İstanbul Turizm Taşımacılığında Mevzuat Tuzağı: Belge Eksikliği “Korsanlık” Değildir
İstanbul Turizm Taşımacılığında Mevzuat Tuzağı: Belge Eksikliği “Korsanlık” Değildir
İstanbul, dünya turizminin merkezi olma yolunda ilerlerken, sektörün en önemli dişlilerinden biri olan turizm taşımacılığı, "mevzuat karmaşası" ve "ölçüsüz yaptırımlar" arasında sıkışmış durumdadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan D2 Yetki Belgesi almış, vergisini ödeyen ve tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren işletmeciler; yalnızca yerel bir bürokratik evrak olan "Yol Güzergah Belgesi" eksikliği nedeniyle "korsan taşımacı" damgası yiyerek en ağır yaptırımlara maruz bırakılmaktadır. Bu makale, söz konusu uygulamanın hukuki temelden yoksunluğunu ve çözüm yollarını analiz etmektedir.
Haber Giriş Tarihi: 04.01.2026 10:04
Haber Güncellenme Tarihi: 04.01.2026 10:08
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.haberulasim.com/
1. YASAL ÇELİŞKİ: ŞEHİRLERARASI HUKUK VS. ŞEHİR İÇİ CEZA
Taşımacılık sektöründe uygulanan çifte standart, adaletin mekânsal olarak değişmesine neden olmaktadır.
4925 Sayılı Kanun Uygulaması: Şehirlerarası yollarda yapılan denetimlerde, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu esastır. Bu kanuna göre belge eksikliği olan araca idari para cezası verilir ancak araç bağlama (trafikten men) cezası uygulanmaz.2918 Sayılı Kanun Uygulaması: Aynı araç İstanbul sınırlarına girdiğinde, uygulama aniden 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na kaydırılmaktadır. Burada işletmeci, yerel bir izin eksikliği nedeniyle 60 gün boyunca aracından mahrum bırakılmaktadır. Aynı ticari faaliyetin, sadece coğrafi konuma göre "para cezası" ile "60 gün hapis (bağlama)" arasında bu denli savrulması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
2. 2918 SAYILI KANUN EK 2/3 VE EK 2/5 KARMAŞASI
Mevcut denetimlerdeki en temel hukuki sakatlık, kanun maddesinin kasten yanlış yorumlanmasıdır.
Hatalı Uygulama (Ek 2/3): Hiçbir belediye izni olmayan "gerçek korsanlar" için getirilen bu madde, D2 belgeli resmi araçlara uygulanmaktadır. Kanuni Zorunluluk (Ek 2/5): Kanun koyucu, belgesi olup da süresi dolanlar veya belge eksikliği olanlar için 5. fıkrayı ihdas etmiştir. Bu fıkra; sadece para cezası verilmesini ve eksiklik giderilene kadar (yenileme yapıldığı an iade edilmek üzere) aracın menedilmesini emreder. Süresi dolmuş bir belge nedeniyle aracı 60 gün otoparka hapsetmek, Ek 2/5 hükmünü yok saymak ve kanuna karşı hile yapmaktır.
3. OPERASYONEL GERÇEKLER VE BÜROKRATİK HANTALLIK
Turizm operasyonları, doğası gereği dinamik ve anlık gelişen süreçlerdir.
Anlık Araç İhtiyacı: Büyük bir turizm organizasyonunda veya son dakika gerçekleşen araç arızalarında, işletmeci acilen ek araç takviyesi yapmak zorundadır. Mevcut sistemde, yeni bir araç için "Yol Güzergah Belgesi" almak günler süren bürokratik bir süreçtir. Sektörel Çıkmaz: Operasyonun o an başlaması gerekirken, sistemin yavaşlığı nedeniyle belgesiz yola çıkan araç "korsan" muamelesi görmektedir. Turisti yolda bırakmamak için çabalayan işletmeci, sistemin hantallığı nedeniyle cezalandırılmaktadır.
4. İSTİHDAM VE EKONOMİK YIKIM: ATIL ŞOFÖR SORUNU
60 günlük bağlama cezası, sadece bir mülkiyet ihlali değil, bir sosyal felakettir.
