Hava Durumu

#Ankara

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Ankara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

100 Yıllık Yol Arkadaşlığı Geleneğiyle Türkiye’nin İlk Tercihi Yine Kâmil Koç Oldu Haber

100 Yıllık Yol Arkadaşlığı Geleneğiyle Türkiye’nin İlk Tercihi Yine Kâmil Koç Oldu

Türkiye’nin en fazla tercih edilen seyahat markalarından biri olan Kâmil Koç, 100 yıllık yol arkadaşlığı geleneğiyle 2026 yılında da tatil seyahatlerinin ilk tercihi olmaya devam etti. Özellikle yolcu hareketliliğinin en yoğun olduğu bayram dönemlerinde 795 araçlık dev filosuyla kesintisiz hizmet veren firma, Türkiye'nin dört bir yanına bayram sevincini ve tatil coşkusunu taşıdı. Kâmil Koç’un paylaştığı verilere göre; Ramazan Bayramı’nda yaklaşık 7 milyon 300 bin kilometre yol kat eden dev filo, Kurban Bayramı döneminde bu performansını daha da artırarak yaklaşık 7 milyon 586 bin kilometreye ulaştırdı. Bayramlarda İstanbul yine seyahatin merkezi oldu Her iki bayram tatilinde de İstanbul, Türkiye'nin en önemli seyahat merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. İstanbul çıkışlı seferlerde Ankara, Bursa ve İzmir en yoğun talep gören destinasyonlar arasında yer aldı. Bu süreçte tatil bölgelerinin yanı sıra özellikle Anadolu şehirlerine yönelik aile ziyareti odaklı yolculuklarda da önemli bir hareketlilik yaşandı. Ramazan Bayramı’nda en çok İstanbul-Ankara hattı tercih edildi Ramazan Bayramı’nın okulların ikinci ara tatiliyle birleştiği 14–22 Mart tarihleri arasında, İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerden Anadolu’ya önemli bir yoğunluk yaşandı. Ramazan Bayramı’nda İstanbul kalkışlı seferlerde en yoğun talep İstanbul–Ankara hattında gerçekleşti. Bu hattı sırasıyla Bursa ve İzmir illerine yapılan seferler takip etti. Anadolu'da ise Ankara–Bursa, Bursa–Eskişehir, Ankara–Kayseri ve Ankara–Adana hatları bayram hareketliliğinin öne çıkan rotaları arasında yer aldı. Kurban Bayramı’nın gözde rotası ise Ankara–İstanbul oldu 22-31 Mayıs tarihleri arasını kapsayan Kurban Bayramı döneminde ise Kâmil Koç, toplam 449 bin 25 yolcuya hizmet verdi. Bu dönemde; gidiş-dönüş toplam yolcu sayısı bakımından en yoğun talep gören güzergâh, 10 bin 386 yolcu ile Ankara – İstanbul hattı oldu. Bu hattı 9 bin 905 yolcuyla Bursa – İstanbul ve 8 bin 724 yolcuyla İstanbul – İzmir rotaları takip etti. Kurban Bayramı'nda İstanbul çıkışlı hatlarda en çok yolcu taşınan destinasyon ise 5 bin 471 yolcuyla İstanbul-Ankara olurken, bu hattı 4 bin 836 yolcuyla İstanbul-Bursa ve 4 bin 696 yolcuyla İstanbul-İzmir izledi. Ankara merkezli seyahatlerde de bu dönemde önemli bir yoğunluk gözlendi. Ankara-Bursa hattında 5 bin 48, Ankara-İzmir hattında 4 bin 960, Ankara-Kayseri hattında 4 bin 304 yolcu taşındı. “100 yıldır bayram yolculuklarının değişmez adresiyiz” Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş. İcra Kurulu Üyesi ve Operasyon Direktörü Mehmet Türkyılmaz, bayram dönemlerine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Tatiller, insanların sevdikleriyle bir araya gelmek için yollara çıktığı, eğlenme, rahatlama ülkemizin doğal güzelliklerini keşfetme zamanlarıdır. Dünyanın geri kalanından farklı olarak en kıymetli değerlerimizden olan bayramlarla birleştiğinde ise paylaşma ve birlik duygularının en güçlü şekilde hissedildiği bizim için yılın en kıymetli zamanlarına dönüşürler. Biz de 100 yıldır sevdiklerine kavuşmak için ya da sadece biraz rahatlayıp dinlenmek için çıkılan tüm yolculukların vazgeçilmez adresi olmuş bir firma olarak, Kâmil Koç çatısı altında tam bir asrı geride bırakmanın ve bu özel dönemlerde yine ilk tercih olmanın gururunu yaşıyoruz. Nesiller boyu süregelen bu sarsılmaz güveni, ‘100 Yıldır Yol Arkadaşınız’ ilkesiyle perçinliyoruz. Peş peşe güçlü performanslar sergilediğimiz bu dönemlerde, güçlü araç filomuz ve deneyimli ekiplerimizle Türkiye’nin dört bir yanına bayram sevincini ve tatil coşkusunu taşıdık. Milyonlarca yol arkadaşımızın en güzel duygularına ortak olduğumuz bu asırlık hikâyeyi, global iş ortağımız Flix’in dijital altyapısıyla harmanlayarak hizmet kalitemizi her geçen gün daha da yukarı taşıyoruz. Geçmişten aldığımız güç ve yol arkadaşlarımızdan gördüğümüz destekle, yeni yüzyılımızda da milyonlarca insanı sevdiklerine ulaştırmayı sürdüreceğiz. Bu yoğun dönemlerde markamızı tercih eden tüm yol arkadaşlarımıza; yollarda, terminallerde ve perde arkasında büyük bir özveriyle görev yapan tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Yeni yüzyılımızda da aynı heyecanla yol arkadaşlığı yapmaya devam edeceğiz."

