Hava Durumu

#Personel

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Personel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Personel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ortak Şehir İçi Servis Sistemimiz, Sektörümüz İçin Adeta Bir Can Suyudur Haber

Ortak Şehir İçi Servis Sistemimiz, Sektörümüz İçin Adeta Bir Can Suyudur

OTOGAR HAYATINA 1998 YILINDA BAŞLADIM 1982 yılında Erzurum’da doğdum. Otogar hayatına 1998 yılında Büyük İstanbul Otogarı’nda 59–60 numaralı yazıhanede çalışarak başladım. 2008 yılında merhum Süleyman Hamurcu ve oğlu Rahmi Hamurcu tarafından kurulan Süha Turizm’in faaliyete geçmesiyle birlikte firmanın işletmeciliğini üstlendim. Yaklaşık 17 yıldır bu görevi yürütüyorum. Zaman içerisinde özellikle servis hizmetlerinde firmaların büyük zorluklar yaşadığını fark ettim. Her firmanın kendi servis ağını kurmasının sürdürülebilir bir model olmadığını gördüm. Bu ihtiyacı öngörerek 2015 yılında servis aracı yatırımı yaptım ve otogarda firmalara ücretsiz servis hizmeti sunmaya başladım. Daha sonra kardeşlerimle birlikte farklı firmaların da işletmeciliğini üstlendik. Eskilerin güzel bir sözü vardır: “Kötü ev sahibi kiracıyı mal sahibi yapar.” Biz de zaman içinde yaşadığımız bazı tecrübelerden sonra artık kiracı değil mal sahibi olma yolunu tercih ettik ve yatırımlarımızı bu doğrultuda büyüttük. SEKTÖRDE BU KADAR FARKLI OTOBÜS FİRMASINI TEK ÇATI ALTINDA BULUŞTURAN TEK SERVİS TAŞIMACISIYIZ Uzun yıllardır Esenler Otogarı’nda yazıhane işletmeciliği yapıyorum. Bunun yanında bir süredir şehirlerarası firmaların servis taşımacılığı işlerini de yürütüyorum. Bugün geldiğimiz noktada İstanbul’da ve hatta Türkiye genelinde bu kadar firmayı aynı çatı altında toplayarak şehir içi servis hizmeti sunan tek taşıma firması konumundayız. Esenler Otogarı’nda aktif olarak çalıştırdığımız 5 adet yazıhanemiz bulunuyor. Bu yazıhanelerde 11 farklı firmanın komisyonculuğunu yapıyoruz. Bunun dışında Alibeyköy Cep Otogarı’nda 3 yazıhanemiz hizmet veriyor. Ayrıca Anadolu Yakası’nda da 2 adet terminalimiz bulunuyor. Bugün itibarıyla bu terminallerde çalışan 38 adet servis aracımız var. Bunların 12 tanesi 27’lik diye tabir edilen midibüs, geri kalan araçlarımız ise minibüslerden oluşuyor. Minibüslerimizin tamamı Ford Transit, midibüslerimiz ise Otokar Sultan marka araçlardan oluşuyor. ÇALIŞANLARIMIZIN HAKLARINI HER ZAMAN TESLİM ETTİK Uğur Taşımacılık olarak en hassas olduğumuz konulardan biri çalışanlarımızın haklarıdır. Sigortasız hiçbir personel çalıştırmıyoruz. Tüm çalışanlarımızın sigorta girişleri yapılmadan işbaşı yapmalarına izin vermiyoruz. Bugün 78 kişilik bir kadroyla İstanbul’da hem yazıhane işletmeciliği hem de servis faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Şirketlerimizin kurulduğu günden bu yana 1 lira dahi vergi veya SGK borcumuz bulunmamaktadır. Güçlü sermaye yapımızla ülkemize katma değer sağlayarak ve istihdama öncelik vererek yolumuza devam ediyoruz. ORTAK SERVİS SİSTEMİYLE FİRMALARIN MALİYETİNİ YÜZDE 90’A YAKIN DÜŞÜRDÜK Şehirlerarası taşımacılık yapan firmaların en büyük maliyet kalemlerinden birinin şehir içi servis hizmetleri olduğunu sektörde herkes bilir. Birçok firma bu servisler nedeniyle ciddi zarar ediyor. Ulusal ölçekte çok büyük sefer ağı olan birkaç firma doğal olarak kendi servislerini kullanabiliyor ancak diğer firmalar için bu model sürdürülebilir olmaktan çıkmış durumda. Bu nedenle firmalar hızla servislerini birleştirme yoluna gidiyor. Biz de burada devreye giriyoruz. Tüm ekiplerimizle birlikte 7 gün 24 saat çalışarak yazıhanelerimizde biletleme hizmeti veriyor ve şehir içi yolcuların taşınmasını organize ediyoruz. Eskiden her firma kendi servisini kullanıyordu. Aynı güzergâha giden yolcular için 20 farklı firmanın 20 ayrı servisi yola çıkıyordu ama bu araçların yolcu kapasitesini topladığınızda aslında 5 aracın taşıyacağı kadar yolcu çıkıyordu. Yani 15 araç boş boş trafikte dolaşıyordu. Bu durum hem firmalara ciddi maliyet getiriyordu hem de yakıt tüketimi nedeniyle çevreyi kirletiyor, aynı zamanda trafik yoğunluğunu artırıyordu. Bizim geliştirdiğimiz ortak servis sistemi sayesinde bugün yaklaşık 40 firmaya kendi araçlarımızla ortak servis hizmeti veriyoruz. Bu sayede firmaların servis maliyetlerini %90’a yakın düşürmüş durumdayız. Bu oran gerçekten çok ciddi bir tasarruftur. Yıllık maliyet hesaplandığında firmalar için adeta can suyu niteliğinde bir destek anlamına geliyor. Eskiden 40 otobüsü olan firmanın da servisi vardı, 3 otobüsü olan firmanın da servisi vardı. Şimdi ise ortak servis sistemiyle hem maliyetler düşüyor hem de kaynaklar çok daha verimli kullanılıyor. SERVİS ÜCRETLERİNİ MİNİMUM SEVİYEDE TUTARAK