Hava Durumu

#Güven

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Güven haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güven haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şehrimizin Güvenilir ve Kurumsal Firma Açığını Kâmil Koç ile Kapattık Haber

Şehrimizin Güvenilir ve Kurumsal Firma Açığını Kâmil Koç ile Kapattık

SEKTÖRÜ HEM KAMYON KASASINDAN HEM DE OTOBÜS DİREKSİYONUNDAN TANIYORUM 1971 yılında Adıyaman'ın Gerger ilçesinde doğdum. Evliyim, iki çocuk babasıyım. Taşımacılık aslında doğumumla birlikte hayatıma girdi. Rahmetli babam o yıllardan itibaren taşımacılık yapıyordu; kamyonlarımız vardı, yük taşıyorduk. Bu sektör benim için bir aile mirası. 1980'li yıllarda Mercedes-Benz 302'lerle birlikte bireysel otobüsçülüğe adım attık. 1994'te otobüs sektörüne resmen girdim; Otuz yıldır bu işin içindeyim. Sektörü hem kamyon kasasından hem de otobüs direksiyonundan tecrübe ettim, tanıdım. KÂMİL KOÇ İLE DEPREM SONRASINDA ADIYAMAN'A YENİ BİR SOLUK GETİRDİK 2023 deprem felaketi Adıyaman'ı derinden sarstı. Şehir büyük bir yıkım yaşadı; toplumsal ve ekonomik açıdan ağır bir dönemden geçtik. O süreçte "Adıyaman'ın adına bir yenilik getirelim" dedik. Kâmil Koç ile bir diyalog başladı. Oturduk, konuştuk; şartlar her iki taraf için de uygun hâle geldi. 1 Ağustos 2025 itibarıyla Kâmil Koç'un Adıyaman ve ilçelerindeki işletmeciliğini üstlendim. Adıyaman'da dört yerel firma faaliyet gösteriyor ama şehrin, özellikle üniversite öğrencilerinin, kurumsal ve güvenilir bir markaya ihtiyacı vardı. Kâmil Koç'un Türkiye genelindeki kurumsal kimliği herkesçe bilindiğinden, marka burada hemen karşılık buldu ve ciddi bir talep oluştu. Bir şehrin yeniden ayağa kalkma sürecine böyle bir markayla katkı sunmak, bu işi yapmanın ötesinde bir anlam taşıyor. EKİBİMİZİN HER BİR ÜYESİ ÜZERİNDEKİ SORUMLULUĞUN FARKINDA VE ÖZVERİ İLE ÇALIŞIYOR Şu an tamamen öz malımızla Kâmil Koç bünyesinde çalışıyoruz. 10 aracımızla Didim, Aydın, Konya, Kastamonu, İstanbul ve Mardin hatlarında günlük 5 seferimiz var. Başka illerden gelen ve Adıyaman'dan geçen hatlar da ekibimizin operasyonuna dahil. Araçlarda ortalama 40 personelimiz görev yapıyor. Adıyaman merkez, Kahta ve Gölbaşı yazıhanelerimizde de 15 kişilik bir kadro var. Toplamda 55 kişilik bir ekip ile hizmet veriyoruz. Bu ekibin her üyesi, Adıyaman'da Kâmil Koç bayrağını taşımanın sorumluluğunu içselleştirmiş durumda. KÂMİL KOÇ, DEĞİŞEN KOŞULLARA RAĞMEN 100 YILI AŞKIN SÜREDİR AYAKTA Otuz yıldır bu sektörün içindeyim. Yönetimler değişti, koşullar değişti ama Kâmil Koç bu topraklarda karayolu taşımacılığını yüz yılı aşkın süredir sürdüren kurumsal yapısıyla hep ayakta kaldı. Artık yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın markasından söz ediyoruz. FlixBus iş birliğiyle küresel ölçekte kendini kanıtlamış, taşımacılıkta büyük bir global oyuncu hâline geldi. Bu büyüklüğün bir parçası olmak gerçekten farklı bir his. KÂMİL KOÇ’UN DİJİTAL ALTYAPISI, YEREL FİRMALARIN SUNAMAYACAĞI BİR HIZ VE ŞEFFAFLIK SAĞLIYOR Artık her şey dijital ortama bağlandı: operasyon merkezi, host birimi, teknik birimler, müşteri ilişkileri... Adana bölgemize bağlıyız; operasyonlarımızın büyük bölümü oradan yönetiliyor. Bu dijital altyapı, yerel bir firmanın asla sunamayacağı bir hız ve şeffaflık sağlıyor. Kâmil Koç'ta kalite ve güvenlik her şeyin önünde. Kamil Koç’un “Türkiye’nin Yol Arkadaşı” olma vizyonu doğrultusunda güvenlik ve tabi ki kalite en üst öncelik olarak belirlenmiş ve bu anlayış sahaya eksiksiz yansıyor. Kamil Koç’ta konu yol arkadaşlarına sunulan kaliteli hizmet ve onların güvenliği olduğunda azami dikkattin istisnası yoktur. İşte Kamil Koç gibi 100 yıldır yollarda olan bir şirketin anlayışı tam olarak burada rakiplerinden ayrılır. Kurumsal firma ile yerel firmalar arasındaki fark, işte burada bahsettiğimiz taviz verilemeyen disiplindir. BURADA EN ÜSTTEN EN ALT KADAMEYE KADAR HERKESİN HERKESE KAPISI AÇIK Kâmil Koç'u bu kadar benimsememin nedenlerinden biri de yöneticilerle kurulan iletişimin kalitesi. Genel Müdürümüzden Almanya'daki birimlere kadar, birlikte çalışmaya başladığımızdan beri isteyip de ulaşamadığımız, derdimizi anlatamadığımız tek bir kapı olmadı. En üst düzeydeki isimlerle de sahadaki ekiplerle de iletişimimiz her zaman açık ve sıcak kaldı. Bu erişilebilirlik, büyük bir kurumsal yapıda çok nadir görülen bir nitelik. ÖDEME SİSTEMİNDE BİR GÜN BİLE AKSAKLIK YAŞAMADIK Kâmil Koç'ta iki farklı ödeme modeli var: aylık ödeme ve ertesi gün ödeme. Maliyetlerimiz yüksek olduğu ve araç sayımız fazla olduğu için biz ertesi gün ödeme modelini tercih ediyoruz. Yaklaşık bir yıldır bu şekilde çalışıyoruz. Bu bir yıl boyunca tek bir gün gecikme yaşamadık. Bir önceki günün hesabı, ertesi gün direkt hesabımıza yatıyor. Üstelik beş günlük bayram tatili öncesinde avans bile gönderdiler.Sıkıntı yaşamamız için önceden hareket ettiler. Bu öngörü ve güven, Kâmil Koç ile çalışmanın en somut karşılığı.

