Hava Durumu

#Dijitalleşme

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı Haber

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı

TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen 8. Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi, ağır ticari araç, treyler, lojistik ve yan sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen zirvede; sektörün dönüşüm süreci, bağlantılı araç teknolojileri, sürdürülebilirlik hedefleri ve geleceğin lojistik modelleri kapsamlı şekilde ele alındı. TAİD (Ağır Ticari Araçlar Derneği) Başkanı Burak Hoşgören zirvenin açılış konuşmasında, ağır ticari araçların veri üreten, öğrenen ve lojistik süreçlerin tamamına değer katan bağlantılı sistemlere dönüşerek sektörün geleceğini şekillendirdiğini vurguladı; “Artık taşımacılık dünyasında yalnızca araçlardan, motorlardan, treylerlerden ya da filolardan bahsetmiyoruz. Birbirine bağlı, veri üreten, öğrenen ve karar süreçlerini etkileyen büyük bir teknolojik ekosistemden söz ediyoruz. Araçlarımız, sadece birer taşıma aracı değil; dijitalleşen, bağlantılı ve akıllı bir ekosistemin aktif üyeleri haline geliyor.” Burak Hoşgören, ağır ticari araç sektöründeki dönüşümün merkezinde otonom sürüş teknolojileri ile bağlantılı araç sistemlerinin yer aldığını belirtti. Ağır ticari araç dünyasında elde edilen her verimlilik artışının yalnızca araç performansını değil, tüm lojistik zincirinin hızını, güvenliğini ve maliyet yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Hoşgören; “Uzun yıllar otonomiyi geleceğin konusu olarak değerlendirdik. Ancak bugün çok net görüyoruz ki otonomi artık uzak bir gelecek senaryosu değil; bugünün ve yakın geleceğin en kritik ihtiyaçlarından biri. Bununla birlikte, bağlantılı araç teknolojileri ve büyük veri yönetimi sayesinde sektörümüzde adeta yeni bir dönem başladı. Bugün filolarımızdaki araçlardan elde ettiğimiz veriler sayesinde, arızaları gerçekleşmeden öngörebiliyor, uzaktan müdahale edebiliyor ve operasyonel kesintileri minimuma indirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde otonom araç mevzuatları, akıllı yol altyapıları, veri güvenliği, bağlantılı araç standartları ve yeni nesil lojistik modelleri sektörümüzün ortak gündeminde yer alacak. Rekabetin kuralları değişiyor. Geleceği; teknolojiyi doğru okuyan, veriyi doğru kullanan, birlikte hareket edebilen ve dönüşüme bugünden hazır olanlar şekillendirecek. Bu nedenle sektörün tüm paydaşlarının hem insan hem de teknoloji yatırımlarına odaklanması büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu. Bu yıl sekizincisi düzenlenen zirvede TAİD tarafından gerçekleştirilen “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” başlıklı panelde ise sektörün elektrifikasyon, bağlantılı araç teknolojileri, otonom sürüş, sürdürülebilirlik ve yeni regülasyonların sektöre etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Artan maliyetler, altyapı eksiklikleri ve uyumlanması gereken yeni regülasyonlar sektörün öncelikli gündem maddeleri olarak öne çıktı. TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer konuşmacı olarak yer aldı. Panelde sektörün dönüşüm sürecindeki temel başlıklar ile taşımacılık ekosisteminin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri değerlendirildi. "Lojistiğin ve ihracatın omurgası karayolu taşımacılığı" Panelin açılışında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de dikkat çeken Kerem Taş, otomotiv ihracatının 2025 yılında %12 artışla 41,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlattı. Taş, “Lojistik pazarı küresel ölçekte 11,5 trilyon doları aşarak toplam ticaret hacminin üçte birini oluşturur hale geldi. Türkiye’de ise 100 milyar doların üzerine çıkan bu pazarın %58’lik kısmı, ihracatımızda da olduğu gibi karayolları ile gerçekleştiriliyor. Sektör küresel ticaretin omurgası konumunda ancak yüksek karbon emisyonu ve enerji tüketimi gibi sürdürülebilirlik zorluklarıyla da karşı karşıya” ifadelerini kullandı. “Dönüşümün merkezinde bağlantılı araçlar yer alıyor” Ağır ticari araçlardaki teknolojik dönüşümü değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya, ağır ticari araç sektöründe aynı anda elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojilerinin geliştirildiğine dikkat çekti. Kızılkaya, “Bu üç teknolojiyi aynı anda hayata geçirmek kolay değil, bir önceliklendirme gerektiriyor. Şu an Avrupa ve Türkiye dahil tüm dünyada üreticiler önceliği 'bağlantılı araçlara vermiş durumda” diye belirtti. Kızılkaya, araçların birbiriyle haberleştiği ve verilerin anlık işlendiği yeni dönemin hız kazandığını söyledi. Otonom sürüş uygulamalarının ise maden ve liman gibi kontrollü alanlarda test edilmeye devam ettiğini aktardı. "Artık sadece mekanik değil, yaşayan araçlar üretiyoruz" Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer ise değişen ekosistemin tasarım ve mühendislik süreçlerinde yarattığı devrime değindi. Araçların artık sadece mekanik bir ürün olmaktan çıktığını belirten Biçer, veri, yazılım ve enerji yönetiminin araç tasarımının merkezine yerleştiğini ifade etti; “Enerjiyi, veriyi ve yazılımı birlikte konumlandırdığımız sistemler geliştiriyoruz. İçten yanmalı motorlara göre dizayn edilen şaselerde artık bataryaları nereye konumlandıracağımızı, ölçek ekonomisinden sapmadan modüler sistemleri nasıl kuracağımızı planlıyoruz. Araçlar teslim edildiğinde işimiz bitmiyor; veri üreten, uzaktan teşhis ve öngörücü bakım ile güncellenen 'yaşayan ürünler' tasarlıyoruz. Öte yandan artık müşteri taleplerinden ziyade regülasyonlar tasarımı şekillendiriyor.” Avrupa’nın sıfır emisyon hedefinde altyapı vurgusu TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken ise Avrupa’nın sıfır emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için altyapı ve teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şarj altyapısındaki eksiklikler, ülkeler arası uyumsuz regülasyonlar ve araç boyut-kütle standartlarına ilişkin belirsizliklerin sektörün önündeki temel engeller olduğunu ifade eden Türken, dönüşümün ancak ortak altyapı, teşvik ve regülasyon politikalarıyla mümkün olacağını söyledi; “Avrupa, teknoloji ve mühendislik anlamında hazır. Sıfır emisyon araçları kullananlar yakıt tasarrufundan ve operasyonel verimlilikten memnun. Ancak Avrupa'da ülkeler arası bu dönüşümü sağlayacak altyapı, teşvik ve uyumluluk eksik. Şarj istasyonları yetersiz, teşvikler belirsiz. Kütle ve boyutlar konusundaki direktifler, örneğin Almanya gibi altyapısı 40 tonun üzerine izin vermeyen ülkelerin itirazları nedeniyle hala sonuçlanamadı. Treyler tarafında hafiflik ve aerodinamik tasarımlarla ciddi bir dönüşüm var ancak araçları ülkeler arası geçiremediğinizde ve ortak bir tabanınız olmadığında sorun yaşıyorsunuz. Bu dönüşüm; altyapı, teşvik ve regülasyonların koordinasyonuyla mümkün olacaktır.” “Türk sanayisinin ikinci başarı hikâyesi lojistik koridorlarıyla yazılacak" TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala ise Türk ağır vasıta ve treyler sektörünün yıllardır sanayi tutkusu ve devlet destekleriyle büyüdüğünü belirtti. Semih Pala,"Türkiye kalkınacaksa bunun yolu belliydi: Türk çeliğini alıp bir çekiciye, bir treylere dönüştürme sanatı.Bu mükemmel çelik, aynı zamanda çelikten bir irade gerektiriyordu. 60'ların, 70'lerin, 80'lerin ustalarından aldığımız bu sanayi tutkusu, işimizin en büyük motivasyon kaynağı oldu." şeklinde dile getirdi. Üretimdeki bu tutkunun, ihracat pazarlarında devletin sunduğu imkanlarla desteklendiğinin altını çizen Pala, büyükelçiliklerin ve ticari ataşelerin sektörün yurt dışı açılımlarında kritik bir rol oynadığını belirtti: "Yeni pazarlar araştırırken ticari ataşelerimiz ve büyükelçiliklerimiz en büyük destekçimiz oldu. Bununla birlikte Eximbank'ın sunduğu programlar, bu yeni pazarlardaki başarımızı hızlandırdı. O köklü sanayi tutkusu ile devletin bu programlı desteği birleştiğinde, Türk çeliğini katma değerli bir yatırım malı haline getirip tüm dünyaya sunabildik. Bu başarı öykümüzün birinci perdesiydi; lojistik koridorlarıyla şekillenecek ikinci perde ise henüz yeni başlıyor." “Yeni dönemde insan kaynağı dönüşecek” Kıvanç Kızılkaya, otonom teknolojilerle birlikte sektördeki insan kaynağının yaşayacağı dönüşüme dikkat çekti. Otonom teknolojilerin sürücüsüz bir taşımacılık anlamına gelmediğini belirten Kızılkaya; "Nakliye sektörü sürücüsüz kalmayacak, sürücü profili değişecek. Sadece aracı kullanan sürücüler yerine; tüm ekosistemi, elektrifikasyon süreçlerini ve veriyi uçtan uca yönetebilen, yeni nesil teknolojilere adapte olmuş bir insan kaynağı ortaya çıkacak. Nakliye sektörünü bu yeni jenerasyon için daha cazip hale getirmeliyiz." ifadelerini kullandı. "Mekanik dönem bitti, çevik Ar-Ge ve yazılım dönemi başladı" Sektördeki baş döndürücü teknolojik hızın Ar-Ge departmanlarını da kabuk değiştirmeye zorladığını vurgulayan Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer, geleneksel metotların artık yetersiz kaldığını belirtti. Avrupalı ve Uzak Doğulu rakiplerle rekabet edebilmek için "hızlı yanılıp, hızlı öğrenen" (fail fast, learn fast) çevik Ar-Ge yapılarına ihtiyaç duyulduğuna değinen Biçer, şunları kaydetti: "Artık sadece şasiyi veya üstyapıyı tasarlayan ayrı gruplar yerine; yazılımı, veriyi ve siber güvenliği birlikte düşünen ortak çalışma gruplarına ihtiyacımız var. Araçlar sahada sürekli veri üretiyor. Bu nedenle Ar-Ge kadrolarımızda yazılım mühendislerinin ve veri bilimcilerinin sayısı artmak zorunda. İnovasyonu yakalamak için Ar-Ge’yi kapalı ortamlardan çıkarıp sahaya indirmeli ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle ekosistemi genişletmeliyiz." Başarı öyküsünün ikinci perdesi: demiryolları ve lojistik koridorlar Türk sanayicisinin tutkusu ve devletin stratejik destekleriyle otomotiv ile treyler sektöründe büyük bir başarı hikayesi yazıldığını hatırlatan TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala, bu başarının "ikinci perdesinin" lojistik altyapıdaki devrimle yazılacağını belirtti. Türkiye'deki Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısının 400'e ulaştığına dikkat çeken Pala, "Artık OSB'lerin demiryollarıyla limanlara bağlanması devletimizin resmi programına girmiş durumda. Tren yolu bağlantıları arttıkça lojistik küçülmeyecek, tam aksine zenginleşecek. Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projeler, Türkiye'nin kombine taşımacılık kapasitesini en üst seviyeye çıkaracak. Geçmişteki tutkumuzu koruyarak bu koridor mantığını iyi yönettiğimizde hem yerel üretimi hem de lojistik hacmimizi çarpan etkisiyle büyüteceğiz" şeklinde konuştu. “Sınırda karbon düzenlemeleri sektörü yeniden şekillendirecek” Avrupa Birliği standartlarının ve sürdürülebilirlik regülasyonlarının sektöre etkilerini değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Türkiye'nin bu küresel dönüşümün dışında kalamayacağının altını çizdi. Yakın gelecekte uygulanacak "Sınırda Karbon Vergisi"ne dikkat çeken Türken, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Dijitalleşme, otonom teknolojiler ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak sadece teknolojik bir mesele değildir. Emisyonların düşürülmesi, verimlilik ve güvenlik adına 'çekici' ve 'treylerin' uyumlu bir şekilde, bir bütün olarak hareket etmesi gerekiyor. Bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmeyecek; ortak vizyon, koordinasyon ve geniş paydaş katılımıyla Türkiye, bu ekosistemin merkezinde yer alacaktır."

