Hava Durumu

#Fsm Köprüsü

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Fsm Köprüsü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fsm Köprüsü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bu Yolları Sadece Yıldızlı Otobüsler Çıkar Haber

Bu Yolları Sadece Yıldızlı Otobüsler Çıkar

BİR ARAÇLA BAŞLAYAN YOLCULUKALTI ARAÇLA DEVAM EDİYOR 1978 yılında Ordu'nun Aybastı ilçesinde doğdum. Otobüsçülük bizim baba mesleğimiz. 1993 yılında babam tek bir otobüsle bu sektöre adım attı. Birlikte çalışarak, adım adım büyüdük. O günlerden bugüne geldiğimizde filomuzda altı araç var, bünyemizde 48 personel çalışıyor: yazıhanecilerden kaptanlara, muavinlere kadar ve bu 48 kişinin tamamı kendi yöremizin insanları. Bu hem bir tercih hem de bir sorumluluk. Aybastı kalkışlı seferlerimizle İstanbul ve Ankara'ya taşımacılık yapıyoruz. Peki neden Aybastı'dan ana kalkış? Çünkü Aybastılı gurbetçiler İstanbul ve Ankara'da yoğun biçimde yaşıyor. Daha önce bu bölgede gerçek anlamda düzenli bir karayolu taşımacılığı yoktu. İnsanlar Fatsa'ya kadar jiplerle, kamyon kasalarıyla inerek oradan yolculuğa başlardı. Biz bu boşluğu doldurarak hem memlekete hizmet ettik hem de Aybastılı yolcuya onurlu bir seyahat imkânı sunduk. Bu, gurur duyduğumuz bir başlangıç noktası. SARP ARAZİDE TEK MARKA “MERCEDES-BENZ” Aybastı, rakım olarak oldukça yüksek konumda yer alıyor. Yollar dik, virajlar keskin ve yer yer ciddi biçimde bozuk. Neredeyse tek bir saat içinde sağanak yağış, sis, kar ve güneş; dört mevsimi bir arada yaşayabilirsiniz bu coğrafyada. Normal araçların dahi zorlandığı bu sarp arazilerde bizim için tek bir marka var: Mercedes-Benz. Diğer markalar hakkında olumsuz bir şey söylemek istemem; ama şunu net olarak ifade edebilirim: bu yolları güvenle ve sorunsuz çıkabilen tek marka Mercedes-Benz. Yıldızlı otobüsler bu arazinin hakkını veriyor. Hem motor gücü hem de araç stabilitesi açısından Aybastı gibi zorlu güzergâhlarda bu marka fark yaratıyor. Filo tercihimiz bu bilinçli kararın ürünü. AYBASTI'DAN İSTANBUL'A GÜNDE 3 SEFER DÜZENLİYORUZ Aybastı'dan İstanbul'a olan yolculuk molalar dahil ortalama 16 saat sürüyor. Bu mesafe kolay değil ama her gün düzenli olarak 2 ila 3 sefer kaldırıyoruz. Gündüz 12.00, 14.00 ve 15.00 kalkışlarımız mevcut. Yaz aylarında yoğunluğa göre bu saatler artıyor, ilave seferler devreye giriyor. İstanbul dönüşlerinde doluluk oranlarımız yüzde yüze ulaşıyor. Aybastı dönüşleri ise yüzde elli ila altmış bandında seyrediyor. Bu asimetri bölgeye özgü bir dinamiği yansıtıyor: gurbetçi nüfus memlekete dönmek için her zaman hazır ama dönüş yolculukları daha seyrek gerçekleşiyor. Yöre firması olmanın en büyük avantajı da bu tabloya çözüm üretebilmekte yatıyor. SAHİL YOLCUSUYLA YÖRE YOLCUSU UYUM İÇİNDE Yöre firması olmak bu sektörde gerçek bir avantaj sağlıyor. Yolcularımız bizi tanıyor, bize güveniyor; biz de onları tanıyoruz. Sahil yolcusu ile yöre yolcusu arasında hiçbir zaman ciddi bir uyumsuzluk yaşamadık. Herkes