SEKTÖRE DESTEK OLUYORUZ Bugün İstanbul’da bir servis aracının aylık maliyeti ortalama 275 bin liradan aşağı değildir. Yakıtı, personeli, bakımı, sigortası derken ciddi bir maliyet ortaya çıkıyor. Buna rağmen biz servis ücretlerini mümkün olan en düşük seviyede tutmaya çalışıyoruz çünkü amacımız sadece ticaret yapmak değil, aynı zamanda bu sektöre destek olmak. Firmalar zaten çok zor şartlarda ayakta kalmaya çalışıyor. Bu nedenle biz de elimizden geldiğince sektöre katkı sağlamak adına fiyatlarımızı piyasa şartlarının oldukça altında tutuyoruz ve firmalarımıza sorunsuz hizmet vermeye devam ediyoruz. EFE TUR İSTANBUL İŞLETMECİLİĞİNİ BÜNYEMİZE KATTIK Yakın zamanda Efe Tur yönetimi ile yaptığımız görüşmeler sonucunda Esenler, Alibeyköy ve Dudullu işletmelerini bünyemize kattık. Bu süreçte ciddi bir yatırım yaptık. Efe Tur yazıhanesini büyüterek diğer firmalarımızı da bu yapının içine dahil ettik. Yazıhane ve peron kullanımını daha pratik ve daha verimli hale getirdik. Operasyonlarımızın yönetimi açısından da bu bizim için oldukça iyi bir lokasyon oldu. Efe Tur’u bünyemize katmamızla birlikte bugün günlük ortalama 60 otobüs seferinin organizasyonunu düzenli bir şekilde yürütüyoruz. ANADOLU YAKASI’NDA OTOGAR SORUNU ARTIK KANGREN HALİNE GELDİ Bugün sektörün en büyük sorunlarından biri Anadolu Yakası’nda gerçek bir otogarın olmamasıdır. Anadolu Yakası’nda terminaller dağınık şekilde faaliyet gösteriyor ve bu sorun yıllardır çözülemiyor. Ne yazık ki devlet yeterince destek olmuyor, belediyeler yeterince destek olmuyor, sektör kuruluşları da bu konuda yetersiz kalıyor. Bugün firmaların Anadolu Yakası’nda terminallere ödediği kira bedelleriyle aslında çoktan modern bir otogar yapılabilirdi. Orada çok ciddi maliyetler ödeniyor ama kalıcı bir çözüm üretilemiyor. Sultanbeyli Otogarı’nın kaldırılıp Paşaköy gişeleri yakınlarında yeni bir otogar yapılacağı açıklandı ancak oradaki esnaf arkadaşlarla konuştuğumuzda yeni otogarın şehir merkezine oldukça uzak olacağı ve servis konusunda ciddi sıkıntılar yaşanacağı ifade ediliyor. Açık konuşmak gerekirse, o bölgede bir otogar yapılsa bile yolcuların bu noktayı ne kadar tercih edeceği konusunda ciddi soru işaretleri var. TEK BAŞINA YAZIHANECİLİK DÖNEMİ ARTIK BİTMİŞTİR Bugün sektörde açıkça söylemek gerekiyor ki tek başına yazıhanecilik dönemi artık bitmiştir. Bir yazıhanede genellikle 3 ya da 4 firma birlikte çalışıyor. Her firmanın ayrı işletmecisi, ayrı personeli var. Bu yapı artık sürdürülebilir olmaktan çoktan çıktı. Eğer bir yazıhanedeki 3 firma bir araya gelip ortak bilet kesemiyorsa ve servis organizasyonunu birlikte yönetemiyorsa, o işletmelerin ayakta kalması artık çok zor. Bugün otogarlarda ayakta kalmanın başka bir yolu kalmadı. Eğer herkes rakiplik anlayışını ve birbirini çekememe durumunu bir kenara bırakmazsa, çok kısa bir süre içinde iflasların yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Burada yapılması gereken en doğru şey şudur: Aynı yazıhanede çalışan işletmeciler birleşmeli ve maliyetlerini ortak yönetmelidir. Biz bugün 40 firmanın servis organizasyonunu ve 10’dan fazla firmanın işletmeciliğini tek çatı altında nasıl topladıysak, yazıhaneci arkadaşlarımızın da artık ciddi şekilde oturup düşünmeleri gerekiyor. Bugün yazıhaneci dostlarımız arasında araçlarını sigorta yaptıramayan işletmeler olduğunu görüyoruz. Durum gerçekten çok ciddi bir noktaya geldi. Ben buradan tüm meslektaşlarıma açık bir çağrı yapıyorum: Birleşmenin yollarını bulun. Bu maliyetlerle tek başına ayakta kalma şansı artık yok.

Hassoy’da Otobüs: Bir Aidiyet Hikayesi Haber

Hassoy’da Otobüs: Bir Aidiyet Hikayesi

OTOBÜSÇÜLÜK, BENİM İÇİN “BABA MİRASI” 1983 Trabzon Of doğumluyum. Evliyim ve dört çocuk babasıyım. Bahçeşehir Üniversitesi İngilizce İşletme mezunuyum. Dört yaşındayken babamın işleri nedeniyle İstanbul’a taşındık. O dönem babam nakliye ve taşımacılık sektörünün içindeydi; aslında biz bu kültürün içinden gelen bir aileyiz. Bizde baba mesleği otobüsçülük. Babam uzun yıllar Ali Osman Ulusoy ile beraber Ulusoy bünyesinde ortak ve bireysel otobüsçülük yaptı. Çocukluğumdan bazı anılar hâlâ çok net. Otobüs direksiyonunun ortasında bir kapak olurdu; içinde şekerler saklanırdı. Babası otobüsçü olan herkes bilir… O kapağı açar, şekerleri alırdık. Küçük bir detay gibi görünür ama aslında bir kültürün parçasıdır. Sanıyorum o günlerden bize kalan en kıymetli miras; otobüse, yola ve bu mesleğe duyduğumuz yakınlıktır. Bu iş benim için sadece bir ticaret alanı değil; bir aidiyet, bir geçmiş ve bir hatıradır. