Hava Durumu

#Dijitalleşme

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mercedes-Benz Türkiye’den Tarihi Rekor Haber

Mercedes-Benz Türkiye’den Tarihi Rekor

Sattığı her 5 araçtan biri elektrikli olan Mercedes-Benz, otomotivdeki dönüşümün öncü markalarından biri olmaya devam etti. Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Şükrü Bekdikhan: “Önümüzdeki 2 yıl Mercedes-Benz tarihinin en zengin ürün lansman dönemi olacak. Globalde sunacağımız 40’a yakın yeni araçla premium segmentte en fazla modele sahip marka olacağız.” Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar İcra Kurulu Üyesi Tufan Akdeniz: “2025’te Online Store üzerinden rezervasyon süreci başlatılan hafif ticari araç satışlarımızı 2 katına çıkardık ve ikinci el araç satışlarımızla Mercedes-Benz dünyasında büyük başarı elde ettik. 2026’da eSprinter’i Türk mühendisliği ile minibüse dönüştürüp sertifikalandırarak satışını gerçekleştirecek ilk pazar olacağız.” Mercedes-Benz Otomotiv Otomobil Grubu Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam: “Mercedes-Benz olarak otomobil tarafında, 2025 yılında Türkiye'de toplam otomobil satışı ve sıfır, ikinci el, elektrikli ve üst segment araç satışlarında tüm zamanların en yüksek satış rakamlarına ulaştık. 2025’te en çok sattığımız model C-Serisi olurken, en çok satan elektrikli aracımız EQB ve tamamen yeni CLA'nın Türkiye’de satışına başlayarak elektrifikasyon yolculuğumuzu daha da güçlendirdik.” Her yıl satışını artıran Mercedes-Benz, bu yıl da bir önceki yıla göre satışlarını yaklaşık yüzde 10 artırarak 2025’te 43 bin 224 adet araç satışı gerçekleştirdi. 2025’te sektördeki otomobil satışları yüzde 10,62 artarken Mercedes-Benz yüzde 11 ile sektörün üzerinde büyüyerek 33 bin 374 adet otomobil satışı gerçekleştirdi. 2025, Mercedes-Benz’in Türkiye’de en çok otomobil satışı gerçekleştirdiği yıl oldu. Aynı zamanda 9 bin 850 adet hafif ticari araç satışı ile de 2024’e benzer bir satış rakamı elde edildi. Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan: “Otomotiv sektörünün, yüksek faizler ve azalan kredi imkanları sebebiyle 2025’e başlarken yeni bir rekor yılı beklentisi yoktu. Ancak yıl içindeki birçok farklı gelişmeyle beraber artan rekabetle fiyatların nispeten baskılanması müşterilerin satın alma kararlarında daha hızlı hareket etmelerine sebep oldu. Böylece sektör, 1 milyon 368 bin 400 adet satışla 4’üncü yılda da büyümeye devam etti. Rekor kıran sektörde, satışlarımız bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 11 artarak 33 bin 374’e ulaştı. 2025, 32 bin 666 adetle rekor kırdığımız 2016’nın da üstüne çıkarak Türkiye’de en yüksek satış rakamına ulaştığımız yıl oldu. Ulaştığımız bu sonuçta premium segmentte sunduğumuz güven, yenilikçi ve çeşitli ürün portföyümüz, geniş satış sonrası hizmet yelpazemiz ve tüketicilerin ekonomideki dalgalanmalara ve yapılan yeni vergi düzenlemelerine rağmen premium araçlara olan talebinin devam etmesi etkili oldu.” Mercedes-Benz için lansmanlar ve rekorlar dönemi 2026 yılının otomobilin icadının 140’ıncı yılı olacağını belirten Bekdikhan bu kilometre taşının otomobilin mucidi marka olarak Mercedes-Benz için son derece özel olduğunun altını çizerek “Yepyeni modellerle dolu olacak 2026 yılının Mercedes-Benz için bir diğer önemi ise bir rekorun başlangıcına işaret etmesi. Önümüzdeki 2 yıl içinde globalde 40'a yakın model sunarak premium segmentte en fazla modele sahip marka olacağız.” dedi. 2026’nın Mercedes-Benz için lansmanlar yılı olacağını belirten Bekdikhan, Ocak ayı itibarıyla satışa çıkan içten yanmalı CLA’nın ardından ikinci çeyrekte tamamen elektrikli yeni GLB ve GLC’yi Türkiye pazarına sunacaklarını söyledi ve “GLB’nin benzinli modeli de ikinci yarı yılda satışa çıkacak. Bu modellerimizi merakla beklenen tamamen elektrikli Mercedes-AMG GT 4-Kapı Coupé ve 2027’de Mercedes-AMG GT SUV takip edecek. Tamamen elektrikli C-Serisi üçüncü çeyrekte, elektrikli GLA ise dördüncü çeyrekte Türkiye’de olacak. Bu arada yeni modellerimizin yanı sıra makyajlı benzinli S-Serisi ve Mercedes-Maybach S-Serisi ikinci çeyrekte, EQS üçüncü çeyrekte ve içten yanmalı motorlu C-Serisi ise yılın sonunda Türkiye’de olacak.” dedi. Yeni satış modelinin başarısı dünyaya örnek oluyor Dijitalleşmeyi merkeze alan satış modeliyle fiziksel alanlarda premium bir deneyimi öngören acentelik yapısının yanı sıra dijital alanlarda Mercedes-Benz Online Store ile yenilikçi bir müşteri yolculuğu yaklaşımı getirdiklerini söyleyen Şükrü Bekdikhan, “Türkiye, bu dönüşümün pilot ülkelerinden biri. Dünya genelinde yeni satış modelini devreye alan ilk pazarlardan biriyiz. 2025'te Online Store üzerinden rezervasyon süreci başlatılarak yaptığımız satışlar geçtiğimiz yıla göre yüzde 18’in üzerinde artarak 4 bin 731 adede ulaştı. Toplam satışlarımızın içindeki payı da yüzde 14,2’ye çıktı. Bu da sektörün ve müşterilerimizin bu modeli ne kadar çok benimsediğini gösteriyor” diyerek dijital satış modelinin premium segmentteki müşteri odaklı dönüşümün güçlü bir örneği olduğunu vurguladı. 2025’te en çok satan içten yanmalı C-Serisi, en çok satan elektrikli EQB Premium otomotiv segmentinin giderek daha fazla elektrifikasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik konularına odaklandığını söyleyen Mercedes-Benz Otomobil Grubu Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam, elde ettikleri bu başarıda özellikle öne çıkan modeller olduğunun altını çizerek “Türkiye’de en çok satan modelimiz C-Serisi olurken, EQB de en çok satan elektrikli aracımız oldu. Özellikle Ekim ayında lansmanını gerçekleştirdiğimiz tamamen elektrikli CLA, elektrikli araçlardaki birçok yeniliğin öncüsü olarak büyük ilgi gördü. İçten yanmalı versiyonunun gelmesiyle birlikte ilginin daha da artmasını bekliyoruz. 