüş durumdayız. Bu oran gerçekten çok ciddi bir tasarruftur. Yıllık maliyet hesaplandığında firmalar için adeta can suyu niteliğinde bir destek anlamına geliyor. Eskiden 40 otobüsü olan firmanın da servisi vardı, 3 otobüsü olan firmanın da servisi vardı. Şimdi ise ortak servis sistemiyle hem maliyetler düşüyor hem de kaynaklar çok daha verimli kullanılıyor. SERVİS ÜCRETLERİNİ MİNİMUM SEVİYEDE TUTARAK SEKTÖRE DESTEK OLUYORUZ Bugün İstanbul’da bir servis aracının aylık maliyeti ortalama 275 bin liradan aşağı değildir. Yakıtı, personeli, bakımı, sigortası derken ciddi bir maliyet ortaya çıkıyor. Buna rağmen biz servis ücretlerini mümkün olan en düşük seviyede tutmaya çalışıyoruz çünkü amacımız sadece ticaret yapmak değil, aynı zamanda bu sektöre destek olmak. Firmalar zaten çok zor şartlarda ayakta kalmaya çalışıyor. Bu nedenle biz de elimizden geldiğince sektöre katkı sağlamak adına fiyatlarımızı piyasa şartlarının oldukça altında tutuyoruz ve firmalarımıza sorunsuz hizmet vermeye devam ediyoruz. EFE TUR İSTANBUL İŞLETMECİLİĞİNİ BÜNYEMİZE KATTIK Yakın zamanda Efe Tur yönetimi ile yaptığımız görüşmeler sonucunda Esenler, Alibeyköy ve Dudullu işletmelerini bünyemize kattık. Bu süreçte ciddi bir yatırım yaptık. Efe Tur yazıhanesini büyüterek diğer firmalarımızı da bu yapının içine dahil ettik. Yazıhane ve peron kullanımını daha pratik ve daha verimli hale getirdik. Operasyonlarımızın yönetimi açısından da bu bizim için oldukça iyi bir lokasyon oldu. Efe Tur’u bünyemize katmamızla birlikte bugün günlük ortalama 60 otobüs seferinin organizasyonunu düzenli bir şekilde yürütüyoruz. ANADOLU YAKASI’NDA OTOGAR SORUNU ARTIK KANGREN HALİNE GELDİ Bugün sektörün en büyük sorunlarından biri Anadolu Yakası’nda gerçek bir otogarın olmamasıdır. Anadolu Yakası’nda terminaller dağınık şekilde faaliyet gösteriyor ve bu sorun yıllardır çözülemiyor. Ne yazık ki devlet yeterince destek olmuyor, belediyeler yeterince destek olmuyor, sektör kuruluşları da bu konuda yetersiz kalıyor. Bugün firmaların Anadolu Yakası’nda terminallere ödediği kira bedelleriyle aslında çoktan modern bir otogar yapılabilirdi. Orada çok ciddi maliyetler ödeniyor ama kalıcı bir çözüm üretilemiyor. Sultanbeyli Otogarı’nın kaldırılıp Paşaköy gişeleri yakınlarında yeni bir otogar yapılacağı açıklandı ancak oradaki esnaf arkadaşlarla konuştuğumuzda yeni otogarın şehir merkezine oldukça uzak olacağı ve servis konusunda ciddi sıkıntılar yaşanacağı ifade ediliyor. Açık konuşmak gerekirse, o bölgede bir otogar yapılsa bile yolcuların bu noktayı ne kadar tercih edeceği konusunda ciddi soru işaretleri var. TEK BAŞINA YAZIHANECİLİK DÖNEMİ ARTIK BİTMİŞTİR Bugün sektörde açıkça söylemek gerekiyor ki tek başına yazıhanecilik dönemi artık bitmiştir. Bir yazıhanede genellikle 3 ya da 4 firma birlikte çalışıyor. Her firmanın ayrı işletmecisi, ayrı personeli var. Bu yapı artık sürdürülebilir olmaktan çoktan çıktı. Eğer bir yazıhanedeki 3 firma bir araya gelip ortak bilet kesemiyorsa ve servis organizasyonunu birlikte yönetemiyorsa, o işletmelerin ayakta kalması artık çok zor. Bugün otogarlarda ayakta kalmanın başka bir yolu kalmadı. Eğer herkes rakiplik anlayışını ve birbirini çekememe durumunu bir kenara bırakmazsa, çok kısa bir süre içinde iflasların yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Burada yapılması gereken en doğru şey şudur: Aynı yazıhanede çalışan işletmeciler birleşmeli ve maliyetlerini ortak yönetmelidir. Biz bugün 40 firmanın servis organizasyonunu ve 10’dan fazla firmanın işletmeciliğini tek çatı altında nasıl topladıysak, yazıhaneci arkadaşlarımızın da artık ciddi şekilde oturup düşünmeleri gerekiyor. Bugün yazıhaneci dostlarımız arasında araçlarını sigorta yaptıramayan işletmeler olduğunu görüyoruz. Durum gerçekten çok ciddi bir noktaya geldi. Ben buradan tüm meslektaşlarıma açık bir çağrı yapıyorum: Birleşmenin yollarını bulun. Bu maliyetlerle tek başına ayakta kalma şansı artık yok.