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Üniversiteye Kocaeli Üniversitesi Turizm Bölümü’nde başladım; ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde İngilizce İşletme lisansımı tamamladım. Daha sonra yüksek lisans düşüncesiyle Amerika’ya gittim ancak ticaretin içine o kadar hızlı girdim ki akademik süreci başlatamadan üç yılın sonunda Türkiye’ye döndüm. Bir yandan da evlilik planım vardı. Orada kalıcı bir hayat kurmak istemedim. Ben her zaman kalabalık, çocuklu bir aile hayal ettim. Çocuklarımın kendi kültürümüzde büyümesini istedim. Bu nedenle Türkiye’ye dönmeyi tercih ettim. HER ZAMAN AİLEDEN BİRİYMİŞ GİBİ HİSSETTİM Yuva kurmak için Türkiye’ye döndükten sonra kurumsal firmalarla görüşmelere başladım. Aslında hikâye daha da özel bir anla başladı. Nişan törenime Ali Osman Ulusoy’un programı dolayısıyla kızı Hülya Ulusoy katıldı. İlk defa orada karşılaştık ve beni görüşmek için davet etti. Beraber Ali Osman Bey’le görüşmemiz hikâyenin başlangıcı oldu. O günlerde çok net bir duygu hissettim: Beni gerçekten aileden biri gibi kabul ettiler. Bu yaklaşım, aramızdaki sinerjiyi çok hızlı oluşturdu. Karşılıklı güven vardı; onlar bana inandı, ben de bu güveni boşa çıkarmamak için çalıştım. Başarının temelinde de bu karşılıklı uyumun olduğunu düşünüyorum. 2011 yılında bu yapının bir parçası oldum. O tarihten itibaren kendime 10 yıllık bir hedef koymuştum. Hassoy’daki yolculuğum satış danışmanı olarak başladı. Sonrasında satış müdürlüğü görevini üstlendim. Otobüs grubu zaten işin kalbi sayılabilecek, uzmanlık gerektiren bir alandı. Bugün geldiğim noktada ise genel müdürlük görevini yürütüyorum. Açık konuşmak gerekirse; otobüs satışından gelip genel müdürlük pozisyonuna yükselen çok fazla örnek yoktur. Türkiye’de bu anlamda iki isim sayabilirsiniz. 10 YIL BOYUNCA TİCARETİ SİZDEN ÖĞRENECEĞİM İşe başlarken hedeflerimi sorduğum da Ali Osman Bey’e çok net konuştum: “Gerekirse çantanızı taşıyacağım, gerekirse şoförlüğünüzü yapacağım. Ben 10 yıl boyunca sizden ticareti öğreneceğim. Sonra o koltukta oturacağım.” Benim için önemli olan, böyle bir ismin yanında mümkün olduğunca fazla vakit geçirmekti. Çünkü biliyordum ki ustalık temasla geçer. Gün boyu birlikte, çoğu zaman akşam geç saatlere kadar. Tabiri caizse 7/24 diyebileceğiniz bir çalışma düzeni vardı. Babamdan ve aile çevremden gelen bir zemin vardı ancak ben kendi yolumu çizmek istiyordum. Bu 10 yılı bir okul gibi görüyordum. Ticaretin inceliklerini, sektördeki dengeleri, iş kültürünü ve insan ilişkilerini öğrenmeyi istiyordum. Sadece kendi sorumluluk alanımla sınırlı kalmadım. Diğer şirketlerin süreçlerinde yer aldım, uluslararası temaslar yürüttüm, bürokrasiyle doğrudan temas ettim. Pek çok başlıkta görev aldım. Üstelik bunu zorunluluktan değil; öğrenme isteğinden ve gerçekten zevk aldığım için yaptım. Mesai harcadım, gözlemledim, not aldım, uyguladım. Kendimi yetiştirmek istedim. 1 Ekim 2014’te merhum Ali Osman Ulusoy’un vefatına kadar kendisiyle yakın çalışma fırsatı buldum; bana vizyon kazandırdı, farklı bakış açısını ve iş disiplinini öğretti. Vefatının ardından görevi, zaten birlikte çalıştığımız Hülya Ulusoy devraldı. O dönemde de aynı güven, aynı kararlılık ve aynı uyumla yolumuza devam ettik. 2017 yılının Ekim ayında genel müdürlük görevini devraldım. Hülya Ulusoy’un liderliğiyle; kızları Ahsen Aydın ve Gülşah Helva’nın yönetime dahil olması ve Hülya Hanım’ın oluşturduğu üst düzey yönetim kadrosunun uyumu sayesinde güçlü bir yönetim yapısı ortaya çıktı. O günden bu yana, aynı güven ortamı ve ortak vizyon doğrultusunda her geçen gün gücümüze güç katmaya devam ediyoruz. 2025 KONTROLLÜ GEÇTİ, 2026’NIN İKİNCİ YARISINA UMUTLUYUM 2025 yılı tek kelimeyle tanımlamak gerekirse “kontrollü” geçti. Yatırımcı tarafı daha temkinliydi. Açıkçası piyasanın daha rasyonel bir zemine oturduğunu düşünüyorum ne aşırı şişkin ne de panik havasında bir dönem yaşandı. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, küresel ekonomik dalgalanmalar, yüksek faiz ortamı ve finansmana erişim maliyetleri doğal olarak yatırımcıyı düşündürdü. Özellikle ticari araç tarafında finansman maliyetleri karar süreçlerini doğrudan etkiledi. Önceki yıllarda enflasyonist ortamda fiyat artışlarının hızlanması, “ihtiyacı olmasa da yatırım amacıyla alım yapan” bir müşteri profili oluşturmuştu. Küçük bir beklenti bile hızlı karar için yeterli olabiliyordu. 