Hava Durumu

#Elektrifikasyon

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Elektrifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektrifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MAN Bir Yılda 1.300 Elektrikli Kamyon Üretti Haber

MAN Bir Yılda 1.300 Elektrikli Kamyon Üretti

Elektrikli kamyonların seri üretiminin başlamasının üzerinden bir yıl geçen MAN Truck & Bus, bu süreçte yaklaşık 1.300 ağır sınıf elektrikli kamyonun seri üretimini gerçekleştirdi. Münih tesisindeki üretimle birlikte elektrikli kamyonlar, MAN’ın seri üretim faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Elektrikli kamyonlar, aynı zamanda MAN'ın yerel emisyonsuz yük taşımacılığına yönelik dönüşümünün de temel yapı taşlarından biri hâline geldi. Karma üretimde bir yıllık deneyim Bir yıl önce tamamen yeni bir üretim yaklaşımıyla başlayan süreç, kısa sürede sağlam bir endüstriyel konsept olarak kendini kanıtladı. Münih'teki merkez fabrikada MAN TGS ve TGX kamyon modellerinin elektrikli ve dizel versiyonları, tek bir hat üzerinde tamamen entegre karma üretim sistemiyle üretiliyor. Bu esnek yapı sayesinde araçlar, tahrik sisteminden bağımsız olarak müşteri siparişlerine ve pazar ihtiyaçlarına göre üretilebiliyor. MAN'ın Münih tesisinde günlük üretim kapasitesi, tahrik sistemi fark etmeksizin yaklaşık 100 kamyon seviyesinde bulunuyor. MAN Truck & Bus Üretimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Michael Kobriger, ilk yılın değerlendirmesinde şunları söyledi: "Elektrikli ve dizel kamyonların tek bir hat üzerinde üretilmesi, seri üretimin ilk yılında başarısını kanıtladı. Bu yapı, MAN'a talep yönetimi, model çeşitliliği ve teslimat performansı açısından yüksek esneklik sağlıyor. İddialı kalite standartlarımız doğrultusunda müşterilerimizi geleceğe giden yolda desteklemek için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz." Üretim sürecinde dizel kamyonlara ilk aşamada akslar, yakıt depoları ve egzoz sistemleri takılırken, elektrikli modellere ise batarya paketleri ve elektrikli güç aktarma bileşenleri monte ediliyor. Bu dönüşüm kapsamında 5.000'den fazla çalışan yüksek gerilim teknolojisi alanında özel olarak eğitildi. Münih Fabrika Müdürü Axel Karnasch ise şunları kaydetti: "Elektrikli kamyonlar ile geleneksel tahrik sistemine sahip araçların aynı hatta üretimi, Münih fabrikasının olağanüstü yetkinliklerini bir kez daha ortaya koyuyor. Hassasiyet, tutku ve mükemmeliyetçilik burada günlük çalışmalarımızın ayrılmaz temelini oluşturuyor. Her zaman kaliteyi ve bunun müşterilerimize sağladığı faydayı ön planda tutuyoruz." MAN’ın elektrikli ürün gamı genişliyor MAN, ürün portföyünün elektrifikasyonunu sürdürürken, aynı zamanda yılın ilerleyen dönemlerinde Polonya’nın Kraków kentindeki tesisinde hafif ve orta sınıf elektrikli kamyonların seri üretimine başlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda, üretim ekibi ilk eTGL ve eTGM modellerinin seri üretimi için hazırlıklarına devam ediyor. 12 tonluk MAN eTGL'nin seri üretiminin kısa süre içinde başlaması planlanırken, MAN’ın tanıtımını yaptığı yeni 16 tonluk elektrikli modeli eTGM de Kraków'da üretilecek. Böylece MAN’ın elektrikli kamyon ürün gamı, 12 ila 50 ton aralığını kapsayacak şekilde tamamlanacak. Öte yandan Nürnberg tesisi de önemli bir dönüşüm geçirdi. MAN'ın burada kendi bünyesinde batarya üretimine başlamasıyla birlikte tesis, yalnızca motor üretim merkezi olmaktan çıkarak, hem en son teknoloji dizel motorlar hem de alternatif tahrik sistemi çözümleri için bir geliştirme ve üretim merkezine dönüştü. MAN’ın elektrikli dönüşümünde ayrıca, otobüs üretim tesisleri de öncü bir rol üstleniyor. Polonya'daki Starachowice tesisi, 2020 yılında MAN Lion's City E şehir otobüsünün üretimiyle birlikte elektrikli araç üretimine geçen ilk MAN tesisi oldu. MAN Lion's Explorer E modeli ise iki yıldır Güney Afrika’daki Olifantsfontein kentinde üretiliyor. Ayrıca elektrikli şehir otobüslerinin seri üretimi yakın zamanda Ankara tesisine de taşındı. Avrupalı bir üretici tarafından geliştirilen ilk tamamen elektrikli şehirlerarası otobüs olan MAN Lion's Coach E’nin de gelecekte Ankara’da üretilmesi planlanıyor. İlk araçların ise bu yılın sonunda teslim edilmesi hedefleniyor. Elektrikli ‘Aslan’ yollarda Üretim hacmindeki artışa paralel olarak pazar talebi de olumlu yönde büyümeye devam ediyor. MAN elektrikli kamyonları bugün dağıtım taşımacılığından otomotiv lojistiğine, inşaat sahalarından uzun yol operasyonlarına kadar birçok farklı alanda başarıyla kullanılıyor. Bununla birlikte MAN elektrikli kamyonları, belediye hizmetleri veya itfaiye aracı olarak da yapılandırılabiliyor. Kullanım amacına bağlı olarak farklı şekillerde yapılandırılabilen MAN kamyonları, yedi batarya ve 623 kWh brüt kapasiteyle ara şarj gerektirmeden 830 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. Bu başarılı performansın arkasında ise MAN'ın Nürnberg tesisinde geliştirip ürettiği batarya paketleri bulunuyor. Farklı taşımacılık ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen bu paketler, MAN’ın elektrikli araç teknolojilerindeki uzmanlığını ortaya koyuyor. MAN'ın karbonsuzlaşmasının anahtarı: Elektrifikasyon MAN'ın toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 95'i, satılan araçların kullanım aşamasında ortaya çıkıyor. Bu nedenle MAN araç portföyünün elektrifikasyonu, şirketin iklim hedeflerine ulaşması açısından kritik önem taşıyor. Münih tesisinde tamamen elektrikli eTGX ve eTGS kamyonlarının seri üretiminin başlamasıyla birlikte MAN, test aşamalarını geride bırakarak endüstriyel ölçekte üretime geçişini tamamladı. Seri üretimin ilk yılının sonunda elektrikli kamyonlar artık bir pilot proje olmaktan çıkıp, müşteriler ve pazarlar açısından giderek daha fazla önem kazanan, emisyon azaltımına doğrudan katkı sağlayan bir seri üretim ürünü haline geldi. MAN'ın sıfır emisyon stratejisinin bir diğer ayağını ise kendi taşımacılık süreçlerinin karbonsuzlaştırılması oluşturuyor. Şirket, gelen lojistik süreçlerinde elektrikli kamyon kullanımını artırmaya devam ederken, 2025 yılında lojistik ağında yılda 165 milyon kilometreye kadar hizmet verecek tamamen elektrikli kamyonların devreye alınması için gerekli ihaleleri tamamladı. Bu araçlar, yılın başından bu yana düzenli operasyonlarda kullanılmaya başlandı.

Tofaş Satış Sonrasında Geleceğin Müşteri Deneyimini İnşa Ediyor! Haber

Tofaş Satış Sonrasında Geleceğin Müşteri Deneyimini İnşa Ediyor!

