Hava Durumu

#Otobüsçülük

Ulaşım Sektörünün En İyi Temsilcisi - Haber Ulaşım - Otobüsçülük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otobüsçülük haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

3. Köprü Eziyetinden Ne Zaman Kurtulacağız? Haber

3. Köprü Eziyetinden Ne Zaman Kurtulacağız?

IĞDIR'DAN TÜRKİYE'NİN DÖRT BİR YANINA SEFER DÜZENLİYORUZ 1965 yılında Iğdır'da doğdum. O günden bu yana Iğdır'dayız. Otobüsçülük bizim aile mesleğimiz: önce babamız, sonra ağabeyimiz, ardından biz devraldık ve sürdürüyoruz. İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Antalya başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanına seferlerimiz var. Yaz sezonunda 11'e çıkan araç sayımız, kış aylarında 6'da seyrediyor. Iğdır, merkez nüfusu 100.000, çevre köylerle birlikte 200.000 kişiyi aşan bir il. Uzak coğrafyasına karşın canlı bir yolcu potansiyeli barındırıyor. Ne var ki bu potansiyeli tam anlamıyla değerlendirmenin önünde ciddi engeller var ve bu engelleri her gün bizzat yaşıyoruz. UZUN MESAFE ÇALIŞTIĞIMIZ İÇİN OLUMSUZLUKLARDAN ÇOK DAHA FAZLA ETKİLENİYORUZ Türkiye genelinde sektör zor bir dönemden geçiyor; bu gerçeği açıkça söylemek gerekiyor. Yolculuk sürelerimiz ortalamanın çok üzerinde olduğu için her olumsuzluk bizi diğer illerden daha sert vuruyor. Uzun mesafeli seferlerde rekabet baskısı altında kâr etmek neredeyse imkânsız hâle geldi. Akaryakıt fiyatları özellikle bu dönemde büyük bir istikrarsızlık sergiledi. Savaş öncesinde litre başına 50 lira civarında aldığımız motorin, zaman zaman 75-80 liraya kadar fırladı; şu an 70-72 lira bandında seyrediyor. Yakıt maliyeti bu denli oynarken bilet fiyatları aynı yerinde saydı. Yolcu talebinde de belirgin bir daralma var. Yaz döneminin en fazla üç aylık canlanması dışında yılın büyük bölümü sıkıntılı geçiyor. İstanbul hattında örnek verecek olursam: bir dönem günde 4-5 sefer yapıyorduk; şimdi çoğu zaman 2 seferle idare ediyoruz. Iğdır'dan günlük toplam 18 otobüs kalkıyor ancak doluluk oranları oldukça düşük. Firmalar Kars, Erzurum ve Erzincan'dan ara yolcu alarak koltukları doldurmaya çalışıyor. Peki sonuç? Normalde 2.500 liraya taşıyacağımız yolcuyu, rekabet baskısıyla 1.500 liraya taşıyoruz. Bu fiyatla dolu gidip dolu gelsen bile kazanç kalmıyor. NAHÇİVAN KAPISI, KAYBOLAN BİR POTANSİYEL Iğdır'ın en kritik dezavantajlarından biri, Nahçıvan sınır kapısının otobüslere kapalı olması. Pandemi döneminde kapanan bu geçiş noktası, aradan beş altı yıl geçmesine rağmen hâlâ açılmadı. Kısa bir süre aralandı, ardından yeniden kapandı. Bu kapıdan önce ciddi bir yolcu akışı vardı. Azerbaycan'dan Nahçıvan'a gelen yolcular oradan Iğdır'a, oradan da Türkiye'nin diğer şehirlerine devam ediyordu. 250.000-300.000 nüfuslu Nahçıvan, bizim için gerçek bir yolcu kaynağıydı. Şimdi bu yolcular mecburen uçağa biniyor. Sınır kapısının yeniden ve kalıcı biçimde açılması, yalnızca Iğdır için değil bölge taşımacılığının tamamı için kritik bir adım olacaktır. MERCEDES-BENZ VE MAN İLE FİLO YENİLEME GÖRÜŞMELERİMİZ SÜRÜYOR Bu sezon filomuzda bazı eksiklikler var; bunları gidermek için aktif olarak çalışıyoruz. Mercedes-Benz ile ağustos-eylül teslimatı için araç alım görüşmelerimiz devam ediyor. Öte yandan MAN tarafında Mapar Otomotiv ile 10 araçlık bir görüşme yürütüyoruz; mayıs ayı sonu teslim hedefiyle müzakereler sürüyor. Her iki sürecin de olumlu sonuçlanmasını bekliyoruz. Filo yenileme kararları bu dönemin zor koşullarında büyük bir cesaret istiyor ama hizmet kalitesini ve güvenliği korumak için bu yatırımları ertelemek mümkün değil. Araç yaşı arttıkça bakım maliyetleri yükseliyor, arıza riski artıyor; uzun mesafeli seferlerde bu risk çok daha kritik bir anlam taşıyor. ACENTELER KAPANIYOR, KİRALAR KATLANDI Acente maliyetleri, son iki yılda katlanarak arttı. Geçen yıl 200.000 lira kira ödediğimiz yerlerde şimdi 400.000-500.000 lira isteniyor. Şehir merkezinde bulunan başlıca noktalarımızdan birinde ödediğimiz kira 1 milyon liradan 2 milyona fırladı. Bu rakamlar, ciddi bir yolcu kaybı yaşandığı dönemde sürdürülebilir olmaktan çıktı. Mecburen bazı acentelerimizi kapatma yoluna gidiyoruz. Bu kararı vermek kolay değil; yıllar içinde oluşturduğumuz fiziksel varlıktan geri adım atmak üzücü ama rakamlar ortada; kira ödemek için zarar etmek kabul edilebilir bir işletme modeli değil. ONLİNE SATIŞ KOMİSYONLARI %8'E ÇEKİLMELİ Pandemi, sektörümüzün dijital dönüşümünü büyük ölçüde hızlandırdı. Online satışlara karşı değiliz; aksine yolcu açısından son derece verimli bir uygulama olduğunu düşünüyoruz ancak platform komisyonlarının yeniden gözden geçirilmesi şart. Fiili olarak sahada çalışan fiziksel acentelerimize daha yüksek komisyon ödememiz anlaşılabilir; orada gerçek bir maliyet var, personel var, kira var ama online platformlar için komisyon oranının yüzde sekize çekilmesi, sektörün beklentisidir. Bu düzenlemenin hem fiziksel acenteler hem de online platformlarla bir araya gelinerek yapılması gerektiğini düşünüyorum. Tüm tarafların masaya oturduğu, adil ve dengeli bir komisyon yapısı kurulmalı. Bu bağlamda yakın zamanda hayata geçen abilet girişimini de takdirle karşılıyorum. Firma sahiplerinin online bilet satış platformunda yer alması son derece mantıklı bir adım. Rekabet, her zaman piyasayı sağlıklı tutar. Maliyetleri düşürmeye yönelik her girişimi desteklemek bizim yararımıza. FATİH SULTAN MEHMET KÖPRÜSÜ OTOBÜSLERE AÇILSIN" Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün açıldığı günden bu yana sektörümüzün maliyeti ciddi biçimde arttı. Yalnızca 3. köprü kaynaklı milyonlarca lira zarar ediyoruz. 2. köprüdeki trafik yoğunluğu artık eskisi gibi değil; şoförlerimiz yoğun saatlerde zaten oradan geçmek istemiyor. Kaptanlarımızın birincil hedefi en kısa yoldan gitmek ve yolcuları zamanında varış terminaline bırakmaktır. Bu hedefe en büyük engel, 3. köprüdeki maliyet yükü. Bu nedenle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün otobüslere açılmasını talep ediyoruz. Bu konuda TÜMOYİD Derneği yönetimine özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bazı STK'lar "bu iş olmaz" diyerek desteğini çekmiş olsa da TÜMOYİD, dur durak bilmeden her türlü girişimini sürdürüyor. Umarım yakın zamanda olumlu bir sonuç alırız. ÜCRETSİZ SERVİSLER BELEDİYENİN GÖREVİ, BİZE YIKILAMAZ Birçok ilde ücretsiz servis araçlarımız çalışıyor. Yıllar içinde bu hizmeti gönüllü olarak üstlendik çünkü belediyeler, ilçelere ulaşım için kendi araçlarını koymadı. Vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla otogardan şehir içine ve ilçelere ücretsiz taşıma yaptık. Belediyeler bunu fırsat bilerek kendi yatırımlarını erteledi; bu yük giderek büyüyerek üzerimizde kaldı. Artık bu tablo sürdürülemez. Vatandaşı şehir içinde taşımak belediyenin görevidir; bu sorumluluk özel taşımacılara devredilemez. Ücretsiz servislerin kaldırılması için belediyelere gerekli baskının yapılmasını ve bu hizmetin belediye otobüsleriyle karşılanmasını talep ediyoruz. Bu adım hem sektörün mali yükünü hafifletecek hem de kamusal hizmet sorumluluğunu doğru adrese taşıyacaktır.