Almanya Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı,  MAN Türkiye’nin Ankara Tesisini Ziyaret Edip eCoach ile Test Sürüşü Yaptı Haber

Almanya Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı, MAN Türkiye’nin Ankara Tesisini Ziyaret Edip eCoach ile Test Sürüşü Yaptı

MAN Truck & Bus’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olan MAN Türkiye A.Ş., uluslararası düzeyde önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Almanya Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Bärbel Bas ve beraberindeki heyet, MAN’ın Ankara’daki entegre üretim tesislerini ve Ürün Geliştirme Merkezi’ni (PDC) ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi aldı. Bakanlık temsilcileri, büyükelçilik yetkilileri ile MAN Truck & Bus SE’nin Almanya ile Türkiye’den üst düzey yöneticilerinin katıldığı programda; üretim faaliyetleri, Ar-Ge çalışmaları, çalışanların gelişimine yönelik uygulamalar ve çalışma ortamını destekleyen projeler dahil olmak üzere MAN’ın Ankara’daki faaliyetleri hakkında kapsamlı bilgi verildi. İnsan odaklı üretim ve yetkinlik gelişimi ele alındı Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde, MAN Türkiye A.Ş.’nin başarısında önemli bir pay sahibi olan "insan kaynağı" alanındaki çalışmaları ele alındı. Heyete; çalışan güvenliği, mesleki eğitim programları, yetkinlik geliştirme çalışmaları ve kariyer gelişimi başlıklarındaki uygulamalar aktarıldı. Üretim hatlarını yerinde inceleyen Bärbel Bas ve heyet üyeleri, fabrika çalışanları ve yönetim temsilcileriyle bir araya gelerek kurum kültürü, eğitim olanakları ve sanayi iş birlikleri hakkında görüş alışverişinde bulundu. Ziyaretin önemli başlıklarından bir diğeri ise Avrupa’daki yeşil dönüşüm konusu oldu. Almanya’daki dönüşüm süreci ve elektromobilitenin yaygınlaşması için gerekli koşulların değerlendirildiği toplantıda; Avrupa ticari araç sektörünün rekabet gücünü koruyabilmesi adına kıta genelinde öngörülebilir ve sürdürülebilir politikaların desteklenmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı. Yeni nesil elektrikli otobüs "eCoach" ile test sürüşü Programın sonunda heyet, Ürün Geliştirme Merkezi’ni (PDC) ziyaret etti. Katılımcılara MAN’ın inovasyon yetkinlikleri ile geleceğin mobilite çözümleri tanıtıldı. Ziyaretin en dikkat çekici anlarından biri, test pistinde gerçekleştirilen tamamen elektrikli yeni eCoach’un sürüş deneyimi oldu. MAN’ın geleceğin toplu taşıma standartlarını belirlemek üzere geliştirdiği tamamen elektrikli yeni eCoach otobüs modeliyle bir test sürüşü gerçekleştirildi. Almanya Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Bärbel Bas, test sürüşü sırasında direksiyon başına geçerek yeni nesil eCoach’un sürüş dinamiklerini ve teknolojisini bizzat deneyimledi. MAN Truck & Bus SE adına ziyarette İnsan Kaynaklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hubert Altschäffl, Otobüs İş Birimi Başkanı Barbaros Oktay, Kurumsal İletişim Direktörü Manuel Hiermeyer ve Kamu İlişkileri Direktörü Christoph Schuler ile MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ve CFO’su Thomas Hakuba hazır bulundu. Ziyaret; uluslararası iş birliğinin, insan kaynağına ve inovasyona yapılan yatırımların yanı sıra sürdürülebilir sanayi anlayışının geleceğe yönelik önemini bir kez daha ortaya koydu.

Trafik Lambası Tuzağı, Kamu Adına Utanç Verici Bir Durum Haber

Trafik Lambası Tuzağı, Kamu Adına Utanç Verici Bir Durum

KIRTASİYECİLİKTEN OTOBÜSÇÜLÜĞE UZANAN BİR YOLCULUK BU 1979 yılında Aybastı'da doğdum. Otobüsçülük bizim baba mesleğimiz ama bu mesleğe giden yol ilginç bir dönüşümden geçti. Asıl mesleğimiz kırtasiyecilik ve kitapçılıktı. 1992 yılında üç ortaklı bir yapıyla kurulan Aybastı İtimat Firması, zamanla yalnızca bize kaldı. Ortaklar ayrılınca babam iki işten birine karar vermek zorunda kaldı: kırtasiye mi, otobüsçülük mü? Tercihi otobüsçülükten yana oldu. Güzel ve anlamlı bir meslek dedi; biz de o karara ortak olduk. 1999'da askere gittim, döndükten sonra kırtasiye ve diğer işleri devrettik. 2001'den bu yana şirketin başındayız. İlk on yılımı direksiyonun arkasında geçirdim; ardından şirket yönetimine geçtim. On altı yıl önce bayrağı babamın elinden devraldık. Şu an Ferda Şevketoğulları'nın çocukları olarak işimizin başındayız; bu 35 yıllık mirası ileri taşımak hem sorumluluğumuz hem de onurumuzdur. 35 YILLIK TECRÜBEMİZLE HEMŞEHRİLERİMİZİ TAŞIYORUZ Filomuzda 6 adet büyük otobüs ve 31 kişilik 7 araç olmak üzere toplam 13 araçlık bir park mevcuttur. Büyük araçlarımızla her gün İstanbul, Ankara ve Çerkezköy seferlerini düzenliyoruz; küçük araçlarımızla ise Ordu merkez ve yakın çevrelere seferler yapıyoruz. 50 kişilik ekibimizin her üyesi bu denkleme değer katıyor. Yolcularımızın büyük çoğunluğu bu bölgelerde yaşayan Aybastılı gurbetçiler. İstanbul'dan araç geldiğinde inen her yolcuyu tek tek tanıyorum; onlar da bizi tanıyor. Bu tanışıklık, yıllar içinde bir aile sıcaklığına dönüştü. 35 yıldır hizmet verilen bir firmaya duyulan güven, yolcuların gözündeki o samimi bağlılıkta kendini gösteriyor. Biz de bu güveni her seferinde en iyi şekilde karşılamaya çalışıyoruz. BABAMIZDAN BU YANA MERCEDES'TEN BAŞKA OTOBÜS KULLANMADIK Filo tercihimiz konusunda herhangi bir kararsızlık yaşamadık çünkü bu tercih bize babamızdan miras kaldı. V6, V8, 304, 403, Yeni Kasa, Travego ve Tourismo... Hepsi Mercedes-Benz. Başka bir marka aklımızın köşesinden bile geçmedi. Aybastı gibi zorlu, dik ve yer yer bozuk yollarda Mercedes'in güvenilirliği her zaman kendini kanıtladı. Bu güven bir alışkanlık değil, onlarca yıllık bir saha deneyiminin ürünü. YENİ HATLAR YOLDA, YOLCUMUZU GERİ ALACAĞIZ Önümüzdeki dönemde yeni hatlar açmayı planlıyoruz. Aslında bu adımı daha erken atmayı düşünüyorduk ancak son dönemdeki küresel gelişmeler ve ekonomik belirsizlik nedeniyle bu planı ertelemek zorunda kaldık. Projemiz kapsamında İzmir, Samsun, Havza, Merzifon, Tosya, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Bursa, Balıkesir, Soma, Kırkağaç ve Akhisar hatlarını açmayı hedefliyoruz. Şu an bölgeden dışarıya giden öğrencilerimiz ve gurbetçilerimiz, sahil ilçelerine inen araçlara binerek seyahat etmek zorunda kalıyor. Bu onlar için hem zaman kaybı hem de ekstra bir yük. Biz seferlerimizi başlattığımızda bu yolcuları kendi aramıza katacağız. Onları zaten tanıyoruz; onlar da bize güveniyor. Doğru zamanda doğru adımı atmak yeterli olacak. SAHİL YOLU BİLETLERİNİN YÜZDE 90'I DİJİTAL ORTAMDA SATILIYOR Online satışlar işletmemize büyük bir katkı sağladı. Sahil yolu biletlerinin yüzde doksanı artık online kanallardan satılıyor. Bu dönüşüm hem yazıhane yükünü hafifletti hem de daha önce ulaşamadığımız yolculara erişim imkânı tanıdı. Dijitalleşmeye başından beri olumlu baktık ve bu kararın doğru olduğunu sahada her gün görüyoruz. 20 TONLUK OTOBÜSÜN IŞIK YÜZÜNDEN ANİ FREN YAPMASI NE KADAR MANTIKLI? Sektörümüzü derinden etkileyen ve kamuoyunun yeterince bilmediği bir sorundan söz etmek istiyorum: trafik lambalarındaki kasıtlı zamanlama değişikliği. Eskiden trafik lambalarında yeşilden sarıya, sarıdan kırmızıya geçişte belirli bir bekleme süresi vardı. Bu süre, 20 tonun üzerindeki araçların frenleme mesafesiyle uyumluydu ve güvenli geçişe imkân tanıyordu. Artık o geçiş süresi kaldırıldı. Lambalar beklemeksizin yeşilden doğrudan kırmızıya dönüyor. Yüksek tonajlı bir aracın ani fren yapması hem fiziksel olarak imkânsız hem de son derece tehlikeli. Bunu lamba sistemini tasarlayan ve ayarlayan mühendisler çok iyi biliyor. Sonuç: araçlarımız her geçişte yüz binlerce lira kırmızı ışık ihlali cezasıyla karşılaşıyor. Biz kural tanımaz sürücüler değiliz ancak fizik yasalarına aykırı biçimde kurulan bu sistem bizi suçlu durumuna düşürüyor. Bu durum, kamu eliyle otobüs sektörüne kurulmuş bir tuzaktır. Kamu adına utanç verici bir uygulama olarak nitelendiriyorum. Yetkililerin bu konuya acilen müdahale etmesini, trafik lambası geçiş sürelerinin ağır taşıt gerçeklerine uygun hâle getirilmesini ve bu haksız cezaların son bulmasını talep ediyorum. Sektörü temsil eden tüm kurumları ve ilgili mercileri bu soruna çözüm bulmaya davet ediyorum.