Maaş ve Sigorta Yükü: Araç bağlıyken işletmeci, şoförünün maaşını, SGK primini ve vergisini ödemeye devam etmektedir. Üretim yapmayan, geliri kesilen bir araç üzerinden bu maliyetleri karşılamak işletmeleri iflasın eşiğine getirmektedir. Atıl İş Gücü: Milli servet olan araçlar otoparklarda çürürken, profesyonel şoförler işsiz kalmakta veya atıl duruma düşmektedir. Bu durum, nitelikli personelin sektörden kaçmasına yol açmaktadır.
5. ÇÖZÜM ÖNERİSİ: KADEMELİ DENETİM VE "MUAYENE MODELİ"
İstanbul turizminin geleceği ve işletmecilerin haklarını korumak adına UKOME şu reformları hayata geçirmelidir:
60 Gün Bağlama Cezası İptal Edilmelidir: Bakanlıkça tescilli D2 belgesi olan araçlar, sadece yerel bir evrak eksikliği nedeniyle bağlanmamalıdır. Bağlama yaptırımı yalnızca "hiçbir belgesi olmayan" gerçek korsanlara uygulanmalıdır. Kademeli Ceza Sistemi: İlk denetimde belge eksikliği tespit edilen araca, tıpkı araç muayenesinde olduğu gibi 7-15 gün ek süre tanınmalıdır. Bu süreçte araç çalışabilmeli, işletmeci bürokratik eksikliğini gidermelidir. Tekrar Halinde Yaptırım: Araç bağlama cezası, ancak verilen süreye rağmen belge alınmaması ve aynı ihlalin ikinci kez tekrarı halinde uygulanmalıdır. Dijital ve Hızlı Onay: Anlık operasyonel ihtiyaçlar için dijital onay sistemleri geliştirilmeli, belge süreci dakikalar içinde tamamlanabilmelidir.
SONUÇ
Belge eksikliği bir suç değil, idari bir noksanlıktır. Gerçek korsanların idari para cezalarıyla geçiştirildiği bir düzende; vergisine, sigortasına ve bakanlık belgesine sahip turizm işletmecisinin aracını 60 gün boyunca bağlamak adaletle bağdaşmaz. UKOME, istihdamı, milli serveti ve Türkiye'nin turizm imajını korumak için cezalandırma odaklı değil, düzenleme odaklı bir sisteme ivedilikle geçmelidir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İstanbul Turizm Taşımacılığında Mevzuat Tuzağı: Belge Eksikliği “Korsanlık” Değildir
İstanbul, dünya turizminin merkezi olma yolunda ilerlerken, sektörün en önemli dişlilerinden biri olan turizm taşımacılığı, "mevzuat karmaşası" ve "ölçüsüz yaptırımlar" arasında sıkışmış durumdadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan D2 Yetki Belgesi almış, vergisini ödeyen ve tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren işletmeciler; yalnızca yerel bir bürokratik evrak olan "Yol Güzergah Belgesi" eksikliği nedeniyle "korsan taşımacı" damgası yiyerek en ağır yaptırımlara maruz bırakılmaktadır. Bu makale, söz konusu uygulamanın hukuki temelden yoksunluğunu ve çözüm yollarını analiz etmektedir.
1. YASAL ÇELİŞKİ: ŞEHİRLERARASI HUKUK VS. ŞEHİR İÇİ CEZA
Taşımacılık sektöründe uygulanan çifte standart, adaletin mekânsal olarak değişmesine neden olmaktadır.
4925 Sayılı Kanun Uygulaması: Şehirlerarası yollarda yapılan denetimlerde, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu esastır. Bu kanuna göre belge eksikliği olan araca idari para cezası verilir ancak araç bağlama (trafikten men) cezası uygulanmaz. 2918 Sayılı Kanun Uygulaması: Aynı araç İstanbul sınırlarına girdiğinde, uygulama aniden 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na kaydırılmaktadır. Burada işletmeci, yerel bir izin eksikliği nedeniyle 60 gün boyunca aracından mahrum bırakılmaktadır. Aynı ticari faaliyetin, sadece coğrafi konuma göre "para cezası" ile "60 gün hapis (bağlama)" arasında bu denli savrulması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
2. 2918 SAYILI KANUN EK 2/3 VE EK 2/5 KARMAŞASI
Mevcut denetimlerdeki en temel hukuki sakatlık, kanun maddesinin kasten yanlış yorumlanmasıdır.
