Hava Durumu

#Dijitalleşme

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kâmil Koç'un Her Birimi Çözüm Odaklı Becerilerle Donanmış Haber

Kâmil Koç'un Her Birimi Çözüm Odaklı Becerilerle Donanmış

ELEKTRONİKTEN BELEDİYEYE, BELEDİYEDEN KÂMİL KOÇ'A 1975 yılında Tirebolu'da doğdum. Evliyim, bir kız çocuğum var. Elektrik-Elektronik bölümü mezunuyum. Mezuniyet sonrasında araçların elektronik beyin yapıları ve ön konsol sistemleri üzerine çip tasarım süreçlerinde görev aldım; teknik dünyanın içinde geçirdim o yılları. Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışmaya başladım. Orada hem işletme kademelerinde görev üstlendim hem de Anadolu yakasında belediye otobüslerinde şoförlük yaptım. Direksiyonun arkasında geçirdiğim o yıllar, yolcu taşımacılığını sahadan tanımamı sağladı; bu deneyim ilerleyen süreçte işletmecilik anlayışımın temel taşlarından biri oldu. Belediyedeki görevimin ardından İstanbul Anadolu yakasında iki noktada Kâmil Koç acenteciliği aldık. Emeklilik hakkım gelince içimde net bir his oluştu: memlekete dönmek ve buradaki insanlara hizmet etmek. "Bu insanlarla bağ kurmak istiyorum, burada bir şeyler üretmek istiyorum" dedim ve Giresun işletmeciliğini devraldım. On dört yıldır aralıksız devam ediyorum. KÂMİL KOÇ AİLESİNDE OLMAKTAN ÇOK MUTLUYUM On dört yıllık işletmecilik sürecimde Kâmil Koç ile ilgili şunu net olarak söyleyebilirim: bu şirket çözüm üretmek üzerine kurulmuş. Yolcuya değer veriyor mu? Kesinlikle evet. Bir yolcuda şikâyet varsa, bunun kaynağı Kâmil Koç'un yapısından değil, işletme düzeyindeki bir aksaklıktan kaynaklandığını düşünüyorum. Kâmil Koç'un her birimi çözüm odaklı becerilerle donanmış; ihtiyaç duyduğumuzda her türlü desteği alabiliyoruz. Dijitalleşme konusunda da çok ilerideyiz. Kâmil Koç'ta her süreç artık yazılım tabanlı yürüyor; bu altyapının tüm imkânlarından eksiksiz yararlanıyoruz. Bilet satışından sefer takibine, yolcu bilgilendirmesinden operasyonel raporlamaya kadar sistemin gücü sahaya doğrudan yansıyor. Bu teknolojik destek, işletmeyi çok daha verimli yönetmemizi sağlıyor. SABAH 7.30'DAN GECE 23.00’A, SON ARAÇ GEÇENE KADAR BURADAYIZ Giresun'da işletmeciliği sadece bir ofis işi olarak görmüyoruz. Her sabah saat 7.30'da yazıhaneyi açıyoruz; son aracımız geçene kadar, bazen gece 23.00'e kadar sahadayız. Gerektiğinde köylere kadar çıkıp yolcularla yüz yüze konuştuğumuz dahi oluyor. Iğdır'dan gelen aracımız gibi uzun hat araçları için geç saatlerde nöbet tutuyoruz; yolcuyu karşılıyor, uğurluyoruz ancak o son araç kapıdan çıktıktan sonra evimize gidebiliyoruz. Bu tempoda çalışmak yorucu ama anlamlı. Her uğurlanan yolcu, her çözülen sorun bu işin gerçek karşılığını hissettiriyor. Kâmil Koç'un bayrağını bu şehirde layıkıyla taşımak, benim için bir sorumluluk olduğu kadar bir onur meselesi de. 14 YIL BOYUNCA ÖDEME NOKTASINDA HİÇ MAĞDUR OLMADIK On dört yıllık bu yolculukta Kâmil Koç ile ödeme konusunda hiçbir ciddi sorun yaşamadık. Paramız her zaman gününde hesabımıza geçti. Zaman zaman sistemsel bir aksaklıkla olduğunda bile gün sona ermeden ödeme gerçekleşti. On dört yılda mağduriyet yaşamak ne demek, bilmiyoruz… Bu güven, uzun soluklu bir işletme yürütmek için temel bir ihtiyaç. İşletme giderleri, personel ödemeleri, operasyonel maliyetler... Tüm bunların karşılanabilmesi için nakit akışının düzenli işlemesi şart. Kâmil Koç bu güvenceyi hiç sekteye uğratmadan sağladı. Bu da bize "iyi ki bu çatı altında devam ettik" dedirtiyor. KÂMİL ABİNİN ARABASI GELİYOR! Kâmil Koç'la olan bağım aslında çok daha eskiye dayanıyor; çocukluğuma kadar uzanıyor. Rahmetli babam bireysel otobüsçülük yapardı; 302 Mercedes'i vardı. Zaman zaman beni de sefere götürürdü yanında. O günlerden birini hiç unutmuyorum. Hendek taraflarında otobüs arıza yaptı. O yıllarda yoldan geçen araç sayısı bugünkü gibi değil; otobüste 17 yolcu var, babam telâşla gelen geçen araçlara el sallamaya çalışıyor ama kimse durmuyor. Yolun kenarında bekleyip duruyoruz. Derken, ta uzaktan bir Kâmil Koç arabası göründü. Babam, "Oh be, Kâmil abinin arabası! Kâmil Koç geliyor" dedi. Ben içimden, "Durup durmayacağı belli değil ki, çok uzakta" dedim ama araba yaklaştıkça selektör yandı. Babam el kaldırınca dörtlükleri yaktı ve yavaşladı. Kaptan indi, "Geçmiş olsun, bir ihtiyacın var mı?" diye sordu; ellerini sıktılar. Sonra, "Yolcu mu var gidecek? Harem'e kadar ben götürürüm, hiç sorun değil" dedi. Babam da bana döndü: "Oğlum, arabanın ne zaman düzeleceği belli değil. Sen Harem'e git, oradan ablanı aratırlar." O yıllarda cep telefonu yoktu; yazıhanedeki çevirmeli telefonlardan ablama haber gönderildi, eniştemle birlikte gelip beni aldılar. O güne kadar Kâmil Koç'u yalnızca uzaktan tanıyordum. O kaptan, yolun ortasında arızalı bir otobüsün yanında durup yardım eli uzattığında bu markanın ne anlama geldiğini çocuk yaşta hissettim. Yıllar sonra, işte o bayrağın altında işletmeci olarak duruyorum. Gurur mu duyuyorum? Her geçen gün biraz daha.