Takas Desteği Olmadan Sıfır Araç Satışı İstenilen Düzeye Ulaşamaz Haber

Takas Desteği Olmadan Sıfır Araç Satışı İstenilen Düzeye Ulaşamaz

ÇOCUKLUĞUMDA ÖĞRENDİĞİM HER ŞEY BUGÜNKÜ İŞ ANLAYIŞIMIN TEMELLERİNİ OLUŞTURDU 1995 yılında İzmir'in Ödemiş ilçesinde doğdum. Evliyim, iki çocuk babasıyım. Okul hayatımın tamamı Ödemiş'te geçti; lise mezunuyum. Üniversiteye gitmedim, çünkü sektöre olan tutkum her şeyin önüne geçti. Bu işi seçmedim aslında; bu iş beni seçti diyebilirim. Zira ailemiz dört kuşaktır bu sektörün içinde. Dedemin babası sektöre ilk adımı atan kişi. Oradan dedeme, dedemden babama, babamdan bana aktarılan bu miras, şimdi beş buçuk yaşındaki oğluma da taşınmaya devam ediyor. 2001 yılında, Ödemiş'in eski otogarında para toplayarak başladım bu sektöre. Okula gitmeden önce arabanın içinde koşuşturur, ayakkabılarımı çıkarıp çorapla koltuktan koltuğa atlayarak yolculardan para toplardım. On altı, on yedi yaşıma kadar hatlarda muavinlik yaptım. O yıllarda öğrendiğim her şey, bugünkü iş anlayışımın temelini oluşturuyor. Dedem dolmuşçu ve taşımacıydı. Babam Halil Karakaş ise 1997 yılında vergi levhasını açarak galericiliğe başladı. O günden bu yana levhamız hiç kapanmadı. 2017 yılına kadar şahıs şirketi olarak faaliyet gösterdik; o yıl Karakaşoğlu Otomotiv Limited Şirketi'ni kurarak kurumsal bir yapıya geçtik. 2024 yılında ise Isuzu bayiliğini alarak bir kez daha önemli bir adım attık. SATIŞ YAPMADIĞIMIZ İL YA DA İLÇE KALMADI! 2024 yılına gelindiğinde Karakaşoğlu Otomotiv, ikinci el araç satışında Türkiye'nin 81 ilinin tamamında tanınan bir firma hâline gelmişti. Satış yapmadığımız bir il ya da ilçe kalmadı. Bu büyüme tesadüf değil; babamın yıllar içinde biriktirdiği çevre, dürüst ticaret anlayışı ve hiçbir zaman müşteriyi geri çevirmemek ilkesiyle mümkün oldu. Takas konusunda hiçbir zaman kapı kapatmadık. Buraya araç almaya gelen boş çıkmadı. Müşteriye 'Hayır' demek bizim sözlüğümüzde yer almıyor. Bu güven, zamanla Türkiye genelinde bilinirliğimizi artırdı ve 2023 yılında Isuzu fabrika yöneticileri bizi buldu. "Böyle bir iş birliğini düşünür müsünüz?" diye teklif geldi. ISUZU’NUN KUŞAĞINDAN RENGİNE KADAR HER DETAYINI EZBERE BİLİRİM Isuzu benim için yalnızca bir marka değil; bir çocukluk hikâyesidir. Beş yaşındayken Isuzu'nun her modelini, koltuk rengini, kuşağını ezbere bilirdim. Bilmediğim olduğunda babamdan azar işitirdim. Bu marka adeta evin bir parçasıydı. Dolayısıyla teklif geldiğinde kararımız çok zor olmadı. 2024 yılında resmi bayilik faaliyetlerimize başladık. İzmir'de daralmaya başlayan Isuzu pazarını canlandırmak için agresif bir takas politikası izledik. Yeri geldi, iki sıfır araç verdim, sekiz araç takas aldım; yalnızca Isuzu'yu piyasaya yeniden sokmak ve markayı canlandırmak için. Çanakkale'de de kapsamlı çalışmalar yürüttük ve somut sonuçlar aldık. 2025 yılında İzmir bayisi olarak Türkiye'nin 41 iline satış gerçekleştirdik. Bu rakam, başlangıç için son derece güçlü bir ivme göstergesi aslında. ANKARA'DAKİ YENİ ŞUBEMİZ İLE İSTİKRARLI BİR ŞEKİLDE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYORUZ Türkiye genelindeki ikinci el satış hacmimiz ve Isuzu bayiliğindeki büyümemiz, Ankara'ya açılmayı kaçınılmaz kıldı. Ankara büyük bir pazar; Türkiye'nin merkezi olması her anlamda stratejik bir konum sunuyor ancak bayiliklerde şunu net gördük: takas desteği olmadan sıfır araç satışı asla istenen seviyeye ulaşmıyor. Sıfır satışı büyük ölçüde ikinci el ve takas gücüne bağlı. Fabrika bize yeniden seslendi: "Ankara'ya takas desteği olan, piyasada aktif bir yapı gerekiyor." Babam Halil Karakaş ile bir hafta boyunca değerlendirdik. Sonunda hem bizim için hem de Isuzu için doğru adım olduğuna karar verdik. Yer mülkiyetini satın alarak yatırımımızı gerçekleştirdik. Ankara Pursaklar Saray Mahallesi'nde, ana yol üzerinde, havaalanına yakın, ulaşımı kolay ve geniş otoparka sahip mevcut yerimizi bulduk. Şu an 800 metrekarelik plazamıza ek olarak yanına aldığımız 2.000 metrekarelik alanla ilerideki büyüme hedeflerimiz için güçlü bir zemin oluşturduk. KARAKAŞOĞLU OTOMOTİV OLARAK TAŞIMACILIK SEKTÖRÜNÜN HER ALANINDA FAALİYET GÖSTERİYORUZ Karakaşoğlu Otomotiv yalnızca otomobil alım satımıyla sınırlı değil; taşımacılık ve turizm alanında da köklü bir geçmişe sahip. 2011 yılına kadar Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde araçlarımızı kiraya vererek turizm sektöründe aktif rol oynadık. 2011'de Ulaştırma Bakanlığı'ndan D2 yetki belgemizi aldık; bu belgeyle düğün, dernek, özel gün ve gezilerde araç tedarik etmeye başladık. 2017'de D2 belgemizi B2'ye çevirerek yurt dışı turlara adım attık. 2019'da ise Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı TÜRSAB belgemizi alarak turizm seyahat acenteciliğine başladık. Bugün acentemiz kültür turları, okul gezileri ve bölgesel turlar düzenlemeye devam ediyor. Aynı zamanda meslektaş acentelere araç kiralama hizmeti veriyoruz. D1 ve D4 yetki belgelerimizle Ödemiş-Salihli arasında daha önce mevcut olmayan yolcu hatlarını kurduk. Bu hatlarda çalışan araçlarımız için kendimize katı bir şartname belirledik: en fazla iki yaşında araç. 2026 yılında filomuzun en eski aracı 2025 model. Taşımacılık kolunda şu an 51'e yakın aracımız faaliyet gösteriyor. BİZİM SİSTEMİMİZ “ÖZMAL” ÜZERİNE KURULUDUR Karakaşoğlu Otomotiv'de her şey özmal üzerine kuruludur. Araçlar bizim, belgeler bizim, yakıt bizim. Ödemiş Bozdağ'da kurduğumuz Opet-Sunpet istasyonuyla yakıt ihtiyacımızı büyük ölçüde kendi kaynaklarımızdan karşılıyoruz. Bunun yanı sıra sigorta şirketimiz aracılığıyla araçlarımızın trafik sigortası ve kaskolarını da bünyemizde yönetiyoruz. Bu bütünleşik yapı bize hem maliyet avantajı hem de operasyonel bağımsızlık sağlıyor. Bu avantajı müşterilerimize yansıtıyoruz: rakiplerimizle kıyaslandığında çok daha uygun fiyatlarla turlar düzenliyor, insanları her köşeye taşımayı başarıyoruz. Ödemiş merkezde 7.500 metrekarelik showroomumuzda 80 ila 120 araç arasında değişen sürekli bir stok tutuyoruz; 80'in altına düşmüyoruz. Aktif 54 personelimizle hem İzmir'e hem de Ankara'ya hizmet vermeye devam ediyoruz. Kaptanlarımız ve ekibimiz yıllardır bizimle. Sürekli değişen bir kadromuz yok; bu istikrar, hizmet kalitemizin en güçlü güvencesi. Dört kuşaktan bu yana taşınan bir değerler zinciri var Karakaşoğlu'nda. Büyüme hedeflerimiz güçlü ama temeli asla sarsmadan, dürüstlükten ve kaliteden ödün vermeden büyümeye devam edeceğiz.

Ankara'dan Elektrikli Aslanlar: MAN,  Ankara’daki Fabrikasında Ebus Üretimine Başladı Haber

Ankara'dan Elektrikli Aslanlar: MAN, Ankara’daki Fabrikasında Ebus Üretimine Başladı