Otobüsçünün Hesabı Yolda Tutmuyor Haber

Otobüsçünün Hesabı Yolda Tutmuyor

25 MİLYONA OTOBÜS ALIP 35 MİLYON ÖDEMEK İŞLETMELERİ ZORLUYOR Otobüsçülüğün sürdürülebilir olmaktan çıktığına inanan işletmecilerden biriyim. Bunu içim sızlayarak söylüyorum çünkü bu sektöre yıllarımı verdim. Bugün sıfır bir otobüse 25 milyon liranın üzerinde para verip bunu 35 milyona geri ödemek otobüsçünün belini ciddi oranda büküyor. Yüksek faizin bu denli kronikleştiği bir dönemde sektöre yeni yatırım yapmak, finansal açıdan son derece ağır bir risk taşıyor. Yolcu var, evet ama bilet fiyatları hiçbir zaman olması gereken seviyeye ulaşamadı. Yıllar boyunca piyasa koşullarının çok çok altında seyreden fiyat politikası sürdü; bugün de aynı tablo devam ediyor. Fiyatı makul bir düzeye çekmeye çalıştığımız anda yolcu kesiliyor. Bu kıskaçtan çıkmanın yolu yok gibi görünüyor. Hem maliyetlerimizi karşılayacak fiyatı koyamıyor hem de düşük fiyatla zarar etmeye devam ediyoruz. UÇAKLA YARIŞMAK ZAMAN VE FİYAT AÇISINDAN NEREDEYSE İMKÂNSIZ Hava yolu ile rekabet etmek artık neredeyse imkânsız bir hâl aldı. Geçtiğimiz günlerde büyük bir hava yolu şirketi milyarlarca lira zarar açıkladı. Maliyetler onları da zorluyor ama hâlâ bizden çok daha ucuza taşımaya devam ediyorlar. Vatandaşa hak vermemek mümkün değil: İstanbul'a 12 saati aşan bir otobüs yolculuğu mu, yoksa 1,5-2 saatlik bir uçuş mu? Cevap çok net. Üstelik biz bu yolculuklar boyunca onlarca ilin otogarına girip çıkıyoruz, yolcu alıyor, yolcu bırakıyoruz. Dur-kalk, bekleme, sefer uzaması... Zamanla yarışta kaybeden her zaman biz oluyoruz. Uçak kalktığı yerden iniş noktasına durmaksızın gidiyor. Biz ise yolun her durağında zaman harcıyoruz. Bu yapısal dezavantajın üstesinden gelmek, bilet fiyatlarını makul tutarak mümkün değil. BİZİM CEBİMİZDEN VATANDAŞA PARA DAĞITIYORLAR Kamu tarafındaki tablo ise çok daha ağır. Her yaptırım, her ceza, her dayatma otobüs sektörünün sırtına yükleniyor. En somut örnek: "Aile Yılı" kapsamında indirim uygulamasına ilişkin genelge yayımlandı. İndirimi yapan biz; karşılığında teşvik alan yine biz olacaktık ama teşvik hiç gelmedi. Birileri sürekli bizim cebimizden vatandaşa para dağıtıyor. Bu bir haksızlıktır, hatta açıkça söylemek gerekirse bir soygundan farksızdır. Hız cezaları meselesi ise ayrı bir dert. Araç 90 km hız sınırında giderken aniden karşısına 60 km'lik bir tabela çıkıyor. Bu bir otobüs; 20 tonluk bir araç 90'dan anında 60'a inemez. Yavaşlama mesafesi fizik yasalarıyla belirlenir; ani fren bir otobüste hem tehlikelidir hem de teknik olarak imkânsızdır. Kameralara göre ceza kesen bu sistem, otobüs gerçeğini görmezden geliyor. Cezaların adil ve sektörün özellikleri dikkate alınarak düzenlenmesi şarttır. SİGORTA SÜREÇLERİ ARTIK BİR KÂBUS HALİNİ ALDI Sektörümüzün en acı yaralarından biri sigorta ve kasko süreçleri. Otobüsü aldığımız anda milyon liralar ödeyerek sigortasını ve kaskosunu yaptırıyoruz. Poliçe ödemeleri dakika gecikmeden kartımızdan çekiliyor ama kaza ya da arıza anında o şirketten kimseyi bulamazsınız. Bizzat yaşadığımız bir örnek: sadece 2 saatlik bir onarım gerektiren bir arıza nedeniyle otobüsümüz serviste 45 gün mahsur kaldı. Gerekli belgeler birinden diğerine aktarıldı; merkez inceledi, onay beklendi, servisle yazışmalar yapıldı; ekspertiz için günlerce beklendi. Her aşamada yeni bir engel çıktı. Sorduğumuzda herkes birbirini suçladı; kurumsal, net bir yanıt alamadık. 45 gün boyunca taşınamayan yolcunun kaybını kim karşılıyor? Kimse. Bu süreç boyunca sorumluluk üstlenen tek bir sigorta yetkilisi çıkmadı karşımıza. O zaman bu primleri neden ödüyoruz? Sigorta sektörünün otobüsçülere yönelik bu hantal ve sorumsuz yapısına dur diyecek bir otoriteye ihtiyaç var. Şu an bu otorite ne yazık ki mevcut değil. BU REKABET ORTAMI KİMSEYE KAZANDIRMIYOR Sektörden tek bir ricam var: fiyat rekabetinden vazgeçelim. Bu rekabet kimseye kazandırmıyor. Her geçen gün zararımız büyüyor; yol uzadıkça fiyatlar düşüyor. Bu mantığın sonunda hepimizi bekleyen tablo, toplu bir çöküş. Sevgili patronlar: lütfen bu kısır döngüyü sürdürmeyelim. Rekabetimiz hizmet kalitesinde, araç konforunda, güvenlikte olsun; fiyatı dibe çekerek yolcu kapma yarışında değil. Sektörü temsil ettiğini iddia eden STK'ları da bu konuya el atmaya davet ediyorum. Bugüne kadar gerçek anlamda sonuç üreten, somut karar alan bir STK girişimi görmedik. Masalarda yemek yenip fotoğraf çektirmekten öteye geçemeyen yapılar, sektörün derdi için gerçek bir çözüm üretemiyor. Kim çalıştı, kim oturdu; herkes bunu çok iyi biliyor. Çalışan STK'larımızı tenzih ediyorum, onlara güveniyorum ve teşekkür ediyorum. YOLUMUZA YENİLİKLERLE DEVAM EDECEĞİZ Tüm bu zorluklara rağmen bırakmıyoruz. Bu sene sonunda kısmet olursa filomuzda araç yenileme çalışmasına başlıyoruz. Eskiyen araçları yenileyerek yolumuza devam edeceğiz çünkü bu işi bırakmak, yıllarımızı ve birikimimizi teslim etmek demek. Buna hazır değiliz. Sektör bu kadar sorunla boğuşurken hâlâ ayakta durabilmek, küçük bir başarı değil ama bu direncin ödüllendirilmesi, en azından önündeki engellerin temizlenmesi gerekiyor. Fiyat politikası, kamu yaptırımları, sigorta süreci ve faiz yükü... Bu dört temel sorunun çözüme kavuştuğu bir ortamda otobüsçülük yeniden karlı, sürdürülebilir ve geleceğe umutla bakılan bir sektör hâline gelebilir. Bu umudu taşımaya devam ediyoruz.

