Hava Durumu

#Dijitalleşme

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kâmil Koç, 100. Yılını Dev Bir Kampanyayla Karşılıyor: 2026 Boyunca Her Ay 100 Şanslı Yolcuya Ücretsiz Bilet Haber

Kâmil Koç, 100. Yılını Dev Bir Kampanyayla Karşılıyor: 2026 Boyunca Her Ay 100 Şanslı Yolcuya Ücretsiz Bilet

Türkiye karayolu taşımacılığının lider ve öncü markası Kâmil Koç, 100. kuruluş yıl dönümünü yolcularına bir teşekkür niteliği taşıyan özel bir projeyle karşılıyor. Yüz yıldır müşteri memnuniyetine verdiği değer sayesinde Türkiye’nin en başarılı karayolu seyahat şirketi olan Kamil Koç 1926’dan bu yana seyahat sektöründe kesintisiz devam eden köklü mirasını, bugün global iş ortağı Flix ile uluslararası hizmet standartlarına taşıyor. Firma 100 yaşını yolcuları ile birlikte kutlamak amacıyla 2026 yılı boyunca her ay düzenlenecek çekilişlerle yol arkadaşlarını ücretsiz biletlerle buluşturuyor. Kâmil Koç, 100. yıl iletişim projeleri kapsamında hayata geçirdiği bu kampanyayı yıl boyunca her ay düzenli olarak gerçekleştirmeyi planlıyor. Kullanıcı dostu dijitalleşme vizyonunu ön plana çıkaran marka, bir önceki ay içerisinde mobil uygulaması veya web sitesi üzerinden bilet alan tüm yolcularını otomatik olarak çekiliş havuzuna dahil ediyor. Yıl içinde diledikleri zaman ve güzergahta kullanabilecekler 100 yıllık köklü tecrübesini modern teknoloji ile birleştiren Kamil Koç her ayın başında gerçekleştirileceği çekilişleri dijital kanallar üzerinden duyuracak. Buna ek olarak Kazanan talihlilere e posta ve sms bildirimleri ile bilgilendirme yapılacak. Çekilişle belirlenen her ayın 100 kazananı, 1.000 TL tutarına kadar olan ücretsiz bilet haklarını 2026 yılı sonuna kadar, diledikleri tarihte ve Kâmil Koç’un Türkiye genelindeki geniş hizmet ağında kullanabilecek. Kazanan yolcuların biletleme işlemleri için yapmaları gereken tek şey, Kâmil Koç müşteri temsilcileriyle iletişime geçerek seyahat planlarını paylaşmak olacak. “Kampanya, yol arkadaşlarımıza 100. yıl teşekkürümüz” Kâmil Koç Genel Müdürü Çağatay Kepek, 100. yıla yeniliklerle başladıklarını belirterek, kampanyaya ilişkin şunları söyledi: “1926 yılında Cumhuriyetimizin ilk adımlarıyla başlayan yolculuğumuzda, bugün 100 yıllık köklü bir çınara dönüşmenin gururunu yaşıyoruz. Bizim için 2026 sadece bir takvim yılı değil; halkımızın güveniyle büyüyen bir başarı hikâyesinin de yeni yüzyılıdır. Kâmil Koç olarak, ‘100 Yıldır Yol Arkadaşınız’ diyerek başladığımız bu özel yılı yolcularımızla birlikte kutlamak istedik. İlk günden bugüne markamıza duydukları güvenle bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan, bizi ülkemizin en çok tercih edilen seyahat markası haline getiren tüm yol arkadaşlarımıza teşekkür etmek amacıyla bu kampanyayı hayata geçirdik. Her ay hediye edeceğimiz 100 biletle bu güven bağını pekiştirmeyi; yol arkadaşlığımızı yeni hikâyelerle daha da büyütmeyi hedefliyoruz. 2025 yılında milyonlarca kişinin yol arkadaşı olabilmemizin nedeni her zaman güven ve konforu önceliklendiren anlayışımızdı. 100. yılımızda hizmet anlayışımızı geliştirirken yol arkadaşlarımızın gösterdiği bu teveccühe ücretsiz biletlerimizle teşekkür ederek, Kamil Koç’u birlikte daha güçlü bir geleceğe taşımayı amaçlıyoruz.” Bir asırlık güven, yeni yüzyıla taşınıyor Kâmil Koç’un, “100 Yıldır Yol Arkadaşınız” mottosuyla hayata geçirdiği bu kampanya, markanın nesilden nesile aktarılan güven anlayışını, yenilenen hizmet vizyonunu ve güçlü dijital altyapısını geleceğe taşıma hedefinin de ilk adımını oluşturuyor. Yıl boyunca hayata geçirilecek iletişim projeleri, kampanyalar ve özel uygulamalarla Kâmil Koç; geçmişten aldığı güçle yolcularıyla birlikte yeni bir yüzyıla ilerlemeyi hedefliyor.

Mercedes-Benz Türk, İlk Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatını Medcem Çimento’ya Gerçekleştirdi Haber

Mercedes-Benz Türk, İlk Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatını Medcem Çimento’ya Gerçekleştirdi

