Hava Durumu

#Yönetim

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Yönetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yönetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hassoy’da Otobüs: Bir Aidiyet Hikayesi Haber

Hassoy’da Otobüs: Bir Aidiyet Hikayesi

OTOBÜSÇÜLÜK, BENİM İÇİN “BABA MİRASI” 1983 Trabzon Of doğumluyum. Evliyim ve dört çocuk babasıyım. Bahçeşehir Üniversitesi İngilizce İşletme mezunuyum. Dört yaşındayken babamın işleri nedeniyle İstanbul’a taşındık. O dönem babam nakliye ve taşımacılık sektörünün içindeydi; aslında biz bu kültürün içinden gelen bir aileyiz. Bizde baba mesleği otobüsçülük. Babam uzun yıllar Ali Osman Ulusoy ile beraber Ulusoy bünyesinde ortak ve bireysel otobüsçülük yaptı. Çocukluğumdan bazı anılar hâlâ çok net. Otobüs direksiyonunun ortasında bir kapak olurdu; içinde şekerler saklanırdı. Babası otobüsçü olan herkes bilir… O kapağı açar, şekerleri alırdık. Küçük bir detay gibi görünür ama aslında bir kültürün parçasıdır. Sanıyorum o günlerden bize kalan en kıymetli miras; otobüse, yola ve bu mesleğe duyduğumuz yakınlıktır. Bu iş benim için sadece bir ticaret alanı değil; bir aidiyet, bir geçmiş ve bir hatıradır. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Üniversiteye Kocaeli Üniversitesi Turizm Bölümü’nde başladım; ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde İngilizce İşletme lisansımı tamamladım. Daha sonra yüksek lisans düşüncesiyle Amerika’ya gittim ancak ticaretin içine o kadar hızlı girdim ki akademik süreci başlatamadan üç yılın sonunda Türkiye’ye döndüm. Bir yandan da evlilik planım vardı. Orada kalıcı bir hayat kurmak istemedim. Ben her zaman kalabalık, çocuklu bir aile hayal ettim. Çocuklarımın kendi kültürümüzde büyümesini istedim. Bu nedenle Türkiye’ye dönmeyi tercih ettim. HER ZAMAN AİLEDEN BİRİYMİŞ GİBİ HİSSETTİM Yuva kurmak için Türkiye’ye döndükten sonra kurumsal firmalarla görüşmelere başladım. Aslında hikâye daha da özel bir anla başladı. Nişan törenime Ali Osman Ulusoy’un programı dolayısıyla kızı Hülya Ulusoy katıldı. İlk defa orada karşılaştık ve beni görüşmek için davet etti. Beraber Ali Osman Bey’le görüşmemiz hikâyenin başlangıcı oldu. O günlerde çok net bir duygu hissettim: Beni gerçekten aileden biri gibi kabul ettiler. Bu yaklaşım, aramızdaki sinerjiyi çok hızlı oluşturdu. Karşılıklı güven vardı; onlar bana inandı, ben de bu güveni boşa çıkarmamak için çalıştım. Başarının temelinde de bu karşılıklı uyumun olduğunu düşünüyorum. 2011 yılında bu yapının bir parçası oldum. O tarihten itibaren kendime 10 yıllık bir hedef koymuştum. Hassoy’daki yolculuğum satış danışmanı olarak başladı. Sonrasında satış müdürlüğü görevini üstlendim. Otobüs grubu zaten işin kalbi sayılabilecek, uzmanlık gerektiren bir alandı. Bugün geldiğim noktada ise genel müdürlük görevini yürütüyorum. Açık konuşmak gerekirse; otobüs satışından gelip genel müdürlük pozisyonuna yükselen çok fazla örnek yoktur. Türkiye’de bu anlamda iki isim sayabilirsiniz. 10 YIL BOYUNCA TİCARETİ SİZDEN ÖĞRENECEĞİM İşe başlarken hedeflerimi sorduğum da Ali Osman Bey’e çok net konuştum: “Gerekirse çantanızı taşıyacağım, gerekirse şoförlüğünüzü yapacağım. Ben 10 yıl boyunca sizden ticareti öğreneceğim. Sonra o koltukta oturacağım.” Benim için önemli olan, böyle bir ismin yanında mümkün olduğunca fazla vakit geçirmekti. Çünkü biliyordum ki ustalık temasla geçer. Gün boyu birlikte, çoğu zaman akşam geç saatlere kadar. Tabiri caizse 7/24 diyebileceğiniz bir çalışma düzeni vardı. Babamdan ve aile çevremden gelen bir zemin vardı ancak ben kendi yolumu çizmek istiyordum. Bu 10 yılı bir okul gibi görüyordum. Ticaretin inceliklerini, sektördeki dengeleri, iş kültürünü ve insan ilişkilerini öğrenmeyi istiyordum. Sadece kendi sorumluluk alanımla sınırlı kalmadım. Diğer şirketlerin süreçlerinde yer aldım, uluslararası temaslar yürüttüm, bürokrasiyle doğrudan temas ettim. Pek çok başlıkta görev aldım. Üstelik bunu zorunluluktan değil; öğrenme isteğinden ve gerçekten zevk aldığım için yaptım. Mesai harcadım, gözlemledim, not aldım, uyguladım. Kendimi yetiştirmek istedim. 1 Ekim 2014’te merhum Ali Osman Ulusoy’un vefatına kadar kendisiyle yakın çalışma fırsatı buldum; bana vizyon kazandırdı, farklı bakış açısını ve iş disiplinini öğretti. Vefatının ardından görevi, zaten birlikte çalıştığımız Hülya Ulusoy devraldı. O dönemde de aynı güven, aynı kararlılık ve aynı uyumla yolumuza devam ettik. 2017 yılının Ekim ayında genel müdürlük görevini devraldım. Hülya Ulusoy’un liderliğiyle; kızları Ahsen Aydın ve Gülşah Helva’nın yönetime dahil olması ve Hülya Hanım’ın oluşturduğu üst düzey yönetim kadrosunun uyumu sayesinde güçlü bir yönetim yapısı ortaya çıktı. O günden bu yana, aynı güven ortamı ve ortak vizyon doğrultusunda her geçen gün gücümüze güç katmaya devam ediyoruz. 2025 KONTROLLÜ GEÇTİ, 2026’NIN İKİNCİ YARISINA UMUTLUYUM 2025 yılı tek kelimeyle tanımlamak gerekirse “kontrollü” geçti. Yatırımcı tarafı daha temkinliydi. Açıkçası piyasanın daha rasyonel bir zemine oturduğunu düşünüyorum ne aşırı şişkin ne de panik havasında bir dönem yaşandı. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, küresel ekonomik dalgalanmalar, yüksek faiz ortamı ve finansmana erişim maliyetleri doğal olarak yatırımcıyı düşündürdü. Özellikle ticari araç tarafında finansman maliyetleri karar süreçlerini doğrudan etkiledi. Önceki yıllarda enflasyonist ortamda fiyat artışlarının hızlanması, “ihtiyacı olmasa da yatırım amacıyla alım yapan” bir müşteri profili oluşturmuştu. Küçük bir beklenti bile hızlı karar için yeterli olabiliyordu. 2025’te ise daha hesaplı, daha analiz eden bir müşteri yapısı gördük. Bu aslında sektör açısından sağlıklı bir normalleşmeydi. Dolayısıyla 2025’i bir “denge yılı”, 2026’yı ise doğru koşullar oluştuğunda yeniden ivmelenme yılı olarak görüyorum. OTOBÜS SADECE BİR ARAÇ DEĞİL, BİR MİRAS Mercedes-Benz Türk bayileri arasında otobüs satışının bizim için her zaman ayrı bir yeri vardır. Merhum Ali Osman Ulusoy’un otobüsçü geçmişi nedeniyle bu işin Hassoy’da kendine özgü bir ruhu bulunur. Hatta Ali Osman Bey’in vefatının ardından sektörde sıkça şu yorumlar yapılırdı: “Otobüs işi Hassoy’da zorlanır. O boşluk dolmaz. Satışlar eski seviyesine ulaşamaz.” Açık söylemek gerekirse, bu yaklaşım bizi geri çekmedi; tam tersine motive etti. Üzerimize bir sorumluluk ve misyon yükledi. Biz de o bayrağı daha ileri taşımak için ekip olarak kararlılıkla çalıştık. Bu süreçte Hülya Ulusoy’un desteği çok kıymetliydi. Her zaman arkamızda durdu ve bize olan inancını açıkça hissettirdi. Bu güven de başarının önemli yapı taşlarından biri oldu. Bugün sonuçlara baktığınızda; son 8 yıldır üst üste otobüs satışında Türkiye birincisiyiz. Tek lokasyonda pazar payımızı %20’nin üzerine çıkardık. Hem sıfır araç hem de ikinci el tarafında güçlü, sürdürülebilir ve istikrarlı bir performans ortaya koymaya devam ediyoruz. 