MAN Truck & Bus, otobüs iş kolundaki dönüşümü kararlılıkla sürdürüyor. MAN bu kapsamda, Ankara fabrikasında tamamen elektrikli MAN Lion’s City E şehir otobüsünün seri üretimine başladı. İlk e-otobüsler Ankara’daki montaj hattından çıkmaya başlarken, bu gelişme şirket için sıfır emisyonlu ve sürdürülebilir mobilitiye geçişte önemli bir adımı temsil ediyor. Polonya’nın Starachowice tesisinde 2020’den bu yana başarıyla sürdürülen üretimin ardından, elektrikli aslanlar artık Ankara’da da üretim hattından çıkmaya başladı. MAN, Güney Afrika’daki Olifantsfontein üretim tesisinde ise yerel pazara özel geliştirdiği Lion’s Explorer E’yi de üretmeye devam ediyor. Bu üç üretim üssüyle giderek artan sıfır emisyonlu otobüs talebine yanıt veren MAN, aynı zamanda küresel üretim ve e-mobilite ağının bir parçası olarak Ankara’daki üretim kapasitesini de güçlendiriyor. “Ankara, gelecekteki e-mobilite stratejimizde kilit bir rol oynayacak” MAN Truck & Bus Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’daki e-otobüs üretiminin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Ankara’da elektrikliotobüs üretimine başlayarak, elektromobilite yolunda önemli bir kilometre taşını geride bırakıyoruz. Bu adımla hem üretim kapasitemizi genişletiyor, hem de küresel otobüs ağımızı güçlendirerek artan müşteri taleplerini daha hızlı ve esnek bir şekilde karşılayabiliyoruz. Ankara, gelecekteki e-mobilite stratejimizde kilit bir rol oynayacak.” MAN Truck & Bus, yıllık yaklaşık 14,1 milyar avro (2025) ciroya sahip, Avrupa’nın önde gelen ticari araç üreticilerinden ve ulaşım çözümleri sağlayıcılarından biridir. Şirketin ürün portföyünde dizel ve sıfır emisyonlu tahrik sistemlerine sahip kamyonlar, otobüsler ve yolcu otobüsleri, kamyonetler, dizel ve gaz motorları ile yolcu ve yük taşımacılığına ilişkin hizmetler yer almaktadır. MAN Truck & Bus, TRATON GROUP bünyesindeki bir şirkettir ve dünya çapında yaklaşık 32.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. MAN, üretim ağını elektrikli döneme taşıyor Ankara fabrikasının dönüştürülmesi, MAN’ın sürdürülebilir ulaşım çözümleri odağında yürüttüğü kapsamlı dönüşüm stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. 2020 yılında MAN Lion’s City E’nin piyasaya sunulmasıyla birlikte Polonya’daki Starachowice tesisi, elektrikli araçların büyük ölçekli üretimi için tam donanımlı hale gelen ilk MAN fabrikası olmuştu. Güney Afrika’daki Olifantsfontein tesisinde ise iki yıldır Lion’s Explorer E üretimi sürdürülüyor. MAN, tamamen elektrikli araç üretimini yalnızca otobüslerle sınırlı tutmayarak kamyon segmentinde de genişletiyor. Tamamen elektrikli ağır hizmet tipi MAN eTGS ve eTGX kamyonlarının seri üretimi 2025 yılında Münih fabrikasında başlarken, Krakow’daki üretim ekibi de ilk elektrikli kamyonların seri üretimi için hazırlıklarını sürdürüyor. Hafif hizmet tipi MAN eTGL modelinin seri üretiminin de önümüzdeki aylarda aynı tesiste başlaması planlanıyor. MAN ayrıca, Mayıs ayında Milano’da düzenlenecek Transpotec fuarında tamamen elektrikli ürün portföyünü tamamlayacak bir başka elektrikli modelini tanıtmayı hedefliyor. Bu modelinde de ilerleyen dönemde Krakow’da üretilmesi öngörülüyor. Nürnberg fabrikası ise MAN’ın kendi batarya üretimine başlamasıyla birlikte, yalnızca motor üretimi yapan bir tesis olmaktan çıkarak, son teknoloji dizel motorlar ve alternatif tahrik sistemleri için bir geliştirme ve üretim merkezine dönüştürülmüş durumda. E-stratejisinin kilit bileşeni olarak Ankara Son yıllarda, Ankara'daki üretim tesisinde gerçekleştirilen yatırımlarla altyapı modernize edilirken, üretim süreçleri de optimize edildi ve çalışanlar elektrikli mobilitenin gereksinimlerine uygun şekilde eğitildi. Barbaros Oktay, dönüşüm yolculukları kapsamında attıkları bu adımlar ve yaptıkları bu yatırımlar sayesinde, uzun vadede yüksek hacimli ve yüksek kaliteli sıfır emisyonlu mobilite çözümleri sunabilecek güçlü bir altyapı oluşturduklarını vurguluyor. Önümüzdeki dönemde Ankara fabrikasında Lion’s City E’nin yanı sıra elektrikli şehirlerarası otobüsler ve Türkiye’deki turizm taşımacılığına yönelik geliştirilen yeni Lion’s Coach E modelinin de de burada üretilmesi planlanıyor. Ankara’nın öneminin altını çizen Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da Starachowice gibi MAN’ın otobüsteki e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol oynaması” diye konuşuyor. MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise fabrikanın esnek üretim yapısına dikkat çekerek, şunları söylüyor: “Ankara, MAN’ın e-mobilite merkezlerinden biri haline geliyor. Esnek üretim yapımız sayesinde, aynı üretim hattında hem çeşitli elektrikli otobüs modellerini hem de geleneksel motorlu otobüsleri üretebiliyoruz. Bu da farklı pazar gereksinimlerine verimli bir şekilde yanıt vermemizi sağlıyor.”