Mercedes-Benz Türk, ağır ticari araç sektöründe önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Şirket, uzun yol taşımacılığı için “Şarjı Tam, Geleceğe Hazır” vizyonuyla geliştirilen batarya elektrikli çekici modeli Mercedes-Benz eActros 600’ün Türkiye’deki ilk teslimatını Medcem Çimento’ya gerçekleştirdi. Teslimat töreni, Medcem Çimento’nun Mersin Silifke’de bulunan üretim tesisinde düzenlendi. Teslim edilen Mercedes-Benz eActros 600, Medcem Çimento Fabrikası’ndan Medcem Port Limanı’na uzanan hatta kullanılacak ve buradan gerçekleştirilen ihracat operasyonlarında görev alacak. Avrupa’nın en büyük çimento fabrikası olan Medcem Çimento Fabrikası’nın operasyonlarında kullanılacak olan araç, sanayide elektrikli taşımacılığın uygulanabilirliğini somut şekilde ortaya koyacak. Mercedes-Benz eActros 600, Türkiye’de satışı gerçekleşen ilk uzun menzilli elektrikli çekici olma özelliğini taşıyor. Bu yönüyle Medcem Çimento’ya teslimatı gerçekleşen araç, sanayi ve ihracat odaklı lojistik operasyonlarda elektrikli taşımacılığın yaygınlaşması açısından önemli bir referans niteliği oluşturuyor. Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, teslimatla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Mercedes-Benz eActros 600 ile uzun yol taşımacılığında elektrikli dönüşüm için yeni bir sayfa açıyoruz. Türkiye’deki ilk Mercedes-Benz eActros 600 teslimatımızı, ihracat operasyonlarıyla öne çıkan büyük ölçekli bir sanayi kuruluşu olan Medcem Çimento’ya gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Doğuştan elektrikli mimarisi, uzun menzili ve dayanıklı batarya teknolojisiyle Mercedes-Benz eActros 600, sadece çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda operasyonel verimlilik açısından da güçlü bir alternatif sunuyor. Bu teslimatın, sanayide elektrikli taşımacılığın yaygınlaşması açısından önemli bir referans olacağına inanıyoruz.” Medcem Çimento Grubu CEO’su Mehmet Ali Ceylan ise iş birliğiyle ilgili olarak: “Medcem Çimento olarak sürdürülebilirlik, verimlilik ve dijitalleşme odağımız doğrultusunda lojistik operasyonlarımızda çevreci çözümlere yönelmeye büyük önem veriyoruz. Mercedes-Benz eActros 600’ü, Silifke’deki üretim tesisimiz ile liman arasındaki taşımacılık hattında aktif olarak kullanarak elektrikli taşımacılığın operasyonel performansını sahada yakından gözlemleyeceğiz. Bugün teslim aldığımız Mercedes-Benz eActros 600, önümüzdeki dönemde filomuzu elektrikli araçlarla genişletmeye yönelik planlarımız açısından önemli bir başlangıç niteliği taşıyor. Mercedes-Benz Türk ile iş birliğimizin önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam edeceğine inanıyoruz.” dedi. Uzun yol taşımacılığı için doğuştan elektrikli çözüm Mercedes-Benz eActros 600, baştan sona elektrikli olarak tasarlanan “doğuştan elektrikli” bir çekici olarak öne çıkıyor. Elektrik motorlu aks (eAxle) teknolojisi sayesinde gücünü doğrudan tekerleklere ileten araç, uzun yol taşımacılığı için yüksek verimlilik sunuyor. Tam yüklü koşullarda 500 kilometreye varan* menziliyle şehirler arası ağır yük taşımacılığına uygun olan eActros 600, 600 kWh kapasiteli LFP bataryalarıyla 10 yıl veya 1,2 milyon kilometreye kadar batarya ömrü sağlıyor. Müşteri Odaklı, Veriye Dayalı Satış Süreci Bu satış sürecinin en önemli unsurlarından biri, Mercedes-Benz Türk’ün müşteri odaklı ve veriye dayalı satış yaklaşımı oldu. İlk temas anından itibaren Medcem Çimento’nun operasyonunda kullanılacak rota, yük profili, hava koşulları ve topoğrafik veriler detaylı şekilde analiz edilerek simülasyon araçları üzerinden değerlendirildi. Bu şeffaf analiz süreci sayesinde araç ile sağlanacak operasyonel verimlilik önceden ortaya kondu ve elektrikli taşımacılığa geçiş konusunda güvene dayalı bir karar süreci oluşturuldu. Mercedes-Benz Türk ile Medcem Çimento arasında gerçekleştirilen ilk doğrudan iş birliği olma özelliğini taşıyan teslimat aynı zamanda elektrikli ağır ticari araçların sanayi ve ihracat odaklı operasyonlardaki potansiyelini ortaya koyan önemli bir başlangıç niteliği taşıyor.

Kâmil Koç’a 100. Yılında Beş Yıldızlı İtibar Haber

Kâmil Koç’a 100. Yılında Beş Yıldızlı İtibar

Marketing Türkiye ve pazar araştırmaları şirketi AKADEMETRE iş birliğiyle bu yıl 12’ncisi düzenlenen The ONE Awards’ta; 70’in üzerinde kategoride markalar, performansları, itibarı artıran stratejileri ve tüketici algısı doğrultusunda değerlendirildi. 12 ilde toplam 1.200 kişiyle gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler sonucunda, yıl içinde itibarını en çok artıran markalar ödüllendirildi. Kâmil Koç, 2021 yılından bu yana sürdürdüğü liderlik serisini bozmayarak halkın oylarıyla aralıksız olarak beşinci kez zirvede yer aldı. Sektörlerinin en itibarlı markalarının ödüllendirildiği gecede, bu başarıyı üst üste beşinci kez elde eden Kâmil Koç, 100. yılında başarısını “Büyük Ödül” ile taçlandırdı. 100 yıllık yolculuğunda kalite, güven ve müşteri memnuniyetinden ödün vermeyen marka, bu özel yılda ulaştığı istikrarlı başarıyı anlamlı bir ödülle pekiştirmiş oldu. Kâmil Koç, ödülünü 3 Şubat’ta İstanbul’da düzenlenen törenle aldı. Gecede, yıl içinde itibarını en çok artıran markaların yanı sıra bu başarının önemli paydaşları olan reklam, medya planlama ve halkla ilişkiler ajansları da ödüllendirildi. Kâmil Koç’un PR ve sosyal medya ajansları GTC İletişim Danışmanlık ve Dijifabrik de bu özel gecede ödüle layık görüldü. “100. yılımıza beş yıldızlı bir gururla girdik” Kâmil Koç İcra Kurulu Üyesi ve Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Direktörü Jan Sarıgül Işık, üst üste kazanılan beşinci ödülün markanın asırlık mirası açısından taşıdığı anlamı şu sözlerle değerlendirdi: “1926 yılında Cumhuriyetimizle birlikte başlayan yolculuğumuzda, halkımızın takdiri her zaman en büyük pusulamız oldu. 100. yılımızı kutladığımız bu tarihi yılda, ‘Yılın İtibarlısı’ unvanını beşinci kez üst üste kazanmak bizim için yalnızca bir ödül değil; bir asırlık güvenin tescilidir. Bu başarıyı eşsiz kılan, bizzat hizmetimizi deneyimleyen halk jürisi tarafından seçilmiş olmamızdır. Kâmil Koç’ta stratejik kararlarımızın odağında her zaman öncelikle güvenlik ve müşteri memnuniyeti var. Tüm süreçleri müşteri deneyiminin etrafında oluşturuyoruz. Bu yaklaşımımız bizi sektörün tartışmasız lideri konumuna taşırken 5 kez üst üste aldığımız yılın itibarlısı ödülüyle de yol arkadaşlarımızın taktirinin tescilli karşılığını görmüş oluyoruz. Nesilden nesile aktarılan bu değerli mirası, global ortağımız Flix’in teknolojik gücüyle daha da ileri taşımaya kararlıyız. Önümüzdeki dönemde de yol arkadaşlarımızdan aldığımız ilhamla kaliteyi ve itibarı daha yukarılara taşımaya ve 100. Yılımızda yol arkadaşlarımız için en iyiyi sunmaya devam edeceğiz.” Yerel tecrübe ve küresel teknolojiyle yeni yüzyılda yeni hedefler 1926 yılında Cumhuriyet’in ilk yıllarında temelleri atılan Kâmil Koç, bugün global iş ortağı Flix’in teknoloji gücünü, bir asırlık yerel tecrübesiyle harmanlayarak seyahat standartlarını yeniden tanımlıyor. “100 Yıldır Yol Arkadaşınız” mottosuyla hareket eden marka; dijitalleşme, rota optimizasyonu ve müşteri deneyimi odaklı yatırımlarıyla yol memnuniyetini her geçen yıl daha da pekiştiriyor. 2026 vizyonu kapsamında yapay zekâ destekli seyahat çözümleri, kişiselleştirilmiş yolcu deneyimi ve sürdürülebilirlik odaklı projelere ağırlık veren Kâmil Koç; 100. yılında bu köklü başarısını Türkiye’nin dört bir yanından Avrupa’nın kalbine uzanan geniş ağıyla geleceğe taşımayı hedefliyor.