2025 yılında elde ettiğimiz başarılar da bu istikrarın somut göstergesi oldu. 2025 Mercedes-Benz Otobüs Satış Adedi Birincilik Ödülü 2025 Mercedes-Benz Otobüs Satış Sistematiği Üçüncülük Ödülü 2025 Mercedes-Benz Lig Otobüs Şampiyonluğu 2025 Mercedes-Benz Lig Busstore Birincilik Ödülü Bu başarı bireysel değil; güçlü bir ekip ruhunun ve yıllara yayılan disiplinli çalışmanın sonucudur. Bu vesileyle satış müdürüm Cenk Soydan, satış danışmanlarımız Selçuk Köse ve Rahime Karnap başta olmak üzere, arka planda büyük emek veren tüm çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum, bu başarı hepimizin. 2025 yılı otobüs sektörünün dinamikleri biraz daha farklı çalıştı. Bildiğiniz üzere ön ödemeli satış sistemi söz konusu. Şu an itibarıyla Temmuz–Ağustos dönemine kadar hedeflerimizin büyük kısmını satmış durumdayız. Bu da talebin tamamen devam ettiğini, mecburen zamana yayıldığını gösteriyor. İkinci el otobüs tarafında da oldukça güçlüyüz. Çünkü biz otobüs işini biliyoruz. Burada mütevazı davranmayacağım: Sezonun ne zaman hareketleneceğini sektörde birçok kişi öngörebilir; ancak o hareketi doğru zamanda, doğru stokla ve doğru fiyatlama stratejisiyle yönetmek ayrı bir uzmanlık gerektirir. Sıfır araç tarafında teslim süreleri 6–7 ayı bulurken, ikinci el pazarı sezonsal olarak çok daha hızlı reaksiyon verir. Biz de portföyümüzün genişliği ve sahadaki reflekslerimiz sayesinde bu geçişleri doğru yönetiyoruz. Normalde yatırımlar kasım–aralık döneminde yapılır ve yeni yıla hazırlık o şekilde tamamlanır. Ancak 2024’ün son iki ayı oldukça durağandı. Buna karşın 2025’in ocak, şubat ve mart aylarında ikinci elde ciddi bir ivme yakaladık. Stoklarımız hızlı şekilde eridi. Bu deneyimden yola çıkarak 2026’ya daha hazırlıklı girdik. Ancak geçtiğimiz yılki erken hareket bu sene şubat sonu itibarıyla kendini gösterdi. Öngörümüz, mart ayında hız kazanacağı ve bu temponun haziran ayına kadar devam edeceği yönünde. Ben 2026’nın özellikle ikinci yarısında daha pozitif bir tablo bekliyorum. Faizlerde olası bir geri çekilme, finansmana erişimin kolaylaşması ve turizm tarafındaki hareketlilik sektöre doğrudan yansıyacaktır. Ayrıca şehirlerarası taşımacılıkta yaşlanan araç parkı da önümüzdeki dönemde yenileme ihtiyacını artıracaktır. Bunun temel sebebi şu: Ekonomik anlamda piyasada bir miktar rahatlama olacağını düşünüyorum. Son iki–üç yıldır baskılanmış bir yapı söz konusu. Yüksek finansman maliyetleri, kontrollü kredi politikaları ve genel temkinli hava uzun süre devam etti. Ancak bu durumun kalıcı olması mümkün değil; piyasa doğası gereği bir denge arayışına girer. Önümüzdeki dönemde çeşitli ekonomik dinamiklerle bir gevşeme yaşanacağını öngörüyoruz. Kimileri bunu “seçim ekonomisi” perspektifiyle değerlendiriyor olabilir; ancak ben daha yapısal ve kaçınılmaz bir normalleşme süreci bekliyorum. Piyasa bir noktadan sonra yeniden yatırım refleksi üretir. Özellikle ticari araç tarafında ertelenmiş talep birikir ve doğru koşullar oluştuğunda hızlı şekilde devreye girer. Biz de ikinci yarıda bu birikmiş talebin sahaya yansıyacağını düşünüyoruz. 2025 KAMYON HEDEFİMİZ 206’YDI, 518 İLE KAPATTIK Kamyon grubunda 2025 yılını oldukça güçlü geçirdik. Yıla 206 adetlik bir hedefle başladık; yılı 518 adetle kapattık. Bu da yaklaşık %151 oranında hedef aşımı ve %251 hedef gerçekleştirme anlamına geliyor. Yatırımcı olarak pazarda talep vardı ancak fiyatlama tarafında dönem dönem zorlandığımız zamanlar oldu. Artan maliyetleri aynı esneklikle fiyatlara yansıtmak her zaman mümkün olmadı. Karlılık açısından sıkı bir yönetim gerektiren bir yıl oldu. Buna rağmen süreçleri doğru yöneten ve koşullardan en verimli şekilde faydalanan bayilerden biri olduk. 2025 yılı performansımız ödüllerle de taçlandı: 2025 Yılı Kamyon Satış Payını En Çok Artıran Bayi – Türkiye İkinciliği 2025 Yılı En Yüksek Kamyon Servis Sözleşmesi Penetrasyonu – Türkiye Birinciliği Bu sonuçlar sadece satış adedi değil; sürdürülebilir müşteri yönetimi ve satış sonrası bağlılığın da güçlü olduğunu gösteriyor. Tecrübeli bir ekimiz var. Satış müdürümüz Muharrem Eğrioğlu ve ekibini başarılarından ötürü tebrik ederim. Dengeli bir müşteri portföyüne sahibiz. Operasyonlarımızı temelde üç ana segmentte sınıflandırabiliriz: uluslararası nakliyat, inşaat ve kamu. En güçlü olduğumuz alanlardan biri kamu ve kamuya iş yapan müşteri portföyümüz. Özellikle kamu üst yapılı araçlarda ciddi bir uzmanlık ve referans birikimi oluşturduk. Bu alanda sadece satış yapmıyor; süreç, ihale dinamikleri ve teknik gereksinimler konusunda da derin bir tecrübeye sahibiz. Ancak kamu segmenti dönemsel olarak hareket eder. Bu nedenle doğru planlama, zamanlama ve müşteriyle kesintisiz iletişim kritik önemdedir. Süreci doğru okumak ve hazırlıklı olmak başarıyı belirleyen temel unsurdur. Elbette performansımızı yalnızca kamu segmentine bağlamak doğru olmaz. Kamu, uluslararası nakliyat ve inşaat segmentlerini dengeli şekilde yönetiyoruz. Bu çeşitlilik, dalgalı piyasa koşullarında risk dağılımı açısından bize önemli bir avantaj sağlıyor. Kısacası kamyon tarafında 2025 yılı; hacim, pazar payı ve servis sözleşmesi penetrasyonu açısından güçlü bir yıl oldu. Önümüzdeki dönemde de kontrollü, sürdürülebilir ve kârlı büyüme anlayışımızı koruyarak ilerlemeye devam edeceğiz. HAFİF TİCARİ ARAÇLARDA MESELE PAZAR DEĞİL, MAKASIN AÇILMASI Hafif ticari araçlar pazarında bölgesel olarak zorlandığımız bir dönemden geçiyoruz. Dışarıdan bakıldığında Trabzon ve Karadeniz turizmi hareketli görünse de sahada farklı dinamikler var. Araç parkımız yaşlı, fiyatlar ile gelir seviyesi arasındaki makas giderek açılıyor. Bu makası kapatmak kolay değil; işletmeler, dönüşüm kararlarını daha temkinli alıyor. Bunun yanında, bölgede büyük kurumsal şirket sayısı sınırlı olduğundan personel taşımacılığı da yaygın değil. Ayrıca nüfusa oranla okul ve öğrenci taşımacılığı da daha az gelişmiş durumda. Bu da büyük filo alımlarını doğal olarak kısıtlıyor ve hafif ticari araçlar pazarın potansiyelini daraltıyor. Rekabetin yüksek olduğu bu ortamda, ödeme kolaylıkları sunulsa bile işletmeler büyük yük altına girmekte tereddüt edebiliyor. Yine de tabloyu tamamen olumsuz okumak doğru olmaz. Kademeli bir dönüşüm var; eski araçlar yavaş yavaş yenileniyor. Biz de bu süreci müşterinin gerçekliğine uygun, sabırlı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yönetiyoruz. OTOMOBİL PAZAR PAYIMIZI HER GEÇEN YIL ARTTIRIYORUZ Otomobil satışında da önemli başarılara imza attık. 