Kruvaziyer turizmi Galataport’un faaliyete geçmesi ile hızlandı. İşler ne durumda, bilgi verebilir misiniz?
Kruvaziyer gemilerinin bir ülkeye girmesi, limanına yaklaşması, dünya genelinde o ülkenin güvenli olduğunu belirtmektedir. Başımıza gelen terör olayları, ardından maruz kaldığımız pandemi süreci ile birlikte son 6 yıldır kruvaziyer turizminde ciddi kayıplar yaşadık. Ülkemiz, jeopolitik olarak kritik bir noktada bulunduğundan ötürü ben gelecek süreçte de turizm açısından ülkemizi parlak görememekteyim. Bunun en büyük sebebi de şudur ki biz komşu ülkelerimizde yaşanan krizlere destek veren bir ülkeyiz ve güvenlik açısından bu durum turiste tehdit potansiyeli oluşturmakta. Yapılan açıklamalar turizm için ciddi tehditlere yol açıyor. Ukrayna-Rusya savaşında eşit taraf belirlediğimiz için her iki taraftan da turist almaktayız. Kuşadası Limanı hiç boş olmuyor, o bölgede veriler çok iyi. İstanbul için konuşmam gerekirse, rakamlar şu anlık çok düşük durumda. Geçen dört yıla kıyas edecek olursak, dört yıl boyunca limanlara hiç gemi yanaşmadı. En azından bu yıl limanlarımıza gemiler almaktayız. Bu durum ülkemizin güvenilirliğini arttırdığı için oldukça önemli bir unsur.
Kruvaziyer turizmi hakkında konuşurken, Galataport faaliyetlerine başladı. Taşımacı açısından değerlendirmek gerekirse uygunluk durumu hakkında ne söylemek istersiniz?
Galataport, bizim beklediğimiz sayılarda turist alırsa kapasite karşısında transferleri sağlayacak alan olarak yetersiz kalacaktır. Sistem çok güzel, biz çok memnunuz. Ancak tur araçları ile alana gezmeye gelen sivil araçların giriş çıkışları aynı. Yoğunluk karşısında bu durum oldukça büyük trafik problemlerine sebep olacaktır. Otopark, otobüsler için oldukça küçük. İki geminin aynı anda demir atacağı günlere denk gelsek minimum 110 otobüslük alana ihtiyaç duyulacak. Galataport’un otoparkı ise 50 otobüslük kapasiteye sahip. Araçların içeri kabul sistemlerinden çok memnunuz. E-posta yolu ile araç bilgilerini paylaşıyoruz, sisteme tanımlama yapıldıktan sonra giriş çıkışlarımız çok kolay oluyor. Bazen sistem sıkıntıya girebiliyor. Bu da aşılamayacak bir problem değil elbette. Güvenlik açısından bir problemimiz mevcut. Araçlar içeri girince köpekler ile arama yapılıyor. Güvenlik görevlisi köpeğe aracı aratırken dokunduğu yere hayvanlar sert bir şekilde tepki veriyor ve bu yüzden araçların kaportaları zarar görüyor. Bu sorunu da en kısa sürede yönetim ile görüşüp aşmayı hedeflemekteyiz.
Pandemi süreci turizmci için nasıl geçti? Bu sezon beklentilerinizi karşıladı mı?
Acenteler için oldukça problemli geçen bir süreçti. Planlanan turları önceden satın aldıkları için ciddi risk altına girdiler. Zorlu bir süreç içerisinden geçtiler. Günümüzde de turlar, önceki yıldan alındığı için maliyet hesaplamalarında ciddi problemler yaşandı. Ancak yaz aylarına giriş yapmamızın ardından hareketin artmasının da etkisiyle işler toparlandı, şu anda güzel bir dönem yaşanıyor. Turizm’in bir yıl içerisinde 2 adet dönemi mevcuttur. Birinci periyot Nisan-Ağustos ayları arasıdır. Diğer periyot ise Eylül ayı itibari ile başlangıç yapar. Birinci dönemimiz bu yıl oldukça verimli geçti, işlerimizden memnunuz. İkinci döneme dair hazırlıklarımızı da güvenle yapmaktayız. Beklentilerimiz ikinci dönemin de yoğun geçeceği yönünde. Günümüzde vakaların artmasının bizim işlerimize yansıyacağını düşünmüyorum. Çünkü insanlar koronavirüs sürecine alışmış durumda, normalleştiği için de kısıtlamaların geçmiş dönemdeki gibi katı kurallar altında gerçekleşeceğini düşünmüyorum. Küçük araçlar ile VIP araç turizmi hem yerli hem de yabancı turistler tarafından pandemi süreci sonrasında oldukça rağbet görmeye başladı. Şirketlerin küçük araç yatırımı da son dönemde orantılı olarak artış göstermiş durumda. Büyük araca kıyasla küçük aracın işletme süreci daha az problem ile ilerlemekte. Bizler de memnunuz açıkçası bu durumdan. İş modelimiz içerisinde bir güncellemeye de gitmeyi planlamaktayız.