Online Satışlar ile “Coğrafi Sınırlar” Ortadan Kalktı Haber

Online Satışlar ile “Coğrafi Sınırlar” Ortadan Kalktı

MUHASEBECİLİKTEN GENEL MÜDÜRLÜĞE UZANAN YOLCULUK Afyon'un Sultandağ ilçesinde doğdum. Yirmi yıldır karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün içindeyim. Bu alana girişim tam anlamıyla bir tesadüfün armağanı. Paşa Dayı olarak tanıdığımız değerli büyüğümüzle yollarımız kesişti ve Lüks Aksel'e muhasebeci olarak adım attım. Yıllar içinde her kademede çalıştım, her sürecin içinde bulundum ve o birikimin sonunda genel müdürlük koltuğuna oturdum. Bugün itibarıyla filomuzda 25 otobüs bulunuyor; bunların 12'si bize ait, 13'ü kiralık. Akşehir ve Konya merkezli kalkışlarla yaklaşık 35 ila 50 ile sefer düzenliyoruz.İstanbul, Ankara, Antalya ve Bursa başta olmak üzere Trakya'ya, Karadeniz'e uzanan geniş bir sefer ağımız var. Konya'dan kalkan bazı hatlarımız 15-16 saati buluyor; yani kaptanlarımız bazen iki günlük yolculuklara çıkıyor. Tüm bu operasyonun arkasında 750-800 kişilik bir ekip duruyor:acente çalışanlarından kaptanlara, yazıhane personelinden idari kadromuza kadar geniş bir aileyiz. BU YAŞIMA KADAR GÖRDÜĞÜM “EN KÖTÜ RAMAZANLARDAN” BİRİNİ ATLATTIK 2026 yılı, Ramazan ayıyla birlikte ağır bir sınavla başladı. Bu yaşımda tanıklık ettiğim en zorlu Ramazanlardan birini geride bıraktık. Normalde 20 ila 30 sefer düzenlediğimiz günlerde kendimizi 10-15 seferle sınırlı bulduk. İstanbul'a günde altı sefer çıkarırken üçe indirmek zorunda kaldık. Yolcu talebinin bu denli daralması, tüm planlamalarımızı ve bütçe hesaplarımızı altüst etti. Yılın sekiz ayını zararla kapatıyoruz; ancak geri kalan dört ayda da durum pek iç açıcı değil. 2025, gelir olarak güzel göründü ama ay sonunda masrafları çıkardığınızda elinizde kalan para ne bir otobüsü yenilemek ne de işletmeyi büyütmek için yeterliydi. Kazandığımızı sanıyoruz, oysa sadece ayakta kalmak için koşuyoruz. ENFLASYONUN GÖLGESİNDE SOLUK ALACAK YER KALMADI Muhasebe kökenli biri olarak rakamların diliyle konuşuyorum: bu tablo sürdürülebilir değil. Bir dönem kış aylarının darboğazında devletin sunduğu yüzde bir faizli kredilerle nefes alıyorduk. Beş, on milyonluk kredi çekiyor, zor günleri atlatıyor, dönem açıldığında geri ödüyorduk.Şimdi yüzde elli faizle kredi çeken bir işletmeci, o parayı nasıl geri ödeyecek? Bankalar zaten artık bu sektöre kapılarını büyük ölçüde kapattı. Fiyat artışları da elimizi bağlıyor. Garaj çıkışı masrafları, yakıt, köprü ve otoyol ücretleri, personel maliyetleri... Tüm bu kalemler yukarı tırmanırken bilet fiyatlarına aynı hızda zam yapamıyoruz. Üretim daraldıkça, alım gücü eriyor; alım gücü eriyince yolcu azalıyor. Bu kısır döngüden çıkmanın yolu, sektörü ilgilendiren mali düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesinden geçiyor. En acil beklentimiz şu: KDV oranının %20’den %8’eindirilmesi. Önceki dönemde yüzde sekizde olan bu oran, sektöre ciddi bir rahatlama sağlıyordu. Bunun yanı sıra gider gösterimi konusundaki engeller kaldırılmalı. İşçi sigortası, ücret ödemeleri gibi kalemler stopaj bazında gider olarak yansıtılamıyor. Bu hem vergi adaletsizliği hem de işletmecileri kayıt dışına iten bir mekanizma. 2020 MODELDEN DÜŞÜK OTOBÜSÜ FİLOMUZA DAHİL ETMEYİZ Araç filosunda belirli bir marka bağımlılığımız yok ancak 2020 model altında hiçbir otobüs çalıştırmıyoruz. Bu hem yolcu konforu hem de bakım maliyetleri açısından aldığımız net bir karar. Yeni model almak ise bugünün koşullarında hayal gibi görünüyor. Sıfır araç fiyatları, enflasyonla birlikte erişilemez rakamlara ulaştı. Bunun için stratejimizi bir üst modele geçiş olarak belirledik;doğrudan sıfır almak yerine güncel ve güvenilir araçlarla filomuzu tazeliyoruz. Bakım ve onarımda ise yüzde seksenin üzerinde yetkili servisle çalışıyoruz. Özel servis anlaşmalarımız var. Dışarıdan fatura alarak iş yaptırmak hem vergisel hem de maliyet açısından dezavantaj yaratıyor; bu yüzden mümkün olduğunca kayıtlı ve güvenilir kanalları tercih ediyoruz. ALT TARAFTAN YETİŞEN PERSONELYOK Sektörümüzün en kronik yarası haline gelen sorun şu an için nitelikli personel eksikliği. Kaptan adayları yetişmiyor. Belge alma süreci hem maddi hem de sınav açısından giderek zorlaşıyor. Psikoteknik belgesi, CRC belgesi, ehliyet sınıfları... Bunların hepsini bir araya getirip sürücü yetiştirmek, bugün için büyük bir emek ve maliyet istiyor. Sistem dijitalleştiği için belgesiz sürücü zaten otomatik olarak devre dışı kalıyor; bu olumlu bir gelişme ama sorun yalnızca denetim değil, arz meselesi. Genç nesil bu mesleği tercih etmiyor. Sınava giriyor ama geçemiyor ya da maddi imkân bulamadığı için süreçten vazgeçiyor. Sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından bu tablo gerçekten ciddi bir tehdit. KİRALAR, CEZALAR VE KÖPRÜ GEÇİŞLERİ DERKEN HERKES KENDİ BAŞININ ÇARESİNE BAKIYOR Otogar kiralarının piyasaya göre normalleştiğini söylesek de gerçekte hâlâ ağır bir yük oluşturduğunu düşünüyorum. Köprü ve otoyol geçiş ücretleri, idari cezalar, akaryakıt maliyetleri... Bunların toplamı, özellikle kâr marjlarının daraldığı dönemlerde işletmecileri ciddi biçimde eziyor. Peki firmalar bir araya gelip bu sorunları ortak bir sesle dile getiremiyor mu? Hayır, ne yazık ki getiremiyor. Herkes kendi bacağından asılı olduğu için ortak bir platform oluşturulamıyor. Bu en büyük eksikliğimiz. Kamuoyuna ve ilgili kurumlara ulaşacak, birleşik ve güçlü bir ses olmadan bu sorunların çözümü de gecikmeli kalıyor. ONLİNE KANALLAR İLE SATILAN BİLET ORANI %80 Satışlarımızın artık yüzde seksenini online kanallar oluşturuyor. Bu dönüşümün en büyük kazanımı, coğrafi sınırları ortadan kaldırması. Normalde Trakya'dan yolcu almam neredeyse imkânsızken Keşan'dan, Kırklareli'nden, Malkara ve Tekirdağ'dan artık yolcu alabiliyor ve bu kişileri Konya kalkışlı hatlarımıza bağlayabiliyoruz. Yolcular saatleri ve fiyatları karşılaştırıyor, uygun gördüklerinde tereddütsüz bilet alıyor. F1 yazıhaneleri konusunda ise durum biraz daha karmaşık. D1 garaj açmak artık çoğu işletmeci için mümkün olmadığından F1 ile çalışmak zorunlu hale geliyor ancak F1 kanalından gelen fatura ve KDV yükümlülükleri ayrı bir yük oluşturuyor. Yazıhane sayısındaki daralma kaçınılmaz görünüyor ama tamamen ortadan kalkmayacak. Var olan ağ üzerinden çalışmaya devam etmek dışında pratik bir seçenek yok. DİBE VURDUK; BUNDAN SONRA AYNI KALACAĞIZ Küçülecek miyiz diye soruyorlar. Hayır, küçüleceğimiz kadar küçüldük zaten. Bu saatten sonra tutunmak, var olanı korumak ve istikrarı sürdürmek en gerçekçi hedef.Büyümekten söz etmek için önce nefes alabilecek bir ortama ihtiyacımız var. Yirmi yıldır bu sektördeyim. İyi dönemleri de gördüm, çok zor dönemleri de ama bu kadar fazla değişkenin aynı anda üstümüze yığıldığı bir dönemi ilk kez yaşıyorum: yüksek faiz, erişilemeyen kredi, artan maliyetler, düşen talep, personel kıtlığı ve sektörün sesi olmak için eksik örgütlenme. Bu sorunların tamamı birbirini besliyor ve çözüm için bütüncül bir yaklaşım şart. Umudumuzu yitirmedik. Bu sektör Türkiye'nin omurgasıdır; milyonlarca insanı birbirine bağlar ama bu omurganın dik durabilmesi için devletin, bankaların ve sektör temsilcilerinin aynı masada buluşması gerekiyor. Biz buradayız; yeter ki bize de soluk alacak alan açılsın.

