Hava Durumu

#Seferler

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Seferler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seferler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ödeme Sistemindeki Tutarlılık Yükümüzü Hafifletiyor Haber

Ödeme Sistemindeki Tutarlılık Yükümüzü Hafifletiyor

ON ÜÇ YAŞINDA BAŞLAYAN BİR YOLCULUKTU BENİM HİKAYEM 1964 yılında Trabzon'un Araklı ilçesinde doğdum. Trabzon'da doğup büyüdüm. On üç yaşına kadar okudum; ortaokuldan ayrıldıktan sonra muavinlik hayatına başladım. Ailede otobüsçü yoktu ama şoförlük hevesi çocukluğumdan beri içimde vardı. On üç yaşında 1975’te minibüslerde muavin olarak adım attım bu dünyaya. Tam 15 yıl… sonra 1990’da ise önce iki taksi sahibi oldum, ardından dolmuşçuluğa başladım; derken ilk otobüsümü satın aldım. 1990'dan 2013'e kadar ise tam yirmi üç yıl boyunca bireysel otobüsçülük yaptım. KÂMİL KOÇ’TA ÇALIŞMA HAYALİM “İŞLETMECİ” OLARAK GERÇEKLEŞTİ O yirmi üç yıl boyunca içimde sönmeyen bir kor vardı. Otobanlarda Kâmil Koç araçları önümden gelip geçerken içimden şunu derdim: "Allah'ım, bir gün bana da Kâmil Koç'ta çalışmayı nasip et." Otobüsçülük nasip olmadı ama işletmecilik nasip oldu. Belki de daha büyük bir nasip bu. 2013 yılında otobüslerimi satarak bireysel otobüsçülükten çıktım. O dönemde bir arkadaşım bana sordu: "Kâmil Koç'u Trabzon'a getirebilir misin?" "Neden olmasın?" dedim. Kâmil Koç genel merkeziyle görüşmeye gittik. O gün çok şaşırtıcı bir şey oldu ve Kamil Koç hiç beklemediğim bir teklifle geldi: "Sen bizde otobüsçü olarak değil, işletmede yetkili olarak çalış. İşin mutfağında geldin, sahayı tanıyorsun; Karadeniz kıyısında senden çok şey öğreneceğiz." Sırf bu söz bile beni çok etkiledi. Onlarca yıllık şirket ancak öğrenmeye, tanımaya açlar. Üstelik oldukça da pratik zekalı ve çevikler. İşte o gün beni etkilediler. O günden bu yana Kâmil Koç Trabzon İşletme Müdürüyüm. TRABZON'DAN 28 ANA KALKIŞLI SEFER DÜZENLİYORUZ Trabzon'dan düzenlediğimiz seferler, Türkiye'nin dört bir yanına uzanıyor. 28 ana kalkışlı seferimiz var; bir kısmı Rize'den, geri kalanı Trabzon'dan hareket ediyor. Fethiye, Marmaris, Antalya, Bodrum, İzmir, Çanakkale, Mersin, Balıkesir-Akçay, İstanbul, Alanya, Zonguldak, Gaziantep, Kahramanmaraş, Konya, Bursa, Gönen, Şanlıurfa, Diyarbakır, Kütahya, Karabük, Van ve Iğdır bu hatlar arasında. Filomuzda 4 şirket aracı var; geri kalanı bireysel otobüsçülerden oluşuyor. 