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti Haber

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti

Sektörün en büyük buluşması, 8 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Crowne Plaza Asia Kurtköy’de 600’e yakın katılımla gerçekleşti. Ağır vasıta, treyler, tedarik ve lojistik sektörlerinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında toplayan organizasyonda; dijitalleşme, otonom teknolojiler, regülasyonlar ve değişen taşımacılık ekosistemi tüm yönleriyle ele alındı. Zirve’ye TREDER Başkanı Seyit Arslan'ın yanı sıra; TAİD Başkanı Burak Hoşgören, TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, AND Başkanı Salih Kodaman, LojiDer Başkanı Dr. Kayıhan Özdemir Turan, UND Başkanı Şerafettin Aras, UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin ve Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen katılarak birer açılış konuşması gerçekleştirdi. Başkan Arslan: “Türk treyler sektörü rekabetin merkezinde olacak güce sahiptir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan TREDER Başkanı Seyit Arslan, Türk treyler sektörünün artık yalnızca üretim gücüyle değil; teknoloji, kalite, marka değeri ve mühendislik kapasitesiyle küresel ölçekte söz sahibi olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük treyler pazarı haline geldiğine dikkat çeken Arslan, Türk üreticilerinin dünya liginde güçlü bir konuma ulaştığını belirterek, “Artık mesele sadece treyler üretmek değil; dünyanın taşıma sistemlerine yön veren bir ülke olmaktır.” dedi. Sektörün geleceğinin dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve akıllı üretim teknolojileriyle şekillendiğini vurgulayan Arslan; hafiflik, yakıt verimliliği, karbon ayak izi, bağlantılı araç sistemleri ve elektrikli çekicilerle uyumlu treyler mimarilerinin yeni dönemin temel başlıkları olduğunu ifade etti. Rekabetin artık yalnızca fiyat odaklı olmadığını kaydeden Arslan, “Rekabet; akıl, mühendislik, marka, servis ve itibar rekabetidir.” diyerek sektörün teknolojiye yatırım yaparak küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini söyledi. Konuşmasında genç kuşaklara da seslenen Arslan, yapay zekâ, veri analitiği ve dijital ikiz teknolojilerinin üretim süreçlerini dönüştürdüğünü belirterek geleceğin liderlerinin bu dönüşüme yön veren şirketler olacağını dile getirdi. Burak Hoşgören: “Zirve stratejik bir yapıya dönüştü” Ağır Ticari Araçlar Derneği (TAİD) Başkanı Burak Hoşgören, taşımacılık dünyasının artık sadece araçlardan ve filolardan ibaret olmadığını, araçların artık akıllı sistemlere dönüştüğünü söyledi. TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen zirvenin, sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Hoşgören, etkinliğin yalnızca bir sektör organizasyonu değil; ağır ticari araç, treyler, lojistik, yan sanayi ve kamu temsilcilerini ortak bir platformda buluşturan stratejik bir yapı olduğunu ifade etti. Yakup Birinci: “Rekabet artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanıyor” Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Yakup Birinci, rekabetin artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşandığını ifade ederek sektör dernekleri, iş dünyası ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve ihracat başarısıyla Avrupa’nın en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Salih Kodaman: “Dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız” Ağır Nakliyeciler Derneği (AND) Başkanı Salih Kodaman, “Ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bizler, bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız. Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyimi doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda çok daha güçlü bir konuma ulaşmamızı mümkün kılacaktır. Bu noktada iş birliği kültürü, sektörümüzün en büyük gücüdür. Derneklerimiz ve paydaşlarımız arasındaki koordinasyon, yalnızca bugünün sorunlarını çözmekle kalmayacak, aynı zamanda geleceğin standartlarını da belirleyecektir.” dedi. Kayıhan Özdemir Turan: “Türkiye, Avrupa’nın ikinci büyük treyler tedarikçisi konumunda” Lojistik Hizmet Sağlayıcılar Derneği Başkanı (LojiDer) Dr. Kayıhan Özdemir Turan, Türk treyler sektörünün üretim kapasitesi, mühendislik gücü ve ihracat performansıyla Avrupa’nın en güçlü üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Şerafettin Aras: “Bir ülkenin üretim gücü, lojistik gücü kadar değerlidir” UND Başkanı Şerafettin Aras, ağır ticari araç ve treyler sektörünün artık yalnızca araç ve ekipman meselesi olmadığını, Türkiye’nin üretim, lojistik, ihracat ve küresel rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı stratejik bir alan haline geldiğini söyledi. Aras, ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorunda olduklarını vurguladı. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyiminin doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda ülkeyi çok daha güçlü bir konuma taşıyacağını belirtti. Çetin Nuhoğlu: “Sektörün geleceği güçlü sivil toplum ve ortak akılla şekillenir” UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve Tırsan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının ve sektör paydaşlarının birlikte hareket etmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Zirvenin yıllar içinde sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Nuhoğlu; ağır ticari araç, treyler, lojistik ve tedarik sanayisinin aynı platformda bir araya gelmesinin sektör adına güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Selçuk Öztürk: “Konya’da fuar, sektör için çok iyi bir başlangıç olacaktır” Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, batıdaki ekonomik yığılmanın Orta Anadolu’ya yayılması gerektiğini ifade ederek, “TREDER ve TAİD’i Konya’da kendi fuarlarını yapmaya davet ediyorum. Çok güzel bir fuarımız var. En kısa zamanda kendi sektörlerinin fuarlarını Konya’da yaparak çok önemli bir başlangıç yapacaklardır.” dedi. Mahmut Sami Şahin: “Treylerler artık sadece yük taşımıyor” Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin, sektörün yalnızca büyümekle kalmayıp köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekerek treylerlerin artık sadece yük taşıyan mekanik araçlar değil; veri ve enerji yöneten, akıllı sistemlerle donatılmış stratejik unsurlar haline geldiğini belirtti. Şahin, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa'nın ikincisi değil, birincisi olmaya çok yakın olduğumuzu düşünüyorum. Standart varsa güven vardır; güven varsa kalite, sürdürülebilirlik ve rekabet vardır. Biz biliyoruz ki standartları belirleyenler, geleceği belirler. Biz, standartlara uyan değil, 'standartları belirleyen' bir ülke olma hedefiyle sektörümüzle beraber hareket ediyoruz. Bir Konyalı olarak, Konya'da buluşma ve standartları birlikte belirleme davetine katılıyorum.” Kürşad Tüzmen: Gümrük Birliği yeniden ele alınmalı Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerinde yeni bir döneme ihtiyaç duyulduğunu belirterek Gümrük Birliği’nin günümüz şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sektör temsilcilerine Avrupa Birliği kurumlarıyla daha yakın temas kurulması çağrısında bulunan Tüzmen, Brüksel’de yalnızca üst düzey görüşmelerin değil, teknik ve bürokratik temasların da büyük önem taşıdığını ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından konuşmacılara ve TREDER eski Başkanları Murat Tokatlı ve Kaan Saltık’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi veridi. Ayrıca TREDER Eski Başkanı Yalçın Şentürk’e Onursal Başkan plaketi takdim edidi. ZİRVE KAPSAMINDA 3 AYRI PANEL GERÇEKLEŞTİRİLDİ Dijitalleşme ve otonom sistemler masaya yatırıldı Zirvenin ilk paneli, TREDER Başkan Yardımcısı Cengiz Adak'ın moderatörlüğünde "Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler" başlığıyla gerçekleşti. TTR Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, Saf Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar, İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya ve BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz'un katıldığı oturumda; akıllı üretim sistemleri, veri yönetimi ve yeni nesil teknolojiler ele alındı. TTR Baktaç Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, 23 yıllık bireysel tecrübesi ve firmasının 45 yıllık geçmişiyle değişime nasıl öncülük ettiklerini anlattı. 