Continental’den Üretim Sürekliliği İçin Akıllı Adım: Otonom Robotlarla Lastik Üretimi Optimizasyonu Haber

Continental’den Üretim Sürekliliği İçin Akıllı Adım: Otonom Robotlarla Lastik Üretimi Optimizasyonu

Continental’in Hannover-Stöcken’de bulunan kamyon ve otobüs lastikleri için kaplama tesisi ContiLifeCycle’da, Mart 2025’ten bu yana yedi adet otonom mobil robot üretim süreçlerinde yer alıyor. Bu robotlar, tesis içinde yeşil lastiklerin taşınmasından sorumlu olarak çalışanların makine ayarları ve kalite kontrol gibi daha nitelikli işlere odaklanmasına imkân tanıyor. Akıllı otomasyonun başarıyla devreye alınmasıyla Continental, manuel üretim süreçlerini daha ergonomik hale getirirken lastik üretiminde verimliliği de artırıyor. Bu adım, Endüstri 4.0 yolculuğunda önemli bir kilometre taşı. “Altı aydır sürücüsüz robotlar üretim akışımızı destekliyor,” diyen ContiLifeCycle Fabrika Müdürü Felix Hantelmann, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu robotlar, bir lastiği bir noktadan diğerine taşımak gibi basit ve tekrarlayan işleri üstleniyor. Dijital sipariş sistemimize doğrudan bağlı oldukları için nereye gideceklerini ve birbirleriyle nasıl koordinasyon kuracaklarını tam olarak biliyorlar. Günlük operasyonlarımız için önemli bir katma değer yaratıyor, aynı zamanda güvenli, verimli ve ergonomik bir üretim ortamına katkı sağlıyorlar.” Otonom robotlarla daha yalın üretim, kaliteye daha fazla zaman… Robotlar; gelişmiş sensörler, 360 derece kamera sistemleri ve yapay zekâ tabanlı kontrol teknolojileri sayesinde üretim alanında bağımsız ve güvenli şekilde hareket ediyor. Tempolu bir yürüyüş hızında ilerleyebilen robotlar, kaplama sürecinde lastikleri; lastik hazırlama makinesinden pişirme preslerine, oradan da kalite kontrol aşamasına taşıyor. Yeni sıcak kaplama süreci şu şekilde ilerliyor: Taşıma robotu, zımparalanmış lastik karkasını lastik hazırlama makinesine aktarıyor. Burada lastik ebadına bağlı olarak, sırt ve yanaklar için yaklaşık 100°C’ye kadar ısıtılmış, 18 kilograma kadar yeni kauçuk uygulanıyor. Sırt ve yanaklar eklendikten sonra lastik bir taşıma arabasına yerleştiriliyor. Dijital sipariş sistemine bağlı otonom mobil robot, kapasite durumuna göre bu arabayı ya pişirme presine ya da ara depolama alanına götürüyor. Yaklaşık 75 kilogram ağırlığındaki lastik, pişirme presinde 160°C’de vulkanize edilerek nihai formunu ve sırt desenini kazanıyor. Ardından konveyör bantla kalite kontrol hattına aktarılıyor. “Bu sistemin faydaları net: Çalışanlarımız artık lastikleri üretim alanı boyunca taşımak zorunda kalmıyor. Böylece fiziksel yükleri azalıyor, daha karmaşık ve katma değeri yüksek işlere odaklanabiliyorlar,” diyen Hantelmann, robotlar öncesinde iki lastik yüklendiğinde 250 kilograma kadar çıkan vinç ve taşıma arabalarıyla yapılan manuel taşımaların hem zahmetli hem de çok aşamalı olduğunu vurguluyor. Ekip ruhuyla teknoloji: Değişimi birlikte yönetmek Continental, robotların devreye alınmasını kapsamlı bir eğitim programıyla destekleyerek çalışanlar arasında benimsenmesini sağladı. Çalışanlar, Cargo Knight, Rubber Ranger ve LifeCycle Commander gibi robot isimlerinin belirlenmesine de aktif olarak katıldı. Altı ayın sonunda robotlar, ekibin doğal bir parçası haline geldi. Otonom mobil robotların kullanımı, Continental’in dijitalleşme ve otomasyon sayesinde lastik üretimini daha verimli ve sürdürülebilir hale getirme yaklaşımının güçlü bir örneğini oluşturuyor. Bu başarının ardından benzer çözümler, Continental’in Kuzey Amerika’da Mount Vernon ve Clinton, Avrupa’da Púchov ve Otrokovice, Asya’da ise Hefei ve Rayong’daki tesislerinde de hayata geçirildi. Hannover ContiLifeCycle tesisinde bir milyondan fazla lastik kaplandı CLC tesisi, 2013 yılından bu yana aşınmış kamyon ve otobüs lastiklerini kaplayarak yeniden kullanıma kazandırıyor. Kullanılmış lastikler önce detaylı kontrolden geçiyor, eski sırtları sökülüyor; ardından yeni sırt uygulanıyor, vulkanize edilerek yeniden şekillendiriliyor ve son olarak kalite ile güvenlik testlerinden geçiriliyor. Bu süreçte lastiğin yüzde 70’ine kadar olan kısmı yeniden kullanılabiliyor. Ortaya çıkan ürün, güvenlik ve performans açısından yeni bir lastikle eşdeğer olurken, çok daha az kaynak tüketiyor. Hannover tesisinin açılmasından bu yana Continental burada bir milyondan fazla lastiği yeniden kapladı. Şirket, dünya genelindeki diğer tesisleriyle birlikte toplamda yaklaşık sekiz milyon kamyon ve otobüs lastiğini yeniden kullanıma kazandırmış durumda.

Çobantur Logistics, Köklü Mirasıyla Geleceği Adıyla Yazıyor Haber

Çobantur Logistics, Köklü Mirasıyla Geleceği Adıyla Yazıyor

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor. “Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor” Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi. “Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz” Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi. Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. 2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden yapılanmanın karşılığını alacağımız ve sürdürülebilir kârlılığı yakalayacağımız bir yıl olacak. Almanya’da gerçekleştireceğimiz stratejik satın alma ile operasyonlarımızı güçlendirirken, yurt dışında kuracağımız holding yapısıyla tüm grup şirketlerimizi tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Avrupa’daki yatırımlarımızı genişletirken en büyük önceliğimiz, kârlı ve istikrarlı büyümeyi sürdürmek olacak. Çünkü bizim için büyüme yalnızca hacim değil; güvenilir, sürdürülebilir ve şeffaf bir gelecek demek. Bu vizyon doğrultusunda 7/24 track & trace sistemimizi müşterilerimizin kullanımına açarak sektörde şeffaflık adına önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde odağımız, yalnızca bugünü yönetmek değil; önümüzdeki 5–10 yılın lojistik ihtiyaçlarına hazır bir yapı kurmak olacak.” Lojistik sektörü 2026’da “fırsatlar” ve “riskler” ile karşı karşıya Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, lojistik sektörünün Türkiye ekonomisinde hizmet ihracatının lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak 2026 yılına dair yol haritasını da paylaştı. Çobanoğlu, ülkenin stratejik konumunun transit taşımacılık, entegre lojistik çözümleri ve katma değerli hizmetler açısından önemli fırsatlar sunduğunu, buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar ve finansmana erişim gibi risklerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Geleceğin lojistiğinin veri odaklı ve otomatikleşmiş sistemler üzerine kurulduğunu ifade eden Çobanoğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekânın sektörün dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu söyledi. Şirketler için yeni bir çağın kapılarını aralayan bu dönüşümün merkezinde ise kuşkusuz “yeşil lojistik” bulunuyor. Çobanoğlu, lojistiğin artık yalnızca taşımacılık değil; sürdürülebilirlik, verimlilik ve toplumsal sorumlulukla bütünleşen bir vizyon olduğunu vurgulayarak, Çobantur Logistics’in uzun süredir bu anlayışı işinin merkezine koyduğunu ifade etti. “Bizim için yeşil lojistik yalnızca bir iş modeli değil; gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Yolculuğumuz, sektörün dönüşümüne öncülük etmek, müşterilerimize daha fazla değer yaratmak ve dünyayı birlikte korumak üzerine kurulu. Çünkü biliyoruz ki lojistik yalnızca ürün değil, geleceği de taşır” dedi. Bu vizyon doğrultusunda şirket, çevresel etkileri azaltmayı tüm operasyonlarının merkezine koyuyor. Stratejik bir kararla filosundan çıkardığı eski nesil çekici ve taşıma ünitelerini 2026 yılında 250 yeni dorse ile yenileyecek olan Çobantur Logistics, karbon ayak izini azaltma hedeflerine de hızla yaklaşıyor. Ofis ve depolarında “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırarak daha temiz bir miras bırakmayı amaçlayan şirket, geleceğe yönelik yatırımlarını güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kuruyor. Çobanoğlu son olarak, hedeflerinin netliğini ortaya koyarak bunu ‘sektörün dönüşümüne öncülük etmek’ olarak aktarıyor.