2025’te ise daha hesaplı, daha analiz eden bir müşteri yapısı gördük. Bu aslında sektör açısından sağlıklı bir normalleşmeydi. Dolayısıyla 2025’i bir “denge yılı”, 2026’yı ise doğru koşullar oluştuğunda yeniden ivmelenme yılı olarak görüyorum. OTOBÜS SADECE BİR ARAÇ DEĞİL, BİR MİRAS Mercedes-Benz Türk bayileri arasında otobüs satışının bizim için her zaman ayrı bir yeri vardır. Merhum Ali Osman Ulusoy’un otobüsçü geçmişi nedeniyle bu işin Hassoy’da kendine özgü bir ruhu bulunur. Hatta Ali Osman Bey’in vefatının ardından sektörde sıkça şu yorumlar yapılırdı: “Otobüs işi Hassoy’da zorlanır. O boşluk dolmaz. Satışlar eski seviyesine ulaşamaz.” Açık söylemek gerekirse, bu yaklaşım bizi geri çekmedi; tam tersine motive etti. Üzerimize bir sorumluluk ve misyon yükledi. Biz de o bayrağı daha ileri taşımak için ekip olarak kararlılıkla çalıştık. Bu süreçte Hülya Ulusoy’un desteği çok kıymetliydi. Her zaman arkamızda durdu ve bize olan inancını açıkça hissettirdi. Bu güven de başarının önemli yapı taşlarından biri oldu. Bugün sonuçlara baktığınızda; son 8 yıldır üst üste otobüs satışında Türkiye birincisiyiz. Tek lokasyonda pazar payımızı %20’nin üzerine çıkardık. Hem sıfır araç hem de ikinci el tarafında güçlü, sürdürülebilir ve istikrarlı bir performans ortaya koymaya devam ediyoruz. 2025 yılında elde ettiğimiz başarılar da bu istikrarın somut göstergesi oldu. 2025 Mercedes-Benz Otobüs Satış Adedi Birincilik Ödülü 2025 Mercedes-Benz Otobüs Satış Sistematiği Üçüncülük Ödülü 2025 Mercedes-Benz Lig Otobüs Şampiyonluğu 2025 Mercedes-Benz Lig Busstore Birincilik Ödülü Bu başarı bireysel değil; güçlü bir ekip ruhunun ve yıllara yayılan disiplinli çalışmanın sonucudur. Bu vesileyle satış müdürüm Cenk Soydan, satış danışmanlarımız Selçuk Köse ve Rahime Karnap başta olmak üzere, arka planda büyük emek veren tüm çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum, bu başarı hepimizin. 2025 yılı otobüs sektörünün dinamikleri biraz daha farklı çalıştı. Bildiğiniz üzere ön ödemeli satış sistemi söz konusu. Şu an itibarıyla Temmuz–Ağustos dönemine kadar hedeflerimizin büyük kısmını satmış durumdayız. Bu da talebin tamamen devam ettiğini, mecburen zamana yayıldığını gösteriyor. İkinci el otobüs tarafında da oldukça güçlüyüz. Çünkü biz otobüs işini biliyoruz. Burada mütevazı davranmayacağım: Sezonun ne zaman hareketleneceğini sektörde birçok kişi öngörebilir; ancak o hareketi doğru zamanda, doğru stokla ve doğru fiyatlama stratejisiyle yönetmek ayrı bir uzmanlık gerektirir. Sıfır araç tarafında teslim süreleri 6–7 ayı bulurken, ikinci el pazarı sezonsal olarak çok daha hızlı reaksiyon verir. Biz de portföyümüzün genişliği ve sahadaki reflekslerimiz sayesinde bu geçişleri doğru yönetiyoruz. Normalde yatırımlar kasım–aralık döneminde yapılır ve yeni yıla hazırlık o şekilde tamamlanır. Ancak 2024’ün son iki ayı oldukça durağandı. Buna karşın 2025’in ocak, şubat ve mart aylarında ikinci elde ciddi bir ivme yakaladık. Stoklarımız hızlı şekilde eridi. Bu deneyimden yola çıkarak 2026’ya daha hazırlıklı girdik. Ancak geçtiğimiz yılki erken hareket bu sene şubat sonu itibarıyla kendini gösterdi. Öngörümüz, mart ayında hız kazanacağı ve bu temponun haziran ayına kadar devam edeceği yönünde. Ben 2026’nın özellikle ikinci yarısında daha pozitif bir tablo bekliyorum. Faizlerde olası bir geri çekilme, finansmana erişimin kolaylaşması ve turizm tarafındaki hareketlilik sektöre doğrudan yansıyacaktır. Ayrıca şehirlerarası taşımacılıkta yaşlanan araç parkı da önümüzdeki dönemde yenileme ihtiyacını artıracaktır. Bunun temel sebebi şu: Ekonomik anlamda piyasada bir miktar rahatlama olacağını düşünüyorum. Son iki–üç yıldır baskılanmış bir yapı söz konusu. Yüksek finansman maliyetleri, kontrollü kredi politikaları ve genel temkinli hava uzun süre devam etti. Ancak bu durumun kalıcı olması mümkün değil; piyasa doğası gereği bir denge arayışına girer. Önümüzdeki dönemde çeşitli ekonomik dinamiklerle bir gevşeme yaşanacağını öngörüyoruz. Kimileri bunu “seçim ekonomisi” perspektifiyle değerlendiriyor olabilir; ancak ben daha yapısal ve kaçınılmaz bir normalleşme süreci bekliyorum. Piyasa bir noktadan sonra yeniden yatırım refleksi üretir. Özellikle ticari araç tarafında ertelenmiş talep birikir ve doğru koşullar oluştuğunda hızlı şekilde devreye girer. Biz de ikinci yarıda bu birikmiş talebin sahaya yansıyacağını düşünüyoruz. 2025 KAMYON HEDEFİMİZ 206’YDI, 518 İLE KAPATTIK Kamyon grubunda 2025 yılını oldukça güçlü geçirdik. Yıla 206 adetlik bir hedefle başladık; yılı 518 adetle kapattık. Bu da yaklaşık %151 oranında hedef aşımı ve %251 hedef gerçekleştirme anlamına geliyor. Yatırımcı olarak pazarda talep vardı ancak fiyatlama tarafında dönem dönem zorlandığımız zamanlar oldu. Artan maliyetleri aynı esneklikle fiyatlara yansıtmak her zaman mümkün olmadı. Karlılık açısından sıkı bir yönetim gerektiren bir yıl oldu. Buna rağmen süreçleri doğru yöneten ve koşullardan en verimli şekilde faydalanan bayilerden biri olduk. 