2023 yılında başlattıkları yatırımlarla üretimde standart kaliteyi ve maksimum hızı yakaladıklarını belirterek, “Biz sadece üretim yapan değil, ürettiğini yöneten bir firmayız.” dedi. SAF-Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Almanya’dan sonra grubun ikinci büyük üretim üssünün Türkiye olduğunu vurguladı. Ağır vasıta ve treyler endüstrilerinin sadece mekanik sistemlerden ibaret olmadığını hatırlatan Azizoğlu, geleceği şekillendiren dört temel başlığı şöyle sıraladı: Elektrifikasyon, Dijitalleşme, Otonom Sürüş ve Güvenlik. Trafik güvenliği ve denetimlerin önemine de dikkat çeken Azizoğlu, 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısının 3.425 olduğunu ve bu kazaların yaklaşık yüzde 20-25'inin ağır vasıta kaynaklı olduğunu ifade ederek, “Standartlar kadar denetimlerin de sıkılaştırılması hayati önem taşıyor.” dedi. Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar ise Stellantis ile önemli bir iş birliği gerçekleştirdiklerini belirterek aylık 500 araç olan üretim kapasitelerini Haziran ayında 1.200 adede çıkaracaklarını müjdeledi. 2027 yılı için 5 bin adetlik iddialı bir üretim hedefi koyduklarını kaydeden Sayar, fabrikalarında tam otomatik robot hatlarını devreye aldıklarını ifade etti. Son iki yılda Avrupa pazarında önemli ilerleme kaydettiklerini vurgulayan Sayar, bir Türk markası olarak ithal marka pazarının yüzde 50’sini almayı başardıklarını söyledi. Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, şirket olarak lastik çözümlerini yaşam döngüleri boyunca titizlikle takip ettiklerini söyledi. Sektöre katma değerli çözümler geliştirdiklerini belirten Aydın, ProServices hizmetiyle her altı lastikte bir lastik tasarrufu sağladıklarını ifade etti. "Türkiye Avrupa'nın Treyler Merkezi Olma Yolunda İlerliyor" Yeni oyuncuların katılımı sonucunda Türkiye treyler sektörü, her geçen yıl daha stratejik ve daha önemli bir hale geldiğini belirten İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya, “Türkiye'nin her geçen yıl dünyanın önemli treyler merkezlerinden biri haline gelmesi. Bilhassa Avrupa'nın treyler merkezi olma yolunda önemli adımlar atıyoruz.” dedi. Perahya açıklamalarına şöyle devam etti: “2023 yılında ülkemizde 55 binden fazla treyler üretimi gerçekleşti. 2024 yılında yaklaşık %20-25 aralığında bir düşüşle 45 bin civarında treyler üretimi gerçekleşti. 2025 yılında ise hepimizin bildiği makro nedenlerden ve ülkemizdeki ekonomik gelişmelerden dolayı yaklaşık 32 bin adet üretim yapıldı. Açıkçası bu rakamın, Türkiye treyler üretiminde dip seviyeye yakın bir rakam olduğuna inanıyoruz. Nitekim 2021 yılında, pandeminin de etkisiyle yaşadığımız hızlı büyümeden önceki yıllarda yaklaşık 25-30 bin treyler üretimi bandındaydık. Dolayısıyla, 32 bin adet olarak gerçekleşen 2025 yılı üretiminin üzerine çıkarak 2026 yılını büyümeyle kapatacağımızı öngörüyoruz. Biz nisan sonu itibarıyla fren sistemi satışlarına baktığımızda, bir önceki seneye göre adetsel bazda yaklaşık %12 büyüme görüyoruz. Bu büyümenin devam edip sene sonuna kadar 2026 yılındaki treyler üretiminin 40 bin adetlere yaklaşacağını öngörüyoruz.” BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz, yürüyen aksamdaki dijital dönüşümün filolara sağladığı somut katkılara dikkat çekti. Yeni teknolojiler sayesinde filolara öngörücü bakım (predictive maintenance) ve bağlantılı lojistik imkânı sağlandığını ifade eden Twilling-Birkholz, şunları kaydetti: “Paylaşılan verilere göre, geleneksel filolar operasyonel süreçlerde daha düşük verimlilikte kalırken, BPW iC Plus serisi gibi akıllı sistemlerle donatılmış filoların operasyonel verimliliği yüzde 95 seviyelerine kadar ulaşıyor. Otonom teknolojilere doğru hızla ilerleyen sektörde BPW, sadece mekanik bir üretici olmanın ötesine geçerek treyleri tedarik zincirinin iletişim kuran ve kendi kendini denetleyen proaktif bir bileşeni haline getiriyor. Pazar veri istiyor, BPW bunu sağlıyor.”. Cengiz Adak: "Treyler artık pasif bir yük değil, lojistiği tayin eden akıllı bir aktör" Zirvede gerçekleştirilen ve sektörün teknolojik dönüşümüne ışık tutan panelin kapanış değerlendirmesini yapan Cengiz Adak, masadaki her bir donanım bileşeninin kendi başına birer teknoloji üssüne dönüştüğüne dikkat çekerek treyler sektörünün "yeni yolculuğunun" artık sadece bir donanım hikâyesi olmaktan çıkıp kapsamlı bir entegrasyon sınavına dönüştüğünü vurguladı. Ekonomi ve teknoloji rüzgârı Öğle arasının ardından sahne alan Ekonomist Ali Ağaoğlu, küresel ve yerel ekonomik gelişmeleri lojistik ve üretim sektörü özelinde değerlendirerek katılımcılara önemli projeksiyonlar sundu. Öğleden sonraki özel oturumda ise Teknoloji Yazarı ve Trend Avcısı M. Serdar Kuzuloğlu; geleceğin teknolojileri, yapay zekâ ve trendlerin sektörel yansımalarına dair ufuk açıcı bir sunum gerçekleştirdi. Regülasyonlar ve yeni taşıma ekosistemi Günün ikinci panelinde, OSD Genel Sekreteri Özlem Güçlüer'in moderatörlüğünde "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" tartışıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor ve TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper'in katıldığı panelde, kamu otoritesinin sektörel düzenlemeleri değerlendirildi. Ayrıca TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, "Daha Genç Treylerle, Daha Güçlü Bir Türkiye Dünya Yollarında..." başlıklı sunumuyla araç parkının gençleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye’de 284 bin çekici, 327 bin yarı römork var Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme (UHDGM) Genel Müdür Yardımcısı Y. Giray Yüksel, "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" konulu sunumuyla lojistik ekosisteminin güncel haritasını ve küresel koridorlardaki son durumu paylaştı: “Türkiye lojistik ekosisteminin toplam hacmi 1.579.326 ticari taşıta ulaşmış durumda. Bu güçlü filonun yüzde 57,5’lik kısmını çekici, kamyon ve treyler gruplarından oluşan ağır vasıta ve özel taşıtlar oluştururken, yüzde 42,5’lik dilimini hafif ticari araçlar (kamyonet) oluşturuyor. Uzun yol taşımacılığının yükünü çeken taşıtların dağılımına bakıldığında; sektörde 284 bin 691 adet çekici ve 327 bin 61 adet yarı römork bulunduğu görülüyor.” "AB ve BM, Türkiye'ye sormadan regülasyon çıkaramıyor" TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper Tehlikeli Madde Taşımacılığı (ADR) konusunun mesleki hayatının en büyük gurur kaynağı olduğunu belirterek, kamu-sanayi iş birliğinin en güzel örneğini sergilediklerini söyledi. Türkiye'nin bu alanda tarih yazdığını vurgulayan Alper, başarının sırrını "Muhteşem Üçlü" olarak tanımladığı yapıya bağladı: Sektörün arkasında dağ gibi duran TREDER, Kuralları tavizsiz uygulayan Rafineri Dolum Tesisleri, Bugün 53 merkezde muayene yapan devasa TSE altyapısı. Türkiye'nin ADR konusunda geldiği noktanın küresel çapta olduğunu belirten Alper, "Avrupa Birliği'nden veya Birleşmiş Milletler'den (BM) şu an herhangi bir regülasyonun, TSE'nin ve Ulaştırma Bakanlığı'nın olumlu ya da olumsuz görüşü olmadan çıkma olasılığı yok. BM toplantılarında çok aktifiz ve masada söz sahibiyiz" dedi. Eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" lazım TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, sektörün geleceği için regülasyon, güvenlik, kalite ve sürdürülebilir dönüşüm başlıklarının kritik önemde olduğunu söyledi. Erköy, treyler sektöründe yaşanan teknolojik dönüşümün hızına ve yaklaşan Avrupa Birliği regülasyonlarına dikkat çekti. "Güvenle Yollarda, Güvenli Yollarda..." temasıyla sektöre seslenen Erköy, eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" çağrısında bulundu. Zirvenin son paneli olan "Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek" ise TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş'ın moderatörlüğünde yapıldı. TAİD YK Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer'in katılımıyla ekosistemin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri ele alındı. Tüm gün süren, yoğun ve verimli geçen programın ardından; ana sponsor olarak BPW, İntermobil, Nevpa, Prometeon, Saf-Holland ve Versus-Omega’ya, gümüş sponsor olarak Axalta, Baktaç, Continental, Forlight, Globaltech Makina, Knorr-Bremse, LID Technologies, Matrix, Mobilite, Primogenito, Sanel, Saykal, Seyir Mobil’e, bronz sponsor olarak ise Aspöck, Atik, Cloos, Echelon, FY Endüstri, Gümaş Jost, Reksan, Özkoç ve Sertel’e plaket takdim edildi.