Ford Otosan’dan Ürün Geliştirmede Stratejik Atamalar Haber

Ford Otosan’dan Ürün Geliştirmede Stratejik Atamalar

Otomotiv sanayinin lider şirketi Ford Otosan, ürün geliştirme organizasyonunda gerçekleştirdiği yeni atamalarla mühendislik, teknoloji ve inovasyon odaklı dönüşümünü güçlendirmeyi sürdürüyor. Şirketin ürün geliştirme yapılanmasında hayata geçirilen bu atamalar kapsamında Tolga Şenoğuz Ürün Geliştirme Lideri, Canalp Gündoğdu Ürün Geliştirme Operasyonları Lideri, Simon Curwood ise Araç Donanım Sistemleri Mühendisliği Lideri olarak atandı. Yaklaşık üç yıldır Ürün Geliştirme Lideri olarak görev yapan Ian Foston ise 30 Haziran 2026 itibarıyla görevinden ayrıldı. Foston, görev süresi boyunca Ford Otosan’ın stratejik mühendislik dönüşümüne, ürün geliştirme yapılanmasının güçlenmesine ve Ford’un küresel ürün geliştirme ekosistemiyle entegrasyonun ilerlemesine önemli katkılar sundu. Ürün Geliştirme Liderliği görevine Tolga Şenoğuz atandı Tolga Şenoğuz, 1999-2007 yılları arasında Amerika’da bir otomotiv şirketinde sekiz yıl görev yaptıktan sonra 2007’de Ford Otosan’a katıldı. Şenoğuz, Ford Otosan’da tasarım ve analiz motor ve şanzıman geliştirme mühendisliği alanlarında farklı sorumluluklar üstlendi. 2018-2021 yılları arasında motor ve güç aktarma sistemleri mühendisliğine liderlik eden Şenoğuz, ardından ağır ticari araç mühendisliği alanında liderlik görevini yürüttü. 2021-2025 döneminde Ford Trucks Mühendislik Lideri olarak ekipler arası iş birliğini güçlendirdi; Ford Trucks & IVECO stratejik iş birliği dahil önemli projelere liderlik etti. Nisan 2025’ten bu yana Ürün Geliştirme Operasyon Lideri olarak görev yapan Şenoğuz, Ford Otosan’daki 18 yıllık deneyimiyle şirketin ürün geliştirme vizyonuna liderlik edecek. Ürün Geliştirme Operasyonları Liderliği görevine Canalp Gündoğdu atandı Canalp Gündoğdu, 2011 yılında göreve başladığı Ford Otosan’da, Ford Trucks iş geliştirme, Ford Otosan Akıllı Hareketlilik, İnovasyon, Yeni Girişimler, Girişim Yatırımları gibi farklı alanlarda görev aldı. 2019-2020 yılları arasında yurtdışı görevlendirmesiyle Ford’un Palo Alto ofisinde çalışan Gündoğdu, 2020-2022 arasında Akıllı Hareketlilik Lideri olarak Türkiye'nin ilk bağlantılı araç projesine liderlik etti. 2022-2024 yıllarında Büyüme ve Akıllı Hareketlilik İş Alanı Lideri, 2024-2026 döneminde ise Araç Donanım Mühendisliği Lideri olarak görev yapan Gündoğdu, kalite iyileştirme, maliyet optimizasyonu, yapay zeka ve dijitalleşme projeleri ile sistem seviyesinde yönetişimin güçlendirilmesine sunduğu katkılarla öne çıktı. Gündoğdu’nun yeni görevinde ürün geliştirme süreçlerinin etkinliğini daha da ileri taşıması hedefleniyor. Araç Donanım Sistemleri Mühendisliği Liderliği görevine Simon Curwood atandı Araç Donanım Sistemleri Mühendisliği Liderliği görevine atanan Simon Curwood ise Ford Motor Company’den Ford Otosan’a katıldı. Curwood, son olarak 2024-2026 yılları arasında Teknik Program Yönetimi Entegre Hizmetler Direktörü olarak görev yaptı. Daha önce ürün değeri yönetimi, otonom araç entegrasyonu ve gövde mühendisliği gibi alanlarda ABD, Asya-Pasifik ve Avustralya’da çeşitli liderlik görevleri üstlenen Curwood, küresel mühendislik deneyimiyle Ford Otosan’ın ürün geliştirme yetkinliğine katkı sağlayacak. Ürün geliştirmede güçlü liderlik yapısı Ford Otosan, gerçekleştirdiği bu atamalarla ürün geliştirmeyi; mühendislik gücünü, teknoloji üretme yetkinliğini ve geleceğin mobilite çözümlerine yönelik inovasyon kapasitesini destekleyen stratejik bir alan olarak konumlandırmayı sürdürüyor.

Tofaş Satış Sonrasında Geleceğin Müşteri Deneyimini İnşa Ediyor! Haber

Tofaş Satış Sonrasında Geleceğin Müşteri Deneyimini İnşa Ediyor!

Türkiye'nin öncü ve lider mobilite şirketlerinden Tofaş, otomotiv sektöründe yaşanan elektrifikasyon, dijitalleşme ve bağlantılı araç dönüşümünü müşteri deneyimi odağında yeniden şekillendiriyor. Satış öncesinden satış sonrasına, finansmandan sigortaya, ikinci elden bağlantılı araç hizmetlerine kadar uzanan müşteri yolculuğunu uçtan uca yöneten Tofaş, güçlü satış sonrası organizasyonu, yaygın servis ağı, dijital çözümleri ve yeni nesil hizmet modelleriyle müşterilerine araç sahipliği sürecinin her aşamasında kesintisiz destek sunuyor. Türkiye'nin en güçlü satış sonrası organizasyonu! Yaklaşık 7 milyon araç parkı ve kusursuz müşteri memnuniyeti ile kullanıcılarına hizmet veren Tofaş; 130’u elektrikli araçlara da hizmet veren 369 yetkili servis noktası, 38 bölgesel ve 2 merkezi yedek parça deposu, 8 bini aşkın servis çalışanı, 2 bin araçlık ikame araç filosu ve yılda yaklaşık 600 bin müşteri temasını yöneten Müşteri İlgi Merkezi ile Türkiye'nin en kapsamlı satış sonrası organizasyonlarından birini sürdürüyor. Otomotiv sektörünün çok büyük bir dönüşüm içerisinde olduğunu söyleyen Tofaş Satış Sonrası ve Yedek Parça Direktörü Hüseyin Şahin, “Elektrifikasyondan dijitalleşmeye, bağlantılı araçlardan yeni mobilite çözümlerine kadar sektörümüzde çok önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Buna paralel olarak müşteri beklentileri de dönüşüyor. Ancak değişmeyen tek konu müşteri deneyiminin önemi. Biz de Tofaş olarak satış öncesinden satış sonrasına kadar müşterimizin tüm yolculuğunu uçtan uca ele alıyor, yatırımlarımızı ve organizasyonumuzu bu anlayış doğrultusunda geliştiriyoruz” dedi. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç parkının hızla büyümeye devam ettiğini vurgulayan Hüseyin Şahin, şöyle devam etti: “Bu büyüme, satış sonrası hizmetlerin öneminin her geçen gün arttığı anlamını taşıyor. Bugün Türkiye'de toplam araç parkı 24 milyon adede ulaşırken, araçların yaklaşık yüzde 41'ini 16 yaş ve üzerindeki araçlar oluşturuyor. 20 yaşın üzerindeki araç sayısı ise 7,6 milyonu aşmış durumda. Yaklaşık 9 milyar Euro büyüklüğe ulaşan satış sonrası pazarı, otomotiv sektörünün en stratejik alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Biz de Tofaş olarak araç parkında FIAT, Alfa Romeo, Jeep, Maserati, Peugeot, Citroën, Opel ve DS Automobiles markalarıyla birlikte yaklaşık 7 milyon büyüklüğe sahibiz. Bu dev parka hizmet verebilmek için Türkiye genelindeki 369 yetkili servis noktası, 8 bini aşkın servis çalışanı ve yüzde 98 seviyesindeki servis kapsama oranıyla müşterilerimize kesintisiz satış sonrası hizmet sunuyoruz. Bursa ve İzmir'deki ana dağıtım merkezlerimizin yanı sıra Türkiye'nin yedi bölgesine yayılmış 38 bölgesel yedek parça deposundan oluşan güçlü lojistik ağımız sayesinde günlük 151 farklı noktaya sevkiyat gerçekleştiriyor, aylık yaklaşık 2 milyon parçayı servis ağıyla buluşturuyoruz. Böylece bir yandan müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu yedek parçalara en kısa sürede ulaşması sağlanırken diğer taraftan da satış sonrası hizmetlerde hız ve süreklilik de desteklenmiş oluyor.” Müşteri yolculuğu uçtan uca yönetiliyor! Tofaş, müşteri deneyimini yalnızca araç satın alma veya servis ziyareti olarak değerlendirmiyor. Müşterinin araç satın alma fikrinin oluştuğu ilk andan başlayarak araştırma, finansman, sigorta, teslimat, kullanım, bakım, onarım, ikinci el değerleme ve yeniden araç tercihine kadar uzanan tüm süreçleri tek bir müşteri yolculuğu olarak ele alıyor. Bu kapsamda müşteriler hem fiziksel hem de dijital kanallar üzerinden ihtiyaç duydukları hizmetlere kolaylıkla ulaşabiliyor. Araçlarını showroom'da incelemek isteyen müşteriler fiziksel deneyimi tercih ederken, dijital kanalları kullanmak isteyen müşteriler de teklif alma, bilgi edinme ve birçok işlemi online olarak gerçekleştirebiliyor. Müşteriler diledikleri noktada fiziksel ve dijital deneyimler arasında kesintisiz geçiş yapabiliyor. Tofaş’ın “Müşteri 360” yaklaşımı sayesinde ise müşterilerin bayi, servis ve diğer temas noktalarındaki deneyimleri bütünsel olarak değerlendiriliyor. Böylece müşterilerin ihtiyaçları daha hızlı analiz edilirken, kişiselleştirilmiş çözümler sunulabiliyor. Koç Stellantis Finansman, Koç Stellantis Sigorta gibi iştirakler ve Uzatılmış Garanti, Full Servis, Acil Yol Yardım Ekstra Paketi, Marka Kasko ve CareMagic gibi ürün ve hizmetler de müşterilerin araç sahipliği maliyetlerini daha öngörülebilir hale getirirken, araçların performansını ve ikinci el değerini korumaya katkı sağlıyor. Peugeot, Opel, Citroen ve DS Automobiles markalarının da Tofaş çatısı altında birleşmesi ile birlikte müşterilerine olan sorumluluklarının daha da arttığını belirten Hüseyin Şahin, Tofaş’ın 58 yıllık endüstriyel, AR-GE, ürün ve hizmet tecrübesini tüm markalara yaygınlaştırmak için yoğun bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirtti. Elektrikli araçlara güçlü altyapı! Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte satış sonrası hizmetlerde de yeni uzmanlık alanları oluşuyor. Tofaş, yaklaşık altı yıldır sürdürdüğü yatırımlarla elektrikli araçlara yönelik servis altyapısını sürekli güçlendiriyor. Bugün itibarıyla Tofaş bünyesindeki 319 yetkili servis elektrikli araçların periyodik bakım ve onarım hizmetlerini verebilir seviyeye ve 211 servis de batarya değişimi ve yüksek voltaj sistemlerini kapsayan ileri seviye onarım yetkinliğine sahip olmak için yatırımlarını tamamlamış durumda. Elektrikli araç servis standartlarını belirleyen TSE K646 kapsamında ise 130 yetkili servis gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamladı. Tofaş, elektrikli araç kullanıcılarına yalnızca bakım ve onarım hizmeti sunmakla kalmıyor; şarj çözümleri, ev tipi şarj ünitesi veya mobil şarj hizmetleri ile farklı mobilite çözümlerini kapsayan özel hizmet paketleriyle de müşterilerinin elektrikli araç kullanım deneyimini destekliyor. Müşteri İlgi Merkezi çözüm odaklı yaklaşımıyla dikkat çekiyor! Tofaş'ın müşteri deneyimi stratejisinin merkezinde Bursa'da faaliyet gösteren Müşteri İlgi Merkezi yer alıyor. Yaklaşık 180 kişilik uzman ekip tarafından yönetilen merkez, yılda yaklaşık 600 bin müşteri temasını yönetirken; satış öncesinden satış sonrasına, sigortadan yedek parçaya, ikinci el hizmetlerinden bağlantılı araç teknolojilerine kadar uzanan geniş bir ekosisteme destek veriyor. Müşteri İlgi Merkezi'nin klasik çağrı merkezi anlayışının ötesinde bir yaklaşımla yapılandırıldığını belirten Hüseyin Şahin, "Müşterilerimize bu kadar önem verirken ve müşteri deneyimini işimizin merkezine koyarken, yalnızca talepleri kayıt altına alan bir çağrı merkezi anlayışıyla ilerlemek istemedik. Bu nedenle 2016 yılında yaklaşımımızı tamamen değiştirerek çözüm odaklı çalışan Müşteri İlgi Merkezi yapısını oluşturduk. Bugün hedefimiz, müşterilerimizin ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede karşılamak, anlık çözüm üretemediğimiz durumlarda ise süreci yakından takip ederek en hızlı şekilde geri dönüş sağlamak. Müşteri İlgi Merkezimiz sadece destek veren değil, aynı zamanda müşterilerimizi ürün ve hizmetlerimizle buluşturan önemli bir temas noktası olarak faaliyet gösteriyor." dedi. Mobiliteyi kesintisiz hale getiren hizmetler! Tofaş, satış sonrası hizmetlerde müşterilerin günlük yaşamının kesintiye uğramamasını öncelikleri arasında görüyor. Özellikle garanti kapsamındaki araç onarımlarında aynı gün teslim edilemeyen araçlar için müşterilerine ikame araç desteği sunan şirket, bugün bayileri aracılığıyla yaklaşık 2 bin araçlık ikame araç filosunu yönetiyor. Yol yardım hizmetlerinden mobilite çözümlerine kadar uzanan destekler sayesinde müşterilerin araçları serviste bulunduğu süre boyunca günlük yaşamlarına kesintisiz devam edebilmesi hedefleniyor. Eurorepar Car Service hız kesmiyor! Tofaş'ın bağımsız satış sonrası pazarındaki markası Eurorepar Car Service ise marka ve model ayrımı gözetmeden tüm otomobil ve hafif ticari araç kullanıcılarına hizmet sunmaya devam ediyor. Türkiye'de yaklaşık 22,7 milyon araçlık parka hitap eden yapı, son yıllarda ulaştığı servis ağı, müşteri sayısı ve büyüme performansıyla dikkat çekiyor. 2021 yılında 85 servis noktasıyla faaliyet gösteren Eurorepar Car Service, bugün 72 şehirde 380 servis noktasıyla hizmet veriyor. Aynı dönemde yıllık servis girişleri 70 binden 250 bine yükselirken, Euro bazında cirosu da son dört yılda sekiz kat büyüdü. Eurorepar Car Service'in Türkiye'deki büyümesini değerlendiren Hüseyin Şahin, “Türkiye'de araç parkı büyüyor ve yaşlanıyor. Bu durum bağımsız satış sonrası pazarı için de önemli fırsatlar oluşturuyor. Eurorepar Car Service'i, marka, modeli ya da yaşı ne olursa olsun tüm araç sahiplerine kaliteli ve güvenilir hizmet sunan güçlü bir servis ağı olarak konumlandırıyoruz. Son dört yılda hem servis ağımızı hem de müşteri sayımızı önemli ölçüde artırdık. Bugün Avrupa'nın en güçlü Eurorepar Car Service organizasyonlarından birine sahibiz. Hedefimiz, yıl sonuna kadar 80 şehirde 450'nin üzerinde servis noktasına ulaşarak daha fazla müşteriyi Eurorepar Car Service kalite ve güvencesiyle buluşturmak.” diye konuştu.

