Hava Durumu

Kâmil Koç'un Her Birimi Çözüm Odaklı Becerilerle Donanmış

Bu kez yolumuzu Karadeniz'in incisi Giresun'a düşürdük. Çip tasarımından belediye otobüslerine, İstanbul'dan memleket yollarına uzanan alışılmadık bir kariyer... Kâmil Koç Giresun İşletmecisi Yusuf Keçeci’nin asıl hikâyesi çok daha eskiye uzanıyor: Yolun ortasında arızalanan bir otobüs, çaresiz kalan bir baba ve tam o anda ufukta beliren Kâmil Koç farları... O gün çocuk yaşta hissettiği güven, yıllar sonra onu aynı bayrağın altına taşıdı. 14 yıllık bir işletmecilik serüvenini ve o unutulmaz anıyı Keçeci'nin kendi sözlerinden dinliyoruz. Keyifli okumalar!

Haber Giriş Tarihi: 15.07.2026 13:37
Haber Güncellenme Tarihi: 15.07.2026 13:41
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.haberulasim.com/
Kâmil Koç'un Her Birimi Çözüm Odaklı Becerilerle Donanmış

ELEKTRONİKTEN BELEDİYEYE, BELEDİYEDEN KÂMİL KOÇ'A
1975 yılında Tirebolu'da doğdum. Evliyim, bir kız çocuğum var. Elektrik-Elektronik bölümü mezunuyum. Mezuniyet sonrasında araçların elektronik beyin yapıları ve ön konsol sistemleri üzerine çip tasarım süreçlerinde görev aldım; teknik dünyanın içinde geçirdim o yılları.

Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışmaya başladım. Orada hem işletme kademelerinde görev üstlendim hem de Anadolu yakasında belediye otobüslerinde şoförlük yaptım. Direksiyonun arkasında geçirdiğim o yıllar, yolcu taşımacılığını sahadan tanımamı sağladı; bu deneyim ilerleyen süreçte işletmecilik anlayışımın temel taşlarından biri oldu.

Belediyedeki görevimin ardından İstanbul Anadolu yakasında iki noktada Kâmil Koç acenteciliği aldık. Emeklilik hakkım gelince içimde net bir his oluştu: memlekete dönmek ve buradaki insanlara hizmet etmek. "Bu insanlarla bağ kurmak istiyorum, burada bir şeyler üretmek istiyorum" dedim ve Giresun işletmeciliğini devraldım. On dört yıldır aralıksız devam ediyorum.

KÂMİL KOÇ AİLESİNDE OLMAKTAN ÇOK MUTLUYUM
On dört yıllık işletmecilik sürecimde Kâmil Koç ile ilgili şunu net olarak söyleyebilirim: bu şirket çözüm üretmek üzerine kurulmuş. Yolcuya değer veriyor mu? Kesinlikle evet. Bir yolcuda şikâyet varsa, bunun kaynağı Kâmil Koç'un yapısından değil, işletme düzeyindeki bir aksaklıktan kaynaklandığını düşünüyorum. Kâmil Koç'un her birimi çözüm odaklı becerilerle donanmış; ihtiyaç duyduğumuzda her türlü desteği alabiliyoruz.

Dijitalleşme konusunda da çok ilerideyiz. Kâmil Koç'ta her süreç artık yazılım tabanlı yürüyor; bu altyapının tüm imkânlarından eksiksiz yararlanıyoruz. Bilet satışından sefer takibine, yolcu bilgilendirmesinden operasyonel raporlamaya kadar sistemin gücü sahaya doğrudan yansıyor. Bu teknolojik destek, işletmeyi çok daha verimli yönetmemizi sağlıyor.

SABAH 7.30'DAN GECE 23.00’A, SON ARAÇ GEÇENE KADAR BURADAYIZ
Giresun'da işletmeciliği sadece bir ofis işi olarak görmüyoruz. Her sabah saat 7.30'da yazıhaneyi açıyoruz; son aracımız geçene kadar, bazen gece 23.00'e kadar sahadayız. Gerektiğinde köylere kadar çıkıp yolcularla yüz yüze konuştuğumuz dahi oluyor. Iğdır'dan gelen aracımız gibi uzun hat araçları için geç saatlerde nöbet tutuyoruz; yolcuyu karşılıyor, uğurluyoruz ancak o son araç kapıdan çıktıktan sonra evimize gidebiliyoruz.

Bu tempoda çalışmak yorucu ama anlamlı. Her uğurlanan yolcu, her çözülen sorun bu işin gerçek karşılığını hissettiriyor. Kâmil Koç'un bayrağını bu şehirde layıkıyla taşımak, benim için bir sorumluluk olduğu kadar bir onur meselesi de.

14 YIL BOYUNCA ÖDEME NOKTASINDA HİÇ MAĞDUR OLMADIK
On dört yıllık bu yolculukta Kâmil Koç ile ödeme konusunda hiçbir ciddi sorun yaşamadık. Paramız her zaman gününde hesabımıza geçti. Zaman zaman sistemsel bir aksaklıkla olduğunda bile gün sona ermeden ödeme gerçekleşti. On dört yılda mağduriyet yaşamak ne demek, bilmiyoruz…

Bu güven, uzun soluklu bir işletme yürütmek için temel bir ihtiyaç. İşletme giderleri, personel ödemeleri, operasyonel maliyetler... Tüm bunların karşılanabilmesi için nakit akışının düzenli işlemesi şart. Kâmil Koç bu güvenceyi hiç sekteye uğratmadan sağladı. Bu da bize "iyi ki bu çatı altında devam ettik" dedirtiyor.

KÂMİL ABİNİN ARABASI GELİYOR!
Kâmil Koç'la olan bağım aslında çok daha eskiye dayanıyor; çocukluğuma kadar uzanıyor. Rahmetli babam bireysel otobüsçülük yapardı; 302 Mercedes'i vardı. Zaman zaman beni de sefere götürürdü yanında.

O günlerden birini hiç unutmuyorum. Hendek taraflarında otobüs arıza yaptı. O yıllarda yoldan geçen araç sayısı bugünkü gibi değil; otobüste 17 yolcu var, babam telâşla gelen geçen araçlara el sallamaya çalışıyor ama kimse durmuyor. Yolun kenarında bekleyip duruyoruz. Derken, ta uzaktan bir Kâmil Koç arabası göründü. Babam, "Oh be, Kâmil abinin arabası! Kâmil Koç geliyor" dedi. Ben içimden, "Durup durmayacağı belli değil ki, çok uzakta" dedim ama araba yaklaştıkça selektör yandı. Babam el kaldırınca dörtlükleri yaktı ve yavaşladı. Kaptan indi, "Geçmiş olsun, bir ihtiyacın var mı?" diye sordu; ellerini sıktılar. Sonra, "Yolcu mu var gidecek? Harem'e kadar ben götürürüm, hiç sorun değil" dedi. Babam da bana döndü: "Oğlum, arabanın ne zaman düzeleceği belli değil. Sen Harem'e git, oradan ablanı aratırlar." O yıllarda cep telefonu yoktu; yazıhanedeki çevirmeli telefonlardan ablama haber gönderildi, eniştemle birlikte gelip beni aldılar.

O güne kadar Kâmil Koç'u yalnızca uzaktan tanıyordum. O kaptan, yolun ortasında arızalı bir otobüsün yanında durup yardım eli uzattığında bu markanın ne anlama geldiğini çocuk yaşta hissettim. Yıllar sonra, işte o bayrağın altında işletmeci olarak duruyorum. Gurur mu duyuyorum? Her geçen gün biraz daha.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.