Hava Durumu

#Otobüs

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Otobüs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otobüs haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ankara'dan Elektrikli Aslanlar: MAN,  Ankara’daki Fabrikasında Ebus Üretimine Başladı Haber

Ankara'dan Elektrikli Aslanlar: MAN, Ankara’daki Fabrikasında Ebus Üretimine Başladı

MAN Truck & Bus, otobüs iş kolundaki dönüşümü kararlılıkla sürdürüyor. MAN bu kapsamda, Ankara fabrikasında tamamen elektrikli MAN Lion’s City E şehir otobüsünün seri üretimine başladı. İlk e-otobüsler Ankara’daki montaj hattından çıkmaya başlarken, bu gelişme şirket için sıfır emisyonlu ve sürdürülebilir mobilitiye geçişte önemli bir adımı temsil ediyor. Polonya’nın Starachowice tesisinde 2020’den bu yana başarıyla sürdürülen üretimin ardından, elektrikli aslanlar artık Ankara’da da üretim hattından çıkmaya başladı. MAN, Güney Afrika’daki Olifantsfontein üretim tesisinde ise yerel pazara özel geliştirdiği Lion’s Explorer E’yi de üretmeye devam ediyor. Bu üç üretim üssüyle giderek artan sıfır emisyonlu otobüs talebine yanıt veren MAN, aynı zamanda küresel üretim ve e-mobilite ağının bir parçası olarak Ankara’daki üretim kapasitesini de güçlendiriyor. “Ankara, gelecekteki e-mobilite stratejimizde kilit bir rol oynayacak” MAN Truck & Bus Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’daki e-otobüs üretiminin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Ankara’da elektrikliotobüs üretimine başlayarak, elektromobilite yolunda önemli bir kilometre taşını geride bırakıyoruz. Bu adımla hem üretim kapasitemizi genişletiyor, hem de küresel otobüs ağımızı güçlendirerek artan müşteri taleplerini daha hızlı ve esnek bir şekilde karşılayabiliyoruz. Ankara, gelecekteki e-mobilite stratejimizde kilit bir rol oynayacak.” MAN Truck & Bus, yıllık yaklaşık 14,1 milyar avro (2025) ciroya sahip, Avrupa’nın önde gelen ticari araç üreticilerinden ve ulaşım çözümleri sağlayıcılarından biridir. Şirketin ürün portföyünde dizel ve sıfır emisyonlu tahrik sistemlerine sahip kamyonlar, otobüsler ve yolcu otobüsleri, kamyonetler, dizel ve gaz motorları ile yolcu ve yük taşımacılığına ilişkin hizmetler yer almaktadır. MAN Truck & Bus, TRATON GROUP bünyesindeki bir şirkettir ve dünya çapında yaklaşık 32.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. MAN, üretim ağını elektrikli döneme taşıyor Ankara fabrikasının dönüştürülmesi, MAN’ın sürdürülebilir ulaşım çözümleri odağında yürüttüğü kapsamlı dönüşüm stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. 2020 yılında MAN Lion’s City E’nin piyasaya sunulmasıyla birlikte Polonya’daki Starachowice tesisi, elektrikli araçların büyük ölçekli üretimi için tam donanımlı hale gelen ilk MAN fabrikası olmuştu. Güney Afrika’daki Olifantsfontein tesisinde ise iki yıldır Lion’s Explorer E üretimi sürdürülüyor. MAN, tamamen elektrikli araç üretimini yalnızca otobüslerle sınırlı tutmayarak kamyon segmentinde de genişletiyor. Tamamen elektrikli ağır hizmet tipi MAN eTGS ve eTGX kamyonlarının seri üretimi 2025 yılında Münih fabrikasında başlarken, Krakow’daki üretim ekibi de ilk elektrikli kamyonların seri üretimi için hazırlıklarını sürdürüyor. Hafif hizmet tipi MAN eTGL modelinin seri üretiminin de önümüzdeki aylarda aynı tesiste başlaması planlanıyor. MAN ayrıca, Mayıs ayında Milano’da düzenlenecek Transpotec fuarında tamamen elektrikli ürün portföyünü tamamlayacak bir başka elektrikli modelini tanıtmayı hedefliyor. Bu modelinde de ilerleyen dönemde Krakow’da üretilmesi öngörülüyor. Nürnberg fabrikası ise MAN’ın kendi batarya üretimine başlamasıyla birlikte, yalnızca motor üretimi yapan bir tesis olmaktan çıkarak, son teknoloji dizel motorlar ve alternatif tahrik sistemleri için bir geliştirme ve üretim merkezine dönüştürülmüş durumda. E-stratejisinin kilit bileşeni olarak Ankara Son yıllarda, Ankara'daki üretim tesisinde gerçekleştirilen yatırımlarla altyapı modernize edilirken, üretim süreçleri de optimize edildi ve çalışanlar elektrikli mobilitenin gereksinimlerine uygun şekilde eğitildi. Barbaros Oktay, dönüşüm yolculukları kapsamında attıkları bu adımlar ve yaptıkları bu yatırımlar sayesinde, uzun vadede yüksek hacimli ve yüksek kaliteli sıfır emisyonlu mobilite çözümleri sunabilecek güçlü bir altyapı oluşturduklarını vurguluyor. Önümüzdeki dönemde Ankara fabrikasında Lion’s City E’nin yanı sıra elektrikli şehirlerarası otobüsler ve Türkiye’deki turizm taşımacılığına yönelik geliştirilen yeni Lion’s Coach E modelinin de de burada üretilmesi planlanıyor. Ankara’nın öneminin altını çizen Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da Starachowice gibi MAN’ın otobüsteki e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol oynaması” diye konuşuyor. MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise fabrikanın esnek üretim yapısına dikkat çekerek, şunları söylüyor: “Ankara, MAN’ın e-mobilite merkezlerinden biri haline geliyor. Esnek üretim yapımız sayesinde, aynı üretim hattında hem çeşitli elektrikli otobüs modellerini hem de geleneksel motorlu otobüsleri üretebiliyoruz. Bu da farklı pazar gereksinimlerine verimli bir şekilde yanıt vermemizi sağlıyor.”