Lojistik Sektörü; Ticaretin, Üretimin, İhracatın Ve Büyümenin Stratejik Taşıyıcısı Oldu Haber

Lojistik Sektörü; Ticaretin, Üretimin, İhracatın Ve Büyümenin Stratejik Taşıyıcısı Oldu

Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, küresel e-ticaretin önemli buluşma noktalarından olan Worldef İstanbul 2026 Fuarı’nda sektörün geleceğine ilişkin vizyonunu paylaştı. İstanbul Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen fuarın ikinci gününde düzenlenen “Lojistiğin Yeni Hikâyesi” başlıklı panelde konuşan Tarkan Türkel, lojistik sektöründeki dönüşüm dinamiklerini değerlendirdi. Worldef Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Orxan Isayev’in moderatörlüğünde gerçekleşen panele katılan Türkel, lojistiği sadece bir taşıma faaliyeti olarak görmediklerinin altını çizerek, “Lojistik; üretimin, ticaretin, sanayinin, ihracatın ve tedarik zincirinin sürdürülebilir şekilde işlemesini sağlayan stratejik bir alan. Bu nedenle hedefimiz müşterilerimize sadece taşıma hizmeti vermek değil, onların operasyonel verimliliğine, maliyet yönetimine ve büyüme hedeflerine katkı sağlayan güvenilir bir iş ortağı olmak. Sürat Lojistik olarak odağımız; esnek, ölçeklenebilir, teknolojiyle desteklenen ve müşteri ihtiyacına göre şekillenen lojistik çözümler geliştirmek. Bugün sektörde fark yaratmanın yolu sadece araç kapasitesinden değil, doğru planlama, güçlü tedarikçi yönetimi, hızlı aksiyon alma kabiliyeti ve güvenilir operasyon yapısından geçiyor” değerlendirmesinde bulundu. ŞİRKETLERİN REKABET GÜCÜNÜ DOĞRUDAN ETKİLİYOR Lojistiğin şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik alanlardan biri olduğuna da dikkat çekerek, ürünlerin doğru zamanda, doğru maliyetle ve güvenli şekilde teslim edilmesinin kritik önem taşıdığını ifade eden Türkel sözlerine şöyle devam etti: “Lojistik süreçlerinde yaşanan aksaklıklar operasyonların yanı sıra, müşteri memnuniyetini, satış performansını ve marka algısını da etkiliyor. Lojistik artık işletmelerin arka plandaki destek fonksiyonundan da öte büyüme stratejilerinin önemli bir parçası. Özellikle maliyetlerin arttığı, tedarik zincirlerinde kırılganlıkların yaşandığı ve hız beklentisinin yükseldiği bir dönemde lojistik yönetimi çok daha kritik hale geldi. Şirketler lojistik iş ortaklarından yalnızca araç temini değil, planlama, optimizasyon, esneklik, görünürlük ve sürdürülebilir çözümler bekliyor. Sürat Lojistik olarak biz de bu noktada müşterilerimizin operasyonlarını daha verimli hale getirecek çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü iyi yönetilen lojistik, şirketlere hız, maliyet avantajı ve güven kazandırıyor.” “HER ŞİRKETİN LOJİSTİK İHTİYACI BİRBİRİNDEN FARKLI” Her sektörün, her şirketin hatta aynı sektördeki farklı işletmelerin dahi lojistik ihtiyacının birbirinden farklı olduğunu anlatan Türkel “Bizim yaklaşımımızda her müşteriye aynı kalıbı sunmak yok. Bizim için lojistikte asıl değer, müşterinin ihtiyacını doğru okuyup ona uygun çözümü sunabilmek. Standart taşıma hizmeti vermek yerine, müşterinin operasyonuna dokunan ve ona verimlilik sağlayan bir yapı kurmayı önemsiyoruz” dedi. Panelde teknolojinin sektöre etkilerine de değinen Türkel, yapay zekânın lojistik alanında önemli bir dönüşüm fırsatı sunduğunu söyledi. Özellikle rota optimizasyonu, talep tahmini, kapasite planlaması, araç doluluk oranlarının artırılması ve operasyonel risklerin önceden tespit edilmesi gibi alanlarda yapay zekâ kullanımının hızla yaygınlaşacağını belirten Türkel, teknolojinin saha deneyimiyle birleştiğinde gerçek değer ürettiğini vurguladı. Türkel, “Sürat Lojistik olarak dijitalleşmeyi ve veriye dayalı yönetimi operasyonel kabiliyetimizin tamamlayıcı unsurları olarak görüyoruz. Hedefimiz teknolojiyi bir söylem olarak değil, sahada sonuç üreten bir araç olarak kullanmak” diye konuştu. “TÜRKİYE LOJİSTİK ÜS OLMA POTANSİYELİNE SAHİP” Moderatör Orxan Isayev’in “Türkiye’nin lojistik sektörü açısından güçlü bir konuma sahip olduğu sıkça vurgulanıyor. Sizce Türkiye bu potansiyeli nasıl daha güçlü bir avantaja dönüştürebilir?” sorusuna ise Tarkan Türkel şu yanıtı verdi: “Türkiye, lojistik açısından çok güçlü bir coğrafi avantaja sahip. Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına yakınlığıyla üretim, ticaret ve transit taşımacılık açısından önemli bir merkez olma potansiyeli taşıyor. Ancak bu potansiyelin gerçek bir avantaja dönüşmesi için yalnızca coğrafi konum yeterli değil. Altyapının güçlenmesi, demiryolu ve denizyolu entegrasyonunun artması, intermodal taşımacılığın gelişmesi, dijital sistemlerin yaygınlaşması ve sektörün nitelikli insan kaynağıyla desteklenmesi gerekiyor. Türkiye’nin lojistik üs olma hedefinde özel sektörün de çok önemli bir rolü var. Sürat Lojistik olarak biz de kendimizi bu dönüşümün aktif bir oyuncusu olarak görüyoruz. Genç bir şirketiz ama güçlü bir vizyonla ilerliyoruz. Tedarikçi ağımızı, operasyonel kapasitemizi, dijitalleşme kabiliyetimizi ve müşteri odaklı çözüm yaklaşımımızı sürekli geliştiriyoruz.”