kendi yerine oturuyor, yolculuk uyum içinde geçiyor. Bu da ekibin ve işletmenin uzun yıllar birlikte çalışmasından doğan bir güven ortamının ürünü. Çalışanlarımızın tamamının yöre insanı olması bu uyumu pekiştiriyor. Yolcu ile personel arasında dil, kültür ve aidiyet ortaklığı var. Bu yakınlık hem hizmet kalitesine yansıyor hem de yolcuda güven duygusunu güçlendiriyor. Kurumsal firmaların üretmekte zorlandığı bu samimi bağ, yöre firmalarının en değerli birikimi. GEÇEN YIL FINDIK YOĞUNLUĞU YOKTU AMA BU YIL UMUTLUYUZ Bölgemizin en güçlü mevsimsel motoru fındık hasadı. Geçen yıl fındık verimi düşük olduğu için sektör ciddi bir durgunluk yaşadı. Gurbetçiler memlekete gelmiyor; bağ, bahçe işi yoksa hareket de olmuyor. Fındık mevsimi bu coğrafyada sadece bir tarım döngüsü değil; aile yolculuklarının, memleket özleminin ve ekonomik hareketliliğin tam ortasında duran bir olay. Bu yıl fındık hasadının iyi geçeceğini umuyoruz.Gurbetçiler hem fındık toplamak hem de ailesiyle vakit geçirmek için Aybastı'ya akın ediyor; herkesin bağı var, bahçesi var. Bu hareketlilik doğrudan seferlerimize yansıyor. Bayramın 9 gün olması da piyasayı normalden daha erken harekete geçirdi. Sezonun hayırlı ve bereketli geçmesini yürekten diliyorum. YAKIT MALİYETLERİ ARTTI, AYNI GÜN BİLETE ZAM YAPAMADIK Küresel krizler ve bölgesel çatışmaların etkisiyle yakıt maliyetleri sektörü derinden sarstı. Günlük aşırı zamlar geldi; ama biz aynı gün biletlerimize zam yapamadık. Bu, karayolu taşımacılığının yapısal bir handikabı. Diğer ticaret sektörlerinde anlık maliyet artışı anlık fiyat yansımasına dönüşebilir; bizde bu mümkün değil. Yolcu aldatılmış hisseder, bilet iptal eder; biz de zararı sineye çekeriz. Akaryakıt fiyatlarının görece dengelendiği son dönemde bir nefes aldık ama bu denge ne kadar sürer, belli değil. Sektörün fiyat esnekliğini artıracak bir mekanizmaya ihtiyaç var;maliyetlerdeki ani değişimlere karşı daha hızlı tepki verebilelim diye. Bu olmadığı sürece her kriz dalgası bizi gecikmeli ama ağır bir şekilde vurmaya devam edecek. FSM KÖPRÜSÜ VE CEZALAR BIKTIRDI, EN AZINDAN BİR ALTERNATİF BIRAKILSIN Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün otobüslere alternatif olarak açılmasını talep ediyoruz. Özellikle sabah erken saatlerde araçlarımız İstanbul'a girdiğinde trafik henüz yoğunlaşmamış oluyor. O saatte bir otobüs zaten trafiğin içine girmez ama en azından seçenek olsun. Yoğun saatlerde üçüncü köprüyü kullanan sürücüler, boş saatlerde ikinci köprüyü tercih ediyor. Tek bir seçeneğe mahkûm olmak hem maliyeti artırıyor hem de operasyonel esnekliği kısıtlıyor. Cezalar meselesine gelince: firmalara yansıyan cezalar son dönemde ciddi biçimde arttı. Bu cezaların bir kısmı son derece haksız ve orantısız. Sektörün bu konuda da yetkili mercilerle masaya oturması ve adil bir düzenlemenin hayata geçirilmesi şart. Elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz ama önümüzdeki engeller kaldırılmadığı sürece yeterli olmayacak.