2021 ve 2022 yıllarında üst üste “Yılın En İyi Satış Bayisi” seçildik. 2023’te ise bu başarıyı kıl payı kaçırdık. Ancak bu da bize, her yıl aynı istikrarla çalışmanın ve her koşulda motivasyonumuzu korumanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Satış adetlerimiz neredeyse 400’lü rakamlara ulaştı ve bu büyüme sadece sayı değil, stratejik bir gelişimin de göstergesi. Hem adet olarak büyüyor hem de ekibimizi güçlendiriyoruz. Satış danışmanı sayımızı artırırken, ikinci el alanında da yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, yeni bir ikinci el satış müdürü pozisyonu oluşturduk ve ekip daha da güçlendi. Her geçen yıl, ikinci elde de ivmemizi artırıyoruz. Yani hem rakamlar hem de organizasyon yapımız, geleceğe daha hazırlıklı ve daha sağlam adımlarla ilerliyor. SATIŞ SONRASI HİZMETLERDE %50 BÜYÜME VE 6 FARKLI KATEGORİDE DERECE 2025 yılı, satış sonrası hizmetler açısından Hassoy için oldukça verimli bir dönem oldu. Özellikle ağır vasıta tarafında ciddi bir operasyonel yoğunluk yaşadık. Artık kapasitemizin neredeyse tamamına ulaşmış durumdayız. Burada konu araç sayısı değil; fiziksel alan. Teknik ekip gücünüz, bilgi birikiminiz ve iş disiplininiz ne kadar iyi olursa olsun, alan sınırlaması büyümenin doğal eşiğini belirliyor. Buna rağmen 2025 yılında hem operasyonel verimlilikte hem de ciro tarafında yaklaşık %50 oranında büyüme yakaladık. Araç çıkış sayımızdaki artış, ciromuza da paralel şekilde yansıdı. Bu performansımız, yıl içinde aldığımız ödüllerle de teyit edildi. 2025’te toplam 6 farklı kategoride derece elde ederek satış sonrası organizasyonumuzun gücünü ortaya koyduk: 2025 MB Lig Otobüs Satış Sonrası Hizmetler Türkiye İkinciliği 2025 SSH Otobüs Toplam Atölye Cirosu Üçüncülük Ödülü 2025 SSH Otobüs Kaporta Atölye Cirosu İkincilik Ödülü 2025 SSH Otobüs SPS Ofansif Birincilik Ödülü 2025 SSH Otobüs S24S Müşteri Memnuniyeti Birincilik Ödülü 2025 SSH Kamyon Yedek Parça Servis Derecesi Birincilik Ödülü Açık konuşmak gerekirse, birçok başlıkta güçlü bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. Özellikle otobüs kaporta tarafında Türkiye’nin sayılı ve referans gösterilen bayilerinden biriyiz. Kaporta atölye cirosunda aldığımız derece tesadüf değil; yıllardır yaptığımız teknik altyapı yatırımlarının, ekip eğitimlerinin ve saha tecrübesinin karşılığı. Bizim için önemli olan hem kamyonda hem otobüste aynı güçle var olabilmek. Çoğu bayi tek bir segmentte derinleşir; biz ise iki ana ağır vasıta grubunda da güçlü bir servis yapısına sahibiz. Bu çift kulvarlı uzmanlık bizi pazarda ayrıştıran temel unsurlardan biri. Satış sonrası hizmetleri yalnızca ciro olarak okumuyoruz. Bu alan, müşteri bağlılığının ve marka güveninin inşa edildiği yerdir. Uzun vadeli başarı, burada kurulan disiplinli sistemle mümkün olur. TRABZON’DA YENİ TESİSİMİZLE GELECEĞİ PLANLIYORUZ Hassoy olarak önemli bir yatırım kararı aldık ve yeni bir lokasyona taşınmaya hazırlanıyoruz. Trabzon gibi düz ve geniş arsa bulmanın zor olduğu bir şehirde hem yol üzerinde hem ana güzergâh üzerinde hem de tek parça geniş bir alan bulmak gerçekten kolay olmadı. Uzun ve titiz bir sürecin ardından Çağlayan’da, Erzurum Yolu üzerinde yaklaşık 11 dönümlük bir arazi satın aldık. Bu alanda yaklaşık 4.000 m² kapalı alana sahip, geleceğe uygun ve kapasite artışına imkân tanıyacak bir tesis inşa edeceğiz. Aslında hedefimiz daha geniş bir yerleşim planıydı; çünkü ileriye dönük kapasite artışını bugünden kurgulamak istiyoruz. Ancak mevcut şehir planlama düzenlemeleri ve belediye prosedürleri doğrultusunda projeyi optimize ederek ilerliyoruz. Şu an üzerinde çalıştığımız konu, mevcut alan içinde maksimum verimliliği nasıl sağlayabileceğimiz. Mayıs ayı itibarıyla inşaata başlamayı planlıyoruz. Hedefimiz hızlı ilerlemek ve yaklaşık 10 aylık bir sürede projeyi tamamlayarak 2027 sezonunun ortasında yeni tesisimizde müşterilerimize hizmet vermek. Bu yatırım bizim için yalnızca metrekare büyütmek anlamına gelmiyor. Bu adım; uzun vadeli kapasite planlamasının, operasyonel verimliliğin ve sürdürülebilir büyüme vizyonumuzun somut bir yansıması. YENİ LOKASYONDA EKİBİ %25 BÜYÜTECEĞİZ Yeni lokasyonumuzda personel sayımızı yaklaşık %25 artıracağız. Yani 120 ila 130 kişilik bir ekip olacağız. “Bu yeni personeli nasıl bulacaksınız?” diye sorabilirsiniz. Biz bunu sistemli ve planlı şekilde yapıyoruz. Anlaşmalı okullarla, genç yetenekleri erken aşamada keşfedip, düzenli eğitimle onları yetiştiriyoruz. Böylece hem ekibimizi büyütüyor hem de kalite standartlarımızı koruyoruz. Yani yeni tesisimizle sadece alan değil, insan kaynağı kapasitemizi de bilinçli şekilde genişletiyoruz. Tabii, bu durum bize önemli bir maliyet yüklüyor. Ciddi eğitim masraflarımız var. Fakat en önemli nokta, bu yatırımların karşılığını uzun vadede fazlasıyla almayı planlıyoruz. Sonuçta yetişmiş, güvenilir ve istikrarlı bir ekip, uzun vadede hem müşteri memnuniyeti hem de kurumsal başarıyı getirir. Yani biz bu ek maliyetleri, geleceğe yapılmış bir yatırım olarak görüyoruz. Bugün dönüp baktığımda; bu yolculuğun sadece rakamlardan, ödüllerden ya da büyüme oranlarından ibaret olmadığını görüyorum. Bu bir mirasın devamı, bir emeğin kurumsallaşması ve sahada öğrenilmiş tecrübenin sistem haline gelmesidir. Bizim için başarı; istikrarlı bir aile yapısı, güçlü bir ekip ruhu ve doğru zamanda alınan cesur kararların birleşimidir. Merhum Ali Osman Bey’in bize bıraktığı bir söz vardır. Aslında bütün bu yolculuğu tek cümlede özetler: “Hayat bir tecrübedir. Her tecrübe zarardır, her zarar sermayedir. Yine de hayat mücadeledir.” Biz de bu mücadeleyi, öğrendiklerimizi sermayeye dönüştürerek ve her gün üzerine koyarak sürdürüyoruz. Hassoy’da yolculuk devam ediyor… Daha güçlü, daha planlı ve daha emin adımlarla.