Mercedes-Benz Türkiye’den Tarihi Rekor Haber

Mercedes-Benz Türkiye’den Tarihi Rekor

Sattığı her 5 araçtan biri elektrikli olan Mercedes-Benz, otomotivdeki dönüşümün öncü markalarından biri olmaya devam etti. Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Şükrü Bekdikhan: “Önümüzdeki 2 yıl Mercedes-Benz tarihinin en zengin ürün lansman dönemi olacak. Globalde sunacağımız 40’a yakın yeni araçla premium segmentte en fazla modele sahip marka olacağız.” Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar İcra Kurulu Üyesi Tufan Akdeniz: “2025’te Online Store üzerinden rezervasyon süreci başlatılan hafif ticari araç satışlarımızı 2 katına çıkardık ve ikinci el araç satışlarımızla Mercedes-Benz dünyasında büyük başarı elde ettik. 2026’da eSprinter’i Türk mühendisliği ile minibüse dönüştürüp sertifikalandırarak satışını gerçekleştirecek ilk pazar olacağız.” Mercedes-Benz Otomotiv Otomobil Grubu Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam: “Mercedes-Benz olarak otomobil tarafında, 2025 yılında Türkiye'de toplam otomobil satışı ve sıfır, ikinci el, elektrikli ve üst segment araç satışlarında tüm zamanların en yüksek satış rakamlarına ulaştık. 2025’te en çok sattığımız model C-Serisi olurken, en çok satan elektrikli aracımız EQB ve tamamen yeni CLA'nın Türkiye’de satışına başlayarak elektrifikasyon yolculuğumuzu daha da güçlendirdik.” Her yıl satışını artıran Mercedes-Benz, bu yıl da bir önceki yıla göre satışlarını yaklaşık yüzde 10 artırarak 2025’te 43 bin 224 adet araç satışı gerçekleştirdi. 2025’te sektördeki otomobil satışları yüzde 10,62 artarken Mercedes-Benz yüzde 11 ile sektörün üzerinde büyüyerek 33 bin 374 adet otomobil satışı gerçekleştirdi. 2025, Mercedes-Benz’in Türkiye’de en çok otomobil satışı gerçekleştirdiği yıl oldu. Aynı zamanda 9 bin 850 adet hafif ticari araç satışı ile de 2024’e benzer bir satış rakamı elde edildi. Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan: “Otomotiv sektörünün, yüksek faizler ve azalan kredi imkanları sebebiyle 2025’e başlarken yeni bir rekor yılı beklentisi yoktu. Ancak yıl içindeki birçok farklı gelişmeyle beraber artan rekabetle fiyatların nispeten baskılanması müşterilerin satın alma kararlarında daha hızlı hareket etmelerine sebep oldu. Böylece sektör, 1 milyon 368 bin 400 adet satışla 4’üncü yılda da büyümeye devam etti. Rekor kıran sektörde, satışlarımız bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 11 artarak 33 bin 374’e ulaştı. 2025, 32 bin 666 adetle rekor kırdığımız 2016’nın da üstüne çıkarak Türkiye’de en yüksek satış rakamına ulaştığımız yıl oldu. Ulaştığımız bu sonuçta premium segmentte sunduğumuz güven, yenilikçi ve çeşitli ürün portföyümüz, geniş satış sonrası hizmet yelpazemiz ve tüketicilerin ekonomideki dalgalanmalara ve yapılan yeni vergi düzenlemelerine rağmen premium araçlara olan talebinin devam etmesi etkili oldu.” Mercedes-Benz için lansmanlar ve rekorlar dönemi 2026 yılının otomobilin icadının 140’ıncı yılı olacağını belirten Bekdikhan bu kilometre taşının otomobilin mucidi marka olarak Mercedes-Benz için son derece özel olduğunun altını çizerek “Yepyeni modellerle dolu olacak 2026 yılının Mercedes-Benz için bir diğer önemi ise bir rekorun başlangıcına işaret etmesi. Önümüzdeki 2 yıl içinde globalde 40'a yakın model sunarak premium segmentte en fazla modele sahip marka olacağız.” dedi. 2026’nın Mercedes-Benz için lansmanlar yılı olacağını belirten Bekdikhan, Ocak ayı itibarıyla satışa çıkan içten yanmalı CLA’nın ardından ikinci çeyrekte tamamen elektrikli yeni GLB ve GLC’yi Türkiye pazarına sunacaklarını söyledi ve “GLB’nin benzinli modeli de ikinci yarı yılda satışa çıkacak. Bu modellerimizi merakla beklenen tamamen elektrikli Mercedes-AMG GT 4-Kapı Coupé ve 2027’de Mercedes-AMG GT SUV takip edecek. Tamamen elektrikli C-Serisi üçüncü çeyrekte, elektrikli GLA ise dördüncü çeyrekte Türkiye’de olacak. Bu arada yeni modellerimizin yanı sıra makyajlı benzinli S-Serisi ve Mercedes-Maybach S-Serisi ikinci çeyrekte, EQS üçüncü çeyrekte ve içten yanmalı motorlu C-Serisi ise yılın sonunda Türkiye’de olacak.” dedi. Yeni satış modelinin başarısı dünyaya örnek oluyor Dijitalleşmeyi merkeze alan satış modeliyle fiziksel alanlarda premium bir deneyimi öngören acentelik yapısının yanı sıra dijital alanlarda Mercedes-Benz Online Store ile yenilikçi bir müşteri yolculuğu yaklaşımı getirdiklerini söyleyen Şükrü Bekdikhan, “Türkiye, bu dönüşümün pilot ülkelerinden biri. Dünya genelinde yeni satış modelini devreye alan ilk pazarlardan biriyiz. 2025'te Online Store üzerinden rezervasyon süreci başlatılarak yaptığımız satışlar geçtiğimiz yıla göre yüzde 18’in üzerinde artarak 4 bin 731 adede ulaştı. Toplam satışlarımızın içindeki payı da yüzde 14,2’ye çıktı. Bu da sektörün ve müşterilerimizin bu modeli ne kadar çok benimsediğini gösteriyor” diyerek dijital satış modelinin premium segmentteki müşteri odaklı dönüşümün güçlü bir örneği olduğunu vurguladı. 2025’te en çok satan içten yanmalı C-Serisi, en çok satan elektrikli EQB Premium otomotiv segmentinin giderek daha fazla elektrifikasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik konularına odaklandığını söyleyen Mercedes-Benz Otomobil Grubu Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam, elde ettikleri bu başarıda özellikle öne çıkan modeller olduğunun altını çizerek “Türkiye’de en çok satan modelimiz C-Serisi olurken, EQB de en çok satan elektrikli aracımız oldu. Özellikle Ekim ayında lansmanını gerçekleştirdiğimiz tamamen elektrikli CLA, elektrikli araçlardaki birçok yeniliğin öncüsü olarak büyük ilgi gördü. İçten yanmalı versiyonunun gelmesiyle birlikte ilginin daha da artmasını bekliyoruz. 