Anadolu Isuzu, Busworld Türkiye 2026’da Yeni Modellerini Tanıtacak Haber

Anadolu Isuzu, Busworld Türkiye 2026’da Yeni Modellerini Tanıtacak

Otobüs sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan Busworld Türkiye’de Anadolu Isuzu; Yeni NovoLux, NovoCiti Volt, Grand Toro XL ve Citiport 12 modellerinin tanıtımını gerçekleştirecek. Markanın ürün gamında yer alan bu araçlar, konfor, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlarıyla öne çıkıyor. Sürdürülebilir teknolojilere yatırım yaparak çevre dostu üretim süreçlerini güçlendiren Anadolu Isuzu, aynı zamanda dijitalleşme, satış sonrası hizmetler ve yeni iş birlikleri alanlarında da çalışmalarını sürdürüyor. Farklı kullanım alanlarına ve beklentilere hitap eden yenilikçi araçlarıyla marka, hem yerel hem de uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu pekiştirmeyi hedefliyor. Sürdürülebilirlik, verimlilik ve konforu bir arada sunan NovoCiti Volt Busworld’de; Avrupa’da özellikle yerel yönetimlerden yoğun ilgi gören NovoCiti Volt, mevcut platformu üzerine geliştirilen yeni nesil özellikleriyle şehir içi toplu taşımada verimlilik ve konforu bir arada sunuyor. Dar şehir sokakları ve orta yoğunluklu hatlar için optimize edilen model, sıfır emisyonlu ve çevre dostu motoruyla sürdürülebilir ulaşım çözümlerine katkı sağlıyor. Artırılmış yolcu konforu, geliştirilmiş enerji verimliliği ve güçlü şarj altyapısıyla öne çıkan NovoCiti Volt, şehirlerin geleceğin mobilite ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Toplu ulaşımda yüksek performansıyla dikkat çeken Citiport 12 ise enerji verimliliği, dayanıklılığı ve operasyonel avantajlarıyla fark yaratıyor. Ergonomik tasarımı ve üstün konfor özellikleri sayesinde hem yolcu deneyimini iyileştiren hem de çevreye duyarlı bir ulaşım alternatifi sunan Citiport 12, alçak tabanlı yapısıyla erişilebilirliği artırıyor. Engelli ve hareket kabiliyeti kısıtlı yolcular için rampalar, yolcu bilgilendirme ekranları, gelişmiş klima ve ısıtma sistemleri, enerji tasarruflu LED aydınlatmalar ve durak anons sistemleri gibi donanımlarıyla modern şehir içi ulaşımın beklentilerini karşılıyor. Grand Toro XL servis hizmetleri, turizm ve havaalanı taşımacılığı için ideal Anadolu Isuzu’nun en tanınmış ve başarısını kanıtlamış modellerinden Grand Toro’nun yüksek yolcu kapasiteli yeni versiyonu Grand Toro XL ise büyüyen taşımacılık ihtiyaçlarına güçlü bir çözüm sunuyor. Daha büyük boyutları ve gelişmiş özellikleriyle dikkat çeken Grand Toro XL, kısa ve orta mesafeli servis hizmetleri, turizm organizasyonları ve havaalanı taşımacılığı için ideal bir alternatif olarak öne çıkıyor. Özel ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde yeniden ölçeklendirilen ve 41 yolcu kapasitesine sahip model; yüksek performansı, operasyonel verimliliği ve işletme avantajlarının yanı sıra gelişmiş güvenlik donanımlarıyla segmentinde fark yaratıyor. Turizm ve servis taşımacılığı alanında güçlü bir konuma sahip olan Yeni NovoLux ise tasarım, donanım ve teknolojik altyapısında gerçekleştirilen kapsamlı geliştirmelerle segmentindeki iddiasını daha da güçlendiriyor. Çok yönlü kullanım imkânı sunan yapısı, artırılmış güvenlik sistemleri ve konfor odaklı iç mekân iyileştirmeleriyle öne çıkan Yeni NovoLux, işletmecilere daha yüksek verimlilik sağlarken yolculara da daha güvenli, konforlu ve keyifli bir seyahat deneyimi sunuyor.