2025’in son çeyreğinde dijital platformlardan bize ulaşan taleplerin yüzde 50’den fazlası CLA ile ilgiliydi. Bu da 2026 boyunca tamamen yeni CLA’ya olan ilginin yüksek olacağını gösteriyor. Üst segment araç satışlarımız da 2024 ile karşılaştırdığımızda yüzde 2,8 artarak tüm satışlar içinde yüzde 5,6 pay elde etti. Bu segmentte de G-Serisi, elektrikli versiyonu da dahil en çok satan modelimiz oldu.” Dedi. 2026’da Türkiye'de gerçekleşecek Mercedes-Benz otomobil satışları içinde elektrikli araçların payını daha da artırmayı hedeflediklerini ekledi. 2026’da satışlarda ikinci el pazarı etkili olacak Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan, 2026 yılında kredi koşullarındaki değişimlerin ve kurlara bağlı fiyat değişikliklerinin pazarın gelişiminde baskı yaratacak etkenler olmasına karşın gerek markalar arasındaki rekabet yarışının gerekse de ikinci el pazarının dijitalleşmesi, profesyonelleşmesi ve şeffaflaşmasının fırsatlar sunduğunu belirtti. 2026 yılında da geçen yıla yakın bir pazar büyüklüğü beklediklerini söyleyen Bekdikhan, “Premium segmentte büyümenin özellikle elektrikli araçlar ve SUV modelleri üzerinden devam edeceğini öngörüyoruz. Dijitalleşme ve bağlantılı hizmetler gibi başlıklar, müşterilerin marka ve model tercihlerinde belirleyici olmaya devam edecek.” dedi ve Mercedes-Benz’in geliştirdiği yeniliklerle her yıl sektörün standartlarını yukarıya çekerek farklılık yarattığını belirtti. Hafif ticari araç sektörü her yıl büyümeye devam ediyor Türkiye’de otomobil sektörü büyürken hafif ticari araç sektörünün de son iki yılda 250 binin üstünde satış gerçekleştirerek rekor kırmaya devam ettiğini söyleyen Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar İcra Kurulu Üyesi Tufan Akdeniz, 2025’te hafif ticari araç pazarının yaklaşık yüzde 10 büyüyerek 283 bin 904’e ulaştığını belirtti ve “2025'in ilk altı ayında geçen yıllarda yaşanan "ertelenmiş talep" etkisi sayesinde pazar güçlü bir seyir izledi. Ancak, yılın ikinci yarısı için belirsizlikler olacağını farkındaydık. Yaz aylarında gerçekleşen ÖTV düzenlemesi durgun giden hafif ticari araç pazarının hareketlenmesini sağladı. Bunun en büyük nedeni yapılan düzenlemeden hafif ticari araçların çok fazla etkilenmemesiydi. Böylece gerek ticari işletmeler gerekse de geniş hacimli araç arayışında olanlar hafif ticari araçlara yöneldiler.” dedi. Yıl başında çizdikleri stratejinin sonuçlarını en iyi şekilde alarak satış hedeflerine ulaştıkları, toplam satışların yüzde 63’ünü Sprinter’in, yüzde 37’sini ise Vito’nun oluşturduğu bilgisini veren Akdeniz, “2025’te hem elektrikli hem de makyajlanmış araçlarımız pazardaydı. Ticari işletmelere sunduğumuz araçları çeşitlendirerek farklı sektörlere farklı çözümler sunduk. Özellikle 2025’in son aylarında Sprinter Kamyonet’i ve Vito Mixto’yu da tekrar pazara çıkartarak, sektörün Mercedes-Benz’den beklentisini karşıladık. Mercedes-Benz Finansal Hizmetler tarafından sunulan kampanyalar ile müşteri talebini artırarak ikinci el satışlarda Mercedes-Benz dünyasında ikinci sırada yer aldık ve 2025’te şimdiye kadarki en yüksek satış adedine ulaştık.” dedi. Online rezervasyon ile süreci başlatılan satışlarda 2024’te toplam satışların yüzde 4’üne ulaşarak dünya birincisi olduklarını, 2025’te de yüzde 12,5 ile satışlarını iki katına çıkararak oldukça başarılı bir yılı geride bıraktıklarını vurgulayan Tufan Akdeniz, “Online Store’da sunduğumuz özel konfigürasyonlar sadece filo ve üstyapı müşterilerimizin değil, bireysel müşterilerimizin de ilgisini çekiyor. Böylece kendilerine en uygun hafif ticari aracı kolayca seçip rezerve edebiliyorlar. Yeni satış modelimiz ile müşterilerimizin bize olan güveni daha da arttı. Özellikle fiyat hassasiyeti olan sektörler, aradıkları araçları Türkiye’nin her noktasında aynı fiyata bulabiliyorlar. Online rezervasyon ile süreci başlatılan satışlarımızın yarıya yakını filo ve üstyapı satışıyken yarısı da perakende satışlardan oluşuyor.” dedi ve Online Store’un müşterilerin ilgi odağı haline geldiğini belirtti. Müşteri odaklı bakış açılarının en güçlü özelliklerinden biri olduğunu belirten Akdeniz, “Birçok üstyapı çözümüyle müşteri ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğimiz Sprinter ile en fazla minibüs koltuk varyantlı ürün gamına sahip markayız. Sprinter bu yıl Türkiye’de 30. yılını kutluyor. 2024’te pazara sunduğumuz Sprinter’in elektrikli varyantı eSprinter ise 2026 yılında minibüs dönüşümü ile müşteri ihtiyaçlarımıza esnek çözümler getirecek. Türkiye olarak dünya pazarında sertifikalandırılmış eSprinter minibüs dönüşümünü gerçekleştiren ilk pazar olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi. Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçların, 2026’da ‘Taşımacılığın 130. Yılı’na girerken binek otomobillerde olduğu gibi hafif ticari araçlarda da elektrikli bir dönüşüm yaşadığını belirten Akdeniz, “Yeni üretilen araçlar doğuştan tamamen elektrikli bir mimaride ve altyapıya sahip olmaya başladı. Bu dönüşümün hafif ticari araçlara yansıyacak yeniliği ise 2026’dan itibaren modüler, esnek ve ölçeklenebilir VAN.EA elektrikli mimarisi olacak. Bu mimari, özel kullanıma yönelik geniş hacimli üst düzey deneyim sunan modeller VLE ve VLS ile premium segmentte konumlanan hafif ticari araçlar arasında net bir ayrım yapılmasını sağlayacak. Biz de VLE’yi yılın son çeyreğinde Türkiye yollarında görmeyi planlıyoruz.” diyerek bu araçlar ile hafif ticari araç segmentinin standartlarını baştan belirleyeceklerini vurguladı.

