Yalçın Şahin: Sektörümüz İçerisinde A’dan Z’ye Doğru Fiyatlandırma
Yazının Giriş Tarihi: 05.05.2022 10:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.05.2022 10:12
Yılın başında ülkemizin güzide üreticilerine şunu belirtmiş idim; piyasada hali hazırda bulunan sıfır araç fiyatlarını doğru belirlemeliyiz. Hükümetimizin de belirttiği gibi mal-hizmet fiyatlarında şu anlık bir köpük mevcut. 10 yıla aşkındır süregelen araçların, döviz üzerinde bir değeri mevcut. Avrupa’daki enflasyon değerlerinde %7’lik bir rakam mevcut. Dönüp ülkemize baktığımızda bu araçlara her ay istemli veyahut istem dışı niçin %10’luk zam uygulaması geliyor? Bugünkü kurlar ile bundan önceki yıllardaki araç satış fiyatlarını hesaplayacak olur iseniz eğer geldiği değerin, kendi paramızdaki maliyetini hesaplayın. Ham madde fiyatlarına zam geldiğini hesaplayın. Bu hesap sonucu mevcut rakamlara ulaşılması imkânsız. Ekstra kredi avantajı sağlamak, bakım sağlamak, toplam sahip olma maliyetine entegre edilmiştir. Ricada bulundum, faizleri düşük göstermeyelim, bakım vermeyelim. Aracın ilk sahip olma maliyetini doğru belirlerseniz, otobüsçüyü mağdur etmezsiniz. Doğru belirlenen yeni araç fiyatı, ikinci eldeki dalgalanmanın da önüne geçecektir. Şu an verilen her yüksek fiyat, ikinci el fiyatlarını da artırmaktadır. Otobüsçünün elindeki aracı için bu durum iyi gibi görünmekte. Ancak ciddi oranda zarar tablosudur aslında. Bu koordinasyonu çok doğru belirlemek lazım. Daha öncesinde de yaşadık bugün bulunduğumuz durumları. İnsanlar, sahip oldukları araçlardan yatırım anlamında artı değer göremedi. Şu anki tablo da buna işarettir. İçerisinde bulunduğumuz dönemi özetleyecek en güzel süreç, 1990 yılındaki tablodur. Önceden üreticilere peşinatlar verilip o dönemde de insanlar sıraya giriyor idi. Araç banttan inene kadar olağan değerinin %20 daha fazlasına aracın sahibi oluyordu. Ancak o dönem diğer sektörler ile otobüscülüğü kıyaslayacak olursak oldukça kâr marjı yüksek bir meslekti. Araçlar da haliyle oldukça değerli idi. İnsanlar sıraya girmeyi tercih ediyordu. Köşe yazımda tekrardan dile getiriyorum; “Lütfen fiyatları doğru belirleyelim, bir süre sonra bu sürecin altında kalacak olanlar yine bizleriz.” İnsanların enflasyonu çok bulduğu yerde, aracı uyguna alıp, yüksek fiyatlardan satma geleneği ne yazık ki otobüsçüye de yansıdı. İnsanlar sıraya girdiği otobüsü daha satın almadan, 2-3 ay öncesinden borçlanıyor, aracı teslim aldıktan sonra aldığı rakamların çok daha üzerine satıyor. Para kazandığını sanıyor. Bu durum çok uzun sürmeyecektir. Döndüğümüzde araç fiyatlarının da bu rakamlardan, aşağı seviyelere geleceğine inananlardanım. Dünya etkisi altında kaldığı çip krizi sonrası üretim kısmındaki sorunlarını aştığında düşüş yaşanacaktır. Bu yüzden bu süreç içerisinde sektör paydaşlarımıza önerim, mevcut düzen içerisindeki iş durumuna göre araç alımı yapıp, işi doğru oturtmak teorisi üzerinden yola çıkılmasıdır.