Son olarak, sizin gündeme getirmek istediğiniz konular mevcut mu?
Dünya’da ve ülkemiz içerisinde nitelikli personel sıkıntısı çekmekteyiz. Her geçen gün mavi yakalı personel konusunda ciddi açıklar ortaya çıkıyor. Uzun vade içerisinde bu açık, ciddi sorunlara sebep olacaktır. Ülkemiz nezdinde konuşmam gerekirse, personel olarak çalışacak insanları enflasyondan kaynaklı kaybetmekteyiz. Asgari ücret ile hayat rakamlarını kıyasladığımızda kimse hayatı ile maaşını örtüştüremiyor. İşletme maliyetlerinden ötürü işverenler de gerekli şartları sağlayamıyor. Kendi sektörümüz üzerinden yola çıkarak örneklendiriyorum; bizim işletme maliyetlerimizde belirsizlik mevcut. İşlerin pik noktada olduğu haziran ayı içerisinde biz zarar ettik. Ancak bu durumun sebebi tekliflerimizi yılbaşı itibariyle vermiş olmamızdı. Akaryakıt maliyetleri ciddi oranda artış sağladı. Geçmiş dönemde tek bir fiyat üzerinden işlerimizi ilerletirdik, meydana gelebilecek artışları da kendimiz hesaplayabilirdik. Ancak şimdiki dönemde giderlerdeki anormal artışlardan kaynaklı önümüzü görememekteyiz, böylelikle ciddi zararlar görmekteyiz. Bu durum da işletmelere karşı olan güveni düşürmektedir. Neden iş yaptığımızı sorgular durumdayız şu anda.
Taşımacılığın geleceğini parlak olarak görmüyorum. İşin daha çok lojistik üzerinde olacağını düşünenlerdenim. Yatırımcıyı koruyan bir dönem içerisinde değiliz taşımacılık kısmında. Yüksek fiyatlardan aldığımız araçlar, gerçekleşecek olan iyileştirmeler sonrasında dip fiyatlara inecek. Para kazanmak üzerine yaptığımız yatırımda, aracı çalıştırmadan dahi zarara uğradığımız bir dönemdeyiz. Paramızın ne durumda olduğunu öngöremiyoruz. Yönetebilir alanımız daraldı.
Bir diğer sıkıntımız ise taşıma belgeleri üzerine. İBB’nin UKOME kararı ile meydana getirdiği ‘Yol Belgesi’ kapsamında ciddi problemler yaşamaktayız. Araç personeli üzerinde yapılan muayeneler oldukça doğru, buna sonuna kadar katılmaktayız ancak araçta muayene olmadığında aldığımız tolerans, yol belgesinde sıfır oranına düşüyor ve araçlarımız direkt bağlanıyor. Anlık iş almaktayız, belge başvurusuna geri gelen yanıt ise 4 günü bulabiliyor. Araçlarımız milli servet değerinde ama 110 liralık belge yüzünden parklarda yatıyor. Bizler Ulaştırma Bakanlığı tarafından temin edilen B2 belgesine sahibiz. Korsan herhangi bir taşımacılık yapmıyoruz. Bu belge ile Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde dahi taşımacılık yapma yetkimiz bulunurken İstanbul sınırları içerisinde, kendi ülkemizde çok büyük sıkıntılar çekmekteyiz. Bir an önce bu konu hakkında iyileştirmeler yapılmalıdır. Turizm’in kelime anlamı, saati, zamanı ve yeri olmayan tamamen keyfi aktivitelerdir. Bu anlam üzerinden yeniden düzenlemelerin yapılması ve denetimlerin sağlanması en doğru adım olacaktır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
TAŞIMACILIĞIN GELECEĞİ PARLAK GÖRÜNMÜYOR
Kruvaziyer turizmi Galataport’un faaliyete geçmesi ile hızlandı. İşler ne durumda, bilgi verebilir misiniz?
