Sektörümüzün alt dallarının her birinde kendine has vasıflara sahip araç sürücüsü eksiği azımsanmayacak boyutta. Kısa, orta ve uzun vadede bu konuya çözüm bulmak zorundayız. Bu zorunluluk sadece sektör paydaşlarının değil, devletin de paydaş olduğu bir durumdur. Bizler eğitmek, öğretmek ve meslek sahibi yapmak için çözümler ararken, devletimiz bu konuda çeşitli teşvikler aracılığı ile bizim bu çabamıza destek vermelidir.
Tüm sektörde yıllardır farkına varılmayan, tedarikçiyi yaşatmazsan, sen de nefes almakta zorlanırsın gerçeği bugün karşımızda tüm çıplaklığı ile duruyor. Arz talep dengesinin bozulması, tedarikçinin pandemi ile nakit akışının durması ve bizlerin de bu vesile ile anladığı bir konu var; rekabet uğruna bugünü değil gelecek günlerimizi de zora soktuğumuzdur.
Uluslararası veya ulusal büyük beyaz eşya markaları ürünlerini pazarladıkları fiyatlar sayesinde, ulusal ekonomik markalar satış fiyatı belirlerken, bizde durum tam tersi, ekonomik olan bir fiyatla rekabet etmek uğruna ulusal büyük markalar ekonomik fiyatlar veren daha küçük markalar ile rekabet içerisinde. Belli ki büyüklüğünün farkında değil, oyun kurucu olabileceğinin farkında değil.
Bu bakış ne yazık ki sektörümüzün giderek küçülmesine, değersizleşmesine ve basite alınmasına sebep oluyor. Her işletme yaptığı yatırımlar aracılığı ile fabrika yatırımı, otel yatırımı vb. istihdam ve vergi üreten işletmeler ile yarışacak boyutta. Bunun da farkında değiliz.
Kendi ağırlığımızın farkında değiliz, dolayısıyla yaptığımız yatırımların büyüklüğünün de farkında değiliz.
Bu girdap içerisinde ana yatırımımız olan araçlarımızı süren kaptanlarımızın da sektör için ne ifade ettiğini unuttuk.
Pandemi bize ekonomik şartlarımızı tekraren gözden geçirmemiz gerektiğini hatırlatırken, kaptanlarımıza da yaptıkları işin niteliklerini, güçlüklerini ve sorumluluğunu hatırlattı.
Önümüzde hareketin artacağı günler var, bekliyoruz. Ancak bizler o günleri beklerken, tedarikçilerimiz ve kaptanlarımız da çalışma koşullarının yeni dönemde nasıl şekilleneceğini merak ediyor.
Turist taşıması yapan İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya işletmeleri bu sene aynı tedarikçi havuzundan yararlanmak isteyecek, işletmeler aynı kaptan havuzundan yararlanmak zorunda kalacak.
Tarifeli taşıma yapanlar ise yine aynı araç havuzundan yararlanmak isteyecek. Aynı kaptanla çalışmak isteyecek.
Lojistik şirketleri ise vasıf olarak menfaate uygun olan Turist taşıması yapan, şehirler arası tarifeli otobüslerde çalışan / çalışmış olan kaptanların bir bölümünü istihdam etti, etmeye devam ederken yenilerini eklemeye çalışacak.
Türkiye’de 2015 yılından bu yana her sene dramatik şekilde otobüs satışları düştü, 2020’den 2021’e geçerken D2 ve B2 belge türlerinden çıkan araç sayısı 800’ün üzerinde, keza 2015 yılından bu yana yurtdışına ciddi sayıda otobüs ihraç edildi.