Ekmek Artık Aslanın Ağzında Değil Midesinde Haber

Ekmek Artık Aslanın Ağzında Değil Midesinde

PAZAR TEZGÂHINDAN OTOBÜS DİREKSİYONUNA UZANAN BİR HİKÂYE 1978 yılında Rize’de doğdum. Biz aslen Rizeliyiz. Babam memurdu; valilikte, istatistik alanında çalışıyordu. O yıllarda memur maaşıyla özellikle İstanbul gibi bir şehirde bir ailenin geçimini sağlamak kolay değildi. Babam memuriyeti bıraktıktan sonra ben de okul hayatına ara verip iş hayatına atıldım. Liseyi dışarıdan tamamladım ve ticarete gıda işiyle başladım. Pazarcılık yaptık; Üsküdar’da belediyenin katlı otoparkının altında ilk şarküterimizi açtık. Daha sonra yine gıda sektöründe devam ettim. Marmara Üniversitesi bünyesinde kantinler işlettim; bugün de bunlardan biri faaliyetini sürdürüyor. Kafe işletmeciliği yaptığımız dönemler de oldu. Çevremde “Kantinci” lakabıyla anılmamın sebebi de bu yıllardır ancak gönlümde her zaman otomobil ve otobüs merakı vardı. Ailemde babadan ya da dededen gelen bir otobüsçülük geçmişi yoktu; bu tamamen benim ilgim ve merakımdı. 1997’DE İLK OTOBÜSÜMÜ ALARAK SEKTÖRE ADIM ATTIM Otobüsçülük hikâyem 1997 yılında ilk otobüsümü almamla başladı. O dönemlerde V8’lerin Bursa’ya götürülüp kasa yenileme hikâyeleri çok konuşulurdu. Bizim ana işimiz gıda ve kantincilikti. “Yazın otobüsçülük yapar, hem de merakımızı gideririz; kışın kantin işiyle devam ederiz” düşüncesiyle bu işe girdik. Bir bakıma iki işi birbirini tamamlayan bir düzen içinde yürütmeye başladık. 1997’de aldığımız otobüsle turizm taşımacılığı yaptım. Piyasanın çok iyi olduğu dönemlerde bireysel otobüsçülük de yaptım. Uzun yıllar direksiyona çıktım. Zamanla şunu gördüm: Otobüsün direksiyonuna çıkmak bir taraftan kazandırırken başka taraftan daha fazlasını götürebiliyor; hem zaman hem de maliyet açısından ciddi yükü var. Bugün de ihtiyaç olduğunda ya da gerçekten gezmek istediğimde direksiyona çıkıyorum. REKABET DAHA ÖNCE HİÇ OLMADIĞI BİR SEVİYEYE ÇIKTI Şu anda bünyemizde 6 otobüs bulunuyor; bunların 5’i Mercedes-Benz, 1’i Neoplan. Mercedes-Benz’e ayrı bir sevgimiz var. Benim için bu yolların üzerine değer katan araçlardan biri Mercedes-Benz’dir; “Yıldız her yerde yıldız” diyorum. Fakat sektörün bugünkü koşulları geçmişten çok farklı. Yenikapı’ya gittiğinizde bekleyen otobüslerin durumunu görüyorsunuz; bir o kadar aracın da İstanbul’un farklı sokaklarında beklediğini düşünün. Bu kadar araca yetecek iş hacmi artık yok. Eskiden otobüsçüler arasında işi paylaşmak, birbirine iş paslamak daha yaygındı. Bugün rekabet çok daha sert. Ekmek artık aslanın ağzında değil, midesinde; işe ulaşmak gerçekten çok zorlaştı. YERLİ PİYASANIN YANINA AVRUPA’YI DA EKLEDİK Yurt dışı turlarını daha önce de dönem dönem yapıyordum ancak son iki yıldır Avrupa operasyonlarına daha fazla ağırlık verdik. Hem yerli piyasada hem yurt dışında çalışıyor, imkân oldukça otobüslerimizi Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarına göndermeye gayret ediyoruz. Bu işin tek başına yapılabilecek bir iş olmadığını; güçlü bir ekip gerektirdiğini her gün yeniden görüyoruz. 6 OTOBÜS DEMEK, YEDEKLERİYLE BİRLİKTE 15 VİZELİ KAPTAN DEMEK Bugün 6 otobüsünüz varsa en az 12 şoföre ihtiyacınız var. İki-üç yedek kaptanı da hesaba kattığınızda yaklaşık 15 vizeli şoförden söz ediyoruz. Asıl sıkıntılardan biri, özellikle uzun yol ve Avrupa tecrübesi bulunan vizeli kaptan bulmak. Her ehliyeti olan sürücüyü doğrudan Avrupa hattına veremezsiniz. Şoför ihtiyacını çoğunlukla yıllardır tanıdığımız çevreden, tavsiye ve referansla çözmeye çalışıyoruz. Son dönemde yeşil pasaport sahibi şoför sayısı arttı. Çok tercih etmesem de ihtiyaç olduğunda referansını aldığımız isimlerle çalışıyoruz. Sürücülük kabiliyeti iyi olup güzergâh tecrübesi eksik olan arkadaşlarımızı da deneyimli kaptanların yanında yedekçi olarak görevlendiriyoruz. Örneğin kişi Bulgaristan ve Yunanistan’a gitmiş olabilir ama İtalya güzergâhını bilmiyorsa, önce bilen bir kaptanın yanında tecrübe kazanmasını sağlıyoruz. AVRUPA’DA EN KÜÇÜK HATA BİLE BÜYÜK MALİYETE DÖNÜŞEBİLİYOR Avrupa operasyonlarında çok daha seçici olmak zorundasınız çünkü yaptırımlar ve maliyetler Türkiye’ye göre oldukça ağır. En küçük cezanın dahi 3-5 bin avrolardan başlayabildiği bir ortamdan söz ediyoruz. Allah korusun bir kaza ya da ciddi bir arıza olduğunda mesele çok daha büyüyor. Araçlarımızın bakımına önem verdiğimiz için şimdiye kadar büyük arıza problemleri yaşamadık ancak bu sezon küçük kazalar, sürtmeler gibi hadiseler oldu. Bunların bile Avrupa’da çözümü ciddi bir organizasyon ve maliyet gerektiriyor. Bu nedenle hem araç hem de kaptan seçiminde işi baştan sıkı tutmak zorundasınız. TÜRKİYE’DE KALAN SON V8’LERDEN BİRİNİ FABRİKA AYARINDA YENİLİYORUZ Otobüs merakı benim için yalnızca ticaret değil. Şirketimizde 1996 çıkışlı özel seri bir V8 bulunuyor. Normal seri üretimin 1992’de sona erdiği biliniyor; ancak 1996 yılında yurt dışından gelen özel sipariş üzerine 10 araç daha üretildiğini biliyoruz. Bunların beşi yurt dışına gönderildi, beşi Türkiye’de kaldı. Benim aracım, bugün Türkiye’de yaşadığı bilinen son üç örnekten biri. Ruhsat çıkışı da 01.01.1996. Araç şu anda Bursa’da restorasyonun son aşamasında. Bunu para kazanmak için yaptığımız bir çalışma olarak görmüyorum. Zaten restorasyona harcadığımız maliyeti görseniz “Ne gereği var?” dersiniz ama bu biraz sevda işi. İşe başladığımız yılların otomobili olduğu için benim açımdan ayrı bir anlam taşıyor. Yıllarca yatmış bir araçtı. Yapmışken olabildiğince orijinal ve fabrika çıkışına yakın hâle getirmek istedim. O dönemin koltuk kumaşını yeniden diktirdik, boyasından diğer detaylarına kadar mümkün olduğunca özgün hâlini korumaya çalışıyoruz. İlk etapta Kapadokya turu, ardından da Yunanistan turu planlıyoruz. Acenteler de aracı bekliyor. Eski apoletli gömleklerimizi giyip dönemin atmosferini yeniden yaşatmak istiyoruz. Tam anlamıyla nostaljik bir proje olacak. BUGÜN 20-30 OTOBÜSLÜK BİR FİLOYU YÖNETMEK ÇOK BÜYÜK SORUMLULUK Otobüsçülüğü artık tek işim olarak görmüyorum çünkü bugün bir otobüse yaklaşık 22 milyon lira verip 20-30 araçlık bir filo kurduğunuzda yalnızca araç yatırımı yapmış olmuyorsunuz; şoförü, acentesi, operasyonu ve her gün değişen sorunlarıyla çok büyük bir yapıyı yönetmek zorunda kalıyorsunuz. Bu ölçekte bir işi doğru yönetmek gerçekten çok zor. Ben bir işi yapıyorsam en iyisini yapmaya çalışırım. Yapabileceğime inanıyorsam girerim. Çalıştırdığım ya da sattığım araçla ilgili insanların şikâyet etmesini istemem. Kendi ismimin ve markamın zedelenmesini istemem. Bu nedenle işi elimizden geldiğince doğru yapmaya, bu sektörden doğru ticaretle ekmek yemeye çalışıyoruz. KENDİMİN KULLANMAYACAĞI ARACI NE ALIRIM NE SATARIM Otobüs işletmeciliğinin yanında araç alım-satımı da yapıyoruz. İnsanlar artık bir araç alacak ya da satacak olduklarında bizi arıyor; “Şunu alır mısın, bunu verir misin?” diye danışıyorlar. Bizi Okutur Otomotiv yapan şeyin temelinde de bu güven var. Eski araçları da seviyorum ancak araç alırken nokta atışı seçim yapmaya çalışırım. Önce benim o aracı sevmem gerekir. Bir aracı aldığımızda hemen satışa çıkarmıyoruz. Önce eksiklerini gideriyor, emek veriyor ve olması gereken seviyeye getiriyoruz. Piyasada “Nasıl olsa satacağım, neden masraf edeyim?” anlayışı olabiliyor. Biz bu mantıkla hareket etmiyoruz. Sosyal medyanın sağladığı imkânla yaptığımız işleri de şeffaf biçimde göstermeye çalışıyoruz: “Bu aracı böyle aldık, şu işlemleri yaptık ve bu hâle getirdik” diyoruz. Bu şeffaflık zamanla güven ve tavsiye oluşturuyor. Siz bizden araç alıp memnun kaldığınızda bir arkadaşınıza söylüyorsunuz; böylece aile büyüyor. Tüm ticaretlerimizde temel prensibimiz çok net: Kendimizin kullanmayacağı aracı ne alırız ne satarız. Otobüs konusunda bu hassasiyetim daha da yüksek. Çalıştırıp gönül rahatlığıyla sefere gönderemeyeceğim bir otobüsü başkasına satmak vicdanıma sığmaz. Bu yüzden bazen araçlara piyasanın gerektirdiğinden daha fazla masraf yapıyoruz. Her zaman o masrafı doğrudan geri alamayabilirsiniz ama müşteri daha sonra “Okutur’dan araba aldım, beni üzmedi” dediğinde bence karşılığını almış oluyorsunuz. Belki üç kuruş fazla vermiştir ama hakkını aldığını biliyordur. Düşük kilometreli, geçmişini bildiğimiz ve tanıdığımız araçları tercih etmemizin sebebi de bu. ŞOFÖRLÜK SADECE YIL SAYISI DEĞİL, KENDİNİ GELİŞTİRME MESELESİ Bu sektör insana kendini sürekli geliştirmesi gerektiğini öğretiyor. Bir insan 80 yaşına gelmiş, yıllardır şoförlük yapmış olabilir ama yıllardır sadece aynı güzergâhta çalışıyorsa ona bir turizm otobüsü verip Uludağ’a ya da Kartalkaya’ya çıkmasını bekleyemezsiniz. Belki hayatında hiç zincir takmamıştır. Bu onu kötü şoför yapmaz; yaptığı işin niteliği farklıdır. Aynı şekilde 18-20 yaşındaki genç bir arkadaş da doğru eğitim ve doğru mentorlukla yılların tecrübesinden çok şey öğrenebilir. Mesele yalnızca yaş ya da kaç yıldır direksiyon başında olduğunuz değil; öğrenmeye açık olmak ve kendinizi geliştirmektir. HERKES YAZAR MUSTAFA OKUTUR “Herkes Yazar Mustafa Okutur” sözü de zamanla markamızla özdeşleşti. Düzceli bir arkadaşımız, burayı dekore ettiğimiz dönemde bize bir hediye göndermişti. Kargoyu açtığımızda üzerinde “Herkes Yazar Mustafa Okutur” yazan güzel bir neon tabela gördük. Çok hoşumuza gitti ve kısa sürede Okutur Otomotiv’e de tam oturdu. O günden beri “Herkes Yazar Mustafa Okutur” diyoruz. Bizim için mesele yalnızca bir araç satmak ya da bir otobüsü sefere göndermek değil. Nereden geldiğimizi unutmadan, yaptığımız işi doğru yaparak, insanlarda güven bırakarak ve bu aileyi büyüterek yolumuza devam etmek istiyoruz.