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli Haber

Artık “En Ucuzu Almak” Değil, Uzun Vadeli “Değer Yaratmak” Önemli

HER GEÇEN GÜN “KURUMSAL DEĞERİ” ARTIRACAK ADIMLAR ATIYORUZ Ben Mehmet Batı. Kâmil Koç’ta Satın Alma ve Ticari Satış Grup Müdürü olarak son beş yıldır görev yapıyorum. Eğitimimi State University of New York’ta Üretim Mühendisliği alanında tamamladım. Bu eğitim, bana analitik düşünme yeteneği kazandırırken süreçleri sistematik şekilde yönetme becerimi de geliştirdi. Kariyerim 12 yıllık satın alma tecrübem ve 8 yıllık fabrika üretim deneyimimin birleşimiyle şekillendi. Bu deneyimler, satın alma ve ticari satış süreçlerine mühendislik bakış açısıyla yaklaşmayı ve stratejik kararlar alırken teknik temelleri göz önünde bulundurmayı öğretti. Bugünkü görevimde amacım yalnızca şirketin ihtiyaçlarını karşılamak değil; stratejik kararlarla kurumsal değer yaratmak ve iş ortaklarımıza sürdürülebilir avantajlar sağlamak. Ayrıca seyahat etmek büyük bir tutkum. Şimdiye kadar yaklaşık 50 ülkeyi ziyaret ettim. Bu yolculuklar bana farklı kültürleri tanıma, küresel bir bakış açısı kazanma ve esnek düşünme yetisi kazandırdı. KÂMİL KOÇ’UN İLANINA BAŞVURDUM VE YENİ BİR MACERA BAŞLADI Kâmil Koç ile yollarımız 2020 yılında kesişti. O dönem otomotiv sektöründe çalışıyordum ancak Kâmil Koç’un ilanını görünce ilgimi çekti. Farklı işler yapmayı seven biri olduğum için, seyahat sektörünün dinamik ortamı bana cazip geldi. Başvuru sürecinin ardından iki taraf için de şartlar olumlu olunca. Seyahat etmeyi de seven biri olarak teklifi kabul ettim. 2020’nin pandemi döneminde, sektörümüz için oldukça zorlu bir süreçte işe başladım. CFO’muz Ömer Faik Bey’e bağlı olarak başladığım görevime bugün hâlâ aynı motivasyonla devam ediyorum. SATIN ALMA VE TİCARİ ŞATIŞ BİRBİRİNİ BESLEYEN İKİ GÜÇLÜ KAS GİBİDİR Satın alma ve ticari satış ayrı düşünülemez iki parçadır. Satın alma tarafında sağlam bir strateji kurmadığınızda ticari satışta sürdürülebilir başarı elde etmek oldukça zorlaşır. Bizim önceliğimiz; kurumsallık, dijitalleşme ve şeffaflık temelleri üzerine kurulu bir satın alma ekosistemi oluşturmak. Artık “en uygun fiyatı bulmak” anlayışının çok ötesindeyiz. Veri temelli, ölçülebilir ve sürdürülebilir süreçlerle tedarikçilerimizle uzun vadeli iş ortaklıkları kuruyoruz. Ticari satışta ise özmal otobüslerimizde kullandığımız ürünlerde elde ettiğimiz avantajları sözleşmeli iş ortaklarımıza da yansıtıyoruz. Böylece tüm ortaklarımızın Kamil Koç maliyet avantajı elde etmelerine imkan tanıyoruz. Kısacası, satın alma gücümüzü sadece şirket içinde değil, tüm iş ekosistemimizde katma değere dönüştürüyoruz. İTİBARI GÜÇLENDİREN EN ÖNEMLİ YATIRIM, ŞEFFAFLIKTIR Tedarikçileri birer “iş ortağı” olarak görüyoruz. Bir satın alma süreci, iki tarafın da kazandığı bir ortaklık olmalı. Bizim önceliğimiz karşılıklı güven, açık iletişim ve sürdürülebilir değer yaratmak. Bu anlayış, özellikle pandemi gibi kriz dönemlerinde ya da küresel tedarik zinciri sıkıntılarında dayanıklılığımızı büyük ölçüde artırdı. Kazandır–kazan felsefesine yürekten inanıyorum. Kurumsallığın temelinde güven vardır; güvenin temelinde ise şeffaflık. Satın alma süreçlerinde şeffaf olmanın yalnızca etik bir gereklilik değil, aynı zamanda kurumsal itibarı güçlendiren bir yatırım olduğuna inanıyorum. Tedarikçiler, çalışanlar ve hatta müşteriler, süreçlerin adil ve açık yürütüldüğünü gördüklerinde markaya duyulan güven de artar. DİJİTALLEŞME, KARAR ALMA BİÇİMLERİMİZİ KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ Dijitalleşme bizim için sadece yeni yazılımlar kullanmak değil; karar alma biçimimizi yeniden tanımlamak anlamına geliyor. Artık yapay zekâ destekli analizlerle talep tahminleri yapabiliyor, tedarikçi performanslarını objektif verilerle ölçebiliyoruz. Bu sayede operasyonel iş yükü azalırken ekiplerimiz stratejik çalışmalara daha fazla zaman ayırabiliyor. Yani kısaca dijitalleşme bizim için yalnızca “verimlilik” değil, aynı zamanda “görünürlük” ve “şeffaflık” demek. BİREYSEL YATIRIMCILARIMIZA HER ALANDA “MALİYET DESTEĞİ” SAĞLIYORUZ Bireysel yatırımcılarımıza ciddi bir maliyet desteği sağlıyoruz çünkü ikram, mazot gibi sabit giderler artık büyük gider kalemleri hâline geldi. Yatırımcılarımız, piyasa fiyatlarına göre genellikle %20 ila %30 oranında daha düşükten alım yapma fırsatına sahipler. Bunun dışında yatırımcılarımıza ödeme kolaylıkları da sunuyoruz. Hak edişlerden kesinti yaparak işlemleri kolaylaştırıyoruz çünkü araçlarımız sürekli seferde olduğu için hak ediş süreci de devam ediyor. Ayrıca kredi kartı ile ödeme imkânı sağlıyoruz, isteyen yatırımcımıza taksit seçeneği de sunabiliyoruz. Kâmil Koç’un kendi yaptığı finans anlaşmaları üzerinden elde ettiği tüm indirim avantajlarından sözleşmeli yatırımcılarımız da yararlanabiliyor. Örneğin, şu anda ağırlıklı olarak kullandığımız lastikleri piyasadan çok daha uygun fiyatlarla temin edebiliyorlar. Bizim indirimlerimizden faydalanarak bu avantajı doğrudan bizden sağlamış oluyorlar. Bazı ikram noktalarımızda 7/24 lastik stokumuz bulunuyor. Şoför, sırası geldiğinde gece yarısı bile lastik değişimi yapabiliyor. Böylece hem zaman hem de para kaybı yaşamadan yeniden seferine devam edebiliyor. HER İŞLEM