MAN Truck & Bus’tan  Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım Haber

MAN Truck & Bus’tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro’luk yatırım

MAN Truck & Bus SE, Avrupa genelindeki satış ve servis ekosistemini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir yatırım çalışması açıkladı. 2030 yılına kadar tamamlanacak 300 milyon Euro’luk bu program; yeni merkezlerin inşasından mevcut lokasyonların teknolojik modernizasyonuna, bölgesel erişilebilirliğin optimize edilmesinden servis kalitesinin daha da yükseltilmesi ve ağın elektrikli mobiliteye tam uyumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor. Yıl başında duyurulan “MAN2030+” programıyla maliyet verimliliğini artıran MAN, elde edilen kaynakla da büyüme ve inovasyon alanlarında daha güçlü yatırımlar gerçekleştiriyor. Avrupa genelinde yaklaşık 1.200 lokasyonda 7.000 kişilik dev bir ekiple hizmet veren MAN, müşterilerine 7 günü 24 saat kesintisiz destek sunuyor. Ayrıca 2.000’den fazla servis merkezi ve iş ortağı, MAN Mobile24 arıza ve mobilite hizmeti aracılığıyla da müşterileri için operasyonel devamlılık sağlıyor. MAN’dan, Türkiye’deki servis ağına 8 milyon Euro’luk yatırım MAN’ın Türkiye’deki servis ve satış ağı ise bu stratejik yatırım programının önemli bir parçasını oluşturuyor. MAN’ın halihazırda Türkiye genelindeki 33 adet servis ve satış noktasında yaklaşık 1000 çalışan görev yapıyor. MAN, Avrupa’daki yatırım atağı kapsamında Türkiye’de yaklaşık 8 milyon Euro tutarında servis yatırımı yapmayı planlıyor. Bu yatırımla Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni servis noktalarının devreye alınması hedefleniyor. Friedrich Baumann: “Güçlü marka, güçlü servis ağı gerektirir” MAN Satış ve Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Friedrich Baumann, şirketin yeni servis yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi: “Güçlü bir marka, güçlü bir hizmet ağına ihtiyaç duyar. Biz buna sahibiz ve şimdi bunu daha da ileri taşıyoruz. Satış ekiplerimizin yanı sıra servislerimiz de müşterilerimiz için markamızın en önemli temsilcileridir. Bu ağı daha da genişletmek için önümüzdeki yıllarda bu alana yoğun yatırım yapacağız. Ürün, hizmet ve kaliteyi bir araya getiren yaklaşımımız, yeni rakiplerin ortaya çıktığı bir dönemde bizi daha da farklılaştıracak. Amacımız, sürdürülebilir bir oyuncu olarak konumumuzu daha da güçlendirmek.” “Hedefimiz Avrupa’da 30 dakikada servise erişim” Baumann sözlerini şöyle sürdürdü: “Ticari araç sektörü, binek otomobil pazarına kıyasla çok daha karmaşık ve hizmet yoğun bir yapıya sahiptir. Araçların günlük kullanılabilirliği müşterilerimizin iş sürekliliği açısından kritik önemde olduğundan müşterilerimize yakın olmak ve birinci sınıf hizmet sunmak büyük önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde müşterilerin servis noktalarına ulaşmak için katetmesi gereken mesafeleri daha da kısaltacağız. Hedefimiz Avrupa’da, müşterilerimizin yaklaşık yüzde 80’inin en yakın MAN servis noktasına 30 dakikadan daha kısa sürede ulaşabilmesini sağlamak. 2030 yılına kadar da Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya ve Türkiye gibi pazarlarda bu erişim seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz. Lojistik gereksinimlerinin yüksek olduğu bölgelerde yeni servis üsleri oluşturmak da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ülkelerde yılda ortalama yedi yeni şube devreye alıyoruz.” Yatırımın üçte biri e-mobilite ve dijitalleşmeye Geleceğin taşımacılık teknolojilerine hazırlanan MAN, satış ve servis noktalarını sürdürülebilir mobiliteye uyumlu hale getirmek için kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. 