Aybastı'dan İstanbul'a uzanan yol; keskin virajları, öngörülemeyen iklimi ve sarp arazisiyle Karadeniz'in en zorlu güzergâhlarından biri. Bu yolda tutunmak, doğru araçtan çok doğru kararlara bağlı. Özay Turizm Yönetim Kurulu Üyesi Fahri İstek, 1993'te babasının tek otobüsüyle attığı ilk adımı bugün altı araç ve 48 kişilik kadrosuyla sürdürüyor. Zorlu bir güzergâhın, fındık hasadıyla kabarıp sakinleşen mevsimsel dinamiğin ve yöre firması olmanın gerçek anlamını içtenlikle anlatan bir röportaj sizi bekliyor. Keyifli okumalar.
Haber Giriş Tarihi: 26.06.2026 19:47
Haber Güncellenme Tarihi: 26.06.2026 19:53
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.haberulasim.com/
BİR ARAÇLA BAŞLAYAN YOLCULUKALTI ARAÇLA DEVAM EDİYOR
1978 yılında Ordu'nun Aybastı ilçesinde doğdum. Otobüsçülük bizim baba mesleğimiz. 1993 yılında babam tek bir otobüsle bu sektöre adım attı. Birlikte çalışarak, adım adım büyüdük. O günlerden bugüne geldiğimizde filomuzda altı araç var, bünyemizde 48 personel çalışıyor: yazıhanecilerden kaptanlara, muavinlere kadar ve bu 48 kişinin tamamı kendi yöremizin insanları. Bu hem bir tercih hem de bir sorumluluk.
Aybastı kalkışlı seferlerimizle İstanbul ve Ankara'ya taşımacılık yapıyoruz. Peki neden Aybastı'dan ana kalkış? Çünkü Aybastılı gurbetçiler İstanbul ve Ankara'da yoğun biçimde yaşıyor. Daha önce bu bölgede gerçek anlamda düzenli bir karayolu taşımacılığı yoktu. İnsanlar Fatsa'ya kadar jiplerle, kamyon kasalarıyla inerek oradan yolculuğa başlardı. Biz bu boşluğu doldurarak hem memlekete hizmet ettik hem de Aybastılı yolcuya onurlu bir seyahat imkânı sunduk. Bu, gurur duyduğumuz bir başlangıç noktası.
SARP ARAZİDE TEK MARKA “MERCEDES-BENZ”
Aybastı, rakım olarak oldukça yüksek konumda yer alıyor. Yollar dik, virajlar keskin ve yer yer ciddi biçimde bozuk. Neredeyse tek bir saat içinde sağanak yağış, sis, kar ve güneş; dört mevsimi bir arada yaşayabilirsiniz bu coğrafyada. Normal araçların dahi zorlandığı bu sarp arazilerde bizim için tek bir marka var: Mercedes-Benz.
Diğer markalar hakkında olumsuz bir şey söylemek istemem; ama şunu net olarak ifade edebilirim: bu yolları güvenle ve sorunsuz çıkabilen tek marka Mercedes-Benz. Yıldızlı otobüsler bu arazinin hakkını veriyor. Hem motor gücü hem de araç stabilitesi açısından Aybastı gibi zorlu güzergâhlarda bu marka fark yaratıyor. Filo tercihimiz bu bilinçli kararın ürünü.
AYBASTI'DAN İSTANBUL'A GÜNDE 3 SEFER DÜZENLİYORUZ
Aybastı'dan İstanbul'a olan yolculuk molalar dahil ortalama 16 saat sürüyor. Bu mesafe kolay değil ama her gün düzenli olarak 2 ila 3 sefer kaldırıyoruz. Gündüz 12.00, 14.00 ve 15.00 kalkışlarımız mevcut. Yaz aylarında yoğunluğa göre bu saatler artıyor, ilave seferler devreye giriyor.
İstanbul dönüşlerinde doluluk oranlarımız yüzde yüze ulaşıyor. Aybastı dönüşleri ise yüzde elli ila altmış bandında seyrediyor. Bu asimetri bölgeye özgü bir dinamiği yansıtıyor: gurbetçi nüfus memlekete dönmek için her zaman hazır ama dönüş yolculukları daha seyrek gerçekleşiyor. Yöre firması olmanın en büyük avantajı da bu tabloya çözüm üretebilmekte yatıyor.