Türkiye'nin öncü ve lider mobilite şirketlerinden Tofaş, otomotiv sektöründe yaşanan elektrifikasyon, dijitalleşme ve bağlantılı araç dönüşümünü müşteri deneyimi odağında yeniden şekillendiriyor. Satış öncesinden satış sonrasına, finansmandan sigortaya, ikinci elden bağlantılı araç hizmetlerine kadar uzanan müşteri yolculuğunu uçtan uca yöneten Tofaş, güçlü satış sonrası organizasyonu, yaygın servis ağı, dijital çözümleri ve yeni nesil hizmet modelleriyle müşterilerine araç sahipliği sürecinin her aşamasında kesintisiz destek sunuyor. Türkiye'nin en güçlü satış sonrası organizasyonu! Yaklaşık 7 milyon araç parkı ve kusursuz müşteri memnuniyeti ile kullanıcılarına hizmet veren Tofaş; 130’u elektrikli araçlara da hizmet veren 369 yetkili servis noktası, 38 bölgesel ve 2 merkezi yedek parça deposu, 8 bini aşkın servis çalışanı, 2 bin araçlık ikame araç filosu ve yılda yaklaşık 600 bin müşteri temasını yöneten Müşteri İlgi Merkezi ile Türkiye'nin en kapsamlı satış sonrası organizasyonlarından birini sürdürüyor. Otomotiv sektörünün çok büyük bir dönüşüm içerisinde olduğunu söyleyen Tofaş Satış Sonrası ve Yedek Parça Direktörü Hüseyin Şahin, “Elektrifikasyondan dijitalleşmeye, bağlantılı araçlardan yeni mobilite çözümlerine kadar sektörümüzde çok önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Buna paralel olarak müşteri beklentileri de dönüşüyor. Ancak değişmeyen tek konu müşteri deneyiminin önemi. Biz de Tofaş olarak satış öncesinden satış sonrasına kadar müşterimizin tüm yolculuğunu uçtan uca ele alıyor, yatırımlarımızı ve organizasyonumuzu bu anlayış doğrultusunda geliştiriyoruz” dedi. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç parkının hızla büyümeye devam ettiğini vurgulayan Hüseyin Şahin, şöyle devam etti: “Bu büyüme, satış sonrası hizmetlerin öneminin her geçen gün arttığı anlamını taşıyor. Bugün Türkiye'de toplam araç parkı 24 milyon adede ulaşırken, araçların yaklaşık yüzde 41'ini 16 yaş ve üzerindeki araçlar oluşturuyor. 20 yaşın üzerindeki araç sayısı ise 7,6 milyonu aşmış durumda. Yaklaşık 9 milyar Euro büyüklüğe ulaşan satış sonrası pazarı, otomotiv sektörünün en stratejik alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Biz de Tofaş olarak araç parkında FIAT, Alfa Romeo, Jeep, Maserati, Peugeot, Citroën, Opel ve DS Automobiles markalarıyla birlikte yaklaşık 7 milyon büyüklüğe sahibiz. Bu dev parka hizmet verebilmek için Türkiye genelindeki 369 yetkili servis noktası, 8 bini aşkın servis çalışanı ve yüzde 98 seviyesindeki servis kapsama oranıyla müşterilerimize kesintisiz satış sonrası hizmet sunuyoruz. Bursa ve İzmir'deki ana dağıtım merkezlerimizin yanı sıra Türkiye'nin yedi bölgesine yayılmış 38 bölgesel yedek parça deposundan oluşan güçlü lojistik ağımız sayesinde günlük 151 farklı noktaya sevkiyat gerçekleştiriyor, aylık yaklaşık 2 milyon parçayı servis ağıyla buluşturuyoruz. Böylece bir yandan müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu yedek parçalara en kısa sürede ulaşması sağlanırken diğer taraftan da satış sonrası hizmetlerde hız ve süreklilik de desteklenmiş oluyor.” Müşteri yolculuğu uçtan uca yönetiliyor! Tofaş, müşteri deneyimini yalnızca araç satın alma veya servis ziyareti olarak değerlendirmiyor. Müşterinin araç satın alma fikrinin oluştuğu ilk andan başlayarak araştırma, finansman, sigorta, teslimat, kullanım, bakım, onarım, ikinci el değerleme ve yeniden araç tercihine kadar uzanan tüm süreçleri tek bir müşteri yolculuğu olarak ele alıyor. Bu kapsamda müşteriler hem fiziksel hem de dijital kanallar üzerinden ihtiyaç duydukları hizmetlere kolaylıkla ulaşabiliyor. Araçlarını showroom'da incelemek isteyen müşteriler fiziksel deneyimi tercih ederken, dijital kanalları kullanmak isteyen müşteriler de teklif alma, bilgi edinme ve birçok işlemi online olarak gerçekleştirebiliyor. Müşteriler diledikleri noktada fiziksel ve dijital deneyimler arasında kesintisiz geçiş yapabiliyor. Tofaş’ın “Müşteri 360” yaklaşımı sayesinde ise müşterilerin bayi, servis ve diğer temas noktalarındaki deneyimleri bütünsel olarak değerlendiriliyor. Böylece müşterilerin ihtiyaçları daha hızlı analiz edilirken, kişiselleştirilmiş çözümler sunulabiliyor. Koç Stellantis Finansman, Koç Stellantis Sigorta gibi iştirakler ve Uzatılmış Garanti, Full Servis, Acil Yol Yardım Ekstra Paketi, Marka Kasko ve CareMagic gibi ürün ve hizmetler de müşterilerin araç sahipliği maliyetlerini daha öngörülebilir hale getirirken, araçların performansını ve ikinci el değerini korumaya katkı sağlıyor. Peugeot, Opel, Citroen ve DS Automobiles markalarının da Tofaş çatısı altında birleşmesi ile birlikte müşterilerine olan sorumluluklarının daha da arttığını belirten Hüseyin Şahin, Tofaş’ın 58 yıllık endüstriyel, AR-GE, ürün ve hizmet tecrübesini tüm markalara yaygınlaştırmak için yoğun bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirtti. Elektrikli araçlara güçlü altyapı! Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte satış sonrası hizmetlerde de yeni uzmanlık alanları oluşuyor. Tofaş, yaklaşık altı yıldır sürdürdüğü yatırımlarla elektrikli araçlara yönelik servis altyapısını sürekli güçlendiriyor. Bugün itibarıyla Tofaş bünyesindeki 319 yetkili servis elektrikli araçların periyodik bakım ve onarım hizmetlerini verebilir seviyeye ve 211 servis de batarya değişimi ve yüksek voltaj sistemlerini kapsayan ileri seviye onarım yetkinliğine sahip olmak için yatırımlarını tamamlamış durumda. Elektrikli araç servis standartlarını belirleyen TSE K646 kapsamında ise 130 yetkili servis gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamladı. Tofaş, elektrikli araç kullanıcılarına yalnızca bakım ve onarım hizmeti sunmakla kalmıyor; şarj çözümleri, ev tipi şarj ünitesi veya mobil şarj hizmetleri ile farklı mobilite çözümlerini kapsayan özel hizmet paketleriyle de müşterilerinin elektrikli araç kullanım deneyimini destekliyor. Müşteri İlgi Merkezi çözüm odaklı yaklaşımıyla dikkat çekiyor! Tofaş'ın müşteri deneyimi stratejisinin merkezinde Bursa'da faaliyet gösteren Müşteri İlgi Merkezi yer alıyor. Yaklaşık 180 kişilik uzman ekip tarafından yönetilen merkez, yılda yaklaşık 600 bin müşteri temasını yönetirken; satış öncesinden satış sonrasına, sigortadan yedek parçaya, ikinci el hizmetlerinden bağlantılı araç teknolojilerine kadar uzanan geniş bir ekosisteme destek veriyor. Müşteri İlgi Merkezi'nin klasik çağrı merkezi anlayışının ötesinde bir yaklaşımla yapılandırıldığını belirten Hüseyin Şahin, "Müşterilerimize bu kadar önem verirken ve müşteri deneyimini işimizin merkezine koyarken, yalnızca talepleri kayıt altına alan bir çağrı merkezi anlayışıyla ilerlemek istemedik. Bu nedenle 2016 yılında yaklaşımımızı tamamen değiştirerek çözüm odaklı çalışan Müşteri İlgi Merkezi yapısını oluşturduk. Bugün hedefimiz, müşterilerimizin ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede karşılamak, anlık çözüm üretemediğimiz durumlarda ise süreci yakından takip ederek en hızlı şekilde geri dönüş sağlamak. Müşteri İlgi Merkezimiz sadece destek veren değil, aynı zamanda müşterilerimizi ürün ve hizmetlerimizle buluşturan önemli bir temas noktası olarak faaliyet gösteriyor." dedi. Mobiliteyi kesintisiz hale getiren hizmetler! Tofaş, satış sonrası hizmetlerde müşterilerin günlük yaşamının kesintiye uğramamasını öncelikleri arasında görüyor. Özellikle garanti kapsamındaki araç onarımlarında aynı gün teslim edilemeyen araçlar için müşterilerine ikame araç desteği sunan şirket, bugün bayileri aracılığıyla yaklaşık 2 bin araçlık ikame araç filosunu yönetiyor. Yol yardım hizmetlerinden mobilite çözümlerine kadar uzanan destekler sayesinde müşterilerin araçları serviste bulunduğu süre boyunca günlük yaşamlarına kesintisiz devam edebilmesi hedefleniyor. Eurorepar Car Service hız kesmiyor! Tofaş'ın bağımsız satış sonrası pazarındaki markası Eurorepar Car Service ise marka ve model ayrımı gözetmeden tüm otomobil ve hafif ticari araç kullanıcılarına hizmet sunmaya devam ediyor. Türkiye'de yaklaşık 22,7 milyon araçlık parka hitap eden yapı, son yıllarda ulaştığı servis ağı, müşteri sayısı ve büyüme performansıyla dikkat çekiyor. 2021 yılında 85 servis noktasıyla faaliyet gösteren Eurorepar Car Service, bugün 72 şehirde 380 servis noktasıyla hizmet veriyor. Aynı dönemde yıllık servis girişleri 70 binden 250 bine yükselirken, Euro bazında cirosu da son dört yılda sekiz kat büyüdü. Eurorepar Car Service'in Türkiye'deki büyümesini değerlendiren Hüseyin Şahin, “Türkiye'de araç parkı büyüyor ve yaşlanıyor. Bu durum bağımsız satış sonrası pazarı için de önemli fırsatlar oluşturuyor. Eurorepar Car Service'i, marka, modeli ya da yaşı ne olursa olsun tüm araç sahiplerine kaliteli ve güvenilir hizmet sunan güçlü bir servis ağı olarak konumlandırıyoruz. Son dört yılda hem servis ağımızı hem de müşteri sayımızı önemli ölçüde artırdık. Bugün Avrupa'nın en güçlü Eurorepar Car Service organizasyonlarından birine sahibiz. Hedefimiz, yıl sonuna kadar 80 şehirde 450'nin üzerinde servis noktasına ulaşarak daha fazla müşteriyi Eurorepar Car Service kalite ve güvencesiyle buluşturmak.” diye konuştu.