Kruvaziyer gemilerinin bir ülkeye girmesi, limanına yaklaşması, dünya genelinde o ülkenin güvenli olduğunu belirtmektedir. Başımıza gelen terör olayları, ardından maruz kaldığımız pandemi süreci ile birlikte son 6 yıldır kruvaziyer turizminde ciddi kayıplar yaşadık. Ülkemiz, jeopolitik olarak kritik bir noktada bulunduğundan ötürü ben gelecek süreçte de turizm açısından ülkemizi parlak görememekteyim. Bunun en büyük sebebi de şudur ki biz komşu ülkelerimizde yaşanan krizlere destek veren bir ülkeyiz ve güvenlik açısından bu durum turiste tehdit potansiyeli oluşturmakta. Yapılan açıklamalar turizm için ciddi tehditlere yol açıyor. Ukrayna-Rusya savaşında eşit taraf belirlediğimiz için her iki taraftan da turist almaktayız. Kuşadası Limanı hiç boş olmuyor, o bölgede veriler çok iyi. İstanbul için konuşmam gerekirse, rakamlar şu anlık çok düşük durumda. Geçen dört yıla kıyas edecek olursak, dört yıl boyunca limanlara hiç gemi yanaşmadı. En azından bu yıl limanlarımıza gemiler almaktayız. Bu durum ülkemizin güvenilirliğini arttırdığı için oldukça önemli bir unsur.
Kruvaziyer turizmi hakkında konuşurken, Galataport faaliyetlerine başladı. Taşımacı açısından değerlendirmek gerekirse uygunluk durumu hakkında ne söylemek istersiniz?
Galataport, bizim beklediğimiz sayılarda turist alırsa kapasite karşısında transferleri sağlayacak alan olarak yetersiz kalacaktır. Sistem çok güzel, biz çok memnunuz. Ancak tur araçları ile alana gezmeye gelen sivil araçların giriş çıkışları aynı. Yoğunluk karşısında bu durum oldukça büyük trafik problemlerine sebep olacaktır. Otopark, otobüsler için oldukça küçük. İki geminin aynı anda demir atacağı günlere denk gelsek minimum 110 otobüslük alana ihtiyaç duyulacak. Galataport’un otoparkı ise 50 otobüslük kapasiteye sahip. Araçların içeri kabul sistemlerinden çok memnunuz. E-posta yolu ile araç bilgilerini paylaşıyoruz, sisteme tanımlama yapıldıktan sonra giriş çıkışlarımız çok kolay oluyor. Bazen sistem sıkıntıya girebiliyor. Bu da aşılamayacak bir problem değil elbette. Güvenlik açısından bir problemimiz mevcut. Araçlar içeri girince köpekler ile arama yapılıyor. Güvenlik görevlisi köpeğe aracı aratırken dokunduğu yere hayvanlar sert bir şekilde tepki veriyor ve bu yüzden araçların kaportaları zarar görüyor. Bu sorunu da en kısa sürede yönetim ile görüşüp aşmayı hedeflemekteyiz.
Pandemi süreci turizmci için nasıl geçti? Bu sezon beklentilerinizi karşıladı mı?
Acenteler için oldukça problemli geçen bir süreçti. Planlanan turları önceden satın aldıkları için ciddi risk altına girdiler. Zorlu bir süreç içerisinden geçtiler. Günümüzde de turlar, önceki yıldan alındığı için maliyet hesaplamalarında ciddi problemler yaşandı. Ancak yaz aylarına giriş yapmamızın ardından hareketin artmasının da etkisiyle işler toparlandı, şu anda güzel bir dönem yaşanıyor. Turizm’in bir yıl içerisinde 2 adet dönemi mevcuttur. Birinci periyot Nisan-Ağustos ayları arasıdır. Diğer periyot ise Eylül ayı itibari ile başlangıç yapar. Birinci dönemimiz bu yıl oldukça verimli geçti, işlerimizden memnunuz. İkinci döneme dair hazırlıklarımızı da güvenle yapmaktayız. Beklentilerimiz ikinci dönemin de yoğun geçeceği yönünde. Günümüzde vakaların artmasının bizim işlerimize yansıyacağını düşünmüyorum. Çünkü insanlar koronavirüs sürecine alışmış durumda, normalleştiği için de kısıtlamaların geçmiş dönemdeki gibi katı kurallar altında gerçekleşeceğini düşünmüyorum. Küçük araçlar ile VIP araç turizmi hem yerli hem de yabancı turistler tarafından pandemi süreci sonrasında oldukça rağbet görmeye başladı. Şirketlerin küçük araç yatırımı da son dönemde orantılı olarak artış göstermiş durumda. Büyük araca kıyasla küçük aracın işletme süreci daha az problem ile ilerlemekte. Bizler de memnunuz açıkçası bu durumdan. İş modelimiz içerisinde bir güncellemeye de gitmeyi planlamaktayız.