Kıta Logistics’ten Entegre Yatırım Hamlesi: Yurtiçi Konteyner Taşımacılığında Süreklilik, Karbon Yönetiminde Dijitalleşme Haber

Kıta Logistics’ten Entegre Yatırım Hamlesi: Yurtiçi Konteyner Taşımacılığında Süreklilik, Karbon Yönetiminde Dijitalleşme

Kıta Logistics, artan Deniz Taşımacılığı hacmine paralel olarak ihracat konteynerlerinin yüklenmesi ve limana sevki ile ithalat konteynerlerinin liman sonrası nihai adreslerine ulaştırılması süreçlerini daha entegre bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda ilk etapta 7 çekici ve 10 dorse ile devreye alınan yapı, operasyonel esnekliği artırırken müşterilere daha öngörülebilir bir hizmet sunulmasını amaçlıyor. Devreye alınan bu yeni yatırım ile birlikte şirket; teminatlı taşımada T1 yazımı ve teminat kullanımı, sigortalı taşıma, uluslararası deniz taşımacılığına entegre sistem takibi ve araç takip sistemleri gibi kritik süreçleri daha kontrollü bir şekilde yönetebilir hale geliyor. Özellikle yoğun dönemlerde yaşanan tedarik belirsizliklerinin azaltılması ve operasyonel sürekliliğin sağlanması hedefleniyor. Yatırımın ikinci fazında ise filonun 20 çekici ve 25 konteyner dorseye çıkarılması planlanıyor. Bu genişleme ile birlikte İstanbul’un her iki yakasında liman–firma hattındaki taşımaların daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıyla yönetilmesi amaçlanıyor. Kıta Logistics Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Eldener, söz konusu yatırımın mevcut küresel konjonktüre yanıt niteliği taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Lojistik sektörü bugün; savaşlar, bölgesel gerilimler ve ekonomik dalgalanmalarla birlikte daha kırılgan ve öngörülmesi zor bir yapıya evriliyor. Bu ortamda müşterilerimizin en çok ihtiyaç duyduğu şey; süreklilik ve güven. Biz bu yatırımı, iş ortaklarımızın operasyonlarını kesintisiz sürdürebilmesine katkı sağlayacak bir altyapı olarak görüyoruz. Özmal yapımızı güçlendirirken amacımız; mevcut iş birliklerimizi tamamlayan, onları destekleyen ve tedarik zincirinin bütününde daha dengeli bir yapı oluşturan bir model kurmak.” Kıta Logistics Antrepolar ve Yurtiçi Lojistik Genel Müdürü Bilal Yurttaş ise yatırımın operasyonel etkisine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Yurt içi konteyner taşımacılığında dönemsel olarak yaşanan sıkışıklıklar, sahada hız ve planlama açısından önemli etkiler yaratabiliyor. Bu yatırımla birlikte liman, depo ve taşıma süreçlerini daha uyumlu hale getirerek operasyonel akışı daha sağlıklı yönetebiliyoruz. Bu da iş ortaklarımız açısından daha öngörülebilir, daha planlanabilir ve sürdürülebilir bir operasyon anlamına geliyor.” Kıta Logistics, operasyonel yatırımlarının yanı sıra sürdürülebilirlik alanında da dijitalleşme odaklı dönüşümünü sürdürüyor. Şirket, karbon ayak izi ve sera gazı (GHG) emisyonlarının ölçüm ve raporlanmasını dijital bir altyapıya taşıyarak bu alanda önemli bir adım attı. İzmir Teknopark merkezli yerli teknoloji firması Carbon Emit ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında karbon verileri artık sürekli, izlenebilir ve detaylı bir şekilde yönetilebiliyor. Bu dönüşümle birlikte manuel süreçlere kıyasla %50 oranında zaman tasarrufu sağlanması hedeflenirken, veri doğruluğunda 30 iyileşme ve izlenebilirlikte %50’nin üzerinde artış elde edilmesi öngörülüyor. Bu yapı sayesinde Kıta Logistics, karbon yönetimini yalnızca bir raporlama süreci olarak değil; operasyonel şeffaflık, verimlilik ve stratejik karar alma süreçlerinin bir parçası olarak konumlandırıyor. Aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi regülasyonlara uyum konusunda daha güçlü bir altyapı oluşturuyor. Bu tamamlayıcı yatırımlar şirketin müşterilerine; daha entegre, dengeli ve sürdürülebilir bir lojistik deneyimi sunma hedefini destekliyor. Söz konusu iş birliğine ilişkin Carbonemit’in kurucusu ve sahibi Musa Can Minaz ise şunları söyledi: “Lojistik sektörü, karbon yönetiminin en kritik olduğu alanlardan biri. Kıta Logistics ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, emisyon verilerinin manuel ve dağınık yapılardan çıkarılarak anlık, izlenebilir ve karar destek sağlayan bir yapıya dönüşmesini sağlıyoruz. Bu dönüşüm yalnızca raporlama süreçlerini hızlandırmakla kalmıyor; aynı zamanda şirketlerin operasyonel verimliliğini artırırken sürdürülebilirlik performansını da güçlendiriyor. Kıta Logistics’in bu alandaki proaktif yaklaşımını, sektör için önemli bir referans olarak görüyoruz.”