Busworld Türkiye’de Dev İmza:  IVECO BUS’tan Türkiye Pazarında Güçlü Hamle! Haber

Busworld Türkiye’de Dev İmza: IVECO BUS’tan Türkiye Pazarında Güçlü Hamle!

IVECO BUS, 20 adet körüklü STREETWAY otobüsün tedariki için resmi bayisi FSM Demirbaş Otomotiv ile imzaladığı yeni anlaşmayla Türkiye pazarındaki büyümesini sürdürüyor. Türkiye’de üretilen STREETWAY, yüksek kapasiteli şehir içi ulaşım ağlarının gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlandı. Tamamen alçak tabanlı bir yerleşime sahip olan STREETWAY, ZF Ecolife 2 otomatik şanzımanla eşleştirilmiş FPT Industrial Cursor 9 Euro VI motora sahip ve 140 yolcuya kadar ağırlama kapasitesine sahip. IVECO BUS, FSM Demirbaş Otomotiv ile iş birliği yaparak Türkiye'deki varlığını daha da sağlamlaştırıyor. Kocaeli, Muğla, Ankara, Manisa, İstanbul, Trabzon, Balıkesir ve Kayseri gibi pek çok büyükşehirde başta CROSSWAY modelleri olmak üzere markaya ait yaklaşık 80 araç halihazırda aktif olarak hizmet veriyor. IVECO BUS bu yeni sipariş ile, Türk operatörleri kendi ihtiyaçlarına ve hizmet verdikleri bölgelerin özel şartlarına göre uyarlanmış çözümlerle destekleme konusundaki başarısını ve taahhüdünü bir kez daha yeniledi. Aynı zamanda IVECO BUS, toplu taşıma elektrifikasyon projelerini destekleyerek ve eksiksiz endüstriyel çözümler ile yerel üstyapı imalatçılarıyla yapılan ortaklıkları birleştiren bir ürün gamı vasıtasıyla minibüs dahil tüm segmentlerdeki varlığını genişleterek Türkiye pazarındaki gelişimini sürdürmeyi hedefliyor. IVECO BUS AMEA Otobüs Ticari Operasyonlarscha Kaehne, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türkiye, IVECO BUS için yüksek potansiyele sahip bir pazarı temsil ediyor. İş ortaklarımızla birlikte, müşteri yakınlığı, şehir içi ürün gamımızın genişletilmesi ve toplu taşımanın alternatif enerji dönüşümünde aktif bir rol oynama hedefimiz üzerine kurulu, kararlı bir büyüme stratejisi izliyoruz.”

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay Oldu Haber

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay Oldu

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) çatısı altında örgütlenen Avrupa otobüs üreticileri, MAN Truck & Bus’ın Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay’ı ACEA’nın yeni Otobüs Bölüm Başkanı olarak atadı. Görev süresi bir yıl olan Oktay; otobüs pazarında elektrifikasyon dönüşümünün hız kazandığı ve “Avrupa’dan Satın Al” (Buy European) yaklaşımı gibi yeni düzenlemelerin sektörün geleceğini doğrudan etkilediği kritik bir dönemde bu önemli sorumluluğu üstlenecek. Barbaros Oktay, görev süresi boyunca Avrupa’daki otobüs üreticileri ile Brüksel’deki politika yapıcılar arasındaki ilişkilerde sektörün sesi olacak. “Sürdürülebilir ulaşım hedefleri için destek şart” Atama sonrası değerlendirmelerde bulunan Barbaros Oktay, şunları söyledi: “Şehir içi otobüs taşımacılığı, Avrupa otomotiv endüstrisinin karbondan arındırma konusunda en ileri seviyedeki segmentidir. Aynı zamanda otobüsler, milyonlarca Avrupalının günlük yaşamında vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle yasa koyucuların yeni düzenlemeleri şekillendirirken; Portekiz’den Polonya’ya, İsveç’ten Sicilya’ya kadar toplumların ihtiyaç duyduğu sosyal ve sürdürülebilir ulaşımı, Avrupa otobüs üreticilerinin rekabet gücünü zayıflatmadan desteklemeleri büyük önem taşımaktadır. Sektörümüzün rekabetçiliğini ve inovasyon kapasitesini güçlendirecek daha fazla siyasi desteğe ihtiyaç duyulmaktadır.” Sanayi hızlandırıcı yasası, sanayi değer yaratımını şekillendiriyor Avrupa Komisyonu tarafından yakın zamanda sunulan Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın merkezinde “Avrupa’dan Satın Al” düzenlemeleri yer alıyor. Planlara göre; değer zincirinde yüksek oranda Avrupa ürünü bulunduran üreticilerin, Avrupa’da otobüs satışı yapabilmesine yalnızca kamu ihaleleri yoluyla izin verilmesi öngörülüyor. Hâlen devam eden yasama sürecinde önemli değişiklikler yapılması bekleniyor. Barbaros Oktay konuya ilişkin olarak şunları ifade etti: “Avrupalı otobüs üreticileri, prensipte ‘Avrupa’dan Satın Al’ yaklaşımını olumlu karşılamaktadır. Ancak önerilen planların ciddi bir bürokratik yük oluşturma riski bulunmaktadır. Biz ise kaynaklarımızı; müşterilerimize daha fazla fayda sağlayan, ulaşımı daha sürdürülebilir ve verimli hâle getiren ürünlerin geliştirilmesine yönlendirmeyi tercih etmekteyiz.” Otobüs sektöründe büyümenin motoru olarak elektrikli araçlar Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana MAN Truck & Bus’ta Otobüs Bölümü Başkanı olarak bu dönüşümü aktif şekilde yönetiyor. Bu süre zarfında şirket, otobüs iş kolundaki pazar konumunu önemli ölçüde güçlendirdi ve 2025 mali yılında 7.000’in üzerinde otobüs satışı gerçekleştirerek pandemi öncesi seviyelere yeniden ulaştı. Özellikle elektrikli mobilite alanı güçlü bir performans sergiledi. Elektrikli şehir içi otobüs satışları yüzde 118’in üzerinde artış göstererek 1.300 adedi aştı ve rekor seviyeye ulaştı. Oktay, “Otobüs sektörü, Avrupa ticari araç endüstrisinin sıfır emisyonlu güç aktarma sistemlerine geçişte en dinamik segmentlerinden biridir. Şehir içi otobüsler, otomotiv endüstrisinde elektrifikasyonun öncü alanlarından birini oluşturmaktadır,” değerlendirmesinde bulundu. Elektrikli ulaşım, şehirlerarası seyahat alanında da giderek önem kazanıyor. 2026 yılının sonunda piyasaya sunulması planlanan MAN Lion’s Coach E ile birlikte, Avrupalı bir üretici tarafından geliştirilen tamamen elektrikli bir otobüs, ilk kez uzun mesafeli yolculuk ve turizm uygulamalarında kullanıma hazır hâle gelecek. Geçtiğimiz sonbaharda Brüksel’de gerçekleştirilen fuar lansmanı, tüm kullanım alanlarında elektrikli otobüs uygulamalarına geçiş sürecinde önemli bir kilometre taşı oldu. Şarj altyapısının hedeflenen şekilde genişletilmesi çağrısı Olumlu piyasa eğilimlerine rağmen, altyapı eksiklikleri önemli bir zorluk olmaya devam ediyor. Şehir içi segmentte elektrifikasyon ilerlemiş olsa da şehirlerarası otobüsler için şarj altyapısı konusunda ciddi bir gelişmeye ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle otobüs sektörü; ulaşım merkezleri, şehirlerarası otobüs terminalleri, turistik bölgeler ve ana güzergâhlar başta olmak üzere, Avrupa genelinde yüksek performanslı bir şarj ağının kurulması için siyasi destek bekliyor. Barbaros Oktay konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Şehirlerarası otobüsler için kapsamlı ve yüksek performanslı bir şarj altyapısı olmadan, uzun mesafeli taşımacılıkta elektrikli mobilite potansiyelinin tamamı hayata geçirilemez. Önümüzdeki yıllarda alınacak politika kararları, dönüşümün ne kadar hızlı ve başarılı bir şekilde gerçekleşeceğini belirleyecektir.” Ankara'daki MAN üretim hattından Avrupa liderliğine 1979 yılında doğan Barbaros Oktay, lise eğitimini Ankara’da tamamladıktan sonra 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 2010-2012 yılları arasında Bilkent Üniversitesi İşletme ve Yönetim (MBA) yüksek lisans programını tamamladı. Kariyerine 2004 yılında MAN Türkiye A.Ş.’de üretim mühendisi olarak başlayan Oktay; şirket bünyesinde sırasıyla Üretim Mühendisi, Üretim Mühendisi Grup Lideri, Üretim Müdürü ve Satın Alma & Tedarikçi Geliştirme Bölüm Sorumlusu olarak görev yaptı. 2013 yılında iç rotasyon kapsamında Almanya’daki MAN merkezine Otobüs Satın Alma Grup Başkanı olarak atanan Oktay, 2016 yılında MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs Bölüm Başkanlığı görevini üstlendi. 2021 yılında ise MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs, Ürün ve Proje Yönetimi Başkanlığı görevine getirildi. Bu göreviyle birlikte dünyanın en büyük ticari araç üreticilerinden TRATON Group’ta Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Otobüs Çözümleri Başkanlığı görevini de yürüttü. Nisan 2022 itibarıyla MAN Türkiye A.Ş. İcra Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana ise MAN Truck & Bus’ın global Otobüs Bölümü Başkanı olarak görev yapıyor.