Kargo Firması Değiliz; Önceliğimiz Yolcu Haber

Kargo Firması Değiliz; Önceliğimiz Yolcu

GIDADAN OTOBÜSÇÜLÜĞE GİDEN BİR YOL 1976 yılında Van'ın Güveçli köyünde doğdum. On iki, on üç yaşıma kadar Van'da büyüdüm; ardından İstanbul'a geldim. Evliyim, dört çocuk babasıyım. İstanbul'da büyük bir gıda firmasında yöneticilik yaptım ama otobüsçülük hiç yabancı olmadı bana; ailemizde bireysel otobüsçülük zaten vardı, abim de o dönem bu işi yapıyordu. 2007 yılında gıda sektöründen ayrılarak yolcu taşımacılığına geçtim. Önce bir Van firmasında bireysel otobüsçülük yaptım, ardından ulusal bir markaya geçtim ve orada da aynı şekilde devam ettim. Bu süreçte Van Tur adıyla faaliyet gösteren firmaya önce yatırımcı olarak dahil oldum. Bir süre sonra ortaklık sona erdi; kısa bir süre önce ise firmayı komple satın aldım. Satın alır almaz Van Tur ismini Özlem Van Turizm olarak değiştirdik. Yeni ismimizle, yeni bir anlayışla yola çıktık. BU YOLLARIN ARABASI MERCEDES-BENZ TOURISMO Filomuzda 18 adet Mercedes-Benz araç var. Şirketi devraldıktan hemen sonra yatırım çalışmalarımıza başladık ve ilk etapta 3 adet Mercedes-Benz Tourismo sipariş verdik; teslimatlarını gerçekleştirdik. Amacımız, filomuzun tamamını kademeli olarak Tourismo'ya dönüştürmek. Mercedes-Benz dışında başka bir marka almak aklımızın köşesinden bile geçmiyor. Neden Tourismo? Çünkü bizim güzergâhlarımız uzun ve zorlu. Van'dan çıkan bir araç bazen 20 saati aşan yolculuklar yapıyor. Bu mesafelerde araçtan beklentimiz çok yüksek: düşük yakıt tüketimi, bakım kolaylığı, düşük işletme maliyeti ve her şeyden önemlisi yolcu konforu. Tourismo, bu kriterlerin tamamını karşılıyor. Yolcularımız uzun yolculuklarda kendilerini iyi hissetmeli; bunu sağlayacak araç bizim için Tourismo. KARGO YÜZÜNDEN VALİZLERE ZARAR VERMEK KABUL EDİLEBİLİR BİR TABLO DEĞİL Bu bölgede otobüsçülüğü farklı yapmak için yola çıktık. Misyonumuz net: Van halkına gerçekten yakışır, kaliteli ve onurlu bir seyahat hizmeti sunmak. Otobüslerimiz yolcu taşımak için var; kargo taşımacılığına araçlarımızı açmak gibi bir politikamız asla olmayacak. Bagaj meselesine bakışım da bu ilkeden besleniyor. Yolcumuz zaten uzun bir yolculuğa çıkıyor; varış saatini, aktarmasını, gideceği yeri hesaplıyor. Her terminalde personelin yolcu bagajı yerine kargo paketleriyle uğraşması, bu süreyi gereksiz uzatıyor. Bagaj ücreti için pazarlık yapılması, valiz üstüne valiz istiflenip çantalara zarar verilmesi kabul edilebilir bir tablo değil. Ben her zaman kendimi yolcunun yerine koyarım. Empati bu işin temelidir; hizmet sektöründeyseniz empati kurmak zorundasınız. Gözünüzün önünde valiziniz arka sıralar arasına sıkıştırılsa ve yanınıza birkaç lira için kargo doldurulsa ne hissederdiniz? Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir muameleyi başkasına yapamazsınız. Şirketimizde öncelik her zaman yolcunun kendi bagajıdır. Acil durumlarda küçük bir emanete yardımcı olabiliriz ama bu hiçbir zaman sürekli bir kargo ticaretine dönüşmeyecek. Fahiş bagaj ücretlerine de karşıyım. Yolcu biletini almış, yanında bir parça fazla eşya getirmiş; o yolcudan orantısız paralar talep ediliyor. Bu yolcuyu üzmektir. Kimsenin buna hakkı yok. Makul bir ücret talep edilebilir ama bu, yolcuyu cezalandırmaya dönüşmemeli. DOĞRU PLANLANMIŞ 2 SEFER, ZARARLI 10 SEFERDEN İYİDİR Rekabet her zaman iyidir; hizmette kaliteyi yükseltir, yolcuya seçenek sunar ama rekabet uğruna zararına sefer üstüne sefer koymak, sektörü çökerten bir anlayıştır. Zararına 10 sefer yapmaktansa, iyi planlanmış, adam gibi işleyen 2 sefer çok daha değerlidir. Bunu sürdürebildiğimiz sürece bu şekilde devam edeceğiz. Eğer sürdüremeyeceksek, işi ehline bırakıp çekilmek en dürüst karar olur. Şu an İzmir, Bursa, İstanbul ve Malatya hatlarımız aktif. Ankara'ya sefer açmayı şimdilik düşünmüyoruz ancak ciddi talepler geliyor, onları değerlendiriyoruz. Hat açmak kolaydır ama biz hız yerine sağlamlığı tercih ediyoruz. Bölge yatırımcıları ve acentelerle titiz bir değerlendirme sürecinden geçerek, doğru adımlarla ilerlemeyi esas alıyoruz. 500 kişilik bir aileyiz; her bir çalışanımız şirketimizin görünen yüzüdür ve hepsine içtenlikle teşekkür ediyorum. VAN BİLETİ 3.500 LİRA OLMALI İKEN REKABET 2.000'E İNDİRİYOR Akaryakıt fiyatları ve artan işletme giderleri, maliyetlerimizi ciddi ölçüde zorluyor. Gerçekçi bir hesap yapıldığında Van biletinin bugünkü koşullarda en az 3.500 lira olması gerekiyor ama rekabet baskısıyla biletler 2.000 liraya kesiliyor. Bu fiyatla zarar etmeyen firma yok; herkes gün sonunda hesabına eksi yazıyor. Bu tablo daha ne kadar sürdürülebilir, belli değil. Zarar büyüdükçe hizmet kalitesi düşüyor; düşük kaliteli hizmet yolcuyu mağdur ediyor. Araç bakımlarını zamanında yaptırmayan firmalar yüzünden yolcular saatler boyunca yolda mahsur kalabiliyor. Biz fırsatçılık yapmak için bu işe girmedik; ama gerçekçi fiyatlandırmanın da savunuculuğunu yapmak zorundayız. Olmayacak düşük fiyatlarla bilet kesmek yalnızca kendi firmamıza zarar verir ve zarar büyüdükçe hizmet kalitesi kaçınılmaz olarak erir. KÜÇÜK ÖLÇEKLİ FİRMALAR DESTEKLENMELİ Online satış komisyonları, işletme yükümüzü ağırlaştıran önemli bir kalem. Büyük ölçekli firmalar yüksek yolcu kapasiteleri sayesinde bu maliyeti toplam içinde eritebiliyor ancak bizim gibi büyüme sürecindeki küçük ölçekli firmalar için komisyon yükü çok daha belirleyici. Küçük firmalar desteklenirse önünü daha net görür, yatırımlarına hız verir, hizmet kalitesini artırabilir. Büyüklerin yanında küçüklerin de ayakta kalabilmesi, sektörün çeşitliliği ve rekabeti açısından şarttır. Bu desteğin sağlanması hem yolcular hem de sektörün uzun vadeli sağlığı için doğru bir adım olacaktır.

Güven Ortamı, İşletmemizi Güvenle Yönetmemizi Sağlıyor Haber

Güven Ortamı, İşletmemizi Güvenle Yönetmemizi Sağlıyor