Önümüz bayram, daha sonrasında da yaz sezonu gelirken…
Tüm sektör paydaşlarımızın beklentisi, önümüzdeki Ramazan Bayramı’nın ve yaz sezonunun oldukça verimli geçmesi yönünde. Geçtiğimiz bayramlar ile mukayese etmek gerekirse, pandemi dönemi haricinde, (Çünkü pandemi dönemi insanlığın beklentisinde bulunan bir durum değildi ve iki yıl bu şekilde geçti.) hepimizin bahsettiği, 15-20 gün öncelerden ilave sıraların açıldığı, bilet fiyatlarını artırdığımız bir bayram olduğunu belirtemem sizlere. Şu anlık gidişlerde olağan oranlarda doluluk sağlanmış durumda. Ancak, eski bayramlarda yaşanılan ilave servisler açılmadı. Bu durumu ben bağdaşlaştıracak olur isem, ekonomik düzenimizde bozulmalar meydana geldi. Pandemi ile başlayan ardından gelen Ukrayna-Rusya arasındaki savaş, parametrelerde düzensizliğe sebep oldu. Günlük yaşamda belirtilen %60’lık bir devalüasyon mevcut. Benim tahminim ise bu rakamın belirtilenden ziyade %120’lerde bulunması. Ekonomik durum olarak, orta sınıf halk tamamı ile ortadan kalktı. Nüfusun %90’lık kısmı alt sınıf olmaya başladı. İnsanlar seyahat etme alışkanlıklarından artık kaçınmaya başladı. Ailedeki kişi sayısı ile rotasında bulunan mesafeyi hesap ettiğimizde, aylık gelirin ciddi kısmı seyahatlere harcanmakta. Bu durum ile hareketlilik azaldı, zorunlu kalınan unsurlarda seyahat etme arzusu meydana geldi. Ana gündem maddesi olarak seyahatlerde yukarıdaki satırlarda bulunan unsurları belirtebilirim. Bunlar haricinde, maliyet hesabında binek araç ile seyahat etmek daha hesaplı ise tercih binek araca kayıyor veya ne yazık ki diğer taşıma modları ile fiyat rekabetine giriliyor ki bu durum otobüsçümüzün kanayan yarası. Şehirler arası karayolu yolcu taşımacılığı sektörü anma hizmeti veren bir sektör değildir. Kâr amacı güden kuruluşlardan oluşmaktadır. Diğer modlar ile fiyat aynı diye, bilet fiyatlarında düşüşe gidemeyiz. Düşüş sağlandığı taktirde, dolu veya boş araçlar sefere çıkar, ancak gelir kaynağı sağlanamaz. Çünkü şu anda otobüsçünün maliyetlerin bu rakamlara ulaşması ile diğer modlarla boşu boşuna fiyat rekabetine girmesinin bir anlamı yoktur. Seferler azaltılabilir, ancak mevcut seferlerde doğru fiyatlar ile doluluk oranının sağlanması, çalışan düzende çarkların yerine oturmasına sebep olur. Şu anda azami filo sayılarına düşüp, sektör olarak günü kurtarmamız gerekmektedir. Hem enflasyon olarak hem de çalışma modellerimizde bunu sağlamalıyız. Düzen bu şekilde ilerlediği takdirde tırmanışa geçiş sağlarız.
Dünya genelinde yayınlanan bir tablo mevcut. Uçağın kalkışı ile inişi arasındaki zaman diliminde minimum bilet fiyatı 100$ olarak belirlenmiştir. Bu maliyetlere havayolu şirketleri de ancak belirli bir noktaya kadar dayanacaktır. Günümüzde havayolu şirketleri belirtilen fiyatlardan bilet kesmesi gerekir iken, %30 oranında daha düşük fiyatlardan bilet kesimi yapıp, kendi iç kaynakları ile zararı karşılamaktadırlar. Bu çark bir yere kadar bu şekilde sürdürülebilecektir. İlerleyen süreçte mesleğimizin önünün çok parlak olacağına inananlardanım.
Ben Ramazan Bayramı ve daha sonrasında işlerin verimli geçeceğine inanmaktayım. Sezonun oldukça bereketli geçeceğine inananlardanım. Ukrayna-Rusya arasındaki savaşın da sezon tamamlanmadan sona ereceğine inanmaktayım. Panik yapmamalıyız. Turistik seyahat yapılabilecek ülke sayısı çok az. Turizm kısmında ülkemiz ender güzelliklere sahip. Bu durumu fırsata çevirmeliyiz. Şehirler arası seyahat kısmında ise ekonomik durum kendini biraz daha toparlar ise şehirler arası otobüsçülüğün de hayırlı ve oldukça verimli bir sezon yaşayacağına inanmaktayım. Beklentilerimizin çok üzerinde geçmeyecek, ancak çok altında da kalmayan, orta verimli, gelecek yıllara bize oldukça olumlu sinyaller verecek bir yıl geçireceğimizi düşünüyorum.