Hatalı Uygulama (Ek 2/3): Hiçbir belediye izni olmayan "gerçek korsanlar" için getirilen bu madde, D2 belgeli resmi araçlara uygulanmaktadır. Kanuni Zorunluluk (Ek 2/5): Kanun koyucu, belgesi olup da süresi dolanlar veya belge eksikliği olanlar için 5. fıkrayı ihdas etmiştir. Bu fıkra; sadece para cezası verilmesini ve eksiklik giderilene kadar (yenileme yapıldığı an iade edilmek üzere) aracın menedilmesini emreder. Süresi dolmuş bir belge nedeniyle aracı 60 gün otoparka hapsetmek, Ek 2/5 hükmünü yok saymak ve kanuna karşı hile yapmaktır.
3. OPERASYONEL GERÇEKLER VE BÜROKRATİK HANTALLIK
Turizm operasyonları, doğası gereği dinamik ve anlık gelişen süreçlerdir.
Anlık Araç İhtiyacı: Büyük bir turizm organizasyonunda veya son dakika gerçekleşen araç arızalarında, işletmeci acilen ek araç takviyesi yapmak zorundadır. Mevcut sistemde, yeni bir araç için "Yol Güzergah Belgesi" almak günler süren bürokratik bir süreçtir. Sektörel Çıkmaz: Operasyonun o an başlaması gerekirken, sistemin yavaşlığı nedeniyle belgesiz yola çıkan araç "korsan" muamelesi görmektedir. Turisti yolda bırakmamak için çabalayan işletmeci, sistemin hantallığı nedeniyle cezalandırılmaktadır.
4. İSTİHDAM VE EKONOMİK YIKIM: ATIL ŞOFÖR SORUNU
60 günlük bağlama cezası, sadece bir mülkiyet ihlali değil, bir sosyal felakettir.
Maaş ve Sigorta Yükü: Araç bağlıyken işletmeci, şoförünün maaşını, SGK primini ve vergisini ödemeye devam etmektedir. Üretim yapmayan, geliri kesilen bir araç üzerinden bu maliyetleri karşılamak işletmeleri iflasın eşiğine getirmektedir. Atıl İş Gücü: Milli servet olan araçlar otoparklarda çürürken, profesyonel şoförler işsiz kalmakta veya atıl duruma düşmektedir. Bu durum, nitelikli personelin sektörden kaçmasına yol açmaktadır.
5. ÇÖZÜM ÖNERİSİ: KADEMELİ DENETİM VE "MUAYENE MODELİ"
İstanbul turizminin geleceği ve işletmecilerin haklarını korumak adına UKOME şu reformları hayata geçirmelidir:
60 Gün Bağlama Cezası İptal Edilmelidir: Bakanlıkça tescilli D2 belgesi olan araçlar, sadece yerel bir evrak eksikliği nedeniyle bağlanmamalıdır. Bağlama yaptırımı yalnızca "hiçbir belgesi olmayan" gerçek korsanlara uygulanmalıdır. Kademeli Ceza Sistemi: İlk denetimde belge eksikliği tespit edilen araca, tıpkı araç muayenesinde olduğu gibi 7-15 gün ek süre tanınmalıdır. Bu süreçte araç çalışabilmeli, işletmeci bürokratik eksikliğini gidermelidir. Tekrar Halinde Yaptırım: Araç bağlama cezası, ancak verilen süreye rağmen belge alınmaması ve aynı ihlalin ikinci kez tekrarı halinde uygulanmalıdır. Dijital ve Hızlı Onay: Anlık operasyonel ihtiyaçlar için dijital onay sistemleri geliştirilmeli, belge süreci dakikalar içinde tamamlanabilmelidir.
SONUÇ
Belge eksikliği bir suç değil, idari bir noksanlıktır. Gerçek korsanların idari para cezalarıyla geçiştirildiği bir düzende; vergisine, sigortasına ve bakanlık belgesine sahip turizm işletmecisinin aracını 60 gün boyunca bağlamak adaletle bağdaşmaz. UKOME, istihdamı, milli serveti ve Türkiye'nin turizm imajını korumak için cezalandırma odaklı değil, düzenleme odaklı bir sisteme ivedilikle geçmelidir.
TOFED Hukuk Müşaviri Av. Ercan HASANBAŞOĞLU
En Çok Okunan Haberler