Kâmil Koç Benim İçin İyi Bir Yol Arkadaşı Demek Haber

Kâmil Koç Benim İçin İyi Bir Yol Arkadaşı Demek

1982'DEN BU YANA OTOBÜSÇÜYÜZ 1976 yılında Rize'de doğdum. İşim burada olduğu için Rize'den hiç ayrılmadım. On yedi yaşında iş hayatına atıldım. Otobüsçülük bizim baba mesleğimiz. 1982 yılında babam bu sektöre adım attı; aslında şoförlüğe tutkusu vardı, ama 1991'de direksiyonu bıraktı. Otobüslerimiz ondan sonra da yaklaşık 15 yıl yola devam etti. 2013 yılında yollarımız Kâmil Koç ile kesişti. Trabzon acentemiz sayesinde ilk kez bir araya geldik. O günden bu yana Kâmil Koç ile yol arkadaşlığımız kesintisiz devam ediyor. Üç yıl önce işletmecilikten emekli oldum ama bu sektörle ve bu markayla olan bağım hiç kopmadı. İŞLETMEMİZİN EN SAĞLAM DAYANAĞI “SADAKAT” Rize'de dört kişilik ekibimizle çalışıyoruz. Sabit seferlerimiz yaklaşık on dört hat; yaz mevsimi yaklaştıkça yolcu potansiyeli arttıkça ihtiyaca göre yeni seferler ekliyoruz. Karadeniz'in kendine özgü mevsimsel hareketliliği, sezon planlamasını sektördeki pek çok ilden daha dinamik kılıyor. Talebi yakından takip edip zamanında pozisyon almak, işletmeciliğin en kritik becerilerinden biri. Rize, küçük ama sadık bir yolcu tabanına sahip. Özellikle öğrenci yolcular Kâmil Koç'u belirgin biçimde tercih ediyor. Ülkenin başka şehirlerinden gelen öğrenciler Kâmil Koç'u zaten tanıyor; Rize'de de aynı markayı görünce güvenle tercih ediyor. Bu sadakat, işletmenin en sağlam dayanağı. YÖNETİCİLERE İSTEDİĞİMİZ ZAMAN ULAŞABİLİYORUZ Kâmil Koç ile on yılı aşkın yol arkadaşlığımızda ilişkinin özünü tek kelimeyle tanımlayabilirim: erişilebilirlik. İstediğimiz zaman yöneticilere ulaşabiliyor, derdimizi anlatabiliyoruz. Bunu sıradan bir şey gibi söylüyorum ama bu erişilebilirliği her firmada bulmak mümkün değil. Biz çözüm odaklı insanlarız; derdi olan değil, çözümü arayan bir bakışla yaklaşıyoruz her soruna. Karşımızdaki yapı da aynı anlayışla çalışıyor. Bu uyum, on yıllık birlikteliğin hem sırrı hem de en büyük kazanımı. Güzel dostluklar, güzel arkadaşlıklar kuruldu bu yolda ve bu bağlar hâlâ canlı. DİJİTALLEŞME, İŞLERİ KOLAYLAŞTIRDI AMA ARAMALAR AZALDI Her şey artık yazılım üzerinden işliyor. Bu dönüşüm işlerimizi büyük ölçüde kolaylaştırdı; bunu inkâr etmek mümkün değil. Yolcu takibi, sefer durumları, bilet satışı, raporlama... Hepsi sistemin içinde, anlık olarak görünüyor. Kimse kimseyi aramak zorunda kalmıyor. Ama şunu da dürüstçe söylemek istiyorum: kara kalem dönemin dostlukları bambaşkaydı. Bir şey gerektiğinde Trabzon'u arıyorduk, Giresun'u arıyorduk, Ordu'yu, Samsun'u... O telefon açmalar, o karşılıklı yardımlar, o sesler; çok farklı bir beraberlik hissini taşıyordu içinde. Şimdi sistem her şeyi hallediyor, birbirimizi aramaya gerek kalmıyor. Sevgi ve saygı aynı, arkadaşlık aynı ama sohbet azaldı, telefon azaldı. Dijitalleşmenin kaçınılmaz bir bedeli bu. ÖDEME SİSTEMİNİ SEKTÖRE KÂMİL KOÇ GETİRDİ Ödeme konusunda net bir görüşüm var: bu sektöre düzenli ve güvenilir ödeme sistemini Kâmil Koç getirdi. Diğer firmalar da artık bu sisteme uymaya çalışıyor; ödemeleri belirli tarihlere bağlamaya, düzeni oturtmaya başladılar. Kâmil Koç'un bu alandaki öncülüğü sektörü dönüştürdü. Bizim ödemelerimiz zamanında ve sorunsuz geliyor. Zaman zaman küçük aksaklıklar olsa tabi ki bunları anlayışla karşılarız sonuçta bu insanlar taşın altına elini koymuş insanlar. Yazı var, kışı var, kâr var, zarar var. Yalnızca kendi cebimizi düşünerek bu birlikteliğe bakamayız. Karşılıklı anlayış ve hoşgörü, uzun soluklu ilişkilerin temelidir. Ama olmuyor. Kamil Koç’ta böyle bir durumla karşılaşmıyorsunuz tüm ödemelerimiz eksiksiz yapılıyor; bu güven on yıldır hiç sarsılmadı. İYİ GÜNDE DE KÖTÜ GÜNDE DE KARARLILIKLA YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ Rize'de yerel firmalar belirli bölgelere ve belirli yolculara hitap ediyor ama şehir merkezindeki yolcunun, özellikle öğrencinin büyük çoğunluğu Kâmil Koç'u tercih ediyor. Bu tercih güvene dayalı ve güven yıllar içinde birikerek kazanılıyor. Kâmil Koç yolcudan yana hiçbir zaman eksiğini bırakmadı. Kâmil Koç'u tek cümleyle nasıl tarif edersiniz diye sorulsa cevabım değişmez: iyi bir yol arkadaşı. Kısa ve öz. On yılı aşkın birliktelikte hem zor günler gördük hem de güzel sezonlar geçirdik; hepsinde aynı güvenle, aynı kararlılıkla yola devam ettik. Bu birlikteliğin daha uzun yıllar devam etmesini diliyorum.