Mercedes-Benz Esprinter Minibüs Dönüşümü İle Dünyada İlk Kez Türkiye’de Haber

Mercedes-Benz Esprinter Minibüs Dönüşümü İle Dünyada İlk Kez Türkiye’de

Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar’ın 2025’teki satışlarının yüzde 63’ünü oluşturan Sprinter, müşteri ve endüstriye özgü ihtiyaçlara uyum sağlama yeteneğiyle öne çıkıyor. Türkiye’de 30 yıldır modern hafif ticari araç segmentine ismini veren ve 2025’te 100 bininci satışını gerçekleştiren Sprinter’in elektrikli modeli eSprinter, Türk mühendisliği ile minibüse dönüştürülüp Almanya’da sertifikalandırıldıktan sonra dünyada ilk kez Türkiye’de satışa sunuluyor. eSprinter Minibüs, 81 kWh kullanılabilir batarya kapasitesiyle WLTP’ye göre karma 340 kilometreye varan bir menzile ulaşıyor. 10+1’den 14+1’e kadar koltuk kapasitesi ile konforlu bir yolculuk sunan eSprinter Minibüs, Türkiye’de 4.010.000 TL'den başlayan kampanyalı lansman fiyatlarıyla satışa sunuluyor. Mercedes-Benz eSprinter Minibüs’ün müşteri tanıtım etkinliğinde konuşan Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar İcra Kurulu Üyesi Tufan Akdeniz, müşteri odaklı bakış açısı kadar elektrikli mobilitenin de en önemli odak noktalarından olduğunu vurgulayarak “Birçok üstyapı çözümü sayesinde müşteri ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğimiz Sprinter ile en fazla minibüs koltuk varyantlı ürün gamına sahip markayız. Bunun dışında sektörlerin farklı ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tekrar satışa sunduğumuz Sprinter Kamyonet ve Vito Mixto modellerimiz ile de ürünlerimizi çeşitlendirdik. Bugün ise 2024 yılında pazara giriş yapan eSprinter’i Türk mühendisliği ile minibüse dönüştürdük. Bu sayede, dünya pazarında tek fatura eSprinter Minibüs dönüşümünü gerçekleştiren ilk pazar oluyoruz.” dedi. VAN.EA mimarisi ile elektrifikasyon stratejisi bir sonraki aşamaya taşınıyor Elektrikli araçların özellikle şehir içi taşımacılıkta çok büyük avantaj sağladığının altını çizen Akdeniz, ”Elektrikli araçların düşük emisyon değerleri ve ekonomik işletme maliyetleri nedeniyle taşıma ve lojistik sektöründe giderek daha fazla tercih edileceklerine inanıyoruz. eSprinter ile Hafif Ticari Araçlar olarak elektrikli çağa ilk adımımızı geçtiğimiz yıllarda atmıştık. Modüler ve ölçeklenebilir VAN.EA mimarisi ile de elektrifikasyon stratejimizi bir sonraki aşamaya taşıyoruz. Yeni nesil ticari olarak konumlandırılacak hafif ticari araç modelleri, farklı sektörlerden müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerine eksiksiz şekilde uyum sağlayacak biçimde tasarlandı.” dedi. eSprinter Minibüs 340 kilometreye varan menzile ulaşabiliyor eSprinter Minibüs, 14+1’e kadar koltuk seçenekleri ve WLTP’ye göre 340 kilometreye varan menziliyle şehir içi taşımacılık için uygun çözümler sunuyor. Ayrıca Lityum Demir Fosfat bataryası sayesinde aşırı ısınma ve termal kaçağa karşı daha fazla güven sağlayan eSprinter, lityum iyon bataryaya göre daha uzun bir yaşam ve şarj döngüsü ile sektörde rakiplerinden ayrılıyor. eSprinter’ın çoğu standart donanıma dahil olan güvenlik ve destek sistemleri de her türlü sektörün güvenli bir şekilde çalışmasına yardımcı oluyor.