2026 yılına kadar mevcut satış ve servis noktalarının üçte ikisinin e-mobiliteye hazır hale getirilmesi amaçlanıyor. Toplam yatırımın yaklaşık 100 milyon Euro’luk bölümü, doğrudan e-mobilite ve dijital dönüşüm çalışmalarına ayrılıyor. Bu kapsamda Avrupa genelinde satış temsilcilerinden yüksek gerilim teknisyenlerine kadar yaklaşık 8.000 çalışan, e-mobilite alanında kapsamlı eğitim programlarından geçiriliyor. Bu çerçevede Almanya, İspanya, Belçika, Avusturya ve İtalya’da faaliyet gösteren batarya onarım merkezlerinin 2030 yılına kadar tüm Avrupa pazarlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor. Ayrıca enerji şirketi E.ON ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Avrupa genelinde 125’i Almanya’da olmak üzere toplam 170 lokasyonda 400’e kadar halka açık şarj noktasının kurulması da bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor. Bununla birlikte sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda servis noktalarının altyapısını dönüştürmeyi sürdüren MAN, özellikle fotovoltaik enerji sistemleri, LED aydınlatma çözümleri ve modern ısıtma sistemleriyle enerji verimliliğinin artırıyor. Aynı zamanda servis süreçlerinin dijitalleşmesini de hızlandıran MAN, iPad tabanlı sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalarla daha yüksek verimlilik ve şeffaflık sunuyor.

Mercedes-Benz Türk 2025’te 1,6 Milyar Avroluk İhracat Gerçekleştirdi Haber

Mercedes-Benz Türk 2025’te 1,6 Milyar Avroluk İhracat Gerçekleştirdi

Türkiye’de 58 yılı geride bırakan Mercedes-Benz Türk, üretim, ihracat ve mühendislik faaliyetleriyle ağır ticari araçsektöründeki lider konumunu sürdürmeye devam ediyor. Daimler Buses ağı içindeki en büyük entegre otobüs üretim tesislerinden biri olan Hoşdere Otobüs Fabrikası ve Daimler Truck AG’nin önemli üretim merkezlerinden Aksaray Kamyon Fabrikası ile faaliyet gösteren şirket, Türkiye ekonomisine sağladığı katkıyı her geçen yıl artırıyor. Mercedes-Benz Türk, Türkiye’den ihraç edilen her 10 kamyondan 7’sine ve her 5 otobüsten 2’sine imza atarken; üretimden ihracata, AR-GE’den satış sonrası hizmetlere uzanan geniş faaliyet alanıyla global Daimler Truck ve Daimler Buses ağında stratejik bir rol üstleniyor. Şirket, AR-GE, bilgi teknolojileri ve satın alma başta olmak üzere 29 farklı iş alanında global ağa hizmet ihracatıgerçekleştiriyor. Bu kapsamda beyaz yaka çalışanlarının yaklaşık yüzde 46’sı global hizmet kapsamlarında görev alıyor. Kuruluşundan bu yana Türkiye’de bugünkü değerle 4,5 milyar Avro yatırım gerçekleştiren Mercedes-Benz Türk, 2025 yılında da yatırımlarını sürdürdü. Şirket, bayi ağı yeniden yapılanmasıkapsamında Türkiye’nin yedi bölgesinde bayi ve yetkili servisleriyle birlikte 4 milyar TL’yi aşkın yatırım gerçekleştirdi. Süer Sülün: “Mercedes-Benz Türk global ağda stratejik bir rol üstleniyor” Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün, şirketin 2025 yılı performansını değerlendirirken şunlarısöyledi: “Mercedes-Benz Türk bugün yalnızca güçlü üretim hacmiyle öne çıkan bir sanayi kuruluşu değil; aynı zamanda Daimler Truck ve Daimler Buses için önemli bir mühendislik ve hizmet merkezi konumunda. 