Mercedes-Benz Türk’ten Akcan Holding’e Mercedes-Benz eActros 600 ve eActros 300 Teslimatı Haber

Mercedes-Benz Türk’ten Akcan Holding’e Mercedes-Benz eActros 600 ve eActros 300 Teslimatı

Mercedes-Benz Türk, 1942 yılından bu yana yedi farklı sektörde faaliyetlerini sürdüren Akcan Holding’e Mercedes-Benz eActros 600 çekici ve Mercedes-Benz eActros 300 kamyon teslim etti. Teslim edilen Mercedes-Benz eActros 600 çekici; gelişmiş aktif güvenlik ve sürüş destek sistemleri, sürücü konforunu önceliklendiren donanımları ve 600 kWh kullanılabilir kapasiteye sahip uzun ömürlü LFP batarya performansıyla uzun yol taşımacılığı için tasarlanmış yeni nesil bir batarya elektrikli çekici olarak dikkat çekiyor. Akcan Holding’e teslim edilen araç; Gaziantep, Adana, Denizli, İstanbul ve Ankara arasında gerçekleştirilecek uzun mesafeli lojistik operasyonlarda görev alacak. Filoya katılan bir diğer araç olan Mercedes-Benz eActros 300 ise 300 kWh batarya kapasitesi ve yüklü halde yaklaşık 300 km menzil kapasitesiyle Gaziantep ve çevre şehirler arasında madeni yağ taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılacak. Teslimat töreninde bulunan Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, Akcan Holding ile sürdürdükleri iş birliğinin bu yeni teslimatla daha da güçlenmesinden duydukları memnuniyeti ifade ederek yeni araçlarının Akcan Holding’e hayırlı olmasını diledi. Akcan Holding’e gerçekleştirilen bu teslimatın ağır ticari araçlarda elektrikli dönüşümün önemli adımlarından biri olduğuna inandıklarını belirten Mercedes-Benz Türk Kamyon Ürün ve Pazar Yönetimi Grup Müdürü Serra Yeşilyurt “Mercedes-Benz Türk olarak, Mercedes-Benz eActros 600 portföyümüzle elektrifikasyon alanında attığımız kararlı adımlarla emisyonsuz lojistiğin dönüşümünde öncü olmayı hedefliyoruz. Özellikle uzun yol taşımacılığı için geliştirilen Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz, 800 V tasarım mimarisine sahip yüksek verimlilik sunan uzun ömürlü LFP batarya teknolojisi ve tam yüklü koşullarda 500 kilometreye varan* menziliyle sektörde yeni bir dönemi temsil ediyor. Bu teslimatın, Akcan Holding ile yürüttüğümüz iş birliğini daha da güçlendireceğine inanıyor, önümüzdeki dönemde ortak çalışmalarımızın artarak devam etmesini temenni ediyorum.” dedi. Akcan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özcan Akcan ise “Akcan Holding olarak 1942 yılından bu yana faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde yenilikçi, sürdürülebilir ve verimli iş modelleri geliştirmeye öncelik veriyoruz. Bugün filomuza dahil ettiğimiz Mercedes-Benz eActros 600 çekici ve eActros 300 kamyon ile lojistik operasyonlarımızda hem çevresel sürdürülebilirliği hem de operasyonel verimliliği daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Mercedes-Benz Türk’ün güçlü teknolojisi ve satış sonrası hizmetleriyle bu yatırımın operasyonlarımıza önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” dedi.