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı Haber

TAİD, 8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi’nde Taşımacılığın Geleceğini Masaya Yatırdı

TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen 8. Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi, ağır ticari araç, treyler, lojistik ve yan sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen zirvede; sektörün dönüşüm süreci, bağlantılı araç teknolojileri, sürdürülebilirlik hedefleri ve geleceğin lojistik modelleri kapsamlı şekilde ele alındı. TAİD (Ağır Ticari Araçlar Derneği) Başkanı Burak Hoşgören zirvenin açılış konuşmasında, ağır ticari araçların veri üreten, öğrenen ve lojistik süreçlerin tamamına değer katan bağlantılı sistemlere dönüşerek sektörün geleceğini şekillendirdiğini vurguladı; “Artık taşımacılık dünyasında yalnızca araçlardan, motorlardan, treylerlerden ya da filolardan bahsetmiyoruz. Birbirine bağlı, veri üreten, öğrenen ve karar süreçlerini etkileyen büyük bir teknolojik ekosistemden söz ediyoruz. Araçlarımız, sadece birer taşıma aracı değil; dijitalleşen, bağlantılı ve akıllı bir ekosistemin aktif üyeleri haline geliyor.” Burak Hoşgören, ağır ticari araç sektöründeki dönüşümün merkezinde otonom sürüş teknolojileri ile bağlantılı araç sistemlerinin yer aldığını belirtti. Ağır ticari araç dünyasında elde edilen her verimlilik artışının yalnızca araç performansını değil, tüm lojistik zincirinin hızını, güvenliğini ve maliyet yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Hoşgören; “Uzun yıllar otonomiyi geleceğin konusu olarak değerlendirdik. Ancak bugün çok net görüyoruz ki otonomi artık uzak bir gelecek senaryosu değil; bugünün ve yakın geleceğin en kritik ihtiyaçlarından biri. Bununla birlikte, bağlantılı araç teknolojileri ve büyük veri yönetimi sayesinde sektörümüzde adeta yeni bir dönem başladı. Bugün filolarımızdaki araçlardan elde ettiğimiz veriler sayesinde, arızaları gerçekleşmeden öngörebiliyor, uzaktan müdahale edebiliyor ve operasyonel kesintileri minimuma indirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde otonom araç mevzuatları, akıllı yol altyapıları, veri güvenliği, bağlantılı araç standartları ve yeni nesil lojistik modelleri sektörümüzün ortak gündeminde yer alacak. Rekabetin kuralları değişiyor. Geleceği; teknolojiyi doğru okuyan, veriyi doğru kullanan, birlikte hareket edebilen ve dönüşüme bugünden hazır olanlar şekillendirecek. Bu nedenle sektörün tüm paydaşlarının hem insan hem de teknoloji yatırımlarına odaklanması büyük önem taşıyor” açıklamasında bulundu. Bu yıl sekizincisi düzenlenen zirvede TAİD tarafından gerçekleştirilen “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” başlıklı panelde ise sektörün elektrifikasyon, bağlantılı araç teknolojileri, otonom sürüş, sürdürülebilirlik ve yeni regülasyonların sektöre etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Artan maliyetler, altyapı eksiklikleri ve uyumlanması gereken yeni regülasyonlar sektörün öncelikli gündem maddeleri olarak öne çıktı. TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer konuşmacı olarak yer aldı. Panelde sektörün dönüşüm sürecindeki temel başlıklar ile taşımacılık ekosisteminin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri değerlendirildi. "Lojistiğin ve ihracatın omurgası karayolu taşımacılığı" Panelin açılışında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de dikkat çeken Kerem Taş, otomotiv ihracatının 2025 yılında %12 artışla 41,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlattı. Taş, “Lojistik pazarı küresel ölçekte 11,5 trilyon doları aşarak toplam ticaret hacminin üçte birini oluşturur hale geldi. Türkiye’de ise 100 milyar doların üzerine çıkan bu pazarın %58’lik kısmı, ihracatımızda da olduğu gibi karayolları ile gerçekleştiriliyor. Sektör küresel ticaretin omurgası konumunda ancak yüksek karbon emisyonu ve enerji tüketimi gibi sürdürülebilirlik zorluklarıyla da karşı karşıya” ifadelerini kullandı. “Dönüşümün merkezinde bağlantılı araçlar yer alıyor” Ağır ticari araçlardaki teknolojik dönüşümü değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya, ağır ticari araç sektöründe aynı anda elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojilerinin geliştirildiğine dikkat çekti. Kızılkaya, “Bu üç teknolojiyi aynı anda hayata geçirmek kolay değil, bir önceliklendirme gerektiriyor. Şu an Avrupa ve Türkiye dahil tüm dünyada üreticiler önceliği 'bağlantılı araçlara vermiş durumda” diye belirtti. Kızılkaya, araçların birbiriyle haberleştiği ve verilerin anlık işlendiği yeni dönemin hız kazandığını söyledi. Otonom sürüş uygulamalarının ise maden ve liman gibi kontrollü alanlarda test edilmeye devam ettiğini aktardı. "Artık sadece mekanik değil, yaşayan araçlar üretiyoruz" Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer ise değişen ekosistemin tasarım ve mühendislik süreçlerinde yarattığı devrime değindi. Araçların artık sadece mekanik bir ürün olmaktan çıktığını belirten Biçer, veri, yazılım ve enerji yönetiminin araç tasarımının merkezine yerleştiğini ifade etti; “Enerjiyi, veriyi ve yazılımı birlikte konumlandırdığımız sistemler geliştiriyoruz. İçten yanmalı motorlara göre dizayn edilen şaselerde artık bataryaları nereye konumlandıracağımızı, ölçek ekonomisinden sapmadan modüler sistemleri nasıl kuracağımızı planlıyoruz. Araçlar teslim edildiğinde işimiz bitmiyor; veri üreten, uzaktan teşhis ve öngörücü bakım ile güncellenen 'yaşayan ürünler' tasarlıyoruz. Öte yandan artık müşteri taleplerinden ziyade regülasyonlar tasarımı şekillendiriyor.” Avrupa’nın sıfır emisyon hedefinde altyapı vurgusu TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken ise Avrupa’nın sıfır emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için altyapı ve teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şarj altyapısındaki eksiklikler, ülkeler arası uyumsuz regülasyonlar ve araç boyut-kütle standartlarına ilişkin belirsizliklerin sektörün önündeki temel engeller olduğunu ifade eden Türken, dönüşümün ancak ortak altyapı, teşvik ve regülasyon politikalarıyla mümkün olacağını söyledi; “Avrupa, teknoloji ve mühendislik anlamında hazır. Sıfır emisyon araçları kullananlar yakıt tasarrufundan ve operasyonel verimlilikten memnun. Ancak Avrupa'da ülkeler arası bu dönüşümü sağlayacak altyapı, teşvik ve uyumluluk eksik. Şarj istasyonları yetersiz, teşvikler belirsiz. Kütle ve boyutlar konusundaki direktifler, örneğin Almanya gibi altyapısı 40 tonun üzerine izin vermeyen ülkelerin itirazları nedeniyle hala sonuçlanamadı. Treyler tarafında hafiflik ve aerodinamik tasarımlarla ciddi bir dönüşüm var ancak araçları ülkeler arası geçiremediğinizde ve ortak bir tabanınız olmadığında sorun yaşıyorsunuz. Bu dönüşüm; altyapı, teşvik ve regülasyonların koordinasyonuyla mümkün olacaktır.” “Türk sanayisinin ikinci başarı hikâyesi lojistik koridorlarıyla yazılacak" TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala ise Türk ağır vasıta ve treyler sektörünün yıllardır sanayi tutkusu ve devlet destekleriyle büyüdüğünü belirtti. Semih Pala,"Türkiye kalkınacaksa bunun yolu belliydi: Türk çeliğini alıp bir çekiciye, bir treylere dönüştürme sanatı.Bu mükemmel çelik, aynı zamanda çelikten bir irade gerektiriyordu. 60'ların, 70'lerin, 80'lerin ustalarından aldığımız bu sanayi tutkusu, işimizin en büyük motivasyon kaynağı oldu." şeklinde dile getirdi. Üretimdeki bu tutkunun, ihracat pazarlarında devletin sunduğu imkanlarla desteklendiğinin altını çizen Pala, büyükelçiliklerin ve ticari ataşelerin sektörün yurt dışı açılımlarında kritik bir rol oynadığını belirtti: "Yeni pazarlar araştırırken ticari ataşelerimiz ve büyükelçiliklerimiz en büyük destekçimiz oldu. Bununla birlikte Eximbank'ın sunduğu programlar, bu yeni pazarlardaki başarımızı hızlandırdı. O köklü sanayi tutkusu ile devletin bu programlı desteği birleştiğinde, Türk çeliğini katma değerli bir yatırım malı haline getirip tüm dünyaya sunabildik. Bu başarı öykümüzün birinci perdesiydi; lojistik koridorlarıyla şekillenecek ikinci perde ise henüz yeni başlıyor." “Yeni dönemde insan kaynağı dönüşecek” Kıvanç Kızılkaya, otonom teknolojilerle birlikte sektördeki insan kaynağının yaşayacağı dönüşüme dikkat çekti. Otonom teknolojilerin sürücüsüz bir taşımacılık anlamına gelmediğini belirten Kızılkaya; "Nakliye sektörü sürücüsüz kalmayacak, sürücü profili değişecek. Sadece aracı kullanan sürücüler yerine; tüm ekosistemi, elektrifikasyon süreçlerini ve veriyi uçtan uca yönetebilen, yeni nesil teknolojilere adapte olmuş bir insan kaynağı ortaya çıkacak. Nakliye sektörünü bu yeni jenerasyon için daha cazip hale getirmeliyiz." ifadelerini kullandı. "Mekanik dönem bitti, çevik Ar-Ge ve yazılım dönemi başladı" Sektördeki baş döndürücü teknolojik hızın Ar-Ge departmanlarını da kabuk değiştirmeye zorladığını vurgulayan Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer, geleneksel metotların artık yetersiz kaldığını belirtti. Avrupalı ve Uzak Doğulu rakiplerle rekabet edebilmek için "hızlı yanılıp, hızlı öğrenen" (fail fast, learn fast) çevik Ar-Ge yapılarına ihtiyaç duyulduğuna değinen Biçer, şunları kaydetti: "Artık sadece şasiyi veya üstyapıyı tasarlayan ayrı gruplar yerine; yazılımı, veriyi ve siber güvenliği birlikte düşünen ortak çalışma gruplarına ihtiyacımız var. Araçlar sahada sürekli veri üretiyor. Bu nedenle Ar-Ge kadrolarımızda yazılım mühendislerinin ve veri bilimcilerinin sayısı artmak zorunda. İnovasyonu yakalamak için Ar-Ge’yi kapalı ortamlardan çıkarıp sahaya indirmeli ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle ekosistemi genişletmeliyiz." Başarı öyküsünün ikinci perdesi: demiryolları ve lojistik koridorlar Türk sanayicisinin tutkusu ve devletin stratejik destekleriyle otomotiv ile treyler sektöründe büyük bir başarı hikayesi yazıldığını hatırlatan TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala, bu başarının "ikinci perdesinin" lojistik altyapıdaki devrimle yazılacağını belirtti. Türkiye'deki Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısının 400'e ulaştığına dikkat çeken Pala, "Artık OSB'lerin demiryollarıyla limanlara bağlanması devletimizin resmi programına girmiş durumda. Tren yolu bağlantıları arttıkça lojistik küçülmeyecek, tam aksine zenginleşecek. Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projeler, Türkiye'nin kombine taşımacılık kapasitesini en üst seviyeye çıkaracak. Geçmişteki tutkumuzu koruyarak bu koridor mantığını iyi yönettiğimizde hem yerel üretimi hem de lojistik hacmimizi çarpan etkisiyle büyüteceğiz" şeklinde konuştu. “Sınırda karbon düzenlemeleri sektörü yeniden şekillendirecek” Avrupa Birliği standartlarının ve sürdürülebilirlik regülasyonlarının sektöre etkilerini değerlendiren TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Türkiye'nin bu küresel dönüşümün dışında kalamayacağının altını çizdi. Yakın gelecekte uygulanacak "Sınırda Karbon Vergisi"ne dikkat çeken Türken, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Dijitalleşme, otonom teknolojiler ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak sadece teknolojik bir mesele değildir. Emisyonların düşürülmesi, verimlilik ve güvenlik adına 'çekici' ve 'treylerin' uyumlu bir şekilde, bir bütün olarak hareket etmesi gerekiyor. Bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmeyecek; ortak vizyon, koordinasyon ve geniş paydaş katılımıyla Türkiye, bu ekosistemin merkezinde yer alacaktır."