Anadolu Isuzu, BUS2BUS 2026’da Yeni Nesil Novociti Volt’u Tanıttı Haber

Anadolu Isuzu, BUS2BUS 2026’da Yeni Nesil Novociti Volt’u Tanıttı

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, 15–16 Nisan 2026 tarihlerinde Berlin’de düzenlenen BUS2BUS Fuarı’nda, “Geleceğin Mobilitesi” vizyonu doğrultusunda geliştirdiği Novociti Volt 2. Nesil modelini sergiledi. İki yılda bir gerçekleştirilen ve otobüs endüstrisinin önemli buluşmaları arasında yer alan BUS2BUS’ta Anadolu Isuzu, %100 elektrikli Novociti Volt platformunun geliştirilmiş versiyonu olan bu modeliyle çevreci ulaşım çözümlerini uluslararası platforma taşıdı. Yeni nesil Novociti Volt sürdürülebilirlik, verimlilik ve konforu bir arada sunuyor Çevre dostu ulaşım çözümlerine odaklanan Anadolu Isuzu, elektrikli araç alanındaki yetkinliğini yeni nesil ürünlerle güçlendirmeyi sürdürüyor. Avrupa’da özellikle yerel yönetimlerin yoğun ilgi gösterdiği Novociti Volt platformu üzerine geliştirilen yeni nesil Novociti Volt, şehir içi ulaşımda sürdürülebilirlik, verimlilik ve konforu bir arada sunuyor. Dar şehir sokakları ve orta yoğunluklu hatlar için optimize edilen model, artırılmış yolcu konforu, geliştirilmiş enerji verimliliği ve güçlü şarj altyapısıyla öne çıkıyor. Yeni nesil Novociti Volt, 211 kWh ve 268 kWh kapasiteli batarya seçenekleriyle şehir içi ulaşımda sessiz ve verimli bir sürüş deneyimi yaşatıyor. Bu bataryalar tek şarjla 400 km'ye kadar menzil sağlarken, 270 kW güç ve 2500 Nm tork üreten motoru besleyerek yüksek performans sunuyor. Geleceğin ulaşımı BUS2BUS’ta ele alındı BUS2BUS, Messe Berlin ve Almanya’da yaklaşık 3.000 özel otobüs işletmecisini temsil eden Alman Otobüs ve Otobüs İşletmecileri Birliği (BDO) tarafından düzenleniyor. 19 ülkeden 140’tan fazla şirketin katılımıyla gerçekleştirilen BUS2BUS 2026’da şehir içi ve şehirler arası ulaşımın geleceğine dair yenilikçi yaklaşımlar paylaşıldı. Otobüs üreticileri ve tedarikçilerin en yeni ürün ve teknolojilerini sergilediği fuarda, bu yıl özellikle dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeni nesil mobilite çözümleri öne çıktı.

Otokar'dan Sena Tur'a Dev Otobüs Teslimatı Haber

Otokar'dan Sena Tur'a Dev Otobüs Teslimatı

Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar, turizm ve servis taşımacılığının ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Geniş ürün gamıyla Türkiye'nin yanı sıra dünyanın dört bir yanında her gün on binlerce yolcuya güvenle seyahat imkanı sunan Otokar, Sena Tur ile dev bir teslimat törenine imza attı. Sena Tur’un Antalya Yerleşkesi'nde düzenlenen törenle, şirketin talepleri doğrultusunda özel donanımlarla geliştirilen 201 adet Otomatik Vitesli Sultan Comfort ile 40 adetlik Sultan Giga şirketin filosuna dahil oldu. Teslimatı Yıldırım Grup Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yıldırım ve Yıldırım Grup Otomotiv Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Yıldırım gerçekleştirdi. Törene Sena Tur Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Ünver, Genel Müdürü Hakan Seçilmiş, Otokar Ticari Araçlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kerem Erman, her iki şirketin yöneticileri, çalışanları ile iş ortakları da katıldı. OTOMATİK VİTESLİ YENİ NESİL SULTAN COMFORT İLK KEZ SENA TUR’UN HİZMETİNDE Gerçekleşen teslimatın Otokar için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Ticari Araçlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kerem Erman, "Sena Tur ile uzun yıllara dayanan ve güven üzerine inşa ettiğimiz kıymetli iş birliğini, Türkiye'nin en büyük filo teslimatlarından biriyle taçlandırmak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Otokar olarak kullanıcılarımızın beklentilerini Ar-Ge gücümüzle buluşturarak taşımacılık sektörüne değer katmaya devam ediyoruz. Yeni araçlarımızın Sena Tur’a ve Antalya turizmine hayırlı olmasını diliyoruz. Bugün Sena Tur ile gerçekleştirdiğimiz ve tamamı şirketin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen 241 adetlik dev teslimat, önemli bir yeniliğin de ilk adımı. Mayıs ayı itibarıyla Sultan Comfort araçlarımız artık 9 ileri otomatik vitesli seçeneğiyle satışa sunuluyor. Yeni nesil Sultan Comfort, otomatik vitesiyle sürücü konforunu ve yakıt verimliliğini üst seviyeye çıkaran yenilikçi bir çözüm olarak filolarda yerini alacak" dedi. "HİZMET KALİTEMİZİ BİR ÜST SEVİYEYE TAŞIYORUZ" Şirketin Antalya yerleşkesinde geniş bir katılımla gerçekleşen törende konuşan Sena Tur Genel Müdürü Hakan Seçilmiş gerçekleşen iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şöyle konuştu: "Sena Tur olarak vizyonumuz; misafirlerimize en konforlu ve en güvenli seyahat deneyimini sunmak. Otokar ile gerçekleştirdiğimiz 241 adetlik yatırım, söz konusu vizyonumuzun en somut göstergesi. Firmamıza özel olarak geliştirilen dijital izleme sistemleri, yapay zekâ destekli güvenlik çözümleri ve otomatik vites avantajı; operasyonel verimliliğimizi artırırken hizmet kalitemizi de bir üst seviyeye çıkaracak. Bu yatırım aynı zamanda Türkiye turizm taşımacılığı tarihinde tek seferde gerçekleştirilen en büyük filo yatırımı olma özelliğini taşımaktadır. Bu tarihi adımı ülkemize ve sektörümüze kazandırmaktan büyük gurur duyuyoruz. Uzun yıllardır güvenilir bir çözüm ortağı olan Otokar ekibine teşekkür ediyoruz. Yeni araçlarımızın sektörümüze hayırlı olmasını diliyoruz." YENİ NESİL SULTAN COMFORT: ARTIK OTOMATİK VİTESLİ Otokar'ın hem yurt içinde hem de dünyanın dört bir yanında turizm ve servis taşımacılığının en çok tercih edilen modeli Sultan'ın yeni Comfort versiyonu; esnek şasi yapısı, güçlü 145 BG Cummins motoru ve 27+1 koltuk kapasitesiyle öne çıkıyor. Lüks koltukları ve özel donanımlarıyla sektörde standartları yeniden belirleyen araç, çevreci motoruyla her türlü yol koşulunda üstün performans sunarken kullanıcısının bütçesini de koruyor. Konfor ve ekonomiyi dengede tutan Sultan Comfort, Mayıs 2026 itibarıyla 9 ileri otomatik şanzımanla yeni bir döneme adım atıyor. Yakıt verimliliğini artıran otomatik vites özelliğiyle Sultan Comfort, gelişen taşımacılık ihtiyaçlarına zamanında ve güçlü bir yanıt veriyor. SENA TURİZM'E ÖZEL "AKILLI" DONANIM PAKETİ Yeni nesil Sultan Comfort, Sena Tur’un talepleri doğrultusunda dijitalleşme ve güvenlik odaklı ileri teknoloji çözümleriyle donatıldı. Araçlarda yer alan yapay zekâ destekli sürücü kamera sistemi; yorgunluk, telefonla konuşma ve emniyet kemeri ihlali gibi riskli durumları anlık olarak tespit edip ikaz veriyor. 2 TB depolama kapasitesine sahip 6 kameralı izleme sistemi ve bulut tabanlı Mobile Center yazılımı sayesinde, tüm araç verilerine ve canlı görüntülere uzaktan erişim sağlanabiliyor. Temassız QR giriş sistemi, GPS tabanlı konum takibi, filo yönetim yazılımı entegrasyonu ve otomatik bakım yönetimi ise operasyonel verimliliği önemli ölçüde artırıyor.