Sigortacılıkta Gerçek Fark Hasar Anında Ortaya Çıkar Haber

Sigortacılıkta Gerçek Fark Hasar Anında Ortaya Çıkar

21 YILLIK SEKTÖR TECRÜBEMİ 2016’DA KENDİ ACENTEME TAŞIDIM Sigortacılık sektörüne 2005 yılında, Türkiye’nin köklü sigorta şirketlerinden birinin acente satış biriminde adım attım. Bu yıl itibarıyla sektörde 21 yılı geride bırakmanın gururunu yaşıyorum. Kariyerim boyunca satıştan hasar yönetimine kadar sektörün farklı alanlarında görev alarak sigortacılığı bütün yönleriyle tanıma fırsatı buldum. Edindiğim bilgi ve tecrübeyi 2016 yılında kurduğum İsezer Sigorta’ya taşıdım. O günden bu yana müşterilerimize güven veren, çözüm odaklı ve sürdürülebilir bir hizmet anlayışıyla çalışıyoruz. SİGORTACILIK DOĞRU BİLGİ VE ZAMANINDA YÖNLENDİRME GEREKTİRİR Sigortacılık; sürekli gelişen, değişen ve yakından takip edilmesi gereken dinamik bir sektör. Bu nedenle doğru bilgiye zamanında ulaşmak, müşteriyi doğru yönlendirmek ve ihtiyaçlara uygun çözümler sunmak büyük önem taşıyor. Bizim anlayışımızda öncelik, müşterilerimizin risklerini doğru analiz ederek en uygun teminatları oluşturmak ve uzun yıllara dayanan güven ilişkileri kurmaktır çünkü sigortacılık, görünmeyen tarafında büyük emek, güçlü ekip çalışması ve yüksek sorumluluk gerektiren bir meslektir. MÜŞTERİ POLİÇEYLE BİRLİKTE GÜVEN VE HUZUR SATIN ALIR Sigortacılıkta gerçek fark hasar anında ortaya çıkar. Müşterilerimiz bir poliçe satın alırken aslında yalnızca bir belge değil; güven, huzur ve ihtiyaç duydukları anda yanlarında olacak bir çözüm ortağı satın alırlar. Bir hasar sonrasında ihbardan eksper sürecine, servis organizasyonundan onarımın tamamlanmasına kadar birçok aşamanın doğru biçimde yönetilmesi gerekir. Biz de hasar sürecinin her aşamasını yakından takip ediyor, müşterilerimizin mümkün olan en kısa sürede çözüme ulaşmalarını sağlıyor ve yaşadıkları zorlu süreçte her zaman yanlarında oluyoruz. OTOBÜSÇÜLÜKTE SİGORTA YALNIZCA POLİÇE DÜZENLEMEK DEĞİLDİR Otobüs taşımacılığı; yüksek sorumluluk, disiplin ve kesintisiz operasyon gerektiren stratejik bir sektördür. Bu nedenle sigortacılığı yalnızca poliçe düzenlemek olarak görmüyoruz. Şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan işletmelerin ve filoların ihtiyaçlarını yakından analiz ediyoruz. Trafik sigortasından kaskoya, mali sorumluluk teminatlarından diğer kurumsal çözümlere kadar işletmelerin faaliyetlerine en uygun güvenceyi sunmaya özen gösteriyoruz. Amacımız yalnızca riskleri teminat altına almak değil; işletmelerin faaliyetlerini güvenle ve kesintisiz biçimde sürdürebilmelerine katkı sağlamaktır. KOLAY ULAŞILABİLEN VE HER ZAMAN ÇÖZÜM ÜRETEN BİR İŞ ORTAĞIYIZ Otobüs işletmelerinin operasyonları günün her saatinde devam ediyor. Böyle bir yapıda sigorta hizmetinin de yalnızca poliçenin düzenlendiği anla sınırlı kalmaması gerekir. Biz müşterilerimiz için kolay ulaşılabilen, süreci takip eden ve ihtiyaç duyulduğunda çözüm üreten bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Riskin doğru değerlendirilmesi, uygun teminatların belirlenmesi ve olası bir hasarda sürecin yakından izlenmesi, işletmenin faaliyetlerine güvenle devam edebilmesi açısından birbirini tamamlayan unsurlardır. Bu nedenle hizmet anlayışımızı satış öncesinden hasar sonrasına kadar uzanan bütüncül bir yapı üzerine kuruyoruz. SİGORTACILIKTA EN BÜYÜK SERMAYE GÜVENDİR Yirmi bir yıllık meslek hayatım bana şunu öğretti: Sigortacılıkta en büyük sermaye güvendir. Bir poliçe birkaç dakika içinde düzenlenebilir, ancak güven yıllar içinde kazanılır. İlk günden bu yana müşterilerimizin yalnızca sigorta acentesi değil, ihtiyaç duydukları her an ulaşabilecekleri güvenilir bir çözüm ortağı olmayı hedefledik. Bundan sonra da aynı anlayışla sektörümüzdeki gelişmeleri yakından takip ederek en doğru hizmeti sunmaya, güven üretmeye ve değer katmaya devam edeceğiz.