EVİMİZDE ŞOFÖR OLMAYAN KİMSE YOK 1991 yılında Kırşehir'de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi burada tamamladım; liseyi Ankara'da Hasanoğlan Öğretmen Lisesi'nde okudum. Ardından Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Fakültesi'nden lisans diplomasıyla mezun oldum. Evliyim, bir kızım var. Otobüsçülük bizim ailemizde dede mesleğidir. 1972'den bu yana ailemizin otobüsü var. Sofra başında bile otobüs konuşulur bizim evde. Hayvancılık da yapıyoruz, tarım da ama otobüsçülük bırakamadığımız, bırakmak istemediğimiz bir meslek. Ailede şoför olmayan kimse yok; bu iş, kanımıza karışmış durumda. Dışarıda okusak da farklı şehirlerde bulunmuş olsak da sonunda hepimiz döndük ve işlerimizin başına geçtik. Şu an hem Kâmil Koç Kırşehir işletmecisiyim hem bireysel yatırımcıyım hem de gerektiğinde otobüs kullanabilen bir kaptanım. KABİN MEMURLUĞUNDAN İŞLETMECİLİĞE UZANAN BİR YOLCULUK BU 2014-2015 yılında Kâmil Koç Kırşehir'e girdiğinde ben de host olarak işe başladım. İşin nasıl yürüdüğünü içeriden görmek istedim. Yaklaşık bir buçuk ay hostluk yaptım. Daha sonra şoförlüğe geçtim çünkü dediğim gibi bu işi sürücü koltuğundan da tanımak gerekiyordu. Kâmil Koç'ta hem host hem şoför olarak görev yaptıktan sonra yatırım kararı verdik ve araç aldık. Şu an Kâmil Koç bünyesinde çalışan iki aracımız var. Yaklaşık iki buçuk yıl önce de Kırşehir merkez ve Mucur ilçesindeki yazıhane işletmelerini devraldık. Biz kendi memleketimizde, kendi firmamız gibi gördüğümüz Kâmil Koç'u daha yerel, daha sahici bir dokunuşla yönetmek istedik. Küçük şehirlerde otobüsçü denince akla gelen belli başlı aileler vardır; bizim ailemiz de onlardan biri. Dedem, babam, amcam, hepsini herkes tanır burada. Yeniden sıfırdan bir firma kurmak yerine Türkiye'nin en kurumsal markasıyla yol yürümeyi tercih ettik. Şu an üç yazıhanemiz ve toplam 21 çalışanımız var: yazıhane kadromuzda 13, iki araçta ise 8 personelimiz görev yapıyor. KAMİL KOÇ’U BU SEKTÖRÜN OMURGASI OLARAK GÖRÜYORUM. Kâmil Koç'u Türkiye'de bu sektörün omurgası olarak görüyorum. Büyük kurumsal firmalar piyasada var ama bir kısmında ciddi sorunlar yaşandığını biliyoruz: geciken ödemeler, eksik destekler, iletişimsizlik... Kâmil Koç'ta bunların hiçbirini yaşamadık. Yaklaşık yedi sekiz yıldır bireysel otobüsçüyüz, iki buçuk yıldır da yazıhane işletmecisiyiz. Bu süre zarfında tek bir sabah bile "Para gelecek mi?" diye endişeyle uyandığımı hatırlamıyorum. Ödemeler günü gününe, kuruşu kuruşuna hesabımıza yatıyor. Bu iş kolunda araçların her gün yola çıkabilmesi için nakit döngüsü şart. Şoförlerimiz aylık değil günlük ödeme alıyor; her gün binlerce lira sıcak paraya ihtiyacınız oluyor. Bu para aksamadan dönmediğinde hiçbir yapı buna uzun süre dayanamaz. Kâmil Koç bu güvenceyi bize eksiksiz sağlıyor. ALO DEDİĞİMDE KARŞIMDA MUHATAP BULABİLİYORUM Operasyonel süreçlerde müdürlerimizle ilişkimiz tam anlamıyla bir aile havası taşıyor. Müşteriden gelen bir şikâyet için bile aradığımızda telefon anında açılıyor. En üst kademedeki yöneticiye kadar alo dediğimizde karşımızda biri var. Bu erişilebilirlik, bu samimiyet, onları yalnızca kurumsal bir iş ortağı değil, gerçek anlamda güvendiğimiz aile büyüklerimiz olarak görmemizi sağlıyor. Ankara Bölgesi'ne bağlıyız. Bölge müdürlerimize, ekibimize çok teşekkür ederiz; bugüne kadar hiçbir zaman incinmedik. Bize söyledikleri her şeyi öz ağabeyimiz söylüyormuş gibi dinledik, uyguladık. Bu anlayış işletmemizin içine de sindi. 11 yazıhane personelimin hepsi işine patron gibi sahip çıkıyor. Bunun tek sebebi şu: ben maaşlarını zamanından önce yatırırım, hak ettikleri her şeyi eksiksiz öderim çünkü insanın işine sahip çıkması, önce onun hakkının sahiplenilmesiyle başlar. LASTİKTEN AKÜYE KADAR HER ŞEY “UYGUN FİYATA” Kâmil Koç'un tüm ayrıcalıklarını eksiksiz kullanıyorum. Dışarıdan aldığım en küçük bir ürün yok. Lastik alıyorum, piyasanın altında. Akü alıyorum, piyasanın altında. Bu nasıl mümkün oluyor? Kâmil Koç 1.000 lastik alırken pazarlığını yapıyor; benim alacağım 20 lastik, o toplu alımın gücünden yararlanıyor. Kurumsallığın bize sağladığı bu maliyet avantajını sonuna kadar kullanıyoruz. Araçlardaki ikramlar, şoförlerin tutumu, yazıhane düzeni... Her şeye güveniyorum. Bir kutu bisküvi bile eksik çıkmaz arabalardan. Hesaplarımıza paralar gününde yatıyor, hiçbir zaman yokluğa düşmedik. Bu güven ortamı, işletmeyi rahatça yönetmemi sağlıyor. KÂMİL KOÇ’TAKİ DİJİTAL ALTYAPI TAM ANLAMIYLA "10 NUMARA" Kâmil Koç'un dijital altyapısı gerçekten güçlü. Son dakika kestiğim bilet saniyeler içinde araçtaki hostun telefonuna düşüyor. Araç bir durağı geçtikten sonra o durağı sistem otomatik olarak kapatabiliyor; bu sayede yanlış bilet kesilmesinin önüne geçilmiş oluyor. Bir gün öncesinden araçtaki yolcu sayısını görebiliyorum. Evden kendi araçlarımı takip edebiliyorum; olası bir sıkıntıda aracın tam konumunu anında görüyorum. Yolcu deneyimi açısından da teknoloji tam anlamıyla çalışıyor. Araç perona girdiğinde yolcuya otomatik bilgilendirme mesajı gidiyor. Sefer gecikirse 45 dakika öncesinden uyarı mesajı iletiliyor; yolcu boşuna erken gelip beklemiyor. Bilet iptali gibi operasyonel işlemlerde Operasyon Merkezi'ni aradığımızda anında dönüş alıyoruz. Müşteri hizmetleri de aynı şekilde aktif ve hızlı. Sistem zamanla insan gücünü azaltıyor ama bu beni üzmüyor, tersine motive ediyor. Değişime ayak uydurmak, bu işin vazgeçilmez koşulu. Kâmil Koç olduğu sürece bu işe devam edeceğiz. KIRŞEHİR'DE KÂMİL KOÇ, ŞEHRİN YEREL FİRMASI HALİNE GELDİ Kâmil Koç, Kırşehir'de 2014'ten bu yana var. Bugün itibarıyla artık bu şehrin yerel firması hâline geldi. Günlük minimum 60, yazın 90-95 araç geçişiyle Kırşehir, Kâmil Koç'un önemli bir halkası. Bizim kendi araçlarımız bile ana kalkışlı değil; Mersin'den gelen araçlar Kırşehir'de duruyor, İzmir'e devam ediyor, dönüşte de aynı güzergâhı izliyor. Ara durak konumumuz, bize çok sayıda araçla hizmet verme imkânı tanıyor. Yüzde yüz memnuniyet mümkün mü? Hayır, hiçbir yerde mümkün değil ama biz bunu her zaman maksimumda tutmaya çalışıyoruz ve tuttuğumuzu da düşünüyorum. Parayı ikinci planda görüyoruz; asıl önemli olan Kırşehir'de Kâmil Koç'un varlığını sürdürmesi. Bu isim burada olduğu sürece biz de buradayız.