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı Haber

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı

TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen 8. Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi, ağır ticari araç, treyler, lojistik ve yan sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen zirvede; sektörün dönüşüm süreci, bağlantılı araç teknolojileri, sürdürülebilirlik hedefleri ve geleceğin lojistik modelleri kapsamlı şekilde ele alındı. TAİD (Ağır Ticari Araçlar Derneği) Başkanı Burak Hoşgören zirvenin açılış konuşmasında, ağır ticari araçların veri üreten, öğrenen ve lojistik süreçlerin tamamına değer katan bağlantılı sistemlere dönüşerek sektörün geleceğini şekillendirdiğini vurguladı; “Artık taşımacılık dünyasında yalnızca araçlardan, motorlardan, treylerlerden ya da filolardan bahsetmiyoruz. Birbirine bağlı, veri üreten, öğrenen ve karar süreçlerini etkileyen büyük bir teknolojik ekosistemden söz ediyoruz. Araçlarımız, sadece birer taşıma aracı değil; dijitalleşen, bağlantılı ve akıllı bir ekosistemin aktif üyeleri haline geliyor.” Burak Hoşgören, ağır ticari araç sektöründeki dönüşümün merkezinde otonom sürüş teknolojileri ile bağlantılı araç sistemlerinin yer aldığını belirtti. Ağır ticari araç dünyasında elde edilen her verimlilik artışının yalnızca araç performansını değil, tüm lojistik zincirinin hızını, güvenliğini ve maliyet yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Hoşgören; “Uzun yıllar otonomiyi geleceğin konusu olarak değerlendirdik. Ancak bugün çok net görüyoruz ki otonomi artık uzak bir gelecek senaryosu değil; bugünün ve yakın geleceğin en kritik ihtiyaçlarından biri. Bununla birlikte, bağlantılı araç teknolojileri ve büyük veri yönetimi sayesinde sektörümüzde adeta yeni bir dönem başladı. Bugün filolarımızdaki araçlardan elde ettiğimiz veriler sayesinde, arızaları gerçekleşmeden öngörebiliyor, uzaktan müdahale edebiliyor ve operasyonel kesintileri minimuma indirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde otonom araç mevzuatları, akıllı yol altyapıları, veri güvenliği, bağlantılı araç standartları ve yeni nesil lojistik modelleri sektörümüzün ortak gündeminde yer alacak. Rekabetin kuralları değişiyor. Geleceği; teknolojiyi doğru okuyan, veriyi doğru kullanan, birlikte hareket edebilen ve dönüşüme bugünden hazır olanlar şekillendirecek. Bu nedenle sektörün tüm paydaşlarının hem insan hem de teknoloji yatırımlarına odaklanması büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu. Bu yıl sekizincisi düzenlenen zirvede TAİD tarafından gerçekleştirilen “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” başlıklı panelde ise sektörün elektrifikasyon, bağlantılı araç teknolojileri, otonom sürüş, sürdürülebilirlik ve yeni regülasyonların sektöre etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Artan maliyetler, altyapı eksiklikleri ve uyumlanması gereken yeni regülasyonlar sektörün öncelikli gündem maddeleri olarak öne çıktı. TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer konuşmacı olarak yer aldı. Panelde sektörün dönüşüm sürecindeki temel başlıklar ile taşımacılık ekosisteminin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri değerlendirildi. "Lojistiğin ve ihracatın omurgası karayolu taşımacılığı" Panelin açılışında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de dikkat çeken Kerem Taş, otomotiv ihracatının 2025 yılında %12 artışla 41,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlattı. Taş, “Lojistik pazarı küresel ölçekte 11,5 trilyon doları aşarak toplam ticaret hacminin üçte birini oluşturur hale geldi. Türkiye’de ise 100 milyar doların üzerine çıkan bu pazarın %58’lik kısmı, ihracatımızda da olduğu gibi karayolları ile gerçekleştiriliyor. Sektör küresel ticaretin omurgası konumunda ancak yüksek karbon emisyonu ve enerji tüketimi gibi sürdürülebilirlik zorluklarıyla da karşı karşıya” ifadelerini kullandı. “Dönüşümün merkezinde bağlantılı araçlar yer alıyor” Ağır ticari araçlardaki teknolojik dönüşümü değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya, ağır ticari araç sektöründe aynı anda elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojilerinin geliştirildiğine dikkat çekti. Kızılkaya, “Bu üç teknolojiyi aynı anda hayata geçirmek kolay değil, bir önceliklendirme gerektiriyor. Şu an Avrupa ve Türkiye dahil tüm dünyada üreticiler önceliği 'bağlantılı araçlara vermiş durumda” diye belirtti. Kızılkaya, araçların birbiriyle haberleştiği ve verilerin anlık işlendiği yeni dönemin hız kazandığını söyledi. Otonom sürüş uygulamalarının ise maden ve liman gibi kontrollü alanlarda test edilmeye devam ettiğini aktardı. "Artık sadece mekanik değil, yaşayan araçlar üretiyoruz" Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer ise değişen ekosistemin tasarım ve mühendislik süreçlerinde yarattığı devrime değindi. Araçların artık sadece mekanik bir ürün olmaktan çıktığını belirten Biçer, veri, yazılım ve enerji yönetiminin araç tasarımının merkezine yerleştiğini ifade etti; “Enerjiyi, veriyi ve yazılımı birlikte konumlandırdığımız sistemler geliştiriyoruz. İçten yanmalı motorlara göre dizayn edilen şaselerde artık bataryaları nereye konumlandıracağımızı, ölçek ekonomisinden sapmadan modüler sistemleri nasıl kuracağımızı planlıyoruz. Araçlar teslim edildiğinde işimiz bitmiyor; veri üreten, uzaktan teşhis ve öngörücü bakım ile güncellenen 'yaşayan ürünler' tasarlıyoruz. Öte yandan artık müşteri taleplerinden ziyade regülasyonlar tasarımı şekillendiriyor.” Avrupa’nın sıfır emisyon hedefinde altyapı vurgusu TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken ise Avrupa’nın sıfır emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için altyapı ve teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şarj altyapısındaki eksiklikler, ülkeler arası uyumsuz regülasyonlar ve araç boyut-kütle standartlarına ilişkin belirsizliklerin sektörün önündeki temel engeller olduğunu ifade eden Türken, dönüşümün ancak ortak altyapı, teşvik ve regülasyon politikalarıyla mümkün olacağını söyledi; “Avrupa, teknoloji ve mühendislik anlamında hazır. Sıfır emisyon araçları kullananlar yakıt tasarrufundan ve operasyonel verimlilikten memnun. Ancak Avrupa'da ülkeler arası bu dönüşümü sağlayacak altyapı, teşvik ve uyumluluk eksik. Şarj istasyonları yetersiz, teşvikler belirsiz. Kütle ve boyutlar konusundaki direktifler, örneğin Almanya gibi altyapısı 40 tonun üzerine izin vermeyen ülkelerin itirazları nedeniyle hala sonuçlanamadı. Treyler tarafında hafiflik ve aerodinamik tasarımlarla ciddi bir dönüşüm var ancak araçları ülkeler arası geçiremediğinizde ve ortak bir tabanınız olmadığında sorun yaşıyorsunuz. Bu dönüşüm; altyapı, teşvik ve regülasyonların koordinasyonuyla mümkün olacaktır.” “Türk sanayisinin ikinci başarı hikâyesi lojistik koridorlarıyla yazılacak" TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala ise Türk ağır vasıta ve treyler sektörünün yıllardır sanayi tutkusu ve devlet destekleriyle büyüdüğünü belirtti. Semih Pala,"Türkiye kalkınacaksa bunun yolu belliydi: Türk çeliğini alıp bir çekiciye, bir treylere dönüştürme sanatı.Bu mükemmel çelik, aynı zamanda çelikten bir irade gerektiriyordu. 60'ların, 70'lerin, 80'lerin ustalarından aldığımız bu sanayi tutkusu, işimizin en büyük motivasyon kaynağı oldu." şeklinde dile getirdi. Üretimdeki bu tutkunun, ihracat pazarlarında devletin sunduğu imkanlarla desteklendiğinin altını çizen Pala, büyükelçiliklerin ve ticari ataşelerin sektörün yurt dışı açılımlarında kritik bir rol oynadığını belirtti: "Yeni pazarlar araştırırken ticari ataşelerimiz ve büyükelçiliklerimiz en büyük destekçimiz oldu. Bununla birlikte Eximbank'ın sunduğu programlar, bu yeni pazarlardaki başarımızı hızlandırdı. O köklü sanayi tutkusu ile devletin bu programlı desteği birleştiğinde, Türk çeliğini katma değerli bir yatırım malı haline getirip tüm dünyaya sunabildik. Bu başarı öykümüzün birinci perdesiydi; lojistik koridorlarıyla şekillenecek ikinci perde ise henüz yeni başlıyor." “Yeni dönemde insan kaynağı dönüşecek” Kıvanç Kızılkaya, otonom teknolojilerle birlikte sektördeki insan kaynağının yaşayacağı dönüşüme dikkat çekti. Otonom teknolojilerin sürücüsüz bir taşımacılık anlamına gelmediğini belirten Kızılkaya; "Nakliye sektörü sürücüsüz kalmayacak, sürücü profili değişecek. Sadece aracı kullanan sürücüler yerine; tüm ekosistemi, elektrifikasyon süreçlerini ve veriyi uçtan uca yönetebilen, yeni nesil teknolojilere adapte olmuş bir insan kaynağı ortaya çıkacak. Nakliye sektörünü bu yeni jenerasyon için daha cazip hale getirmeliyiz." ifadelerini kullandı. "Mekanik dönem bitti, çevik Ar-Ge ve yazılım dönemi başladı" Sektördeki baş döndürücü teknolojik hızın Ar-Ge departmanlarını da kabuk değiştirmeye zorladığını vurgulayan Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer, geleneksel metotların artık yetersiz kaldığını belirtti. Avrupalı ve Uzak Doğulu rakiplerle rekabet edebilmek için "hızlı yanılıp, hızlı öğrenen" (fail fast, learn fast) çevik Ar-Ge yapılarına ihtiyaç duyulduğuna değinen Biçer, şunları kaydetti: "Artık sadece şasiyi veya üstyapıyı tasarlayan ayrı gruplar yerine; yazılımı, veriyi ve siber güvenliği birlikte düşünen ortak çalışma gruplarına ihtiyacımız var. Araçlar sahada sürekli veri üretiyor. Bu nedenle Ar-Ge kadrolarımızda yazılım mühendislerinin ve veri bilimcilerinin sayısı artmak zorunda. İnovasyonu yakalamak için Ar-Ge’yi kapalı ortamlardan çıkarıp sahaya indirmeli ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle ekosistemi genişletmeliyiz." Başarı öyküsünün ikinci perdesi: demiryolları ve lojistik koridorlar Türk sanayicisinin tutkusu ve devletin stratejik destekleriyle otomotiv ile treyler sektöründe büyük bir başarı hikayesi yazıldığını hatırlatan TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala, bu başarının "ikinci perdesinin" lojistik altyapıdaki devrimle yazılacağını belirtti. Türkiye'deki Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısının 400'e ulaştığına dikkat çeken Pala, "Artık OSB'lerin demiryollarıyla limanlara bağlanması devletimizin resmi programına girmiş durumda. Tren yolu bağlantıları arttıkça lojistik küçülmeyecek, tam aksine zenginleşecek. Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projeler, Türkiye'nin kombine taşımacılık kapasitesini en üst seviyeye çıkaracak. Geçmişteki tutkumuzu koruyarak bu koridor mantığını iyi yönettiğimizde hem yerel üretimi hem de lojistik hacmimizi çarpan etkisiyle büyüteceğiz" şeklinde konuştu. “Sınırda karbon düzenlemeleri sektörü yeniden şekillendirecek” Avrupa Birliği standartlarının ve sürdürülebilirlik regülasyonlarının sektöre etkilerini değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Türkiye'nin bu küresel dönüşümün dışında kalamayacağının altını çizdi. Yakın gelecekte uygulanacak "Sınırda Karbon Vergisi"ne dikkat çeken Türken, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Dijitalleşme, otonom teknolojiler ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak sadece teknolojik bir mesele değildir. Emisyonların düşürülmesi, verimlilik ve güvenlik adına 'çekici' ve 'treylerin' uyumlu bir şekilde, bir bütün olarak hareket etmesi gerekiyor. Bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmeyecek; ortak vizyon, koordinasyon ve geniş paydaş katılımıyla Türkiye, bu ekosistemin merkezinde yer alacaktır."