Volvo Trucks, Geleceğin Taşımacılık Vizyonunu Paylaştı Haber

Volvo Trucks, Geleceğin Taşımacılık Vizyonunu Paylaştı

Marubeni Dağıtım ve Servis Ticari Araçlar COO’su ve TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya, Volvo Trucks’ın da üyesi olduğu Ağır Ticari Araçlar Derneği (TAİD) ve Treyler Sanayicileri Derneği’nin (TREDER) iş birliğiyle düzenlenen “8. Ağır Vasıta, Treyler Zirvesi” kapsamında “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” panelinde, elektrikfikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araçlarla ilgili soruları yanıtladı. Markaların dönüşüme entegrasyonu sırasında yaşananlar ile ilgili olarak; Marubeni Dağıtım ve Servis Ağır Ticari Araçlar COO’su ve TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya; “Taşımacılık ekosistemi, elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojileri gibi üç ana dönüşüm başlığı etrafında şekilleniyor. Elektrikli araç dönüşümü binek araçlarla başladı ve kısa sürede ticari araçlarla treyler taraflarına güçlü bir biçimde yansıyor. Otonom ve bağlantılı araçlar ise bu dönüşümün ayrılmaz bir parçası. Başlangıçta bu üç alanın eş zamanlı ilerlemesi hedeflenirken önceliğin; hem verimliliği hem de güvenliği artıran bağlantılı araçlarda olduğunu, araçların birbiriyle haberleştiği ve verilerin anlık işlenerek yeni dönemin hız kazandığını görüyoruz” dedi. Otonom sürüş ile sürücüler ortadan kalkmıyor, dijital becerilere hakim bir role dönüşüyor! Otonom teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte sürücülerin rolü ile ilgili konulara da değinen Marubeni Dağıtım ve Servis Ağır Ticari Araçlar COO’su ve TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya; “Avrupa’da ve Türkiye’de otonom sürüş yoğun şekilde konuşuluyor ancak şu an için bu uygulamalar daha çok limanlar, madenler veya kapalı sahalar gibi daha kontrollü alanlarda olgunlaşma aşamasına geliyor. Yeni nesil sürücü profili, yalnızca aracı kullanan değil; teknolojiyi yöneten bir yapıya doğru evriliyor. Otonom ve bağlantılı araçlarla birlikte sürücüler, yapay zeka destekli sistemleri anlayan, veriyi yorumlayan, enerji tüketimini kontrol edebilen ve operasyonel ekosistemi yöneten profesyoneller haline geliyor. Bu dönüşümde sürücü ortadan kalkmıyor; daha stratejik, daha yetkin ve dijital becerilerle donatılmış yeni bir role dönüşüyor. Geleceğin taşımacılığında veya inşaat sektöründeki sürücüler, teknolojinin sadece kullanıcısı değil, aktif yöneticisi olacak. Önümüzdeki dönemde otonom çözümlerin de elektrikli ve bağlantılı altyapılarla entegre şekilde gelişeceğine inanıyoruz. Çekici ve treylerin birlikte ele alındığı, dijitalleşmenin merkezde olduğu bu dönüşüm, taşımacılığın geleceğini belirleyecek” dedi.