SAHİL YOLCUSUYLA YÖRE YOLCUSU UYUM İÇİNDE
Yöre firması olmak bu sektörde gerçek bir avantaj sağlıyor. Yolcularımız bizi tanıyor, bize güveniyor; biz de onları tanıyoruz. Sahil yolcusu ile yöre yolcusu arasında hiçbir zaman ciddi bir uyumsuzluk yaşamadık. Herkes kendi yerine oturuyor, yolculuk uyum içinde geçiyor. Bu da ekibin ve işletmenin uzun yıllar birlikte çalışmasından doğan bir güven ortamının ürünü.
Çalışanlarımızın tamamının yöre insanı olması bu uyumu pekiştiriyor. Yolcu ile personel arasında dil, kültür ve aidiyet ortaklığı var. Bu yakınlık hem hizmet kalitesine yansıyor hem de yolcuda güven duygusunu güçlendiriyor. Kurumsal firmaların üretmekte zorlandığı bu samimi bağ, yöre firmalarının en değerli birikimi.
GEÇEN YIL FINDIK YOĞUNLUĞU YOKTU AMA BU YIL UMUTLUYUZ
Bölgemizin en güçlü mevsimsel motoru fındık hasadı. Geçen yıl fındık verimi düşük olduğu için sektör ciddi bir durgunluk yaşadı. Gurbetçiler memlekete gelmiyor; bağ, bahçe işi yoksa hareket de olmuyor. Fındık mevsimi bu coğrafyada sadece bir tarım döngüsü değil; aile yolculuklarının, memleket özleminin ve ekonomik hareketliliğin tam ortasında duran bir olay.
Bu yıl fındık hasadının iyi geçeceğini umuyoruz.Gurbetçiler hem fındık toplamak hem de ailesiyle vakit geçirmek için Aybastı'ya akın ediyor; herkesin bağı var, bahçesi var. Bu hareketlilik doğrudan seferlerimize yansıyor. Bayramın 9 gün olması da piyasayı normalden daha erken harekete geçirdi. Sezonun hayırlı ve bereketli geçmesini yürekten diliyorum.
YAKIT MALİYETLERİ ARTTI, AYNI GÜN BİLETE ZAM YAPAMADIK
Küresel krizler ve bölgesel çatışmaların etkisiyle yakıt maliyetleri sektörü derinden sarstı. Günlük aşırı zamlar geldi; ama biz aynı gün biletlerimize zam yapamadık. Bu, karayolu taşımacılığının yapısal bir handikabı. Diğer ticaret sektörlerinde anlık maliyet artışı anlık fiyat yansımasına dönüşebilir; bizde bu mümkün değil. Yolcu aldatılmış hisseder, bilet iptal eder; biz de zararı sineye çekeriz.
Akaryakıt fiyatlarının görece dengelendiği son dönemde bir nefes aldık ama bu denge ne kadar sürer, belli değil. Sektörün fiyat esnekliğini artıracak bir mekanizmaya ihtiyaç var;maliyetlerdeki ani değişimlere karşı daha hızlı tepki verebilelim diye. Bu olmadığı sürece her kriz dalgası bizi gecikmeli ama ağır bir şekilde vurmaya devam edecek.
FSM KÖPRÜSÜ VE CEZALAR BIKTIRDI, EN AZINDAN BİR ALTERNATİF BIRAKILSIN
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün otobüslere alternatif olarak açılmasını talep ediyoruz. Özellikle sabah erken saatlerde araçlarımız İstanbul'a girdiğinde trafik henüz yoğunlaşmamış oluyor. O saatte bir otobüs zaten trafiğin içine girmez ama en azından seçenek olsun. Yoğun saatlerde üçüncü köprüyü kullanan sürücüler, boş saatlerde ikinci köprüyü tercih ediyor. Tek bir seçeneğe mahkûm olmak hem maliyeti artırıyor hem de operasyonel esnekliği kısıtlıyor.