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti Haber

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti

Sektörün en büyük buluşması, 8 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Crowne Plaza Asia Kurtköy’de 600’e yakın katılımla gerçekleşti. Ağır vasıta, treyler, tedarik ve lojistik sektörlerinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında toplayan organizasyonda; dijitalleşme, otonom teknolojiler, regülasyonlar ve değişen taşımacılık ekosistemi tüm yönleriyle ele alındı. Zirve’ye TREDER Başkanı Seyit Arslan'ın yanı sıra; TAİD Başkanı Burak Hoşgören, TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, AND Başkanı Salih Kodaman, LojiDer Başkanı Dr. Kayıhan Özdemir Turan, UND Başkanı Şerafettin Aras, UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin ve Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen katılarak birer açılış konuşması gerçekleştirdi. Başkan Arslan: “Türk treyler sektörü rekabetin merkezinde olacak güce sahiptir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan TREDER Başkanı Seyit Arslan, Türk treyler sektörünün artık yalnızca üretim gücüyle değil; teknoloji, kalite, marka değeri ve mühendislik kapasitesiyle küresel ölçekte söz sahibi olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük treyler pazarı haline geldiğine dikkat çeken Arslan, Türk üreticilerinin dünya liginde güçlü bir konuma ulaştığını belirterek, “Artık mesele sadece treyler üretmek değil; dünyanın taşıma sistemlerine yön veren bir ülke olmaktır.” dedi. Sektörün geleceğinin dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve akıllı üretim teknolojileriyle şekillendiğini vurgulayan Arslan; hafiflik, yakıt verimliliği, karbon ayak izi, bağlantılı araç sistemleri ve elektrikli çekicilerle uyumlu treyler mimarilerinin yeni dönemin temel başlıkları olduğunu ifade etti. Rekabetin artık yalnızca fiyat odaklı olmadığını kaydeden Arslan, “Rekabet; akıl, mühendislik, marka, servis ve itibar rekabetidir.” diyerek sektörün teknolojiye yatırım yaparak küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini söyledi. Konuşmasında genç kuşaklara da seslenen Arslan, yapay zekâ, veri analitiği ve dijital ikiz teknolojilerinin üretim süreçlerini dönüştürdüğünü belirterek geleceğin liderlerinin bu dönüşüme yön veren şirketler olacağını dile getirdi. Burak Hoşgören: “Zirve stratejik bir yapıya dönüştü” Ağır Ticari Araçlar Derneği (TAİD) Başkanı Burak Hoşgören, taşımacılık dünyasının artık sadece araçlardan ve filolardan ibaret olmadığını, araçların artık akıllı sistemlere dönüştüğünü söyledi. TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen zirvenin, sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Hoşgören, etkinliğin yalnızca bir sektör organizasyonu değil; ağır ticari araç, treyler, lojistik, yan sanayi ve kamu temsilcilerini ortak bir platformda buluşturan stratejik bir yapı olduğunu ifade etti. Yakup Birinci: “Rekabet artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanıyor” Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Yakup Birinci, rekabetin artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşandığını ifade ederek sektör dernekleri, iş dünyası ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve ihracat başarısıyla Avrupa’nın en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Salih Kodaman: “Dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız” Ağır Nakliyeciler Derneği (AND) Başkanı Salih Kodaman, “Ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bizler, bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız. Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyimi doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda çok daha güçlü bir konuma ulaşmamızı mümkün kılacaktır. Bu noktada iş birliği kültürü, sektörümüzün en büyük gücüdür. Derneklerimiz ve paydaşlarımız arasındaki koordinasyon, yalnızca bugünün sorunlarını çözmekle kalmayacak, aynı zamanda geleceğin standartlarını da belirleyecektir.” dedi. Kayıhan Özdemir Turan: “Türkiye, Avrupa’nın ikinci büyük treyler tedarikçisi konumunda” Lojistik Hizmet Sağlayıcılar Derneği Başkanı (LojiDer) Dr. Kayıhan Özdemir Turan, Türk treyler sektörünün üretim kapasitesi, mühendislik gücü ve ihracat performansıyla Avrupa’nın en güçlü üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Şerafettin Aras: “Bir ülkenin üretim gücü, lojistik gücü kadar değerlidir” UND Başkanı Şerafettin Aras, ağır ticari araç ve treyler sektörünün artık yalnızca araç ve ekipman meselesi olmadığını, Türkiye’nin üretim, lojistik, ihracat ve küresel rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı stratejik bir alan haline geldiğini söyledi. Aras, ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorunda olduklarını vurguladı. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyiminin doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda ülkeyi çok daha güçlü bir konuma taşıyacağını belirtti. Çetin Nuhoğlu: “Sektörün geleceği güçlü sivil toplum ve ortak akılla şekillenir” UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve Tırsan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının ve sektör paydaşlarının birlikte hareket etmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Zirvenin yıllar içinde sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Nuhoğlu; ağır ticari araç, treyler, lojistik ve tedarik sanayisinin aynı platformda bir araya gelmesinin sektör adına güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Selçuk Öztürk: “Konya’da fuar, sektör için çok iyi bir başlangıç olacaktır” Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, batıdaki ekonomik yığılmanın Orta Anadolu’ya yayılması gerektiğini ifade ederek, “TREDER ve TAİD’i Konya’da kendi fuarlarını yapmaya davet ediyorum. Çok güzel bir fuarımız var. En kısa zamanda kendi sektörlerinin fuarlarını Konya’da yaparak çok önemli bir başlangıç yapacaklardır.” dedi. Mahmut Sami Şahin: “Treylerler artık sadece yük taşımıyor” Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin, sektörün yalnızca büyümekle kalmayıp köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekerek treylerlerin artık sadece yük taşıyan mekanik araçlar değil; veri ve enerji yöneten, akıllı sistemlerle donatılmış stratejik unsurlar haline geldiğini belirtti. Şahin, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa'nın ikincisi değil, birincisi olmaya çok yakın olduğumuzu düşünüyorum. Standart varsa güven vardır; güven varsa kalite, sürdürülebilirlik ve rekabet vardır. Biz biliyoruz ki standartları belirleyenler, geleceği belirler. Biz, standartlara uyan değil, 'standartları belirleyen' bir ülke olma hedefiyle sektörümüzle beraber hareket ediyoruz. Bir Konyalı olarak, Konya'da buluşma ve standartları birlikte belirleme davetine katılıyorum.” Kürşad Tüzmen: Gümrük Birliği yeniden ele alınmalı Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerinde yeni bir döneme ihtiyaç duyulduğunu belirterek Gümrük Birliği’nin günümüz şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sektör temsilcilerine Avrupa Birliği kurumlarıyla daha yakın temas kurulması çağrısında bulunan Tüzmen, Brüksel’de yalnızca üst düzey görüşmelerin değil, teknik ve bürokratik temasların da büyük önem taşıdığını ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından konuşmacılara ve TREDER eski Başkanları Murat Tokatlı ve Kaan Saltık’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi veridi. Ayrıca TREDER Eski Başkanı Yalçın Şentürk’e Onursal Başkan plaketi takdim edidi. ZİRVE KAPSAMINDA 3 AYRI PANEL GERÇEKLEŞTİRİLDİ Dijitalleşme ve otonom sistemler masaya yatırıldı Zirvenin ilk paneli, TREDER Başkan Yardımcısı Cengiz Adak'ın moderatörlüğünde "Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler" başlığıyla gerçekleşti. TTR Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, Saf Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar, İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya ve BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz'un katıldığı oturumda; akıllı üretim sistemleri, veri yönetimi ve yeni nesil teknolojiler ele alındı. TTR Baktaç Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, 23 yıllık bireysel tecrübesi ve firmasının 45 yıllık geçmişiyle değişime nasıl öncülük ettiklerini anlattı. 