2025 yılında otobüs ihracatından yaklaşık 759 milyon Avro, kamyon ihracatından 676 milyon Avro, AR-GE ve diğer alanlardaki hizmet ihracatından ise 113 milyon Avro’nun üzerinde gelir elde ettik. Böylece toplamda 1,6 milyar Avro ihracat geliri ile yılı tamamladık. Global ağdaki sorumluluk alanlarımızın genişlemesi, Türkiye’nin uluslararası değer zincirindeki rolünüde güçlendirmeye devam ediyor.” Türkiye ağır ticari araç pazarında güçlü performans 2025 yılında daralan kamyon pazarına rağmen satışperformansını koruyan Mercedes-Benz Türk, söz konusu yılda da en çok kamyon ve çekici satışına imza atan marka oldu. Şirket, şehirler arası ve şehir içi otobüs segmentlerinde de güçlüperformans sergiledi. Mercedes-Benz Türk bu sonuçlarla şehirler arası otobüs pazarındaki liderliğini sürdürdü. “Tek Noktada Tam Hizmet” yaklaşımıyla ikinci el faaliyetlerini TruckStore ve BusStore markaları altında yürüten şirket, 2025 yılında da ikinci el operasyonlarıyla müşterilerinin operasyonel verimliliğine katkı sağlamaya devam etti. Bayi ve servis ağında yatırım hamlesi 27 bayi ve 45 servis lokasyonuyla Türkiye’nin yedi bölgesinde hizmet veren Mercedes-Benz Türk, bayi ve yetkili servis ağındaki yeniden yapılanma sürecini sürdürüyor. Bu kapsamda 2025 yılında Dilovası, Nakkaş, Şanlıurfa, Kayseri ve Konya’daki tesislerin açılışları gerçekleştirildi. Şirket, müşteri deneyimini güçlendirmeyi hedefleyen bu dönüşüm sürecini 2026 yılında tamamlamayı planlıyor. Üretimde önemli kilometre taşları 2025 yılında 30. kuruluş yılını kutlayan Hoşdere Otobüs Fabrikası, 4.460 adetlik üretimle tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaştı. Fabrika aynı yıl 3.855 otobüs ihraç ederek, ihracata başladığı günden bu yana 76 bini aşkın otobüsü dünya pazarlarına gönderdi. Üretilen otobüslerin yüzde 86’sı ihraç edilirken, Hoşdere Fabrikası Daimler Buses’ın dünyadaki en büyük entegre üretim tesislerinden biri olmayı sürdürüyor. Mercedes-Benz Türk, Daimler Buses ve Otokar arasında imzalanan anlaşma kapsamında Mercedes-Benz Conecto şehir içi otobüsleri 2026 yılından itibaren Sakarya’da üretilecek. Bu iş birliği Türkiye’deki üretim ekosistemine katkı sağlamayıhedefliyor. 2025 yılında Aksaray Kamyon Fabrikası 18.943 adet üretim gerçekleştirdi. Aynı yıl 7.107 kamyon ihracatı gerçekleştiren fabrika, ihracata başladığı günden bu yana toplam 130 bin kamyon ihracatına ulaştı. Satış sonrası hizmetlerde güçlü altyapı Mercedes-Benz Türk, satış sonrası hizmetler alanında da yatırımlarını sürdürüyor. Şirket bünyesinde bulunan 34.500 metrekarelik yedek parça dağıtım merkezi, Türkiye otomotiv sektörünün en büyük lojistik merkezlerinden biri olarak hizmet veriyor. Şirket ayrıca Omniplus On ve Fleetboard gibi dijital çözümlerle müşterilerinin operasyonel süreçlerini desteklemeye devam ediyor. Sosyal fayda çalışmaları devam ediyor Mercedes-Benz Türk, “Türkiye’nin #DaimaYanında, birlikte #Daimaİleri” mottosuyla eğitim, kültür-sanat, spor ve çevre alanlarında sosyal fayda projelerini sürdürüyor. 2025 yılında Çukurova Üniversitesi iş birliğiyle 2.500 metrekarelik yeni bir hizmet binası ve 24 odalı konuk evi inşa edilmesi için hazırlıklara başlandı. Bunun yanında deprem bölgesine odaklanan Sanatçı Destek Programı kapsamında desteklenen sanatçıların eserleri ilk kez bir sergiyle sanatseverlerle buluştu.