KAPTANIN CEBİNDEN DEĞİL, SİSTEMİN GÜVENCESİNDEN GEÇİYOR Ayrıca sözleşmeli otobüsçülerimiz için önemli bir avantajımız daha var: Şoföre herhangi bir kredi kartı verilmez, dolayısıyla harcama kontrolü tamamen araç sahibi üzerinden yürütülür. Bu da olası suistimalleri tamamen ortadan kaldırıyor. Bu sayede hem kaptanlarımızı hem de araç sahibini koruyoruz. Tüm işlemler yalnızca bizim sistemimize kayıtlı sözleşmeli otobüs sahipleri için “ERP” sistemi üzerinden yürütülüyor. ERP sisteminde plaka tanımlıysa ilgili ürün veya hizmetin çıkışı otomatik yapılabiliyor. Kaptan, herhangi bir ödeme yapmadan sadece imzası ve ruhsatıyla birlikte geliyor, ürününü teslim alıyor. Aynı uygulama ikram ürünlerinde de geçerli. Örneğin, kaptan 10.000 TL’lik ikram ürünü almak istediğinde, bu sistem üzerinden doğrudan temin edilir. Bizim kurduğumuz bu sistemimiz sayesinde bir suiistimal değildir. Ayrıca sözleşmeli otobüs sahibi, dilediği an sistemden otobüsünün hangi tarihte, nerede, ne kadar ikram ürünü aldığını birkaç dakikada görebilir. Biz bu süreçte ikram maliyetlerini de kayıt altında tutuyoruz: Ne kadar ürün alınmış ne kadar dağıtılmış, yolcu memnuniyeti sağlanmış mı, hepsi raporlanıyor. Üst yönetime düzenli olarak iletilen bu raporlar, bölge müdürleri aracılığıyla otobüsçülerle paylaşılır. Örneğin, hiç ikram almayan bir işletmeciye “Yolcuna ikram dağıtmıyor musun?” diye sorulur ya da fazla alım varsa kaptan uyarılır çünkü maalesef sektörde farklı amaçlarla kullanılan ikram ürünleri de olabiliyor. TÜM SÜREÇLER DAKİKALAR İÇİNDE SİSTEMİMİZE YANSIYOR VE ANINDA RAPORLANABİLİYOR Bir otobüsün aldığı her şeyi biz iki saat içinde hangi bölgeden, kimin üzerinden, kaç liraya ve hangi plakaya işlem yapıldığını gösterebiliyoruz. Bu sistem özmal araçlarımızda da SMS projesiyle destekleniyor. Kaptan ikram aldığı anda araç sahibine otomatik SMS gidiyor: “Şu kadar ikram aldınız.” Böylece başkası gidip aynı ürünü alamıyor. İkram noktalarındaki çalışanlarımız da bu konuda eğitimli. Her akşam bölge baş şoförlerine bilgi raporu gidiyor: “Bugün bölgenizde şu kadar otobüs, şu kadar ikram aldı.” Ay sonunda ise bu veriler Excel tablolarıyla karşılaştırılıyor. Böylece tam bir otokontrol mekanizması oluşturulmuş oluyor. HEDEFİMİZ, İNSAN HATASINDAN ARINDIRILMIŞ OTOKONTROL SİSTEMLERİ KURMAK Biz dijitalleşmeye ve otomasyona çok büyük önem veriyoruz çünkü kurum kültürünü korumanın ve sürdürülebilirliğin temelinde bu var. Bugün biz varız, ama yarın başka biri gelecek. Yeni gelen, beş yıl önce neler yapıldığını sistemden görebilmeli. Hedefimiz, kişiye bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmak. Ben otomotiv sektöründe çalıştığım dönemde bir gün aile günü kapsamında babamı fabrikaya götürmüştüm. Babam esnaftır, üretim sistemlerine çok hâkim değildir. Fabrikayı gezerken şaşkına döndü: “Ben hâlâ arabaların çekiçle, tokmakla yapıldığını sanıyordum.” dedi. Gövde atölyesinde insan yoktu, her şeyi 500 robot yapıyordu. Bunu görünce bana, “Ben bu markayı almayı düşünmüyordum ama bundan sonra alırım.” dedi. Sonrasında biz yönetime öneri verdik: “Bu üretim gücünü insanlara gösterin, çünkü hâlâ çekiçle kapı takıldığını zannediyorlar.” dedik. Bunun üzerine fabrika dışarıdan gelen ziyaretçilere golf arabalarıyla turlar düzenlemeye başladı. Bu sayede satışlar da arttı. Bizim hedefimiz de benzer: Her şey insan kontrolünde ama insan hatasından arındırılmış, dijital otokontrol sistemleri kurmak. SATIN ALMADAKİ YENİ TRENDLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ Günümüzde satın alma dünyasında üç temel trend ön plana çıkıyor. İlk olarak dijital dönüşüm ve otomasyon, karar süreçlerinde yapay zekâ ve büyük veri analitiğinin kullanımını kaçınılmaz hale getirdi. Artık veriye dayalı, hızlı ve hatasız karar verme süreçleri kurumlar için standart bir gereklilik haline geldi. İkinci olarak sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda stratejik bir öncelik olarak görülüyor. Karbon ayak izini azaltmak, yerel tedarikçileri desteklemek ve sosyal sorumluluk bilincini güçlendirmek, markaların tercih edilirliğini doğrudan etkiliyor. Üçüncü olarak ise tedarikçi ilişkilerinde stratejik iş ortaklığı kavramı öne çıkıyor. Artık satın almada temel soru “Kim daha ucuz?” değil; “Kimle birlikte daha uzun vadeli değer yaratabiliriz?” haline geldi. Dolayısıyla satın alma, yalnızca maliyet azaltma süreci olmaktan çıkıp kurumsal değeri, itibarı ve inovasyonu yöneten stratejik bir alan haline dönüştü. BENİM İÇİN BAŞARI, STRATEJİK VİZYONA KATKI SAĞLAYACAK DOĞRU KARARLARI VERMEKTİR Bu alandaki genç arkadaşlarımıza en büyük tavsiyem, kendinizi sadece satın alma süreçleriyle sınırlamayın. Finansı, pazarlamayı, teknolojiyi ve insan yönetimini mutlaka anlamaya çalışın. Geleceğin satın alma profesyonelleri; analitik düşünen, dijital araçlara hâkim ama aynı zamanda insan ilişkilerinde güçlü olan liderler olacak ve ne olursa olsun: merak etmeyi asla bırakmayın. Kâmil Koç’ta biz, kurumsallığı bir kültür olarak yaşıyoruz. Dijitalleşme, şeffaflık ve sürdürülebilirlik bizim sadece iş yapış biçimimiz değil; geleceğe bırakmak istediğimiz miras. Benim için başarı, en uygun fiyatı almak değil; şirketin stratejik vizyonuna katkı sağlayacak doğru kararları verebilmektir.

“Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek” Haber

“Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek”

Lojistik sektörü, 2026 yılında “veri, yapay zeka, otomasyon” ile “sürdürülebilirlik ve intermodal” olarak ifade edilen iki ana trend üzerinde şekillenecek görünüyor. Her iki alanda da şimdiden “sahada” olan Sürat Lojistik, 2026 ve sonrası için güçlü hedefleri ile yoluna devam ediyor. 2025 yılı içinde yatırımlarını depolama ve dağıtım altyapısı, dijitalleşme ve otomasyon, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında yoğunlaştırdıklarını ifade eden Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, “Bugün geldiğimiz noktada; ciro ve hacim bazında Türk menşeli lojistik firmalar içinde ilk 10’da olduğumuzu ön görüyoruz. Hedef tarafında iki çıpamız var; 5 yıl içinde yerli firmalar arasında ilk 5, global oyuncuların da olduğu ölçekte ilk 10’a girmek” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Sürat Lojistik olarak 2026 yılı sonu için hedefimiz ise operasyonel kapasite artışı, dijitalleşme ve otomasyon, Avrupa’da doğrudan yapılanma, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik diye sıralayabilirim. Yatırım tarafında dijital ve otomasyon yatırımları 2026 sermaye planımızda en büyük paya sahip olacak. Yıl içinde Avrupa’da doğrudan yapılanma için adımlar atmayı da planlıyoruz. İlk odağımız Doğu Avrupa ve özellikle Polonya-Romanya hattı. Polonya’yı Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyoruz; Romanya ise Türk şirketlerinin güçlü karşılık bulduğu bir pazar. Ancak aceleci değiliz, önce ticaretimizin o pazarlarda konsolide şekilde büyümesini istiyoruz. Baktığımızda 2026’da iki ana trendin olacağını görüyoruz. İlki; veri, yapay zekâ, otomasyon. Bu tahmin, rota, kapasite, fiyatlama kararlarının algoritmalarla güçlenmesi demek. İkincisi ise sürdürülebilirlik ve intermodal. Yani karbonu ölçen, azaltan, raporlayan, modlar arası entegre çalışan ağlar öne çıkacak. Biz bu iki eksende hazır olmaktan öte, zaten sahada uygulayan taraftayız.” OPERASYONEL KABİLİYETİMİZİ GENİŞLETİRKEN AYNI ANDA DİJİTAL OMURGAYI KURDUK 2025 yılında sektörde hız kadar öngörülebilirlik ve maliyet yönetimi sınavının öne çıktığını yakıt, işçilik ve kapasite maliyetlerinin şirketleri daha verimli çalışmaya ittiğini belirten Türkel, bu ortamda farkı, veriyi doğru kullanan, ağı doğru kuran ve sürdürülebilirliği işin merkezine koyan oyuncuların yarattığına işaret etti. Türkel, “Biz de tam bu nedenle 2025’te odağımızı veriyle yönetilen operasyon, intermodal ve uçtan uca görünürlük ekseninde büyüttük” değerlendirmesinde bulundu. Sürat Lojistik için 2025’in ölçeği büyütürken sistem kurma yılı olduğunu kaydeden Türkel, “Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda dijital omurgayı kurduk; yani işi sadece büyütmedik, yönetilebilir hale getirdik” diyerek şunları söyledi: “Türkiye’de 81 ile yaygın hizmet yapımızı güçlendirdik, depolama ve dağıtım yatırımlarımızı hızlandırdık; talebe göre yeni depo alanları için de çalışıyoruz. Operasyon tarafında ayrıca; dökme yük operasyonları, soğuk zincir, intermodal ve Avrupa ekspres hatları gibi çok modlu yapıyı daha entegre çalıştırdık. 2025’in ilk yarısında tonaj bazında iki katın üzerinde büyüme kaydettik; bu ivmenin arkasında kadro, operasyon disiplini ve dijitalleşme var. Ayrıca yılın ilk altı ayında iş hacmi ve ciroda da geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde büyüme gerçekleştirdik.” SİSTEM; TRAFİK, HAVA DURUMU VE HAT YOĞUNLUĞUNA GÖRE KENDİNİ GÜNCELLİYOR Müşteri deneyiminde en büyük farkı görünürlük ve dinamik planlamada yarattıklarını belirten Tarkan Türkel, rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğünü tek platformdan yönettiklerini, bu sayede hem hız kazandıklarını hem de hata oranlarını düşürüp teslimat sürelerini kısalttıklarını kaydetti. Sürat Lojistik’i bugün bulunduğu noktaya taşıyan en büyük gücü, “doğru kadro, operasyonel disiplin ve dijitalleşme” olarak özetleyen Türkel, “Biz şirketin temel yapı taşlarını yani sistemler, süreçler ve ekibi sıfırdan kurduk. Hiyerarşiden çok sorumluluğa dayalı, hızlı karar alan bir kültür inşa ettik. Dijitalleşme ve otomasyon sahada karşılığı çok somut oldu. “Hangi gün, hangi bölgede, ne kadar taşıma olacak” gibi kararları algoritmalar önden hesaplıyor; biz de kapasiteyi, rotayı, yakıtı buna göre yönetiyoruz. Özetle: sezgiyle değil, sayılarla hareket ediyoruz; sistem trafik, hava durumu, hat yoğunluğu gibi etkenlere göre kendini güncelliyor” ifadesini kullandı.