2023 yılında başlattıkları yatırımlarla üretimde standart kaliteyi ve maksimum hızı yakaladıklarını belirterek, “Biz sadece üretim yapan değil, ürettiğini yöneten bir firmayız.” dedi. SAF-Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Almanya’dan sonra grubun ikinci büyük üretim üssünün Türkiye olduğunu vurguladı. Ağır vasıta ve treyler endüstrilerinin sadece mekanik sistemlerden ibaret olmadığını hatırlatan Azizoğlu, geleceği şekillendiren dört temel başlığı şöyle sıraladı: Elektrifikasyon, Dijitalleşme, Otonom Sürüş ve Güvenlik. Trafik güvenliği ve denetimlerin önemine de dikkat çeken Azizoğlu, 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısının 3.425 olduğunu ve bu kazaların yaklaşık yüzde 20-25'inin ağır vasıta kaynaklı olduğunu ifade ederek, “Standartlar kadar denetimlerin de sıkılaştırılması hayati önem taşıyor.” dedi. Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar ise Stellantis ile önemli bir iş birliği gerçekleştirdiklerini belirterek aylık 500 araç olan üretim kapasitelerini Haziran ayında 1.200 adede çıkaracaklarını müjdeledi. 2027 yılı için 5 bin adetlik iddialı bir üretim hedefi koyduklarını kaydeden Sayar, fabrikalarında tam otomatik robot hatlarını devreye aldıklarını ifade etti. Son iki yılda Avrupa pazarında önemli ilerleme kaydettiklerini vurgulayan Sayar, bir Türk markası olarak ithal marka pazarının yüzde 50’sini almayı başardıklarını söyledi. Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, şirket olarak lastik çözümlerini yaşam döngüleri boyunca titizlikle takip ettiklerini söyledi. Sektöre katma değerli çözümler geliştirdiklerini belirten Aydın, ProServices hizmetiyle her altı lastikte bir lastik tasarrufu sağladıklarını ifade etti. "Türkiye Avrupa'nın Treyler Merkezi Olma Yolunda İlerliyor" Yeni oyuncuların katılımı sonucunda Türkiye treyler sektörü, her geçen yıl daha stratejik ve daha önemli bir hale geldiğini belirten İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya, “Türkiye'nin her geçen yıl dünyanın önemli treyler merkezlerinden biri haline gelmesi. Bilhassa Avrupa'nın treyler merkezi olma yolunda önemli adımlar atıyoruz.” dedi. Perahya açıklamalarına şöyle devam etti: “2023 yılında ülkemizde 55 binden fazla treyler üretimi gerçekleşti. 2024 yılında yaklaşık %20-25 aralığında bir düşüşle 45 bin civarında treyler üretimi gerçekleşti. 2025 yılında ise hepimizin bildiği makro nedenlerden ve ülkemizdeki ekonomik gelişmelerden dolayı yaklaşık 32 bin adet üretim yapıldı. Açıkçası bu rakamın, Türkiye treyler üretiminde dip seviyeye yakın bir rakam olduğuna inanıyoruz. Nitekim 2021 yılında, pandeminin de etkisiyle yaşadığımız hızlı büyümeden önceki yıllarda yaklaşık 25-30 bin treyler üretimi bandındaydık. Dolayısıyla, 32 bin adet olarak gerçekleşen 2025 yılı üretiminin üzerine çıkarak 2026 yılını büyümeyle kapatacağımızı öngörüyoruz. Biz nisan sonu itibarıyla fren sistemi satışlarına baktığımızda, bir önceki seneye göre adetsel bazda yaklaşık %12 büyüme görüyoruz. Bu büyümenin devam edip sene sonuna kadar 2026 yılındaki treyler üretiminin 40 bin adetlere yaklaşacağını öngörüyoruz.” BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz, yürüyen aksamdaki dijital dönüşümün filolara sağladığı somut katkılara dikkat çekti. Yeni teknolojiler sayesinde filolara öngörücü bakım (predictive maintenance) ve bağlantılı lojistik imkânı sağlandığını ifade eden Twilling-Birkholz, şunları kaydetti: “Paylaşılan verilere göre, geleneksel filolar operasyonel süreçlerde daha düşük verimlilikte kalırken, BPW iC Plus serisi gibi akıllı sistemlerle donatılmış filoların operasyonel verimliliği yüzde 95 seviyelerine kadar ulaşıyor. Otonom teknolojilere doğru hızla ilerleyen sektörde BPW, sadece mekanik bir üretici olmanın ötesine geçerek treyleri tedarik zincirinin iletişim kuran ve kendi kendini denetleyen proaktif bir bileşeni haline getiriyor. Pazar veri istiyor, BPW bunu sağlıyor.”. Cengiz Adak: "Treyler artık pasif bir yük değil, lojistiği tayin eden akıllı bir aktör" Zirvede gerçekleştirilen ve sektörün teknolojik dönüşümüne ışık tutan panelin kapanış değerlendirmesini yapan Cengiz Adak, masadaki her bir donanım bileşeninin kendi başına birer teknoloji üssüne dönüştüğüne dikkat çekerek treyler sektörünün "yeni yolculuğunun" artık sadece bir donanım hikâyesi olmaktan çıkıp kapsamlı bir entegrasyon sınavına dönüştüğünü vurguladı. Ekonomi ve teknoloji rüzgârı Öğle arasının ardından sahne alan Ekonomist Ali Ağaoğlu, küresel ve yerel ekonomik gelişmeleri lojistik ve üretim sektörü özelinde değerlendirerek katılımcılara önemli projeksiyonlar sundu. Öğleden sonraki özel oturumda ise Teknoloji Yazarı ve Trend Avcısı M. Serdar Kuzuloğlu; geleceğin teknolojileri, yapay zekâ ve trendlerin sektörel yansımalarına dair ufuk açıcı bir sunum gerçekleştirdi. Regülasyonlar ve yeni taşıma ekosistemi Günün ikinci panelinde, OSD Genel Sekreteri Özlem Güçlüer'in moderatörlüğünde "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" tartışıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor ve TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper'in katıldığı panelde, kamu otoritesinin sektörel düzenlemeleri değerlendirildi. Ayrıca TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, "Daha Genç Treylerle, Daha Güçlü Bir Türkiye Dünya Yollarında..." başlıklı sunumuyla araç parkının gençleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye’de 284 bin çekici, 327 bin yarı römork var Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme (UHDGM) Genel Müdür Yardımcısı Y. Giray Yüksel, "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" konulu sunumuyla lojistik ekosisteminin güncel haritasını ve küresel koridorlardaki son durumu paylaştı: “Türkiye lojistik ekosisteminin toplam hacmi 1.579.326 ticari taşıta ulaşmış durumda. Bu güçlü filonun yüzde 57,5’lik kısmını çekici, kamyon ve treyler gruplarından oluşan ağır vasıta ve özel taşıtlar oluştururken, yüzde 42,5’lik dilimini hafif ticari araçlar (kamyonet) oluşturuyor. Uzun yol taşımacılığının yükünü çeken taşıtların dağılımına bakıldığında; sektörde 284 bin 691 adet çekici ve 327 bin 61 adet yarı römork bulunduğu görülüyor.” "AB ve BM, Türkiye'ye sormadan regülasyon çıkaramıyor" TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper Tehlikeli Madde Taşımacılığı (ADR) konusunun mesleki hayatının en büyük gurur kaynağı olduğunu belirterek, kamu-sanayi iş birliğinin en güzel örneğini sergilediklerini söyledi. Türkiye'nin bu alanda tarih yazdığını vurgulayan Alper, başarının sırrını "Muhteşem Üçlü" olarak tanımladığı yapıya bağladı: Sektörün arkasında dağ gibi duran TREDER, Kuralları tavizsiz uygulayan Rafineri Dolum Tesisleri, Bugün 53 merkezde muayene yapan devasa TSE altyapısı. Türkiye'nin ADR konusunda geldiği noktanın küresel çapta olduğunu belirten Alper, "Avrupa Birliği'nden veya Birleşmiş Milletler'den (BM) şu an herhangi bir regülasyonun, TSE'nin ve Ulaştırma Bakanlığı'nın olumlu ya da olumsuz görüşü olmadan çıkma olasılığı yok. BM toplantılarında çok aktifiz ve masada söz sahibiyiz" dedi. Eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" lazım TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, sektörün geleceği için regülasyon, güvenlik, kalite ve sürdürülebilir dönüşüm başlıklarının kritik önemde olduğunu söyledi. Erköy, treyler sektöründe yaşanan teknolojik dönüşümün hızına ve yaklaşan Avrupa Birliği regülasyonlarına dikkat çekti. "Güvenle Yollarda, Güvenli Yollarda..." temasıyla sektöre seslenen Erköy, eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" çağrısında bulundu. Zirvenin son paneli olan "Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek" ise TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş'ın moderatörlüğünde yapıldı. TAİD YK Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer'in katılımıyla ekosistemin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri ele alındı. Tüm gün süren, yoğun ve verimli geçen programın ardından; ana sponsor olarak BPW, İntermobil, Nevpa, Prometeon, Saf-Holland ve Versus-Omega’ya, gümüş sponsor olarak Axalta, Baktaç, Continental, Forlight, Globaltech Makina, Knorr-Bremse, LID Technologies, Matrix, Mobilite, Primogenito, Sanel, Saykal, Seyir Mobil’e, bronz sponsor olarak ise Aspöck, Atik, Cloos, Echelon, FY Endüstri, Gümaş Jost, Reksan, Özkoç ve Sertel’e plaket takdim edildi.