Ödeme Sistemindeki Tutarlılık Yükümüzü Hafifletiyor Haber

Ödeme Sistemindeki Tutarlılık Yükümüzü Hafifletiyor

ON ÜÇ YAŞINDA BAŞLAYAN BİR YOLCULUKTU BENİM HİKAYEM 1964 yılında Trabzon'un Araklı ilçesinde doğdum. Trabzon'da doğup büyüdüm. On üç yaşına kadar okudum; ortaokuldan ayrıldıktan sonra muavinlik hayatına başladım. Ailede otobüsçü yoktu ama şoförlük hevesi çocukluğumdan beri içimde vardı. On üç yaşında 1975’te minibüslerde muavin olarak adım attım bu dünyaya. Tam 15 yıl… sonra 1990’da ise önce iki taksi sahibi oldum, ardından dolmuşçuluğa başladım; derken ilk otobüsümü satın aldım. 1990'dan 2013'e kadar ise tam yirmi üç yıl boyunca bireysel otobüsçülük yaptım. KÂMİL KOÇ’TA ÇALIŞMA HAYALİM “İŞLETMECİ” OLARAK GERÇEKLEŞTİ O yirmi üç yıl boyunca içimde sönmeyen bir kor vardı. Otobanlarda Kâmil Koç araçları önümden gelip geçerken içimden şunu derdim: "Allah'ım, bir gün bana da Kâmil Koç'ta çalışmayı nasip et." Otobüsçülük nasip olmadı ama işletmecilik nasip oldu. Belki de daha büyük bir nasip bu. 2013 yılında otobüslerimi satarak bireysel otobüsçülükten çıktım. O dönemde bir arkadaşım bana sordu: "Kâmil Koç'u Trabzon'a getirebilir misin?" "Neden olmasın?" dedim. Kâmil Koç genel merkeziyle görüşmeye gittik. O gün çok şaşırtıcı bir şey oldu ve Kamil Koç hiç beklemediğim bir teklifle geldi: "Sen bizde otobüsçü olarak değil, işletmede yetkili olarak çalış. İşin mutfağında geldin, sahayı tanıyorsun; Karadeniz kıyısında senden çok şey öğreneceğiz." Sırf bu söz bile beni çok etkiledi. Onlarca yıllık şirket ancak öğrenmeye, tanımaya açlar. Üstelik oldukça da pratik zekalı ve çevikler. İşte o gün beni etkilediler. O günden bu yana Kâmil Koç Trabzon İşletme Müdürüyüm. TRABZON'DAN 28 ANA KALKIŞLI SEFER DÜZENLİYORUZ Trabzon'dan düzenlediğimiz seferler, Türkiye'nin dört bir yanına uzanıyor. 28 ana kalkışlı seferimiz var; bir kısmı Rize'den, geri kalanı Trabzon'dan hareket ediyor. Fethiye, Marmaris, Antalya, Bodrum, İzmir, Çanakkale, Mersin, Balıkesir-Akçay, İstanbul, Alanya, Zonguldak, Gaziantep, Kahramanmaraş, Konya, Bursa, Gönen, Şanlıurfa, Diyarbakır, Kütahya, Karabük, Van ve Iğdır bu hatlar arasında. Filomuzda 4 şirket aracı var; geri kalanı bireysel otobüsçülerden oluşuyor. 9 kişilik ekibimizle Karadeniz'den Ege'ye, Akdeniz'den Doğu Anadolu'ya kesintisiz sefer düzenliyoruz. Trabzon halkı Kâmil Koç'u gerçekten benimsedi. Araçların kaliteli ve modern olması, hizmet anlayışının farkı hemen hissettirmesi yolcularda derin bir güven oluşturdu. Özellikle öğrenciler, ülkenin başka şehirlerinde tanıdıkları Kâmil Koç'u Trabzon'da görünce büyük bir sevinçle karşıladı. Onların bu samimi bağlılığı, Trabzon'da Kâmil Koç'un bugünlere taşınmasında çok büyük bir rol oynadı. Şimdilik 28 sıramız var ancak bunu arttırmayı her zaman hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. KÂMİL KOÇ YÖNETİMİ, BİR DEDİĞİMİZİ İKİ ETMİYOR Kâmil Koç yönetimiyle ilişkimiz, iş ortaklığının çok ötesine geçti. Genel Müdürümüz Çağatay Bey ile, Operasyon Direktörümüz Mehmet Türkyılmaz ile, Bölge Koordinatörümüz Umut Özcan ile, Samsun'daki Aslan Bey ve Ali Bey ile iletişimimiz mükemmel. En ufak bir sıkıntıda hemen devreye giriyorlar. Trabzon'da araç yetmediğinde Ordu'dan, Giresun'dan, Samsun'dan destek geliyor; biz de elimizdeki yedek araçla karşılıklı yardım ediyoruz. Bu dayanışma, Karadeniz boyunca yolcuya kesintisiz hizmet sunmamızı sağlıyor. On üç yıldır bir ayrımız yok, bir gayrımız yok. Kâmil Koç bizim için sadece bir iş yeri değil; gerçek anlamda bir aile. Sıkıştığımız anlarda maddi manevi her türlü desteği eksiksiz aldık. Böyle bir güveni, iş ortamını, arkadaşlığı başka bir yerde bulmak mümkün değil. Bir dediğimizi iki etmiyorlar; sağ olsunlar, var olsunlar. DİJİTAL DÖNÜŞÜM İLE OPERASYON YÜKÜMÜZ AZALDI Kâmil Koç'un dijital altyapısı bu işi kökten değiştirdi. Eskiden yazıhaneler Vakfıkebir'i, Beşikdüzü'nü, Görele'yi, Trabzon'u tek tek arayıp yolcu sormalıydı. Şimdi o yük tamamen kalktı. Araçların içindeki yetkili personel, elindeki tablet ve telefonla yolcunun nerede olduğunu anlık olarak takip ediyor ve kaptana bildiriyor. Biz artık ara durak koordinasyonuyla uğraşmıyoruz. Bu da kendi işimize odaklanmamız için çok faydalı. Hostların elindeki tabletlerde durak bilgileri, yolcu listeleri, sefer durumları eksiksiz görünüyor. Kurumsal yapı bu yükü üstlendi ve araç içi personele devretti; sonuç, dört dörtlük bir hizmet… Türkiye'de bu düzeyde kurumsal çalışan, hizmet anlayışı bu kadar oturmuş başka bir firma yok. Kâmil Koç ailesinin bir parçası olmayı on üç yıldır aynı heyecanla seviyorum ve daha iyisine, daha büyüğüne ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz. ÖDEMEDEKİ TUTARLILIK VE SÜREKLİLİK KÂMİL KOÇ’TA YER ALMANIN EN BÜYÜK AVANTAJLARINDAN BİRİ Ödeme sisteminde Kâmil Koç'un tutarlılığı eşsiz. Trabzon'dan kalkan bir araç varış noktasına ulaştığında ve aynı gün döndüğünde, saat 16.30'da kaptan bankadan kartını sokar ve ödemesini eksiksiz alır. Kimsenin parasını şirkette tutmuyoruz; herkes kuruşu kuruşuna hakkını alıyor. İşletme olarak bizim komisyon ödemelerimiz her ayın yedisinde ve yirmisinde yapılıyor. O gün saat üçte param hesabımda. On üç yıldır tek bir aksaklık yaşamadık. Nakit sıkışıklığı yaşadığımız anlarda Kâmil Koç'un sunduğu finansal destek de bu güven tablosunun ayrılmaz bir parçası. İşletmeci olarak zor bir dönemden geçerken yanınızda böyle bir yapının olması, o yükü hafifletiyor ve bu hafifliği on üç yıldır her gün hissediyorum

Kâmil Koç'un Her Birimi Çözüm Odaklı Becerilerle Donanmış Haber

Kâmil Koç'un Her Birimi Çözüm Odaklı Becerilerle Donanmış

ELEKTRONİKTEN BELEDİYEYE, BELEDİYEDEN KÂMİL KOÇ'A 1975 yılında Tirebolu'da doğdum. Evliyim, bir kız çocuğum var. Elektrik-Elektronik bölümü mezunuyum. Mezuniyet sonrasında araçların elektronik beyin yapıları ve ön konsol sistemleri üzerine çip tasarım süreçlerinde görev aldım; teknik dünyanın içinde geçirdim o yılları. Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışmaya başladım. Orada hem işletme kademelerinde görev üstlendim hem de Anadolu yakasında belediye otobüslerinde şoförlük yaptım. Direksiyonun arkasında geçirdiğim o yıllar, yolcu taşımacılığını sahadan tanımamı sağladı; bu deneyim ilerleyen süreçte işletmecilik anlayışımın temel taşlarından biri oldu. Belediyedeki görevimin ardından İstanbul Anadolu yakasında iki noktada Kâmil Koç acenteciliği aldık. Emeklilik hakkım gelince içimde net bir his oluştu: memlekete dönmek ve buradaki insanlara hizmet etmek. "Bu insanlarla bağ kurmak istiyorum, burada bir şeyler üretmek istiyorum" dedim ve Giresun işletmeciliğini devraldım. On dört yıldır aralıksız devam ediyorum. KÂMİL KOÇ AİLESİNDE OLMAKTAN ÇOK MUTLUYUM On dört yıllık işletmecilik sürecimde Kâmil Koç ile ilgili şunu net olarak söyleyebilirim: bu şirket çözüm üretmek üzerine kurulmuş. Yolcuya değer veriyor mu? Kesinlikle evet. Bir yolcuda şikâyet varsa, bunun kaynağı Kâmil Koç'un yapısından değil, işletme düzeyindeki bir aksaklıktan kaynaklandığını düşünüyorum. Kâmil Koç'un her birimi çözüm odaklı becerilerle donanmış; ihtiyaç duyduğumuzda her türlü desteği alabiliyoruz. Dijitalleşme konusunda da çok ilerideyiz. Kâmil Koç'ta her süreç artık yazılım tabanlı yürüyor; bu altyapının tüm imkânlarından eksiksiz yararlanıyoruz. Bilet satışından sefer takibine, yolcu bilgilendirmesinden operasyonel raporlamaya kadar sistemin gücü sahaya doğrudan yansıyor. Bu teknolojik destek, işletmeyi çok daha verimli yönetmemizi sağlıyor. SABAH 7.30'DAN GECE 23.00’A, SON ARAÇ GEÇENE KADAR BURADAYIZ Giresun'da işletmeciliği sadece bir ofis işi olarak görmüyoruz. Her sabah saat 7.30'da yazıhaneyi açıyoruz; son aracımız geçene kadar, bazen gece 23.00'e kadar sahadayız. Gerektiğinde köylere kadar çıkıp yolcularla yüz yüze konuştuğumuz dahi oluyor. Iğdır'dan gelen aracımız gibi uzun hat araçları için geç saatlerde nöbet tutuyoruz; yolcuyu karşılıyor, uğurluyoruz ancak o son araç kapıdan çıktıktan sonra evimize gidebiliyoruz. Bu tempoda çalışmak yorucu ama anlamlı. Her uğurlanan yolcu, her çözülen sorun bu işin gerçek karşılığını hissettiriyor. Kâmil Koç'un bayrağını bu şehirde layıkıyla taşımak, benim için bir sorumluluk olduğu kadar bir onur meselesi de. 14 YIL BOYUNCA ÖDEME NOKTASINDA HİÇ MAĞDUR OLMADIK On dört yıllık bu yolculukta Kâmil Koç ile ödeme konusunda hiçbir ciddi sorun yaşamadık. Paramız her zaman gününde hesabımıza geçti. Zaman zaman sistemsel bir aksaklıkla olduğunda bile gün sona ermeden ödeme gerçekleşti. On dört yılda mağduriyet yaşamak ne demek, bilmiyoruz… Bu güven, uzun soluklu bir işletme yürütmek için temel bir ihtiyaç. İşletme giderleri, personel ödemeleri, operasyonel maliyetler... Tüm bunların karşılanabilmesi için nakit akışının düzenli işlemesi şart. Kâmil Koç bu güvenceyi hiç sekteye uğratmadan sağladı. Bu da bize "iyi ki bu çatı altında devam ettik" dedirtiyor. KÂMİL ABİNİN ARABASI GELİYOR! Kâmil Koç'la olan bağım aslında çok daha eskiye dayanıyor; çocukluğuma kadar uzanıyor. Rahmetli babam bireysel otobüsçülük yapardı; 302 Mercedes'i vardı. Zaman zaman beni de sefere götürürdü yanında. O günlerden birini hiç unutmuyorum. Hendek taraflarında otobüs arıza yaptı. O yıllarda yoldan geçen araç sayısı bugünkü gibi değil; otobüste 17 yolcu var, babam telâşla gelen geçen araçlara el sallamaya çalışıyor ama kimse durmuyor. Yolun kenarında bekleyip duruyoruz. Derken, ta uzaktan bir Kâmil Koç arabası göründü. Babam, "Oh be, Kâmil abinin arabası! Kâmil Koç geliyor" dedi. Ben içimden, "Durup durmayacağı belli değil ki, çok uzakta" dedim ama araba yaklaştıkça selektör yandı. Babam el kaldırınca dörtlükleri yaktı ve yavaşladı. Kaptan indi, "Geçmiş olsun, bir ihtiyacın var mı?" diye sordu; ellerini sıktılar. Sonra, "Yolcu mu var gidecek? Harem'e kadar ben götürürüm, hiç sorun değil" dedi. Babam da bana döndü: "Oğlum, arabanın ne zaman düzeleceği belli değil. Sen Harem'e git, oradan ablanı aratırlar." O yıllarda cep telefonu yoktu; yazıhanedeki çevirmeli telefonlardan ablama haber gönderildi, eniştemle birlikte gelip beni aldılar. O güne kadar Kâmil Koç'u yalnızca uzaktan tanıyordum. O kaptan, yolun ortasında arızalı bir otobüsün yanında durup yardım eli uzattığında bu markanın ne anlama geldiğini çocuk yaşta hissettim. Yıllar sonra, işte o bayrağın altında işletmeci olarak duruyorum. Gurur mu duyuyorum? Her geçen gün biraz daha.