Son olarak, sizin gündeme getirmek istediğiniz konular mevcut mu?
Dünya’da ve ülkemiz içerisinde nitelikli personel sıkıntısı çekmekteyiz. Her geçen gün mavi yakalı personel konusunda ciddi açıklar ortaya çıkıyor. Uzun vade içerisinde bu açık, ciddi sorunlara sebep olacaktır. Ülkemiz nezdinde konuşmam gerekirse, personel olarak çalışacak insanları enflasyondan kaynaklı kaybetmekteyiz. Asgari ücret ile hayat rakamlarını kıyasladığımızda kimse hayatı ile maaşını örtüştüremiyor. İşletme maliyetlerinden ötürü işverenler de gerekli şartları sağlayamıyor. Kendi sektörümüz üzerinden yola çıkarak örneklendiriyorum; bizim işletme maliyetlerimizde belirsizlik mevcut. İşlerin pik noktada olduğu haziran ayı içerisinde biz zarar ettik. Ancak bu durumun sebebi tekliflerimizi yılbaşı itibariyle vermiş olmamızdı. Akaryakıt maliyetleri ciddi oranda artış sağladı. Geçmiş dönemde tek bir fiyat üzerinden işlerimizi ilerletirdik, meydana gelebilecek artışları da kendimiz hesaplayabilirdik. Ancak şimdiki dönemde giderlerdeki anormal artışlardan kaynaklı önümüzü görememekteyiz, böylelikle ciddi zararlar görmekteyiz. Bu durum da işletmelere karşı olan güveni düşürmektedir. Neden iş yaptığımızı sorgular durumdayız şu anda.
Taşımacılığın geleceğini parlak olarak görmüyorum. İşin daha çok lojistik üzerinde olacağını düşünenlerdenim. Yatırımcıyı koruyan bir dönem içerisinde değiliz taşımacılık kısmında. Yüksek fiyatlardan aldığımız araçlar, gerçekleşecek olan iyileştirmeler sonrasında dip fiyatlara inecek. Para kazanmak üzerine yaptığımız yatırımda, aracı çalıştırmadan dahi zarara uğradığımız bir dönemdeyiz. Paramızın ne durumda olduğunu öngöremiyoruz. Yönetebilir alanımız daraldı.
Bir diğer sıkıntımız ise taşıma belgeleri üzerine. İBB’nin UKOME kararı ile meydana getirdiği ‘Yol Belgesi’ kapsamında ciddi problemler yaşamaktayız. Araç personeli üzerinde yapılan muayeneler oldukça doğru, buna sonuna kadar katılmaktayız ancak araçta muayene olmadığında aldığımız tolerans, yol belgesinde sıfır oranına düşüyor ve araçlarımız direkt bağlanıyor. Anlık iş almaktayız, belge başvurusuna geri gelen yanıt ise 4 günü bulabiliyor. Araçlarımız milli servet değerinde ama 110 liralık belge yüzünden parklarda yatıyor. Bizler Ulaştırma Bakanlığı tarafından temin edilen B2 belgesine sahibiz. Korsan herhangi bir taşımacılık yapmıyoruz. Bu belge ile Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde dahi taşımacılık yapma yetkimiz bulunurken İstanbul sınırları içerisinde, kendi ülkemizde çok büyük sıkıntılar çekmekteyiz. Bir an önce bu konu hakkında iyileştirmeler yapılmalıdır. Turizm’in kelime anlamı, saati, zamanı ve yeri olmayan tamamen keyfi aktivitelerdir. Bu anlam üzerinden yeniden düzenlemelerin yapılması ve denetimlerin sağlanması en doğru adım olacaktır.
En Çok Okunan Haberler