Kâmil Koç’un Operasyon Gücü, Ufkunuzu Genişletiyor Haber

Kâmil Koç’un Operasyon Gücü, Ufkunuzu Genişletiyor

BİRİKİMİMİ, YATIRIMA ÇEVİRMEK İÇİN DOĞRU BİR ADIM ATTIM Karadeniz Ereğli doğumluyum. Uzun yıllar Ereğli’de yaşadım. Üniversite eğitimimle birlikte İstanbul’a geçtim. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Yaklaşık 25 yıldır doktorum. Mesleğim benim için sadece bir iş değil; disiplin, emek ve sorumluluk demek. Şirket tarafına gelirsek; Otobüsçülük bende bir heves değil, aslında bir aidiyet oldu çünkü ailemde bu iş var. Babam otobüsçüydü, kardeşlerim otobüsçüydü. Ben de bu bilgi birikimini değerlendirerek bu alana yatırım yapmak istedim. Yatırım dediğiniz şey sadece parayla ilgili değil; takip etmek, doğru planlamak, riski yönetmek, devamlılığı sağlamak… Ben de bu bakışla bu sektöre girdim. Kardeşlerim yanımda, benimle birlikteler; her zaman destek oluyorlar. Yani ben sahada yalnız değilim ama kararlarımı, hedefimi ve çizgimi her zaman net tutarım. KÂMİL KOÇ İLE KİMYAMIZ TUTTU VE GÜÇLÜ BİR BİRLİKTELİK KURDUK Otobüsçülükte geçmişimiz var. Daha önce de bireysel otobüs yatırımcılığı yaptık. Bize saha tecrübesi kazandıran, işi içeriden öğreten süreçlerdi. Sonrasında şartlar ve hedefler aynı noktada buluşunca Kâmil Koç’la güçlü bir birliktelik kurduk. Bugün geldiğimiz noktada Zonguldak ve Düzce’de işletmeci olarak sorumluluk alıyoruz. Bu da benim için önemli çünkü bir kadın olarak “işletmecilik” tarafını üstlenmek, sadece yatırım yapmak değil; sistemi kurmak, düzeni oturtmak, kaliteyi korumak demek. Kâmil Koç’la yol arkadaşlığımızın başlaması aslında bir süreç sonucu gerçekleşti diyebilirim. Birkaç kez görüşmenin ardından durumu 7-8 ay enine boyuna düşündük. Bu süreçte kafamızda olgunlaşan fikirlerle yeniden görüşmelere başladık ve 2 ay içinde değerlendirmelerimizi tamamlayıp, önce 1–2 aracı sisteme yazdık, çalışmaya başladık. Sonra baktık ki kimyamız tutuyor. Kâmil Koç zaten Türkiye’nin en büyük firması; bunu anlatmaya gerek bile yok. Hem sektörün içindeki bir paydaş olarak gördüklerimiz hem de geçmişte kısa süreli de olsa Kamil Koç ile yaptığımız birliktelik neticesinde daha güçlü şekilde yeniden başlamanın doğru olacağına inandık. İlk etapta 10 araçla başladık; Ereğli–Zonguldak projesi olarak yola çıktık. PLANSIZ DEĞİL, SAĞLAM ADIMLARLA İLERLİYORUZ Bu birliktelik çok hızlı büyüdü çünkü iki tarafta da enerji vardı. Biz Kâmil Koç’tan memnunuz, Kâmil Koç da bizden memnun. Bu kadar net. Daha sonra Kamil Koç yetkilileriyle birlikte Düzce projesini de yürüttük ve Düzce bölgesini de aldık. Şu an Düzce yazıhanesi, Ereğli yazıhanesi aktif. Bu ay sonunda açacağımız yeni yazıhanelerle de operasyonumuzu daha da büyüteceğiz. Araç sayımızı 16’ya çıkardık, 4 araç daha geliyor. 20 araçla Zonguldak hattından çıkan sıraların tamamını yapacak güce geliyoruz. Ben bu büyümeyi “gümbür gümbür” diye tarif ederim; çünkü plansız değil, sağlam adımlarla ilerliyoruz. 100 YILI DEVİRMİŞ KAÇ TANE FİRMA VAR Kİ! Kâmil Koç benim için ne ifade ediyor diye sorarsanız… Kâmil Koç 100. yılında gerçekten bir çınar. Cumhuriyetten sonra 100 yılı devirmiş ya da 100 yılı görmüş firma sayısı iki elin parmaklarını geçmez diye düşünüyorum. Kâmil Koç, rahmetli Kâmil Koç’tan bu yana Türkiye’de iz bırakmış, adını altın harflerle yazdırmış bir marka. Bayrak el değiştirdi ama hala ilk günkü gibi çok güçlü bir şekilde taşınıyor. FlixBus gibi küresel bir güçle birlikte bu bayrağın zirvede kalmaya devam edeceğine inanıyorum. Ben Kâmil Koç’a “bir yuva” gibi bakıyorum. Ailemi, çocuklarımı emanet edebileceğim; bir yerden bir yere giderken kendimi emanet edebileceğim bir yapı. Aynı zamanda değişik şehirlerin lezzetini, tadını görerek izlediğimiz bir yol arkadaşımız… Bu cümleyi özellikle seviyorum çünkü biz bu işte sadece araç çalıştırmıyoruz; insanları, hayatları, hikâyeleri taşıyoruz. OPERASYONUN HER NOKTASINA “KADIN ELİ” DEĞMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM Yazıhane tarafında da ben olaya biraz “kadın gözüyle” bakıyorum. Bizim yazıhanelerimizde önceliğimiz temizlik ve güler yüz. Bunlar her yerde söylenir ama ben bunu “politikamız” olarak görüyorum; esnetilemez, suistimal edilemez. Ayrıca bu bakış açısı doğrultusunda kadın çalışan istihdam etmeye de özellikle özen gösteriyoruz. Bilet satış görevlilerinde, yazıhane tarafında kısacası işimizin her noktasında kadın eli olsun istiyorum. Bu bölgede farklı bir tarz yaratmak hedefimiz. Bunun dışında araç sayımızla ve güzergâhlarımızla da sahada fark yaratıyoruz. Kadın çalışan ağırlığı konusunda da net