Yazımı sonlandırıyor iken, tüm sektör paydaşlarımızın, okuyucularımızın Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Bolca iş dolu nice sağlıklı bayramlar yaşamak dileği ile…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yalçın Şahin
Yalçın Şahin: Sektörümüz İçerisinde A’dan Z’ye Doğru Fiyatlandırma
Yılın başında ülkemizin güzide üreticilerine şunu belirtmiş idim; piyasada hali hazırda bulunan sıfır araç fiyatlarını doğru belirlemeliyiz. Hükümetimizin de belirttiği gibi mal-hizmet fiyatlarında şu anlık bir köpük mevcut. 10 yıla aşkındır süregelen araçların, döviz üzerinde bir değeri mevcut. Avrupa’daki enflasyon değerlerinde %7’lik bir rakam mevcut. Dönüp ülkemize baktığımızda bu araçlara her ay istemli veyahut istem dışı niçin %10’luk zam uygulaması geliyor? Bugünkü kurlar ile bundan önceki yıllardaki araç satış fiyatlarını hesaplayacak olur iseniz eğer geldiği değerin, kendi paramızdaki maliyetini hesaplayın. Ham madde fiyatlarına zam geldiğini hesaplayın. Bu hesap sonucu mevcut rakamlara ulaşılması imkânsız. Ekstra kredi avantajı sağlamak, bakım sağlamak, toplam sahip olma maliyetine entegre edilmiştir. Ricada bulundum, faizleri düşük göstermeyelim, bakım vermeyelim. Aracın ilk sahip olma maliyetini doğru belirlerseniz, otobüsçüyü mağdur etmezsiniz. Doğru belirlenen yeni araç fiyatı, ikinci eldeki dalgalanmanın da önüne geçecektir. Şu an verilen her yüksek fiyat, ikinci el fiyatlarını da artırmaktadır. Otobüsçünün elindeki aracı için bu durum iyi gibi görünmekte. Ancak ciddi oranda zarar tablosudur aslında. Bu koordinasyonu çok doğru belirlemek lazım. Daha öncesinde de yaşadık bugün bulunduğumuz durumları. İnsanlar, sahip oldukları araçlardan yatırım anlamında artı değer göremedi. Şu anki tablo da buna işarettir. İçerisinde bulunduğumuz dönemi özetleyecek en güzel süreç, 1990 yılındaki tablodur. Önceden üreticilere peşinatlar verilip o dönemde de insanlar sıraya giriyor idi. Araç banttan inene kadar olağan değerinin %20 daha fazlasına aracın sahibi oluyordu. Ancak o dönem diğer sektörler ile otobüscülüğü kıyaslayacak olursak oldukça kâr marjı yüksek bir meslekti. Araçlar da haliyle oldukça değerli idi. İnsanlar sıraya girmeyi tercih ediyordu. Köşe yazımda tekrardan dile getiriyorum; “Lütfen fiyatları doğru belirleyelim, bir süre sonra bu sürecin altında kalacak olanlar yine bizleriz.” İnsanların enflasyonu çok bulduğu yerde, aracı uyguna alıp, yüksek fiyatlardan satma geleneği ne yazık ki otobüsçüye de yansıdı. İnsanlar sıraya girdiği otobüsü daha satın almadan, 2-3 ay öncesinden borçlanıyor, aracı teslim aldıktan sonra aldığı rakamların çok daha üzerine satıyor. Para kazandığını sanıyor. Bu durum çok uzun sürmeyecektir. Döndüğümüzde araç fiyatlarının da bu rakamlardan, aşağı seviyelere geleceğine inananlardanım. Dünya etkisi altında kaldığı çip krizi sonrası üretim kısmındaki sorunlarını aştığında düşüş yaşanacaktır. Bu yüzden bu süreç içerisinde sektör paydaşlarımıza önerim, mevcut düzen içerisindeki iş durumuna göre araç alımı yapıp, işi doğru oturtmak teorisi üzerinden yola çıkılmasıdır.