9 kişilik ekibimizle Karadeniz'den Ege'ye, Akdeniz'den Doğu Anadolu'ya kesintisiz sefer düzenliyoruz. Trabzon halkı Kâmil Koç'u gerçekten benimsedi. Araçların kaliteli ve modern olması, hizmet anlayışının farkı hemen hissettirmesi yolcularda derin bir güven oluşturdu. Özellikle öğrenciler, ülkenin başka şehirlerinde tanıdıkları Kâmil Koç'u Trabzon'da görünce büyük bir sevinçle karşıladı. Onların bu samimi bağlılığı, Trabzon'da Kâmil Koç'un bugünlere taşınmasında çok büyük bir rol oynadı. Şimdilik 28 sıramız var ancak bunu arttırmayı her zaman hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. KÂMİL KOÇ YÖNETİMİ, BİR DEDİĞİMİZİ İKİ ETMİYOR Kâmil Koç yönetimiyle ilişkimiz, iş ortaklığının çok ötesine geçti. Genel Müdürümüz Çağatay Bey ile, Operasyon Direktörümüz Mehmet Türkyılmaz ile, Bölge Koordinatörümüz Umut Özcan ile, Samsun'daki Aslan Bey ve Ali Bey ile iletişimimiz mükemmel. En ufak bir sıkıntıda hemen devreye giriyorlar. Trabzon'da araç yetmediğinde Ordu'dan, Giresun'dan, Samsun'dan destek geliyor; biz de elimizdeki yedek araçla karşılıklı yardım ediyoruz. Bu dayanışma, Karadeniz boyunca yolcuya kesintisiz hizmet sunmamızı sağlıyor. On üç yıldır bir ayrımız yok, bir gayrımız yok. Kâmil Koç bizim için sadece bir iş yeri değil; gerçek anlamda bir aile. Sıkıştığımız anlarda maddi manevi her türlü desteği eksiksiz aldık. Böyle bir güveni, iş ortamını, arkadaşlığı başka bir yerde bulmak mümkün değil. Bir dediğimizi iki etmiyorlar; sağ olsunlar, var olsunlar. DİJİTAL DÖNÜŞÜM İLE OPERASYON YÜKÜMÜZ AZALDI Kâmil Koç'un dijital altyapısı bu işi kökten değiştirdi. Eskiden yazıhaneler Vakfıkebir'i, Beşikdüzü'nü, Görele'yi, Trabzon'u tek tek arayıp yolcu sormalıydı. Şimdi o yük tamamen kalktı. Araçların içindeki yetkili personel, elindeki tablet ve telefonla yolcunun nerede olduğunu anlık olarak takip ediyor ve kaptana bildiriyor. Biz artık ara durak koordinasyonuyla uğraşmıyoruz. Bu da kendi işimize odaklanmamız için çok faydalı. Hostların elindeki tabletlerde durak bilgileri, yolcu listeleri, sefer durumları eksiksiz görünüyor. Kurumsal yapı bu yükü üstlendi ve araç içi personele devretti; sonuç, dört dörtlük bir hizmet… Türkiye'de bu düzeyde kurumsal çalışan, hizmet anlayışı bu kadar oturmuş başka bir firma yok. Kâmil Koç ailesinin bir parçası olmayı on üç yıldır aynı heyecanla seviyorum ve daha iyisine, daha büyüğüne ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz. ÖDEMEDEKİ TUTARLILIK VE SÜREKLİLİK KÂMİL KOÇ’TA YER ALMANIN EN BÜYÜK AVANTAJLARINDAN BİRİ Ödeme sisteminde Kâmil Koç'un tutarlılığı eşsiz. Trabzon'dan kalkan bir araç varış noktasına ulaştığında ve aynı gün döndüğünde, saat 16.30'da kaptan bankadan kartını sokar ve ödemesini eksiksiz alır. Kimsenin parasını şirkette tutmuyoruz; herkes kuruşu kuruşuna hakkını alıyor. İşletme olarak bizim komisyon ödemelerimiz her ayın yedisinde ve yirmisinde yapılıyor. O gün saat üçte param hesabımda. On üç yıldır tek bir aksaklık yaşamadık. Nakit sıkışıklığı yaşadığımız anlarda Kâmil Koç'un sunduğu finansal destek de bu güven tablosunun ayrılmaz bir parçası. İşletmeci olarak zor bir dönemden geçerken yanınızda böyle bir yapının olması, o yükü hafifletiyor ve bu hafifliği on üç yıldır her gün hissediyorum