Hassoy’da Otobüs: Bir Aidiyet Hikayesi Haber

Hassoy’da Otobüs: Bir Aidiyet Hikayesi

OTOBÜSÇÜLÜK, BENİM İÇİN “BABA MİRASI” 1983 Trabzon Of doğumluyum. Evliyim ve dört çocuk babasıyım. Bahçeşehir Üniversitesi İngilizce İşletme mezunuyum. Dört yaşındayken babamın işleri nedeniyle İstanbul’a taşındık. O dönem babam nakliye ve taşımacılık sektörünün içindeydi; aslında biz bu kültürün içinden gelen bir aileyiz. Bizde baba mesleği otobüsçülük. Babam uzun yıllar Ali Osman Ulusoy ile beraber Ulusoy bünyesinde ortak ve bireysel otobüsçülük yaptı. Çocukluğumdan bazı anılar hâlâ çok net. Otobüs direksiyonunun ortasında bir kapak olurdu; içinde şekerler saklanırdı. Babası otobüsçü olan herkes bilir… O kapağı açar, şekerleri alırdık. Küçük bir detay gibi görünür ama aslında bir kültürün parçasıdır. Sanıyorum o günlerden bize kalan en kıymetli miras; otobüse, yola ve bu mesleğe duyduğumuz yakınlıktır. Bu iş benim için sadece bir ticaret alanı değil; bir aidiyet, bir geçmiş ve bir hatıradır. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Üniversiteye Kocaeli Üniversitesi Turizm Bölümü’nde başladım; ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde İngilizce İşletme lisansımı tamamladım. Daha sonra yüksek lisans düşüncesiyle Amerika’ya gittim ancak ticaretin içine o kadar hızlı girdim ki akademik süreci başlatamadan üç yılın sonunda Türkiye’ye döndüm. Bir yandan da evlilik planım vardı. Orada kalıcı bir hayat kurmak istemedim. Ben her zaman kalabalık, çocuklu bir aile hayal ettim. Çocuklarımın kendi kültürümüzde büyümesini istedim. Bu nedenle Türkiye’ye dönmeyi tercih ettim. HER ZAMAN AİLEDEN BİRİYMİŞ GİBİ HİSSETTİM Yuva kurmak için Türkiye’ye döndükten sonra kurumsal firmalarla görüşmelere başladım. Aslında hikâye daha da özel bir anla başladı. Nişan törenime Ali Osman Ulusoy’un programı dolayısıyla kızı Hülya Ulusoy katıldı. İlk defa orada karşılaştık ve beni görüşmek için davet etti. Beraber Ali Osman Bey’le görüşmemiz hikâyenin başlangıcı oldu. O günlerde çok net bir duygu hissettim: Beni gerçekten aileden biri gibi kabul ettiler. Bu yaklaşım, aramızdaki sinerjiyi çok hızlı oluşturdu. Karşılıklı güven vardı; onlar bana inandı, ben de bu güveni boşa çıkarmamak için çalıştım. Başarının temelinde de bu karşılıklı uyumun olduğunu düşünüyorum. 2011 yılında bu yapının bir parçası oldum. O tarihten itibaren kendime 10 yıllık bir hedef koymuştum. Hassoy’daki yolculuğum satış danışmanı olarak başladı. Sonrasında satış müdürlüğü görevini üstlendim. Otobüs grubu zaten işin kalbi sayılabilecek, uzmanlık gerektiren bir alandı. Bugün geldiğim noktada ise genel müdürlük görevini yürütüyorum. Açık konuşmak gerekirse; otobüs satışından gelip genel müdürlük pozisyonuna yükselen çok fazla örnek yoktur. Türkiye’de bu anlamda iki isim sayabilirsiniz. 10 YIL BOYUNCA TİCARETİ SİZDEN ÖĞRENECEĞİM İşe başlarken hedeflerimi sorduğum da Ali Osman Bey’e çok net konuştum: “Gerekirse çantanızı taşıyacağım, gerekirse şoförlüğünüzü yapacağım. Ben 10 yıl boyunca sizden ticareti öğreneceğim. Sonra o koltukta oturacağım.” Benim için önemli olan, böyle bir ismin yanında mümkün olduğunca fazla vakit geçirmekti. Çünkü biliyordum ki ustalık temasla geçer. Gün boyu birlikte, çoğu zaman akşam geç saatlere kadar. Tabiri caizse 7/24 diyebileceğiniz bir çalışma düzeni vardı. Babamdan ve aile çevremden gelen bir zemin vardı ancak ben kendi yolumu çizmek istiyordum. Bu 10 yılı bir okul gibi görüyordum. Ticaretin inceliklerini, sektördeki dengeleri, iş kültürünü ve insan ilişkilerini öğrenmeyi istiyordum. Sadece kendi sorumluluk alanımla sınırlı kalmadım. Diğer şirketlerin süreçlerinde yer aldım, uluslararası temaslar yürüttüm, bürokrasiyle doğrudan temas ettim. Pek çok başlıkta görev aldım. Üstelik bunu zorunluluktan değil; öğrenme isteğinden ve gerçekten zevk aldığım için yaptım. Mesai harcadım, gözlemledim, not aldım, uyguladım. Kendimi yetiştirmek istedim. 1 Ekim 2014’te merhum Ali Osman Ulusoy’un vefatına kadar kendisiyle yakın çalışma fırsatı buldum; bana vizyon kazandırdı, farklı bakış açısını ve iş disiplinini öğretti. Vefatının ardından görevi, zaten birlikte çalıştığımız Hülya Ulusoy devraldı. O dönemde de aynı güven, aynı kararlılık ve aynı uyumla yolumuza devam ettik. 2017 yılının Ekim ayında genel müdürlük görevini devraldım. Hülya Ulusoy’un liderliğiyle; kızları Ahsen Aydın ve Gülşah Helva’nın yönetime dahil olması ve Hülya Hanım’ın oluşturduğu üst düzey yönetim kadrosunun uyumu sayesinde güçlü bir yönetim yapısı ortaya çıktı. O günden bu yana, aynı güven ortamı ve ortak vizyon doğrultusunda her geçen gün gücümüze güç katmaya devam ediyoruz. 2025 KONTROLLÜ GEÇTİ, 2026’NIN İKİNCİ YARISINA UMUTLUYUM 2025 yılı tek kelimeyle tanımlamak gerekirse “kontrollü” geçti. Yatırımcı tarafı daha temkinliydi. Açıkçası piyasanın daha rasyonel bir zemine oturduğunu düşünüyorum ne aşırı şişkin ne de panik havasında bir dönem yaşandı. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, küresel ekonomik dalgalanmalar, yüksek faiz ortamı ve finansmana erişim maliyetleri doğal olarak yatırımcıyı düşündürdü. Özellikle ticari araç tarafında finansman maliyetleri karar süreçlerini doğrudan etkiledi. Önceki yıllarda enflasyonist ortamda fiyat artışlarının hızlanması, “ihtiyacı olmasa da yatırım amacıyla alım yapan” bir müşteri profili oluşturmuştu. Küçük bir beklenti bile hızlı karar için yeterli olabiliyordu. 2025’te ise daha hesaplı, daha analiz eden bir müşteri yapısı gördük. Bu aslında sektör açısından sağlıklı bir normalleşmeydi. Dolayısıyla 2025’i bir “denge yılı”, 2026’yı ise doğru koşullar oluştuğunda yeniden ivmelenme yılı olarak görüyorum. OTOBÜS SADECE BİR ARAÇ DEĞİL, BİR MİRAS Mercedes-Benz Türk bayileri arasında otobüs satışının bizim için her zaman ayrı bir yeri vardır. Merhum Ali Osman Ulusoy’un otobüsçü geçmişi nedeniyle bu işin Hassoy’da kendine özgü bir ruhu bulunur. Hatta Ali Osman Bey’in vefatının ardından sektörde sıkça şu yorumlar yapılırdı: “Otobüs işi Hassoy’da zorlanır. O boşluk dolmaz. Satışlar eski seviyesine ulaşamaz.” Açık söylemek gerekirse, bu yaklaşım bizi geri çekmedi; tam tersine motive etti. Üzerimize bir sorumluluk ve misyon yükledi. Biz de o bayrağı daha ileri taşımak için ekip olarak kararlılıkla çalıştık. Bu süreçte Hülya Ulusoy’un desteği çok kıymetliydi. Her zaman arkamızda durdu ve bize olan inancını açıkça hissettirdi. Bu güven de başarının önemli yapı taşlarından biri oldu. Bugün sonuçlara baktığınızda; son 8 yıldır üst üste otobüs satışında Türkiye birincisiyiz. Tek lokasyonda pazar payımızı %20’nin üzerine çıkardık. Hem sıfır araç hem de ikinci el tarafında güçlü, sürdürülebilir ve istikrarlı bir performans ortaya koymaya devam ediyoruz. 2025 yılında elde ettiğimiz başarılar da bu istikrarın somut göstergesi oldu. 2025 Mercedes-Benz Otobüs Satış Adedi Birincilik Ödülü 2025 Mercedes-Benz Otobüs Satış Sistematiği Üçüncülük Ödülü 2025 Mercedes-Benz Lig Otobüs Şampiyonluğu 2025 Mercedes-Benz Lig Busstore Birincilik Ödülü Bu başarı bireysel değil; güçlü bir ekip ruhunun ve yıllara yayılan disiplinli çalışmanın sonucudur. Bu vesileyle satış müdürüm Cenk Soydan, satış danışmanlarımız Selçuk Köse ve Rahime Karnap başta olmak üzere, arka planda büyük emek veren tüm çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum, bu başarı hepimizin. 2025 yılı otobüs sektörünün dinamikleri biraz daha farklı çalıştı. Bildiğiniz üzere ön ödemeli satış sistemi söz konusu. Şu an itibarıyla Temmuz–Ağustos dönemine kadar hedeflerimizin büyük kısmını satmış durumdayız. Bu da talebin tamamen devam ettiğini, mecburen zamana yayıldığını gösteriyor. İkinci el otobüs tarafında da oldukça güçlüyüz. Çünkü biz otobüs işini biliyoruz. Burada mütevazı davranmayacağım: Sezonun ne zaman hareketleneceğini sektörde birçok kişi öngörebilir; ancak o hareketi doğru zamanda, doğru stokla ve doğru fiyatlama stratejisiyle yönetmek ayrı bir uzmanlık gerektirir. Sıfır araç tarafında teslim süreleri 6–7 ayı bulurken, ikinci el pazarı sezonsal olarak çok daha hızlı reaksiyon verir. Biz de portföyümüzün genişliği ve sahadaki reflekslerimiz sayesinde bu geçişleri doğru yönetiyoruz. Normalde yatırımlar kasım–aralık döneminde yapılır ve yeni yıla hazırlık o şekilde tamamlanır. Ancak 2024’ün son iki ayı oldukça durağandı. Buna karşın 2025’in ocak, şubat ve mart aylarında ikinci elde ciddi bir ivme yakaladık. Stoklarımız hızlı şekilde eridi. Bu deneyimden yola çıkarak 2026’ya daha hazırlıklı girdik. Ancak geçtiğimiz yılki erken hareket bu sene şubat sonu itibarıyla kendini gösterdi. Öngörümüz, mart ayında hız kazanacağı ve bu temponun haziran ayına kadar devam edeceği yönünde. Ben 2026’nın özellikle ikinci yarısında daha pozitif bir tablo bekliyorum. Faizlerde olası bir geri çekilme, finansmana erişimin kolaylaşması ve turizm tarafındaki hareketlilik sektöre doğrudan yansıyacaktır. Ayrıca şehirlerarası taşımacılıkta yaşlanan araç parkı da önümüzdeki dönemde yenileme ihtiyacını artıracaktır. Bunun temel sebebi şu: Ekonomik anlamda piyasada bir miktar rahatlama olacağını düşünüyorum. Son iki–üç yıldır baskılanmış bir yapı söz konusu. Yüksek finansman maliyetleri, kontrollü kredi politikaları ve genel temkinli hava uzun süre devam etti. Ancak bu durumun kalıcı olması mümkün değil; piyasa doğası gereği bir denge arayışına girer. Önümüzdeki dönemde çeşitli ekonomik dinamiklerle bir gevşeme yaşanacağını öngörüyoruz. Kimileri bunu “seçim ekonomisi” perspektifiyle değerlendiriyor olabilir; ancak ben daha yapısal ve kaçınılmaz bir normalleşme süreci bekliyorum. Piyasa bir noktadan sonra yeniden yatırım refleksi üretir. Özellikle ticari araç tarafında ertelenmiş talep birikir ve doğru koşullar oluştuğunda hızlı şekilde devreye girer. Biz de ikinci yarıda bu birikmiş talebin sahaya yansıyacağını düşünüyoruz. 