2025 yılı performansımız ödüllerle de taçlandı: 2025 Yılı Kamyon Satış Payını En Çok Artıran Bayi – Türkiye İkinciliği 2025 Yılı En Yüksek Kamyon Servis Sözleşmesi Penetrasyonu – Türkiye Birinciliği Bu sonuçlar sadece satış adedi değil; sürdürülebilir müşteri yönetimi ve satış sonrası bağlılığın da güçlü olduğunu gösteriyor. Tecrübeli bir ekimiz var. Satış müdürümüz Muharrem Eğrioğlu ve ekibini başarılarından ötürü tebrik ederim. Dengeli bir müşteri portföyüne sahibiz. Operasyonlarımızı temelde üç ana segmentte sınıflandırabiliriz: uluslararası nakliyat, inşaat ve kamu. En güçlü olduğumuz alanlardan biri kamu ve kamuya iş yapan müşteri portföyümüz. Özellikle kamu üst yapılı araçlarda ciddi bir uzmanlık ve referans birikimi oluşturduk. Bu alanda sadece satış yapmıyor; süreç, ihale dinamikleri ve teknik gereksinimler konusunda da derin bir tecrübeye sahibiz. Ancak kamu segmenti dönemsel olarak hareket eder. Bu nedenle doğru planlama, zamanlama ve müşteriyle kesintisiz iletişim kritik önemdedir. Süreci doğru okumak ve hazırlıklı olmak başarıyı belirleyen temel unsurdur. Elbette performansımızı yalnızca kamu segmentine bağlamak doğru olmaz. Kamu, uluslararası nakliyat ve inşaat segmentlerini dengeli şekilde yönetiyoruz. Bu çeşitlilik, dalgalı piyasa koşullarında risk dağılımı açısından bize önemli bir avantaj sağlıyor. Kısacası kamyon tarafında 2025 yılı; hacim, pazar payı ve servis sözleşmesi penetrasyonu açısından güçlü bir yıl oldu. Önümüzdeki dönemde de kontrollü, sürdürülebilir ve kârlı büyüme anlayışımızı koruyarak ilerlemeye devam edeceğiz. HAFİF TİCARİ ARAÇLARDA MESELE PAZAR DEĞİL, MAKASIN AÇILMASI Hafif ticari araçlar pazarında bölgesel olarak zorlandığımız bir dönemden geçiyoruz. Dışarıdan bakıldığında Trabzon ve Karadeniz turizmi hareketli görünse de sahada farklı dinamikler var. Araç parkımız yaşlı, fiyatlar ile gelir seviyesi arasındaki makas giderek açılıyor. Bu makası kapatmak kolay değil; işletmeler, dönüşüm kararlarını daha temkinli alıyor. Bunun yanında, bölgede büyük kurumsal şirket sayısı sınırlı olduğundan personel taşımacılığı da yaygın değil. Ayrıca nüfusa oranla okul ve öğrenci taşımacılığı da daha az gelişmiş durumda. Bu da büyük filo alımlarını doğal olarak kısıtlıyor ve hafif ticari araçlar pazarın potansiyelini daraltıyor. Rekabetin yüksek olduğu bu ortamda, ödeme kolaylıkları sunulsa bile işletmeler büyük yük altına girmekte tereddüt edebiliyor. Yine de tabloyu tamamen olumsuz okumak doğru olmaz. Kademeli bir dönüşüm var; eski araçlar yavaş yavaş yenileniyor. Biz de bu süreci müşterinin gerçekliğine uygun, sabırlı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yönetiyoruz. OTOMOBİL PAZAR PAYIMIZI HER GEÇEN YIL ARTTIRIYORUZ Otomobil satışında da önemli başarılara imza attık. 2021 ve 2022 yıllarında üst üste “Yılın En İyi Satış Bayisi” seçildik. 2023’te ise bu başarıyı kıl payı kaçırdık. Ancak bu da bize, her yıl aynı istikrarla çalışmanın ve her koşulda motivasyonumuzu korumanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Satış adetlerimiz neredeyse 400’lü rakamlara ulaştı ve bu büyüme sadece sayı değil, stratejik bir gelişimin de göstergesi. Hem adet olarak büyüyor hem de ekibimizi güçlendiriyoruz. Satış danışmanı sayımızı artırırken, ikinci el alanında da yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, yeni bir ikinci el satış müdürü pozisyonu oluşturduk ve ekip daha da güçlendi. Her geçen yıl, ikinci elde de ivmemizi artırıyoruz. Yani hem rakamlar hem de organizasyon yapımız, geleceğe daha hazırlıklı ve daha sağlam adımlarla ilerliyor. SATIŞ SONRASI HİZMETLERDE %50 BÜYÜME VE 6 FARKLI KATEGORİDE DERECE 2025 yılı, satış sonrası hizmetler açısından Hassoy için oldukça verimli bir dönem oldu. Özellikle ağır vasıta tarafında ciddi bir operasyonel yoğunluk yaşadık. Artık kapasitemizin neredeyse tamamına ulaşmış durumdayız. Burada konu araç sayısı değil; fiziksel alan. Teknik ekip gücünüz, bilgi birikiminiz ve iş disiplininiz ne kadar iyi olursa olsun, alan sınırlaması büyümenin doğal eşiğini belirliyor. Buna rağmen 2025 yılında hem operasyonel verimlilikte hem de ciro tarafında yaklaşık %50 oranında büyüme yakaladık. Araç çıkış sayımızdaki artış, ciromuza da paralel şekilde yansıdı. Bu performansımız, yıl içinde aldığımız ödüllerle de teyit edildi. 