Bu Yolları Sadece Yıldızlı Otobüsler Çıkar Haber

Bu Yolları Sadece Yıldızlı Otobüsler Çıkar

BİR ARAÇLA BAŞLAYAN YOLCULUKALTI ARAÇLA DEVAM EDİYOR 1978 yılında Ordu'nun Aybastı ilçesinde doğdum. Otobüsçülük bizim baba mesleğimiz. 1993 yılında babam tek bir otobüsle bu sektöre adım attı. Birlikte çalışarak, adım adım büyüdük. O günlerden bugüne geldiğimizde filomuzda altı araç var, bünyemizde 48 personel çalışıyor: yazıhanecilerden kaptanlara, muavinlere kadar ve bu 48 kişinin tamamı kendi yöremizin insanları. Bu hem bir tercih hem de bir sorumluluk. Aybastı kalkışlı seferlerimizle İstanbul ve Ankara'ya taşımacılık yapıyoruz. Peki neden Aybastı'dan ana kalkış? Çünkü Aybastılı gurbetçiler İstanbul ve Ankara'da yoğun biçimde yaşıyor. Daha önce bu bölgede gerçek anlamda düzenli bir karayolu taşımacılığı yoktu. İnsanlar Fatsa'ya kadar jiplerle, kamyon kasalarıyla inerek oradan yolculuğa başlardı. Biz bu boşluğu doldurarak hem memlekete hizmet ettik hem de Aybastılı yolcuya onurlu bir seyahat imkânı sunduk. Bu, gurur duyduğumuz bir başlangıç noktası. SARP ARAZİDE TEK MARKA “MERCEDES-BENZ” Aybastı, rakım olarak oldukça yüksek konumda yer alıyor. Yollar dik, virajlar keskin ve yer yer ciddi biçimde bozuk. Neredeyse tek bir saat içinde sağanak yağış, sis, kar ve güneş; dört mevsimi bir arada yaşayabilirsiniz bu coğrafyada. Normal araçların dahi zorlandığı bu sarp arazilerde bizim için tek bir marka var: Mercedes-Benz. Diğer markalar hakkında olumsuz bir şey söylemek istemem; ama şunu net olarak ifade edebilirim: bu yolları güvenle ve sorunsuz çıkabilen tek marka Mercedes-Benz. Yıldızlı otobüsler bu arazinin hakkını veriyor. Hem motor gücü hem de araç stabilitesi açısından Aybastı gibi zorlu güzergâhlarda bu marka fark yaratıyor. Filo tercihimiz bu bilinçli kararın ürünü. AYBASTI'DAN İSTANBUL'A GÜNDE 3 SEFER DÜZENLİYORUZ Aybastı'dan İstanbul'a olan yolculuk molalar dahil ortalama 16 saat sürüyor. Bu mesafe kolay değil ama her gün düzenli olarak 2 ila 3 sefer kaldırıyoruz. Gündüz 12.00, 14.00 ve 15.00 kalkışlarımız mevcut. Yaz aylarında yoğunluğa göre bu saatler artıyor, ilave seferler devreye giriyor. İstanbul dönüşlerinde doluluk oranlarımız yüzde yüze ulaşıyor. Aybastı dönüşleri ise yüzde elli ila altmış bandında seyrediyor. Bu asimetri bölgeye özgü bir dinamiği yansıtıyor: gurbetçi nüfus memlekete dönmek için her zaman hazır ama dönüş yolculukları daha seyrek gerçekleşiyor. Yöre firması olmanın en büyük avantajı da bu tabloya çözüm üretebilmekte yatıyor. SAHİL YOLCUSUYLA YÖRE YOLCUSU UYUM İÇİNDE Yöre firması olmak bu sektörde gerçek bir avantaj sağlıyor. Yolcularımız bizi tanıyor, bize güveniyor; biz de onları tanıyoruz. Sahil yolcusu ile yöre yolcusu arasında hiçbir zaman ciddi bir uyumsuzluk yaşamadık. Herkes kendi yerine oturuyor, yolculuk uyum içinde geçiyor. Bu da ekibin ve işletmenin uzun yıllar birlikte