Kâmil Koç Demek Sürdürülebilirlik Demektir Haber

Kâmil Koç Demek Sürdürülebilirlik Demektir

KARADENİZ'DE KÂMİL KOÇ BAYRAĞINI İLK BİZ TAŞIDIK. 1979 yılında Ordu'nun Fatsa ilçesinde doğdum. Uzun yıllardır birbirinden farklı bir çok alanda ticaret yapıyorum. Farklı sektörlerde çalışmak, bakış açımı genişletti ama on beş yıldır en büyük gurur kaynağım Kâmil Koç'u Karadeniz'de temsil etmek. O dönemde Karadeniz'de Kâmil Koç yoktu. Görüşmelerimiz neticesinde Kamil Koç ile masaya oturduk. Olumlu karşıladılar; gelip bölgeyi incelediler ve Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize'yi kapsayan bir hat kuruldu. O günden bu yana faaliyetlerimiz kesintisiz devam ediyor. Karadeniz'de Kâmil Koç'un ilk tohumunu birlikte attık; bugün o tohumun nasıl büyüdüğünü görmek ayrı bir duygu. KÂMİL KOÇ, 100 YILI AŞMIŞ ENDER FİRMALARDAN BİRİDİR Markamız yüz yılı aşkın bir geçmişe sahip. Bugünün iş dünyasında sürdürülebilirlik, tüm şirketlerin en temel önceliği hâline geldi ama bir markayı gerçekten sürdürülebilir kılmak kolay değil. Türkiye'de üçüncü nesle taşınabilen, yüz yılı deviren şirket sayısı on ya da yirmiyi geçmez. Kâmil Koç bu nadir isimlerden biri; zorlu dönemlerin her birini atlatarak bugüne gelmiş ve hâlâ büyümeye devam ediyor. Çoğu marka yüzüncü yılına yaklaşırken durağanlaşır ya da küçülür. Kâmil Koç ise tam tersini yaptı: yüzüncü yılına bir atılımla girdi. Bu durum, şirkete olan güvenimi her geçen yıl daha da pekiştiriyor. Kâmil Koç'u birkaç cümleyle tanımlamanız mı gerekiyor? Benim için tek kelime yeterli: sürdürülebilirlik. Yüz yıllık bir başarı hikâyesi zaten bu kelimenin en güçlü kanıtı. ORDU'NUN GÜCÜ, FINDIK, HEMŞEHRİLİK VE 2,5 MİLYON ORDULU Karadeniz ve Ordu, taşımacılık açısından kendine özgü bir dinamiğe sahip. Ordu'nun nüfusu 750.000 ama Türkiye genelinde ve dünyada yaklaşık 2,5 milyon Ordulu yaşıyor.İstanbul'da en kalabalık yaşayan üçüncü il nüfusu Ordulular. Bu gerçek, hemşehrilerimizin memlekete dönüş yolculuklarını canlı bir taşımacılık pazarına dönüştürüyor. Bölgemizin en güçlü mevsimsel motoru fındık hasadı. Ağustos ayında başlayan fındık sezonu ile birlikte Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanında yaşayan Ordulular memlekete akın ediyor. Bu dönem hem gidiş hem dönüş hareketliliğiyle sektörümüzün en yoğun dönemine dönüşüyor. Okulların kapanmasıyla ivme kazanan bu hareketlilik, fındıkla birlikte zirveye ulaşıyor. Eylül ayında başlayan dönüşlerle sezon yumuşak bir şekilde kapanıyor.Karadeniz'de taşımacılık talepleri yalnızca tatil dönemleriyle sınırlı değil; bu bölgeye özgü ekonomik ve sosyal bağlar, talebi yıl boyunca canlı tutuyor. Bu da bize diğer bölgelerden farklı, daha sürekli bir yolcu tabanı sunuyor. TÜRKİYE'NİN ÜÇTE İKİSİNE ERİŞEN GENİŞ BİR HAT AĞIMIZ BULUNUYOR Ordu ve Karadeniz'den Türkiye'nin pek çok noktasına sefer düzenliyoruz. Batıda İzmir'den doğu illerine, Akdeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir ağ var. Şu an hem giriş hem çıkış dahil 60'ın üzerinde günlük seferimiz mevcut. Bu rakam yazın ilave seferlerle 80 ila 100'e kadar yükseliyor. Zaman zaman hava ve doğa koşulları bazı seferlerin iptaline yol açabiliyor; Karadeniz'in iklim yapısı bunu beraberinde getiriyor ama genel tablo, Türkiye'nin üçte ikisine erişen köklü bir ulaşım ağını yansıtıyor. ÖDEME SİSTEMİNİN MÜKEMMEL İŞLEYİŞİ BİZE GÜVEN VERİYOR Kâmil Koç ile çalışma modelinin en güçlü yanlarından biri, şüphesiz ödeme ve takip sisteminin mükemmel işleyişi. Faturayı kestiğiniz gün ödemenin hesabınıza gireceğini biliyorsunuz ve o gün, gerçekten o para geliyor. Bugüne kadar tek bir aksaklık yaşamadık. Bunun ötesinde dijital altyapı da son derece güçlü. Kaç yolcu taşıdığımızı, günlük gelir tablomuzu, sefer durumlarını kimseyi aramadan, sistem üzerinden anlık olarak görebiliyoruz. Bu şeffaflık hem operasyonel takibi kolaylaştırıyor hem de iş ortağımıza duyduğumuz güveni pekiştiriyor. Türkiye'deki pek çok ticari ilişkide bu netliği bulmak mümkün değil; Kâmil Koç bu konuda gerçek anlamda fark yaratıyor. BU BAYRAĞI DAHA İLERİYE TAŞIMAK İÇİN BURADAYIZ Türkiye’nin yüz yıldır yol arkadaşı olan bu ekibin bir parçası olmak, Samsun ve Ankara bölge ekipleri başta olmak üzere tüm Kamil Koç ekibi ile omuz omuza çalışmak bize ayrı bir güç veriyor. Her yeni günde bir kez daha Türkiye'nin en fazla yolcusu olan şirketi olarak yol arkadaşlarımıza en iyi hizmeti sunmak için verilen bu mücadelenin içinde yer almak, gerçek bir onur. Bu markayı bölgemizde en iyi şekilde temsil etmek, onu aldığı yerden çok daha ileri taşımak en büyük hedefimiz. Bu birliktelik tesadüf değil; uzun soluklu, karşılıklı güvene dayalı bilinçli bir tercih. Başlayıp bitirme niyetiyle girmedik bu yola; sağlığımız el verdiği, şartlar müsaade ettiği sürece Kâmil Koç bayrağını Karadeniz'de dalgalandırmaya devam edeceğiz. Çalışanlardan yöneticilere, bölge müdürlerinden genel müdüre, bu markayı bugünlere taşıyan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bizim görevimiz bu birikimi devralmak ve bir adım daha ileriye götürmek. Bunun için elimizden gelen her gayreti sarf etmeye devam edeceğiz.