2025’in son çeyreğinde dijital platformlardan bize ulaşan taleplerin yüzde 50’den fazlası CLA ile ilgiliydi. Bu da 2026 boyunca tamamen yeni CLA’ya olan ilginin yüksek olacağını gösteriyor. Üst segment araç satışlarımız da 2024 ile karşılaştırdığımızda yüzde 2,8 artarak tüm satışlar içinde yüzde 5,6 pay elde etti. Bu segmentte de G-Serisi, elektrikli versiyonu da dahil en çok satan modelimiz oldu.” Dedi. 2026’da Türkiye'de gerçekleşecek Mercedes-Benz otomobil satışları içinde elektrikli araçların payını daha da artırmayı hedeflediklerini ekledi. 2026’da satışlarda ikinci el pazarı etkili olacak Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan, 2026 yılında kredi koşullarındaki değişimlerin ve kurlara bağlı fiyat değişikliklerinin pazarın gelişiminde baskı yaratacak etkenler olmasına karşın gerek markalar arasındaki rekabet yarışının gerekse de ikinci el pazarının dijitalleşmesi, profesyonelleşmesi ve şeffaflaşmasının fırsatlar sunduğunu belirtti. 2026 yılında da geçen yıla yakın bir pazar büyüklüğü beklediklerini söyleyen Bekdikhan, “Premium segmentte büyümenin özellikle elektrikli araçlar ve SUV modelleri üzerinden devam edeceğini öngörüyoruz. Dijitalleşme ve bağlantılı hizmetler gibi başlıklar, müşterilerin marka ve model tercihlerinde belirleyici olmaya devam edecek.” dedi ve Mercedes-Benz’in geliştirdiği yeniliklerle her yıl sektörün standartlarını yukarıya çekerek farklılık yarattığını belirtti. Hafif ticari araç sektörü her yıl büyümeye devam ediyor Türkiye’de otomobil sektörü büyürken hafif ticari araç sektörünün de son iki yılda 250 binin üstünde satış gerçekleştirerek rekor kırmaya devam ettiğini söyleyen Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar İcra Kurulu Üyesi Tufan Akdeniz, 2025’te hafif ticari araç pazarının yaklaşık yüzde 10 büyüyerek 283 bin 904’e ulaştığını belirtti ve “2025'in ilk altı ayında geçen yıllarda yaşanan "ertelenmiş talep" etkisi sayesinde pazar güçlü bir seyir izledi. Ancak, yılın ikinci yarısı için belirsizlikler olacağını farkındaydık. Yaz aylarında gerçekleşen ÖTV düzenlemesi durgun giden hafif ticari araç pazarının hareketlenmesini sağladı. Bunun en büyük nedeni yapılan düzenlemeden hafif ticari araçların çok fazla etkilenmemesiydi. Böylece gerek ticari işletmeler gerekse de geniş hacimli araç arayışında olanlar hafif ticari araçlara yöneldiler.” dedi. Yıl başında çizdikleri stratejinin sonuçlarını en iyi şekilde alarak satış hedeflerine ulaştıkları, toplam satışların yüzde 63’ünü Sprinter’in, yüzde 37’sini ise Vito’nun oluşturduğu bilgisini veren Akdeniz, “2025’te hem elektrikli hem de makyajlanmış araçlarımız pazardaydı. Ticari işletmelere sunduğumuz araçları çeşitlendirerek farklı sektörlere farklı çözümler sunduk. Özellikle 2025’in son aylarında Sprinter Kamyonet’i ve Vito Mixto’yu da tekrar pazara çıkartarak, sektörün Mercedes-Benz’den beklentisini karşıladık. Mercedes-Benz Finansal Hizmetler tarafından sunulan kampanyalar ile müşteri talebini artırarak ikinci el satışlarda Mercedes-Benz dünyasında ikinci sırada yer aldık ve 2025’te şimdiye kadarki en yüksek satış adedine ulaştık.” dedi. Online rezervasyon ile süreci başlatılan satışlarda 2024’te toplam satışların yüzde 4’üne ulaşarak dünya birincisi olduklarını, 2025’te de yüzde 12,5 ile satışlarını iki katına çıkararak oldukça başarılı bir yılı geride bıraktıklarını vurgulayan Tufan Akdeniz, “Online Store’da sunduğumuz özel konfigürasyonlar sadece filo ve üstyapı müşterilerimizin değil, bireysel müşterilerimizin de ilgisini çekiyor. Böylece kendilerine en uygun hafif ticari aracı kolayca seçip rezerve edebiliyorlar. Yeni satış modelimiz ile müşterilerimizin bize olan güveni daha da arttı. Özellikle fiyat hassasiyeti olan sektörler, aradıkları araçları Türkiye’nin her noktasında aynı fiyata bulabiliyorlar. Online rezervasyon ile süreci başlatılan satışlarımızın yarıya yakını filo ve üstyapı satışıyken yarısı da perakende satışlardan oluşuyor.” dedi ve Online Store’un müşterilerin ilgi odağı haline geldiğini belirtti. Müşteri odaklı bakış açılarının en güçlü özelliklerinden biri olduğunu belirten Akdeniz, “Birçok üstyapı çözümüyle müşteri ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğimiz Sprinter ile en fazla minibüs koltuk varyantlı ürün gamına sahip markayız. Sprinter bu yıl Türkiye’de 30. yılını kutluyor. 2024’te pazara sunduğumuz Sprinter’in elektrikli varyantı eSprinter ise 2026 yılında minibüs dönüşümü ile müşteri ihtiyaçlarımıza esnek çözümler getirecek. Türkiye olarak dünya pazarında sertifikalandırılmış eSprinter minibüs dönüşümünü gerçekleştiren ilk pazar olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi. Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçların, 2026’da ‘Taşımacılığın 130. Yılı’na girerken binek otomobillerde olduğu gibi hafif ticari araçlarda da elektrikli bir dönüşüm yaşadığını belirten Akdeniz, “Yeni üretilen araçlar doğuştan tamamen elektrikli bir mimaride ve altyapıya sahip olmaya başladı. Bu dönüşümün hafif ticari araçlara yansıyacak yeniliği ise 2026’dan itibaren modüler, esnek ve ölçeklenebilir VAN.EA elektrikli mimarisi olacak. Bu mimari, özel kullanıma yönelik geniş hacimli üst düzey deneyim sunan modeller VLE ve VLS ile premium segmentte konumlanan hafif ticari araçlar arasında net bir ayrım yapılmasını sağlayacak. Biz de VLE’yi yılın son çeyreğinde Türkiye yollarında görmeyi planlıyoruz.” diyerek bu araçlar ile hafif ticari araç segmentinin standartlarını baştan belirleyeceklerini vurguladı.