çalışmasından doğan bir güven ortamının ürünü. Çalışanlarımızın tamamının yöre insanı olması bu uyumu pekiştiriyor. Yolcu ile personel arasında dil, kültür ve aidiyet ortaklığı var. Bu yakınlık hem hizmet kalitesine yansıyor hem de yolcuda güven duygusunu güçlendiriyor. Kurumsal firmaların üretmekte zorlandığı bu samimi bağ, yöre firmalarının en değerli birikimi. GEÇEN YIL FINDIK YOĞUNLUĞU YOKTU AMA BU YIL UMUTLUYUZ Bölgemizin en güçlü mevsimsel motoru fındık hasadı. Geçen yıl fındık verimi düşük olduğu için sektör ciddi bir durgunluk yaşadı. Gurbetçiler memlekete gelmiyor; bağ, bahçe işi yoksa hareket de olmuyor. Fındık mevsimi bu coğrafyada sadece bir tarım döngüsü değil; aile yolculuklarının, memleket özleminin ve ekonomik hareketliliğin tam ortasında duran bir olay. Bu yıl fındık hasadının iyi geçeceğini umuyoruz.Gurbetçiler hem fındık toplamak hem de ailesiyle vakit geçirmek için Aybastı'ya akın ediyor; herkesin bağı var, bahçesi var. Bu hareketlilik doğrudan seferlerimize yansıyor. Bayramın 9 gün olması da piyasayı normalden daha erken harekete geçirdi. Sezonun hayırlı ve bereketli geçmesini yürekten diliyorum. YAKIT MALİYETLERİ ARTTI, AYNI GÜN BİLETE ZAM YAPAMADIK Küresel krizler ve bölgesel çatışmaların etkisiyle yakıt maliyetleri sektörü derinden sarstı. Günlük aşırı zamlar geldi; ama biz aynı gün biletlerimize zam yapamadık. Bu, karayolu taşımacılığının yapısal bir handikabı. Diğer ticaret sektörlerinde anlık maliyet artışı anlık fiyat yansımasına dönüşebilir; bizde bu mümkün değil. Yolcu aldatılmış hisseder, bilet iptal eder; biz de zararı sineye çekeriz. Akaryakıt fiyatlarının görece dengelendiği son dönemde bir nefes aldık ama bu denge ne kadar sürer, belli değil. Sektörün fiyat esnekliğini artıracak bir mekanizmaya ihtiyaç var;maliyetlerdeki ani değişimlere karşı daha hızlı tepki verebilelim diye. Bu olmadığı sürece her kriz dalgası bizi gecikmeli ama ağır bir şekilde vurmaya devam edecek. FSM KÖPRÜSÜ VE CEZALAR BIKTIRDI, EN AZINDAN BİR ALTERNATİF BIRAKILSIN Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün otobüslere alternatif olarak açılmasını talep ediyoruz. Özellikle sabah erken saatlerde araçlarımız İstanbul'a girdiğinde trafik henüz yoğunlaşmamış oluyor. O saatte bir otobüs zaten trafiğin içine girmez ama en azından seçenek olsun. Yoğun saatlerde üçüncü köprüyü kullanan sürücüler, boş saatlerde ikinci köprüyü tercih ediyor. Tek bir seçeneğe mahkûm olmak hem maliyeti artırıyor hem de operasyonel esnekliği kısıtlıyor. Cezalar meselesine gelince: firmalara yansıyan cezalar son dönemde ciddi biçimde arttı. Bu cezaların bir kısmı son derece haksız ve orantısız. Sektörün bu konuda da yetkili mercilerle masaya oturması ve adil bir düzenlemenin hayata geçirilmesi şart. Elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz ama önümüzdeki engeller kaldırılmadığı sürece yeterli olmayacak.