Trafik Lambası Tuzağı, Kamu Adına Utanç Verici Bir Durum Haber

Trafik Lambası Tuzağı, Kamu Adına Utanç Verici Bir Durum

KIRTASİYECİLİKTEN OTOBÜSÇÜLÜĞE UZANAN BİR YOLCULUK BU 1979 yılında Aybastı'da doğdum. Otobüsçülük bizim baba mesleğimiz ama bu mesleğe giden yol ilginç bir dönüşümden geçti. Asıl mesleğimiz kırtasiyecilik ve kitapçılıktı. 1992 yılında üç ortaklı bir yapıyla kurulan Aybastı İtimat Firması, zamanla yalnızca bize kaldı. Ortaklar ayrılınca babam iki işten birine karar vermek zorunda kaldı: kırtasiye mi, otobüsçülük mü? Tercihi otobüsçülükten yana oldu. Güzel ve anlamlı bir meslek dedi; biz de o karara ortak olduk. 1999'da askere gittim, döndükten sonra kırtasiye ve diğer işleri devrettik. 2001'den bu yana şirketin başındayız. İlk on yılımı direksiyonun arkasında geçirdim; ardından şirket yönetimine geçtim. On altı yıl önce bayrağı babamın elinden devraldık. Şu an Ferda Şevketoğulları'nın çocukları olarak işimizin başındayız; bu 35 yıllık mirası ileri taşımak hem sorumluluğumuz hem de onurumuzdur. 35 YILLIK TECRÜBEMİZLE HEMŞEHRİLERİMİZİ TAŞIYORUZ Filomuzda 6 adet büyük otobüs ve 31 kişilik 7 araç olmak üzere toplam 13 araçlık bir park mevcuttur. Büyük araçlarımızla her gün İstanbul, Ankara ve Çerkezköy seferlerini düzenliyoruz; küçük araçlarımızla ise Ordu merkez ve yakın çevrelere seferler yapıyoruz. 50 kişilik ekibimizin her üyesi bu denkleme değer katıyor. Yolcularımızın büyük çoğunluğu bu bölgelerde yaşayan Aybastılı gurbetçiler. İstanbul'dan araç geldiğinde inen her yolcuyu tek tek tanıyorum; onlar da bizi tanıyor. Bu tanışıklık, yıllar içinde bir aile sıcaklığına dönüştü. 35 yıldır hizmet verilen bir firmaya duyulan güven, yolcuların gözündeki o samimi bağlılıkta kendini gösteriyor. Biz de bu güveni her seferinde en iyi şekilde karşılamaya çalışıyoruz. BABAMIZDAN BU YANA MERCEDES'TEN BAŞKA OTOBÜS KULLANMADIK Filo tercihimiz konusunda herhangi bir kararsızlık yaşamadık çünkü bu tercih bize babamızdan miras kaldı. V6, V8, 304, 403, Yeni Kasa, Travego ve Tourismo... Hepsi Mercedes-Benz. Başka bir marka aklımızın köşesinden bile geçmedi. Aybastı gibi zorlu, dik ve yer yer bozuk yollarda Mercedes'in güvenilirliği her zaman kendini kanıtladı. Bu güven bir alışkanlık değil, onlarca yıllık bir saha deneyiminin ürünü. YENİ HATLAR YOLDA, YOLCUMUZU GERİ ALACAĞIZ Önümüzdeki dönemde yeni hatlar açmayı planlıyoruz. Aslında bu adımı daha erken atmayı düşünüyorduk ancak son dönemdeki küresel gelişmeler ve ekonomik belirsizlik nedeniyle bu planı ertelemek zorunda kaldık. Projemiz kapsamında İzmir, Samsun, Havza, Merzifon, Tosya, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Bursa, Balıkesir, Soma, Kırkağaç ve Akhisar hatlarını açmayı hedefliyoruz. Şu an bölgeden dışarıya giden öğrencilerimiz ve gurbetçilerimiz, sahil ilçelerine inen araçlara binerek seyahat etmek zorunda kalıyor. Bu onlar için hem zaman kaybı hem de ekstra bir yük. Biz seferlerimizi başlattığımızda bu yolcuları kendi aramıza katacağız. Onları zaten tanıyoruz; onlar da bize güveniyor. Doğru zamanda doğru adımı atmak yeterli olacak. SAHİL YOLU BİLETLERİNİN YÜZDE 90'I DİJİTAL ORTAMDA SATILIYOR Online satışlar işletmemize büyük bir katkı sağladı. Sahil yolu biletlerinin yüzde doksanı artık online kanallardan satılıyor. Bu dönüşüm hem yazıhane yükünü hafifletti hem de daha önce ulaşamadığımız yolculara erişim imkânı tanıdı. Dijitalleşmeye başından beri olumlu baktık ve bu kararın doğru olduğunu sahada her gün görüyoruz. 20 TONLUK OTOBÜSÜN IŞIK YÜZÜNDEN ANİ FREN YAPMASI NE KADAR MANTIKLI? Sektörümüzü derinden etkileyen ve kamuoyunun yeterince bilmediği bir sorundan söz etmek istiyorum: trafik lambalarındaki kasıtlı zamanlama değişikliği. Eskiden trafik lambalarında yeşilden sarıya, sarıdan kırmızıya geçişte belirli bir bekleme süresi vardı. Bu süre, 20 tonun üzerindeki araçların frenleme mesafesiyle uyumluydu ve güvenli geçişe imkân tanıyordu. Artık o geçiş süresi kaldırıldı. Lambalar beklemeksizin yeşilden doğrudan kırmızıya dönüyor. Yüksek tonajlı bir aracın ani fren yapması hem fiziksel olarak imkânsız hem de son derece tehlikeli. Bunu lamba sistemini tasarlayan ve ayarlayan mühendisler çok iyi biliyor. Sonuç: araçlarımız her geçişte yüz binlerce lira kırmızı ışık ihlali cezasıyla karşılaşıyor. Biz kural tanımaz sürücüler değiliz ancak fizik yasalarına aykırı biçimde kurulan bu sistem bizi suçlu durumuna düşürüyor. Bu durum, kamu eliyle otobüs sektörüne kurulmuş bir tuzaktır. Kamu adına utanç verici bir uygulama olarak nitelendiriyorum. Yetkililerin bu konuya acilen müdahale etmesini, trafik lambası geçiş sürelerinin ağır taşıt gerçeklerine uygun hâle getirilmesini ve bu haksız cezaların son bulmasını talep ediyorum. Sektörü temsil eden tüm kurumları ve ilgili mercileri bu soruna çözüm bulmaya davet ediyorum.