2025’te toplam 6 farklı kategoride derece elde ederek satış sonrası organizasyonumuzun gücünü ortaya koyduk: 2025 MB Lig Otobüs Satış Sonrası Hizmetler Türkiye İkinciliği 2025 SSH Otobüs Toplam Atölye Cirosu Üçüncülük Ödülü 2025 SSH Otobüs Kaporta Atölye Cirosu İkincilik Ödülü 2025 SSH Otobüs SPS Ofansif Birincilik Ödülü 2025 SSH Otobüs S24S Müşteri Memnuniyeti Birincilik Ödülü 2025 SSH Kamyon Yedek Parça Servis Derecesi Birincilik Ödülü Açık konuşmak gerekirse, birçok başlıkta güçlü bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. Özellikle otobüs kaporta tarafında Türkiye’nin sayılı ve referans gösterilen bayilerinden biriyiz. Kaporta atölye cirosunda aldığımız derece tesadüf değil; yıllardır yaptığımız teknik altyapı yatırımlarının, ekip eğitimlerinin ve saha tecrübesinin karşılığı. Bizim için önemli olan hem kamyonda hem otobüste aynı güçle var olabilmek. Çoğu bayi tek bir segmentte derinleşir; biz ise iki ana ağır vasıta grubunda da güçlü bir servis yapısına sahibiz. Bu çift kulvarlı uzmanlık bizi pazarda ayrıştıran temel unsurlardan biri. Satış sonrası hizmetleri yalnızca ciro olarak okumuyoruz. Bu alan, müşteri bağlılığının ve marka güveninin inşa edildiği yerdir. Uzun vadeli başarı, burada kurulan disiplinli sistemle mümkün olur. TRABZON’DA YENİ TESİSİMİZLE GELECEĞİ PLANLIYORUZ Hassoy olarak önemli bir yatırım kararı aldık ve yeni bir lokasyona taşınmaya hazırlanıyoruz. Trabzon gibi düz ve geniş arsa bulmanın zor olduğu bir şehirde hem yol üzerinde hem ana güzergâh üzerinde hem de tek parça geniş bir alan bulmak gerçekten kolay olmadı. Uzun ve titiz bir sürecin ardından Çağlayan’da, Erzurum Yolu üzerinde yaklaşık 11 dönümlük bir arazi satın aldık. Bu alanda yaklaşık 4.000 m² kapalı alana sahip, geleceğe uygun ve kapasite artışına imkân tanıyacak bir tesis inşa edeceğiz. Aslında hedefimiz daha geniş bir yerleşim planıydı; çünkü ileriye dönük kapasite artışını bugünden kurgulamak istiyoruz. Ancak mevcut şehir planlama düzenlemeleri ve belediye prosedürleri doğrultusunda projeyi optimize ederek ilerliyoruz. Şu an üzerinde çalıştığımız konu, mevcut alan içinde maksimum verimliliği nasıl sağlayabileceğimiz. Mayıs ayı itibarıyla inşaata başlamayı planlıyoruz. Hedefimiz hızlı ilerlemek ve yaklaşık 10 aylık bir sürede projeyi tamamlayarak 2027 sezonunun ortasında yeni tesisimizde müşterilerimize hizmet vermek. Bu yatırım bizim için yalnızca metrekare büyütmek anlamına gelmiyor. Bu adım; uzun vadeli kapasite planlamasının, operasyonel verimliliğin ve sürdürülebilir büyüme vizyonumuzun somut bir yansıması. YENİ LOKASYONDA EKİBİ %25 BÜYÜTECEĞİZ Yeni lokasyonumuzda personel sayımızı yaklaşık %25 artıracağız. Yani 120 ila 130 kişilik bir ekip olacağız. “Bu yeni personeli nasıl bulacaksınız?” diye sorabilirsiniz. Biz bunu sistemli ve planlı şekilde yapıyoruz. Anlaşmalı okullarla, genç yetenekleri erken aşamada keşfedip, düzenli eğitimle onları yetiştiriyoruz. Böylece hem ekibimizi büyütüyor hem de kalite standartlarımızı koruyoruz. Yani yeni tesisimizle sadece alan değil, insan kaynağı kapasitemizi de bilinçli şekilde genişletiyoruz. Tabii, bu durum bize önemli bir maliyet yüklüyor. Ciddi eğitim masraflarımız var. Fakat en önemli nokta, bu yatırımların karşılığını uzun vadede fazlasıyla almayı planlıyoruz. Sonuçta yetişmiş, güvenilir ve istikrarlı bir ekip, uzun vadede hem müşteri memnuniyeti hem de kurumsal başarıyı getirir. Yani biz bu ek maliyetleri, geleceğe yapılmış bir yatırım olarak görüyoruz. Bugün dönüp baktığımda; bu yolculuğun sadece rakamlardan, ödüllerden ya da büyüme oranlarından ibaret olmadığını görüyorum. Bu bir mirasın devamı, bir emeğin kurumsallaşması ve sahada öğrenilmiş tecrübenin sistem haline gelmesidir. Bizim için başarı; istikrarlı bir aile yapısı, güçlü bir ekip ruhu ve doğru zamanda alınan cesur kararların birleşimidir. Merhum Ali Osman Bey’in bize bıraktığı bir söz vardır. Aslında bütün bu yolculuğu tek cümlede özetler: “Hayat bir tecrübedir. Her tecrübe zarardır, her zarar sermayedir. Yine de hayat mücadeledir.” Biz de bu mücadeleyi, öğrendiklerimizi sermayeye dönüştürerek ve her gün üzerine koyarak sürdürüyoruz. Hassoy’da yolculuk devam ediyor… Daha güçlü, daha planlı ve daha emin adımlarla.

Birlikten Güç Doğar Dedik, Kâmil Koç’la Yola Çıktık Haber

Birlikten Güç Doğar Dedik, Kâmil Koç’la Yola Çıktık

BU İŞE BODRUM’DA BİR MİNİBÜSLE BAŞLADIK 1985 Diyarbakır doğumluyum. Bodrum’a gelişimiz 2009 yılına dayanıyor. O dönem tek bir minibüsle Bodrum’da taşımacı bir firmaya kiralık olarak çalışmaya başladık. Açıkçası o zamanlar bu işin bizi bu noktalara getireceğini düşünmüyorduk. Kendi firmamız yoktu, tamamen taşıma işi yapıyorduk. Turizm taşımacılığıyla tanışmamız da o yıllara denk geliyor. Bodrum gibi maliyetlerin yüksek, rekabetin sert olduğu bir yerde ayakta kalmak kolay değil ama biz başından beri günü kurtarmayı değil, kalıcı olmayı hedefledik. 2016 yılında kendi firmamı kurarak turizm taşımacılığına resmen başladım. Bozkaplan Turizm olarak faaliyet gösterdik. 2019 yılında Agenda’yı açtım. Bu süreçte hem sahayı öğrendik hem de Bodrum’un gerçeklerini daha iyi gördük. 