Trabzon’un Zorlu Güzergâhlarına Allison’dan Yüksek Performanslı Çözüm Haber

Trabzon’un Zorlu Güzergâhlarına Allison’dan Yüksek Performanslı Çözüm

Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin iştirakı olan Trabzon Ulaşım A.Ş. (TULAŞ), filosunu Ocak 2025 itibarıyla Allison tam otomatik şanzıman donanımlı dört adet Isuzu Novociti Life midibüsle güçlendirdi. Özellikle Trabzon’un dik rampaları, dar virajlı yolları, yoğun yağış alan iklimi ve kırsala yayılan geniş yerleşim ağı göz önüne alındığında, hem yolcu hem de sürücü konforu açısından önemli bir adım daha atılmış oldu. TULAŞ’ın Allison T 3270R xFE™ tam otomatik şanzıman donanımlı Isuzu Novociti Life araçları tercihi, toplu taşıma altyapısını daha sürdürülebilir, verimli ve güvenli hale getirme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. TULAŞ Genel Müdürü Hakan Öztel, açıklmasında; “Araç seçimimizde önceliğimiz sürücülerimiz ve yolcularımızın güvenliği ve konforu oluyor. Bu nedenle mümkün olan en ileri teknolojileri tercih ediyoruz. Otobüslerimizdeki tam otomatik şanzıman tercihimiz de bu politikamızın bir parçası” diye belirtti. Zorlu güzergâhlara uygun teknoloji TULAŞ, 168 araçlık otobüs filosuyla Trabzon'da toplu taşıma hizmeti sunuyor. Trabzon içinde, TULAŞ’A ait, 5200 otobüs durağı ile 117 otobüs hattı bulunuyor. Günde ortalama 70 bin, ayda ise 1,5 milyondan fazla yolcuya şehir içi ulaşım hizmeti sağlanıyor. Filosunda farklı marka ve model Allison tam otomatik şanzıman donanımlı araçlar da bulunan TULAŞ’ın bu alandaki tercih istikrarını ve teknolojik altyapıya verdiği önemi ortaya koyuyor. Hizmete alınan dört adet Isuzu Novociti Life midibüs, dönemsel olarak Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Trabzon Üniversitesi’nin kampüs hatlarında, mahalle ve köy hatlarında, kırsal bölgelerde, tarihi ve turistik alanlarda hizmet veriyor. Bu güzergâhlar arasında tek yönde 96 kilometre ve 250’den fazla durağı olan hatlardan, sadece sekiz kilometrelik kısa mesafeli hatlara kadar geniş bir rota dağılımı bulunuyor. Güzergahların çeşitliliği, araçlardan hem manevra kabiliyeti hem de dayanıklılık açısından yüksek performans beklendiğini gösteriyor. Daha önce teslim aldığı ve aktif olarak kullanmaya devam ettiği Allison şanzıman donanımlı 20 adet Otokar Doruk otobüsleri ile TULAŞ, sürüş kalitesindeki istikrar, yakıt tasarrufu ve sürücülerden alınan olumlu geri bildirimler doğrultusunda yeni araçlarında Allison teknolojisine yöneldi. Özellikle eğimli arazideki hatlarda, dur-kalk trafiğin yoğun olduğu şehir içi güzergahlarda, dik eğimli rotalarda, Allison’un tork konvertörü sayesinde sağlanan güçlü ivmelenmeler ve geri kayma riskini ortadan kaldıran sürüş stabilitesi, TULAŞ açısından büyük avantaj sunuyor. Tüm bu etkenler, Trabzon gibi coğrafi açıdan zorlu bir şehirde toplu taşımada teknolojiyle güvenliği bir araya getirme çabasının bir sonucu olarak dikkat çekiyor. Şehir içi toplu taşıma operasyonlarında konfor ve hizmet kalitesinin artırılması TULAŞ Ulaşım Planlama Müdürü Ersin Bal, Allison şanzımanlı araçların verimlilik ve hizmet kalitesine olan katkısını şu şekilde değerlendirdi: “Geleneksel olarak konfor, şehir içi toplu taşımada en önemli konulardan biri. Allison tam otomatik şanzımanlar, sürücü ve yolcular için daha fazla konfor sunuyor. Otobüs sürücüleri, Allison’ın Kesintisiz Güç Teknolojisi’nin sağladığı kontrollü ve güvenli sürüşün konforu ile çalışıyor. Trabzon’un eğimli yolları, yıl boyunca yağmur alan iklimi ve dar güzergâhları, toplu taşımada önemli teknik zorluklar yaratıyor. Allison’ın sunduğu çözümlerle bu zorlukları aşmak mümkün hale geliyor. Ayrıca deneyimli bir sürücü ile yeni bir sürücü arasında ortaya çıkabilecek sürüş farkları arasındaki makas oldukça azalıyor. Bu da hizmette standardizasyon sağlıyor.” Ersin Bal, Allison şanzıman donanımını tercih etmelerindeki ikinci önemli nedenin yakıt tasarrufunu arttırması ve daha düşük toplam işletme maliyetleri sağlaması olduğunu da belirtti. 21 oturan ve 39 ayakta toplam 60 yolcu kapasiteli 8 metre uzunluğundaki Isuzu Novociti Life midibüsler, maksimum 137 kW (184 bg) ve 680 Nm/Tork üretebilen FPT NEF4 Euro 6 motora ve 6 ileri vitesli, dahili retarderli Allison T3270R xFE™ tam otomatik şanzıman donanımına sahip. Tüm Allison tam otomatik şanzımanlarda olduğu gibi T3270R xFE™ modeli de Allison’ın Kesintisiz Güç Teknolojisi™ sayesinde daha sarsıntısız ve üstün bir hızlanma sağlarken tam güçle vites değiştirilmesine olanak tanıyor. Allison'ın yenilikçi, ekstra yakıt tasarrufu teknolojisi xFE ile daha fazla tork konvertörü lock-up işlemi sağlayarak daha yüksek viteslerde ve daha düşük motor devirlerinde yakıt tasarrufu sunuyor. Sonuçta Allison’ın Kesintisiz Güç Teknolojisi™, xFE yakıt tasarrufu teknolojisi ve dahili retarder gibi özellikleri, araçların performansını artırırken, toplam işletme maliyetlerini de düşürüyor. Sadece teknik performans değil, yolcu memnuniyeti açısından da Allison şanzımanlar fark yaratıyor. Araçlardaki sarsıntısız ve sessiz sürüş deneyimi; şehir içi ulaşımda konfor beklentisini karşılıyor. Sürücüler açısından ise sürekli vites değiştirme ihtiyacının ortadan kalkması, iş yükünü ve yorgunluğu azaltırken, dikkatlerinin tamamen sürüş güvenliğine odaklamalarını sağlıyor. TULAŞ, teknolojiyi ve kullanıcı memnuniyetini odağına alan bu yatırımlarıyla, Trabzon’un hem kent merkezinde hem de kırsal bölgelerinde daha erişilebilir, konforlu ve sürdürülebilir bir toplu taşıma hizmeti sunma hedefini sürdürüyor.