Cezalar meselesine gelince: firmalara yansıyan cezalar son dönemde ciddi biçimde arttı. Bu cezaların bir kısmı son derece haksız ve orantısız. Sektörün bu konuda da yetkili mercilerle masaya oturması ve adil bir düzenlemenin hayata geçirilmesi şart. Elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz ama önümüzdeki engeller kaldırılmadığı sürece yeterli olmayacak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bu Yolları Sadece Yıldızlı Otobüsler Çıkar
Aybastı'dan İstanbul'a uzanan yol; keskin virajları, öngörülemeyen iklimi ve sarp arazisiyle Karadeniz'in en zorlu güzergâhlarından biri. Bu yolda tutunmak, doğru araçtan çok doğru kararlara bağlı. Özay Turizm Yönetim Kurulu Üyesi Fahri İstek, 1993'te babasının tek otobüsüyle attığı ilk adımı bugün altı araç ve 48 kişilik kadrosuyla sürdürüyor. Zorlu bir güzergâhın, fındık hasadıyla kabarıp sakinleşen mevsimsel dinamiğin ve yöre firması olmanın gerçek anlamını içtenlikle anlatan bir röportaj sizi bekliyor. Keyifli okumalar.
BİR ARAÇLA BAŞLAYAN YOLCULUKALTI ARAÇLA DEVAM EDİYOR
1978 yılında Ordu'nun Aybastı ilçesinde doğdum. Otobüsçülük bizim baba mesleğimiz. 1993 yılında babam tek bir otobüsle bu sektöre adım attı. Birlikte çalışarak, adım adım büyüdük. O günlerden bugüne geldiğimizde filomuzda altı araç var, bünyemizde 48 personel çalışıyor: yazıhanecilerden kaptanlara, muavinlere kadar ve bu 48 kişinin tamamı kendi yöremizin insanları. Bu hem bir tercih hem de bir sorumluluk.
Aybastı kalkışlı seferlerimizle İstanbul ve Ankara'ya taşımacılık yapıyoruz. Peki neden Aybastı'dan ana kalkış? Çünkü Aybastılı gurbetçiler İstanbul ve Ankara'da yoğun biçimde yaşıyor. Daha önce bu bölgede gerçek anlamda düzenli bir karayolu taşımacılığı yoktu. İnsanlar Fatsa'ya kadar jiplerle, kamyon kasalarıyla inerek oradan yolculuğa başlardı. Biz bu boşluğu doldurarak hem memlekete hizmet ettik hem de Aybastılı yolcuya onurlu bir seyahat imkânı sunduk. Bu, gurur duyduğumuz bir başlangıç noktası.
SARP ARAZİDE TEK MARKA “MERCEDES-BENZ”
Aybastı, rakım olarak oldukça yüksek konumda yer alıyor. Yollar dik, virajlar keskin ve yer yer ciddi biçimde bozuk. Neredeyse tek bir saat içinde sağanak yağış, sis, kar ve güneş; dört mevsimi bir arada yaşayabilirsiniz bu coğrafyada. Normal araçların dahi zorlandığı bu sarp arazilerde bizim için tek bir marka var: Mercedes-Benz.
Diğer markalar hakkında olumsuz bir şey söylemek istemem; ama şunu net olarak ifade edebilirim: bu yolları güvenle ve sorunsuz çıkabilen tek marka Mercedes-Benz. Yıldızlı otobüsler bu arazinin hakkını veriyor. Hem motor gücü hem de araç stabilitesi açısından Aybastı gibi zorlu güzergâhlarda bu marka fark yaratıyor. Filo tercihimiz bu bilinçli kararın ürünü.
AYBASTI'DAN İSTANBUL'A GÜNDE 3 SEFER DÜZENLİYORUZ
Aybastı'dan İstanbul'a olan yolculuk molalar dahil ortalama 16 saat sürüyor. Bu mesafe kolay değil ama her gün düzenli olarak 2 ila 3 sefer kaldırıyoruz. Gündüz 12.00, 14.00 ve 15.00 kalkışlarımız mevcut. Yaz aylarında yoğunluğa göre bu saatler artıyor, ilave seferler devreye giriyor.
İstanbul dönüşlerinde doluluk oranlarımız yüzde yüze ulaşıyor. Aybastı dönüşleri ise yüzde elli ila altmış bandında seyrediyor. Bu asimetri bölgeye özgü bir dinamiği yansıtıyor: gurbetçi nüfus memlekete dönmek için her zaman hazır ama dönüş yolculukları daha seyrek gerçekleşiyor. Yöre firması olmanın en büyük avantajı da bu tabloya çözüm üretebilmekte yatıyor.