2025 yılına geldiğimizde ise Mavi Bodrum Seyahat’i kurduk. Yani bugün gelinen nokta bir anda olmadı; adım adım, sabırla ve ciddi emekle oluştu. BODRUM GİBİ ZOR BİR PAZARDA KISA SÜREDE HIZLA ÖNEMLİ BİR YER EDİNDİK Son üç–dört yıldır turizm sektöründe ciddi bir daralma görüyoruz. Bu durum bizi de ciddi şekilde etkiledi. Araçlar yatıyor ama masraflar yatmıyor. Sigorta, bakım, personel giderleri devam ediyor. Minibüsleri sürekli yatırmak istemedik. Bu yüzden şehirlerarası taşımacılıkta bir boşluk ve potansiyel gördük. Bu alana tamamen yabancı değildim. Daha önce bireysel işletmeci olarak çalışmışlığım vardı. Şehirlerarası taşımacılığın mutfağını bilen biriyim. Bu tecrübeyle otobüs yatırımlarına yöneldik. 2025 yılında Mavi Bodrum Seyahat’i kurduk. Bir yıl boyunca ciddi emek verdik. Bodrum gibi zor bir pazarda firmanın kısa sürede tutulması bizim için önemli bir göstergedir. Doğru zamanda doğru bir karar verdiğimizi düşünüyorum. KURUMSAL BİR YAPININ İÇİNDE OLMAK DAHA DOĞRU BİR KARAR Kâmil Koç’la yollarımız Ege Bölge Müdürü Orhan Bey sayesinde kesişti. Bodrum’da karşılaştık, sohbet ettik, çay içtik. Daha sonra İzmir’de kendisinin misafiri oldum. Uzun uzun konuştuk, dertleştik. Sektörün nereye gittiğini, firmaların nasıl ayakta kalabileceğini değerlendirdik. Bana “Kâmil Koç’a katılmayı düşünür müsün?” dedi. Ben de “Neden olmasın?” dedim. Böyle bir dönemde tek başına hareket etmektense güçlü ve kurumsal bir yapının içinde olmanın daha doğru olacağını düşündüm. Yaklaşık sekiz ay boyunca istişare ettik. Bizim eksiklerimiz, onların beklentileri, sistemleri, operasyon yapıları… Hepsini masaya yatırdık. Şartlarımızı netleştirdik, ortada buluştuk. Ankara’da yapılan görüşmelerden sonra bu işe onay verdik ve Kâmil Koç bünyesine dahil olduk. Bu süreç kolay olmadı ama doğru bir karardı. KÂMİL KOÇ GÜVEN, SİSTEM VE RAHATLIK DEMEK Kâmil Koç benim için büyük, güçlü ve güven veren bir marka. Türkiye’nin çok büyük bir kısmını taşıyan, köklü bir firma. Personel yapısı, operasyon gücü ve sistemi çok sağlam. Bu da sahada bize ciddi bir rahatlık sağlıyor. Bodrum’daki yazıhaneyi devraldıktan sonra ilk iş olarak personelle toplu bir toplantı yaptım. Hiçbir eski personeli çıkarmadım. Sadece nasıl çalışmak istediğimi, hangi düzeni görmek istediğimi anlattım. Bireysel işletmeci olduğum dönemden kalan bazı alışkanlıkları geride bırakmak gerekiyordu. Bu konuda ciddi yol aldık. Zaten bunu sahada herkes hissetti. Geçen gün Erzurum seferinden gelen bir kaptan “Abi yazıhane mi değişti?” dedi. Bu küçük gibi görünen detaylar aslında çok şey anlatır. Kâmil Koç Bodrum’da daha önce günlük 5–6 sefer yapıyordu. Kısa sürede bu sayıyı 17–18 sefere çıkardık. Yaz sezonunda hedefimiz günlük 45–50 sefer. Ankara, Eskişehir, İstanbul, Erzurum, Yozgat hatlarımız var. Mersin, Hatay ve Van için de çalışmalar sürüyor. ÖDEMELERİMİZ ERTESİ GÜN HESABIMIZA GEÇİYOR Ödeme sistemi benim için en kritik konulardan biriydi. Kâmil Koç’ta ödemeler ertesi gün saat 15.00’te hesabımıza geçiyor. Bunu özellikle ben istedim. Aylık çalışan da var ama ben günlük ödemeyi tercih ettim. Çünkü nakit akışı bizim işimizde çok önemli. Lastik, bakım, akü, ikram, personel… Bunlar beklemez. Kamil Koç bu konuda işletmecinin tercihine göre düzenleme sağlıyor. Bu da bizim için büyük kolaylık demek. Destek tarafı da çok güçlü. Geçen gün İzmir’de bir aracımızın lastiği yolda patladı. Kâmil Koç’un sistemi üzerinden anında müdahale edildi, araç kısa sürede tekrar yola çıktı. Müşteri ilişkileri, çağrı merkezi ve operasyon tamamen merkezden yönetiliyor. Yolcuyla ilgili hemen hemen her konu profesyonel ekiplerce hızlı ve başarılı bir şekilde yönetiliyor. Böylece biz sahada sadece işimize odaklanıyoruz. İŞLERİMİZİN İYİ İLERLEMESİ İÇİN CİDDİ EMEK HARCIYORUZ Ben bu işin mutfağından geldim. Bireysel işletmecilik yaptım, yazıhanede çalıştım, kaptanın ne yaşadığını da çok iyi bilirim. O yüzden gelen kaptanı buyur ederim, çayını, kahvesini ikram ederim. Gerekirse yemeğini yer, dinlenir. İnsan yoruluyor bu işte. Bunu bilmeden yönetici olunmaz. Bodrum’da esnafla ilişkilerimiz çok güçlü. İnsanlar bizi tanıyor, güveniyor. Bilet almak isteyen arayıp bize soruyor. Ofisimiz şehir merkezinde olmadığı için acentelerle de görüşüyoruz. Son bir ayda yolcu artışını net şekilde hissediyoruz. Biz attığımız adımın sonuçlarından oldukça memnunuz. Yolcularımıza da bekledikleri kalitede, güvenli hizmeti sunmak için tüm personelimizle birlikte elimizden geleni yapıyoruz. Umarım Kamil Koç ile birlikte nice uzakları yakın yapmaya yıllar boyunca devam edeceğiz. İnşallah hem bizim hem de sektörümüz için çok daha güzel günleri birlikte yaşayacağız.

İşini Severek Yapıyorsan  En Doğru Tercih: Kâmil Koç! Haber

İşini Severek Yapıyorsan En Doğru Tercih: Kâmil Koç!