Kâmil Koç, Türkiye'de Kara Yolu Ulaşımının Omurgasıdır Haber

Kâmil Koç, Türkiye'de Kara Yolu Ulaşımının Omurgasıdır

YOLCULUĞUM 11 YAŞINDA BAŞLADI 1986 Balıkesir doğumluyum, Ortaokulu Bandırma’da, liseyi Bursa’da yatılı olarak, üniversiteyi de Kocaeli’de bitirdim. Bunu neden söylüyor diye düşünebilirsiniz ama o dönemlerde sürekli Kâmil Koç ile seyahat ederdim. 11 yaşında bir seyahat ile başlayan bu yolculuğun gün gelip de seferlerini planlamak, yönetmek bambaşka bir hikâye oldu benim için. 2006 yılında stajyer olarak başladığım Kâmil Koç’ta işin mutfağından başlayıp adım adım buralara kadar geldim diyebilirim. Sırasıyla; Bursa, Kütahya, Konya, Samsun olmak üzere zaman içinde operasyonumuzun çeşitliliğini de gösteren farklı il ve bölgelerde görev aldım. 19 yıllık çalışma geçmişim ile Kâmil Koç tarihinin bu kadar farklı bölgesinde çalışan tek beyaz yakalı personeli olabilirim. 2022 yılının Ağustos ayından bu yana da İç Anadolu ve Karadeniz Bölge Koordinatörü olarak Ankara’da devam etmekteyim. KURUMSALLIĞI VE AİDİYET DUYGUSU BENİ ÇOK ETKİLEDİ Üniversiteden Otobüs Kaptanlığı bölümünden mezun olmuştum ve mezuniyet için staj yapmam gerekiyordu. Bunun için sektörün en iyisinde staj yapmam gerektiğini biliyordum. Staj için başvuru yaptım ve kabul edildim. İlk adımımı böyle attım Kâmil Koç’a. Zamanla kurumsallığı ve çalışanlarına kattığı aidiyet duygusu beni de içine aldı ve 19 yıldır ilk günkü heyecan ile burada çalışıyorum. Tabi artık görevlerimizden biri de bu heyecanı ve aidiyet duygusunu bir sonraki nesile aktarmak da var. Bence Kâmil Koç’ta çalışmak için birçok neden var ama en önemlisi kurumsal olması ve çalışanlarına verdiği değer. Örneğin; çalışanların sosyal haklarını her geçen yıl bir üst çıtaya taşınması, kişisel gelişim eğitimleri, motivasyon etkinlikleri vs. Kendinizi rahatça ifade edebileceğiniz kurumsallığı ve bir ailenin parçası gibi hissedeceğiniz samimiyeti ile sektörün en güçlü oyuncusu. GÜVEN, BU SEKTÖRÜN EN BÜYÜK DEĞERİDİR Karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün en önemli değeri “güven”dir. Kâmil Koç’un da bu yıl 100. yılını kutlayarak sektörünün lideri olduğunu kanıtladığını düşünüyorum. Biz bu güvenin karşılığını hem yolcularımıza hem de iş ortaklarımıza tüm şeffaflığımızla yaklaşarak vermeye çalışıyoruz ve bunun karşılığını da alıyoruz. Kurum içindeki operasyon, muhasebe, finans, müşteri ilişkileri vb. her birimimizle şeffaf, inovatif ve sürdürülebilir değerlere sahip marka olmayı önemsiyor ve bunun için çalışıyoruz. Gelişen teknolojileri kullanarak ve geliştirerek iş ortaklarımıza pratik ve akılcı çözümler sunuyoruz. MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİ EN ÜST SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ Her gün Türkiye’nin dört bir yanına yüzlerce sefer düzenliyor ve bunları optimal şekilde planlamaya, müşteri memnuniyetini en yüksek seviyede tutmak için küçük aksaklıkları bile takip etmeye, tüm bunlarla birlikte pazara yön vermek için yeni projeler üretmeye çalışıyoruz. Etki alanımız dışında gelişen sektörel zorluklara hızlı bir reaksiyonla şirketimize ve bize güvenen iş ortaklarımızı adapte etmek bizi motive eden en önemli konuların başında gelir. Ayrıca bu yıl özelinde bir asırdır sektörün öncü firması olmak ve bunu devam ettirmek en büyük motivasyon kaynağımız. YAŞANABİLECEK TÜM AKSİLİKLERE KARŞI HAZIRLIKLI OLMAK ZORUNDAYIZ Yakın geçmişte yaşanan pandemi sonucu gerçekleşen ekonomik zorluklar sektörümüzde konsolide olmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Bu doğrultuda yaptığımız çalışmalar ile şirketimizi ve iş ortaklarımızı geleceğe taşımak için büyük bir sorumluluk üstleniyoruz. Sektör insan odaklı bir yapı ve tüm firmalar ilk önce yolcuların güvenliğini ve ekonomisini düşünerek adımlar atmalıdır. Tabi ki sektörde yaşanan zorluklar oluyor ama bu yolculukta yolumuzu aydınlatan iyi bir analiz ve raporlama birimimiz mevcuttur. Bunların yanı sıra destek birimlerimiz ile en güvenli sürüşü gerçekleştirecek dinamik operasyon ekibimiz var. ÇAĞRI MERKEZİMİZDEN WHATSAPP'A