Hava Durumu

Turizmde Aşıyı Dört Gözle Beklerken

Yazının Giriş Tarihi: 23.09.2020 00:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.03.2021 12:18
Aşının tanımını biraz daha açmak gerekirse; sözlükte belli bir hastalığa karşı bağışıklık sağlamak için, o hastalığın mikrobuyla hazırlanıp, kas, damar ya da ağız yoluyla vücuda verilen sıvı diye geçmektedir. Burada ilginç olan metafor ise hastalığa karşı vücudun bağışıklığın kazanabilmesi adına, vücuda yine hastalığın başka formu olan mikrobun enjekte edilmesidir. Komik olan gerçek hastalığın çözümünün yine hastalığından yine kendisinde olmasıdır. Aşılamak kelimesi aynı zamanda benzer mantıkta ağaçlarda da kullanılmaktadır. Kökü sağlam ancak meyvesi az ya da verimsiz olan ağaçlarda üretmek istediğimiz diğer ağaçtan kesilen filizin, aşı yapılacak gövdeye yerleştirilerek oraya tutunmasını ve büyümesini sağlamaktır. Böylece ağaç yeniden sağlığına kavuşur. Demek ki esasında çözümler ve reçeteler işin özündedir desek çok da yalan olmaz. Salgın ve aşı ile ilgili bazı tanımlamalardan sonra sektörümüz turizm taşımacılığa dönersek, bizim de beklentimiz herkes gibi aşının geliştirilmesi yönündedir. Elbette ilk başta bir tedirginlik havası da sektöre ve bireylere hakimdir. Ancak bilim insanları tarafından geliştirilip deneyimlenecek, garantili bir aşı çalışması gelecekteki turizm faaliyetlerimiz için en önemli anahtardır. Tarihteki büyük salgınlara baktığımızda ise bitmeyen hiçbir pandemi olmamıştır. Ancak farklılıklar ise yaşanan sürelerde ve bulunan ilaç ya da aşıların temin zamanlarında olmuştur. Bu gibi salgınlardan sonra ise ekonomik faaliyetlerin ivmeli artışları da tarihe not olarak düşülmüştür. 1918 İspanyol gribi, 1665 Londra vebası vakaları ilk akla gelenlerdir. Haziran başından bu yana bir şekilde bizler güvenli turizm prensibi ile yeni normale alışmaya çalışıyoruz. Hepimiz ufak tefek işler yapıyoruz; ancak hiçbiri maddi ya da manevi olarak bizleri tatmin edecek seviyede değildir. Anlaşılmış olan şu ki; bu şekilde maske ve mesafe bilinçaltımızda olduktan sonra turizmde belli bir eşiği aşmak da mümkün olmayacaktır. Yani kısacası biz turizm taşımacılar da bu global dünyanın bu sihirli kelimesi AŞI’yı beklemek durumundayız. Herşeye çözüm olacak mı şu anda bilmiyoruz ama zamanla maske ve mesafeyi ortadan kaldıracağına inanmaktan başka bir şey elimizden gelmiyor. Aşı pandemiye çözüm olacaksa ve bilim insanları bunun üzerinde aylardır çalışıyorsa; turizm taşımacıların sorunlarını da çözecek bir aşı da bizim için bulsalar esasında hiç fena olmaz. Pandemi döneminde elbette sıkıntılar yaşadığımız ortadadır ancak şu da bir gerçek ki salgın öncesinde de ortam toz pembe ne yazık ki değildi. En başta turizm yol belgesi sorunu ortadaydı ki, bu dönem yerel belediyelerin ele aldığı ilkelerden biri de bu oldu. Umarım İstanbul özelinde hızlı bir şekilde çözülür. Aldığım duyumlar ise konunun bilişsel ortamda belli bir aşamaya geldiği yönündedir. Ancak tek sorunun yol belgesine indirmek de doğru değildir. Birçok ortamda dile getirilen İstanbul özelinde yaşanan bazı problemler hala ortadadır. Turizm başlaması ile bunlar zamanla gündeme gelecektir. İstanbul’da özellikle otobüs sahibi turizm taşımacıların yaşadığı en önemli sorun parklanma ve indirme, bindirme yerlerinde yedikleri cezalardır. Birçok 5 yıldızlı otelimiz mevcuttur ki, içine otobüs giremesin ya da yolcu indiremesin. Kitle turizminin vazgeçilmez öğesi olan otobüs ya da yarım otobüs olarak adlandırdığımız midibüsün giremediği hatta yaklaşamadığı turizm tarihsel ve kültürel cazibe merkezlerimiz bulunmaktadır. İstanbul gibi imparatorluklara başkent yapmış bir şehirde daha turizme kazandırılmayı bekleyen birçok envanterimiz ve yerlerimiz bulunmaktadır. Ancak bir eseri ya da semti turizme kazandırırken bütünsel düşünmek önemlidir. Restorasyonun yanısıra, aydınlatma, güvenlik, büfe ve en önemlisi parklanma, turist indirme ve bindirme yerlerinin planlanmasıdır. Bazı örneklerde bu önceliklere ne yazık ki dikkat edilmemiştir. Biz de bu çerçevede pandemi sonrası İstanbul özelinde turizm taşımacılıkta ortaya çıkabilecek problemler hakkında kendi düşüncelerimizi paylaşmak adına İBB Ulaşım Daire Başkanı Utku Cihan Bey’i ziyaret etme fırsatına sahip olduk. Kendisine özellikle pandemi döneminde sektörümüzün yaşadığı sorunlardan ve biraz önce bahsetmiş olduğum pandemi sonrası bizi bekleyen parklanma, havalimanı bekleme, sektörde otobüs arz sıkıntısı gibi potansiyel problemleri de detaylı olarak ilettik. Kendilerine de bizleri dinlediği ve konuk ettiği için çok teşekkür ediyoruz. Açıkçası bu önemli kurumlarda bizleri anlayan ve dinleyen yöneticilerin olması sektörü mutlu ediyor. Bu paylaşımlarımızı da daha sonrasında TOF Başkanı Mustafa Yıldırım ve TURSAB Karayolu İhtisas Başkanı Kerem Çoban’la irtibat sağlayarak dosya haline getirdik. Evet sorunlar kar yumağı gibi katlanarak pandemiyle beraber büyüyor. Çözümler de, görüşmeler de mevcut. Gönül ister ki, bir aşı ile tüm bu sorunları çözelim ve sorunsuz eskisinden daha güzel günlere dönelim. Ancak ne yazık ki bizim öyle bir mucize bir aşımız yok ve çözümler o kadar kolay olmayacak. Önce bir araya gelip sorunları sıralarsak, çözümlere ulaşmak ve yetkilerle görüşmek o kadar kolay olur. Burada biraz da konu derneklere özellikle de sektör derneğimiz TTDER’e düşüyor. Sonuçta tüm bu çalışmaları yürütecek bir çatı kuruluş şart ve burada biz sektör temsilcileri bir araya getireceği bir organizasyonu umutla bekliyoruz.  Umarım bundan sonraki Haber Ulaşım gazetesindeki yazılarımda Korona aşısının bulunduğu mutlu ve sağlıklı günlerde buluşuruz.
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.