bir hedefim var. Bu açıdan da Kamil Koç’un hedefleri ile ciddi bir uyum yakalıyoruz. Çünkü Kamil Koç sektörde kadın istihdamını desteklemek başta olmak üzere yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile yolcu deneyimine bakış açısı ile hemen hemen her noktada kadınları desteklemeyi görev edinmiş bir şirket. Özellikle erkek egemen olan kara yolu yolcu taşımacılığı sektöründe bu konuda da liderliği göğüsleyen bir şirket ile birlikte çalışmak benim için çok önemli. Biz de Kamil Koç’tan aldığımız ilhamla kadın hostes istihdamımızı arttırdık. Şu an dört hostesimiz kadın. Bir kadın otobüs şoförümüz var, ikincisi de yolda geliyor. Ben minimum beş kadın şoför olmasını istiyorum. Hostes kadromuzun da en az yüzde 50’sinin kadın olmasını hedefliyorum çünkü kadın eli bazı yerlerde hizmetin tonunu değiştiriyor; daha düzenli, daha nazik, daha özenli bir yaklaşım geliyor. ÖDEMELERDE “BİR KURUŞ” BİLE SAPMIYOR Ödeme tarafında şunu çok net söyleyebilirim: Kâmil Koç’ta ödeme problemi diye bir şey asla söz konusu değildir. Zaten Kâmil Koç bu konuda çok farklı bir firma. Kuruş sapmayan, 0.01’i bile hakkaniyetle hesap eden bir sistem var. Taahhüt edilen günlerde ödemelerimiz düzenli şekilde gelir. Biz de zaten bu düzen sayesinde kaliteli hizmet verebiliyoruz. Sonuçta para kazanmalıyız ki kaliteyi sürdürebilelim. Kalite bir gün olur, iki gün olur; asıl mesele bunu sürekli hale getirmek. Kâmil Koç’un sistemi bunu mümkün kılıyor. GÜNDE 20’Yİ AŞKIN SEFER DÜZENLİYORUZ Sefer tarafında da oldukça hareketliyiz. Zonguldak’tan Antalya var, karşılıklı gidip geliyor. Zonguldak–Marmaris, Zonguldak–Fethiye var. Zonguldak’tan yedi tane İstanbul seferimiz var. Zonguldak–Bodrum, Zonguldak–Kayseri, Zonguldak–Hatay var. Ereğli’den Ankara seferlerimiz var. Günde ortalama 23, bazen 24 sefer çıkışı yapıyoruz. Bu yoğunluk, doğru yönetilmezse zorlar; doğru yönetilirse büyütür. Biz de doğru yönetmeye çalışıyoruz. BÖLGE MÜDÜRLERİMİZLE KESİNTİSİZ İRTİBAT HALİNDEYİZ Yönetim kademesiyle iletişime gelince… Kâmil Koç’un en güzel taraflarından biri bu. Samimiyet ve ilgi gerçekten yüksek. İstanbul Bölge Müdürümüzle günde üç kere konuştuğumuz olur. Ankara’yla haftada bir mutlaka görüşürüz. 15 günde bir farklı vesilelerle bir araya geliriz. Biz aramasak onlar arar. Bazen o kadar arıyorlar ki “Acaba eksik bir şey mi yaptık?” diye kendimizi kontrol ediyoruz ama mesele eksik aramak değil; işi nasıl geliştirebiliriz diye sürekli istişare etmek. Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul… Dört bölgeyle çalışıyoruz ve dördünden de güçlü bir enerji alıyoruz. Saatlerimiz, sefer sayılarımız bu yönlendirmelerle artıyor, güncelleniyor. Bu elektriği başka hiçbir yerde yok. Bence bu, Kâmil Koç’un ülkenin her noktasına ulaşan yapısıyla doğru orantılı. “BU SEKTÖRDEN KAÇIN” DİYENLER İNSANLARI YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR Ben “Bu sektörden kaçın” denmesine çok karşıyım. İnsanlar bence yanlış yönlendiriliyor. Bu sektör yaz-kış dengesi olan bir sektör. Bir doktor olarak bunu çok net görüyorum. Mesleğimde de devamlılık önemlidir: hastaya ilgi gösterirsen seni daha sık tercih ederler böylece daha çok hastanın şifa bulmasına vesile olabilirsin. Burada da yolcuya ilgi gösterirsen seni tercih ederler böylece daha çok insanın yol arkadaşı olabilirsin. Devamlılık buradan gelir. Bir bölgede iki sefer açıp bir araçla gidip gelerek yolcuyu mutlu edemezsiniz. Yolcu geldiğinde maksimum iki saatte bir gideceği şehre araç bulmalı. Kâmil Koç’ta bu sistemi görebiliyorsunuz. Bir de Kâmil Koç’ta ufkunuz geniş. Şu an gitmediğimiz bölgeler var ama araç sayımız arttıkça Kâmil Koç’la yeni yollara açılabilirsiniz. Bugün Çorum’a da gitmek isterseniz gidebilirsiniz, Mardin’e de. Bunu birçok firmada yapamazsınız. Yerel firmalarla çalıştığınızda ufkunuz daha sınırlı olur. Kâmil Koç’un en büyük avantajı; her yola, her bölgeye, her çeşit yolcuya ulaşabileceğiniz bir sistem sunması. KÂMİL KOÇ OLARAK TERCİH EDİLEN BİR FİRMAYIZ Şoförlerimiz, hostlarımız, hosteslerimiz, bilet satış görevlilerimiz … Eğer yolcuya kaliteli hizmet sunarsak, yolcu mutlu olursa bizi tercih eder. Biz Kâmil Koç olarak her zaman yolcunun ilk tercihiyiz. Bu devamlılığı korumak da bizim elimizde. Sadece “bagaj taşımak” gibi düşünmemek lazım. Bu sektör lastikçisinden akaryakıtçısına, ikramcısından şoförüne kadar büyük bir ekosistem. Maliyetler arttı, doğru ama kaliteli hizmet verdiğiniz sürece bu sektör bitmez. Sektörün lideri olan Kâmil Koç ve Kâmil Koç gibi düşünen firmalar her zaman var olmaya devam eder.