Ford Otosan’dan Finansal Entegrasyon Hamlesi: Koçfinans Satın Alımıyla Otomotiv Değer Zincirinde Yeni Dönem Haber

Ford Otosan’dan Finansal Entegrasyon Hamlesi: Koçfinans Satın Alımıyla Otomotiv Değer Zincirinde Yeni Dönem

Bu stratejik yatırım ile Ford Otosan; finansman yetkinliğini kendi organizasyonu içinde konumlandırarak araç satışından satış sonrası hizmetlere, ikinci el ticaretinden sigorta çözümlerine kadar uzanan otomotiv değer zincirini daha da güçlendirmeyi ve daha entegre bir mobilite ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda Ford Otosan, Koçfinans’ın Koç Holding (%50), Arçelik (%47) ve diğer Koç Topluluğu şirketlerine (%3) ait hisselerini, kapanış düzeltmelerine bağlı olarak yaklaşık 137 milyon ABD doları bedelle devralacak. Ford Otosan satış finansmanında entegrasyonu güçlendiriyor Koçfinans uzun yıllardır Türkiye’de Ford Otosan’ın perakende finansman partneri olarak faaliyet gösteriyor ve finansman çözümleriyle araç satışlarını destekleyen önemli bir rol üstleniyor. Finansman sektöründeki öncü konumu, güçlü teknolojik altyapısı, 50 milyar TL’yi aşan bilanço büyüklüğüyle Koçfinans artık Ford Otosan bünyesine katılıyor. Şirketin müşteri odaklı yaklaşımı ile dijital ve veri odaklı yetkinliklerinin Ford Otosan ekosistemine entegre edilerek müşteri deneyiminin daha da ileri taşınması hedefleniyor. Koçfinans’ın Ford Otosan bünyesine katılmasıyla birlikte, müşterilerin ihtiyaçlarına daha esnek finansman çözümleri sunulacak; araç satın alma süreçleri daha entegre bir yapıya kavuşacak ve mobilite hizmetlerine daha kolay erişim sağlanacak. Bu adımın, araç satın alma sürecinden finansman ve sigorta çözümlerine kadar uzanan uçtan uca mobilite deneyimini daha da güçlendirmesi bekleniyor. Güven Özyurt: “Mobilite artık araçtan finansmana uzanan bir ekosistem” Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ford Otosan olarak müşterilerimize sunduğumuz deneyimi yalnızca araç üretimiyle sınırlı görmüyoruz. Mobilite artık araçtan finansmana ve satış sonrası hizmetlere uzanan bütüncül bir ekosistem. Koçfinans’ın bünyemize katılması, müşterilerimize daha güçlü ve entegre finansman çözümleri sunmamızı sağlayacak. Bu yatırım aynı zamanda binek, ticari araç ve kamyon işimizdeki büyümeyi destekleyecek önemli bir adım olacak.” Gül Ertuğ: “Değer zincirinde daha fazla katma değer yaratacağız”, Ford Otosan Mali İşler Lideri (CFO) Gül Ertuğ ise satın almaya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Koçfinans’ın Ford Otosan bünyesine katılması, satış finansmanı alanındaki güçlü iş birliğimizi daha entegre bir yapıya taşıyor. Bu yatırım sayesinde otomotiv değer zincirinde daha fazla katma değer yaratmayı ve müşterilerimize daha esnek finansman çözümleri sunmayı hedefliyoruz. Güçlü bilanço yapımız ve disiplinli finansal yaklaşımımızla bu satın almanın şirketimizin sürdürülebilir büyüme stratejisine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Yeşim Pınar Kitapçı: “Finansal teknolojilerdeki uzmanlığımızla mobilite dünyasının geleceğini şekillendirmekte Ford Otosan’a güç katmaya kararlıyız.”, Koçfinans Genel Müdürü Yeşim