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli Haber

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli

HER GEÇEN GÜN “KURUMSAL DEĞERİ” ARTIRACAK ADIMLAR ATIYORUZ Ben Mehmet Batı. Kâmil Koç’ta Satın Alma ve Ticari Satış Grup Müdürü olarak son beş yıldır görev yapıyorum. Eğitimimi State University of New York’ta Üretim Mühendisliği alanında tamamladım. Bu eğitim, bana analitik düşünme yeteneği kazandırırken süreçleri sistematik şekilde yönetme becerimi de geliştirdi. Kariyerim 12 yıllık satın alma tecrübem ve 8 yıllık fabrika üretim deneyimimin birleşimiyle şekillendi. Bu deneyimler, satın alma ve ticari satış süreçlerine mühendislik bakış açısıyla yaklaşmayı ve stratejik kararlar alırken teknik temelleri göz önünde bulundurmayı öğretti. Bugünkü görevimde amacım yalnızca şirketin ihtiyaçlarını karşılamak değil; stratejik kararlarla kurumsal değer yaratmak ve iş ortaklarımıza sürdürülebilir avantajlar sağlamak. Ayrıca seyahat etmek büyük bir tutkum. Şimdiye kadar yaklaşık 50 ülkeyi ziyaret ettim. Bu yolculuklar bana farklı kültürleri tanıma, küresel bir bakış açısı kazanma ve esnek düşünme yetisi kazandırdı. KÂMİL KOÇ’UN İLANINA BAŞVURDUM VE YENİ BİR MACERA BAŞLADI Kâmil Koç ile yollarımız 2020 yılında kesişti. O dönem otomotiv sektöründe çalışıyordum ancak Kâmil Koç’un ilanını görünce ilgimi çekti. Farklı işler yapmayı seven biri olduğum için, seyahat sektörünün dinamik ortamı bana cazip geldi. Başvuru sürecinin ardından iki taraf için de şartlar olumlu olunca. Seyahat etmeyi de seven biri olarak teklifi kabul ettim. 2020’nin pandemi döneminde, sektörümüz için oldukça zorlu bir süreçte işe başladım. CFO’muz Ömer Faik Bey’e bağlı olarak başladığım görevime bugün hâlâ aynı motivasyonla devam ediyorum. SATIN ALMA VE TİCARİ ŞATIŞ BİRBİRİNİ BESLEYEN İKİ GÜÇLÜ KAS GİBİDİR Satın alma ve ticari satış ayrı düşünülemez iki parçadır. Satın alma tarafında sağlam bir strateji kurmadığınızda ticari satışta sürdürülebilir başarı elde etmek oldukça zorlaşır. Bizim önceliğimiz; kurumsallık, dijitalleşme ve şeffaflık temelleri üzerine kurulu bir satın alma ekosistemi oluşturmak. Artık “en uygun fiyatı bulmak” anlayışının çok ötesindeyiz. Veri temelli, ölçülebilir ve sürdürülebilir süreçlerle tedarikçilerimizle uzun vadeli iş ortaklıkları kuruyoruz. Ticari satışta ise özmal otobüslerimizde kullandığımız ürünlerde elde ettiğimiz avantajları sözleşmeli iş ortaklarımıza da yansıtıyoruz. Böylece tüm ortaklarımızın Kamil Koç maliyet avantajı elde etmelerine imkan tanıyoruz. Kısacası, satın alma gücümüzü sadece şirket içinde değil, tüm iş ekosistemimizde katma değere dönüştürüyoruz. İTİBARI GÜÇLENDİREN EN ÖNEMLİ YATIRIM, ŞEFFAFLIKTIR Tedarikçileri birer “iş ortağı” olarak görüyoruz. Bir satın alma süreci, iki tarafın da kazandığı bir ortaklık olmalı. Bizim önceliğimiz karşılıklı güven, açık iletişim ve sürdürülebilir değer yaratmak. Bu anlayış, özellikle pandemi gibi kriz dönemlerinde ya da küresel tedarik zinciri sıkıntılarında dayanıklılığımızı büyük ölçüde artırdı. Kazandır–kazan felsefesine yürekten inanıyorum. Kurumsallığın temelinde güven vardır; güvenin temelinde ise şeffaflık. Satın alma süreçlerinde şeffaf olmanın yalnızca etik bir gereklilik değil, aynı zamanda kurumsal itibarı güçlendiren bir yatırım olduğuna inanıyorum. Tedarikçiler, çalışanlar ve hatta müşteriler, süreçlerin adil ve açık yürütüldüğünü gördüklerinde markaya duyulan güven de artar. DİJİTALLEŞME, KARAR ALMA BİÇİMLERİMİZİ KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ Dijitalleşme bizim için sadece yeni yazılımlar kullanmak değil; karar alma biçimimizi yeniden tanımlamak anlamına geliyor. Artık yapay zekâ destekli analizlerle talep tahminleri yapabiliyor, tedarikçi performanslarını objektif verilerle ölçebiliyoruz. Bu sayede operasyonel iş yükü azalırken ekiplerimiz stratejik çalışmalara daha fazla zaman ayırabiliyor. Yani kısaca dijitalleşme bizim için yalnızca “verimlilik” değil, aynı zamanda “görünürlük” ve “şeffaflık” demek. BİREYSEL YATIRIMCILARIMIZA HER ALANDA “MALİYET DESTEĞİ” SAĞLIYORUZ Bireysel yatırımcılarımıza ciddi bir maliyet desteği sağlıyoruz çünkü ikram, mazot gibi sabit giderler artık büyük gider kalemleri hâline geldi. Yatırımcılarımız, piyasa fiyatlarına göre genellikle %20 ila %30 oranında daha düşükten alım yapma fırsatına sahipler. Bunun dışında yatırımcılarımıza ödeme kolaylıkları da sunuyoruz. Hak edişlerden kesinti yaparak işlemleri kolaylaştırıyoruz çünkü araçlarımız sürekli seferde olduğu için hak ediş süreci de devam ediyor. Ayrıca kredi kartı ile ödeme imkânı sağlıyoruz, isteyen yatırımcımıza taksit seçeneği de sunabiliyoruz. Kâmil Koç’un kendi yaptığı finans anlaşmaları üzerinden elde ettiği tüm indirim avantajlarından sözleşmeli yatırımcılarımız da yararlanabiliyor. Örneğin, şu anda ağırlıklı olarak kullandığımız lastikleri piyasadan çok daha uygun fiyatlarla temin edebiliyorlar. Bizim indirimlerimizden faydalanarak bu avantajı doğrudan bizden sağlamış oluyorlar. Bazı ikram noktalarımızda 7/24 lastik stokumuz bulunuyor. Şoför, sırası geldiğinde gece yarısı bile lastik değişimi yapabiliyor. Böylece hem zaman hem de para kaybı yaşamadan yeniden seferine devam edebiliyor. HER İŞLEM KAPTANIN