Hiçbir Yol, Bir Kadının Azminden Daha Uzun Değildir Haber

Hiçbir Yol, Bir Kadının Azminden Daha Uzun Değildir

BU İŞ SADECE BİLET SATMAKTAN İBARET DEĞİL Şehirlerarası otobüs işletmeciliği dışarıdan bakıldığında yalnızca bilet satışından ibaret gibi görünebilir. Oysa işin mutfağı çok daha kapsamlı ve detaylıdır. Benim için bu iş, büyük bir operasyonu yönetmek anlamına geliyor. Bugün Kâmil Koç’un Kozlu, Karadeniz Ereğli, Zonguldak ve Düzce yazıhanelerinde yürüttüğümüz operasyonun içinde; araçların teknik takibinden sefer planlamalarına, personel yönetiminden finansal süreçlere kadar çok geniş bir sorumluluk alanı bulunuyor. Şunu özellikle vurgulamak isterim: Bu sektör yalnızca bilet satıp yolcu taşımak değildir; strateji, disiplin ve planlama gerektiren ciddi bir yönetim işidir. Her gün onlarca insanın güvenli bir şekilde seyahat etmesinden sorumlusunuz ve bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmek zorundasınız. KADIN TİTİZLİĞİ İLE OPERASYONEL DETAYLAR DAHA SAĞLIKLI YÖNETİLİR İnsanlar otobüsleri sadece yollarda görüyor ama işin arka planında çok büyük bir organizasyon var. Bir otobüsün sefere çıkabilmesi için onlarca detayın kusursuz şekilde işlemesi gerekiyor. Benim için işletmecilik; şoförlerimizin dinlenme saatlerinden araçlarımızın en küçük teknik detayına kadar her süreci yakından takip etmek demektir. Yolcunun bindiği andan indiği ana kadar yaşadığı deneyimin her aşamasında bizim imzamız vardır. Otobüsümüzün tekerinden, yolcunun ikramına kadar her şey bizim sorumluluğumuzdadır. Bir kadın titizliğiyle yaklaştığınızda bu detayların çok daha sağlıklı yönetildiğini düşünüyorum. Disiplinli ve sistemli çalıştığınızda hata payı da ciddi şekilde azalıyor. BAŞTA ‘KADIN BU İŞİ YAPABİLİR Mİ?’ DİYE BAKIYORLARDI; ŞİMDİ SAYGIYLA YAKLAŞIYORLAR Sektöre ilk adım attığım dönemlerde açıkçası bazı önyargılarla karşılaştım. Terminal ortamında bir kadın yöneticiyi görmek birçok kişi için şaşırtıcıydı. “Acaba bu işin altından kalkabilir mi?” bakışlarını oldukça sık hissettiğimi söyleyebilirim ancak zaman içinde disiplinli çalışmanın ve doğru bir sistem kurmanın ne kadar önemli olduğunu herkes gördü. İşinizi ciddiyetle yaptığınızda o önyargılar yerini saygıya bırakıyor. Bugün geldiğimiz noktada ekip arkadaşlarımız, sektör temsilcileri ve yolcularımız bu düzenin farkında. Artık kadın olduğum için değil, iyi bir işletmeci olduğum için takdir görüyorum. BİR KADIN ELİ DEĞDİĞİNDE KALİTEYİ HERKES HİSSEDİYOR Yolcularımızdan aldığımız geri dönüşler benim için çok kıymetli. Birçok yolcu özellikle şunu söylüyor: “Bir kadın eli değdiği belli oluyor.” Otobüsün temizliğinden personelin üslubuna, hizmet kalitesinden yolcu memnuniyetine kadar birçok noktada kadın bakış açısının fark yarattığını düşünüyorum. Kadınlar detaylara daha fazla önem veriyor ve bu da hizmet kalitesine doğrudan yansıyor. ASIL HEDEFİMİZ BÖLGEDEKİ ULAŞIM STANDARTLARINI YÜKSELTMEK Sektörde var olmanın yalnızca araç sahibi olmakla sınırlı olmadığını düşünüyorum. Bizim hedefimiz her zaman daha iyisini yapmak ve bölgedeki ulaşım standartlarını yükseltmek oldu. Bu nedenle teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor, filomuzu sürekli yeniliyor ve yolcu güvenliğini en üst seviyede tutacak yatırımlar yapıyoruz. Ben kendimi sadece bir otobüs sahibi olarak değil, sektöre yatırım yapan bir işletmeci olarak görüyorum. OPERASYONUN HER NOKTASINA “KADIN ELİ” DEĞMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM Yazıhane tarafında da ben olaya biraz “kadın gözüyle” bakıyorum. Bizim yazıhanelerimizde önceliğimiz temizlik ve güler yüz. Bunlar her yerde söylenir ama ben bunu “politikamız” olarak görüyorum; esnetilemez, suistimal edilemez. Ayrıca bu bakış açısı doğrultusunda kadın çalışan istihdam etmeye de özellikle özen gösteriyoruz. Bilet satış görevlilerinde, yazıhane tarafında kısacası işimizin her noktasında kadın eli olsun istiyorum. Bu bölgede farklı bir tarz yaratmak hedefimiz. Bunun dışında araç sayımızla ve güzergâhlarımızla da sahada fark yaratıyoruz. Kadın çalışan ağırlığı konusunda da net bir hedefim var. Bu açıdan da Kamil Koç’un hedefleri ile ciddi bir uyum yakalıyoruz. Çünkü Kamil Koç sektörde kadın istihdamını desteklemek başta olmak üzere yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile yolcu deneyimine bakış açısı ile hemen hemen her noktada kadınları desteklemeyi görev edinmiş bir şirket. Özellikle erkek egemen olan kara yolu yolcu taşımacılığı sektöründe bu konuda da liderliği göğüsleyen bir şirket ile birlikte çalışmak benim için çok önemli. Biz de Kamil Koç’tan aldığımız ilhamla kadın hostes istihdamımızı arttırdık. Şu an dört hostesimiz kadın. Bir kadın otobüs şoförümüz var, ikincisi de yolda geliyor. Ben minimum beş kadın şoför olmasını istiyorum. Hostes kadromuzun da en az yüzde 50’sinin kadın olmasını hedefliyorum çünkü kadın eli bazı yerlerde hizmetin tonunu değiştiriyor; daha düzenli, daha nazik, daha özenli bir yaklaşım geliyor. KADINLAR HAYATIN HER ALANINDA OLMALI 8 Mart Dünya Kadınlar Günü benim için yalnızca bir kutlama günü değil; aynı zamanda dayanışmanın ve farkındalığın günü. Kadınların ekonomik özgürlüğü ve karar mekanizmalarında daha fazla yer alması toplum için çok önemli. Kadınlar detaycıdır, sabırlıdır ve aynı anda birçok süreci yönetebilir. Bu özellikler işletmecilikte büyük bir avantaj sağlar. Kadınlar sadece mutfakta ya da ofiste değil; terminalde de şantiyede de yönetim masasında da var olmalı çünkü biz karar mekanizmalarında olduğumuz sürece dünyanın daha düzenli ve dengeli bir yer olacağına inanıyorum. Şunu özellikle söylemek isterim: Direksiyonun başında olun ya da masanın arkasında… Önemli olan rotanızı kendinizin çizmesidir. Ve ben her zaman şuna inanırım: Hiçbir yol, bir kadının azminden daha uzun değildir. Tüm emekçi kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Mercedes-Benz Türk’ten  İlham Veren Kampanya: “İşin Cinsiyeti Yok” Haber

Mercedes-Benz Türk’ten İlham Veren Kampanya: “İşin Cinsiyeti Yok”