Mazot Ateşi Taşımacılık Sektörünü Alarma Geçirdi Haber

Mazot Ateşi Taşımacılık Sektörünü Alarma Geçirdi

HÜRMÜZ BOĞAZI VE MAZOT FİYATLARI SAHADAKİ BELİRSİZLİK FIRTINASININ ETKİSİNİ ARTIRIYOR Bugün sahada yaşanan tabloyu tek bir cümleyle özetlemek gerekirse gerçekten bir “belirsizlik fırtınası” içindeyiz. Küresel ölçekte herhangi bir risk ortaya çıktığında bunun etkisini ilk hissettiğimiz yer doğrudan pompa fiyatları oluyor. Jeopolitik gerilimler arttığı anda akaryakıt fiyatları da anında tepki veriyor. Şu anki tabloya baktığımızda maalesef yön aşağı değil, yukarı. Kısa vadede ciddi bir gevşeme olacağına da pek ihtimal vermiyorum. Orta Doğu’daki gerilim uzun süredir devam ediyor ve görünen o ki İran, İsrail ve ABD hattındaki bu kriz kısa sürede sona erecek gibi durmuyor. Eğer Brent petrol fiyatı 150–200 dolar bandına doğru tırmanırsa açık konuşmak gerekirse dünya ekonomisinin bunu kaldırması çok zor olur. Böyle bir senaryo sadece bizim ülkemizi değil, tüm dünyayı etkiler çünkü bugün hayatımızdaki neredeyse her şey lojistikle taşınıyor. Dolayısıyla petrol fiyatındaki sert yükseliş sadece yakıtı değil, zincirleme bir şekilde tüm ürünlerin maliyetini artırır. Eğer biz bu maliyetleri yüksek fiyatlarla almak zorunda kalırsak enflasyon da buna paralel şekilde hızla yükselir. Yani mesele sadece taşımacılık sektörü değil; bu doğrudan ekonominin tamamını etkileyen bir domino etkisi yaratır. TÜRKİYE KRİZLERİ AVRUPA’YA GÖRE DAHA SERT HİSSEDİYOR Türkiye’nin bu tür krizleri Avrupa’ya kıyasla daha sert hissetmesinin çok net bir nedeni var. Biz yalnızca petrol fiyatındaki artıştan etkilenmiyoruz, aynı zamanda döviz kuru da sürekli hareket halinde. Yani sektör olarak iki ayrı maliyet baskısı altında kalıyoruz. Bir tarafta petrol fiyatı yükseliyor, diğer tarafta döviz kuru yerinde durmuyor. Bu durum işletmelerin maliyetlerini katlayarak artırıyor. Avrupa’daki birçok ülkede enerji maliyeti artıyor olabilir ama para birimleri daha stabil olduğu için bu etki daha sınırlı kalıyor. Türkiye’de ise enerji maliyeti artarken aynı anda kur farkı da eklenince ortaya çok daha ağır bir tablo çıkıyor. Enerjide dışa bağımlı bir ülke olmamız da bu kırılganlığı doğal olarak artırıyor. Dolayısıyla küresel ölçekte yaşanan her enerji krizi Türkiye’de çok daha güçlü bir şekilde hissediliyor. VATANDAŞ SEYAHATİ AZALTTI, DOLULUK ORANLARINI YAKALAMAK ZORLAŞTI Vatandaşın alım gücündeki düşüşü biz sahada çok net görüyoruz. Eskiden bayram, tatil ya da özel gün beklemeden dolan otobüsler artık eski doluluk oranlarına ulaşmakta zorlanıyor. Bugün firmalar seferlerini doldurabilmek için ciddi bir çaba sarf etmek zorunda kalıyor. İnsanlar artık zorunlu olmadıkça seyahat etmiyor. Ekonomik şartlar ağırlaştıkça insanlar harcamalarını kısmaya başlıyor ve bu da doğrudan ulaşım sektörüne yansıyor. Sonuç olarak satış hacmimizde belirgin bir gerileme var. Yolcu sayısı azaldığında ise seferlerin maliyeti daha da ağırlaşıyor. Bu da sektörün üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. “ARAÇLAR ZARAR EDİYOR” SÖZÜ ABARTI DEĞİL, GERÇEK Bugün sektörde sıkça duyduğumuz “araçlar zarar ediyor” ifadesi kesinlikle bir abartı değil, yaşadığımız gerçeğin ta kendisi. Dışarıdan bakıldığında cirolar artıyor gibi görünebilir çünkü bilet fiyatları yükseliyor ancak işletme giderleri çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Lastik fiyatları, bakım maliyetleri, personel giderleri, sigorta bedelleri ve diğer operasyonel giderler sürekli yükseliyor. Bu nedenle günün sonunda kasaya giren para artsa bile işletmenin gerçek kârı eriyor. Hatta çoğu zaman kâr yerine borçla karşı karşıya kalıyoruz. Bugün sektörün ana hedefi artık kâr etmek değil, ayakta kalabilmek. BİR OTOBÜSÜN MALİYETİNİN %50–60’INI YAKIT OLUŞTURUYOR Bugün bir otobüs işletmesinin en büyük gider kalemi tartışmasız yakıt. Ortalama bir hesap yaptığınızda bir otobüsün toplam işletme maliyetinin yaklaşık %50–60’ını doğrudan yakıt gideri oluşturuyor. Lastik, bakım, sigorta, personel gibi diğer tüm giderleri toplasanız bile çoğu zaman bir depo mazotun yarattığı maliyet kadar etkili olamıyor. Bu yüzden akaryakıt fiyatındaki her artış doğrudan sektörün belini büküyor. Yakıt fiyatları yükseldiğinde işletme maliyetleri bir anda sıçrıyor ve bu maliyetleri yönetmek giderek zorlaşıyor. MALİYET ARTIŞININ YARISINI BİLE BİLET FİYATINA YANSITAMIYORUZ Sektörde yaşanan en büyük sorunlardan biri de maliyet artışlarının bilet fiyatlarına aynı oranda yansıtılamaması. Eğer maliyetlerimiz 10 birim artıyorsa biz bunun ancak 4–5 birimini bilet fiyatına yansıtabiliyoruz çünkü yolcunun ödeme gücü belli bir noktadan sonra bunu kaldırmıyor. Fiyatları bir anda çok yükselttiğinizde yolcu sayısı daha da düşüyor. Dolayısıyla aradaki farkı çoğu zaman işletmeler kendi cebinden karşılamak zorunda kalıyor. Bu makas ne kadar açılırsa sektörün sürdürülebilirliği de o kadar zorlaşıyor. Açık konuşmak gerekirse bugün birçok firma için tekerin dönmesi bile başlı başına bir mücadele haline gelmiş durumda. TİCARİ AKARYAKITTA VERGİ DESTEĞİ ŞART Sektörün bu zorlu süreci atlatabilmesi için devlet desteği kaçınılmaz görünüyor. Özellikle ticari taşımacılık yapan işletmeler için akaryakıt üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi büyük önem taşıyor. En acil ve etkili çözüm, ticari akaryakıtta ÖTV indirimi ya da KDV iadesi gibi bir destek mekanizmasının hayata geçirilmesi olacaktır. Toplu taşıma ve lojistik sektörü üzerindeki vergi yükü hafifletilmeden fiyatların dengelenmesi ve sektörün rahatlaması maalesef mümkün görünmüyor. YENİ ARAÇ YATIRIMI BUGÜN TAM ANLAMIYLA BİR KUMAR Bugünün şartlarında yeni araç yatırımı yapmak gerçekten büyük bir risk taşıyor. Faiz oranları çok yüksek, araç fiyatları astronomik seviyelere çıkmış durumda ve yatırımın geri dönüş süresi giderek uzuyor. Bu nedenle birçok firma şu anda yeni araç almak yerine mevcut filosunu korumaya çalışıyor. Açık konuşmak gerekirse şu an yatırım yapmak yerine frene basmak ve mevcut yapıyı korumak çok daha mantıklı bir strateji gibi görünüyor. ÖNÜMÜZDEKİ 6 AY DAHA ZORLU GEÇEBİLİR Önümüzdeki döneme dair tabloyu gerçekçi bir şekilde değerlendirmek gerekirse sektör açısından çok kolay bir süreç bizi beklemiyor. Turizm sezonu belirli ölçüde bir hareketlilik sağlayabilir ve sektöre bir nebze nefes aldırabilir. Ancak maliyet artışları aynı hızla devam ederse bu geçici bir rahatlama olur. Bu nedenle önümüzdeki 6 ayda sektörün tamamen toparlanmasını beklemek pek gerçekçi değil. Daha çok maliyetleri kontrol etmeye çalışacağımız, kemerleri sıkmaya devam edeceğimiz bir dönem bizi bekliyor.