Horoz Lojistik, 2025’i Üç Prestijli Ödülle Kapattı Haber

Horoz Lojistik, 2025’i Üç Prestijli Ödülle Kapattı

30 Aralık 2025, İstanbul- Türkiye’nin köklü lojistik şirketlerinden Horoz Lojistik, 2025 yılının Kasım ve Aralık aylarında katıldığı üç ayrı prestijli platformda aldığı ödül ve takdirlerle e-ticaret lojistiği, dijitalleşme ve liderlik alanlarında ortaya koyduğu güçlü performansı somut başarılarla taçlandırdı. Devlet destekli organizasyonlardan ulusal zirvelere uzanan bu ödüller, Horoz Lojistik’in yalnızca operasyonel gücünü değil; stratejik vizyonunu ve sektöre sunduğu yüksek katma değeri de açık biçimde ortaya koydu. Türkiye E-Ticaret Haftası’nda Çifte Takdir Horoz Lojistik, 21–22 Kasım 2025 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Türkiye E-Ticaret Haftası 2025 etkinliğinde yer aldı. Etkinlikte Horoz Lojistik Yurtiçi Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, “Platform Ekonomisinden Deneyim Ekonomisine” başlıklı panelde konuşmacı olarak sahne aldı. Panel oturumu sırasında Horoz Lojistik adına verilen ödül, İlker Özkocacık tarafından sahnede teslim alındı. Ödül; T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, ETİD Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çevikoğlu ve Küresel İlişkiler Başkanı Ozan Acar tarafından takdim edildi. Bu ödül, Horoz Lojistik’in e-ticaret ekosistemine sunduğu katkıların devlet ve sektör nezdinde ortak biçimde tescillenmesi niteliğini taşıdı. Aynı etkinlik kapsamında Özkocacık, panelde sunduğu katkılar dolayısıyla ikinci kez sahneye davet edilerek takdir plaketi ile onurlandırıldı. Böylece Horoz Lojistik, tek bir organizasyon kapsamında iki ayrı resmi takdir alarak dikkat çekti. Dijitalleşmede Altın Ödül Horoz Lojistik’in dijital depo çözümü E-Depo, 9 Aralık 2025 tarihinde Pazarlama Türkiye organizasyonuyla düzenlenen E-Ticaret Zirvesi 2025 kapsamında “Yılın E-Depo Markası – Altın Ödül”e layık görüldü. Bu ödül, Horoz Lojistik’in dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmeliyet odağında geliştirdiği çözümlerin sektör tarafından en üst seviyede takdir edildiğini ortaya koydu. Liderlik Platformunda Üst Düzey Temsil Horoz Lojistik, 10 Aralık 2025 tarihinde çevrim içi olarak gerçekleştirilen Leadership Network Summit’te de üst düzey liderlik temsiliyle yer aldı. Leadership Network ve Eduplus organizasyonuyla düzenlenen zirvede Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gürkan Gürbüz, konuşmacı olarak sahne alarak dönüşen iş dünyası, liderlik yaklaşımları ve gelecek stratejilerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Üç Ödül, Güçlü Bir Kapanış Horoz Lojistik’in 2025 yılının son iki ayında elde ettiği üç ödül ve resmi takdir, şirketin e-ticaret lojistiği, dijitalleşme ve kurumsal yönetim alanlarında izlediği stratejinin sahadaki güçlü karşılığı olarak öne çıktı. Yılın son döneminde art arda gelen bu başarılar, Horoz Lojistik’in sektördeki öncü rolünü pekiştirirken, şirketin gelecek dönem hedeflerine de güçlü bir zemin oluşturdu.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde  HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi Haber

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde hayata geçireceği Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) ile ulaşımda dijitalleşme ve güvenlik adına önemli bir adım daha attı. Bu teknoloji sayesinde ağır taşıtların aks yükleri ve toplam ağırlıkları, trafik akışını kesintiye uğratmadan, araçlar seyir halindeyken ölçülebilecek. Proje ile ağır taşıtlar durdurulmadan denetlenebilecek, bu sayede trafik akışında kesintiler yaşanmasının önüne geçilecek. Ani duruşlar ve kuyruklanmaların azalmasıyla sürücü ve yolcu güvenliği artırılırken, aşırı yük taşıyan araçların erken aşamada tespit edilmesi yol üstyapısında meydana gelen bozulmaları azaltacak ve bakım-onarım maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayacak. İmzalanan anlaşma hakkında bir değerlendirme yapan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi Genel Müdürü Alper Akar “Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde hayata geçireceğimiz Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) ile ağır taşıtların aks yükleri ve toplam ağırlıkları trafikte herhangi bir duraksamaya gerek kalmadan ölçülebilecek. Bu sistem sayesinde hem yol altyapısının korunmasına hem de güvenli ve sürdürülebilir ulaşımın desteklenmesine yönelik önemli bir adım daha atıyoruz. Fizibilite, kurulum, entegrasyon ve test süreçlerinin ardından sahada aktif olarak devreye alınacak bu teknoloji; Intetra ve alanında uzman teknik ekiplerimizle yürütülen güçlü iş birliklerinin bir sonucu olarak, veri odaklı ve yenilikçi altyapı çözümlerimize önemli katkı sağlayacak.” dedi. Intetra CEO’su Muhammed Alyürük ise proje ile ilgili şu açıklamalarında bulundu: Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi ülkemizin en önemli geçiş noktalarından birinde, köprünün işletmesini başarıyla yürüten ICA ile birlikte çok değerli bir projeyi hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) projemiz kapsamında; köprünün hem Avrupa–Asya hem de Asya–Avrupa yönlerindeki girişlerinde, araçların ağırlıkları durmaksızın ve yüksek hızda ölçümlenebilecek. Bu proje, Türkiye’deki ilk örnek uygulamalardan biri olmasının yanı sıra, akıllı ulaşım sistemleri alanında ülkemizin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından da son derece gurur verici. Intetra olarak; akıllı ulaşım sistemlerine yön veren projelerde yer almaktan, teknolojimizi dünyanın en özel mühendislik yapılarından birine entegre etmekten ve geleceğin ulaşım altyapısına katkı sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Yakıt tüketimi ve emisyon değerlerini düşürerek çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak olan bu proje, akıllı ulaşım sistemleri için güçlü bir veri altyapısı oluşturuyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ndeki bu uygulama, modern ve adil denetim politikalarının Türkiye'deki en önemli örneklerinden biri olarak konumlanıyor.