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti Haber

8. Ağır Vasıta Ve Treyler Zirvesi, Tüm Zamanların En Büyük Katılımıyla Gerçekleşti

Sektörün en büyük buluşması, 8 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Crowne Plaza Asia Kurtköy’de 600’e yakın katılımla gerçekleşti. Ağır vasıta, treyler, tedarik ve lojistik sektörlerinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında toplayan organizasyonda; dijitalleşme, otonom teknolojiler, regülasyonlar ve değişen taşımacılık ekosistemi tüm yönleriyle ele alındı. Zirve’ye TREDER Başkanı Seyit Arslan'ın yanı sıra; TAİD Başkanı Burak Hoşgören, TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, AND Başkanı Salih Kodaman, LojiDer Başkanı Dr. Kayıhan Özdemir Turan, UND Başkanı Şerafettin Aras, UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin ve Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen katılarak birer açılış konuşması gerçekleştirdi. Başkan Arslan: “Türk treyler sektörü rekabetin merkezinde olacak güce sahiptir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan TREDER Başkanı Seyit Arslan, Türk treyler sektörünün artık yalnızca üretim gücüyle değil; teknoloji, kalite, marka değeri ve mühendislik kapasitesiyle küresel ölçekte söz sahibi olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük treyler pazarı haline geldiğine dikkat çeken Arslan, Türk üreticilerinin dünya liginde güçlü bir konuma ulaştığını belirterek, “Artık mesele sadece treyler üretmek değil; dünyanın taşıma sistemlerine yön veren bir ülke olmaktır.” dedi. Sektörün geleceğinin dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve akıllı üretim teknolojileriyle şekillendiğini vurgulayan Arslan; hafiflik, yakıt verimliliği, karbon ayak izi, bağlantılı araç sistemleri ve elektrikli çekicilerle uyumlu treyler mimarilerinin yeni dönemin temel başlıkları olduğunu ifade etti. Rekabetin artık yalnızca fiyat odaklı olmadığını kaydeden Arslan, “Rekabet; akıl, mühendislik, marka, servis ve itibar rekabetidir.” diyerek sektörün teknolojiye yatırım yaparak küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini söyledi. Konuşmasında genç kuşaklara da seslenen Arslan, yapay zekâ, veri analitiği ve dijital ikiz teknolojilerinin üretim süreçlerini dönüştürdüğünü belirterek geleceğin liderlerinin bu dönüşüme yön veren şirketler olacağını dile getirdi. Burak Hoşgören: “Zirve stratejik bir yapıya dönüştü” Ağır Ticari Araçlar Derneği (TAİD) Başkanı Burak Hoşgören, taşımacılık dünyasının artık sadece araçlardan ve filolardan ibaret olmadığını, araçların artık akıllı sistemlere dönüştüğünü söyledi. TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen zirvenin, sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Hoşgören, etkinliğin yalnızca bir sektör organizasyonu değil; ağır ticari araç, treyler, lojistik, yan sanayi ve kamu temsilcilerini ortak bir platformda buluşturan stratejik bir yapı olduğunu ifade etti. Yakup Birinci: “Rekabet artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanıyor” Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Yakup Birinci, rekabetin artık ülkeler arasında değil, ekosistemler arasında yaşandığını ifade ederek sektör dernekleri, iş dünyası ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve ihracat başarısıyla Avrupa’nın en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Salih Kodaman: “Dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız” Ağır Nakliyeciler Derneği (AND) Başkanı Salih Kodaman, “Ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bizler, bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorundayız. Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyimi doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda çok daha güçlü bir konuma ulaşmamızı mümkün kılacaktır. Bu noktada iş birliği kültürü, sektörümüzün en büyük gücüdür. Derneklerimiz ve paydaşlarımız arasındaki koordinasyon, yalnızca bugünün sorunlarını çözmekle kalmayacak, aynı zamanda geleceğin standartlarını da belirleyecektir.” dedi. Kayıhan Özdemir Turan: “Türkiye, Avrupa’nın ikinci büyük treyler tedarikçisi konumunda” Lojistik Hizmet Sağlayıcılar Derneği Başkanı (LojiDer) Dr. Kayıhan Özdemir Turan, Türk treyler sektörünün üretim kapasitesi, mühendislik gücü ve ihracat performansıyla Avrupa’nın en güçlü üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Şerafettin Aras: “Bir ülkenin üretim gücü, lojistik gücü kadar değerlidir” UND Başkanı Şerafettin Aras, ağır ticari araç ve treyler sektörünün artık yalnızca araç ve ekipman meselesi olmadığını, Türkiye’nin üretim, lojistik, ihracat ve küresel rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı stratejik bir alan haline geldiğini söyledi. Aras, ağır nakliyat ve treyler ekosistemi olarak bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda yön vericisi olmak zorunda olduklarını vurguladı. Ayrıca, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kabiliyeti ve sektörel deneyiminin doğru yöntemlerle birleştiğinde, küresel anlamda ülkeyi çok daha güçlü bir konuma taşıyacağını belirtti. Çetin Nuhoğlu: “Sektörün geleceği güçlü sivil toplum ve ortak akılla şekillenir” UND Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve Tırsan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının ve sektör paydaşlarının birlikte hareket etmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Zirvenin yıllar içinde sektörün en önemli buluşmalarından biri haline geldiğini belirten Nuhoğlu; ağır ticari araç, treyler, lojistik ve tedarik sanayisinin aynı platformda bir araya gelmesinin sektör adına güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Selçuk Öztürk: “Konya’da fuar, sektör için çok iyi bir başlangıç olacaktır” Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, batıdaki ekonomik yığılmanın Orta Anadolu’ya yayılması gerektiğini ifade ederek, “TREDER ve TAİD’i Konya’da kendi fuarlarını yapmaya davet ediyorum. Çok güzel bir fuarımız var. En kısa zamanda kendi sektörlerinin fuarlarını Konya’da yaparak çok önemli bir başlangıç yapacaklardır.” dedi. Mahmut Sami Şahin: “Treylerler artık sadece yük taşımıyor” Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin, sektörün yalnızca büyümekle kalmayıp köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekerek treylerlerin artık sadece yük taşıyan mekanik araçlar değil; veri ve enerji yöneten, akıllı sistemlerle donatılmış stratejik unsurlar haline geldiğini belirtti. Şahin, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa'nın ikincisi değil, birincisi olmaya çok yakın olduğumuzu düşünüyorum. Standart varsa güven vardır; güven varsa kalite, sürdürülebilirlik ve rekabet vardır. Biz biliyoruz ki standartları belirleyenler, geleceği belirler. Biz, standartlara uyan değil, 'standartları belirleyen' bir ülke olma hedefiyle sektörümüzle beraber hareket ediyoruz. Bir Konyalı olarak, Konya'da buluşma ve standartları birlikte belirleme davetine katılıyorum.” Kürşad Tüzmen: Gümrük Birliği yeniden ele alınmalı Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerinde yeni bir döneme ihtiyaç duyulduğunu belirterek Gümrük Birliği’nin günümüz şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sektör temsilcilerine Avrupa Birliği kurumlarıyla daha yakın temas kurulması çağrısında bulunan Tüzmen, Brüksel’de yalnızca üst düzey görüşmelerin değil, teknik ve bürokratik temasların da büyük önem taşıdığını ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından konuşmacılara ve TREDER eski Başkanları Murat Tokatlı ve Kaan Saltık’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi veridi. Ayrıca TREDER Eski Başkanı Yalçın Şentürk’e Onursal Başkan plaketi takdim edidi. ZİRVE KAPSAMINDA 3 AYRI PANEL GERÇEKLEŞTİRİLDİ Dijitalleşme ve otonom sistemler masaya yatırıldı Zirvenin ilk paneli, TREDER Başkan Yardımcısı Cengiz Adak'ın moderatörlüğünde "Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler" başlığıyla gerçekleşti. TTR Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, Saf Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar, İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya ve BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz'un katıldığı oturumda; akıllı üretim sistemleri, veri yönetimi ve yeni nesil teknolojiler ele alındı. TTR Baktaç Branda Genel Müdürü Meryem Ustabaş, 23 yıllık bireysel tecrübesi ve firmasının 45 yıllık geçmişiyle değişime nasıl öncülük ettiklerini anlattı. 