Online Satışlar ile “Coğrafi Sınırlar” Ortadan Kalktı Haber

Online Satışlar ile “Coğrafi Sınırlar” Ortadan Kalktı

MUHASEBECİLİKTEN GENEL MÜDÜRLÜĞE UZANAN YOLCULUK Afyon'un Sultandağ ilçesinde doğdum. Yirmi yıldır karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün içindeyim. Bu alana girişim tam anlamıyla bir tesadüfün armağanı. Paşa Dayı olarak tanıdığımız değerli büyüğümüzle yollarımız kesişti ve Lüks Aksel'e muhasebeci olarak adım attım. Yıllar içinde her kademede çalıştım, her sürecin içinde bulundum ve o birikimin sonunda genel müdürlük koltuğuna oturdum. Bugün itibarıyla filomuzda 25 otobüs bulunuyor; bunların 12'si bize ait, 13'ü kiralık. Akşehir ve Konya merkezli kalkışlarla yaklaşık 35 ila 50 ile sefer düzenliyoruz.İstanbul, Ankara, Antalya ve Bursa başta olmak üzere Trakya'ya, Karadeniz'e uzanan geniş bir sefer ağımız var. Konya'dan kalkan bazı hatlarımız 15-16 saati buluyor; yani kaptanlarımız bazen iki günlük yolculuklara çıkıyor. Tüm bu operasyonun arkasında 750-800 kişilik bir ekip duruyor:acente çalışanlarından kaptanlara, yazıhane personelinden idari kadromuza kadar geniş bir aileyiz. BU YAŞIMA KADAR GÖRDÜĞÜM “EN KÖTÜ RAMAZANLARDAN” BİRİNİ ATLATTIK 2026 yılı, Ramazan ayıyla birlikte ağır bir sınavla başladı. Bu yaşımda tanıklık ettiğim en zorlu Ramazanlardan birini geride bıraktık. Normalde 20 ila 30 sefer düzenlediğimiz günlerde kendimizi 10-15 seferle sınırlı bulduk. İstanbul'a günde altı sefer çıkarırken üçe indirmek zorunda kaldık. Yolcu talebinin bu denli daralması, tüm planlamalarımızı ve bütçe hesaplarımızı altüst etti. Yılın sekiz ayını zararla kapatıyoruz; ancak geri kalan dört ayda da durum pek iç açıcı değil. 2025, gelir olarak güzel göründü ama ay sonunda masrafları çıkardığınızda elinizde kalan para ne bir otobüsü yenilemek ne de işletmeyi büyütmek için yeterliydi. Kazandığımızı sanıyoruz, oysa sadece ayakta kalmak için koşuyoruz. ENFLASYONUN GÖLGESİNDE SOLUK ALACAK YER KALMADI Muhasebe kökenli biri olarak rakamların diliyle konuşuyorum: bu tablo sürdürülebilir değil. Bir dönem kış aylarının darboğazında devletin sunduğu yüzde bir faizli kredilerle nefes alıyorduk. Beş, on milyonluk kredi çekiyor, zor günleri atlatıyor, dönem açıldığında geri ödüyorduk.Şimdi yüzde elli faizle kredi çeken bir işletmeci, o parayı nasıl geri ödeyecek? Bankalar zaten artık bu sektöre kapılarını büyük ölçüde kapattı. Fiyat artışları da elimizi bağlıyor. Garaj çıkışı masrafları, yakıt, köprü ve otoyol ücretleri, personel maliyetleri... Tüm bu kalemler yukarı tırmanırken bilet fiyatlarına aynı hızda zam yapamıyoruz. Üretim daraldıkça, alım gücü eriyor; alım gücü eriyince yolcu azalıyor. Bu kısır döngüden çıkmanın yolu, sektörü ilgilendiren mali düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesinden geçiyor. En acil beklentimiz şu: KDV oranının %20’den %8’eindirilmesi. Önceki dönemde yüzde sekizde olan bu oran, sektöre ciddi bir rahatlama sağlıyordu. Bunun yanı sıra gider gösterimi konusundaki engeller kaldırılmalı. İşçi sigortası, ücret ödemeleri gibi kalemler stopaj bazında gider olarak yansıtılamıyor. Bu hem vergi adaletsizliği hem de işletmecileri kayıt dışına iten bir mekanizma. 2020 MODELDEN DÜŞÜK OTOBÜSÜ FİLOMUZA DAHİL ETMEYİZ Araç filosunda belirli bir marka bağımlılığımız yok ancak 2020 model altında hiçbir otobüs çalıştırmıyoruz. Bu hem yolcu konforu hem de bakım maliyetleri açısından aldığımız net bir karar. Yeni model almak ise bugünün koşullarında hayal gibi görünüyor. Sıfır araç fiyatları, enflasyonla birlikte erişilemez rakamlara ulaştı. Bunun için stratejimizi bir üst modele geçiş olarak belirledik;doğrudan sıfır almak yerine güncel ve güvenilir araçlarla filomuzu tazeliyoruz. Bakım ve onarımda ise yüzde seksenin üzerinde yetkili servisle çalışıyoruz. Özel servis anlaşmalarımız var. Dışarıdan fatura alarak iş yaptırmak hem vergisel hem de maliyet açısından dezavantaj yaratıyor; bu yüzden mümkün olduğunca kayıtlı ve güvenilir kanalları tercih ediyoruz. ALT TARAFTAN YETİŞEN PERSONELYOK Sektörümüzün en kronik yarası haline gelen sorun şu an için nitelikli personel eksikliği. Kaptan adayları yetişmiyor. Belge alma süreci hem maddi hem de sınav açısından giderek zorlaşıyor. Psikoteknik belgesi, CRC belgesi, ehliyet sınıfları... Bunların hepsini bir araya getirip sürücü yetiştirmek, bugün için büyük bir emek ve maliyet istiyor. Sistem dijitalleştiği için belgesiz sürücü zaten otomatik olarak devre dışı kalıyor; bu olumlu bir gelişme ama sorun yalnızca denetim değil, arz meselesi. Genç nesil bu mesleği tercih etmiyor. Sınava giriyor ama geçemiyor ya da maddi imkân bulamadığı için süreçten vazgeçiyor. Sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından bu tablo gerçekten ciddi bir tehdit. KİRALAR, CEZALAR VE KÖPRÜ GEÇİŞLERİ DERKEN HERKES KENDİ BAŞININ ÇARESİNE BAKIYOR Otogar kiralarının piyasaya göre normalleştiğini söylesek de gerçekte hâlâ ağır bir yük oluşturduğunu düşünüyorum. Köprü ve otoyol geçiş ücretleri, idari cezalar, akaryakıt maliyetleri... Bunların toplamı, özellikle kâr marjlarının daraldığı dönemlerde işletmecileri ciddi biçimde eziyor. Peki firmalar bir araya gelip bu sorunları ortak bir sesle dile getiremiyor mu? Hayır, ne yazık ki getiremiyor. Herkes kendi bacağından asılı olduğu için ortak bir platform oluşturulamıyor. Bu en büyük eksikliğimiz. Kamuoyuna ve ilgili kurumlara ulaşacak, birleşik ve güçlü bir ses olmadan bu sorunların çözümü de gecikmeli kalıyor. ONLİNE KANALLAR İLE SATILAN BİLET ORANI %80 Satışlarımızın artık yüzde seksenini online kanallar oluşturuyor. Bu dönüşümün en büyük kazanımı, coğrafi sınırları ortadan kaldırması. Normalde Trakya'dan yolcu almam neredeyse imkânsızken Keşan'dan, Kırklareli'nden, Malkara ve Tekirdağ'dan artık yolcu alabiliyor ve bu kişileri Konya kalkışlı hatlarımıza bağlayabiliyoruz. Yolcular saatleri ve fiyatları karşılaştırıyor, uygun gördüklerinde tereddütsüz bilet alıyor. F1 yazıhaneleri konusunda ise durum biraz daha karmaşık. D1 garaj açmak artık çoğu işletmeci için mümkün olmadığından F1 ile çalışmak zorunlu hale geliyor ancak F1 kanalından gelen fatura ve KDV yükümlülükleri ayrı bir yük oluşturuyor. Yazıhane sayısındaki daralma kaçınılmaz görünüyor ama tamamen ortadan kalkmayacak. Var olan ağ üzerinden çalışmaya devam etmek dışında pratik bir seçenek yok. DİBE VURDUK; BUNDAN SONRA AYNI KALACAĞIZ Küçülecek miyiz diye soruyorlar. Hayır, küçüleceğimiz kadar küçüldük zaten. Bu saatten sonra tutunmak, var olanı korumak ve istikrarı sürdürmek en gerçekçi hedef.Büyümekten söz etmek için önce nefes alabilecek bir ortama ihtiyacımız var. Yirmi yıldır bu sektördeyim. İyi dönemleri de gördüm, çok zor dönemleri de ama bu kadar fazla değişkenin aynı anda üstümüze yığıldığı bir dönemi ilk kez yaşıyorum: yüksek faiz, erişilemeyen kredi, artan maliyetler, düşen talep, personel kıtlığı ve sektörün sesi olmak için eksik örgütlenme. Bu sorunların tamamı birbirini besliyor ve çözüm için bütüncül bir yaklaşım şart. Umudumuzu yitirmedik. Bu sektör Türkiye'nin omurgasıdır; milyonlarca insanı birbirine bağlar ama bu omurganın dik durabilmesi için devletin, bankaların ve sektör temsilcilerinin aynı masada buluşması gerekiyor. Biz buradayız; yeter ki bize de soluk alacak alan açılsın.