Mercedes-Benz Türk, kadınların iş ve eğitim hayatında fırsat eşitliğine erişebilmeleri için yıllardır çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Şirket, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında hayata geçirdiği iletişim çalışmalarıyla kadın istihdamına ve fırsat eşitliğine verdiği önemi bir kez daha vurguluyor. “İşin Cinsiyeti Yok” mottosuyla yürütülen kampanya; eğitimden üretim sahasına, yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesinden teknolojiye, sosyal faydadan yönetime kadar her alanda kadınların varlığını ve gücünü görünür kılmayı amaçlıyor. 8 Mart’a özel hazırlanan reklam filminde; üretimde, teknolojide, direksiyonda ve karar alma mekanizmalarında aktif rol alan kadınların sektördeki güçlü varlığına dikkat çekiliyor. Film; otomotiv sektörü başta olmak üzere iş dünyasının her alanında, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin sinerji içerisinde çalışmanın sürdürülebilir başarının anahtarı olduğunu somut örneklerle gözler önüne seriyor. Mercedes-Benz Türk üretimde ve yönetimde kadınların imzasını artırmaya devam ediyor Erkek egemen olarak varsayılan otomotiv sektöründe, son yıllarda kadın istihdamını artırmaya yönelik adımlar giderek hız kazanıyor. Mercedes-Benz Türk bu dönüşümün öncülerinden biri olarak, kadınların sektörde daha güçlü şekilde temsil edilmesi için somut ve ölçülebilir hedeflerle ilerliyor. Şirketin üretim sahasındaki kadın istihdam oranı artmaya devam ediyor. Aksaray Kamyon Fabrikası ve Hoşdere Otobüs Fabrikası’nda hayata geçirilen “Kadın Kaynak Operatörlüğü Meslek Edindirme Programları” ile son üç yılda her iki fabrikada da kadın saha çalışanı oranı iki katından fazla arttı. Şirketin ofis çalışanları ve yönetim kadrolarındaki tablosu da sektördeki öncü konumunu pekiştiriyor. Ofis çalışanları içerisindeki yaklaşık yüzde 35’lik kadın çalışan oranı ile, Türkiye otomotiv sektör ortalamasının üzerinde istihdam sağlamaya devam ediyor. Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu’ndaki kadın üye oranı ise yüzde 25. Fırsat eşitliğinde somut ve sürdürülebilir projeler Mercedes-Benz Türk, ağır ticari araç sektöründe kadın istihdamını artırmayı stratejik bir öncelik olarak ele alıyor ve eğitimden istihdama bütüncül projeler yürütüyor. 22 yıldır devam eden “Her Kızımız Bir Yıldız” programı ile bugüne kadar 7 bine yakın lise ve üniversite seviyesindeki kız öğrenciye ve “Mühendisliğin Yıldızları” programı ile 40’a yakın kadın mühendis adayına burs ve eğitim desteği sağlandı. Genç yetenek programları kapsamında, Summer Stars Kısa Dönem Zorunlu Yaz Staj Programı’nın yüzde 42’si ve uzun dönem staj programı PEP (Professional Experience Program) kapsamındaki her 2 katılımcıdan biri kadın öğrencilerden oluşuyor. “Benzersiz Kadınlar” projesiyle kadınlar direksiyon başına geçiyor Mercedes-Benz Türk, “5 Yılda 5 Bin Kadın Sürücü” hedefi doğrultusunda hayata geçirilen “Benzersiz Kadınlar” projesiyle de kamyon ve otobüs segmentlerinde kadın sürücü istihdamının artırılmasına yönelik somut destekler sunuyor. 10 kadın kamyon sürücüsü ve 10 kadın otobüs sürücüsünün sürücü kursu, ehliyet, SRC belgesi, psikoteknik değerlendirme ve ilgili yasal süreçlerine destek sağlanacak olan proje kapsamında kadın sürücü adayları için ileri sürüş teknikleri eğitimleri de düzenlenecek. Son olarak, Kadınlar Günü kapsamında, projeye dahil olan kadın sürücü adaylarına özel bir oturumla, Mercedes-Benz Türk’te “İşin cinsiyeti yok” temalı bir panel gerçekleştirdi. Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün: “Mercedes-Benz Türk olarak fırsat eşitliğini yalnızca bir söylem olarak değil, somut adımlarla desteklediğimiz temel bir kurum değeri olarak ele alıyoruz.” 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajında; çeşitlilik, hakkaniyet ve kapsayıcılık ile fırsat eşitliğini kurum kültürünün vazgeçilemez unsurları olarak benimsediklerini söyleyen Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün, “Kadının her alanda hak ettiği güce kavuşması, eğitimlerinin desteklenmesi ve sosyal-ekonomik hayatta fırsat eşitliğinin sağlanması konusunu öncelikli hedef olarak belirledik. Eğitimin, özellikle de kız çocuklarımızın eğitiminin, ülkemizin geleceğine yapılacak en değerli yatırım olduğuna inanıyorum. 22 yıldır sürdürdüğümüz “Her Kızımız Bir Yıldız” programımız ve “Mühendisliğin Yıldızları” programımız ile kızlarımızın yalnızca eğitim hayatlarına değil, gelecek vizyonlarına da katkı sunmayı amaçlıyoruz. Mercedes-Benz Türk olarak fırsat eşitliğini yalnızca bir söylem olarak değil, somut adımlarla desteklediğimiz temel bir kurum değeri olarak ele alıyoruz. Ofis çalışanları ve yönetim kadrolarındaki kadın çalışan oranımız güçlü bir seviyede olsa da, asıl hedefimiz ve yoğun emek verdiğimiz alan, üretim sahalarındaki kadın çalışan sayısını artırmak. Son üç yılda fabrikalarımızda sahadaki kadın çalışan oranını iki katından fazla artırdık ve bu artışı sürdürülebilir kılmak için, bir gün değil her gün kararlılıkla çalışıyoruz. Bu vesileyle kadınları istihdama katılmaya tekrar davet ediyor ve tüm kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” dedi. Mercedes-Benz Türk bu kampanya ile kalıplaşmış yargıları yıkarak, işin yapılabilirliğinin cinsiyetten bağımsız olduğunu vurguluyor. Farklı birimlerdeki yöneticilerden saha çalışanlarına kadar geniş bir kapsamda kadınların iz bırakan çalışmalarını paylaşarak, tüm kadınlara ilham vermeyi amaçlıyor.

Aras Kargo’dan 8 Mart’ta Anlamlı Mesaj: “Bizde Kadının Yeri Olmak İstediği Yerdir” Haber

Aras Kargo’dan 8 Mart’ta Anlamlı Mesaj: “Bizde Kadının Yeri Olmak İstediği Yerdir”

Türkiye’nin öncü ve yenilikçi kargo şirketi Aras Kargo, kadınların iş hayatındaki varlığını ve liderliğini destekleyen yaklaşımını kurum kültürünün merkezine yerleştiriyor. Bu kültürel dönüşümün bir yansıması olan toplumsal cinsiyet dengesi yaklaşımıyla kapsayıcı adımlar atılırken, kadınların işe alım süreçlerinden kariyer gelişimine kadar iş hayatının her aşamasında daha görünür ve güçlü bir şekilde yer alması destekleniyor. Sahada, karar masasında, sporda: Aras Kargo’ da kadınlar olmak istedikleri yerde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için hazırlanan özel film, kadınların sahadan yönetim masasına uzanan güçlü varlığını ve yarattıkları etkiyi görünür kılıyor. Filmde; direksiyon başındaki kadın sürücüler ve dağıtım yapan kadın kuryelerin görüntüleriyle kadınların Aras Kargo’ daki aktif ve etkili rolü öne çıkıyor. Bir toplantı masasında karar mekanizmalarında yer alan kadın yöneticiler ile kadın liderlerin Aras Kargo’daki temsiliyeti, Sultanlar Ligi’nde mücadele eden Aras Kargo Kadın Voleybol Takımı ile de kadınların spordaki varlıkları vurgulanıyor. Film; Aras Kargo’ nun kadın CEO’ su, kurduğu voleybol takımı ve kadınların operasyonel alandaki rolleriyle cinsiyet dengesi yaklaşımını ortaya koyuyor. “Toplumsal Cinsiyet Dengesi kurumsal dönüşümümüzün merkezinde” Aras Kargo CEO’su Barbara Hagen kadın liderliği ve toplumsal cinsiyet dengesine verilen önemi vurgulayarak açıklamada bulundu: “ Aras Kargo’da amacımız; kadın liderlerin neşeyle bir araya geldiği, birbirine ilham verdiği ve sektörde daha fazla kadının liderlik rollerine adım atmasına cesaret veren bir alan yaratmak. Kadınların gelişebileceği bir alan yaratmanın, tüm çalışanları yukarı taşıdığına inanıyoruz. Bu nedenle karar alma süreçlerinde cinsiyet dengesini bir iyi niyet meselesi olarak değil, temel bir iş stratejisi olarak ele alıyor ve kadın lider oranımızı %40’a taşıyacak somut adımları hayata geçiriyoruz. Aras Kargo İcra Kurulu’nda ben dahil beş kadın liderin bulunması, bu yaklaşımımızı ortaya koyuyor. İnsan ve Kültür yapılanmamız altında cinsiyet eşitliğine yönelik 416 farklı KPI’ ı takip ediyor; hızlı sonuç üreten uzun vadeli dönüşümü destekleyen uygulamalar hayata geçiriyoruz. “Kadın adaylara açığız” ifadesini içeren iş ilanları, her mülakat sürecinde en az bir kadın yöneticinin yer alması ve çalışan annelere kreş desteği bu adımların bir kısmını oluşturuyor. Ebeveynliği ise bireysel değil, ortak bir yolculuk olarak görüyoruz. Erkek çalışanlarımıza tanıdığımız 30 gün babalık izni ile erkeklerin de ebeveynlik sorumluluğunu paylaşabildiği bir çalışma kültürü kurmayı önemsiyoruz. İşe Dönüş Rehberi uygulamamız ile çalışan annelerimizin iş hayatına dönmesine destek oluyoruz. Çünkü biliyoruz ki; kadınlar görüldüğünde, duyulduğunda ve desteklendiğinde sadece bireyler değil, tüm organizasyon güçlenir. 8 Mart için hazırladığımız bu özel filmle de her zaman yanlarında olduğumuz kadın çalışanlarımızın rolünü ve yarattıkları etkiyi görünür kılmayı amaçladık. Direksiyon başındaki kadın sürücülerimiz, sahada dağıtım yapan kadın kuryelerimiz, Türkiye’de ve iştirak ülkelerimizde karar masalarında yer alan kadın yöneticilerimiz ve Sultanlar Ligi’nde mücadele eden kadın voleybol takımımız başta olmak üzere kendilerini istedikleri yere taşıyan tüm kadınların her zaman yanındayız. Bu vesileyle; emeğiyle, vizyonuyla ve cesaretiyle dünyayı dönüştüren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.”