2025 KAMYON HEDEFİMİZ 206’YDI, 518 İLE KAPATTIK Kamyon grubunda 2025 yılını oldukça güçlü geçirdik. Yıla 206 adetlik bir hedefle başladık; yılı 518 adetle kapattık. Bu da yaklaşık %151 oranında hedef aşımı ve %251 hedef gerçekleştirme anlamına geliyor. Yatırımcı olarak pazarda talep vardı ancak fiyatlama tarafında dönem dönem zorlandığımız zamanlar oldu. Artan maliyetleri aynı esneklikle fiyatlara yansıtmak her zaman mümkün olmadı. Karlılık açısından sıkı bir yönetim gerektiren bir yıl oldu. Buna rağmen süreçleri doğru yöneten ve koşullardan en verimli şekilde faydalanan bayilerden biri olduk. 2025 yılı performansımız ödüllerle de taçlandı: 2025 Yılı Kamyon Satış Payını En Çok Artıran Bayi – Türkiye İkinciliği 2025 Yılı En Yüksek Kamyon Servis Sözleşmesi Penetrasyonu – Türkiye Birinciliği Bu sonuçlar sadece satış adedi değil; sürdürülebilir müşteri yönetimi ve satış sonrası bağlılığın da güçlü olduğunu gösteriyor. Tecrübeli bir ekimiz var. Satış müdürümüz Muharrem Eğrioğlu ve ekibini başarılarından ötürü tebrik ederim. Dengeli bir müşteri portföyüne sahibiz. Operasyonlarımızı temelde üç ana segmentte sınıflandırabiliriz: uluslararası nakliyat, inşaat ve kamu. En güçlü olduğumuz alanlardan biri kamu ve kamuya iş yapan müşteri portföyümüz. Özellikle kamu üst yapılı araçlarda ciddi bir uzmanlık ve referans birikimi oluşturduk. Bu alanda sadece satış yapmıyor; süreç, ihale dinamikleri ve teknik gereksinimler konusunda da derin bir tecrübeye sahibiz. Ancak kamu segmenti dönemsel olarak hareket eder. Bu nedenle doğru planlama, zamanlama ve müşteriyle kesintisiz iletişim kritik önemdedir. Süreci doğru okumak ve hazırlıklı olmak başarıyı belirleyen temel unsurdur. Elbette performansımızı yalnızca kamu segmentine bağlamak doğru olmaz. Kamu, uluslararası nakliyat ve inşaat segmentlerini dengeli şekilde yönetiyoruz. Bu çeşitlilik, dalgalı piyasa koşullarında risk dağılımı açısından bize önemli bir avantaj sağlıyor. Kısacası kamyon tarafında 2025 yılı; hacim, pazar payı ve servis sözleşmesi penetrasyonu açısından güçlü bir yıl oldu. Önümüzdeki dönemde de kontrollü, sürdürülebilir ve kârlı büyüme anlayışımızı koruyarak ilerlemeye devam edeceğiz. HAFİF TİCARİ ARAÇLARDA MESELE PAZAR DEĞİL, MAKASIN AÇILMASI Hafif ticari araçlar pazarında bölgesel olarak zorlandığımız bir dönemden geçiyoruz. Dışarıdan bakıldığında Trabzon ve Karadeniz turizmi hareketli görünse de sahada farklı dinamikler var. Araç parkımız yaşlı, fiyatlar ile gelir seviyesi arasındaki makas giderek açılıyor. Bu makası kapatmak kolay değil; işletmeler, dönüşüm kararlarını daha temkinli alıyor. Bunun yanında, bölgede büyük kurumsal şirket sayısı sınırlı olduğundan personel taşımacılığı da yaygın değil. Ayrıca nüfusa oranla okul ve öğrenci taşımacılığı da daha az gelişmiş durumda. Bu da büyük filo alımlarını doğal olarak kısıtlıyor ve hafif ticari araçlar pazarın potansiyelini daraltıyor. Rekabetin yüksek olduğu bu ortamda, ödeme kolaylıkları sunulsa bile işletmeler büyük yük altına girmekte tereddüt edebiliyor. Yine de tabloyu tamamen olumsuz okumak doğru olmaz. Kademeli bir dönüşüm var; eski araçlar yavaş yavaş yenileniyor. Biz de bu süreci müşterinin gerçekliğine uygun, sabırlı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yönetiyoruz. OTOMOBİL PAZAR PAYIMIZI HER GEÇEN YIL ARTTIRIYORUZ Otomobil satışında da önemli başarılara imza attık. 2021 ve 2022 yıllarında üst üste “Yılın En İyi Satış Bayisi” seçildik. 2023’te ise bu başarıyı kıl payı kaçırdık. Ancak bu da bize, her yıl aynı istikrarla çalışmanın ve her koşulda motivasyonumuzu korumanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Satış adetlerimiz neredeyse 400’lü rakamlara ulaştı ve bu büyüme sadece sayı değil, stratejik bir gelişimin de göstergesi. Hem adet olarak büyüyor hem de ekibimizi güçlendiriyoruz. Satış danışmanı sayımızı artırırken, ikinci el alanında da yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, yeni bir ikinci el satış müdürü pozisyonu oluşturduk ve ekip daha da güçlendi. Her geçen yıl, ikinci elde de ivmemizi artırıyoruz. Yani hem rakamlar hem de organizasyon yapımız, geleceğe daha hazırlıklı ve daha sağlam adımlarla ilerliyor. SATIŞ SONRASI HİZMETLERDE %50 BÜYÜME VE 6 FARKLI KATEGORİDE DERECE 2025 yılı, satış sonrası hizmetler açısından Hassoy için oldukça verimli bir dönem oldu. Özellikle ağır vasıta tarafında ciddi bir operasyonel yoğunluk yaşadık. Artık kapasitemizin neredeyse tamamına ulaşmış durumdayız. Burada konu araç sayısı değil; fiziksel alan. Teknik ekip gücünüz, bilgi birikiminiz ve iş disiplininiz ne kadar iyi olursa olsun, alan sınırlaması büyümenin doğal eşiğini belirliyor. Buna rağmen 2025 yılında hem operasyonel verimlilikte hem de ciro tarafında yaklaşık %50 oranında büyüme yakaladık. Araç çıkış sayımızdaki artış, ciromuza da paralel şekilde yansıdı. Bu performansımız, yıl içinde aldığımız ödüllerle de teyit edildi. 2025’te toplam 6 farklı kategoride derece elde ederek satış sonrası organizasyonumuzun gücünü ortaya koyduk: 2025 MB Lig Otobüs Satış Sonrası Hizmetler Türkiye İkinciliği 2025 SSH Otobüs Toplam Atölye Cirosu Üçüncülük Ödülü 2025 SSH Otobüs Kaporta Atölye Cirosu İkincilik Ödülü 2025 SSH Otobüs SPS Ofansif Birincilik Ödülü 2025 SSH Otobüs S24S Müşteri Memnuniyeti Birincilik Ödülü 2025 SSH Kamyon Yedek Parça Servis Derecesi Birincilik Ödülü Açık konuşmak gerekirse, birçok başlıkta güçlü bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. Özellikle otobüs kaporta tarafında Türkiye’nin sayılı ve referans gösterilen bayilerinden biriyiz. Kaporta atölye cirosunda aldığımız derece tesadüf değil; yıllardır yaptığımız teknik altyapı yatırımlarının, ekip eğitimlerinin ve saha tecrübesinin karşılığı. Bizim için önemli olan hem kamyonda hem otobüste aynı güçle var olabilmek. Çoğu bayi tek bir segmentte derinleşir; biz ise iki ana ağır vasıta grubunda da güçlü bir servis yapısına sahibiz. Bu çift kulvarlı uzmanlık bizi pazarda ayrıştıran temel unsurlardan biri. Satış sonrası hizmetleri yalnızca ciro olarak okumuyoruz. Bu alan, müşteri bağlılığının ve marka güveninin inşa edildiği yerdir. Uzun vadeli başarı, burada kurulan disiplinli sistemle mümkün olur. TRABZON’DA YENİ TESİSİMİZLE GELECEĞİ PLANLIYORUZ Hassoy olarak önemli bir yatırım kararı aldık ve yeni bir lokasyona taşınmaya hazırlanıyoruz. Trabzon gibi düz ve geniş arsa bulmanın zor olduğu bir şehirde hem yol üzerinde hem ana güzergâh üzerinde hem de tek parça geniş bir alan bulmak gerçekten kolay olmadı. Uzun ve titiz bir sürecin ardından Çağlayan’da, Erzurum Yolu üzerinde yaklaşık 11 dönümlük bir arazi satın aldık. Bu alanda yaklaşık 4.000 m² kapalı alana sahip, geleceğe uygun ve kapasite artışına imkân tanıyacak bir tesis inşa edeceğiz. Aslında hedefimiz daha geniş bir yerleşim planıydı; çünkü ileriye dönük kapasite artışını bugünden kurgulamak istiyoruz. Ancak mevcut şehir planlama düzenlemeleri ve belediye prosedürleri doğrultusunda projeyi optimize ederek ilerliyoruz. Şu an üzerinde çalıştığımız konu, mevcut alan içinde maksimum verimliliği nasıl sağlayabileceğimiz. Mayıs ayı itibarıyla inşaata başlamayı planlıyoruz. Hedefimiz hızlı ilerlemek ve yaklaşık 10 aylık bir sürede projeyi tamamlayarak 2027 sezonunun ortasında yeni tesisimizde müşterilerimize hizmet vermek. Bu yatırım bizim için yalnızca metrekare büyütmek anlamına gelmiyor. Bu adım; uzun vadeli kapasite planlamasının, operasyonel verimliliğin ve sürdürülebilir büyüme vizyonumuzun somut bir yansıması. YENİ LOKASYONDA EKİBİ %25 BÜYÜTECEĞİZ Yeni lokasyonumuzda personel sayımızı yaklaşık %25 artıracağız. Yani 120 ila 130 kişilik bir ekip olacağız. “Bu yeni personeli nasıl bulacaksınız?” diye sorabilirsiniz. Biz bunu sistemli ve planlı şekilde yapıyoruz. Anlaşmalı okullarla, genç yetenekleri erken aşamada keşfedip, düzenli eğitimle onları yetiştiriyoruz. Böylece hem ekibimizi büyütüyor hem de kalite standartlarımızı koruyoruz. Yani yeni tesisimizle sadece alan değil, insan kaynağı kapasitemizi de bilinçli şekilde genişletiyoruz. Tabii, bu durum bize önemli bir maliyet yüklüyor. Ciddi eğitim masraflarımız var. Fakat en önemli nokta, bu yatırımların karşılığını uzun vadede fazlasıyla almayı planlıyoruz. Sonuçta yetişmiş, güvenilir ve istikrarlı bir ekip, uzun vadede hem müşteri memnuniyeti hem de kurumsal başarıyı getirir. Yani biz bu ek maliyetleri, geleceğe yapılmış bir yatırım olarak görüyoruz. Bugün dönüp baktığımda; bu yolculuğun sadece rakamlardan, ödüllerden ya da büyüme oranlarından ibaret olmadığını görüyorum. Bu bir mirasın devamı, bir emeğin kurumsallaşması ve sahada öğrenilmiş tecrübenin sistem haline gelmesidir. Bizim için başarı; istikrarlı bir aile yapısı, güçlü bir ekip ruhu ve doğru zamanda alınan cesur kararların birleşimidir. Merhum Ali Osman Bey’in bize bıraktığı bir söz vardır. Aslında bütün bu yolculuğu tek cümlede özetler: “Hayat bir tecrübedir. Her tecrübe zarardır, her zarar sermayedir. Yine de hayat mücadeledir.” Biz de bu mücadeleyi, öğrendiklerimizi sermayeye dönüştürerek ve her gün üzerine koyarak sürdürüyoruz. Hassoy’da yolculuk devam ediyor… Daha güçlü, daha planlı ve daha emin adımlarla.