Kâmil Koç ile Yürüdüm, Hiç Yalnız Hissetmedim Haber

Kâmil Koç ile Yürüdüm, Hiç Yalnız Hissetmedim

ARKAMDA GÜÇLÜ BİR MARKA OLDUĞUNU BİLİYORDUM On sekiz yaşında bu iş hayatına atıldığımda çevremdeki herkes karşıydı. Abim bile "Otogar erkeklerin egemen olduğu bir sektör, on beş-yirmi günde o işi bırakırsın" dedi. Ben de ona tek bir şey sordum: "Onların yaptığı işi ben neden yapamıyorum?" İşte o soruyla başladı her şey. Ama şunu açıkça söyleyeyim; bu yolda yalnız değildim. Arkamda Kâmil Koç gibi köklü ve güvenilir bir marka olduğunu bilmek, ilk günden itibaren bana büyük bir güç verdi.Kâmil Koç'un adını taşımak, müşteri gözünde zaten bir güvence sunuyordu. Ben de o güvenceyi her gün hizmetimle pekiştirdim. KÂMİL KOÇ'UN STANDARTLARI BENİ HEP TAŞIDI İlk zamanlar otobüsçüler bankoya geldiğinde beni görünce şaşırıyorlardı. "Burada senden başka kimse yok mu?"diyorlardı. Onlara şunu söylüyordum: "Ben varım. Sizin faturanızı da ben keseceğim, yolcularınızı da ben bindireceğim." Zamanla gördüler ki ben sadece bir acente değil, Kâmil Koç'un bu bölgedeki yüzüyüm. Şirketin sunduğu eğitimler, sistemler ve operasyonel destek sayesinde işimi en doğru şekilde öğrendim. Kâmil Koç'un iş yapış biçimi bana bir çerçeve sundu; o çerçeve içinde kendimi geliştirdim, müşteriye doğru yaklaştım ve sektörde saygın bir yer edindim. YOLCULARIM KÂMİL KOÇ'A, BEN DE KÂMİL KOÇ'A GÜVENIYORUM Yolcularım nereye giderlerse gitsinler, dönüşte arayıp "Bedriye Hanım, biletimizi sen keser misin?" derler. Bu, yirmi iki yıl içinde oluşan karşılıklı bir güvendir. Ama bu güvenin temelinde yalnızca benim çabam değil, Kâmil Koç'un müşteriye verdiği söz de yatıyor. İzmir'den Köyceğiz'e bilet kestiğim bir yolcum, otobüsten inince yanıma geldi. Şoför muavini ona şunu söylemiş: "Köyceğiz Otogarı'ndaki Bedriye Hanım'la iyi geçinin." Bu güvenhem benim emeklerimden hem de Kâmil Koç'un yıllar içinde inşa ettiği kurumsal itibardan besleniyor. İkisi bir araya gelince ortada gerçek bir marka elçisi çıkıyor. HER ZORLU GÜNDE ŞİRKETİM YANIBAȘIMDAYDI Bu yolda yalnızca mesleki zorluklarla değil, çok ağır kayıplarla da sınavdan geçtim. 2004'te bu işe başladım; tam on beş gün sonra babam vefat etti. Altı yıl sonra annem, 2021'de de eşimi kaybettim. Bu dönemlerde işim beni ayakta tuttu. Kendime hep şunu söyledim: "Sevdiğin bir işin ve seni koruyan güçlü bir şirketin var." Kâmil Koç sadece bir iş ortağı değil; kurumsal yapısı, sahadaki desteği ve aile ruhunu koruyan kültürüyle zor günlerde de yanımda hissettirdi kendini. Bu beraberlik benim için çok kıymetliydi. KÂMİL KOÇ, KALİTEYİ HER AYRINTIYA TAŞIYOR Kadının bilemeyeceği, anlayamayacağı bir iş yoktur diyorum. Köyceğiz'de bir otobüs arızalandığında arabama atlayıp sanayiye kadar giderim, motor kaputuna kafamı sokup sorarım: "Hortum mu patladı, elektrik mi arıza verdi?" Kaptanlar "Sen bunu nereden biliyorsun?" diye şaşırıyorlar. Ama iş buysa her parçasını öğrenmek benim sorumluluğumdur. Kâmil Koç da tam bu anlayışla çalışıyor; filosunu sürekli yeniliyor, kaptanlarını eğitiyor, konfordan güvenliğe her ayrıntıyı titizlikle ele alıyor. Ben de acentemde aynı titizliği yansıtmaya çalışıyorum çünkü taşıdığım isim bunu gerektiriyor. DOĞRU MARKAYDI, DOĞRU KARARDI Çalışmak isteyen, kendi işini kurmak isteyen herkese şunu söylüyorum: Güvendiğiniz, sizi destekleyen, sizinle birlikte büyüyen bir marka seçin. Ben on sekiz yaşında Kâmil Koç'la başladım, şu an kırkımdayım. Yirmi iki yıl boyunca bu markanın gücünü her gün arkamda hissettim. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında kadın işletmeciler, kadın kaptanlar var; hepsi bu sektörde hak ettikleri yeri alıyorlar. Kâmil Koç bu dönüşümün hem tanığı hem de taşıyıcısı. Ben de o büyük ailenin gururlu bir parçasıyım.

MAN’ın Elektrikli Otobüsü Lion’s Coach E,  Erzurum Ve İsveç’te Kar Ve Buza Meydan Okudu Haber

MAN’ın Elektrikli Otobüsü Lion’s Coach E, Erzurum Ve İsveç’te Kar Ve Buza Meydan Okudu