SAHİL YOLCUSUYLA YÖRE YOLCUSU UYUM İÇİNDE
Yöre firması olmak bu sektörde gerçek bir avantaj sağlıyor. Yolcularımız bizi tanıyor, bize güveniyor; biz de onları tanıyoruz. Sahil yolcusu ile yöre yolcusu arasında hiçbir zaman ciddi bir uyumsuzluk yaşamadık. Herkes kendi yerine oturuyor, yolculuk uyum içinde geçiyor. Bu da ekibin ve işletmenin uzun yıllar birlikte çalışmasından doğan bir güven ortamının ürünü.
Çalışanlarımızın tamamının yöre insanı olması bu uyumu pekiştiriyor. Yolcu ile personel arasında dil, kültür ve aidiyet ortaklığı var. Bu yakınlık hem hizmet kalitesine yansıyor hem de yolcuda güven duygusunu güçlendiriyor. Kurumsal firmaların üretmekte zorlandığı bu samimi bağ, yöre firmalarının en değerli birikimi.
GEÇEN YIL FINDIK YOĞUNLUĞU YOKTU AMA BU YIL UMUTLUYUZ
Bölgemizin en güçlü mevsimsel motoru fındık hasadı. Geçen yıl fındık verimi düşük olduğu için sektör ciddi bir durgunluk yaşadı. Gurbetçiler memlekete gelmiyor; bağ, bahçe işi yoksa hareket de olmuyor. Fındık mevsimi bu coğrafyada sadece bir tarım döngüsü değil; aile yolculuklarının, memleket özleminin ve ekonomik hareketliliğin tam ortasında duran bir olay.
Bu yıl fındık hasadının iyi geçeceğini umuyoruz.Gurbetçiler hem fındık toplamak hem de ailesiyle vakit geçirmek için Aybastı'ya akın ediyor; herkesin bağı var, bahçesi var. Bu hareketlilik doğrudan seferlerimize yansıyor. Bayramın 9 gün olması da piyasayı normalden daha erken harekete geçirdi. Sezonun hayırlı ve bereketli geçmesini yürekten diliyorum.
YAKIT MALİYETLERİ ARTTI, AYNI GÜN BİLETE ZAM YAPAMADIK
Küresel krizler ve bölgesel çatışmaların etkisiyle yakıt maliyetleri sektörü derinden sarstı. Günlük aşırı zamlar geldi; ama biz aynı gün biletlerimize zam yapamadık. Bu, karayolu taşımacılığının yapısal bir handikabı. Diğer ticaret sektörlerinde anlık maliyet artışı anlık fiyat yansımasına dönüşebilir; bizde bu mümkün değil. Yolcu aldatılmış hisseder, bilet iptal eder; biz de zararı sineye çekeriz.
Akaryakıt fiyatlarının görece dengelendiği son dönemde bir nefes aldık ama bu denge ne kadar sürer, belli değil. Sektörün fiyat esnekliğini artıracak bir mekanizmaya ihtiyaç var;maliyetlerdeki ani değişimlere karşı daha hızlı tepki verebilelim diye. Bu olmadığı sürece her kriz dalgası bizi gecikmeli ama ağır bir şekilde vurmaya devam edecek.
FSM KÖPRÜSÜ VE CEZALAR BIKTIRDI, EN AZINDAN BİR ALTERNATİF BIRAKILSIN
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün otobüslere alternatif olarak açılmasını talep ediyoruz. Özellikle sabah erken saatlerde araçlarımız İstanbul'a girdiğinde trafik henüz yoğunlaşmamış oluyor. O saatte bir otobüs zaten trafiğin içine girmez ama en azından seçenek olsun. Yoğun saatlerde üçüncü köprüyü kullanan sürücüler, boş saatlerde ikinci köprüyü tercih ediyor. Tek bir seçeneğe mahkûm olmak hem maliyeti artırıyor hem de operasyonel esnekliği kısıtlıyor.
Cezalar meselesine gelince: firmalara yansıyan cezalar son dönemde ciddi biçimde arttı. Bu cezaların bir kısmı son derece haksız ve orantısız. Sektörün bu konuda da yetkili mercilerle masaya oturması ve adil bir düzenlemenin hayata geçirilmesi şart. Elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz ama önümüzdeki engeller kaldırılmadığı sürece yeterli olmayacak.
En Çok Okunan Haberler