Kâmil Koç’un Operasyon Gücü, Ufkunuzu Genişletiyor Haber

Kâmil Koç’un Operasyon Gücü, Ufkunuzu Genişletiyor

BİRİKİMİMİ, YATIRIMA ÇEVİRMEK İÇİN DOĞRU BİR ADIM ATTIM Karadeniz Ereğli doğumluyum. Uzun yıllar Ereğli’de yaşadım. Üniversite eğitimimle birlikte İstanbul’a geçtim. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Yaklaşık 25 yıldır doktorum. Mesleğim benim için sadece bir iş değil; disiplin, emek ve sorumluluk demek. Şirket tarafına gelirsek; Otobüsçülük bende bir heves değil, aslında bir aidiyet oldu çünkü ailemde bu iş var. Babam otobüsçüydü, kardeşlerim otobüsçüydü. Ben de bu bilgi birikimini değerlendirerek bu alana yatırım yapmak istedim. Yatırım dediğiniz şey sadece parayla ilgili değil; takip etmek, doğru planlamak, riski yönetmek, devamlılığı sağlamak… Ben de bu bakışla bu sektöre girdim. Kardeşlerim yanımda, benimle birlikteler; her zaman destek oluyorlar. Yani ben sahada yalnız değilim ama kararlarımı, hedefimi ve çizgimi her zaman net tutarım. KÂMİL KOÇ İLE KİMYAMIZ TUTTU VE GÜÇLÜ BİR BİRLİKTELİK KURDUK Otobüsçülükte geçmişimiz var. Daha önce de bireysel otobüs yatırımcılığı yaptık. Bize saha tecrübesi kazandıran, işi içeriden öğreten süreçlerdi. Sonrasında şartlar ve hedefler aynı noktada buluşunca Kâmil Koç’la güçlü bir birliktelik kurduk. Bugün geldiğimiz noktada Zonguldak ve Düzce’de işletmeci olarak sorumluluk alıyoruz. Bu da benim için önemli çünkü bir kadın olarak “işletmecilik” tarafını üstlenmek, sadece yatırım yapmak değil; sistemi kurmak, düzeni oturtmak, kaliteyi korumak demek. Kâmil Koç’la yol arkadaşlığımızın başlaması aslında bir süreç sonucu gerçekleşti diyebilirim. Birkaç kez görüşmenin ardından durumu 7-8 ay enine boyuna düşündük. Bu süreçte kafamızda olgunlaşan fikirlerle yeniden görüşmelere başladık ve 2 ay içinde değerlendirmelerimizi tamamlayıp, önce 1–2 aracı sisteme yazdık, çalışmaya başladık. Sonra baktık ki kimyamız tutuyor. Kâmil Koç zaten Türkiye’nin en büyük firması; bunu anlatmaya gerek bile yok. Hem sektörün içindeki bir paydaş olarak gördüklerimiz hem de geçmişte kısa süreli de olsa Kamil Koç ile yaptığımız birliktelik neticesinde daha güçlü şekilde yeniden başlamanın doğru olacağına inandık. İlk etapta 10 araçla başladık; Ereğli–Zonguldak projesi olarak yola çıktık. PLANSIZ DEĞİL, SAĞLAM ADIMLARLA İLERLİYORUZ Bu birliktelik çok hızlı büyüdü çünkü iki tarafta da enerji vardı. Biz Kâmil Koç’tan memnunuz, Kâmil Koç da bizden memnun. Bu kadar net. Daha sonra Kamil Koç yetkilileriyle birlikte Düzce projesini de yürüttük ve Düzce bölgesini de aldık. Şu an Düzce yazıhanesi, Ereğli yazıhanesi aktif. Bu ay sonunda açacağımız yeni yazıhanelerle de operasyonumuzu daha da büyüteceğiz. Araç sayımızı 16’ya çıkardık, 4 araç daha geliyor. 20 araçla Zonguldak hattından çıkan sıraların tamamını yapacak güce geliyoruz. Ben bu büyümeyi “gümbür gümbür” diye tarif ederim; çünkü plansız değil, sağlam adımlarla ilerliyoruz. 100 YILI DEVİRMİŞ KAÇ TANE FİRMA VAR Kİ! Kâmil Koç benim için ne ifade ediyor diye sorarsanız… Kâmil Koç 100. yılında gerçekten bir çınar. Cumhuriyetten sonra 100 yılı devirmiş ya da 100 yılı görmüş firma sayısı iki elin parmaklarını geçmez diye düşünüyorum. Kâmil Koç, rahmetli Kâmil Koç’tan bu yana Türkiye’de iz bırakmış, adını altın harflerle yazdırmış bir marka. Bayrak el değiştirdi ama hala ilk günkü gibi çok güçlü bir şekilde taşınıyor. FlixBus gibi küresel bir güçle birlikte bu bayrağın zirvede kalmaya devam edeceğine inanıyorum. Ben Kâmil Koç’a “bir yuva” gibi bakıyorum. Ailemi, çocuklarımı emanet edebileceğim; bir yerden bir yere giderken kendimi emanet edebileceğim bir yapı. Aynı zamanda değişik şehirlerin lezzetini, tadını görerek izlediğimiz bir yol arkadaşımız… Bu cümleyi özellikle seviyorum çünkü biz bu işte sadece araç çalıştırmıyoruz; insanları, hayatları, hikâyeleri taşıyoruz. OPERASYONUN HER NOKTASINA “KADIN ELİ” DEĞMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM Yazıhane tarafında da ben olaya biraz “kadın gözüyle” bakıyorum. Bizim yazıhanelerimizde önceliğimiz temizlik ve güler yüz. Bunlar her yerde söylenir ama ben bunu “politikamız” olarak görüyorum; esnetilemez, suistimal edilemez. Ayrıca bu bakış açısı doğrultusunda kadın çalışan istihdam etmeye de özellikle özen gösteriyoruz. Bilet satış görevlilerinde, yazıhane tarafında kısacası işimizin her noktasında kadın eli olsun istiyorum. Bu bölgede farklı bir tarz yaratmak hedefimiz. Bunun dışında araç sayımızla ve güzergâhlarımızla da sahada fark yaratıyoruz. Kadın çalışan ağırlığı konusunda da net bir hedefim var. Bu açıdan da Kamil Koç’un hedefleri ile ciddi bir uyum yakalıyoruz. Çünkü Kamil Koç sektörde kadın istihdamını desteklemek başta olmak üzere yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile yolcu deneyimine bakış açısı ile hemen hemen her noktada kadınları desteklemeyi görev edinmiş bir şirket. Özellikle erkek egemen olan kara yolu yolcu taşımacılığı sektöründe bu konuda da liderliği göğüsleyen bir şirket ile birlikte çalışmak benim için çok önemli. Biz de Kamil Koç’tan aldığımız ilhamla kadın hostes istihdamımızı arttırdık. Şu an dört hostesimiz kadın. Bir kadın otobüs şoförümüz var, ikincisi de yolda geliyor. Ben minimum beş kadın şoför olmasını istiyorum. Hostes kadromuzun da en az yüzde 50’sinin kadın olmasını hedefliyorum çünkü kadın eli bazı yerlerde hizmetin tonunu değiştiriyor; daha düzenli, daha nazik, daha özenli bir yaklaşım geliyor. ÖDEMELERDE “BİR KURUŞ” BİLE SAPMIYOR Ödeme tarafında şunu çok net söyleyebilirim: Kâmil Koç’ta ödeme problemi diye bir şey asla söz konusu değildir. Zaten Kâmil Koç bu konuda çok farklı bir firma. Kuruş sapmayan, 0.01’i bile hakkaniyetle hesap eden bir sistem var. Taahhüt edilen günlerde ödemelerimiz düzenli şekilde gelir. Biz de zaten bu düzen sayesinde kaliteli hizmet verebiliyoruz. Sonuçta para kazanmalıyız ki kaliteyi sürdürebilelim. Kalite bir gün olur, iki gün olur; asıl mesele bunu sürekli hale getirmek. Kâmil Koç’un sistemi bunu mümkün kılıyor. GÜNDE 20’Yİ AŞKIN SEFER DÜZENLİYORUZ Sefer tarafında da oldukça hareketliyiz. Zonguldak’tan Antalya var, karşılıklı gidip geliyor. Zonguldak–Marmaris, Zonguldak–Fethiye var. Zonguldak’tan yedi tane İstanbul seferimiz var. Zonguldak–Bodrum, Zonguldak–Kayseri, Zonguldak–Hatay var. Ereğli’den Ankara seferlerimiz var. Günde ortalama 23, bazen 24 sefer çıkışı yapıyoruz. Bu yoğunluk, doğru yönetilmezse zorlar; doğru yönetilirse büyütür. Biz de doğru yönetmeye çalışıyoruz. BÖLGE MÜDÜRLERİMİZLE KESİNTİSİZ İRTİBAT HALİNDEYİZ Yönetim kademesiyle iletişime gelince… Kâmil Koç’un en güzel taraflarından biri bu. Samimiyet ve ilgi gerçekten yüksek. İstanbul Bölge Müdürümüzle günde üç kere konuştuğumuz olur. Ankara’yla haftada bir mutlaka görüşürüz. 15 günde bir farklı vesilelerle bir araya geliriz. Biz aramasak onlar arar. Bazen o kadar arıyorlar ki “Acaba eksik bir şey mi yaptık?” diye kendimizi kontrol ediyoruz ama mesele eksik aramak değil; işi nasıl geliştirebiliriz diye sürekli istişare etmek. Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul… Dört bölgeyle çalışıyoruz ve dördünden de güçlü bir enerji alıyoruz. Saatlerimiz, sefer sayılarımız bu yönlendirmelerle artıyor, güncelleniyor. Bu elektriği başka hiçbir yerde yok. Bence bu, Kâmil Koç’un ülkenin her noktasına ulaşan yapısıyla doğru orantılı. “BU SEKTÖRDEN KAÇIN” DİYENLER İNSANLARI YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR Ben “Bu sektörden kaçın” denmesine çok karşıyım. İnsanlar bence yanlış yönlendiriliyor. Bu sektör yaz-kış dengesi olan bir sektör. Bir doktor olarak bunu çok net görüyorum. Mesleğimde de devamlılık önemlidir: hastaya ilgi gösterirsen seni daha sık tercih ederler böylece daha çok hastanın şifa bulmasına vesile olabilirsin. Burada da yolcuya ilgi gösterirsen seni tercih ederler böylece daha çok insanın yol arkadaşı olabilirsin. Devamlılık buradan gelir. Bir bölgede iki sefer açıp bir araçla gidip gelerek yolcuyu mutlu edemezsiniz. Yolcu geldiğinde maksimum iki saatte bir gideceği şehre araç bulmalı. Kâmil Koç’ta bu sistemi görebiliyorsunuz. Bir de Kâmil Koç’ta ufkunuz geniş. Şu an gitmediğimiz bölgeler var ama araç sayımız arttıkça Kâmil Koç’la yeni yollara açılabilirsiniz. Bugün Çorum’a da gitmek isterseniz gidebilirsiniz, Mardin’e de. Bunu birçok firmada yapamazsınız. Yerel firmalarla çalıştığınızda ufkunuz daha sınırlı olur. Kâmil Koç’un en büyük avantajı; her yola, her bölgeye, her çeşit yolcuya ulaşabileceğiniz bir sistem sunması. KÂMİL KOÇ OLARAK TERCİH EDİLEN BİR FİRMAYIZ Şoförlerimiz, hostlarımız, hosteslerimiz, bilet satış görevlilerimiz … Eğer yolcuya kaliteli hizmet sunarsak, yolcu mutlu olursa bizi tercih eder. Biz Kâmil Koç olarak her zaman yolcunun ilk tercihiyiz. Bu devamlılığı korumak da bizim elimizde. Sadece “bagaj taşımak” gibi düşünmemek lazım. Bu sektör lastikçisinden akaryakıtçısına, ikramcısından şoförüne kadar büyük bir ekosistem. Maliyetler arttı, doğru ama kaliteli hizmet verdiğiniz sürece bu sektör bitmez. Sektörün lideri olan Kâmil Koç ve Kâmil Koç gibi düşünen firmalar her zaman var olmaya devam eder.