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor Haber

Yurt İçi ve Yurt Dışındaki Tedarikçileriyle Buluşan TEMSA, Yeni ‘Zirve’ler Hedefliyor

TEMSA; düzenlediği Tedarikçi Buluşması’nda kalite, yeni projeler, risk yönetimi, rekabetçilik, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve iş birliği başlıkları altında şekillenen yol haritasını iş ortaklarıyla paylaştı. Tedarik zinciri alanında güçlü ekosistem ve ortak değer yaratma unsurlarının ön plana çıktığı etkinlikte, TEMSA’nın gelecek dönem stratejisi de detaylı şekilde ele alındı. Buluşmada, TEMSA CEO’su Evren Güzel’in yanı sıra Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tunçbilek, Ar-Ge ve Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Caner Sevginer ile Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür gerçekleştirdikleri sunumlarla şirketin operasyonel yapısı, teknoloji vizyonu ve tedarik zinciri stratejisine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. “Rekabet artık tedarik zincirleri arasında yaşanıyor” Günümüzde rekabet koşullarının artık marka ve ürünlerin ötesine geçtiğini belirten TEMSA CEO’su Evren Güzel, etkinlikte yaptığı konuşmada: “Rekabet artık yalnızca markalar ve ürünler arasında yaşanmıyor; güçlü ve entegre tedarik zincirlerinin birbirleriyle olan rekabeti ve ekosistemler arasında şekilleniyor. Müşterilerimizin ortak beklentisi güvenli, kaliteli ve rekabetçi çözümler sunmamız. Küresel rekabette güçlü tedarik zincirine sahip olmayan firmaların başarılı olacağına olasılık vermiyoruz. Bu anlamda TEMSA’nın en güçlü yönlerinden biri, uçtan uca tedarik zinciri yönetimine sahip olması. Bugün TEMSA, döviz bazında çift haneli büyüme kaydeden, Avrupa ve Türkiye’de kendi tarihinin en yüksek otobüs satış adetlerine ulaşan, ciro ve ihracatta rekorlar kıran bir marka konumunda. Bu başarı; kurduğumuz stratejik iş ortaklıkları, güçlü iş birlikleri ve global ekosistemimiz sayesinde mümkün oldu. Gelecek hedefimiz ise; esnek ve çeşitli bir ürün portföyü, kıtalar arasında güçlü ayak izi ile TEMSA’yı küresel ölçekte 1 milyar dolarlık ciroya sahip ‘Tercih Edilen Mobilite Markası’ haline getirmek” ifadelerini kullandı. “Hedefimiz zirve ve zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız” 2025 yılını başarılı sonuçlarla tamamladıklarını vurgulayan Evren Güzel, TEMSA tarihinin en güçlü satış ve üretim performansına ulaştıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılı gibi zorlu koşulların yaşandığı bir dönemde, konsolide ciromuzu geçtiğimiz yıla göre döviz bazında yüzde 10 artırarak 554 milyon dolar seviyesine taşıdık. Türkiye’de büyümemizi sürdürürken, Avrupa’daki öncelikli pazarlarımızda yeni satış rekorlarına imza attık. Bir önceki yıla göre döviz bazında yüzde 7’lik artışla ihracatımızı 316 milyon dolara ulaştırdık. Zorlu faaliyet ortamına rağmen tüm bunları müşteriyi odağa alan küresel büyüme stratejimiz, operasyonel mükemmeliyet anlayışımız ve kurduğumuz stratejik iş birlikleri ile başardık. Bu başarı hikayesinde bizimle yol alan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yıl ve devamında da hızlı büyümemizi sürdürmeye odaklandık. Hedefimiz zirve diyoruz ve bu zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız.” Yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor Yurt içinde 20 şehirde 270, yurt dışında ise 24 ülkede 150 tedarikçisi bulunan TEMSA’nın, yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor. Asya’dan Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada güçlü bir tedarikçi ekosistemini yöneten TEMSA; özellikle yapay zekâ ve dijitalleşme yatırımlarıyla tedarik zincirinde sürdürülebilirlik, maliyet optimizasyonu ve risk yönetimini odağına alarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. Tedarikçi performansında da iyileşme sağlayan TEMSA, 2024 yılında 77,15 olan ortalama performans skorunu 2025 yılında 81,15’e yükseltti. TEMSA, tüm projelerde tedarikçilerini tasarım ve planlama aşamasından itibaren sürece dahil ediyor. Bu yaklaşım, maliyet ve lojistik yönetiminde rekabet avantajı sağlarken, krizlere hazırlıklı bir ekosistem oluşturarak sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları ise veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirirken, sürdürülebilirlik ve yeşil tedarik kriterleri, uzun vadeli değer yaratmayı destekliyor. Kalite ve sürdürülebilirlikte “yeşil satınalma” anlayışı TEMSA, sürdürülebilirlik alanında elde ettiği global başarılarla da tedarik zinciri alanında öncü bir konumda yer alıyor. Şirketlerin çevre, işçi ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarikalanlarındaki performansını değerlendiren uluslararası EcoVadis platformunun 2025 değerlendirmesinde 78 puanla dünya genelinde en iyi yüzde 6’lık dilimde yer alan TEMSA'nın, Sürdürülebilir Tedarik Puanı ise geçtiğimiz yıllara kıyasla %92,5 yükseldi. CDP (Carbon Disclosure Project) değerlendirmelerinde hem İklim Değişikliği hem de Su Güvenliği alanlarında A Listesi’ne girerek küresel liderler arasında konumlandı. Aynı zamanda CDP tarafından gerçekleştirilen Tedarikçi İlişkileri Değerlendirmesinde, üst üste üçüncü kez A Listesi’nde yer alarak global liderler arasındaki konumunu korumaya devam etti. Önümüzdeki dönemde de TEMSA, tedarikçi seçiminde kalite ve çevresel sürdürülebilirlik kriterlerini öne çıkaran “yeşil satınalma” yaklaşımıyla faaliyetlerine devam edecek.