Önümüz bayram, daha sonrasında da yaz sezonu gelirken…
Tüm sektör paydaşlarımızın beklentisi, önümüzdeki Ramazan Bayramı’nın ve yaz sezonunun oldukça verimli geçmesi yönünde. Geçtiğimiz bayramlar ile mukayese etmek gerekirse, pandemi dönemi haricinde, (Çünkü pandemi dönemi insanlığın beklentisinde bulunan bir durum değildi ve iki yıl bu şekilde geçti.) hepimizin bahsettiği, 15-20 gün öncelerden ilave sıraların açıldığı, bilet fiyatlarını artırdığımız bir bayram olduğunu belirtemem sizlere. Şu anlık gidişlerde olağan oranlarda doluluk sağlanmış durumda. Ancak, eski bayramlarda yaşanılan ilave servisler açılmadı. Bu durumu ben bağdaşlaştıracak olur isem, ekonomik düzenimizde bozulmalar meydana geldi. Pandemi ile başlayan ardından gelen Ukrayna-Rusya arasındaki savaş, parametrelerde düzensizliğe sebep oldu. Günlük yaşamda belirtilen %60’lık bir devalüasyon mevcut. Benim tahminim ise bu rakamın belirtilenden ziyade %120’lerde bulunması. Ekonomik durum olarak, orta sınıf halk tamamı ile ortadan kalktı. Nüfusun %90’lık kısmı alt sınıf olmaya başladı. İnsanlar seyahat etme alışkanlıklarından artık kaçınmaya başladı. Ailedeki kişi sayısı ile rotasında bulunan mesafeyi hesap ettiğimizde, aylık gelirin ciddi kısmı seyahatlere harcanmakta. Bu durum ile hareketlilik azaldı, zorunlu kalınan unsurlarda seyahat etme arzusu meydana geldi. Ana gündem maddesi olarak seyahatlerde yukarıdaki satırlarda bulunan unsurları belirtebilirim. Bunlar haricinde, maliyet hesabında binek araç ile seyahat etmek daha hesaplı ise tercih binek araca kayıyor veya ne yazık ki diğer taşıma modları ile fiyat rekabetine giriliyor ki bu durum otobüsçümüzün kanayan yarası. Şehirler arası karayolu yolcu taşımacılığı sektörü anma hizmeti veren bir sektör değildir. Kâr amacı güden kuruluşlardan oluşmaktadır. Diğer modlar ile fiyat aynı diye, bilet fiyatlarında düşüşe gidemeyiz. Düşüş sağlandığı taktirde, dolu veya boş araçlar sefere çıkar, ancak gelir kaynağı sağlanamaz. Çünkü şu anda otobüsçünün maliyetlerin bu rakamlara ulaşması ile diğer modlarla boşu boşuna fiyat rekabetine girmesinin bir anlamı yoktur. Seferler azaltılabilir, ancak mevcut seferlerde doğru fiyatlar ile doluluk oranının sağlanması, çalışan düzende çarkların yerine oturmasına sebep olur. Şu anda azami filo sayılarına düşüp, sektör olarak günü kurtarmamız gerekmektedir. Hem enflasyon olarak hem de çalışma modellerimizde bunu sağlamalıyız. Düzen bu şekilde ilerlediği takdirde tırmanışa geçiş sağlarız.
Dünya genelinde yayınlanan bir tablo mevcut. Uçağın kalkışı ile inişi arasındaki zaman diliminde minimum bilet fiyatı 100$ olarak belirlenmiştir. Bu maliyetlere havayolu şirketleri de ancak belirli bir noktaya kadar dayanacaktır. Günümüzde havayolu şirketleri belirtilen fiyatlardan bilet kesmesi gerekir iken, %30 oranında daha düşük fiyatlardan bilet kesimi yapıp, kendi iç kaynakları ile zararı karşılamaktadırlar. Bu çark bir yere kadar bu şekilde sürdürülebilecektir. İlerleyen süreçte mesleğimizin önünün çok parlak olacağına inananlardanım.
Ben Ramazan Bayramı ve daha sonrasında işlerin verimli geçeceğine inanmaktayım. Sezonun oldukça bereketli geçeceğine inananlardanım. Ukrayna-Rusya arasındaki savaşın da sezon tamamlanmadan sona ereceğine inanmaktayım. Panik yapmamalıyız. Turistik seyahat yapılabilecek ülke sayısı çok az. Turizm kısmında ülkemiz ender güzelliklere sahip. Bu durumu fırsata çevirmeliyiz. Şehirler arası seyahat kısmında ise ekonomik durum kendini biraz daha toparlar ise şehirler arası otobüsçülüğün de hayırlı ve oldukça verimli bir sezon yaşayacağına inanmaktayım. Beklentilerimizin çok üzerinde geçmeyecek, ancak çok altında da kalmayan, orta verimli, gelecek yıllara bize oldukça olumlu sinyaller verecek bir yıl geçireceğimizi düşünüyorum.
Yazımı sonlandırıyor iken, tüm sektör paydaşlarımızın, okuyucularımızın Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Bolca iş dolu nice sağlıklı bayramlar yaşamak dileği ile…