Büyük İstanbul Otogarı’nda Hırsızlıklar Çığ Gibi Büyüyor Haber

Büyük İstanbul Otogarı’nda Hırsızlıklar Çığ Gibi Büyüyor

Film şirketlerinin karavanları, otoparkları doldurmuş durumda. Esnafa ise “Arabanı nereye bulursan bırak” deniyor. Durum öyle bir noktaya geldi ki artık sadece binek araçlar değil, otobüsler için de park edecek yer kalmadı ancak otogarın en büyük sıkıntısı park yeri değil: Hırsızlıklar. OTOBÜSLER SOYULUYOR, KAPTANLAR İSYANDA Kaptanlar araçlarını park ettikten sonra geri döndüklerinde otobüslerinin soyulduğunu görüyor. Gün geçmiyor ki bir otobüs hırsızlığı yaşanmasın. Kimi zaman otobüslerin bagajları açılıyor, kimi zaman araç içindeki değerli eşyalar çalınıyor. Üstelik tüm bu olaylar koskoca otogarın ortasında herkesin gözü önünde gerçekleşiyor. Sektör temsilcileri isyan ediyor: “Otobüsümüzü nereye park etsek güvende değil. Bu koskoca otogarda güvenlik kalmamış.” GÜVENLİK SADECE YÖNETİM KATINA En büyük sorun ise güvenlik zaafı. Otogarda yeterli sayıda güvenlik görevlisi bulunmuyor. Güpegündüz kavgalar çıkıyor, insanlar birbirine giriyor, trafik saatlerce kilitleniyor ama ortada tek bir güvenlik görevlisi bile yok. Olan birkaç güvenlik görevlisi ise yalnızca İBB yönetim katını korumakla meşgul. Esnafın, şoförlerin ve yolcuların yaşadığı sorunlara müdahale etmek gibi bir görev üstlenmiyorlar. Maaşlarını alıp köşelerinde oturuyorlar. OTOGAR “GEÇEN HANI”NA DÖNMÜŞ DURUMDA Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük ulaşım merkezi olan Büyük İstanbul Otogarı, bugün “geçen hanı”na dönmüş durumda. Güvenlik yok, düzen yok, otopark yok. İBB yönetimi otogarı gelir kapısı olarak görürken, esnaf da kaptan da yolcu da sahipsiz bırakılıyor. Şimdi herkesin sorduğu tek bir soru var: Bu kadar büyük bir tesis, neden sahipsiz bırakılıyor? Otobüs hırsızlıklarının önüne kim geçecek? Esnafın ve yolcuların güvenliğini kim sağlayacak? Cevaplar belirsiz, ama yaşanan gerçek ortada: Otogar gün geçtikçe daha güvensiz, daha karanlık, daha başıboş bir hale geliyor.

Büyük İstanbul Otogarı Eski Günlerine Mi Dönüyor? Haber

Büyük İstanbul Otogarı Eski Günlerine Mi Dönüyor?

TRAFİK SORUNUNU “ÇÖZMEMEK” İÇİN ÖZEL ÇABA SARF EDİLİYOR Otogardaki en büyük problemlerden biri hâlâ trafik ancak bu sorun “çözülemiyor” değil, sanki özellikle “çözülmesin” diye kamu eliyle çaba sarf ediliyor. Günün en yoğun otobüs çıkış saatlerinde, otobüs gişelerinden aynı anda binek araçlar da çıkmaya çalışıyor. Bu karmaşanın temel sebebi ise yönetimin servis araçlarının kullandığı gişeleri tam da bu saatlerde kapatması. Abonman araçlarının giriş yaptığı gişeler açık olsa da belli bir saatten sonra çıkışlara kapatılıyor. Böylece bütün yük otobüs çıkış gişelerine binerek trafik sıkışıklığı katlanıyor. YÖNETİM KATINA ÇIKAN MERMERLER TERTEMİZ, PEKİ YA DİĞERLERİ… Otogarın ofis katları yıllar önceki o karanlık ve bakımsız günlere geri dönmüş durumda. Kule merdivenleri artık simsiyah; bir zamanlar pırıl pırıl olan mermerler aylarca temizlenmediği için adeta kir tabakasıyla kaplanmış. İlginçtir ki aynı mermerler yönetim katına çıkarken de var ama orada mermerler tertemiz. Esnafa ikinci sınıf muamelesi yapmak adeta rutin bir yönetim anlayışı haline gelmiş. Asansörler bozulduğunda aylarca onarımı bekleniyor. Her katta kameralar var ama çöpleri bırakanlara, katlara işeyenlere ya da ofisleri geceleri otel gibi kullananlara hiçbir işlem yapılmıyor. Gelen şikâyetler de dikkate alınmıyor. Kameralar yalnızca süs olarak takılmış gibi duruyor. NEREDE BU TEMİZLİK GÖREVLİLERİ! Çöpler zamanında toplanmıyor, esnaf ve yolcular sürekli pis kokulara mahkûm ediliyor. Nedense her salı ve çarşamba günü temizlik ekipleri ellerindeki süpürge ve kürekleri bırakıp öğlene kadar ortalıkta görünmüyor. Zaten personel sayısının yetersizliği herkesin bildiği bir gerçekken, bu “çalışmama” düzenine bir de kamu tarafından açıklama yapılmaması ekleniyor. Çöpler taşmış, pislik her yere yayılmış ama temizlik ekipleri ortada yok. Bu soruya İBB’nin yanıt vermesi gerekiyor: Neden iki gün boyunca öğleye kadar temizlik yapılmıyor? KULE KAPILARINA NEDEN KİLİT VURULUYOR? Otogar ofislerinde sigorta acenteleri, muhasebe büroları gibi 24 saat esasına göre çalışan iş yerleri bulunuyor. Buna rağmen İBB yönetimi, geceleri saat 23.00 ile sabah 07.00 arasında kule kapılarını dışarıdan kilitliyor. Bu uygulama “beceriksizlik ve basiretsizliği kilit vurmakla çözme” anlayışından öteye gitmiyor. Peki içeride kalan esnaf ya yangın çıksa ya da sağlık sorunu yaşasa bunun hesabını kim verecek? Ayrıca kapıları kilitlemek, ofisleri otel gibi kullananları da engelleyemedi. Hâlâ birçok kişi ofisleri yatakhane olarak kullanmaya devam ediyor. İBB yönetimi de bunu çok iyi biliyor ama görmezden geliyor. SORULAR YANIT BEKLİYOR Ortada net bir tablo var: Büyük İstanbul Otogarı, 2019’da verilen tüm sözlere rağmen bugün yeniden karanlık, pis, düzensiz ve sorunlarla boğuşan bir hale gelmiş durumda. Şimdi herkesin aklındaki sorular şunlar: İBB yönetimi bu çürümüş düzene neden göz yumuyor? Kameralar varken neden hiçbir işlem yapılmıyor? Temizlik personeli neden bazı günler görev yapmıyor? Kapılar neden kilitlenerek esnafın güvenliği riske atılıyor? En önemlisi, İBB kimi ya da kimleri koruyor, kimin baskısıyla sessiz kalıyor? Cevaplar belirsiz ama bir gerçek var: Otogar, yeniden eski günlerine dönüyor ve olan yine esnafa, şoföre ve yolcuya oluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.