TAM 1 yılı aşkın süredir %20 ve altında bir hızla hareket ediyoruz, etmeye çalışıyoruz. Bu süreç herkese önemli öğretiler kazandırdı, maddi ve manevi olarak ne olduğumuzu yüzümüze vurdu.
Ayrıca bu süreçte sektör olarak ne olduğumuzu, bizi nasıl bildiklerini, kimin destek olduğunu da gözlemleme fırsatımız olduğuna inanıyorum.
Bürokrasinin bizi tek yürek, tek yumruk olarak görmediğini düşünüyorum, kendimizi ifade edemediğimizi de. Bizi bürokrasi önünde temsil edenler gelişen ve değişen ekonomi ve ticaret diline ne kadar hakimler, teknolojinin ne demek istediğini, sektörümüzün nereye evrildiğini algılayabiliyorlar mı?
Tarifesiz taşımacının, tarifeli taşımacının, personel servisi sağlayıcısının gerçek ihtiyacının ne olduğunun farkındalar mı?
Yüksek hareketin ve dolayısı ile ticaretin merkezi konumundaki İstanbul’un, söz hakkının fazla olduğu bir ortamda bürokrasiye giden talepler de İstanbul taşımacısının talepleri veya çözüm önerileriyle kısıtlı kalıyor, oysa ki yolcu taşımacılığı sektörü her şehirde, her bölgede farklı diller kullanıyor.
Bugün Antalya’da yapılan turist taşıma hizmetinin yönetmelik ve kanunla alakalı sıkıntıları İstanbul’da yapılan turist taşıma hizmetinin karşılaştığı sorunlarla farklı, keza İstanbul’da yaşanan otogar sıkıntısı ki hepimiz Anadolu Otogarı ihtiyacı ile ilgili bilgi sahibiyiz, Türkiye’nin başka bir ilindeki sıkıntıdan da bir haberiz. Benzer konular personel taşıma için de geçerli, İstanbul’un Kocaeli ile il sınırı olması bölgenin sanayi bölgesi olması nedeni ile iki il arası personel taşımada evraklarla boğuşularak yapıldığını biliyoruz.
Ulaştırma Bakanlığının bu noktada devreye girerek, kullanıcısına işine yatırımdan ziyade yeni masraf kapısı açtığı D4s belgesi eşliğinde evraklara bir de bu evrakı eklediğini de.
Burada başka iller de diye devam etmeyeceğim. İSTAB pandemi öncesi birçok başka şehir taşıma dernekleri ile beraber ortak sorunlar ve çözümler bulmak adına başarılı çalıştaylar düzenledi, raporlarını da ilgili makamlara iletti.
Bürokrasinin katılımcılık anlayışı ile daha etkin olmayı hedeflediği bu dönemde, gerekli bilgi ve işleyiş beslemesinin sektörümüz adına ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok, bizleri temsil edenleri yalnız bırakmayıp, yaşadığımız tüm sorunları paylaşmalı ve sıkıntılarımızın takipçisi olmalıyız.
Sektöre yön vermek, önünden giderek yolu temizlemekle yükümlü olması gereken sektör dernekleri sırasıyla genel kurullarını yapıyorlar. Biz sektör mensuplarına düşen görev katılımımız ile (gerekli önlemlerimizi alarak) derneklerimize verdiğimiz desteği göstermektir.
Böylesi bir dönemde yüksek önemler eşliğinde, yüksek katılım ile gerçekleştirilen genel kurul aracılığı ile iki dönemdir yedek yönetim kurulu üyesi olduğum İSTAB’da, sayın Başkan Turgay Gül’ün listesinde yer vermesi ile yeni dönemde İSTAB Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapacak olmaktan onur duyuyorum.
Sizlere de soruyorum “Neredeyiz?”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Emre Ak
Emre Ak: Neredeyiz?
TAM 1 yılı aşkın süredir %20 ve altında bir hızla hareket ediyoruz, etmeye çalışıyoruz. Bu süreç herkese önemli öğretiler kazandırdı, maddi ve manevi olarak ne olduğumuzu yüzümüze vurdu.
Ayrıca bu süreçte sektör olarak ne olduğumuzu, bizi nasıl bildiklerini, kimin destek olduğunu da gözlemleme fırsatımız olduğuna inanıyorum.
Bürokrasinin bizi tek yürek, tek yumruk olarak görmediğini düşünüyorum, kendimizi ifade edemediğimizi de. Bizi bürokrasi önünde temsil edenler gelişen ve değişen ekonomi ve ticaret diline ne kadar hakimler, teknolojinin ne demek istediğini, sektörümüzün nereye evrildiğini algılayabiliyorlar mı?
Tarifesiz taşımacının, tarifeli taşımacının, personel servisi sağlayıcısının gerçek ihtiyacının ne olduğunun farkındalar mı?
Yüksek hareketin ve dolayısı ile ticaretin merkezi konumundaki İstanbul’un, söz hakkının fazla olduğu bir ortamda bürokrasiye giden talepler de İstanbul taşımacısının talepleri veya çözüm önerileriyle kısıtlı kalıyor, oysa ki yolcu taşımacılığı sektörü her şehirde, her bölgede farklı diller kullanıyor.
Bugün Antalya’da yapılan turist taşıma hizmetinin yönetmelik ve kanunla alakalı sıkıntıları İstanbul’da yapılan turist taşıma hizmetinin karşılaştığı sorunlarla farklı, keza İstanbul’da yaşanan otogar sıkıntısı ki hepimiz Anadolu Otogarı ihtiyacı ile ilgili bilgi sahibiyiz, Türkiye’nin başka bir ilindeki sıkıntıdan da bir haberiz. Benzer konular personel taşıma için de geçerli, İstanbul’un Kocaeli ile il sınırı olması bölgenin sanayi bölgesi olması nedeni ile iki il arası personel taşımada evraklarla boğuşularak yapıldığını biliyoruz.
Ulaştırma Bakanlığının bu noktada devreye girerek, kullanıcısına işine yatırımdan ziyade yeni masraf kapısı açtığı D4s belgesi eşliğinde evraklara bir de bu evrakı eklediğini de.
Burada başka iller de diye devam etmeyeceğim. İSTAB pandemi öncesi birçok başka şehir taşıma dernekleri ile beraber ortak sorunlar ve çözümler bulmak adına başarılı çalıştaylar düzenledi, raporlarını da ilgili makamlara iletti.
Bürokrasinin katılımcılık anlayışı ile daha etkin olmayı hedeflediği bu dönemde, gerekli bilgi ve işleyiş beslemesinin sektörümüz adına ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok, bizleri temsil edenleri yalnız bırakmayıp, yaşadığımız tüm sorunları paylaşmalı ve sıkıntılarımızın takipçisi olmalıyız.
Sektöre yön vermek, önünden giderek yolu temizlemekle yükümlü olması gereken sektör dernekleri sırasıyla genel kurullarını yapıyorlar. Biz sektör mensuplarına düşen görev katılımımız ile (gerekli önlemlerimizi alarak) derneklerimize verdiğimiz desteği göstermektir.
Böylesi bir dönemde yüksek önemler eşliğinde, yüksek katılım ile gerçekleştirilen genel kurul aracılığı ile iki dönemdir yedek yönetim kurulu üyesi olduğum İSTAB’da, sayın Başkan Turgay Gül’ün listesinde yer vermesi ile yeni dönemde İSTAB Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapacak olmaktan onur duyuyorum.
Sizlere de soruyorum “Neredeyiz?”