MAN Truck & Bus, mühendislik geleneğini sürdürerek araçlarını her yıl olduğu gibi bu yıl da en zorlu koşullarda test etti. Geleneksel kış test programı kapsamında; tamamen elektrikli dört Lion’s Coach E modelinin de dahil olduğu toplam dokuz araç, Erzurum ve İsveç’teki aşırı soğuk, kar, buz ve zorlu arazi koşullarında binlerce kilometrelik testlerde etkileyici bir performans ortaya koydu; dayanıklılıklarını kanıtladı. Barbaros Oktay: “Lion's Coach E, beklentilerimizi tam olarak karşıladı” Araçların aşırı iklim koşullarındaki başarılı performansından memnun olduklarını ifade eden MAN Truck & Bus Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay, “Geçen sonbaharda Busworld Europe'da dünya prömiyerini yaptığımız tamamen elektrikli yeni otobüsümüzden büyük beklentiler var. Gerçekleştirdiğimiz bu yoğun testler sayesinde bu beklentileri tam olarak karşılamayı hedefliyoruz. Ancak bu dondurucu soğuklarda bile Lion's Coach E, beklentilerimizi tam olarak karşıladı. Tüm bileşenler ve sistemler, soğuğa rağmen güvenilir bir şekilde çalıştı” dedi. Buz ve karda binlerce kilometrelik test Lion's Coach E, sert kış koşullarıyla bilinen Erzurum ve İsveç'in kuzeyinde, Kuzey Kutup Dairesi yakınlarında test edildi. Toplam dört elektrikli otobüs, karlı ve buzlu yollar ile eksi 30 dereceye kadar düşen sıcaklıklardaki en zorlu koşullarda binlerce kilometrelik test sürüşleri gerçekleştirdi. Mühendisler, özellikle aşırı düşük sıcaklıklarda yüksek voltajlı batarya sisteminin davranışı, ön koşullandırma ve şarj performansı dahil enerji yönetimi, elektrik motorlu güç aktarma sistemi ve iç mekân termal yönetimi üzerine yoğunlaştı. Soğuk hava koşulları, elektrikli otobüsler için özel bir zorluk oluşturuyor. Çünkü bu otobüslerin yalnızca menzil performansını koruması yetmiyor, aynı zamanda yolcu bölümünün verimli ve güvenilir bir şekilde ısıtılmasını da sağlaması gerekiyor. eCoach zorlu kullanım koşullarında kendini kanıtladı MAN testlerinde, tüm bileşenlerle birlikte aracın tüm sistemler arası etkileşimi de en zorlu koşullarda test edildi. Test sırasında araçlar yerleştirilen yüzlerce sensör, yolculuklar esnasında sıcaklık, basınç değerleri, enerji akışları ve sistem durumlarıyla ilgili verileri sürekli olarak kaydetti. Bu sayede mühendisler hem kapsamlı veri topladı hem de optimizasyonları doğrudan doğrulama imkânı elde etti. Başarıyla tamamlanan kış testleri, Lion's Coach E'nin seri üretimine giden yolda önemli bir kilometre taşı oldu. Bu testler, aracın ister güney isterse kuzey iklimlerinde olsun, yıl boyunca uluslararası seyahatler için uygun olduğunu ortaya koydu. 2026 otobüs kış testine toplam dokuz araç katıldı. Dört Lion's Coach E aracının yanı sıra, elektrikli veya hibrit tahrikli geleneksel otobüsler ile şehir içi ve şehirlerarası modeller de test edildi. MAN Truck & Bus'ın Otobüs Mühendisliği Başkanı Roland Scharl, testlerle ilgili şunları kaydetti: “Çift haneli sıfırın altındaki sıcaklıklar ile kar ve buzun birleşimi, araçları genel sistemde test etmek için ideal koşulları oluşturuyor. Lion's Coach E'nin başarılı performansı, yolcu taşımacılığında elektrikli mobilitenin aşırı koşullarda bile güvenilir ve ekonomik olarak uygulanabilir olduğunu gösteriyor.” MAN'ın tamamen elektrikli ilk otobüsü Lion's Coach 14 E, MAN’ın ilk batarya elektrikli otobüsü olarak sürdürülebilir mobiliteye geçişte önemli bir adımı temsil ediyor. Otobüste, seri üretimde kendini kanıtlamış eTruck tahrik teknolojisinin yanı sıra yenilikçi NMC batarya paketleri kullanılıyor. Bu bataryalar MAN’ın Nürnberg fabrikasında büyük seriler halinde üretiliyor. Lion's Coach E’nin kullanılabilir enerji kapasitesi 320 ila 480 kWh arasında değişiyor. Araç, uygun koşullarda, 650 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. Bu da birçok tipik seyahat rotasının ara şarj gerektirmeden tamamlanmasını mümkün kılıyor. Aerodinamik açıdan optimize edilen tasarım, düşük sürtünme katsayısı sayesinde verimliliğe de katkı sağlıyor. Ayrıca eCoach, dizel versiyona kıyasla aynı bagaj hacmini korurken 63 yolcuya kadar kapasite sunuyor. Geçen sonbaharda dünya prömiyerini yapan Lion's Coach E, şu anda kapsamlı test ve deneme süreçlerinden geçerken, Ankara'daki üretim hazırlıkları da tüm hızıyla devam ediyor. İlk araçların, bu yılın sonundan önce belirlenen müşterilere teslim edilmesi planlanıyor.

Arıkan Turizm 2 Adet Mercedes-Benz Tourismo 15 2+2 Alımı ile Filosunu Güçlendirmeye Devam Ediyor Haber

Arıkan Turizm 2 Adet Mercedes-Benz Tourismo 15 2+2 Alımı ile Filosunu Güçlendirmeye Devam Ediyor

Mercedes-Benz Türk ile Arıkan Turizm arasında 30 yıldır devam eden iş ortaklığı karşılıklı güven temeline dayanarak güçlenerek devam ediyor. 40 yılı aşkın süredir yolcu taşımacılığı alanında hizmet veren Arıkan Turizm, müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışıyla filosunu 2 adet Mercedes-Benz Tourismo 15 2+2 ile genişletti. Tourismo 15 2+2; uygun finansman koşulları, geniş servis ağı, yüksek ikinci el değeri ve yolcu memnuniyeti sağlayan özellikleriyle firmanın operasyonel gücünü destekliyor. Arıkan Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yaşar Arıkan “45 yılı aşkın süredir yolcu taşımacılığının farklı alanlarında müşterilerimize güvenli ve kaliteli hizmet sunmaya odaklanıyoruz. Bu yaklaşımımızın temelinde ise faaliyetlerimizde kullandığımız araçların performansı ve güvenilirliği yer alıyor. Yıllardır bölgemizde ulaştırma sektörünün lokomotifi olarak, farklı ihtiyaçlara yönelik, gelişmiş bir filoya sahip olmanın gururunu yaşıyoruz.Bugün teslim aldığımız 2 adet Mercedes-Benz Tourismo ile de bu gururu pekiştiriyoruz. Mercedes-Benz Türk ile sürdürdüğümüz güçlü iş ortaklığımızın önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Hassoy Otomotiv Otobüs Satış Müdürü Cenk Soydan ise “Hassoy Otomotiv olarak, Mercedes-Benz Türk iş ortaklığıyla müşterilerimizin ihtiyaçlarına uzun soluklu ve sürdürülebilir çözümler sunmayı temel önceliğimiz olarak görüyoruz. Sektörünün güçlü firmalarından Arıkan Turizm’e 2 adet Mercedes-Benz Tourismo 15 2+2 teslim etmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Yurt içi ve yurt dışı yolcu taşımacılığı operasyonları; yüksek dayanıklılık sunan ve operasyonel verimliliği destekleyen araçları gerekli kılıyor. Konfor, güvenlik ve verimlilik sunan özellikleri ile Tourismo araçlarımız Arıkan Turizm’in faaliyetlerine çok önemli katkı sağlayacak. Yeni otobüslerinin Arıkan Turizm’e hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Mercedes-Benz Türk Otobüs Filo Satış Grup Müdürü Burak Batumlu teslimata ilişkin şunları söyledi: “Mercedes-Benz Türk olarak müşterilerimizin operasyonel gereksinimlerine en uygun özümleri sunmayı her zaman önceliklendiriyoruz. Hoşdere Otobüs Fabrikamızda üretilen Tourismo’larımız gelişmiş güvenlik donanımları, yüksek konfor seviyesi ve operasyonel verimliliğiyle Arıkan Turizm’in yurt içi ve yurt dışı taşımacılık faaliyetlerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Yolların standardını belirleyen Mercedes-Benz Tourismo araçlarımız ile yolcuların ve kaptanların konforlu seyahatlerine imza atıyoruz. Bugün de gerçekleştirdiğimiz bu teslimat Arıkan Turizm’in markamıza ve otobüslerimize duyduğu güvenin yansımasıdır. Yeni araçlarımızın Arıkan Turizm’e hayırlı olmasını diliyor, kendilerine bize duydukları güven için teşekkür ediyorum.