2025 Yılının En Başarılı MAN Servisleri Ödüllerini Aldı Haber

2025 Yılının En Başarılı MAN Servisleri Ödüllerini Aldı

MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş.’nin ev sahipliğinde düzenlenen 2025 yılının son yetkili servis toplantısı Antalya’da yapıldı. İki gün süren toplantılarda, 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra 2026 yılına ilişkin de hedef ve beklentiler paylaşıldı. “2025 yılı, sektör için kontrollü bir adaptasyon süreci oldu” MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Tuncay Bekiroğlu, sektörün genel görünümüne ve pazar koşullarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “2025 yılı, finansal dengelerin yeniden kurulduğu; temkinli ancak kontrollü bir adaptasyon süreciyle geçti. Yüksek faiz oranları ve sıkı kredi koşulları, özellikle KOBİ ölçekli filoların alım kararlarını ertelemesine yol açtı. Genel olarak yıl, sürdürülebilir büyüme ve verimlilik odaklı bir geçiş dönemi oldu. Önümüzdeki yılın ikinci çeyreğinden itibaren faiz politikaları ve yatırım ortamındaki iyileşmelerin sektörün yönünü belirleyeceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte satış sonrası hizmetlerdeki yatırımlarımız, müşteri odaklı stratejilerimiz ve güçlü iş ortaklıklarımız sayesinde fark yaratmaya devam ediyoruz. Bu buluşmada ödül alan tüm yetkili servislerimizi kutluyor; önümüzdeki yılda da daha iyisi için birlikte çalışmayı sürdüreceğimizi vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle çalışanlarımızın, servislerimizin, paydaşlarımızın ve müşterilerimizin yeni yılını kutluyor, sağlık ve başarı dolu bir yıl diliyorum.” “2025 yılında hedeflerimizin üzerine çıktık” MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. Müşteri Hizmetleri Direktörü Aydın Yumrukçal da satış sonrası operasyonlarda başarılı bir yılı geride bıraktıklarını belirterek şunları söyledi: “2025 yılı, kampanyalarımızın ve servis odaklı çözümlerimizin müşterilerimiz nezdinde güçlü bir karşılık bulduğu bir yıl oldu. Bakım paketleri, yedek parça çözümleri ve servis sadakat programlarımızın etkisiyle operasyonel hacmimizi önemli ölçüde artırdık. Müşteri memnuniyeti başta olmak üzere ana performans göstergelerimizin tamamında hedeflerimizin üzerine çıktık. Bu başarıda, eğitim ve dijitalleşme alanında yaptığımız yatırımların payı büyük katkısı oldu. Yalnızca kendi servis noktalarımızda değil, tüm servis ağımızda hayata geçirdiğimiz dijitalleşme ve süreç iyileştirme adımları sayesinde daha hızlı ve esnek bir yapıya kavuştuk. Elde ettiğimiz bu ivmeyle yeni yıla yüksek motivasyonla giriyoruz. 2026 yılında açacağımız yeni şube ve destek noktalarıyla bu başarıyı daha da ileri taşımayı, önümüzdeki yılda da beklentilerin üzerinde bir performans sergilemeyi hedefliyoruz.” “Servis ağımız, markamızın en önemli gücünü oluşturuyor” MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. Servis Ağı ve İş Geliştirme Müdürü Gamze Harmandalı ise hizmet kalitesini sürekli ileri taşımaya kararlı olduklarını vurgulayarak şunları kaydetti: “2025 yılı, servis ağımız açısından hem büyüme hem de kalite anlamında önemli kazanımlar elde ettiğimiz bir dönem oldu. İş ortaklarımızla birlikte müşterilerimize hızlı, etkin ve kaliteli hizmet sunmayı sürdürdük. Müşterilerimizle olan ‘ömür boyu iş ortağı olma’ anlayışımız doğrultusunda yetkili servislerimizle kurduğumuz ilişkiyi yalnızca ticari değil, aynı zamanda stratejik bir iş birliği olarak görüyoruz. Bu yaklaşım, hizmet kalitemizi ve müşteri memnuniyetimizi doğrudan olumlu etkiliyor. Dijital dönüşüm ve çözüm odaklı, esnek süreçlerimiz sayesinde 2026 yılında da mevcut ve potansiyel müşterilerimizin ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamayı sürdüreceğiz. Güçlü servis ağımız, yeni yılda da markamızın en önemli rekabet avantajlarından biri olmaya devam edecek.” Dereceye giren yetkili servisler ödüllerini aldı 2025 yılı 2. Dönem Yetkili Servisler Toplantısı’nda, Yetkili Servis Değerlendirme ve Geliştirme Programı çerçevesinde gerçekleştirilen denetimlerin sonuçları da açıklandı. Teknik yeterlilik, müşteri memnuniyeti, teknik ekipman altyapısı ve personel eğitim seviyesi gibi 500’ü aşkın kriter üzerinden yapılan değerlendirmeler sonucunda dereceye giren servisler ödüllerini MAN üst yönetiminin elinden aldı. Değerlendirme sonucunda; B Tipi Yetkili Servisler kategorisinde İzmir AVOS Yetkili Servisi birinci, İzmir EGEMAN ikinci, Bursa MAPAR Servisi ise üçüncü oldu. C Tipi Yetkili Servisler kategorisinde ise Erzurum DOĞU-TRANS Yetkili Servisi birincilik ödülünün sahibi oldu. Üstün performans sergileyen teknisyenler de ödüllendirildi 2025’in son yetkili servisler toplantısında ayrıca, yıl boyunca üstün performans sergileyen teknisyenlere de ödüller verildi. MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. yöneticileri; “Bu yıl MAN Ailesi olarak üstün başarı gösteren teknisyenlerimizi de unutmadık. Gururla onların emeğini ve katkılarını kutluyoruz. Teknik mükemmeliyet bizim için önemli bir değer. Bu anlayış doğrultusunda, yıl boyunca üstün performans sergileyen teknisyenlerimizi özel ödüllerle onurlandırdık” diyerek, teknik ekiplere verdikleri değerin altını çizdi.