OTOGARIN SUYUNU İÇTİN Mİ BIRAKAMAZSIN Ben Orhan Şahin. Aslen Muş Malazgirtliyim ama Denizli’de doğup büyüdüm. 1982 doğumluyum. Evliyim, iki çocuğum var. 2010 yılından beri Kâmil Koç’ta yöneticilik yapıyorum. Aslında benim hikâyem Kâmil Koç’la 2008–2009 yıllarında, Denizli yazıhanesinde çalışmaya başlamamla başlıyor. Otobüsçülük bizim aile mesleğimiz. Babam ve amcam bu sektörün içindeydi. Yaklaşık 40–45 yıldır ailemiz Denizli Otogarı’nda faaliyet gösteriyor. Hâlâ Denizli Otogarı’nda 7–8 işletmemiz devam ediyor. Biz yazıhanecilikten gelmeyiz ama otogarın içinden geldik, o kültürle büyüdük. Ben ilkokuldan liseye kadar her yaz otogara gelirdim. Yardım ederdim, çalışırdım. O zaman büyükler derdi ki “Otogarın suyunu içtin mi bırakamazsın.” Gerçekten de öyle oldu. O dönem çok iyi bir basketbolcuydum. Spor hayatımın bir parçasıydı ama otogar da diğer parçasıydı. İnsanlara yardım etmeyi seviyordum. Hizmet sektörünü seviyordum. Otobüsçülük hoşuma gidiyordu. İnsanları bir yerden bir yere götürmek, onların hayatındaki en önemli anlara eşlik etmek… Üniversiteden dönen bir evladın mutluluğu da var, askere giden bir gencin hüznü de var. Hepsini bir arada yaşıyorsunuz. Bir de işin otomotiv tarafını hep sevdim. KÂMİL KOÇ BİR OKUL GİBİDİR Kâmil Koç’la tanışmamız acentelik süreciyle oldu. Acenteliğini yapıyorduk. İşimizi düzgün yaptık. Dürüst olduk. Kâmil Koç’un ahlakını, hizmet anlayışını benimsedik. Bizi sevdiler. 2010 yılının sonlarında süreç başladı, 2011’in ilk aylarında Denizli Otogarı’nda özmal yapıya geçerek birlikte çalışmaya devam ettik. O günden bugüne hâlâ buradayım. Denizli Otogar yöneticisi olarak başladım. Sonra otogar müdürü oldum. Ardından İzmir Otogar müdürlüğü geldi. Denizli devam ederken İzmir’i de üstlendim. Sonra bölge otogar müdürü, ardından bölge müdür yardımcısı ve bugün Ege Bölge Müdürü olarak görev yapıyorum. Kâmil Koç bir okuldur. Dürüst olursan, işini seversen, işi yaşarsan seni bir yerden alır başka bir yere taşır. Kamil Koç’ta eskiden beri liyakate çok önem verilir. Ekibe katılacak her bir personel özenle seçilir, ekibe dahil olan da içerideki ortamı, kendisine verilen değeri görünce bir daha ayrılmak istemez. Bu yapı geçmişten bu güne hiç değişmedi. Hala aynı gelenek sürüyor. O yüzden diyorum ki; işini düzgün yaparsan, Kâmil Koç seni emekli eder. EGE BÖLGESİ KÂMİL KOÇ’UN GÖZBEBEĞİDİR Şu anda Ege Bölgesi’nde 6 il ve 33 ilçe bana bağlı. Denizli ve İzmir özmal yapımız var. Denizli’de ve İzmir’de ekiplerimiz var. Bunun dışında host yönetimi, yer hizmetleri, yolcu ilişkileri, ikram birimi, kalite kontrol, özmal filo yapısı ve kaptan kadroları var. Her birimin ayrı yöneticisi var ama Ege’de hep birlikte tek hedef için çalışıyoruz: “Yol Arkadaşlarımızı” güvenli, kaliteli ve konforlu şekilde istedikleri yere ulaştırmak. Ege Bölgesi coğrafi olarak çok güçlü bir bölge. İstanbul’dan, Bursa’dan, Karadeniz’den gelen herkes İzmir üzerinden sahillere akıyor. Bodrum, Marmaris, Çeşme, Alaçatı, Kuşadası… Hepsi İzmir için geçiş noktası. İzmir artık sektörde adeta Afyon gibi bir merkez konumuna geldi. O yüzden Ege Bölgesi Kâmil Koç için her zaman ilk sıralardadır. Yıllardır bu bölgeye yatırım yapılır, kaliteli acentelerle çalışılır, güçlü araç yapısı ve personel kalitesi korunur. EGE’DE KEMİKLEŞMİŞ BİR YOLCU KİTLEMİZ VAR Ege Bölgesi’nde Kâmil Koç’un çok güçlü bir marka algısı var. İzmir’de, Aydın’da, Manisa’da, Denizli’de kemikleşmiş bir yolcu kitlesi bulunuyor. Üç ana yolcu grubumuz var. Yetişkin yolcumuz var; Mart ayında gelir, Haziran’daki seyahatini planlar. Oturur, çayını içer, koltuk seçimini yapar. Güneşi hangi taraftan görmek istediğini bile hesaplar. Öğrenci ve turizm yolcumuz var. Yazın sahillere yoğun akış olur. Kışın öğrenci ağırlığı artar. Ekonomik şartlar tabi ki sektörümüzü de etkiledi ama sadık yolcumuz hâlâ bizimle. Yol arkadaşlarımız şunu bilir: Ne olursa olsun Kâmil Koç verdiği hizmetin arkasında durur. Herhangi bir Kamil Koç otobüsünün herhangi bir koltuğuna oturduğu andan itibaren yüz yıllık tecrübenin güvenini hisseder. Yolculuğa karar verdiği andan itibaren Kamil Koç’un yüzlerce kalifiye personeli sadece onun güvenliği ve konforu için çalışır… İşte bu güven duygusu Kamil Koç’un en kıymetli hazinesidir. 100 YILLIK TECRÜBE İLE OPERASYONLARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Bugün Türkiye’de yüzlerce firma var ama büyük bir kısmı Kâmil Koç’la çalışmak istiyor çünkü Kâmil Koç’un işi sadece yolcuyu taşımak değil. Arka planda raporlama, planlama, muhasebe, hukuk, insan kaynakları, yolcu ilişkileri, pazarlama, bilgi teknolojileri gibi departmanlardan oluşan çok güçlü bir yapı var. Üstelik bu yapı dünyanın her yerinde karayolu yolcu taşımacılığı dendiğinde akla ilk gelen şirket olan Flix’in global vizyonuna sahip. Biz 100 yıldır yollardayız ama asla sabit, yeniliklere kapalı bir şirket değiliz. Yüz yıldır sürekli üstüne koyarak edindiğimiz tecrübemizi Global otağımız Flix ile birleştirmemiz bunun en güzel göstergesi. İşte bu sayede Türkiye’nin Kamil Koç’u olabildik. Ege Bölgesi’nde de organik birleşmelerimiz oldu. İş ortaklarımızla aile ortamı kurarak çalışıyoruz. Şeffafız. Global ortağımız Flix de dahil olmak üzere dünyanın her yerinde yöneticilerimiz, bizler ve iş ortaklarımız… Hepimiz aynı değerleri, aynı vizyonu paylaşıyoruz. Bireysel otobüsçülerle sürekli iletişim halindeyiz. Sektörün iniş çıkışlarını birlikte değerlendiriyoruz. Zor dönemlerde iş ortaklarımızın olası zararlarını nasıl en aza indiririz, daha yoğun dönemleri nasıl daha verimli geçiririz, hep birlikte planlıyoruz. Bu yüzden Kâmil Koç her zaman büyümeye, yol arkadaşlarına en güvenli, konforlu ve kaliteli hizmeti sunmaya devam ediyor. Her zaman söylediğimiz gibi biz sadece insanları a noktasından b noktasına taşımıyoruz. 100 yıllık tecrübemizle güven inşa ediyor, global vizyonumuzla yol arkadaşlarımızın hikayelerine ortak oluyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.