Mercedes-Benz Türk’ten Temizsoy Turizm’e 3 Adet Mercedes-Benz Tourismo Otobüs Teslimatı Haber

Mercedes-Benz Türk’ten Temizsoy Turizm’e 3 Adet Mercedes-Benz Tourismo Otobüs Teslimatı

Türkiye ağır ticari araç endüstrisinin öncü şirketi Mercedes-Benz Türk, turizm taşımacılığı alanındaki güçlü iş ortaklarından Temizsoy Turizm’e 3 adet Tourismo 15 2+2 model otobüs teslimatı gerçekleştirdi. Hoşdere Otobüs Fabrikası’nda üretilen araçlar düzenlenen törenle Temizsoy Turizm filosuna katıldı. Araçlar; yurtiçi ve yurtdışı turizm taşımacılığı faaliyetlerinde hizmet verecek. Mercedes-Benz Türk ile Temizsoy Turizm arasındaki iş ortaklığı 2009 yılında firmanın Mercedes-Benz Travego yatırımıyla başladı. Yıllar içinde güçlenerek devam eden iş ortaklığı kapsamında bugün Temizsoy Turizm’in filosunun tamamı Mercedes-Benz marka otobüsten oluşuyor. Teslim edilen Tourismo 15 2+2 otobüsler; gelişmiş güvenlik donanımları, yüksek yolcu konforu, yakıt verimliliği ve düşük işletme maliyetleriyle turizm taşımacılığı operasyonlarına güçlü katkılar sunuyor. Uzun soluklu iş ortaklığı güçlenerek devam ediyor Temizsoy Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Temizsoy şunları kaydetti: “1991 yılından bu yana taşımacılık sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Yıllar içinde edindiğimiz tecrübeden de yola çıkarak sektördeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz ve hizmet kalitemizi sürekli artırmayı hedefliyoruz. Turizm taşımacılığı alanında şehir içi ve şehirlerarası ulaşım hizmetleri sunuyor; misafirlerimize güvenli, konforlu ve kaliteli seyahat deneyimi yaşatmayı önceliğimiz olarak görüyoruz. Bugün teslim alacağımız otobüsler de bu önceliğimizin somut bir yansıması. Yolcularımızın ve kaptanlarımızın konforunu ve güvenliğini merkezine alan bir firma olarak Mercedes-Benz otobüsleriyle 17 yıldır yollardayız. Teslimatta emeği geçen Mercedes-Benz Türk ve Mercedes-Benz Kamyon Finansman’a teşekkür ediyorum.” Hassoy Otomotiv Otobüs Satış Müdürü Cenk Soydan ise “Hassoy Otomotiv olarak, Mercedes‑Benz Türk ile uzun yıllardır sürdürdüğümüz güçlü iş birliği kapsamında sektöre güven ve kalite odaklı teslimatlar gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Turizm taşımacılığı alanında faaliyet gösteren güçlü firmalardan Temizsoy Turizm’e 3 adet Mercedes-Benz Tourismo 15 2+2 teslim etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Mercedes-Benz Tourismo modellerinin sunduğu ileri güvenlik donanımları, üstün konfor seviyesi ve verimlilik odaklı özellikleriyle Temizsoy Turizm’in operasyonlarına önemli katkılar sağlayacağına yürekten inanıyoruz. Bu değerli iş birliğinin önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam edeceğini temenni ediyor, yeni araçlarının Temizsoy Turizm ailesine hayırlı olmasını diliyorum.” dedi Mercedes-Benz Türk Otobüs Filo Satış Grup Müdürü Burak Batumlu, teslimata ilişkin şunları söyledi: “Temizsoy Turizm ile 2009 yılına başlayan iş ortaklığımız yıllar içinde karşılıklı güven, memnuniyet ve sürdürülebilir iş ortaklığı anlayışıyla güçlenerek devam ediyor. Hoşdere Otobüs Fabrikamızda üretilen Tourismo araçlarımız; güvenlik, konfor ve yakıt verimliliği özellikleriyle turizm taşımacılığı için güçlü bir çözüm sunuyor. Bizler elbetteki otobüslerimizle ve marka olarak satıştan satış sonrasına kadar yarattığımız değer zincirimizle müşterilerimize katma değer sunmaya devam ediyoruz. Bu katma değer ile uzun soluklu iş ortaklıkları ortaya çıkıyor. Bu da bizleri gururlandırıyor. Yeni araç yatırımlarında bizlere tercih eden Temizsoy Turizm’e teşekkür ediyor ve otobüslerinin hayırlı olmasını diliyorum.”