Digiturk ve Ali Osman Ulusoy Turizm’den  Yolculuklara Eğlence Katacak İş Birliği Haber

Digiturk ve Ali Osman Ulusoy Turizm’den Yolculuklara Eğlence Katacak İş Birliği

Özel İmza Töreni ile Duyuruldu Bu stratejik ortaklık, Digiturk’ün ev sahipliğinde düzenlenen özel bir davetle tanıtıldı. Digiturk ve Ali Osman Ulusoy Turizm’in üst düzey yöneticilerinin yanı sıra davetlilerin de katıldığı imza töreninde konuşan Digiturk Ticari Grup Başkanı Erem Demircan “Digiturk olarak 26 yıldır Türkiyedeki yayın teknolojisine liderlik ediyoruz. Bu süreçte birçok teknolojik yeniliğe de öncülük ettik. Bugün burada imza törenini gerçekleştirdiğimiz, bir QR kodla otobüs yolcularının seyahatleri boyunca beIN CONNECT’in tüm içeriklerine erişebilmesine imkan sağlayan bu ürün ve iş birliğimiz de bizim için çok kıymetli. Dünyadaki hiçbir firmada olmayan bu teknolojiyle yurtdışındaki yarışmalara katılmayı da düşünüyoruz. 80 yıldır sektörün önde gelen firmalarından biri olan Ali Osman Ulusoy Turizm ile yaptığımız bu iş birliğinden dolayı çok heyecanlıyız. Bu iş birliğinin daha da büyüyerek devam etmesini temenni ediyorum.” dedi. Ali Osman Ulusoy Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Ulusoy ise “Ali Osman Ulusoy Turizm olarak önceliğimiz her zaman yolcularımıza en iyi hizmeti sunmak ve onları gidecekleri yere güvenli ve mutlu bir şekilde ulaştırmaktır. Geçmişimizden gelen güveni, çağımızın dijital deneyimiyle buluşturma amacıyla Digiturk ile yaptığımız bu iş birliğinin hem markamıza hem de yolcularımıza daha büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu anlaşma, keyifli yolculuklara + keyif kattı” dedi. İmza töreninde konuşan Digiturk Satıştan Sorumlu Başkanı Aydın Çamlıbel ise “Dijitalleşme, günümüzün kaçınılmaz bir gerçeği ve geleceğe giden yolun en önemli adımlarından biri. Bu projeyle dijitalleşmenin güzel bir örneğini sunuyoruz. Ali Osman Ulusoy müşterileri zaten kaliteli bir hizmet alıyorlardı; şimdi bu kaliteye içeriklerimizle keyif katıyoruz. Digiturk ve beIN MEDIA GROUP olarak vizyonlarımızdan biri, kaliteli içeriklerimizi her an, her yerde izleyicilerimize ulaştırmak. Bu imkânı bize sundukları için Ali Osman Ulusoy Turizm’e içtenlikle teşekkür ediyoruz.” açıklamasında bulundu. Ali Osman Ulusoy Turizm Genel Müdürü Eray Eray da anlaşmayla ilgili “Bu iş birliği sayesinde artık yolcularımız, Türkiye’nin dört bir yanına seyahatleri esnasında, Bein Connect’in zengin içerik arşivine kolayca ulaşabilecek, birbirinden sürükleyici dizileri, filmleri, heyecan dolu belgesel kanallarını ve beın Gurme’nin lezzetli içeriklerini izleme deneyimini artık bir ayrıcalık değil, standart hizmetimiz olarak yaşayacaklardır. Bu projeyle birlikte artık sadece güvenli ve konforlu seyahat değil, aynı zamanda kaliteli zaman geçirme imkânı ve dijital deneyim sunmayı amaçlıyoruz. Teknoloji ve eğlenceyi otobüslerimizde seyahatler ile birleştiren bu iş birliğinin sektörde örnek olacağına yürekten inanıyoruz…” dedi. Dijitürk Alternatif Kanalları Müdürü Cengiz Özyurt ve İş Birlikleri Yöneticisi M. Hakim Diktaş, sektörün köklü markalarından Ali Osman Ulusoy ile hayata geçirilen stratejik iş birliğinin, seyahat sektöründe yolcu deneyimini daha konforlu ve keyifli bir boyuta taşıdığını vurguladı. Özyurt, bu iş birliğinin iki kurumun da yenilikçi hizmet anlayışını güçlendiren ve uzun vadeli değer üreten bir adım olduğunu ifade ederken; Diktaş, sunulan dijital içeriklerin yolculuk sırasında katma değer yaratarak müşteri memnuniyetini artıracağını ve sektörde modern hizmet standartlarının gelişimine katkı sağlayacağını belirtti. Sektörler Arası Kurulan Güçlü Sinerjiyle Yolculuğun Geleceği Şekilleniyor Geliştirilen bu yeni hizmet ile yolcular; mobil cihazlarında beIN CONNECT uygulamasını indirerek veya halihazırda yüklü uygulama üzerinden, Ali Osman Ulusoy Turizm otobüslerindeki Wi-Fi ağına bağlandıklarında yolculukları boyunca platformun tüm içeriklerine ücretsiz olarak erişebilecekler. Otobüs Wi-Fi ağına bağlı kalındığı sürece, filmler, diziler, belgeseller ve çocuk içerikleri gibi geniş bir dijital içerik yelpazesi yolcuların hizmetinde olacak. Bu iş birliği, dijital yayıncılıkla ulaşım sektörünün birleştiğinde ne kadar yüksek bir potansiyel ortaya koyabileceğini gösteriyor. Digiturk, her yerde ve her zaman kaliteli içerik sunma vizyonunu sürdürürken, dijital yayıncılık alanında sunduğu hizmetleri daha geniş kitlelere ulaştırıyor. Öte yandan Ali Osman Ulusoy Turizm, teknolojik yatırımlarıyla yolculuk deneyimini üst seviyeye çıkararak sektördeki liderliğini pekiştiriyor. Keyifli Yolculuklara + Keyif Katma Dönemi Digiturk ve Ali Osman Ulusoy Turizm’in bu güçlü iş birliği sayesinde, yolcular artık uzun otobüs yolculuklarını beIN CONNECT ile daha keyifli hale getirecek. Sporun heyecanı, yüksek kaliteli yayınlar ve zengin içerik seçenekleriyle yolcular beIN CONNECT sayesinde benzersiz bir seyahat deneyimi yaşayacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.