Kıta Logistics’ten Entegre Yatırım Hamlesi: Yurtiçi Konteyner Taşımacılığında Süreklilik, Karbon Yönetiminde Dijitalleşme Haber

Kıta Logistics’ten Entegre Yatırım Hamlesi: Yurtiçi Konteyner Taşımacılığında Süreklilik, Karbon Yönetiminde Dijitalleşme

Kıta Logistics, artan Deniz Taşımacılığı hacmine paralel olarak ihracat konteynerlerinin yüklenmesi ve limana sevki ile ithalat konteynerlerinin liman sonrası nihai adreslerine ulaştırılması süreçlerini daha entegre bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda ilk etapta 7 çekici ve 10 dorse ile devreye alınan yapı, operasyonel esnekliği artırırken müşterilere daha öngörülebilir bir hizmet sunulmasını amaçlıyor. Devreye alınan bu yeni yatırım ile birlikte şirket; teminatlı taşımada T1 yazımı ve teminat kullanımı, sigortalı taşıma, uluslararası deniz taşımacılığına entegre sistem takibi ve araç takip sistemleri gibi kritik süreçleri daha kontrollü bir şekilde yönetebilir hale geliyor. Özellikle yoğun dönemlerde yaşanan tedarik belirsizliklerinin azaltılması ve operasyonel sürekliliğin sağlanması hedefleniyor. Yatırımın ikinci fazında ise filonun 20 çekici ve 25 konteyner dorseye çıkarılması planlanıyor. Bu genişleme ile birlikte İstanbul’un her iki yakasında liman–firma hattındaki taşımaların daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıyla yönetilmesi amaçlanıyor. Kıta Logistics Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Eldener, söz konusu yatırımın mevcut küresel konjonktüre yanıt niteliği taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Lojistik sektörü bugün; savaşlar, bölgesel gerilimler ve ekonomik dalgalanmalarla birlikte daha kırılgan ve öngörülmesi zor bir yapıya evriliyor. Bu ortamda müşterilerimizin en çok ihtiyaç duyduğu şey; süreklilik ve güven. Biz bu yatırımı, iş ortaklarımızın operasyonlarını kesintisiz sürdürebilmesine katkı sağlayacak bir altyapı olarak görüyoruz. Özmal yapımızı güçlendirirken amacımız; mevcut iş birliklerimizi tamamlayan, onları destekleyen ve tedarik zincirinin bütününde daha dengeli bir yapı oluşturan bir model kurmak.” Kıta Logistics Antrepolar ve Yurtiçi Lojistik Genel Müdürü Bilal Yurttaş ise yatırımın operasyonel etkisine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Yurt içi konteyner taşımacılığında dönemsel olarak yaşanan sıkışıklıklar, sahada hız ve planlama açısından önemli etkiler yaratabiliyor. Bu yatırımla birlikte liman, depo ve taşıma süreçlerini daha uyumlu hale getirerek operasyonel akışı daha sağlıklı yönetebiliyoruz. Bu da iş ortaklarımız açısından daha öngörülebilir, daha planlanabilir ve sürdürülebilir bir operasyon anlamına geliyor.” Kıta Logistics, operasyonel yatırımlarının yanı sıra sürdürülebilirlik alanında da dijitalleşme odaklı dönüşümünü sürdürüyor. Şirket, karbon ayak izi ve sera gazı (GHG) emisyonlarının ölçüm ve raporlanmasını dijital bir altyapıya taşıyarak bu alanda önemli bir adım attı. İzmir Teknopark merkezli yerli teknoloji firması Carbon Emit ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında karbon verileri artık sürekli, izlenebilir ve detaylı bir şekilde yönetilebiliyor. Bu dönüşümle birlikte manuel süreçlere kıyasla %50 oranında zaman tasarrufu sağlanması hedeflenirken, veri doğruluğunda 30 iyileşme ve izlenebilirlikte %50’nin üzerinde artış elde edilmesi öngörülüyor. Bu yapı sayesinde Kıta Logistics, karbon yönetimini yalnızca bir raporlama süreci olarak değil; operasyonel şeffaflık, verimlilik ve stratejik karar alma süreçlerinin bir parçası olarak konumlandırıyor. Aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi regülasyonlara uyum konusunda daha güçlü bir altyapı oluşturuyor. Bu tamamlayıcı yatırımlar şirketin müşterilerine; daha entegre, dengeli ve sürdürülebilir bir lojistik deneyimi sunma hedefini destekliyor. Söz konusu iş birliğine ilişkin Carbonemit’in kurucusu ve sahibi Musa Can Minaz ise şunları söyledi: “Lojistik sektörü, karbon yönetiminin en kritik olduğu alanlardan biri. Kıta Logistics ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, emisyon verilerinin manuel ve dağınık yapılardan çıkarılarak anlık, izlenebilir ve karar destek sağlayan bir yapıya dönüşmesini sağlıyoruz. Bu dönüşüm yalnızca raporlama süreçlerini hızlandırmakla kalmıyor; aynı zamanda şirketlerin operasyonel verimliliğini artırırken sürdürülebilirlik performansını da güçlendiriyor. Kıta Logistics’in bu alandaki proaktif yaklaşımını, sektör için önemli bir referans olarak görüyoruz.”

Anadolu Isuzu, BUS2BUS 2026’da Yeni Nesil Novociti Volt’u Tanıttı Haber

Anadolu Isuzu, BUS2BUS 2026’da Yeni Nesil Novociti Volt’u Tanıttı

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, 15–16 Nisan 2026 tarihlerinde Berlin’de düzenlenen BUS2BUS Fuarı’nda, “Geleceğin Mobilitesi” vizyonu doğrultusunda geliştirdiği Novociti Volt 2. Nesil modelini sergiledi. İki yılda bir gerçekleştirilen ve otobüs endüstrisinin önemli buluşmaları arasında yer alan BUS2BUS’ta Anadolu Isuzu, %100 elektrikli Novociti Volt platformunun geliştirilmiş versiyonu olan bu modeliyle çevreci ulaşım çözümlerini uluslararası platforma taşıdı. Yeni nesil Novociti Volt sürdürülebilirlik, verimlilik ve konforu bir arada sunuyor Çevre dostu ulaşım çözümlerine odaklanan Anadolu Isuzu, elektrikli araç alanındaki yetkinliğini yeni nesil ürünlerle güçlendirmeyi sürdürüyor. Avrupa’da özellikle yerel yönetimlerin yoğun ilgi gösterdiği Novociti Volt platformu üzerine geliştirilen yeni nesil Novociti Volt, şehir içi ulaşımda sürdürülebilirlik, verimlilik ve konforu bir arada sunuyor. Dar şehir sokakları ve orta yoğunluklu hatlar için optimize edilen model, artırılmış yolcu konforu, geliştirilmiş enerji verimliliği ve güçlü şarj altyapısıyla öne çıkıyor. Yeni nesil Novociti Volt, 211 kWh ve 268 kWh kapasiteli batarya seçenekleriyle şehir içi ulaşımda sessiz ve verimli bir sürüş deneyimi yaşatıyor. Bu bataryalar tek şarjla 400 km'ye kadar menzil sağlarken, 270 kW güç ve 2500 Nm tork üreten motoru besleyerek yüksek performans sunuyor. Geleceğin ulaşımı BUS2BUS’ta ele alındı BUS2BUS, Messe Berlin ve Almanya’da yaklaşık 3.000 özel otobüs işletmecisini temsil eden Alman Otobüs ve Otobüs İşletmecileri Birliği (BDO) tarafından düzenleniyor. 19 ülkeden 140’tan fazla şirketin katılımıyla gerçekleştirilen BUS2BUS 2026’da şehir içi ve şehirler arası ulaşımın geleceğine dair yenilikçi yaklaşımlar paylaşıldı. Otobüs üreticileri ve tedarikçilerin en yeni ürün ve teknolojilerini sergilediği fuarda, bu yıl özellikle dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeni nesil mobilite çözümleri öne çıktı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.