Teknoloji Çağında Adalet Arayışı: Kuralı Sürücü İhlal Ediyor, Cezayı Neden Firma Ödüyor? Haber

Teknoloji Çağında Adalet Arayışı: Kuralı Sürücü İhlal Ediyor, Cezayı Neden Firma Ödüyor?

Av. Ercan HASANBAŞOĞLU TOFED Hukuk Müşaviri: Öncelikle şunu açıkça belirtmek isterim ki; direksiyon başındaki kaptanlarımızın çok büyük bir çoğunluğu, meslek etiğine, trafik kurallarına ve yolcu güvenliğine sıkı sıkıya bağlıdır. Gece gündüz demeden direksiyon sallayan, ekmeğini dürüstçe kazanan bu emektar kaptanlarımızı tenzih ediyor, onlara şükranlarımızı sunuyoruz. Bu yazıda dile getirdiğimiz sorunlar, işini hakkıyla yapan kaptanlarımızla ilgili değil; her meslek grubunda olabileceği gibi, bizim sektörümüzde de maalesef var olan, kasıtlı şekilde suç işleyen, kuralları şahsi menfaati için hiçe sayan bir azınlıkla ilgilidir. Amacımız kimseyi incitmek değil, "suçu işleyen ile bedelini ödeyen" arasındaki adaletsizliği gidermektir. Şahsi Hilenin Faturası İşletmeye Kesilemez Mevzuatımızda yer alan bazı hükümler, "Suç ve Cezaların Şahsiliği" evrensel hukuk ilkesini zedelemekte ve firmalarımızı, işte bu azınlıktaki şoförlerin tamamen şahsi inisiyatifleriyle işledikleri kusurlar yüzünden ağır yaptırımlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Firmalar olarak, kendi denetim alanımızdaki her türlü ihmalin cezasını kabul ediyoruz. Ancak İstanbul’daki komuta merkezinden, o an Anadolu’nun ücra bir köşesinde seyir halinde olan bir şoförün anlık refleksini veya şahsi kararını engellememiz fiilen imkansızdır. Bunun en somut örneği takograf ihlalleridir. Bir firma aracı kurallara uygun sefere gönderdikten sonra, şoförün yolda denetimden kaçmak veya mesaisini doldurmamış gibi görünmek için kendi kartını çıkarıp araç sürmesi veya başkasına ait kartı kullanması, tamamen o kişinin şahsi kastıyla işlediği bir suçtur. Ancak Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 35. maddesi; şoförün bu şahsi hilesi nedeniyle, ihlale konu aracın kayıtlı olduğu firmaya "her bir ihlal için 75 uyarma" cezası verilmesini emretmektedir. Yönetmeliğe göre 500 uyarma puanına ulaşan bir firmanın faaliyeti geçici olarak durdurulmaktadır. Yani sadece 7 şoförün firmadan gizli yapacağı bu şahsi sahtecilik, yüzlerce çalışanı olan köklü bir firmanın kapısına kilit vurulmasına neden olabilir. Benzer şekilde 2918 Sayılı Trafik Kanunu’nun 31/1-b maddesi gereği, şoför yolda takografı kapattığında ceza sadece ona değil, tescil plakasına (firmaya) da kesilmektedir. Suçu işleyen şahıs, bedeli ödeyen sermaye olmaktadır. Geç Gelen Ceza Adalet Değildir: FSM Köprüsü Çıkmazı Sektörümüzün bir diğer kanayan yarası ise köprü ve otoyol ihlallerindeki sistemsel gecikmelerdir. Örneğin; otobüslerin geçişinin yasak olduğu Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsü gibi noktalarda, bazı şoförler zaman kazanmak için firmadan habersiz inisiyatif alarak ihlalli geçiş yapmaktadır. Ancak Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) teknolojik altyapısı, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün trafik cezaları gibi "ivedi tebligat" sistemine