KADAR HER KANALDAN ULAŞILABİLİR BİR FİRMAYIZ Yüzyılı aşan firmamızın verdiği güven ve müşteri odaklılık bizim en büyük talep kaynağımız. Aynı zamanda çağımızın en büyük gerekliliği olan dijitalleşme, sefer ağı ve ulaşılabilirlik. Yol arkadaşlarımız istedikleri an mobil, Whatsapp, çağrı merkezi veya internet üzerinden firmamıza ulaşıp hızlıca çözüm üretebilirler. Güvenin yanı sıra müşteri odaklı olmamız da rakiplerimizden öne çıkmamızı sağlayan ana unsurlardan biri. Aynı zamanda geniş sefer ağı, modern araç filosu ve deneyimli ekibiyle her zaman bir adım önde olmayı başarmış bir markadır Kâmil Koç. Örneğin; tüm araçlarımızı yaşanabilecek aksaklıklara karşı 7/24 operasyon merkezimizden takip ediyoruz, müşteri memnuniyetimizi geliştirmek için geri bildirimler topluyoruz, kabin içi ekiplerimizi geliştirmek adına müşterilerimizle yakın iletişimi olan tüm personelimizle birebir ilgileniyor nasıl daha iyi olabiliriz diye beyin fırtınaları yapıyoruz. Bunlar ve sayamadığım birçok destek birimlerimiz ile memnuniyet çıtasını en üstte taşımaya, geliştirmeye devam edeceğiz. KÂMİL KOÇ DENİNCE AKLA GELEN İLK ŞEY “ŞEFFAFLIK” Kâmil Koç ile iş yapmak isteyen yatırımcılar için en temel artı yine güven ve şeffaflık. Kurumsallığı ve uzman birimleri sayesinde iş ortağı veya çalışan fark etmeden herkes her zaman en küçük önerisi, sorusu/sorunu için bir muhatap bulabilir. En dipten tepeye kadar ulaşılabilir bir firmayız. Günlük sefer planlarımızı oluştururken önceliğimiz iş ortaklarımızın sermayelerini korumak ve arttırmaktır. Firma olarak ihtiyaç duydukları pazarlama, reklam, finans, tedarik vb. her konuda akılcı çözümler ile destek oluyoruz. Örn: Yeni veya gelişen projelerimiz için reklam çalışmalarını profesyonel ekiplerle yürütüyoruz. Ayrıca iş ortaklarımızın operasyonlarını güvenli, kesintisiz sürdürebilmesi için 7/24 çalışan saha ve back office personellerimiz ile her zaman yanlarındayız. Pazarlama ekibimiz bu konudaki en büyük kazanımlardan biri çünkü gerçekten alanında uzman çok kaliteli bir ekibimiz var. Sektöre hakimiyetleri, anlık çözüm sunabilmeleri, Türkiye’nin her yerinde anında bir çalışmayı faaliyete geçirmeleri hem partnerlerimize hem de Kâmil Koç’a çok büyük fayda sağlıyor. Buna ek olarak Kâmil Koç olarak dijitalleşmeye pazarlamadan müşteri deneyimine bir bütün olarak bakıyor ve yatırımlarımızı bu doğrultuda sürekli geliştiriyoruz. Partnerlerimizin kendi ölçekleri dolayısıyla yapılamayacak birçok yatırım Kâmil Koç’un bu alandaki vizyoner yaklaşımı nedeniyle gerçekleşebiliyor. Bu rakiplerimizden ayrıldığımız en kıymetli noktalardan biri. BİR OTOBÜSÜMÜZÜ SÜNNET ARABASI HALİNE GETİRMİŞTİK 2017 yılında Konya’da görev yaparken bir e-posta aldım. Bu e-postada babasının iş seyahatleri nedeniyle otobüsleri çok seven bir çocuktan bahsediliyordu. Hatta öyle bir sevgi haline dönüşmüş ki; ailesi tahtadan bir otobüs maketi yaparak üzerine Kâmil Koç logosu giydirmiş ve o maketi yakında gerçekleşecek sünnet düğününde kullanmak istiyorlardı. Otobüsleri çok seven bu minik yol arkadaşımızın yakında gerçekleşecek sünnet düğününe bizleri davet ettiler. Biz de bu duruma kayıtsız kalamadık ve sünnet düğünü için bir otobüsümüzü balonlarla süsletip sünnet arabası haline getirerek minik yol arkadaşımıza unutulmaz bir anı bıraktık. TÜM YOL ARKADAŞLARIMIZA TEŞEKKÜR EDERİZ Flixbus ile olan iş ortaklığımız sayesinde uluslararası pazarda bilinirliği artan, bir asırlık tecrübesinin yanında gelişen teknolojiye hızlı adaptasyon, veri odaklı çalışan mükemmel operasyonu ve müşteri odaklılık ile Türkiye’de karayolu ulaşımının omurgası olarak görüyorum. Kâmil Koç olarak bir asırdır Türkiye’yi birbirine bağlarken, güveninizi ve desteğinizi her zaman yanımızda hissettik. Bu büyük yolculuğu mümkün kılan tüm çalışma arkadaşlarımıza emekleri için, bizimle birlikte olan tüm yol arkadaşlarımıza ise teveccühleri için yürekten teşekkür ederiz. Nice yolları birlikte aşacağımız, güvenle ve mutlulukla geçecek ikinci yüzyılımıza hoş geldiniz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.