2023 yılında başlattıkları yatırımlarla üretimde standart kaliteyi ve maksimum hızı yakaladıklarını belirterek, “Biz sadece üretim yapan değil, ürettiğini yöneten bir firmayız.” dedi. SAF-Holland Türkiye Genel Müdürü Bilal Azizoğlu, Almanya’dan sonra grubun ikinci büyük üretim üssünün Türkiye olduğunu vurguladı. Ağır vasıta ve treyler endüstrilerinin sadece mekanik sistemlerden ibaret olmadığını hatırlatan Azizoğlu, geleceği şekillendiren dört temel başlığı şöyle sıraladı: Elektrifikasyon, Dijitalleşme, Otonom Sürüş ve Güvenlik. Trafik güvenliği ve denetimlerin önemine de dikkat çeken Azizoğlu, 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısının 3.425 olduğunu ve bu kazaların yaklaşık yüzde 20-25'inin ağır vasıta kaynaklı olduğunu ifade ederek, “Standartlar kadar denetimlerin de sıkılaştırılması hayati önem taşıyor.” dedi. Nevpa Group Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sayar ise Stellantis ile önemli bir iş birliği gerçekleştirdiklerini belirterek aylık 500 araç olan üretim kapasitelerini Haziran ayında 1.200 adede çıkaracaklarını müjdeledi. 2027 yılı için 5 bin adetlik iddialı bir üretim hedefi koyduklarını kaydeden Sayar, fabrikalarında tam otomatik robot hatlarını devreye aldıklarını ifade etti. Son iki yılda Avrupa pazarında önemli ilerleme kaydettiklerini vurgulayan Sayar, bir Türk markası olarak ithal marka pazarının yüzde 50’sini almayı başardıklarını söyledi. Prometeon Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler Ticaret Direktörü Uğur Aydın, şirket olarak lastik çözümlerini yaşam döngüleri boyunca titizlikle takip ettiklerini söyledi. Sektöre katma değerli çözümler geliştirdiklerini belirten Aydın, ProServices hizmetiyle her altı lastikte bir lastik tasarrufu sağladıklarını ifade etti. "Türkiye Avrupa'nın Treyler Merkezi Olma Yolunda İlerliyor" Yeni oyuncuların katılımı sonucunda Türkiye treyler sektörü, her geçen yıl daha stratejik ve daha önemli bir hale geldiğini belirten İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya, “Türkiye'nin her geçen yıl dünyanın önemli treyler merkezlerinden biri haline gelmesi. Bilhassa Avrupa'nın treyler merkezi olma yolunda önemli adımlar atıyoruz.” dedi. Perahya açıklamalarına şöyle devam etti: “2023 yılında ülkemizde 55 binden fazla treyler üretimi gerçekleşti. 2024 yılında yaklaşık %20-25 aralığında bir düşüşle 45 bin civarında treyler üretimi gerçekleşti. 2025 yılında ise hepimizin bildiği makro nedenlerden ve ülkemizdeki ekonomik gelişmelerden dolayı yaklaşık 32 bin adet üretim yapıldı. Açıkçası bu rakamın, Türkiye treyler üretiminde dip seviyeye yakın bir rakam olduğuna inanıyoruz. Nitekim 2021 yılında, pandeminin de etkisiyle yaşadığımız hızlı büyümeden önceki yıllarda yaklaşık 25-30 bin treyler üretimi bandındaydık. Dolayısıyla, 32 bin adet olarak gerçekleşen 2025 yılı üretiminin üzerine çıkarak 2026 yılını büyümeyle kapatacağımızı öngörüyoruz. Biz nisan sonu itibarıyla fren sistemi satışlarına baktığımızda, bir önceki seneye göre adetsel bazda yaklaşık %12 büyüme görüyoruz. Bu büyümenin devam edip sene sonuna kadar 2026 yılındaki treyler üretiminin 40 bin adetlere yaklaşacağını öngörüyoruz.” BPW Avrupa Satış Direktörü Daniel Twilling-Birkholz, yürüyen aksamdaki dijital dönüşümün filolara sağladığı somut katkılara dikkat çekti. Yeni teknolojiler sayesinde filolara öngörücü bakım (predictive maintenance) ve bağlantılı lojistik imkânı sağlandığını ifade eden Twilling-Birkholz, şunları kaydetti: “Paylaşılan verilere göre, geleneksel filolar operasyonel süreçlerde daha düşük verimlilikte kalırken, BPW iC Plus serisi gibi akıllı sistemlerle donatılmış filoların operasyonel verimliliği yüzde 95 seviyelerine kadar ulaşıyor. Otonom teknolojilere doğru hızla ilerleyen sektörde BPW, sadece mekanik bir üretici olmanın ötesine geçerek treyleri tedarik zincirinin iletişim kuran ve kendi kendini denetleyen proaktif bir bileşeni haline getiriyor. Pazar veri istiyor, BPW bunu sağlıyor.”. Cengiz Adak: "Treyler artık pasif bir yük değil, lojistiği tayin eden akıllı bir aktör" Zirvede gerçekleştirilen ve sektörün teknolojik dönüşümüne ışık tutan panelin kapanış değerlendirmesini yapan Cengiz Adak, masadaki her bir donanım bileşeninin kendi başına birer teknoloji üssüne dönüştüğüne dikkat çekerek treyler sektörünün "yeni yolculuğunun" artık sadece bir donanım hikâyesi olmaktan çıkıp kapsamlı bir entegrasyon sınavına dönüştüğünü vurguladı. Ekonomi ve teknoloji rüzgârı Öğle arasının ardından sahne alan Ekonomist Ali Ağaoğlu, küresel ve yerel ekonomik gelişmeleri lojistik ve üretim sektörü özelinde değerlendirerek katılımcılara önemli projeksiyonlar sundu. Öğleden sonraki özel oturumda ise Teknoloji Yazarı ve Trend Avcısı M. Serdar Kuzuloğlu; geleceğin teknolojileri, yapay zekâ ve trendlerin sektörel yansımalarına dair ufuk açıcı bir sunum gerçekleştirdi. Regülasyonlar ve yeni taşıma ekosistemi Günün ikinci panelinde, OSD Genel Sekreteri Özlem Güçlüer'in moderatörlüğünde "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" tartışıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor ve TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper'in katıldığı panelde, kamu otoritesinin sektörel düzenlemeleri değerlendirildi. Ayrıca TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, "Daha Genç Treylerle, Daha Güçlü Bir Türkiye Dünya Yollarında..." başlıklı sunumuyla araç parkının gençleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye’de 284 bin çekici, 327 bin yarı römork var Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme (UHDGM) Genel Müdür Yardımcısı Y. Giray Yüksel, "Regülasyonlar ve Sektöre Etkileri" konulu sunumuyla lojistik ekosisteminin güncel haritasını ve küresel koridorlardaki son durumu paylaştı: “Türkiye lojistik ekosisteminin toplam hacmi 1.579.326 ticari taşıta ulaşmış durumda. Bu güçlü filonun yüzde 57,5’lik kısmını çekici, kamyon ve treyler gruplarından oluşan ağır vasıta ve özel taşıtlar oluştururken, yüzde 42,5’lik dilimini hafif ticari araçlar (kamyonet) oluşturuyor. Uzun yol taşımacılığının yükünü çeken taşıtların dağılımına bakıldığında; sektörde 284 bin 691 adet çekici ve 327 bin 61 adet yarı römork bulunduğu görülüyor.” "AB ve BM, Türkiye'ye sormadan regülasyon çıkaramıyor" TSE Ulaşım Sistemleri Merkez Başkanlığı Otomotiv Belgelendirme Grup Başkanı Öncü Alper Tehlikeli Madde Taşımacılığı (ADR) konusunun mesleki hayatının en büyük gurur kaynağı olduğunu belirterek, kamu-sanayi iş birliğinin en güzel örneğini sergilediklerini söyledi. Türkiye'nin bu alanda tarih yazdığını vurgulayan Alper, başarının sırrını "Muhteşem Üçlü" olarak tanımladığı yapıya bağladı: Sektörün arkasında dağ gibi duran TREDER, Kuralları tavizsiz uygulayan Rafineri Dolum Tesisleri, Bugün 53 merkezde muayene yapan devasa TSE altyapısı. Türkiye'nin ADR konusunda geldiği noktanın küresel çapta olduğunu belirten Alper, "Avrupa Birliği'nden veya Birleşmiş Milletler'den (BM) şu an herhangi bir regülasyonun, TSE'nin ve Ulaştırma Bakanlığı'nın olumlu ya da olumsuz görüşü olmadan çıkma olasılığı yok. BM toplantılarında çok aktifiz ve masada söz sahibiyiz" dedi. Eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" lazım TREDER Başkan Yardımcısı Kartal Erköy, sektörün geleceği için regülasyon, güvenlik, kalite ve sürdürülebilir dönüşüm başlıklarının kritik önemde olduğunu söyledi. Erköy, treyler sektöründe yaşanan teknolojik dönüşümün hızına ve yaklaşan Avrupa Birliği regülasyonlarına dikkat çekti. "Güvenle Yollarda, Güvenli Yollarda..." temasıyla sektöre seslenen Erköy, eski filoların yenilenmesi için "Hurda Teşviki" ve "Ticari Araç Kredisi" çağrısında bulundu. Zirvenin son paneli olan "Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek" ise TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş'ın moderatörlüğünde yapıldı. TAİD YK Başkan Yardımcısı İffet Türken, TAİD Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer'in katılımıyla ekosistemin ortak geleceği ve sürdürülebilirlik hedefleri ele alındı. Tüm gün süren, yoğun ve verimli geçen programın ardından; ana sponsor olarak BPW, İntermobil, Nevpa, Prometeon, Saf-Holland ve Versus-Omega’ya, gümüş sponsor olarak Axalta, Baktaç, Continental, Forlight, Globaltech Makina, Knorr-Bremse, LID Technologies, Matrix, Mobilite, Primogenito, Sanel, Saykal, Seyir Mobil’e, bronz sponsor olarak ise Aspöck, Atik, Cloos, Echelon, FY Endüstri, Gümaş Jost, Reksan, Özkoç ve Sertel’e plaket takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.