sahip değildir. Bu kaçak geçişlerin cezaları firmalarımıza yaklaşık bir yıl sonra tebliğ edilmektedir. Sektördeki şoför sirkülasyonu göz önüne alındığında, bir yıl sonra gelen cezada o şoförü bulmak ve cezayı rücu ettirmek (ödettirmek) fiilen imkansız hale gelmektedir. Bu durum sadece firmanın kasasından haksız para çıkmasına neden olmakla kalmamakta, aynı zamanda "cezaların caydırıcılığı" ilkesini de yok etmektedir. Bedelini ödemediği sürece şoför aynı ihlali yapmaya devam etmektedir. Bu nedenle; KGM altyapısının ihlalleri anlık bildirecek seviyeye getirilmesi ve firmaya kesilen cezaların yanı sıra, şoförün denetimdeki konumunu güçlendirmek için sürücüye de (ehliyetine veya SRC belgesine) ağır ceza puanı işlenmesi şarttır. Firmalarımız "İnsan Kaçakçısı" Değil, Mağdurdur! Sektörümüzün belini büken bir diğer hayati mesele ise 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki uygulamalardır. Burada kanun koyucunun "Örgütlü Suç" ile "Şahsi Menfaat" ayrımını net yapması gerekmektedir. Eğer bir firma kurumsal bir organizasyonla kaçakçılık yapıyorsa en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Ancak; kurumsal yapısı düzgün olan bir firmanın şoförü; Yol kenarından firmadan habersiz, şahsi menfaat (rüşvet/elden ücret) karşılığında otobüse kaçak göçmen alıyorsa, aracın gizli bir yerine firmadan habersiz kaçak eşya saklıyorsa, Burada firmanın "kaçakçı" muamelesi görmesi, milyonluk otobüslerine el konulması (müsadere) veya kişi başı on binlerce lira idari para cezası ödemesi hukuken izah edilemez. Şoförün cebine giren haksız kazancın cezası, firmanın kasasından veya mülkiyet hakkından çıkmamalıdır. Teknolojik Çözüm: U-ETDS ve Takograf Entegrasyonu Bu sorunların çözümü, şoför sıkıntısı çektiğimiz bu dönemde cezaları firmaya kesmek değil, caydırıcılığı artırmaktır. Çözüm, devletimizin elindeki teknolojik imkanlarda mevcuttur. Biz firmalar olarak, Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 40. maddesi uyarınca, sefere çıkacak şoförün tüm bilgilerini U-ETDS sistemine bakanlık nezdinde bildirmekteyiz. Önerimiz nettir: Dijital takograflardaki anlık şoför verileri ile firmaların U-ETDS’ye bildirdiği sefer görevlisi bilgileri online ve entegre şekilde kontrol edilmelidir. Sistem, direksiyondaki kişinin bildirilen kişi olmadığını veya kural ihlali (mola/sürüş süresi) yapıldığını tespit ettiğinde; cezayı "plakaya/firmaya" değil, doğrudan o an direksiyonda olan sürücüye kesmelidir. Sonuç ve Talep Can ve mal güvenliği; cezayı "ödeyebilene" (firmaya) değil, "ihlali yapana" (sürücüye) kesmekle sağlanır. Mevcut sistemde şoförün hatasını firma ödediği sürece, şoförler üzerinde bir caydırıcılık oluşmamaktadır. Trafik güvenliğinin sağlanması ve sektörün sürdürülebilirliği için; mevzuatımız "Suç ve Cezaların Şahsiliği" ilkesi ekseninde revize edilmeli; Firmaların 'kusursuz sorumlu' sayıldığı değil, teknolojinin 'gerçek faili' tespit ettiği adil bir sisteme geçilmelidir. "Firmalarımız, personelinin gizli ve şahsi suçlarının kurbanı edilmemelidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.