CEBİNDEN DEĞİL, SİSTEMİN GÜVENCESİNDEN GEÇİYOR Ayrıca sözleşmeli otobüsçülerimiz için önemli bir avantajımız daha var: Şoföre herhangi bir kredi kartı verilmez, dolayısıyla harcama kontrolü tamamen araç sahibi üzerinden yürütülür. Bu da olası suistimalleri tamamen ortadan kaldırıyor. Bu sayede hem kaptanlarımızı hem de araç sahibini koruyoruz. Tüm işlemler yalnızca bizim sistemimize kayıtlı sözleşmeli otobüs sahipleri için “ERP” sistemi üzerinden yürütülüyor. ERP sisteminde plaka tanımlıysa ilgili ürün veya hizmetin çıkışı otomatik yapılabiliyor. Kaptan, herhangi bir ödeme yapmadan sadece imzası ve ruhsatıyla birlikte geliyor, ürününü teslim alıyor. Aynı uygulama ikram ürünlerinde de geçerli. Örneğin, kaptan 10.000 TL’lik ikram ürünü almak istediğinde, bu sistem üzerinden doğrudan temin edilir. Bizim kurduğumuz bu sistemimiz sayesinde bir suiistimal değildir. Ayrıca sözleşmeli otobüs sahibi, dilediği an sistemden otobüsünün hangi tarihte, nerede, ne kadar ikram ürünü aldığını birkaç dakikada görebilir. Biz bu süreçte ikram maliyetlerini de kayıt altında tutuyoruz: Ne kadar ürün alınmış ne kadar dağıtılmış, yolcu memnuniyeti sağlanmış mı, hepsi raporlanıyor. Üst yönetime düzenli olarak iletilen bu raporlar, bölge müdürleri aracılığıyla otobüsçülerle paylaşılır. Örneğin, hiç ikram almayan bir işletmeciye “Yolcuna ikram dağıtmıyor musun?” diye sorulur ya da fazla alım varsa kaptan uyarılır çünkü maalesef sektörde farklı amaçlarla kullanılan ikram ürünleri de olabiliyor. TÜM SÜREÇLER DAKİKALAR İÇİNDE SİSTEMİMİZE YANSIYOR VE ANINDA RAPORLANABİLİYOR Bir otobüsün aldığı her şeyi biz iki saat içinde hangi bölgeden, kimin üzerinden, kaç liraya ve hangi plakaya işlem yapıldığını gösterebiliyoruz. Bu sistem özmal araçlarımızda da SMS projesiyle destekleniyor. Kaptan ikram aldığı anda araç sahibine otomatik SMS gidiyor: “Şu kadar ikram aldınız.” Böylece başkası gidip aynı ürünü alamıyor. İkram noktalarındaki çalışanlarımız da bu konuda eğitimli. Her akşam bölge baş şoförlerine bilgi raporu gidiyor: “Bugün bölgenizde şu kadar otobüs, şu kadar ikram aldı.” Ay sonunda ise bu veriler Excel tablolarıyla karşılaştırılıyor. Böylece tam bir otokontrol mekanizması oluşturulmuş oluyor. HEDEFİMİZ, İNSAN HATASINDAN ARINDIRILMIŞ OTOKONTROL SİSTEMLERİ KURMAK Biz dijitalleşmeye ve otomasyona çok büyük önem veriyoruz çünkü kurum kültürünü korumanın ve sürdürülebilirliğin temelinde bu var. Bugün biz varız, ama yarın başka biri gelecek. Yeni gelen, beş yıl önce neler yapıldığını sistemden görebilmeli. Hedefimiz, kişiye bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmak. Ben otomotiv sektöründe çalıştığım dönemde bir gün aile günü kapsamında babamı fabrikaya götürmüştüm. Babam esnaftır, üretim sistemlerine çok hâkim değildir. Fabrikayı gezerken şaşkına döndü: “Ben hâlâ arabaların çekiçle, tokmakla yapıldığını sanıyordum.” dedi. Gövde atölyesinde insan yoktu, her şeyi 500 robot yapıyordu. Bunu görünce bana, “Ben bu markayı almayı düşünmüyordum ama bundan sonra alırım.” dedi. Sonrasında biz yönetime öneri verdik: “Bu üretim gücünü insanlara gösterin, çünkü hâlâ çekiçle kapı takıldığını zannediyorlar.” dedik. Bunun üzerine fabrika dışarıdan gelen ziyaretçilere golf arabalarıyla turlar düzenlemeye başladı. Bu sayede satışlar da arttı. Bizim hedefimiz de benzer: Her şey insan kontrolünde ama insan hatasından arındırılmış, dijital otokontrol sistemleri kurmak. SATIN ALMADAKİ YENİ TRENDLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ Günümüzde satın alma dünyasında üç temel trend ön plana çıkıyor. İlk olarak dijital dönüşüm ve otomasyon, karar süreçlerinde yapay zekâ ve büyük veri analitiğinin kullanımını kaçınılmaz hale getirdi. Artık veriye dayalı, hızlı ve hatasız karar verme süreçleri kurumlar için standart bir gereklilik haline geldi. İkinci olarak sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda stratejik bir öncelik olarak görülüyor. Karbon ayak izini azaltmak, yerel tedarikçileri desteklemek ve sosyal sorumluluk bilincini güçlendirmek, markaların tercih edilirliğini doğrudan etkiliyor. Üçüncü olarak ise tedarikçi ilişkilerinde stratejik iş ortaklığı kavramı öne çıkıyor. Artık satın almada temel soru “Kim daha ucuz?” değil; “Kimle birlikte daha uzun vadeli değer yaratabiliriz?” haline geldi. Dolayısıyla satın alma, yalnızca maliyet azaltma süreci olmaktan çıkıp kurumsal değeri, itibarı ve inovasyonu yöneten stratejik bir alan haline dönüştü. BENİM İÇİN BAŞARI, STRATEJİK VİZYONA KATKI SAĞLAYACAK DOĞRU KARARLARI VERMEKTİR Bu alandaki genç arkadaşlarımıza en büyük tavsiyem, kendinizi sadece satın alma süreçleriyle sınırlamayın. Finansı, pazarlamayı, teknolojiyi ve insan yönetimini mutlaka anlamaya çalışın. Geleceğin satın alma profesyonelleri; analitik düşünen, dijital araçlara hâkim ama aynı zamanda insan ilişkilerinde güçlü olan liderler olacak ve ne olursa olsun: merak etmeyi asla bırakmayın. Kâmil Koç’ta biz, kurumsallığı bir kültür olarak yaşıyoruz. Dijitalleşme, şeffaflık ve sürdürülebilirlik bizim sadece iş yapış biçimimiz değil; geleceğe bırakmak istediğimiz miras. Benim için başarı, en uygun fiyatı almak değil; şirketin stratejik vizyonuna katkı sağlayacak doğru kararları verebilmektir.

“Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek” Haber

“Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek”

Lojistik sektörü, 2026 yılında “veri, yapay zeka, otomasyon” ile “sürdürülebilirlik ve intermodal” olarak ifade edilen iki ana trend üzerinde şekillenecek görünüyor. Her iki alanda da şimdiden “sahada” olan Sürat Lojistik, 2026 ve sonrası için güçlü hedefleri ile yoluna devam ediyor. 2025 yılı içinde yatırımlarını depolama ve dağıtım altyapısı, dijitalleşme ve otomasyon, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında yoğunlaştırdıklarını ifade eden Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, “Bugün geldiğimiz noktada; ciro ve hacim bazında Türk menşeli lojistik firmalar içinde ilk 10’da olduğumuzu ön görüyoruz. Hedef tarafında iki çıpamız var; 5 yıl içinde yerli firmalar arasında ilk 5, global oyuncuların da olduğu ölçekte ilk 10’a girmek” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Sürat Lojistik olarak 2026 yılı sonu için hedefimiz ise operasyonel kapasite artışı, dijitalleşme ve otomasyon, Avrupa’da doğrudan yapılanma, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik diye sıralayabilirim. Yatırım tarafında dijital ve otomasyon yatırımları 2026 sermaye planımızda en büyük paya sahip olacak. Yıl içinde Avrupa’da doğrudan yapılanma için adımlar atmayı da planlıyoruz. İlk odağımız Doğu Avrupa ve özellikle Polonya-Romanya hattı. Polonya’yı Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyoruz; Romanya ise Türk şirketlerinin güçlü karşılık bulduğu bir pazar. Ancak aceleci değiliz, önce ticaretimizin o pazarlarda konsolide şekilde büyümesini istiyoruz. Baktığımızda 2026’da iki ana trendin olacağını görüyoruz. İlki; veri, yapay zekâ, otomasyon. Bu tahmin, rota, kapasite, fiyatlama kararlarının algoritmalarla güçlenmesi demek. İkincisi ise sürdürülebilirlik ve intermodal. Yani karbonu ölçen, azaltan, raporlayan, modlar arası entegre çalışan ağlar öne çıkacak. Biz bu iki eksende hazır olmaktan öte, zaten sahada uygulayan taraftayız.” OPERASYONEL KABİLİYETİMİZİ GENİŞLETİRKEN AYNI ANDA DİJİTAL OMURGAYI KURDUK 2025 yılında sektörde hız kadar öngörülebilirlik ve maliyet yönetimi sınavının öne çıktığını yakıt, işçilik ve kapasite maliyetlerinin şirketleri daha verimli çalışmaya ittiğini belirten Türkel, bu ortamda farkı, veriyi doğru kullanan, ağı doğru kuran ve sürdürülebilirliği işin merkezine koyan oyuncuların yarattığına işaret etti. Türkel, “Biz de tam bu nedenle 2025’te odağımızı veriyle yönetilen operasyon, intermodal ve uçtan uca görünürlük ekseninde büyüttük” değerlendirmesinde bulundu. Sürat Lojistik için 2025’in ölçeği büyütürken sistem kurma yılı olduğunu kaydeden Türkel, “Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda dijital omurgayı kurduk; yani işi sadece büyütmedik, yönetilebilir hale getirdik” diyerek şunları söyledi: “Türkiye’de 81 ile yaygın hizmet yapımızı güçlendirdik, depolama ve dağıtım yatırımlarımızı hızlandırdık; talebe göre yeni depo alanları için de çalışıyoruz. Operasyon tarafında ayrıca; dökme yük operasyonları, soğuk zincir, intermodal ve Avrupa ekspres hatları gibi çok modlu yapıyı daha entegre çalıştırdık. 2025’in ilk yarısında tonaj bazında iki katın üzerinde büyüme kaydettik; bu ivmenin arkasında kadro, operasyon disiplini ve dijitalleşme var. Ayrıca yılın ilk altı ayında iş hacmi ve ciroda da geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde büyüme gerçekleştirdik.” SİSTEM; TRAFİK, HAVA DURUMU VE HAT YOĞUNLUĞUNA GÖRE KENDİNİ GÜNCELLİYOR Müşteri deneyiminde en büyük farkı görünürlük ve dinamik planlamada yarattıklarını belirten Tarkan Türkel, rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğünü tek platformdan yönettiklerini, bu sayede hem hız kazandıklarını hem de hata oranlarını düşürüp teslimat sürelerini kısalttıklarını kaydetti. Sürat Lojistik’i bugün bulunduğu noktaya taşıyan en büyük gücü, “doğru kadro, operasyonel disiplin ve dijitalleşme” olarak özetleyen Türkel, “Biz şirketin temel yapı taşlarını yani sistemler, süreçler ve ekibi sıfırdan kurduk. Hiyerarşiden çok sorumluluğa dayalı, hızlı karar alan bir kültür inşa ettik. Dijitalleşme ve otomasyon sahada karşılığı çok somut oldu. “Hangi gün, hangi bölgede, ne kadar taşıma olacak” gibi kararları algoritmalar önden hesaplıyor; biz de kapasiteyi, rotayı, yakıtı buna göre yönetiyoruz. Özetle: sezgiyle değil, sayılarla hareket ediyoruz; sistem trafik, hava durumu, hat yoğunluğu gibi etkenlere göre kendini güncelliyor” ifadesini kullandı.

Horoz Lojistik, 2025’i Üç Prestijli Ödülle Kapattı Haber

Horoz Lojistik, 2025’i Üç Prestijli Ödülle Kapattı

30 Aralık 2025, İstanbul- Türkiye’nin köklü lojistik şirketlerinden Horoz Lojistik, 2025 yılının Kasım ve Aralık aylarında katıldığı üç ayrı prestijli platformda aldığı ödül ve takdirlerle e-ticaret lojistiği, dijitalleşme ve liderlik alanlarında ortaya koyduğu güçlü performansı somut başarılarla taçlandırdı. Devlet destekli organizasyonlardan ulusal zirvelere uzanan bu ödüller, Horoz Lojistik’in yalnızca operasyonel gücünü değil; stratejik vizyonunu ve sektöre sunduğu yüksek katma değeri de açık biçimde ortaya koydu. Türkiye E-Ticaret Haftası’nda Çifte Takdir Horoz Lojistik, 21–22 Kasım 2025 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Türkiye E-Ticaret Haftası 2025 etkinliğinde yer aldı. Etkinlikte Horoz Lojistik Yurtiçi Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, “Platform Ekonomisinden Deneyim Ekonomisine” başlıklı panelde konuşmacı olarak sahne aldı. Panel oturumu sırasında Horoz Lojistik adına verilen ödül, İlker Özkocacık tarafından sahnede teslim alındı. Ödül; T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, ETİD Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çevikoğlu ve Küresel İlişkiler Başkanı Ozan Acar tarafından takdim edildi. Bu ödül, Horoz Lojistik’in e-ticaret ekosistemine sunduğu katkıların devlet ve sektör nezdinde ortak biçimde tescillenmesi niteliğini taşıdı. Aynı etkinlik kapsamında Özkocacık, panelde sunduğu katkılar dolayısıyla ikinci kez sahneye davet edilerek takdir plaketi ile onurlandırıldı. Böylece Horoz Lojistik, tek bir organizasyon kapsamında iki ayrı resmi takdir alarak dikkat çekti. Dijitalleşmede Altın Ödül Horoz Lojistik’in dijital depo çözümü E-Depo, 9 Aralık 2025 tarihinde Pazarlama Türkiye organizasyonuyla düzenlenen E-Ticaret Zirvesi 2025 kapsamında “Yılın E-Depo Markası – Altın Ödül”e layık görüldü. Bu ödül, Horoz Lojistik’in dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmeliyet odağında geliştirdiği çözümlerin sektör tarafından en üst seviyede takdir edildiğini ortaya koydu. Liderlik Platformunda Üst Düzey Temsil Horoz Lojistik, 10 Aralık 2025 tarihinde çevrim içi olarak gerçekleştirilen Leadership Network Summit’te de üst düzey liderlik temsiliyle yer aldı. Leadership Network ve Eduplus organizasyonuyla düzenlenen zirvede Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gürkan Gürbüz, konuşmacı olarak sahne alarak dönüşen iş dünyası, liderlik yaklaşımları ve gelecek stratejilerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Üç Ödül, Güçlü Bir Kapanış Horoz Lojistik’in 2025 yılının son iki ayında elde ettiği üç ödül ve resmi takdir, şirketin e-ticaret lojistiği, dijitalleşme ve kurumsal yönetim alanlarında izlediği stratejinin sahadaki güçlü karşılığı olarak öne çıktı. Yılın son döneminde art arda gelen bu başarılar, Horoz Lojistik’in sektördeki öncü rolünü pekiştirirken, şirketin gelecek dönem hedeflerine de güçlü bir zemin oluşturdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.