Güven Ortamı, İşletmemizi Güvenle Yönetmemizi Sağlıyor Haber

Güven Ortamı, İşletmemizi Güvenle Yönetmemizi Sağlıyor

EVİMİZDE ŞOFÖR OLMAYAN KİMSE YOK 1991 yılında Kırşehir'de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi burada tamamladım; liseyi Ankara'da Hasanoğlan Öğretmen Lisesi'nde okudum. Ardından Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Fakültesi'nden lisans diplomasıyla mezun oldum. Evliyim, bir kızım var. Otobüsçülük bizim ailemizde dede mesleğidir. 1972'den bu yana ailemizin otobüsü var. Sofra başında bile otobüs konuşulur bizim evde. Hayvancılık da yapıyoruz, tarım da ama otobüsçülük bırakamadığımız, bırakmak istemediğimiz bir meslek. Ailede şoför olmayan kimse yok; bu iş, kanımıza karışmış durumda. Dışarıda okusak da farklı şehirlerde bulunmuş olsak da sonunda hepimiz döndük ve işlerimizin başına geçtik. Şu an hem Kâmil Koç Kırşehir işletmecisiyim hem bireysel yatırımcıyım hem de gerektiğinde otobüs kullanabilen bir kaptanım. KABİN MEMURLUĞUNDAN İŞLETMECİLİĞE UZANAN BİR YOLCULUK BU 2014-2015 yılında Kâmil Koç Kırşehir'e girdiğinde ben de host olarak işe başladım. İşin nasıl yürüdüğünü içeriden görmek istedim. Yaklaşık bir buçuk ay hostluk yaptım. Daha sonra şoförlüğe geçtim çünkü dediğim gibi bu işi sürücü koltuğundan da tanımak gerekiyordu. Kâmil Koç'ta hem host hem şoför olarak görev yaptıktan sonra yatırım kararı verdik ve araç aldık. Şu an Kâmil Koç bünyesinde çalışan iki aracımız var. Yaklaşık iki buçuk yıl önce de Kırşehir merkez ve Mucur ilçesindeki yazıhane işletmelerini devraldık. Biz kendi memleketimizde, kendi firmamız gibi gördüğümüz Kâmil Koç'u daha yerel, daha sahici bir dokunuşla yönetmek istedik. Küçük şehirlerde otobüsçü denince akla gelen belli başlı aileler vardır; bizim ailemiz de onlardan biri. Dedem, babam, amcam, hepsini herkes tanır burada. Yeniden sıfırdan bir firma kurmak yerine Türkiye'nin en kurumsal markasıyla yol yürümeyi tercih ettik. Şu an üç yazıhanemiz ve toplam 21 çalışanımız var: yazıhane kadromuzda 13, iki araçta ise 8 personelimiz görev yapıyor. KAMİL KOÇ’U BU SEKTÖRÜN OMURGASI OLARAK GÖRÜYORUM. Kâmil Koç'u Türkiye'de bu sektörün omurgası olarak görüyorum. Büyük kurumsal firmalar piyasada var ama bir kısmında ciddi sorunlar yaşandığını biliyoruz: geciken ödemeler, eksik destekler, iletişimsizlik... Kâmil Koç'ta bunların hiçbirini yaşamadık. Yaklaşık yedi sekiz yıldır bireysel otobüsçüyüz, iki buçuk yıldır da yazıhane işletmecisiyiz. Bu süre zarfında tek bir sabah bile "Para gelecek mi?" diye endişeyle uyandığımı hatırlamıyorum. Ödemeler günü gününe, kuruşu kuruşuna hesabımıza yatıyor. Bu iş kolunda araçların her gün yola çıkabilmesi için nakit döngüsü şart. Şoförlerimiz aylık değil günlük ödeme alıyor; her gün binlerce lira sıcak paraya ihtiyacınız oluyor. Bu para aksamadan dönmediğinde hiçbir yapı buna uzun süre dayanamaz. Kâmil Koç bu güvenceyi bize eksiksiz sağlıyor. ALO DEDİĞİMDE KARŞIMDA MUHATAP BULABİLİYORUM Operasyonel süreçlerde müdürlerimizle ilişkimiz tam anlamıyla bir aile havası taşıyor. Müşteriden gelen bir şikâyet için bile aradığımızda telefon anında açılıyor. En üst kademedeki yöneticiye kadar alo dediğimizde karşımızda biri var. Bu erişilebilirlik, bu samimiyet, onları yalnızca kurumsal bir iş ortağı değil, gerçek anlamda güvendiğimiz aile büyüklerimiz olarak görmemizi sağlıyor. Ankara Bölgesi'ne bağlıyız. Bölge müdürlerimize, ekibimize çok teşekkür ederiz; bugüne kadar hiçbir zaman incinmedik. Bize söyledikleri her şeyi öz ağabeyimiz söylüyormuş gibi dinledik, uyguladık. Bu anlayış işletmemizin içine de sindi. 11 yazıhane personelimin hepsi işine patron gibi sahip çıkıyor. Bunun tek sebebi şu: ben maaşlarını zamanından önce yatırırım, hak ettikleri her şeyi eksiksiz öderim çünkü insanın işine sahip çıkması, önce onun hakkının sahiplenilmesiyle başlar. LASTİKTEN AKÜYE KADAR HER ŞEY “UYGUN FİYATA” Kâmil Koç'un tüm ayrıcalıklarını eksiksiz kullanıyorum. Dışarıdan aldığım en küçük bir ürün yok. Lastik alıyorum, piyasanın altında. Akü alıyorum, piyasanın altında. Bu nasıl mümkün oluyor? Kâmil Koç 1.000 lastik alırken pazarlığını yapıyor; benim alacağım 20 lastik, o toplu alımın gücünden yararlanıyor. Kurumsallığın bize sağladığı bu maliyet avantajını sonuna kadar kullanıyoruz. Araçlardaki ikramlar, şoförlerin tutumu, yazıhane düzeni... Her şeye güveniyorum. Bir kutu bisküvi bile eksik çıkmaz arabalardan. Hesaplarımıza paralar gününde yatıyor, hiçbir zaman yokluğa düşmedik. Bu güven ortamı, işletmeyi rahatça yönetmemi sağlıyor. KÂMİL KOÇ’TAKİ DİJİTAL ALTYAPI TAM ANLAMIYLA "10 NUMARA" Kâmil Koç'un dijital altyapısı gerçekten güçlü. Son dakika kestiğim bilet saniyeler içinde araçtaki hostun telefonuna düşüyor. Araç bir durağı geçtikten sonra o durağı sistem otomatik olarak kapatabiliyor; bu sayede yanlış bilet kesilmesinin önüne geçilmiş oluyor. Bir gün öncesinden araçtaki yolcu sayısını görebiliyorum. Evden kendi araçlarımı takip edebiliyorum; olası bir sıkıntıda aracın tam konumunu anında görüyorum. Yolcu deneyimi açısından da teknoloji tam anlamıyla çalışıyor. Araç perona girdiğinde yolcuya otomatik bilgilendirme mesajı gidiyor. Sefer gecikirse 45 dakika öncesinden uyarı mesajı iletiliyor; yolcu boşuna erken gelip beklemiyor. Bilet iptali gibi operasyonel işlemlerde Operasyon Merkezi'ni aradığımızda anında dönüş alıyoruz. Müşteri hizmetleri de aynı şekilde aktif ve hızlı. Sistem zamanla insan gücünü azaltıyor ama bu beni üzmüyor, tersine motive ediyor. Değişime ayak uydurmak, bu işin vazgeçilmez koşulu. Kâmil Koç olduğu sürece bu işe devam edeceğiz. KIRŞEHİR'DE KÂMİL KOÇ, ŞEHRİN YEREL FİRMASI HALİNE GELDİ Kâmil Koç, Kırşehir'de 2014'ten bu yana var. Bugün itibarıyla artık bu şehrin yerel firması hâline geldi. Günlük minimum 60, yazın 90-95 araç geçişiyle Kırşehir, Kâmil Koç'un önemli bir halkası. Bizim kendi araçlarımız bile ana kalkışlı değil; Mersin'den gelen araçlar Kırşehir'de duruyor, İzmir'e devam ediyor, dönüşte de aynı güzergâhı izliyor. Ara durak konumumuz, bize çok sayıda araçla hizmet verme imkânı tanıyor. Yüzde yüz memnuniyet mümkün mü? Hayır, hiçbir yerde mümkün değil ama biz bunu her zaman maksimumda tutmaya çalışıyoruz ve tuttuğumuzu da düşünüyorum. Parayı ikinci planda görüyoruz; asıl önemli olan Kırşehir'de Kâmil Koç'un varlığını sürdürmesi. Bu isim burada olduğu sürece biz de buradayız.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.