Pınar Kitapçı, Ford Otosan bünyesine stratejik bir iştirak olarak katılmalarının yaratacağı sinerjiyi şu sözlerle değerlendirdi: "Koçfinans olarak finansman sektöründe standartları belirleyen öncü kimliğimizi ve teknolojik yetkinliğimizi, bugün Ford Otosan’ın küresel vizyonuyla birleştiriyoruz. Ford Otosan ailesinin bir parçası olarak güçlü bağlarımızı bu pay devri ile yeni bir seviyeye taşımanın heyecanını yaşıyoruz. Sektördeki oyun kurucu ve vizyoner yapımızı, Ford Otosan değer zincirine entegre ederek; güçlü büyümemizi devam ettirmekte, finansal teknolojilerdeki uzmanlığımızla mobilite dünyasının geleceğini şekillendirmekte Ford Otosan’a güç katmaya kararlıyız." Yeni büyüme alanları ve iş fırsatları Koçfinans yalnızca Ford araçlarına değil, farklı otomotiv markalarına da finansman hizmeti sunuyor. Ford markası Koçfinans portföyünde önemli bir yer tutarken diğer otomotiv markalarına sağlanan finansmanlar da benzer şekilde portföyde bulunuyor. Satın alma sonrasında Koçfinans’ın bu çeşitlendirilmiş müşteri portföyünü koruyarak finansman faaliyetlerini sürdürmesi planlanıyor. Bu satın alma ile birlikte Ford Otosan’ın binek araçlardan hafif ve ağır ticari araçlara kadar uzanan ürün portföyü genelinde yeni büyüme fırsatlarının ortaya çıkması bekleniyor. Özellikle ikinci el araç; binek, ticari araç ve kamyon segmentlerinde finansman çözümlerinin genişletilmesi; Ford ve Ford Trucks markalarına erişimin kolaylaşmasına katkı sağlayarak Ford Otosan’ın büyüme stratejisinde önemli bir rol oynayacak.

Türkiye’de Tüm Sertifikaları Bünyesinde Barındıran Tek Firmayız Haber

Türkiye’de Tüm Sertifikaları Bünyesinde Barındıran Tek Firmayız

ORİJİNAL KUMAŞ KULLANIMI İLE KALİTEYİ BİR ÜST SINIFA ÇIKARDIK Bu yıl Çınaralp Otomotiv olarak önemli bir uygulamayı hayata geçirdik. Artık kullandığımız kumaşlarda araç üreticilerinin kendi araçlarında tercih ettiği orijinal kumaşları kullanmaya başladık. Bu bizim için kalite anlamında çok önemli bir adımdı çünkü bu kumaşların en büyük özelliği yanmazlık seviyelerinin oldukça yüksek olmasıdır. Bunun yanında terletme yapmaması da kullanıcı açısından ciddi bir konfor sağlıyor. Biz de kalite standartlarımızı daha yukarı taşımak adına ciddi bir yatırım yaparak orijinal kumaş kullanımına geçtik. Şu anda ortalama 25 farklı model kumaşla çalışıyoruz. Eski model araçları da bu sayede çok daha kaliteli bir şekilde yenileyebiliyoruz. 2026 model standartlarına yakın bir dönüşümü, çok daha uygun maliyetlerle müşterilerimize sunabiliyoruz. Araçların içini tamamen yeniliyoruz. Koltukları başlık ekleyerek modern bir hale getiriyoruz. Boya fırınlarımızda gerekli aksamları araçların orijinal renklerine uygun şekilde boyuyoruz. Plastik aksamların tamamını da yine orijinal parçalarla değiştiriyoruz. Yani buraya gelen bir araç, adeta yeniden doğmuş gibi oluyor. Müşterilerimiz de bunu gördüklerinde hem kaliteyi hem de yapılan işçiliği çok net bir şekilde fark ediyorlar. FABRİKAMIZI KURARAK BÜYÜK BİR YATIRIM HAMLESİ YAPTIK Bu yıl yatırımlarımıza hız vererek çok önemli bir adım daha attık ve yeni fabrikamızı kurduk. Yaklaşık 2500 metrekare