Türkiye’de Tüm Sertifikaları Bünyesinde Barındıran Tek Firmayız Haber

Türkiye’de Tüm Sertifikaları Bünyesinde Barındıran Tek Firmayız

ORİJİNAL KUMAŞ KULLANIMI İLE KALİTEYİ BİR ÜST SINIFA ÇIKARDIK Bu yıl Çınaralp Otomotiv olarak önemli bir uygulamayı hayata geçirdik. Artık kullandığımız kumaşlarda araç üreticilerinin kendi araçlarında tercih ettiği orijinal kumaşları kullanmaya başladık. Bu bizim için kalite anlamında çok önemli bir adımdı çünkü bu kumaşların en büyük özelliği yanmazlık seviyelerinin oldukça yüksek olmasıdır. Bunun yanında terletme yapmaması da kullanıcı açısından ciddi bir konfor sağlıyor. Biz de kalite standartlarımızı daha yukarı taşımak adına ciddi bir yatırım yaparak orijinal kumaş kullanımına geçtik. Şu anda ortalama 25 farklı model kumaşla çalışıyoruz. Eski model araçları da bu sayede çok daha kaliteli bir şekilde yenileyebiliyoruz. 2026 model standartlarına yakın bir dönüşümü, çok daha uygun maliyetlerle müşterilerimize sunabiliyoruz. Araçların içini tamamen yeniliyoruz. Koltukları başlık ekleyerek modern bir hale getiriyoruz. Boya fırınlarımızda gerekli aksamları araçların orijinal renklerine uygun şekilde boyuyoruz. Plastik aksamların tamamını da yine orijinal parçalarla değiştiriyoruz. Yani buraya gelen bir araç, adeta yeniden doğmuş gibi oluyor. Müşterilerimiz de bunu gördüklerinde hem kaliteyi hem de yapılan işçiliği çok net bir şekilde fark ediyorlar. FABRİKAMIZI KURARAK BÜYÜK BİR YATIRIM HAMLESİ YAPTIK Bu yıl yatırımlarımıza hız vererek çok önemli bir adım daha attık ve yeni fabrikamızı kurduk. Yaklaşık 2500 metrekare açık alan ve 1800 metrekare kapalı alan üzerine kurulu yeni fabrikamızın açılışını da çok yakında gerçekleştireceğiz. Bu yatırım bizim için yalnızca bir tesis kurmaktan ibaret değil. Aynı zamanda Bursa’ya ve ülke ekonomisine ciddi bir istihdam ve katma değer kazandırma hedefi taşıyor. Fabrikamızda kesimhane, dikimhane ve montaj bölümleri yer alacak. Bu alanlarda çalışacak 40 kişilik yeni bir ekip oluşturduk. Yakın zamanda bu fabrikamızda sıfırdan koltuk üretimine de başlayacağız. Mevcut yerimizi ise kapatmıyoruz. Orada da karoser ve araç dönüşüm işlerimiz tüm hızıyla devam edecek. Yani fabrikamız mevcut faaliyetlerimizin yerine geçmeyecek; aksine onları büyüten ve güçlendiren yeni bir yatırım olacak. Bilindiği gibi GRL Koltuk Türkiye distribütörüyüz. Bu iş birliğimiz de büyüyerek devam ediyor. Yeni fabrikamızda GRL Koltuk Sistemleri ile birlikte sıfırdan koltuk üretimini gerçekleştireceğiz. Bu da hem üretim kapasitemizi artıracak hem de sektördeki gücümüzü daha da yukarı taşıyacak. YURTDIŞI PAZARLARINDA BÜYÜMEYE BAŞLADIK Son dönemde yurtdışı açılımlarımız da hız kazandı. Yakın zamanda Gürcistan’da önemli bir anlaşma yapma aşamasındayız. Planımız her ay yaklaşık 1200 koltuk ihracatı gerçekleştirmek. GRL ve Çınaralp iş birliğiyle birlikte ihracatta yeni pazarlara açılmayı sürdüreceğiz. Bunun dışında uzun yıllardır Balkan ülkeleri de bizim için önemli bir pazar konumunda. Yunanistan, Bulgaristan ve diğer Balkan ülkelerinden birçok otobüs firması araçlarını yenilemek için bize geliyor. Bu firmalar araçlarını getiriyor, biz de kaliteli işçilik ve uygun maliyetlerle araçları adeta sıfırlayıp yeniden hizmete hazır hale getiriyoruz. Almanya ile de şu anda ciddi görüşmelerimiz var ve yakın zamanda olumlu sonuçlanacağını düşünüyoruz. Balkanlar ve Avrupa pazarı gerçekten çok büyük bir potansiyel taşıyor. Bu pazarda söz sahibi olmak hem firmamız adına hem de ülkemiz adına büyük bir gurur kaynağı çünkü kaliteli bir işçilik sunduğunuzda, müşteri memnuniyetini sağladığınızda insanlar sizi tekrar tercih ediyor. Bu da doğal olarak büyümeyi beraberinde getiriyor. MERDİVEN ALTI DÖNÜŞÜMLER ÖZELLİKLE “HATAY’DA” CİDDİ SORUNLARA YOL AÇMAKTA! Yatırımlarımızın yanı sıra Hatay’da yeni bir şube açmayı da planlıyoruz. Bunun en önemli nedeni o bölgeden bize gelen yoğun şikayetler oldu. Hatay ve çevre illerden birçok otobüs sahibi bize ulaşıyor. Araçlarını başka yerlerde yaptırdıklarını fakat ciddi sorunlar yaşadıklarını söylüyorlar. Bu durumun nedenlerini araştırdığımızda maalesef ruhsatsız ve sertifikasız dönüşüm yapan birçok işletme olduğunu gördük. Bu işletmelerde yapılan araçların büyük bir kısmı muayeneden geçemiyor. Sonuçta da araç sahipleri ciddi mağduriyet yaşıyor. Bizim tahminimize göre bölgede 1500 ile 2000 arasında sertifikasız dönüşüm yapılmış araç bulunuyor. Bu nedenle Hatay’da tüm sertifikalara sahip, gerçek mühendislik projeleri ile çalışan bir şube açma kararı aldık. Yakın zamanda faaliyetlerimize başlayacağız. Orada araçlarını muayeneden geçiremeyen ya da sorun yaşayan tüm otobüsçü dostlarımıza destek vereceğiz. Bizim firmamızda kontrol süreçleri çok titizdir. Mühendislerimiz tüm aşamaları detaylı şekilde denetler. Normal kontrollerin yanında ekstra kontroller de yapılır. Bu yüzden yapılan her iş güvenle teslim edilir. ÜÇ NOKTA EMNİYET KEMERİ İLE GÜVENLİK STANDARTLARINI YÜKSELTTİK Son dönemde üzerinde en çok durduğumuz konulardan biri de güvenlik oldu. Bu kapsamda araçlarda üç nokta emniyet kemeri dönüşümünü başlattık. Bu sistem güvenlik açısından çok önemli. İlk uygulamayı biz yaptık ve zamanla müşterilerimiz de bu sistemin önemini görmeye başladı. Şu anda gelen birçok müşteri araçlarını özellikle bu sistemle donatmak istiyor. Özellikle çocuk yolcular için yüksekliği ayarlanabilir emniyet kemerleri, olası bir kaza anında hayat kurtarıcı bir rol üstlenebiliyor. Bu sistemi büyük servis filolarında da uygulamaya başladık. Gürsel Turizm güvenlik konusunda çok ciddi bir duruş sergiliyor. Servis filosuna kattıkları araçların emniyet kemerlerini üç noktalı sistemle değiştirme işini biz gerçekleştiriyoruz. Kendilerine bu konuda gösterdikleri hassasiyet için özellikle teşekkür ediyoruz. Ancak burada da maalesef TSE belgeli olmayan bazı işletmelerin emniyet kemeri montajı yaptığını görüyoruz. Bu tür montajlar çoğu zaman muayeneden geçemiyor. Daha da önemlisi, bir kaza anında kemerlerin görevini yerine getirememesi ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu yüzden bu işin mutlaka sertifikalı ve uzman firmalar tarafından yapılması gerekiyor. ÇINARALP OTOMOTİV OLARAK SEKTÖRDE KENDİMİZİ İSPATLADIK Bugün geldiğimiz noktada Çınaralp Otomotiv sektörde kendini ciddi şekilde ispatlamış bir firma haline geldi. Dönüşüm, karoser ve diğer tüm sertifikaları aynı çatı altında bulunduran tek firma olma özelliğine sahibiz. Her branşımızın mühendis kadrosu ayrı, ekipleri ayrı çalışıyor. Tüm çalışanlarımız alanlarında uzman ve sertifikalı kişilerden oluşuyor. Bu da işimizi çok daha güvenli ve profesyonel bir şekilde yapmamızı sağlıyor. Koltuk üretiminden karoser işlemlerine kadar tüm süreçleri kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Buraya gelen bir otobüs, bütün işlemleri tamamlanmış şekilde anahtar teslim olarak müşteriye teslim edilir. 2+1 VE 2+2 DÖNÜŞÜMLERİYLE ARAÇLARI YENİDEN SEKTÖRE KAZANDIRIYORUZ Şehirlerarası otobüs firmalarında belirli bir yaş skalası bulunuyor. Bu yaş sınırının altına düşen araçlar firmaların filosundan çıkarılıyor ve ikinci el olarak satılıyor. Bu araçlar artık şehirlerarası taşımacılıkta kullanılmayacaksa turizm veya servis taşımacılığına yöneliyor. İşte burada devreye biz giriyoruz. Bu araçların 2+1’den 2+2’ye dönüşümlerini ya da tam tersine 2+2’den 2+1’e dönüşümlerini tesislerimizde gerçekleştiriyoruz. Tüm işlemleri yine orijinal malzemeler kullanarak yapıyoruz. Şehirlerarasından çıkan otobüsler sadece turizm taşımacılığında değil, servis taşımacılığında da kullanılabiliyor. Güçlü ekibimizle araçları kullanım amacına uygun şekilde yeniden hazırlıyoruz ve müşterilerimize teslim ediyoruz. Bu sayede hem araçlar ekonomiye yeniden kazandırılıyor hem de firmalar uygun maliyetlerle filolarını güçlendirebiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.