İşini Severek Yapıyorsan  En Doğru Tercih: Kâmil Koç! Haber

İşini Severek Yapıyorsan En Doğru Tercih: Kâmil Koç!

OTOGARIN SUYUNU İÇTİN Mİ BIRAKAMAZSIN Ben Orhan Şahin. Aslen Muş Malazgirtliyim ama Denizli’de doğup büyüdüm. 1982 doğumluyum. Evliyim, iki çocuğum var. 2010 yılından beri Kâmil Koç’ta yöneticilik yapıyorum. Aslında benim hikâyem Kâmil Koç’la 2008–2009 yıllarında, Denizli yazıhanesinde çalışmaya başlamamla başlıyor. Otobüsçülük bizim aile mesleğimiz. Babam ve amcam bu sektörün içindeydi. Yaklaşık 40–45 yıldır ailemiz Denizli Otogarı’nda faaliyet gösteriyor. Hâlâ Denizli Otogarı’nda 7–8 işletmemiz devam ediyor. Biz yazıhanecilikten gelmeyiz ama otogarın içinden geldik, o kültürle büyüdük. Ben ilkokuldan liseye kadar her yaz otogara gelirdim. Yardım ederdim, çalışırdım. O zaman büyükler derdi ki “Otogarın suyunu içtin mi bırakamazsın.” Gerçekten de öyle oldu. O dönem çok iyi bir basketbolcuydum. Spor hayatımın bir parçasıydı ama otogar da diğer parçasıydı. İnsanlara yardım etmeyi seviyordum. Hizmet sektörünü seviyordum. Otobüsçülük hoşuma gidiyordu. İnsanları bir yerden bir yere götürmek, onların hayatındaki en önemli anlara eşlik etmek… Üniversiteden dönen bir evladın mutluluğu da var, askere giden bir gencin hüznü de var. Hepsini bir arada yaşıyorsunuz. Bir de işin otomotiv tarafını hep sevdim. KÂMİL KOÇ BİR OKUL GİBİDİR Kâmil Koç’la tanışmamız acentelik süreciyle oldu. Acenteliğini yapıyorduk. İşimizi düzgün yaptık. Dürüst olduk. Kâmil Koç’un ahlakını, hizmet anlayışını benimsedik. Bizi sevdiler. 2010 yılının sonlarında süreç başladı, 2011’in ilk aylarında Denizli Otogarı’nda özmal yapıya geçerek birlikte çalışmaya devam ettik. O günden bugüne hâlâ buradayım. Denizli Otogar yöneticisi olarak başladım. Sonra otogar müdürü oldum. Ardından İzmir Otogar müdürlüğü geldi. Denizli devam ederken İzmir’i de üstlendim. Sonra bölge otogar müdürü, ardından bölge müdür yardımcısı ve bugün Ege Bölge Müdürü olarak görev yapıyorum. Kâmil Koç bir okuldur. Dürüst olursan, işini seversen, işi yaşarsan seni bir yerden alır başka bir yere taşır. Kamil Koç’ta eskiden beri liyakate çok önem verilir. Ekibe katılacak her bir personel özenle seçilir, ekibe dahil olan da içerideki ortamı, kendisine verilen değeri görünce bir daha ayrılmak istemez. Bu yapı geçmişten bu güne hiç değişmedi. Hala aynı gelenek sürüyor. O yüzden diyorum ki; işini düzgün yaparsan, Kâmil Koç seni emekli eder. EGE BÖLGESİ KÂMİL KOÇ’UN GÖZBEBEĞİDİR Şu anda Ege Bölgesi’nde 6 il ve 33 ilçe bana bağlı. Denizli ve İzmir özmal yapımız var. Denizli’de ve İzmir’de ekiplerimiz var. Bunun dışında host yönetimi, yer hizmetleri, yolcu ilişkileri, ikram birimi, kalite kontrol, özmal filo yapısı ve kaptan kadroları var. Her birimin ayrı yöneticisi var ama Ege’de hep birlikte tek hedef için çalışıyoruz: “Yol Arkadaşlarımızı” güvenli, kaliteli ve konforlu şekilde istedikleri yere ulaştırmak. Ege Bölgesi coğrafi olarak çok güçlü bir bölge. İstanbul’dan, Bursa’dan, Karadeniz’den gelen herkes İzmir üzerinden sahillere akıyor. Bodrum, Marmaris, Çeşme, Alaçatı, Kuşadası… Hepsi İzmir için geçiş noktası. İzmir artık sektörde adeta Afyon gibi bir merkez konumuna geldi. O yüzden Ege Bölgesi Kâmil Koç için her zaman ilk sıralardadır. Yıllardır bu bölgeye yatırım yapılır, kaliteli acentelerle çalışılır, güçlü araç yapısı ve personel kalitesi korunur. EGE’DE KEMİKLEŞMİŞ BİR YOLCU KİTLEMİZ VAR Ege Bölgesi’nde Kâmil Koç’un çok güçlü bir marka algısı var. İzmir’de, Aydın’da, Manisa’da, Denizli’de kemikleşmiş bir yolcu kitlesi bulunuyor. Üç ana yolcu grubumuz var. Yetişkin yolcumuz var; Mart ayında gelir, Haziran’daki seyahatini planlar. Oturur, çayını içer, koltuk seçimini yapar. Güneşi hangi taraftan görmek istediğini bile hesaplar. Öğrenci ve turizm yolcumuz var. Yazın sahillere yoğun akış olur. Kışın öğrenci ağırlığı artar. Ekonomik şartlar tabi ki sektörümüzü de etkiledi ama sadık yolcumuz hâlâ bizimle. Yol arkadaşlarımız şunu bilir: Ne olursa olsun Kâmil Koç verdiği hizmetin arkasında durur. Herhangi bir Kamil Koç otobüsünün herhangi bir koltuğuna oturduğu andan itibaren yüz yıllık tecrübenin güvenini hisseder. Yolculuğa karar verdiği andan itibaren Kamil Koç’un yüzlerce kalifiye personeli sadece onun güvenliği ve konforu için çalışır… İşte bu güven duygusu Kamil Koç’un en kıymetli hazinesidir. 100 YILLIK TECRÜBE İLE OPERASYONLARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Bugün Türkiye’de yüzlerce firma var ama büyük bir kısmı Kâmil Koç’la çalışmak istiyor çünkü Kâmil Koç’un işi sadece yolcuyu taşımak değil. Arka planda raporlama, planlama, muhasebe, hukuk, insan kaynakları, yolcu ilişkileri, pazarlama, bilgi teknolojileri gibi departmanlardan oluşan çok güçlü bir yapı var. Üstelik bu yapı dünyanın her yerinde karayolu yolcu taşımacılığı dendiğinde akla ilk gelen şirket olan Flix’in global vizyonuna sahip. Biz 100 yıldır yollardayız ama asla sabit, yeniliklere kapalı bir şirket değiliz. Yüz yıldır sürekli üstüne koyarak edindiğimiz tecrübemizi Global otağımız Flix ile birleştirmemiz bunun en güzel göstergesi. İşte bu sayede Türkiye’nin Kamil Koç’u olabildik. Ege Bölgesi’nde de organik birleşmelerimiz oldu. İş ortaklarımızla aile ortamı kurarak çalışıyoruz. Şeffafız. Global ortağımız Flix de dahil olmak üzere dünyanın her yerinde yöneticilerimiz, bizler ve iş ortaklarımız… Hepimiz aynı değerleri, aynı vizyonu paylaşıyoruz. Bireysel otobüsçülerle sürekli iletişim halindeyiz. Sektörün iniş çıkışlarını birlikte değerlendiriyoruz. Zor dönemlerde iş ortaklarımızın olası zararlarını nasıl en aza indiririz, daha yoğun dönemleri nasıl daha verimli geçiririz, hep birlikte planlıyoruz. Bu yüzden Kâmil Koç her zaman büyümeye, yol arkadaşlarına en güvenli, konforlu ve kaliteli hizmeti sunmaya devam ediyor. Her zaman söylediğimiz gibi biz sadece insanları a noktasından b noktasına taşımıyoruz. 100 yıllık tecrübemizle güven inşa ediyor, global vizyonumuzla yol arkadaşlarımızın hikayelerine ortak oluyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.