açık alan ve 1800 metrekare kapalı alan üzerine kurulu yeni fabrikamızın açılışını da çok yakında gerçekleştireceğiz. Bu yatırım bizim için yalnızca bir tesis kurmaktan ibaret değil. Aynı zamanda Bursa’ya ve ülke ekonomisine ciddi bir istihdam ve katma değer kazandırma hedefi taşıyor. Fabrikamızda kesimhane, dikimhane ve montaj bölümleri yer alacak. Bu alanlarda çalışacak 40 kişilik yeni bir ekip oluşturduk. Yakın zamanda bu fabrikamızda sıfırdan koltuk üretimine de başlayacağız. Mevcut yerimizi ise kapatmıyoruz. Orada da karoser ve araç dönüşüm işlerimiz tüm hızıyla devam edecek. Yani fabrikamız mevcut faaliyetlerimizin yerine geçmeyecek; aksine onları büyüten ve güçlendiren yeni bir yatırım olacak. Bilindiği gibi GRL Koltuk Türkiye distribütörüyüz. Bu iş birliğimiz de büyüyerek devam ediyor. Yeni fabrikamızda GRL Koltuk Sistemleri ile birlikte sıfırdan koltuk üretimini gerçekleştireceğiz. Bu da hem üretim kapasitemizi artıracak hem de sektördeki gücümüzü daha da yukarı taşıyacak. YURTDIŞI PAZARLARINDA BÜYÜMEYE BAŞLADIK Son dönemde yurtdışı açılımlarımız da hız kazandı. Yakın zamanda Gürcistan’da önemli bir anlaşma yapma aşamasındayız. Planımız her ay yaklaşık 1200 koltuk ihracatı gerçekleştirmek. GRL ve Çınaralp iş birliğiyle birlikte ihracatta yeni pazarlara açılmayı sürdüreceğiz. Bunun dışında uzun yıllardır Balkan ülkeleri de bizim için önemli bir pazar konumunda. Yunanistan, Bulgaristan ve diğer Balkan ülkelerinden birçok otobüs firması araçlarını yenilemek için bize geliyor. Bu firmalar araçlarını getiriyor, biz de kaliteli işçilik ve uygun maliyetlerle araçları adeta sıfırlayıp yeniden hizmete hazır hale getiriyoruz. Almanya ile de şu anda ciddi görüşmelerimiz var ve yakın zamanda olumlu sonuçlanacağını düşünüyoruz. Balkanlar ve Avrupa pazarı gerçekten çok büyük bir potansiyel taşıyor. Bu pazarda söz sahibi olmak hem firmamız adına hem de ülkemiz adına büyük bir gurur kaynağı çünkü kaliteli bir işçilik sunduğunuzda, müşteri memnuniyetini sağladığınızda insanlar sizi tekrar tercih ediyor. Bu da doğal olarak büyümeyi beraberinde getiriyor. MERDİVEN ALTI DÖNÜŞÜMLER ÖZELLİKLE “HATAY’DA” CİDDİ SORUNLARA YOL AÇMAKTA! Yatırımlarımızın yanı sıra Hatay’da yeni bir şube açmayı da planlıyoruz. Bunun en önemli nedeni o bölgeden bize gelen yoğun şikayetler oldu. Hatay ve çevre illerden birçok otobüs sahibi bize ulaşıyor. Araçlarını başka yerlerde yaptırdıklarını fakat ciddi sorunlar yaşadıklarını söylüyorlar. Bu durumun nedenlerini araştırdığımızda maalesef ruhsatsız ve sertifikasız dönüşüm yapan birçok işletme olduğunu gördük. Bu işletmelerde yapılan araçların büyük bir kısmı muayeneden geçemiyor. Sonuçta da araç sahipleri ciddi mağduriyet yaşıyor. Bizim tahminimize göre bölgede 1500 ile 2000 arasında sertifikasız dönüşüm yapılmış araç bulunuyor. Bu nedenle Hatay’da tüm sertifikalara sahip, gerçek mühendislik projeleri ile çalışan bir şube açma kararı aldık. Yakın zamanda faaliyetlerimize başlayacağız. Orada araçlarını muayeneden geçiremeyen ya da sorun yaşayan tüm otobüsçü dostlarımıza destek vereceğiz. Bizim firmamızda kontrol süreçleri