Kâmil Koç, Türkiye'de Kara Yolu Ulaşımının Omurgasıdır Haber

Kâmil Koç, Türkiye'de Kara Yolu Ulaşımının Omurgasıdır

YOLCULUĞUM 11 YAŞINDA BAŞLADI 1986 Balıkesir doğumluyum, Ortaokulu Bandırma’da, liseyi Bursa’da yatılı olarak, üniversiteyi de Kocaeli’de bitirdim. Bunu neden söylüyor diye düşünebilirsiniz ama o dönemlerde sürekli Kâmil Koç ile seyahat ederdim. 11 yaşında bir seyahat ile başlayan bu yolculuğun gün gelip de seferlerini planlamak, yönetmek bambaşka bir hikâye oldu benim için. 2006 yılında stajyer olarak başladığım Kâmil Koç’ta işin mutfağından başlayıp adım adım buralara kadar geldim diyebilirim. Sırasıyla; Bursa, Kütahya, Konya, Samsun olmak üzere zaman içinde operasyonumuzun çeşitliliğini de gösteren farklı il ve bölgelerde görev aldım. 19 yıllık çalışma geçmişim ile Kâmil Koç tarihinin bu kadar farklı bölgesinde çalışan tek beyaz yakalı personeli olabilirim. 2022 yılının Ağustos ayından bu yana da İç Anadolu ve Karadeniz Bölge Koordinatörü olarak Ankara’da devam etmekteyim. KURUMSALLIĞI VE AİDİYET DUYGUSU BENİ ÇOK ETKİLEDİ Üniversiteden Otobüs Kaptanlığı bölümünden mezun olmuştum ve mezuniyet için staj yapmam gerekiyordu. Bunun için sektörün en iyisinde staj yapmam gerektiğini biliyordum. Staj için başvuru yaptım ve kabul edildim. İlk adımımı böyle attım Kâmil Koç’a. Zamanla kurumsallığı ve çalışanlarına kattığı aidiyet duygusu beni de içine aldı ve 19 yıldır ilk günkü heyecan ile burada çalışıyorum. Tabi artık görevlerimizden biri de bu heyecanı ve aidiyet duygusunu bir sonraki nesile aktarmak da var. Bence Kâmil Koç’ta çalışmak için birçok neden var ama en önemlisi kurumsal olması ve çalışanlarına verdiği değer. Örneğin; çalışanların sosyal haklarını her geçen yıl bir üst çıtaya taşınması, kişisel gelişim eğitimleri, motivasyon etkinlikleri vs. Kendinizi rahatça ifade edebileceğiniz kurumsallığı ve bir ailenin parçası gibi hissedeceğiniz samimiyeti ile sektörün en güçlü oyuncusu. GÜVEN, BU SEKTÖRÜN EN BÜYÜK DEĞERİDİR Karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün en önemli değeri “güven”dir. Kâmil Koç’un da bu yıl 100. yılını kutlayarak sektörünün lideri olduğunu kanıtladığını düşünüyorum. Biz bu güvenin karşılığını hem yolcularımıza hem de iş ortaklarımıza tüm şeffaflığımızla yaklaşarak vermeye çalışıyoruz ve bunun karşılığını da alıyoruz. Kurum içindeki operasyon, muhasebe, finans, müşteri ilişkileri vb. her birimimizle şeffaf, inovatif ve sürdürülebilir değerlere sahip marka olmayı önemsiyor ve bunun için çalışıyoruz. Gelişen teknolojileri kullanarak ve geliştirerek iş ortaklarımıza pratik ve akılcı çözümler sunuyoruz. MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİ EN ÜST SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ Her gün Türkiye’nin dört bir yanına yüzlerce sefer düzenliyor ve bunları optimal şekilde planlamaya, müşteri memnuniyetini en yüksek seviyede tutmak için küçük aksaklıkları bile takip etmeye, tüm bunlarla birlikte pazara yön vermek için yeni projeler üretmeye çalışıyoruz. Etki alanımız dışında gelişen sektörel zorluklara hızlı bir reaksiyonla şirketimize ve bize güvenen iş ortaklarımızı adapte etmek bizi motive eden en önemli konuların başında gelir. Ayrıca bu yıl özelinde bir asırdır sektörün öncü firması olmak ve bunu devam ettirmek en büyük motivasyon kaynağımız. YAŞANABİLECEK TÜM AKSİLİKLERE KARŞI HAZIRLIKLI OLMAK ZORUNDAYIZ Yakın geçmişte yaşanan pandemi sonucu gerçekleşen ekonomik zorluklar sektörümüzde konsolide olmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Bu doğrultuda yaptığımız çalışmalar ile şirketimizi ve iş ortaklarımızı geleceğe taşımak için büyük bir sorumluluk üstleniyoruz. Sektör insan odaklı bir yapı ve tüm firmalar ilk önce yolcuların güvenliğini ve ekonomisini düşünerek adımlar atmalıdır. Tabi ki sektörde yaşanan zorluklar oluyor ama bu yolculukta yolumuzu aydınlatan iyi bir analiz ve raporlama birimimiz mevcuttur. Bunların yanı sıra destek birimlerimiz ile en güvenli sürüşü gerçekleştirecek dinamik operasyon ekibimiz var. ÇAĞRI MERKEZİMİZDEN WHATSAPP'A KADAR HER KANALDAN ULAŞILABİLİR BİR FİRMAYIZ Yüzyılı aşan firmamızın verdiği güven ve müşteri odaklılık bizim en büyük talep kaynağımız. Aynı zamanda çağımızın en büyük gerekliliği olan dijitalleşme, sefer ağı ve ulaşılabilirlik. Yol arkadaşlarımız istedikleri an mobil, Whatsapp, çağrı merkezi veya internet üzerinden firmamıza ulaşıp hızlıca çözüm üretebilirler. Güvenin yanı sıra müşteri odaklı olmamız da rakiplerimizden öne çıkmamızı sağlayan ana unsurlardan biri. Aynı zamanda geniş sefer ağı, modern araç filosu ve deneyimli ekibiyle her zaman bir adım önde olmayı başarmış bir markadır Kâmil Koç. Örneğin; tüm araçlarımızı yaşanabilecek aksaklıklara karşı 7/24 operasyon merkezimizden takip ediyoruz, müşteri memnuniyetimizi geliştirmek için geri bildirimler topluyoruz, kabin içi ekiplerimizi geliştirmek adına müşterilerimizle yakın iletişimi olan tüm personelimizle birebir ilgileniyor nasıl daha iyi olabiliriz diye beyin fırtınaları yapıyoruz. Bunlar ve sayamadığım birçok destek birimlerimiz ile memnuniyet çıtasını en üstte taşımaya, geliştirmeye devam edeceğiz. KÂMİL KOÇ DENİNCE AKLA GELEN İLK ŞEY “ŞEFFAFLIK” Kâmil Koç ile iş yapmak isteyen yatırımcılar için en temel artı yine güven ve şeffaflık. Kurumsallığı ve uzman birimleri sayesinde iş ortağı veya çalışan fark etmeden herkes her zaman en küçük önerisi, sorusu/sorunu için bir muhatap bulabilir. En dipten tepeye kadar ulaşılabilir bir firmayız. Günlük sefer planlarımızı oluştururken önceliğimiz iş ortaklarımızın sermayelerini korumak ve arttırmaktır. Firma olarak ihtiyaç duydukları pazarlama, reklam, finans, tedarik vb. her konuda akılcı çözümler ile destek oluyoruz. Örn: Yeni veya gelişen projelerimiz için reklam çalışmalarını profesyonel ekiplerle yürütüyoruz. Ayrıca iş ortaklarımızın operasyonlarını güvenli, kesintisiz sürdürebilmesi için 7/24 çalışan saha ve back office personellerimiz ile her zaman yanlarındayız. Pazarlama ekibimiz bu konudaki en büyük kazanımlardan biri çünkü gerçekten alanında uzman çok kaliteli bir ekibimiz var. Sektöre hakimiyetleri, anlık çözüm sunabilmeleri, Türkiye’nin her yerinde anında bir çalışmayı faaliyete geçirmeleri hem partnerlerimize hem de Kâmil Koç’a çok büyük fayda sağlıyor. Buna ek olarak Kâmil Koç olarak dijitalleşmeye pazarlamadan müşteri deneyimine bir bütün olarak bakıyor ve yatırımlarımızı bu doğrultuda sürekli geliştiriyoruz. Partnerlerimizin kendi ölçekleri dolayısıyla yapılamayacak birçok yatırım Kâmil Koç’un bu alandaki vizyoner yaklaşımı nedeniyle gerçekleşebiliyor. Bu rakiplerimizden ayrıldığımız en kıymetli noktalardan biri. BİR OTOBÜSÜMÜZÜ SÜNNET ARABASI HALİNE GETİRMİŞTİK 2017 yılında Konya’da görev yaparken bir e-posta aldım. Bu e-postada babasının iş seyahatleri nedeniyle otobüsleri çok seven bir çocuktan bahsediliyordu. Hatta öyle bir sevgi haline dönüşmüş ki; ailesi tahtadan bir otobüs maketi yaparak üzerine Kâmil Koç logosu giydirmiş ve o maketi yakında gerçekleşecek sünnet düğününde kullanmak istiyorlardı. Otobüsleri çok seven bu minik yol arkadaşımızın yakında gerçekleşecek sünnet düğününe bizleri davet ettiler. Biz de bu duruma kayıtsız kalamadık ve sünnet düğünü için bir otobüsümüzü balonlarla süsletip sünnet arabası haline getirerek minik yol arkadaşımıza unutulmaz bir anı bıraktık. TÜM YOL ARKADAŞLARIMIZA TEŞEKKÜR EDERİZ Flixbus ile olan iş ortaklığımız sayesinde uluslararası pazarda bilinirliği artan, bir asırlık tecrübesinin yanında gelişen teknolojiye hızlı adaptasyon, veri odaklı çalışan mükemmel operasyonu ve müşteri odaklılık ile Türkiye’de karayolu ulaşımının omurgası olarak görüyorum. Kâmil Koç olarak bir asırdır Türkiye’yi birbirine bağlarken, güveninizi ve desteğinizi her zaman yanımızda hissettik. Bu büyük yolculuğu mümkün kılan tüm çalışma arkadaşlarımıza emekleri için, bizimle birlikte olan tüm yol arkadaşlarımıza ise teveccühleri için yürekten teşekkür ederiz. Nice yolları birlikte aşacağımız, güvenle ve mutlulukla geçecek ikinci yüzyılımıza hoş geldiniz.