Yukarıda bahsettiğim ve çoğaltılabilecek örnekler ile beraber hızlı bir seneye giriyoruz. Doğru hesapları yapıp, doğru tekliflerle hareket edemezsek, hem kendimizi hem sektörümüzü ileriye taşıyamayacağız. Çok dikkatli olalım, rekabet diye ne kendimizi ne de birbirimizi kandıralım.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Emre Ak
Emre Ak: Kendi Ağırlığımızın Farkında Değiliz
Sektörümüzün alt dallarının her birinde kendine has vasıflara sahip araç sürücüsü eksiği azımsanmayacak boyutta. Kısa, orta ve uzun vadede bu konuya çözüm bulmak zorundayız. Bu zorunluluk sadece sektör paydaşlarının değil, devletin de paydaş olduğu bir durumdur. Bizler eğitmek, öğretmek ve meslek sahibi yapmak için çözümler ararken, devletimiz bu konuda çeşitli teşvikler aracılığı ile bizim bu çabamıza destek vermelidir.
Tüm sektörde yıllardır farkına varılmayan, tedarikçiyi yaşatmazsan, sen de nefes almakta zorlanırsın gerçeği bugün karşımızda tüm çıplaklığı ile duruyor. Arz talep dengesinin bozulması, tedarikçinin pandemi ile nakit akışının durması ve bizlerin de bu vesile ile anladığı bir konu var; rekabet uğruna bugünü değil gelecek günlerimizi de zora soktuğumuzdur.
Uluslararası veya ulusal büyük beyaz eşya markaları ürünlerini pazarladıkları fiyatlar sayesinde, ulusal ekonomik markalar satış fiyatı belirlerken, bizde durum tam tersi, ekonomik olan bir fiyatla rekabet etmek uğruna ulusal büyük markalar ekonomik fiyatlar veren daha küçük markalar ile rekabet içerisinde. Belli ki büyüklüğünün farkında değil, oyun kurucu olabileceğinin farkında değil.
Bu bakış ne yazık ki sektörümüzün giderek küçülmesine, değersizleşmesine ve basite alınmasına sebep oluyor. Her işletme yaptığı yatırımlar aracılığı ile fabrika yatırımı, otel yatırımı vb. istihdam ve vergi üreten işletmeler ile yarışacak boyutta. Bunun da farkında değiliz.
Kendi ağırlığımızın farkında değiliz, dolayısıyla yaptığımız yatırımların büyüklüğünün de farkında değiliz.
Bu girdap içerisinde ana yatırımımız olan araçlarımızı süren kaptanlarımızın da sektör için ne ifade ettiğini unuttuk.
Pandemi bize ekonomik şartlarımızı tekraren gözden geçirmemiz gerektiğini hatırlatırken, kaptanlarımıza da yaptıkları işin niteliklerini, güçlüklerini ve sorumluluğunu hatırlattı.
Önümüzde hareketin artacağı günler var, bekliyoruz. Ancak bizler o günleri beklerken, tedarikçilerimiz ve kaptanlarımız da çalışma koşullarının yeni dönemde nasıl şekilleneceğini merak ediyor.
Turist taşıması yapan İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya işletmeleri bu sene aynı tedarikçi havuzundan yararlanmak isteyecek, işletmeler aynı kaptan havuzundan yararlanmak zorunda kalacak.
Tarifeli taşıma yapanlar ise yine aynı araç havuzundan yararlanmak isteyecek. Aynı kaptanla çalışmak isteyecek.
Lojistik şirketleri ise vasıf olarak menfaate uygun olan Turist taşıması yapan, şehirler arası tarifeli otobüslerde çalışan / çalışmış olan kaptanların bir bölümünü istihdam etti, etmeye devam ederken yenilerini eklemeye çalışacak.
Türkiye’de 2015 yılından bu yana her sene dramatik şekilde otobüs satışları düştü, 2020’den 2021’e geçerken D2 ve B2 belge türlerinden çıkan araç sayısı 800’ün üzerinde, keza 2015 yılından bu yana yurtdışına ciddi sayıda otobüs ihraç edildi.
Yukarıda bahsettiğim ve çoğaltılabilecek örnekler ile beraber hızlı bir seneye giriyoruz. Doğru hesapları yapıp, doğru tekliflerle hareket edemezsek, hem kendimizi hem sektörümüzü ileriye taşıyamayacağız. Çok dikkatli olalım, rekabet diye ne kendimizi ne de birbirimizi kandıralım.