çok titizdir. Mühendislerimiz tüm aşamaları detaylı şekilde denetler. Normal kontrollerin yanında ekstra kontroller de yapılır. Bu yüzden yapılan her iş güvenle teslim edilir. ÜÇ NOKTA EMNİYET KEMERİ İLE GÜVENLİK STANDARTLARINI YÜKSELTTİK Son dönemde üzerinde en çok durduğumuz konulardan biri de güvenlik oldu. Bu kapsamda araçlarda üç nokta emniyet kemeri dönüşümünü başlattık. Bu sistem güvenlik açısından çok önemli. İlk uygulamayı biz yaptık ve zamanla müşterilerimiz de bu sistemin önemini görmeye başladı. Şu anda gelen birçok müşteri araçlarını özellikle bu sistemle donatmak istiyor. Özellikle çocuk yolcular için yüksekliği ayarlanabilir emniyet kemerleri, olası bir kaza anında hayat kurtarıcı bir rol üstlenebiliyor. Bu sistemi büyük servis filolarında da uygulamaya başladık. Gürsel Turizm güvenlik konusunda çok ciddi bir duruş sergiliyor. Servis filosuna kattıkları araçların emniyet kemerlerini üç noktalı sistemle değiştirme işini biz gerçekleştiriyoruz. Kendilerine bu konuda gösterdikleri hassasiyet için özellikle teşekkür ediyoruz. Ancak burada da maalesef TSE belgeli olmayan bazı işletmelerin emniyet kemeri montajı yaptığını görüyoruz. Bu tür montajlar çoğu zaman muayeneden geçemiyor. Daha da önemlisi, bir kaza anında kemerlerin görevini yerine getirememesi ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu yüzden bu işin mutlaka sertifikalı ve uzman firmalar tarafından yapılması gerekiyor. ÇINARALP OTOMOTİV OLARAK SEKTÖRDE KENDİMİZİ İSPATLADIK Bugün geldiğimiz noktada Çınaralp Otomotiv sektörde kendini ciddi şekilde ispatlamış bir firma haline geldi. Dönüşüm, karoser ve diğer tüm sertifikaları aynı çatı altında bulunduran tek firma olma özelliğine sahibiz. Her branşımızın mühendis kadrosu ayrı, ekipleri ayrı çalışıyor. Tüm çalışanlarımız alanlarında uzman ve sertifikalı kişilerden oluşuyor. Bu da işimizi çok daha güvenli ve profesyonel bir şekilde yapmamızı sağlıyor. Koltuk üretiminden karoser işlemlerine kadar tüm süreçleri kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Buraya gelen bir otobüs, bütün işlemleri tamamlanmış şekilde anahtar teslim olarak müşteriye teslim edilir. 2+1 VE 2+2 DÖNÜŞÜMLERİYLE ARAÇLARI YENİDEN SEKTÖRE KAZANDIRIYORUZ Şehirlerarası otobüs firmalarında belirli bir yaş skalası bulunuyor. Bu yaş sınırının altına düşen araçlar firmaların filosundan çıkarılıyor ve ikinci el olarak satılıyor. Bu araçlar artık şehirlerarası taşımacılıkta kullanılmayacaksa turizm veya servis taşımacılığına yöneliyor. İşte burada devreye biz giriyoruz. Bu araçların 2+1’den 2+2’ye dönüşümlerini ya da tam tersine 2+2’den 2+1’e dönüşümlerini tesislerimizde gerçekleştiriyoruz. Tüm işlemleri yine orijinal malzemeler kullanarak yapıyoruz. Şehirlerarasından çıkan otobüsler sadece turizm taşımacılığında değil, servis taşımacılığında da kullanılabiliyor. Güçlü ekibimizle araçları kullanım amacına uygun şekilde yeniden hazırlıyoruz ve müşterilerimize teslim ediyoruz. Bu sayede hem araçlar ekonomiye yeniden kazandırılıyor hem de firmalar uygun maliyetlerle filolarını güçlendirebiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.