Trafik Lambası Tuzağı, Kamu Adına Utanç Verici Bir Durum Haber

Trafik Lambası Tuzağı, Kamu Adına Utanç Verici Bir Durum

KIRTASİYECİLİKTEN OTOBÜSÇÜLÜĞE UZANAN BİR YOLCULUK BU 1979 yılında Aybastı'da doğdum. Otobüsçülük bizim baba mesleğimiz ama bu mesleğe giden yol ilginç bir dönüşümden geçti. Asıl mesleğimiz kırtasiyecilik ve kitapçılıktı. 1992 yılında üç ortaklı bir yapıyla kurulan Aybastı İtimat Firması, zamanla yalnızca bize kaldı. Ortaklar ayrılınca babam iki işten birine karar vermek zorunda kaldı: kırtasiye mi, otobüsçülük mü? Tercihi otobüsçülükten yana oldu. Güzel ve anlamlı bir meslek dedi; biz de o karara ortak olduk. 1999'da askere gittim, döndükten sonra kırtasiye ve diğer işleri devrettik. 2001'den bu yana şirketin başındayız. İlk on yılımı direksiyonun arkasında geçirdim; ardından şirket yönetimine geçtim. On altı yıl önce bayrağı babamın elinden devraldık. Şu an Ferda Şevketoğulları'nın çocukları olarak işimizin başındayız; bu 35 yıllık mirası ileri taşımak hem sorumluluğumuz hem de onurumuzdur. 35 YILLIK TECRÜBEMİZLE HEMŞEHRİLERİMİZİ TAŞIYORUZ Filomuzda 6 adet büyük otobüs ve 31 kişilik 7 araç olmak üzere toplam 13 araçlık bir park mevcuttur. Büyük araçlarımızla her gün İstanbul, Ankara ve Çerkezköy seferlerini düzenliyoruz; küçük araçlarımızla ise Ordu merkez ve yakın çevrelere seferler yapıyoruz. 50 kişilik ekibimizin her üyesi bu denkleme değer katıyor. Yolcularımızın büyük çoğunluğu bu bölgelerde yaşayan Aybastılı gurbetçiler. İstanbul'dan araç geldiğinde inen her yolcuyu tek tek tanıyorum; onlar da bizi tanıyor. Bu tanışıklık, yıllar içinde bir aile sıcaklığına dönüştü. 35 yıldır hizmet verilen bir firmaya duyulan güven, yolcuların gözündeki o samimi bağlılıkta kendini gösteriyor. Biz de bu güveni her seferinde en iyi şekilde karşılamaya çalışıyoruz. BABAMIZDAN BU YANA MERCEDES'TEN BAŞKA OTOBÜS KULLANMADIK Filo tercihimiz konusunda herhangi bir kararsızlık yaşamadık çünkü bu tercih bize babamızdan miras kaldı. V6, V8, 304, 403, Yeni Kasa, Travego ve Tourismo... Hepsi Mercedes-Benz. Başka bir marka aklımızın köşesinden bile geçmedi. Aybastı gibi zorlu, dik ve yer yer bozuk yollarda Mercedes'in güvenilirliği her zaman kendini kanıtladı. Bu güven bir alışkanlık değil, onlarca yıllık bir saha deneyiminin ürünü. YENİ HATLAR YOLDA, YOLCUMUZU GERİ ALACAĞIZ Önümüzdeki dönemde yeni hatlar açmayı planlıyoruz. Aslında bu adımı daha erken atmayı düşünüyorduk ancak son dönemdeki küresel gelişmeler ve ekonomik belirsizlik nedeniyle bu planı ertelemek zorunda kaldık. Projemiz kapsamında İzmir, Samsun, Havza, Merzifon, Tosya, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Bursa, Balıkesir, Soma, Kırkağaç ve Akhisar hatlarını açmayı hedefliyoruz. Şu an bölgeden dışarıya giden öğrencilerimiz ve gurbetçilerimiz, sahil ilçelerine inen araçlara binerek seyahat etmek zorunda kalıyor. Bu onlar için hem zaman kaybı hem de ekstra bir yük. Biz seferlerimizi başlattığımızda bu yolcuları kendi aramıza katacağız. Onları zaten tanıyoruz; onlar da bize güveniyor. Doğru zamanda doğru adımı atmak yeterli olacak. SAHİL YOLU BİLETLERİNİN YÜZDE 90'I DİJİTAL ORTAMDA SATILIYOR Online satışlar işletmemize büyük bir katkı sağladı. Sahil yolu biletlerinin yüzde doksanı artık online kanallardan satılıyor. Bu dönüşüm hem yazıhane yükünü hafifletti hem de daha önce ulaşamadığımız yolculara erişim imkânı tanıdı. Dijitalleşmeye başından beri olumlu baktık ve bu kararın doğru olduğunu sahada her gün görüyoruz. 20 TONLUK OTOBÜSÜN IŞIK YÜZÜNDEN ANİ FREN YAPMASI NE KADAR MANTIKLI? Sektörümüzü derinden etkileyen ve kamuoyunun yeterince bilmediği bir sorundan söz etmek istiyorum: trafik lambalarındaki kasıtlı zamanlama değişikliği. Eskiden trafik lambalarında yeşilden sarıya, sarıdan kırmızıya geçişte belirli bir bekleme süresi vardı. Bu süre, 20 tonun üzerindeki araçların frenleme mesafesiyle uyumluydu ve güvenli geçişe imkân tanıyordu. Artık o geçiş süresi kaldırıldı. Lambalar beklemeksizin yeşilden doğrudan kırmızıya dönüyor. Yüksek tonajlı bir aracın ani fren yapması hem fiziksel olarak imkânsız hem de son derece tehlikeli. Bunu lamba sistemini tasarlayan ve ayarlayan mühendisler çok iyi biliyor. Sonuç: araçlarımız her geçişte yüz binlerce lira kırmızı ışık ihlali cezasıyla karşılaşıyor. Biz kural tanımaz sürücüler değiliz ancak fizik yasalarına aykırı biçimde kurulan bu sistem bizi suçlu durumuna düşürüyor. Bu durum, kamu eliyle otobüs sektörüne kurulmuş bir tuzaktır. Kamu adına utanç verici bir uygulama olarak nitelendiriyorum. Yetkililerin bu konuya acilen müdahale etmesini, trafik lambası geçiş sürelerinin ağır taşıt gerçeklerine uygun hâle getirilmesini ve bu haksız cezaların son bulmasını talep ediyorum. Sektörü temsil eden tüm kurumları ve ilgili mercileri bu soruna çözüm bulmaya davet ediyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.