Çobantur Logistics, 2025 Yılında Kapasitesini Ve Cirosunu Yüzde 20 Büyüttü Haber

Çobantur Logistics, 2025 Yılında Kapasitesini Ve Cirosunu Yüzde 20 Büyüttü

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından Çobantur Logistics; sürdürülebilir, güvenilir ve uzun vadeli değer üretme odaklı anlayışıyla 2025 yılında da büyüme hedeflerini gerçekleştirdi. Uzun yıllara dayanan tecrübesi, dijitalleşme yatırımları ve Avrupa merkezli güçlü yapılanması sayesinde müşterilerine sadece taşıma değil, uçtan uca entegre lojistik çözümler de sunan şirket, Türkiye-Avrupa hattındaki servis sürekliliğini koruyarak 2025’i yüzde 20 kapasite ve ciro büyümesi ile tamamladı. 2026’daki odağını “dijital şeffaflık ve operasyon verimliliği” ile “entegre hizmet derinliği” üzerine kurgulayan Çobantur Logistics, bu kapsamda yurt dışı yapılanmasında yeni bir dönemi başlatacak. “Türkiye–Avrupa hattında servis sürekliliğimizi koruduk” Küresel talep daralması ve maliyet baskılarının yoğun hissedildiği 2025’in lojistik sektörü açısından zorlu geçtiğini fakat doğru planlama ile büyümelerini sürdürdüklerini ifade eden Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Yaşanan sıkıntılara rağmen ana koridorlarımız olan Türkiye–Avrupa hattında servis sürekliliğimizi koruduk; İtalya ve Almanya merkezli akışlarda güçlü konumumuzu sürdürdük. Bu sayede 2025’te bir önceki yıla oranla yüzde 20 kapasite ve ciro büyümesi ile operasyonlarımızı yönettik. Avrupa’da özellikle İtalya, Almanya, Hollanda, İsviçre, Belçika, Avusturya, Fransa, Slovenya ve İspanya koridorlarında yoğun hizmet verirken; Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan, Irak, Suriye gibi pazarlarda da müşterilerimize çözüm sunduk. Yurt içi ve yurt dışı lokasyonlarımızda yaklaşık 60 bin metrekare gümrüklü/gümrüksüz depolama alanlarında ADR (tehlikeli madde) depolama yetkinliğimizle entegre hizmet kapasitemizi güçlendirdik.” dedi. Dijital çalışmalarıyla müşterilerine “şeffaflık” sunuyor Çobantur Logistics’in 2025’te fark yarattığı alanların başında dijitalleşme ve şeffaflık geldiğini vurgulayan Çobanoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Şirket olarak tüm operasyon süreçlerimizi destekleyen uygulamalarımızı in-house yazılım ekibimizle geliştiriyor; müşteri/tedarikçi sistemleriyle veri entegrasyonları, iş zekâsı ve robotik süreç otomasyonu üzerinden verimliliği artırıyoruz. Ayrıca müşterilerimizin sevkiyatlarını anlık izleyebildiği web tabanlı Müşteri Portalı altyapımızı olgunlaştırdık; portalı sadece konum takibi değil yük evraklarının da uçtan uca takibi için kurguladık. Bu sistemi sadece kendimiz için değil şeffaf lojistik adı altında tüm müşterilerimize açtık. Böylelikle yaptığımız tüm operasyonlar için müşterilerimizin de bizimle aynı anda bilgilere ulaşabilmesini mümkün kıldık. Dijital gümrük süreçlerinde ise yıllardır öncü bir yaklaşımımız var; yeni dönemde devreye alınan Digital UBAK gibi uygulamalara hazırlıklarımızı tamamladık.” İtalya, Romanya ve İspanya’da ek yatırımlar devreye alacak Lojistik sektöründe yaşanan yüksek maliyet baskısı, sürücü/insan kaynağı açığı, vize süreçlerinin operasyon sürelerine etkisi ile sınır kapılarında altyapı ve geçiş sorunlarına rağmen 2026 yılında büyüme hedeflerinde kararlı olduklarını söyleyen Çobanoğlu, “Bu yılki önceliklerimizin başında yurt dışında holding merkezinin kurulması ve grup şirketlerimizin bu yapı altında konsolide edilmesi geliyor. Bunun yanında Almanya’da yeni bir satın alma ile operasyonel yapılanmamızı da güçlendirmek istiyoruz. Avrupa’da aktif olduğumuz İtalya, Romanya ve İspanya gibi ülkelerde de ek yatırımlarımızı devreye alacağız. Özellikle İspanya başta olmak üzere yeni pazarlarda büyüme stratejilerimizi ilerletmek de yine gündemimizin ana başlıklarından biri. Yatırımlarımızı planlarken temel hedefimiz; operasyon kalitesini yükseltirken, müşteri memnuniyetini üst seviyede tutmak ve kârlılığı sürdürülebilir şekilde artırmak.” ifadelerini kullandı. Büyümeyi kapasite yönetimi, depolama kabiliyeti ve teknoloji yatırımları ile başaracak “Pazarın daralma risklerine rağmen yeni yapılanma adımlarımız ve güçlendirdiğimiz hizmet modelimizle 2026 yılında yüzde 20’nin üzerinde büyüme planladık.” diyen Çobanoğlu, diğer hedeflere dair şunları söyledi: “Hedeflediğimiz büyümeyi ana koridorlarda kapasite yönetimi, entegre depolama kabiliyetimiz, teknoloji yatırımlarımız ve seçili pazarlarda genişleme stratejimiz sayesinde başaracağız. Şirket olarak yabancı plakalı araç ve yabancı şoför yatırımlarımıza da kararlılıkla devam ediyoruz. Öte yandan fırsat tarafında; Yeşil Mutabakat ve karbon odaklı regülasyonların düşük emisyonlu çözümlere talebi artırması, dijital gümrük ve takip sistemlerinin verimlilik avantajı yaratması ve pazardaki konsolidasyonla birlikte güvenilir, entegre servis sağlayıcılara yönelik önemli fırsatlar sunuyor. Bu kapsamda da geçtiğimiz yıl tüm öz mal çekicimizi yenileyerek Euro 6 olarak değiştirerek yeşil lojistiğe duyarlı hale getirdik. Önümüzdeki dönemde de çevresel sorumluluk, operasyonel mükemmeliyet ve müşteri memnuniyetini temel önceliklerimiz olarak görmeye; sektörümüzde güvenilir bir çözüm ortağı olma konumumuzu daha da güçlendirmeye kararlıyız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.